POLİTİKA - 20 Nisan 2026 Pazartesi 15:09

Binali Yıldırım: "Türk devletleri kendi dışındaki ülkelerin refahını yükseltmeye çalışıyor"

A
A
A
Binali Yıldırım: "Türk devletleri kendi dışındaki ülkelerin refahını yükseltmeye çalışıyor"

Samsun’da düzenlenen Türk Dünyası Şehircilik Zirvesi’nde konuşan Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Aksakallılar Heyeti Başkanı Binali Yıldırım, "Türk devletleri dediğimiz zaman 175 milyon kişilik nüfustan bahsediyoruz. 1.2 trilyon dolarlık bir milli gelirden bahsediyoruz. 1 trilyonu bulan dış ticaretten bahsediyoruz ama Türk devletleri sadece kendi aralarında 60-70 milyar civarında ticaret yapıyorlar. Diğerini diğer ülkelerle yapıyorlar. Türk devletleri kendi refahını yükseltmek için değil, kendi dışındaki ülkelerin refahını yükseltmeye çalışıyorlar" dedi.


Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) ev sahipliğinde düzenlen Türk Dünyası Şehircilik Zirvesi’nin açılışı yapıldı. Türk dünyası ülkeleri arasında sürdürülebilir kentleşme politikaları geliştirmek ve akademik iş birliği imkânlarını güçlendirmek amacıyla planlanan Türk Dünyası Şehircilik Zirvesi’nin açılışında konuşan Binali Yıldırım önemli açıklamalarda bulundu.



"Türk devletleri sadece kendi aralarında 60-70 milyar civarında ticaret yapıyorlar"


Türkiye’nin etrafındaki coğrafyadan sorumlu olduğuna dikkat çeken Binali Yıldırım, "Türk devletleri dediğimiz zaman 175 milyon kişilik nüfustan bahsediyoruz. 1.2 trilyon dolarlık bir milli gelirden bahsediyoruz. 1 trilyonu bulan dış ticaretten bahsediyoruz ama Türk devletleri sadece kendi aralarında 60-70 milyar civarında ticaret yapıyorlar. Diğerini diğer ülkelerle yapıyorlar. Türk devletleri kendi refahını yükseltmek için değil, kendi dışındaki ülkelerin refahını yükseltmeye çalışıyorlar. Bu yüzden İpek Yolu’nun bugünkü adıyla orta koridorun önemi gitgide artıyor. Hedefimiz; Türk Devletleri Teşkilatı olarak sadece varlığımızla övünmek değil, gerçek anlamda bir birlik oluşturmaktır. Balkanlar’dan Moğolistan’a kadar uzanan bir coğrafyada malların, insanların ve hizmetlerin serbest dolaşımını sağlayabildiğimizde, hayal edilen tablo gerçeğe dönüşecektir. Türk dünyası yaklaşık 300 milyonluk bir nüfusa sahiptir ve dünya düzeni için önemli bir güçtür. Bu birliği koruyup daha da güçlendirdiğimizde, sadece Türk dünyası için değil, bütün dünyanın refahı ve istikrarı içinde önemli bir adres oluruz" diye konuştu.



"Terörden dolayı 2 trilyon dolar kaynak yok oldu"


Terörsüz Türkiye’nin önemli bir fırsat olduğunu belirten Binali Yıldırım, "Türkiye zor bir coğrafyada yaşamaktadır. Etrafımıza baktığımızda her yerde karışıklıklar ve savaşlar var. Kuzeyde Ukrayna-Rusya savaşı, yakın zamanda Kafkaslar’da yaşanan çatışmalar, güneyde İran ve Gazze-Filistin’de yaşananlar, Kuzey Afrika’daki istikrarsızlık tüm bunları dikkate aldığımızda Türkiye’nin pozisyonu ve rolü giderek daha önemli hâle gelmektedir. Bu bölgenin geleceği, Türkiye’nin geleceğiyle aynıdır. Türkiye’nin dimdik ayakta durması Balkanlar’ın, Kafkaslar’ın ve Orta Doğu’nun ayakta durması anlamına geliyor. O yüzden terörsüz Türkiye sürecinde, 21. yüzyılda Türkiye’ye önemli görevler düşüyor. Terörsüz Türkiye büyük bir fırsattır. 40 yılda 40 bin insanımızı bu uğurda kaybettik. Üstüne üstlük 2 trilyon dolar kaynağımız yok oldu gitti. Binbir zahmetle yaptığımız şehirlerimiz yıkıldı. Şu anda savaş sonucu körfezde olan yıkıntıların tekrar yerine konmasının ne kadar zaman alacağını, ne kadar büyük kaynaklar gerekeceğini kolayca tahmin edebiliyoruz" şeklinde konuştu.



