ÇEVRE - 02 Şubat 2026 Pazartesi 15:23

Dünyada nesli tehlike altında olan kuş türlerinden 27’si Kızılırmak Deltası’nda bulunuyor

A
A
A
Dünyada nesli tehlike altında olan kuş türlerinden 27’si Kızılırmak Deltası’nda bulunuyor

Samsun’da Doğa Koruma ve Milli Parklar 11. Bölge Müdürlüğü tarafından "2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü" dolayısıyla Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti Sulak Alanı’nda (Ramsar) etkinlik düzenlendi. Dünyada nesli tehlike altında olan kuş türlerinden 27’sine ev sahipliği yapan deltadaki sulak alanların önemine değinildi.


2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü dolayısıyla Samsun Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti Sulak Alanı’nda (Ramsar) "Sulak Alanlar ve Geleneksel Bilgi: Kültürel Mirası Kutlamak" başlığında etkinlik gerçekleştirildi. Kuş gözlem noktasında yapılan etkinliğin açılışında konuşan Samsun Vali Yardımcısı Mehmet Fikret Çavuş, "Ramsar sulak alan sözleşmesiyle biz bu alanları koruyacağımıza, bu alanlardaki akıllıca yöneteceğimize dair diğer uluslara, insanlara söz veriyoruz ve bu sözü yerine getirmeye çalışıyoruz. Sulak alanlar doğa ve insanlar açısından çok önemli. Kızılırmak da birçok canlıya ev sahipliği yapıyor. Bu sulak alanları koruyup kollamak için elimizden gelen çabayı gösteriyor ve göstermeye devam edeceğiz" dedi.



"Kızılırmak Sulak Alanı’nda 81 bin halkalama yapıldı"


Deltadaki hayvanların halkalama yöntemleriyle takip edildiğine dikkat çeken Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdür Yardımcısı Ergül Terzioğlu, "23 bin hektar büyüklüğündeki Kızılırmak Deltası; lagünü, subasar ormanlarıyla, kumullarıyla, biyoçeşitliliğiyle çok katmanlı bir ekosistem bünyesinde barındırmaktadır. Bu ekolojik zenginlik deltayı aynı zamanda uluslararası ölçekte önemli bir doğal alan hâline getirmektedir. 1998’den beri ülkemiz 5. Ramsar alanı olarak ilan ettiği Kızılırmak Deltası, 350’nin üzerinde kuş türüne ev sahipliği yapmasıyla ülkemizin önemli kuş alanlarından biridir. Aynı zamanda bu alan göç yolları üzerinde stratejik bir durak noktasıdır. Bu değerin korunması amacıyla deltada biyolojik izleme çalışmaları güçlendirilmiş, Kuş Halkalama Merkezi alana kazandırılarak türlerin genç göç hareketleri, popülasyon dinamikleri ve yaşam döngüleri bilimsel yöntemlerle izlenmeye başlanmıştır. 2015-2024 yılları arasında yaklaşık 81 bin bireye halkalama yapılarak kayıt altına alınmıştır. Elde edilen veriler alan yönetimine doğrudan katkı sağlayan önemli bir bilgi kaynağıdır. Bu çalışmalar Kızılırmak Deltası’nı yalnızca korunması gereken bir alan olmasının ötesine taşımaktadır" diye konuştu.


Kurumun, sulak alanları koruyucu ve kollayıcı tutumunun devam edeceğinin altını çizen Ergül Terzioğlu, "Bu anlayışla hazırlanan Kızılırmak Deltası sulak alan yönetim planı 2024 yılı sonunda onaylanarak yürürlüğe girmiştir. 2025-2034 yıllarını kapsayan bu planda 5 uygulama hedefi altında 32 faaliyet tanımlanmıştır. Bu hedeflerden özellikle vurgulamak istediğimiz biyolojik çeşitliliğin korunması, su rejiminin sürdürülebilir yönetimi, alan kullanımı, baskıların azaltılması, izleme ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi ve farkındalık ile katılımın artırılmasıdır öne çıkanlar. Önceki plan döneminde olduğu gibi yeni dönem yönetim planında da belirlenen koruma stratejilerini kararlılıkla hayata geçirmeye devam edeceğiz. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü yaklaşık 70 yıllık kurumsal tecrübesi, güçlü mevzuat altyapısı ve sahadaki etkin uygulamalarıyla sulak alanlarımızın korunması ve geliştirilmesi konusunda ülkemizin en önemli güvencelerinden biri olmaya devam etmektedir. Bu süreçte iş birliği içinde olduğumuz tüm kamu kurumlarına, yerel yönetimlerimize, sivil toplum kuruluşlarımıza ve doğasına sahip çıkan kıymetli vatandaşlarımıza teşekkür ediyoruz" şeklinde konuştu.



Doğan: "Delta; 368 kuş, 577 bitki, 31 memeli, 10 çift yaşar, 15 sürüngen ve 66 balık türüne ev sahipliği yapıyor"


Sulak alanın 14 farklı ekosistemi içerisinde barındırdığına dikkat çeken Doğa Koruma ve Milli Parklar 11. Bölge Müdürü Resul Doğan, "Sulak alanlar, ülke ve bölge ekonomisine katkılar sağlayan doğal dengenin, biyolojik çeşitliliğin ve diğer ekosistemlerin korunmasında önemli bir yer tutmaktadır. Şu an içinde bulunduğumuz Kızılırmak Deltası, Karadeniz’in ve ülkemizin doğallığını korumuş en önemli sulak alanlarından biri. Kızılırmak Deltası toplam 56 bin hektar büyüklüğünde, bunun 21 bin 700 hektarı Ramsar alanı olarak statülendirilmiştir. Aynı alan içerisinde 2005 yılında 5 bin 174 hektarlık alanda yaban hayatı geliştirme sahası olarak kurulmuş ve tescillenmiştir. Kızılırmak Deltası; deniz, ırmak, göl, sazlık, bataklık, çayır, mera, orman, kumul, tarım ve benzeri 14 farklı ekosistemi içinde barındıran yaşayan bir organizmadır. Uygun iklim şartları, besin maddesinin bolluğu alanın biyolojik çeşitliliği açısından zenginliğine önemli katkılar sunmaktadır. Kızılırmak Deltası’nda günümüze kadar tespit edilen 368 kuş türü, 577 bitki türü, 31 memeli, 10 çift yaşar, 15 sürüngen ve 66 balık türüne ev sahipliği yapmaktadır. Dünyada nesli tehlike altında olan kuş türlerinden 27 adeti Kızılırmak Deltası’nı yıl içerisinde ziyaret etmektedir. Yılda yaklaşık 150 bin kuşa Kızılırmak Deltası, göçmen kuşlar özellikle ev sahipliği de yapmaktadır" ifadelerini kullandı.


Türkiye genelindeki 508 kuş türünden 368’inin Samsun’daki Kızılırmak Deltası’nda bulunduğuna da değinen Doğan, ayrıca şunları söyledi:


"Türkiye’de toplam 508 kuş türü günümüze kadar tespit edilmiştir. Bu kuş türlerinin 368’inin Kızılırmak Deltası’nda tespiti yapılmıştır. Kızılırmak Deltası’nda bir şekilde bulunmuşlardır. Göçmen kuşlar için ülkemizde 3 kuş yolu vardır. Ana göç yolları İstanbul Boğazı ve Çoruh Havzası, Kızılırmak Deltası’nın bulunduğu ve Kızılırmak Vadisi de tali kuş yolu olarak tanımlanmıştır. Bu deltamızı ziyaret eden nesli tehlike altında olan kuş türleri de bulunmaktadır. Dikkuyruk dediğimiz nesli tehlike altında olan türümüz yıl içerisinde zaman zaman deltamızı kullanmaktadır. Yine nesli tehlike altında olan turnalardan sekiz adet çiftimiz son yıllarda deltamızda üreyip yavrulamakta ve kışı da burada geçirmektedir. Artık onlar ev sahibi oldu. Bölgenin akciğerleri olan Galeriç Ormanı ülkemizdeki nadir subasar ormanlarından birisidir. Takriben 2 bin hektar civarında bir subasar ormanımız mevcuttur. Yine deltamızda nesli tehlike altında olan kum zambağı, tıbbi öneme sahip ticareti yapılan göl soğanı ve ayrıca kardelen de Kızılırmak Deltası’ndaki bitkiler arasında yer almaktadır. Endemik türlerimiz bunlardır. Göl kıyıları sazlık, bataklık, yoğun vejetasyonla kaplı olup göllerde su sümbülleri, nilüferler hâkimdir. Kıyılarda ise kamış saz, sivri hasır otu alanı kaplamaktadır. Kızılırmak Deltası iç su balıkları açısından da önemli bir yer tutar. Yörede 4 adet balıkçılık kooperatifimiz vardır. Kooperatiflerce sazan, akbalık ve kefal ticari amaçla balıkçılığı da alanda yapılmaktadır."


Öte yandan, programın açılışında söz alan Samsun Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Necmi Çamaş da belediye olarak sulak alanların korunması ve devamı için ellerinden gelen gayreti gösterdiklerini dile getirdi.


Program, açılış konuşmalarının ardından akademisyenler tarafından su hakkında verilen sunum ile devam etti. Programın sonunda kuş halkalama ve salımı yapılırken, doğal yaşam alanı da gözlemlendi.



Dünyada nesli tehlike altında olan kuş türlerinden 27’si Kızılırmak Deltası’nda bulunuyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Ankara’da söndürülemeyen ağaç bir daireyi kullanılamaz hale getirdi Ankara’nın Keçiören ilçesinde akşam saatlerinde bir ağaçta çıkan yangın söndürülemeyince, gece saatlerinde tekrar yanarak bir daireye kullanılamaz hale getirdi. Olay, Keçiören ilçesi Adnan Menderes Mahallesi 1055’inci Sokak’ta meydana geldi. İddialara göre, saat 16.00 sıralarında henüz belirlenemeyen bir nedenden dolayı bir binanın bahçesinde bulunan ağaçta yangın çıktı. Yangını gören apartman sakinlerinin ihbarı üzerine olay yerine itfaiye ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin kontrolünün ardından bir tehlike olmadığı söylendi. Akşam saat 20.00 sularında ağacın tekrar alev alması üzerine bina sakinleri tekrar durumu itfaiye ekiplerine bildirdi. Ekiplerin müdahalesi ile yangın söndürüldü. Gece saat 00.50 sularında ağaç tekrar alev aldı. Alev alan ağaçtan yangın binada bulunan bir daireye sıçradı. Yangını fark eden bina sakinleri tekrar durumu itfaiye, polis ve sağlık ekiplerine bildirdi. Ekiplerin müdahalesi sonucu yangın söndürüldü. Olayda kimse yaralanmazken, bir daire kullanılamaz hale geldi. Yangına ilişkin olay anını aktaran bina sakini Abdullah Çağatay, şunları söyledi: "Bire on kala koku duyduk. Hanım koku geliyor dedi ağaçtan. Pencereden baktığımda ağaç yanmaya başlamıştı. Direkt üst kattaki komşumun camının önü yanmaya başladı ağaçtan, sonra cam patladı, alevler evin içine girdi. Hemen komşumu aradım, onları uyandırdım beş kişilik bir aile vardı. 112’yi aradık. İtfaiye geldi, polis, ambulans geldi müdahale ettiler. Ama bu olay Ankara Büyükşehir Belediyesi itfaiyesinin ihmaliyle gerçekleşti. Saat dörtte bu ağaç yanmaya başladı için, için, köz şeklinde. Bir komşumuz aradı gelmediler. Saat beşte ben aradım. İkinci aramamızda itfaiye geldi. İtfaiye geldiğinde köz sönmüştü ama inceden duman çıkıyordu tekrar. İtfaiye ateş görmediğim için su tutmuyorum dedi gelen itfaiye ekibi. Ben de buna istinaden bak vebali size olur. Aracınızın plakasının resmini çekiyorum, bir şey olursa sorumluluk sizde dedim. Bu ağaca su tutun dedik. Ağaca su tutmadılar. Akabinde saat yedi civarında tekrar ağaçtan ateş çıkmaya başladı dumanla birlikte. Tekrar aradım. İtfaiye gelmedi bu sefer. Saat sekizde ağaç bir daha tutuşmaya başlayınca, inceden, alt kattaki komşunun torunu aradı. Bu sefer aynı ekip bir daha geldi. Saat sekizde geldiler. Yine su tutmayacaklardı arkadaş bu sefer sizi videoya çekiyorum. Yine burada bir yangın çıkarsa sorumluluk sizdedir konuşunca, ağır konuşunca bu sefer de yalandan bir alttan su tuttular. Hiçbir şey yapmadan tekrar gittiler. Geride saat sekizdeki olaydan sonra da bire on kala yangın gerçekleşti. Yani bu olay göz göre göre geldi." "İhmalkarlık var burada" İtfaiyeden şikayetçi olacaklarını belirten Çağatay, "Yani gündüz dörtte-beşte iki kere arayınca itfaiye geldi. Yedide, sekizde yine iki kere arayınca itfaiye geldi. Yani bununla ilgili bu itfaiyenin neye istinaden iki kere aramak gerekiyor? Yani tek aramada gelmiyorlar veya gelen ekipler neden müdahale etmiyor? Yani illa bir ağaç için için köz köz yanıyor diyoruz. Alev görmem lazım su sıkmam için diyor. Yani böyle bir şey olmaz yani. İhmalkarlık var burada. İtfaiyeden hem şikayetçi olacağız, adli mercilere. Sonuna kadar bu şeyin arkasındayız biz" dedi. Yangında evi kullanılamaz hale gelen İlhami Aydın ise, "Bugün saat beş gibi bir yangın oldu. Ağaç yandı bizim binanın önündeki. İtfaiye iki kere aranıyor, ikincisinde geliyor. İkincisinde geldiğinde de işte geliyor işte fazla bir şey yok. Bizim komşu söylüyor bunu. Yani suyu sıktıramıyor. Suyu sıkmadan gidiyorlar. Yani bir yangın oluyor, yangın söner. Söndükten sonra da bir soğutma işlemi olur bu işin. Sen bu soğutma işlemini yapmadan gidiyorsun. Akşam ben işten geldim işte yedi sekiz arasıydı. Yedi sekiz arasında da kendim gördüm. Kendimiz söndürdük. İtfaiye geldi. İkinci geldiğinde yine iki kere aradık. İkinci geldiğinde bu yalandan böyle bir alttan su tuttu gitti. Gecede saat biz işte on bir buçuk gibi falan on bir, on bir buçuk gibi yattık. Saat on iki buçuk bire doğru alt komşunun aramasıyla uyandık. Uyanmasak zaten hani aramasa zaten biz de şu an yoktuk yani hayatta yoktuk. Aldım çocukları çıkarttım" diye konuştu. Mağdur olduğunu ve bunun çözülmesini istediğini belirten Aydın, "Benim iki tane özel çocuğum var. Onun telaşıyla onları çıkarttık. Su tuttuk falan. Ev komple kullanılmaz hale geldi. Yani bu itfaiyenin ihmali yüzünden ev şimdi kullanılmaz halde. Dışarıdayız. İki tane benim özel çocuğum var. Üç tane çocuğum var. İkisi özel. Yani bu durum ne olacak? Bu masraflar nasıl olacak? Bunların karşılanmasını itfaiyenin, Büyükşehir’in bu sorumlu olan kişilerin komple burada ne şey varsa ben şikayetçiyim. Sorumlulukları varsa gelsinler, çözsünler. Benim bu mağduriyetimi gidersinler. Şu an ortada kaldık yani. Çocuklar da mağdur. İlaçları var, şeyleri var. Şimdi ben başka yerde kalacağım. O düzenler nasıl olacak? Yani bir insanın su sıkmamasından yaşadığımız durum bu. Gerekli mercilerin gerekli şeylerini yapmasını istiyorum. Şikayetçiyim ve sonuna kadar da gideceğim bunun zaten" şeklinde konuştu. Olaya ilişkin polis ekipleri tarafından inceleme başlatıldı.