GÜNDEM - 24 Mart 2025 Pazartesi 12:43

Turizmciler Körfez’den Trabzon’a ulaşım olanaklarının arttırılmasını bekliyor

A
A
A
Turizmciler Körfez’den Trabzon’a ulaşım olanaklarının arttırılmasını bekliyor

Trabzon’a ve bölgeye yıl boyunca Dubai’den turist getiren acenta sahibi Uğur Yılmaz, turizmi 12 aya yaymanın önündeki en büyük engelin ulaşım olduğunu söyledi.


Turizmde birçok alanda önemli ilerlemeler kaydedildiğini belirten Yılmaz, "Turizmi 12 aya yaymak, ülke genelinde dengeli bir turizm hareketliliği sağlamak ve yüksek gelirli turist oranını artırmak en büyük hedeflerimizden biri. Ancak Körfez ülkelerinden yılın 12 ayı uçak seferi olmayan bir bölgeye nasıl turist getirebiliriz? Şu an ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Yaz aylarında yalnızca yabancı havayolu firmaları bölgemize uçuş düzenliyor ve bilet fiyatlarını yüksek tutuyor. Bu durum, özellikle ailelerin daha uygun fiyatlı destinasyonlara yönelmesine neden oluyor. Yabancı havayolu şirketleri ile bu sorunu aşmak zor görünüyor. Çözüm, Türk bayrak taşıyıcı firmalarımızın devreye girmesiyle mümkün olabilir" ifadelerini kullandı.



"Trabzon, 12 ay turizm potansiyeline sahip"


Türkiye’nin turizm açısından rakiplerine göre avantajlı bir konumda olduğunu ancak mevcut turist sayısının potansiyelin çok altında kaldığını belirten Yılmaz, şunları söyledi:


"Trabzon ve bölgesi, dört mevsim sunulabilecek turizm çeşitliliğine sahip. Ancak turist akışı belirli aylara sıkışmış durumda. Kasım-Mayıs ayları arasında da turizmi canlandırabilirsek Trabzon, gerçek anlamda bir turizm şehri olabilir. Ülkemizde turizm yalnızca deniz-kum-güneş üçlüsünden ibaret değil. Sezon dışında da Arap turistleri bölgeye getirmeye devam ediyoruz. 12 ay turizm hedefi doğrultusunda çalışmalar yapılıyor ancak biz bunu zaten gerçekleştiriyoruz. Tek ihtiyacımız, önümüzün açılması. Gerekirse garanti koltuk bile alabiliriz. Yeter ki Türk bayrak taşıyıcı firmalarımız Dubai-Trabzon arasında doğrudan uçuşlar başlatsın. Dubai’den Antalya’ya yapılan uçuşlarda kişi başı bilet fiyatı 370 dolar iken, Trabzon’a yapılan uçuşlar 520 dolara mal oluyor. Oysa Trabzon, Antalya’dan daha kısa mesafede olmasına rağmen bilet fiyatları çok daha yüksek. Dubai-Antalya arası, 3.708 km, uçuş süresi 4,5 saat, Dubai-Trabzon arası: 3.160 km, uçuş süresi 3,5 saat sürüyor."


Geçmiş yıllara kıyasla Trabzon ve bölge genelinde turizm konusunda daha bilinçli adımlar atıldığını belirten Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:


"Turizm işletmeleri, özellikle Arap turistlere yönelik daha bilinçli yatırımlar yapıyor. Konaklama tesislerinden restoranlara kadar bölgedeki işletmeler, turistleri ağırlamaya hazır. Ancak uçak bilet fiyatlarının yüksekliği nedeniyle turist çekmekte zorlanıyoruz. Geçtiğimiz yıl Nisan ayında yüzde 60 olan aile rezervasyon oranı, bu yıl yüzde 15’e düştü. Bu da bölgeye gelen turist sayısındaki düşüşü net bir şekilde gösteriyor. En büyük sorunumuz, yabancı havayolu şirketlerine bağımlı olmamız. Biz acenteler ve şehir olarak 12 ay turizme hazırız, yeter ki ulaşım sorunumuz çözülsün. Turistlerin sadece yaz aylarında değil, yıl boyunca Trabzon’a gelmesini istiyoruz. Turizm 50 gün değil, 360 gün olmalı. Dünyada trend olan Dubai’yi Türkler de görmek istiyor ancak bu fiyatlarla bu mümkün değil."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde aileler eğitim seminerleri ile bilgilendiriliyor Konya’nın merkez Selçuklu İlçe Belediyesi Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde ailelere yönelik olarak DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu) konulu eğitim semineri gerçekleştirildi. Selçuklu Belediyesi, eğitim alanında yürütülen çalışmalar kapsamında, bünyesinde bulundurduğu Hatice Hatun Mahalle Külliyesi Çocuk Mektebi’nde, 4-6 yaş aralığındaki çocukların gelişimine katkı sunmak amacıyla velilere yönelik milli ve manevi değerler temelli eğitimler düzenleniyor. Velilerin çocuklarıyla sağlıklı iletişim kurmaları konusunda büyük destek olan ve gelişim süreçlerine dair farkındalık oluşturan eğitimlerin son oturumunda "DEHB (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu)" konusu ele alındı. Alanında uzman Psikolojik Danışman ve Oyun Terapisti Ayşe Söğüt’ün katkılarıyla gerçekleştirilen seminerde velilere kapsamlı bilgiler aktarıldı. Söğüt, DEHB’nin özellikle 3-6 yaş aralığı çocuklarda ortaya çıktığını belirterek, çocukların dikkatini toplamakta zorlandığı, çok hareketli olabildiği ve bazen düşünmeden hareket ettiği bir durum olduğunu aktararak, ailelere tavsiyelerde bulundu. Bu durum ile karşı karşıya kalan velilerin sabırlı ve anlayışlı bir yaklaşım benimsemeleri, net kurallar ve düzenli rutinler oluşturmaları, çocuklarının güçlü yönlerini desteklemeleri ve gerektiğinde uzman desteğine başvurmalarının önemine değinen Söğüt, ayrıca okul-aile iş birliğinin çocuğun gelişim sürecindeki belirleyici rolüne dikkat çekti. Psikolog Ayşe Söğüt, "Ayrılık Kaygısı ve Okula Dönüş", "Oyun Terapisi Nedir, Ne Değildir?", "Gelişim Dönemleri ve Mizaç" ile "Sınır Koyma" gibi önemli başlıkları dönem boyunca velilere aktardı.
Gaziantep Prof. Dr. İrfan Koca: "Tetkik değil, hasta tedavi edilmelidir" Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, MR, tomografi ve kan tahlillerinin tanı sürecinin önemli araçları olduğunu belirterek, "Ancak bilimsel çalışmalar, bu tetkiklerin tek başına değerlendirilmesinin yanıltıcı olabileceğini göstermektedir. Uzmanlara göre doğru tanı; hastanın şikayetlerinin ayrıntılı şekilde ele alınması ve dikkatli bir muayene ile mümkündür" dedi. Prof. Dr. İrfan Koca, tetkiklerin ancak doğru klinik çerçevede anlam kazandığını vurgulayarak, şikayeti olmayan kişilerde bile yüksek oranlarda iz saptanabildiğini söyledi. Literatürde yer alan çalışmalara dikkat çeken Koca, "Şikayeti olmayan bireylerde yüzde 37 - yüzde 96 oranında omurga disklerinde aşınma / fıtık benzeri izler, Omuz görüntülemelerinde yüzde 78’e varan sıvı artışı (bursit), Diz MR’larında yüzde 43’e kadar kıkırdak hasarı, Kalça görüntülemelerinde yüzde 68’e varan eklem kenarı hasarı görülebiliyor. Ancak bu tanıların önemli bir kısmı, hastanın şikayetiyle doğrudan ilişkili olmayabilir" şeklinde konuştu. " Tetkikler tek başına belirleyici değildir" Prof. Dr. Koca, "Yeterli öykü alınmadan ve yeterli muayene yapılmadan gerçekleştirilen tetkikler, tek başına doğru tanıya götürmeyebilir. Ayrıca, bu şekilde tetkik temelli tanı ve tedavi girişimleri, bazı durumlarda yanlış tanı ve uygun olmayan tedavi risklerini de beraberinde getirebilir. Bu nedenle tetkiklerin, hastanın klinik durumu ile birlikte değerlendirilmesi esastır" ifadelerini kullandı. "Gereksiz işlemler ve yükler oluşabilir" Koca, "Şikayetle doğrudan ilişkisi olmayan izler üzerinden hareket edilmesi; gereksiz girişimlere, tedavilere ve bazı durumlarda ameliyatlara yol açabilir. Bunun yanı sıra hastalar gereksiz mali yük altına girebilir ve özellikle tomografi gibi yöntemlerle gereksiz radyasyon maruziyeti söz konusu olabilir. Hastaya yeterli zaman ayrılmadan, öykü alınmadan ve muayene yapılmadan doğrudan tetkiklere yönlendirilmesi; hekim-hasta ilişkisinin niteliğini zayıflatabilir. Oysa tıbbi değerlendirme, bireysel ve bütüncül bir yaklaşım gerektirir" ifadelerine yer verdi. "Kas-iskelet sistemi hastalıklarında çoğu zaman ameliyat gerekmez" Kendi alanına ilişkin önemli bir noktayı vurgulayan Koca, "Bel ve boyun fıtıkları, diz ve omuz problemleri gibi birçok kas-iskelet sistemi hastalığında, hastaların önemli bir kısmı ameliyatsız yöntemlerle yönetilebilir. Doğru değerlendirme yapılmadan yalnızca görüntülere bakılarak karar verilmesi, gereksiz cerrahiye yönlendirebilir" Şeklinde açıklamada bulundu. "Doğru sıra: öykü, muayene, gerekirse tetkik" Koca, "Öncelik her zaman hastanın şikâyetinin anlaşılması ve muayenedir. Tetkikler bu sürecin tamamlayıcı bir parçasıdır; tek başına belirleyici değildir. MR veya diğer tetkiklerde görülen her iz, tedavi gerektiren bir hastalık anlamına gelmez. Önemli olan, bu izlerin hastanın şikayetiyle uyumlu olup olmadığının doğru değerlendirilmesidir" diye konuştu.