Yerel Haberler
Trabzon
15 Mayıs 2026 Cuma - 18:56 Araklıspor’da tarihi cezaya tepki Futbola olan ilgisi ve tutkusu ile bilinen Trabzon’da geçtiğimiz ay Araklıspor ile Beşikdüzüspor arasında oynanan Süper Amatör Lig karşılaşmasının ardından Araklıspor’a verilen ağır cezalar tepkiye neden ıldu. BAL Ligi’ne yükselme adına final niteliği taşıyan Araklıspor-Beşikdüzüspor karşılaşması, 29 Nisan günü Akyazı Stadı’nda oynandı. Hakem kararları zaman zaman tribünlerde tepkilere sahne olsa da herhangi bir olay yaşanmadan karşılaşma 1-0 Araklıspor’un uzatma anlarında bulduğu golle sona erdi. Karşılaşmanın ardından taraflar dostane şekilde sahadan ayrılırken, hakem veya futbolculara saldırı olmadığı, yabancı madde atılmadığı ve statta hiçbir zararın oluşmadığı belirtildi. Ancak maçtan yaklaşık 15 gün sonra Araklıspor camiasına yönelik ağır yaptırımlar uygulanması büyük tepki çekti. 13 kişiye ceza Takımdan 3 futbolcu, 3 yönetici ve 1 antrenörün de aralarında bulunduğu toplam 13 kişiye; 1 yıl hak mahrumiyeti, para cezası, maç günlerinde polis merkezine giderek imza verme zorunluluğu getirildi. İddialara göre kararın gerekçesi olarak taraftarı taşkınlığa teşvik etmek, gerginliğe zemin hazırlamak, güvenlik güçlerine zorluk çıkarmak, itirazlarda bulunmak ve polis uyarılarına rağmen maç sırasında görüntü kaydı almak gibi suçlamalar gösterildi. Konu Trabzon Büyükşehir Belediye Meclisi’nde de gündeme gelirken, Araklı Belediye Başkanı Hüseyin Avni Coşkun Çebi karara tepki gösterdi. Başkan Çebi yaptığı açıklamada "Araklıspor finale yaklaştı. Ben de o maçta oradaydım. Taraftarlarımıza, yöneticilerimize, kulüp başkanımıza ve futbolcularımıza çok ağır cezalar verildi. Bu konuda yardım bekliyoruz" ifadelerini kullandı.
15 Mayıs 2026 Cuma - 18:04 Akçaabat’ta GastroFest rüzgarı Trabzon’un Akçaabat ilçesinde bu yıl ikincisi düzenlenen Akçaabat GastroFest Sahil Park’ta gerçekleştirilen açılış programıyla kapılarını ziyaretçilere açtı. Karadeniz’in köklü mutfak kültürünü, yöresel üretim değerlerini ve gastronomi turizmini ön plana çıkaran festivalin açılışına Akçaabat Kaymakamı Yusuf Cankatar, Trabzon Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Faruk Kanca, Akçaabat Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim, jüri üyeleri, yarışmacılar, şefler ve vatandaşlar katıldı. Festival alanında kurulan yöresel ürün stantları, gastronomi atölyeleri, şef sunumları ve kültürel etkinlikler ziyaretçilerden büyük ilgi görürken; Akçaabat’ın köklü mutfak kültürü bir kez daha ön plana çıktı. Festivalin açılış konuşmasını gerçekleştiren Akçaabat Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim, Akçaabat’ın sahip olduğu gastronomik değerlerin yalnızca yöresel yemeklerden ibaret olmadığını, aynı zamanda şehrin kültürel hafızasını taşıyan önemli bir miras olduğunu ifade etti. Başkan Ekim "Akçaabatımız doğal güzellikleriyle, kültürüyle, sanatıyla olduğu kadar güçlü mutfak kültürüyle de Karadeniz’in önemli şehirlerinden biridir. Yüzyıllardır aynı sofralarda yoğrulan lezzetlerimiz bugün bizlere sadece bir tat değil aynı zamanda bir kimlik sunmaktadır. Akçaabat Köftemizden un helvamıza, kuymaktan ekşi tarhanamıza kadar her ürünümüz bu toprakların emeğini, bereketini ve kültürünü taşımaktadır" dedi. Coğrafi işaret çalışmalarına da değinen Başkan Ekim, "Akçaabat Köftesi ve Akçaabat Un Helvası’nın coğrafi işaretleri alınmıştır. Bunun yanında Akçaabat Ekşi Tarhanası, Akçaabat Güz Fasulyesi, Akçaabat Haşlaması, Akçaabat Kabaklı Mısır Ekmeği ve Akçaabat Sülfanı için de coğrafi işaret başvurularımız yapılmış olup süreçler devam etmektedir. Çünkü biz biliyoruz ki coğrafi işaret yalnızca bir belge değildir; o ürünün hikâyesini, emeğini, geçmişini ve geleceğini koruyan çok önemli bir değerdir" diye konuştu. Kuymak show "Kuymak Adam" olarak bilinen Serhat Kasap tarafından canlı kuymak yapımı ve ikram programı festival alanında büyük ilgi gördü. Vatandaşlar dev kazanlarda hazırlanan kuymağın tadına bakarken festival alanında renkli görüntüler oluştu. Festival kapsamında şefler tarafından gerçekleştirilen uygulamalı sunumlarda Karadeniz mutfağının yöresel lezzetleri ve modern sunum teknikleri vatandaşlarla paylaşıldı. Festivalin ilk gününde düzenlenen Genç Şefler Yarışması da ziyaretçiler tarafından ilgiyle takip edildi. Akçaabat GastroFest, 16 Mayıs Cumartesi günü de Akçaabat Sahil Park’ta lezzet ve kültür dolu etkinliklerle devam edecek. Festivalin ikinci gününde de workshoplar, gastronomi söyleşileri, yöresel lezzet sunumları, sahne etkinlikleri ve çeşitli yarışmalar vatandaşlarla buluşacak.
