SAĞLIK
Diyarbakır’da kolon kanserine dikkat çekmek için sunumlar gerçekleştirildi 14 Mart 2026 Cumartesi - 10:09:56 Diyarbakır’da Memorial Hastanelerinde kolon kanserine dikkat çekmek için sunumlar yapıldı. Memorial Diyarbakır ve Memorial Dicle Hastanesinde düzenlenen etkinliklere hastane yöneticileri, doktorlar, çalışanlar ve vatandaşlar katıldı. Konferans salonunda yapılan konuşmalarda kolon kanserinin dünyada en sık görülen üçüncü kanser türü olduğuna dikkat çeken doktorlar, hastalığın gelişim süreci ve korunma yolları hakkında detaylı sunumlar yaptı. Sunumların ardından açıklamalarda bulunan Memorial Sağlık Grubu Direktörü Abdurrahman Aktaş, mart ayının kolon kanseri farkındalık ayı olduğunu söyledi. Bunun rengi olarak da maviyi, gökyüzünün ve denizin mavisini seçerek hayata ve canlılığa vurgu yaptıklarını belirten Aktaş, çünkü erken teşhise en fazla olumlu yanıt veren kanser türlerinden biri kolon kanseri olduğunu dile getirdi. Aktaş, Memorial olarak sadece sağlığın tedavi edici yönünü değil, aynı zamanda kitlelerde sağlık farkındalığının, sağlık okuryazarlığının ve bilinçlenmenin de oluşmasına dair sorumluluk gördüklerini belirterek, "Her ne kadar bugünlerde deniz ve gökyüzü maviliğinden savaşlarla bir renk kaybetmiş olsa da insanımızın rengi sağlıkla buluşup erken teşhisle hayata bağlansın diyoruz" dedi. Gastroenteroloji Uzm. Doç. Dr. Nurettin Tunç ise kolon kanserinin dünyada en sık görülen üçüncü kanser ve dünyada kansere bağlı ölümlerin en sık ikinci sebebi olduğuna değinerek, "Dünyada en sık ölüm sebebi meme kanseri iken, ikincisinde kolon kanseri var. Dünya Sağlık Örgütü ve Dünya Gastroenteroloji Derneği’nin önerileriyle 45 yaşını geçen her vakada bu açıdan kolonoskopi taraması önerilmekte. Şuna dikkat çekmek istiyorum; özellikle hiçbir şikayeti olmayan hastalarda da tarama amacıyla kolonoskopi tetkiki önermekteyiz" diye konuştu. Cerrahi Onkoloji ve Genel Cerrahi Uzm. Musluh Hakseven de, mart ayının kolon kanseri farkındalık ayı olduğunu, bu kapsamda ülke genelinde ve dünya genelinde çeşitli etkinlikler yapıldığını kendilerinin de bu kapsamda kendi hastalarıyla farkındalık toplantısı gerçekleştirdiklerini kaydetti. Hakseven, "Kolon kanseri yaşı gittikçe küçülmekte. Eskiden 50 yaşında taramaya başlarken, şu an kolon kanseri için tarama yaşı 45’e çekildi. Dolayısıyla gittikçe artan bir hastalık yüküyle karşı karşıyayız. Bizim elimizdeki en önemli silah da bunu erken tespit etmek. Hastalık bulgu verdiğinde, semptom başladığında; şişkinlik, kanama gibi şikayetler ortaya çıktığında artık gecikmiş oluyoruz. Bu nedenle erken dönemde mutlaka tarama yapmak gerekiyor. Hiçbir şikayet olmasa bile kolonoskopi yapılması lazım. Ailede kanser öyküsü varsa, kanser öyküsü olan hastanın kardeş ve anne-babasında taramayı özellikle o hastanın tanı yaşından 10 yıl öncesine kadar indirmek gerekiyor. Bazen sendromik durumlar da olabiliyor, ırsi durumlar gibi. Bu durumlarda taramalar 25-30 yaşlarına kadar başlayabiliyor. Dolayısıyla tarama burada en hayat kurtarıcı şey" şeklinde konuştu.
14 Mart 2026 Cumartesi - 09:36 Damadının verdiği böbrekle yaşama tutundu: "Hayırlı damat’ diyorlar" Tekirdağ’da yaşayan 51 yaşındaki Recep Kurk, damadının verdiği böbrekle yaşama tutundu. 14 Mart Dünya Böbrek Sağlığı Günü’nde duygularını paylaşan Kurk, "Kızlarımızla testlere başladık, olmadı, damadımız verdi. Herkes şaşırdı ‘Aa damadı mı verdi?’, inanmayan insanlar oluyor. ‘Nasıl kabul etti?’ diyorlar. ‘Demek ki damat hayırlı damat, sen de hayırlı kayınpeder’ diyorlar. Başına gelmeyen anlamıyor, kalan organlarımı bağış yapmayı düşünüyorum" dedi. Damat Yalçın Taşçı ise "Eşim böbreğini verecekti onun uymadığı için ben seve seve verdim, evlendikten sonra o da sonuçta baban oluyor" dedi. Tekirdağ’ın Şarköy ilçesinde yaşayan, fırıncılık yapan 3 çocuk babası 51 yaşındaki Recep Kurk yıllar önce yaptırdığı tahlillerde böbreklerinde problem olduğunu öğrendi. Tedavi sürecine giren Kurk için zaman içinde diyaliz gerekliliği ortaya çıktı, nakil için donör aranmaya başladı. Bu süreçte ailesinde uygunluk sağlanamayınca Rize’de yaşayan, 2 yıl önce kızıyla hayatını birleştiren damadı 35 yaşındaki Yalçın Taşçı böbreğini verebileceğini söyledi. Yapılan testlerde de uyumlu olduğu, engel bir durum olmadığı anlaşılınca Biruni Üniversite Hastanesi’nde nakil için planlamalar yapıldı. Organ Nakil Merkezi Sorumlu Hekimi, Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Halil Erbiş ve ekibinin 19 Ocak’ta gerçekleştirdiği operasyonla damattan alınan böbrek kayınbabasına nakledildi. Başarıyla tamamlanan ameliyatla hem sağlık ekibi hem aile büyük mutluluk yaşadı. Operasyon sonrası kontrole gelen kayınbaba ve damat yaşadıklarını anlatırken Prof. Dr. Halil Erbiş, tedavi ve nakil sürecine ilişkin konuştu. Prof. Dr. Erbiş, 14 Mart Dünya Böbrek Sağlığı Günü dolayısıyla da önemli uyarılarda bulundu. "Demek ki hayırlı damat’ diyorlar" Yaşadıkları zorlu sürece ilişkin konuşan 51 yaşındaki Recep Kurk, "Pandemi döneminde korona oldum sonrasında anjiyo oldum. Bir enfeksiyon geçirdim, sonra böbrek rahatsızlığım ortaya çıktı. Son süreçte ya diyaliz ya nakil olma durumunu hocalarımız bize sundu. Nakile karar verdik, önce kızlarımızla testlere başladık. Olmadı, damadımız Yalçın Taşçı vermeye karar verdi. Biz de kendisine teşekkür ettik, mutlu olduk. Damat olmadan önce tanışıyorduk, arkadaş gibiydik. Damat oldu yine arkadaş gibiyiz, kızımla da öyleyim. Güzel de oldu, damat da ben de iyiyim. Beraber ameliyata girdik kızım ona, eşim de bana baktı. 10 gün yatışımız oldu, taburcu olduk. Her hafta kontrollerimize geliyoruz. İnsanların biraz daha duyarlı olması lazım. Başına gelmeyen insan anlamıyor. Çok insanlar var nakil bekliyor, kadavradan bekliyor, akrabalarından bulamıyor. Kalan organlarımı bağış yapmayı düşünüyorum. Herkes şaşırdı, ‘Aaa damadın mı verdi?’, halen daha diyorlar, inanmayan insanlar oluyor. ‘Nasıl verdi, nasıl kabul etti?’. İnsan tek böbrekle de yaşayabiliyor, çok insanlar var. ‘Demek ki damat hayırlı damat, sen de hayırlı kayın peder’ diyorlar" dedi. "Evlendikten sonra o da senin baban oluyor" Sürece ilişkin konuşan Kurk’un damadı 35 yaşındaki Yalçın Taşçı, "Evleneli 2 yıl oluyor, eşim böbreğini verecekti, onun uymadığı için ben devreye girdim. Seve seve verdim, fedakarlık. Bazı aile içi anlaşmazlık oluyor ama bizde olmadı. Eşimde kan grupları uymuyordu, çapraz nakil olacaktı. Benim uyuyordu, isteyerek de verdim. Sevinerek kabul etti, kendine dikkat etmesi lazım. Benim gibi tek börekli. Kayınpeder, evlendikten sonra o da sonuçta senin baban oluyor. Aynı kandan olmasanız bile kan grubunuz uyuyorsa düşünmeden verebilirsiniz. Organ bağışı yapmaktan korkmayın" dedi. "Bir insanın sağlığına kavuşması için faydalı olmak" Tedavi süreci hakkında konuşan Prof. Dr. Halil Erbiş, "Hastamıza tansiyon hastalığı da eklenince hızlı bir şekilde böbrek yetmezliğine doğru ilerledi artık nakil aşamasına gelmişti. Hastanemize başvurduğunda nakil olmasını önerdik ya da diyalize girmesi gerekirdi. Recep Bey nakil olmayı tercih etti. Kızı ‘Ben vermek istiyorum’ dedi ama tahlillerine baktığımızda protein kaçağı tespit ettik ve onu verici olmaktan eledik. Bu sırada damadı Yalçın Bey, kendisinin vermek istediğini, Recep Bey’in sağlığına kavuşması için bir faydası olacaksa seve seve yapacağını söyledi. Testlerinin uygun görülmesiyle ameliyat hazırlıklarına başladık ve hızlı bir şekilde gerçekleştirdik. En kısa sürede eski sağlığına kavuştu. Recep Bey ve Yalçın Bey’in arasında büyük bir sevgi vardı. Damadı kendi öz babası gibi Recep Bey’i seviyordu. Vermekte zorlanmadı, sadece gelin, damat şeklinde değil bir insanın sağlığına kavuşması için faydalı olmak, asıl önemli nokta bunu değerlendirmek lazım. Yalçın Bey de bu noktaya değindi ve çekinmedi. Kayınpederine böbreğini vermek isteyen günümüzde maalesef çok fazla çıkmıyor" şeklinde konuştu. "Birçok hastamız organ bekliyor, herkes Recep Bey gibi şanslı değil" Orhan bağışına yönelik konuşan Prof. Dr. Erbiş, "Toplumuzda insanlara organ bağışı yaptığında normal hayatına devam edeceğini anlatabilirsek, bağış oranlarımız daha yükselebilir. Nakil sonrası hastalarımızın öncelikle takiplerini sıkı yapması gerekiyor, vereceğimiz ilaçları düzenli olarak kullanmalı, aksatmamalı. Sağlığımıza her zaman dikkat etmemiz gerekiyor, böbreklerimizi korumamız gerekiyor. Günlük 1,5- 2 litre suyu mutlaka tüketmeliyiz. En azından yılda 1 kere bir sağlık merkezine gidip kan, idrar tahlili mutlaka yaptırmalıyız. Birçok hastamız Recep Bey gibi organ bekliyor, herkes Recep Bey gibi bir damat bulamıyor, şanslı değil. Toplum olarak kadavra bağışımızı bir zorluk değil insanların hayatlarını kurtarmamız için yapmamız gereken bir görev olarak bilmeliyiz" dedi.
13 Mart 2026 Cuma - 17:43 MCBÜ Hafsa Sultan Hastanesi’nde Robotik Cerrahi dönemi başladı Manisa Celal Bayar Üniversitesi (MCBÜ) Hafsa Sultan Hastanesi’nde ileri teknolojiye sahip Da Vinci X Robotik Cerrahi Sistemi hizmete alındı. Sistemle birlikte hastanede minimal invaziv (kapalı) cerrahi uygulamaları ileri teknoloji desteğiyle yapılmaya başlandı. Kurulan sistem sayesinde MCBÜ Hafsa Sultan Hastanesi, Türkiye’de robotik cerrahi teknolojisini aktif olarak kullanan 10. kamu üniversite hastanesi olurken, Manisa da Da Vinci robotik cerrahi sistemi bulunan 12. il olarak robotik cerrahi altyapısına sahip şehirler arasına girdi. Robotik cerrahi teknolojisi sayesinde Manisa ve çevre illerde yaşayan hastalar, ileri teknoloji ile gerçekleştirilen kapalı ameliyatlara artık kendi bölgelerinde ulaşabilecek. Yüksek hassasiyetle gerçekleştirilen bu operasyonlar; daha küçük kesiler, daha az kan kaybı, hastanede daha kısa kalış süresi ve hızlı iyileşme gibi önemli avantajlar sağlıyor. Sistem başta üroloji, genel cerrahi ile kadın hastalıkları ve doğum branşları olmak üzere birçok cerrahi alanda kullanılabilecek. Böylece hastanenin ileri cerrahi teknoloji kapasitesi güçlenirken, verilen sağlık hizmetlerinin kalitesi de daha üst seviyeye taşınacak. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan MCBÜ Rektörü Prof. Dr. Rana Kibar, robotik cerrahi sisteminin üniversite hastanesi için önemli bir adım olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: "Hafsa Sultan Hastanesinde ilk kez uygulanan robotik cerrahi yöntemiyle böbrek alma ameliyatı (nefrektomi) başarıyla gerçekleştirildi. Daha az ağrı, daha hızlı iyileşme ve yüksek hassasiyet sağlayan bu ileri teknoloji artık Manisa’nın hizmetinde. Emeği geçen tüm sağlık ekibimizi kutluyoruz. Robotik cerrahi sisteminin hizmete alınması hem sağlık hizmetlerinin niteliğini artıran hem de üniversitemizin bilimsel ve teknolojik altyapısını güçlendiren önemli bir yatırımdır. Bu altyapı aynı zamanda tıp fakültemizde yürütülen eğitim ve araştırma faaliyetlerine de katkı sağlayacaktır. Sürecin başından itibaren destek veren AK Parti Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekilimiz Sayın Bahadır Yenişehirlioğlu’na şehrimiz ve üniversitemiz adına teşekkür ediyorum."
13 Mart 2026 Cuma - 17:33 Selçuk Üniversitesinde 14 Mart Tıp Bayramı kutlandı Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından 14 Mart Tıp Bayramı kapsamında düzenlenen programda öğretim üyelerine cübbe giydirildi, bilimsel çalışmalarıyla öne çıkan akademisyenler ödüllendirildi. Rektör Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz, 2026 Yatırım Programı’na alınan 800 yataklı yeni hastane projesinin Üniversite ve bölge için önemli bir sağlık merkezi olacağını söyledi. Sultan Alparslan Kültür Merkezinde düzenlenen programda akademisyenler, sağlık çalışanları ve öğrenciler bir araya geldi. Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz, üniversitenin sağlık alanındaki gelişimine dikkat çekti. Yılmaz, "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleri ile 2026 Yatırım Programı’na alınan 800 yataklı yeni hastane projesi, Üniversite ve bölge için önemli bir sağlık merkezi olacak" dedi. Rektör Prof. Dr. Yılmaz, ayrıca mevcut hastanede sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmaya yönelik çalışmalar kapsamında 5 yeni ameliyathane, preoperatif polikliniği, yeni laboratuvar binası, çocuk ve yetişkin kan alma ünitesi, fizik tedavi polikliniği ve sterilizasyon ünitesinin hizmete alındığını kaydetti. 18 yataklı modern günübirlik servis, yeni onkoloji polikliniği, radyasyon onkolojisi ünitesi ile radyoloji görüntülüme sistemine yönelik de çalışmalarının sürdüğünü aktardı. 2025 yılında hastanede yaklaşık 1,5 milyon poliklinik hizmeti verildiğini ifade eden Yılmaz, "Elbette bu başarı tesadüf değildir. Bu başarı; hekimlerimizin emeğinin, sağlık çalışanlarımızın fedakarlığının ve akademisyenlerimizin bilimsel gayretinin bir sonucudur" diye konuştu. Programa katılan İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yusuf Yavuz da hekimliğin insan hayatına doğrudan dokunan bir görev olduğunu belirterek "Hekimlik; yalnızca bir meslek değil, insanın en zor anında yanında olmayı gerektiren büyük bir sorumluluktur. İnsanların duasını almak, acılarını dindirmek ve hayatlarına dokunabilmek hekimliğin en kıymetli yönüdür" dedi. Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüsnü Alptekin ise 14 Mart Tıp Bayramı’nın tarihi arka planına değinerek tıp eğitiminin Osmanlı’dan günümüze uzanan gelişimini anlattı. Programda konuşmaların ardından bilimsel çalışmalarda en yüksek puanları alan öğretim elemanlarına ve ödüle değer görülen akademisyenlere teşekkür belgeleri takdim edildi. Profesör ve doçent ünvanı alan öğretim üyelerine cübbe giyme merasiminin de gerçekleştirildiği programda, 2024 - 2025 Eğitim Öğretim Yılı Gelişim Sınavı birincileri ile dönem birincilerine de teşekkür belgesi verildi. Programa Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Ak, Genel Sekreter Mustafa Karakışla, Konya İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık Hizmetleri, İlaç ve Tıbbi Cihaz Hizmetleri Başkanı Prof. Dr. Emre Korkut da katıldı.
Op. Dr. Elif Melike Genç Özcan: "Serviks kanserinde erken tanı hayat kurtarıyor"
31 Ocak 2026 Cumartesi - 10:49 Op. Dr. Elif Melike Genç Özcan: "Serviks kanserinde erken tanı hayat kurtarıyor" Bozüyük Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Elif Melike Genç Özcan, Serviks (Rahim Ağzı) kanseri hakkında açıklamada bulundu. Serviks (Rahim Ağzı) Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında açıklamalarda bulunan Bozüyük Devlet Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Elif Melike Genç Özcan, serviks kanseri hakkında önemli bilgiler verdi. Op. Dr. Elif Melike Genç Özcan, "Serviks kanseri, rahmin vajinaya açılan alt kısmı olan rahim ağzı dokusundan gelişen bir kanser türüdür. Genellikle uzun bir kanser öncesi dönemden sonra ortaya çıkar ve bu dönemde çoğu zaman herhangi bir belirti görülmez. Tarama testleri sayesinde erken tanı konulabilir. Erken evrede tanı alan kadınlarda 5 yıllık sağkalım oranı yaklaşık yüzde 92’dir. HPV çok yaygın bir virüstür ve çoğu kişide herhangi bir sağlık sorununa yol açmaz. Ancak yüksek riskli HPV tipleriyle gelişen kalıcı enfeksiyonlar serviks kanserinin en önemli nedenidir. Ülkemizde vakaların yaklaşık yüzde 70’i HPV tip 16 ve 18 ile ilişkilidir" dedi. Türkiye’de Ulusal Serviks Kanseri Tarama Programı kapsamında 30-65 yaş arası kadınların 5 yılda bir ücretsiz HPV-DNA testi ile tarandığını hatırlatan Özcan, "HPV testi sırasında rahim ağzından küçük bir sürüntü örneği alınır. İşlem kısa sürer, genellikle ağrısızdır ve anestezi gerektirmez. Tarama hizmetleri aile sağlığı merkezleri, KETEM’ler, sağlıklı hayat merkezleri ve mobil tarama araçları aracılığıyla ücretsiz olarak sunulmaktadır" diye konuştu. "Serviks kanserinden korkmayın, geç kalmaktan korkun" Serviks kanserinin erken dönemlerinde genellikle belirti vermediğini vurgulayan Op. Dr. Elif Melike Genç Özcan, "İleri dönemlerde cinsel ilişki sonrası kanama, adet dışı kanama, menopoz sonrası kanama, kötü kokulu vajinal akıntı ve pelvik ağrı gibi şikayetler görülebilir. Bu tür belirtiler yaşayan kadınların vakit kaybetmeden hekime başvurması gerekir. Serviks kanseri önlenebilir bir hastalıktır. Düzenli tarama yaptırmak, HPV aşısı olmak ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları büyük önem taşır. Serviks kanserinden korkmayın, geç kalmaktan korkun. Kanserde erken teşhis hayat kurtarır" sözleriyle tamamladı.
Erken teşhis hayat kurtarır
30 Ocak 2026 Cuma - 16:47 Erken teşhis hayat kurtarır Dünyada ve Türkiye’de kadın sağlığını tehdit eden önemli hastalıklar arasında yer alan rahim ağzı (serviks) kanserine karşı erken teşhisin hayati önem taşıdığına dikkat çekildi. Ocak ayının ’Serviks Kanseri Farkındalık Ayı’ olarak kabul edilmesi kapsamında, Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından kadın çalışanlara yönelik ‘Serviks Kanseri Bilinçlendirme ve Farkındalık Etkinliği’ düzenlendi. İnsan Kaynakları ve Eğitim Dairesi Başkanlığı ile Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı iş birliğinde, İl Sağlık Müdürlüğü’nün desteğiyle gerçekleştirilen program, Atatürk Kültür Merkezi Merinos Yerleşkesi’nde yapıldı. Kadınlar arasında en sık görülen kanser türlerinden biri olan rahim ağzı kanserinin, düzenli tarama testleri sayesinde büyük oranda önlenebildiği ya da erken evrede teşhis edilebildiği vurgulanan etkinlikte, hastalıkla ilgili toplumsal farkındalığın artırılmasının önemi ele alındı. Programda Dr. Didem Bayrakçı, serviks kanseri taramaları, HPV testi ve smear testinin erken teşhisteki rolüne ilişkin bilgiler verdi. Doç. Dr. Süleyman Serkan Karaşin ise rahim ağzı kanserinin nedenleri, risk faktörleri, korunma yöntemleri ve güncel tedavi yaklaşımlarını katılımcılarla paylaştı. Sunumların ardından katılımcılar, merak ettikleri konular hakkında uzmanlara soru sorma imkânı buldu. Etkinliğe katılan Bursa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Emin Direkçi, rahim ağzı kanserinin önlenebilir bir hastalık olduğuna dikkat çekerek, "Kadınların sağlık konusunda bilinçlenmesi, güçlü ve sağlıklı bir toplumun temelini oluşturur. Erken teşhis hayat kurtarır ve bu bilincin toplumun her kesimine yayılması büyük önem taşımaktadır" dedi. Direkçi, Bursa Büyükşehir Belediyesi olarak önleyici sağlık hizmetlerini ve farkındalık çalışmalarını kararlılıkla sürdürdüklerini ifade etti.
MUSKİ’den Yatağan Gökgedik Mahallesi’ne yeni sondaj kuyusu
30 Ocak 2026 Cuma - 14:47 MUSKİ’den Yatağan Gökgedik Mahallesi’ne yeni sondaj kuyusu MUSKİ Genel Müdürlüğü, Yatağan ilçesine bağlı Gökgedik Mahallesi’nde başlattığı sondaj kuyusu çalışmalarını başarıyla tamamladı. İl genelinde açılan 31 adet yeni sondaj kuyusu sayesinde bugüne kadar mahallelerin içme suyu sistemlerine toplam 7 milyon 758 bin ton ilave su sağlandı. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın içme ve kullanma suyu altyapısını güçlendirme talimatları doğrultusunda yatırımlarını sürdüren Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü, projelerine bir yenisini daha ekleyerek Gökgedik Mahallesi’nde çalışmaları tamamladı. Bu kapsamda mahallede sondaj çalışmaları sona erdi. Kuyunun sisteme dahil edilmesiyle, özellikle yaz aylarında iklim şartlarına bağlı olarak yaşanan su kesintilerinin önlenmesi hedefleniyor. İl genelinde açılan kuyularla 7 milyon 758 bin ton ilave su sağlandı MUSKİ Genel Müdürlüğü, il genelinde vatandaşlara kesintisiz içme suyu ulaştırmak amacıyla 2025 yılı içerisinde toplam 31 adet sondaj kuyusu açtı. Açılan kuyular sayesinde mahallelerin içme suyu sistemlerine, yaklaşık 3 bin 100 adet olimpik yüzme havuzunu doldurabilecek büyüklüğe karşılık gelen 7 milyon 758 bin ton ilave su sağlandı. Son olarak Yatağan ilçesine bağlı Gökgedik Mahallesi’nde başlatılan sondaj kuyusu çalışmaları tamamlandı. Borulama işlemleri devam eden kuyuda, üç günlük pompa denemesinin ardından işletilebilir debi belirlenecek. Kuyunun sisteme alınmasıyla birlikte mahallede özellikle yaz aylarında mevsimsel kuraklık sebebiyle yaşanan basınç düşüklüğü ve su temini sorunlarının tekrar yaşanması engellenecek. Sondaj çalışmalarıyla mahallelere kalıcı çözümler İçme ve kullanma suyu temini sağlamak amacıyla 2025 yılında ilçe ve mahallelerde toplam 31 adet yeni sondaj kuyusu açıldı. Ayrıca Eylül 2025 itibarıyla 25. Etap sondaj ihalesi gerçekleştirilmiş olup, çalışmalar farklı mahallelerde devam ediyor. Yapılan etütler sonucunda ihtiyaç belirlenen bölgelerde sondaj kazıları tamamlanıyor, kuyularda borulama ve pompa testleri ile işletilebilir debi değerlendiriliyor. Bu çalışmalar, mevcut su kaynaklarını destekleyerek özellikle yaz aylarında yaşanan su sıkıntılarının önüne geçiyor ve vatandaşlara kesintisiz su temini sağlıyor. Bu kapsamda Yatağan ilçesi Gökgedik Mahallesi’nde sondaj kuyusu kazı çalışmaları tamamlandı; borulama işlemlerinin ardından yapılacak üç günlük pompa denemesiyle kuyu sisteme alınacak ve mahalle halkının özellikle yaz aylarında yaşadığı su temin sıkıntısı giderilecek. Gökgedik Mahallesi Muhtarı Erdoğan Kocabıyık, "Vatandaşlarımız artık rahat edecek" Mahallede yaz aylarında özellikle yüksek kesimlere su ulaşmadığını belirten Gökgedik Mahallesi Muhtarı Erdoğan Kocabıyık, yapılan çalışmalardan duyduğu memnuniyeti ifade ederek, "Mahallemizde yaz aylarında su yetersizliği yaşanıyordu, özellikle üst kesimlerde ciddi sıkıntılar vardı. Taleplerimizi ilettik, ekipler kısa sürede bize geri dönüş sağladılar ve sahada incelemelerde bulundular. İncelemelerin ardından projelerini hazırladılar ve kuyuyu mahallemize kazandırdılar. Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras’a, MUSKİ Genel Müdürümüz Yılmaz Şengül’e, sahada ve masa başında görev yapan tüm MUSKİ personeline mahallem adına teşekkür ediyorum" dedi. Gökgedik Mahallesi Sakini Mehmet Kocabıyık, "Taleplerimize hızla geri dönüş aldık" Yaşanan su kesintisi ve debi sorunlarının çözümüne yönelik dilekçelerine yetkililerden hızla geri dönüş aldıklarını vurgulayan Gökgedik Mahallesi Sakini Mehmet Kocabıyık, "Ben mahallemizin gençlerinden biriyim, 25 yaşındayım. Kendimi bildim bileli yaz aylarında su sıkıntısı çekiyorduk. Özellikle yüksek kesimlere su ulaşmıyordu ve bu durum yazın neredeyse iki ay boyunca devam ediyordu. Öncelikle durumu muhtarlığa ilettik, muhtarlık da yetkililere bildirdi. Taleplerimize hızla geri dönüş aldık. Çalışmalara hemen başlandı ve bugün kuyu çalışmaları tamamlanmış durumda. İnanıyoruz ki yapılan kuyu sayesinde sorunlarımız tamamen çözülecek. Bu sıkıntının sona ermesine öncülük eden Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Aras’a, MUSKİ Genel Müdürümüz Yılmaz Şengül’e ve emeği geçen tüm MUSKİ personeline çok teşekkür ederim" dedi.
İzmir’de, uzmanlardan rahim ağzı kanseri ve HPV aşısının önemi semineri
30 Ocak 2026 Cuma - 14:40 İzmir’de, uzmanlardan rahim ağzı kanseri ve HPV aşısının önemi semineri Medicana International İzmir Hastanesi, Bornova Belediyesi işbirliğiyle özel bir farkındalık çalışmasına imza attı. Onlarca kişinin katıldığı seminerde hem HPV aşısının gelişimine araştırmalarıyla katkı sunan bilim insanları hem de sağlık alanındaki kadın emeğine dikkat çekildi. Sergi sonrası Medicana International İzmir Hastanesi uzman hekimleri katılımcılara HPV aşısının önemi ve rahim ağzı kanseri hakkında detaylı bilgi verdi. Medicana International İzmir Hastanesi, Bornova Belediyesi işbirliğiyle rahim ağzı kanserine karşı özel bir farkındalık çalışmasını hayata geçirdi. Bornova Uğur Mumcu Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen "Bugün Önlenebiliyorsa Onlar Sayesinde" başlıklı sergide; rahim ağzı kanserinin erken teşhis edilerek önlem alınmasını sağlayan pap smear testinin, gelişimine katkı sunan Mary Elizabeth H. Papanicolaou ve George Papanicolaou; yaptığı araştırmalarla HPV ve kanser ilişkisini ortaya çıkaran Nobel Ödüllü Harald zur Hausen; HPV aşısının geliştirilmesine katkı sunan Ian Frazer ve Jian Zhou ve son olarak HPV’nin sitolojik etkileri üzerine öncü çalışmalarda bulunan Alexander Meisels temsili cutout görselleriyle dikkat çekti. Sergi sonrası rahim ağzı kanseri hakkında ve kansere karşı alınabilecek en güçlü önlem olan HPV aşısı hakkında düzenlenen söyleşide; Medicana International İzmir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Zeynep Kuşku, Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar ve Onkoloji Uzmanı Uzm. Dr. Murat Keser konuya ilişkin detaylı bilgi verdiler. Bilinçli olunduğunda önlenebilen bir kanser türü Etkinliğin açılışında konuşan Bornova Belediye Başkan Yardımcısı Duygu Bölük, "Burada yapacağımız çalışma ve bundan sonra yapacağımız çalışmalar çok kıymetli. Sizlerden burada öğrendiklerinizi çevrenizdekilere de yayarak bu bilincin artmasına katkı sunmasını istiyorum. Eğer bilinçle hareket eder ve önlemleri alırsak; erken teşhis ve taramalarla hastalığın karşısında durursak, hayati bir hastalık olmaktan çıkar ve kolaylıkla bizim kazanabileceğimiz bir kanser türüne dönüşür. Bu hastalığa karşı mücadele eden tüm hastalara acil şifalar diliyorum. Ayrıca bizleri bugün engin bilgileriyle aydınlatacak tüm hekimlerimize teşekkür ediyorum" mesajını verdi. Marka ve Kurumsal İletişim Müdürü Özde Koca da projenin amacına dikkat çekerek, "Burada yalnızca bilimsel bir paylaşım alanı değil; aynı zamanda bilginin, emeğin ve toplumsal sorumluluğun görünür kılındığı bir platform oluşturmak istedik. Etkinlik kapsamında yer alan sergide rahim ağzı kanserine karşı geliştirilen aşının, pap smear testinin ve aslında en temelinde HPV virüsünün tespitinde rol oynayan bilim insanlarının temsili cutout tasarımları var. Onlar kendi ağızlarından süreçteki rollerini anlatıyorlar. Bugün rahim ağzı kanseri önlenebilir kanser türü arasında ve erken tespit edilebildiği gibi hiç yakalanmama olasılığı da aşı sayesinde var. Bunun mimarları da bilim insanları ona dikkat çekmek istedik" diye konuştu. Ayrıca Özde Koca, Bornova Belediye Başkanı Ömer Eşki başta olmak üzere belediyenin bürokratları ve personeline teşekkürlerini sundu. Önlem ve tedavi için taramalara önem verin Rahim ağzı kanseri olarak bilinen serviks kanserinin kadın ve erkekler arasında çok yaygın olduğuna dikkat çeken Medicana International İzmir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Zeynep Kuşku, kansere neden olan HPV virüsü hakkında bilgi verdi. Op. Dr. Zeynep Kuşku, "HPV’nin çeşitleri var. Bunlar; yüksek, orta ve düşük riskli olanlar şeklinde sınıflandırılıyor. Kansere karşı uyarıcı olanlar ise HPV’nin yüksek riskli olan türler. Özellikle 16 ve 18 rahim ağzı kanseri denilen serviks kanserinin yüzde 70’inden sorumlu. O nedenle yapılan taramalar önlem ve tedavi noktasında çok önemli" açıklamasını kaydetti. Öte yandan Op. Dr. Zeynep Kuşku, HPV virüsünün bulaş yolları hakkında detaylı bilgi vererek aşının önemine vurgu yaptı. Kanser yaşı düşüyor Medicana International İzmir Hastanesi Onkoloji Uzmanı Uzm. Dr. Murat Keser de kanser yaşının giderek düştüğüne dikkat çekerek sözlerine başladı. Uzm. Dr. Murat Keser, "Kanser günümüzde giderek artan bir sıklıkta devam ediyor. Özellikle kansere yakalanma yaşının da giderek düştüğünü görüyoruz. Polikliniklerde özellikle 40 yaş altında inanılmaz bir hasta yoğunluğu olmaya başladı. Dünyada her yıl yaklaşık 20 milyon kişiye kanser tanısı konuyor. Bu oranın 2050 yılında 40 milyonu bulması öngörülüyor. Tabi rahim ağzı kanseri kadınlar için ciddi anlamda tam bir baş belası. Tedavisi de oldukça zor bir hastalık. Tedavi sürecinde radyoterapi ve kemoterapi gibi güçlü yöntemler bu hastalığında tedavisinde kullanılıyor. Öte yandan teknoloji ilerliyor, yeni ilaçlar da geliyor; akıllı ilaçlar da var ancak rahim ağzı kanseri ilerlediği anda ciddi anlamda hayati risk oluşturan bir hastalık olarak karşımıza çıkıyor. Bu noktada birçok kanser türüyle yarışabilecek durumda! O nedenle hastalık ilerlemeden bu sorunu en baştan tespit edip bitirmekte fayda var. Burada aşılar oldukça önemli" açıklamasını yaptı. Yas süreci tedaviyi de etkileyebilir Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar ise söyleşide kanser teşhisinin hastalardaki psikolojik etkilerine ve bu süreçte dikkat edilmesi gereken noktalara değindi. Toplum genelinde düzenli taramaların yapılması adına özellikle rahim ağzı kanserine karşı sürecin sadece sağlık olarak değerlendirilerek, cinsel bir tabu olmaktan çıkarılmasının önemli olduğunun altını çizen Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, hastalık teşhisi alanlarda görülebilecek psikolojik süreçleri aktardı. Dr. Öğretim Üyesi Müge Yaşar, hastaların bir yas sürecine girebildiğini ve bunun çok doğal olduğunu dile getirerek, "Kişi kanser teşhisi aldığında bir yas sürecine giriyor. Bu kişi için sağlıklı olduğu dönemin kaybı olarak algılanabiliyor. Dolayısıyla bu süreçte psikolojik destek vermek çok kıymetli oluyor. Yas sürecinde kişiler; ilk olarak şok evresine girebiliyor ve durumunu kabul etmek istemeyebiliyor. Ardından öfke hali ve sonrasında da pazarlık sürecine girebiliyor ve tabi en sonunda da depresif bir hale bürünüyor ve tüm aşamaların sonunda kabulleniş sürecine girebiliyor. Bu süreçte kişinin bu aşamaları geçmesi için doğru desteği alması çok önemli. Çünkü kişi, bu basamaklardan herhangi birine takılırsa tedavi süreci negatif etkilenebiliyor. Hem de hayatla ruhsal olarak bağı kopabiliyor" ifadelerini kullandı.
Siirt’te rutin kontrol hayat kurtardı
30 Ocak 2026 Cuma - 14:36 Siirt’te rutin kontrol hayat kurtardı Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne rutin kontrol için gelen 46 yaşındaki hastanın sol böbreğinde kitle tespit edildi. Yapılan ileri tetkikler sonucunda acil cerrahi müdahale gerektiği belirlendi. Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Azmi Levent Sağnak ve Üroloji Uzmanı Op. Dr. Samir Jafarguliyev tarafından, 46 yaşındaki Sultan Yıldırım’a yönelik cerrahi müdahale gerçekleştirildi. Operasyon kapsamında hastaya radikal nefrektomi ameliyatı uygulandı. Ameliyat süreciyle ilgili açıklamada bulunan Prof. Dr. Azmi Levent Sağnak, hastanın sol böbrekte saptanan kitlenin boyutu ve yerleşimi nedeniyle radikal nefrektomi kararı aldıklarını belirterek, "Ameliyat ekip çalışmasıyla planlandığı şekilde ve sorunsuz geçti. Erken tanı sayesinde hastamızın tedavi süreci başarılı bir şekilde tamamlandı" dedi. Operasyona katılan Üroloji Uzmanı Op. Dr. Samir Jafarguliyev ise "Bu tür vakalarda zamanında müdahale büyük önem taşıyor. Ekip olarak hastamızın sağlığına kavuşması için titizlikle çalıştık ve başarılı bir sonuç elde ettik" diye konuştu. Sağlığına kavuşan hasta Sultan Yıldırım da hiçbir şikayeti yokken yapılan kontrollerde böyle bir durumla karşılaştığını aktararak, "Doktorlarımız bana her aşamada güven verdi. Başta Prof. Dr. Azmi Levent Sağnak ve Op. Dr. Samir Jafarguliyev olmak üzere tüm sağlık ekibine teşekkür ediyorum. Kendimi yeniden hayata dönmüş gibi hissediyorum" dedi.
Bebek mamalarında toksin şüphesi üzerine uzmanından uyarı geldi: "Bebeğinizde ani kusma başladıysa vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurun"
30 Ocak 2026 Cuma - 14:09 Bebek mamalarında toksin şüphesi üzerine uzmanından uyarı geldi: "Bebeğinizde ani kusma başladıysa vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurun" Güven Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Filiz Özdemir, bir bebek maması markasında zararlı toksin şüphesiyle ilgili, bebeklerde ani kusma belirtisi varsa vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirtti. Fransa’da iki bebeğin ölümüyle ilgili yürütülen incelemeler kapsamında küresel pazarda satılan bir bebek maması markasının ürünleri, zararlı toksin şüphesiyle Türkiye dahil bazı ülkelerde toplatıldı. Güven Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Filiz Özdemir, bebeklerde ani ve şiddetli kusma, ishal ve halsizlik gibi belirtilere karşı aileleri uyardı. Özdemir, söz konusu vakalarda öne çıkan cereulide toksininin, Bacillus cereus adlı bakterinin ürettiği bir toksin olduğuna dikkat çekerek, önemli olan noktanın toksinin ısıya dayanıklı olması olduğunu, mamaların sonradan ısıtılmış olsa bile zararlı toksin etkisinin sürebileceğini belirtti. "Hazırladığınız mamayı oda sıcaklığında bekletmeyin" Bebeklerin daha hassas bir grupta yer aldığını vurgulayan Özdemir, belirtilerin aniden başlayabileceğini belirterek, "Bebeklerde ani ve şiddetli kusma, ishal ve halsizlik gibi şikayetlerle görülebilir. Nadir durumlarda ise durum ağırlaşarak ciddi sıvı kaybına, hatta karaciğerin etkilenmesine kadar ilerleyebilir. Bebeklerde belirtiler hızlı seyredebileceği için gecikmeden değerlendirilmesi önemlidir. Ürünün son kullanma tarihini ve saklama koşullarını mutlaka kontrol edin. Hazırladığınız mamayı oda sıcaklığında bekletmeyin, uygun şekilde saklayın. Bebeğinizde özellikle ani kusma başladıysa vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurun" ifadelerini kullandı.
Sömestir tatilinde uyku düzeni bozulan öğrenciler için tavsiyeler
30 Ocak 2026 Cuma - 12:17 Sömestir tatilinde uyku düzeni bozulan öğrenciler için tavsiyeler Tüm Uyku Tıbbı ve Araştırmaları Derneği (TUTDER) Başkanı, Kulak Burun Boğaz ve Uyku Uzmanı Prof. Dr. Vural Fidan, sömestir tatilinde uyku düzeni bozulan öğrencilerin okul dönemine daha rahat uyum sağlaması için uyku saatlerinin birkaç gün boyunca her gün 15-20 dakika erkene çekilmesini önerdi. Okullarda ikinci yarıyılın yarın başlayacağını hatırlatan Fidan, tatil döneminde bozulan uyku saatlerinin ani değişimle değil, kademeli olarak düzeltilmesi gerektiğini söyledi. Araştırmalara göre tatil dönemlerinde çocukların yüzde 60’tan fazlasının geç yatma alışkanlığı geliştirdiğini belirten Prof. Dr. Vural Fidan, üst solunum yolu rahatsızlıkları ve evde geçirilen sürenin artmasının da uyku düzenini olumsuz etkilediğini, ev ortamında ekran kullanımının ise tatil sürecinde ortalama yüzde 40’a varan artış gösterdiğine dikkat çekti. "Ekran süresi arttıkça uyku kalitesi düşüyor" Prof. Dr. Fidan, tatil boyunca artan telefon, tablet ve televizyon kullanımının çocuklarda adeta alışkanlığa dönüştüğünü belirterek, okul dönemi başlamadan bu düzenin mutlaka sınırlandırılması gerektiğini söyledi. Bilimsel çalışmalarda, günlük ekran süresi 2 saatin üzerine çıkan çocuklarda uykuya dalma süresinin uzadığı, gece uyanmalarının arttığı ve toplam uyku süresinin kısaldığının ortaya konduğunu belirten Fidan, "Özellikle akşam saatlerinde maruz kalınan mavi ışık, uyku hormonu olarak bilinen melatoninin salgılanmasını baskılıyor. Bu durum çocuklarda uykuya dalma süresini yüzde 30-40 oranında uzatabiliyor" dedi. Fidan, sömestir boyunca kontrolsüz şekilde artan ekran süresinin çocuklarda davranışsal alışkanlığa dönüşebildiğini ifade ederek, "Tatil döneminde edinilen telefon ve televizyon bağımlılığının okul başlamadan önce mutlaka azaltılması gerekiyor. Aksi halde hem uyku düzeni hem de ders başarısı olumsuz etkileniyor" diye konuştu. "Uykusuzluk başarıyı düşürüyor" Uykusuzluğun öğrencilerde dikkat ve öğrenme kaybına yol açtığını vurgulayan Fidan, "Bilimsel veriler, yetersiz uyku durumunda çocuklarda dikkat süresinin yaklaşık yüzde 25, akademik performansın ise yüzde 15-20 oranında düşebildiğini gösteriyor. Dersin derste öğrenilmesi için sağlıklı uyku büyük önem taşıyor" dedi. Fidan, uykuya dalmadan en az 2 saat önce elektronik cihazların bırakılması gerektiğini belirterek, bu konuda en büyük sorumluluğun ebeveynlerde olduğunu ifade etti. Sağlıklı uyku için tavsiyeler Prof. Dr. Vural Fidan, çocuklarda sağlıklı uyku düzeni için şu tavsiyelerde bulundu: "Her sabah aynı saatte uyandırarak biyolojik saati düzenlemek. Yatağa aç gitmemelerine dikkat etmek. Uykudan 1-1,5 saat önce ılık süt içirmek. Yatak odasını sessiz, karanlık ve 23-24 derece sıcaklıkta tutmak. En geç saat 22.00’de uykuya geçilmesini sağlamak. Uyku öncesi hareketli aktiviteler yerine sakin etkinlikler tercih etmek. Uykudan önce ılık duş aldırmak. Yatmadan önce yoğun bilgisayar oyunları ve aksiyon içeriklerden kaçınmak. Uyku öncesi kitap okuma alışkanlığı kazandırmak." Fidan, düzenli uyku alışkanlığı ve kontrollü ekran kullanımıyla öğrencilerin ikinci döneme daha zinde ve hazır başlayabileceklerini sözlerine ekledi.
Dr. Demiroğlu: "Uzun süreli telefon ve bilgisayar kullanımı postüral bozuklukları artırıyor"
30 Ocak 2026 Cuma - 11:10 Dr. Demiroğlu: "Uzun süreli telefon ve bilgisayar kullanımı postüral bozuklukları artırıyor" Medical Point Gaziantep Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Sidar Burcu Ateş Demiroğlu, doğru duruşun önemine dikkat çekti. Günümüzün en yaygın sağlık sorunlarından biri olan postüral bozukluklar, özellikle genç yaş grubunda ciddi şekilde artıyor. Dr. Demiroğlu, uzun süreli bilgisayar ve telefon kullanımının omurga sağlığını olumsuz etkilediğini belirtti. Dr. Demiroğlu, "Kötü duruş sadece estetik bir sorun değildir. Zamanla boyun, sırt ve bel ağrılarına, kas ve eklem dengesizliklerine yol açabilir. Özellikle omuzlarda ve belde sürekli gerilme, duruş bozukluğuna bağlı olarak ilerleyen dönemde fıtık ve kronik ağrı riskini artırır. Basit egzersizler ve ergonomik düzenlemelerle bu sorunların önüne geçmek mümkündür" dedi. Uzmanlar, özellikle masa başında çalışanların duruşlarına dikkat etmelerini, düzenli molalarla germe ve güçlendirme hareketleri yapmalarını öneriyor. Ekran karşısında uzun süre kalanların ekran yüksekliğini göz hizasına getirmesi, sırtı destekleyen sandalyeler kullanması ve ayakta kısa yürüyüşler yapması postüral bozukluk riskini azaltıyor. Dr. Demiroğlu, "Ağrı ve hareket kısıtlılığı yaşayan kişilerin mutlaka bir uzmana başvurması gerekir. Fizik tedavi ve rehabilitasyon programlarıyla duruşu düzeltmek, kas dengesizliklerini gidermek ve yaşam kalitesini artırmak mümkündür" diye konuştu.