ÇEVRE - 12 Şubat 2025 Çarşamba 16:04

6 Şubat depremlerinde 18 ilde binaların yüzde 56’sı hasar görmedi

A
A
A
6 Şubat depremlerinde 18 ilde binaların yüzde 56’sı hasar görmedi

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdür Yardımcısı Murat Akıngöl, 6 Şubat depremlerinde yapılan hasar tespit çalışamlarına göre illerdeki binaların yüzde 56’sının hasar görmediği belirterek, 103 bin 999 bağımsız bölümü bulunan 39 bin 539 binanın tamamen yıkıldığını, 78 bin 365 bağımsız bölümü olan 21 bin 176 binanın acil yıkılması, 478 bin 31 bağımsız bölümü bulunan 200 bin 232 binanın ise ağır hasar aldığının tespit edildiğini söyledi.


Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde (KTÜ) 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri sonrası yapılan ve planlanan çalışmalar ile Doğu Karadeniz Bölgesi’nde deprem gerçeği konulu panel düzenlendi. KTÜ Osman Turan Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen panele Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, AFAD Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürlüğü Deprem Dairesi Başkanı Prof. Dr. Aykut Akgün, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdür Yardımcısı Murat Akıngöl, KTÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Çuvalcı, KTÜ Deprem ve Yapı Sağlığı Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ahmet Can Altunışık, İnşaat Mühendisleri Odası Trabzon Şube Başkanı Mustafa Tiryaki ve akademisyenler katıldı.


Panelin açılış konuşmasını yapan Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, deprem riskiyle karşı karşıya olunduğunu belirterek, "Bizim bölgemiz fay hatları itibariyle biraz deprem riskine uzak görünse bile son zamanlardaki depremlerde veya bölgeye yakın depremlerde artık bir riskle karşı karşıya olduğumuz ortaya çıktı. Trabzon Büyükşehir Belediyesi olarak hem üniversitemiz, hem AFAD’ımız, hem de İnşaat Mühendisleri odamızla beraber bu işe daha ciddi vaziyet etmek görevimiz, sorumluluğumuz ve bizim için zorunluluk. Öncelikle durum analizi ortaya koymak gerekiyor. Biz de Trabzon’da şehrin tamamını içine alacak şekilde yapı stoku envanterinin çalışmasını müşterek bir şekilde başlatıyoruz. Bu tespitleri yaptıktan sonraki aşamamızda da risk azaltma konusunda neler yapılabilecekse o adımları atacağız. Bu konuda ilk akla gelen kentsel dönüşüm oluyor, yenileme oluyor ve stoku güçlendirmek adına atılacak adımlar oluyor. Kentsel dönüşüm strateji belgesiyle beraber inşallah çalışmalarımızı tamamlayıp bu konuda hem bir veri, hem de bir yol haritası elde edeceğiz. Ondan sonra da bunu fiilen hayata geçirebilmek adına üçüncü aşamasında müdahale kısmımızla beraber bu çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Cumhurbaşkanımızın Türkiye Yüzyılı’nda en önemli hedef başlıklarından bir tanesi de dirençli şehirler oluşturmak. Dirençli şehirler oluşturmada, vatandaşlarımızın kendi yaşam güvenliğini teminat altına alabilmeleri için yapıları daha güvenilir hale getirmek önemli bir görev ve sorumluluğumuzdur. Bu çalışmalarımızı yaparken bilimden istifade edeceğiz. Çalışmalarımızda bize katkı sağlayan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız başta olmak üzere ve tüm bileşenlerimize teşekkür ediyorum" diye konuştu.