15 Mayıs 2026 Cuma - 16:30 Torununu öldüren damada verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını az buldu Trabzon’un Beşikdüzü ilçesinde boşanma aşamasındaki 2 yıllık eşi Sinem Somun’u tabancayla vurarak öldüren ve müdahale için olay yerine gelen bir bekçiyi de yaralamaktan tutuklanan şahıs, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Anneanne Gülizar Topaloğlu, "Bu ceza az oldu, 2 kez ağırlaştırılmış ceza verselerdi içim ancak soğurdu" dedi. Olay, 31 Temmuz 2025 akşamı Beşikdüzü ilçesi Adacık Mahallesi’nde yaşandı. Hakkında verilen uzaklaştırma kararına rağmen Ali Eren Somun, arka balkondan tırmanarak boşanma sürecinde olduğu 2 yıllık eşi Sinem Somun’un bulunduğu daireye girdi. Evde başlayan tartışmanın şiddetlenmesi üzerine gürültüyü fark eden komşular, durumu dışarıda görev yapan bekçilere bildirdi. Yaşanan arbede sırasında Ali Eren Somun, yanındaki tabancayla eşine ateş açtı. Bacak ve sırtından vurulan Sinem Somun, tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Şüpheli, kaçmaya çalışırken olay yerine gelen bekçiye de ateş etti. Bacağına isabet eden mermiyle yaralanan ve hastanede ameliyat edilen bekçi, tedavisinin ardından taburcu edildi. Mersin Üniversitesi Gemi Taşımacılığı Bölümü mezunu olan ve olaydan yaklaşık 10 gün sonra görev yaptığı gemide kaptanlığa başlamaya hazırlanan Sinem Somun, Giresun’un Eynesil ilçesinde toprağa verildi. Cinayetin ardından kimliğini gizlemek amacıyla saçını, sakalını ve kaşlarını kesen Ali Eren Somun, motosikletle kaçtığı Sinop’ta ormanlık alanda kurduğu çadırda yakalandı. Gözaltına alınan şüpheli, sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Tutuklu sanık Ali Eren Somun hakkında ’tasarlayarak eşe karşı kasten öldürme’, ’zincirleme tehdit’, ’yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle bir kişiyi öldürmeye teşebbüs’ ve ’ruhsatsız ateşli silah bulundurma’ suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ile birlikte 25 yıla kadar hapis cezası talebiyle dava açıldı. Somun, dosya kapsamında bugün 3’üncü kez Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktı. "Ben tahliyemi talep etmiyorum, zaten cezalandırılmam gerektiğini düşünüyorum" Tutuklu olduğu Elazığ’daki cezaevinden duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katılan sanık Somun savunmasında, "Ben tahliyemi talep etmiyorum. Zaten cezalandırılmam gerektiğini düşünüyorum. Suçum yok demiyorum. Olay tamamen kazaydı. Tabancamdan çıkan kurşunla eşim öldü. Sakince kendimi savunuyorum. Acılar var, benim de acım var. Ben karıma hiçbir zaman el kaldırmadım. Acımı yaşıyorum. Koğuşta eşimin resmini saklıyorum. O gün Sinem’i öldürmek için yeterli vaktim vardı. Öldürecek olsam kanıt bırakmaz şekilde öldürürdüm. Ailesine gönderdiğim mektupta tehdit yok. Sadece eşim Sinem’i kendi aile mezarlığımıza defnetmek istediğimi söyledim. Adil bir yargılanma istiyorum. Yargılanmamın adil olmadığını düşünüyorum" dedi. Sesini duymak istemeyip salondan ayrıldılar Somun’un konuşması sırasında duruşmada bulunan anneanne Gülizar Topaloğlu ve dede Ali Hayri Topaloğlu, salondan ayrıldı. Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Ali Eren Somun’u ’tasarlayarak eşe karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapse, bekçi Emrah Erata’ya yönelik eyleminden de kamu görevlisini yaralamaktan 2 yıl 2 ay ve ruhsatsız ateşli silah bulundurmaktan 3 yıl hapis cezasına çarptırdı. Cezayı az buldu Verilen karar sonrasında açıklamalarda bulunan Sinem Somun’un anneannesi Gülizar Topaloğlu, "Bu ceza az oldu. 2 kez ağırlaştırılmış ceza verselerdi içim ancak soğurdu. Ben bu cezaya karşıyım. Bu ceza çok az oldu. Ben kızımı kaybettim. Anlatacak başka ne var? 2 kez ağırlaştırılmış ceza verselerdi içim soğumuş olurdu" dedi. Sinem Somun’un avukatı Ozan Karagöz ise, "Mahkeme tehdit suçuna yönelik bir hüküm kurmadı. Bu karara karşı istinaf yoluna başvuracağız, süreci göreceğiz. Bu yönüyle bizim açımızdan, Sinem yönünden ağırlaştırılmış müebbet istediğimiz bir sonuçtu. Gerek bekçi arkadaşımız gerekse de tehdit suçu yönünden itiraz hakkımızı kullanacağız" ifadelerini kullandı.
