SAĞLIK - 03 Şubat 2026 Salı 14:05

Antidepresanlar yokken ecdat, ruh hastalıklarını sesle tedavi ediyordu

A
A
A
Antidepresanlar yokken ecdat, ruh hastalıklarını sesle tedavi ediyordu

Sivas Medicana Hastanesi’nde görevli Uzman Psikolog Kerime Begüm Özkaya, geçmişte insanların ilaçlar yerine tarihi mekânlarda doğal yöntemlerde şifa bulduğunu belirterek, Divriği Ulu Cami’nin ses, huzur ve ambiyansıyla iyileştirici bir rol üstlendiğini ifade etti.


Ses, insanın ruhsal durumunu, güven algısını ve duygusal dünyasını doğrudan etkiliyor. Yüzyıllar boyunca şifa amacıyla kullanılan tarihi yapılar, sahip oldukları akustik özelliklerle günümüzde de insan psikolojisi üzerinde derin izler bırakıyor. Bu yönüyle ses, yalnızca bir iletişim aracı değil, duygusal aktarımın ve psikolojik düzenlemenin temel anahtarlarından biri olarak kabul ediliyor. Bir ortamda huzurlu ya da gergin hissedilmesinin nedeni çoğu zaman duyulan sesin kendisinden çok, sesin mekân içinde nasıl yankılandığıyla ilgili oluyor. Tarihi mekânlar bu etkiyi en güçlü şekilde hissettiren alanların başında geliyor. Yüksek tavanlar, taş duvarlar, kubbeler ve yankılı adımlar, zaman algısının yavaşladığı hissini oluşturarak zihinsel durulmayı artırıyor.


Anadolu’da yüzyıllar boyunca ses ve akustiğin tedavi amaçlı kullanıldığı pek çok yapı bulunuyor. Bu yapıların en dikkat çekici örneklerinden biri ise Sivas’ın Divriği ilçesinde yer alan ve UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde bulunan 801 yıllık Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası olarak biliniyor. Selçuklu döneminde hem ibadet hem de şifa merkezi olarak inşa edilen yapı, mimarisi kadar akustik özellikleriyle de öne çıkıyor. Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası’nda sesin mekân içinde dengeli bir şekilde yayılması, kişide güven ve huzur hissini artırıyor. Taş duvarlar ve kubbeli yapı sayesinde oluşan akustik ortam, bireyin kendini çevrelenmiş ve korunmuş hissetmesine katkı sağlıyor. Bu durum, psikolojik olarak sakinleşmeyi desteklerken kalp atışının dengelenmesine ve sinir sisteminin yavaşlamasına yardımcı olabiliyor. Tarihi yapıda duyulan ezan sesi, ayak sesleri ve hafif yankılar, ziyaretçilerde geçmişle temas hissi uyandırarak aidiyet duygusunu güçlendiriyor.


Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Medicana Sivas Hastanesi’nde görevli Uzman Psikolog Kerime Begüm Özkaya, geçmişte ruhsal problemleri olanların ilaçlar yerine tarihi mekanlarda şifa aradıklarını söyleyerek, "Geçmişte sesin, akustiğin ve ortamın tedavi amacıyla kullanıldığını biliyoruz. İnsanlar hastane ya da klinikler yerine tarihi mekânlarda şifa aramış, çiftçiler bile fiziksel ya da psikolojik fark etmeksizin bu mekânların sesi, huzuru ve ambiyansıyla iyileşmeye çalışmıştır. Divriği Ulu Camii de bu anlamda atılmış en güzel adımlardan biridir" dedi.