Binaların yüzde 56’sı hasar görmedi


Panelde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 6 Şubat depremlerinde yapılan tespitlere yer verildi. 6 Şubat depremlerinden Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Kahramanmaraş, Hatay, Malatya, Kilis, Şanlıurfa, Osmaniye, Tunceli, Bingöl, Batman, Sivas, Kayseri, Mardin ve Niğde illerinin etkilendiğinin belirtildiği panelde, 6 milyon 615 bin 354 bağımsız bölümün bulunduğu, 2 milyon 381 bin 674 binada inceleme yapıldığı kaydedildi. 9 bin 284 teknik personelin hasar tespiti yaptığı deprem bölgesinde 104 milyar dolar hasar tespit edildiği belirtildi. 18 ildeki binalarda yapılan hasar tespit çalışmalarında binaların yüzde 56’sının hasarsız olduğu belirlenirken, yüzde 28’sı az hasarlı, yüzde 2’sı orta hasarlı, yüzde 8’sı ağır hasarlı, yüzde 2’si yıkık, yüzde 1’i acil yıkılacak, yüzde 3’ünün ise tespitinin yapılamadığı bildirildi. Asrın felaketi olarak nitelendirilen depremlerde Bakanlık tarafından yapılan bina hasar tespit verilerinde 3 milyon 588 bin 233 bağımsız bölümü bulunan 1 milyon 334 bin 652 binanın hasarsız, 2 milyon 62 bin 819 bağımsız bölümü bulunan 662 bin 739 binanın az hasarlı, 167 bin 314 bağımsız bölümü bulunan 44 bin 52 binanın orta hasarlı, 478 bin 31 bağımsız bölümü bulunan 200 bin 232 binanın ağır hasarlı, 78 bin 365 bağımsız bölümü olan 21 bin 176 binanın acil yıkılması ve 103 bin 999 bağımsız bölümü bulunan 39 bin 539 binanın tamamen yıkıldığı tespit edildi.



"Son 20 senedir yapılan mevzuat değişikliklerinin önemli sayıda katkısının olduğunu görmüş olduk"


Panelde bir konuşma yapan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Yapı İşleri Genel Müdür Yardımcısı Murat Akıngöl, 6 Şubat depremlerinden yaklaşık 18 ilin etkilendiğini söyledi. Akıngöl, "Ana olarak ise 5 ilimiz etkilendi. 6 milyon 615 bin 354 tane bina incelendi. Bu incelemede 9 bin 284 adet mimar ve mühendisimiz görev aldı. Ne yazık ki 53 bin 735 can kaybının olduğu, doğrudan 104 milyar dolar hasara yol açan bir depremdi. Yaklaşık olarak 103 bin 999 bağımsız bölüme tekabül eden 39 bin 539 binamız yıkıldı. 21 bin 176 tane binamız burada acil yıkılacak konuma geldi. Taşıyıcı sisteminin aldığı hasar bakımından kalıcı olarak yer değiştirerek acil olarak yıkılması gerektiğine karar verildi. 200 bin 232 binamızda da ağır hasar olduğu ve bu hasar sebebiyle bu binalar onarılamaz hale geldi. 44 bin 52 binamızda orta hasar oldu. Diğer kalan binalarımızın az hasar ve hasarsız olarak tespiti yapıldı. Bugüne kadar yapılan çalışmalar, tespitlerden çıkan sonuçlar 2001’den sonra mevzuatlarla yapılan binalarımızda hasar durumunun çok az olduğunu, daha önceki binalarımızın daha çok hasar olduğunu gördük. Son 20 senedir yapılan mevzuat değişikliklerinin önemli sayıda katkısının olduğunu görmüş olduk. Bu bizim için önemli bir veri girişi. 6 Şubat verilerinin bize gösterdiği yolda gerekli çalışmalar zaten yürütülecektir" dedi.


Panelde KTÜ Deprem ve Yapı Sağlığı Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ahmet Can Altunışık da deprem bölgesine ait 2,6 milyon yapı verisi kullanılarak elde edilen sonuçlar hakkında bilgiler verdi.



