Son Dakika
|
ÇEVRE
Şampiyon Galatasaray kupasını aldı
Milletvekili İsmail Ok’a yanlış ilaç verilmesi davasında savcı mütalaasını açıkladı
Kıymet Rümeysa Tezcan, Avrupa şampiyonu
Şampiyon Galatasaray üstü açık otobüsle şehir turu attı
Baklava kutusunda rüşvet davasında karar çıktı!
Tepebaşı Belediyesi operasyonunda gözaltı sayısı 25’e yükseldi
Üsküdar Belediyesi’ne yönelik irtikap operasyonu: 7 gözaltı
Trump: "Xi, İran ile anlaşma sağlanması için yardım teklif etti"
Türkiye ile Kazakistan arasında 13 anlaşma imzalandı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Türkiye’s TV Dramas Conquers Ecuador
MSB’den "seferberlik emri" iddialarına ilişkin açıklama
Dursun Özbek: "Biz artık küresel ölçekte rekabet eden bir organizasyon olmak zorundayız
Büyükçekmece’deki bıçaklı kavgada 16 yaşındaki çocuğun ölümüne ilişkin yeni detaylara ulaşıldı
İngiltere’de istifa eden eski bakandan Başbakan Starmer ile rekabet çağrısı
Kocaeli semalarında dronlarla "AK Parti" ve "Cumhurbaşkanı Erdoğan" koreografisi
Astana’da Hafif Raylı Sistem hizmete açıldı
Nelson Mandela'nın torunu Nkosi Mandela'dan Libya'da Küresel Sumud Kara Filosu'na destek
SAĞLIK
Niğde’de mobil sağlık seferberliği: Uzak köylere ücretsiz sağlık hizmeti
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:59:13
Niğde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen mobil sağlık çalışmaları kapsamında, Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde sunulan birinci basamak sağlık hizmetleri, kent merkezine uzak kasaba ve köylerde yaşayan vatandaşların ayağına götürülüyor. Mobil Sağlıklı Hayat Ekibi ile sahaya çıkan sağlık personelleri program kapsamında Karaatlı beldesinde vatandaşlara yerinde ve ücretsiz sağlık hizmeti sundu. Gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında vatandaşlara birçok alanda sağlık taraması ve danışmanlık hizmeti verilirken, Mobil Sigara Bırakma Polikliniği’nde doktorlar tarafından sigara bırakma danışmanlığı, 2-6 yaş grubundaki çocukların büyüme ve gelişim değerlendirmeleri, çocukların gelişim süreçleri hakkında ailelere bilgilendirme gerçekleştiriliyor. Mobil ekipler tarafından ayrıca KETEM kapsamında rahim ağzı (serviks) ve kolorektal kanser taramaları da yapılan program kapsamında diyetisyenler tarafından sağlıklı beslenme ve obeziteyle mücadele konusunda danışmanlık hizmeti sunuluyor, koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri de vatandaşlarla buluşuyor. Evde sağlık hizmetlerinden yararlanan yaşlı ve yatağa bağımlı hastalar da unutulmadı. Uzman hekimler tarafından hastaların sağlık durumları değerlendirilirken, ihtiyaç duyulan kontroller yerinde gerçekleştiriliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Niğde İl Sağlık Müdürü Doğan Bahadır İnan, Niğde genelinde oluşturulan sağlık timiyle ilin en uzak noktalarına ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. İnan, "Oluşturulan sağlık timiyle ilimizin en uzak noktalarına ulaşarak hem hastalarımızı hem de sağlıklı bireylerimizi taramayı ve Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonunu sahada güçlendirmeyi hedefliyoruz. 2-6 yaş arası çocuklarımızı, yaşlılarımızı, rahatsızlığı olan ya da rahatsızlığının farkında olmayan vatandaşlarımızı muayene ediyoruz.Diş hekimimizle mobil diş ünitelerimiz aracılığıyla diş sorunlarına yerinde müdahale ettik, kanser taramalarını gerçekleştiriyor, ebelerimizle de gebelerimizin muayenelerini yapıyoruz. Böylece gittiğimiz yerlerde halkımızın neredeyse tamamını sağlık açısından taramış" dedi. Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde yürütülen çalışmalarla vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması ve koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:57
Niğde’de mobil sağlık seferberliği: Uzak köylere ücretsiz sağlık hizmeti
Niğde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen mobil sağlık çalışmaları kapsamında, Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde sunulan birinci basamak sağlık hizmetleri, kent merkezine uzak kasaba ve köylerde yaşayan vatandaşların ayağına götürülüyor. Mobil Sağlıklı Hayat Ekibi ile sahaya çıkan sağlık personelleri program kapsamında Karaatlı beldesinde vatandaşlara yerinde ve ücretsiz sağlık hizmeti sundu. Gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında vatandaşlara birçok alanda sağlık taraması ve danışmanlık hizmeti verilirken, Mobil Sigara Bırakma Polikliniği’nde doktorlar tarafından sigara bırakma danışmanlığı, 2-6 yaş grubundaki çocukların büyüme ve gelişim değerlendirmeleri, çocukların gelişim süreçleri hakkında ailelere bilgilendirme gerçekleştiriliyor. Mobil ekipler tarafından ayrıca KETEM kapsamında rahim ağzı (serviks) ve kolorektal kanser taramaları da yapılan program kapsamında diyetisyenler tarafından sağlıklı beslenme ve obeziteyle mücadele konusunda danışmanlık hizmeti sunuluyor, koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri de vatandaşlarla buluşuyor. Evde sağlık hizmetlerinden yararlanan yaşlı ve yatağa bağımlı hastalar da unutulmadı. Uzman hekimler tarafından hastaların sağlık durumları değerlendirilirken, ihtiyaç duyulan kontroller yerinde gerçekleştiriliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Niğde İl Sağlık Müdürü Doğan Bahadır İnan, Niğde genelinde oluşturulan sağlık timiyle ilin en uzak noktalarına ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. İnan, "Oluşturulan sağlık timiyle ilimizin en uzak noktalarına ulaşarak hem hastalarımızı hem de sağlıklı bireylerimizi taramayı ve Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonunu sahada güçlendirmeyi hedefliyoruz. 2-6 yaş arası çocuklarımızı, yaşlılarımızı, rahatsızlığı olan ya da rahatsızlığının farkında olmayan vatandaşlarımızı muayene ediyoruz.Diş hekimimizle mobil diş ünitelerimiz aracılığıyla diş sorunlarına yerinde müdahale ettik, kanser taramalarını gerçekleştiriyor, ebelerimizle de gebelerimizin muayenelerini yapıyoruz. Böylece gittiğimiz yerlerde halkımızın neredeyse tamamını sağlık açısından taramış" dedi. Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde yürütülen çalışmalarla vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması ve koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor. (ST-TB-
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:41
