SAĞLIK
14 Mart 2026 Cumartesi - 11:14 Sık idrara çıkmak her zaman hastalık göstergesi değil SAMSUN (İHA) – Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Önder Çinar, sık idrara çıkmanın her zaman bir hastalık göstergesi olmadığını belirterek, özellikle aşırı çay ve kahve tüketiminin gün içinde tuvalete daha sık gitmeye yol açabildiğini söyledi. Uzmanlar, gün içinde fazla miktarda çay ve kahve tüketmenin idrar söktürücü etkisi nedeniyle sık idrara çıkmaya neden olabileceğini belirterek, bu içeceklerin ölçülü tüketilmesi gerektiğini ifade ediyor. Özellikle yoğun tempoda çalışan ve gün içinde çok sayıda kahve veya çay tüketen kişilerde bu durum daha sık görülebiliyor. Medicana International Samsun Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Önder Çinar, böbrek sağlığını korumak için günlük sıvı tüketimi ve içecek alışkanlıklarının önemine dikkat çekti. "İdrar rengi önemli bir gösterge" Böbrek sağlığı açısından idrar renginin önemli bir gösterge olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Önder Çinar, açık ve berrak renkte idrarın genellikle yeterli su tüketildiğini gösterdiğini belirterek, "Yoğun sarı renkte idrar ise çoğu zaman vücudun yeterince su almadığının işareti olarak değerlendiriliyor. Sağlıklı böbrek fonksiyonları için gün boyunca yeterli miktarda su içmek büyük önem taşıyor. Böbrekler, vücuttaki toksinleri temizleyen hayati organlardır. Böbrek sağlığını korumak için günlük su tüketimini artırmak, çay ve kahve tüketimini sınırlamak, dengeli ve sağlıklı beslenmek, düzenli sağlık kontrollerini ihmal etmemek önemlidir. Yaşam tarzında yapılacak basit değişiklikler böbrek sağlığını korumada önemli rol oynuyor. Özellikle sıvı tüketimine dikkat etmek ve idrar rengini takip etmek, vücudun su ihtiyacını anlamak için pratik bir yöntemdir" dedi.
14 Mart 2026 Cumartesi - 11:08 Burtom’dan 14 Mart Tıp Bayramı kutlaması Burtom Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Uzm. Dr. Erol Kılıç, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Kılıç, mesajında hekimlerin, sağlık çalışanlarının ve hekim adaylarının insan hayatını koruma yolundaki fedakârlıklarına dikkat çekerek tüm sağlık camiasının 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutladı. Dr. Kılıç’ın kutlama mesajı şöyle : "Değerli Meslektaşlarım, Kıymetli Sağlık Emekçilerimiz ve Yarınlarımızın Teminatı Hekim Adaylarımız; Bugün, modern tıp eğitiminin başlangıcını temsil eden ve vatan savunmasındaki onurlu duruşuyla tarihe mal olan 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutlamanın gururunu yaşıyoruz. Tıp camiası olarak bizler, sadece bir mesleği icra etmiyor; insanın en temel hakkı olan yaşama hakkına hizmet ederek kutsal bir sorumluluğu omuzlarımızda taşıyoruz. Sağlık, insanın sahip olduğu en sessiz hazinedir; onu korumak ise dünyanın en onurlu nöbetidir. Burtom Sağlık Grubu olarak 35 yıla yaklaşan yolculuğumuzda, bu nöbeti hep aynı hassasiyetle tuttuk. Bilginin deneyimle, teknolojinin insan sevgisiyle harmanlandığı kurumumuzda; en büyük gücümüzün sahip olduğumuz ileri teknolojik altyapı değil, o cihazlara ruh veren değerli hekimlerimiz ve sağlık çalışanlarımızın özverisi olduğunun farkındayız. Hekimlik; büyük fedakarlıklar gerektiren, mesai kavramı gözetmeksizin geceyi gündüze katan ve her şeyden önce yüksek bir etik değerler bütününü şart koşan bir yaşam biçimidir. Bilim ve merhametin ışığında yürüdüğümüz bu yolda; bir hastanın teşekkürü, bir canın hayata yeniden tutunması bizler için her türlü yorgunluğu unutturan, dünyevi tüm karşılıkların üzerindeki tek ödüldür. Bu duygu ve düşüncelerle; ömrünü insan hayatını kurtarmaya adamış tüm hekimlerimizin, sağlık sistemimizin her kademesinde büyük bir gayretle çalışan sağlık emekçilerimizin ve idealleriyle aramıza katılmaya hazırlanan hekim adaylarımızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum. Toplum sağlığına katkı sağlamak adına gösterdiğiniz bu üstün gayret için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyor; hep birlikte sağlıkla, başarıyla ve huzurla geçecek nice yıllar diliyorum."
