Yerel Haberler
Sivas
28 Mayıs 2026 Perşembe - 10:47 Bir zamanlar devdi, şimdi borcundan dolayı elektrikleri kesik AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, Sivas’ta yıllardır atıl durumdaki bir zamanların sanayi devleti arasındaki Sivas Demir Çelik Fabrikası’nın (SİDEMİR) suç örgütünün yönetiminde olan bir şirket olduğunu söyledi. Bir zamanlar Türkiye’nin en büyük 50 sanayi kuruluşu arasında yer alan SİDEMİR, 1998 yılında özelleştirilmiş iş adamı Erol Evcil tarafından satın alınmıştı. Yıllık 720 bin ton çelik üretim kapasitesiyle inşaat demiri ve tel çubuk kaliteleri için 100 mm ila 160 mm kare kütükler üretmekteydi. İç piyasa başta olmak üzere, Avrupa, Orta ve Uzak Doğu, Afrika, Amerika’ya ihracat yapan işletme yaklaşık 4 yıldır üretime ara vermek zorunda kaldı. İşçi çıkartan ve çalışan işçilerinin maaşlarını ödeyemeyen işletme biriken işçe ve devlet alacaklarından dolayı mahkemelik oldu. İşletmeyle ilgili devam eden birçok dava bulunurken Bursa 17. Ağır Ceza Mahkemesi aldığı kararla SİDEMİR’in Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) devri için karar almıştı. Sivas’ta geçtiğimiz günlerde gazetecilerle bir araya gelen AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, SİDEMİR ile ilgili sorularını ve devlet tarafından işletilmesi yönündeki talepleri değerlendirdi. Güler, SİDEMİR’in halen bir suç örgütünün yönetiminde olduğunu belirterek, "Sivas Demir Çelik Fabrikası (SİDEMİR) Bursa’da devam eden bir ağır ceza mahkemesinde bir suç örgütünün yönetiminde bulunan bir şirkettir. TCK’nın 220. Maddesi çerçevesinde Bursa’da şirketleri bulunan, aynı zamanda SİDEMİR’i de uhdesinde bulunduran bir suç örgütünün yargılanması neticesinde Bursa Ağır Ceza Mahkemesi müsadere kararı verdi. Yani suçtan elde edilen mal varlığı nedeniyle müsadere kararı verildi. Sadece SİDEMİR değil, bu suç örgütünün kontrolünde olan onlarca şirket ve yapı hakkında bu karar verildi. Bu karar henüz kesinleşmedi, yerel mahkemenin aldığı bu karar taraflarca yargıtaya taşınacak" dedi. 8 yıldır faaliyet yok, 3.5 yıllık elektrikleri kesik Güler, işletmenin 8 yıldır faaliyeti olmadığını ifade ederek, "Mahkeme kararında bilirkişi raporları var. Raporlara göre; kötü bir yönetim var, 8 yıldır faaliyet yok, 3.5 yıldır da elektriği yok. Bazen duyuyoruz, işçiler çalıştıklarını söylüyor, orada bir çalışma hayatı yok, 8 yıldır kapalı, 3 yıldır da borcundan dolayı elektrikleri kesik. Buranın kötü yönetildiğini, uzun zamandır atıl kaldığını ve yıprandığını gösteriyor. Mahkemede bu kötü yönetimden dolayı daha büyük zarar doğmaması için TMSF’yi geçici yönetim atadı. TMSF burayı yönetemez, yatırım yapamaz, böyle bir yetkisi yok. ‘Müsadere kararı gerçekleşinceye kadar sen burayı kontrol et bir zarar ziyan olmasın’ dendi" dedi. 5 milyara yakın borç, 50 milyon dolar masraf Güler, işletmenin yeniden ayağa kaldırıla bilmesi için 5 milyara yakın borcun ödenerek, 50 milyon dolara yakın bakım onarım ve yenileme harcaması yapılması gerektiğine vurgu yaparak, "Buranın borçları var. Yaklaşık 20 yıldır 1 TL SGK primi ödenmemiş. Yaklaşık 2.5 milyara yakın SGK prim borcu var. 1 TL vergi ödememiş. 2.5. milyar vergi borcu var. Mahkeme tedbir kararı koyduğu için amme alacağı noktasında bir şey yapamamış. Şimdi bunu iyi yönetmemiz lazım. İyi bir yatırımcı bulunması lazım. Buranın iyi bir yatırımcı bulabilmesi için sabredeceğiz. TMSF’nin burada zarar ve ziyanı artmayacak şekilde iyi yönetmesi lazım" şeklinde konuştu. Kapalı olan işletmede işçi olmaz SİDEMİR işçilerinin eylemlerine de değinen Güler şunları söyledi. "Hep beraber farklı bir niyet taşımadan, bazen duyuyoruz işçi alacakları filan. 