Anne adayları "Her Gebeye Bir Ebe" uygulamasıyla korkularını yeniyor
Sağlık Bakanlığınca hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması, Kastamonu’da anne adaylarına doğum sürecinde eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunarak stres ve korkularını yenmelerine yardımcı oluyor. Koordinatör ebeler, anne adaylarıyla telefonda irtibat kurarak gerekli sağlık kontrollerini yapıyor ve eğitim desteği veriyor. Sağlık Bakanlığınca hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması kapsamında Kastamonu’da görevlendirilen koordinatör ebeler anne adaylarını doğuma hazırlıyor. Kastamonu Merkez Toplum Sağlığı Merkezinde görevli koordinatör ebeler, "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması kapsamında anne adaylarına gebelikten doğuma, lohusalıktan bebek bakımına kadar geniş kapsamlı destek sağlanıyor. Uzman ebeler tarafından yürütülen uygulamada, gebeler ve yeni anneler düzenli olarak bilgilendiriliyor. Özellikle ilk gebeliği olan ve ev ziyareti talep eden anne adaylarına yönelik ev ziyaretleri de yapılıyor. "Annelere verilen ebe desteğiyle anne ve bebeğe yönelik komplikasyonlarda düşüş sağlandı" Kastamonu Toplum Sağlığı Merkezi’nde çalışan ebe Neslihan İdrisoğlu, normal doğum eylemi planı kapsamında ‘Her Gebeye Bir Ebe’ uygulamasının hayata geçirildiğini söyledi. Doğum sürecindeki normal gebeler 28. hafta sonrası, riskli gebeler HSYS/MBYS sistemine düştüğü anda ve doğum süreci sonundaki anneler ise hemen doğumu müteakip aranarak uzman ebeler tarafından bilgi verildiğini anlatan İdrisoğlu, "Gebelik, doğum ve gebelik sonrası süreçler sadece biyolojik süreç olmayıp psikolojik ve sosyal boyutu olan bütüncül bir dönem olmaktadır. Bu dönemlerde annelere verilen ebe desteği ile müdahaleli doğum oranları azalmakta, anne ve bebeğe yönelik komplikasyonlarda da düşüşü sağlamaktadır. Yine biz gebelik ve doğum sonrası süreçte annelerinizin yanındayız. Onları arıyoruz. Özellikle doğum sonu süreçteki yolculukta annelerimizin yanındayız" dedi. Gebelere psikolojik destek de verildiğini ifade eden İdrisoğlu, bilinmezliklerin ortadan kaldırıldığını belirtti. Gebelerin nasıl bir süreçle karşılaşacağını öğrendiklerini anlatan İdrisoğlu, "Bebekle ilgili nasıl bir bakımda bulunulacak, doğum eyleminde nelerle karşılaşacak, bebeğin bakımıyla ilgili hangi konularda destek olacağımız konularında bilgi veriyoruz" diye konuştu. Normal doğumun sağladığı yararlardan bahseden İdrisoğlu, normal doğum eylemi ve sezaryen arasındaki farklılıklara deyindi. İdrisoğlu, iyileşme süreci, bebeğin anne ile uyumu, beslenme sürecindeki kolaylıklar yönünden normal doğum eyleminin sezaryenden daha sağlıklı ve avantajlı olduğuna dikkat çekti. "Kastamonu’da gebe okuluna gelmeyen gebe kalmasın" Gebe Okulu eğitmen ebesi Gürcü Gündoğmuş da Sağlık Bakanlığı’nın öngördüğü konular dahilinde gebelere bilgi verdiklerini söyledi. Haftanın 5 günü çeşitli eğitim programı olduğunu söyleyen Gündoğmuş, "Eğitim programımızda pazartesi başlıyoruz. 5 günlük bir eğitim programımız var. Hem online eğitimlerimiz var hem yüz yüze eğitimlerimiz var. Her gün bu eğitimlerimiz devam etmekte. Online eğitimlerimizdeki amacımız da ilçelerde olan kişiler için, yine ikinci, üçüncü doğumları olanlar için ulaşılabilir olmak, bilgiyle faydalandırmak diyoruz. Gebelik süreci, bebeğin anne karnındaki gelişim aşamaları, yine gebelikte sık rastladığımız bulantı, kusma, kas ağrısı gibi bir çok şikayete çözüm önerilerini konuşuyoruz. Gebelik döneminde yapılması gereken tarama testlerini konuşuyoruz. Her salı günü ağız ve diş sağlığı konusunda diş hekimimiz Fulya Koca geliyor ve gebelerimizin ağız-diş muayenesini yapıyor, eğitimini veriyor. Yenidoğan da ağız bakımı nasıl yapılmalı, bunları aktarıyor bize. Her salı günleri yine ben, gebelikte ve lohusalık döneminde beslenme nasıl olmalı bunu konuşuyoruz. Doğum çantamıza neler koymalıyız, neler koymamalıyız bunları konuşuyoruz. Her çarşamba doğum ağrısıyla baş etmede ilaçsız yöntemlerimiz, aromaterapi, müzik, akupunktur bunlardan bahsediyoruz. Her çarşamba fizyoterapist eşliğinde egzersiz ve pilatesimiz var. Burada da 20. gebelik haftasını doldurmuş olması gerekiyor. Doktor tarafından herhangi bir egzersiz yapmasında sakınca olmaması gerekiyor. Pelvis kaslarını esnetmek için iyi olmuş oluyor egzersiz. Hem de buraya geldiklerinde sosyalleşmiş oluyorlar. Her perşembe eş refakat destekli eğitimimiz oluyor. Buradaki amacımız da eşinizin, yakınınızın doğumda ve gebelik sürecinde, lohusalık döneminde gebeye nasıl destek olması gerektiğini. Yine baba adaylarına özellikle alt değiştirme, gaz çıkartma gibi uygulamalar yaptırıyoruz birebir. Büyüklerin "sarılık olmasın" diye sarı örtü, tuzlama gibi bunların sakıncalarını konuşuyoruz. Buradaki amacımız tamamen " gebelerimize destek " diyoruz. Cuma günleri anne sütü eğitimini veriyoruz. Emzirme pozisyonlarını gösteriyoruz. Doğum sonrası nelere dikkat etmeliyiz bunları aktarıyoruz. Eğitim bitiminde katılım belgesi veriyoruz. Mor bileklik uygulamamız var. Yine eğitim bitiminde kadın doğum servisi ile doğumhaneyi gezdiriyoruz ki nasıl bir ortama geleceklerini görsünler, güven duygusu oluşsun diye. Kastamonu’da gebe okuluna gelmeyen gebe kalmasın" şeklinde konuştu. "İlk hamile kaldığımdaki o cahiliyet şu anda yok" Gebe Hicran Çelebi Ekin ise 28 haftalık hamile olduğunu belirterek, her gebeye bir ebe uygulamasını çok faydalı bulduğunu dile getirerek, "Benim sağlığımdan, hamileliğimden, doğacak bebeğimin sağlığından her şeye bana bilgi veriyorlar. Emzirme olsun, bebekle alakalı doğum öncesi, doğum sonrası bakımı, kendi bakımım, bebeğin bakımı her şeyi bana çok detaylı şekilde anlatmaya çalışıyorlar. Şu an ilk hamile kaldığımdaki o cahiliyet diyeyim size, o şeyim yok mesela. Doğum daha yapmamış olsam da neyle nasıl karşılaşacağımı, nasıl tepki vereceğimi anlatıyorlar. İnternette görmüştüm, sağlık ocağımda da bana söylediler. Gebe Okulu’nda bu tarz bir eğitim aldığımıza dair. Ben de şimdi hamileyim, bilmiyorum, acemiyim. Telefonla da arayıp zaten sürekli söylemişlerdi, ‘Gebe Okulu’muz var, böyle böyle eğitim veriliyor.’ diye. Katılmak istedim, katıldım, faydasını da gördüm. Hala daha da geliyorum. İstediğim kadar da gelebileceğim söylendi, doğuma kadar. Bence herkesin kesinlikle gelmesi gerekiyor. Çünkü doğumda zaten direkt bir acemiliğe düşüyorsunuz, sudan çıkmış balık misali. En azından burada size ne yapmanız gerektiğini, nasıl davranmanız gerektiğini, yalnız olmadığınızı, her şeyi anlatıyorlar. Siz de kendinizi diğer gebelerle birlikte çok rahat hissediyorsunuz" ifadelerini kullandı. "Gebelik rehberiyle doğumunuza hazırlık yapabilirsiniz" Anne adaylarından mobil uygulamayı telefonlarına indirmesini isteyen ebe Duygu Çulluk da, "Bu uygulamayla hafta hafta gebeliğinizi takip edebilirsiniz. Beslenme ve egzersiz önerilerine ulaşabilir. Gebelik rehberiyle doğumunuza hazırlık yapabilirsiniz. Emzirme ve lohusalık desteği alabilirsiniz. Aşı ve muayene hatırlatma ile bebeğinizin aşılarını ve muayenelerini kolayca takip edebilirsiniz. Bebeğinizin 0-2 iki yaş gelişimini kaydedip anı günlüğü oluşturabilirsiniz. Bebeğiniz için seçmiş olduğunuz isimleri kaydedip puanlayabilirsiniz" dedi.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:21
8 yıldır devam eden dava aileyi mağdur etti
Diyarbakır’da 8 yıl önce Özel Bağlar Hastanesine açtıkları davaya gidip gelen aile mağduriyet yaşıyor. 6 çocuk annesi Nefes Çakırbeyli daha önce 3 çocuğunu sağlıklı bir şekilde dünyaya getirmiş ve 2015 yılında ikiz çocuklarının olacağı haberini aldı. Özel hastane arayışına geçen aile, 2016 yılında Özel Bağlar Hastanesinde ikiz çocuklarını dünyaya getirdi. 1 kızının yaklaşık 2 ay diğer kızının ise 4 aydan fazla yoğun bakımda kaldığını iddia eden aile, bir kızlarının hastanenin ihmalkarlığı nedeniyle yüzde 99 engelli olduğunu söyledi. Ailenin iddiasına göre kızlarının oksijensiz kaldığı ve hastanede bulundukları zaman zarfında gerekli müdahalelerin yapılmadığını söylediler. Aile bir kızlarının gelişimini normal şekilde olduğunu diğer kızlarının ise sadece uzandığını ve hiç ses çıkarmadığını fark etti. Bunun üzerine başka bir Özel hastaneye gittiklerinde ise acı haberi aldılar. 10 ay sonra kızlarının hem bedensel hem de zihinsel engelli olduğunu öğrenen aile soluğu mahkemede aldı. 2018 yılında açılan davanın halen sürmesi ise aileyi mağdur etti. Anne Nefes Çakırbeyli, ikizlerinde önce 3 çocuğunun sağlıklı olduğunu söyledi. Çakırbeyli, "3 çocuğumu da Devlet Hastanesinde doğurdum. İkizlerimin olacağını öğrendiğimde daha rahat ve daha temkinli bir biçimde doğum yapmak için Özel Hastane tercih etmek istedim. Özel Bağlar Hastanesine gittim. Benim çocuğum canından oldu. Benim çocuğumun sadece görüntüsü var. Hareket edemiyor. Sadece işaret dili ile anlaşabiliyoruz. Benim kızım konuşamıyor, duyamıyor ve yürüyemiyor. Benim kızım ağır engelli yüzde 99 engeli var. Kızım yoğun bakımda 4 ay kaldı. İkizi Toprak Nisa 2 ay kaldı. Ömür’üm ise 4 ay yoğun bakımda kaldı. Beynine oksijen gitmedi. Bebeğimi ne zaman alabilirim diye sorduğumuzda. Yoğun bakım ünitesi sorumluları ‘oksijeni bebeğin ağzından çektiğimizde bebek morarıyor, nefes alamıyor. Biz o yüzden bebeği şuan size veremeyiz’ dendi bize. Aradan 2 gün geçti bize dediler ‘Gelip bebeğinizi alabilirsiniz’. 2 gün önce bana veremeyiz dediğiniz bebeği nasıl bana veriyorsunuz. Zaten kızım yoğun bakımda oksijensiz kalmış, beynine oksijen gitmemiş, morarmış, ağır bir hasar almış daha sonra bizi arayıp ‘gelin bebeğinizi alın’ diyorlar. Bana çocuğun engellidir denmedi. Hiçbir şekilde açıklama yapılmadı. Çocuğumu kucağıma koydular ve hadi git dediler" ifadelerini kullandı. 10 ay sonra kızının gelişiminin olmadığını fark eden Çakırbeyli, başka bir özel hastaneye gittiğini ve burada kızının hem zihinsel hem de fiziksel engelli olduğunu öğrendiğini söyledi. Çakırbeyli, "Aradan 10 ay geçti. Kızımın ikizi emeklemeye başladı, diş çıkarmaya başladı. Hareketleri normal önceki 3 çocuğum gibi gayet normaldi ama Ömür kızım sadece tavana bakıyordu ve hiç ses etmiyordu. Buda beni tedirgin etti. Özel bir hastaneye gittik doktor benim kızımın ayak tabanına ve parmaklarına dokunur dokunmaz ‘senin kızın engelli’ dedi. Orada dünyam başıma yıkıldı. Benim hiçbir şekilde aklımın ucundan geçmiyordu ki Özel Bağlar Hastanesi de bize böyle bir açıklama yapmadı. 8 yıl önce dava açtım hastaneye. Bir avukatla görüştüm kızımın tüm epik kriz dosyaları, hastanede ne tedavi gördüğü, hangi ilaçları kullandığını tüm belgelerini verdim kendisine. Bir dava 8 yıl sürmez. Bu bana hiç mantıklı gelmiyor. Neden benim kızımın davası bir türlü sonuçlanmıyor. Ben 1 avukatla davaya gidiyorum onlar ise 3-4 avukatla geliyorlar. Neden bunlar bu kadar güçlü, arkaları bu kadar güçlü. Bizim kimsemiz yok diye mi bize bunu yapıyorlar. Bir çocuğun hayatı bitmiş halen kendilerini savunmaya çalışıyorlar. İlk önce Devletimden istediğim tek şey. O Özel Bağlar Hastanesini araştırsınlar, denetlesinler. Sadece Ömür değil, Ömür gibi kaç tane çocuğun hayatını mahvetmişler araştırılsın. Özel Bağlar Hastanesi için ne gerekiyorsa yapılsın ve ceza alsınlar. Benim çocuğumun davası artık sonuçlansın ki benimde içim artık rahat etsin. Benim şuan 6 çocuğum var 5 çocuğum sağlıklı sadece Ömür’üm yarım kaldı. İkizi okula gidiyor anne diyor ‘bugün Ömür yürümüş olsaydı aynı sırada, aynı sınıfta okumuş olacaktık. Anne ben üzülüyorum. Neden benim ikizim benimle birlikte oyunlar oynamıyor, okula gelemiyor.’ şeklinde konuştu. Kızını yoğun bakımdayken görmeye gittiğinde çok enteresan bir şeye şahit olduğunu dile getiren Çakırbeyli, sözlerine şöyle devam etti: "Ben kızımı görmeye gittiğimde ağlayan bir sürü bebek vardı kuvözde. Çığlık çığlıyaydı hepsi. Oradaki hemşirler, hemşireler hepsi genç stajyer öğrencilerdi. Ben neden bu çocuklar bu kadar ağlıyor, neden müdahale etmiyorsunuz dediğimde. Bana dönüp ‘mama saatlerine var’ deyip geçiştirdiler. Şimdi düşünüyorum kafama yeni yeni oturmaya başlıyor. Belki o gün Ömür’ümün yoğun bakımda olduğu dönem Ömür gibi birçok bebek hasar almıştır. Sadece bunu araştırsalar yeter" Yetkililere ve avukatlara yardım çağrısında bulunan acılı anne şu ifadeleri kullandı: "Vicdanlı, merhametli benim kızımın davasıyla ilgilenen avukatların bana yardım etmesini istiyorum. Cumhurbaşkanımdan, Devletime, Sağlık Bakanlığına, Adalet Bakanlığından bu konuya bir el atmalarını istiyorum. Bir insanın canı bu kadar ucuz olmamalı. Bir kızın, bir çocuğun hayatını bu kadar kolay bitirip hiç bir şey olmamış gibi hayatlarına devam edemezler. O hastane araştırılsın artık başka annelerin evlatları yara almasın. Başka anneler ağlamasın. Çocukların hayatları bitmesin" Özel Bağlar Hastanesi yetkililerinden yapılan açıklamada ise dava sürecinin devam ettiği, bu nedenle konuya ilişkin açıklamayı dava sürecinden sonra yapılacağı söylendi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
