Yerel Haberler
Trabzon
12 Mayıs 2026 Salı - 11:55 Sürmene bıçağında Kurban Bayramı öncesi beklenen hareketlilik oluşmadı Kurban Bayramı öncesinde Sürmene bıçağı üretimiyle tanınan Sürmene ilçesinde, önceki yılların aksine bu yıl beklenen hareketlilik yaşanmadı. Trabzon’un coğrafi işaretli ve dünyaca ünlü ürünleri arasında yer alan Sürmene bıçağında, Kurban Bayramı öncesi dönemlerde görülen yoğun talep bu yıl gerçekleşmedi. Yüzyıllardır ustaların elinde şekillenen ve keskinliği ile dayanıklılığıyla kurban kesimlerinin vazgeçilmezleri arasında gösterilen bıçaklara olan ilginin düşük kaldığı belirtildi. Kurban kesimlerinde sıkça tercih edilen Sürmene bıçaklarında satışların önceki yıllara göre gerilediğini ifade eden ustalar, siparişlerdeki düşüşün atölyelerdeki üretim temposuna da yansıdığını dile getirdi. İlçedeki atölyelerde üretim sürerken, beklenen bayram yoğunluğunun oluşmaması dikkat çekti. Coğrafi işaretli Sürmene bıçağının satışını yapan Mümin Yılmaz, Kurban Bayramı’na sayılı günler kala önceki yıllara kıyasla bu yıl ilginin daha düşük olduğunu söyledi. Yılmaz "Bu sene yaklaşan Kurban Bayramı öncesi önceki yıllar gibi bıçağa ilgi yok. Son bir hafta içerisinde ilginin arttığını görebiliyoruz. Bıçak biletmeye gelen sayısı daha fazla oluyor. Yeni bıçak almaktansa bıçak biletmeye gelenler daha fazla. Bıçak fiyatlarında geçen yıl ile bu yıl arasında çok fark yok. Kesim bıçağı 600 TL’den başlıyor, 2 bin 500’e kadar çıkabiliyor. Sürmene bıçağını ustası, çeliği, yapılışı diğer bıçaklardan ayırıyor" dedi. Vatandaşların bıçak kullanımında sık hata yaptığını belirten Yılmaz, "Bir çok kişi bıçağı yanlış kullanıyor. Sebze bıçağını et ürünlerinde kullanıyorlar. Bıçağı donmuş ete veya yağa vurduğunuz zaman sıkıntı oluyor. Bulaşık makinesine atılmaması lazım. Bıçağı su ile silerek temizlemek lazım. Sürmene bıçağı en çok aranan ve istenen bıçak oldu. Sürmene bıçaklarının saplarında artık biraz daha ahşap ürünlerinden çıktık. werzalit yapmaya başladık. Werzalit yanmıyor, kırılmıyor ve mikrop tutmuyor. Ahşabın suya temas ettiği anda deforme olması daha çabuk oluyor" şeklinde konuştu. Sürmene bıçağındaki el işçiliğinin önemine dikkat çeken Yılmaz, "Keskinliği ile bilinen Sürmene bıçağına özellikle Kurban Bayramı’nda dikkat etmeleri gerekiyor. El işçiliği ile üretilen bir bıçak. Tamamen ocaklarda dövülüyor. Burada usta farkı da oluyor. Fabrika üretimi bıçak satmıyoruz. El işçiliğinin kalitesi çok farklı oluyor. Yabancı turistlerinde ilgisini çekiyor. Buraya gelenler illa ki eşine, dostuna hediyelik bir bıçak alıp gidiyor. Her ilin bir ürünü meşhursa Trabzon’un da Sürmene bıçağı meşhur" ifadelerini kullandı.
12 Mayıs 2026 Salı - 09:57 Trabzonspor kupada Gençlerbirliği’ne konuk olacak Trabzonspor, Ziraat Türkiye Kupası yarı final müsabakasında yarın deplasmanda Gençlerbirliği ile karşılaşacak. Bordo-mavililer, bu müsabakayla birlikte turnuvadaki 294. maçına çıkacak. Trabzonspor, Ziraat Türkiye Kupası yarı final karşılaşmasında yarın saat 20.30’da Gençlerbirliği’nin konuğu olacak. Kupada bu sezon A Grubu’nda mücadele eden bordo-mavililer, Alanyaspor’a sahasında 1-0 mağlup olurken, deplasmanda ise İstanbulspor’u 6-1 mağlup etmişti. Ardından da evinde Fethiyespor’u 3-0 ve konuk olduğu Başakşehir’i 4-2’lik skorlarla geçen bordo-mavililer, 9 puanla çeyrek final biletini aldı. Bu turda da Karadeniz ekibi, 90 dakikası ve uzatmaları golsüz sona eren mücadelede Samsunspor’u penaltılar sonucu 3-1’le eleyerek yarı finale yükseldi. Kupada 294. mücadele Trabzonspor, Gençlerbirliği maçıyla kupada 294. maçına çıkacak. Geride kalan 293 karşılaşmada bordo-mavili ekip 177 galibiyet, 55 beraberlik ve 61 yenilgi aldı. Bu maçlarda rakip filelere 510 gol gönderen Karadeniz temsilcisi, kalesinde ise 236 gol gördü. 9 kez mutlu sona ulaştı Türkiye Kupası’nda bugüne kadar 17 kez final oynayan bordo-mavililer, 9 kez kupayı müzesine götürerek Galatasaray ve Beşiktaş’ın ardından organizasyonda en çok şampiyonluk yaşayan üçüncü kulüp konumunda yer alıyor. Süper Lig’e yükseldiği 1974-1975 sezonunda aynı zamanda Türkiye Kupası’nda da finale kalan Trabzonspor, ilerleyen yıllarda da bu başarıyı sürdürerek toplam 9 kez mutlu sona ulaştı. İki takım kupada 8 maç yaptı Trabzonspor ile Gençlerbirliği kupada bugüne kadar 8 kez kozlarını paylaştı. Söz konusu mücadelelerde bordo-mavililer 6 galibiyet ve 1 beraberlik alırken, Ankara temsilcisi ise 1 kez sevinen taraf oldu. Karadeniz ekibi, attığı 18 gole karşılık, ağlarında 7 gole engel olamadı. Farklı rakiplere karşı tarihi zaferler Trabzonspor, Türkiye Kupası zaferlerini 1976-1977 ve 1983-1984 sezonlarında Beşiktaş, 1977-1978’de Adana Demirspor, 1991-1992’de Bursaspor, 1994-1995’te Galatasaray, 2002-2003 ve 2003-2004 sezonlarında Gençlerbirliği, 2009-2010’da Fenerbahçe ve 2019-2020 sezonunda Alanyaspor karşısında elde etti. Trabzonspor kazanırsa üst üste 3. kez finale çıkacak Bordo-mavili takım, 2023-2024 sezonunda Beşiktaş ile Atatürk Olimpiyat Stadı’nda oynadığı kupa finalini 3-2 kaybederken, 2024-2025 sezonunda da Galatasaray karşısında sahadan 3-0 mağlubiyetle ayrıldı. Bordo-mavililer, yarın oynayacağı Gençlerbirliği maçını kazanması halinde üst üste 3. kez kupada finale yükselme başarısı gösterecek.
Başkan Ekim’den çocuklara 23 Nisan hediyesi
22 Nisan 2024 Pazartesi - 16:56 Başkan Ekim’den çocuklara 23 Nisan hediyesi Akçaabat Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlama etkinlikleri kapsamında Osmanbaba İlk ve Ortaokulu’nda öğrencilerin bayramını kutlayarak öğrencilere kitap hediye etti. Akçaabat Belediye Başkanı Osman Nuri Ekim, İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile işbirliği içinde düzenlenen 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlama etkinlikleri kapsamında Osmanbaba İlk ve Ortaokulu’nu ziyaret etti. Burada öğrencilerle bir araya gelen Başkan Ekim, çocukların bayramını kutladı ve 23 Nisan’ın önemine vurgu yaptı. 23 Nisan’ın Türk ve dünya çocukları için önemine değinen Başkan Ekim, çocukların geleceğin teminatı olduğunu söyledi. Başkan Ekim, bu özel günde çocukların sevinçlerine ortak olmaktan büyük mutluluk duyduğunu ifade ederek, “Bu özel günde yüreklerimizdeki çocuk sevinciyle bir aradayız. Çocuklarımızın coşkusunu, umudunu ve geleceğe olan inancını paylaşmak, benim için büyük bir onur. 23 Nisan sadece Türk milleti için değil, tüm dünya çocukları için bir bayramdır. Bugün milli egemenliğimizin temellerinin atıldığı, ulusumuzun kurtuluş mücadelesinin başladığı gündür. Aynı zamanda çocuklarımızın geleceği için aydınlık bir yarınlara doğru ilk adımların atıldığı gündür. Bugün çocuklarımızın güvenliği, mutluluğu ve eğitimi için var gücümüzle çalışacağımızı bir kez daha taahhüt ediyorum. Tüm çocuklarımızın 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyor, sevgi ve mutluluk dolu bir gün geçirmelerini diliyorum” dedi. Konuşmasının ardından Başkan Ekim, okulun tüm sınıflarını tek tek ziyaret ederek öğrencilerin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutladı. Her öğrenciye kitap hediye eden Başkan Ekim, çocukların eğitimine destek olmayı amaçladıklarını da belirtti. Ziyarete İlçe Milli Eğitim Müdürü Mehmet Usta da eşlik etti. Usta, çocukların bayramını kutlayarak, Başkan Ekim’in öğrencilere yönelik duyarlılığına ve desteğine teşekkür etti.
AKUT Trabzon ekibi Ulusal Akreditasyon Sınavını başarıyla geçti
22 Nisan 2024 Pazartesi - 11:44 AKUT Trabzon ekibi Ulusal Akreditasyon Sınavını başarıyla geçti Trabzon’da 2007 yılında kurulan, bölgede ve Türkiye’deki birçok afette onlarca canı kurtaran AKUT Arama Kurtarma Derneği Trabzon ekibi, AFAD’ın Orta Seviye Akreditasyon Sınavını başarıyla tamamlayarak adını ulusal seviyede akredite olan arama kurtarma ekipleri arasına yazdırdı. İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından başlatılan AFAD Akreditasyon Sistemi uyarınca, Türkiye Afet ve Acil Durum yönetimi Sistemi içinde faaliyet göstermek isteyen arama kurtarma organizasyonları Akreditasyon Sınavına giriyor. AKUT Trabzon ekibi de 62 gönüllüsüyle AFAD Orta Seviye Akreditasyon Sınavı’nı başarıyla tamamlayarak Trabzon’da orta sınıfta akredite olan ilk arama kurtarma ekibi oldu. AKUT Trabzon Ekip Lideri Köksal Ofluoğlu, arama kurtarma dernekleri ile kamu uyumunun sağlanması ve AFAD koordinasyonunda daha etkin faaliyet gösterebilmek adına AFAD Akreditasyon Sisteminin kurulduğunu belirterek “AKUT’un birçok ekibi gibi biz de Orta Seviye Akreditasyon Sınavına girdik ve başarılı olduk. İki gün süren sınav, Türkiye’nin çeşitli illerinden gelen AFAD yetkililerinin gözetiminde yapılıyor. Bir ekibin, afet haberini aldıktan sonra hazırlanması, olay yerine varması, orada ana kampının kurulması, enkaz bölgelerinde çeşitli teknikler kullanılarak kazazede kurtarılması gibi operasyonel yeteneklerinin ölçüldüğü detaylı değerlendirmeler yapılıyor. 62 gönüllümüzle girdiğimiz bu sınavı geçerek Trabzon’da Orta Seviye AFAD Akreditasyonu alan ilk ekip olduk. Tabii ki akreditasyon süreci hiç bitmeyen bir olgu. 3 yılda bir tekrarlanacağı için eğitimlerimize ara vermeden devam ediyoruz” dedi.
Kadıralak’ta soldular, Honefter de açtılar
22 Nisan 2024 Pazartesi - 09:55 Kadıralak’ta soldular, Honefter de açtılar Mavi yıldız çiçekleri, Kadıralak Yaylası’nda bahar mevsiminde erken açıp soğuklardan da etkilenince solup ‘Mor Yayla’ görüntüsünü bu yıl beklendiği gibi sergileyemezken, bu yaylaya 60 km mesafedeki Honefter Yaylası’nda güzel havayı da fırsat bilerek kendini gösterdi. Trabzon’un Tonya ilçesinde 1300 metre yükseklikteki Kadıralak Yaylası her yıl Nisan ayında açan mavi yıldız çiçekleri ile doğa severlerin ilgisini çekerken, bu yıl Mavi Yıldız çiçeklerinin yayladaki ömrü son günlerdeki soğuk hava nedeniyle kısa sürdü. Yaylaya ‘Mor Yayla’ ismini veren çiçekler bir çok noktada soğuk hava nedeniyle solarken, geçtiğimiz yıllardaki görüntüsü de istenildiği gibi oluşmadı. Tonya ilçe merkezine 9 km, Karadeniz Sahili’ne ise yaklaşık 29 km uzaklıktaki yaylada her yıl Nisan ayının ilk haftalarından itibaren kendini gösteren mavi yıldız çiçekleri 2 hafta süreyle kendini gösterirken, Mayı Yıldız çiçekleri Kadıralak Yaylası dışında kendini bu yıl yaylaya 60 km mesafedeki Düzköy ilçesinin Honefter Yaylası’nda kendini gösterdi. Bahar mevsimi ile yaylaya çıkan yöre halkı, bin 700 metrenin üzerindeki rakıma sahip yaylada tıpkı Kadıralak Yaylası’nda olduğu gibi Mavi Yıldız çiçekleri ile karşılaştı. Yayla sakinlerinden Mehmet Zihni Civelek, Mavi yıldız çiçeklerinin Kadıralak Yaylası dışında sadece kendi yaylarında görüldüğünü söylerken, bu çiçekleri gözleri gibi baktıklarını ifade etti.
Kıyı balıkçılığı yapanların sayısında azalış tedirgin ediyor
21 Nisan 2024 Pazar - 11:15 Kıyı balıkçılığı yapanların sayısında azalış tedirgin ediyor Kıyı balıkçılığı yapanların sayısında son yıllarda azalma olduğu belirtilerek, yeni neslin bu mesleği pek tercih etmediği ifade edildi. Trabzon Merkez Su Ürünleri Faroz Balıkçı Barınağı Kooperatif Başkanı Mehmet Candeğer, kıyı balıkçılığının Trabzon’da neredeyse unutulmaya yüz tutmuş üç meslekten biri haline geldiğine dikkat çekerek, “Artık çocuklar dedelerinden gördüğü balıkçılık mesleğini yapma düşüncesinden çok uzak” dedi. Denizlerde büyük tekneler için 15 Nisan’da başlayan av yasağının ardından denizler kıyı balıkçılarına kaldı. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Trabzon Merkez Su Ürünleri Faroz Balıkçı Barınağı Kooperatif Başkanı Mehmet Candeğer, büyük teknelerin 15 Nisan’dan sonra avlanma yapamayacak olmasından dolayı kıyı balıkçıların avladığı balıkların değerinin yükseleceğini kaydederek, "15 Nisan itibarıyla büyük tekneler için yasak başladı. Dolayısıyla kıyı balıkçıları olarak avladığımız balıklar biraz daha değerinde satılacak. Avlanma sezonu bizim için yeni başlıyor diyebiliriz. Bundan sonra barbun, istavrit, ilerleyen zamanlarda çinekop ve palamuda doğru yöneleceğiz" dedi. "Birçok balık çeşidi artık yok" Karadeniz’de mersin balığından orkinosa kadar birçok çeşidin avlandığını dedelerinden duyduklarını belirten Candeğer, "Birçok nedenden dolayı avlanma azaldı. Avcılık konusunda teknolojinin ilerlemesi, balık neslinin azalması küçülmesiyle birlikte avcılık azaldı. Buna bağlı olarak tekne sayısı amatörler ve profesyonel balıkçılarda artış oldu. Sürekli bir avlanma var hiçbir zaman yerine gelmeyen stok var çünkü avcılık çok. Dedelerimizin anlattığına göre kofanalar, orkinoslar, mersin balıkları görülüyordu biz bunların sonuna bile yetişemedik. İnşallah daha ilerleyen zamanlarda görürüz" diye konuştu. "Kıyı dolgularının bilinçsiz yapılmasından dolayı büyük sorunlar yaşıyoruz" Kıyı dolgularının bilinçsiz yapılmasından dolayı başta kirlilik olmak üzere sıkıntılar yaşadıklarını kaydeden Candeğer, "En büyük sorun kirlilik diyebiliriz. Kıyı dolgularının bilinçsiz yapılmasından dolayı büyük sorunlar yaşıyoruz. Çünkü istinat duvarları kurulmadan dolgular yapıldı. Dolayısıyla denize dökülen topraklar, çöpler kıyı balıkçılarını tamamen bitirdi. Çünkü buralarda avlanma alanı sıfırdan yüz metreye hatta yetmiş metreye kadar, o da artık çamurla kaplandı. Dolayısıyla balıklar yavrulayamıyorlar buna nedenle avcılık azalıyor. Balıkçılar günde iki kilogram, üç kilogram mezgit ile geri dönüyorlar, giderleri çok neredeyse balıkçılığı bırakma noktasına geldiler" şeklinde konuştu. "Artık toruna geçen bir meslek haline gelmekten çıkıyor" Kıyı balıkçılığının artık dededen toruna geçen bir meslek haline gelmekten çıktığını ifade eden Candeğer, "Denizde avlananların sayısı her geçen gün azalıyor. Artık dededen toruna geçen bir meslek haline gelmekten çıkıyor. Bir nevi Trabzon’daki kaybolmaya yüz tutmuş üç meslekten biri haline geldi. Bakırcılık gibi balıkçılık da artık yavaş yavaş kayboluyor. Artık çocuklar dedelerinden gördüğü balıkçılık mesleğini yapma düşüncesinden çok uzak" ifadelerini kullandı. "Benim peşimden bu mesleği yapacak hiç kimse yok" Kıyı balıkçılarından Hasan Şal ise yeni neslin bu mesleğe pek sıcak bakmadığını belirterek, "Yaklaşık 30 yıldır bu mesleği yapıyorum. Büyük tekneler için avlanma yasağının başlaması kıyı balıkçıların avlayacağı balığın değerini biraz daha artıracak. Dolayısıyla büyük tekneler avlanma yapmayacağı için tutacak olduğumuz balıklar biraz daha değer kazanacak. Kıyı balıkçıları olarak genelde mezgit ara sıra istavrit avlıyoruz. Yeni nesil bu mesleğe pek umutla bakmıyor. Dolayısıyla balık olmayınca yeni nesil bu işi pek önemsemedi. Benim peşimden bu mesleği yapacak hiç kimse yok diyebilirim. Sadece ben değil, diğer balıkçı arkadaşlarımın da durumu hemen hemen aynı. Dolayısıyla gelen nesil bu işe pek sıcak bakmıyor. Bugünlerde sayımız çok azaldı diyebiliriz. Eskiden 50-60 kişiydik şimdi Faroz Mahallesi’nde 20-30 kişi bu mesleği yapan yok diyebiliriz. Şu an ağlarımızı onarıyoruz. Denizin tabanında bayağı pislik olduğu için ağlarımız çöple doluyor" dedi.
Doğaseverler Kadıralak Yaylası’nda bir araya geldi
20 Nisan 2024 Cumartesi - 15:29 Doğaseverler Kadıralak Yaylası’nda bir araya geldi 15-22 Nisan tarihleri arasında düzenlenen 48. Turizm Haftası etkinlikleri çerçevesinde bir çok doğasever Kadıralak Yaylası’nda bir araya geldi. Mavi yıldız çiçekleri ile ön plana çıkan Kadıralak Yaylası’nın eşsiz güzelliği ve doğal zenginlikleri, Trabzon turizmi açısından büyük bir önem taşıyor. Bu çerçevede sivil toplum kuruluşlarının da içinde bulunduğu bir grup doğasever 15-22 Nisan Turizm Haftası etkinlikleri çerçevesinde bir araya geldi. Etkinliğe Tonya Kaymakamı Adem Eser, Trabzon İl Kültür ve Turizm Müdürü Tamer Erdoğan ve vatandaşlar da katıldı. Etkinlikte konuşan Tonya Kaymakamı Adem Eser, Kadıralak Yaylası’nın tanıtımının tüm Türkiye’ye yayılması temennisinde bulunarak "6 aydır burada görevliyim. Bu yaylanın ilçemiz sınırları içerisinde olmasından dolayı çok mutluyum. Trabzon’un içinden ve şehir dışından gelen ziyaretçilerime hoş geldiniz diyorum" dedi. İl Kültür ve Turizm Müdürü Tamer Erdoğan ise, "Burada doğa spor dernekleri ve diğer derneklerimiz ile beraber bugün buradayız. Turizm Trabzon’un vazgeçilmez bir unsuru. Trabzon ekonomisinin yüzde 70’i turizmden geliyor. Turizm sezonu başladı ve bu sezonun 2023 yılına göre daha iyi olmasını bekliyoruz. Tüm hazırlıklarımız tamam. Bayram tatilinden itibaren yoğunluk başladı. Önümüzdeki aylardan itibaren yoğunluğumuz her geçen gün artarak devam edecek" diye konuştu. Bilindiği üzere ‘Uluslararası Bern Sözleşmesi’ gereği korunan yörede “Mor Yayla” ismi ile de bilinen her yıl Nisan ayında açan mavi yıldız çiçekleri ile meşhur Trabzon’un Tonya ilçesine bağlı son yıllarda vatandaşların uğrak yerlerinden biri haline gelen Kadıralak Yaylası binlerce turisti ağırlıyor.
Prof. Dr. Osman Bektaş: "Kuzey Anadolu fayının hareketleneceğini düşünmüyorum"
20 Nisan 2024 Cumartesi - 09:58 Prof. Dr. Osman Bektaş: "Kuzey Anadolu fayının hareketleneceğini düşünmüyorum" Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, Tokat’taki fay hareketinin Türkiye’nin en büyük fay hattı olan Kuzey Anadolu Fayı’na doğrudan stres aktarımı yaptığını belirterek, "Ama bu demek değildir ki 5.7’lik bir deprem Kuzey Anadolu Fayı üzerinde bir deprem oluşturacak. Orada bir deprem oluşturabilmesi için Kuzey Anadolu Fayı’nın hareket edebilecek bir deprem enerjisini biriktirmiş olması gerekir. Dolayısıyla şu anda korkulacak bir şey olduğunu düşünmüyorum. Yani Kuzey Anadolu fayının hareketleneceğini de düşünmüyorum" dedi. 18 Nisan tarihinde merkez üssü Tokat’ın Sulusaray ilçesinde 5.6 büyüklüğünde deprem kaydedildi. Deprem yerin 5,9 kilometre derinliğinde meydana gelirken, sarsıntı, çevre illerde de hissedildi. Özellikle Doğu Karadeniz Bölgesi’nin sahil kesimlerinde hissedilen depremle ilgili Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, açıklamalarda bulundu. Doğu Karadeniz sahili yerleşkesinin kumsal alan üzerinde olduğunu dile getiren Bektaş, yaşanılan en büyük sorunun deprem yönetmenliğini ve deprem tehlikesi haritalarını tamamıyla uygulamamak olduğunu söyledi. Tokat depreminin beklenilen bir deprem olmadığını kaydeden Bektaş, "Beklenen deprem değildi ama Türkiye’de her an, her yerde bir deprem olabilir. O açıdan beklenen bir deprem diyebiliriz. Ama yer ve zaman açısından beklenen bir deprem değildi. 5.7’lik bir deprem bugün uluslararası standartlarda orta deprem sayılmasına rağmen tehlikeli değildir. Ancak bizim Türkiye’deki yapı stokçularının dikkate alırsak tehlikenin başladığı bir seviyedir. Özellikle eğer bu deprem 6 büyüklükte olsaydı çok daha fazla tahribat yapabilirdi. Ancak burada ilginç olan şu 5.7 büyüklüğündeki bir deprem tüm Doğu Karadeniz sahilinde hissedildi. Bu bize ne anlatıyor? Ne gösteriyor? Bu şu anlama geliyor; deprem enerjisinden ne kadar uzakta olursan elbette ki deprem enerjisi o kadar sömürlenir. Etkisi azalır. Ama bu tam doğru değil. Eğer fayın kırılması size doğruyorsa o zaman uzaktaki deprem enerjisi çok daha fazla olabiliyor. Buna bir yönelme diyoruz. Şimdi Kuzey Doğu istikametinde kırılma olduğu için direkt Doğu Karadeniz’e doğru olduğu için deprem enerjilerinin etkinliği o bakımdan daha fazla oldu. Peki bunun bir başka anlamı ne? Bir ilin depremden etkilenmesi için illa ki o ilden bir fay geçmiş olması gerekmiyor. Yani o ilin illaki bir fay üzerinde bulunması gerekmiyor" şeklinde konuştu. "Trabzon bir ateş çemberi gibi 3 tane aktif deprem üreten fayın ortasındadır" Dünyanın 7 şiddetindeki bir depremden korkmadığını vurgulayan Bektaş, "Trabzon bir ateş çemberi gibi 3 tane aktif deprem üreten fayın ortasındadır. Kuzeyimizde Karadeniz fayı var. Türkiye petrolleri Rize’den itibaren Rize, Trabzon, Ordu fayları diye faylar isimlendirildi ki bu faylar doğrudan ile uzanıyor. Yani orada olabilecek olan bir kırılmanın deprem önerisi doğrudan sahildeki illeri vuracak. Nitekim bu yaşandı. 2012’de 5.6’lık bir deprem yaşadık Batum açıklarında Trabzon fayı üzerinde. Trabzon bir haftaya yakın sallandı. Demek oluyor ki sadece deprem kaynağından uzakta olmak her şey bitti demek değildir. Bakın biz Trabzonlu olarak biz 3 büyük depremi de şaşadık. Elazığ, Maraş ve biz yine en son 5.7’lik Tokat’taki depremi yine hissettik. Neden? Demin dediğim gibi kırılma doğrultusu direkt size doğru geliyorsa deprem enerjisi o denli artı olur. Şimdi aynı zamanda depremin etkinliği sadece depremin yaydığı enerjiyle değil, zemin de önemli. Bugün şu anda bulunduğumuz zemin bir kumsal alan. Doğu Karadeniz sahili zaten yerleşkesi zaten kumsal alan üzerindedir. Dolayısıyla bu alan ne yapıyor? Depremin şiddetini büyütüyor. Buna da büyütme faktörü var. Bir diğer çekincemiz de bizim Trabzon, Rize, Ordu olarak topoğrafyamız. Yani bugün yerleşme alanları ya sahilde kumun üzerinde deprem büyütmesine maruz kalıyor. Ya da yamaçlarda denize bakan yamaçlardaki buralar heyelanlı bölgeler ve çok katlı binalar var. Burada da bir heyelan riski var. Netice olarak depre tehlikesi sadece aktif faydan kaynaklanmıyor. Bulunduğunuz zemin ve üzerinde oturulan şehrin coğrafi konumu, yani heyelanlı olması gibi bunlarda son derece etkili. Bu bakımdan yeni yapılan haritada deprem tehlikesi haritasında bütün bu riskler alınmıştır. Bizim yaşadığımız en büyük sorun deprem yönetmenliğini, deprem tehlikesi haritalarını tamamıyla uygulamamak veya uygulamamaktan kastım şu. Yönetmenliğimiz çok güzel. Kanunlarımız iyi ama sorun bunların uygulanmasında. Umarım kısa zaman içerisinde yapı stokları daha da iyi hale gelir. İnsanlar zaten deprem konusunda bilgilendirildi ama bu yönetmenlikleri daha titiz bir şekilde uygularsak depremden korkulacak bir durum söz konusu olmaz. En azından 5 ve 6’lık depremlerden korkmama durumuna gelinmemiz lazım. Bugün dünya 7’lık bir depremden hiçbir şekilde korkmuyor. Çünkü binalar ona göre yapılmış. Ancak maalesef bizim standartlarımızda 5.7 ve 6 civarındaki bir deprem özellikle Doğu Anadolu’da ve İç Anadolu’da tehlike oluşturabiliyor" diye konuştu. "Kuzey Anadolu fayının hareketleneceğini de düşünmüyorum" Korkulacak bir şey olduğunu düşünmediğini belirten Bektaş, "Tokat depremi ve 5.7’lik fay hareketi doğrudan Kuzey Anadolu Fayı’na yani Türkiye’nin en büyük fayına stres aktarımı yaptı ama bu demek değildir ki 5.7’lik bir deprem Kuzey Anadolu Fayı üzerinde bir deprem oluşturacak. Orada bir deprem oluşturabilmesi için Kuzey Anadolu Fayı’nın hareket edebilecek bir deprem enerjisini biriktirmiş olması gerekir. 1942 yılında o fay hareket etti ve enerjinin büyük kısmını boşalttığını düşünüyoruz. 7 büyüklükteki depremde enerjisini önemli bir şekilde boşalttığını düşünüyoruz. Dolayısıyla burada bir tetikleme söz konusu olamaz. Tetikleme olabilmesi için muhakkak suretle o fayın bir kırılma eşiğine gelmesi, kayma eşiğine gelmesi gerekir ki küçük bir depremin yaptığı stres transferi de onu tetikleyebilsin. Dolayısıyla şu anda korkulacak bir şey olduğunu düşünmüyorum. Yani Kuzey Anadolu fayının hareketleneceğini de düşünmüyorum" ifadelerini kullandı.
"Alo 199 Çağrı Merkezi"nin kapatılacağı iddiasına çalışanlardan tepki
19 Nisan 2024 Cuma - 15:51 "Alo 199 Çağrı Merkezi"nin kapatılacağı iddiasına çalışanlardan tepki İçişleri Bakanlığı’na bağlı ’Alo 199 Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü Etkileşim Merkezi’nin kapatılacağı iddiası nedeniyle basın açıklaması yapan çalışanlar, tepkilerini dile getirdi. Merkezi Trabzon’da bulunan ve tüm Türkiye’ye hizmet veren ’Alo 199 Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü Etkileşim Merkezi’nin kapatılacağı iddiası nedeniyle bir grup çalışan, çocukları ile birlikte Meydan Parkı’ndaki Atatürk heykeli önünde toplandı. Çağrı merkezi çalışanları, taşıdıkları dövizlerle 350 kişinin istihdam edildiği çağrı merkezinin kapatılmamasını istedi. Alo 199 Çağrı Merkezi çalışanları adına basın açıklamasını okuyan Melike Yıldırım, 350 kişinin istihdamının sağlandığı bir ekmek kapısının kapatılacak olmasının son derece üzücü olduğunu söyledi. Yıldırım, “İçişleri eski Bakanımız Süleyman Soylu’nun Trabzon’a kazandırdığı projelerden bir tanesi olan, Trabzon ile birlikte Ankara ve Erzurum lokasyonlarıyla vatandaşımıza hizmet veren çarı merkezimiz ne yazık ki ani bir karar ile kapatılmak istenmektedir. İçişleri Bakanlığı Nüfus ve Vatandaşlık İşleri bünyesinde kurulan Alo 199 Çağrı Merkezimizin yalnızca Trabzon lokasyonunda 350 personelimiz istihdam edilmektedir. Siyasi olarak da Cumhurbaşkanımıza bağlılığını son yerel seçimlerde de gösteren Trabzon’umuzda 350 kişinin istihdamının sağlandığı bir ekmek kapısının kapatılacak olması son derece üzücüdür. Taşeron şirketlerde çalışan binlerce emekçi kadro beklerken, Nüfus ve Vatandaşlık Hizmetlerine bağlı çalışan Alo 199 Çağrı merkezlerinin kapatılması düşündürücüdür. Kamuya ait çağrı merkezlerinin kapatılacağı iddiaları ise diğer çağrı merkezlerinde çalışan yüzlerce işçiyi tedirgin etmekte, vatandaşa hizmet veren çağrı merkezi çalışanları psikolojik olarak çöküntü yaşamaktadır” dedi. “Trabzon’umuzu şehrimizdeki istihdama sahip çıkmaya davet ediyoruz” “Kapatılma gerekçesi olarak çağrı popülasyonunun düşmesi gösterilse de gerçeğin bu olmadığının farkındayız” diyen Yıldırım, “Bu kapatma kararı ile birlikte sadece çalışan 350 kişi ve aileleri değil, maddi anlamda tüm şehrimiz zarar görecektir. Ankara’dan şehrimize her ay giren sıcak para dolmuşçusundan bakkalına, lokantasından çaycısına kadar pek çok alanda Trabzon’a katkı sağlamaktadır. Emek veren her siyasi görüşteki çalışanlarımız evine ekmek götürmektedir. Yeni evlenen, evlilik hayali kuran, 6 aylık hamile eşi çalışmayan, otizmli çocuğunun tedavisini sürdüren, kanser tedavisi gören, bankaya kredi borcu olan, taksit ödeyen ve hayatını bu zor ve acımasız ekonomik şartlarda devam ettirmeye çalışan 350 insanın geleceği, hayalleri karartılmamalıdır. Trabzon lokasyonunun kapatılması kentin gelecek ekonomik kaynaktan mahrum edilerek fakirleşmesi, çalışanların işsiz kalması, işsizliğin artması, ekonominin çarklarının zarar görmesi demektir. Kapatılma gerekçesi olarak çağrı popülasyonunun düşmesi gösterilse de gerçeğin bu olmadığının farkındayız. Çağrı merkezinde çalışan bizler gerek pandemi döneminde bir saniye nefes almadan çalıştık, gerekse pasaport ve kimlik yenilemelerinde en yoğun dönemlerde vatandaşımıza hizmet ettik. Dünyada çip krizi yaşanırken vatandaşımızın mağdur edilmemesi için gayret gösterdik. Bugün de vatandaşlarımızın Nüfus Müdürlüklerinde sıra beklemeden hizmet almaları için özveriyle isimizin başındayız. Modern çağda Devletimizin tüm kurumlar dahil özel şirketler randevu sistemine çağrı merkezleri üzerinden geçerken, vatandaşımıza ciddi kolaylıklar sağlayan Alo 199 Çağrı Merkezi’nin kapatılması hem hizmet alan vatandaşımıza hem de çalışarak evine ekmek götüren emekçilere kötülük olacaktır. Devletimizin başı Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dan ve karar verici siyasi erkten kapatma kararının gözden geçirilerek, özünde yüzlerce kişinin, genelde ise binlerce kişinin mağdur edilmemesini bekliyoruz. 350 arkadaşımızın işinin devam edeceğine inanıyoruz. Ve Şeyh Edebali’nin, Osmanlı’nın kurucusu Osman Bey’e söylediği ’İnsanı yasat ki devlet yaşasın’ anlayışı ile devletimizin yaşamasını istiyoruz. Başta hükümetimizin siyasi erkleri olmak üzere tüm muhalefet ile birlikte Trabzon’umuzu şehrimizdeki istihdama sahip çıkmaya davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.