168 yıllık pilavcı dükkanı ’Barbar’ına kavuştu
21 Ocak 2024 Pazar - 09:33 168 yıllık pilavcı dükkanı ’Barbar’ına kavuştu Trabzon’da yaşayan Arda Kalkanoğlu, kayıp papağanını her yerde aradı, sonunda sosyal medya aracılığıyla 3 kilometre uzaklıktaki bir mahallede buldu. Trabzon’un Ortahisar ilçesinde 168 yıllık serüveninin bulunduğu Tarihi Kalkanoğlu Pilavcısı’nın 5. kuşak temsilcisi Arda Kalkanoğlu’nun 3 ay önce sahiplendiği 6 aylık papağan dükkanın adeta maskotu haline geldi. Yerli turistlerin yanı sıra yabancı turistlerin de ilgisini çeken pilav dükkanında sahibinin omuzundan bir an bile olsun ayrılmayan ’Barbaros’ isimli papağan iş yerinin bulunduğu Pazarkapı mahallesinde kayboldu. Arda Kalkanoğlu, yeğenleri ile birlikte sokak sokak dolaşarak papağanı bulmaya çalıştı. Şehrin değişik mahallerini dolaşmanın yanı sıra sosyal medyada da paylaşımlar yapan Kalkanoğlu, 3 kilometre uzaklıktaki Yenimahalle’de kayıp papağanını buldu. Kalkanoğlu, mahalle sakinleri tarafından bulunan papağanına kavuşmanın mutluluğunu yaşadı. ’Barbaros’ isimli papağınını çok sevdiğini belirten Arda Kalkanoğlu, papağanı ile birlikte uyuduğunu söyledi. 3 ay önce papağanı sahiplendiğini kaydeden Kalkanoğlu, “Küçüklüğümüzde hayvan sevgisini büyüklerimiz bize aşıladı. Papağanı bir arkadaşımın vasıtasıyla aldık. 6 aylık bir bebek 3 aydır bizimle birlikte. Maddi olarak yüksek meblağlar ancak yokluğunda onu çok aradık. Çünkü buranın maskotu oldu. Önceki gün bir aksilik oldu. Kaçıp gitti. Benim omuzumda duruyordu arkadaşımın omzuna gitmek istedi. Arkadaşım papağandan korkuyor o esnada papağan ürkünce doğadaki diğer kuşları görünce gitti. Buradan Yenimahalle’ye kadar gitmiş. Sağ olsun oradaki ağabeyler buldular” dedi. Papağanını bebek gibi baktığını dile getiren Kalkanoğlu, “Maddiyattan daha önemli şey bu maskot. Varlığına alıştık. Bebek gibi bakıyoruz. 4-5 saatte bir yemek yiyor. Onun için sabah akşam eve beraber gidiyoruz. Onunla beraber yatıyoruz, uyuyoruz. Pilavcı barbar diye bir sosyal medyası bile var. Kaybolduktan sonra peşinden çok aradık. Bir şey bulamadık. Yeğenlerimi Bahçecik’e kadar gidip aradılar. Sabah 9 gibi kaçtı 11.30 gibi bulunduğu mahalleden haber geldi. Erken bulduk. ’Barbar, Arda, Babacığım’ diyor. Adı ’Barbaros’ ama biz ona ’Barbar’ diyoruz” ifadelerini kullandı.
168 yıllık pilavcı dükkanı ’Barbar’ına kavuştu
21 Ocak 2024 Pazar - 09:28 168 yıllık pilavcı dükkanı ’Barbar’ına kavuştu Trabzon’da yaşayan Arda Kalkanoğlu, kayıp papağanını her yerde aradı, sonunda sosyal medya aracılığıyla 3 kilometre uzaklıktaki bir mahallede buldu. Trabzon’un Ortahisar ilçesinde 168 yıllık serüveninin bulunduğu Tarihi Kalkanoğlu Pilavcısı’nın 5. kuşak temsilcisi Arda Kalkanoğlu’nun 3 ay önce sahiplendiği 6 aylık papağan dükkanın adeta maskotu haline geldi. Yerli turistlerin yanı sıra yabancı turistlerin de ilgisini çeken pilav dükkanında sahibinin omuzundan bir an bile olsun ayrılmayan ’Barbaros’ isimli papağan iş yerinin bulunduğu Pazarkapı mahallesinde kayboldu. Arda Kalkanoğlu, yeğenleri ile birlikte sokak sokak dolaşarak papağanı bulmaya çalıştı. Şehrin değişik mahallerini gezmenin yanı sıra sosyal medyada da paylaşımlar yapan Kalkanoğlu, 3 kilometre uzaklıktaki Yenimahalle’de kayıp papağanını buldu. Kalkanoğlu, mahalle sakinleri tarafından bulunan papağanına kavuşmanın mutluluğunu yaşadı. ’Barbaros’ isimli papağınını çok sevdiğini belirten Arda Kalkanoğlu, papağanı ile birlikte uyuduğunu söyledi. 3 ay önce papağanı sahiplendiğini kaydeden Kalkanoğlu, “Küçüklüğümüzde hayvan sevgisini büyüklerimiz bize aşıladı. Papağanı bir arkadaşımın vasıtasıyla aldık. 6 aylık bir bebek 3 aydır bizimle birlikte. Maddi olarak yüksek meblağlar ancak yokluğunda onu çok aradık. Çünkü buranın maskotu oldu. Önceki gün bir aksilik oldu. Kaçıp gitti. Benim omuzumda duruyordu arkadaşımın omzuna gitmek istedi. Arkadaşım papağandan korkuyor o esnada papağan ürkünce doğadaki martıları görünce gitti. Buradan Yenimahalle’ye kadar gitmiş. Sağ olsun oradaki ağabeyler buldular” dedi. Papağanını bebek gibi baktığını dile getiren Kalkanoğlu, “Maddiyattan daha önemli şey bu maskot. Varlığına alıştık. Bebek gibi bakıyoruz. 4-5 saatte bir yemek yiyor. Onun için sabah akşam eve beraber gidiyoruz. Onunla beraber yatıyoruz, uyuyoruz. Pilavcı barbar diye bir sosyal medyası bile var. Kaybolduktan sonra peşinden çok aradık. Bir şey bulamadık. Yeğenlerimi Bahçecik’e kadar gidip aradılar. Sabah 9 gibi kaçtı 11.30 gibi bulunduğu mahalleden haber geldi. Erken bulduk. ’Barbar, Arda, Babacığım’ diyor. Adı ’Barbaros’ ama biz ona ’Barbar’ diyoruz” ifadelerini kullandı. (OK-ÖS-Y)
