Son Dakika
|
ÇEVRE
Şampiyon Galatasaray kupasını aldı
Milletvekili İsmail Ok’a yanlış ilaç verilmesi davasında savcı mütalaasını açıkladı
Kıymet Rümeysa Tezcan, Avrupa şampiyonu
Şampiyon Galatasaray üstü açık otobüsle şehir turu attı
Baklava kutusunda rüşvet davasında karar çıktı!
Tepebaşı Belediyesi operasyonunda gözaltı sayısı 25’e yükseldi
Üsküdar Belediyesi’ne yönelik irtikap operasyonu: 7 gözaltı
Trump: "Xi, İran ile anlaşma sağlanması için yardım teklif etti"
Türkiye ile Kazakistan arasında 13 anlaşma imzalandı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Türkiye’s TV Dramas Conquers Ecuador
MSB’den "seferberlik emri" iddialarına ilişkin açıklama
Dursun Özbek: "Biz artık küresel ölçekte rekabet eden bir organizasyon olmak zorundayız
Büyükçekmece’deki bıçaklı kavgada 16 yaşındaki çocuğun ölümüne ilişkin yeni detaylara ulaşıldı
İngiltere’de istifa eden eski bakandan Başbakan Starmer ile rekabet çağrısı
Kocaeli semalarında dronlarla "AK Parti" ve "Cumhurbaşkanı Erdoğan" koreografisi
Astana’da Hafif Raylı Sistem hizmete açıldı
Nelson Mandela'nın torunu Nkosi Mandela'dan Libya'da Küresel Sumud Kara Filosu'na destek
SAĞLIK
Niğde’de mobil sağlık seferberliği: Uzak köylere ücretsiz sağlık hizmeti
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:59:13
Niğde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen mobil sağlık çalışmaları kapsamında, Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde sunulan birinci basamak sağlık hizmetleri, kent merkezine uzak kasaba ve köylerde yaşayan vatandaşların ayağına götürülüyor. Mobil Sağlıklı Hayat Ekibi ile sahaya çıkan sağlık personelleri program kapsamında Karaatlı beldesinde vatandaşlara yerinde ve ücretsiz sağlık hizmeti sundu. Gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında vatandaşlara birçok alanda sağlık taraması ve danışmanlık hizmeti verilirken, Mobil Sigara Bırakma Polikliniği’nde doktorlar tarafından sigara bırakma danışmanlığı, 2-6 yaş grubundaki çocukların büyüme ve gelişim değerlendirmeleri, çocukların gelişim süreçleri hakkında ailelere bilgilendirme gerçekleştiriliyor. Mobil ekipler tarafından ayrıca KETEM kapsamında rahim ağzı (serviks) ve kolorektal kanser taramaları da yapılan program kapsamında diyetisyenler tarafından sağlıklı beslenme ve obeziteyle mücadele konusunda danışmanlık hizmeti sunuluyor, koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri de vatandaşlarla buluşuyor. Evde sağlık hizmetlerinden yararlanan yaşlı ve yatağa bağımlı hastalar da unutulmadı. Uzman hekimler tarafından hastaların sağlık durumları değerlendirilirken, ihtiyaç duyulan kontroller yerinde gerçekleştiriliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Niğde İl Sağlık Müdürü Doğan Bahadır İnan, Niğde genelinde oluşturulan sağlık timiyle ilin en uzak noktalarına ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. İnan, "Oluşturulan sağlık timiyle ilimizin en uzak noktalarına ulaşarak hem hastalarımızı hem de sağlıklı bireylerimizi taramayı ve Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonunu sahada güçlendirmeyi hedefliyoruz. 2-6 yaş arası çocuklarımızı, yaşlılarımızı, rahatsızlığı olan ya da rahatsızlığının farkında olmayan vatandaşlarımızı muayene ediyoruz.Diş hekimimizle mobil diş ünitelerimiz aracılığıyla diş sorunlarına yerinde müdahale ettik, kanser taramalarını gerçekleştiriyor, ebelerimizle de gebelerimizin muayenelerini yapıyoruz. Böylece gittiğimiz yerlerde halkımızın neredeyse tamamını sağlık açısından taramış" dedi. Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde yürütülen çalışmalarla vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması ve koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:57
Niğde’de mobil sağlık seferberliği: Uzak köylere ücretsiz sağlık hizmeti
Niğde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen mobil sağlık çalışmaları kapsamında, Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde sunulan birinci basamak sağlık hizmetleri, kent merkezine uzak kasaba ve köylerde yaşayan vatandaşların ayağına götürülüyor. Mobil Sağlıklı Hayat Ekibi ile sahaya çıkan sağlık personelleri program kapsamında Karaatlı beldesinde vatandaşlara yerinde ve ücretsiz sağlık hizmeti sundu. Gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında vatandaşlara birçok alanda sağlık taraması ve danışmanlık hizmeti verilirken, Mobil Sigara Bırakma Polikliniği’nde doktorlar tarafından sigara bırakma danışmanlığı, 2-6 yaş grubundaki çocukların büyüme ve gelişim değerlendirmeleri, çocukların gelişim süreçleri hakkında ailelere bilgilendirme gerçekleştiriliyor. Mobil ekipler tarafından ayrıca KETEM kapsamında rahim ağzı (serviks) ve kolorektal kanser taramaları da yapılan program kapsamında diyetisyenler tarafından sağlıklı beslenme ve obeziteyle mücadele konusunda danışmanlık hizmeti sunuluyor, koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri de vatandaşlarla buluşuyor. Evde sağlık hizmetlerinden yararlanan yaşlı ve yatağa bağımlı hastalar da unutulmadı. Uzman hekimler tarafından hastaların sağlık durumları değerlendirilirken, ihtiyaç duyulan kontroller yerinde gerçekleştiriliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Niğde İl Sağlık Müdürü Doğan Bahadır İnan, Niğde genelinde oluşturulan sağlık timiyle ilin en uzak noktalarına ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. İnan, "Oluşturulan sağlık timiyle ilimizin en uzak noktalarına ulaşarak hem hastalarımızı hem de sağlıklı bireylerimizi taramayı ve Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonunu sahada güçlendirmeyi hedefliyoruz. 2-6 yaş arası çocuklarımızı, yaşlılarımızı, rahatsızlığı olan ya da rahatsızlığının farkında olmayan vatandaşlarımızı muayene ediyoruz.Diş hekimimizle mobil diş ünitelerimiz aracılığıyla diş sorunlarına yerinde müdahale ettik, kanser taramalarını gerçekleştiriyor, ebelerimizle de gebelerimizin muayenelerini yapıyoruz. Böylece gittiğimiz yerlerde halkımızın neredeyse tamamını sağlık açısından taramış" dedi. Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde yürütülen çalışmalarla vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması ve koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor. (ST-TB-
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:41
Anne adayları "Her Gebeye Bir Ebe" uygulamasıyla korkularını yeniyor