"Kültürü yansıtır"


Tarihi mekanlarda sesin psikolojik etkisiyle zaman algısının değişebileceğini söyleyen Kerime Begüm Özkaya, "Ses, kişinin o anki ruhsal durumunu, ait olduğu toplumsal ve kültürel katmanı yansıtır. Ses duyguyu, güveni, tehdidi, şefkati ve hatta iyileşimi etkileyebilir. Seslerin insan psikolojisi üzerindeki etkileri çoğu zaman çok derinden yaşanır. Ses yalnızca bir iletişim aracı değil, duyguyu taşıyan, güven ya da tehdit hissettiren güçlü bir psikolojik aktarımın anahtarıdır. Ses tonu kelimelerden önce duyguyu iletir. Aynı cümle yumuşak bir sesle söylendiğinde şefkat olarak algılanırken, sert bir tonla söylendiğinde tehdit gibi algılanabilir. Ses sinir sistemini etkiler ve bedeni doğrudan harekete geçirir. Yavaş, sakin ve ritmik sesler rahatlatır, güven hissi oluşturur. Yüksek, ani ve sert sesler ise savaş-kaç tepkisini tetikler. Ses, bağlam ve güvenle ilişkilidir. Çocuğun dünyayı güvenli ya da tehlikeli algılamasında belirleyici rol oynar. Tarihi mekânlarda sesin psikolojik etkisiyle zaman algısı değişebilir. Yankılı adımlar, yüksek tavanlarda dağılan sesler ve taş duvarlardan dönen yankılar kişide zamanın yavaşladığı hissini oluşturur, bu da zihinsel durulmayı artırabilir. Sessizlik ya da hafif yankı, huşu, saygı ve içe dönüş duygularını tetikler; bu yüzden camilerde, kiliselerde ve türbelerde insanlar istemsizce daha kısık sesle konuşur" dedi.



"Akustik mekanın görünmeyen dilidir"


Sesin çok büyük bir etkisi olduğunu söyleyen Özkaya, "Taş duvarların ve kubbelerin oluşturduğu akustik ortam kişiye çevrelenmişlik ve güven hissi verir. Özellikle Divriği Ulu Camii’de sesin eşit yayılması, korunma ve kapanmışlık duygusunu destekleyerek kişide olumlu bir etki oluşturabilir. Tarihi mekânlarda duyulan dualar, ayak sesleri ve fısıltılar geçmişle temas hissi oluşturur ve kolektif belleği canlandırır. Bu durum sinir sistemini düzenleyerek kalp atışını dengeler ve iç sakinliği artırır. Bu yüzden bazı tarihi yapılar iyileştirici olarak algılanır. Ezan, çan, ayak sesi ve fısıltılar kültürel olarak ait olma duygumuzu güçlendirir. Ancak travma öyküsü olan bireylerde ani yankılar ve sert sesler kaygıyı artırabilir. Ses akustiğinin düşündüğümüzden çok daha büyük bir etkisi vardır. Bir mekânda kendimizi huzurlu ya da gergin hissetmemizin nedeni bazen duyduklarımız değil, sesin nasıl yankılandığıdır. Akustik, mekânın görünmeyen dilidir" diye konuştu.