"20 yılda 3 milyon konut yaptık"


Devlet eliyle son 20 yılda 3 milyon konut yaptıkları belirten Yıldırım, "Şehirler medeniyetin kitabı gibidir. Sadece fizikî yapılar değil, aynı zamanda kültürü, düşünceyi ve insanı da içinde barındırır. Ancak günümüzde şehircilik anlayışında insan boyutu gerektiği kadar önemsenmiyor. Gökdelenlere uzayı yaracak şekilde çıkan binalara bakın, o binalarda yaşayan insanların ömrü boyunca birbiri ile selamlaşmadığına şahit olursunuz. Şehirler büyüyor ama insanlar o şehirlerde yalnızlaşıyor. Bu nedenle şehir planlamasında insan ihtiyacını merkeze almak, yeşil alanları ve yaşam dengesini dikkate almamız gerekiyor. Bu anlamda Samsun’a baktığımızda, son yıllarda yeşil alanını en yüksek artıran şehirler arasında yer alıyor. Bugün ise şehircilikte en önemli meselelerden biri altyapı, trafik ve yeşil alan dengesidir. Artık akıllı şehirler kavramı gündemimizdedir. Bugün modern şehirlerin içine düştüğü açmazları azaltacak en önemli araçlardan bir tanesidir. Artık elinizdeki programlarla, bilgisayarlarla evinizde yaşayın yaşamayın sevk ve idaresini yapabileceksiniz. Böylece şehrin temiz hava ihtiyacına yardımcı olacaksınız. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ve Cumhur İttifakı’nın gücüyle memleketimizin her yerinde, her köşesinde sorunların üstesinden geliyor. Devlet eliyle son 20 yılda 3 milyon konut yaptık. Bundan çok daha fazlasını özel sektörün yaptığını biliyoruz. Şu anda 20 milyon aileyi barındıracak Türkiye’de son 25 yılda konut yapımı gerçekleştirildi. Bunlar büyük işlerdir" ifadelerini kullandı.



"Türk Dünyası Üniversiteleri Samsun Bildirgesi tarihe not düşecek"


Açılışta konuşan OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın ise, "Türk dünyasının farklı coğrafyalarında şehircilik ve mimari alanlarında zaman içinde biriken tecrübe, medeniyetimizin gelecek tasavvuruna ilham kaynağı olacaktır. Bu çerçevede üniversitelerimizin sahip olduğu bilimsel birikimin kardeş ülkelerle paylaşılması, beraberlik şuurumuzu daha ileri noktalara taşıyacaktır. Ondokuz Mayıs Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen Türk Dünyası Şehircilik Zirvesi, Türk dünyası ülkeleri arasında mimarlık ve şehircilik alanlarında ortak bir vizyon geliştirmek, sürdürülebilir kentleşme politikalarını ele almak ve akademik iş birliği imkânlarını genişletmek amacıyla hayata geçirilmiştir. Program kapsamında gerçekleştirilecek oturumlar, yalnızca fikir üretmekle kalmayıp uygulamaya dönük çıktılar ortaya koyacak şekilde tasarlanmıştır. Bu doğrultuda zirve sonunda katılımcı rektörler tarafından imza altına alınacak olan ’Türk Dünyası Üniversiteleri Samsun Bildirgesi’, ortak niyet ve kararlılığımızın somut bir göstergesi olarak tarihe not düşecektir" açıklamasında bulundu.



"Türk Dünyası Yüzyılı vizyonumuzun en önemli yapı taşlarından birisi olacak"


Samsun Valisi Orhan Tavlı ise, "Şehirciliğin sadece binalar inşa etmek değil; bir medeniyet tasavvuru ortaya koymak, ruhu olan şehirler imar etmek olduğunu özellikle huzurunuzda ifade etmek istiyorum. Türk dünyasının kadim kültüründen ve tarihinden süzülüp gelen estetik ve mimari anlayışını günümüzün sürdürülebilir kentleşme politikalarıyla harmanlamak; Türkiye Yüzyılı ve Türk Dünyası Yüzyılı vizyonumuzun en önemli yapı taşlarından birisi olacaktır diye de ayrıca değerlendirmekteyiz.