Sağlık Bakanlığınca hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması, Kastamonu’da anne adaylarına doğum sürecinde eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunarak stres ve korkularını yenmelerine yardımcı oluyor. Koordinatör ebeler, anne adaylarıyla telefonda irtibat kurarak gerekli sağlık kontrollerini yapıyor ve eğitim desteği veriyor. Sağlık Bakanlığınca hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması kapsamında Kastamonu’da görevlendirilen koordinatör ebeler anne adaylarını doğuma hazırlıyor. Kastamonu Merkez Toplum Sağlığı Merkezinde görevli koordinatör ebeler, "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması kapsamında anne adaylarına gebelikten doğuma, lohusalıktan bebek bakımına kadar geniş kapsamlı destek sağlanıyor. Uzman ebeler tarafından yürütülen uygulamada, gebeler ve yeni anneler düzenli olarak bilgilendiriliyor. Özellikle ilk gebeliği olan ve ev ziyareti talep eden anne adaylarına yönelik ev ziyaretleri de yapılıyor. "Annelere verilen ebe desteğiyle anne ve bebeğe yönelik komplikasyonlarda düşüş sağlandı" Kastamonu Toplum Sağlığı Merkezi’nde çalışan ebe Neslihan İdrisoğlu, normal doğum eylemi planı kapsamında ‘Her Gebeye Bir Ebe’ uygulamasının hayata geçirildiğini söyledi. Doğum sürecindeki normal gebeler 28. hafta sonrası, riskli gebeler HSYS/MBYS sistemine düştüğü anda ve doğum süreci sonundaki anneler ise hemen doğumu müteakip aranarak uzman ebeler tarafından bilgi verildiğini anlatan İdrisoğlu, "Gebelik, doğum ve gebelik sonrası süreçler sadece biyolojik süreç olmayıp psikolojik ve sosyal boyutu olan bütüncül bir dönem olmaktadır. Bu dönemlerde annelere verilen ebe desteği ile müdahaleli doğum oranları azalmakta, anne ve bebeğe yönelik komplikasyonlarda da düşüşü sağlamaktadır. Yine biz gebelik ve doğum sonrası süreçte annelerinizin yanındayız. Onları arıyoruz. Özellikle doğum sonu süreçteki yolculukta annelerimizin yanındayız" dedi. Gebelere psikolojik destek de verildiğini ifade eden İdrisoğlu, bilinmezliklerin ortadan kaldırıldığını belirtti. Gebelerin nasıl bir süreçle karşılaşacağını öğrendiklerini anlatan İdrisoğlu, "Bebekle ilgili nasıl bir bakımda bulunulacak, doğum eyleminde nelerle karşılaşacak, bebeğin bakımıyla ilgili hangi konularda destek olacağımız konularında bilgi veriyoruz" diye konuştu. Normal doğumun sağladığı yararlardan bahseden İdrisoğlu, normal doğum eylemi ve sezaryen arasındaki farklılıklara deyindi. İdrisoğlu, iyileşme süreci, bebeğin anne ile uyumu, beslenme sürecindeki kolaylıklar yönünden normal doğum eyleminin sezaryenden daha sağlıklı ve avantajlı olduğuna dikkat çekti. "Kastamonu’da gebe okuluna gelmeyen gebe kalmasın" Gebe Okulu eğitmen ebesi Gürcü Gündoğmuş da Sağlık Bakanlığı’nın öngördüğü konular dahilinde gebelere bilgi verdiklerini söyledi. Haftanın 5 günü çeşitli eğitim programı olduğunu söyleyen Gündoğmuş, "Eğitim programımızda pazartesi başlıyoruz. 5 günlük bir eğitim programımız var. Hem online eğitimlerimiz var hem yüz yüze eğitimlerimiz var. Her gün bu eğitimlerimiz devam etmekte. Online eğitimlerimizdeki amacımız da ilçelerde olan kişiler için, yine ikinci, üçüncü doğumları olanlar için ulaşılabilir olmak, bilgiyle faydalandırmak diyoruz. Gebelik süreci, bebeğin anne karnındaki gelişim aşamaları, yine gebelikte sık rastladığımız bulantı, kusma, kas ağrısı gibi bir çok şikayete çözüm önerilerini konuşuyoruz. Gebelik döneminde yapılması gereken tarama testlerini konuşuyoruz. Her salı günü ağız ve diş sağlığı konusunda diş hekimimiz Fulya Koca geliyor ve gebelerimizin ağız-diş muayenesini yapıyor, eğitimini veriyor. Yenidoğan da ağız bakımı nasıl yapılmalı, bunları aktarıyor bize. Her salı günleri yine ben, gebelikte ve lohusalık döneminde beslenme nasıl olmalı bunu konuşuyoruz. Doğum çantamıza neler koymalıyız, neler koymamalıyız bunları konuşuyoruz. Her çarşamba doğum ağrısıyla baş etmede ilaçsız yöntemlerimiz, aromaterapi, müzik, akupunktur bunlardan bahsediyoruz. Her çarşamba fizyoterapist eşliğinde egzersiz ve pilatesimiz var. Burada da 20. gebelik haftasını doldurmuş olması gerekiyor. Doktor tarafından herhangi bir egzersiz yapmasında sakınca olmaması gerekiyor. Pelvis kaslarını esnetmek için iyi olmuş oluyor egzersiz. Hem de buraya geldiklerinde sosyalleşmiş oluyorlar. Her perşembe eş refakat destekli eğitimimiz oluyor. Buradaki amacımız da eşinizin, yakınınızın doğumda ve gebelik sürecinde, lohusalık döneminde gebeye nasıl destek olması gerektiğini. Yine baba adaylarına özellikle alt değiştirme, gaz çıkartma gibi uygulamalar yaptırıyoruz birebir. Büyüklerin "sarılık olmasın" diye sarı örtü, tuzlama gibi bunların sakıncalarını konuşuyoruz. Buradaki amacımız tamamen " gebelerimize destek " diyoruz. Cuma günleri anne sütü eğitimini veriyoruz. Emzirme pozisyonlarını gösteriyoruz. Doğum sonrası nelere dikkat etmeliyiz bunları aktarıyoruz. Eğitim bitiminde katılım belgesi veriyoruz. Mor bileklik uygulamamız var. Yine eğitim bitiminde kadın doğum servisi ile doğumhaneyi gezdiriyoruz ki nasıl bir ortama geleceklerini görsünler, güven duygusu oluşsun diye. Kastamonu’da gebe okuluna gelmeyen gebe kalmasın" şeklinde konuştu. "İlk hamile kaldığımdaki o cahiliyet şu anda yok" Gebe Hicran Çelebi Ekin ise 28 haftalık hamile olduğunu belirterek, her gebeye bir ebe uygulamasını çok faydalı bulduğunu dile getirerek, "Benim sağlığımdan, hamileliğimden, doğacak bebeğimin sağlığından her şeye bana bilgi veriyorlar. Emzirme olsun, bebekle alakalı doğum öncesi, doğum sonrası bakımı, kendi bakımım, bebeğin bakımı her şeyi bana çok detaylı şekilde anlatmaya çalışıyorlar. Şu an ilk hamile kaldığımdaki o cahiliyet diyeyim size, o şeyim yok mesela. Doğum daha yapmamış olsam da neyle nasıl karşılaşacağımı, nasıl tepki vereceğimi anlatıyorlar. İnternette görmüştüm, sağlık ocağımda da bana söylediler. Gebe Okulu’nda bu tarz bir eğitim aldığımıza dair. Ben de şimdi hamileyim, bilmiyorum, acemiyim. Telefonla da arayıp zaten sürekli söylemişlerdi, ‘Gebe Okulu’muz var, böyle böyle eğitim veriliyor.’ diye. Katılmak istedim, katıldım, faydasını da gördüm. Hala daha da geliyorum. İstediğim kadar da gelebileceğim söylendi, doğuma kadar. Bence herkesin kesinlikle gelmesi gerekiyor. Çünkü doğumda zaten direkt bir acemiliğe düşüyorsunuz, sudan çıkmış balık misali. En azından burada size ne yapmanız gerektiğini, nasıl davranmanız gerektiğini, yalnız olmadığınızı, her şeyi anlatıyorlar. Siz de kendinizi diğer gebelerle birlikte çok rahat hissediyorsunuz" ifadelerini kullandı. "Gebelik rehberiyle doğumunuza hazırlık yapabilirsiniz" Anne adaylarından mobil uygulamayı telefonlarına indirmesini isteyen ebe Duygu Çulluk da, "Bu uygulamayla hafta hafta gebeliğinizi takip edebilirsiniz. Beslenme ve egzersiz önerilerine ulaşabilir. Gebelik rehberiyle doğumunuza hazırlık yapabilirsiniz. Emzirme ve lohusalık desteği alabilirsiniz. Aşı ve muayene hatırlatma ile bebeğinizin aşılarını ve muayenelerini kolayca takip edebilirsiniz. Bebeğinizin 0-2 iki yaş gelişimini kaydedip anı günlüğü oluşturabilirsiniz. Bebeğiniz için seçmiş olduğunuz isimleri kaydedip puanlayabilirsiniz" dedi.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:21
8 yıldır devam eden dava aileyi mağdur etti