8 yıldır kapalı olan bir yerin işçisi olmaz, güvenlikçisi olur. 3.5 yıldır elektriği olmayan bir yerde üretim olmaz, faaliyet olmaz. Arada bir çalıştırır gibi yapılmış ama ağır bakımları ve alt tesisatı gerçekleştirilememiş, burada üretim yapmanın imkanı yok. ‘bunu devlet alsın yapsın’ diye bir şey yok arkadaşlar. Burası devletin değil, özel sektörde. Özel sektörün borcundan dolayı satılacaktır. Öncelikle buradan devamı olacak, yatırıma dönüşecek bir pozisyonda olması lazım. 50 milyon dolar yatırıma ihtiyaç olan bir yerde de bizim biraz düşünmemiz lazım" Güler, işletmenin vergi ve SGK borçlarının silinmesinin mümkün olmadığını da sözlerine ekledi.
Uzmanı uyardı: "Bu hastalıkta erken tanı önemli"
14 Nisan 2026 Salı - 14:40 Uzmanı uyardı: "Bu hastalıkta erken tanı önemli" Parkinson hastalığında erken tanı ve doğru tedavinin hastaların yaşam kalitesini artırmasında kritik rol oynadığını belirten Sivas Medicana hastanesinde görevli Doç. Dr. Şeyda Figül Gökçe, özellikle 50 yaş sonrası artan risk nedeniyle erken belirtilerin dikkate alınması gerektiğini vurguladı. Halk arasında ‘hareket hastalığı’ olarak bilinen Parkinson hastalığı, beyinde hareketleri kontrol eden sinir hücrelerinin zamanla hasar görmesi sonucu ortaya çıkıyor. Sivas Medicana Sağlık Grubu Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Şeyda Figül Gökçe, hastalığın çoğunlukla yaşlanmaya bağlı geliştiğini belirterek, özellikle 50 yaş sonrasında görülme sıklığının arttığını, nadiren de olsa genç yaşlarda da ortaya çıkabildiğini söyledi. Parkinson hastalığında hareket koordinasyonunun bozulduğunu ifade eden Gökçe, hastalarda en sık hareketlerde yavaşlama, kas sertliği, titreme, duruş bozukluğu ve denge kaybı gibi belirtilerin görüldüğünü dile getirdi. Titremenin her hastada ortaya çıkmayabileceğini belirten Gökçe, genellikle istirahat halinde başladığını ve çoğunlukla tek taraflı görülüp zamanla diğer tarafa yayılabildiğini kaydetti. Ayrıca hastalarda öne eğilme, mimiklerde azalma ve yürümede yavaşlama gibi bulguların da sık rastlanan belirtiler arasında yer aldığını aktardı. "Temelinde dopamin eksikliği bulunuyor" Hastalığın temelinde dopamin eksikliğinin bulunduğunu vurgulayan Gökçe, dopamin üretiminden sorumlu sinir hücrelerinin zamanla kaybının hastalığın ilerleyici bir seyir göstermesine neden olduğunu ifade etti. Bu sürecin genellikle yavaş ilerlediğini belirten Gökçe, erken dönemde koku alma duyusunda azalma, uyku bozuklukları ve hafif hareket yavaşlığı gibi belirtilerin gözden kaçabileceğini söyledi. Bu nedenle erken tanının büyük önem taşıdığını dile getirdi. "Farklı belirtileri görülüyor" Parkinson hastalığının yalnızca hareket sistemiyle sınırlı olmadığını belirten Gökçe, terleme bozuklukları, ciltte yağlanma, ağrı, salya artışı, idrar problemleri, cinsel fonksiyon bozuklukları, depresyon ve ileri evrelerde bunama gibi farklı belirtilerin de görülebileceğini ifade etti. Tedavi yöntemlerine de değinen Gökçe, Parkinson’da temel yaklaşımın beyinde eksilen kimyasalların yerine konulması olduğunu belirtti. "Erken tanı önemli" İlaç tedavilerinin ağızdan alınan ilaçlar, cilt altı pompa uygulamaları ve bağırsak yoluyla verilen yöntemler şeklinde uygulanabildiğini söyleyen Gökçe, ileri evre hastalarda ‘derin beyin stimülasyonu’ olarak bilinen ve halk arasında beyin pili olarak adlandırılan cerrahi yöntemlerin de başarılı sonuçlar verdiğini kaydetti. Gökçe, erken tanı, düzenli tedavi, egzersiz ve Akdeniz tipi beslenmenin Parkinson hastalarının yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabileceğini belirterek, belirtilerin fark edilmesi halinde vakit kaybetmeden uzman hekime başvurulması gerektiğini sözlerine ekledi.
