EĞİTİM - 06 Ekim 2025 Pazartesi 14:53

YÖK Başkanı Özvar Trabzon’da KTÜ’nün eksiklerini sıraladı, önerilerde bulundu

A
A
A
YÖK Başkanı Özvar Trabzon’da KTÜ’nün eksiklerini sıraladı, önerilerde bulundu

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, bir üniversitenin dünya ülkelerde tanınmasının yalnızca akademik prestij açısından değil öğrenci ve öğretim üyesi hareketliliği, ortak araştırma projeleri, çift diploma programları ve bilim diplomasi bakımından da büyük bir ehemmiyet arz ettiğini belirterek "Karadeniz Teknik Üniversitesi uluslararası sıralamalarda bilgisayar bilimleri alanında ilk bin üniversite arasında yer alırken genel bir sıralamalarda biraz daha gayret içerisinde olmayı gerektiren bir konuda bulunmaktadır. Bu tablo üniversitemizin bazı alanlarda ciddi bir potansiyele sahip olduğunu ancak bu potansiyelin bütün alanlara yayılması gerektiğini göstermektedir" dedi.


Karadeniz Teknik Üniversitesi’nin 2025-2026 Akademik Yılı açılış töreni Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Prof. Dr. Osman Turan Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen açılışa Prof. Dr. Özvar’ın yanı sıra Rektör Prof. Dr. Hamdullah Çuvalcı, Trabzon Valisi Aziz Yıldırım, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Açılış töreninde bir konuşma yapan YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, üniversite izleme ve değerlendirme raporunun büyük bir önem taşıdığını ifade ederek "2024 yılı raporunda Karadeniz Teknik Üniversitesi bir çok alanda dikkat çekici başarılara imza atmıştır. 17 akredite lisans programıyla Türkiye’de 19. sırada, Teknofest, TÜBİTAK ve tüm yarışmalarına öğrenci katılımında ilk beş üniversite arasında. 65 patent başvurusu ile dokuzuncu sırada yer almıştır. Olumlu sonuçlanan patent sayısında 12. sırada, TÜBİTAK projeleri açısından ise hem sayı hem bütçe bakımından ilk sıralarda yer almayı başarmış. Ayrıca kişi başına karbon ayak izi en düşük üniversiteler arasında dördüncü sırada yer alması sürdürülebilirlik konusundaki duyarlılığını da açıkça göstermektedir. Bütün bu göstergeler üniversitemizin güçlü yönlerini ortaya koyarken aynı zamanda iyileştirmeye açık yönlerine de işaret etmektedir" diye konuştu.



"Bu açığı en kısa zamanda kapatacağına cani gönülden inanıyoruz"


"Bugün yükseköğretim sisteminin en önemli gündemlerinden biri uluslararası sıralamalarda daha üst seviyelerde yer almak ve uluslararası görünümlü arttırmaktır" diyen Özvar, "Çünkü bir üniversitenin dünya ülkelerde tanınması yalnızca akademik prestij açısından değil öğrenci ve öğretim üyesi hareketliliği, ortak araştırma projeleri, çift diploma programları ve bilim diplomasi bakımından da büyük bir ehemmiyet arz etmektedir. Karadeniz Teknik Üniversitesi uluslararası sıralamalarda bilgisayar bilimleri alanında ilk bin üniversite arasında yer alırken genel bir sıralamalarda biraz daha gayret içerisinde olmayı gerektiren bir konuda bulunmaktadır. Bu tablo üniversitemizin bazı alanlarda ciddi bir potansiyele sahip olduğunu ancak bu potansiyelin bütün alanlara yayılması gerektiğini göstermektedir. Üniversitemizin uluslararası görünürlüğünü artırmak için önümüzde geniş bir alan bulunmaktadır. Üniversitemiz için ulusal