Prof. Dr. İsmail Köse İran-Pakistan gerilimine dikkat çekti, İran’ın kendisine yeni hedef olarak Pakistan’ı seçtiğini duyurdu
20 Ocak 2024 Cumartesi - 10:32 Prof. Dr. İsmail Köse İran-Pakistan gerilimine dikkat çekti, İran’ın kendisine yeni hedef olarak Pakistan’ı seçtiğini duyurdu Pakistan ile İran arasındaki gerilimi değerlendiren Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Köse, "Pakistan İran için kolay bir hedef. İran hangi devlete saldırsa ağır bir şekilde karşılık görebilirdi. Fakat Pakistan’ın kendisine ağır şekilde karşılık veremeyeceğini biliyor ve dolayısıyla Pakistan’a sünnileri kışkırttığı iddiasıyla füze saldırısı düzenledi" dedi. İran’ın son dönemde Ortadoğu’da bir çok problemli noktada aktif rol aldığını ve her sorunun altında İran’ın parmadığı olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. İsmail Köse "İran’da siyaset İran toplumunu bir arada tutmaya İran’daki otoriter teokratik iktidarı devam ettirmeye yönelik politikalar doğrultusunda şekilleniyor. İran’da Acemlerin nüfusu Kürt ve Türkmenler’den daha fazla değil. Dolayısıyla demografik olarak sorunlu bir bölge fakat İran tarih boyunca Orta Doğu’da mezhepçi politikaları sonuna kadar acımasız bir şekilde kullanan müslüman coğrafyada katliamlar uygulanmasından herhangi bir şekilde rahatsız olmadan katliam uygulayan terör örgütlerine lojistik sağlayan bir devlet olarak olageldi. Hatırlanacağı üzere PKK’nın Türkiye’de kanlı saldırılar düzenlediği dönemde de İran PKK’nın lojistiğini sağlayan devletti. Hala İran PKK’yı Türkiye’ye karşı bir kaldıraç olarak elinde tutmaya devam ediyor. Aynı İran Suriye’de Şii politikaları acımasız bir şekilde kullanarak Sünnilere karşı Esat ailesinin katliamlarını destekledi ve beş milyondan fazla Suriye halkını mülteci göçmen durumuna düşmesini seyretti. Çocukların, bebeklerin ölmesi İran’ın çok umurunda olmadı. Aynı İran şu anda Filistin’de ve Lübnan’da Hizbullah’ı destekliyor. Hizbullah-Hamas anlaşmazlığında İran’ın Hizbullah’ı kesinlikle desteklediğini ve Sünni Hamas karşı mezhepçi politikalarla her koşulda Hizbullah’a destek sağladığını da biliyoruz. Son gelişmeler bu doğrultuda okunmalı bu doğrultuda ele alınmalı İran neden durduk yere Pakistan’a saldırı düzenledi. Çünkü İran’ın agresif sert söylemine rağmen ne ABD hedeflerine karşı ne İsrail hedeflerine karşı saldırı düzenleyebilme kapasitesi potansiyeli mevcut değil. Dolayısıyla İran’ın kendi içindeki muhalefeti kendisine karşı yükselen sesi bir şekilde susturması gerekiyor. Bunu da zayıf bir hedefe karşı yapabilir. Pakistan zaten kuruluşundan 1948’den günümüze istikrarın sağlanamadığı topraklar bir türlü sorunların, problemlerin çözülemediği Hindistan’la sorunların Keşmir üzerindeki problemlerin çözülemediği topraklar. Dolayısıyla Pakistan İran için kolay bir hedef. İran hangi devlete saldırsa ağır bir şekilde karşılık görebilirdi. Fakat Pakistan’ın kendisine ağır şekilde karşılık veremeyeceğini biliyor dolayısıyla Pakistan’a karşı sünnileri kışkırttığı iddiasıyla füze saldırısı düzenledi. Başka bir devletin egemen bir devletin toprağına füze atmak bir savaş sebebidir. Ama İran Pakistan’ın kendisine etkili şekilde karşılık veremeyeceğini biliyor kolay bir hedef seçiyor" diye konuştu. "Mezhepçi politikalarla Orta Doğu’yu karıştıran bir İran var karşımızda" "İran tarihinde çok güçlü bir şekilde çok sert söylemler kullanmasına rağmen hiçbir hristiyan devletle çatışmış bir devlet değildir" diyen Köse "İran mezhepçi politikalarla kendisine gelebilecek baskıları uzakta karşılıyor. Yemen’de Husileri kışkırtıyor, Birleşik Arap Emirliklerinde Şiileri kışkırtıyor, Mısır’da Şiileri kışkırtıyor, Filistin’de Şiileri kışkırtıyor. Irak’ta şu anda Şiiler üzerinde etki sağlamış durumda. Mezhepçi politikalarla Orta Doğu’yu karıştıran bir İran var karşımızda. Tarih boyunca da İran Anadolu’yu ’da kışkırttı Şii politikalarla. Yine İran son yıllarda PKK’ya lojistik destek sağlayarak Türkiye’nin de istikrarsızlaşmasını kendisinin gelecekteki çıkarları üzerinden fayda görüyor" ifadelerini kullandı.
