EKONOMİ - 14 Ağustos 2024 Çarşamba 14:51

TÜRK-İŞ Genel Başkanı Atalay: "Türkiye meselesi olduğu zaman yan yana durma mecburiyeti var"

A
A
A
TÜRK-İŞ Genel Başkanı Atalay: "Türkiye meselesi olduğu zaman yan yana durma mecburiyeti var"

Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ) Genel Başkanı Ergün Atalay, milli meselelerde yan yana durmak gerektiğini ifade ederek, "Onun için benim de, hepimizin Türkiye’den yana olma mecburiyeti var. Vatan yoksa ne anlatacaksın, vatanı olmayanları beraber görüyoruz. Onun için milli meselelerde ABD’den yana olmanın bir anlamı yok, Yunan’dan yana olmanın bir anlamı yok, İsrail’den yana olmanın bir anlamı yok" dedi.


TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay, Trabzon’da 15 ilin temsilcileri ve TÜRK-İŞ’e bağlı sendikaların başkanları ile birlikte basın açıklaması yaptı. Atalay, ülkede yaşanan iş kazaları nedeniyle her gün işçilerin hayatını kaybettiğini söyleyerek, "Memur yüksek ücret almıyor, biz düşük ücret alıyoruz. Onlar gibi konuşmuyoruz, ’çöpçü müdürü geçti, şoför daire başkanını geçti’. Memur da benim, emekli de benim. Memurun aleyhinde hiç kötü bir şey konuşma şansım yok, onu da temsil ediyorum, işçiyi de temsil ediyorum. Üç gün önce ‘İyi ki varsın Eren’ denen delikanlı, Allah mekânını cennet eylesin yedinci senesi oldu, Başçavuş Ferhat ile birlikte can verdi. Her yıl bu ülkede, bu salonlarda oturalım diye Erenler, başçavuşlar can vermeye devam ediyor. Ama işçiler de iş kazasında her gün can vermeye devam ediyor” diye konuştu.



"Beddua etmiyorum ama hakkımı da helal etmiyorum"


Altı yıl önce yaşanan mikrofon olayı ile ilgili hakkını helal etmediğini kaydeden Atalay, ”Mikrofon denen bir şey var. Altı yıl evvel ben hiçbirini yapmadım. Salonda 60 kişiyiz diyoruz ki;’ taşeronu buraya koyun altına imza atacağız’, sözleşme bitmiş. Bütün sendikalar imza atmış, diyorlar ki bu üç saat doldu, bir daha imzalayın bunu. Bana soruyorlar, ben neye konuşacağım, ondan sonra mikrofon diyorlar. Tam üç ay haber yaptılar, sağ olsunlar. Bu kervana katılan bizim işçiler de var. Dudak büktü, bakmadı, incelemedi. Beddua etmiyorum ama hakkımı da helal etmiyorum, haberiniz olsun. Ben onları yapmadım. Arkasından başka bir haber kanalı ’asgari ücretle bu ülkeyi karıştıracak’ diye ’on gün tutuklayın bunu’ dediler. Sendikanın biri beni mahkemeye verdi. Ben ne demişim; asgari ücret az. Ben burada emanetçiyim. TÜRK-İŞ Genel Kurulunu beraber yaptık, ben hiçbirinize adayım demedim, imzam da olmadı. İmzam yine yok orada. Sendikaların hepsi toplandı, dediler ki ’Ya buraya gel, dörtte üçü salona gelmeyeceğiz’ dediler. Bunun üzerine geldim, göreve devam ediyorum. Yıllardır kamu sözleşmelerini yapıyoruz. Kamu Koordinasyon Kurulu’nu Anayasa Mahkemesi bozdu, diyor ki her sendika kendisi yapacak. Benim ek protokole imza şansım yok“ dedi.



"Türkiye meselesi olduğu zaman yan yana durma mecburiyeti var"


Bütün siyasi partilerin Türkiye’den yana olma mecburiyeti olduğunu kaydeden Atalay, “Bizim yoksuldan yana olma mecburiyetimiz var, emekten yana olma mecburiyetimiz var, işçiden yana olma mecburiyetimiz var, işsizden yana olma mecburiyetimiz var. 1 milyon 400 bin kendi üyemiz var, onun bedelini siz ödüyorsunuz. Beraber oturacaksınız şurada kamu sözleşmesini yapacağız 5-6 ay sonra. İşçinin razı gelmediği bir işe razı gelmeyeceksiniz. Zor olduğunu siz de biliyorsunuz, ben de biliyorum. Şimdi bu ülkede ekonomik bir sıkıntı var, sebepleri var. Covid bir sebep, savaşlar bir sebep, deprem büyük sebep. Büyük sebeptir, ekonomiyi kötü yönettik. Dördünü topladığın zaman ben böyle hiçbir şey görmedim. Sıkıntı bu ülkede var mı? Var. Sıkıntıyı beraber çekelim, herkes beraber çeksin. Bu ülke bizim vatanımız, bizim ülkemiz. Bütün partilerin Türkiye’den yana olma mecburiyeti var. Seçim zamanı kim nereye isterse oraya oy versin. Öyle oldu zaten. Bir sene evvel bir seçim oldu, bir parti geldi, bir sene sonra başka bir parti geldi. Millet akıllı bir millet, millet neyin ne olduğunu biliyor. Onun için benim de, hepimizin Türkiye’den yana olma mecburiyeti var. Vatanı yoksa ne anlatacaksın, vatanı olmayanları beraber görüyoruz. Onun için milli meselelerde ABD’den yana olmanın bir anlamı yok, Yunan’dan yana olmanın bir anlamı yok, İsrail’den yana olmanın bir anlamı yok. Hükümeti sevmezsin götürürsün, sevdiğini getiririsin ama Türkiye meselesi olduğu zaman yan yana durma mecburiyeti var. TÜRK-İŞ tam 72 yıldır aynı bunu yapıyor, ben de yapıyorum. Benden sonra gelen bunu yapmak zorunda. Gördüğümüz sıkıntıları, problemleri en üst noktasından söylemek zorundayız” şeklinde konuştu.



"Taşeron meselesi çözülmeli"


Taşeron sorununun çözülmesi gerektiğini ifade eden Atalay, “Taşerona verilen bir söz var; devlet verdi, herkes verdi, uygulanmadı. Staj mağdurları diyorlar ki ’Bizim derdimiz ne olacak?’ Ben onlara diyorum ki, kısa bir zamanda kamu işçileri taşeron ücret seviyesine geldi. Taşeron meselesi çözülmeli, staj mağdurları meselesi çözülmeli. İş yerlerinde kadınlarla ilgili sıkıntılar var. Hâlâ biz 2024 yılındayız kreş meselesini çözemedik. 2024 yılındayız, devlet hedef koyuyor, 2050 yılında Türkiye 100 milyon olacak diye; olmaz. Kadınlarımızın büyük bir bölümü çaresizlikten dolayı çalışıyor. Kimse keyiften çalışmıyor. Çocuğuna mı baksın, eşine mi baksın, yemek mi yapsın, işe mi gitsin? Ya çocuk yok ya da bir tane çocuk var. Kusura bakmayın, bu şekilde 100 milyonu görmeyiz. Bakın istatistiklere. Benim kimsenin çoluğuna çocuğuna karışacak halim yok. Kadının şartlarını da düzeltmek durumundalar. Kadının ev ile ilgili, izin ile ilgili, çocuğu ile ilgili sosyal yönden şartları gözetilmek zorunda” dedi.



TÜRK-İŞ Genel Başkanı Atalay: "Türkiye meselesi olduğu zaman yan yana durma mecburiyeti var"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Etkin pişmanlık ifadesi veren Özkan Yalım: "Özel hayatım ile görevimi karıştırdığım için pişmanım" Etkin pişmanlık kapsamında ifade veren görevden uzaklaştırılan eski Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım, "Etkin pişmanlık kapsamında bildiğim her şeyi samimi şekilde anlattım. Özel hayatım ile görevimi karıştırdığım için pişmanım ve oluşan kamu zararını ödemek istiyorum. Savunmam bundan ibarettir" dedi. Görevden uzaklaştırılan eski Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım, etkin pişmanlık kapsamında ifade verdi. Yalım ifadesinde, "Ben etkin pişmanlık kapsamında samimi bir şekilde ikrarda bulunmak istiyorum. İfademi özel müdafilerim eşliğinde vereceğim. Detaylı şekilde anlatacağım üzere kamu zararı oluşturacak şekilde belediye kaynaklarını şahsi iş ve ilişkilerimde kullandığım için pişmanım, oluşan zararı gidereceğime söz veriyorum" diye konuştu. "2 futbolcunun eşini belediyede kadrolu personel olarak göstererek ödeme yapılmasına yardımcı oldum" Uşakspor’da oynayan 10 futbolcunun belli dönemlerde belediye kadrosunda işçi gösterildiğini söyleyen Yalım, şunları kaydetti: "Uşakspor kadrosuna dahil futbolcuların ödemelerine yardımcı olmak maksadıyla hatırladığım kadarıyla 24 futbolcudan 10 tanesini belli dönemlerde belediyede işçi kadrosunda göstererek buradan maaş almalarını ve alınan bu maaşın kendilerine ödenmesi gereken maaştan eksik kalan kısmına mahsup edilmesini sağladım. Yine hatırladığım kadarıyla 2 futbolcunun eşini de aynı şekilde belediyede kadrolu personel olarak göstererek ödeme yapılmasına yardımcı oldum. Bunlardan bir tanesi fiilen belediyede bir süre çalıştı ancak diğeri herhangi bir şekilde fiilen çalışmadı. Uşak’ta bulunan amatör basketbol takımı ‘İlkler Şehri’ isimli basketbol takımına destek olarak belediyenin bütçesinden yaklaşık 3-4 ay boyunca her ay 1 milyon 400 lira olacak şekilde para yardımında bulunuldu. Bu aylık ödenen 1milyon 400 bin liranın, 400 bin lirası basketbol takımı için kullanıldı ancak aylık ödenen paranın yaklaşık 1 milyon lirası Uşakspor futbolcularına kalan ödemelerine mahsup olacak şekilde ödendi. Uşakspor bir anonim şirket yapılanmasına sahiptir, yönetim kurulunda Belediye Başkan Yardımcısı Halil Arslan, o dönemde sonrasında özel kalem müdürü görevine getirilen Hasan Doğukan Kurnaz, Meclis Üyesi Özhan Özgöbek, Necati Köksal, Meclis Üyesi Akif Şanlı ve yine Meclis Üyesi Yüksel Doğan isimli şahıslar bulunmaktadır." Uşakspor’da oynayan futbolcuların maaşlarını şahsi olarak ödediği için Uşakspor’dan bağış olarak toplanan paraları alarak kendi şirketindeki çalışanlarına maaş olarak ödediğini ifade eden Yalım, "Bu paralar Uşakspor’a bağış adı altında gelen nakit paralardır. Ancak daha önce şahsi hesabımdan çekerek elden nakit olarak yapmış olduğum ödemelerden kalan alacağımı gelen bu bağışlar arasından bir bölümünü alıyordum. Bunları da yine kendi şirketim olan Yalım Garden çalışanlarına ödenmek üzere kullanmış olabilirim. Bazı dönemlerde şahsi şirketim olan Yalımlar şirketine ait SGK ödemelerinde param olmadığı için sıkıştığım durumlarda bunları Uşakspor’a bağış olarak gelen paralar içerisinde daha önceden olan alacaklarıma mahsup olacak şekilde alarak kendi hesaplarıma yatırttığım ve bununla şirketime ait sigorta borçlarını ödediğim de olmuştur" şeklinde konuştu. Belediye ihalesindeki Karaağaç Mahallesi’ndeki jeotermal yerlerden bahseden Yalım, "Metin Çekçek isimli şahıs Uşak’ta