ve uluslararası ölçekte daha ön sıralara çıkmanın yolu öncelikle nitelikli yayın ve atıf sayısının artırılmasından geçmektedir. Akademisyenlerimizi yüksek etki faktörlü dergilerde daha fazla yayın yapması bu yayınların uluslararası bilim camiasında görünür hale gelmesi son derece önemlidir. Bu noktada genç akademisyenlerimizi uluslararası araştırmacılarla ortak çalışmalara yönlendirilmesi üniversitemizin uluslararası bilim ağlarına daha güçlü katılım sağlaması için desteklenmelidir. Bununla birlikte ulusal ve uluslararası üniversitelerle bir hassa güçlü olduğu çeşitli mühendislik ve sağlık alanlarında müşterek bilimsel projeler ve ortak yayınlar çift diploma programları ortak yüksek lisans ve doktora çalışmaları geliştirilerek akademik işbirlikleri genişletilmelidir. Bu noktada üniversite yönetimimiz gerçekten büyük bir çaba içerisinde olduğunu bilimsel araştırma proje bütçelerini büyük ölçüde kaynaklarının bu alana yatırdığına biz de şahidiz. İnşallah önümüzdeki dönem biraz daha güdümlü projelere daha fazla alıp vermek suretiyle bu açığı en kısa zamanda kapatacağına cani gönülden inanıyoruz. Karadeniz Teknik Üniversitesi güçlü akademik birikimi köprü kurumsal tarihi ve bölgesel rolü ile sağlık alanında mükemmellik merkezi olma potansiyeline sahiptir ki bunun üzerinde biraz durmak arzu ederim. Bunun gerçekleşmesi için yani Karadeniz Teknik Üniversitesi’nin bir sağlık mükemmellik merkezi ya da odağı olması için üniversite hastanesinin araştırma ve teknoloji yatırımları ile desteklenmesi uluslararası iş birliklerinin zenginleştirilmesi belki sağlık alanından ortak bir araştırma ve uygulama merkezinin kurulması disiplinler arası projelere odaklanılması ve sağlık girişimciliğini eşlik edilmesi gerekmektedir. Bu vizyon doğrultusunda Karadeniz Teknik Üniversitesi yalnızca Karadeniz bölgesinin değil Türkiye’nin ve yakın coğrafyanın sağlıkta ölçü merkezlerinden biri haline getirecektir" şeklinde konuştu.



"Türkiye Suriye Dostluk Üniversitesi kurulacak"


Türkiye Suriye Dostluk Üniversitesi’nin kurulacağını kaydeden Özvar, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyon doğrultusunda geçtiğimiz yıl Bakü‘de kurulan Türkiye Azerbaycan Üniversitesi’nden sonra bu yılda Taşkent‘te açılan uluslararası Türk Devletleri Üniversitesi Türk dünyası ile olan akademik işbirliğimizi stratejik bir düzeye taşıyan önemli adımlar olmuştur. Bu iki üniversitemizde son üç yılda kurulmuş ve eğitim öğretim faaliyetlerine başlamıştır. Bunun yanında İslam coğrafyası ve Afrika’da artan ortak programlar öğrenci değişimleri ve çift diploma anlaşmaları Türkiye’yi küresel ölçekte bir cazibe merkezi haline getirmiştir. Bu vesileyle yakında Şam’da Türkiye Suriye Dostluk Üniversitesi’nin kurulacağını ve bu kurulma anlaşmasının önümüzdeki günlerde imzalanacağını Trabzon’dan bütün kamuoyuna duyurmak isterim. Hayırlı olsun. Bu üniversitemizin Türkiye Suriye Dostluk Üniversitesi’nin ayrıca Halep’te de inşallah bir şubesinin açılması planlanmaktadır. Buradan müjdeyi veriyorum bu üniversitenin kuruluşuna inşallah Karadeniz Teknik Üniversitesi’nin de destek vereceğini bu üniversitenin kuruluşunda rol alacağını buradan sizlerle paylaşmak istedim" ifadelerini kullandı.