16 Mayıs 2026 Cumartesi- 11:11
Türkiye, Avrupa’da kadın obezitesinde birinci sıraya yükseldi: Yeni nesil tedaviler umut vaat ediyor
2
16 Mayıs 2026 Cumartesi- 11:28
Kalp anjiyosundan korkmayın
3
16 Mayıs 2026 Cumartesi- 11:17
Prof. Dr. Koca: "Kronik ağrıya doğal çözüm: Nöral terapiye ilgi artıyor"
4
16 Mayıs 2026 Cumartesi- 10:09
Başhekim Sarıkaya’dan, hipertansiyona karşı ‘sessiz katil’ uyarısı
5
28 Ağustos 2024 Çarşamba- 10:51
Bursalı avukattan Prof. Dr. Mehmet Ceyhan’a suç duyurusu
29 Mayıs 2025 Perşembe - 14:59
Muş’ta EPS ve kateter ablasyon işlemleri başarıyla uygulanmaya başlandı
Muş Devlet Hastanesinde ilk kez gerçekleştirilmeye başlanan Elektrofizyolojik Çalışma (EPS) ve kateter ablasyon işlemleriyle ritim bozukluklarına yönelik tanı ve tedavi hizmetlerinde önemli bir adım atıldı. Çarpıntı, bayılma ve ani kalp durması gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen kalp ritim bozukluklarının kaynağı, EPS işlemiyle tespit ediliyor; ardından kateter ablasyon yöntemiyle hastalıklı bölgeler elektriksel olarak yakılarak tedavi sağlanıyor. Hastanede kurulan yeni altyapı ve uzman ekip eşliğinde başlatılan bu uygulamalar sayesinde daha önce çevre illere sevk edilen hastalar artık tedavilerini Muş’ta alabiliyor. İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Besim Hacıoğlu, Muş Devlet Hastanesinde kalp ritim bozukluklarına yönelik tedavilerin başarıyla uygulanmaya başlanmasının bölge sağlığı açısından önemli bir gelişme olduğunu belirterek, "Hastalarımızın büyük şehirlerde tedavi olmak zorunda kalmadan kendi ilimizde bu işlemleri güvenle yaptırabilmesi bizler için büyük bir kazanımdır. Emeği geçen tüm sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum" dedi.
29 Mayıs 2025 Perşembe - 14:56
Sağlıklı çocuk, sağlıklı gelecek
Erzurum’da "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" şenliği coşkuyla gerçekleştirildi. Erzurum Sabancı İlkokulunda; Erzurum İl Millî Eğitim Müdürlüğü ve Sağlık İl Müdürlüğü koordinasyonunda düzenlenen "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" şenliği büyük bir coşku ve katılımla tamamlandı. Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile Erzurum Büyükşehir Belediyesinin de katkı sunduğu Şenlik’te; sağlık, hijyen, bulaşıcı hastalıklardan korunma, aşıların önemi, aile hekimliği, ağız-diş sağlığı, beslenme, fiziksel aktivite, ilk yardım, afet bilinci ve geleneksel oyun temalarında istasyonlar kuruldu. Şenliğin amacı sağlık bilgisini artırarak çocukların ve dolayısıyla toplumun sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazanması ve sağlık okuryazarlığı düzeyinin artırılması olarak ifade edildi. Vali Mustafa Çiftçi’de, Millî Eğitim Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı arasında imzalanan protokol gereği, Valilik himayesinde İl Millî Eğitim Müdürlüğü ve İl Sağlık Müdürlüğü iş birliğiyle Sabancı İlkokulunda düzenlenen "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" programına katıldı. Sağlık okuryazarlığını küçük yaşta çocuklarımıza kazandırma amacı taşıyan bu protokol kapsamında ilimizde 570 öğrenciye, üç merkez ilçemiz (Aziziye, Palandöken, Yakutiye) Sağlık Müdürlüklerinde görevli personel tarafından, Toplum Sağlığı Hizmetleri Birimi koordinasyonunda eğitim verildi. Eğitimlerini başarıyla tamamlayan her öğrenci "Sağlık Elçisi" ünvanını almaya hak kazandı. Program çerçevesinde çocuklara sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazandırılmasına yönelik çalışmalar, kurulan çeşitli tematik istasyonlar aracılığıyla tanıtıldı. Vali Çiftçi; Arama Kurtarma İstasyonu, Sağlıklı Beslenme İstasyonu, Hareketli Yaşam İstasyonu, İzcilik İstasyonu, Aile Hekimliği İstasyonu, Ağız ve Diş Sağlığı İstasyonu, Fiziksel Aktivite İstasyonu ile Hijyen İstasyonunu gezerek öğrencilerle bir araya geldi. Programda yaptığı konuşmada Vali Çiftçi, Millî Eğitim Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı arasında imzalanan protokolle, ülke genelinde her ilde bir okulda bu etkinliğin hayata geçirildiğini ve bu sayede çocuklara sağlıklı yaşam bilincinin kazandırılmasının hedeflendiğini belirtti ve sözlerine şöyle devam etti: "Bu proje, sağlık okuryazarlığını geliştirmeye ve farkındalık oluşturmaya yönelik önemli bir adımdır. Ağaç yaşken eğilir." Vali Çiftçi, katılım sağlayan öğrencilere ’Sağlık Elçisi Belgeleri’ni takdim etti. Program, halk oyunları gösterisi ve Minik Arama Kurtarma ekibinin sergilediği gösteriyle sona erdi.
29 Mayıs 2025 Perşembe - 14:37
Muş Devlet Hastanesinde bir ilk: Epidural doğum başarıyla gerçekleştirildi
Muş Devlet Hastanesinde ilk kez uygulanan epidural doğum yöntemiyle anne adayları için daha konforlu ve ağrısız bir doğum süreci sağlandı. Muş Devlet Hastanesinde anne adaylarının doğum sürecini daha konforlu geçirmelerini sağlayan epidural doğum yöntemi ilk kez başarıyla uygulandı. Kadın Doğum Uzmanı Op. Dr. Leyla Çetin ve Anestezi Uzmanları Uzm. Dr. Fatma Tuğçe Solak ile Uzm. Dr. Murat Şahin’in koordineli çalışmasıyla gerçekleştirilen doğum, hastane tarihinde bir ilk oldu. Epidural doğumla dünyaya gelen bebeğin ve annenin sağlık durumunun iyi olduğu bildirildi. Söz konusu uygulama, normal doğumun ağrısız bir şekilde gerçekleşmesini sağlayarak anne adaylarına önemli bir rahatlık sunuyor. Başarılı operasyonun ardından İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Besim Hacıoğlu, süreçte görev alan hekimlere özverili ve başarılı çalışmalarından dolayı teşekkür etti. Hacıoğlu; Op. Dr. Leyla Çetin, Uzm. Dr. Fatma Tuğçe Solak ve Uzm. Dr. Murat Şahin’e teşekkür belgesi takdim ederek, sağlık hizmetlerinde atılan bu önemli adımın kentteki kadın sağlığına büyük katkı sağlayacağını vurguladı. Müdür Hacıoğlu, "Epidural doğum gibi modern ve konforlu yöntemlerin ilimizde de uygulanmaya başlanması bizler için büyük bir gurur kaynağıdır. Emeği geçen tüm hekimlerimizi kutluyorum" dedi.