Sivas’ta 18 bin dekar alan üretime kazandırılacak
14 Nisan 2026 Salı - 14:38 Sivas’ta 18 bin dekar alan üretime kazandırılacak Sivas’ta desteklenen Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi (TAKE) Projesi kapsamında düzenlenen törende çiftçilere nohut ve yağlık ayçiçeği tohumu dağıtıldı. Proje ile yaklaşık 18 bin dekar arazinin üretime kazandırılması hedefleniyor. Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü tarafından desteklenen Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi (TAKE) Projesi kapsamında Sivas’ta tohumluk dağıtım töreni gerçekleştirildi. Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından hazırlanan projeler çerçevesinde üreticilere nohut ve yağlık ayçiçeği tohumu dağıtıldı. Sivas Valisi Yılmaz Şimşek’in katılımıyla düzenlenen programda, ‘Nohut Üretimini Geliştirme Projesi’ ile ‘Yağlık Ayçiçeği Üretimini Geliştirme Projesi’ kapsamında toplam 133 bin 200 kilogram nohut tohumu ile 3 bin 170 kilogram yağlık ayçiçeği tohumu üreticilere ulaştırıldı. Dağıtılan tohumların, nadasa bırakılan ya da boş kalan tarım arazilerinde ekilmesi planlanıyor. Projelerin toplam bütçesinin 9 milyon 322 bin 800 lira olduğu, bu tutarın yüzde 75’ine karşılık gelen 6 milyon 992 bin 100 liralık kısmının Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından hibe olarak karşılandığı belirtildi. Projelerin merkez ilçe dahil olmak üzere 15 ilçede uygulanacağı bildirildi. Proje kapsamında yaklaşık 18 bin dekar alanda ekim yapılmasının hedeflendiği ifade edilirken, bu sayede üretim yapılmayan arazilerin yeniden tarıma kazandırılması amaçlanıyor. "Üretime önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum" Törende konuşan Sivas Valisi Yılmaz Şimşek, tarım arazilerinin daha etkin kullanılması ve üretimin artırılması adına önemli bir projeyi hayata geçirdiklerini belirterek, "Boş bırakılan ya da nadasa ayrılan arazilerin yeniden üretime kazandırılmasını hedefliyoruz. Bu desteklerle çiftçilerimizin yükü hafifliyor ve daha geniş alanlarda üretim yapılmasının önü açılıyor. Dağıtılan tohumların ilimiz üretimine önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum" dedi. "Sivas ekonomisinin temelini oluşturuyor" Tarım ve hayvancılığın Sivas ekonomisinin temelini oluşturduğunu vurgulayan Şimşek, üreticilerin her zaman yanında olduklarını ifade ederek, nohutun kuru tarıma uygunluğu ve ekonomik değeri, yağlık ayçiçeğinin ise ülkenin yağ ihtiyacındaki kritik rolüne dikkat çekti. Programa Vali Şimşek’in yanı sıra İl Tarım ve Orman Müdürü Salih İnan, davetliler ve çok sayıda çiftçi katıldı. Program, tohumların üreticilere dağıtılmasıyla sona erdi.