KKTC Cumhurbaşkanı Tatar’a KTÜ’de fahri doktora unvanı verildi
19 Ocak 2024 Cuma - 18:53 KKTC Cumhurbaşkanı Tatar’a KTÜ’de fahri doktora unvanı verildi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’a, Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde (KTÜ) fahri doktora unvanı verildi. Bir dizi ziyaret ve program için Trabzon’a gelen KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) ve Ortahisar Belediyesi işbirliğinde düzenlenen "KKTC’nin Türk dünyası içerisindeki stratejik önemi" konferansına katıldı. Konferansa Tatar’ın yanı sıra Trabzon Valisi Aziz Yıldırım, AK Parti’den 31 Mart Yerel Seçimlerinde Trabzon Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı’na aday gösterilen Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, KTÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Çuvalcı, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Konferansa bir konuşma yapan KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olarak ana vatanım Türkiye Cumhuriyeti ile uyum içerisinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hükümetiyle birlikte hareket etmenin mutluluğu içerisindeyim. Kıbrıs’ta eğer farklı bir düşünce, strateji olursa o zaman hepimiz zarar görürüz. Türkiye Cumhuriyeti ile uyum içerisinde bu siyaseti sonuna kadar sürdürmenin bahtiyarlığı içerisinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Türk dünyasının stratejik önemi açısından bu milli değerlerle bu siyaseti yürütmenin gelecekte bizlere gelecekte çok hayırlı olacağı düşüncesinde görevimi yürütmenin bahtiyarlığı içerisindeyim" ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından KTÜ Rektörü Çuvalcı, Cumhurbaşkanı Tatar’a cübbesini giydirdi ve fahri doktora diplomasını takdim etti. Tören toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.
AK Parti’nin Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Metin Genç basının karşısına çıktı
19 Ocak 2024 Cuma - 14:15 AK Parti’nin Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Metin Genç basının karşısına çıktı AK Parti’den 31 Mart Yerel Seçimlerinde Trabzon Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı’na aday gösterilen Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, AK Parti Trabzon İl Başkanlığı’nda basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısında ilk sözü alan AK Parti Trabzon İl Başkanı Sezgin Mumcu, sözlerine Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu’na teşekkür ederek başladı. Zorluoğlu’nun hizmetleriyle ve projeleriyle Trabzon’a damga vurduğunu kaydeden Mumcu, “Bu mübarek Cuma gününde bugün 31 Mart seçimlerinin startını veriyoruz. Ben öncelikle 5 yıl boyunca Trabzon’a hizmet eden Zorluoğlu’na çok teşekkür ediyorum. Gerçekten Trabzon’a çok güzel hizmet etmiş, damga vurmuş başkanımıza tüm teşkilatımız adına teşekkürlerimizi sunuyoruz. Tabiki Sayın Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olan ve aynı zamanda Ortahisar Belediye Başkanlığı görevini on yıl boyunca başarıyla sürdüren Ahmet Metin Genç Başkanımıza bu çıktığı yolda Allah’tan muvaffakiyetler diliyorum” dedi. Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday gösterilmesinin anlamını ve değerini çok iyi bildiğini ifade eden Başkan Adayı Ahmet Metin Genç ise “14 Ağustos 2001 yılında Cumhurbaşkanımızın açtığı bu yolda görev alan bir kardeşiniz olarak hem teşkilatımızda, hem de belediyemizde görev yaptık. Bunun gururuyla ve mutluğuyla yaşıyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliği sayesinde bu görevlerimizde hiçbir zaman halkımıza karşı mahcup olmadık. Bugün kurucusu olduğum Ortahisar Belediye Başkanlığı görevimin ikinci dönemini tamamlıyoruz. Şimdi ise yeni bir yerel seçimin arifesindeyiz. Hem teşkilatımızın kanaatleri, hem Trabzon halkımızın teveccühü, Genel Merkezimizin ve Sayın Cumhurbaşkanımızın tensipleriyle beraber şu anda Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Adayı olarak karşınızda bulunuyorum. AK Davanın kuruluşundan beri içinde bulunan kardeşiniz olarak şu andaki sıfatımın hem şahsen mutluluğunu yaşıyorum hem de bir teşkilat mensubu olarak da gururunu yaşıyorum” diye konuştu. “İlk olarak Zorluoğlu’nu aradım” “Adaylığımız ilan edildikten sonra ilk olarak mesai birlikteliği yaptığım Başkanımız Sayın Murat Zorluoğlu’nu aradım ve adaylık sıfatımızın tevdi edildiğini bildirdim" diyen Genç "Bu dönemde hem Büyükşehir hem de Ortahisar Trabzon’a çok güzel hizmetler kazandırdı. Kıymetli belediye başkanımız Murat Zorluoğlu’na bu ahenkli çalışma dönemi için sözlerimin başında en içten teşekkürlerimi