GÜNDEM - 26 Şubat 2026 Perşembe 09:44

28 Şubat’ın gölgesinde yarım kalan eğitimini 50 yaşında tamamladı

A
A
A

Samsun'da yaşayan 50 yaşındaki 2 çocuk annesi Leyla Taner'in eğitim yolculuğu, 28 Şubat sürecinin gölgesinde yarım kaldı; yıllar sonra ise azmiyle yeniden filizlendi. Başörtüsü nedeniyle üniversite hayalini ertelemek zorunda kalan Taner, yasağın kalkmasının ardından döndüğü sıralardan fakülte ikincisi olarak mezun oldu, 50 yaşında yüksek lisansını tamamlayarak yarım kalan eğitim hikâyesini başarıyla noktaladı.

28 Şubat sürecinde başörtüsü nedeniyle üniversite hayalini ertelemek zorunda kalan 2 çocuk annesi Leyla Taner, yıllar sonra yarım kalan eğitimine geri döndü. Yasağın kalkmasının ardından üniversiteyi fakülte ikincisi olarak tamamlayan Taner, 50 yaşında yüksek lisans diplomasını alarak azmiyle örnek oldu.

28 Şubat’ın gölgesinde yarım kalan eğitimini 50 yaşında tamamladı

"Üniversite sınavında gözetmen mobingi"

1997 yılında üniversite sınavını kazandığını ancak sınav salonunda dahi baskı hissettiğini anlatan Taner, "1997 yılında üniversite sınavında gözetmen başımda ısrarla bekledi. Sorularımı cevaplarken müdahalede bulundu. Yanlış şıkları işaretlememi ısrarla söyledi. Yanımdan ısrarla ayrılmadı. Bu şekilde sınavı tamamlamak zorunda kaldım. Daha sonra iyi bir puan aldım fakat tercihte bulunmadım. Başörtü yasağı sıkıntısının devam edeceğini düşündüğüm için. Daha sonra evlendim ve çocuğum oldu. 2003 yılında tekrar bir sınava girdim. O zaman da daha önce yaşadığım olaya benzer mobbinge uğradım. Bu sefer yine sınavı kazandım. Kazandığım üniversitede de yine bu şekilde başörtü sıkıntısı olduğunu öğrendiğim için kaydımı yaptırmadım" dedi.

28 Şubat’ın gölgesinde yarım kalan eğitimini 50 yaşında tamamladı

28 şubat devriyesinde bu kez yüksek lisansı bitirdi

Eğitim yolculuğunu anlatan Taner, "2015 yılında sınava girerek Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi'ne kaydımı yaptırdım. Başarıyla ikinci olarak bitirdim. Bu süreçte ALES sınavına girdim ve ondan da başarı elde ettim. Sonrasında yüksek lisansa girmeye hak kazandım. Eski Türk edebiyatı alanına kabul edildim. Eğitimime devam ederken kalp rahatsızlıklarım ve başka rahatsızlıklarım çıktığı için eğitimime ara vermek zorunda kaldım. Bir süre ara verdikten sonra 2023 yılında tekrar başvurdum, mülakata alındım ve kabul edildim. Bu sene şubat ayında yüksek lisansımı tamamlamış oldum. 28 Şubat döneminde benim gibi ara vermek istemeyenler ya peruk kullandılar ya da başlarını tamamen açarak eğitim hayatlarına devam ettiler. Kız kardeşim de aynı sebepten dolayı eğitim hayatına devam edemedi" diye konuştu.

Furkan Abrek Ünal

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Antalya Eğitim-Bir-Sen Antalya Şube Başkanı Miran: "Eğitimciler sahipsiz değildir" Eğitim-Bir-Sen Antalya Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, İstanbul’da öğrencisinin bıçaklı saldırısı sonrası Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybetmesiyle ilgili yaptığı açıklamada, "Okullar, şiddetin değil ilmin ve huzurun yuvası olmalıdır. Eğitimciler sahipsiz değildir" dedi. İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğretmen Fatma Nur Çelik’in hayatını kaybettiği bıçaklı saldırı eğitim camiasını yasa boğdu. Memur Sen Antalya Temsilcisi ve Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı Eyüp Bülent Miran, yaptığı yazılı açıklamayla yaşanan olaya tepki gösterdi. Miran, "Çekmeköy Taşdelen’de bulunan Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde 11. sınıf öğrencisi olduğu belirtilen ve disiplin sorunları bulunan bir öğrencinin kesici aletle gerçekleştirdiği saldırı sonucunda iki öğretmenimiz ve bir öğrencimiz yaralanmış; ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan Fatma Nur Çelik öğretmenimiz tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmiştir. Merhume öğretmenimize Allah’tan rahmet, kederli ailesine, yakınlarına ve eğitim camiamıza sabır ve başsağlığı diliyoruz. Tedavileri devam eden meslektaşımıza ve öğrencimize acil şifalar temenni ediyoruz" dedi. "Can güvenliği endişesi ile görev yapmamalı" Yaşanan saldırının eğitim camiasını derinden sarstığını ifade eden Miran, öğretmenlerin can güvenliği endişesiyle görev yapmaması gerektiğini vurguladı. Miran, "Bugün yüreğimiz yanıyor. Bir meslektaşımızı görevi başında kaybettik. Öğretmenlerimiz can güvenliği endişesiyle görev yapmamalıdır. Okullar, şiddetin değil ilmin ve huzurun yuvası olmalıdır. Eğitimciler sahipsiz değildir. Eğitim-Bir-Sen Antalya Şubesi olarak sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla duyuruyor; bir daha benzer acıların yaşanmaması için kararlı bir duruş sergilemeye devam edeceğimizi ifade ediyoruz "ifadelerini kullandı. "Caydırıcı önlemler alınmalı" Yetkililere de çağrıda bulunan Miran, okullarda güvenlik tedbirlerinin artırılması gerektiğini belirterek şunları kaydetti: "Okullarımızdaki güvenlik tedbirleri derhal güçlendirilmelidir. Riskli durumlara karşı erken uyarı ve etkili müdahale mekanizmaları kurulmalıdır. Disiplin süreçleri daha caydırıcı hale getirilmeli, eğitim çalışanlarının güvenliğini esas alan yasal düzenlemeler hayata geçirilmelidir."
Adana Sarıgeçili: "Eğitimciye şiddet, bir iş güvenliği sorununa dönüşmüştür" Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, eğitimciye yönelik şiddetin artık bir ’iç güvenlik sorunu’ haline geldiğini vurgulayarak, okullarda can güvenliğinin sağlanması için yetkilileri acil önlem almaya çağırdı. İstanbul’un Çekmeköy ilçesindeki Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde Biyoloji Öğretmeni Fatma Nur Çelik’in 17 yaşındaki öğrencisinin bıçaklı saldırısı sonucu hayatını kaybettiği olayın ardından Eğitim-Bir-Sen Adana Şubesi, şiddete karşı devlet yetkililerini ve toplumu göreve çağırdı. "Eğitimciye şiddet, bir iş güvenliği sorununa dönüşmüştür" Olayla ilgili açıklamada bulunan Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, eğitim sisteminin verimliliği konuşulurken eğitimcilerin can güvenliği kaygısıyla baş başa bırakılmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti. Sarıgeçili, "Bir öğretmenin milletine faydalı bir vatandaş olması için ter döktüğü öğrencisi tarafından katledilmesi, yaşadığımız acıyı derinleştirmiştir. Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olayları artık münferit eylemler olmaktan çıkmış, toplumun geleceğini sekteye uğratacak yaygın bir sorun halini almıştır. Eğitimciye yönelen şiddet ne yazık ki artık bir iş güvenliği ve iç güvenlik sorununa dönüşmüştür" dedi. Şiddetin failinin bir öğrenci olmasının meselenin sadece bir asayiş sorunu değil, derin bir toplumsal yara olduğunu kanıtladığını belirten Sarıgeçili, şöyle devam etti: "Eğitimciye yönelik her saldırı ruhumuzu karartmakta, irfanımızı yok etmektedir. Ancak daha vahimi, şiddetin failinin bizatihi öğrenci olduğu hallerde, bunun sıradan bir şiddet sorunu olmadığı gerçeği tüm çıplaklığıyla karşımıza çıkmaktadır. Çocuk suçluluğunun temelinde, çocuğun aile ve sosyal çevresinde gerekli sevgi, şefkat ve disiplini alamaması yatmaktadır. Aile içindeki düzensizlik ve ilgisizlik; topluma, okula ve çevreye suç olarak yansımaktadır." Sarıgeçili, yaşanan acıların ihmal sonucu gerçekleştiğini belirterek, "Devlet, anayasal bir hak olan yaşam hakkını korumak için caydırıcı yasal zemini ve idari şartları tesis etmek zorundadır. Okul güvenliğinin sağlanması ve güvenli çalışma ortamının tesisi, hukuk devleti olmanın gereğidir. Eğitimciler her türlü saldırı karşısında savunmasız bırakılmamalıdır" dedi.