Uzmanı açıkladı: "Saman nezlesi Türkiye’nin yüzde 20’sini etkiledi"
14 Nisan 2026 Salı - 12:34 Uzmanı açıkladı: "Saman nezlesi Türkiye’nin yüzde 20’sini etkiledi" Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Barış Şapcı, Türkiye’de milyonlarca kişiyi etkileyen saman nezlesinin yaşam kalitesini düşürdüğünü belirterek vatandaşları uyardı. Sivas Devlet Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Barış Şapcı, Türkiye’de milyonlarca kişiyi etkileyen alerjik rinitin (saman nezlesi) yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürdüğünü belirterek vatandaşları uyardı. Şapçı, hava kirliliği ve kentsel yaşamın artması sebebiyle son yıllarda giderek yaygınlaşan bu hastalık hakkında bilinçlenmenin önemine dikkat çekti. Burun kaşıntısı hapşırık gibi belirtilerin olabileceğini söyleyen Barış Şapcı, "Bazı hastalarda baş ağrısı, nefes darlığı ve koku alma bozuklukları da görülebiliyor. Hastaların önemli bir kısmı yılın neredeyse yarısında şikâyet yaşıyor. Bu durum günlük yaşamı, uyku düzenini ve iş verimini olumsuz etkiliyor" dedi. Hastalığın oluşumunda genetik yatkınlık, aile öyküsü, sigara dumanına maruz kalma, hava kirliliği ve alerjenlerle temasın etkili olduğunu ifade eden Barış Şapcı, polenler, ev tozu akarları, mantarlar ve hayvan tüylerinin en sık karşılaşılan alerjenler arasında olduğunu söyledi. Tedavide önceliğin alerjenden korunmak olduğunu belirten Şapcı, "Medikal tedavi, immünoterapi ve bazı durumlarda cerrahi yöntemler uygulanabiliyor. Düzenli poliklinik kontrolleri, hastalığın takibi açısından büyük önem taşıyor" şeklinde konuştu.
Sosyal medyada kontrol elden gidebiliyor, söylenmeyecek sözler kolayca ifade ediliyor
14 Nisan 2026 Salı - 12:10 Sosyal medyada kontrol elden gidebiliyor, söylenmeyecek sözler kolayca ifade ediliyor Doç. Dr. Sefer Darıcı, insanların normal yaşantısında söylemeyeceği sözleri çevrim içi platformlarda rahatlıkla dile getirebildiği ve bunun hem olumlu hem de olumsuz sonuçlar doğurabildiği belirtti. Günümüzde dijitalleşmenin hız kazanmasıyla birlikte bireylerin iletişim biçimleri de önemli ölçüde değişim gösterdi. Sosyal medya platformları ve çevrim içi ortamlar, insanların düşüncelerini daha hızlı ve geniş kitlelere ulaştırabilmesine imkan sağladı. Bu durum ise bireylerin fiziksel ortamlarda sergilemeyecekleri tutum ve davranışları çevrim içi ortamlarda daha rahat ifade edebilmesi olarak tanımlanan ‘dijital cesaret’ olarak adlandırılan yeni bir davranış biçimini de beraberinde getirdi. Fiziki ortamlarda bireylerin içinde bulundukları toplumun kültürel değerleri ve sosyal normları doğrultusunda davranışlarını sınırlarken, dijital ortamlarda bu sınırların daha kolay aşılabiliyor. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi (SCÜ) İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Yeni Medya Bölüm Başkanı Doç. Dr. Sefer Darıcı, dijital cesaretin birey davranışları üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, "Dijital ortamda bireyler, karşılarında fiziksel bir muhatap görmedikleri için sosyal normlara daha az bağlı hissedebiliyor. Bu durum, kişilerin normal şartlarda söylemeyecekleri ifadeleri rahatlıkla dile getirmelerine neden olabiliyor. Ancak dijital platformlar aynı zamanda sesi