Diyarbakır’da 8 yıl önce Özel Bağlar Hastanesine açtıkları davaya gidip gelen aile mağduriyet yaşıyor. 6 çocuk annesi Nefes Çakırbeyli daha önce 3 çocuğunu sağlıklı bir şekilde dünyaya getirmiş ve 2015 yılında ikiz çocuklarının olacağı haberini aldı. Özel hastane arayışına geçen aile, 2016 yılında Özel Bağlar Hastanesinde ikiz çocuklarını dünyaya getirdi. 1 kızının yaklaşık 2 ay diğer kızının ise 4 aydan fazla yoğun bakımda kaldığını iddia eden aile, bir kızlarının hastanenin ihmalkarlığı nedeniyle yüzde 99 engelli olduğunu söyledi. Ailenin iddiasına göre kızlarının oksijensiz kaldığı ve hastanede bulundukları zaman zarfında gerekli müdahalelerin yapılmadığını söylediler. Aile bir kızlarının gelişimini normal şekilde olduğunu diğer kızlarının ise sadece uzandığını ve hiç ses çıkarmadığını fark etti. Bunun üzerine başka bir Özel hastaneye gittiklerinde ise acı haberi aldılar. 10 ay sonra kızlarının hem bedensel hem de zihinsel engelli olduğunu öğrenen aile soluğu mahkemede aldı. 2018 yılında açılan davanın halen sürmesi ise aileyi mağdur etti. Anne Nefes Çakırbeyli, ikizlerinde önce 3 çocuğunun sağlıklı olduğunu söyledi. Çakırbeyli, "3 çocuğumu da Devlet Hastanesinde doğurdum. İkizlerimin olacağını öğrendiğimde daha rahat ve daha temkinli bir biçimde doğum yapmak için Özel Hastane tercih etmek istedim. Özel Bağlar Hastanesine gittim. Benim çocuğum canından oldu. Benim çocuğumun sadece görüntüsü var. Hareket edemiyor. Sadece işaret dili ile anlaşabiliyoruz. Benim kızım konuşamıyor, duyamıyor ve yürüyemiyor. Benim kızım ağır engelli yüzde 99 engeli var. Kızım yoğun bakımda 4 ay kaldı. İkizi Toprak Nisa 2 ay kaldı. Ömür’üm ise 4 ay yoğun bakımda kaldı. Beynine oksijen gitmedi. Bebeğimi ne zaman alabilirim diye sorduğumuzda. Yoğun bakım ünitesi sorumluları ‘oksijeni bebeğin ağzından çektiğimizde bebek morarıyor, nefes alamıyor. Biz o yüzden bebeği şuan size veremeyiz’ dendi bize. Aradan 2 gün geçti bize dediler ‘Gelip bebeğinizi alabilirsiniz’. 2 gün önce bana veremeyiz dediğiniz bebeği nasıl bana veriyorsunuz. Zaten kızım yoğun bakımda oksijensiz kalmış, beynine oksijen gitmemiş, morarmış, ağır bir hasar almış daha sonra bizi arayıp ‘gelin bebeğinizi alın’ diyorlar. Bana çocuğun engellidir denmedi. Hiçbir şekilde açıklama yapılmadı. Çocuğumu kucağıma koydular ve hadi git dediler" ifadelerini kullandı. 10 ay sonra kızının gelişiminin olmadığını fark eden Çakırbeyli, başka bir özel hastaneye gittiğini ve burada kızının hem zihinsel hem de fiziksel engelli olduğunu öğrendiğini söyledi. Çakırbeyli, "Aradan 10 ay geçti. Kızımın ikizi emeklemeye başladı, diş çıkarmaya başladı. Hareketleri normal önceki 3 çocuğum gibi gayet normaldi ama Ömür kızım sadece tavana bakıyordu ve hiç ses etmiyordu. Buda beni tedirgin etti. Özel bir hastaneye gittik doktor benim kızımın ayak tabanına ve parmaklarına dokunur dokunmaz ‘senin kızın engelli’ dedi. Orada dünyam başıma yıkıldı. Benim hiçbir şekilde aklımın ucundan geçmiyordu ki Özel Bağlar Hastanesi de bize böyle bir açıklama yapmadı. 8 yıl önce dava açtım hastaneye. Bir avukatla görüştüm kızımın tüm epik kriz dosyaları, hastanede ne tedavi gördüğü, hangi ilaçları kullandığını tüm belgelerini verdim kendisine. Bir dava 8 yıl sürmez. Bu bana hiç mantıklı gelmiyor. Neden benim kızımın davası bir türlü sonuçlanmıyor. Ben 1 avukatla davaya gidiyorum onlar ise 3-4 avukatla geliyorlar. Neden bunlar bu kadar güçlü, arkaları bu kadar güçlü. Bizim kimsemiz yok diye mi bize bunu yapıyorlar. Bir çocuğun hayatı bitmiş halen kendilerini savunmaya çalışıyorlar. İlk önce Devletimden istediğim tek şey. O Özel Bağlar Hastanesini araştırsınlar, denetlesinler. Sadece Ömür değil, Ömür gibi kaç tane çocuğun hayatını mahvetmişler araştırılsın. Özel Bağlar Hastanesi için ne gerekiyorsa yapılsın ve ceza alsınlar. Benim çocuğumun davası artık sonuçlansın ki benimde içim artık rahat etsin. Benim şuan 6 çocuğum var 5 çocuğum sağlıklı sadece Ömür’üm yarım kaldı. İkizi okula gidiyor anne diyor ‘bugün Ömür yürümüş olsaydı aynı sırada, aynı sınıfta okumuş olacaktık. Anne ben üzülüyorum. Neden benim ikizim benimle birlikte oyunlar oynamıyor, okula gelemiyor.’ şeklinde konuştu. Kızını yoğun bakımdayken görmeye gittiğinde çok enteresan bir şeye şahit olduğunu dile getiren Çakırbeyli, sözlerine şöyle devam etti: "Ben kızımı görmeye gittiğimde ağlayan bir sürü bebek vardı kuvözde. Çığlık çığlıyaydı hepsi. Oradaki hemşirler, hemşireler hepsi genç stajyer öğrencilerdi. Ben neden bu çocuklar bu kadar ağlıyor, neden müdahale etmiyorsunuz dediğimde. Bana dönüp ‘mama saatlerine var’ deyip geçiştirdiler. Şimdi düşünüyorum kafama yeni yeni oturmaya başlıyor. Belki o gün Ömür’ümün yoğun bakımda olduğu dönem Ömür gibi birçok bebek hasar almıştır. Sadece bunu araştırsalar yeter" Yetkililere ve avukatlara yardım çağrısında bulunan acılı anne şu ifadeleri kullandı: "Vicdanlı, merhametli benim kızımın davasıyla ilgilenen avukatların bana yardım etmesini istiyorum. Cumhurbaşkanımdan, Devletime, Sağlık Bakanlığına, Adalet Bakanlığından bu konuya bir el atmalarını istiyorum. Bir insanın canı bu kadar ucuz olmamalı. Bir kızın, bir çocuğun hayatını bu kadar kolay bitirip hiç bir şey olmamış gibi hayatlarına devam edemezler. O hastane araştırılsın artık başka annelerin evlatları yara almasın. Başka anneler ağlamasın. Çocukların hayatları bitmesin" Özel Bağlar Hastanesi yetkililerinden yapılan açıklamada ise dava sürecinin devam ettiği, bu nedenle konuya ilişkin açıklamayı dava sürecinden sonra yapılacağı söylendi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
16 Mayıs 2026 Cumartesi- 11:11
Türkiye, Avrupa’da kadın obezitesinde birinci sıraya yükseldi: Yeni nesil tedaviler umut vaat ediyor
2
16 Mayıs 2026 Cumartesi- 11:28
Kalp anjiyosundan korkmayın
3
16 Mayıs 2026 Cumartesi- 11:17
Prof. Dr. Koca: "Kronik ağrıya doğal çözüm: Nöral terapiye ilgi artıyor"
4
16 Mayıs 2026 Cumartesi- 10:03
"Hipertansiyonla mücadelede en güçlü adım düzenli tansiyon ölçümüdür"
5
28 Ağustos 2024 Çarşamba- 10:51
Bursalı avukattan Prof. Dr. Mehmet Ceyhan’a suç duyurusu
30 Mayıs 2025 Cuma - 11:07
Başkent Üniversitesinden Postpartum Kanama Çalıştayı
Adana’da Akdeniz Kadın Sağlığı Derneği, Başkent Üniversitesi ve Kadın Sağlığı Dernekleri Federasyonu (KSDF) iş birliğiyle Postpartum Kanama Çalıştayı düzenlendi. Başkent Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Merkezi Seyhan Hastanesi’nde iki ayrı oturumda düzenlenen çalıştaya alanında uzman çok sayıda doktor katıldı. Kurs direktörlüğünü üstlenen Doç. Dr. Mehmet Murat Işıkalan çalıştayda yaptığı açılış konuşmasında, "Postpartum kanama, anne ölümlerinin en önemli nedenlerinden biridir ve kadın doğum pratiğinde büyük önem arz etmektedir. Bu nedenle bu tür eğitimlerin belirli aralıklarla gerçekleştirilmesi gereklidir. Başkent Üniversitesi’nin eğitim misyonu doğrultusunda bugün buradayız" dedi. Program kapsamında kadın doğum pratiğinde hayati öneme sahip olan doğum sonrası kanamaların tanısı, tedavisi ve önlenmesi konulu sunumlar gerçekleştirildi. Katılımcılar, postpartum kanamanın tanımı, risk faktörleri, laparotomi endikasyonları, PAS olgularında histerektomi gerekliliği, ikinci trimester kanamalar, geç dönem postpartum kanamalar ve uterin atoni gibi başlıklarda sunumlar dinledi. Çalıştayın sonunda, kadın sağlığı alanındaki güncel bilimsel bilgilerin paylaşılması ve multidisipliner yaklaşımın güçlendirilmesiyle, anne sağlığının korunmasındaki rolü bir kez daha vurgulandı.