"Şu an dünyanın en büyük müdahale ve iyileştirme sürecini gerçekleştiriyoruz"


Panel sonrası basın mensuplarının sorularını yanıtlayan AFAD Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürlüğü Deprem Dairesi Başkanı Prof. Dr. Aykut Akgün, "Özellikle bu deprem sonrasında yaşadığımız acı tecrübeler bizi bir anlamda bazı değerlendirmeleri yeniden yapma imkanı tanıdı. Bu anlamda gerek Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız gerek AFAD Başkanlığımız olarak bizler hem sahada hem de sürecin yönetilmesi noktasında göstermiş olduğumuz gayretleri en üst seviyede göstermeye devam ediyoruz. Özellikle iyileştirme noktası açısından şuan dünyanın en büyük müdahale ve iyileştirme sürecini gerçekleştiriyoruz. Bu anlamda hakikaten son derece yoğun bir çalışma gerçekleştiriliyor. Diliyoruz ki bir daha böyle bir süreçle karşılamayalım ama gerçeklik maalesef bu noktada değil. Yaşadığımız coğrafya bu süreçlerle barışım bir şekilde yaşamamız gerçeğini bize bir kez daha hatırlatıyor. Dolayısıyla hem toplumsal bilinç anlamında hem de yapılaşma süreçleri anlamında edindiğimiz acı tecrübeleri bir ders niteliğinde geleceğe taşımak zorunda olduğumuz gerekiyor. Bu anlamda da devletimizin tüm kurumları nezdinde bu süreç devam ettiriliyor" ifadelerini kullandı.



"Türkiye’de bilinin 500 diri fay hattı var"


Diri fay hatlarının incelendiği çalışma ile ilgili bilgiler veren Akgün, "AFAD, MTA Genel Müdürlüğü ve TÜBİTAK işbirliği içerisinde gerçekleştirildi. Bu projede TÜBİTAK yürütücü kuruluş, MTA ve AFAD Başkanlığı ise müşteri kurum olarak bulundu. Şuan Türkiye’de bilinin 500 diri fay hattı var. Bu hatların yaklaşık 170’a yakını çalışılmış durumda. Geri kalan kısmı çalışılmamıştı. Özellikle deprem tekrarlanma aralıklarının ne kadar olduğu, ne kadar büyüklükte depremlerin üretilebileceğine yönelik çıktıları sunuyor. 23 üniversiteden önemli derecede akademisyen ile birlikte bu projeyi yürütülüyor. 2023 yılında başlayan bir proje inşallah bu yılın sonunda bu proje tamamlanmış olacak. Bu proje tamamlandıktan sonra çalışılan diri fayların hem tekrarlanma, deprem üretme aralıkları hem de deprem üretme mekanizmaları konusunda önemli bilgiler edinilmiş olacak. Bu noktadan itibaren halen yürürlükte olan Türkiye derem tehlike haritasını da bu sayede bir revizyonunun mümkün olacağını söyleyebiliriz. Bu çalışmalar hem ulusal hem uluslararası işbirlikleri ile birlikte aynı hızda devam edecek" şeklinde konuştu.



"(Ege’deki depremleri) Şu an itibarıyla olağanüstü bir sismik aktivite gelişimi söz konusu"


Ege Denizi’nde art arda gerçekleşen depremlerle ilgili değerlendirmelerde bulunan Akgün, "Bu alan çok bilinen bir alan. Sürpriz bir alan değil. Binlerce yıldır bu süreçlerin meydana geldiği bir alan. Hem volkanik aktivite hem de bizim tektonik faaliyet dediğimiz fay denetmeli hareketler açısından. Dolayısıyla şuan itibariyle olağanüstü bir sismik aktivite gelişimi söz konusu. Özellikle bu alan bilim camiası tarafından da mercek altına alınmış dudumda. Yoğun bir şekilde izleniyor. Bizde AFAD olarak hem yurtiçinden hem de yurtdışından araştırmacı ve yetkili kurumlarla görüşmelerimizi sağlıyoruz. Hem sürecin hızlanması adına hem de olabilecek muhtemel bir durum halinde alınacak tedbirler ve uygulanacak yöntemler çerçevesinde yapılacak hususlar değerlendiriliyor. Şu an itibarıyla kesin bir şey söylemek mümkün değil. Bunu tüm bilim camiası olarak ortak bir görüş olarak baktığımızda bir şey ifade etmek şuan mümkün değil. Ancak bunu uzun süreli gözlemlerle sağlamak mümkün. Şuan süreç o çerçevede ilerliyor. Muhtemel bir olay gelişimi sonrasında ortaya çıkabilecek olan hususların değerlendirilmesi ve alınacak önlemler noktasında da uygulanacak planlarımız belli. Onların sahaya uygulanması noktasında da aksiyonlarımız söz konusu. Vatandaşlarımızın büyük bir tedirginlik içerisinde olmamaları gerektiği noktasında ifade bulunabiliriz" ifadelerini kullandı.