Bu anlayışla, Türk dünyası ülkeleri arasında mimarlık ve şehircilik alanlarında ortak bir vizyon geliştirilmesine ve iş birliği köprülerinin güçlendirilmesine büyük bir katkı sağlayacağına inandığımız bu zirveyi oldukça kıymetli görüyor; zirvenin aynı zamanda gönül coğrafyamızın ortak geleceğini, ’Dilde, Fikirde, İşte Birlik’ şiarıyla yeniden inşa etme hedeflerimiz açısından da önemli bir misyon üstleneceğine can-ı gönülden inanıyoruz" değerlendirmesinde bulundu.



"Çocuk mekânla buluşacak"


MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili İlyas Topsakal ise konuşmasında şunları söyledi:


"Bugün şehirlere baktığımız zaman, şehirde insan yoksa, bina varsa; mekân yoksa, her yer betonsa, şöyle bir dünyadaki şehirleri düşünün: Bu şehirde demek ki medeniyet yoktur. Yani medeniyeti kültür manasında kullandım, tartışma yapmayacağım. Burada kültür yoktur demektir. Uzaktan, sanki uzaydan bakıyormuşsunuz gibi, böyle küçük küçük karga şeklindedirler. Yani insan yoktur. Orada sadece ve sadece bu şehirlerde para vardır. İnsanın hırsı vardır. İnsanın yok edici tavrı vardır. Bu insana biz ’Firavun insanı’ diyoruz. Çocuğun oynayacağı alan yok. Çocuk çocuk olacak, çocuk Allah’la buluşacak, çocuk mekânla buluşacak. Çünkü mekân tasavvurunu Allah bize verdi. Hiçbir alanı yoktur. Bu çocuk aslında çocuk da değildir; büyümeden büyüktür. Dolayısıyla bundan siz normal insan bekleyemezsiniz. Bu şehirlere dikkat etmek lazım. Türkiye’yi buraya dönüştürmeden, Türkiye’yi kurtarmak lazım."


Programda ayrıca AK Parti Samsun Milletvekili Yusuf Ziya Yılmaz da konuşma yaptı. Programın açılış bölümü OMÜ Rektörü Fatma Aydın ve Samsun Valisi Orhan Tavlı’nın Binali Yıldırım’a hediye takdimi ile son buldu. Programa ayrıca AK Parti Samsun Milletvekilleri Çiğdem Karaaslan, Orhan Kırcalı, Ersan Aksu, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, Samsun Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Sabri Kılı, siyasi parti başkanları, il müdürleri ve öğrencileri katıldı.



Binali Yıldırım: "Türk devletleri kendi dışındaki ülkelerin refahını yükseltmeye çalışıyor"

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Zonguldak Varank: "Türkiye Yüzyılı’nı mazlum milletler için de inşa etmek mecburiyetindeyiz" Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Sanayi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank, Türkiye’nin savunma sanayisi ve enerji alanındaki tam bağımsızlık mücadelesine dikkat çekerek, kazanımların dünyada adaleti sağlamak ve mazlum milletlere umut olmak için kullanılacağını vurguladı. Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) İhtisas Akademisi, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ) Sezai Karakoç Kültür Merkezi’nde Kur’an-ı Kerim tilaveti, İstiklal Marşı ve tanıtım klibinin izlenmesiyle başladı. TÜGVA Genel Başkan Yardımcısı İsmail Hakkı Karagüzel’in açılışını yaptığı programa; AK Parti Zonguldak Milletvekili Ahmet Çolakoğlu, Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu, BEÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan, TTK Genel Müdürü Muharrem Kiraz, TÜGVA Zonguldak İl Başkanı Yusuf İslam Karakurt, davetliler ve öğrenciler katıldı. Kürsüye gelen TBMM Sanayi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı Mustafa Varank, vakfın gençleri dijital ekranlardan uzaklaştırıp hayatla buluşturan misyonuna teşekkür ederek gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Teknoloji yıkım için değil adalet için kullanılmalı çağrısı Teknolojinin kullanım amacının önemine değinen Varank, ABD ve İsrail’in yüksek teknolojiyi katliam ve yıkım için kullandığını hatırlattı. Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan acı olaylara da işaret eden Varank, teknolojinin gençler üzerindeki olumsuz etkilerinin altını çizdi. Diziler, sosyal medya ve televizyon yayınlarının toplum üzerindeki etkisini araştırmak üzere Meclis’te tüm partilerin katılımıyla yeni bir komisyon kurulacağını açıklayan Varank, "Mesela aileler olarak akşamları ekranın karşısına geçtiğimizde o 3,5 saatlik, 3 saatlik dizileri izlerken çocuğumuzun ne yaptığının farkında olmamız lazım. Bu dizilerin bu kadar uzun sürmesi doğru mu değil mi? Bu dizi senaryolarının böyle yazılması doğru mu değil mi? Bunların tamamını değerlendirmemiz, buna göre hareket etmemiz ama radikal olmamız lazım. Eğer birtakım hususların yasaklanması gerekiyorsa bundan da çekinmememiz lazım." dedi. "Kendi savunma sanayi ürünlerini üretebilen, dünya lideri Türkiye var" Türkiye’nin dışa bağımlılığını azaltma serüvenine dikkat çeken Varank, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2004 yılındaki Savunma Sanayii İcra Komitesi toplantısında aldığı kararı hatırlattı. Körfez’deki ateş çemberinde ülkelerin savunma zaafları yaşadığına dikkat çeken Varank, "Sayın Cumhurbaşkanımız 2004 yılında askerlerimizin, bakanlarımızın olduğu bir ortamda dedi ki; ’Arkadaşlar bundan sonra eğer kendimiz yapamıyorsak hiçbir ürünü çok hayati olmadığı müddetçe satın almayacaksınız. Ya oturup bunu kendiniz yapacaksınız, kendiniz üreteceksiniz ya da ben bunun satın alınmasına müsaade etmeyeceğim.’ İşte Sayın Cumhurbaşkanımızın verdiği o kararla bugün artık yüzde 80’in üzerinde dışa bağımlılığını ortadan kaldırmış, kendi savunma sanayi ürünlerini üretebilen, ihraç edebilen hatta ve hatta bunların bazılarında dünya lideri olan bir Türkiye var." ifadelerini kullandı. "Ekonominin her alanında kendi bağımsız siyasetinizi oluşturmanız lazım" Bağımsızlık vizyonunun sadece savunma sanayisi ile sınırlı olmadığını ifade eden Varank, enerjideki yerlileşme hamlesine Zonguldak’ı örnek gösterdi. Yabancı şirketlere devasa paralar ödemek yerine Türkiye’nin kendi sismik ve sondaj filolarını kurduğunu belirten Varank, bu sayede Sakarya Gaz Sahası’nda tarihi keşfin yapıldığını hatırlatarak, "Yabancı ülkelerin büyük masraflarıyla burada 2-3 sondaj yapabilirken kendi filomuzu kurarak bunun 5 katı, 6 katı, 7 katı çalışma yapabildik ve günün sonunda işte Sakarya bölgesinde gazımızı keşfettik. Eğer devletimiz o limanı inşa etmemiş olsaydı, eğer oradaki endüstri bölgesi inşa edilmemiş olsaydı, bakın bugün itibariyle bile biz o gazı karaya çıkaramazdık, kullanamazdık" şeklinde konuştu. "Adaletin dünyaya hakim olması için de biz Türkiye olarak elimizden gelen mücadeleyi vereceğiz" Savunma sanayisi ve teknolojideki dev projelerin ardında yaş ortalaması 30’un altında olan gençlerin bulunduğuna dikkat çeken Varank, inşası süren ’Türkiye Yüzyılı’nın sadece ülkenin kendi refahı için tasarlanmadığını kaydetti. Dünyadaki zulümlerin son bulması ve adaletin tesis edilmesi için mevcut kazanımların bir araç olacağını belirten Varank, "Türkiye yüzyılını inşa edeceğiz diyoruz. Türkiye yüzyılını biz sadece Türkiye için inşa etmek de istemiyoruz. İşte etrafımızda yaşanan bu katliamları görüyorsunuz. Zulümleri görüyorsunuz. Eğer bu zulümleri durdurmak gerekiyorsa eğer mazlum milletler ve devletler ya dünyada artık adalet gelmeyecek mi diye sorduğunda sizin gözünüzün içine bakıyorsa işte biz Türkiye yüzyılını sadece kendimiz için değil o mazlum milletler ve devletler içinde inşa etmek mecburiyetindeyiz. Nasıl birileri teknolojisini, sanayisini, ekonomisini katliam yapmak için kullanıyorsa işte biz de teknolojimizi, ekonomimizi ve kazanımlarımızı adaleti getirmek için kullanmak mecburiyetindeyiz. Biz inanıyoruz ve biliyoruz ki siz değerli genç kardeşlerimiz Türkiye yüzyılını inşa edecekler. İnşallah adaletin dünyaya hakim olması için de biz Türkiye olarak elimizden gelen mücadeleyi vereceğiz" sözleriyle konuşmasını tamamladı. Program soru cevap şeklinde devam etti.
Antalya Antalya’daki teleferik kazası davasında karar açıklandı: 8 sanığa hapis cezası Antalya’daki teleferik faciasına ilişkin davada mahkeme kararını açıkladı. Heyet, dönemin ANET Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü olan Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz’ün de aralarında bulunduğu 4 sanık hakkında beraat kararı verirken, 4 sanığı bilinçli taksir, 4 sanığı ise taksirle ölüme ve yaralamaya neden olma suçundan farklı sürelerde hapis cezasına mahkum etti. Antalya’da 1 kişinin hayatını kaybettiği, 7 kişinin yaralandığı teleferik kazasına ilişkin 12 tutuksuz sanığın yargılandığı davada karar duruşması görüldü. Savcının 7 sanık hakkında ’taksirle ölüme neden olma’ suçundan mahkumiyet, dönemin ANET Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü olan Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz’ün de aralarında bulunduğu 5 sanık hakkında beraat talep ettiği davada, Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti tarafların son beyanlarının ardından kararını açıkladı. Konyaaltı ilçesindeki Sarısu mevkiinde bulunan teleferik tesisinde 12 Nisan 2024’te meydana gelen, 1 kişinin hayatını kaybettiği ve 7 kişinin yaralandığı kazaya ilişkin davanın karar duruşmasına Okan E., Aziz A., Ahmet Buğra S., Mesut Kocagöz, Serkan Y. ve Hüseyin A. ile taraf avukatları ve yakınları katıldı. Karar duruşmasında sanık avukatları ile müşteki vekilleri son kez söz aldı. Sanıklar, önceki savunmalarını tekrar ettiklerini belirterek beraatlerini talep ederken, müşteki tarafı ise olayda kusuru bulunan sanıkların cezalandırılmasını istedi. Sanıklar beraat talebinde bulundu Davada tutuksuz olarak yargılanan Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, mütalaaya ilişkin savunmasında, "Beraatimi talep ediyorum, mütalaaya katılıyorum" dedi. Ahmet Buğra S. ise, "Mütalaayı kabul etmiyorum. Genel müdür vekili olarak görev yaptığım dönemde yetkin personel görevlendirilmişti. Teleferik işletmesinde konunun uzmanı bir müdür ile işletme yetkilisi bulunuyordu. Olay günü sahada herhangi bir yetkim ve operasyona ilişkin bir görevim yoktu, varsa yalnızca idari yetkim vardı. Beraatimi talep ediyorum" diye konuştu. Okan E. de savunmasında, "Mütalaaya katılmıyorum. 2017 yılından bu yana kurulu olan tesiste 2022 yılının Ağustos ayında işe başladım. Benden beklenen hususları üst kuruma ilettiğimi düşünüyorum. Arıza kaydını bildirmediğimiz söyleniyor ancak söz konusu kayıt, 2017 yılından bu yana mevcut olan bir arıza kaydıdır. Benden önceki arıza formlarından sorumlu tutulamam. Suçlamaları kabul etmiyorum, beraatimi istiyorum" ifadelerini kullandı. "İyi ki sistemi durdurmuşum" Serkan Y. ise, "İyi ki sistemi durdurmuşum, durdurmasaydım daha büyük bir kazaya sebebiyet verecekti. Yangın ihbarı geldiği için durdurdum. İnsanlar yanarak can vermesin diye sistemi yeniden çalıştırdım. Çalıştırmasaydım bu kez neden çalıştırmadığım sorgulanacaktı. Teleferiğe yönelik bakım kapsamında yapılacak işlemler başlangıçta 220’yi aşkın kalemden oluşuyordu. Daha sonra bu sayı önce 156’ya düşürüldü, ardından 19 kalem iş için seçim sonrasını işaret ettiler. Seçimden sonra yapılacağı söylendi, araya bayram girdi ve yapılmadı. Suçsuz olduğumu düşünüyorum. Ben lise mezunuyum, üniversite mezunu değilim. Beni oraya müdür olarak görevlendirdiler. Arıza denilen husus 2017 yılından bu yana mevcut ve bu durum mahkeme dosyasındaki bilirkişi raporlarında da yer alıyor. Beraatimi istiyorum" dedi. Hüseyin A., "Beraatimi talep ediyorum" derken, Aziz A. da "Önceki savunmalarımı tekrar ediyorum, beraatimi istiyorum" dedi. Mahkeme heyeti tarafından son sözü istenilen tutuksuz yargılanan sanıklar, beraatini talep etti. Savcı mütalaasında 7 sanık için mahkumiyet istemişti Cumhuriyet savcısı, esas hakkındaki mütalaasında Ahmet Buğra S., Okan E., Serdar T., Özgür E., Serkan Y., Suphi K. ve Edip Kemal B. hakkında ’taksirle ölüme neden olma’ suçundan mahkumiyet talep etmişti. Savcı, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz ile K.K., O.K., H.A. ve A.A. hakkında ise aynı suç yönünden beraat istemişti. Savcı ayrıca, tüm sanıklar hakkında ’trafiğin güvenliğini taksirle tehlikeye sokma’ suçundan beraat talebinde bulunmuştu. Ek bilirkişi raporu dosyaya girmişti Davanın önceki celsesinde Orta Doğu Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümünce hazırlanan ek bilirkişi raporu dosyaya sunulmuştu. Raporda Ahmet Buğra S., Okan E., Serdar T., Özgür E. ve Serkan Y.’nin birinci derecede, Edip Kemal B.’nin ise ikinci derecede sorumlu olduğu değerlendirmesine yer verilmişti. Raporda, Suphi K. ile Kazım K. hakkında kazaya ilişkin doğrudan hata yaptıklarına dair bilgi ya da belge bulunmadığı, Hüseyin A. ile Aziz A. bakımından ise görev tanımları itibarıyla kazaya neden olacak bir görevde bulunmadıkları gerekçesiyle kusur bulunmadığı kanaati paylaşılmıştı. Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz bakımından ise kaza tarihinde resmi görevi bulunmadığı, kaza öncesindeki süreçteki etkisi ve sorumluluğunun mahkemece değerlendirilmesi gerektiği ifade edilmişti. Mahkeme kararını açıkladı Mahkeme heyeti, tarafların son beyanlarının ardından hükmünü açıkladı. Heyet, ’taksirle ölüme ve yaralamaya neden olma’ suçundan suç unsuru oluşmadığı gerekçesiyle Edip Kemal B., Mesut Kocagöz, Hüseyin A. ve Aziz A. hakkında beraat kararı verdi. Mahkeme, Kazım K. ile Orhan K.’yi aynı suçtan 3 yıl 4’er ay, Özgür E.’yi 4 yıl 2 ay, Serdar T.’yi 5 yıl hapis cezasına mahkum etti. Ahmet Buğra S., Okan E., Serkan Y. ve Suphi K. ise ’bilinçli taksirle ölüme ve yaralamaya neden olma’ suçundan 7 yıl 6’şar ay hapis cezasına çarptırıldı. Heyet, 8 sanık hakkında hüküm kurarken iyi hal indirimi hükümlerini de uyguladı. Mahkeme ayrıca, tüm sanıklar hakkında ’trafiğin güvenliğini taksirle tehlikeye sokma’ suçundan suç unsuru bulunmadığı gerekçesiyle beraat kararı verdi. Karara karşı 2 hafta içinde itiraz yolunun açık olduğu bildirildi. Olayın geçmişi Sarısu mevkiindeki teleferik tesisinde 12 Nisan 2024’te meydana gelen kazada, parçalanan kabinden düşen 1 kişi hayatını kaybetmiş, aynı kabinde bulunan 2’si çocuk 7 kişi yaralanmıştı. Sistem durduğu için havada asılı kalan 24 kabindeki 174 kişi ise yaklaşık 22,5 saat süren operasyonla tahliye edilmişti. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede 12 sanığın, ’taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ ile ’trafiğin güvenliğini taksirle tehlikeye sokma’ suçlarından 27 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanmaları talep edilmişti.