tekstil alanında faaliyet gösteren varlıklı bir iş adamıdır ve daha öncesinde de Uşak Belediyesine birçok yardımda bulunmuştur. Soruşturmaya konu belediye ihalesindeki Karaağaç Mahallesi’ndeki jeotermal yerlerin yakınlarında bulunan arazileri öncesinde satın alan Osman Nuri Vardı ve Adem Tuğrul Kaya isimli şahıslar bana ulaşarak ihale gerçekleşmediği için arazileri aldıkları fiyattan geri satmak istediklerini ilettiler. Ben bu arazileri şahsım adına satın almaya karar verdim ancak o dönemde yeteri kadar param olmadığı için Metin Çekçek isimli şahıstan 2025 yılı Eylül aylarında 130.000 dolar borç para aldım. Bu parayı Metin Çekçek’in kardeşi olan Çetin Çekçek’e ait Uşak’ta bulunan iş yerinde battaniyeye sarılı şekilde dolar olarak aldım. Çetin Çekçek bana yanlış anlaşılma ihtimaline binaen parayı battaniye içerisine sararak, sıfır bir battaniye poşetinin içerisine sıkıştırarak teslim etti. Ben de kendisine kendi düzenlediğim, imzalı ve borç olarak aldığıma dair beyanımı içeren kağıdı teslim ettim. Bu evrak Çetin Çekçek isimli şahıstadır" ifadelerini kullandı. "Ebru Yurtuluğ isimli şahısla yaklaşık 2-3 ay süren bir gönül ilişkim oldu" Ebru Yurtuluğ ile olan ilişkisini anlatan Yalım, "Ebru Yurtuluğ isimli şahısla yaklaşık 2-3 ay süren bir gönül ilişkim oldu. Kendisi Uşak Belediyesinde yaklaşık 3 ay çalıştı. Ben Ankara’dan Uşak’a dönerek belediye başkanı olduktan sonra Ebru Yurtuluğ belediyede işe başladı ve özel kalemde sekreter olarak çalışıyordu. Gönül ilişkimiz olduğu dönemde kendisiyle ortak kalma niyetiyle Safir Sitesinde bir daire satın aldım ve bu dairenin yüzde 50 hissesi bana, yüzde 50 hissesi Ebru Yurtuluğ adına tapuda kayıtlı olacak şekilde düzenlendi. Ancak bu dairede ikimiz de hiç yaşamadık. Dairenin parasını ben şahsi hesabımdan ödedim" dedi. Belediye parası ile eve aldığı halılardan pişman olduğunu ve karşılamak istediğini söyleyen Yalım, "Uşak’ta bulunan ve belediye iştiraki olan ‘Dokur Evi’ isimli şirketten bu daireye 4 adet halı gönderilmesi talimatı verdim. Şoförüm Murat Altınkaya’yı Dokur Evi’ne göndererek halıları teslim almasını ve Safir Sitesindeki eve götürmesini söyledim. Murat Altınkaya halıları alarak eve götürdü ve halılar bu eve serildi. Bu halıların teslim alındığına dair hatırladığım kadarıyla herhangi bir evrak imzalamadım. Belediyeye ait Dokur Evi’nde dokunan halılar el dokuması olup Uşak’a özgü halılardır ve metrekaresinin yaklaşık 5 bin lira civarında olduğunu hatırlıyorum. Bundan dolayı pişmanım ve meydana gelen zararı ödemek isterim" diye konuştu. Şahsi işleri için kullandığı kamu kaynaklarından bahseden ve pişman olduğunu ifade eden Yalım, şunları kaydetti: "Şahsıma ait Ankara Celal Bayar Plaza’da çocuklarım adına kayıtlı bir ofis bulunmakta ve bu ofiste bazı beyaz eşyalar ile mobilyalar yer almaktaydı. Ofis kiralandıktan sonra bu eşyaların kullanılmayacağı için Uşak’a getirilmesi gerekiyordu. Uşak Belediyesi adına Devlet Malzeme Ofisi’nden 4 adet araç satın alındı ve bu araçlar Ankara’da teslim alındı. Araçların Uşak’a getirilmesi süreci ile eşyaların taşınma sürecini aynı döneme denk getirerek araçların boş gelmemesi için bu şekilde bir düzenleme yaptık. Eşyaların yükleme ve indirme işlemlerini şoförüm Murat Altınkaya ve yanında bulunan belediye personelleri yaptı. Bu eşyalar hatırladığım kadarıyla 2 seferde Uşak’taki otelime taşındı. Yine İzmir’de bulunan ve oğlumun öğrencilik döneminde kullandığı evdeki eşyalar boşta olduğu için Uşakspor teknik direktörü Ergün Pembe’nin kullanması amacıyla Uşak’taki evime getirilmesi talimatını verdim. Şoförüm Murat Altınkaya ve belediye personelleri Uşak Belediyesine ait 2 araçla İzmir’e giderek eşyaları alıp Uşak’taki eve yerleştirdiler. Ancak Ergün Pembe bu evi fiilen hiç kullanmadı. Her iki olayda da belediye araçları ve personelleri kullanıldığı için oluşan kamu zararını gidermek isterim." "Belediyeye ait araçların eşimin şahsi işlerinde kullanıldığı doğrudur" Belediyeye ait araçların eşinin şahsi işlerinde kullandığını belirten Yalım, "Uşak’ta bulunan Bayram Reklam isimli firma belediye adına daha önce farklı tarihlerde ihaleler almış bir firmadır. 2025 yılı içerisinde ‘satarız.com’ isimli firmanın yüzde 30 hissesini oğlum Özhan Yalım adına satın aldım. Şahsıma ait bilboardlarda Bayram Reklam aracılığıyla bu firmanın reklamlarının yapıldığı doğrudur ancak bu reklamların ödemeleri şahsi şirketim tarafından yapılmıştır. Uşak Belediyesi adına kayıtlı çeşitli araçların eşim ve küçük oğlum Anıl’ın şahsi kullanımlarına tahsis edildiği doğrudur. Ayrıca 18 yaşından küçük oğlum Anıl Yiğithan belediyeye ait Vito marka araçla şahsıma ait Çeşme’de bulunan yazlığa götürülüp getirilmiştir. Belediyeye ait araçların eşimin şahsi işlerinde kullanıldığı da doğrudur. Bu durumlardan doğan kamu zararını ödemek isterim" sözlerini söyledi. "Özel’in kullanımına tahsis edilen Mercedes V300 marka aracın VIP dönüşüm işlemleri Uşak Belediyesi tarafından ödenmiştir" CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in kullanımına tahsis edilen Mercedes V300 marka aracın dönüşüm işlemlerinin bedellerinin Uşak Belediyesi tarafından ödendiğini açıklayan Özkan Yalım, şunları kaydetti: "Uşak Belediyesi bünyesinde şahsım adına kullanılmak üzere Ankara’dan satın alınan V300 marka aracın VIP dönüşüm işlemleri İstanbul’da Dizayn Oto tarafından yapılmıştır. Aynı şekilde CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in kullanımına tahsis edilen Mercedes V300 marka aracın VIP dönüşüm işlemleri de aynı firma tarafından yapılmış ve her iki aracın dönüşüm bedelleri Uşak Belediyesi tarafından ödenmiştir. Bu süreçte her iki aracın VIP dönüşüm faturalarının tek fatura olarak düzenlenerek Uşak Belediyesi Sosyal Tesisleri Şirketi tarafından ödendiğini biliyorum. Uşak Belediyesine ait araç için yaklaşık 25 bin Euro + KDV, Özgür Özel’in kullanımına tahsisli araç için ise yaklaşık 170 bin Euro + KDV ödeme yapıldığını hatırlıyorum. Bu işlemlerden dolayı pişmanım ve oluşan kamu zararını gidermek istiyorum. Benim Uşak’ta bulunan Yalım Garden Otelimde CHP milletvekilleri ve genel başkan yardımcıları zaman zaman konaklamaktadır ancak bu kişilerden ücret alınmadığı için otel kaydı açılmamakta ve emniyete bildirim yapılmamaktadır. Gelen misafirler bazen konaklamakta, bazen kısa süreli kullanım için odaları kullanmaktadır. Özgür Özel de geçmişten gelen tanışıklığımız nedeniyle yaklaşık 7-8 kez otelde konaklamıştır." "CHP kurultayı öncesi yapılan kongrelerde kullanılmak üzere Özel’e toplamda 1 milyon 200 bin lira nakit para verdim" 2023 CHP Kurultayı öncesi yapılan kongrelerde kullanılması için Özel’e 1 milyon 200 bin lira nakit para verdiğini söyleyen Yalım, "Eski Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay ile Özgür Özel’in geçmişte otelin restoranında birlikte yemek yedikleri doğrudur ancak aralarında bir ilişki olup olmadığına dair kesin bir bilgim yoktur. Ayrıca pandemi döneminde Özgür Özel’in talebi üzerine Volkswagen bayisiyle görüşerek Taigo model bir aracı babası adına ayırttım ve fiyat farkı olan yaklaşık 180 bin lirayı kendi hesabımdan ödedim. Ayrıca 2022 yılında Özgür Özel’in ailesine hediye çantalar gönderdim ve kendisine de bir saat hediye ettim. 2023 yılı sonunda CHP kurultayı öncesi yapılan kongrelerde kullanılmak üzere Özgür Özel’e toplamda 1 milyon 200 bin lira nakit para verdim. Bu paranın 200 bin lirasını Manisa’daki evine bıraktım, 1 milyon lirayı ise Denizli’de yakın arkadaşı Demirkan isimli şahsa teslim ettim" sözlerini söyledi. Eğlence merkezlerine kesilen cezalar sonrası işletme sahiplerinin Uşakspor’a bağış yapmak istediğini ifade eden Yalım, "Eğlence merkezlerine kesilen cezalar sonrası işletme sahipleri Uşakspor’a bağış yapmak istediklerini ilettiler. Bu süreçte bazı kişilerden araç alımı için borç aldım ve işletme sahiplerinin Uşakspor’a düzenli bağış yapacaklarını öğrendim. Bu konuların ifadelerde geçen hususlarla ilgili olduğunu düşünüyorum. Gözaltına alındığım gün Seher Akay’ın üzerinde bulunan telefon bana aittir. Telefonu belediyeye götürmesi için kendisine vermiştim ve kendisinin herhangi bir suç kastı yoktur. Ali Rıza Demir isimli şahsın belediyeye verdiği 1 milyon 500 bin lira tutarındaki çekin futbolcu tarafından kabul edilmemesi üzerine bu çeki bozdurarak parasını şahsi işlerimde kullanmış olabilirim" dedi. "Etkin pişmanlık kapsamında bildiğim her şeyi samimi şekilde anlattım" Etkin pişmanlık kapsamında bildiği her şeyi anlattığını ifade eden Yalım, "Ebru Yurtuluğ’un evinde ele geçirilen belediyeye ait bilgisayarı kendisine hediye etmedim. Görevden ayrıldıktan sonra iade etmemiş olabileceğini düşünüyorum. Cezaevinde tarafıma CHP genel merkezinden gelen mektup sonrası savunma süresi verilmeden partiden ihraç edildiğimi öğrendim. Daha önce istifa dilekçesi verdiğim halde dikkate alınmadığını düşünüyorum. Etkin pişmanlık kapsamında bildiğim her şeyi samimi şekilde anlattım. Özel hayatım ile görevimi karıştırdığım için pişmanım ve oluşan kamu zararını ödemek istiyorum. Savunmam bundan ibarettir" diye konuştu. Yalım’ın avukatları ise, "Müvekkilimizin beyanlarına aynen katılıyoruz. Müvekkil tüm bildiklerini açık ve doğru şekilde anlatmıştır, deliller toplanmıştır, karartılacak delil yoktur. Tutuklama gerektiren bir durum bulunmamaktadır, öncelikle tahliyesini, aksi halde adli kontrol uygulanmasını talep ediyoruz" dedi.
İstanbul Interpol-Europol’ün ‘en çok arananlar’ listesinde bulunan şüpheli yakalandı İstanbul Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü, Antalya Emniyet Müdürlüğü ve MİT ile ortaklaşa düzenlediği operasyonda, ‘Difüzyon Mesajı ile Cinayet’ suçundan Interpol-Europol en çok arananlar listesinde bulunan şüpheli Antalya’nın Alanya ilçesinde yakalandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesiyle Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), İstanbul Emniyet Müdürlüğü ve Antalya Emniyet Müdürlüğü, İnterpol-Europol tarafından ‘en çok aranan’lar listesinde bulunan Tunahan Çetkin (29) isimli şahsı yakalamak için çalışma başlattı. Çalışmada, Europol tarafından hakkında "Difüzyon Mesajı ile Cinayet" suçundan aranma kaydı bulunan Çetkin’in bulunduğu adres tespit edildi. Şüphelinin Antalya’nın Alanya ilçesinde bulunduğu adrese operasyon düzenlendi. Yapılan operasyonda şüpheli Tunahan Çetkin yakalanarak gözaltına alındı. Şüpheliye yönelik yapılan sorgulamada, "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" ve "uyuşturucu madde ticareti yapma veya sağlama" suçlarından kaydı olduğu tespit edildi. Ayrıca şahsa yönelik yapılan araştırmalarda, bir mesajlaşma uygulaması üzerinden eylem hazırlıkları yaptığı ortaya çıktı. Şüphelinin, Interpol-Europol tarafından yayınlanan en çok arananlar listesinin başında yer aldığı tespit edildi.