ASAYİŞ - 29 Ocak 2026 Perşembe 21:44

Samsun’da otomobil 3 metre yükseklikten düştü: Sürücü yara almadan kurtuldu

A
A
A
Samsun’da otomobil 3 metre yükseklikten düştü: Sürücü yara almadan kurtuldu

Samsun’da kontrolden çıkan otomobil 3 metre yükseklikten düştü. Sürücü kazadan yara almadan kurtuldu.


Kaza, Samsun Çevre Yolu Samsun-Ankara yolu yönünde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, 55 AUV 130 plakalı otomobiliyle seyir halinde olan S.Y. (37), iddiaya göre başka bir aracın sıkıştırması sonucu direksiyon hakimiyetini kaybetti. Kontrolden çıkan otomobil önce yol kenarındaki bariyerlere çarptı, ardından yoldan çıkarak çalılıkların arasından yaklaşık 3 metre yüksekten düştü.


Kazanın ardından olay yerine itfaiye, ambulans ve polis ekipleri sevk edildi. Yapılan kontrollerde sürücünün kazayı yara almadan atlattığı belirlendi. Polis ekipleri kazayla ilgili inceleme başlattı.



Samsun’da otomobil 3 metre yükseklikten düştü: Sürücü yara almadan kurtuldu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul İstanbul Baro Yönetim Kurulu Üyesi Fırat Epözdemir’e beraat İstanbul Baro Yönetim Kurulu Üyesi Fırat Epözdemir’in terör örgütü PKK’nın alt yapılanması HDK’ya üye olduğu ve örgütün propagandasını yaptığı iddiasıyla yargılandığı davada karar çıktı. Mahkeme, Epözdemir’in iki suçtan da beraatına karar verdi. İstanbul Baro Yönetim Kurulu Üyesi Fırat Epözdemir’in silahlı terör örgütü PKK/KCK’nın alt yapılanması HDK’ya (Hakların Demokratik Kongresi) üye olduğu ve örgütün propagandasını yaptığı iddiasıyla yargılandığı dava karara bağlandı. İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada tutuksuz sanık Fırat Epözdemir ve avukatları hazır bulundu. Kararını açıklayan mahkeme, sanık Fırat Epözdemir’in ‘silahlı terör örgütüne üye olmak’ ve ‘terör örgütü propagandası yapmak’ suçlarından ayrı ayrı beraatına hükmetti. İddianameden İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, şüpheli Fırat Epözdemir’in silahlı terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan’ın talimatı doğrultusunda sol siyasi gruplar ile ittifak kurulabileceği yönündeki açıklamaları sonrasında kurulan HDK (Hakların Demokratik Kongresi) içerisinde Bağcılar Başkanı olarak bulunduğunun tespit edildiği anlatıldı. Hazırlanan iddianamede, şüpheli Epözdemir’e sözde ’Kürdistan Meclisi’, HDK’ya ise Türkiye’nin batı bölgelerini içerisine alacak şekilde sözde ’Türkiye Meclisi’ rolünün biçildiği, örgütün talimatı ile kurulan HDK içerisinde görev aldığı, görüş ve fikirlerini benimsediği, 2015’de HDK’nın talimatı ile kurulan ‘Diren Cizre’ isimli mesajlaşma grubuna üye olduğu, gruptaki üyeler ile Cizre ilçesinde yaşanan olaylara destek için gittikleri, aynı tarihlerde terör örgütü güdümünde yayın yapan haber sitelerinde yaşananları protesto etmek için hukuk örgütlerinin destekte