Antidepresanlar yokken ecdat, ruh hastalıklarını sesle tedavi ediyordu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Samsun Yüksel Yıldırım: "Bizi eleyecekler gibi gözüküyor" Samsunspor Başkanı Yüksel Yıldırım, 3-1 yenildikleri Rayo Vallecano maçının ardından, "Bizi eleyecekler gibi gözüküyor. İnsan umudunu kaybetmek istemiyor ama gerçekçi olmak lazım" dedi. Rayo Vallecano’yu taş gibi bir takım olarak nitelendiren Yıldırım, "Büyük umutlarla maça hazırlandık ve çıktık ama gördük ki karşımızda taş gibi bir takım var. Bu gece La Liga ile Süper Lig arasındaki farkı, bir Anadolu takımı olarak denemiş olduk. Takım çok hızlı oynuyordu. Biz kendimizi hızlı biliyorduk, onlar bizden daha hızlıymış. Daha iyi hazırlanmışlar ama yediğimiz ikinci ve üçüncü gol Samsunpor’a hiç yakışmadı. Tamamen bizim hatalarımızı rakip takım değerlendirdi ve golleri buldu" diye konuştu. İkinci karşılaşmada takımın elinden geleni yapması gerektiğini söyleyen Yüksel Yıldırım, "Takımda geçen pazar Fenerbahçe maçının yorgunluğunun olduğu kesinlikle gözüküyor. Çok tempolu bir maç oynamıştık ve hoca aynı kadroyu çıkardı. Ondan sonra da zaten 2-1 gerideyken hocamız gerekli değişiklikleri yaptı. Sakatlıktan dönen Emre ile Coulibaly girdi. Oyuna bir canlılık kattı. Tam böyle hani acaba 2-2’yi yakalar mıyız derken yine Ntcham’ın bir hatası ve golü buldular. Yani dediğim gibi sanki umutlarımız tükeniyor ama bir sonraki maç var ve biz Madrid’de bu takım elinden geleni yapması lazım" şeklinde konuştu. Gerçekçi olmak gerektiğini söyleyerek Rayo Vallecano’ya elenebileceklerini söyleyen Yıldırım, "Bizim yapmak istediğimiz ilk 16’ya kalmaktı onu yaptık. Şimdi hedef çeyrek final dedik ama karşımıza güçlü bir takım çıktı. Zannediyorum bu takım çeyrek final, yarı finalde oynar bizi elerseler ki eleyecekler gibi gözüküyor yani. İnsan umudunu kaybetmek istemiyor ama gerçekçi olmak lazım" ifadelerini kullandı. Kadroda yenilemeler olacağını söyleyen Yıldırım, "Biz iyi bir takım olma yolundayız. Bu takımı ben 8 sene önce 2. Lig’de aldım. Yapılandırdık, adım adım geldik. Yani 2’inci senemizde Süper Lig’de Avrupa’ya gittik. Bu benim için büyük başarı. Ama önemli olan bundan sonra sürdürülebilir yapmak. Bunu yapmak için de seneye şimdiden hazırlıklara başladık. Hocamız yeni. Kadroda yenilenmeler olacak. Biz geçen hafta Fenerbahçe’ye kök söktürmüştük. Türkiye’nin yani en iyi takımlarından bir tanesi ve bugün karşımızdaki rakip İspanya’da 15’inci sırada ama adamlar oynuyor. Demek ki yani biz Türkiye’de futbol oynuyoruz deriz ama ligimiz çok zayıf" sözlerine yer verdi. Yıldırım Milli Takım Teknik Direktörü Vincenzo Montella’nın maç için Samsun’a gelmesi ile ilgili ise şunları söyledi: "Montella bile dedi ben böyle bir şey görmedim başkan dedi. Yani hakem de buna göz yumuyor falan. Sonuçta ama hocamla güzel şeyler konuştuk. Türkiye’nin geleceğiyle, milli takımın geleceğiyle ilgili. Ben de ona başarılar diledim. İnşallah Romanya’yı sonra da çıkacak rakibi geçip Dünya Kupası’na gitmek istiyoruz dedim. O da istiyor, güzeldi yani. Hocama da teşekkür ediyorum. İstanbul’dan kalkıp Samsun’a gelip bize destek vermesi, maçı seyretmesi güzel, sevinçli bir şey. Demek ki Samsunspor doğru yolda gidiyor ki yani milli takım hocası bile gelip destek veriyor." Yüksel Yıldırım sosyal medyada bazı hesaplara da "troller" diyerek şu ifadeleri kullandı: "Gerçek Samsunspor taraftarlarına teşekkür ediyorum. Biliyorsunuz sosyal medyada klavye delikanlılığı yapan kim olduğunu bilmediğimiz troller sallıyor bizlere ama sonra maç oluyor, biletleri indir diyor. Biletleri indiriyorsun yine gelmiyor. Yani artık bu işin bilet fiyatlarıyla ilgili olmadığını biz gördük. Sosyal medyadan yazmaya dönmesin onlar. Onlar gerçek Samsunspor taraftarı değil. Sırf içimizdeki o İrlandalılar, karıştırmak istiyorlar. Ama biz doğru yolda gidiyoruz."