kısılan bireyler için önemli bir ifade alanı da sunuyor. Bu nedenle dijital cesaretin hem olumlu hem de olumsuz yönlerinin farkında olunmalı" dedi. "Bu cesaret farklı bir noktaya evirilebiliyor" Sefer Darıcı insanların çeşitli eylemlere göre kendisini sınırlandırdıklarını söyleyerek, "Dijital cesaretin özellikle insanların sosyal hayat içerisinde fiziki ortamlarda normalde sosyal normlara, etrafındaki çevreye çok daha fazla dikkat ettiklerini görüyoruz. Yani söylemlerinde, davranışlarında, yapmış oldukları eylemlerde içinde bulundukları toplumun kültürel normlarına veya yapmaları olumlu veya olumsuz karşılanan çeşitli eylemlere göre kendilerini sınırlandırdıklarını görüyoruz. Ancak dijital cesarette bu durum çok daha farklı bir noktaya evirilebiliyor. Kişilerin karşısında herhangi bir insanı görmüyor olması ve sosyal ağ itibariyle o anki durumu tahayyül edemiyor olması bir noktada çok daha fazla aslında yapmayacağı şeyleri, söylemeyeceği şeyleri paylaşmasına sebep olabiliyor. Anlık tepkisel olarak hareket edebiliyor. Yapılan içeriklerin gönderilen paylaşımların dijital cesaret bir tarafının da olduğunu bilmekte fayda var" diye konuştu. "Farkında olmak gerekiyor" İnsanların sosyal medya platformlarında aslında yapmayacakları şeyleri dijital cesaret ile yapabildiklerini söyleyen Darıcı, "Bunun olumlu ve olumsuz noktalarda da söz konusu. Olumlu noktaları özellikle çeşitli insanların kalabalık ortamlarda veya sosyal normlar gereği seslerinin çok da baskın olduğu, çok daha bastırılmış olduğu durumlarda seslerini duyurabilmeleri açısından faydası söz konusudur. Bunun çok daha uç noktasında yani olumsuz noktasında ise aslında çok daha aslında hiç söylemeyecekleri şeyleri, yapmayacakları şeyleri bu cesaretle birlikte söyleyebildiklerine de şahit oluyoruz. Bilgisayarla karşı karşıya kalındığında veya işte telefonla karşı karşıya kalındığında paylaşımın aslında sanki etrafınızda onlarca insan varmış gibi yüzlerce, binlerce insan varmış gibi bir topluluğa gittiğini, bir kalabalığa gittiğinin de farkında olmak gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Uzman tavsiyesi: "Ayıyla karşılaşınca kaçmayın, ondan büyük görünmeye çalışın"
14 Nisan 2026 Salı - 11:59 Uzman tavsiyesi: "Ayıyla karşılaşınca kaçmayın, ondan büyük görünmeye çalışın" Prof. Dr. Yusuf Ziya Oğrak, kış uykusundan uyanan ayıların tehlikeli olabileceğini belirterek, ayı saldırılarına karşı alınabilecek tedbirlerden bahsetti. Oğrak, karşılaşıldığında ayıdan ondan büyükmüş gibi görünmenin ayı saldırıcını önleyebileceğini söyledi. Baharın gelmesiyle kış uykusundan uyanan ayılar doğada sıklıkla görülmeye başladı. Karınlarını doyurmak için doğada besin arayan ayılar beraberinde birtakım riskleri de getiriyor. Uzun süren uykularından uyanan ayılar oldukça gergin ve saldırgan olabiliyor. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Ziya Oğrak, bu dönemde insanların ayıların doğal yaşam alanlarında daha dikkatli olması gerektiğini belirtti. Doğaya bırakılan gıdaların ayıları cezbedebileceğini ifade eden Oğrak, bu durumun ayılarla insanları karşı karşıya getirebileceğini söyledi. Ayıların sosyal canlılar olmadığını ve genellikle insanlardan uzak durduklarını vurgulayan Oğrak, karşılaşma anında panik yapılmadan bölgeden uzaklaşılması gerektiğini vurguladı. Oğrak, uzaktan fark edilmesi durumunda ise cüssenin büyük gösterilmesi ve ses çıkarılarak ayıların uzaklaştırılabileceğini ifade etti. Ayıların kendilerinden daha büyük cüsseli canlılarla mücadeleden kaçındığını da belirten Oğrak, bu nedenle cüssenin olduğundan büyük gösterilmesinin caydırıcı olabileceğinin altını çizdi. "Ayıları rahatsız etmeyin" Ayıların rahatsız edilmemesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Yusuf Ziya Oğrak, "Ayıların kış uykusu beş ile yedi ay arasında sürebilir ve bu süre bölgelere göre değişir. Ancak ayıların kış uykusu, sincaplarda olduğu gibi gerçek ve derin bir kış uykusu değildir, daha hafif bir uyku halindedirler ve kolayca uyanabilirler. Bu nedenle insanların, ayıların bulunduğu bölgelerde dikkatli olması ve onları rahatsız etmemesi gerekir. Ayılar kış boyunca uzun süre beslenmeden yaşamlarını sürdürür. Özellikle yavrulu dişi ayılar bu süreçte doğum yapar ve yavrularını emzirir, bu yüzden vücut ağırlıklarının yarısını kaybedebilirler. Erkek ayılar da bu dönemde vücut ağırlıklarının yaklaşık yüzde otuzunu kaybeder. Mart ve nisan aylarında başlayan uyanma sürecinde önce yalnız erkekler ve yavrusuz dişiler, ardından yavrulu dişiler uyanır. Bu dönemin ardından üreme süreci başlar ancak öncesinde yoğun bir beslenme dönemine girerler. İnsanların ayıların yaşam alanlarına yerleşmesi ve çeşitli faaliyetlerde bulunması, ayılarla karşılaşma ihtimalini artırır. Oysa ayılar doğası gereği çekingen hayvanlardır ve insanlara saldırmaları nadirdir. Ancak besin kaynaklarının azalması onları insanlarla karşı karşıya getirebilir" dedi. "Doğu Karadeniz’de ayı popülasyonu arttı" Oğrak, Doğu Karadeniz bölgesinde ayı popülasyonunun arttığına dikkat çekip, "Koku alma duyuları çok gelişmiş olduğu için doğaya bırakılan yiyecek artıkları ayıları cezbedebilir ve bu da karşılaşma riskini artırır. Türkiye’de yaklaşık beş bin ayının yaşadığı tahmin edilmektedir. Bu popülasyonun büyük kısmı Doğu Anadolu’nun kuzeydoğusu ve Karadeniz Bölgesi’nde, özellikle Doğu Karadeniz’de yoğunlaşmıştır. Trakya, İç Anadolu’nun orta kesimleri ve Güneydoğu Anadolu’da ise ayı varlığı oldukça azalmış durumdadır." "Koşarak kaçmayın, ondan büyük görünmeye çalışın" Oğrak, ayıyla karşılaşıldığında koşarak uzaklaşmanın doğru bir tercih olmadığını, ondan cüsseli görünmenin saldırıyı önleyebileceğini vurgulayarak şunları söyledi: "Ayılar genellikle yalnız yaşar. Anne ayılar yavrularıyla üç ila dört yıl birlikte kalır ve üreme hızları oldukça düşüktür, memeliler arasında en yavaş üreyen türlerden biridir. Türkiye’de koruma altında oldukları için sayılarında artış gözlemlenmektedir. Bir ayı ile karşılaşıldığında sakin kalmak ve panik yapmadan bölgeden uzaklaşmak gerekir. Koşarak kaçmak doğru değildir çünkü ayılar saatte elli kilometre hıza ulaşabilir. Aynı zamanda iyi yüzücüdürler ve çoğu tırmanma yeteneğine sahiptir. Görme duyuları zayıf olduğu için uzaktan fark edildiklerinde vücudu daha büyük göstermek ve ses çıkararak onları uzaklaştırmak etkili olabilir. Sosyal canlılar olmadıkları için genellikle insanlardan uzak durmayı tercih ederler ve karşılaşma durumunda mücadeleden kaçınma eğilimindedirler" dedi.
