SAĞLIK - 12 Mayıs 2024 Pazar 09:40

İşlenmiş domates prostat kanserinden koruyor

A
A
A
İşlenmiş domates prostat kanserinden koruyor

İşlenmiş domatesin prostat kanserinden koruduğu belirtildi.


Özel İmperial Hastanesi Üroloji ve Fitoterapi Uzmanı Op. Dr. Ömer Fatih Çelik, domateste yapılan çalışmalarda içerisinde olan etken maddelerinin prostat kanserine koruyuculuğu tespit edildiğini belirterek yüzde 35 civarlarında bir koruyuculuğu olduğunu söyledi.


Çelik, domatesin çiğ değil de pişmiş yenmesi daha iyi olduğunu ifade ederek, “Bunun için salça, ketçap ya da yemeklerden menemen gibi pişmiş domates yemeklerini daha çok tüketilebilir" dedi.


Mandıra ürünlerinden özellikle ağır tipte peynirlerin prostat kanserine yatkınlığı biraz daha artırdığına dikkat çeken Çelik, “Prostat kanserinin başlangıç halinde hiçbir belirtisi olmayabilir. Hastaların işeme şikâyetleriyle doktora gitmeleri prostat kanseriyle özdeşleştirilemez. Çünkü prostatın diğer hastalıklarında ve iyi huylu prostat büyümesinde de benzer şikâyetler olur. Yani idrar şikâyetlerinin prostat kanseriyle direk bir bağlantısı yoktur. Eğer prostat kanseri başlangıç halinde ise spesifik (özel) belirtiler genellikle olmaz. Ancak kemiğe yayılmışsa kemik ağrıları gibi şikâyetlerle hastalar gelebilir. Prostat kanserinin spesifik kendine has bir belirtisi genelde olmaz. Onun için biz 40-45 yaşından sonra gelen erkek hastaların büyük çoğunluğunda PSA dediğimiz prostat spesifik antijeni kanda tararız. Eğer yüksekliği söz konusu ise prostat kanserinden şüphe ederiz. Biyopsiye kadar giden bir dizi tetkikler yaparız. Bunların sonucunda prostat kanseri var mı, yok mu diye hastalara bilgi veririz. Ancak hastalar şöyle bir yanılgı içerisine girerler, benim bir şeyim yok şikâyetim yok, rahat işiyorum, gece kalkmalarım yok, yanmam yok, sızım yok Öyleyse prostat kanseri nereden çıktı? Aslında prostat kanserinin kendisi prostatın çeperinde genellikle olduğu için şikâyet vermeyebilir. Bu yanılgıdan hastaların uzak durması gerekir. Aslında 45 yaşından sonra her erkeğin kendine baktırması lazım. Bazı hasta grupları var ki; bunlar, babasında, kardeşinde, dedesinde prostat kanseri olanlar ki; genetik yatkınlığı söz konusu olan grup. Bu grupların biraz daha dikkatli olması gerekir. Kırklı yaşlarda üroloğa gidip ’Benim ailemde böyle bir yatkınlık var, bende de söz konusu olabilir mi?’ diye daha dikkatli olmaları gerekir” diye konuştu.



"Bölgemizde prostat kanseri biraz yüksek"


Doğu Karadeniz Bölgesi’nde prostat kanseri oranının biraz yüksek olduğunu kaydeden Çelik, “Bölgemizde prostat kanseri biraz yüksek. Neden? Çünkü beslenme şekillerimiz biraz agresif. Mesela, hayvansal ürünleri çok tüketiyoruz. Fazla et yemek, mandıra ürünleri tercih etmek prostat kanserine yatkınlığı artırabilir. Mandıra ürünlerinden özellikle ağır tipte peynirler prostat kanserine yatkınlığı biraz daha artırıyorlar. Bunun yanında sigara vs. gibi şeyler. Ama her hastada her mandıra ürünü yiyen hastada böyle prostat kanseri olacak gibi algılanmamalı. Ama yine de eğer ailede yatkınlık söz konusu ise biraz daha temkinli olmak lazım. Eğer ailede böyle bir yatkınlık varsa ilk tercih edeceğimiz şeylerden bir tanesi likopen içeren domates. Çünkü domateste yapılan çalışmalarda içerisinde olan etken maddelerinin prostat kanserine koruyuculuğu tespit edilmiş. Yüzde 35 civarlarında bir koruyuculuğu var. Dikkat edilecek husus domatesin işlenmiş olması gerekir yani etken maddeler domates hücrelerinin içerisinde olduğu için domatesin pişerek hücrelerin parçalanması ve etken maddelerin dışarı salınması gerekir. Yani çiğ değil de pişmiş yenmesi daha iyi. Bunun için salça, ketçap ya da yemeklerden menemen gibi pişmiş domates yemeklerini daha çok tüketilebilir. Öyle bir yatkınlığı varsa hastaların domatesi öncelikli olarak kullanması gerekiyor. Bunun yanında bitkisel kökenli Saw Palmetto kabak çekirdeği, Afrika eriği ağaç kabuğu, kırmızı biber olabilir. Küçük çiçekli yakı otunun koruyucu etkinlikleri de olabilir” ifadelerini kullandı.



