Yerel Haberler
Trabzon
15 Mayıs 2026 Cuma - 18:56 Araklıspor’da tarihi cezaya tepki Futbola olan ilgisi ve tutkusu ile bilinen Trabzon’da geçtiğimiz ay Araklıspor ile Beşikdüzüspor arasında oynanan Süper Amatör Lig karşılaşmasının ardından Araklıspor’a verilen ağır cezalar tepkiye neden ıldu. BAL Ligi’ne yükselme adına final niteliği taşıyan Araklıspor-Beşikdüzüspor karşılaşması, 29 Nisan günü Akyazı Stadı’nda oynandı. Hakem kararları zaman zaman tribünlerde tepkilere sahne olsa da herhangi bir olay yaşanmadan karşılaşma 1-0 Araklıspor’un uzatma anlarında bulduğu golle sona erdi. Karşılaşmanın ardından taraflar dostane şekilde sahadan ayrılırken, hakem veya futbolculara saldırı olmadığı, yabancı madde atılmadığı ve statta hiçbir zararın oluşmadığı belirtildi. Ancak maçtan yaklaşık 15 gün sonra Araklıspor camiasına yönelik ağır yaptırımlar uygulanması büyük tepki çekti. 13 kişiye ceza Takımdan 3 futbolcu, 3 yönetici ve 1 antrenörün de aralarında bulunduğu toplam 13 kişiye; 1 yıl hak mahrumiyeti, para cezası, maç günlerinde polis merkezine giderek imza verme zorunluluğu getirildi. İddialara göre kararın gerekçesi olarak taraftarı taşkınlığa teşvik etmek, gerginliğe zemin hazırlamak, güvenlik güçlerine zorluk çıkarmak, itirazlarda bulunmak ve polis uyarılarına rağmen maç sırasında görüntü kaydı almak gibi suçlamalar gösterildi. Konu Trabzon Büyükşehir Belediye Meclisi’nde de gündeme gelirken, Araklı Belediye Başkanı Hüseyin Avni Coşkun Çebi karara tepki gösterdi. Başkan Çebi yaptığı açıklamada "Araklıspor finale yaklaştı. Ben de o maçta oradaydım. Taraftarlarımıza, yöneticilerimize, kulüp başkanımıza ve futbolcularımıza çok ağır cezalar verildi. Bu konuda yardım bekliyoruz" ifadelerini kullandı.
15 Mayıs 2026 Cuma - 18:04 Akçaabat’ta GastroFest rüzgarı Trabzon’un Akçaabat ilçesinde bu yıl ikincisi düzenlenen Akçaabat GastroFest Sahil Park’ta gerçekleştirilen açılış programıyla kapılarını ziyaretçilere açtı. Karadeniz’in köklü mutfak kültürünü, yöresel üretim değerlerini ve gastronomi turizmini ön plana çıkaran festivalin açılışına Akçaabat Kaymakamı Yusuf Cankatar, Trabzon Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Faruk Kanca, Akçaabat Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim, jüri üyeleri, yarışmacılar, şefler ve vatandaşlar katıldı. Festival alanında kurulan yöresel ürün stantları, gastronomi atölyeleri, şef sunumları ve kültürel etkinlikler ziyaretçilerden büyük ilgi görürken; Akçaabat’ın köklü mutfak kültürü bir kez daha ön plana çıktı. Festivalin açılış konuşmasını gerçekleştiren Akçaabat Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim, Akçaabat’ın sahip olduğu gastronomik değerlerin yalnızca yöresel yemeklerden ibaret olmadığını, aynı zamanda şehrin kültürel hafızasını taşıyan önemli bir miras olduğunu ifade etti. Başkan Ekim "Akçaabatımız doğal güzellikleriyle, kültürüyle, sanatıyla olduğu kadar güçlü mutfak kültürüyle de Karadeniz’in önemli şehirlerinden biridir. Yüzyıllardır aynı sofralarda yoğrulan lezzetlerimiz bugün bizlere sadece bir tat değil aynı zamanda bir kimlik sunmaktadır. Akçaabat Köftemizden un helvamıza, kuymaktan ekşi tarhanamıza kadar her ürünümüz bu toprakların emeğini, bereketini ve kültürünü taşımaktadır" dedi. Coğrafi işaret çalışmalarına da değinen Başkan Ekim, "Akçaabat Köftesi ve Akçaabat Un Helvası’nın coğrafi işaretleri alınmıştır. Bunun yanında Akçaabat Ekşi Tarhanası, Akçaabat Güz Fasulyesi, Akçaabat Haşlaması, Akçaabat Kabaklı Mısır Ekmeği ve Akçaabat Sülfanı için de coğrafi işaret başvurularımız yapılmış olup süreçler devam etmektedir. Çünkü biz biliyoruz ki coğrafi işaret yalnızca bir belge değildir; o ürünün hikâyesini, emeğini, geçmişini ve geleceğini koruyan çok önemli bir değerdir" diye konuştu. Kuymak show "Kuymak Adam" olarak bilinen Serhat Kasap tarafından canlı kuymak yapımı ve ikram programı festival alanında büyük ilgi gördü. Vatandaşlar dev kazanlarda hazırlanan kuymağın tadına bakarken festival alanında renkli görüntüler oluştu. Festival kapsamında şefler tarafından gerçekleştirilen uygulamalı sunumlarda Karadeniz mutfağının yöresel lezzetleri ve modern sunum teknikleri vatandaşlarla paylaşıldı. Festivalin ilk gününde düzenlenen Genç Şefler Yarışması da ziyaretçiler tarafından ilgiyle takip edildi. Akçaabat GastroFest, 16 Mayıs Cumartesi günü de Akçaabat Sahil Park’ta lezzet ve kültür dolu etkinliklerle devam edecek. Festivalin ikinci gününde de workshoplar, gastronomi söyleşileri, yöresel lezzet sunumları, sahne etkinlikleri ve çeşitli yarışmalar vatandaşlarla buluşacak.