iletiyorum. Başkanımızın sözünü de paylaşmak istiyorum. ‘İnşallah el birliğiyle beraber, bütün gücümüzle beraber bu vazifeyi size emanet edeceğim ama 31 Mart’a kadar bütün gücümüzle en büyük başarıyı sağlamak için çalışacağım’, dedi. Bunun için de başkanımıza çok teşekkür ediyorum. Siyaset uzun bir yol, adeta maraton yolculuğudur. Bu bir bayrak değişimidir. Şimdi inşallah Ortahisar’da yaptığımız vazifeyi, bütün şehrimizde, 18 ilçemizde AK teşkilatımızla beraber hizmet edeceğiz” şeklinde konuştu. Makamların gelip geçici olduğunun altını çizen Başkan Genç, “Bu şehirde doğmuş, bu şehrin havasını teneffüs etmiş, hemen hemen 750 köyünü bilen birisi olarak bu kadim topraklara hizmet etmenin mutluluğu ve gururuyla yola devam edeceğim. Makamlar gelip geçicidir baki olanın güzel sözlerle anılmak olduğunun bilincinde olarak bu sözlerimi ifade ediyorum. Ama bu topraklara hizmet edenler güzel sözlerle, tabiri caizse gök kubbede hoş seda bırakacak anılarla anılmak. Önümüzdeki süreçte yerel ve merkezi olarak idare olarak hep birlikte sinerji oluşturarak bu şehre hizmet etmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı. “Raylı sistem projesini bu dönemde hayata geçirmek için gayret edeceğim" Raylı sistem projesini Trabzon’da bu dönemde hayata geçirmek için gayret edeceğine vurgu yapan Başkan Genç, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Şehrimiz tarihin, kültürün, sanatın öne çıktığı bir şehir ama aynı zamanda spor, eğitim ve turizm şehri. Dolaysıyla bu özelliklerimizi daha da zenginleştirmek, kalıcı hale getirmek ve geleceğe de taşımak adına bugüne kadar kültür sanat, tarih alanında yaptıklarımızı aynen devam ettireceğiz. Kadim bir şehiriz bütün güzelliklerimizi esas alarak bu vizyonla çalışmaya devam edeceğiz. Şu hususu da bir tespit olarak paylaşayım. Zorluoğlu Başkanımızla başlayan projelerimizi süratle, aynı anlayışla tamamlayacağız. Başta Gülcemal olmak üzere, Sanayi Sitesi’nin dönüşümü ve nakli, Çömlekçi’nin ikinci etabını tamamlayacağız. Trabzon’un beklentisi olan şu anda da Ulaştırma Bakanlığı’na devredilmiş olan raylı sistem başta olmak üzere bu şehre hangi sözler verilmişse bu projeleri hak eden hemşehrilerimizin hizmetine sunacağız. Şu anda şehrimizdeki 560 km’lik içme suyu hattı projesi tamamlanmak üzere. Temiz içme suyu temin etmek için yapılan bu altyapı çalışmasını ve bu projeyi çok hızlı bir şekilde tamamlayıp şehrimizin altyapısını ve ulaşımını konforlu hale getireceğiz. Trabzon aynı zamanda bir tarım şehridir. Pandemide tarımın ne kadar önemli hale geldiğini gördük. Bundan dolayı tarımı Büyükşehir Belediyesi olarak ayrı bir başlık altında çalışacağız. Ne kadar üretirsek o kadar güçlüyüz. O nedenle üretimi artırmak zorundayız. Bu şehrin turizmini ileriye taşımak zorundayız. Şehrimizi belki yurtdışında daha çok tanıtmak zorundayız. Bunun içinde yurtdışı seyahatlerimiz olacak. Bu şehrin girdisini artırmak zorundayız.”
KKTC Cumhurbaşkanı Tatar: “Filistin ve Gazze’de yaşananlar bizleri çok üzmüştür; bu tekrar bir ders niteliğindedir”
19 Ocak 2024 Cuma - 13:41 KKTC Cumhurbaşkanı Tatar: “Filistin ve Gazze’de yaşananlar bizleri çok üzmüştür; bu tekrar bir ders niteliğindedir” Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “Filistin ve Gazze’de yaşananlar bizleri çok üzmüştür. Bu tekrar bir ders niteliğindedir. Kıbrıs’ta benzer olayların yaşanmaması için Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlüğünün, Türk askerinin varlığının devamı ve Kıbrıs’ta ancak iki devlet temelinde böyle bir anlaşmanın olabileceğini bir kez daha paylaşıyorum” dedi. KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, bir dizi ziyaret ve program için gece saatlerinde havayolu ile Trabzon’a geldi. İlk olarak Trabzon Valiliği’ni ziyaret eden Tatar, Vali Aziz Yıldırım ve Büyükşehir Belediye Başkanvekili Atilla Ataman ile görüştü. Görüşmenin ardından basın mensuplarının sorularını cevaplayan Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kıbrıs Barış Harekatı’nın bir dönüm noktası olduğunu belirterek, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Doğu Akdeniz’de bağımsız bir Türk devletidir. Bu mücadelede tabii ki Türkiye Cumhuriyeti’nin bize vermiş olduğu destek çok önemlidir. Saygıdeğer Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın her vesilede Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanıtılması yönünde uluslararası camiaya yaptığı telkinler, çağrılar bizler için çok kıymetlidir. Türk Devleri Teşkilatı’na anayasal adımızla oy birliğiyle kabul edilmemiz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni güçlendirmiştir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti temelinde Kıbrıs Türk halkının egemenlik hakkı vardır. 