30 Mayıs 2025 Cuma - 11:06
Sinop’ta 113 öğrenci zehirlenme şüphesiyle hastaneye başvurdu
Sinop’ta KYK Kız Öğrenci Yurdunda kalan 113 öğrenci, bulantı ve kusma şikayetiyle hastaneye başvurdu. Zehirlenme şüphesiyle alınan su ve gıda numuneleri laboratuvara gönderildi. Olay, dün saat 03.00 sıralarında Sinop Merkez KYK Kız Öğrenci Yurdu’nda meydana geldi. Bulantı, karın ağrısı, hafif ateş ve kusma şikayetleri görülen toplam 113 öğrenci, Sinop Atatürk Devlet Hastanesi acil servisine başvurdu. Öğrencilerin tamamı ayakta tedavi edilerek taburcu edilirken zehirlenme nedeninin belirlenmesi için yurtta kullanılan su ve gıdalardan alınan numuneler laboratuvara gönderildi. Numuneler incelemeye alındı, soruşturma başlatıldı Sinop Valiliği’nden yapılan açıklamada, olayla ilgili hem adli hem de idari soruşturma başlatıldığı, sürecin titizlikle takip edildiği ve kamuoyunun gelişmeler hakkında bilgilendirileceği belirtildi.
30 Mayıs 2025 Cuma - 10:37
15 yıldır içtiği sigarayı Sağlıklı Hayat Merkezi desteği ile bıraktı
Elazığ’da yaklaşık 15 yıldır sigara bağımlısı olan ve son zamanlarda günde 1,5 paket sigara içen Muhammed Salih Kibar, Elazığ İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı Sanayi Mahallesi 4 No’lu Sağlıklı Hayat Merkezi Sigara Bırakma Polikliniği sayesinde sigarayı bıraktı. Sigaraya başlama ve bırakma sürecini anlatan Muhammed Salih Kibar, yaklaşık 15 sene önce 2010 yılında sigaraya başladığını söyledi. Kendisinin arkadaşından aldığı tek sigara ile bağımlı olduğunu anlatan Kibar, ’’Arkadaşım sigara içmediğimi yani neden istediğimi sorduğunda başlayacağım dedim. Aldığım gibi de ertesi gün paket alıp sigaraya başlamıştım maalesef. Tabii ki herkesin bildiği gibi hayatımda hiçbir etkisi ve faydası olmamıştı fakat ben artık sigara içicisiydim. 2010 yılında sigaraya başladım. 2025 yılına kadar dönem-dönem 2 ay, 3 ay, 9 aya varan bırakma deneyimlerim oldu. En sonuncusunda Furkan hocamla beraber ilaçlı tedavi ile aynı zamanda psikolojik destek alarak bıraktım. Yaklaşık 3 aydır sigara içmiyorum. Bu süreci sizlere anlatmak istedim. Midemin çok bozulduğu ve aşırı hastalandığım zamanlarda bırakmak isteme dönemlerim olmuştu. Tabii aniden keserek bu işi yaptığınızda ani nikotin krizleriyle beraber öfke hali sinir hali buna benzer sıkıntılı durumlarla karşılaşabiliyoruz ki bende öyle olmuştu. 2 ay 3 ay içmeyip sonra tekrar başlıyordum ama bu sefer hayatımdan tamamen atabilmek adına önce Furkan hocama başvurdum, tanıştım. Furkan hocam bana ilaç tedavisini önerdi. İlaç tedavisinde önce bir hafta sigarayla beraber ilacı içtim. İlk sigarayla beraber ilacı içmeye başladığımda sigaranın tadının birden kesildiğini hissettim. Tat almamaya başladım. Sigara benim için sadece boş bir dumandan ibaret olmaya başlamıştı. Bir haftanın sonunda 20 gün daha bu ilacı devam ettirdik. Ara ara aklıma gelmiş olsa da sigara içme isteğimin bu ilaç sayesinde azaldığını hissettim. Bir ayın sonunda artık sigara içmeyen bir insandım. Sabahları kalkarken çok daha dinç, güçlü, enerjik bir şekilde uyanıyordum. Akşam uyurken uykularımda herhangi bir bölünme, rüya hissi, korku hissi, endişe hissi vesaire bunlar olmamaya başladı. Tat koku duyum artmaya başladı. Bu süreçte bana her türlü desteği sağlayan Muhammed Furkan Alat hocama ve vatandaşlara böyle bir hizmeti sundukları için Sağlık Bakanlığına teşekkürü kendime bir borç bilirim" dedi. ’’Sigaraya mecbur şekilde yaşamak zorunda değilsiniz’’ Hiç kimsenin sigaraya mecbur bir şekilde yaşamak zorunda olmadığının altını çizen Sağlıklı Hayat Merkezi, Sigara Bırakma Polikliniği hekimi Muhammed Furkan Alat da ’’Salih bey başvurduktan sonra biz ona yönelik öncelikle her hastamıza uyguladığımız gibi nikotin bağımlılığının düzeyini ölçmek için bazı testler yaptık. Bu testler sayesinde onun nikotin bağımlılığını değerlendirdik. Sonrasında onun nikotin bağımlılığına, sigara bağımlılığına yönelik alt yapısında neler olduğunu öğrenmek için bazı sorular yönelttik. Ne kadar sürede sigara içtiğini, daha önce bırakma girişimleri olup olmadığını günde kaç paket sigara içtiğini öğrendik ve sigaranın şu an kendisine ne gibi bulgu ve semptomlara sebep olduğunu öğrendikten sonra ona uygun tedaviyi değerlendirdik ve farmakolojik tedavi dediğimiz ilaç tedavisine başlamaya karar verdik. İlaç tedavisiyle beraber Salih beyin daha önceki bırakma girişimlerinden farklı olarak sigara bırakma süreci çok kolaylaştı. Elimizdeki ilacımız, sigara bırakma sürecinde oluşacak olan yoksunluk semptomlarını azaltıyor ve bundan dolayı hastanın sigara bırakma sürecini kolaylaştırıyor. Bizler sigara bırakma polikliniğine başvuran hastalarımıza öncelikle onların sigara bağımlılığının altyapısını, arka planını öğrenmek için bazı testler uygularız ve bu testlerin sonucunda kişinin sigaraya başladığı zamanı, ne kadar süre geçtiğini daha önce bırakma girişimleri olup olmadığını değerlendiriyoruz ve nikotin bağımlılığını ölçecek bazı testler uyguluyoruz. Bu testlerin sonucunda kişinin nikotin bağımlılığı ortaya çıkıyor. Sonrasında elimizde birden fazla tedavi uygulama seçeneği var ve bu tedavileri uyguluyoruz. Bu nedenle sigara bağımlılığından herkesin kurtulması gerekmektedir. Bunun yanı sıra sigara bağımlılığı, kişinin zihnini sürekli meşgul ettiği için kişinin dikkat eksikliği ve psikolojik hastalıklar yaşamasına da neden olmaktadır. Bu nedenle herkesi bulundukları yerlerdeki sağlıklı hayat merkezlerine, sigara bırakma polikliniklerine sigaradan kurtulmak ve özgürleşmek için davet ediyoruz. Biz de Elazığ Sanayi Mahallesi’nde 4 Numaralı Sağlıklı Hayat Merkezinde sigara bırakma hizmeti veriyoruz. Sigara içen ve sigara bırakmayı düşünen ve sigara bırakma konusunda destek ve bilgi almak isteyen herkesi sigara bırakma polikliniklerine bekliyoruz’’ diye konuştu. Elazığ’da 4 ayrı noktada bulunan Sağlıklı Hayat Merkezleri bünyesinde bulunan sigara bırakma polikliniklerinde, mesai saatleri içerisinde vatandaşla ücretsiz bir şekilde hizmet veriliyor.
