SAĞLIK
14 Mart 2026 Cumartesi - 19:05 Hastane çalışanları iftar sofrasında buluştu Kahramanmaraş’ta Özel Sular Akademi Hastanesi’nde görev yapan sağlık çalışanları, iftar programında bir araya geldi. Hastane yönetiminin ev sahipliğinde gerçekleştirilen programda doktorlar, hemşireler, sağlık personeli ve idari çalışanlar aynı sofrada buluşarak oruçlarını birlikte açtı. Programa hastanenin yönetim kurulu üyeleri ve yöneticiler de katıldı. Programda konuşan Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Mehmet Emir Sular, 15 yılı aşkın süredir sağlık sektöründe hizmet veren bir kurum olarak insan hayatına dokunmanın büyük bir sorumluluk ve onur olduğunu söyledi. Sağlık hizmetlerinin yalnızca bir meslek olmadığını, aynı zamanda özveri, sabır ve gönül isteyen kutsal bir görev olduğunu belirten Sular, "Doktorlarımızdan hemşirelerimize, sağlık personelimizden idari kadrolarımıza kadar herkesin katkısı kurumumuzun bugünlere gelmesinde büyük rol oynamıştır. Farklı sektörlerde faaliyet gösteriyor olsak da sağlık alanındaki hizmetlerimizin yeri her zaman ayrıdır. Çünkü yaptığımız her işin merkezinde insan vardır. Bu mübarek Ramazan akşamında aynı sofrayı paylaşmak birlik ve beraberliğimizi daha da güçlendiren çok kıymetli bir vesiledir" dedi. Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Sular ise Ramazan ayının paylaşma ve dayanışma ayı olduğunu belirterek programa katılan çalışanlara teşekkür etti. Sular, "Depremden bu yana üç yıl geçti. Bu vesileyle deprem şehitlerimize ve hastanemizden depremde hayatını kaybeden 12 çalışma arkadaşımıza Allah’tan rahmet, ailelerine sabır diliyorum. Rabbim bu tür afetleri bir daha yaşatmasın. Ayrıca tüm hekimlerimizin ve sağlık camiamızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyorum. Yaklaşan bayramın da tüm çalışanlarımız ve aileleri için sağlık, huzur ve mutluluk getirmesini diliyorum" ifadelerini kullandı. Program, sağlık çalışanlarının sohbet ederek Ramazan ayının birlik ve beraberlik atmosferini paylaşmasıyla sona erdi.
Uzmandan uyarı: "Bitki çayları ilaç gibi etki edebiliyor"
29 Ocak 2026 Perşembe - 09:22 Uzmandan uyarı: "Bitki çayları ilaç gibi etki edebiliyor" Uzmanlara göre bitki çaylarının aşırı tüketimi ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Pınar Seymen zayıflama, detoks ve bağışıklık amacıyla kontrolsüz tüketilen bitki çaylarının ‘doğal’ algısıyla masum sanıldığını ancak bazı türlerin ilaç etkisi gösterebildiğini, aşırı tüketimin karaciğer yükünden demir eksikliğine kadar pek çok riski beraberinde getirdiğini söyledi. Uzmanlar, özellikle ‘zayıflatır’, ‘ödem attırır’ iddiasıyla satılan karışım çayların içeriğinin çoğu zaman doğruyu yansıtmadığına dikkat çekiyor. Medicana Zincirlikuyu Hastanesi Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Pınar Seymen, "Yanlış lanse edilen bu bitki çayları böbrek hasarından, bağırsak tembelliği, sıvı-elektrolit dengesizliği ve kalp problemlerine neden olabiliyor" açıklaması yaptı. Prof. Dr. Seymen ayrıca, kafein ve tanin içeriği yüksek olan çay türlerinde, aşırı tüketim halinde uyku bozukluğu, demir emiliminde düşüş, çarpıntı ve anksiyete artışı gibi yan etkiler gözlenebildiğini belirtti. Bitki çaylarının aşırısı tehlikeli Yaygın bitki çayları papatya, adaçayı, sinameki, yeşil çay, rezene ve matenin aşırı tüketiminin ciddi sorunlara yol açabileceğini belirten Prof. Dr. Seymen, "Böbrek ve karaciğer hasarına neden oluyor. Yoğun veya uzun süreli bitki çayı tüketimi