SAĞLIK
14 Mart 2026 Cumartesi - 19:05 Hastane çalışanları iftar sofrasında buluştu Kahramanmaraş’ta Özel Sular Akademi Hastanesi’nde görev yapan sağlık çalışanları, iftar programında bir araya geldi. Hastane yönetiminin ev sahipliğinde gerçekleştirilen programda doktorlar, hemşireler, sağlık personeli ve idari çalışanlar aynı sofrada buluşarak oruçlarını birlikte açtı. Programa hastanenin yönetim kurulu üyeleri ve yöneticiler de katıldı. Programda konuşan Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Mehmet Emir Sular, 15 yılı aşkın süredir sağlık sektöründe hizmet veren bir kurum olarak insan hayatına dokunmanın büyük bir sorumluluk ve onur olduğunu söyledi. Sağlık hizmetlerinin yalnızca bir meslek olmadığını, aynı zamanda özveri, sabır ve gönül isteyen kutsal bir görev olduğunu belirten Sular, "Doktorlarımızdan hemşirelerimize, sağlık personelimizden idari kadrolarımıza kadar herkesin katkısı kurumumuzun bugünlere gelmesinde büyük rol oynamıştır. Farklı sektörlerde faaliyet gösteriyor olsak da sağlık alanındaki hizmetlerimizin yeri her zaman ayrıdır. Çünkü yaptığımız her işin merkezinde insan vardır. Bu mübarek Ramazan akşamında aynı sofrayı paylaşmak birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendiren çok kıymetli bir vesiledir" dedi. Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Sular ise Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ayı olduğunu belirterek programa katılan çalışanlara teşekkür etti. Sular, "Depremden bu yana üç yıl geçti. Bu vesileyle deprem şehitlerimize ve hastanemizden depremde hayatını kaybeden 12 çalışma arkadaşımıza Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum. Rabbim bu tür afetleri bir daha yaşatmasın. Ayrıca tüm hekimlerimizin ve sağlık camiamızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyorum. Yaklaşan bayramın da tüm çalışanlarımız ve aileleri için sağlık, huzur ve mutluluk getirmesini diliyorum" ifadelerini kullandı. Program, sağlık çalışanlarının sohbet ederek Ramazan ayının birlik ve beraberlik atmosferini paylaşmasıyla sona erdi.
Kapalı cerrahide 4 önemli avantaj
28 Ocak 2026 Çarşamba - 10:26 Kapalı cerrahide 4 önemli avantaj Memorial Kayseri Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Ali Can Yalı, kapalı yöntemle yapılan ameliyatlarla ilgili bilgi verdi. Kapalı yöntemle yapılan ameliyatlar olarak bilinen laparoskopik cerrahi, ileri teknolojinin ve deneyimin birleştiği modern cerrahi yaklaşımı temsil ediyor. Örneğin safra kesesi, kasık fıtığı cerrahisi ve onkolojik cerrahide laparoskopik ameliyatlar hastaya önemli konfor sağlıyor. Karın içine açılan birkaç küçük kesi ile yüksek çözünürlüklü kamera sistemleri ve özel cerrahi enstrümanlar kullanılarak gerçekleştirilen yöntem sayesinde güvenli, etkili ve hasta odaklı sonuçlar elde ediliyor. Maksimum cerrahi hassasiyet Op. Dr. Ali Can Yalı, ameliyatlarla ilgili verdiği bilgilerde, "Laparoskopik cerrahide ameliyat alanı büyütülerek izleme yapılır. Bu durum anatomik yapıların son derece net ayırt edilmesini sağlar. Damarlar, sinirler ve doku planları açık cerrahiye kıyasla daha detaylı değerlendirilir. Bu üstün görüntüleme avantajı sayesinde parçalara ayırmanın (diseksiyon) kontrollü yapılmasına, kan kaybının azaltılmasına ve komplikasyon riskinin düşürülmesine doğrudan katkı sağlar" dedi. Minimal travma, hızlı ve güvenli iyileşme Kapalı cerrahinin daha hızlı iyileşme sağladığını söyleyen Ali Can Yalı, "Minimal invaziv yaklaşım sayesinde karın duvarı bütünlüğü