29 Mayıs 2025 Perşembe - 14:15
70 hastanın göz ameliyatı 42 ülkede canlı yayınlanacak
Bilkent Şehir Hastanesi’nde düzenlenen ‘Canlı Cerrahi Sempozyumu’ kapsamında 4 günde 70 hastanın ameliyatı 42 ülkede canlı yayınlanacak. Türk Oftalmoloji Derneği’nin 9’uncu Canlı Cerrahi Sempozyumu, Ankara Bilkent Şehir Hastanesi iş birliği ile bugün başladı. 1 Haziran’a kadar devam edecek sempozyuma 42 ülkeye yapılan canlı yayınlarda çevrim içi olarak bin, fiziki olarak ise bin olmak üzere yaklaşık 2 bin kişi katıldı. Sempozyum çerçevesinde katarakt ve refraksiyon cerrahisi, kornea cerrahisi, şaşılık cerrahisi, vitreoretinal cerrahi, glokom cerrahisi, okuloplastik cerrahisi olmak üzere göz hastalıklarının 6 ana branşında gerçekleştirilecek ameliyatlar, aynı zamanda bilimsel eğitimi ve multidisipliner tartışmayı da bir araya getirecek. Her bir ameliyat yalnızca teknik yönleriyle değil, karar süreçleri ve klinik gerekçeleriyle de konferans salonunda interaktif olarak değerlendirilecek. "Cumhurbaşkanımızın hayalim dediği mega projeleri bir eğitim üssü yapmak bizim görevimiz" Bilkent Şehir Hastanesi Koordinatör Başhekimi Prof. Dr. Levent Öztürk, hastanede bulunan 15 göz ameliyathanesinde yapılan sempozyum gibi eğitim faaliyetlerine her zaman destek verdiklerini belirterek, "Hastanemizde şu anda 2 bin 800 asistanımız var. Uzmanlık eğitimi alıyorlar. Göz kliniğimizde de 60 asistanımız var. Uzmanlık eğitimi alarak Türkiye’nin değişik yerlerinde halkımıza hizmet etmek için görevlerini yerine getirecekler. Eğitim faaliyetlerine her zaman destek veriyoruz. Eğitim faaliyetlerimizi daha da geliştirmek için Sağlık Bakanlığımız her zaman bizim arkamızda. Biz de yaklaşık 700 eğitim görevlisi hocamızla Türkiye’ye hizmet edecek uzmanlar yetiştirmek için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Cumhurbaşkanımızın hayalim dediği mega projeleri bir eğitim üssü yapmak da bizim görevimiz" diye konuştu. "Dünyada bir ilki gerçekleştiriyoruz" Bu sempozyumun dünyada eşi benzeri olmadığına değinen Türk Oftalmoloji Derneği Genel Başkanı Dr. Huban Atilla ise, "Farklı dallarda 4 gün süren bir Canlı Cerrahi Sempozyumu göz hastalıkları alanında yok. O yüzden dünyada da bir ilki gerçekleştiriyoruz. Katılım sayılarımız her yıl artmakta. Bu yıl ülkemizdeki katılımcı sayısı bin 100’ü geçti. Çevrim içi olarak yurt dışındaki izleyicilere de aktarım yapıyoruz. Gurur verici bir durum bizim açımızdan" açıklamasında bulundu. Göz için önemli denilebilecek bir yaş grubu olmadığını söyleyen Atilla, bunun her yaşta çok önem taşıdığını ve 1 haftalık bebekten 70 yaşındaki hastaya kadar geniş bir yaş aralığını ameliyat ettiklerini vurguladı. "42 ülkeden bin katılımcıya çevrim içi yayın yapıyoruz" Prof. Dr. Özlem Evren Kemer ise 15 göz ameliyathanesinde günde yaklaşık 120-150 arasında ameliyat yapıldığını vurguladı. Kemer, Canlı Cerrahi Sempozyumu kapsamında yayını ulaştırabilmek adına 4 ameliyathaneden yayın yapıldığını açıkladı. 70 vakanın ameliyat edileceğini de söyleyen Kemer, sözlerine şöyle devam etti: "6 branşın tamamı sırayla burada cerrahilerini sergileyecekler. Yapılacak olan cerrahiler genellikle standart dışında yüksek teknoloji gerektiren cerrahiler. Örneğin kornea birimi için ileri kök hücre nakilleri yapılacak, keratokonusta geldiğimiz son noktalardan örnekler gösterilecek. Böylelikle üstün cerrahi bilgi, tecrübe ve teknolojinin varlığında hekimlerimize eğitim fırsatı verilecek. Eş zamanlı olarak uluslararası yayın olduğu için şu anda öğrendiğimiz kadarıyla 42 ülkeden bin kadar katılımcı bizi İngilizce olarak çevrim içi izliyor. Bunu ülkemizin geldiği noktada cerrahimizin üstünlüğü, Türk hekimlerinin yaptığı başarılı ameliyatların yurt dışına aktarılması ve onların da eğitimi açısından son derece kıymetli görüyoruz."