karaciğer enzimlerinde yükselme ve böbrek üzerine ek yük oluşturabiliyor. Kalp ritim bozukluğu ve Tansiyon problemleri öne çıkıyor. Örneğin meyan kökü gibi bitkiler yüksek tüketildiğinde hipertansiyon ve potasyum düşüklüğü gibi sorunlara yol açabiliyor. Hormon dengesizlikleri, mide ve bağırsak sorunları öne çıkıyor. Bitki çaylarının aşırı tüketimi özellikle hassas bireylerde alerji, uyku bozulması, çarpıntı ve huzursuzluk yapabiliyor" vurgusunu yaptı. Bitki çayları ilaç değiller Prof. Dr. Seymen, bitki çaylarının yanlış ve uzun süreli kullanımının olauştarabileceği riskleri şöyle sıraladı: "Karaciğer: Özellikle yeşil çay ekstresi, sinameki ve bazı zayıflama çayları karaciğer enzimlerini yükseltebilir. Uzun süreli kullanım karaciğer toksisitesine kadar ilerleyebilir. Böbrekler: İdrar söktürücü etkisi olan kiraz sapı, mısır püskülü gibi çayların aşırı tüketimi sıvı-elektrolit dengesini bozarak böbrek fonksiyonlarını olumsuz etkileyebilir. Kalp ve Damar Sistemi: Adaçayı, ginseng ve meyan kökü gibi bazı bitkiler tansiyonu yükseltebilir ya da kalp ritmini etkileyebilir. Özellikle kalp hastaları dikkatli olmalı. Mide ve Bağırsaklar: Sinameki ve aloe vera gibi bağırsak hareketlerini artıran bitkiler, bağımlılığa yol açabilir ve uzun vadede bağırsak tembelliğine neden olabilir. Sinir Sistemi: Kafein içeriği yüksek bitki çayları (mate, yeşil çay gibi) aşırı tüketildiğinde çarpıntı, huzursuzluk ve uyku bozukluklarına yol açabilir. Hormon Dengesi: Rezene, soya içerikli bitkiler ve bazı karışım çaylar hormonal dengeyi etkileyebilir." Prof. Dr. Seymen, "İlaç kullanıyorsanız, kronik hastalığınız varsa veya hamileyseniz, bitki çayı tüketimi öncesinde mutlaka doktora danışın" uyarısında bulundu.
Ambulans helikopter geçen yıl 299 hasta için havalandı
29 Ocak 2026 Perşembe - 09:09 Ambulans helikopter geçen yıl 299 hasta için havalandı Türkiye’de en çok hava ambulansı kullanılan bölgelerden biri olan Doğu Karadeniz Bölgesinde Hava 61 Helikopter Ambulansı bölgenin zorlu coğrafi şartlarına rağmen hizmet vermeyi sürdürüyor. Trabzon’da 2009 yılı Ekim ayında hizmete giren ambulans helikopter, Trabzon’un yanı sıra zaman zaman bölgeye yakın olan diğer illere de hizmet verirken, geçtiğimiz yıl en yoğun günlerini yaz mevsiminde yaşadı. Sağlık Bakanlığı tarafından Trabzon-Rize-Gümüşhane-Giresun ve Artvin illerinden oluşan bölge illerimizdeki olası hasta, yaralılara müdahale edilebilmesi adına Trabzon’da konuşlandırılan Helikopter Ambulans 2025 yılı içerisinde toplam 299 hastanın nakil işlemini gerçekleştirdi. Helikopter ambulans Hızırbey mahallesi sahil kesimindeki Hızırbey Heliport alanında 5 kap.pilot, 2 doktor, 2 acil tıp teknikeri, 1 Teknisyen ve 2 yardımcı personelle gün doğumu/günbatımı saatleri arasında hizmet veriyor. Acil tedavi gerektiren hastaların olay yerinde ilk müdahalesinin yapılmasının ardından mümkün olan en kısa sürede hastaneye naklini sağlamak amacıyla havalanan helikopter ambulans, 2025 yılı içerisinde toplamda 361 saat 47 dakika uçuş yaparak 299 hastanın çeşitli illerdeki farklı hastanelere naklini gerçekleştirdi. 2025 yılı içerisinde gerek il merkezlerine uzak kalan kırsal kesimlerde ve yaylalardaki hasta, yaralıların olay yerinde ilk müdahalesinin yapılmasının ardından, gerekse ileri tetkik ve tedavilerinin yapılabilmesi adına hastaneler arası nakledilmesi talep edilen Trabzon’dan 225 , Giresun’dan 69 , Rize’den 2 ve Artvin’den 3 hastanın helikopter ambulansla nakil işlemi tamamlandı.