15 Mayıs 2026 Cuma - 16:30 Torununu öldüren damada verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını az buldu Trabzon’un Beşikdüzü ilçesinde boşanma aşamasındaki 2 yıllık eşi Sinem Somun’u tabancayla vurarak öldüren ve müdahale için olay yerine gelen bir bekçiyi de yaralamaktan tutuklanan şahıs, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Anneanne Gülizar Topaloğlu, "Bu ceza az oldu, 2 kez ağırlaştırılmış ceza verselerdi içim ancak soğurdu" dedi. Olay, 31 Temmuz 2025 akşamı Beşikdüzü ilçesi Adacık Mahallesi’nde yaşandı. Hakkında verilen uzaklaştırma kararına rağmen Ali Eren Somun, arka balkondan tırmanarak boşanma sürecinde olduğu 2 yıllık eşi Sinem Somun’un bulunduğu daireye girdi. Evde başlayan tartışmanın şiddetlenmesi üzerine gürültüyü fark eden komşular, durumu dışarıda görev yapan bekçilere bildirdi. Yaşanan arbede sırasında Ali Eren Somun, yanındaki tabancayla eşine ateş açtı. Bacak ve sırtından vurulan Sinem Somun, tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Şüpheli, kaçmaya çalışırken olay yerine gelen bekçiye de ateş etti. Bacağına isabet eden mermiyle yaralanan ve hastanede ameliyat edilen bekçi, tedavisinin ardından taburcu edildi. Mersin Üniversitesi Gemi Taşımacılığı Bölümü mezunu olan ve olaydan yaklaşık 10 gün sonra görev yaptığı gemide kaptanlığa başlamaya hazırlanan Sinem Somun, Giresun’un Eynesil ilçesinde toprağa verildi. Cinayetin ardından kimliğini gizlemek amacıyla saçını, sakalını ve kaşlarını kesen Ali Eren Somun, motosikletle kaçtığı Sinop’ta ormanlık alanda kurduğu çadırda yakalandı. Gözaltına alınan şüpheli, sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Tutuklu sanık Ali Eren Somun hakkında ’tasarlayarak eşe karşı kasten öldürme’, ’zincirleme tehdit’, ’yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle bir kişiyi öldürmeye teşebbüs’ ve ’ruhsatsız ateşli silah bulundurma’ suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ile birlikte 25 yıla kadar hapis cezası talebiyle dava açıldı. Somun, dosya kapsamında bugün 3’üncü kez Trabzon 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktı. "Ben tahliyemi talep etmiyorum, zaten cezalandırılmam gerektiğini düşünüyorum" Tutuklu olduğu Elazığ’daki cezaevinden duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katılan sanık Somun savunmasında, "Ben tahliyemi talep etmiyorum. Zaten cezalandırılmam gerektiğini düşünüyorum. Suçum yok demiyorum. Olay tamamen kazaydı. Tabancamdan çıkan kurşunla eşim öldü. Sakince kendimi savunuyorum. Acılar var, benim de acım var. Ben karıma hiçbir zaman el kaldırmadım. Acımı yaşıyorum. Koğuşta eşimin resmini saklıyorum. O gün Sinem’i öldürmek için yeterli vaktim vardı. Öldürecek olsam kanıt bırakmaz şekilde öldürürdüm. Ailesine gönderdiğim mektupta tehdit yok. Sadece eşim Sinem’i kendi aile mezarlığımıza defnetmek istediğimi söyledim. Adil bir yargılanma istiyorum. Yargılanmamın adil olmadığını düşünüyorum" dedi. Sesini duymak istemeyip salondan ayrıldılar Somun’un konuşması sırasında duruşmada bulunan anneanne Gülizar Topaloğlu ve dede Ali Hayri Topaloğlu, salondan ayrıldı. Kararını açıklayan mahkeme heyeti, Ali Eren Somun’u ’tasarlayarak eşe karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapse, bekçi Emrah Erata’ya yönelik eyleminden de kamu görevlisini yaralamaktan 2 yıl 2 ay ve ruhsatsız ateşli silah bulundurmaktan 3 yıl hapis cezasına çarptırdı. Cezayı az buldu Verilen karar sonrasında açıklamalarda bulunan Sinem Somun’un anneannesi Gülizar Topaloğlu, "Bu ceza az oldu. 2 kez ağırlaştırılmış ceza verselerdi içim ancak soğurdu. Ben bu cezaya karşıyım. Bu ceza çok az oldu. Ben kızımı kaybettim. Anlatacak başka ne var? 2 kez ağırlaştırılmış ceza verselerdi içim soğumuş olurdu" dedi. Sinem Somun’un avukatı Ozan Karagöz ise, "Mahkeme tehdit suçuna yönelik bir hüküm kurmadı. Bu karara karşı istinaf yoluna başvuracağız, süreci göreceğiz. Bu yönüyle bizim açımızdan, Sinem yönünden ağırlaştırılmış müebbet istediğimiz bir sonuçtu. Gerek bekçi arkadaşımız gerekse de tehdit suçu yönünden itiraz hakkımızı kullanacağız" ifadelerini kullandı.
Uzmanlardan ‘Annelik Estetiği’ uyarısı
02 Şubat 2024 Cuma - 09:59 Uzmanlardan ‘Annelik Estetiği’ uyarısı Medical Park Karadeniz Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Enes Agah Kodalak, ‘annelik estetiği’ adı altında yapılan estetik operasyonları hakkında açıklamalarda bulundu. Gebelikte vücutta birtakım değişikliklerin meydana geldiğini belirten Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Enes Agah Kodalak, “Doğum sonrasında meme ve karın ameliyatlarının yanı sıra, vücudun diğer bölgelerine yapılan liposakşın işlemleri, genital estetik işlemler ve cerrahi olmayan estetik işlemler de(mezoterapi, dolgu, botoks, lazer uygulamaları) annelik estetiği uygulamaları olarak değerlendirilebilir” dedi. Gebelik ile başlayan süreçte kadın vücudunda birtakım değişikliklerin meydana geldiğini söyleyen Op. Dr. Kodalak, “Bebeğin anne karnında büyümesi ile doğuma yaklaştıkça bu değişiklikler kendini daha çok göstermektedir. Giderek artan kilo ve karın hacminin artması ile deride meydana gelen çatlaklar, meme hacminin büyümesi, meme başı etrafının koyulaşması, çapının artması, yüz bölgesinde lekelenmelerin meydana gelmesi gibi kalıcı da olabilen değişiklikler görülmektedir” diye konuştu. “Kişinin yaşına ve cilt tipine göre değişebilir” Doğum sonrası görülebilecek durumlardan bahseden Op. Dr. Kodalak, “Doğum sonrasında hızla karın hacmi azalır ve kişinin yaşına, cilt tipine, gebelik sürecinde aldığı kilo miktarına ve genetik yatkınlığına göre karın cildinin son hali kendini gösterir. Bu kimilerinde derin çatlaklar ile dolu sarkık bir karın görüntüsü kimilerinde ise hafif bir gevşeklik şeklinde kalabilmektedir. Yine doğum eğer sezaryen ameliyatı ile yapılmış ise alt karın bölgesindeki ameliyat izi üzerinden bir katlantı şeklinde deri sarkıklığı da görülebilmektedir. Karın kaslarının birbirinden ayrılması yani rektus diastazı dediğimiz durum da doğum sonrasında kalıcı olan karındaki bombe görüntünün ana sebeplerindendir. Bazı hastalarda bu duruma göbek fıtığı da eşlik edebilmektedir” şeklinde konuştu. Memede oluşabilecek sarkmalara da değinen Op. Dr. Kodalak, “Emzirme sürecinin sonlanmasını takiben gebelikte giderek büyüyen, hacmi artmış memelerin daha sonra sönerek hacim ve esneklik kaybına uğraması, memenin içinin boşalarak sarkmasına neden olmaktadır. Gebelik öncesi döneme kıyasla bu deformasyonlar özellikle büyük meme dokusuna sahip kadınlarda rahatsız edici olabilmektedir” dedi. Annelik Estetiğinde yapılanlar ‘Annelik estetiği’ adı altında yapılan operasyonları anlatan Op. Dr. Kodalak, şu bilgileri paylaştı: “Doğumlar sonrasında deforme olmuş karın bölgesi için abdominoplasti ve liposakşın ameliyatı ile bel ve karın bölgesi şekillendirilmektedir. Göbek seviyesinin altında kalan, çatlaklardan zengin, sarkık cilt fazlalığı alınmakta ve ameliyat izi bikini bölgesi içinde bırakılmaktadır. Göbek deliğinin yeri yeniden oluşturulmaktadır. Ayrılmış olan kaslar bir araya getirilerek karındaki bombe görüntü giderilmekte daha düz bir hat elde edilmektedir. Ayrıca özellikle istenmeyen yağların en çok biriktiği bel yan kısımlarına ve genel olarak karın bölgesine aynı seansta liposakşın da uygulanarak bel kıvrım hatları daha belirgin hale getirilebilmektedir. İşlem sonrasında 2 ay korse kullanımı önerilmektedir. Lenfatik drenaj masajları ödem yönetimini ve iyileşmeyi hızlandırıcı olarak tavsiye edilmektedir.” “Meme estetiği için ana olarak iki seçenek vardır” Meme estetiği için emzirme döneminin sonlanmasını takiben 6 ay geçmesinin beklenilmesi gerektiğine dikkat çeken Op. Dr. Kodalak, “Bu süreçte gebelikte büyüyen ve genişleyen meme bezi dokusunun hacmi azalmakta, gebelik öncesi döneme yaklaşmaktadır. Artık cerrahi için hazır olan hastaların meme estetiği için iki seçeneği vardır. Birincisi sadece hastanın kendi dokuları ile yapılan meme dikleştirme ya da meme küçültme ameliyatları, diğeri ise hacim yetersizliği durumlarında meme implantı kullanılarak meme büyütme ya da meme büyütme- dikleştirme ameliyatlarıdır. Meme büyütme ameliyatlarında cerrahi izi meme alt katlantısında olurken; dikleştirme konsepti uygulanan ameliyatlarda ise meme areolası etrafında dairesel bir iz, buna ek olarak dik bir şekilde meme alt katlantısına uzanan bir iz ve sarkıklığı fazlaca olan memelerde alt katlantıda olan yatay bir iz eşlik edebilmektedir. Ameliyat sonrası 2 ay korse sütyen kullanımı önerilmektedir” ifadelerini kullandı. “Yara izi yönetimi önemlidir” Ameliyat sonrasında izler kalabileceğini dile getiren Op. Dr. Kodalak, “Cerrahide kesi yapılan her yerde iz kesinlikle kalır. Plastik cerrahlar olarak bizler bu kesi izlerini vücudun estetik ünitelerine uygun olarak gizler ya da tasarlarız. Mevcut izlerin en iyi şekilde iyileşmesi için bir dizi tedbir ve önerilerimiz olmaktadır. Silikon bantlar, yara izi kremleri, masaj uygulamaları, güneş maruziyetinden korunmak, sigara kullanmamak gibi unsurlar tercih edilebilir. Annelik estetiği adı altında meme ve karın ameliyatlarına ek olarak vücudun diğer bölgelerine yapılan liposakşın işlemleri, genital estetik işlemler, cerrahi olmayan estetik işlemler (mezoterapi, dolgu, botoks, lazer uygulamaları) de dahil edilebilir” dedi.
Prof. Dr. Şeref Oruç : "Samsun’dan Sarp’a kadar uzanacak demiryolu projesi bölgeye önemli avantajlar sağlayacak"
02 Şubat 2024 Cuma - 09:58 Prof. Dr. Şeref Oruç : "Samsun’dan Sarp’a kadar uzanacak demiryolu projesi bölgeye önemli avantajlar sağlayacak" Geçtiğimiz günlerde Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun Samsun’dan Sarp’a kadar uzanacak demiryolu proje çalışmalarının başlatıldığı yönünde açıklamasını değerlendiren Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) İnşaat Mühendisliği Bölümü Ulaştırma Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şeref Oruç, Samsun’dan Sarp’a kadar uzanacak demiryolu projesinin bölgeye önemli avantajlar sağlayacağını söyledi. Samsun-Sarp arasında kıyıya paralel bir hat olarak demiryolu konusunun gündeme getirilmesinin sağlayacağı avantajların olduğunu kaydeden Oruç, “Son yıllarda özellikle ülkemizde demiryolu konusunda her konuda olduğu gibi büyük bir hamle oldu. Dünyada kombine taşımacılık kavramı ulaşım konusunda çok önem arz etmektedir. Doğu Karadeniz Bölgesi demiryolundan mahrumdur. Samsun Sarp arasında kıyıya paralel bir hat olarak demiryolu konusunun gündeme getirilmesinin sağlayacağı avantajlar vardır. Bu hızlı ekonomik güvenli bir ulaşım sisteminin ama daha önemlisi bölgede limanlarımız var. Yeni bir lojistik merkez İyidere’de kuruldu, lojistik liman var. Bütün bu lojistik merkez ve limanın tabi ki karayolu trafiğini artıracağını karayolu trafik yükünün artması sonucunu getirecektir. Bu tren yolu hattının hayata geçirilmesi bağlamında en önemli sağlayacağı avantajlardan bir tanesi burada oluşacak karayolu trafik yükünün hafifletilmesi olarak görülmeli. Bunun beraberinde sürülebilir bir yaşam açısından da karbon emisyonunun azalması hızlı güvenli ve daha ucuz ekonomik bir taşımanın sağlanması maksadıyla olumlu görürüm” dedi. "Dünya ticaretinin yüzde 90’nından fazlası suyoluyla olmaktadır, karadaki devamı en ucuz taşıma olan demiryoludur" “Dünya ticaretinin yüzde 90’nından fazlası suyoluyla olmaktadır, karadaki devamı en ucuz taşıma olan demiryoludur” diyen Oruç, “Samsun-Sarp arası yapılabilir orada hiç bir problem yok avantaj sağlayacağı alanlar ve durumlar ifade etmeye çalıştığımız durumlar söz konusudur. Ancak daha önemlisi limanların karadaki iç kesimlere ulaşmasını sağlamak çok daha elzemdir çok daha önemlidir. Bu kapsamda İyidere lojistik limanının, lojistik merkezinin iç kesimlere bağlanması İran’ın Tebriz kentine sanayi kentine bağlanması ve orayı en kısa yoldan denize ulaştıracak kara kesiminin demiryoluyla geçilmesi ulaşım açısından büyük ekonomik faydalar getirecektir. Zaten ülkemizde Ankara’dan başlayıp Sivas, Erzincan, Erzurum, Kars, Tiflis, Bakü hattı var. Dolayısıyla Doğu Karadeniz limanının ve lojistik merkezinin güneyimizden geçen demiryolu hattına bağlanması bölgemiz için ve yapılmış olan lojistik merkezden beklenen faydanın sağlanabilmesi için son derece hayati derecede önemlidir. Dünya ticaretinin yüzde 90’nından fazlası suyoluyla olmaktadır, karadaki devamı en ucuz taşıma olan demiryoludur. Dolayısıyla bu limanımızın, limanlarımızın iç kesimlere demiryoluyla bağlanması navlun bedellerinin düşmesine, ulaşımın daha ekonomik olarak sağlanmasına. Bu kapsamda İran’ın Ortadoğu’nun ve ülkemizin Doğu Anadolu’nun, Güneydoğu Anadolu’nun bütün ürünlerinin ve Kafkaslar’ın Doğu Karadeniz limanına bağlanması ve bu liman üzerinden Karadeniz’e kıyı bütün ülkelere ulaşması, hatta Tuna nehri aracılığı ile Avrupa içlerine, Orta Avrupa’ya, Baltık Denizine kadar ulaşması anlamına gelecektir. Bir ürünü üretirsiniz bunun mutlaka pazarı olacaktır, pazarlanması gerekecektir. Bu kapsamda ülkemizin gayri safi milli hasılasındaki oranı Doğu Karadeniz Bölgesi olarak yaklaşık yüzde 12 olarak bilinen bu hareketliliği ancak demir yolu bağlantısıyla istediğimiz etkinlikte, hatta daha da yükselecektir. İstediğimiz oranda kullanılabilmesi hayata geçirilmesi ve beklenen ekonomik faydanın sağlanabilmesi adına bu güzergâhın mutlaka yani Doğu Karadeniz limanlarının ki bunun özelinde hükümet iradesiyle ortaya konmuş olan İyidere lojistik merkezinin ve limanının iç kesimlere demir yoluyla bağlantısı Bakü, Tiflis, Kars hattına bağlanması hayati derecede önemlidir” şeklinde konuştu.
Mahkemeden Uzungöl Millet Bahçesi’ne ret kararı
01 Şubat 2024 Perşembe - 23:03 Mahkemeden Uzungöl Millet Bahçesi’ne ret kararı Dünyaca ünlü turizm merkezi Uzungöl’de yapılmak istenilen millet bahçesi için Samsun Bölge İdari Mahkemesi’nce ret kararı verildi. Trabzon’un Çaykara ilçesinde yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktası olan Uzungöl’de Trabzon Büyükşehir Belediyesi ve Çaykara Belediyesi tarafından yapılmak istenilen millet bahçesinin iptali için dava açıldı. Turizm merkezinde bulunan Yenimahalle’deki proje alanında yapılmak istenilen kamulaştırmaya itiraz eden Uzungöl Birlik Platformunca yerel mahkemede açılan dava istinafa taşındı. Samsun Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdari Dava Dairesi’nde devam eden davada karar verildi. Mahkemede davacı itirazının kabulü ile Trabzon İdare Mahkemesi’nin yürütmenin durdurulması talebinin reddi yolundaki kararının kaldırılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27/2. maddesi uyarınca dava konusu işlemin teminat alınmaksızın yürütülmesinin durdurulmasına kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. İdris Akyüz yaptığı açıklamada, millet bahçesi projesinde mülkiyet sorunu çözülmeden çalışmaların başladığını belirterek “Uzungöl Millet Bahçesi projesi alt yapı, üst yapı ve peyzaj çalışmasını kapsamaktadır. Ancak, bu projenin büyük bir bölümü mülkiyetler üzerinde olduğu halde mülkiyet sorunu çözülmeden çalışmalara başlanıldı ve birçok noktada sorunlar çıkmaya devam etmektedir. İlgili firma bir çalışma programı yapmadan hem yetersiz bir ekiple işe başladı hem de sezon sonu işe geç başlayarak çalışmaları geciktirdi. Dolayısıyla bu tempoyla yapılan işin sağlıklı bir şekilde sezona yetişmesi mümkün görünmemektedir. Bilinçli yapılan bu uygulama Uzungöl’ü yok etme planının bir parçasıdır. Zira yapılan işin de üç sene önce yapılan gelişigüzel çalışmayla aynı sonu olacaktır. Çalışmalar denetim ve işin takibi yapılmadan oldu bitti ile devam ediyor ve ülke kaynakları heba ediliyor” ifadelerini kullandı.
Yeni Abdülkadir Ömürler ve Yusuf Yazıcılar burada yetişecek
01 Şubat 2024 Perşembe - 14:38 Yeni Abdülkadir Ömürler ve Yusuf Yazıcılar burada yetişecek Trabzonspor Özkan Sümer Futbol Akademisi Sorumlusu İlker Erdem, geleceğe yönelik oyuncuları en iyi şekilde önce bordo-mavililere ve Türk futboluna kazandırmak amacında olduklarını söyledi. Gelecekte Trabzonspor’un A takımının bir parçası olmak isteyen gençlerin yetiştirildiği Trabzonspor Özkan Sümer Futbol Akademisi, basın mensuplarıyla bir araya geldi. Trabzonspor Özkan Sümer Futbol Akademisi Sorumlusu İlker Erdem burada akademinin işleyişiyle ilgili açıklamalarda bulundu. Erdem, 20 Ekim’de Doublepass’ın gelmesiyle daha doğru yolda ilerledikleri bir sistem olarak akademilerine uyarlamaya çalıştıklarını belirterek, "Daha önceki yıllarda tek tesis olduğu için tek direktörün tek hakimiyeti altında olabiliyordu. Fakat şu anda bir direktörün veya buranın sorumlusu olan bir kişinin akademiye tamamıyla hakim olma şansı yok. Biz Trabzonspor Kadir Özcan Gençlik Geliştirme Merkezi’ni yetiştirme olarak gördüğümüz, Özkan Sümer Futbol Akademisi’ni geliştirme olarak düşündüğümüz ve daha sonra sonuçlandırma biçiminde U-19’dan, A takıma geçiş veya başka kulüplere transfer edilecek oyuncularımızın son durağı olarak belirledik. Akademimizi planlarken bize sunulan sistem bizim için çok önemli. Burada bir sistem oturtulması ve geleceğe yönelik oyuncuları en iyi şekilde önce Trabzonspor ve ardından Türk futboluna kazandırmak amacındayız. 6 haftalık raporlar eşliğinde toplantılar yapıyoruz. Sadece oyuncu değil, tesisin kurumsallaşması adında bütün birimlerle ilgili toplantılar yapıyoruz. Doublepass buraya geldiği zaman bize diretme ya da bir dayatmaları olmadı. Bireysel ve online toplantılar yaptık. Daha sonra onlar bu bilgilerle burada bulunan tesisleri de gezerek bize bir organizasyon planlaması çıkarttı. 3 yönetim şekli belirledik. Sonrasında kendimiz bir yönetim şeması oluşturarak buna da Flatolarşi adını koyduk. Burada asla tek adamlık yok, asla tek başına hareket etmek yok. Planlı, organizasyonla ve sistemle gidiyoruz. Toplantı sonucunda kararları değerlendirip kulübümüze fayda sağlayacak kararlar almaya çalışıyoruz. Trabzonspor’da akademide yılda çıkartacağımız 2-3 oyuncu Trabzonspor’umuz için büyük bir katkıdır. Bunun derdindeyiz, bunun mücadelesindeyiz. Bu işin sistem, planlama ve organizasyonu böyle devam etmelidir. 8 scoutumuz il dışında, 3+1 scoutumuz Trabzon’da. Yapılması gerekenler öyle çok kolay şeyler değil. Biz kolaya kaçıp da bize 5 yıl sabredin diye demiyoruz. En kısa zamanda nasıl yapabiliriz bunun peşindeyiz. Yapmak için de sorumluluk alarak devam edeceğiz. Lisanssız gözlem gruplarında 104, lisanslı gözlem grubu oyuncu sayımız 74, gelişim grubu oyuncu sayımız 95, U-19’daki oyuncu sayımız 25 olmak üzere akademimizde toplam 298 oyuncumuz var. Başkanımız Ertuğrul Doğan’ın akademiye olan ilgisi, alakası, güveni ve bu güvenin sonunda ’Adaletli olun, benden ne isterseniz isteyin’ sözü bizim asla aklımızdan çıkmıyor. Adalet bu akademinin bundan sonra oluşabilecek en önemli noktasıdır. Hata yapabiliriz, eksik yapabiliriz ama asla yanlış yapmayacağız" diye konuştu. Trabzonspor Yönetim Kurulu Üyesi Derviş Köz ise, "Bizler yönetim kurulu olarak bu imkanları sağlamaya çalışıyoruz. Bu imkanlar sonucunda elde edilecek olan başarıların ne olacağını hep birlikte inşallah yakın zamanda göreceğiz. Altyapı konusu uzun soluklu bir iş. Ama biz yönetim kurulu ve Başkanımız Ertuğrul Doğan da olmak üzere inşallah verilen bu önemin ve değerin meyvelerini kısa zamanda toplayacağız. Başarılı olacağımıza inanıyorum ki olmamamız için hiçbir neden yok. Bunun sonuçlarını ilerde inşallah göreceğiz" şeklinde konuştu.
Bekir Aktürk: “Her konuda elimiz taşın altında devlet işbirliğiyle projelerimizi yürütüyoruz”
01 Şubat 2024 Perşembe - 12:52 Bekir Aktürk: “Her konuda elimiz taşın altında devlet işbirliğiyle projelerimizi yürütüyoruz” Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Genel Başkanı Bekir Aktürk, üç yıldır sadece Trabzon’da değil Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu olarak projeler yürüttüklerini belirterek, “Türkiye’nin her yerinde, gıda israfından, sıfır atığa, toplumsal şiddetten madde bağımlılığına, mülteci sorunlarından orantısız göçe, gençlerin istihdamına, gelir düzeylerine göre yardımlaşma köprüsü olmaya kadar her konuda elimiz taşın altında devlet işbirliğiyle bakanlıklarımızın ortaklıklarıyla Türkiye’yi dolaşıyor işimi ailemi geride bırakıp ülkemiz için gönüllü karşılık beklemeden projelerimizi yürütüyoruz” dedi. Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Genel Başkanı Bekir Aktürk, Trabzon’da basın mensuplarıyla bir araya geldi. Lokma Tatlı Dünyası’nda düzenlenen toplantıda konuşan Aktürk, sadece ülke olarak değil, dünya olarak çok zor günlerin içinden geçildiğini dile getirerek, “Ülkemiz bulunduğumuz coğrafya da ki konumu itibariyle, sahip olduğumuz toprak zenginlikleriyle hep göz önünde, tarih boyunca ele geçirilmek istenen bir ülke oldu. Kuzeyde Rusya, Ukrayna, güneyde körfez ülkelerinde sıcaklık hiç azalmadan üç aya yakın bir zamandır devam eden İsrail Gazze savaşıyla da artarak devam eden sınır güvenliğimizin hep üst seviyede alarmda olduğu bir ülke. Dünyanın, insanlığın ne yazık ki geldiği bu kabul edilemez süreçler hepimizi derinden etkiliyor. Vicdanlarımızın sesi, karşı karşıya kaldığımız acı olaylar karşısında her geçen gün daha da yükseliyor. İnsanlık dramı bir önceki günü dağlayarak artmaya devam ediyor. Çok sağduyulu, çok duyarlı, çok düşünerek hareket etmek zorundayız. Düşman uyumuyor. Boy boy evlatlarımız sizin için, bizim için, Vatan için bu topraklara hala şehit ediliyor, bizler için canını veriyor” şeklinde konuştu. “Dünya dengeleri kontrolden çıktı, geleceği artık tahminle, yaklaşık değerlendirmelerle göremiyoruz” diyen Aktürk, “Ekonomik olarak ekmek yediğimiz ekmek yedirdiğimiz bunca insanı ayakta tutalım diye olağan üstü çaba sarf ediyoruz. Bu vatanı bizlere emanet eden atalarımıza sorumluluğumuz hepimizin ayrı, sizlerin milletin tarafsız sesi olmanın, insan olmanın bizlerin gerek iş adamı gerekse seçilmiş bireyler olarak devletin ve milletin sorumluluğunu taşımanın vicdani yükü hepimizde çok büyük. Toplumsal huzur için, yarınlarımız için, milli birliğimiz beraberliğimiz için, şehitlerimize bize bu günleri bırakanlara borcumuz için dün olduğundan daha çok devletimizin yanında saf olmalı, el ele omuz omuz dayanışmalıyız” diye konuştu. “Önümüzde 31 Mart yerel seçimleri var” 31 Mart seçimlerindeki adaylara başarılar dileyen Aktürk, “Önümüzde 31 Mart yerel seçimleri var. Hem belediye başkanlıkları, hem mahalle muhtarlık seçimleri gerçekleşecek. Ben bu şehre bizlere bugüne kadar emek veren bütün belediye başkanlarımıza çok teşekkür ediyorum. Yeni adaylarımızın hepsine başarılar diliyorum. Demokratik adil bir düzen için demokrasimize yakışır bir seçim süreci geçirmemizi temenni ediyorum. Acı, tatlı günlerimiz oldu. Yerel yönetimler hepiniz takdir edersiniz ki bir şehrin ilerlemesi, içinde yaşayan hemşerilerinin daha şehirsel düzen ve huzuru hissetmesi güvenli yaşaması, kalkınması için çok önemli. Bu şehrin emek verenleri olarak yöneticilerimizle yeri geldi prensipte anlaşamadığımız konularımız oldu. Bu durumlar hepimize gösterdi ki zaman içerisinde gerekli çözümler üretildi. Yeni dünya her geçen gün değişiyor bu hıza erişenler yeni süreçte ayakta kalan görünür olan olacak. Bu yüzden hepimiz birbirimize karşı duruşla değil daha sık saf olarak sorunlarımızı çözeceğimizin milli birlik ve beraberliğimiz için milletimize örnek olacağımız çalışmalarla yollara devam etmemiz gerektiğinin bilincinde olmalıyız” ifadelerini kullandı. Karşılık beklemeden projelerin yürütüldüğünü kaydeden Aktürk, şöyle konuştu: “Üç yıldır sade ilimizde değil Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu olarak yürüttüğümüz projelerle Türkiye’nin her yerinde, gıda israfından, sıfır atığa, toplumsal şiddetten madde bağımlılığına, mülteci sorunlarından orantısız göçe, gençlerin istihdamına, gelir düzeylerine göre yardımlaşma köprüsü olmaya kadar her konuda elimiz taşın altında devlet işbirliğiyle bakanlıklarımızın ortaklıklarıyla Türkiye’yi dolaşıyor işimi ailemi geride bırakıp ülkemiz için gönüllü karşılık beklemeden projelerimizi yürütüyoruz. Bir düşünürün dediği gibi acı duyabiliyorsak canlıyız, bir başkasının acısını hissedebiliyorsak insanız. Her konuda empati yaparak yaşamak artık hepimizin asli görevi. İnsanlığımızı kaybetmediğimiz, hep yaşayıp yaşattığımız hep birlikte daha güçlü bir Türkiye, barış, huzur, kardeşlik, birlik beraberlik dolu bir dünyada hep iyi günlerde var olmak dileğiyle.”
Prof. Dr. Murat Çakır: “İlk 6 aylık çocuklarda dışkıda kanamaya dikkat edilmeli”
01 Şubat 2024 Perşembe - 12:03 Prof. Dr. Murat Çakır: “İlk 6 aylık çocuklarda dışkıda kanamaya dikkat edilmeli” Çocuklarda dışkıda kanama konusunda uyarılarda bulunan Çocuk Gastroenteroloji, Hepatoloji ve Beslenme Uzmanı Prof. Dr. Murat Çakır, “Son günlerde özellikle ilk 6 ay içinde anne sütü ile beslenen çocuklarda sık rastladığımız problemlerden birisi dışkıda noktasal tarzda kanamadır. Olaya bazen sümüksü (mukuslu) dışkılama da eşlik etmektedir. Bu gibi problemlerde aileler genellikle sosyal medyadan ya da internetten araştırmalar sonucu gereksiz diyete başlamaktadırlar” dedi. Medical Park Karadeniz Hastanesi Çocuk Gastroenteroloji, Hepatoloji ve Beslenme Uzmanı Prof. Dr. Murat Çakır, ilk 1 yaş çocuklarda dışkıda kanama konusunda açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Çakır, “Son günlerde özellikle ilk 6 ay içinde anne sütü ile beslenen çocuklarda sık rastladığımız problemlerden birisi dışkıda noktasal tarzda kanamadır. Olaya bazen sümüksü (mukuslu) dışkılama da eşlik etmektedir. Bu gibi problemlerde aileler genellikle sosyal medyadan ya da internetten araştırmalar sonucu gereksiz diyete başlamaktadırlar” diye konuştu. “Son yıllarda bebeklerde besin alerjisi arttı” Teşhis sürecinden bahseden Prof. Dr. Çakır, “Öncellikle ‘besin ile ilişkili alerjik proktokolit’ (BİAP) dediğimiz klinik durum çok iyi araştırılıp, aile ile konuşulup tedavisi planlanmalıdır. BİAP özellikle anne sütü ile beslenen 1 yaşına kadar olan bebeklerde (infant) anne sütünde bulunan proteinlere karşı gelişen alerjik reaksiyonlar oluşan klinik durumdur. Genelde alerji testleri negatiftir (non-IgE). Son yıllarda artış sebebi olarak beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler, hayvancılık ve tarım alanındaki endüstriyel gelişmeler sorumlu tutulmakla birlikte tam olarak bilinememektedir” şeklinde konuştu. “Fazla kanaması olan hastalar dikkatlice kontrol edilmeli” Dışkıda nokta şeklinde veya biraz daha fazla kanaması olan hastaları çok dikkatli şekilde değerlendirmek gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Çakır, “İki nokta önemlidir. Birincisi hemen BIAP tanısı konarak gereksiz diyet kısıtlamalarından kaçınılmalıdır. Bu hastaların çoğunda altta yatan neden makat bölgesinde çatlaklardır. Dikkatli bir fizik muayeneyle bu ayırt edilebilmektedir. Diğer önemli bir nokta ise bu hastaların gereksiz yere parazitoz (Giardia v.s) tanısı konularak antibiyotik tedavisi almasıdır” ifadelerini kullandı. “2-3 hafta süt ve yumurta tercih edilebilir” Uygulanabilecek tedavi yollarından bahseden Prof. Dr. Çakır, şu bilgileri paylaştı: “Bu hastalar için en uygun tedavi, uygun merkezlerde hastanın hikâyenin ayrıntılı olarak dinlenilmesi ve ayrıntılı fizik muayene ile birlikte BIAP düşünülüyorsa 2-3 hafta diyet eliminasyonu (süt ve yumurta) yapılmasıdır. Genelde hastaların beraberinde döküntüsünün olması ya da ailede alerjik hastalık hikâyesinin olması, tanıyı destekler bulgulardır. Eğer yanıt yoksa, BIAP’dan uzaklaşılmalı alternatif tanılara yönlenmelidir. Yanıt alınmayan olgularda ek elimasyonlar ancak uzman kontrolünde yapılmalıdır. Dışkıda kan dışında sadece sümüksü dışkılama, sadece huzursuzluk, sadece dışkıda renk değişikliği ya da ishal gibi semptomların varlığında gereksiz diyet eliminasyonlarından kaçınılmalı, eğer yine de BİAP düşünülüyorsa diyet eliminasyonu kararına bu konuda uzman hekimlerce karar verilmelidir.” “Annelerde kalsiyum desteği önemli” Besin değişikliğine gidilebileceğini ifade eden Prof. Dr. Çakır, “2-3 hafta sonra diyet ile düzelen BIAP olgularında mutlaka 2-3 hafta süre ile süt ve yumurta diyeti açılıp, semptomların tekrarlayıp tekrarlamayacağı kontrol edilmelidir. Eğer semptomlar tekrarlarsa tanıdan ancak o zaman yüzde 100 emin olabiliriz. Tanı koyduktan sonra ortalama diyet eliminasyonu 9. ya da 12. ayda deneme ile açılabilmektedir. Bu hastalarda ek gıda dönemi yaşıtlarıyla aynı dönemde ve aşı takvimi de normal sağlıklı çocuk gibi uygulanmalıdır. Bu dönemde anneler diyet yaptığı için kalsiyum desteği alması önemlidir. Anne sütü alınamadığı ya da olmadığı dönemlerde bu çocuklar için özel tasarlanmış mamalar kullanılmalıdır. Diyet eliminasyonuna yanıt vermeyen olgular ileri inceleme (laboratuvar tetkikleri ve endoskopik girişimler) için bu konuda uzman merkezlere başvurmalıdır” dedi.
Prof. Dr. Sağdan Başkaya: "Türkiye’de kurt popülasyonu hızla artıyor"
01 Şubat 2024 Perşembe - 09:38 Prof. Dr. Sağdan Başkaya: "Türkiye’de kurt popülasyonu hızla artıyor" Doğu Karadeniz’de son günlerde artan kurt saldırıları ile ilgili konuşan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Orman Fakültesi Yaban Hayatı Ekolojisi ve Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sağdan Başkaya, “Bu mevsimde Kurt saldırıları çokça karşımıza çıkmaya başladı. Türkiye’de kurt bol ve popülasyonları azalış eğiliminde değil, aksine belli bölgelerde artış eğiliminde. Böyle olunca da saldırılar kaçınılmaz oluyor ”dedi. Doğu Karadeniz’de kurt saldırıları küçükbaş hayvan yetiştiricilerini tedirgin etmeye başladı. Son olarak Trabzon’un Araklı ilçesinde son bir aydır artarak yaşanan kurt saldırıları sonucu toplam 52 adet küçükbaş hayvan ahırlarında kurt saldırıları sonrasında telef olurken, 8 hayvan ise bu saldırılardan yaralı kurtuldu. "Kurt popülasyonlarını dengede tutmak gerekiyor" Yaşanan saldırıların yanında kurtların kuduz hastalığının yayılmasında da etkili olduğunu belirten Prof. Dr. Şağdan Başkaya, kurt popülasyonlarını dengede tutmak gerektiğine dikkat çekti. Başkaya, “Türkiye’de ne kadar kurt var ? Türkiye’deki kurt popülasyonu ne durumda ? dünyadaki kurt popülasyonu ne durumda? Buna baktığımız zaman dünyada bu hayvanın yaygın bir tür olduğunu görmekteyiz. Kuzey Amerika’da, Avrupa’da, Asya’da, Arap yarımadası dâhil olmak üzere kurt dünyada yaygın bir tür ve bulunduğu bölgelerde de popülasyonları durağan durumda yani ne artış eğilimi gösteriyor ne de azalış. Ancak Türkiye’de kurtlar bol ve popülasyonları azalış eğiliminde değil aksine belli bölgelerde artış eğiliminde. Böyle olunca da saldırılar kaçınılmaz oluyor” diye konuştu. "Hayvancılığı geliştirmek isterken karşımıza kurt sorunu çıkıyor" Hayvancılığı geliştirmek isterken ortaya Kurt sorunu çıktığını ifade eden Başkaya, “Bu saldırılar sonrası çiftçimiz, hayvancılık yapanlar çok zarar görüyor. Hayvancılığı geliştirmek isterken bir de karşımıza kurt sorunu çıkıyor. Kurt’a karşı çoban köpekleri besliyor veya çobanlarımız çeşitli tedbirler alıyor yine de kurt popülasyonlarının fazla olduğu yerlerde dünyanın gelişmiş ülkelerinde yapılan yırtıcıyla mücadelenin yapılması gerekiyor. Biz bunu Yaban Hayatı Ekolojisi Yönetimi Bölümü olarak öneriyoruz, bir uzman hoca olarak öneriyorum. Ancak kamuoyunda karşınıza STK’lar çıkıyor. Aynı STK’ların yurt şubeleri var, Amerika şubeleri var. Orada yırtıcıyla kontrol mekanizması işlerken yırtıcıya karşı mücadele yapılırken, bizde tam tersini önerebiliyorlar. Bir başka derdimiz de, kurtlar kuduz taşıyan bir tür olduğu için sıkıntı oluşturuyorlar. Başıboş köpeklerle, çakallarla da çiftleşebiliyorlar bu başıboş köpek sorunu bu sefer kurtlarla beraber sarmal hale gelmiş durumda. Yaban hayatında doğada başıboş köpekler aynı kurtlar gibi sürüler oluşturmuş durumda” ifadelerini kullandı.
Mehmet Çelebi: “Sağlık turizmi bizim son dönemde olmazsa olmazlarımız arasında”
31 Ocak 2024 Çarşamba - 13:16 Mehmet Çelebi: “Sağlık turizmi bizim son dönemde olmazsa olmazlarımız arasında” Özel İmperial Hastanesi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Çelebi, hastane olarak sağlık turizminin kendileri için olmazsa olmazlar arasında olduğunu belirterek “Sağlık turizmi bizim son dönemde olmazsa olmazlarımız arasında. Bölgenin birçok yerine sağlık turizmi hizmeti veriyoruz” dedi. Basın mensuplarıyla bu sabah kahvaltılı toplantıda bir araya gelen Çelebi, yaptıkları çalışmaları değerlendirdi. Özellikle Batum’dan ciddi anlamda sağlık turizmi hastası aldıklarını kaydeden Çelebi, “Sağlık turizmi bizim son dönemde olmazsa olmazlarımız arasında. Bölgenin birçok yerine sağlık turizmi hizmeti veriyoruz. Kendi sınırlarımızı aştık özellikle Gürcistan Batum’dan ciddi anlamda sağlık turizmi hastası alıyoruz. Bu sadece bizi değil bölgedeki bütün hastanelere yayılan bir durum. Bizim buradaki yoğunluğumuz bulunduğumuz konum ve verdiğimiz hizmet itibariyle oldukça fazla. Ehemmiyetle üzerinde durup bunu daha çok artırmanın planlamalarını yapıyoruz. Bu işle ilgili ticaret odasının da bir projesi var. Tiflis, Trabzon uçuşlarıyla ilgili ciddi bir çalışmamız var sona doğru gelmiş bulunmaktayız. Bu noktada şehirden destek bekliyoruz. Uçak firması bizden 25 tane koltuk garantisi istiyor. Bizler kurum olarak destek vereceğiz, yapı olarak destek vereceğiz. Sadece bir, iki kurumun destek vermesi yetmez devlet kurumlarının da dâhil olması gerekiyor acentelerin dâhil olması gerekiyor. Oradan gelecek turistler sadece sağlık ihtiyaçlarını karşılamayacak bu şehirde konaklayacaklar alış veriş yapacaklar. Her kesimi ilgilendiren bir konu. Sağlık turizmin en büyük özelliği de turizmin 12 aya yayılması. Bakü’de de çok ciddi çalışmalarımız var hastane olarak ta çalışıyoruz ciddi yatırımlar yapıyoruz” dedi. Basın mensuplarının yeni bir hastane projesiyle ilgili ise Çelebi, “Hastanenin taşınması diye bir şey söz konusu değil burası bizim ana binamız. Bir yerden bir yere hastane taşınmak kolay bir yapı değil. Yeniden imal etmek bugünün ekonomik şartlarında kolay değil ama yeni bir hastane projemiz var” diye konuştu.
Dr. İhsan Alioğlu’na Almanya Federal Cumhuriyeti Liyakat Nişanı verildi
31 Ocak 2024 Çarşamba - 11:00 Dr. İhsan Alioğlu’na Almanya Federal Cumhuriyeti Liyakat Nişanı verildi Almanya’nın Trabzon Fahri Konsolosu Dr. İhsan Alioğlu’na Almanya Federal Cumhuriyeti liyakat nişanı verildi. Almanya Ankara Büyükelçisi Jürgen Schulz, düzenlenen törende Dr. İhsan Alioğlu’na nişanı tevdi etti. Trabzon’da bir otelde düzenlenen törene Almanya’nın Ankara Büyükelçisi Jürgen Schulz, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Atilla Ataman, Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Erkut Çelebi, TTB Meclis Başkanı Nevzat Özer, Sağlık Müdürü Dr. Hakan Usta, Trabzon Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ersen Küçük, iş adamları ve protokol üyeleri katıldı. Büyükelçi Jürgen Schulz, törende yaptığı konuşmada, “Uzun yıllar boyunca Trabzon’da Alman vatandaşlarına ve Alman hükümetine yardımcı olan Dr. İhsan Alioğlu’na Fedaral Almanya Cumhurbaşkanı tarafından tevdi edilen liyakat nişanını sunmaktan onur duyuyorum. Hizmetleri için teşekkür ediyorum” dedi. Dr. İhsan Alioğlu ise konuşmasında tevdi edilen nişan için teşekkür ederek “Yaşam tecrübemin tepe noktasına vardığı 2003 yılında Federal Almanya Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği Dr. Nurbey şahsında bana Doğu Karadeniz Bölgesi Fahri Konsolosluğu görevi teklifi sundular. Gelişmiş, donanımlı bir insan olabilme yolunda bana sosyal, ekonomik ve kültürel katkılar sunan ve mesleki uygulamalarımda önemli deneyimler oluşturduğum bu ülkeye minnet borcumu ödeyebilmek için bu teklifi kabul ettim. 20 yılı aşkın bir süredir büyük bir titizlikle bu görevi icra etmiş bulunmaktayım. Makamınızdan aldığım mühürü ve taşıdığım Federal Almanya Cumhuriyeti Bayrağını temiz bir şekilde size geri iade edebileceğim için kendi adıma mutlu ve gururluyum. Bugününde beni yalnız bırakmayan siz dostlarıma da çok teşekkür ederim” diye konuştu.
Kızıldeniz’deki saldırılar rotayı ’Orta koridor’a döndürdü
31 Ocak 2024 Çarşamba - 10:07 Kızıldeniz’deki saldırılar rotayı ’Orta koridor’a döndürdü Uluslararası yük taşımacılığında Avrupa ile Asya arasındaki en kısa rotayı sunan ve Süveyş Kanalı’nı da kapsayan Kızıldeniz’de, uluslararası yük taşıyan gemilere yapılan saldırılar, uluslararası lojistik firmalarını yeni rota arayışlarına yönlendirerek alternatif rota olarak Türkiye’yi ve Doğu Karadeniz Bölgesi hinterlandında bulunan Orta Koridor rotasını ön plana çıkardı. Konuyla ilgili konuşan Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği Başkan Yardımcısı Ahmet Hamdi Gürdoğan, Kızıldeniz’de yaşanan saldırıların Asya ve Avrupa arasındaki yük trafiğinde Orta Koridor’un önemini artırdığını belirtti. Gürdoğan, Her gün yaklaşık 50’den fazla geminin geçtiği ve küresel ticaretin yaklaşık yüzde 12’lik kısmının Süveyş Kanalı üzerinden Kızıldeniz rotası üzerinden kanalı geçerek yaklaşık 10 milyar dolarlık malı Asya coğrafyası ile Kuzey Avrupa, Akdeniz ve Kuzey Amerika’nın doğu kıyılarına taşınmasıyla yapıldığı rotada son aylarda taşıma yapan gemilere saldırılarının artması sonucu navlun fiyatlarının 10 kata yakın artış göstermesinin taşımacılık yapan operatörleri farklı rota arayışlarına yönelttiğini söyledi. DKİB Başkan Yardımcısı Ahmet Hamdi Gürdoğan, mevcut durumda da bu güzergaha alternatif olabilecek, yani Asya ile Avrupa arasındaki yük trafiği akışını yönetecek en kısa mesafeli ve güvenli rotanın Orta Koridor rotası olduğuna dikkat çekerek "Çin’den başlayıp, Orta Asya ve Türk Cumhuriyetleri üzerinden Hazar denizi geçişi veya Rusya Federasyonu üzerinden geçerek multimodal ulaşım sistemleri kullanılarak (denizyolu, karayolu, demiryolu) ülkemiz üzerinden geçiş yapılan bu rota, gerekli olan kısa vadeli yatırımlarla cazip hale getirilmesi halinde Ülkemize çok önemli ekonomik kazanımlar sağlayacaktır. Özellikle bu Orta Koridor’un Doğu Karadeniz Bölgesi ile bağlantılarının da kurulması halinde bu rotanın uluslararası lojistik otoriteleri tarafından tercih edilmesini daha da artıracaktır. Doğu Karadeniz Bölgesi’nin demiryolu ağına bağlantısı için planlanan 2053 yılını beklemek yerine, şimdiden elimizi çok çabuk tutarak Gürcistan Batum demiryolunun yaklaşık 14 km’lik bir demiryolu aksı ile Hopa limanına bağlanması, sonrasında bu bağlantıların Rize limanı, Rize lojistik merkezi ve Trabzon limanına bağlantılarının sağlanması, uluslararası ticarette Ülkemiz ve Doğu Karadeniz Bölgesi’nin uluslararası ticaret ve transit ticarette önemini kat kat artırmış olacaktır. Bunun yanında yine çok kısa bir zaman diliminde Sarp Sınır Kapısındaki yoğunluğu azaltmak amacıyla, önceki yıllarda bu kapıya alternatif olarak önerdiğimiz ve sadece yük trafiğinde kullanılacak Muratlı sınır kapısının, Artvin Kemalpaşa ilçesinden yapılacak çok kısa bir tünelle sınır kapısına yolun ulaştırılarak Muratlı Sınır Kapısının da açılması Orta Koridor geçişlerinde ülkemize büyük kazanımlar sağlayacaktır. Bunun yanında halen yapım çalışmaları devam etmekte olan ülkemizin Nahcivan üzerinden Azerbaycan ve Orta Asya Bölgesi’ne bağlantısını sağlayacak Zengezur Koridoru’nun da açılması ile Orta Koridoru’nun uluslararası lojistik firmaları tarafından tercih edilmesini daha da artıracağı gibi ülkemiz ve Doğu Karadeniz Bölgesi’nin de önemini daha da ön plana çıkaracağı gerçeğini görmemiz gerekmektedir. Bundan dolayı, küresel ticarette ve lojistikte yaşanan bu gelişmelerden ülkemizin ve Doğu Karadeniz Bölgesi’nin daha fazla pay alması, dış ticaretimizin artması ve halen atıl vaziyette düşük kapasiteleri ile ayakta kalmaya çalışan bölgemiz limanlarına işlerlik kazandırılması açısından Hopa-Batum demiryolu ile Muratlı sınır kapısı yatırımlarının çok ivedi bir şekilde önceliklendirilmesi gerekmektedir" dedi.