29 Mayıs 2025 Perşembe - 13:55
Malatya’da "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" etkinliği
Malatya Valiliği himayelerinde, İl Sağlık Müdürlüğü ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" etkinliği Niyazi Mısri İlkokulu bahçesinde gerçekleştirildi. Etkinliğe il protokolü, okul yöneticileri, öğretmenler, veliler ve öğrenciler katıldı. Etkinlik kapsamında öğrencilere sağlıklı yaşam bilincini kazandırmak amacıyla çeşitli eğitimler verildi. Sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite alışkanlıklarının teşvik edilmesi, ekran bağımlılığının azaltılması ve obeziteyle mücadele gibi konularda farkındalık çalışmaları yapıldı. Ayrıca çocuklara temel ilk yardım bilgileri de aktarıldı. Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Kızılay Malatya Şube Başkanı Sadi Ergül, söz konusu programın İl Sağlık Müdürlüğü ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde gerçekleştirilen etkinlikler dizisinin bir parçası olduğunu belirterek, "Bu etkinliklerimiz sürecek. Başta Sayın Valimiz olmak üzere İl Sağlık Müdürlüğümüze ve İl Milli Eğitim Müdürlüğümüze verdikleri destek için teşekkür ediyorum" dedi. Malatya İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Cezmi Karaca ise konuşmasında, koruyucu sağlık hizmetlerinin önemine dikkat çekerek "Sağlığın kıymetini hasta olmadan bilmek gerekir. Bu doğrultuda Bakanlığımız, çocukluk çağından itibaren sağlık bilincinin geliştirilmesi ve sağlık okuryazarlığının artırılması hedefiyle bu tür projelere büyük önem veriyor. Okullar kapanmadan bu etkinliği gerçekleştirdik ancak benzeri faaliyetlerimiz devam edecek. Hedefimiz, anaokulundan 4. sınıfa kadar ulaşabildiğimiz tüm öğrencileri bu eğitimlerle buluşturmak" ifadelerini kullandı İl Milli Eğitim Müdürü Behçet Bakır da etkinliğin çocukların gelişimi açısından önem taşıdığını kaydederek, "Sağlıklı çocuk, sağlıklı gelecek anlayışıyla düzenlediğimiz bu anlamlı program, çocuklarımızın fiziksel, zihinsel ve duygusal gelişimini desteklemek, okul sağlığı hizmetlerini güçlendirmek ve toplum sağlığında kalıcı bir bilinç oluşturmak adına büyük bir adımdır. Sağlık okuryazarlığı, çocuk yaşta kazandırılması gereken hayati bir beceridir. Çünkü sağlıklı çocuklar, sağlıklı toplumun; sağlıklı toplum ise güçlü bir geleceğin temelidir" diye konuştu
29 Mayıs 2025 Perşembe - 13:54
Dr. Haydar Yöndem: "Deri kanseri, vücudumuzda en yaygın olarak görülen kanser türüdür"
Deri kanserinin vücutta en yaygın olarak görülen kanser türü olduğunu belirten Deri ve Zührevi Hastalıkları Uzmanı Dr. Haydar Yöndem, "Her kanser türünde olduğu gibi deri kanserinde de erken teşhis hayat kurtarır" dedi. Tunceli Devlet Hastanesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Uzmanı Dr. Haydar Yöndem, Cilt Kanseri Farkındalık Ayı nedeniyle açıklamalarda bulundu. Dr. Haydar Yöndem, "Deri kanseri, vücudumuzda en yaygın olarak görülen kanser türüdür. Her kanser türünde olduğu gibi deri kanserinde de erken teşhis hayat kurtarır. Eğer güneş gören göz etrafları, buran, ağız gibi güneşe daha fazla maruz kalan bölgelerimizde zamanla açılıp kapanan yaralarımız varsa veya açılan yaralarımız tedaviye rağmen kapanmıyor, büyüme gösteriyorsa, üzerinde kabuklanma, kanama ve akıntı gibi bulgular buna eşlik ediyorsa mutlaka bir uzman hekime görünmek gerekiyor. Uzun süredir var olan ve şikayet vermeyen, hep aynı seyreden yaralarınız için endişe etmenize gerek yok. Vücuttaki bir yarada değişim söz konusu ise bunu kontrol ettirmekte fayda vardır" diye konuştu. Cilt kanserinde en yüksek faktörün güneş ışınları olduğunu aktaran Yöndem, "Açık tenli olmak, açık göz rengine sahip olmak, çok sayıda çil ve bene sahip olmak daha önceden kendinizin ya da ailenizden birinin deri kanseri geçirmiş olması, doğuştan büyük benlere sahip olmak ve bağışıklık sisteminin baskılanması cilt kanseri riskini artırır. Güneşin etkilerinden korunmak için zorunlu olmadıkça saat 10 ile 14.00 saatleri arasında dışarı çıkılmaması gerekiyor. Eğer zorunluluk varsa güneş gözlüğü kullanmak, güneş kremleri kullanmak yararlı olur. Küçük çocukların uzun süre güneş maruziyetinde ciltlerine uygun güneş kremleri kullanılmalı. Yine kendi kendine ben muayenesi yapmak son derece önemli. Bunu bol ışıklı bir odada bir el aynası bir de boy aynasıyla tepeden tırnağa; saçlı deriden ayak tırnağına kadar ayda bir ben muayenesi yapılmalı. Kendimizin göremeyeceği bölgedeki benlerimiz için bir yakınımızdan yardım alabiliriz. Bu kontrolde eğer ki benlerde simetri değişimi, sınır ve boyutlarda değişim, üzerinde yara açılması, kanama görürseniz mutlaka bir uzman hekime muayene olunuz" dedi.
29 Mayıs 2025 Perşembe - 13:13
Kapalı alanlarda tütün kullanımına izin veren 4 işletmeye idari para cezası
Antalya’da, Sağlık Bakanlığı 4207 sayılı Tütün Ürünlerinin Zararlarının Önlenmesi ve Kontrolü Hakkındaki Kanun kapsamında, çapraz denetimler gerçekleştirildi. Denetimlerde, kapalı alanlarda tütün ve tütün ürünlerinin kullanımına izin veren 4 işletmeye idari para cezası uygulandı. Sağlık Bakanlığı’nın 81 ili kapsayan çapraz denetim uygulaması kapsamında, Burdur ve Isparta’dan gelen Tütün Denetim Ekipleri, 26-28 Mayıs tarihleri arasında Antalya’daki çeşitli işletmelerdeki denetimlerde kapalı alanlarda tütün ve tütün ürünlerinin kullanımına izin veren 4 işletmeye idari para cezası uygulandı. Antalya Tütün ve Diğer Bağımlılık Yapıcı Maddelerle Mücadele Birimi Sorumlusu Nurgül Yavuz denetimlere katılarak, kapalı alanlarda bulundurulması zorunlu uyarı levhaları ve mevzuat yükümlülükleri konusunda bilgilendirme ve uyarılarda bulundu. İşletme sahipleri ise ekiplerin bilgilendirici ve yapıcı tutumundan memnuniyetini dile getirdi. Yetkililer, vatandaş sağlığının korunması ve işletmelerin mevzuata uyumunun artırılması amacıyla denetimlerin kararlılıkla devam edeceğini açıkladı.
29 Mayıs 2025 Perşembe - 12:56
Sigarayı bırakana sertifika verildi
Bursa İl Sağlık Müdürlüğü, toplumdaki bireyleri tütün kullanımının zararlarından korumak hedefiyle başlattığı "Sigarayı Bırak, Hayatını Değiştir" kampanyasına destek veren kamu kurumlarına teşekkür belgesi verilirken, sigarayı bırakan kamu çalışanlarına ise başarı belgeleri takdim etti. Törende konuşan Bursa Vali Yardımcısı Hulusi Doğan, Türkiye’nin sağlık alanında son yıllarda çok önemli gelişmelerin yaşandığını belirtti. 50-60 sene öncesinde sigara şirketlerinin de reklamları ve teşvikleri ile gitgide sigara içmeye özendirilen bir ortam oluşturduğunu hatırlatan Doğan, "O dönemlerde restoranlarda, otobüslerde, uçaklarda, kamu kurumlarında her yerde sigara içiliyordu. İçmeyen insanlar için bu çok rahatsız edici bir durumdu. Sayın Cumhurbaşkanımızın da önderliğinde son yıllarda sigarayla mücadele edilmesi için bir ortam oluşturuldu. Bu çerçevede sigara ile mücadele edilmesi konusunda devletimizin almış olduğu bu kararlar son derece etkili oldu. Bu sayede birçok nokta tütünsüz hava sahasının olduğu noktalar oldu. Sağlık çalışanlarımızın da yaptığı bu çalışmalar neticesinde kamu kurumlarında sigarayı bırakan personel arkadaşlarımızı bir kez daha tebrik ediyorum, sigarayı bırakanların sayısının artarak devam etmesini diliyorum" şeklinde konuştu. Sigaranın içerisinde yer alan maddeler sebebiyle bağımlılık yapıcılığının çok yüksek olduğunun altını çizen Bursa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin ise, "Bilindiği üzere tütün kullanımı, çok yaygın bir bağımlılık çeşidi olmasının yanı sıra, tütün ve tütün ürünü dumanında bulunan maddelerin insan sağlığı üzerine yaptığı olumsuz etkileri nedeniyle dünyanın ve ülkemizin en önemli ve önlenebilir halk sağlığı sorunlarından biridir. Doğrudan tütün kullanımının getirdiği zararların yanında, Dünyada her yıl yaklaşık 1 milyondan fazla kişi, tütün ürünü kullandığı için değil, tütün ürünü dumanına maruz kaldığı için hayatını kaybetmektedir" dedi. Günümüzde sigara bırakmada etkisi bilimsel olarak kanıtlanmış tedavi seçenekleri mevcut olduğunu ifade eden Çetin, "Tüm sigara içenler sigarayı bırakma konusunda yardım almak için, ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattını kullanabilir veya sigara bırakma polikliniklerine başvurabilirler. İlimizde 16 adet Sigara Bırakma Polikliniği mevcut olup burada tedavi olmak isteyen vatandaşımıza hekimlerimiz tarafından ilaç reçete edilmektedir. Tüm vatandaşlarımızı bu merkezlerden ücretsiz faydalanmaları için bekliyoruz" diye konuştu. Açılış konuşmalarının ardından Uludağ Üniversitesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ’ın "Tütün ve Tütün Ürünleri ile Mücadelede Güncel Yaklaşımlar" konulu konferansıyla devam etti. Ardından ise sigara bırakma kampanyası çerçevesinde kampanyaya destek veren 11 kamu kurumuna teşekkür belgesi verilirken, kampanya kapsamında sigarayı bırakan 21 çalışana ise başarı belgeleri takdim edildi.
29 Mayıs 2025 Perşembe - 12:51
Yaza sağlıklı bir cilt ile girmek için 9 pratik öneri
Yaz aylarında cildin en büyük düşmanının, yoğun güneş ışınları olduğunu belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Nalan Kükürt, "Güneşin zararlı UV ışınları, ciltte erken yaşlanmaya, lekelenmelere ve hatta cilt kanserine yol açabilir" dedi. Yaz ayları, beraberinde keyifli zamanları getirirken, cildimiz için bazı riskler de barındırıyor. Güneş ışınlarının etkisiyle artan ultraviyole (UV) maruziyeti, sıcak hava, terleme ve çevresel kirlilik cilt sağlığımızı tehdit edebiliyor. Yaz aylarında cilt bakımına biraz daha fazla özen göstermek gerektiğini söyleyen Medline Adana Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Nalan Kükürt, bunun için kolay uygulayabilecek, pratik ve etkili önerilerde bulundu. Dermatoloji Uzmanı Dr. Nalan Kükürt, yaza sağlıklı bir cilt ile girmek için 9 öneriyi şu şekilde sıraladı: 1. Güneş koruyucu kullanmadan dışarı çıkmayın Yaz aylarında cildin en büyük düşmanı, yoğun güneş ışınlarıdır. Güneşin zararlı UV ışınları, ciltte erken yaşlanmaya, lekelenmelere ve hatta cilt kanserine yol açabilir. Bu nedenle dışarı çıkmadan 15-20 dakika önce, en az 30 SPF içeren bir güneş koruyucu sürmek çok önemlidir. Koruyucunun her 2-3 saatte bir yenilenmesi gerektiğini de unutmamak gerekir. 2. Cilt temizliğini ihmal etmeyin Ter, makyaj ve dış ortam şartları cilt gözeneklerini tıkayarak siyah nokta ve sivilceye neden olur. Bu yüzden sabah ve akşam olmak üzere günde iki kez cildi uygun bir temizleyiciyle yıkamak gerekir. Cilt tipinize uygun, alkol içermeyen ve nemlendirici özellikte bir temizleyici tercih etmeniz en doğrusudur. 3. Nemlendirici krem kullanın Yaz aylarında çoğu kişi, sıcak nedeniyle nemlendirici kullanmayı bırakır. Ancak cilt, yazın da neme ihtiyaç duyar. Hafif, su bazlı ve yağsız nemlendiriciler tercih ederek cildinizi nemli tutulabilirsiniz. Özellikle güneşe maruz kaldıktan sonra aloe vera içeren nemlendiriciler cildi yatıştırır ve ferahlatır. 4. Güneş sonrası bakımı unutmayın Güneşte uzun süre kalmak cildi kurutur ve tahriş eder. Bu nedenle güneş sonrası bakım oldukça önemlidir. Duş sonrası nemlendirici losyonlar ve serinletici jeller kullanmak cildin toparlanmasına yardımcı olur. 5. Beslenmenize dikkat edin Cilt sağlığı sadece dışarıdan uygulamalarla korunmaz; içeriden de desteklenmesi gerekir. Yaz aylarında bol sebze ve meyve tüketmek, cilde gerekli vitamin ve antioksidan desteğini sağlar. Özellikle havuç, domates, salatalık, karpuz gibi su oranı yüksek besinler cilt dostudur. Cips, çikolata, gazlı içecekler gibi işlenmiş gıdalardan ise uzak durun. 6. Açık renkli ve pamuklu giysiler giyinin Giyilen kıyafetler de cilt sağlığını etkiler. Yazın açık renkli, bol ve pamuklu giysileri tercih edin. Sentetik kumaşlar teri emmez ve ciltte tahrişe sebep olabilir. Ayrıca şapka ve güneş gözlüğü kullanmak da hem cilt hem de göz sağlığı için faydalıdır. 7. Makyajı azaltın Yaz aylarında ağır makyaj yapmak cildin hava almasını engeller. Bunun yerine hafif BB kremler, renkli nemlendiriciler ya da sadece güneş kremi kullanmak daha sağlıklıdır. Geceleri ise mutlaka makyaj temizlenmeli ve cilt dinlendirilmelidir. 8. Bol su tüketin Yüksek sıcaklıklarla birlikte vücuttan terleme yoluyla su kaybı artar. Bu durum cildin kurumasına, matlaşmasına ve elastikiyetini yitirmesine neden olur. Günde en az iki-iki buçuk litre su içmek, cildin nemli ve sağlıklı kalmasını sağlar. Ayrıca su, toksinlerin vücuttan atılmasına yardımcı olarak sivilce oluşumunu da engeller. 9. Uyku hijyenine özen gösterin Cilt sağlığını korumanın bir diğer yolu da kaliteli uykudan geçer. Uyku sırasında cilt kendini yeniler. Bu nedenle günde 7-8 saat uyumaya özen göstermek gerekir. Ayrıca stres, hormonları etkileyerek ciltte sivilce ve kızarıklıklara neden olabilir. Stresi azaltmak için yürüyüş, meditasyon veya hobilerden faydalanabilirsiniz."
29 Mayıs 2025 Perşembe - 12:51
‘İntiharlar her yıl 108 milyon kişiyi etkiliyor’
Dünyada her yıl 1 milyon kişinin intihar nedeniyle hayatını kaybettiğini dile getiren Psikiyatri Uzmanı Dr. Mehmet Çevik, "Her bir intihar, yaklaşık 135 kişinin bu durumdan yoğun bir şekilde etkilenmesine neden olmaktadır. Bu, tüm dünyada her yıl intihar davranışı ile derinden etkilenen 108 milyon insana denk gelmektedir. Oysa nazik bir söz söylemek ve yargılamadan dinlemek; fark sağlayarak o kişinin hayatını kurtarmanıza vesile olabilir" dedi. Liv Hospital Samsun Psikiyatri Kliniği’nden Uzm. Dr. Mehmet Çevik, bilgilendirmelerde bulundu. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ), Uluslararası İntiharı Önleme Derneği’nin bir girişimi olarak 2003 yılında dünyada intihar olgusu konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla 10 Eylül tarihini Dünya İntiharı Önleme Günü olarak ilan ettiğini vurgulayan Psikiyatri Uzmanı Dr. Mehmet Çevik, "DSÖ verilerine göre dünyada her yıl yaklaşık bir milyon kişi intihar nedeniyle ölmektedir. Bu değer kabaca her 40 saniyede 1 ölüm demektir" ifadelerini kullandı. "Kaybedilen her hayat onlarca kişinin yakınını temsil ediyor" Her 25 intihar girişiminden 1’inin ölümle sonuçlandığını, bundan çok daha fazla kişinin de intiharla ilgili ciddi düşünceleri olabildiğini işaret eden Uzm. Dr. Çevik, "Kaybedilen her hayat birinin eşini, çocuğunu, ebeveynini, arkadaşını veya meslektaşını temsil etmektedir. Her bir intihar yaklaşık 135 kişinin bu durumdan yoğun bir şekilde etkilenmesine neden olmaktadır. Bu, tüm dünyada her yıl intihar davranışı ile derinden etkilenen 108 milyon insana denk gelmektedir" diye konuştu. "İntiharı önlemek büyük oranda mümkündür" Toplumun bir üyesi olarak, çocuk olarak, ebeveyn olarak, arkadaş olarak, meslektaş olarak veya komşu olarak kişilerin hayatında bir fark oluşturmanın mümkün olduğunu işaret eden Uzm. Dr. Çevik, şu önerilerde bulundu: "İntihar davranışını önlemek için her gün yapabileceğiniz birçok şey var. Örneğin, her fırsatta konuyla ilgili farkındalığı artırabilir, intihar nedenleri ve intihar amaçlı uyarı işaretleri hakkında kendinizi ve başkalarını eğitebilir, çevrenizde sıkıntı yaşayanlara şefkat gösterebilir, yine kendi çevrenizdeki kişilerin intihar, intihar davranışı ve ruhsal sağlık sorunları ile ilgili ön yargılarını onlara fark ettirebilirsiniz." "İntiharın önlenmesinde kilit oyuncu olabilirsiniz" "Eğer bir kişinin intihar düşüncesi olduğuna inanıyorsanız bunu kişiyle konuşmaktan korkmayın" diyen Uzm. Dr. Çevik, "Kişiyi yargılamadan, sevecen ve basit bir biçimde kendine zarar verme düşüncesi olup olmadığını sorun. İntihar girişiminde bulunmuş kişiler genellikle ölmek istemediklerini, bunun yerine birinin kendilerine müdahalede bulunup onları durdurmasını istediklerini belirtirler. Çoğu, umutsuzluklarını hisseden ve onlara iyi olup olmadığını soran birilerini aradığını söyler. Nazik bir söz söylemek ve yargılamadan dinlemek fark sağlayarak o kişinin hayatını kurtarmanıza vesile olabilir" şeklinde konuştu.
29 Mayıs 2025 Perşembe - 11:54
Kalbi duran iki vatandaş Lokman Hekim’de yapılan başarılı ameliyatla tekrar hayata döndürüldü
Van’da kalp krizi nedeniyle kalbi duran iki vatandaş, Lokman Hekim Van Hastanesinde yapılan başarılı ameliyatla hayata tekrar döndürüldü. Van’da ikamet eden Halil Zent (52) isimli vatandaş, göğüs ağrısıyla Lokman Hekim Van Hastanesine başvurdu. Burada yapılan eko sonucunda kalp krizi tespit edildi. Anjiyoya götürüldüğü sırada kalbi duran Halil Zent’e yaklaşık 10 dakika kalp masajı yapıldı. Kalp masajı ile birlikte tıkalı olan ana damarına stant takılan Zent, yaklaşık 45 dakika sonra hayata döndürüldü. Konuyla ilgili açıklamada bulunan Lokman Hekim Van Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Suhaib Abu Saif, "Hasta bize göğüs ağrısıyla geldi. İlk olarak çekilen EKG’de kalp krizi saptanmadı. Ancak hastanın göğüs ağrısının devam etmesi nedeniyle yapılan eko sonucunda kalp krizi tespit edildi. Anjiyoya çıkarıldığı sırada hastanın kalbi durdu. Yaklaşık 10 dakika boyunca kalp masajı yapmamıza rağmen kalbi dönmedi. Anladık ki damarı açılamazsa hiç dönmeyecektir. Kalp masajı yapılırken işleme aldık. Ana damarının tıkalı olduğunu tespit ettik. Hemen oraya bir stent taktık. Takıldıktan sonra 35 dakika spiara devam edildi. Yaklaşık 45 dakika spiar sonrası hasta hayata döndürüldü. Yoğun bakımda iki hafta kaldıktan sonra uyandı. Şu an genel durumu iyi ve servise alındı. Bu hastamızın şansı hastane içerisindeydi. Eğer hastane dışında olsaydı, çok ağır bir beyin hasarı gelişebilirdi. Yani göğüs ağrısı olur olmaz hemen hastaneye başvurduğu için bu hasta çok şanslı sayılır. Bu nedenle göğüs ağrısı çekenlerin hemen acil servise başvurması gerekir" dedi. Remzi Akkuş (35) isimli hastanın ise hastane dışında kalp krizine bağlı kalp durması yaşadığını aktaran Dr. Suhaib Abu Saif, "Remzi Bey hastaneye getirildikten sonra 35 dakika kalp masajı yapıldı. Kalbin spontane ritmi sağlandıktan sonra anjiyoya aldık. En önemli damarına stant taktık. Bu durum hastane dışında olduğu için beyin hasarı olma ihtimali çok yüksekti. O yüzden soğutmaya aldık. Özel cihazlı vücut ısısını 38 dereceden 31 dereceye çektik. Böylece hem kalp fonksiyonları hem de beyin fonksiyonları ile beyin hücrelerini koruduk. Yaklaşık 36 saat sonra soğutma cihazı ile soğuttuktan sonra hastayı uyandırdık. Çok şükür hastanın çekilen beyin MR’ında hiçbir hasar gelişmeden taburcu ettik. Şu anda normal yaşamını devam ettiriyor" diye konuştu. İkinci kez hayata dönmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirten hastalar ise Dr. Suhaib Abu Saif ve hastane yönetimine teşekkür ettiler.
29 Mayıs 2025 Perşembe - 11:43
İEU Medical Point Hastanesi, üçüncü kez "Türkiye’nin En İyi İşverenleri" arasında yer aldı
İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi, insan odaklı yönetim anlayışı, güçlü kurum kültürü ve "7S" ilkeleriyle şekillenen yaklaşımı sayesinde Great Place to Work Enstitüsü tarafından açıklanan "Türkiye’nin En İyi İşverenleri 2025" listesinde bu yıl da yer aldı. Binin üzerinde çalışanı bulunan şirketler kategorisinde Türkiye genelinde yedinci sıraya yerleşen Medical Point Hastanesi, söz konusu listeye art arda üçüncü kez girerek önemli bir başarıya imza attı. Medical Point Hastaneler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Veysi Kubba tarafından yapılan açıklamada, "7S ile büyüyen kurum kültürü ’Türkiye’nin En İyi İşverenleri’ listesinde 7.’liği getirdi. Sevgi, Saygı, Sabır, Sır, Samimiyet, Sadakat ve Sürdürülebilirlik ilkeleriyle şekillenen iş yeri anlayışı, yalnızca hasta memnuniyetini değil, çalışan bağlılığını da en üst seviyeye taşımayı hedefliyor. Great Place to Work Enstitüsü’nün iş yeri kültürü ve çalışan deneyimi üzerine gerçekleştirdiği değerlendirme sonucunda belirlenen listede yer almak, hastanemizin sürdürülebilir ve güven veren kurum kültürünü ortaya koyarken; çalışanlarımızın gelişimini önceliklendiren uygulamalarımızın ve 7S ilkelerine dayalı çalışma anlayışımızın da bir yansıması olarak değerlendiriliyor." denildi. Çalışan deneyimini odağına alan yönetim modeli, yenilikçi insan kaynakları uygulamaları ve yüksek bağlılık yaratan ekip çalışmasıyla öne çıkan İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi, hasta ve çalışan memnuniyetini birlikte yükselten yapısıyla dikkat çekiyor.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder