SAĞLIK - 07 Eylül 2024 Cumartesi 12:28

Prof. Dr. Tevfik Özlü: "Hava kirliliği akciğer ve kalp hastalıkları, kanser, felç ve diğer pek çok hastalık riskini artırır"

A
A
A
Prof. Dr. Tevfik Özlü: "Hava kirliliği akciğer ve kalp hastalıkları, kanser, felç ve diğer pek çok hastalık riskini artırır"

Medical Park Karadeniz Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, temiz hava soluma özgürlüğünü korumak için kömür, petrol gibi fosil yakıtlardan temiz yenilenebilir enerjiye doğru adil ve eşitlikçi bir geçiş yapmak gerektiğini söyledi.


Prof. Dr. Tevfik Özlü, hava kirliliğinin akciğer ve kalp hastalıkları, kanser, felç ve diğer pek çok hastalık riskini arttırdığını dile getirerek, "7 Eylül Mavi Gökyüzü için Temiz Hava Uluslararası Günü. Bu yılın teması ’Temiz Hava için Birlikte’. Temiz bir hava solumak herkesin ve tüm canlıların en doğal ihtiyacı ve hakkıdır. Tüm canlılarla aynı havayı soluyoruz. Onu kirletmeye hakkımız yok, kirlenmesine de göz yummamalıyız. Atmosferin doğal bileşimini bozan kimyasal, fiziksel veya biyolojik kirleticilerin havada bulunması hava kirliliği olarak tanımlanır. Hava kirliliği iklim değişikliğine, doğa ve biyolojik çeşitlilik kaybına da yol açar. Hava kirliliği akciğer ve kalp hastalıkları, kanser, felç ve diğer pek çok hastalık riskini artırır. Yılda 6-7 milyon insanın ölümüne yol açar. Dünya nüfusunun yüzde 99’u kirli hava solumakta. Düşük ve orta gelirli ülkelerde durum çok daha kötü. Hava kirliliği dış ve iç mekan kirliliği şeklinde olabilir. İç mekanda ısınma, pişirme, aydınlatma gibi amaçlarla fosil yakıtlar; dış mekanda endüstriyel tesisler, orman yangınları, araba ve uçaklar en sık rastlanan hava kirliliği kaynaklarıdır. En yaygın olan kirleticiler: karbon monoksit, ozon, nitrojen dioksit ve sülfür dioksit. Temiz hava soluma özgürlüğümüzü korumak için kömür, petrol gibi fosil yakıtlardan temiz yenilenebilir enerjiye doğru adil ve eşitlikçi bir geçiş yapmalıyız. Bireysel duyarlılık ve doğru tercihler yanında; endüstrinin kirlilik emisyonlarını azaltıcı projelerin desteklenmesi gerekmektedir" ifadelerini kullandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Konya Selçuk Üniversitesi akademisyenleri 4 yeni bitki türü keşfetti Selçuk Üniversitesi, Türkiye’nin biyolojik zenginliğini gün yüzüne çıkaran önemli bir akademik başarıya imza attı. Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kuddisi Ertuğrul’un yürütücülüğündeki proje kapsamında Orta Toroslar’da keşfedilen 4 yeni kayagülü türü bilimsel literatüre kazandırıldı. TÜBİTAK’ın destek verdiği kayagülü (Aethionema) cinsinin revizyonuna yönelik proje kapsamında Selçuk Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyeleri Prof. Dr. Kuddisi Ertuğrul, Prof. Dr. Tuna Uysal, Doç. Dr. Meryem Bozkurt, Doç. Dr. Emrah Şirin, Doç. Dr. Hakkı Demirelma ve Doç. Dr. Burcu Yılmaz Çıtak, Türkiye genelinde 45 ilde saha çalışmaları gerçekleştirdi. Konya, Karaman ve Antalya’dan alınan örnekler üzerinde yapılan değerlendirme ve analizler sonucunda ise daha önce bilinmeyen dört yeni kayagülü türü kayıtlara geçti. Türler, bilim dünyasına tanıtılarak uluslararası saygınlığı bulunan Plants dergisinde yayımlandı. Proje detaylarına ilişkin bilgi veren Prof. Dr. Kuddisi Ertuğrul, "Çalışmamız, TÜBİTAK tarafından desteklenen kayagülü (Aethionema) cinsinin revizyonuna yönelik bir projenin ürünüdür. Türkiye’de 45 ilde gerçekleştirdiğimiz arazi çalışmalarında yaklaşık bin 500 örnek topladık. Ayrıca yurt içindeki 15 herbaryum ve yurt dışındaki yaklaşık 10 uluslararası herbaryumu inceleyerek toplamda 2 bin 500’e yakın örnek üzerinde çalıştık. Morfolojik, taksonomik, tohum, polen, moleküler ve kromozom analizlerini birlikte değerlendirerek bu dört bitki türünün bilim dünyası için yeni olduğuna karar verdik" diye konuştu. Türkiye Kayagülü açısından önemli bir merkez Yeni türlerin tamamının Toroslar’da yayılış gösterdiğine dikkat çeken Ertuğrul, "Bu bitkilerin tamamı Konya, Karaman ve Antalya illerindeki Toros Dağları’nda tespit edildi. İki tür Karaman’da, biri Konya’da, biri ise Antalya’nın Akseki ilçesinde tanımlandı. Bu türleri Beyşehir kayagülü, Sultan kayagülü, Akseki kayagülü ve Göktepe kayagülü olarak adlandırdık. Kayagülü cinsi dünyada yaklaşık 70 türle temsil ediliyor ve bunların 51’i Türkiye’de yayılış gösteriyor. Bu 51 türün 37’si endemik, yani yalnızca Türkiye’de bulunuyor. Bu durum Türkiye’yi bu bitki grubu açısından önemli bir merkez haline getiriyor" dedi. Bitkilerin yetişme ortamına ilişkin bilgi veren Ertuğrul, "Türlerin büyük bölümü serpantin ve kireçtaşı gibi kayaç alanlarda, bin 100 ile 2 bin metre arasındaki yükseltilerde yetişiyor. Beyşehir kayagülü ise daha çok bozkır alanlarda görülüyor. Bu bitkiler halk tarafından çok bilinen türler değil. Bu nedenle kullanım alanlarına dair literatürde şu an için bir bilgiye rastlamadık" ifadelerini kullandı. Yeni türler, Herbaryumumuza eklendi Ertuğrul, yeni keşfedilen türlerin de yaklaşık 30 bin örnekle Türkiye’nin önemli koleksiyonları arasında yer alan ve Selçuk Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü bünyesinde bulunan KNYA Herbaryumu’na eklendiğini belirtti. Prof. Dr. Ertuğrul, hazırlıkları süren ve yaklaşık 70 cilt olarak planlanan "Resimli Türkiye Florası" çalışmasıyla Türkiye’nin bitki çeşitliliğinin güncel ve görsel bir şekilde sunulmasının hedeflendiğini aktardı.