Sömestir tatilinde uyku düzeni bozulan öğrenciler için tavsiyeler
30 Ocak 2026 Cuma - 12:17 Sömestir tatilinde uyku düzeni bozulan öğrenciler için tavsiyeler Tüm Uyku Tıbbı ve Araştırmaları Derneği (TUTDER) Başkanı, Kulak Burun Boğaz ve Uyku Uzmanı Prof. Dr. Vural Fidan, sömestir tatilinde uyku düzeni bozulan öğrencilerin okul dönemine daha rahat uyum sağlaması için uyku saatlerinin birkaç gün boyunca her gün 15-20 dakika erkene çekilmesini önerdi. Okullarda ikinci yarıyılın yarın başlayacağını hatırlatan Fidan, tatil döneminde bozulan uyku saatlerinin ani değişimle değil, kademeli olarak düzeltilmesi gerektiğini söyledi. Araştırmalara göre tatil dönemlerinde çocukların yüzde 60’tan fazlasının geç yatma alışkanlığı geliştirdiğini belirten Prof. Dr. Vural Fidan, üst solunum yolu rahatsızlıkları ve evde geçirilen sürenin artmasının da uyku düzenini olumsuz etkilediğini, ev ortamında ekran kullanımının ise tatil sürecinde ortalama yüzde 40’a varan artış gösterdiğine dikkat çekti. "Ekran süresi arttıkça uyku kalitesi düşüyor" Prof. Dr. Fidan, tatil boyunca artan telefon, tablet ve televizyon kullanımının çocuklarda adeta alışkanlığa dönüştüğünü belirterek, okul dönemi başlamadan bu düzenin mutlaka sınırlandırılması gerektiğini söyledi. Bilimsel çalışmalarda, günlük ekran süresi 2 saatin üzerine çıkan çocuklarda uykuya dalma süresinin uzadığı, gece uyanmalarının arttığı ve toplam uyku süresinin kısaldığının ortaya konduğunu belirten Fidan, "Özellikle akşam saatlerinde maruz kalınan mavi ışık, uyku hormonu olarak bilinen melatoninin salgılanmasını baskılıyor. Bu durum çocuklarda uykuya dalma süresini yüzde 30-40 oranında uzatabiliyor" dedi. Fidan, sömestir boyunca kontrolsüz şekilde artan ekran süresinin çocuklarda davranışsal alışkanlığa dönüşebildiğini ifade ederek, "Tatil döneminde edinilen telefon ve televizyon bağımlılığının okul başlamadan önce mutlaka azaltılması gerekiyor. Aksi halde hem uyku düzeni hem de ders başarısı olumsuz etkileniyor" diye konuştu. "Uykusuzluk başarıyı düşürüyor" Uykusuzluğun öğrencilerde dikkat ve öğrenme kaybına yol açtığını vurgulayan Fidan, "Bilimsel veriler, yetersiz uyku durumunda çocuklarda dikkat süresinin yaklaşık yüzde 25, akademik performansın ise yüzde 15-20 oranında düşebildiğini gösteriyor. Dersin derste öğrenilmesi için sağlıklı uyku büyük önem taşıyor" dedi. Fidan, uykuya dalmadan en az 2 saat önce elektronik cihazların bırakılması gerektiğini belirterek, bu konuda en büyük sorumluluğun ebeveynlerde olduğunu ifade etti. Sağlıklı uyku için tavsiyeler Prof. Dr. Vural Fidan, çocuklarda sağlıklı uyku düzeni için şu tavsiyelerde bulundu: "Her sabah aynı saatte uyandırarak biyolojik saati düzenlemek. Yatağa aç gitmemelerine dikkat etmek. Uykudan 1-1,5 saat önce ılık süt içirmek. Yatak odasını sessiz, karanlık ve 23-24 derece sıcaklıkta tutmak. En geç saat 22.00’de uykuya geçilmesini sağlamak. Uyku öncesi hareketli aktiviteler yerine sakin etkinlikler tercih etmek. Uykudan önce ılık duş aldırmak. Yatmadan önce yoğun bilgisayar oyunları ve aksiyon içeriklerden kaçınmak. Uyku öncesi kitap okuma alışkanlığı kazandırmak." Fidan, düzenli uyku alışkanlığı ve kontrollü ekran kullanımıyla öğrencilerin ikinci döneme daha zinde ve hazır başlayabileceklerini sözlerine ekledi.
Dr. Demiroğlu: "Uzun süreli telefon ve bilgisayar kullanımı postüral bozuklukları artırıyor"
30 Ocak 2026 Cuma - 11:10 Dr. Demiroğlu: "Uzun süreli telefon ve bilgisayar kullanımı postüral bozuklukları artırıyor" Medical Point Gaziantep Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Sidar Burcu Ateş Demiroğlu, doğru duruşun önemine dikkat çekti. Günümüzün en yaygın sağlık sorunlarından biri olan postüral bozukluklar, özellikle genç yaş grubunda ciddi şekilde artıyor. Dr. Demiroğlu, uzun süreli bilgisayar ve telefon kullanımının omurga sağlığını olumsuz etkilediğini belirtti. Dr. Demiroğlu, "Kötü duruş sadece estetik bir sorun değildir. Zamanla boyun, sırt ve bel ağrılarına, kas ve eklem dengesizliklerine yol açabilir. Özellikle omuzlarda ve belde sürekli gerilme, duruş bozukluğuna bağlı olarak ilerleyen dönemde fıtık ve kronik ağrı riskini artırır. Basit egzersizler ve ergonomik düzenlemelerle bu sorunların önüne geçmek mümkündür" dedi. Uzmanlar, özellikle masa başında çalışanların duruşlarına dikkat etmelerini, düzenli molalarla germe ve güçlendirme hareketleri yapmalarını öneriyor. Ekran karşısında uzun süre kalanların ekran yüksekliğini göz hizasına getirmesi, sırtı destekleyen sandalyeler kullanması ve ayakta kısa yürüyüşler yapması postüral bozukluk riskini azaltıyor. Dr. Demiroğlu, "Ağrı ve hareket kısıtlılığı yaşayan kişilerin mutlaka bir uzmana başvurması gerekir. Fizik tedavi ve rehabilitasyon programlarıyla duruşu düzeltmek, kas dengesizliklerini gidermek ve yaşam kalitesini artırmak mümkündür" diye konuştu.
Onkoloji hastalarına dayanışma ve destek ziyareti
30 Ocak 2026 Cuma - 11:06 Onkoloji hastalarına dayanışma ve destek ziyareti Diyarbakır Büyükşehir Belediyesince Yeniden Yaşam Kanserle Mücadele Derneği’ne dayanışma ve destek ziyareti gerçekleştirildi. Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Dairesi Başkanlığı’na bağlı Nadir ve Kronik Hastalıklar Şube Müdürlüğü, sosyal sorumluluk kapsamında Diyarbakır Yeniden Yaşam Kanserle Mücadele Derneğine dayanışma ve destek ziyareti düzenledi. Etkinliğe Nadir ve Kronik Hastalıklar Şube Müdürü Sevda Erdem Ateş, şube müdürlüğü personeli, Yeniden Yaşam Kanserle Mücadele Derneği Başkanı Şükrü Abay ile derneğin mahalle temsilcileri olan kanser hastası kadınlar katıldı. Ziyarette konuşan Nadir ve Kronik Hastalıklar Şube Müdürü Ateş, onkoloji hastalarına yönelik yürütülen sosyal taksi hizmeti, psikolojik danışmanlık ile hasta ve hasta yakınlarına yönelik sosyal destek çalışmaları hakkında bilgi verdi. Ateş, bu hizmetlerin hastaların tedaviye düzenli erişimini kolaylaştırdığını ve psiko-sosyal açıdan güçlenmelerine katkı sunduğunu ifade etti. Dayanışma ziyareti kapsamında, Nadir ve Kronik Hastalıklar Şube Müdürlüğü tarafından yaptırılan ve derneğin çalışmalarında, 4 Şubat Dünya Kanser Günü’nde ve sonraki organizasyonlarda kullanılmak üzere katkı sunmak amacıyla 100 yelek desteğinde bulunuldu. Dernek Başkanı Şükrü Abay ise Büyükşehir Belediyesinin kanser hastalığına yönelik önemli çalışmaları hayata geçirdiğini vurgulayarak, gerçekleştirilen ziyaretin ve kurulan dayanışmanın hastaların yaşam kalitesini artırmaya yönelik çalışmalara güç kattığını ifade etti.
Menopoz beyni de etkiliyor: Uzmanından kadınlara önemli tavsiye
30 Ocak 2026 Cuma - 10:26 Menopoz beyni de etkiliyor: Uzmanından kadınlara önemli tavsiye Menopoz sonrası dönemde kadınların sıklıkla dile getirdiği unutkanlık, dikkat dağınıklığı ve zihinsel yavaşlama gibi yakınmaların bilimsel karşılığı giderek daha net biçimde ortaya konuyor. Menopoz döneminde bilişsel yakınmalar yaşayan kadınların normal yaşlanma düşüncesiyle yalnız bırakılmaması uyarısında bulunan Uzm. Dr. Hilal Taştekin Toz, gerekirse nörolojik değerlendirmeden geçirilmesinin büyük önem taşıdığına dikkat çekti. İngiltere’de yürütülen ve UK Biobank verilerine dayanan kapsamlı bir araştırma, menopozun yalnızca hormonal değil, aynı zamanda bilişsel işlevler ve beyin yapılarıyla ilişkili bir süreç olduğunu gösterdi. Psychological Medicine dergisinde yayımlanan çalışmada yaklaşık 125 bin kadının verileri incelendi. Araştırma sonuçları, menopoz sonrası dönemde özellikle reaksiyon süresi, bellek ve dikkatle ilişkili bilişsel testlerde bazı değişiklikler görülebildiğini ortaya koydu. Ayrıca hipokampus ve entorhinal korteks gibi hafıza ile yakından ilişkili beyin bölgelerinde saptanan yapısal farklılıklar, menopozun beyin sağlığı açısından da kritik bir biyolojik dönem olduğuna işaret ediyor. "Menopoz, yumurtalık fonksiyonlarının azalmasıyla birlikte östrojen ve progesteron hormonlarında belirgin düşüşün yaşandığı, adet döngüsünün kalıcı olarak sona erdiği doğal bir yaşam evresidir" diyen Medicana Çamlıca Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Hilal Taştekin Toz, menopoza bağlı etkileri şu şekilde açıkladı: "Bu dönem genellikle 45-55 yaşları arasında görülür. Menopozla birlikte yaşanan hormonal değişimler, yalnızca sıcak basması ve uyku sorunları gibi fiziksel belirtilerle sınırlı kalmayıp, beynin bilişsel ve duygusal işleyişini de etkileyebilmektedir." Hormon tedavisi tek başına çözüm değil İngiltere’deki araştırmada, hormon replasman tedavisi (HRT) kullanan bazı kadınlarda belirli bilişsel testlerde daha iyi performansla ilişkili sonuçlar da bildirildi. Ancak uzmanlar bu bulguların, hormon