6 Şubat depremlerinde 18 ilde binaların yüzde 56’sı hasar görmedi

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri "Bir Türkü, Bin Duygu" temalı konserin ilki Kayseri’de yapıldı Kadın İşbirliğini Geliştirme Derneği (KİGDER) ve Kayseri Kent Konseyi’nin işbirliği ile gerçekleştirilen "Bir Türkü, Bin Duygu" temalı Türk Halk Müziği konserinin ilki Kayseri’de düzenlendi. "Bir Türkü, Bin Duygu" temalı Türk Halk Müziği konserinin ilki Kadir Has Kültür Merkezi’nde düzenlendi. KİGDER Başkanı Dr. Sema Karaoğlu’nun şeflik yaptığı konsere çok sayıda vatandaş katıldı. Salonu dolduran vatandaşlar, türkülere alkışlarla eşlik etti. Konser öncesi açıklamalarda bulunan KİGDER Başkanı Dr. Sema Karaoğlu, "Konserlerimizin her biri özel ama bu kez daha özel bir konser yapıyoruz. 6 Şubat depreminden sonra biz dernek olarak deprem bölgelerinden elimizi hiç çekmedik. Özellikle Antakya, Defne ve Adıyaman’da çok var olmaya çalıştık. Buralara Kayserililerin de faydası çok oldu. Biz 3 yıl sonra Antakya’ya gittiğimizde böyle bir kültürel etkinliğe ihtiyaçları olduğunu gördük. Aslında bu konseri de Antakya için hazırladık. Ancak Kayserililerin de desteklerini unutmayıp, ‘biz bu konsere hazırlandık’ dedik. Kayserililerin desteği de hep yanımızdaydı. O yüzden konserimizin ilk ayağı Kayseri olsun diye düşündük. 6 Mayıs’ta Aksaray’da, 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’nda da Defne Belediyesi’nin davetiyle konserimizi yapacağız. Repertuvarımız bölge insanının sevdiği hep birlikte söyleyebileceğimiz türkülerden oluşuyor. Yine çok güzel ve keyifli bir konser olacak. Kültürümüze sahip çıkmazsak, ‘biz bizi unuturuz’ şiarıyla gidiyoruz. Biz çok keyif aldık. Dinleyicilerimizde keyif alır umarım" ifadelerini kullandı. ’Bir Türkü, Bin Duygu’ temalı konserlerin ikinci ayağı 6 Mayıs’ta Aksaray’da, üçüncü ayağı da 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı’nda da Hatay’ın Defne ilçesinde düzenlenecek.
Sakarya TBB’de kriz oluşturan ‘mektup’ gerginliği sonrası Alemdar’dan sert eleştiri Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) seçimlerinde yaşanan ve arbedeye dönüşen ’mektup’ gerginliğinin ardından Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Kamusal bir statüsü olmayan ismin mesajını divanda okunması açık bir usul hatasıdır" dedi. TBB Meclisi; Başkan, Meclis Başkanlık Divanı, İhtisas Komisyonu Üyeleri ile Encümen Üyeleri seçimi yapılması için Ankara’da bir araya geldi. TBB Başkanvekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in açılış konuşmasının ardından Divan’da konuşan Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, İBB davası kapsamında tutuklu bulunan ve İBB Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun mektubunu okumak istemesi üzerine, salonda tepkiler oluştu. Çavuşoğlu’nun mektubu okumaya başlamasıyla birlikte AK Partili belediye başkanlarıyla CHP’li belediye başkanları arasında tartışma yaşandı. Belediye başkanlarının tartışmaları kısa sürede fiziksel arbedeye dönüştü. Tepkilerin ardından salonda bulunan bir grup kürsüye yöneldi ve bunun üzerine fiziksel arbede yaşandı. Yaşanan arbedenin ardından Olağan Meclis Toplantısı’na bir süre ara verildi. "Kamusal