bulunulduğunun belirtildiği aktarıldı. Kendi iradesini örgüt iradesine terk ederek, aldığı emir ve talimatı yerine getirdiği belirtildi HDK’nın Cizre ilçesi ile ilgili açıklamalarından sonra şüpheli Epözdemir’in kendi iradesini örgüt iradesine terk ederek, aldığı emir ve talimatı yerine getirdiğinin belirtildiği iddianamede, Cizre’de terör örgütü lehine faaliyetlerde bulunduğu, örgüt hiyerarşisi içerisinde hareket ettiği kaydedildi. ‘’HDK’nın herhangi bir şekilde illegal yapılanma olduğunu ileri sürmemekteyiz’’ Şüpheli Epözdemir’in ifadesine de yer verilen iddianamede, ‘’Soruşturmanın amacının İstanbul Barosu Yönetim Kurulu üyesi olmam sebebi ile İstanbul Barosu’na hedef alınarak soruşturma yürütüldüğü açık ve nettir. Benim PKK terör örgütü içerisinde aktif olarak faaliyet yürüten akrabam veya yakınım yoktur. Herhangi bir şekilde PKK/KCK terör örgütü KCK-TDÖ sosyal alan ve kurumlar sözcüğüne bağlı avukatlar barosu içerisinde faaliyet yürütmedim. HDK’nın herhangi bir şekilde illegal yapılanma olduğunu ileri sürmemekteyiz. Bağcılar başkanlık pozisyonum gözükse de ben 2014 yerel seçimlerinde Bağcılar Belediyesi Eş Başkan Adayı idim. Bu adaylık bilgilerimin HDK sisteminde olmasının nedeni büyük ihtimal BDP’nin HDK’nın bir bileşeni olmasından kaynaklı olabilir. Ben yaşamım boyunca silah kullanmadığım gibi çocuklarıma oyuncak silah dahi almış değilim. Sorunların çözümünün silah ve şiddetle olmayacağını sürekli savunan biriyim. Benim herhangi bir illegal örgütle bir bağımın olması hayat ve yaşam şeklime aykırıdır’’ şeklinde konuştuğu kaydedildi. Hazırlanan iddianamede şüpheli Fırat Epözdemir’in ‘silahlı terör örgütüne üye olmak’ ve ‘terör örgütü propagandası yapmak’ suçlarından toplamda 8 yıl 6 aydan 20 yıla kadar hapis cezasına çarptırılması talep edilmişti.
İstanbul Avcılar Belediye Başkanı Çaykara: "Belediye başkanının ihalelerde bir imza yetkisi yoktur" Aziz İhsan Aktaş duruşmasında savunma yapan görevinden uzaklaştırılan Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, "Hiçbir zaman belediye başkanının ihalelerde bir imza yetkisi yoktur. Ben ne bu firmaları tanırım ne de bir irtibatım var. Belediye başkanıyken girmediğim bir rüşvet ilişkisine belediye başkanı adayıyken neden gireyim ? Hayatımın hiçbir yerinde rüşvet ilişkisine girmedim. Ben bu kurguyu kabul etmiyorum" dedi. Belediye başkanlarına rüşvet vererek ihale süreçlerini organize ettiği iddia edilen ve liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen suç örgütüne yönelik hazırlanan iddianame kapsamında 200 sanığın yargılandığı davada tutuklanarak Avcılar Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Utku Caner Çaykara savunma yaptı. "Etkin pişmanlık ifadesi yeterli görüldü, işleyemeyeceğim bir suçtan tutuklandım" İddianamede yer verilen "Aziz İhsan Aktaş, kurduğu sistemin devam etmesi için daha fazla ihale almak maksadıyla 2024’teki yerel seçimlerden önce CHP İstanbul Milletvekili Özgür Karabat aracılığıyla Ekrem İmamoğlu’na para, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara’ya araç ve para rüşvet vermiştir. Bu şekilde belediyelerde ihale almış-almak istemiştir" iddialarına karşı Çaykara savunma yaptı. Utku Caner Çaykara savunmasında, "8 aydan fazladır tutukluyum. Kasım 2024 tarihinden bahsetmek istiyorum. O ayda İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bir yazı geldi ve ihale dosyası istendi. Biz de yazıyı gönderdik. Hakkımızda o süreçte hiçbir gelişme yaşanmadı. 31 Mayıs 2025 tarihine geldiğimizde ise gözaltına alındım. Adeta bir prodüksiyon uygulanarak her açıdan görüntümüz alındı. En azılı suçlulara bile bu muamele yapılmadı. Allah hiç kimseye bu durumu yaşatmasın. Biz Kasım 2024 tarihinde bizzat savcılığa dosyaları iletmemize rağmen, dosyalar bilirkişiye gönderilmesine rağmen etkin pişmanlık ifadesi yeterli görüldü, ben işleyemeyeceğim bir suçtan tutuklandım. Ben neden işleyemeyeceğim bir suçtan hukuksuzca tutuklandım?" dedi. "Belediye başkanının ihalelerde bir imza yetkisi yoktur" Çaykara, "Soyut varsayımlarla bu dosyanın altı doldurulmaya çalışılmıştır. İlk büyük ihale vurgusu yapılmıştır iddianamede. Bu ilk büyük ihale diye bahsedilen, her belediye tarafından yapılması zorunlu bir ihaledir hizmetlerin aksamaması için. Seçimden hemen sonrasına denk gelen bu ihale seçim değil zorunluluktur. Tarihini de bir önceki belediye belirlemiştir. Edindiğim bilgi Cumhurbaşkanlığı Genelgesi gereği tasarruf süreci başlamış, biz de uymaya çalıştık. İhale de bu sebeple iptal edilmiştir. Kamuyu zarara uğratmayalım diye geri çektiğimiz bir ihaleden dolayı yargılanıyoruz. Biz bu ihaleyi geri çekmeseydik, kararnameye uygun olmayan ihale yapmış olacaktık. Hiçbir zaman belediye başkanının ihalelerde bir imza yetkisi yoktur. Ben ne bu firmaları tanırım ne de bir irtibatım var. Belediye başkanıyken girmediğim bir rüşvet ilişkisine belediye başkanı adayıyken neden gireyim? Hayatımın hiçbir yerinde rüşvet ilişkisine girmedim. Ben bu kurguyu kabul etmiyorum. İddianamede gerçek dışı bir ihbar mektubu yer almaktadır. Bin 759 baz verisi eklenmiş. Aziz İhsan Aktaş’ın Avcılar Belediyesi’ne geldiğine dair kendisinin bir iddiası yoktur. Bu suç benim için oluşturulmak istenmiştir. Akla mantığa sığmayacak şekilde tek bir etkin pişmanlık ifadesi ile tutuklandım. 33 yaşımda Avcılar Belediye Başkanı seçildim. Tutuklandığımda 8 aylık evliydim. Kendi belediye başkanlığı dönemimde hak ediş ödemelerini eksiksiz yaptım. Heyetinizden adalet bekliyorum" ifadelerini kullandı. Çaykara, "İddianamede yer alan araç ve maddi destek konusuna ilişkin herhangi bir bilgim yoktur" diyerek savunmasını sonlandırdı. Duruşmaya sanık savunmasının ardından 1 saat ara verildi.
Tunceli Nesimi’nin kayıp eserleri ortaya çıktı Munzur Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. İlyas Kayaokay’ın şahsi kütüphanesinde yer alan ve Şam’daki Fransız Lazarist Koleji’ne ait olduğu belirlenen özel bir defterde, 14. yüzyılın büyük mutasavvıf şairi Nesimi’ye ait bugüne kadar bilinmeyen şiirler tespit edildi. Munzur Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. İlyas Kayaokay, şahsi kütüphanesinde muhafaza edilen ve menşei Şam’daki Fransız Lazarist Koleji’ne dayanan bir yazma defter üzerinde yaptığı detaylı incelemeler sonucunda, Nesimi’ye ait olduğu belirlenen ve bugüne kadar hiçbir divan neşrinde yer almamış şiirlere ulaştı. 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başlarında örneğinin çıkarıldığı düşünülen yazmada yer alan toplam 172 gazelin karşılaştırmalı incelemesi sonucunda, altı gazelin ilk kez bu defter aracılığıyla ilim dünyasına kazandırıldığı belirlendi. Kayaokay, söz konusu nüshanın bir misyoner koleji defterinde kayıtlı olmasının, Osmanlı coğrafyasında faaliyet gösteren misyoner kurumların edebi ve kültürel metinlere ilgisini göstermesi bakımından da ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. "Müstensihi meçhul özel yazmanın 19. asrın sonu ile 20. asrın başlarında istinsah edildiğini düşünüyoruz" Doç. Dr. İlyas Kayaokay, "Şam’daki Lazaristlere ait Fransız koleji menşeli olduğu açıkça görülen müstensihi meçhul özel yazmanın 19. asrın sonu ile 20. asrın başlarında istinsah edildiğini düşünüyoruz. Harfinden, kafiye harfine kadar ihtiva ettiği manzumeler, tertip düzeni ve metnin nâ-tamâm şekilde sona ermesinden anlıyoruz ki müntehabat yani seçme değildir ve nüshanın en az iki cildi daha vardır. Bu kayıp ciltlerde meçhul pek çok manzumenin olması kuvvetle muhtemeldir. Yazmada tespit edilen toplam 172 gazel, Türkiye ve Azerbaycan sahasında yayımlanan ulaşabildiğimiz bütün Türkçe Nesimi Divanı neşirleri ve mecmualara dayalı çalışmalarla mukayese edilmiştir. Yaptığımız tedkikler neticesinde, bu manzumelerden 23’ünün Hüseyin Ayan tarafından hazırlanan Türkçe Divan neşrinde yer almadığı belirlenmiştir. Ayan neşrinde bulunmayan bu şiirlerin 17’sinin de Azerbaycan sahasında yayımlanan divan neşirlerinde bir kısmı Arap bir kısmı Kiril harfli veya çeşitli şiir mecmualarında kayıtlı olduğu tespit edilmiştir" dedi. Kayaokay, "Bulunan 6 manzumenin ise Türkiye ve Azerbaycan’da yayımlanan hiçbir divan neşrinde veya şiir mecmuasında kayıtlı olmadığı belirlenmiştir. Bu altı gazel, ilk defa Lazarist defteri aracılığıyla tespit edilmiştir ki bu çok kıymetli, dikkate değer bir nüshadır. Bu yazmanın çok özel bir Lazarist kolej defterinde kayıtlı olması, istinsahın hangi saikle gerçekleştirildiği sorusunu da gündeme getirmektedir. 14. asrın sonu ile 15. asrın ilk yarısında yaşadığı tahmin edilen Nesimi, batını bir inanç olan Hurufiliğe mensuptur. Bundan ötürü de asılmıştır. Böyle resmi ve dini çevrelerce daima ihtiyatla karşılanan Nesimi’ye ait bu divan, acaba misyonerlik faaliyetleri kapsamında mı kaydedildi. Çünkü bu nadir olan bir Lazarist misyoner defteri ve satışı falan mümkün değildir. Mürekkebinden, kapağından vs. çok özel olduğu da belli. Misyonerler elbette önemli buldukları şeyleri kaydederler. Tabii elimizdeki veriler, şimdilik bu soruya bir cevap verememektedir. Şayet durum böyleyse de bu nüsha, Osmanlı coğrafyasında faaliyet gösteren misyoner kurumların edebî ve kültürel metinlerle de yakından ilgilendiğini göstermesi bakımından ayrı bir önem taşımaktadır. Mutasavvıf şairlerin divanları her zaman problemli bir yapı arz etmektedir. Nesimi’nin Türkçe Divanı da problemli olup yüzlerce nüshası mevcuttur. Ulaşılabilen bütün yurt içi ve yurt dışındaki nüshaların hatta şiir mecmualarının da dikkate alınmasıyla divanının tenkidli metninin yeniden kurulması elzemdir. Bu kıymetli Lazarist nüshası da bu yıl makale hâlinde ilim alemine detaylarıyla duyurulacaktır" şeklinde konuştu.