YÖK Başkanı Özvar Trabzon’da KTÜ’nün eksiklerini sıraladı, önerilerde bulundu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İzmir Yükseköğretimin Oscar’ı İzmir Ekonomi’de İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ), dünyanın en saygın yükseköğretim değerlendirme platformlarından Times Higher Education tarafından düzenlenen THE Awards Asia’da birinciliğe ulaşarak büyük başarıya imza attı. Yükseköğretimin Oscar’ı olarak anılan organizasyonda, ‘Çevresel Liderliğe Üstün Katkı’ kategorisinde Asya kıtasındaki tüm üniversiteleri geride bırakan İzmir Ekonomi, adını zirveye yazdırdı. Hong Kong’da düzenlenen final töreninde ödülü teslim alan İEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Efe Biresselioğlu, "Üniversitelerin sürdürülebilirlik için birer ‘yaşayan laboratuvar’ olarak nasıl konumlanabileceğini somut uygulamalarla ortaya koyduk. İzmir’den yükselen bu vizyonun uluslararası alanda karşılık bulması, bizim için son derece kıymetli" diye konuştu. THE Awards Asia’nın finalistleri, aylar süren kapsamlı bir değerlendirme sürecinin ardından belirlendi. Asya kıtasındaki yüzlerce üniversitenin iklim eylemi ve sürdürülebilir kalkınma odaklı projeleri ile kurumsal vizyonları detaylıca incelendi. Sürdürülebilir kalkınma ve iklim değişikliğiyle mücadele alanında bütüncül bir yaklaşım geliştiren İzmir Ekonomi Üniversitesi, sürdürülebilirliği kurumsal stratejiye entegre eden anlayışı ve ölçülebilir etki çıktıları ile fark oluşturarak birinciliğe ulaştı. Prof. Dd. Biresselioğlu liderlik etti Sürdürülebilirlik alanındaki dönüşümüne yön veren çalışmalar; İEÜ Sürdürülebilir Enerji ve İklim Politikaları Araştırma Merkezi’nin (SENLAB) çatısı altında, Rektör Yardımcısı ve Merkezin Direktörü Prof. Dr. Mehmet Efe Biresselioğlu’nun liderliğinde hayata geçirildi. Avrupa çapında projeler İEÜ, Türkiye’de sürdürülebilir enerji alanında açılan ilk yüksek lisans programının kurucusu olarak bu alandaki akademik dönüşümün öncülerinden biri oldu. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nı (SKA) müfredatına, araştırma faaliyetlerine ve yönetişim yapısına sistematik biçimde uyarlayan İEÜ, Sürdürülebilirlik Ofisi aracılığıyla bu dönüşümü kurumsal zemine taşıdı. SENLAB bünyesinde yürütülen çalışmalar sayesinde İEÜ, çok sayıda Horizon Europe projesinde aktif rol aldı ve Ege Bölgesi’nde karbon ayak izini hesaplayan ilk üniversite oldu. "Fark oluşturmaya devam edeceğiz" İEÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Efe Biresselioğlu, sürdürülebilir kalkınma ve iklim değişikliğiyle mücadele alanındaki öncü çalışmalarla küresel ölçekte fark oluşturmaya devam edeceklerini ifade etti. Prof. Dr. Biresselioğlu, "İzmir Ekonomi Üniversitesi olarak sürdürülebilirliği bir ‘başlık’ ya da ‘proje alanı’ olarak değil, üniversitenin tüm ekosistemine entegre edilmiş temel bir sorumluluk olarak ele alıyoruz. Kampüsümüzü; öğrencilerimizin, akademisyenlerimizin ve paydaşlarımızın aktif rol aldığı birer ‘yaşayan laboratuvar’ haline dönüştürme vizyonuyla hareket ediyoruz. Sürdürülebilirlik; ekonomik kalkınmadan toplumsal refaha, yönetişimden inovasyona kadar birçok alanı kapsayan bütüncül bir dönüşüm süreci. Bizler bilgi üreten kurumlar olmanın yanında, bu bilginin sahada uygulanmasını sağlayan, çözüm geliştiren ve toplumu dönüştüren yapılar olmak zorundayız" diye konuştu. "Yeni sorumluluklar yüklüyor" Prof. Dr. Biresselioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Üniversitemizde enerji verimliliğinden karbon ayak izinin azaltılmasına, döngüsel ekonomi uygulamalarından sürdürülebilir kampüs tasarımına kadar pek çok alanda somut adımlar attık. Ancak bizim için asıl değerli olan, bu çalışmaların öğrencilerimizin öğrenme deneyiminin bir parçası haline gelmesi. Öğrencilerimizin gerçek problemlere çözüm üreten, sorumluluk alan bireyler olarak yetişmesini önemsiyoruz. Bu ödül, İzmir’den yükselen bir vizyonun Asya kıtasında karşılık bulduğunu gösteriyor. Aynı zamanda bize daha büyük bir sorumluluk da yüklüyor. Çünkü sürdürülebilirlik; sürekli gelişen, sürekli yeniden düşünülmesi gereken bir süreç. Biz de bu bilinçle, üniversitemizi daha dirençli, daha kapsayıcı ve daha sürdürülebilir bir geleceğin öncülerinden biri haline getirmek için çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz."