30 Mayıs 2025 Cuma - 10:30
Prematüre bir bebeğin yaşam mücadelesi, yapay zekâ destekli uygulamaya dönüştü
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Özge Altun ve alanında uzman akademisyenler tarafından geliştirilen NestNeo, 2025 yılının başında kullanıma sunuldu. Uygulama, ailelerin yenidoğan ve bebek bakımına ilişkin sorularına yapay zekâ destekli, bilimsel ve bireyselleştirilmiş yanıtlar sunuyor. 18 yıl önce prematüre doğan Can’ın yaşam mücadelesinden ilhamla geliştirilen NestNeo hakkında bilgi veren Prof. Dr. Özge Altun, "Binlerce cana can verecek bir uygulama olacak bu," dedi. Yapay zekâ destekli, bilimsel ve bireyselleştirilmiş yanıtlar sunan NestNeo hakkında bilgi veren Prof. Dr. Özge Altun, uygulamanın 2025’in ilk aylarında kullanıma sunulduğunu belirtti. Aynı zamanda NestNeo’nun Kurucu Ortağı, Tıbbi Direktörü ve Başkan Yardımcısı olan Altun, bu yenilikçi projenin ebeveynlere güvenilir rehberlik sunmak üzere geliştirildiğini ifade etti. Her bebeğe özel, şefkatli ve bilimsel yanıtlar Prof. Dr. Altun, NestNeo’nun, yenidoğan döneminden itibaren özellikle ilk iki yaşta ve sonrasında ailelerin karşılaştığı her türlü soruya yapay zekâ destekli, bilimsel kaynaklara dayalı ve bireyselleştirilmiş yanıtlar sunduğunu vurguladı. "NestNeo, bizim geliştirdiğimiz bir yapay zekâ. Çok özel bir dili var. Şefkatli konuşuyor, annelerle empati kurabiliyor," diyen Altun, uygulamanın benzerlerinden farklı olarak yalnızca genel bilgi vermediğini; kendisinin ve alanında uzman birçok akademisyenin hazırladığı bilimsel rehberler ve kanıtlara dayalı önerilerle çalıştığını belirtti. Altun, "Soruların yanıtları bebeğin özelliklerine göre yapay zekâ desteğiyle bireyselleştiriliyor. Örneğin, ‘Bebeğim ne yesin?’ diye sorduğunuzda, sizin bebeğinizin özelliklerine uygun bir yanıt veriyor. Bu yanıt da hem bilimsel rehberlerle hem de uzman görüşleriyle uyumlu oluyor" dedi. Bilgi kirliliğine karşı güvenilir kaynak, rehber ebeveyn Uygulamanın geliştirilme gerekçesini aktaran Altun, şunları söyledi: "İnsanın hayatı boyunca en mükemmel yapmak istediği şey belki de iyi bir çocuk yetiştirmektir. Bu süreçte anne ve babalar kendilerini çok çaresiz hissedebiliyor. Özellikle ilk kez ebeveyn olanların aklında birçok soru işareti ve endişe oluyor. Bu soruların yanıtlarını sosyal medyada ya da Google’da arıyorlar. Ancak bilgi kirliliği nedeniyle yetersizlik hissine kapılıyorlar. Ne yazık ki bazen yanlış uygulamalar da ortaya çıkabiliyor. NestNeo, bu sorunu şefkatli ve bilimsel bir dille kökünden çözmeyi ve daha sağlıklı nesillerin yetişmesine katkı sunmayı hedefliyor." Can’ın yaşam mücadelesi nestNeo’ya ilham oldu Uygulamanın geliştirilme sürecini kişisel bir konuda da aktaran Prof. Dr. Altun, NestNeo’nun kurucu ortağı olan İstanbul Yüksek Teknoloji Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Tuğkan Tuğlular ile yollarının nasıl kesiştiğini şöyle anlattı:"Tuğkan Hoca’nın 18 yıl önce 24 haftalık olarak doğan bir oğlu oldu. Oğlunun ismi Can’dı. Biz Can yaşama tutununcaya dek yoğun bakımın içinde, sonrasında da çok uzun bir maratonla birlikte koştuk. Benim nasıl bir hekim olduğumu, sadece bebeği değil tüm aileyi merkeze alarak nasıl çalıştığımı birinci elden bilen insanlardan biri oldu" Altun, projenin devamında güçlü bir teknik ekiple bir araya geldiklerini belirterek şunları söyledi:"Tuğkan Hoca, bu hayalimi anlattığımda beni çok yetenekli bir mühendis ve teknik ekiple tanıştırdı. Ortaklarımızdan ikisi Türkiye’de yetişmiş çok zeki yazılımcılar ve şu anda Hollanda’da yaşıyorlar. Bu şirketi kurduktan sonra tamamen öz kaynaklarımızla çok iyi bir noktaya ulaştık. Bu da Can’ın şansı diye düşünüyorum. Sadece Can’a değil, binlerce cana can verecek bir uygulama olacak bu."
30 Mayıs 2025 Cuma - 10:25
Sigarayı bırakmak uzun vadede depresyon ve anksiyete belirtilerini azaltıyor
Psikiyatri Uzm. Dr. Fatma Arkaz, sigarayı bırakmanın depresyon ve anksiyete belirtilerinde azalma sağladığına dikkat çekerek, "Sigarayı bırakma sürecinde bazı bireylerde kısa süreli duygudurum dalgalanmaları yaşanabilir, ancak uzun vadede sigarayı bırakmak depresyon ve anksiyete belirtilerinde azalma sağlar. Bu konuda yapılan çalışmalarda sigarayı bırakan bireylerde depresyon, anksiyete ve stres seviyeleri anlamlı ölçüde düşerken, yaşam doyumu ve pozitif duygudurum artış göstermiştir" dedi. Dünya Sağlık Örgütü’nün öncülüğünde her yıl 31 Mayıs’ta anılan "Dünya Tütünsüz Günü", yalnızca tütün ürünlerinin zararlarına değil, aynı zamanda bağımlılıkla ilgili yanlış inanışlara da dikkat çekiyor. Memorial Antalya Hastanesi Psikiyatri Bölümü’nden Uzm. Dr. Fatma Arkaz, tütün bağımlılığına dair toplumda yaygın şekilde kabul gören fakat bilimsel gerçeklerle örtüşmeyen inanışları değerlendirdi. Bağımlılık bir irade sorunu değil, bir sağlık sorunudur diyen Uzm. Dr. Arkaz, bu tür günlerin bırakma süreci için bir dönüm noktası olabileceğini vurguladı. Uzm. Dr. Fatma Arkaz, tütün kullanımını destekleyen bazı yanlış inanışların bireylerin sigarayı bırakma çabalarını olumsuz etkilediğine işaret etti. Tütün ürünlerinin zararlarının yalnızca fiziksel etkilerle sınırlı kalmadığını belirten Arkaz, sosyal çevre, psikolojik yatkınlık ve kültürel etkenlerin de alışkanlıkların sürdürülmesinde etkili olduğunu söyledi. "Dünya Tütünsüz Günü"nün sigarayı bırakmak isteyen bireyler için bir başlangıç olabileceğini ifade eden Arkaz, şu değerlendirmede bulundu: "Tütün bağımlılığı doğru bilgiyle, destekle ve kararlılıkla aşılabilir. Bu özel günler, zararlı alışkanlıkları geride bırakmak için en uygun zamanlardan biridir." "Sigara stresi azaltmaz" Sigaranın stresi azalttığı yönünde düşüncenin yanlış olduğunu vurgulayan Arkaz, "Bu düşünce en yaygın ve en tehlikeli mitlerden biridir. Nikotin alındığında kısa süreli bir rahatlama hissi olur. Ancak bu rahatlama aslında nikotin yoksunluğunun geçici olarak giderilmesinden kaynaklanır. Kişi bir süre sigara içmediğinde huzursuzluk, gerginlik, sinirlilik gibi belirtiler yaşar ve sigara içtiğinde bu belirtiler azalır. Yani sigaranın "rahatlatıcı" etkisi kişinin kendini daha iyi hissetmesini değil, yoksunluk krizinden kurtulmasıyla olur. Uzun vadede nikotin beyindeki stres tepkilerini artırır, bedenin doğal stres yönetim sistemine zarar verir. Sigara içenlerde kortizol düzeylerinin yüksek seyrettiği, kaygı ve depresyon belirtilerinin daha sık görüldüğü araştırmalarla gösterilmiştir. Sigarayı bırakan bireylerde ise bir süre sonra anksiyete seviyelerinde