büyük ölçüde korunur. Bu da ameliyat sonrası ağrının azalması nedeniyle hareket yeteneğinin ve taburculuğun kısalmasını sağlar. Klinik veriler, kapalı cerrahinin daha kısa hastanede kalış süresi ve daha hızlı fonksiyonel iyileşme sağladığını açıkça göstermektedir. Safra kesesi taşları ve safra kesesine ait iltihabi hastalıklarda laparoskopik kolesistektomi, günümüzde altın standart tedavi yöntemi olarak kabul edilmektedir. Yüksek çözünürlüklü görüntüleme sayesinde safra yolları ve çevre anatomik yapılar net bir şekilde değerlendirilir, bu sayede cerrahi güvenliği artar. Cerrahinin avantajları şunlardır. Ameliyat sonrası daha az ağrı, aynı gün veya ertesi gün taburculuk, günlük yaşama hızlı dönüş ve düşük enfeksiyon ve komplikasyon oranları" ifadelerini kullandı. Kapalı kasık fıtığı cerrahisi Op. Dr. Yalı, "Kasık fıtıklarında laparoskopik onarım, özellikle iki taraflı ve nüks fıtıklarda önemli avantajlar sağlamaktadır. Karın arka duvarının içeriden değerlendirilmesi sayesinde fıtık bölgeleri detaylı olarak görülür ve anatomik onarım daha fizyolojik bir şekilde gerçekleştirilir. Kapalı cerrahi sayesinde daha az doku hasarı, düşük kronik ağrı riski, kısa sürede işe ve sosyal yaşama dönüş ve her iki tarafın aynı seansta güvenle onarılabilmesi gibi nedenler modern fıtık cerrahisinin önemli bir parçasıdır. Kolon ve rektum kanserleri başta olmak üzere gastrointestinal sistem malignitelerinde laparoskopik cerrahi; onkolojik cerrahinin temel prensiplerinden ödün vermeden başarıyla uygulanmaktadır. Yeterli cerrahi sınırlar ve uygun lenf nodu diseksiyonu, laparoskopik yaklaşımla güvenle sağlanabilmektedir. Uluslararası kılavuzlar ve geniş klinik çalışmalar, deneyimli merkezlerde uygulanan laparoskopik onkolojik cerrahinin; açık cerrahi ile eşdeğer uzun dönem sağkalım ve lokal kontrol sonuçları sunduğunu ortaya koymaktadır" dedi. Kapalı cerrahide başarının uygun hasta seçimi ve deneyim ile doğrudan ilişkili olduğunu söyleyen Op. Dr. Ali Can Yalı, "Kapalı cerrahinin başarısı doğru endikasyon, uygun hasta seçimi ve cerrahın deneyimi ile doğrudan ilişkilidir. İleri teknoloji, bilimsel bilgi ve klinik tecrübe ile birleştiğinde maksimum cerrahi başarı ve hasta güvenliği sağlar. Safra kesesi hastalıkları, kasık fıtıkları ve onkolojik cerrahi başta olmak üzere kapalı yöntem; günümüz genel cerrahisinde hasta konforunu ve bilimsel mükemmeliyeti merkeze alan bir yaklaşımdır. Daha az travma ile daha güçlü sonuçlar sunan bu yöntem, modern cerrahinin vazgeçilmez bir parçası haline gelmiştir. Bilimsel verilerle desteklenen laparoskopik cerrahi, cerrahinin geleceğini bugün hastalarla buluşturmaktadır" ifadelerini kullandı.
"Kadınlarda saç dökülmesinin gizli nedenleri"
28 Ocak 2026 Çarşamba - 10:13 "Kadınlarda saç dökülmesinin gizli nedenleri" Kadınlarda saç dökülmesinin en sık nedenlerinden birinin stres olduğuna dikkat çeken Dermatoloji Uzmanı Dr. Büşra Demirci, "Ani kilo kaybı, ağır geçirilen hastalıklar, enfeksiyonlar ve cerrahi girişimler sonrası da saç dökülmesi artabilir. Demir eksikliği başta olmak üzere B12 ve D vitamini yetersizlikleri de saç dökülmesini tetikleyebilir" dedi. Kadınların yaklaşık üçte birinin yaşamının bir döneminde klinik olarak anlamlı saç dökülmesi yaşadığına dikkat çeken Medical Park TEM Hastanesi Dermatoloji (Cildiye) Uzmanı Dr. Büşra Demirci, saç dökülmesinin tek bir nedene bağlı olmadığını, doğru tanı için altta yatan faktörlerin mutlaka araştırılması gerektiğini söyledi. "Saç dökülmesi her zaman hastalık anlamına gelmez" Saçın doğal bir büyüme ve dökülme döngüsü olduğunu hatırlatan Uzm. Dr. Demirci, "Sağlıklı bireylerde günde ortalama 50-100 tel saç dökülmesi normal kabul edilir. Ancak dökülen saç miktarında belirgin artış, saçlarda gözle görülür seyrelme, saç tellerinde incelme veya saç ayrımının belirginleşmesi gibi durumlarda mutlaka bir uzmana başvurulması gerekir" diye konuştu. "Stres neden olabilir" Kadınlarda saç dökülmesinin en sık nedenlerinden birinin stres olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Demirci, "Ani kilo kaybı, ağır geçirilen hastalıklar, enfeksiyonlar ve cerrahi girişimler sonrası da saç dökülmesi artabilir. Bu durum genellikle ‘telogen effluvium’ olarak adlandırılır. Bu tip dökülmeler çoğu zaman geçicidir ve altta yatan neden ortadan kalktığında saçlar yeniden çıkmaya başlar" dedi. "Vitamin ve mineral eksiklikleri göz ardı edilmemeli" Demir eksikliği başta olmak üzere B12 ve D vitamini yetersizliklerinin saç dökülmesini tetikleyebileceğini söyleyen Uzm. Dr. Demirci, "Özellikle kadınlarda bu eksiklikler sık görülebilir. Tiroit hastalıkları da saç sağlığını doğrudan etkileyebilir. Bu yüzden saç dökülmesi şikâyeti olan kişilerde kan tetkikleri önemlidir" açıklamasında bulundu. "Genetik ve hormonal faktörler etkili olabilir" Kadınlarda genetik yatkınlığa bağlı saç dökülmesinin, erkeklerden farklı bir seyir izlediğini dile getiren Uzm. Dr. Demirci, "Androjenetik alopesi, kadınlarda genellikle tepe ve orta ayrım bölgesinde seyrelme şeklinde görülür. Polikistik over sendromu, adet düzensizlikleri, menopoz süreci ve tiroit bozuklukları gibi hormonal değişimler de saç dökülmesini artırabilir" dedi. "Doğum sonrası dökülme çoğu zaman kalıcı değildir" Gebelik döneminde hormonal değişimlere bağlı olarak saç dökülmesinin azaldığını, doğumdan sonra ise yaygın saç dökülmesi görülebildiğini belirten Uzm. Dr. Demirci, Bu durum çoğu kadında geçici olabilir. Doğumdan yaklaşık 2-4 ay sonra başlayan bu dökülme, genellikle 6 ay içinde kendiliğinden azalır. Bu durum kalıcı saç kaybı ile karıştırılmamalıdır" şeklinde konuştu. "Sıkı saç modelleri riski artırıyor" Sıkı saç modelleri, yoğun ısı kullanımı, kimyasal işlemler ve saçın sürekli gergin şekilde toplanmasının saç köklerine zarar verebileceğini söyleyen Uzm. Dr. Demirci, "Bu alışkanlıklar uzun vadede dökülmeyi artırabilir. Özellikle bu tür uygulamaların erken fark edilmemesi kalıcı saç kayıplarına yol açabilir" dedi. "Takviyeler bilinçsiz kullanılmamalı" Saç dökülmesi yaşayan birçok kişinin rastgele vitamin ve mineral takviyelerine yöneldiğini belirten Uzm. Dr. Demirci, "Kan tetkiki yapılmadan kullanılan takviyeler her zaman fayda sağlamaz, aksine mevcut dökülmenin uzamasına ya da artmasına zemin hazırlayabilir. Bu yüzden tedavi mutlaka kişiye özel planlanmalıdır" dedi. "Beslenme ve yaşam tarzı saç sağlığında belirleyici" Yeterli ve dengeli beslenmenin saç sağlığı için temel olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Demirci, "Özellikle protein alımı önemlidir. Aşırı kısıtlayıcı diyetlerden kaçınılması, düzenli uyku ve stres yönetimi saç dökülmesinin kontrol altına alınmasına yardımcı olur" ifadelerini kullandı. "Erken başvuru tedavi başarısını artırıyor" Saç dökülmesinde erken tanının önemine değinen Uzm. Dr. Demirci, "Saç kökleri henüz canlıyken yapılan müdahalelerle dökülmenin ilerlemesi büyük ölçüde durdurulabilir. Geç kalındığında ise tedavi seçenekleri sınırlanabilir" diyerek açıklamalarını sonlandırdı.
Kars’ta Gezici Hayvan Sağlığı Hizmetleri Projesi için imzalar atıldı
27 Ocak 2026 Salı - 18:22 Kars’ta Gezici Hayvan Sağlığı Hizmetleri Projesi için imzalar atıldı Kars’ta Gezici Hayvan Sağlığı Hizmetleri Projesi hayata geçiriliyor. Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı (SOGEP) kapsamında başarılı bulunan "Kars’ta Gezici Sağlık Hizmetleriyle Hayvancılığın Güçlendirilmesi Projesi"nin sözleşmesi, Kafkas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüsnü Kapu ile Serhat Kalkınma Ajansı (SERKA) Genel Sekreteri Nurullah Karaca arasında imzalandı. Proje kapsamında, Kafkas Üniversitesi Hayvan Sağlığı Eğitim, Araştırma ve Uygulama Hastanesi bünyesinde hizmet verecek donanımlı bir gezici hayvan muayene aracı hizmete alınacak. Araç; Kars il merkezi ve 7 ilçesi başta olmak üzere, ihtiyaç halinde çevre il ve ilçelerde ambulans, muayene ve yerinde tedavi hizmetleri sunacak. Portatif donanımlar sayesinde muayene, temel laboratuvar analizleri, görüntüleme ve gerekli operasyonlar gerçekleştirilebilecek. Ayrıca Veteriner Fakültesi ve Meslek Yüksekokulu öğrencileri, staj kapsamında araç faaliyetlerine katılarak uygulamalı eğitim imkanı elde edecek. Doğal afet durumlarında ise özellikle arama kurtarma köpekleri başta olmak üzere hayvanlara acil sağlık hizmetleri sunulacak. Proje ile Kars’ta hayvan sağlığı hizmetlerine erişimin artırılması, koruyucu ve tedavi edici veterinerlik uygulamalarıyla hayvan hastalıklarının azaltılması hedefleniyor. Bunun yanı sıra hayvansal üretim verimliliğinin artırılması, yaban hayatının korunması ve afetlere müdahale kapasitesinin güçlendirilmesi yoluyla bölge ve ülke ekonomisine katkı sağlanması amaçlanıyor.
Morris Şinasi Çocuk Hastanesi yeniden Manisa’ya kazandırılıyor
27 Ocak 2026 Salı - 14:50 Morris Şinasi Çocuk Hastanesi yeniden Manisa’ya kazandırılıyor AK Parti Manisa İl Başkanı Süleyman Turgut, uzun süredir atıl durumda bulunan Morris Şinasi Çocuk Hastanesi’nin güçlendirme ve tadilat projesinin 2026 Yılı Yatırım Programına alındığını açıkladı. Manisa’nın sağlık altyapısı açısından büyük önem taşıyan Morris Şinasi Çocuk Hastanesi’nin, gerçekleştirilecek kapsamlı güçlendirme ve yenileme çalışmalarının ardından yeniden hizmete açılması hedefleniyor. Toplam yatırım bedeli 120 milyon TL olan proje kapsamında hastanenin kısa süre içerisinde ihaleye çıkarılması planlanıyor. Yatırım programına alınan proje doğrultusunda hastanede kapsamlı tadilat ve güçlendirme çalışmaları gerçekleştirilecek. Çalışmaların tamamlanmasının ardından Morris Şinasi Çocuk Hastanesi, 100 yatak kapasiteli modern bir sağlık tesisi olarak yeniden Manisalıların hizmetine sunulacak. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan AK Parti Manisa İl Başkanı Süleyman Turgut, sürecin kararlılıkla yürütüldüğünü belirterek, "Manisa’mız için hayati öneme sahip Morris Şinasi Çocuk Hastanemizin yeniden hizmete kazandırılması adına milletvekillerimizle birlikte yoğun bir çalışma yürüttük. Bu girişimler neticesinde projemizi 2026 Yılı Yatırım Programına aldırmayı başardık. İhale sürecinin ardından hastanemiz daha güçlü ve daha modern bir şekilde halkımıza hizmet verecek" dedi. Turgut, projeye destek veren milletvekillerine, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür ederek, Manisa için çalışmayı sürdüreceklerini ifade etti.
Uzmanından karda düşme vakalarına karşı hayati uyarılar
27 Ocak 2026 Salı - 13:48 Uzmanından karda düşme vakalarına karşı hayati uyarılar Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Destek ve Kalite Müdürü Fizyoterapist Reşat Hamurcu, kış aylarında karda artan düşme vakalarına karşı vatandaşları uyardı. Karlı ve buzlu havalarda özellikle zeminin büyük risk oluşturduğunu belirten Reşat Hamurcu, alınacak basit önlemlerle ciddi yaralanmaların önüne geçilebileceğini söyledi. Hamurcu, kış şartlarında kaymaz tabanlı ayakkabı giyilmesinin en önemli tedbirlerin başında geldiğini vurgulayarak, "Eldiven kullanılabilir, diz ve kalçayı koruyan kalın kıyafetler tercih edilebilir" dedi. Uzun süreli yürüyüşler öncesinde mutlaka 5–10 dakikalık ısınma yürüyüşü yapılması gerektiğini ifade eden Hamurcu, ısınmış kasların düşme anında daha hızlı tepki verdiğini ve sakatlanma riskini azalttığını belirtti. Özellikle kayak yapanlar ve mahalle aralarında kayan vatandaşların, ısınma yapmadan aktiviteye başlamaması gerektiğini dile getiren Hamurcu, "Kaslar soğukken yapılan aktivitelerde kopma ve ciddi sakatlık riski artar. Düşerken elleri sert şekilde yere koymaktan kaçınılmalı. Mümkünse kalça üzerine ve yan şekilde düşmeye çalışılmalı. Bu, yüzey alanını artırarak basıncı azaltır" ifadelerini kullandı. Kayak yapanların ise dizlerini kilitlememesi gerektiğini belirten Hamurcu, dizlerin hafif fleksiyonda tutulmasının sakatlık riskini azalttığını söyledi. "Belden eğilme tehlikeli" Karlı zeminde yük taşırken belden eğilmenin tehlikeli olduğuna dikkat çeken Hamurcu, "Mutlaka bacak gücü kullanılmalı. Aksi halde bel fıtığı gibi rahatsızlıklar oluşabilir" uyarısında bulundu. Hamurcu, kayak veya egzersiz sonrası düşme yaşanması durumunda ağrının önemsenmesi gerektiğini vurgulayarak, "Geçer denilmemeli. Kırık ya da fark edilmeyen başka bir sağlık sorunu olabilir. En yakın hastanenin acil servisine başvurulmalı" dedi. Aktivite sonrası soğuma egzersizlerinin de ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Hamurcu, eve gelindikten sonra hafif hareketler ve 5–10 dakikalık yürüyüşle kasların rahatlatılmasının önemine dikkat çekti.
Kardiyoloji Uzmanı Kıvrak: "Soğuk havalar, kalbin iş yükünü artırıyor"
27 Ocak 2026 Salı - 13:43 Kardiyoloji Uzmanı Kıvrak: "Soğuk havalar, kalbin iş yükünü artırıyor" Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tarık Kıvrak, "Soğuk hava damarların büzüşmesine neden olarak kalbin iş yükünü artırıyor. Bu durum nefes darlığı, çabuk yorulma ve vücutta ödem gibi şikayetlerin artmasına yol açabilir" dedi. Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tarık Kıvrak, kış aylarında kalp yetersizliği bulunan hastaların dikkat etmesi gereken hususlar hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Kış aylarının, kalp yetersizliği olan bireyler için bazı özel riskler barındırdığını ifade eden Prof. Dr. Kıvrak, "Soğuk havanın damarların büzüşmesine neden olarak kalbin iş yükünü artırıyor. Bu durum nefes darlığı, çabuk yorulma ve vücutta ödem gibi şikayetlerin artmasına yol açabilir. Soğuktan korunma büyük önem taşıyor. Ani ısı değişimlerinden kaçınılması, kat kat giyinilmesi ve özellikle sabah erken saatlerde çok soğuk havada dışarı çıkılmaması gerekiyor. Ev ortamının ise ne çok soğuk ne de çok sıcak olmaması kalbin yükünü azaltacaktır" diye konuştu. Kış aylarında enfeksiyon riskinin arttığını belirten Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Kıvrak, "Grip ve solunum yolu enfeksiyonları kalp yetersizliğini hızla kötüleştirebilir. Bu nedenle grip ve pnömoni aşılarının ihmal edilmemesi, kalabalık ve kapalı ortamlarda maske kullanımının sürdürülmesinin önemlidir. Tuz tüketiminin mutlaka sınırlandırılması gerekiyor. Sıvı alımının ise hekimin önerdiği düzeyde tutulması önemlidir. Hastaların kendilerini iyi hissettikleri dönemlerde dahi ilaç dozlarını aksatmaması gerekiyor. Kilo artışı, nefes darlığında artış, bacaklarda şişlik ya da gece nefes darlığıyla uyanma gibi belirtilerin ortaya çıkması halinde vakit kaybetmeden hekime başvurulması önem arz ediyor" ifadelerini kullandı.