bir statüsü olmayan ismin mesajını divanda okunması açık bir usul hatasıdır" Kamuoyunun gündemine oturan olaylı oturumun ardından Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, konuya ilişkin sosyal medyasından açıklamada bulundu. Alemdar, "Türkiye Belediyeler Birliği, kamu yararına çalışan, her görüşten belediye başkanının üye olduğu bir çatı kuruluşudur. Bu yapının tarafsızlığı ve kurumsal itibarı hepimiz için esastır. Kamusal bir statüsü olmayan ismin mesajını divanda okunması açık bir usul hatasıdır. Kurumların teamüllerine ve ciddiyetine gölge düşüren bu tür uygulamalar kabul edilemez. Her zemini siyasi ikbal için istismar etmeye kalkmak, en başta kurumlara zarar verir. TBB bir partinin arka bahçesi değildir, olmaz. Bu tavır, yerel yönetimlerin birlik ruhunu yaralar. Tekrar soruyoruz, ‘Bu yapılan doğru bir şey mi?" dedi.
İstanbul Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Doğu, Güneydoğu artık farklı bir noktaya gelmiş durumda" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "2003’ten bu yana GAP’a yaptığımız kamu yatırımları 1.9 trilyon lirayı bulmuştur. DAP dediğimiz Doğu Anadolu bölgemizdeyse bu yatırımlar 1.4 trilyon lirayı aşmıştır. Çok ciddi kamu yatırımları yapıldı. Yollar inşa edildi, duble yollar, üniversiteler, havalimanları, hastaneler, kırsala götürülen hizmetler. Bütün bunlarla Doğu, Güneydoğu artık farklı bir noktaya gelmiş durumda" dedi. Gaziosmanpaşa Belediyesi tarafından, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Buluşması programı düzenlendi. Programa, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul Valisi Davut Gül, TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı Cüneyt Yüksel ve çok sayıda milletvekili katıldı. Programda, Doğu ve Güneydoğu’ya yapılan yatırımlar ve bölgede yürütülen çalışmalar ele alındı. "Üretim geleneği, kalkınma yolculuğunda her zaman güçlü dayanaklarımızdan biri olmuştur" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin birlik ve beraberliğine vurgu yaparak, "Dayanışma, hemşerilik bağının nasıl canlı tutulduğunu gösteren güçlü bir tabloyu ortaya koymaktadır. Aynı şehirde yaşayan, benzer birikimleri paylaşan ve kökleri aynı yörelere uzanan insanlarımızın kurduğu bu ilişki, toplumsal dayanışmamızın en sağlam zeminlerinden birini oluşturmaktadır. Doğu ve Güneydoğu medeniyetlerin harmanlandığı, bu toprakların tarihi hafızasını ve kültürel birikimini ruhunda taşıyan müstesna bir coğrafyadır. Kadim şehirleri ve köklü mirasıyla bu bölgelerimiz, Türkiye’nin sarsılmaz gücünü ve zenginliğini de temsil etmektedir. Aynı zamanda bereketli toprakları, stratejik su kaynakları ve üretim kabiliyetiyle tarımın, ticaretin ve zanaatın can damarlarından biri konumundadır. Nesiller boyu aktarılan bu üretim geleneği, kalkınma yolculuğunda her zaman güçlü dayanaklarımızdan biri olmuştur. Ülkemizin gücüne güç katan kalkınma potansiyeline büyük destek olan bölgelerimizdir. Maalesef bu bölgelerimiz, uzun yıllar boyunca terörün gölgesinde baskılanmış, bu durum şehirlerimizin kalkınmasını, ekonomik büyümesini, sahip olduğu büyük potansiyeli tam anlamıyla kullanmasını engellemiştir. Ancak Türkiye, bu makus tarihi bir daha geri