İsmet Taşdemir: "Çok üzgünüz"
13 Nisan 2026 Pazartesi - 18:37 İsmet Taşdemir: "Çok üzgünüz" İstanbulspor maçından puansız ayrılan Özbelsan Sivasspor’da Teknik Direktör İsmet Taşdemir maçın ardından yaptığı açıklamada, "İç sahada en çok gol kaçırdığımız bir maçtı. Gerçekten çok üzgünüz. Kalan 3 maçta elimizden geleni yapacağız" dedi. Trendyol 1. Lig’in 35. haftasında İstanbulspor’a evinde 3-1 mağlup olan Özbelsan Sivasspor’da Teknik Direktör İsmet Taşdemir, karşılaşmanın ardından düzenlenen basın toplantısında değerlendirmelerde bulundu. Taşdemir, "Sabah kötü bir haberle sarsıldık. U13 takımımızdan 4 oyuncumuz trafik kazası geçirdi. 1’inin durumu kritik ve yoğun bakımda acil şifalar diliyorum. Maça gelecek olursak eşik maçlarından bir türlü geçemedik, yetemedik. İyi başladığımız bölümde bir gol yedik. İç sahada en çok gol kaçırdığımız bir maçtı. Gerçekten çok üzgünüz. Kalan 3 maçta elimizden geleni yapacağız. Okan’ın sakatlanıp çıkması da bizi etkiledi. Gerçek anlamda kısıtlı bir kadromuz var, bu kadroya rağmen iyi mücadele ediyoruz. Bir hayalin peşinde koşuyorduk bu hayal daha da zorlaştı. Sezon sonunda yönetimimizle görüşeceğiz ve bir toplantı yapacağız. Ben buradayım. İstediğimiz şartlar oluşursa seneye bu sıkıntıları yaşayamayacağız. Ben buradayım ama şartlar oluşmazsa burada durmanın da bir anlamı kalmayacak. Emirhan Baştiğit ameliyat oldu ve sezonu kapattı. Rey Manaj’ın da Iğdır maçına yetişme şansı var" diye konuştu.
Trendyol 1. Lig: Özbelsan Sivasspor: 1 - İstanbulspor: 3
13 Nisan 2026 Pazartesi - 18:05 Trendyol 1. Lig: Özbelsan Sivasspor: 1 - İstanbulspor: 3 Trendyol 1. Lig’in 35. haftasında Özbelsan Sivasspor, evinde karşılaştığı İstanbulspor’a 3-1 mağlup oldu. Maçtan dakikalar 20. dakikada Sivasspor’da Uğur Çiftçi’nin ceza sahası sol çaprazdan çektiği şut, savunmadan sekti. Dönen topu takip eden Cihat Çelik, sert vuruşla meşin yuvarlağı ağlarla buluşturdu. 1-0 34. dakikada İstanbulspor sağ kanattan atak geliştirdi. Sambissa’nın ceza sahasına çevirdiği topu kontrol eden Ömer Faruk Duymaz, topu uzak köşeden ağlarla buluşturdu. (1-1) 48. dakikada sol kanatta topla buluşan Ethemi ceza sahasına orta açtı. Arka bölümde kafa vuruşu yapan Avramovski kaleciyi geçemedi. 49. dakikada savunma arkasına sarkan Ömer Faruk Duymaz kaleci ile karşı karşıya kaldı. Araya girmeye çalışan Mert Çelik topu kendi kalesine gönderdi. (1-2) 63. dakikada İstanbulsporlu oyuncular ön alanda baskı yaptı. Topu alan Aroujo, pasını sağ taraftaki Sambissa’ya aktardı. Gelişine sert vuruş yapan Sambissa topu ağlarla buluşturdu. (1-3) Stat: 4 Eylül Hakemler: Ayberk Demirbaş, Ogün Kamacı, Oğuzhan Kocaçoban Özbelsan Sivasspor: Göktuğ Bakırbaş, Murat Paluli, Appindangoye, Okan Erdoğan (Mert Çelik dk.26), Uğur Çiftçi, Kamil Fidan (Bekir Böke dk.65), Cihat Çelik, Malle (Badji dk.46), Avramovski (Kerem Atakan Kesgin dk. 78), Ethemi, Okoronkwo Yedekler: Gökhan Akkan, Serkan Sarman, Özkan Yiğiter, Emre Gökay, Feyzi Yıldırım, Savaş Ala Teknik Direktör: İsmet Taşdemir İstanbulspor: Alp Tutar, Duhaney, Duran Şahin, Emrecan Uzunhan, Yusuf Ali Özer, Vefa Temel (Mustafa Sol dk. 73), Vorobjovas, Aroujo (Abdullah Aydın dk. 73), Ömer Faruk Duymaz (Muhammet Mert dk. 87), Cham, Sambissa (Özcan Şahan dk. 77) Yedekler: Mücahit Serbest, Yunus Bahadır, Turan Tuncer, Muhlis Dağaşan, Krstovski, İsa Dayaklı Teknik Direktör: Barış Kanbak Goller: Cihat Çelik (dk. 20) (Sivasspor), Ömer Faruk Duymaz (dk. 34), Mert Çelik (dk. 49 k.k), Sambissa (dk .63) (İstanbulspor) Sarı kartlar: Duran Şahin (İstanbulspor)