ASAYİŞ - 21 Nisan 2026 Salı 13:39

Siirt’te 13 yaşındaki kayıp çocuk bulundu

A
A
A
Siirt’te 13 yaşındaki kayıp çocuk bulundu

Siirt’te kayıp ihbarı yapılan 13 yaşındaki çocuk, ekiplerin çalışmasıyla bulunarak ailesine teslim edildi.


Edinilen bilgilere göre, Şirvan ilçesine bağlı Taşlı köyü Yatağan mezrasında akşam saatlerinde kaybolan çocuk için gece saat 01.00’da kayıp ihbarı yapıldığı belirtildi. İhbarın ardından bölgede geniş çaplı arama kurtarma çalışması başlatıldı. Çalışmalara AFAD, jandarma, komando birlikleri, sağlık ekipleri ve güvenlik korucuları katıldı. Çalışmalarda, termal ve gece görüş sistemleri ile iz takip unsurlarının da kullanıldığı bildirildi. Yapılan çalışmaların ardından çocuğun araçla şehir merkezine geldiği belirlendi. Bulunan çocuk, daha sonra ailesine teslim edildi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Böcek ailesinin ölümüne ilişkin davada savunma yapan otel sahibi: "Ailenin ölümünün ilaçlamaya bağlı olduğuna inanmıyorum" İstanbul’un Fatih ilçesinde, 4 kişilik Böcek ailesinin ’zehirlenme’ iddiasıyla hayatını kaybetmesine ilişkin, aralarında otel yetkilisi ile ilaçlama firması sahibinin de bulunduğu 5’i tutuklu 6 sanıklı davanın görülmesine başlandı. Duruşmada savunma yapan ilaçlama firması sahibi tutuklu sanık Zeki Kışı, "Benim ilaçlama işiyle ilgili hiçbir bilgim yoktur. Ben sadece firma sahibiyim. İşlemlerle alakalı bilgim yok. Tek bilgim, 2-3 ay eğitim aldık, bu kadar. Biz çalışanlara eğitim vermedik" dedi. Almanya’dan 9 Kasım 2025’te turistik amaçla İstanbul’a gelerek 13 Kasım 2025’de ’zehirlenme’ iddiasıyla hayatlarını kaybeden anne Çiğdem Böcek (27) baba Servet Böcek (38) ile 3 yaşındaki Masal ve 6 yaşındaki Kadir Muhammet Böcek’in ölümlerine ilişkin 5’i tutuklu 6 sanık bugün ilk kez hakim karşısına çıktı. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, 5 tutuklu sanık, 1 tutuksuz sanık ile tarafların avukatları ve müşteki aile hazır bulundu. "Ailenin ölümünün ilaçlamaya bağlı olduğuna inanmıyorum" Duruşmada savunma yapan otel sahibi tutuklu sanık Hakan Oğlak, olayın meydana gelmesinden ötürü üzüntü duyduğunu belirterek, "Ben uzun yıllardır otellerde garsonluk yaptım. Benim canım feda olsaydı da, bu aile ölmeseydi. Malım mülküm yansaydı da, bu aile yaşasaydı. Olayın yaşandığı dönem bacağımdaki sıkıntıdan dolayı tedavi oluyordum. Bu nedenle otel ile ilgilenemedim. Halil diye bir arkadaş beni aradı ve bana, ’101 numaralı odada haşere şikayeti var, ne yapalım?’ dedi. Ben de, ’ilaçlama şirketini arayın’ dedim. Bildiğim kadarıyla birkaç gün sonra gelip ilaçlamışlar. Biz o odayı 2 gün boyunca kapalı tuttuk. O şirketi seçmemizin nedeni Google puanı ve sitelerindeki referans otellerden kaynaklıydı. 101’de yapılan ilaçlamanın 202’yi etkilemesi imkansızdır. Çünkü iki oda arasında havalandırma yolu yoktu. Biz daha önce de ilaçlama yaptık ama kimse bundan zarar görmedi. Ailenin ölümünün ilaçlamaya bağlı olduğuna inanmıyorum. İlaçlamayı zaten ben yapmadım. Otelde yapılan incelemelerde, ilaçlama şirketinin sertifikasının olup olmadığını, tarım ve ilçe ekipleri bile anlayamadı, ben nasıl bilebilirim ki? Ben 5 aydır işlemediğim bir suçtan dolayı tutukluyum. Benim olayda herhangi bir kusur ya da ihmalim yok. Ben bu ilaçlamayı profesyonel bir firmaya yaptırdım. Ben bu ilaç firmasının ruhsatının iptal edildiğini nereden bilebilirdim?" ifadelerini kullandı. "Yemek yedikten sonra otele giderken kapının önünde ambulans gördüm" Savunmasında, Böcek ailesinin çocuklarının akşam saatlerinde kustuğunu söyleyen resepsiyon görevlisi tutuklu sanık Muhammad Moeen Ud Din Chishti, "Sabah otele çalışmak için geldim. 101 numaralı odanın kapısı ilaçlamadan dolayı kapalıydı. Servet Böcek ve Çiğdem Böcek, çocuklarının yedikleri şeyden dolayı kustuğunu, odayı temizlememizi söyledi, biz de temizledik. Gece 00.00’de otelde kusma kokusu vardı. Gece 01.00’da, acıktığım için yemek yemeye gittim. Otelin kapısını da kilitledim. Çıkarken anahtarı da cama yapıştırdım. Yemek yedikten sonra otele giderken kapının önünde ambulans gördüm. Kapıyı açtım ve aileye yardım ettim. Bu olaydan dolayı çok üzgünüm. İlaçlamadan benim haberim yoktu. Bana bir şey demediler. Ben bu otelde geçici çalışıyordum. Beni işe Ali Duran isimli şahıs aldı onun yerine bakıyordum" şeklinde konuştu. İlaçlama firması sahibi: "Benim ilaçlama işiyle ilgili hiçbir bilgim yoktur" DSS ilaçlama firması sahibi tutuklu sanık Zeki Kışı savunmasında, "2019 yılında şirkete sertifika almak için başvurduk. Sonrasında pandemi çıktı alamadık. Bu şirketi Sinan ile beraber kurduk. İlaçların isimleri var. İlaçların neye iyi geldiğini ustalar bilir. Ben, ilaç satın almam, ayarladığım ustalara parayı veririm, ilacı alırlar. Benim ilaçlama işiyle ilgili hiçbir bilgim yoktur. Ben sadece firma sahibiyim. İşlemlerle alakalı bilgim yok. Tek bilgim, 2-3 ay eğitim aldık, bu kadar. Biz çalışanlara eğitim vermedik" dedi. Bunun üzerine mahkeme başkanı sanığa, "Kimse hakkında bilgin yok, ilaç hakkında bilgin yok. Çalıştırdığın insanlar işinin ehli bile değil. Bu işin olabileceğini ön göremedin mi?’ dedi. Sanık bu soruyu yanıtsız bıraktı. Savunma yapan ilaçlama firması sahibinin oğlu tutuklu sanık Serkan Kışı ise, "Ben ilaçlama firmasından önce İBB iştiraki İGDAŞ’ta çalıştım. Çocuğum yeni doğduğundan dolayı işten ayrıldım. 5-6 sonra babamın yanına gittim işlerde yardım etmek amacıyla. Firmadan bir yetkim yoktur. İlaçlamayı yapan kişi Sinan Gözübek’tir. Sinan, hastalanan çocuğu ziyaret etti. Bu HTS kayıtlarında sabittir" dedi. "Serkan bana ilaçlama için konuştuğum iş ile ilgili, ‘biz temizlik firmayız, sen de temizlik personeli olarak geçeceksin’ dedi" İlaçlamayı yapan tutuklu sanık Doğan Cağferoğlu’da savunmasında, "Serkan ve Zeki’yi bizim mahalleden tanırım. Kızım doğduktan sonra eşim ve ben işten çıkarıldık, maddi olarak zor durumdaydık. Serkan bana mesaj attı, ‘boşta kaldıysan bize gel daha sonra iş bulursan gidersin’ dedi. Ben ilk birkaç hafta diğer şirketlerden haber bekledim ses gelmeyince kabul etmek zorunda kaldım. Kısa bir konuşmamız oldu. Serkan bana ilaçlama için konuştuğum iş ile ilgili, ‘biz temizlik firmayız, sen de temizlik personeli olarak geçeceksin’ dedi. Gerekli eğitimler bana sözlü olarak verdi ve ağustos ayının başında tek başıma çıkmaya başladım. Şirket tamamen Whatsapp üzerinden yürütülüyordu. Randevu, hesap ve uygulama olarak 3 ayrı grup vardı. Randevular Serkan diye kaydettiğim numaradan geliyordu. Sonra ne yazık ki bu olay geldi ve biz 11 Kasım’da otele gittik. 20 dakika uygulama yaptık resepsiyonda. Eyüp diye birisi vardı sordum 101 numaralı odayı gösterdi. Biz orada 2 çeşit uygulama yaptık, ilacı suyla seyreltip sıktım, sonra da bir tabağa plastik jel döküp onu odaya bıraktım. Ardından işlem bitti ve ben otelden çıktım" diye konuştu. Duruşmada tüm sanıkların savunmaları tamamlandı. Yargılamaya 45 dakika ara verildi, aranın ardından duruşmaya devam edilecek.
Antalya Adlıhan Dere: "Şimdi birlik zamanı" TESK Genel Başkan Vekili ve AESOB Başkanı Adlıhan Dere, ilçe ziyaretlerine Gazipaşa ve Alanya’da devam etti. Program boyunca birlik, istikrar ve güçlü teşkilat vurgusu yapan Dere, "Şehrimiz ve esnafımız kazansın diye ‘Şimdi birlik zamanı’ çağrısında bulunuyor, ‘Gücümüz birlikten’ diyerek omuz omuza yol yürüyoruz" dedi. Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği’nde (AESOB) oda başkanları ve yönetim kurulu üyeleri ile sürdürülen istişare ve temaslar devam ediyor. İlçe ziyaretleri kapsamında beşinci günün durağı Gazipaşa ve Alanya oldu. Bu kapsamda Gazipaşa Esnaf ve Sanatkarlar Odası, Gazipaşa Ulaştırma Hizmetleri Esnaf Odası, Alanya Metal İşleri Demirciler Oto Elektrikçiler Kaportacılar Oto Tamirciler Esnaf Odası, Alanya Mobilyacılar Hızarcılar ve Doğramacılar Esnaf Odası, Alanya Elektrikçiler Elektronikçiler ve Sıhhi Tesisatçılar Esnaf Odası, Alanya Minibüsçüler Otobüsçüler ve Servis Araçları İşletmecileri Esnaf Odası, Alanya Esnaf ve Sanatkarlar Odası, Alanya Otelciler Pansiyoncular Lokantacılar Kafeteryacılar ve Turistik Eşya Satıcıları Esnaf Odası, Alanya Bakkallar ve Bayiiler Esnaf Odası, Alanya Seyyar ve Sabit Pazarcılar Manavlar Esnaf Odası, Alanya Şoförler Nakliyeciler Otomobilciler Esnaf Odası ziyaret edilerek istişarelerde bulunuldu. "Gücümüz birlikten" Başkan Adlıhan Dere, AESOB’un Antalya esnaf ve sanatkarının ortak aklını, gücünü ve iradesini temsil eden en büyük çatı kuruluş olduğunu belirterek, "Bizim yolumuz ayrışmanın değil, kaynaşmanın yoludur. Bizim anlayışımızda söylemler değil kalıcı hizmet vardır. AESOB, yılların tecrübesiyle teşkilatına yön veren, esnaf ve sanatkarımızın hak ve menfaatlerini her zeminde koruyan köklü bir yapıdır. Göreve geldiğimiz günden bu yana AESOB’un kurumsal yapısı ve vizyonu hem Antalya’da hem Ankara’da esnaf ve sanatkarını güçlü şekilde temsil etmiştir. AESOB şehrin birleştirici gücü, huzuru ve bereketidir. Teşkilatımızın en büyük gücü, birliğini muhafaza eden, tecrübesine sahip çıkan ve geleceğe birlikte yürüyen iradesidir. Bugün de aynı bilinçle, aynı sorumlulukla ve aynı kararlılıkla yolumuza devam ediyoruz" ifadelerini kullandı.
İstanbul Böcek ailesinin ölümüne ilişkin davada savunma yapan otel sahibi: "Ailenin ölümünün ilaçlamaya bağlı olduğuna inanmıyorum" İstanbul Fatih’te, 4 kişilik Böcek ailesinin ‘zehirlenme’ iddiasıyla hayatını kaybetmesine ilişkin, aralarında otel yetkilisi ile ilaçlama firması sahibinin de bulunduğu 5’i tutuklu 6 sanıklı davanın görülmesine başlandı. Duruşmada savunma yapan ilaçlama firması sahibi tutuklu sanık Zeki Kışı, "Benim ilaçlama işiyle ilgili hiçbir bilgim yoktur. Ben sadece firma sahibiyim. İşlemlerle alakalı bilgim yok. Tek bilgim, 2-3 ay eğitim aldık, bu kadar. Biz çalışanlara eğitim vermedik" dedi. Almanya’dan 9 Kasım 2025’te turistik amaçla İstanbul’a gelerek 13 Kasım 2025’de ‘zehirlenme’ iddiasıyla hayatlarını kaybeden anne Çiğdem Böcek (27) baba Servet Böcek (38) ile 3 yaşındaki Masal ve 6 yaşındaki Kadir Muhammet Böcek’in ölümlerine ilişkin 5’i tutuklu 6 sanık bugün ilk kez hakim karşısına çıktı. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, 5 tutuklu sanık, 1 tutuksuz sanık ile tarafların avukatları ve müşteki aile hazır bulundu. "Ailenin ölümünün ilaçlamaya bağlı olduğuna inanmıyorum" Duruşmada savunma yapan otel sahibi tutuklu sanık Hakan Oğlak, olayın meydana gelmesinden ötürü üzüntü duyduğunu belirterek, "Ben uzun yıllardır otellerde garsonluk yaptım. Benim canım feda olsaydı da, bu aile ölmeseydi. Malım mülküm yansaydı da, bu aile yaşasaydı. Olayın yaşandığı dönem bacağımdaki sıkıntıdan dolayı tedavi oluyordum. Bu nedenle otel ile ilgilenemedim. Halil diye bir arkadaş beni aradı ve bana, ‘101 numaralı odada haşere şikayeti var, ne yapalım?’ dedi. Ben de, ‘ilaçlama şirketini arayın’ dedim. Bildiğim kadarıyla birkaç gün sonra gelip ilaçlamışlar. Biz o odayı 2 gün boyunca kapalı tuttuk. O şirketi seçmemizin nedeni Google puanı ve sitelerindeki referans otellerden kaynaklıydı. 101’de yapılan ilaçlamanın 202’yi etkilemesi imkansızdır. Çünkü iki oda arasında havalandırma yolu yoktu. Biz daha önce de ilaçlama yaptık ama kimse bundan zarar görmedi. Ailenin ölümünün ilaçlamaya bağlı olduğuna inanmıyorum. İlaçlamayı zaten ben yapmadım. Otelde yapılan incelemelerde, ilaçlama şirketinin sertifikasının olup olmadığını, tarım ve ilçe ekipleri bile anlayamadı, ben nasıl bilebilirim ki? Ben 5 aydır işlemediğim bir suçtan dolayı tutukluyum. Benim olayda herhangi bir kusur ya da ihmalim yok. Ben bu ilaçlamayı profesyonel bir firmaya yaptırdım. Ben bu ilaç firmasının ruhsatının iptal edildiğini nereden bilebilirdim?" ifadelerini kullandı. "Yemek yedikten sonra otele giderken kapının önünde ambulans gördüm" Savunmasında, Böcek ailesinin çocuklarının akşam saatlerinde kustuğunu söyleyen resepsiyon görevlisi tutuklu sanık Muhammad Moeen Ud Din Chishti, "Sabah otele çalışmak için geldim. 101 numaralı odanın kapısı ilaçlamadan dolayı kapalıydı. Servet Böcek ve Çiğdem Böcek, çocuklarının yedikleri şeyden dolayı kustuğunu, odayı temizlememizi söyledi, biz de temizledik. Gece 00.00’de otelde kusma kokusu vardı. Gece 01.00’da, acıktığım için yemek yemeye gittim. Otelin kapısını da kilitledim. Çıkarken anahtarı da cama yapıştırdım. Yemek yedikten sonra otele giderken kapının önünde ambulans gördüm. Kapıyı açtım ve aileye yardım ettim. Bu olaydan dolayı çok üzgünüm. İlaçlamadan benim haberim yoktu. Bana bir şey demediler. Ben bu otelde geçici çalışıyordum. Beni işe Ali Duran isimli şahıs aldı onun yerine bakıyordum" şeklinde konuştu. İlaçlama firması sahibi: "Benim ilaçlama işiyle ilgili hiçbir bilgim yoktur" DSS ilaçlama firması sahibi tutuklu sanık Zeki Kışı savunmasında, "2019 yılında şirkete sertifika almak için başvurduk. Sonrasında pandemi çıktı alamadık. Bu şirketi Sinan ile beraber kurduk. İlaçların isimleri var. İlaçların neye iyi geldiğini ustalar bilir. Ben, ilaç satın almam, ayarladığım ustalara parayı veririm, ilacı alırlar. Benim ilaçlama işiyle ilgili hiçbir bilgim yoktur. Ben sadece firma sahibiyim. İşlemlerle alakalı bilgim yok. Tek bilgim, 2-3 ay eğitim aldık, bu kadar. Biz çalışanlara eğitim vermedik" dedi. Bunun üzerine mahkeme başkanı sanığa, "Kimse hakkında bilgin yok, ilaç hakkında bilgin yok. Çalıştırdığın insanlar işinin ehli bile değil. Bu işin olabileceğini ön göremedin mi?’ dedi. Sanık bu soruyu yanıtsız bıraktı. Savunma yapan ilaçlama firması sahibinin oğlu tutuklu sanık Serkan Kışı ise, "Ben ilaçlama firmasından önce İBB iştiraki İGDAŞ’ta çalıştım. Çocuğum yeni doğduğundan dolayı işten ayrıldım. 5-6 sonra babamın yanına gittim işlerde yardım etmek amacıyla. Firmadan bir yetkim yoktur. İlaçlamayı yapan kişi Sinan Gözübek’tir. Sinan, hastalanan çocuğu ziyaret etti. Bu HTS kayıtlarında sabittir" dedi. "Serkan bana ilaçlama için konuştuğum iş ile ilgili, ‘biz temizlik firmayız, sen de temizlik personeli olarak geçeceksin’ dedi" İlaçlamayı yapan tutuklu sanık Doğan Cağferoğlu’da savunmasında, "Serkan ve Zeki’yi bizim mahalleden tanırım. Kızım doğduktan sonra eşim ve ben işten çıkarıldık, maddi olarak zor durumdaydık. Serkan bana mesaj attı, ‘boşta kaldıysan bize gel daha sonra iş bulursan gidersin’ dedi. Ben ilk birkaç hafta diğer şirketlerden haber bekledim ses gelmeyince kabul etmek zorunda kaldım. Kısa bir konuşmamız oldu. Serkan bana ilaçlama için konuştuğum iş ile ilgili, ‘biz temizlik firmayız, sen de temizlik personeli olarak geçeceksin’ dedi. Gerekli eğitimler bana sözlü olarak verdi ve Ağustos ayının başında tek başıma çıkmaya başladım. Şirket tamamen Whatsapp üzerinden yürütülüyordu. Randevu, hesap ve uygulama olarak 3 ayrı grup vardı. Randevular Serkan diye kaydettiğim numaradan geliyordu. Sonra ne yazık ki bu olay geldi ve biz 11 Kasım’da otele gittik. 20 dakika uygulama yaptık resepsiyonda. Eyüp diye birisi vardı sordum 101 numaralı odayı gösterdi. Biz orada 2 çeşit uygulama yaptık, ilacı suyla seyreltip sıktım, sonra da bir tabağa plastik jel döküp onu odaya bıraktım. Ardından işlem bitti ve ben otelden çıktım" diye konuştu. Duruşmada tüm sanıkların savunmaları tamamlandı. Yargılamaya 45 dakika ara verildi, aranın ardından duruşmaya devam edilecek. (GŞ-RU