belirgin bir düşüş görülmektedir" diye konuştu. "Keyif için içilen sigara kısa sürede bağımlılığa dönüşür" Nikotinin çok kısa sürede bağımlılık yapan güçlü bir madde olduğuna işaret eden Arkaz, sözlerini şöyle sürdürdü: "Beynin ödül ve öğrenme sistemini etkileyerek "keyif için" içilen sigaraların çok kısa sürede bağımlılığa dönüşmesine neden olur. Sigara içenlerin çoğu bir noktada "sadece alışkanlık" diyerek bağımlılığı küçümser. Oysa içmediğinde huzursuzluk, sinirlilik ve konsantrasyon güçlüğü gibi belirtiler yaşanıyorsa bu açık bir yoksunluk belirtisidir. Bağımlılık sadece fiziksel değil, aynı zamanda psikolojik ve davranışsal bir durumdur. Özellikle belirli durumlarla (çay-kahve içmek, mola vermek) sigara içmenin eşleşmesi, bu alışkanlığı daha da pekiştirir." "Sigara bırakma sürecinde doğru beslenme ve fiziksel aktivite ile kilo kontrolü" Uzm. Dr. Fatma Arkaz, sigarayı bıraktıktan sonra bazı bireylerde hafif bir kilo artışı olabildiğini aktararak, "Ancak bu durumun kaçınılmaz ve kalıcı olduğunu söylemek yanlıştır. Nikotin metabolizmayı hafifçe hızlandırır ve iştahı baskılayabilir, ancak bu etkiler çok sınırlıdır. Sigaranın yerini yemek yeme gibi başka bir davranışın alması esas sorunu oluşturan durumdur. Sigarayı bırakma sürecinde bireylere doğru beslenme alışkanlıkları ve fiziksel aktivite desteği verildiğinde kilo kontrolü mümkün olur" dedi. "Hedef sigarayı azaltmak değil, tam bırakmak olmalı" "Sigara sayısını azaltmak bazı kısa vadeli sağlık yararları sağlasa da, tamamen bırakmak kadar etkili değildir" diyen Arkaz, "Günde birkaç sigara bile kalp hastalığı ve inme riski açısından önemli derecede zararlıdır. Örneğin yapılan bir çalışmaya göre günde sadece 1 sigara içenlerde bile koroner kalp hastalığı riski yüzde 48, inme riski yüzde 25 oranında artmaktadır. Ayrıca sigara azaltıldığında bile nikotin bağımlılığı sürdüğü için birey tekrar tam kullanıma geri dönebilir. Bu nedenle hedef azaltmak değil, tam bırakmak olmalıdır" dedi. "Elektronik sigaralar da nikotin içerir ve bağımlılık yapar" Elektronik sigara ile ilgili görüşlerini de dile getiren Arkaz, "Günümüzde giderek daha sık duyduğumuz bir cümledir. Elektronik sigaralar geleneksel sigaraya göre daha az zararlı olarak pazarlansa da, bu onların sağlıklı veya güvenli olduğu anlamına gelmez. Elektronik sigaralar da nikotin içerir ve bağımlılık yapar. Ayrıca bu cihazlarda kullanılan aroma vericiler ve kimyasalların uzun vadeli solunmasının akciğer sağlığı üzerindeki etkileri henüz tam olarak bilinmemektedir. Son yıllarda özellikle gençler arasında elektronik sigara kullanımının arttığı görülmekte ve bu durum bağımlılığın yaş sınırını düşürmekte, yeni bir tütün kuşağı oluşturmaktadır" şeklinde konuştu. "Sigarayı bırakmak depresyon ve anksiyete belirtilerinde azalma sağlar" Uzm. Dr. Fatma Arkaz, sigarayı bırakma sürecinde duygudurum dalgalanmaları yaşanabileceğini ifade ederek, "Sigarayı bırakma sürecinde bazı bireylerde kısa süreli duygudurum dalgalanmaları yaşanabilir, ancak uzun vadede sigarayı bırakmak depresyon ve anksiyete belirtilerinde azalma sağlar. Bu konuda yapılan çalışmalarda sigarayı bırakan bireylerde depresyon, anksiyete ve stres seviyeleri anlamlı ölçüde düşerken, yaşam doyumu ve pozitif duygudurum artış göstermiştir. Bırakma süreci, doğru destekle yönetildiğinde, psikolojik sağlığı bozmaz, aksine güçlendirir. Sigarayı bırakan bireylerin zamanla stresle başa çıkmada daha etkili yöntemler geliştirdikleri, özgüvenlerinin arttığını ve psikolojik iyilik hallerinin güçlendiği gözlemlenmektedir" dedi.
30 Mayıs 2025 Cuma - 10:24
İpekyolu Şifa Rotası Projesi
İpekyolu Şifa Rotası İbn-i Sina Bilim, Kültür ve Sağlık Yılı Programı, kültürel miras alanında bölgenin en önemli etkinliklerinden biri olan Heritage Turquoise Konferansı ile başladı. İpek Yolu Uluslararası Turizm ve Kültürel Miras Üniversitesi ev sahipliğinde yapılan etkinlik, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Silk Road Üniversitesi, Samdaqu, Taqu, IICAS, IRCICA, TUKTAV gibi çok sayıda ulusal ve uluslararası kuruluşun desteğiyle düzenleniyor. Alanında uzman yerli ve yabancı akademisyenlerin katılımıyla kültürel mirasın korunması, dijitalleşme, sürdürülebilir turizm ve teknoloji temalarında gerçekleşen oturumlara, Türkiye’den İbn-i Sina Enstitüsü ve Dünya Yaşlanma Konseyi Başkanı Gerontolog Dr. Kemal Aydın katıldı. 28-30 Mayıs tarihler arasında gerçekleşecek etkinlikte Prof. Ahmet Taşağıl, Prof. Mavluda Yusupova, Dr. Youssef El Khoury, Birol İnceciköz, Dragana Lucija, Dr. Dario Taraborrelli, Dr. Ona Vileikis, Javier Ors Ausn, Simone Mantenelli, Evren Rutbil, Elbek Sobirov, Prof. Çiğdem Türkyılmaz, Prof. Mukhsin Khidirov ve daha birçok uluslararası uzman, konuşmacı olarak yer alıyor. Kültürel mirasın korunmasına yönelik yenilikçi fikirlerin paylaşılacağı, sektörel gelişmelerin tanıtılacağı ve uluslararası iş birliklerinin kurulacağı çok yönlü bir platform sunan etkinlikte, Türkiye, İtalya, Rusya, Hırvatistan, Azerbaycan ve Litvanya’dan sektöre hizmet ve ürün sağlayan firmalarla doğrudan temas fırsatı sunuyor. Ayrıca networking buluşmaları kapsamında; kamu, akademi ve özel sektör temsilcilerini iş birliği toplantılarını ile bir araya getiriyor. "Bilim, kültür ve sağlık köprüleri kurulacak" Dr. Kemal Aydın, Türk medeniyetinin yüzyıllar boyunca sağlık alanında örnek nitelikte çalışmalar yaptığına vurgu yaparak, "İpek Yolu Şifa Rotası, İngiltere’den ABD’ye kadar uzanacak. Bilimin Doğu’dan Batı’ya akmasıyla bir bilim köprüsü kurulmuş olacak. Çünkü Batı’nın tıpta Rönesans’ı İbn-i Sina ile, mimarideki Rönesans’ı ise Mimar Sinan ile başlamıştır" dedi. Aydın, "7 Temmuz’da Paris’te ‘İpek Yolu Şifa Rotası ve Bilim, Kültür, Sağlık Başkentleri’ temalı sergi düzenlenecek. Ayrıca Amsterdam, Brüksel, Berlin, Londra ve New York’taki Türkevi binalarında açılacak sergilerle sürecek. Batı’da Amerika’ya kadar doğuda Çin’e ve güneyinde Endonezya’ya kadar uzanan yolculuklarla medeniyetimizin sağlık anlayışıyla Türkiye Yüzyılı’nda ülkemizin sağlık politikaları tanıtılacak. Aynı zamanda İbn-i Sina’nın "El-Kanun fi’t-Tıb" (Tıbbın Kanunu) adlı eserinin yazılışının üzerinden bin yıl geçti, bu kapsamda şifahane vakfiyelerinin kuruluşunun da 800. yılı olması dolayısıyla bu projeyi başlatmak istedik. Öte yandan, proje kapsamında farklı ülkelerde gerçekleştirilecek konferans, panel ve söyleşilerle Türk tıp tarihi ve Türkiye’nin güncel sağlık politikaları anlatılacak" ifadelerini kullandı.
