Yerel Haberler
Trabzon
"Şikayetim yoktu" demeyin: Hipertansiyon sessizce ilerliyor 13 Şubat 2026 Cuma - 11:48:34 Uzmanlar, hiçbir belirti vermeden ilerleyen hipertansiyonun kalp, beyin, böbrek ve gözlerde geri dönüşü olmayan hasarlara yol açabildiğine dikkat çekerek, düzenli tansiyon ölçümünün hayati önem taşıdığını vurguluyor. Son dönemde sağlık kuruluşlarına başvuran birçok hastanın, "Şu ana kadar tansiyonla ilgili hiçbir şikayetim olmadı" ifadesini kullandığını belirten uzmanlar, bu söylemin son derece yanıltıcı olduğuna dikkat çekiyor. Hastaların öyküsü sorgulandığında, tansiyonlarını bugüne kadar hiç ölçtürmediklerini ve herhangi bir şikayet hissetmedikleri için sorun olmadığını düşündüklerini ifade eden uzmanlar hipertansiyonun dünyada en sık görülen hastalıklardan biri olduğunu belirtiyor. İmperial Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yüksel Çiçek, hipertansiyonun en önemli özelliğinin çoğu zaman hiçbir belirti vermeden ilerlemesi olduğuna dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu. Hastanelerde yatan ağır hastalıkların büyük bir bölümünün temelinde hipertansiyonun yer aldığını kaydeden Çiçek, "Son günlerde en sık duyduğum ve yanlış olarak değerlendirdiğim ifadelerden biri, ’şu ana kadar tansiyonla ilgili hiçbir şikayetim olmadı’ söylemidir. Bize başvuran hastaların öyküsünü sorguladığımızda, tansiyonlarının ne kadar süredir yüksek seyrettiğini soruyoruz. Aldığımız yanıtlar çoğunlukla, ’şimdiye kadar hiç ölçüm yaptırmadım, herhangi bir şikayetim yoktu" şeklinde oluyor. Bu ifadenin yanlışlığı üzerinde özellikle durmak isterim. Hipertansiyonun, dünyada en sık görülen hastalıklardan biri olduğunu her zaman vurguluyoruz. En önemli özelliklerinden biri, ciddi şikayetlere, semptomlara veya belirgin bulgulara neden olmadan seyredebilmesidir. Bu nedenle, hiçbir şikayeti olmayan kişilerde tansiyonun normal olduğu yönünde yanlış bir algı oluşmaktadır. Oysa tansiyon yüksekliği çoğu zaman herhangi bir belirti vermez. Nadiren baş ağrısı, kulak çınlaması, baş dönmesi veya burun kanaması gibi bulgularla ortaya çıkabilir ancak çoğunlukla sessiz seyreder. Bu yüzden kişiler tansiyonlarını düzenli ve belirli aralıklarla ölçmedikçe yüksek tansiyona sahip olduklarının farkına varamazlar. Hastanelerde yatan en ağır hastalıkları sıraladığımızda, hipertansiyonun birçok tablonun temelinde yer aldığını görmekteyiz" dedi. Hipertansiyon ilk sırada yer alıyor "Kalp yetmezliği, kalp damar tıkanıklıkları, kalp krizleri, ciddi ritim bozuklukları ve aort damarının genişlemesi gibi durumların altında yatan nedenler arasında hipertansiyon ilk sırada yer almaktadır" diyen Çiçek, şu bilgileri verdi: "Aynı şekilde, beyin damar tıkanıklıkları, beyin kanamaları ve böbrek yetmezliğinin nedenleri araştırıldığında da en önemli etkenin hipertansiyon olduğu görülmektedir. Göz damar hastalıkları ve buna bağlı gelişen görme bozukluklarının altında da hipertansiyon önemli nedenlerden biridir. Bu nedenle ’hiç şikayetim yoktu, ölçüm yaptırmadım, bilmiyordum’ cümlesini artık değiştirmemiz gerekmektedir. Günümüz koşullarında ulaşılabilir maliyetlerle tansiyon ölçüm cihazlarına sahip olmak mümkündür. Benim önerim, her evde mutlaka bir tansiyon ölçüm cihazının bulunmasıdır. Cihazın çok pahalı ya da çok özellikli olması şart değildir, önemli olan doğru ölçüm yapabilmesidir. Tansiyon sorunu olmasa bile erişkin yaşa ulaşmış, özellikle 30 yaş üzerindeki bireylerin tansiyonlarını 6 ayda bir, yılda bir ya da gerekirse 3 ayda bir ölçmeleri faydalıdır. Bu sıklık kişiye göre artırılabilir, kesin bir kural yoktur. Önemli olan, dinlenmiş halde ve doğru ölçüm tekniğiyle zaman zaman tansiyonun kontrol edilmesidir. Ölçüm değerleri 13,5/8,5 ve üzerinde çıkıyorsa tek bir ölçüm elbette yeterli değildir. Bir hafta boyunca sabah ve akşam yapılan düzenli ölçümlerde ortalamanın bu değerlerin üzerinde seyretmesi durumunda mutlaka bir kardiyoloji hekimine başvurulmasını öneriyorum. Kardiyoloji hekimi yapacağı değerlendirmede fizik muayene, kalp grafisi, ekokardiyografi, laboratuvar tetkikleri, idrar tetkiki ve gerekirse batın usg ve böbrek damarı için doppler incelemesi yapıp, hipertansiyondan kaynaklı kalp yetmezliği, kalp duvarlarında kalınlaşma, aort damarında genişleme, kalp damar daralması, kalpte ritim bozukluğu, böbrek fonksiyonlarında bozulma var mı diye değerlendirme yapıp uygun tedavi planını önerecektir. İlaveten göz damarlarında etkilenme olup olmadığını tespit etmek için göz hastalıkları hekimi değerlendirmesini istenebilir. Burada özellikle vurgulamak isterim ki korkulması gereken ilaç kullanmak değil, tansiyonun tedavi edilmemesidir. Hipertansiyon kontrol altına alınabilir bir hastalıktır ancak sessiz seyretmesi nedeniyle uzun yıllar tedavisiz kaldığında kalp, böbrek, beyin ve göz gibi hayati organlarda kalıcı ve ciddi hasarlara yol açabilir. Bu hasarların büyük bir kısmı, ne yazık ki geri döndürülemez hale gelebilmektedir."
13 Şubat 2026 Cuma - 10:02 Evinde yenilmeyen Trabzonspor, namağlup Fenerbahçe’yi ağırlıyor Bu sezon sahasında mağlubiyet yüzü görmeyen Trabzonspor, Süper Lig’de yenilgisiz yoluna devam eden Fenerbahçe’yi konuk edecek. Trendyol Süper Lig’in 22. haftasında Trabzonspor, yarın ligin namağlup takımı Fenerbahçe’yi konuk edecek. Bu sezon iç sahada mağlubiyet yüzü görmeyen bordo-mavililer ile deplasmanda etkili bir performans ortaya koyan sarı-lacivertlilerin mücadelesi zirve yarışını yakından ilgilendiriyor. Bu sezon evinde geçit vermeyen Trabzonspor, bu alanda istikrarlı performansıyla dikkat çekiyor. Bordo-mavililer, ligde oynadığı 10 iç saha karşılaşmasında 6 galibiyet ve 4 beraberlik elde ederken, 19 gol atıp, kalesinde 8 gol gördü ve 22 puan topladı. Karadeniz ekibi, geçtiğimiz sezon sahasında oynadığı Samsunspor maçında aldığı 2-2’lik beraberliğin ardından Trabzon’da yenilgi yaşamadı. Trabzonspor, iç sahada 281 gündür mağlup olmazken, evindeki yenilmezlik serisini Fenerbahçe karşısında da sürdürmeyi hedefliyor. Zirve hattında kritik puan savaşı Ligde 45 puanla 3. sırada yer alan Trabzonspor, 49 puanla 2. basamakta bulunan Fenerbahçe’ye karşı sahadan galibiyetle ayrılarak hem puan farkını azaltmayı hem de zirve yarışında avantaj sağlamayı amaçlıyor. Fenerbahçe deplasmanda da kaybetmedi Sarı-lacivertli ekip ise bu sezon deplasmanda oynadığı 11 müsabakada 7 galibiyet ve 4 beraberlik elde ederek 25 puanı hanesine yazdırdı. Süper Lig’in tek namağlup takımı konumunda bulunan Fenerbahçe, zorlu Trabzon deplasmanında da serisini sürdürmenin hesaplarını yapıyor. Trabzonspor’un iç saha performansı şöyle: 2024-2025 Trabzonspor: 2 - Samsunspor: 2 2025-2026 Trabzonspor: 1 - Kocaelispor: 0 Trabzonspor: 1 - Antalyaspor: 0 Trabzonspor: 1 - Samsunspor: 1 Trabzonspor: 1 - Gaziantep FK: 1 Trabzonspor: 4 - Kayserispor: 0 Trabzonspor: 2 - Eyüpspor: 0 Trabzonspor: 1 - Alanyaspor: 1 Trabzonspor: 3 - Konyaspor: 1 Trabzonspor: 3 - Beşiktaş: 3 Trabzonspor:2 - Kasımpaşa: 1
13 Şubat 2026 Cuma - 09:57 Fatih Tekke, büyük maçlarda ilk galibiyetin peşinde Trabzonspor Teknik Direktörü Fatih Tekke, bordo-mavili takımın başında büyük maçlardaki ilk galibiyetini almak için Fenerbahçe karşısında saha kenarında taktik mücadelesi verecek. Trendyol Süper Lig’de geride kalan 21 haftada topladığı 45 puanla lider Galatasaray’ın 7, Fenerbahçe’nin ise 4 puan gerisinde üçüncü sırada yer alan Trabzonspor, ligin 22. haftasında yarın Fenerbahçe’yi konuk edecek. Zorlu müsabaka, bordo-mavili takım açısından zirve yarışında daha iddialı bir konuma gelmenin yanı sıra derbi hasretini de sonlandırma fırsatı sunuyor. Teknik Direktör Fatih Tekke’nin bordo-mavili takımın başında büyük maçlardaki ilk galibiyetini alma ihtimali sebebiyle mücadelenin önemi daha da artıyor. Büyük maçlarda galibiyet çıkmadı Karadeniz ekibi, Teknik Direktör Fatih Tekke yönetiminde son haftalarda çıkış yakalasa da büyük maçlarda aynı başarıyı gösteremedi. Bordo-mavililer, Tekke döneminde Galatasaray, Beşiktaş ve Fenerbahçe’ye karşı ligde 5, Ziraat Türkiye Kupası ve Turkcell Süper Kupa’da birer olmak üzere oynadığı toplam 7 karşılaşmada galibiyet elde edemedi. Trabzonspor söz konusu maçlarda 5 mağlubiyet ve 2 beraberlik aldı. Fenerbahçe’ye karşı üçüncü sınav Trabzonspor, Fatih Tekke idaresinde Fenerbahçe ile üçüncü kez karşı karşıya gelecek. Karadeniz temsilcisi, sarı-lacivertliler ile ligde oynadığı 2 maçtan da mağlubiyetle ayrıldı. Bu karşılaşmalarda kalesinde 5 gol gören Karadeniz temsilcisi, 1 gol atabildi. İstanbul’da oynanan mücadeleler 4-1 ve 1-0 Fenerbahçe üstünlüğüyle sonuçlandı. Trabzonspor, Tekke’nin görev yaptığı dönemde büyük maçlarda 5 gol bulurken, 17 gole ise engel olamadı. Fatih Tekke yönetiminde bordo-mavililerin büyük maçlarda aldığı sonuçlar: Fenerbahçe: 4 - Trabzonspor: 1 Trabzonspor: 0 - Galatasaray: 2 Galatasaray: 3 - Trabzonspor: 0 (Türkiye Kupası) Fenerbahçe: 1 - Trabzonspor: 0 Galatasaray: 0 - Trabzonspor: 0 Trabzonspor: 3 - Beşiktaş: 3 Galatasaray: 4 - Trabzonspor: 1 (Süper Kupa yarı final)
12 Şubat 2026 Perşembe - 18:47 Trabzon’da tavuk eti deposundaki bozuk ürün ele geçirildi Trabzon’un Araklı ilçesinde bir tavuk eti toptan satış ve dağıtım deposuna düzenlenen denetimde, yaklaşık 200-300 kilogram çürümüş, bozulmuş ve son kullanma tarihi geçmiş tavuk eti ele geçirildi. Alınan bilgiye göre, Araklı Belediyesi Zabıta ekipleri ile İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerince eş zamanlı gerçekleştirilen denetimde, halk sağlığını tehdit ettiği belirlenen çok miktarda ürüne el konuldu. Yetkililer, mevzuata aykırı şekilde muhafaza edildiği ve tüketime uygun olmadığı tespit edilen ürünlerin imha edilmek üzere muhafaza altına alındığını bildirdi. Denetimlerin ardından iş yeri mühürlenirken, işletme hakkında gerekli idari ve cezai işlemlerin başlatıldığı öğrenildi. Tavuk eti deposundaki ürünler için firmadan açıklama Trabzon’un Araklı ilçesinde faaliyet gösteren tavuk eti toptan satış ve dağıtım firmasından yapılan açıklamada, "Depomuzda incelemeye konu olan ürünler, satışa sunulacak taze ürünler değildir. Bu ürünler, rutin ticari işleyişin bir parçası olan ve prosedürlere uygun şekilde ayrıştırılmış iade statüsündeki ürünlerdir. Bu ürünlerin takibi ve depolanması ilgili mevzuatlara uygun olarak yapılmaktadır. Kayıtsız veya illegal bir emtia söz konusu değildir. İşletmemiz, gıda güvenliği ve ticari kanunlara harfiyen uymaktadır. Hakkımızda oluşturulmaya çalışılan kusurlu mal bulundurma veya yasadışı işlem algısı tamamen gerçek dışıdır. Firmamızda iade faturalarımız mevcut olup gerekli mercilere iletilmiştir" ifadelerine yer verildi.
Bıçaklanarak öldürülen Sürmene eski belediye başkan yardımcısı Aydın’a son görev
08 Ocak 2026 Perşembe - 16:29 Bıçaklanarak öldürülen Sürmene eski belediye başkan yardımcısı Aydın’a son görev Rize’nin İyidere ilçesinde dün akşam saatlerinde araç içinde bıçaklanarak öldürülen Trabzon’un Sürmene Belediyesi’nin eski Belediye Başkan Yardımcılarından Ali Aydın bugün Sürmene ilçesinde son yolculuğuna uğurlandı. Sürmene Belediyesi’nin önceki dönem Belediye Başkan Yardımcısı Ali Aydın (41), Rize’nin İyidere ilçesi Sarayköy sahilinde dün akşam, arkadaşı Vedat Yılmaz ile birlikte içerisinde bulunduğu 61 AFA 560 plakalı araçta bıçaklanarak yol kenarına bırakıldı. Rize’nin İyidere ilçesi Sarayköy Köyü sahilinde ağır yaralı halde bulunan Ali Aydın, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti. Polis ekipleri, olay sonrası şüpheli Vedat Yılmaz’ın yurt dışına kaçmak üzere Artvin’in Hopa ilçesine kaçtığını tespit etti. Hopa Orta Mahalle’de durdurulmak istenen aracın tekerine polis tarafından ateş açıldı. Araçtan inen Vedat Yılmaz, çevredeki kalabalıktan yararlanarak yaya şekilde bölgeden kaçtı. Polis ekiplerinin araç çevresinde yaptığı incelemede kan izleri tespit edildi. İzlerin takibi sonucunda Vedat Yılmaz, Hopa’da bulunan metruk bir binada yakalanarak gözaltına alındı. Ali Aydın’ı bıçaklayarak ölümüne neden olan şahsın ise arkadaşı Sürmene Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi Başkanı Vedat Yılmaz olduğu tespit edildi. Yılmaz’ın bir süre önce polise mukavemet ve çeşitli suçlardan Araklı Yarı Açık Cezaevi’ne konulduğu ve 2 ay önce de cezaevinden kaçtığı öğrenildi. Yılmaz’ın Ali Aydın ile eski yıllara dayanan bir arkadaşlığı olduğu ve son dönemlerde ise psikolojik tedavi gördüğü öğrenildi. Ali Aydın için ise bugün Sürmene Eski Camii’nde ikindi namazı sonrasında cenaze namazı kılındı. Cenaze namazına katılan Sürmene eski Belediye Başkanı Rahmi Üstün’ün oldukça üzgün olduğu gözlendi. Aydın, namaz sonrası ilçenin Oylum Mahallesi’ndeki aile mezarlığında toprağa verildi.
2026 yılına ürün gamını genişletme hedefiyle girdiler
08 Ocak 2026 Perşembe - 16:12 2026 yılına ürün gamını genişletme hedefiyle girdiler Türkiye’nin köklü iş güvenliği ayakkabısı üreticilerinden Mekap, 2026 yılına ürün gamını genişletme hedefiyle giriyor. 2024-2025 yıllarında yakaladığı güçlü büyüme ivmesini sürdürülebilir şekilde devam ettirmeyi amaçlayan şirket, yeni yılda hem mevcut ürün gruplarını çeşitlendirmeyi hem de farklı sektörlerin ihtiyaçlarına yönelik yeni çözümler sunmayı planlıyor. Yönetim Kurulu Başkanı Necati Gökhan Aslan 2026 yılı hedefleri ile ilgili yaptığı açıklamada "Mekap, özellikle iş güvenliği ayakkabıları ve poliüretan çizme segmentlerinde ürün çeşitliliğini artırarak, kullanıcı beklentilerine daha hızlı ve kapsamlı yanıt vermeyi amaçlıyor. Ar-Ge ve tasarım yatırımlarının merkezinde yer alan bu strateji doğrultusunda; fonksiyonellik, dayanıklılık ve konfor odaklı yeni modellerin 2026 yılı boyunca kademeli olarak pazara sunulması planlanıyor" dedi. Şirketin 2026 yılı büyüme hedeflerinden de bahseden Aslan, "2024 yılında yurt içi satışlarda yaklaşık yüzde 38, ihracatta ise yüzde 30 büyüme kaydeden şirketimiz, 2026 yılında ürün gamındaki genişlemenin etkisiyle yurt içi satışlarda yüzde 35-40 bandında, ihracatta ise yüzde 30’un üzerinde seviyelerde bir büyüme hedefliyor" diye konuştu. İstihdamı arttırarak büyümeyi sağlayacaklarını kaydeden Aslan, "2024 yılında çalışan sayısını yüzde 55 oranında artıran şirketimiz, 2026 yılında da ürün gamındaki genişlemeye paralel olarak istihdamını kontrollü şekilde büyütmeyi planlıyor. Üretim, Ar-Ge ve satış ekiplerinde yapılacak yeni istihdamlarla birlikte operasyonel verimliliğin artırılması ve müşteri taleplerine daha hızlı yanıt verilmesi hedefleniyor" ifadelerini kullandı. Şirket yeni ürün yatırımlarını sürdürürken yeşil enerji uygulamalarını üretim süreçlerine entegre etmeye devam ediyor. Ar-Ge yatırımlarının odağında daha hafif, daha dayanıklı ve çevre dostu malzemelerle geliştirilen ürünler yer alıyor. Şirket, 2026 yılında ürün gamını genişletme stratejisini; satış, ihracat ve istihdam hedefleriyle bütüncül bir yaklaşımla ele alarak hem Türkiye’de hem de global pazarlarda büyümesini istikrarlı biçimde sürdürmeyi amaçlıyor.
Okullarda akran zorbalığına karşı eğitim seferberliği
08 Ocak 2026 Perşembe - 13:01 Okullarda akran zorbalığına karşı eğitim seferberliği Trabzon’da çocukların güvenli ve sağlıklı bir eğitim ortamında gelişimlerini desteklemek amacıyla akran zorbalığına karşı farkındalık eğitimleri kararlılıkla sürdürülüyor. Geçtiğimiz yıl bin 518 öğrenciye akran zorbalığına yönelik bilinçlendirme eğitimi veren Trabzon Büyükşehir Belediyesi, bu yılki eğitim programlarına Ortahisar Kireçhane İlkokulu’nda başladı. Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ile Ortahisar İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü arasında imzalanan protokol çerçevesinde yürütülen çalışmalar kapsamında, 2025 yılı içerisinde bin 518 öğrenciye akran zorbalığına yönelik bilinçlendirme eğitimi verilmişti. Eğitim programlarına, 2026 yılının başlangıcıyla birlikte Ortahisar Kireçhane İlkokulu’nda devam edildi. Trabzon Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan açıklamada, "Yürüttüğümüz çalışmalar kapsamında öğrencilerimize; akran zorbalığının ne olduğu, zorbalık türleri, bu tür durumlarla karşılaşıldığında sergilenmesi gereken doğru davranış biçimleri ile empati ve sağlıklı iletişim becerileri konusunda kapsamlı bilgilendirmeler yapıyoruz. Önleyici ve koruyucu nitelik taşıyan bu eğitimlerle, çocuklarımızın sosyal farkındalıklarını artırmayı, kendilerini güvende hissedecekleri bir okul ortamı oluşturarak eğitim iklimini daha da güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Eğitim programlarımızın sonunda öğrencilere bilgilendirici broşürler ve çeşitli hediyeler dağıtarak, edindikleri bilgilerin kalıcı hale gelmesini ve akran zorbalığına karşı bilinç düzeyinin artmasını hedefliyoruz" denildi.
17 yıldır kaya düşmesi riski altındaki mahalleye ‘3 boyutlu’ müdahale
08 Ocak 2026 Perşembe - 09:09 17 yıldır kaya düşmesi riski altındaki mahalleye ‘3 boyutlu’ müdahale Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yıllar önce yaşanan kaya düşmeleri ile hafızalara kazınan Kaymaklı Mahallesi’nde 17 yıldır süren kaya düşmesi korkusunu sona erdirmek için bilimsel ıslah çalışmaları başlatıldı. Ortahisar ilçesi Kaymaklı Mahallesi’nde 21 Kasım 2009 tarihinde toprak ve taş kütlelerinin evin üzerine düşmesi sonucu Turan Kurt (58) ve eşi Ayşe Kurt (55) hayatını kaybetti, bazı evlerde hasar oluştu. Kaya düşmelerinin sürdüğü alan 2013 yılında ‘afet bölgesi’ ilan edildi. Aynı bölgede 2016 yılında ise yamaçtan kopan kayalar nedeniyle 1 kişi yaralandı, 2 ev hasar gördü. Yaklaşık 17 yıldır tehlikeli yaşamın sürdüğü Kaymaklı Mahallesi’nde kalıcı çözüm için yeni bir adım atıldı. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Heyelan Uygulama ve Araştırma Merkezi ile Trabzon Büyükşehir Belediyesi Yol Yapım, Bakım ve Onarım Dairesi Başkanlığı iş birliğinde bölgede "Kaya Düşme Islah" çalışmaları başlatıldı. Çok sayıda evin bulunduğu riskli alanda, akademisyenler tarafından yüksek teknolojili uçuşlar gerçekleştirilecek. Bu çalışmalar kapsamında elde edilecek verilerle üç boyutlu analizler yapılacak ve yamaçlardaki riskli bölgeler bilimsel yöntemlerle detaylı şekilde incelenecek. Yapılacak teknik ve jeolojik değerlendirmelerin ardından Kaymaklı Mahallesi için en uygun ıslah modeli belirlenecek. Çalışmalar sonucunda kaya düşmelerine karşı mühendislik önlemlerinin yanı sıra, bölge için kentsel dönüşüm seçeneğinin de gündeme gelebileceği belirtildi. "Kaymaklı mahallesi, Trabzon’un uzun yıllardan beri kanayan yarasıdır" Kaymaklı mahallesinde yapılacak çalışmalarla ilgili bilgiler veren Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Heyelan Uygulama Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Hakan Ersoy, üç boyutlu analizlerle ıslah yöntemlerinin modelleneceğini belirterek "Kaymaklı mahallesi, Trabzon’un uzun yıllardan beri kanayan yarasıdır. Şu anda orada afete maruz ilan edilmiş bölgeler var. Yaşanmış ölümlü vakalar var. Bizler de Trabzon Büyükşehir Belediyesi Yol Yapım Daire Başkanlığı ile çalışmalara başladık. Protokol hazırlıkları içindeyiz. Bu anlamda üniversite belediye yerel yönetimler iş birliği ile Trabzon’umuzda özellikle il merkezlerinde meydana gelen heyelan, kaya düşmesi gibi vakalara eğilmeye başladık. Çalışmaları hızlı bir şekilde devam edeceğiz. O bölgede yapılan bazı projeler var. Onlar çok değerli ama eski teknoloji ile yapılmış. Onların bir revizesi gerekiyor" dedi. "Yüksek teknolojili uçuşlarla elde ettiğimiz verilerin üç boyutlu analizlerini yapacağız" "İlk etapta yüksek teknolojili uçuşlarla elde ettiğimiz verilerin üç boyutlu analizlerini yapacağız" diyen Ersoy "Yani bir kaya düşmesi vakası olursa ’Ne zaman, nereye, ne kadar şekilde etkiler?’ bunu anlamaya çalışacağız. Ondan sonra ıslah yöntemlerini modelleyeceğiz. Orada kaya düşmesine yönelik bir sürü ıslah yöntemi var. Buradan elde ettiğimiz verilerde nerelerin afete maruz dışında kalması gerektiğini ya da nerelerin güvenli olduğunu ortaya çıkartacak. Orada tehlikeli riski ortadan kaldırmaya çalışacağız. Elde ettiğimiz veriler doğrultusunda eğer riskli bölgeler varsa tabi kentsel dönüşe girmek zorunda kalacak. Görüntü öyle görünüyor ama tabii ki bunu yine 3 boyutlu analizlerle net olacak. Trabzon Büyükşehir Belediyesi ve AFAD İl Müdürlüğü bu konunun üzerinde duruyor. Trabzon’da 20 yıldır yaşanan problemi çözeceğiz diye düşünüyorum" ifadelerini kullandı.
Chibuike Nwaiwu’ya Trabzon’da coşkulu karşılama
07 Ocak 2026 Çarşamba - 22:48 Chibuike Nwaiwu’ya Trabzon’da coşkulu karşılama Trabzonspor’un yeni transferi Nijeryalı futbolcu Chibuike Nwaiwu, Trabzon’a geldi. Bordo-mavili takımın yeni transferi Chibuike Nwaiwu, Onuachu’nun transferde etkili olduğunu söyledi. Bordo-mavili kulübün, Avusturya Bundesliga ekiplerinden Wolfsberger AC’den kadrosuna kattığı 22 yaşındaki savunma oyuncusu, saat 22.00 sıralarında Trabzon’a ulaştı. Havalimanında taraftarların yoğun ilgisiyle karşılanan Nwaiwu, sevgi gösterilerine karşılık verdi. Trabzonspor’a transfer olmaktan dolayı mutlu olduğunu belirten Chibuike Nwaiwu, "Burada olduğum için çok mutluyum. Bu ailenin bir parçası olmak beni gururlandırdı. Taraftarlarımıza şunu söyleyebilirim; onlar için elimden gelenin en iyisini yapacağım. Transfer sürecim çok iyi geçti. Trabzonspor’u tercih etmemde milli takım kapısını açabilecek bir kulüp olması önemli bir etkendi" dedi. Takımdaki Nijeryalı futbolcu Paul Onuachu ile de görüştüğünü ifade eden Nwaiwu, "Onuachu’yu bir abi gibi görüyorum. Bu süreçte onunla konuştum, bana çok güzel şeyler söyledi. Ben de ona buraya geleceğimi söyledim. Transferimde onun da katkısı oldu" ifadelerini kullandı. "Taraftarımızın beklentilerine en iyi şekilde karşılık vermek istiyorum" Trabzonspor taraftarının Avrupa’nın en iyileri arasında yer aldığını vurgulayan Nwaiwu, "Taraftarlarımızın beklentilerine en iyi şekilde karşılık vermek istiyorum. Hocamın beni sahada nerede görmek istediği önemli. Farklı pozisyonlarda görev alabilen bir oyuncuyum. Birbirini seven bir oyuncu grubunun içine geldim. Burada iyi bir aile ortamı olduğunu görüyorum. Taraftarlarımızla birlikte birçok zorluğun üstesinden geleceğimize inanıyorum" diye konuştu. Bordo-mavili taraftarların coşkuyla karşıladığı Chibuike Nwaiwu, daha sonra kendisini bekleyen araca binerek havalimanından ayrıldı. Nijeryalı futbolcunun Trabzonspor’da 27 numaralı formayı giyeceği öğrenildi.
Ahmet Kazaz: "Trabzon’un gidişatı alarm veriyor"
07 Ocak 2026 Çarşamba - 10:39 Ahmet Kazaz: "Trabzon’un gidişatı alarm veriyor" Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) Meclis Üyesi Ahmet Kazaz, Trabzon’un ihracat, sanayi ve demografik verilerinin ciddi bir kırılmaya işaret ettiğini belirterek "Şehrin geleceği kolektif akıl ve doğru modelleme ile yeniden inşa edilmelidir" dedi. Türkiye’nin ihracat ve ithalat rakamlarının açıklanmasının ardından değerlendirmelerde bulunan Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası (TTSO) Meclis Üyesi Ahmet Kazaz, Trabzon’un ekonomik göstergelerinin ülke ortalamasının gerisinde kaldığını söyledi. Türkiye genelinde mal ihracatının yüzde 4,5 artarak 273,4 milyar dolara ulaştığını hatırlatan Kazaz, Trabzon’un ihracatının ise 2024 yılına göre yüzde 22,4 düşüşle 2025’te 1 milyar 73 milyon dolar olarak gerçekleştiğine dikkat çekti. Kazaz, bu gerilemede fındık ihracatındaki düşüşün önemli payı olduğunu ifade etti. "Demografik yapı da risk sinyali veriyor" Şehrin ticari ve demografik verilerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Kazaz, Trabzon’un mevcut gidişatını "Freni patlamış bir kamyonun yokuş aşağı ilerlemesine" benzetti. Türkiye genelinde nüfus artışı sürerken, Trabzon’da nüfusun azaldığını belirten Kazaz, genç nüfusun şehirden ayrılması, emekli nüfusun artması ve çalışan sayısındaki düşüşün tabloyu daha da ağırlaştırdığını söyledi. "Büyük firma sayısında gerideyiz" Türkiye genelinde yapılan Birinci ve İkinci 500 Büyük Firma Araştırmalarına da değinen Kazaz, 2024 verilerine göre Trabzon’un yalnızca 3 firma ile listelerde yer alabildiğini, Samsun’un 13, Ordu’nun 8 ve Giresun’un 5 firma ile Trabzon’un önünde olduğunu kaydetti. Bu durumun sanayi ve üretim yapısının yeniden ele alınması gerektiğini açıkça ortaya koyduğunu dile getirdi. "Trabzon’un güçlü avantajları var" Tüm olumsuzluklara rağmen Trabzon’un önemli fırsatlara sahip olduğunun altını çizen Kazaz, kentin iklim değişikliği, su kaynakları ve deprem riski açısından avantajlı bir coğrafyada bulunduğunu ifade etti. Kazaz, üniversiteler, lojistik konum, fiber altyapı ve güçlü diaspora yapısının Trabzon’un potansiyelini artırdığını söyledi. "Şehrin geleceği için ortak akıl şart" Trabzon’un bütüncül bir modellemeye ihtiyaç duyduğunu belirten Kazaz, şehrin tüm paydaşlarının ortak akıl ve takım bilinciyle hareket etmesi gerektiğini vurguladı. "Şehrin reçetesi, bireysel öngörülerle değil; kolektif bir vizyonla hazırlanmalıdır. Kadim şehir Trabzon’un bu eksi gidişine hep birlikte ‘dur’ demeliyiz. Unutulmamalıdır ki, yönü olmayanın yolu olmaz" diyen Kazaz, belirlenen yol haritası doğrultusunda herkesin kendi alanında sorumluluk almasının önemine dikkat çekti.
Çöp sanılan servet: Kent madenciliği
07 Ocak 2026 Çarşamba - 09:40 Çöp sanılan servet: Kent madenciliği Kullanım ömrünü tamamlayan hurdalığa ayrılan elektronik eşyalar, dünyada "kent madenciliği" yöntemiyle yeniden ekonomiye kazandırılıyor. Cep telefonu, bilgisayar, beyaz eşya ile hurda araçlardaki kablo ve bataryalardan elde edilen bakır, altın ve diğer değerli metaller geri dönüştürülerek sanayiye kazandırılıyor. Kent madenciliği sayesinde doğal kaynak kullanımı azalırken, elektronik atıkların çevreye verdiği zarar da en aza indiriliyor. Özellikle büyük şehirlerde artan atık miktarıyla birlikte yaygınlaşan bu çalışmalar, çevre kirliliğinin önlenmesine ve döngüsel ekonomiye katkı sağlıyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Maden Mühendisliği Bölümü Cevher Kömür Hazırlama ve Değerlendirme Anabilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Ersin Yener Yazıcı, "Kent madenciliğini yeraltından üretim yaptığımız madenciliğin bir devamı ve bir parçası olarak görmemiz lazım" dedi. Klasik madencilikten elde edilen madenleri çeşitli işlemlerden sonra ürünlere dönüştürüldüğüne dikkat çeken Yazıcı "Arabalar, bilgisayarlarımız ve içinde yaşadığımız evler bunların hepsi bu madenlerden üretiliyor. Belli bir zaman sonra bunların ömrü dolunca atıl hale geliyor. Bu zamandan sonra da bir ikincil kaynak haline geliyor. Çünkü içinde değerli madenler, metaller barındırıyor. Biz bunları değerlendirdiğimizde yeniden ekonomiye geri kazandırdığımızda kent madenciliğini gerçekleştirmiş oluyoruz" şeklinde konuştu. "Çekmeceye attığımız bir telefon aslında içinde hala bir devre kartı, mıknatıs ve çeşitli elektronik devreler barındırıyor" Kent madenciliğinin yeşil dönüşümün anahtar kaynakları arasında yer aldığını belirten Yazıcı, "Özellikle yeşil ve enerji dönüşümü çerçevesinde çok büyük miktarda hammaddeye ihtiyacımız var. Kullandığımız telefonlar, bilgisayarlar ve bunların ötesinde özellikle son yıllarda artmaya başlayan elektrikli araçlar bunlarda kullanılan bataryalar hepsi için lityum, nikel, kobalt, mangan, kobalt gibi birçok hammaddeye ihtiyacımız var. Avrupa Birliği, gelişmiş ülkeler ve biz de dahil olmak üzere bu hammaddeleri kritik hammadde olarak tanımladık. Bunların hem normal klasik madencilikle hem de kent madenciliği ile ekonomiye geri kazandırılması artık hayati bir noktaya geldi. Çekmeceye attığımız bir telefon aslında içinde hala bir devre kartı, mıknatıs ve çeşitli elektronik devreler barındırıyor. Bunların içinde hala bakır, altın ve paladyum var. Bunlarda yeraltında bulunan cevherlere göre çok yüksek miktarda bulunuyorlar. Bizim teknik terminoloji ile metal tenörleri yani metal içerikleri çok daha yüksek. Biz nasıl madenlerden metalleri kazanıyor ve üretiyorsak geri dönüşüm içinde uyguladığımız prosesler aslında bunların bir benzeri. Tek farkı birine madenlerden metalleri kazanmakta uyguluyoruz. Diğerini de kentsel atıklardan kazanmaktan uyguluyoruz. Bunlar da temel olarak cevher zenginleştirme teknolojilerine dayanıyor. Mineralleri fiziksel özelliklerine göre nasıl ayırıyorsak kentsel atıklardaki metalleri de plastikleri de veya farklı bileşenleri de fiziksel özelliklerine göre ayırabiliyoruz. Bundan sonra da metalurjik (hidrometalurjik, pirometalurjik) işlemler uyguluyoruz. Dolayısıyla ben de içinde bulunduğum disiplin çerçevesinde aynı bir madenden nasıl metalleri kazanıyorsak elektronik atık ve farklı atıklardan da metalleri kazanmak için benzer teknolojileri kullanıyoruz" diye konuştu. "Biz aslında cebimizde ya da bindiğimiz arabada bir servetle geziyoruz" Elektronik atıkların barındırdıkları yüksek metal içeriğiyle stratejik bir kaynak olarak öne çıktığını kaydeden Yazıcı, "Elektronik atıklarda normal doğada bulunan altın cevherlerine göre bin kata kadar daha fazla altın bulunuyor. Bakır içeriği çok çok daha fazla. Bunun dışında gümüş, paladyum ve nadir toprak elementleri barındırıyor. Biz aslında cebimizde ya da bindiğimiz arabada bir servetle geziyoruz. Bunun kullanım ömrü dolduğunda aslında içindeki metal hala ekonomik değerini koruyor. Dolayısıyla hedefimiz bu ekonomik değeri yeniden ekonomiye kazandırmak olmalı. Özellikle bu kritik ve stratejik hammaddeler konusunda bütün dünya Çin’e bağımlı. Tedarik zinciri çok büyük oranda Çin’in tekelinde. Avrupa Birliği ve diğer ülkeler bu tekeli kırmak için hem kendi madencilik yatırımlarını arttırmaya çalışıyor aynı zamanda da geri dönüşüm oranını arttırmaya gayret ediyorlar. Biz de sınırlı kaynaklarımızı en verimli şekilde kullanmak, çevresel etkiyi en aza indirmek için hem madencilik yatırımlarını çevresel etkisi en az olacak şekilde arttırmalıyız. Hem de aynı zamanda bu kentsel atıklardan geri dönüşüm desteklerini, çabalarını ve Ar-Ge faaliyetlerini desteklemeliyiz" ifadelerini kullandı. "Dünyada elektronik atık üretimi son istatistiklere göre 62 milyon ton civarında" Toplanan elektronik atık miktarının dünya genelinde yüzde 22 seviyelerinde olduğuna dikkat çeken Yazıcı, "Bölümümüz kendi alanında hem ulusal sıralamalarda hem de uluslararası sıralamalarda ön sıralarda yer alıyor. Biz bölüm olarak sadece madenlerden üretim konularında değil atıkların da değerlendirilmesi konusunda önemli Ar-Ge çalışmaları yapıyoruz. Örneğin inşaat atıklarının yer altında macun dolguda kullanımından atıkların mermer kesmede kullanımına kadar elektronik atıklardan bakır, altın, gümüş, paladyum kazanımına kadar çalışmalarımız var. Dünyada elektronik atık üretimi son istatistiklere göre 62 milyon ton civarında. Bunun da 60 milyar dolardan daha fazla bir ekonomik değeri var. Dolayısıyla biz özellikle ithal ettiğimiz elektronik ürünler, elektrikli araçlar veya içinde yüksek teknoloji olan her tür ürün hatta artık kıyafetlerimizde bile bunlar kullanmaya başlandı giyilebilir teknoloji diyoruz artık bunların geri dönüşümü çok daha hayati bir noktaya geldi. Bu bizim aynı zamanda hammadde bağımlılığımızı da azaltacak önemli bir neden olacak. Dünyada yaşanan sıkıntılar ve fırsatlar aynı zamanda ülkemiz için geçerli. Toplanan elektronik atık miktarı dünyada hala çok sınırlı yüzde 22’lerde Türkiye’de de bu oran yine düşük ama bunun artırılmasına yönelik Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın faaliyetleri var. Sıfır atık projesi ile de bu yönde bir farkındalık sağlandı. Ama özellikle Ar-Ge çalışmalarına, geri dönüşüm alanında faaliyet gösteren firmalara daha çok destek verilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu noktada yine ülkemizde maden aramasıyla ya da bunların üretimi ile ilgili faaliyette bulunan bildiğimiz Maden Tetik Arama (MTA) kurumumuzun da içinde olduğu bir projede elektronik atıklardan metallerin kazanımı yönelik bazı faaliyetler yapıldığını da biliyoruz. Bunlar çok olumlu gelişmeler" dedi.