SCÜ Diş Hekimliği Fakültesi, Koşullu Akreditasyon almaya hak kazandı
28 Ocak 2026 Çarşamba - 18:50 SCÜ Diş Hekimliği Fakültesi, Koşullu Akreditasyon almaya hak kazandı Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, Mezuniyet Öncesi Diş Hekimliği Eğitimi Programı kapsamında Diş Hekimliği Eğitimi Programları Akreditasyon Derneği (DEPAD) tarafından yürütülen değerlendirme süreci sonucunda "Koşullu Akreditasyon" almaya hak kazandı. Kaliteli eğitim anlayışı ile nitelikli Diş Hekimleri yetiştirmeyi amaçlayan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, DEPAD tarafından yapılan inceleme sonrası fakültenin ilgili eğitim programının ulusal standartların tamamını karşıladığı, bazı temel standartların ise geliştirilme aşamasında olduğu belirlendi. Bu kapsamda fakültenin belirlenen şartları 18 ay içerisinde tamamlaması halinde akreditasyon sürecini sürdürebileceği ifade edildi. Akreditasyon süreci; fakülte tarafından yapılan başvurunun ardından başvuru dosyasının ayrıntılı biçimde incelenmesi, saha ziyareti gerçekleştirilmesi ve hazırlanan değerlendirme raporunun Ulusal Diş Hekimliği Eğitimi Akreditasyon Kurulu’nda ele alınması aşamalarından oluştu. Yapılan değerlendirmeler sonucunda fakültenin eğitim altyapısı, güçlü akademik kadrosu ve program çıktılarının ulusal ölçütlerle yüksek düzeyde uyumlu olduğu tespit edildi. Eğitim-öğretimde sürekli iyileştirmeyi esas alan bu anlayışla yürütülen çalışmaların, fakültenin ulusal ve uluslararası düzeydeki görünürlüğünü daha da artırması bekleniyor. DEPAD, üniversite ve fakülte yönetimi ile sürece katkı sunan tüm akademik ve idari personeli tebrik ederek, eğitim kalitesinin geliştirilmesine yönelik yürüttükleri çalışmalarda başarılarının devamını diledi.
Sessiz ve sinsi tehlike: Diyabetik ayak uzuv kaybına yol açabiliyor
28 Ocak 2026 Çarşamba - 18:32 Sessiz ve sinsi tehlike: Diyabetik ayak uzuv kaybına yol açabiliyor Nev Sağlık Grubu Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Op. Dr. Bangin Bekir Candan, diyabet hastalarında ayak sağlığının hayati önem taşıdığını belirterek, küçük ihmallerin bile diyabetik ayak nedeniyle uzuv kaybına kadar gidebilen ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu. Diyabetik ayağın çoğu zaman basit bir ihmal sonucu ortaya çıktığını ifade eden Op. Dr. Candan, doğru bilgilendirme ve düzenli bakım ile bu tablonun büyük oranda önlenebileceğini söyledi. "Diyabet sadece kan şekeri yüksekliği değildir" Diyabetin yalnızca kan şekeri yüksekliğiyle sınırlı bir hastalık olmadığını vurgulayan Op. Dr. Bangin Bekir Candan, uzun süre kontrol altına alınamayan diyabetin damarları ve sinirleri olumsuz etkilediğini ifade etti. Bu durumun özellikle ayaklarda ciddi problemlere yol açtığını belirten Candan, diyabetik ayağın bu sürecin en ağır sonuçlarından biri olduğunu dile getirdi. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 1 milyon kişinin diyabetik ayak nedeniyle uzuv kaybı yaşadığını hatırlatan Candan, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her 30 saniyede bir kişinin diyabete bağlı komplikasyonlar nedeniyle ayağını kaybettiğini söyledi. Türkiye’de ise her yıl yaklaşık 10 bin kişinin diyabete bağlı nedenlerle uzuv kaybı yaşadığını belirtti. "İki temel neden var" Diyabetik ayak yaralarının oluşumunda iki temel mekanizmanın rol oynadığını aktaran Op. Dr. Candan, bunlardan ilkinin sinir hasarı yani nöropati olduğunu söyledi. Ayakta his kaybı geliştiğinde hastanın ağrıyı, sıcaklığı ve basıncı algılayamadığını ifade eden Candan, ayakkabı içindeki yabancı cisimlerin fark edilmediğini ve uzun süre aynı noktaya basılmasıyla yaraların oluştuğunu belirtti. İkinci önemli nedenin damar tıkanıklığı olduğuna dikkat çeken Candan, damar daralması nedeniyle dokulara yeterli oksijen gitmediğini, bu durumun yaraların geç iyileşmesine ve enfeksiyon riskinin artmasına yol açtığını söyledi. "Basit kontroller hayat kurtarıyor" Diyabetik ayağın önlenmesinde farkındalığın büyük önem taşıdığını vurgulayan Op. Dr. Bangin Bekir Candan, diyabet hastalarının ayaklarını her gün kontrol etmeleri gerektiğini ifade etti. Ayak tabanı ve parmak aralarının mutlaka incelenmesi gerektiğini belirten Candan, iki ayak arasında sıcaklık farkı ya da dokunma hissinde azalma fark edilmesinin erken uyarı işareti olabileceğini söyledi. "Günlük ayak bakımı ihmal edilmemeli" Ayak bakımının diyabet hastaları için hayati öneme sahip olduğunu dile getiren Candan, ayakların ılık suyla yıkanması ve iyice kurulanması gerektiğini belirtti. Cilt kuruluğunu önlemek için uygun kremlerin kullanılmasının önemine dikkat çeken Candan, tırnakların düz kesilmesi ve nasırların bilinçsizce kazınmaması gerektiğini vurguladı. Pamuksu çorapların tercih edilmesi, ayakların kuru tutulması ve ortopedik özellikte ayakkabıların kullanılması gerektiğini söyleyen Candan, ayakkabı giyilmeden önce mutlaka içinin kontrol edilmesi gerektiğini de hatırlattı. En ufak bir kızarıklık ya da yara fark edildiğinde ise zaman kaybetmeden doktora başvurulması gerektiğini ifade etti. "Teknoloji umut oluyor" Teknolojik gelişmelerin diyabetik ayakla mücadelede önemli rol oynadığını belirten Op. Dr. Bangin Bekir Candan, akıllı tabanlıkların basınç ve sıcaklık değişimlerini takip ederek ülser riskini erken dönemde haber verebildiğini söyledi. Isı sensörlü çoraplar ve 3D yazıcılarla kişiye özel üretilen tabanlıkların da ayak sağlığının korunmasına katkı sunduğunu dile getirdi. "Diyabetik ayak çözümsüz değil" Diyabetik ayağın önlenebilir bir sağlık sorunu olduğunun altını çizen Op. Dr. Bangin Bekir Candan, "Doğru bilgilendirme, düzenli takip ve küçük önlemlerle diyabete bağlı uzuv kayıplarının büyük bir kısmını engellemek mümkün. Küçük bir ihmal, büyük kayıplara yol açabilir" dedi.
Depresyon sürecinde profesyonel destek şart
28 Ocak 2026 Çarşamba - 18:00 Depresyon sürecinde profesyonel destek şart Sivas Devlet Hastanesi’nde görevli Psikolog Eslem Özyürek, toplumda yaygın görülmesine rağmen çoğu zaman yanlış anlaşılan depresyonun, yalnızca geçici bir üzüntü hali olmadığını belirterek, erken farkındalık ve profesyonel desteğin önemine dikkat çekti. Depresyonun kişinin yaşam enerjisini azaltan, duygu durumunu, düşünce yapısını ve günlük işlevselliğini olumsuz etkileyen bir ruhsal sağlık sorunu olduğunu vurgulayan Özyürek, "Depresyon; umutsuzluk, isteksizlik, yorgunluk ve değersizlik hissiyle kendini gösterebilir. Bu süreç, kişinin tek başına baş etmekte zorlandığı bir tabloya dönüşebilir" dedi. Depresyonun ortaya çıkışında pek çok etkenin rol oynayabileceğini ifade eden Özyürek, yaşanan kayıplar, yoğun stres, büyük yaşam değişiklikleri, iş ve aile sorunları ile bedensel hastalıkların bu duruma zemin hazırlayabildiğini belirtti. Özyürek, bazı durumlarda ise belirgin bir neden olmaksızın depresyon belirtilerinin görülebileceğini dile getirdi. Depresyon belirtilerinin kişiden kişiye farklılık gösterebileceğine dikkat çeken Özyürek, "Sürekli isteksizlik, geleceğe dair karamsarlık, içsel boşluk hissi, günlük aktivitelere karşı ilgi kaybı, uyku düzeninde belirgin değişiklikler ve kişinin kendisine yönelik olumsuz düşüncelerinin artması depresyonun habercisi olabilir. Bu belirtiler uzun süre devam ediyorsa ve yaşam kalitesini etkiliyorsa mutlaka ciddiye alınmalıdır. Eğer duygusal sıkıntılar giderek artıyor, kişi günlük yaşamını sürdüremiyor, iş, okul veya sosyal ilişkilerinde zorlanıyorsa ya da kendine zarar verme düşünceleri ortaya çıkıyorsa gecikmeden bir sağlık profesyoneline başvurulmalıdır. Ruh sağlığı, fiziksel sağlık kadar önemlidir" diye konuştu. Depresyonla mücadelede sabırlı ve anlayışlı olmanın önemine vurgu yapan Özyürek, duyguları bastırmak yerine kabul etmenin, küçük ama sürdürülebilir adımlarla ilerlemenin ve uzmanların önerdiği terapi süreçlerine açık olmanın iyileşmeyi desteklediğini belirtti. Çevrede depresyon yaşayan bireylere yaklaşımın da büyük önem taşıdığını ifade eden Özyürek, "Depresyon yaşayan kişilerin duyguları küçümsenmemeli, ‘toparla kendini’ gibi ifadelerden kaçınılmalıdır. En etkili destek, dinlemek, anlaşıldığını hissettirmek ve profesyonel yardım almaya teşvik etmektir" açıklamasında bulundu. Ruh sağlığına yönelik farkındalığın toplum sağlığının ayrılmaz bir parçası olduğunun altını çizen Özyürek, ihtiyaç duyulduğunda sağlık kuruluşlarına başvurmanın ve destek istemenin zayıflık değil, güçlü bir adım olduğunu sözlerine ekledi.
Satkof ve Ustkon İzmir İl Başkanlığı ofisi yönetim buluşması gerçekleştirildi
28 Ocak 2026 Çarşamba - 17:31 Satkof ve Ustkon İzmir İl Başkanlığı ofisi yönetim buluşması gerçekleştirildi Uluslararası Sanayi ve Ticaret Konfederasyonu (USTKON) Genel Başkanı Adem Karasu ile Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, İzmir İl Başkanlığı Ofisi’nde gerçekleştirilen yönetim buluşmasında bir araya geldi. Toplantıda; SATKOF ve USTKON’un İzmir merkezli yapılanmasının güçlendirilmesi, sağlık turizmi, sanayi, ticaret ve yatırım odaklı projelerin sahaya yansıtılması ile ulusal ve uluslararası iş birliklerinin artırılmasına yönelik stratejik başlıklar ele alındı. İzmir merkezli stratejik yapılanma gerçekleştirilen görüşmelerde, İzmir İl Başkanlığı Ofisi’nin kurumsal kapasitesinin artırılması, kamu, özel sektör ve akademik iş birliklerinin güçlendirilmesi, sağlık turizmi yatırımlarında İzmir’in bölgesel ve uluslararası bir merkez hâline getirilmesi, SATKOF ve USTKON’un ortak vizyonu doğrultusunda koordineli çalışmaların sürdürülmesi konularında karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu. Genel başkanlardan ortak mesaj USTKON Genel Başkanı Adem Karasu ve SATKOF Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, iki konfederasyonun "kardeş yapı" anlayışıyla hareket ettiğini vurgulayarak, İzmir İl Başkanlığı’nın yalnızca bir temsil noktası değil; bölgesel, ulusal ve küresel projelerin üretildiği stratejik bir merkez olarak konumlandırıldığını ifade etti. Toplantı, imza ve değerlendirme sürecinin ardından çekilen hatıra fotoğraflarıyla sona erdi.
BEUN Diyaliz Merkezi yenilenen yüzü ile hizmete girdi
28 Ocak 2026 Çarşamba - 16:25 BEUN Diyaliz Merkezi yenilenen yüzü ile hizmete girdi Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN), sağlık alanında sunduğu hizmetlerin niteliğini artırmaya yönelik çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. BEUN Hastanesi bünyesinde hizmet veren Diyaliz Merkezi, kapsamlı yenileme çalışmalarının tamamlanmasının ardından düzenlenen açılış programıyla yeniden hizmete sunuldu. BEUN Hastanesinde gerçekleştirilen açılış programına; Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, BEUN Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Burak Bahadır, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hande Aydemir, Zonguldak İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Özkan Gün, BEUN Hastanesi Diyaliz Merkezi Sorumlu Hekimi Dr. Öğr. Üyesi Yasin Öztürk, akademik ve idari personel ile basın mensupları katıldı. BEUN Hastanesi Diyaliz Merkezi, gerçekleştirilen yenileme çalışmaları kapsamında; sağlık hizmetlerinin en yüksek donanım ve hasta konforu standartlarında sürdürülebilmesi amacıyla kapsamlı bir modernizasyon sürecinden geçirildi. Bu çerçevede merkezdeki tüm hasta yatakları, mobilya ve tefrişat, yatak başı gaz sistemleri, iklimlendirme ve klima altyapısı, tıbbi cihazlar ile diyaliz merkezi su sistemleri tamamen yenilenerek çağdaş sağlık hizmeti standartlarına uygun hâle getirildi. 2004 yılında 5 diyaliz makinesi ile hemodiyaliz ve periton diyalizi hizmeti sunmaya başlayan Diyaliz Merkezi, gerçekleştirilen yenileme çalışmalarının ardından 10 + 2 diyaliz makinesi kapasitesine ulaştı. Merkez, bu kapasitesiyle hem ayaktan hem de yatan hastalara hemodiyaliz ve periton diyalizi hizmeti sunabilecek donanıma kavuşarak bölge halkına daha etkin ve kapsamlı sağlık hizmeti verme imkânı elde etti. Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu, tören sırasında yaptığı konuşmada Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesinin sağlık alanında kaydettiği nitelikli gelişimden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Yenilenerek hizmete açılan Diyaliz Merkezinin yalnızca Zonguldak’a değil, çevre illerden gelen hastalara da sağlık hizmeti sunacağını belirten Vali Hacıbektaşoğlu; merkezin artan kapasitesi, güçlü teknolojik altyapısı ve hasta konforunu önceleyen yapısıyla hem hastalar hem de hasta yakınları için önemli bir kolaylık sağlayacağını ifade etti. Hacıbektaşoğlu, sağlık yatırımının hayata geçirilmesinde emeği geçen başta BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer olmak üzere tüm akademik ve sağlık çalışanlarına teşekkür ederek Diyaliz Merkezinin Zonguldak’a ve bölge halkına hayırlı olmasını temenni etti. Açılış programı kapsamında Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, üniversite hastanesinde sürdürülen yenileme ve iyileştirme çalışmalarının sağlık hizmetlerinin niteliğini artırmaya yönelik olduğunu vurgulayarak şu sözleri dile getirdi: "Üniversite hastanemizin sağlık hizmetleri kapasitesini her geçen gün daha da güçlendirmeye kararlılıkla devam ediyoruz. BEUN Hastanesi Diyaliz Merkezimizin kapsamlı bir yenileme sürecinin ardından yeniden hizmete açılmasıyla birlikte, hem şehrimize hem de Batı Karadeniz Bölgesi’ne sunulan sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmayı sürdürüyoruz. Yenilenen merkezimizle hastalarımıza daha modern, daha konforlu, daha kaliteli ve erişilebilir bir sağlık hizmeti sunmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi, yalnızca kadim şehrimiz için değil, Batı Karadeniz Bölgesi’nin tamamı için önemli bir sağlık üssü konumundadır. Gerçekleştirdiğimiz altyapı yatırımları, tıbbi cihaz yenilemeleri ve hizmet kapasitesini artırmaya yönelik çalışmalarla bütün bölgeden gelen vatandaşlarımıza etkin, güvenilir ve çağdaş sağlık hizmeti sunmaya gayret ediyoruz. Diyaliz Merkezimizin yenilenmesi de bu çabalarımızın somut bir yansımasıdır. Bu duygu ve düşüncelerle üniversitemize ve hastanemize verdikleri kıymetli desteklerden dolayı Sağlık Bakanımız Sayın Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’na ve Sağlık Bakanlığımıza şükranlarımı arz ediyorum. Üniversitemizin akademik yapılanmasının güçlendirilmesi, eğitim-öğretim faaliyetlerinin niteliğinin artırılması ve sağlık alanındaki vizyonunun geliştirilmesine sağladıkları katkılar dolayısıyla Yükseköğretim Kurulu Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar’a ve değerli YÖK ailesine teşekkürlerimi sunuyorum. Ayrıca açılış törenimizi teşrif ederek bizleri onurlandıran, üniversitemize her daim yakın ilgi ve destek gösteren Zonguldak Valimiz Sayın Osman Hacıbektaşoğlu’na teşekkürlerimi arz ediyorum. Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz Diyaliz Merkezi; üniversitemiz, öğrencilerimiz, sağlık çalışanlarımız ve Zonguldak halkı için çok kıymetli bir kazanımdır. Merkezimizin hem eğitim hem de sağlık hizmetleri boyutunda uzun yıllar boyunca bölgemize ve ülkemize değer katacağına yürekten inanıyorum. Yenilenen Diyaliz Merkezimizin şehrimize, bölgemize, üniversitemize ve milletimize hayırlı olmasını diliyor, emeği geçen tüm akademik ve idari personelimize en kalbî duygularımla teşekkür ediyorum. Bu önemli kazanımı halkımıza ve kamuoyuna duyuran, açılış programımıza katılımlarıyla bizleri yalnız bırakmayan tüm basın mensuplarımıza da gönülden teşekkür ediyorum." Konuşmaların ardından Diyaliz Merkezinin açılış kurdelesi protokol üyeleri tarafından birlikte kesildi. Açılış sonrasında Vali Osman Hacıbektaşoğlu, Rektör Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer ve Diyaliz Merkezi Sorumlu Hekimi Dr. Öğr. Üyesi Yasin Öztürk’ten merkez hakkında detaylı bilgi aldı. Tören, yenilenen Diyaliz Merkezinin yerinde incelenmesinin ardından sona erdi.