1571’de Osmanlı Devleti’nin Kıbrıs’ı fethetmesiyle başlamış olan tarihsel süreç, 1878’de İngiltere’ye kiralanması, yani 300 yıldan fazla kesintisiz Osmanlı yönetiminden sonra İngiliz sömürge yönetiminde maalesef Kıbrıs’taki dengeler aleyhimize dönüşmüş. Çünkü oradaki Türk nüfus yavaş yavaş geri Anadolu’ya dönerken, Rum nüfus orada yüzbinlerden 450 binlere kadar arttırılmış. Güya Kıbrıs bir Yunan adası gibi algı oluşturulmaya çalışılmış. 1950’li yıllarda işte Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması için onların mücadelesi ama Kıbrıs Türk halkının direnişi ve özellikle Adnan Menderes ve Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’nun gayretleriyle Kıbrıs Cumhuriyeti kurulurken, Kıbrıs halkının eşit kurucu ortak ve Türkiye Cumhuriyeti’nin de garantör ülke olarak orada yerini alması tabii ki dönüm noktasıydı. Maalesef 1963’de kanlı Noel ve acımasız saldırılarla Kıbrıs Türk halkını adadan yok etmek için her türlü katliamlar yapıldı. Türk halkı buna kendi direnişini gösterebilmiş. 1974 yılına kadar direndikten sonra 20 Temmuz 1974’de Kıbrıs Barış Harekatı ile yeni bir dönüm noktası oldu. 2024 yılında 50. yılını kutlayacağımız Kıbrıs Barış Harekatı, Kıbrıs Türklerinin tarihinde elbette çok önemli bir dönüm noktasıydı. Bundan sonraki süreçte Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurumsal yapısını güçlendirmek, devlet olarak bağımsızlık, özgürlük, hürriyet mücadelesinde oradaki ekonomik yapıyı güçlendirmek elbette çok önemli. Bizlerin Türkiye ile olan işbirliği gerek devletten devlete ekonomik mali işbirliği protokolleri, gerek turizm sektöründeki gelişmeler, öğrenci akışı, tarımsal faaliyetler ve su projesi, Ar-Ge çalışmaları ile bilim adası olma yolundaki mücadelemiz zeminimizi güçlendirecektir. Trabzon’dan seslenmek istiyorum. Çünkü Trabzon’un Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti açısından farklı bir yeri vardır. 1974 yılından sonra oraya giderek yerleşen ve şu anda sayıları 30 binin üzerinde olan vatandaşlar bu bölgeden yerleşmişler” dedi. “Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin seyirci kalması bir kez daha insanlık açısından bu dramı bütün dünyanın yaşamasına vesile olmuştur” Filistin ve Gazze’de yaşananları büyük bir endişe ile izlediklerini belirten Tatar, “Tüm Türkiye gibi tüm Kıbrıs halkına da uzak olmayan bir coğrafyada bu şekildeki katliamın halen daha devam ediyor olması bizleri çok derinden üzmüştür. Dünyada farklı dengelerin nasıl sürdürmekte olduğunu hayretler içerisinde izlemekteyiz. Böylesine bir katliama, on binlerce çocuğun bu şekilde öldürülmesine seyirci kalınmasının hiçbir açıklaması olamaz. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin de bu konuda böyle bir bakıma kararsız kalması, müdahale edememesi, seyirci kalması, bir kez daha insanlık açısından bu dramı bütün dünyanın yaşamasına vesile olmuştur. Ama Kıbrıs’ın gerçeğine baktığımızda 1960’lı yıllarda benzer durumlar yaşanmıştır. Kıbrıs’ta bizlere karşı yapılan acımasız saldırılar karşısında o zaman İngiltere’nin Kıbrıs’ta iki egemen üssü vardı. Garantör ülke olarak müdahalesi beklenirken müdahale etmemiş, Birleşmiş Milletler seyirci kalmış ve binlerce kardeşimizin katledişine vesile olan Kıbrıs’taki hadiseleri de unutmamız mümkün değildir. Kıbrıs Türk halkı olarak bizlerin buradan çıkarttığımız ders; 1974’te Kıbrıs’a gelen Türk askerinin varlığının barış ve huzurun istikrarı olarak mutlak suretle devamı ve Türkiye’nin garantörlüğünde iki ayrı devlet yapısı çok önemli. Çünkü şu anda halen daha Güney Kıbrıs’ın zihniyeti bizleri federal bir çatı altında kuzey ve güneyi birleştirip, Avrupa Birliği’ne girilmesidir. Ama Türkiye Cumhuriyeti Avrupa Birliği’nde olmadığı için bir süre sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin Kıbrıs’tan çekilmesi, garantörlüğünün kendilerine göre modası geçtiği için son bulması ve Kıbrıs Türk halkının yalnızlığa terk etmesiyle elbette bunun bizim sonumuzun da başlangıcı olacağını bir kez daha buradan ifade ediyorum. Filistin ve Gazze’de yaşananlar bizleri çok üzmüştür. Bu tekrar bir ders niteliğindedir. Kıbrıs’ta benzer olayların yaşanmaması için Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlüğünün, Türk askerinin varlığının devamı ve Kıbrıs’ta ancak iki devlet temelinde bir anlaşmanın olabileceğini bir kez daha paylaşıyorum” ifadelerini kullandı.
KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar: “Filistin ve Gazze’de yaşananlar bizleri çok üzmüştür; bu tekrar bir ders niteliğindedir”
19 Ocak 2024 Cuma - 13:26 KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar: “Filistin ve Gazze’de yaşananlar bizleri çok üzmüştür; bu tekrar bir ders niteliğindedir” Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “Filistin ve Gazze’de yaşananlar bizleri çok üzmüştür. Bu tekrar bir ders niteliğindedir. Kıbrıs’ta benzer olayların yaşanmaması için Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlüğünün, Türk askerinin varlığının devamı ve Kıbrıs’ta ancak bir anlaşma yoksa iki devlet temelinde böyle bir anlaşmanın olabileceğini bir kez daha paylaşıyorum” dedi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, bir dizi ziyaret ve program için gece saatlerinde havayolu ile Trabzon’a geldi. Kentte ilk olarak Trabzon Valiliği’ni ziyaret eden Tatar, Vali Aziz Yıldırım ve Büyükşehir Belediye Başkanvekili Atilla Ataman ile görüştü. Görüşmenin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Kıbrıs Barış Harekatı’nın bir dönem noktası olduğunu belirterek, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Doğu Akdeniz’de bağımsız bir Türk devletidir. Bu mücadelede tabi ki Türkiye Cumhuriyeti’nin bize vermiş olduğu destek çok önemlidir. Saygı değer Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın her vesilede Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanıtılması yönünde uluslararası camiaya yaptığı telkinler, çağrılar bizler için çok kıymetlidir. Türk Devleri Teşkilatına anayasal adımızla oy birliğiyle kabul edilmemiz Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni güçlendirmiştir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti temelinde Kıbrıs Türk halkının egemenlik hakkı vardır. 1571 Osmanlı Devleti’nin Kıbrıs’ı fetihle başlamış olan tarihsel süreç 1878 İngiltere’ye kiralanması yani 300 yıldan fazla kesintisiz Osmanlı yönetiminden sonra İngiliz sömürge yönetiminde maalesef Kıbrıs’taki dengeler aleyhimize dönüşmüş. Çünkü oradaki Türk nüfus yavaş yavaş geri Anadolu’ya dönerken Rum nüfus orada 100 binlerden 450 binlere kadar arttırılmış. Güya Kıbrıs bir Yunan adası gibi algı oluşturulmaya çalışılmış. 1950’li yıllarda işte Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanması için onların mücadelesi ama Kıbrıs Türk halkının direnişi ve özellikle Adnan Menderes ve Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’nun gayretleriyle Kıbrıs Cumhuriyeti kurulurken Kıbrıs halkının eşit kurucu ortak ve Türkiye Cumhuriyeti’nin de garanti bir ülke olarak orada yerini alması tabi ki dönem noktasıydı. Maalesef 1963 kanlı Noel ve acımasız saldırılarla Kıbrıs Türk halkını adadan yok etmek için her türlü katliamlar yapıldı. Türk halkı buna kendi direnişini gösterebilmiş. 1974 yılına kadar direndikten sonra 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekatı ile yeni bir dönem noktası oldu. 2024 yılında 50. yılını kutlayacağımız Kıbrıs Barış Harekatı Kıbrıs Türk’lerinin tarihinde elbette çok önemli bir dönüm noktasıydı. Bundan sonra ki süreçte Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurumsal yapısını güçlendirmek, devlet olarak bağımsızlık, özgürlük, hürriyet mücadelesinde oradaki ekonomik yapıyı güçlendirmek elbette çok önemli. Bizlerin Türkiye ile olan işbirliği gerek devletten devlete ekonomik mali işbirliği protokolleri, gerek turizm sektöründeki gelişmeler, öğrenci akışı, tarımsal faaliyetler ve su projesi, Ar-Ge çalışmaları ile bilim adası olma yolundaki mücadelemiz zeminimizi güçlendirecektir. Trabzon’dan seslenmek istiyorum. Çünkü Trabzon’un Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti açısından farklı bir yeri vardır. 1974 yılından sonra oraya giderek yerleşen ve şuanda sayıları 30 binin üzerinde olan vatandaşlar bu bölgeden yerleşmişler” dedi. “Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin seyirci kalması bir kez daha insanlık açısından bu dramı bütün dünyanın yaşamasına vesile olmuştur” Filistin ve Gazze’de yaşananları büyük bir endişe ile izlediklerini belirten Tatar, “Tüm Türkiye gibi tüm Kıbrıs halkı da uzak olmayan bir coğrafyada bu şekildeki katliamın halen daha devam ediyor olması bizleri çok derinden üzmüştür. Dünyada farklı dengelerin nasıl sürdürmekte olduğu hayretler içerisinde izlemekteyiz. Böylesine bir katliamı on binlerce çocuğun bu şekilde öldürülmesine seyirci kalınmasının hiçbir açıklaması olamaz. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin de bu konuda böyle bir bakıma kararsız kalması, müdahale edememesi, seyirci kalması bir kez daha insanlık açısından bu dramı bütün dünyanın yaşamasına vesile olmuştur. Ama Kıbrıs’ın gerçeğine baktığımızda 1960’lı yıllarda benzer durumlar yaşanmıştır. Kıbrıs’ta bizlere karşı yapılan acımasız saldırılar karşısında o zaman İngiltere’nin Kıbrıs’ta iki egemen üstü vardı. Garanti ülke olarak müdahalesi beklenirken müdahale etmemiş, Birleşmiş Milletler seyirci kalmış ve binlerce kardeşimizin katledişini vesile olan Kıbrıs’taki hadiseleri de unutmamız mümkün değildir. Kıbrıs Türk halkı olarak bizlerin buradan çıkarttığımız ders mutlak suretle 1974’te Kıbrıs’a gelen Türk askerinin varlığını barış ve huzurun istikrarı olarak mutlak suretle devamı ve Türkiye’nin garantörlüğünde iki ayrı devletin yapısı çok önemli. Çünkü şuanda halen daha Güney Kıbrıs’ın zihniyeti bizleri federal bir çatı altında kuzey ve güneyi birleştirip Avrupa Birliği’ne girilmesidir. Ama Türkiye Cumhuriyeti Avrupa Birliğinde olmadığı için bir süre sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin Kıbrıs’tan çekilmesi, garantörlüğünün kendilerine göre modası geçtiği için son bulması ve Kıbrıs Türk halkının yalnızlığa terk etmesiyle elbette bu bizim sonumuzun da başlangıcı olacağı bir kez daha buradan ifade ediyorum. Filistin ve Gazze’de yaşananlar bizleri çok üzmüştür. Bu tekrar bir ders niteliğindedir. Kıbrıs’ta benzer olayların yaşanmaması için Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlüğünün, Türk askerinin varlığının devamı ve Kıbrıs’ta ancak bir anlaşma yoksa iki devlet temelinde böyle bir anlaşmanın olabileceğini bir kez daha paylaşıyorum” ifadelerini kullandı.