Aydın Nazilli’de 23 Nisan yağmur altında kutlandı Aydın’ın Nazilli ilçesinde 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri İstasyon Meydanı’nda yağan yağmura rağmen yapılan çelenk koyma töreni ile başladı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün tüm dünya çocuklarına armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Nazilli İstasyon Meydanı’nda çelenk koyma töreni ile başladı. Sağnak yağış altında yapılan törene Nazilli Belediye Başkanı Ertuğrul Tetik, İlçe Emniyet Müdürü Erdal Esen, İlçe Milli Eğitim Müdürü Erdinç Güner, siyasi parti temsilcileri, daire müdürleri, Türkiye Gaziler Derneği Başkanı Hasan Karataş, STK temsilcileri, öğretmenler, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı. Tören İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün çelenginin müdür Erdinç Güner tarafından Atatürk Büstü’ne konmasıyla başladı. Ardından saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla devam etti. Daha sonra Nazilli İlçe Milli Eğitim Müdürü Erdinç Güner günün anlam ve önemini anlatan bir konuşma yaptı. Konuşmanın ardından tören sona erdi. Törende konuşan İlçe Milli Eğitim Müdürü Erdinç Güner, "23 Nisan, sadece Türkiye Büyük Millet Meclisi’mizin açıldığı gün değil; aynı zamanda Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bu anlamlı günü dünya çocuklarına armağan ettiği, çocuklara verilen değerin en güçlü göstergesidir. Atatürk’ün şu sözü, bu anlamlı günün ruhunu en güzel şekilde ifade etmektedir, ’Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler hepiniz geleceğin bir gülü, yıldızı, bir saadet parıltısısınız.’ Sevgili çocuklar, sizler bu ülkenin umudu, yarının güçlü Türkiye’sinin mimarlarısınız. Sizlerin iyi yetişmesi, milli ve manevi değerlerle donanmış bireyler olarak geleceğe hazırlanması, hepimizin en önemli sorumluluğudur" dedi. Erdinç konuşmasının devamında Kahraman ve Şanlıurfa’daki olaylara değinerek, "Kahramanmaraş ve Şanlıurfa’da yaşanan elim hadiseler hepimizi derinden üzmüş, eğitim camiası olarak daha da çok kenetlenmemiz gerektiğini ortaya koymuştur. Bu tür durumlar karşısında en büyük gücümüz birlik, beraberlik ve dayanışmadır. Öğrencilerimizin güvenliğini her şeyin üzerinde tutarak, velilerimizle iş birliği içinde hareket etmemiz gerektiği bir kez daha güçlü bir şekilde ortaya çıkmıştır. Eğitim süreçlerini siz değerli veliler ve eğitim ailemiz olarak birlikte yürütüyoruz. Devletimiz de tüm kurumlarıyla birlikte gerekli önleyici tedbirleri kararlılıkla almaktadır. Sevgili çocuklar, sizler umutla güldükçe, bizler daha güçlü bir geleceğe yürüyoruz. Sizlerin güvenli, mutlu ve başarılı bireyler olarak yetişmesi için hep birlikte çalışmaya devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi. Program Atatürk büstü önünde hatıra fotoğrafı çekiminin ardından, Sümerpark’ta bulunan Rıdvan Dilmen Kapalı Spor Salonunda yapılan gösterilerle devam etti.
Ankara TBMM Başkanı Kurtulmuş: "(TBMM’nin 106’ncı yıl dönümü) Bu mücadelede bu milletin hürriyetten başka hiçbir fikri kabul etmeyeceğini de bize öğretmiş oldular" TBMM’nin açılışının 106’ncı yıl dönümü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Birinci Meclis’te anma töreni düzenlendi. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, "Bu mücadelede bize sadece bir binanın içerisindeki mücadele ya da fikirlerin üretilmesini değil, bu milletin en zor şartlar altında dahi hürriyetten başka hiçbir fikri kabul etmeyeceğini öğretmiş oldular" dedi. TBMM’nin açılışının 106’ncı yıl dönümü ve 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Anıtkabir ziyaretinin ardından Birinci Meclis’te anma töreni düzenlendi. Sinop Mebusu Şerif Bey’in 23 Nisan 1920’de ‘en yaşlı üye’ sıfatıyla yaptığı konuşmanın seslendirilmesinin ardından İstiklal Marşı okundu. Daha sonra TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, kürsüye çıkarak bir konuşma yaptı. "Bu binanın her santimetrekaresinde nice Türkiye’nin istikbaline ilişkin üretilmiş fikirlerin yankılanmaları vardır" Birinci Meclis’in kuruluşunun 106’ncı yıl dönümünü kutlamaktan büyük bir onur ve şeref duyduğunu söyleyen Kurtulmuş, "Bu salon çok büyük kararların alındığı, çok önemli tartışmaların yapıldığı ve gerçekten en zor şartlar altında ülkemizin istiklal mücadelesinin verildiği kutsal bir mekandır. Sadece bir binadan, sadece duvarlardan, sadece sıralardan ibaret bir mekan değildir. Tahmin ediyorum ki bu binanın her santimetrekaresinde nice hatıralar, nice emekler, nice alın terleri ve nice Türkiye’nin istikbaline ilişkin üretilmiş fikirlerin yankılanmaları vardır. Bu bina, adı üstünde Meclisimize gazilik sıfatının verilmesini hakkıyla hak etmiş olan bir binadır. Burada toplantılar yapıldığında sadece bir meclis olarak toplandıklarını düşünmememiz lazım. Burada toplantı aynı zamanda bir erkan-ı harbiye toplantısı şeklinde cereyan etti. Polatlı’da düşmanın toplarının sesleri gelirken, buradan da duyulurken, o zamanki kahramanlar, Birinci Meclis’in kahramanları burada bu vatanın nasıl kurtulacağını, kurtuluş mücadelesinde hangi stratejilerin izleneceğini bir erkan-ı harbiye ruhu içerisinde masaya yatırdılar, tartıştılar ve çok zor tartışmalarla bu ülkenin kurtuluş mücadelesine de büyük bir yol gösterdiler" diye konuştu. "Bu mücadelede milletin hürriyetten başka hiçbir fikri kabul etmeyeceğini de bize öğretmiş oldular" Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Birinci Meclis’in bütün öncülerini saygıyla, minnetle, şükranla yad ettiğini belirten Kurtulmuş, "Bu mücadelede bize bir şey daha öğrettiler; sadece bir binanın içerisindeki mücadele ya da fikirlerin üretilmesi değil, bu milletin en zor şartlar altında dahi hürriyetten başka hiçbir fikri kabul etmeyeceğini de öğretmiş oldular. Hiçbir emperyal gücün, hiçbir küresel vesayet odağının bu aziz milletin boynuna tasma takmasına imkan ve ihtimal yoktur. Bugünden geçmişi konuştuğumuzda rahat konuşuyoruz ama 106 yıl önceki şartları düşündüğümüzde, yoksulluk kavramının tam anlamıyla geçerli olduğu, hemen hemen bu ülkede halkın, zaten devletin dağıldığı bir ortam, halkın elinde de çok kısıtlı imkanların bulunduğu bir dönemden bahsediyoruz. O dönemde bile düşmanın her türlü topuna, tüfeğine, askeri olarak üstünlüğüne rağmen bu millet, kazmasıyla, küreğiyle bağımsızlık mücadelesini vermiş ve dünyaya sadece savaşı kazanan bir millet olmak değil, aynı zamanda emperyalistlere asla fırsat bırakmayacağını ve kendi milli onurundan, egemenliğinden de asla taviz vermeyeceğini göstermiştir. Esasında bugün dünyanın şartları içerisinde biz bu ilkelere çok çok daha ihtiyacımız olduğunu görüyoruz" şeklinde konuştu. Kurtulmuş, Meclis-i Mebusan ile TBMM arasındaki sürecin kopuk olmadığını, tarihi devamlılığın bir parçası olduğunu vurgulayarak, Osmanlı’nın son dönemindeki çok sesli meclis tecrübesinin TBMM için önemli bir referans olduğunu ifade etti. Kurtulmuş, Türk devlet