EĞİTİM - 03 Mart 2026 Salı 16:10

Doç. Dr. İşeri: "Yapay zeka bir araçtır, nihai karar insana aittir"

A
A
A
Doç. Dr. İşeri: "Yapay zeka bir araçtır, nihai karar insana aittir"

Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Turizm Fakültesi tarafından düzenlenen yapay zekâ konulu konferansta konuşan OMÜ Bilgi İşlem Daire Başkanı Doç. Dr. İsmail İşeri, yapay zekanın bir araç olduğunu ve esas kararın insana ait olduğunu söyledi.


Konferansta yapay zekânın tanımı, tarihi gelişim süreci ve günümüzde ulaştığı dönüşüm gücü kapsamlı biçimde ele alındı. Yapay zekânın doğuşundan itibaren geçirdiği evreler aktarılırken, özellikle 2012 yılının derin öğrenme alanında bir kırılma noktası olduğuna dikkat çekildi. Derin öğrenme, denetimli ve denetimsiz öğrenme yöntemleri ile veri etiketleme süreçleri katılımcılara örnekler eşliğinde anlatıldı. Doç. Dr. İşeri, yapay zekânın dönüştüremeyeceği meslek alanının neredeyse kalmadığını belirterek bireylerin ve toplumun bu dönüşüme uyum sağlamasının gerekliliğine vurgu yaptı. Dijital okuryazarlığın artırılmasının, bireysel yetkinliklerin geliştirilmesinin ve yaşam boyu öğrenme anlayışının önemine dikkat çeken İşeri, yönetim ve karar alma süreçlerinde nihai kontrolün her zaman insanda olması gerektiğini ifade etti. Yapay zekânın bir araç olarak konumlandırılması gerektiğinin altını çizdi.


Konferansta ayrıca yapay zekânın günlük yaşamda kullanım örnekleri, chatbot teknolojileri, insansı robotlar ve farklı sektörlerdeki uygulama alanları ele alındı. Bazı mesleklerin dönüşeceği ya da ortadan kalkabileceği; buna karşılık dijital yöneticilik ve yapay zekâ temelli yeni meslek alanlarının artış göstereceği değerlendirildi. Turizm sektörüne yönelik değerlendirmelerde ise yapay zekânın rezervasyon sistemlerinden kişiselleştirilmiş hizmet sunumuna, veri analitiğinden müşteri deneyimi yönetimine kadar pek çok alanda sektörel dönüşüm oluşturduğu ifade edildi. Ayrıca 2026 Davos Zirvesi’nde yapay zekâya ilişkin öne çıkan başlıklar ile küresel ölçekte görüşülen etik, yönetişim ve sürdürülebilirlik konuları da katılımcılarla paylaşıldı. Program, öğrencilerin yönelttiği soruların yanıtlanmasının ardından yapay zekânın geleceğine ilişkin değerlendirmelerle sona erdi.



Turizm Fakültesi’nde bağımlılık ve siber suçlarla mücadele eğitimi


Ayrıca OMÜ Turizm Fakültesi, öğrencileri hem fiziksel hem de dijital dünyada karşılaşabilecekleri risklere karşı bilinçlendirmek amacıyla kapsamlı bir seminere ev sahipliği yaptı. Turizm Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen etkinlikte, uyuşturucu bağımlılığı ve siber güvenlik konuları ele alındı. Turizm Fakültesi ile Bafra Turizm Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin yoğun katılım gösterdiği seminer, üniversite ile güvenlik birimlerinin iş birliğinde düzenlendi.


OMÜ Bağımlılıkla Mücadele Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü ile Samsun Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü iş birliğinde gerçekleştirilen programda, uyuşturucu madde kullanımının bireysel ve toplumsal etkileri kapsamlı biçimde anlatıldı. Uzmanlar tarafından yapılan sunumlarda; bağımlılık sürecinin nasıl başladığı, fiziksel ve sosyal sonuçları ile uyuşturucu ticaretinin önlenmesine yönelik mücadele yöntemleri hakkında öğrencilere bilgi verildi.


Seminerin ikinci bölümünde ise Samsun İl Jandarma Komutanlığı Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından "İnternetin Güvenli Kullanımı ve Siber Olaylar" başlıklı bir söyleşi gerçekleştirildi. Sunumda internet ortamında karşılaşılabilecek suç türleri ve korunma yolları üzerinde duruldu. Eğitim kapsamında öğrencilere; Siber zorbalık durumunda izlenmesi gereken hukuki yollar; oltalama (phishing), dolandırıcılık, şantaj ve kişisel verilerin korunması; yasa dışı bahis faaliyetlerinin hukuki sonuçları; güvenli sosyal medya kullanımı ve çevrim içi alışverişte dikkat edilmesi gereken hususlar gibi önemli başlıklarda bilgilendirme yapıldı.


Etkinlik, öğrencilerin sorularının uzmanlar tarafından yanıtlanmasının ardından sona erdi.



Doç. Dr. İşeri: "Yapay zeka bir araçtır, nihai karar insana aittir"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Eğitim-Bir-Sen Antalya Şube Başkanı Miran: "Eğitimciler sahipsiz değildir" Eğitim-Bir-Sen Antalya Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, İstanbul’da öğrencisinin bıçaklı saldırısı sonrası Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybetmesiyle ilgili yaptığı açıklamada, "Okullar, şiddetin değil ilmin ve huzurun yuvası olmalıdır. Eğitimciler sahipsiz değildir" dedi. İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğretmen Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybettiği bıçaklı saldırı eğitim camiasını yasa boğdu. Memur Sen Antalya Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, yaptığı yazılı açıklamayla yaşanan olaya tepki gösterdi. Miran, "Çekmeköy Taşdelen’de bulunan Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 11. sınıf öğrencisi olduğu belirtilen ve disiplin sorunları bulunan bir öğrencinin kesici aletle gerçekleştirdiği saldırı sonucunda iki öğretmenimiz ve bir öğrencimiz yaralanmış; ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Fatma Nur Çelik öğretmenimiz tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmiştir. Merhume öğretmenimize Allah’tan rahmet, kederli ailesine, yakınlarına ve eğitim camiamıza sabır ve başsağlığı diliyoruz. Tedavileri devam eden meslektaşımıza ve öğrencimize acil şifalar temenni ediyoruz" dedi. "Can güvenliği endişesi ile görev yapmamalı" Yaşanan saldırının eğitim camiasını derinden sarstığını ifade eden Miran, öğretmenlerin can güvenliği endişesiyle görev yapmaması gerektiğini vurguladı. Miran, "Bugün yüreğimiz yanıyor. Bir meslektaşımızı görevi başında kaybettik. Öğretmenlerimiz can güvenliği endişesiyle görev yapmamalıdır. Okullar, şiddetin değil ilmin ve huzurun yuvası olmalıdır. Eğitimciler sahipsiz değildir. Eğitim-Bir-Sen Antalya Şubesi olarak sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyor; bir daha benzer acıların yaşanmaması için kararlı bir duruş sergilemeye devam edeceğimizi ifade ediyoruz "ifadelerini kullandı. "Caydırıcı önlemler alınmalı" Yetkililere de çağrıda bulunan Miran, okullarda güvenlik tedbirlerinin artırılması gerektiğini belirterek şunları kaydetti: "Okullarımızdaki güvenlik tedbirleri derhal güçlendirilmelidir. Riskli durumlara karşı erken uyarı ve etkili müdahale mekanizmaları kurulmalıdır. Disiplin süreçleri daha caydırıcı hale getirilmeli, eğitim çalışanlarının güvenliğini esas alan yasal düzenlemeler hayata geçirilmelidir."
Adana Sarıgeçili: "Eğitimciye şiddet, bir iş güvenliği sorununa dönüşmüştür" Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, eğitimciye yönelik şiddetin artık bir ’iç güvenlik sorunu’ haline geldiğini vurgulayarak, okullarda can güvenliğinin sağlanması için yetkilileri acil önlem almaya çağırdı. İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde Biyoloji Öğretmeni Fatma Nur Çelik’in 17 yaşındaki öğrencisinin bıçaklı saldırısı sonucu hayatını kaybettiği olayın ardından Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi, şiddete karşı devlet yetkililerini ve toplumu göreve çağırdı. "Eğitimciye şiddet, bir iş güvenliği sorununa dönüşmüştür" Olayla ilgili açıklamada bulunan Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, eğitim sisteminin verimliliği konuşulurken eğitimcilerin can güvenliği kaygısıyla baş başa bırakılmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti. Sarıgeçili, "Bir öğretmenin milletine faydalı bir vatandaş olması için ter döktüğü öğrencisi tarafından katledilmesi, yaşadığımız acıyı derinleştirmiştir. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olayları artık münferit eylemler olmaktan çıkmış, toplumun geleceğini sekteye uğratacak yaygın bir sorun halini almıştır. Eğitimciye yönelen şiddet ne yazık ki artık bir iş güvenliği ve iç güvenlik sorununa dönüşmüştür" dedi. Şiddetin failinin bir öğrenci olmasının meselenin sadece bir asayiş sorunu değil, derin bir toplumsal yara olduğunu kanıtladığını belirten Sarıgeçili, şöyle devam etti: "Eğitimciye yönelik her saldırı ruhumuzu karartmakta, irfanımızı yok etmektedir. Ancak daha vahimi, şiddetin failinin bizatihi öğrenci olduğu hallerde, bunun sıradan bir şiddet sorunu olmadığı gerçeği tüm çıplaklığıyla karşımıza çıkmaktadır. Çocuk suçluluğunun temelinde, çocuğun aile ve sosyal çevresinde gerekli sevgi, şefkat ve disiplini alamaması yatmaktadır. Aile içindeki düzensizlik ve ilgisizlik; topluma, okula ve çevreye suç olarak yansımaktadır." Sarıgeçili, yaşanan acıların ihmal sonucu gerçekleştiğini belirterek, "Devlet, anayasal bir hak olan yaşam hakkını korumak için caydırıcı yasal zemini ve idari şartları tesis etmek zorundadır. Okul güvenliğinin sağlanması ve güvenli çalışma ortamının tesisi, hukuk devleti olmanın gereğidir. Eğitimciler her türlü saldırı karşısında savunmasız bırakılmamalıdır" dedi.