SAĞLIK - 11 Ocak 2024 Perşembe 12:29

Japonya ve Kanada’dan bile hastası var: Şehir hastanesi gururlandırıyor

A
A
A
Japonya ve Kanada’dan bile hastası var: Şehir hastanesi gururlandırıyor

Başta Trakya Bölgesi ve Balkan ülkelerine sağlık hizmeti sunan Tekirdağ Dr. İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesi 3. yılını doldururken, bu süre zarfında 4 buçuk milyon hastaya hizmet verdi. Japonya ve Kanada’dan bile hastası olan hastanede 3 bin yabancı uyruklu insanlara da hizmet verildi.


Balkanların sağlık üssü haline gelen Tekirdağ Dr. İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesi 3. yılını doldurarak başarılarına başarı katıyor. Uzman kadrosuyla kısa sürede bölgedeki sağlık turizmini üzerine çeken şehir hastanesi, kurulduğu günden bu yana 4 milyon 587 bin hastaya hizmet verdi. 651 adet sismik izolatörleriyle güvenli bir şekilde hizmet veren hastanede bugüne kadar 3 binin üzerinde de yabancı hastaya hizmet verildi.


Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’da sosyal medya hesaplarından bir açıklama yaparak, “2020 yılı sonlarında hasta kabulüne başlayan Tekirdağ Dr. İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesi, 3 yılda, 1 Milyon 50 Bini acil olmak üzere 4 Milyon 587 Bin hastaya hizmet verdi. Hastanede 130 Bin cerrahi işlem gerçekleştirildi. 14 Bini yoğun bakım olmak üzere, yaklaşık 72 Bin hastaya yataklı servislerde sağlık hizmeti sunuldu. Anestezi altında gerçekleştirilen günlük ortalama cerrahi işlem sayısı 130-140 arasında. Milletimizin hayali olan Şehir Hastaneleri, Tekirdağ örneğinde de farkını göstermeye devam ediyor” demişti.


13 bin 500 civarında kalp işlemi


Gazetecilere açıklamada bulunan Tekirdağ İl Sağlık Müdürü Dr. Ali Cengiz Kalkan; "1 milyon 50 bini acil başvurusu olmak üzere toplamda 4 milyon 587 bin hasta ayakta poliklinik hizmeti almıştır. 11 bini yoğun bakımda yatmak üzere 71 bin hastamız yatarak tedavi hizmeti almışlardır, 10 binin üzerinde A grubu toplamda 129 bin cerrahi işlem gerçekleştirilerek hastalarımız şifalarına kavuşturulmuşlardır. Hastanemizde özellikle kardiyoloji ve kalp cerrahisi alanında nitelikli tıbbi işlemler gerçekleştirilmiştir. 13 bin 500 civarında anjio, anjioplasti ve kalp pili işlemleri gerçekleştirilmiştir. Binin üzerinde bypass cerrahisi 80 aort diseksiyonu, 20 trans aortik kapak implantasyonu işlemi gerçekleştirilmiştir gene 400’ün üzerinde cerrahi kapak işlemi, kardiyovasküler cerrahi birimlerimizle gerçekleştirilmiştir’’ dedi.


Bölgenin sağlık üssü


Tekirdağ Dr. İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesi’nde nitelikli tıbbi hizmet sunulduğunu aktaran İl Sağlık Müdürü Kalkan, "Hastanemiz son derece fiziki donanımları, nitelikli tıbbi hizmetleriyle bölgemizin sağlık üssü konumundadır. Gerçek anlamda da değerli tıbbi hizmetler sunumu gerçekleştirmektedir. Burada özellikle 39 bin civarında acil ambulanslarımız ile hastanemiz acil servislerine hasta kabulü gerçekleşmiş bunların 4 bin 587’si il dışından sevklerdir. 17 bin civarında ki bir sevk ise sağlık kurullarımızdan hastanemize olan sevkler halindedir. Bölgemizde bu nitelikli tıbbi hizmetlerin sunumu her yıl aşağı yukarı il dışına 5 bin ila 7 bin civarında hastamızın burada kalarak hiçbir yere sevk edilmeden tüm tıbbi işlemlerinin gerçekleştirilmesi ile hastalarımız sıhhatli bir şekilde hastanemizden taburcu edilmişlerdir” diye konuştu.


Japonya, Kanada’dan hasta geldi


Sağlık turizmi ile ilgili çok fazla ilgi olduğunu, tedavi gören hastaların geri dönüşlerinden anlaşılacağı üzere bu ivmenin daha da yukarılara çıkacağını belirten İl Sağlık Müdürü Ali Cengiz Kalkan, "Özellikle sağlık turizminde 3 bin hastaya tedavi imkanı sunulmuştur. Gelen hastalar başta Balkan ülkeleri olmak üzere Kanada’dan, Japonya’dan, Asya’dan tüm Türki Cumhuriyetlerimiz olmak üzere inanılmaz bir şekilde farklı coğrafyalardan hastanemize tedavi olmak üzere yabancı hastalarımızda bulunmaktadır. Onların gözlemleri, izlemleri bize geri dönüş bilgileri de bu ivmenin artarak devam edeceğini bize göstermektedir. Hastanemiz aynı zamanda kendine mahsus donatı sistemlerine sahiptir. 6 bin 500 metrekarelik güneş paneli, 11 tonluk yağmur suyu depolama alanları, ve yine 450 tonluk yakıt tankı rezervi, 90 bin litrelik oksijen rezerviyle herhangi bir olası afet durumunda da hizmetini yüzde 75 kapasitesinde sürdürmesi halinde 90 gün hiçbir yerden ilave katkı almadan sağlık hizmetini sürdürebilecek bir kapasitedir. Ayrıca 651 kolonunda sismik deprem izolatörleri ile güçlendirilmiş bir yapıyı bünyesinde barındırmaktadır. Esnek fiber optik yapılarıyla da genel hizmet sunumlarında hastanemiz bir çevre dostu hastane konumunda hizmetini sürdürmektedir" diye konuştu.


Kalkan açıklamasını, “Hastanemizin onkolojik hizmetlerde öne çıkan bir durumu vardır. Pet-CT, tanı işlemlerinde, kansere yönelik hizmetlerde ön alıcı, işlemleri hızlandırıcı tanısal ve yine radyolojik onkoloji hizmetlerimizle de süreci hızlandıran bir yapı arz etmektedir” diyerek noktaladı.