tedavisinin doğrudan bilişi iyileştirdiği şeklinde yorumlanmaması gerektiğine dikkat çekti. Bulguların daha çok, menopoz dönemindeki hormonal değişimlerin beyin fonksiyonlarıyla ilişkisini ortaya koyduğu belirtildi. "Menopoz, beyni de etkileyen doğal bir geçiş dönemidir" Nöroloji Uzmanı Dr. Hilal Taştekin Toz, menopoz sürecinin nörolojik açıdan da yakından izlenmesi gerektiğini vurgulayarak, "Menopoz bir hastalık değildir ancak beyni de etkileyen doğal bir geçiş dönemidir. Bu dönemde ortaya çıkan unutkanlık, dikkat sorunları ve zihinsel yavaşlama gibi yakınmalar ‘normal yaşlanma’ düşüncesiyle göz ardı edilmemelidir. Gerekli durumlarda nörolojik değerlendirme yapılması büyük önem taşır" dedi. Uzm. Dr. Hilal Taştekin Toz, doğru yaşam tarzı düzenlemeleri ve kişiselleştirilmiş yaklaşımlarla bu sürecin çok daha sağlıklı yönetilebileceğini belirtti ve ekledi: "Zihinsel aktiviteyi sürdürmek, uyku hijyenine dikkat etmek ve uygun hastalarda bireyselleştirilmiş tedavi yaklaşımları, menopoz dönemindeki bilişsel yakınmaların yönetilmesinde önemli rol oynar." Kadın beyin sağlığı için kritik bir eşik Araştırma bulguları ve uzman görüşleri, menopozun kadın beyin sağlığı açısından kritik bir eşik olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Uzmanlar, kadınların bu dönemi yalnızca geçici şikayetler olarak görmeden, bilinçli takip ve profesyonel destekle yaşam kalitelerini koruyabileceklerini vurguluyor.
Uzmanı uyardı: "Her akıntı enfeksiyon anlamına gelmez"
30 Ocak 2026 Cuma - 09:39 Uzmanı uyardı: "Her akıntı enfeksiyon anlamına gelmez" Eskişehir’de görev yapan Op. Dr. Çağrı Kutlugün Emral, vajinal akıntı ile kaşıntı şikâyetlerinde kendi kendine tanı ve tedavinin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti. Özel Ümit Vişnelik Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Çağrı Kutlugün Emral, vajinal enfeksiyonların nedenleri, türleri ve belirtileri hakkında önemli bilgiler verdi. Dr. Emral, doğru teşhis ve tedavi için mutlaka profesyonel destek alınması gerektiğini söyledi. Vajinal akıntı, kaşıntı ve kötü koku gibi şikayetlerin her kadının hayatının bir döneminde karşılaşabileceği yaygın sorunlar olduğunu belirten Dr. Emral, bu belirtilerin her zaman enfeksiyon anlamına gelmediğine dikkat çekti. "Vajinal enfeksiyonların birçok nedeni var" Op. Dr. Çağrı Kutlugün Emral, vajinal enfeksiyonlara yol açabilecek pek çok etken bulunduğunu ifade ederek, "Mevsimsel değişiklikler, yaşam tarzı, başka bir hastalık nedeniyle kullanılan ilaçlar ya da doğru bilinen yanlış alışkanlıklar vajinal enfeksiyonlara zemin hazırlayabiliyor" dedi. Vajinal enfeksiyonların genellikle 2 ana başlık altında değerlendirildiğini belirten Emral, belirtileri şöyle özetledi: "Mantar enfeksiyonları: Kaşıntı ön plandadır. Beyaz renkli, genellikle kokusuz ve kıvamı peynir ya da kesik süt görünümünde akıntı görülebilir. Bakteriyel enfeksiyonlar: En belirgin şikayet kötü kokudur. Hastalar çoğu zaman özellikle cinsel ilişki sonrası artan kötü koku şikayetiyle başvurur." "Utanılacak bir durum değil, doktora başvurun" Toplumda sık yapılan bir hataya dikkat çeken Dr. Emral, hastaların kendi kendine tanı koymasının ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirterek, "Her akıntı enfeksiyon değildir. Her kaşıntı da mantar anlamına gelmez. Kişinin kendi karar verdiği ilaçlar, başlangıçta şikayetleri hafifletiyor gibi görünse de ilerleyen süreçte daha ağır ve karmaşık enfeksiyonlara yol açabilir. Vajinal enfeksiyonlar utanılacak ya da ertelenecek bir sorun değildir. Bu tür şikayetlerde kararı kendiniz vermek yerine doktorunuza başvurmanız en doğru yaklaşımdır. Doğru teşhis ve uygun tedavi, hem sağlığınızı korur hem de muhtemel komplikasyonların önüne geçer" ifadelerini kullandı.
Bebeğin sırtından tel parçası çıktı
30 Ocak 2026 Cuma - 09:13 Bebeğin sırtından tel parçası çıktı Kahramanmaraş’ta sırt üstü yatmak istemeyen, yatırıldığında ağlama ve huzursuzluğu nedeniyle hastaneye götürülen bir yaşındaki bebeğin sırtından akciğer zarına doğru ilerleyen 2 santimetrelik zımba teli çıktı. Alınan bilgiye göre, Kahramanmaraş’ta farklı ortopedi, çocuk cerrahisi ve beyin cerrahisi kliniklerine başvurusu yapılan bir yaşındaki bebeğin, sırt bölgesinde yabancı bir cisim olduğu ancak müdahalenin zor olduğu ve 8 yaşına kadar beklenmesi gerektiği bildirildi. Aile, bebekleri için son olarak HG Hospital’e başvurdu. HG Hospital Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. İdris Altun tarafından yapılan tetkiklerde, yabancı cismin cilt altında, omurilik kanalına yakın bir bölgede olduğu ve akciğer zarına doğru ilerlediği belirlendi. Hasta, genel anesteziye alınmadan, lokal anestezi ve sedasyon eşliğinde ameliyata alındı. Yapılan müdahalede yabancı cisim tamamen çıkarıldı. Çıkarılan cismin, ince zımba teline benzer metal bir tel olduğu ve yaklaşık 2 santimetre uzunluğunda bulunduğu tespit edildi. Hasta, aynı gün taburcu edildi. "Akciğer zarına doğru ilerleyen bir yabancı cisim tespit ettik" Konuya ilişkin açıklama yapan Prof. Dr. İdris Altun, "Sırtında yabancı bir cisim olduğu söylenmiş ancak çıkarılamayacağı ve 8 yaşına kadar beklenmesi gerektiği ifade edilmişti. Bize başvurduğunda yaptığımız tetkiklerde, cilt altında, omurilik kanalına çok yakın ve akciğer zarına doğru ilerleyen bir yabancı cisim tespit ettik. Hastamızı tamamen uyutmadan, lokal anestezi ve sedasyon eşliğinde müdahale ederek lezyonu tamamen çıkardık. Çıkardığımız cismin ince zımba teline benzer, yaklaşık 2 santimetre uzunluğunda metal bir tel olduğunu gördük. Bu yabancı cisim alınmasaydı, bölgede enfeksiyon gelişebilirdi. Enfeksiyon sonucu omurilik kanalında ciddi hasarlar oluşabilir, çocuk büyüdükçe cismin hareket etmesine bağlı olarak omurilikte zedelenmeler meydana gelebilirdi. Ayrıca yana doğru ilerleyerek akciğer zarına ve akciğere batma riski vardı. Bu da enfeksiyona ve ilerleyen süreçte tümörle karışabilecek tablolara neden olabilirdi. Şu an hastamız gayet sağlıklı. Gerekli kontrolleri yaptık ve aynı gün taburcu ettik" dedi.