Fazla çay içmek idrarı artırır mı?


Fazla çay içmenin idrarı artırıp artırmayacağı konusunda ise Çelik, “Normalde su içtiğiniz zaman idrara çıkarsınız bu klasik bir şey fazla su içerseniz fazla çay içerseniz idrara çıkarsınız. Ama çayda teofilin, kafein, tein ksantin grubu maddeler var bu madde diürez yapıyor. Yani daha fazla böbrekleri çalıştırıyor ve suyun atımını artırıyor. Bunun dışında mesanesi hassas kişilerin nörojenik kompenenti dediğimiz sinirsel durumları da söz konusu ise hastanın çay, kahve gibi bu maddeleri içeren içecekleri tüketmesi sonucu, kişilerin mesaneleri daha aktif çalışabilir. Hasta şunu söyleyebiliyor su içiyorum hemen idrarım geliyor bu hastalar genellikle su çay kısıtlamasına giderlerr. Buna neden olanlardan bir tanesi de yaş. Nasıl cildimiz yaşlanıyorsa mesanemiz de yaşlanıyor mesanemiz yaşlanınca çok iyi genişleyemiyor, genişlenemeyen mesanenin depo kapasitesi düşük oluyor. Bu durumlarda içilen çaydaki etken maddeler aslında mesaneyi aktif hale getiriyor” diye konuştu.



İşlenmiş domates prostat kanserinden koruyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Türkiye’nin Âşıkları OMÜ’de bir araya geldi Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Türk Edebiyatı ve Şiiri Araştırmaları Topluluğu tarafından düzenlenen "Türkiye’nin Âşıkları OMÜ’de (Sazın Telinden, Gönül Dilinden)" adlı şölen, farklı şehirlerden gelen halk ozanlarını üniversitede bir araya getirdi. Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi (AKM) Mavi Salon’da gerçekleştirilen şölen İlkadım Belediyesi’nin katkılarıyla düzenlendi. Şölende; Van’dan Âşık Poyrazoğlu, Erzurum’dan Âşık Turabi, Âşık Eminoğlu ve Âşık Rahim Sağlam, Gümüşhane’den Âşık Kul Nuri, Bayburt’tan Âşık Süphani ile Samsun’dan Âşık Obalı ve Âşık Yavuz sahne alarak hünerlerini sergiledi. "Değerli âşıklarımızı ağırlamanın mutluluğunu yaşıyoruz" Şölenin açılış konuşmasını gerçekleştiren Türk Edebiyatı ve Şiiri Araştırmaları Topluluğu Akademik Danışmanı Prof. Dr. Bekir Şişman, aşıklık geleneğinin önemine vurgu yaparak, "Âşıklık geleneği; tarih boyunca ya usta-çırak ilişkisiyle ya da ’bade içme’ gibi mistik rüyaların etkisiyle edinilmiş derin bir birikimdir. Bu birikim, akademik çalışmalara konu edilerek gelecek nesillere aktarılmaktadır. Bugün burada; Erzurum’dan Gümüşhane’ye, Bayburt’tan Samsun’a kadar geniş bir coğrafyadan gelen değerli âşıklarımızı ağırlamanın mutluluğunu yaşıyoruz. Unutmamalıyız ki, 2009 yılında UNESCO ’İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası’ listesine giren bu eşsiz hazineyi sadece kütüphane raflarında veya akademik tezlerde tutarak koruyamayız. Bu mirası gerçekten korumak; ancak onu sahneye taşımak, yaşatmak, canlandırmak ve hayatın içinde aktif bir şekilde uygulamakla mümkündür" dedi. İhsan Kurnaz: "Her türlü projeye sınırsız destek vermeye hazırız" İlkadım Belediye Başkanı İhsan Kurnaz ise konuşmasında kültürün toplumlar üzerindeki birleştirici gücüne dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Kültür, bir toplumun varlık sebebidir. Kültürü olmayanın kökü, kökü olmayanın ise geleceği olmaz. Tarihten bugüne bizlere miras kalan değerlerimizi; kültür elçilerimiz, ozanlarımız ve üstatlarımızla bir arada kutlamaktan büyük mutluluk duyuyorum. Maalesef üzülerek belirtmeliyim ki, günümüzde gençlerimizi kendi kültürüne ve tarihine tam anlamıyla sahip çıkacak şekilde yetiştirmekte zorlandığımızı görüyoruz. Bu durum bizleri derinden yaralıyor. İlkadım Belediyesi olarak; kültürümüzü, edebiyatımızı ve tarihimizi yaşatacak her türlü projeye sınırsız destek vermeye hazırız. Üniversitemizin gerçekleştireceği tüm kültürel faaliyetlerde paydaş olmaya devam edeceğiz." Katılımcılardan yoğun ilgi ve beğeni toplayan şölen, yapılan teşekkür konuşmaları ve plaket takdiminin ardından sona erdi. Şölene ayrıca İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ebül Muhsin Doğan, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Vedat Keleş, çok sayıda akademisyen, öğrenci ve sanatsever katıldı.