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Siirt Siirt’te doğa yürüyüşünde milyonlarca yıllık fosiller gün yüzüne çıktı Siirt’te gerçekleştirilen doğa yürüyüşünde milyonlarca yıllık fosiller gün yüzüne çıktı. Siirt Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yılmaz Çekmen ve üniversite yürüyüş ekibi, Bağgöze köyü ve Botan Milli Parkı bölgesinde yaptıkları 15 kilometrelik yürüyüş sırasında dikkat çeken fosil kalıntılarıyla karşılaştı. Bağgöze köyündeki havuzlu çeşme bölgesine ulaşan ekip, köydeki çobanların çevredeki dağlardan topladıkları fosilleri sergileyerek adeta açık hava müzesi oluşturduğunu belirtti. Bölgedeki fosillerin milyonlarca yıl öncesine ait olduğu ifade edilirken, herhangi bir eğitim almadan fosilleri toplayan köylülerin bölgenin doğal tarihine ışık tuttuğu kaydedildi. Konuya ilişkin açıklamada bulunan Çekmen, bölgede 35 milyon, 66 milyon ve hatta 400 milyon yıl öncesine uzanan fosillerin bulunduğunu söyledi. Çekmen, bulunan kalıntılar arasında gastropodlar, ammonitler, deniz kestaneleri, istiridyeler ve farklı deniz canlılarına ait fosillerin yer aldığını ifade etti. Bölgedeki fosil yoğunluğunun, milyonlarca yıl önce burada deniz canlılarının yaşamış olmasından kaynaklandığını belirten Çekmen, yaşanan depremler ve jeolojik hareketler sonucu canlı kalıntılarının kireç ve toprak tabakaları altında fosilleşerek günümüze ulaştığını dile getirdi. Bağgöze ve Botan bölgesinin sahip olduğu fosil çeşitliliğiyle açık hava müzesi niteliğinde olduğunu vurgulayan Yılmaz Çekmen, bölgenin akademik açıdan detaylı şekilde araştırılması gereken önemli alanlardan biri olduğunu söyledi.
Aydın "Adnan Menderes idam edilmeden önce hemşehrilerinin silahlarını topladılar" Aydın’da medya ve darbelerin toplumsal etkilerinin ele alındığı "Medya ve Darbeler" konulu panelde bugüne kadar kaleme alınmayan bazı gerçekler dile getirildi. Panele katılan köylüler Adnan Menderes’in idam edildiği yıl, köylülerin önce tüm silahlarının toplandığını ardından Çine çayından karşıya geçişlerinin bile izin verilmediğini anlattılar. Köyün eski muhtarı Mehmet Demir, "O yıl köylülerimizin tarlaya gidişine bile izin verilmediği için ekilen pamuklar susuzluktan kurumuş" diyerek Aydın halkının baskı altında tutulduğunu belirtirken, köy halkından Lütfi Küçük ise "Ben de adını taşıdığım dedemden dinlerdim. Merhum Başvekil Adnan Menderes’i diam etmeden önce köylülerin evlerine baskın yapıp silah sayılabilecek ne varsa hepsini didik didik arayıp toplamışlar. Hemşehrileri Menderes’e sahip çıkar diye her türlü baskı yapılmış" dedi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Muğla Bölge Müdürlüğü koordinasyonunda Aydın Adnan Menderes Müzesi’nde gerçekleştirilen ‘Medya ve Darbeler’ panelinde 27 Mayıs 1960 darbesinin bilinmeyen yönleri de ele alındı. Panelde, Türkiye’de darbelerin medya üzerindeki etkileri ile medyanın darbeler sürecindeki rolü akademik ve tarihsel boyutlarıyla değerlendirilirken, 27 Mayıs 1960 Darbesi öncesi ve sonrasında Aydın’da yaşanan ve kayıtlara geçmeyen olaylar da dile getirildi. Panelin moderatörlüğünü, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema Bölümü Sinema Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Turan Akkoyun yaptı. Hüsna Yılmaz, Bircan Kayacan ve İrem Delice’nin konuşmacı olarak katıldığı panelde en ilginç konuları ise köyün eski muhtarı Mehmet Demir ile köy sakinlerinden Lütfü Küçük dile getirdi. "Menderes idam edildiği yıl pamukların sulanmasına bile müsaade edilmedi" Panelde, ülkede yaşanan darbeler öncesi, darbe sırasında ve sonrasında medyanın tutumu durumu ve özellikle dış basının dış kaynaklı yazıları ve manşetleri de ele alınırken panel sonunda katılımcıların soruları cevaplandırıldı. 15 Temmuz hain darbe girişiminde demokrasiye sahip çıkan halkın 27 Mayıs 1960 darbesinde aynı refleksi niçin gösteremediğine ilişkin sorular üzerine söz alan köyün eski muhtarı Mehmet Demir ve köy halkından Lütfü Küçük, bu dönemde yaşananların pek çok kişi tarafından bilinmediğini ve o dönemde yazılmadığını belirtti. Menderes’i aslında hemşerilerinin sahip çıktığını ancak o dönem insanların evlerinin dışına çıkmasına bile müsaade edilmediğini belirten Demir ve Küçük, "1960 yılında Çakırbeyli ve çevresindeki pamuk tarlalarındaki pamuklar maalesef sulanmasına bile müsaade edilmediği için kurudu. Bu halkın pamuk tarlasına gitmesine bile askeri cunta müsaade etmedi. Maalesef bazı ortamlarda Menderes’in hemşerileri ‘Menderes’e sahip çıkmadı’ diye suçlanır. O zamanlar iletişim araçları yaygın değil. Demokrasinin durumu belli. Maalesef Menderes idam edilmeden önce ev ev dam dam bu memlekette aranmadık yer kalmamış. Dolma tüfekten tabancaya kadar vatandaşın tüm silahları yatak yorgan arasından alınıp toplanmış. Yetmemiş insanların evlerinden çıkıp tarlasındaki pamuğu sulamasına dahi müsaade etmemişler. O yıl pamuklar bile kurumuş" diyerek 27 Mayıs 1960 darbesinin Aydın’da kayda geçmeyen acı yönlerini dile getirdiler.