EKONOMİ - 14 Eylül 2024 Cumartesi 10:05

Kantarcı: "Körfez ülkelerinden Doğu Karadeniz’e gelen turistler başka ülkelere yöneldi"

A
A
A
Kantarcı: "Körfez ülkelerinden Doğu Karadeniz’e gelen turistler başka ülkelere yöneldi"

Doğu Karadeniz Bölgesine Körfez ülkelerinden gelen turist sayısında bu yıl belirgin bir azalma olduğu bunda da bölgedeki turistik tesislerin yüksek fiyat politikasının etkili olduğu belirtildi.


Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan TÜRSAB Doğu Karadeniz Bölge Başkanı Volkan Kantarcı, son yıllarda özellikle Körfez ülkelerinden Doğu Karadeniz Bölgesi’ne gele turistlerin farklı ülkelere yöneldiğini söyledi.


Bölgeye gelen turistlerin zaman zaman yüksek fiyatlardan şikâyetçi olduklarını belirten Kantarcı, “Bu yıl münferit, benzer şikâyetler oldu ancak geçen yılki gibi olmadı. Geçen sene özellikle Trabzon Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (TESOB) sezon başı ve sonunda çok ciddi yoğun denetimleri vardı, belediyelerinde bazı uygulamaları vardı. Az sayıda olsa bile kapama uygulamaları vardı. Bu sene başında da TESOB hem tarife hem de diğer denetimlere başlamıştı. Dolayısıyla bu yıl geçtiğimiz yıllardaki kadar fazla şikâyet gelmedi. Yılın 365 günü yedi yirmi dört denetim ve kontrol mekanizması mutlaka işlemesi gerekiyor. Otokontrol sistemi olması gerekiyor. Esnaf esnafı şikâyet etme değil yarın öbür günü diğer esnafın kendisinin ve şehrin bir kaybı olmaması için her gördüğü yanlışı anında ilgililere iletmesi gerekiyor” dedi.


Özellikle Körfez ülkelerinden bölgeye gelen turistlerin başka ülkelere kaydığını hatırlatan Kantarcı, “Başka ülkelere kayma var. Cumhurbaşkanı kararnamesiyle geçtiğimiz kış döneminde 6 Ortadoğu ülkesine vize kaldırılmıştı. Biz vizeyi kaldırdıktan 15 gün sonra İngiltere 4 tane Ortadoğu ülkesine kaldırdı. Bir ay geçmedi Bosna Hersek kaldırdı. Bugün Rusya birçok ülke vize uygulamıyor. Soçi’ye bile direkt uçuşlar başlamış durumda. Azerbaycan, Bakü’ye yönelik gidişler var kayışlar olabilir bu normaldir. Ailenizle beraber bir bölgeye bir kez iki kez gidebilirsiniz. Ortadoğu’daki aileler üç, dört, beş defa geliyorlar bazıları yatırım yapıyor. Ticaret yapanlar ortaklık yapanlar var. Ancak belli bir zamandan sonra kendi hesaplarına göre bir pahalılık söz konusu ise ya da ziyaret etmiş oldukları ülkede kendilerince bazı sorunlar yaşamışlarsa birkaç yıllığına da olsa başka bir ülkeye gidebilmeleri normal. Önemli olan bizim doğru tespitlerle gerçekçi rakamlarla, istatistiklerle ciddi değerlendirmeleri yapıp bundan sonra yıllar için kayıpların olmaması ve var olan kayıpların geri kazanılması için doğru aksiyonları almamız gerekiyor” diye konuştu.


Dünyaca ünlü turizm merkezi Uzungöl’de de bu sezon ciddi kayıplar olduğunu dile getiren Kantarcı, “Uzungöl’de de çok azalma var. Uzungöl Ortadoğu turistler için çok önemli bir destinasyon. Bütün Doğu Karadeniz’in marka değerlerinden en önde olanı Uzungöl. Uzungöl’de ciddi kayıplar var. Bu Trabzon özellinde de var. Bu yıl özellikle beş yıldızlı, dört yıldızlı otellerin ortalamaları yoğun zamanda bile yüzde 60’ın üzerine çıkamadı. Artan konaklama tesislerinin sayısı da önemli. En azından yüzde 70’leri bulması gerekiyordu. 20 Temmuz-20 Ağustos döneminde önceki yıllarda en yüksek doluluk oranı bu tarihler arasındaydı” şeklinde konuştu.



Kantarcı: "Körfez ülkelerinden Doğu Karadeniz’e gelen turistler başka ülkelere yöneldi"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Malatya Bu bitkiyi koparana 699 bin TL ceza veriliyor Dünyada sadece Malatya’da yetişen ve nesli kritik seviyede tehlike altında bulunan endemik "Peşmen Navruzu" bitkisi, Malatya’nın Yeşilyurt ilçesinde görüntülendi. Koruma altında bulunan Peşmen Navruzu bitkisini koparanlara ise 699 bin 245 TL ceza veriliyor. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Envanter ve İzleme Projesi kapsamında Malatya’da nesli tehlike altında bulunan endemik türlerden Iris Peshmeniana (Peşmen Navruzu), Ornithogalum Malatyanum ve Hypericum Malatyanum 2016 yılında koruma altına alınmıştı. Koruma altında bulunan Peşmen Navruzu, Yeşilyurt ilçesinde yaklaşık bin 400 rakımlı bölgelerde doğa yürüyüşü yapan Hüseyin Gülfırat tarafından görüntülendi. Yer yer kar örtüsünün halen bulunduğu bölgede açan çiçekler dikkat çekti. Malatya Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü yetkilileri, Peşmen Navruzu’nun Malatya’ya özgü lokal endemik ve nesli kritik seviyede tehlike altında (CR) bulunan bir tür olduğunu belirterek, bitkinin genellikle nisan ayında çiçek açtığını, 2026 yılında ise hava şartlarına bağlı olarak nisan ayı sonlarında çiçeklendiğinin gözlemlendiğini ifade etti. Yetkililer, türün korunmasına yönelik izleme çalışmalarının Malatya DKMP Müdürlüğü tarafından sürdürüldüğünü kaydederek, kurum izni olmadan yapılacak biyokaçakçılık faaliyetlerine karşı 2872 Sayılı Çevre Kanunu’nun 20. maddesi kapsamında 699 bin 245 TL idari para cezası uygulandığını bildirdi. Bitkiyi görüntüleyen Hüseyin Gülfırat ise yüksek rakımlı bölgelere zaman zaman kar görmek amacıyla çıktığını belirterek, "Tesadüfen gördüğüm bu bitkinin daha sonra Peşmen Navruzu olduğunu öğrendim. Bölgenin yüksek rakımlı ve soğuk olması nedeniyle bitki burada daha geç ortaya çıkıyor. Endemik ve koparılması yasak bir tür olduğunu öğrendim" diye konuştu
Ankara TVHB Başkanı Eroğlu: "Keneler nisan ayından itibaren aktif oluyor" Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Başkanı Ali Eroğlu, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vakalarına ilişkin, "Keneler nisan ayından itibaren aktif oluyor. Havalar ısınmaya başladığı andan itibaren kasım ayına kadar devam ediyor" dedi. TVHB Başkanı Eroğlu, KKKA vakalarına ilişkin açıklamalarda bulundu. İlk kene vakalarının Türkiye’de 2002 yılında görüldüğünü belirten Eroğlu, bu vakaların ilk olarak Tokat’ta başladığını ifade etti. KKKA vakalarının insanların yüzde 5’inde ölümle sonuçlandığını dile getiren Eroğlu, KKKA’ya karşı daha dikkatli ve bilinçli olunması gerektiğinin altını çizdi. KKKA’nın daha çok kırsal ve ormanlık alanlarda yaygın olduğunu söyleyen Eroğlu, keneden korkulmaması gerektiğini, bu tip vakalara karşı gerekli önlemler alınırsa toplum sağlığının iyi yönde ilerleme kaydedeceğini sözlerine ekledi. "KKKA ilk defa ülkemizde 2002 yılında bazı vakalar görülüyor" KKKA’nın Türkiye’de ilk vakaların 24 yıl önce görüldüğünü belirten Eroğlu, "KKKA ilk defa ülkemizde 2002 yılında bazı vakalar görülüyor. Ama tanı 2003 yılında yapılmış. 2004 yılından itibaren de keneye karşı alınması gereken önlemler, diğer mücadeleler belirleniyor. Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı tarım il müdürlükleri vasıtasıyla özellikle riski olan yerlerde vakalar ülkemizde önce Tokat’ta başlıyor. Daha sonraki yıllarda da 30 ilimizde vakalar görüldü. Dünyada 899 kene türü var. Ülkemizde bunun 46 tanesi yaşıyor. 1944’te Kırım’da, 1956’da Kongo’da benzer vakalar görülüyor. İkisi bir araya getiriliyor. İnsanlarda yüzde 5’e yakın ölümle seyrediyor. Kamuoyuna şöyle bir duyuru yapmıştık; ‘Keneden korkmayın, geç kalmaktan korkun.’ Daha çok kırsalda, özellikle ormanlık alanlar, ormanlık alanın bittiği yerde, ülkemizde Kuzey Anadolu platosunda, Erzincan, Sivas, Tokat, Amasya, Bolu’ya kadar olan risk illerinde görülüyor. Fakat sonraki yıllarda değişik illerde, Diyarbakır, Malatya gibi yerlerde vakalar görüldü. Hatırladığım kadarıyla 400 vaka görülüyor. Bu kişilerden 15’i hayatını kaybediyor. Başka bir yıl yine 500’e yakın vaka var. Geçen yıl da 15 vatandaşımız hayatını kaybetti. Bu yıl geçtiğimiz günlerde yine bir gencimiz, evladımız hayatını maalesef kaybetti" diye konuştu. "Keneler nisan ayından itibaren aktif oluyor" KKKA’yı tamamen ortadan kaldırmanın mümkün olmadığını, gerekli bilinçle ölümlerin azaltılabileceğinin altını çizen Eroğlu, "Bunu tamamen ortadan kaldırmanız mümkün değil. Onun için bireysel önlemler, mekanik önlemler ve kimyasal mücadele bunları ortaya koymak lazım. Çiftlik hayvanlarının, diğer hayvanların ilaçlanması, parazit ilaçlarıyla, antiparazitli ilaçlarla ilaçlanması da önemli noktalardan bir tanesi. Doğru bilinen yanlışlar doğru zannediliyor ama yanlış aslında. Bunları bu vesileyle ortaya koymak lazım. Keneler nisan ayından itibaren aktif oluyor. Havalar ısınmaya başladığı andan itibaren kasım ayına kadar devam ediyor. Temmuzda, ağustosta pik yapıyor. Keneler o sırada çok aktif. Bağ, bahçeye giderken gerekir tedbirleri almaları lazım" şeklinde konuştu. "KKKA’yı taşıyan kene, 12 saate yakın kan emiyor" Kenenin vücuda yapıştıktan sonra hemen zehir vermediğini dile getiren Eroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Daha çok açık renkli ve uzun kollu, yani açık bir bölge olmayacak şekilde giyinmeleri lazım. Pantolonlarının paçasını çorabın içine koyacaklar, oradan bir yapışma olmasın. Vatandaşlar, işi bittikten sonra evine geldiği zaman da soyunacak ve bir kene taraması yapacak. Çünkü kene yapıştığı zaman hissetmiyor zaten insanlar. Eğer bir kene görmüş ise buna hemen müdahale etmesi gerekiyor. Doğru bilinen yanlış dediğimiz şey, ‘Aman keneye dokunulmasın, bir sağlık kuruluşuna gidilsin.’ Hayır, doğru değil. Bunun sebebi şu; kene yapıştıktan sonra kan emmeye başlıyor. Etkeni vermiyor. KKKA’yı taşıyan kene 12 saate yakın kan emiyor. 12 saat sonra şişiyor ve etkeni vermeye başlıyor. Biz keneyi gördüğümüzde ne zaman yapıştığını, ne zaman tutulduğunu bilmiyoruz. Vatandaşlar sabahleyin tarlasına gidiyor çalışıyor. Öğleden sonra diyelim ki keneyi gördü. Süratli bir şekilde alacak ama çıplak el ile almayacak. Bir poşet, eldiven ya da bir bez parçası ile onu çıkarıp muhafaza edecek."
İstanbul TCG Anadolu turistlerin ilgi odağı oldu SAHA EXPO 2026 kapsamında İstanbul’a gelen Türk donanmasının amiral gemisi TCG Anadolu, Sarayburnu Limanı’nda vatandaşların ve turistlerin ilgi odağı oldu. İstanbul Boğazı’ndan geçen dev kruvaziyer gemisi MSC Fantasia’daki turistlerin, tarihi yarımadaya adeta sırt çevirerek TCG Anadolu’yu izlediği anlar havadan görüntülendi. Geminin yalnızca TCG Anadolu’ya bakan kısmında oluşan yoğunluk dikkat çekti. Türkiye’nin en büyük askeri gemisi olan TCG Anadolu, SAHA EXPO 2026 kapsamında Sarayburnu Limanı’na demirledi. Üzerinde konuşlu 4 helikopter ve Bayraktar TB3 SİHA’larla dikkat çeken milli gemi, İstanbul Boğazı’ndan geçen yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisini gördü. Özellikle dev kruvaziyer gemisi MSC Fantasia’daki turistlerin güvertelere çıkarak TCG Anadolu’yu cep telefonlarıyla görüntülemesi dikkat çekti. Havadan çekilen görüntülerde turistlerin savaş gemisine bakan tarafta yoğunluk oluşturduğu, İstanbul’un tarihi siluetine ise ikinci planda kaldığı görüldü. "Turistler İstanbul manzarasını değil TCG Anadolu’yu izledi" Boğaz geçişi sırasında Sarayburnu açıklarından geçen Bahama bayraklı dev kruvaziyer MSC Fantasia’daki turistlerin büyük bölümünün geminin sancak tarafına yönelmesi dikkat çekti. Havadan kaydedilen görüntülerde yolcuların cep telefonlarıyla TCG Anadolu’yu görüntülediği, bazı turistlerin uzun süre gemiyi izlediği görüldü. İstanbul’un tarihi yarımadası, Ayasofya-i Kebir Camii, Sultanahmet Camii ve Topkapı Sarayı manzarasına rağmen turistlerin yoğun ilgisinin savaş gemisine yönelmesi dikkat çekici görüntüler oluşturdu. Türk Deniz Kuvvetleri envanterindeki en büyük platform olan TCG Anadolu, yaklaşık 232 metre uzunluğa ve 27 bin 436 ton deplasmana sahip bulunuyor. Çok maksatlı amfibi hücum gemisi olarak görev yapan TCG Anadolu; SİHA konuşlandırabilme kapasitesiyle de dünyada öne çıkan platformlar arasında yer alıyor. Gemide aynı anda helikopter operasyonları gerçekleştirilebiliyor. "Dev kruvaziyer ile milli savaş gemisi aynı karede" Yaklaşık 333 metre uzunluğundaki MSC Fantasia ise dünyanın büyük kruvaziyer gemileri arasında gösteriliyor. Binlerce yolcu kapasitesine sahip lüks gemi; açık yüzme havuzları, seyir terasları ve eğlence alanlarıyla dikkat çekiyor. Dev yolcu gemisinin, TCG Anadolu ile aynı karede görüntülenmesi İstanbul Boğazı’nda güzel görüntüler oluşturdu.
Osmaniye Teneffüste fenalaşan öğrenciye öğretmenden hayat kurtaran müdahale Osmaniye’de teneffüs sırasında nefes borusuna mısır parçası kaçan ilkokul öğrencisi, nöbetçi öğretmen Ayşe Dinç’in yaptığı Heimlich manevrasıyla kurtarıldı. Osmaniye merkezde bulunan Yedi Ocak İlkokulu’nda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, teneffüs sırasında yiyecek yiyen bir öğrenci, nefes borusuna mısır parçası kaçması sonucu bir anda fenalaşarak yere yığıldı. Durumu fark eden nöbetçi sınıf öğretmeni Ayşe Dinç, hızla öğrencinin yanına koştu. Öğrencinin nefes almakta zorlandığını ve soluk borusuna yiyecek kaçtığını anlayan öğretmen Ayşe Dinç, vakit kaybetmeden Heimlich manevrası uyguladı. Yapılan müdahale sonrası öğrencinin nefes borusundaki yiyecek çıkarılırken, öğrenci yeniden nefes almaya başladı. Bu tür durumlarda ilk yardım bilmek ve doğru müdahale önemli diyen Öğretmen Ayşe Dinç, "Bahçe nöbetim sırasında bir öğrencinin boğazını tutarak bana doğru geldiğini ve nefes almakta zorlandığını fark ettim. Daha önce almış olduğum ilk yardım eğitimi sayesinde aklıma hemen Heimlich manevrası geldi ve vakit kaybetmeden uygulamaya başladım. Öğrencimizin soluk borusundaki yabancı cisim kısa sürede çıkarıldı. Müdahalenin ardından öğrencimiz yavaş yavaş nefes almaya ve kendine gelmeye başladı.Bu tür durumlarda soğukkanlı davranıp zamanında ve doğru müdahale yapmak çok önemli. Gerçekten hayat kurtarıyor. Bu nedenle herkesin ilk yardım eğitimi alması gerektiğini düşünüyorum. En büyük sevincimiz ise öğrencimizin yeniden sağlığına kavuşmuş olmasıdır." Dedi.