geleneğinin kesintisiz bir bütün olduğunu vurgulayarak, Selçuklu Devleti, Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyeti’nin birbirinin devamı niteliğinde olduğunu dile getirdi. Kurtulmuş, konuşmasının ardından 23 Nisan 1920’de Meclis’e çekilen ilk bayrak önünde Birinci Büyük Millet Meclisi Özel Defteri’ni imzaladı. Kurtulmuş, deftere şunları yazdı: "Aziz milletim, Birinci Meclis’in kahraman vekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 106’ncı yıl dönümünü ve dünya çocuklarına armağan edilen 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızı bu tarihi mekanda heyecanla kutluyoruz. Birinci Meclis’in hatırası önünde milli iradenin hangi tarihi şartlar altında tecelli ettiğini bir kez daha derinden hissederek bulunmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. 23 Nisan 1920, aziz milletimizin her türlü yokluğa ve kuşatmaya rağmen iradesine sahip çıktığını tüm dünyaya ilan ettiği tarihi bir dönüm noktasıdır. Bu anlamlı günü çocuklara armağan etmiş olmamız milletimizin istikbale bakışını, ümidini ve medeniyet tasavvurunu en açık şekilde ortaya koymaktadır. Bugün çeşitli coğrafyalarda savaşın, yoksulluğun, adaletsizliğin ve merhametsizliğin en ağır yükünü çocuklar taşımaktadır. Bu tablo, 23 Nisan’ın taşıdığı manayı daha da büyütmektedir. Birinci Meclis’in bizlere emanet ettiği şuuru diri tutmak; demokrasiyi, adaleti ve milli iradeyi daha da güçlendirerek çocuklarımız için daha huzurlu, güvenli ve onurlu bir gelecek inşa etmek sorumluluğunu taşıyoruz. Çocuklarımızın barış, esenlik ve umut içinde yaşayacağı güçlü ve etkili Türkiye idealini teyit ediyorum. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ilk başkanı ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve yol arkadaşlarını, geçmişten bugüne bu çatı altında milletimize hizmet etmiş tüm milletvekillerimizi ve aziz şehitlerimizi minnet ve saygıyla yad ediyorum. Emanetleri emin ellerdedir." Programa CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, Genelkurmay Başkanı Selçuk Bayraktaroğlu, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu, TBMM Başkanvekilleri, TBMM Genel Sekreteri, TBMM Başkanlık Divanı üyeleri, siyasi partilerin Meclis Grup başkanvekilleri, milletvekilleri ve TBMM idari personeli katıldı. Programın sonunda TBMM Başkanı Kurtulmuş ve beraberindeki heyet, Ankara Seymenler Kulübü üyeleri ile fotoğraf çektirdi. Öte yandan program boyunca seymen kıyafeti giyen çocuklar, Genel Kurul Salonu’nda saygı nöbeti tuttu.
Samsun OMÜ’nün judo başarısı: 1 altın, 3 bronz madalya Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Judo Takımı sporcuları, Yeşilay ÜNİLİG Judo Türkiye Şampiyonası’nda 1 altın ve 3 bronz madalya kazanarak genel sıralamada Türkiye 2’ncisi oldu. Karaman’da Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi ev sahipliğinde, düzenlenen şampiyonaya 35 üniversiteden 137 sporcu katıldı. Organizasyonda OMÜ’lü sporcu Davut Toktay 73 kilogram kategorisinde Türkiye şampiyonu olarak altın madalya kazandı. Turnuvada Hayrun Nisa Ardıç 78, Yaren Yüksel 70 ve Oğulcan Koçboğa ise 100 kilogramda ise üçüncü olarak bronz madalyanın sahibi oldu. Turnuva boyunca sporculara eşlik eden Sağlık Kültür ve Spor Dairesi Şube Müdürü İhsan Güler, elde edilen başarının üniversitenin spora verdiği desteğin bir göstergesi olduğunu belirterek, "Temsilcilerimiz azimleri, disiplinleri ve tatamideki mücadeleleriyle göğsümüzü kabarttı. Sporcularımızın her daim yanında olan Rektörümüz Prof. Dr. Fatma Aydın’a teşekkür ediyoruz" dedi. Judocuları makamında kabul eden OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın ise, "Üniversitemizi başarıyla temsil ederek madalya kazanan sporcularımızı, takım halinde Türkiye 2’ncisi olan judo ekibimizi ve emeği geçen antrenörlerimizi yürekten tebrik ediyorum" ifadelerini kullandı. Öte yandan OMÜ Judo Takımı, Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığı’nı ziyaret ederek şampiyonadaki başarılarını ve müsabaka sürecini anlattı.