gelmemek üzere tarihe gömme iradesini kararlılıkla sergilemektedir" şeklinde konuştu. "Doğu, Güneydoğu artık farklı bir noktaya gelmiş durumda" Sağlanan huzur ortamıyla birlikte bölgede ekonomik hareketliliğin arttığını belirten Yılmaz, "Değerli hemşehrilerim, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da son yıllarda ortaya çıkan tempo, atılan adımların sahada nasıl bir karşılık bulduğunu açık bir şekilde gösteriyor. Bölgeler arası gelir farkının belirgin bir şekilde gerilemesi, GAP ve DAP bölgelerimizin milli gelirden aldığım payın artması ve ihracatı 2002 yılında sadece 800 milyon dolar olan ihracatın, geçtiğimiz yıl 13 milyar doları bulması bu değişimin bazı göstergelerinden olarak ifade edilebilir. Bu dönüşüm tabii ki kendiliğinden olmadı. Bu ekonomik gelişme kendiliğinden olmadı. Bunun arkasında bir zihniyet var. O zihniyeti de Sayın Cumhurbaşkanımız şöyle ifade ediyor, batıda ne varsa doğuda da o olacak. Kuzeyde ne varsa güneyde de o olacak. Bütün ülkemize, 86 milyona belli hizmetleri aynı standartta götüreceğiz. Bu zihniyetin bir neticesidir ki, Doğu ve Güneydoğu’ya bu dönemde muazzam kamu yatırımları yapılmış. 2003’ten bu yana GAP’a yaptığımız kamu yatırımları 1.9 trilyon lirayı bulmuştur. DAP dediğimiz Doğu Anadolu bölgemizdeyse bu yatırımlar 1.4 trilyon lirayı aşmıştır. Çok ciddi kamu yatırımları yapıldı. Yollar inşa edildi, duble yollar, üniversiteler, havalimanları, hastaneler, kırsala götürülen hizmetler. Bütün bunlarla Doğu, Güneydoğu artık farklı bir noktaya gelmiş durumda" dedi. "Biz, laf üstüne laf koyan anlayışla değil, taş üstüne taş koyan, sorunları çözen hükümetler olarak son 23 yılda çok büyük ilerlemeler kaydettiğimize inanıyoruz" Sadece kamu yatırımlarıyla bir bölgenin, bir ülkenin gelişmesinin mümkün olmayacağına da değinen Yılmaz, "Kamu yatırımlarının yanı sıra, özel sektör yatırımlarının da artması lazım. Burada, Doğu’dan, Güneydoğu’dan gelmiş, İstanbul’a, metropollere yatırım yapmış, birçok iş insanımız da var. Huzur, güven ortamı zamanında olsaydı, belki hiç gelmeyecekti bu insanlar, orada yatırım yapacaklardı. Sadece Doğu’da, Güneydoğu’da değil, tüm ülkemizden, iş dünyasının çok daha fazla özel sektör yatırımı yapabileceği bir ortamı da tesis etmiş durumdayız. Gerek, huzur güven ortamıyla, gerek altyapıya yaptığımız yatırımlarla, gerek insan kaynağına, eğitime yaptığımız yatırımlarla ve bunları tamamlayıcı sunduğumuz teşviklerle, Doğu Güneydoğu’da özel sektör yatırımlarına da ayrı bir güç veriyoruz. Bunun sonuçlarını önümüzdeki dönemde daha fazla göreceğiz. Sulama projelerimizle yüz binlerce hektar arazi sulanabilir hale gelmiş, organize sanayi bölgelerimiz genişletilmiş ve yüzbinlerce insanımıza iş imkanı sağlanmıştır. Tarımdan, sanayiye, ulaştırmadan, lojistiğe ulaşan bu yatırımlar, bölgenin üretim kapasitesini kalıcı bir şekilde güçlendiren bir değişim sürecinin kapısını açmıştır. Sloganlarla, içi boş tartışmalarla ne bir şehrin, ne de bir bölgenin bir yere ulaşması mümkün değil. Biz, laf üstüne laf koyan anlayışla değil, taş üstüne taş koyan, sorunları çözen hükümetler olarak son 23 yılda çok büyük ilerlemeler kaydettiğimize inanıyoruz" diye konuştu.