30 Mayıs 2025 Cuma - 10:23
Prematüre bir bebeğin yaşam mücadelesi, yapay zekâ destekli uygulamaya dönüştü
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Özge Altun ve alanında uzman akademisyenler tarafından geliştirilen NestNeo, 2025 yılının başında kullanıma sunuldu. Uygulama, ailelerin yenidoğan ve bebek bakımına ilişkin sorularına yapay zekâ destekli, bilimsel ve bireyselleştirilmiş yanıtlar sunuyor. 18 yıl önce prematüre doğan Can’ın yaşam mücadelesinden ilhamla geliştirilen NestNeo hakkında bilgi veren Prof. Dr. Özge Altun, "Binlerce cana can verecek bir uygulama olacak bu," dedi. Yapay zekâ destekli, bilimsel ve bireyselleştirilmiş yanıtlar sunan NestNeo hakkında bilgi veren Prof. Dr. Özge Altun, uygulamanın 2025’in ilk aylarında kullanıma sunulduğunu belirtti. Aynı zamanda NestNeo’nun Kurucu Ortağı, Tıbbi Direktörü ve Başkan Yardımcısı olan Altun, bu yenilikçi projenin ebeveynlere güvenilir rehberlik sunmak üzere geliştirildiğini ifade etti. Her Bebeğe Özel, Şefkatli ve Bilimsel Yanıtlar Prof. Dr. Altun, NestNeo’nun, yenidoğan döneminden itibaren özellikle ilk iki yaşta ve sonrasında ailelerin karşılaştığı her türlü soruya yapay zekâ destekli, bilimsel kaynaklara dayalı ve bireyselleştirilmiş yanıtlar sunduğunu vurguladı. "NestNeo, bizim geliştirdiğimiz bir yapay zekâ. Çok özel bir dili var. Şefkatli konuşuyor, annelerle empati kurabiliyor," diyen Altun, uygulamanın benzerlerinden farklı olarak yalnızca genel bilgi vermediğini; kendisinin ve alanında uzman birçok akademisyenin hazırladığı bilimsel rehberler ve kanıtlara dayalı önerilerle çalıştığını belirtti. Altun, "Soruların yanıtları bebeğin özelliklerine göre yapay zekâ desteğiyle bireyselleştiriliyor. Örneğin, ‘Bebeğim ne yesin?’ diye sorduğunuzda, sizin bebeğinizin özelliklerine uygun bir yanıt veriyor. Bu yanıt da hem bilimsel rehberlerle hem de uzman görüşleriyle uyumlu oluyor" dedi. Bilgi Kirliliğine Karşı Güvenilir Kaynak, Rehber Ebeveyn Uygulamanın geliştirilme gerekçesini aktaran Altun, şunları söyledi: "İnsanın hayatı boyunca en mükemmel yapmak istediği şey belki de iyi bir çocuk yetiştirmektir. Bu süreçte anne ve babalar kendilerini çok çaresiz hissedebiliyor. Özellikle ilk kez ebeveyn olanların aklında birçok soru işareti ve endişe oluyor. Bu soruların yanıtlarını sosyal medyada ya da Google’da arıyorlar. Ancak bilgi kirliliği nedeniyle yetersizlik hissine kapılıyorlar. Ne yazık ki bazen yanlış uygulamalar da ortaya çıkabiliyor. NestNeo, bu sorunu şefkatli ve bilimsel bir dille kökünden çözmeyi ve daha sağlıklı nesillerin yetişmesine katkı sunmayı hedefliyor." Can’ın Yaşam Mücadelesi NestNeo’ya İlham Oldu Uygulamanın geliştirilme sürecini kişisel bir konuda da aktaran Prof. Dr. Altun, NestNeo’nun kurucu ortağı olan İstanbul Yüksek Teknoloji Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Tuğkan Tuğlular ile yollarının nasıl kesiştiğini şöyle anlattı:"Tuğkan Hoca’nın 18 yıl önce 24 haftalık olarak doğan bir oğlu oldu. Oğlunun ismi Can’dı. Biz Can yaşama tutununcaya dek yoğun bakımın içinde, sonrasında da çok uzun bir maratonla birlikte koştuk. Benim nasıl bir hekim olduğumu, sadece bebeği değil tüm aileyi merkeze alarak nasıl çalıştığımı birinci elden bilen insanlardan biri oldu" Altun, projenin devamında güçlü bir teknik ekiple bir araya geldiklerini belirterek şunları söyledi:"Tuğkan Hoca, bu hayalimi anlattığımda beni çok yetenekli bir mühendis ve teknik ekiple tanıştırdı. Ortaklarımızdan ikisi Türkiye’de yetişmiş çok zeki yazılımcılar ve şu anda Hollanda’da yaşıyorlar. Bu şirketi kurduktan sonra tamamen öz kaynaklarımızla çok iyi bir noktaya ulaştık. Bu da Can’ın şansı diye düşünüyorum. Sadece Can’a değil, binlerce cana can verecek bir uygulama olacak bu."
30 Mayıs 2025 Cuma - 10:13
Anka’dan öğrencilere sağlıklı beslenme önerileri
Gaziantep Özel Anka Hastanesi, toplum sağlığına katkı sunma amacıyla yürüttüğü farkındalık çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Hastane bünyesinde görev yapan Beslenme ve Diyet Uzmanı Özge Başkülekçi, ortaokul öğrencilerine "Sağlıklı Beslenme ve Diyabet" konulu bilgilendirici bir seminer verdi. Seminerde, dengeli beslenmenin önemi, günlük öğünlerde dikkat edilmesi gerekenler, fast food ve şekerli yiyeceklerin zararları gibi başlıklar ele alındı. Ayrıca, Uzman Diyetisyen Başkülekçi, çocukluk çağında artan diyabet vakalarına da dikkat çekerek, diyabetin ne olduğu, nasıl önlenebileceği ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının bu süreçteki rolünü detaylı bir şekilde anlattı. Anka Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Başkülekçi, öğrencilere eğlenceli ve interaktif bir sunumla hem bilgileri aktardı hem de onların merak ettiği soruları yanıtladı. Seminer sonunda öğrencilere sağlıklı atıştırmalıklardan oluşan küçük ikramlar sunulurken, beslenme alışkanlıklarını gözden geçirmeleri konusunda farkındalık oluşturacak broşürler dağıtıldı. Anka Hastanesi yetkilileri, çocuklarda erken yaşta sağlık bilincinin oluşturulmasının büyük önem taşıdığını belirterek, bu tür eğitim çalışmalarına devam edeceklerini ifade etti.
