SAĞLIK - 23 Temmuz 2025 Çarşamba 12:38

Uzmanı uyardı: "Sıcak çarpması yüksek vaka ölüm oranına sahip tıbbi bir acil durumdur"

A
A
A
Uzmanı uyardı: "Sıcak çarpması yüksek vaka ölüm oranına sahip tıbbi bir acil durumdur"

Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, "Artan hava sıcaklıkları özellikle ülkemiz için, önemli bir çevresel ve mesleki sağlık tehlikesi oluyor. Sıcaklık stresi, hava şartlarına bağlı ölümlerin önde gelen nedenidir ve kardiyovasküler hastalık, diyabet, ruh sağlığı, astım ve KOAH gibi altta yatan hastalıkları kötüleştirebilir ve kazalara, bazı bulaşıcı hastalıkların bulaşma riskini artırabilir. Sıcak çarpması, yüksek vaka ölüm oranına sahip tıbbi bir acil durumdur" dedi.


İklim değişikliği nedeniyle dünya genelinde aşırı sıcağa maruz kalan kişi sayısı katlanarak arttığını belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, sıcak çarpması ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. 65 yaş üstü kişilerde sıcağa bağlı ölüm oranı, son 10 yılda yaklaşık yüzde 85 arttığını belirten Özkaya, "2000-2019 yılları arasında yapılan çalışmalar, her yıl yaklaşık 489 bin sıcağa bağlı ölüm meydana geldiğini, bunların yüzde 45’inin Asya’da, yüzde 36’sının ise Avrupa’da olduğunu göstermektedir. Sadece Avrupa’da 2022 yazında tahmini olarak 61 bin 672 aşırı sıcağa bağlı ölüm meydana gelmiştir. Her yıl özellikle pandemi sonrası yüksek yoğunluklu sıcak hava dalgası olayları yüksek akut ölüm oranlarına yol açabilir. Sıcaklığa karşı hassasiyet, hem yaş ve sağlık durumu gibi fizyolojik faktörlerden hem de meslek ve sosyoekonomik şartlar gibi maruz kalma faktörlerinden etkilenir. Açık havada çalışanlar, beden işçileri, sporcular ve sivil savunma çalışanları, işleri nedeniyle aşırı ısıya maruz kalmakta ve eforla oluşan ısı stresine karşı hassastırlar. Kentsel ve kırsal kesimdeki yoksullar, düşük kaliteli konutlar ve soğutma imkanlarına erişim eksikliği nedeniyle genellikle orantısız bir şekilde aşırı ısınmaya maruz kalmaktadır. İnşaat malzemeleri nedeniyle, bazı şehirlerdeki gayri resmi yerleşim yerleri genellikle diğer kentsel alanlardan daha sıcaktır. Cinsiyet, ısıya maruz kalmanın belirlenmesinde önemli bir rol oynayabilir; örneğin, sıcak havalarda iç mekanlarda yemek pişirmek çoğunlukla kadınların sorumluluğundadır" diye konuştu.



"Sıcaktan uzak durun"


Günün en sıcak saatlerinde dışarı çıkmaktan ve yorucu aktivitelerden kaçınılması gerektiğini ifade eden Özkaya, "Gölgede kalın. Güneşte algılanan sıcaklığın 10-15 derece daha yüksek olabileceğini unutmayın. Gün içinde serin bir yerde 2-3 saat geçirin. Boğulma riskinin farkında olun. Asla yalnız yüzmeyin. Resmi sıcaklık uyarılarını takip edin" şeklinde konuşu.



"Evinizi serin tutun"


Sıcak karşısında yapılması gerekenleri sıralayan Özkaya, "Dış hava sıcaklığı iç mekan sıcaklığından düşük olduğunda, hava karardıktan sonra pencereleri açarak gece havasını evinizi serinletmek için kullanın. Dış hava sıcaklığı iç mekan sıcaklığından yüksek olduğunda, pencereleri kapatın ve doğrudan güneş ışığını engellemek için panjur veya panjurlarla örtün. Mümkün olduğunca çok elektrikli cihazı kapatın. Elektrikli vantilatörleri yalnızca sıcaklık 40 derece altındayken kullanın. 40 derecenin üzerindeki sıcaklıklarda vantilatörler vücudu ısıtır. Klima kullanıyorsanız, termostatı 27 dereceye ayarlayın ve elektrikli vantilatörü açın; bu, odanın 4 derece daha serin hissetmesini sağlar. Ayrıca, soğutma için elektrik faturanızdan yüzde 70’e kadar tasarruf edebilirsiniz. Gölgede dışarıda havanın daha serin olabileceğini unutmayın. Vücudunuzu serin ve nemli tutun. Hafif ve bol giysiler ve yatak çarşafları kullanın. Serin duş alın veya banyo yapın. Cildinizi nemli bir bez, sprey veya ıslak, hafif giysilerle ıslatın. Düzenli olarak su için (saatte 1 bardak su ve günde en az 2-3 litre). Çevrenizdeki savunmasız kişilerle düzenli olarak görüşün; özellikle 65 yaş üstü kişiler, kalp, akciğer veya böbrek rahatsızlığı olanlar, engelli olanlar ve yalnız yaşayanlar mutlaka yakınları tarafından düzenli kontrol edilmelidirler" ifadelerini kullandı.



"Bebekleri ve çocukları koruyun"


Özkaya şunları söyledi:


"Çocukları veya hayvanları park halindeki araçlarda asla uzun süre bırakmayın, çünkü sıcaklıklar hızla tehlikeli seviyelere ulaşabilir. Yoğun saatlerde doğrudan güneşe maruz kalmaktan kaçının, gölgelik arayın veya içeride kalın. Gölge, hissettiğiniz sıcaklığı 10 dereceden fazla azaltabilir. Bebek arabasını/pusetini asla kuru bir bezle örtmeyin; bu, arabanın içini daha sıcak yapar. Bunun yerine, ıslak ve ince bir bez kullanın ve sıcaklığı düşürmek için gerektiğinde tekrar ıslatın. Daha da fazla soğutma için taşınabilir bir vantilatörle birlikte kullanın. Çocuklara ciltlerini örten hafif, bol giysiler giydirin ve onları güneş ışınlarından korumak için geniş kenarlı şapkalar, güneş gözlükleri ve güneş kremi kullanın. Güvenli bir iç mekan sıcaklığını korumak için evinizi serin tutma talimatlarını izleyin."



Uzmanı uyardı: "Sıcak çarpması yüksek vaka ölüm oranına sahip tıbbi bir acil durumdur"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Mersin Kamera şüphelinin fotoğrafını çekti: Arılığa giren şahıs, kameraya zarar verdi Mersin’in Erdemli ilçesinde arılığa giren kapüşonlu bir şahıs güneş enerjili güvenlik kamerasını kırarak devre dışı bıraktı. O anlar kurulu kamera sistemince kayıt altına alınırken olayın hırsızlık girişimi olabileceğini belirten arıların sahibi Ebubekir Sadak, "Kamerayı profesyonelce kırıp devre dışı bırakıyor. Amacı arıları çalmak mı yoksa çevreye zarar vermek mi bilemiyoruz" dedi. Olay, geçtiğimiz günlerde Erdemli ilçesi Tabiye Mahallesi’nde meydana geldi. Alınan bilgiye göre, bölgede arıcılıkla uğraşan Ebubekir Sadak, geçtiğimiz pazar günü arılığında talihsiz bir olay yaşadı. Güvenlik önlemi amacıyla kovanları gören noktaya takılan güvenlik kamerası bir şahıs tarafından tahrip edildi. Kamera devre dışı kalmadan hemen önce ise şahsın fotoğrafını kayda aldı. Olaydan 2 gün sonra durumu fark eden Sadak, emniyet güçlerine haber verdi. "Profesyonelce kamerayı devre dışı bıraktı" Yaşanan süreci anlatan arıcı Ebubekir Sadak, "Geçtiğimiz pazar günü başımızdan talihsiz bir olay geçti. Muhtemelen hırsızlık girişimi olacaktı. Güneş enerjisiyle çalışan ve bize anında bildirim gönderen bir kamera taktırdık. Şüpheli şahıs görüntülerde mevcut, kapüşonlu ve sırt çantalı. Arka taraftan kendini göstermeden gelip kamerayı profesyonelce kırarak devre dışı bırakıyor" ifadelerini kullandı. Daha önce bölgede benzer hırsızlık ve zarar verme olaylarının yaşandığını dile getiren Sadak, "Arka tarafta komşuların bahçe dinamoları var. Daha önce o dinamoların kabloları çalınmıştı. Şahıs onlara zarar vermek için mi geldi yoksa akşamına gelip arıları mı çalacaktı bilemiyoruz. Şu an için arılarımızda bir eksiklik yok ama kameramıza zarar vermiş durumda" ifadelerini kullandı. Arıcı, meslektaşları ve bahçe sahiplerini uyardı Bölgedeki diğer arıcıları ve komşularını dikkatli olmaya çağıran Sadak, "Daha önce komşumuzun arılarını zehirlediler, hırsızlık olayları yaşadık. Biz tedbirimizi alıp kamera taktırdık ancak o gün yağmur ve yoğunluk nedeniyle anlık takip edemedik. Çevremizdeki insanların bu tür olaylarla karşılaşmaması için önlemlerini almalarını tavsiye ediyoruz" diye konuştu. Şahsın görüntülerinin emniyet mensuplarıyla paylaşıldığı ve olayla ilgili incelemenin sürdüğü öğrenildi.
İstanbul Yaşlı bakım merkezinde skandal görüntüler: Hastaya şiddet ve tükürme kamerada Beylikdüzü’ndeki bir yaşlı bakım merkezinde ortaya çıkan görüntülerde hastalara şiddet uygulandığı ortaya çıktı. Güvenlik kamerası ve cep telefonu görüntülerinde bakım merkezi çalışanlarının yaşlı hastalara şiddet uyguladığı ve bir hastanın yüzüne tükürdüğü anlar yer aldı. İddialara göre kurumda benzer olayların daha önce de yaşandığı öne sürüldü. Olay, Kavaklı Mahallesi Gardenta Sokak’taki Huzur Vadisi Bakım Merkezi’nde yaşandı. İddiaya göre bakım merkezi çalışanları hastalara kötü muamelede bulunurken ve şiddet uygularken kameralara yansıdı. Güvenlik kamerası kayıtlarında bir hastanın itilerek yere düşürüldüğü, olay sonrası hastanın baş bölgesinde yara oluştuğu görüldü. Aynı merkezde çekildiği belirtilen başka bir cep telefonu görüntüsünde ise bir bakım personelinin yaşlı hastanın yüzüne tükürdüğü anlar yer aldı. İddiaya göre olayların ardından herhangi bir personel hakkında işlem yapılmadı. Şiddete maruz kalan hastanın ise kafasını kendisinin vurduğu yönünde işlem yapılarak hastaneye sevk edildiği öne sürüldü. Görüntülerin daha sonra kurum kameralarından silindiği iddia edilirken, öte yandan bakım merkezinde hijyen sorunlarının da uzun süredir devam ettiği iddia edildi. Kurumda sık sık uyuz vakalarının görüldüğü, bakım merkezinin temiz olmaması nedeniyle vakaların sona ermediği öne sürüldü. "İtilen hasta düşüyor ve kafasında yara oluyor" Hastalara şiddet uygulanan kurumun eski çalışanı Havin Nur Kuş, "Bahsettiğimiz bakım merkezinde yaklaşık 8 ay boyunca sağlık personeli olarak çalıştım. 27 Nisan’da da işten istifamı verdim ve istifamı verdikten yaklaşık iki ya da üç saat sonra çalıştığım süre içerisinde sorumluluğumda olan bir hastama böyle bir şiddet yapılıyor. İtilen hasta düşüyor ve kafasında yara oluyor. Yara oluştuğu için de bu adli vaka olmasın ya da bize polis gelmesin diye üstü kapatılıyor. Hasta aynı gün Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıklarına yatışı yapılıyor. Kafasını kendisi kırdığını söylüyorlar. Kamera kayıtları siliniyor. Kamera kaydını bir arkadaşım silinmeden önce alıyor, arkadaşından da ben alıyorum. Aldığım gün zaten sabahında da kamera kayıtlarını gerekli mercilere verdim. Zaten kurumda kurucumuz değiştiğinden beri mobbing uygulanıyordu ve personele karşı tutumları hiç hoş değildi. Dediğim gibi orada sağlık personeliydim ve bakım personellerimiz bize asla göz yummayacağımız şeyler söyleyip hiç olmayan davranışlarda bulunuyordu. Biz bunları sineye çekiyorduk. Sadece bu bir olay değil. İkinci olayda da hastama tüküren yine bir bakım personeli. Bakım personelimiz hastaya tükürüyor, videoyu çeken arkadaşımız görüntüyü müdüre gerekli şekilde sunuyor ve müdür sadece şunu söylüyor. İşte yapmayın böyle şeyler deyip başka bir şey yapmıyor. Hiçbir şekilde bir tutanak mevcut değil elimizde, veya bir uyarı mevcut değil. Zaten uyuz vakaları bitmeyen bir kuruluş. Ne zaman kuruma bir denetim vesaire sağlık, sosyal güvence gelse uyuz vakalarınız bitmiyor şeklinde uyarılarda bulunuyorlar" şeklinde konuştu.
Gümüşhane Gümüşhane’de taştan fışkıran ’draba çiçekleri’ ilgi çekiyor Gümüşhane’nin tarihi Süleymaniye Mahallesi’nde sert kayaların arasından fışkıran ve halk arasında "dolama" çiçeği olarak bilinen draba çiçekleri, görenleri kendine hayran bırakıyor. Gümüşhane’nin zengin tarihini barındıran ve "Eski Gümüşhane" olarak bilinen Süleymaniye Mahallesi, bahar aylarında eşine az rastlanır bir doğa olayına ev sahipliği yapıyor. Bölgedeki yalçın kayalıklar, yağışların bereketiyle birlikte sapsarı çiçeklerle bezendi. Bilimsel adı draba olan, yöre halkının ise "dolama" çiçeği dediği çiçekler, sert ve topraksız kayaların içinden adeta bir sanat eseri gibi yükseliyor. Süleymaniye Mahallesi’ndeki tarihi camiler, kiliseler ve eski konaklarla birleşen bu sarı çiçek örtüsü, hem fotoğraf tutkunları hem de doğaseverler için eşsiz bir manzara oluşturuyor. "Sarı görüntüsüyle mahalleye inanılmaz bir renk katıyor" Mahalle sakinlerinden Olcay Lokman Özdamar, bu yıl çiçeklerin her zamankinden daha coşkulu açtığını belirterek, "Ben bu mahallede doğup büyüdüm. Eski Gümüşhane, tarihi bir yer olması sebebiyle zaten çok özeldir ancak bahar aylarında draba dediğimiz bu çiçeklerle bambaşka bir kimli e bürünür. Bu çiçek genellikle şu gördüğünüz sert taşların üzerinde, oyukların içinde yetişiyor. Sarı görüntüsüyle mahalleye inanılmaz bir renk katıyor" dedi. Çiçeğin en büyük özelliğinin toprak istemeden, doğrudan kaya yarıklarından çıkması olduğunu vurgulayan Özdamar, bu yılki yoğunluğun sebebini yağışlara bağlayarak, "Normalde her bahar açar ama bu sene yağmurların fazla olması dolayısıyla çok daha yoğun bir şekilde açtılar. Biz bile her gün görmemize rağmen bu kadarını ilk kez görüyoruz. Taşın tam göbeğinden, hiçbir toprak desteği almadan fışkırıyor. Gümüşhane’mize gerçekten çok güzel bir görüntü sağlıyor" dedi. Draba (dolama) çiçeği nedir? Dünya genelinde genellikle yüksek rakımlı, kayalık ve zorlu iklim koşullarında yetişen draba çiçeği, dayanıklılığıyla biliniyor. Çok az miktarda mineralle yetinebilen bu bitki, köklerini kaya çatlaklarına salarak hayata tutunuyor.