30 Mayıs 2025 Cuma - 10:12
Uzmandan Kurban Bayramı uyarısı: "Etler hemen tüketilmemeli"
Kurban Bayramı’na sayılı günler kala uzmanlardan vatandaşlara sağlıklı et tüketimi konusunda önemli uyarılarda bulundu. Battalgazi İlçe Sağlık Müdürlüğü’nde görev yapan Diyetisyen Zehra Doğan, kurban etlerinin kesimin hemen ardından tüketilmemesi gerektiğini belirtti. Kurbanlık hayvanların veteriner kontrolünden geçmiş olması gerektiğine dikkat çeken Doğan, kesim sonrası etin sindirimi kolaylaştırmak ve sağlık açısından risk oluşturmaması için en az 24 saat dinlendirilmesi gerektiğini vurguladı. "Hemen tüketilmemeli" Kesimin ardından sertleşen etin kendini bırakması için belirli bir süre geçmesi gerektiğini ifade eden Doğan, "Yeni kesilen et sert ve sindirimi zor olduğu için hemen tüketilmesi sağlık sorunlarına yol açabilir. Etin, buzdolabında uygun şartlarda en az bir gün dinlendirilerek tüketilmesi daha doğru olacaktır" dedi. Pişirme yöntemlerine dikkat edilmeli Etin yağsız ya da az yağlı olarak tercih edilmesinin daha sağlıklı bir tüketim sağlayacağını belirten Diyetisyen Doğan, pişirme yöntemlerinin de büyük önem taşıdığını ifade etti. Etin besin değerini kaybetmemesi için haşlama, ızgara ya da fırında pişirme yöntemlerinin tercih edilmesi gerektiğini söyledi. C Vitamini ile birlikte tüketin Doğan, etin yalnız başına tüketilmemesi gerektiğini de hatırlatarak, "Demir emilimini artırmak için etin yanında mutlaka C vitamini içeren besinler tüketilmelidir. Bu nedenle taze sebze, salata veya limonlu yeşillikler ile birlikte tüketilmesi daha faydalı olur" diye konuştu
30 Mayıs 2025 Cuma - 10:12
Antalya’da diz kireçlenmesine çift aşamalı tedavi: Yürüyemeyen hasta ayağa kalktı
Antalya’da Fizik Tedavi Uzmanı Dr. Hakan Oğuzhan ile Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Enes Duman’ın birlikte uyguladığı sinir blokajı ve geniküler arter embolizasyonu tedavisiyle diz protezi ameliyatı olmuş ya da ameliyat edilemeyen hastalar ağrılarından kurtuluyor. Uzm. Dr. Hakan Oğuzhan, “Ağrıyı beyne ileten siniri bloke ediyoruz, böylece hastalar yürüyemezken, işlem sonrasında yürüyerek kontrole geliyor” ifadelerini kullanırken, Prof. Dr. Enes Duman, “Hastalarımızı bu şekilde görmek en büyük mutluluğumuz” dedi. Tedaviyle tekerlekli sandalyeden kurtulan Beyhan Kirmen ise, “Yıllar sonra yürümek bana bebek gibi hissettirdi” diye konuştu. Diz kireçlenmesi nedeniyle yürüyemez hale gelen hastalar için Antalya’da umut veren bir tedavi yöntemi geliştirildi. Medical Park Antalya Hastanesi’nde Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Hakan Oğuzhan ile Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Enes Duman’ın birlikte uyguladığı ameliyatsız tedavi yöntemi, sinir blokajı ve geniküler arter embolizasyonu kombinasyonuna dayanıyor. Fizik Tedavi Uzmanı Dr. Hakan Oğuzhan, diz kireçlenmesinin hastaların yaşam kalitesini ciddi ölçüde düşürdüğüne dikkat çekerek, “Bu problemler diz çevresinde şiddetli ağrılar ve yürüme güçlüğüyle kendini gösteriyor. Hastalar genellikle protez ameliyatına yönlendiriliyor. Ancak ameliyat sonrası ağrıları devam eden çok sayıda hasta var. Biz bu hastalar için yeni bir yol açmak istedik” dedi. Sinir blokajı ve damar tıkanıklığıyla ağrıya son Uygulanan yöntemin detaylarını paylaşan Uzm. Dr. Oğuzhan, “Hem protez takılmış hem de ameliyata gidemeyen hastalar için ‘sinir blokajı ve geniküler arter embolizasyonu’ uyguladık. Diz çevresindeki şişliği azaltıp ağrının beyne iletimini engelleyerek hastalara ciddi bir yaşam kalitesi sağlıyoruz. Diz çevresindeki ağrı sinirlerini skopi altında, lokal anesteziyle tespit ediyoruz ve işlem yaklaşık 30 dakika sürüyor. Ortalama 5 yıl etkili olan bu yöntem, bazı hastalarda ömür boyu sürebiliyor. Aynı gün hasta evine dönebiliyor” ifadelerini kullandı. Uygulamada elde ettikleri başarıyı da aktaran Uzm. Dr. Oğuzhan, “İlk vakamızda hastamızın tekerlekli sandalyeden kurtulup yürüyerek kontrole gelmesi bizi çok mutlu etti. İlk gün sinir blokajı, ikinci gün anjiyo işlemi yapılarak iki ayrı uygulama ardışık olarak planlanıyor. Enes hocamızla yaptığımız kombinasyon, etkili bir sonuç ortaya koydu” diye konuştu. “Şişliği gideremedik, damarları hedef aldık” Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Enes Duman ise, dizdeki ağrıya neden olan ödemli bölgelere yönelik damar müdahalesi yaptıklarını vurguladı. Prof. Dr. Duman, “Sinir blokajı sonrası kalan şişliği azaltmak amacıyla iltihaplı bölgeyi besleyen küçük damarları tespit edip o damarları seçici olarak tıkıyoruz. Kalp anjiyosuna benzer şekilde, bacağın damarlarına girerek ağrıya neden olan damarları hedefliyoruz” dedi. “Yöntem bilimsel kongrelerde kabul gördü” Geliştirdikleri tedavi yönteminin bilimsel kongrelerde de kabul gördüğünü belirten Duman, “İşlem çok uzun sürmüyor ve hastalar aynı gün taburcu oluyor. Hakan Bey’in sinir blokajıyla birlikte uygulandığında çok daha iyi sonuçlar alıyoruz. Hastalarımızı bu şekilde görmek bizim için en büyük mutluluk kaynağı. Hiçbir yorgunluk kalmıyor üzerimizde” şeklinde konuştu. “6 yıl sonra yürümek bebek gibi hissettirdi” Uygulanan tedaviden yararlanan ilk hasta olan 70 yaşındaki Beyhan Kirmen ise, yaşadıklarını şöyle anlattı: “6-7 yıldır diz ağrısı çekiyordum. Romatizma tanısı konuldu ama zamanla hiç yürüyemez hale geldim. 3-4 yıldır evde duvarlara tutunarak, dışarda tekerlekli sandalyeyle hareket edebiliyordum. Bu tedaviyi kızım sayesinde öğrendim. Doktorlarımızdan çok memnunum. İşlemden hemen sonra yürümeye başladım. Kendi evime yürüyerek gittim. Yıllar sonra yürümek bana çok güzel geldi. Bebek gibi oldum, kendi başına yürümeye çalışıyorsun, yürüyorsun. Artık torunlarımı okuldan almak istiyorum.” Geçmişte pek çok tedavi yöntemi denediğini ama sonuç alamadığını belirten Kirmen, “Ne iğneler oldum ama hiçbiri işe yaramadı. Bu tedaviyi daha önce bilseydim, hiç düşünmeden gelirdim. Herkese tavsiye ederim. Hocalarım bir harika, hepsine minnettarım” ifadelerini kullandı.
30 Mayıs 2025 Cuma - 09:52
Gazi Devlet Hastanesi’nde kolon kanseri ameliyatları yeniden başladı
Samsun Gazi Devlet Hastanesi’nde uzun bir aradan sonra kolon (bağırsak) kanseri ameliyatlarına yeniden başlandı. Yapılan ilk operasyonda, 56 yaşındaki bir hastanın bağırsağındaki 6 santimetrelik tümör kapalı yöntemle başarıyla çıkarıldı. Kolon kanseri cerrahisi, Genel Cerrahi Uzmanları Opr. Dr. Nihat Polat ve Opr. Dr. Ahmet Can Sarı’nın gerçekleştirdiği laparoskopik yöntemle yeniden uygulamaya alındı. Ameliyatı yapılan 56 yaşındaki Birol Polat’ın, operasyonun ardından kısa sürede ayağa kalktığı bildirildi. Opr. Dr. Nihat Polat, hastanede yaklaşık 6 aydır endoskopi ve kolonoskopi işlemlerine yeniden başladıklarını belirterek, "Uzun süredir yapılmayan laparoskopik kolon cerrahisini hastanemize yeniden kazandırdık. Ameliyat son derece başarılı geçti. Hastamız 4. günde kendi başına yürüyebiliyor. Bu yöntemle hastalar daha çabuk iyileşip günlük yaşama dönebiliyor. Operasyonda yaklaşık 6 santimlik bir tümörü çıkardık ve lenf bezlerini de temizledik" ifadelerini kullandı. Yetkililer, benzer cerrahi operasyonların önümüzdeki süreçte artarak devam edeceğini belirtti.
30 Mayıs 2025 Cuma - 09:15
Çalışanların boyunu kilosunu ölçtüler
DÜZCE (İHA) – Sağlık Bakanlığı’nın başlattığı "İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" kampanyası Düzce’de kurumlarda bulunan personellere de ölçüm çalışmaları başlatıldı. Düzce İl Sağlık Müdürlüğü, Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan İdeal kilonu öğren sağlıklı yaşa kampanyasında hızlı çalışmalar sürdürmeye devam ediyor. Bir yandan stantlar açan ekipler bir yandan da kurumlarda çalışan personellere de hizmet vermeye başladı. Bu çerçevede Toplum Sağlığı Merkezi’nde görevli personeller Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü’ne giderek buradaki personellerin boy ve kilo ölçümlerini yaparak sağlıklı yaşam hakkında bilgilendirmelerde bulundu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder