SAĞLIK
Niğde’de mobil sağlık seferberliği: Uzak köylere ücretsiz sağlık hizmeti 16 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:59:13 Niğde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen mobil sağlık çalışmaları kapsamında, Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde sunulan birinci basamak sağlık hizmetleri, kent merkezine uzak kasaba ve köylerde yaşayan vatandaşların ayağına götürülüyor. Mobil Sağlıklı Hayat Ekibi ile sahaya çıkan sağlık personelleri program kapsamında Karaatlı beldesinde vatandaşlara yerinde ve ücretsiz sağlık hizmeti sundu. Gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında vatandaşlara birçok alanda sağlık taraması ve danışmanlık hizmeti verilirken, Mobil Sigara Bırakma Polikliniği’nde doktorlar tarafından sigara bırakma danışmanlığı, 2-6 yaş grubundaki çocukların büyüme ve gelişim değerlendirmeleri, çocukların gelişim süreçleri hakkında ailelere bilgilendirme gerçekleştiriliyor. Mobil ekipler tarafından ayrıca KETEM kapsamında rahim ağzı (serviks) ve kolorektal kanser taramaları da yapılan program kapsamında diyetisyenler tarafından sağlıklı beslenme ve obeziteyle mücadele konusunda danışmanlık hizmeti sunuluyor, koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri de vatandaşlarla buluşuyor. Evde sağlık hizmetlerinden yararlanan yaşlı ve yatağa bağımlı hastalar da unutulmadı. Uzman hekimler tarafından hastaların sağlık durumları değerlendirilirken, ihtiyaç duyulan kontroller yerinde gerçekleştiriliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Niğde İl Sağlık Müdürü Doğan Bahadır İnan, Niğde genelinde oluşturulan sağlık timiyle ilin en uzak noktalarına ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. İnan, "Oluşturulan sağlık timiyle ilimizin en uzak noktalarına ulaşarak hem hastalarımızı hem de sağlıklı bireylerimizi taramayı ve Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonunu sahada güçlendirmeyi hedefliyoruz. 2-6 yaş arası çocuklarımızı, yaşlılarımızı, rahatsızlığı olan ya da rahatsızlığının farkında olmayan vatandaşlarımızı muayene ediyoruz.Diş hekimimizle mobil diş ünitelerimiz aracılığıyla diş sorunlarına yerinde müdahale ettik, kanser taramalarını gerçekleştiriyor, ebelerimizle de gebelerimizin muayenelerini yapıyoruz. Böylece gittiğimiz yerlerde halkımızın neredeyse tamamını sağlık açısından taramış" dedi. Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde yürütülen çalışmalarla vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması ve koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 15:57 Niğde’de mobil sağlık seferberliği: Uzak köylere ücretsiz sağlık hizmeti Niğde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen mobil sağlık çalışmaları kapsamında, Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde sunulan birinci basamak sağlık hizmetleri, kent merkezine uzak kasaba ve köylerde yaşayan vatandaşların ayağına götürülüyor. Mobil Sağlıklı Hayat Ekibi ile sahaya çıkan sağlık personelleri program kapsamında Karaatlı beldesinde vatandaşlara yerinde ve ücretsiz sağlık hizmeti sundu. Gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında vatandaşlara birçok alanda sağlık taraması ve danışmanlık hizmeti verilirken, Mobil Sigara Bırakma Polikliniği’nde doktorlar tarafından sigara bırakma danışmanlığı, 2-6 yaş grubundaki çocukların büyüme ve gelişim değerlendirmeleri, çocukların gelişim süreçleri hakkında ailelere bilgilendirme gerçekleştiriliyor. Mobil ekipler tarafından ayrıca KETEM kapsamında rahim ağzı (serviks) ve kolorektal kanser taramaları da yapılan program kapsamında diyetisyenler tarafından sağlıklı beslenme ve obeziteyle mücadele konusunda danışmanlık hizmeti sunuluyor, koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri de vatandaşlarla buluşuyor. Evde sağlık hizmetlerinden yararlanan yaşlı ve yatağa bağımlı hastalar da unutulmadı. Uzman hekimler tarafından hastaların sağlık durumları değerlendirilirken, ihtiyaç duyulan kontroller yerinde gerçekleştiriliyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Niğde İl Sağlık Müdürü Doğan Bahadır İnan, Niğde genelinde oluşturulan sağlık timiyle ilin en uzak noktalarına ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. İnan, "Oluşturulan sağlık timiyle ilimizin en uzak noktalarına ulaşarak hem hastalarımızı hem de sağlıklı bireylerimizi taramayı ve Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonunu sahada güçlendirmeyi hedefliyoruz. 2-6 yaş arası çocuklarımızı, yaşlılarımızı, rahatsızlığı olan ya da rahatsızlığının farkında olmayan vatandaşlarımızı muayene ediyoruz.Diş hekimimizle mobil diş ünitelerimiz aracılığıyla diş sorunlarına yerinde müdahale ettik, kanser taramalarını gerçekleştiriyor, ebelerimizle de gebelerimizin muayenelerini yapıyoruz. Böylece gittiğimiz yerlerde halkımızın neredeyse tamamını sağlık açısından taramış" dedi. Toplum Sağlığı Merkezi ve Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde yürütülen çalışmalarla vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması ve koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması hedefleniyor. (ST-TB-
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:41 Anne adayları "Her Gebeye Bir Ebe" uygulamasıyla korkularını yeniyor Sağlık Bakanlığınca hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması, Kastamonu’da anne adaylarına doğum sürecinde eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunarak stres ve korkularını yenmelerine yardımcı oluyor. Koordinatör ebeler, anne adaylarıyla telefonda irtibat kurarak gerekli sağlık kontrollerini yapıyor ve eğitim desteği veriyor. Sağlık Bakanlığınca hayata geçirilen "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması kapsamında Kastamonu’da görevlendirilen koordinatör ebeler anne adaylarını doğuma hazırlıyor. Kastamonu Merkez Toplum Sağlığı Merkezinde görevli koordinatör ebeler, "Her Gebeye Bir Ebe" uygulaması kapsamında anne adaylarına gebelikten doğuma, lohusalıktan bebek bakımına kadar geniş kapsamlı destek sağlanıyor. Uzman ebeler tarafından yürütülen uygulamada, gebeler ve yeni anneler düzenli olarak bilgilendiriliyor. Özellikle ilk gebeliği olan ve ev ziyareti talep eden anne adaylarına yönelik ev ziyaretleri de yapılıyor. "Annelere verilen ebe desteğiyle anne ve bebeğe yönelik komplikasyonlarda düşüş sağlandı" Kastamonu Toplum Sağlığı Merkezi’nde çalışan ebe Neslihan İdrisoğlu, normal doğum eylemi planı kapsamında ‘Her Gebeye Bir Ebe’ uygulamasının hayata geçirildiğini söyledi. Doğum sürecindeki normal gebeler 28. hafta sonrası, riskli gebeler HSYS/MBYS sistemine düştüğü anda ve doğum süreci sonundaki anneler ise hemen doğumu müteakip aranarak uzman ebeler tarafından bilgi verildiğini anlatan İdrisoğlu, "Gebelik, doğum ve gebelik sonrası süreçler sadece biyolojik süreç olmayıp psikolojik ve sosyal boyutu olan bütüncül bir dönem olmaktadır. Bu dönemlerde annelere verilen ebe desteği ile müdahaleli doğum oranları azalmakta, anne ve bebeğe yönelik komplikasyonlarda da düşüşü sağlamaktadır. Yine biz gebelik ve doğum sonrası süreçte annelerinizin yanındayız. Onları arıyoruz. Özellikle doğum sonu süreçteki yolculukta annelerimizin yanındayız" dedi. Gebelere psikolojik destek de verildiğini ifade eden İdrisoğlu, bilinmezliklerin ortadan kaldırıldığını belirtti. Gebelerin nasıl bir süreçle karşılaşacağını öğrendiklerini anlatan İdrisoğlu, "Bebekle ilgili nasıl bir bakımda bulunulacak, doğum eyleminde nelerle karşılaşacak, bebeğin bakımıyla ilgili hangi konularda destek olacağımız konularında bilgi veriyoruz" diye konuştu. Normal doğumun sağladığı yararlardan bahseden İdrisoğlu, normal doğum eylemi ve sezaryen arasındaki farklılıklara deyindi. İdrisoğlu, iyileşme süreci, bebeğin anne ile uyumu, beslenme sürecindeki kolaylıklar yönünden normal doğum eyleminin sezaryenden daha sağlıklı ve avantajlı olduğuna dikkat çekti. "Kastamonu’da gebe okuluna gelmeyen gebe kalmasın" Gebe Okulu eğitmen ebesi Gürcü Gündoğmuş da Sağlık Bakanlığı’nın öngördüğü konular dahilinde gebelere bilgi verdiklerini söyledi. Haftanın 5 günü çeşitli eğitim programı olduğunu söyleyen Gündoğmuş, "Eğitim programımızda pazartesi başlıyoruz. 5 günlük bir eğitim programımız var. Hem online eğitimlerimiz var hem yüz yüze eğitimlerimiz var. Her gün bu eğitimlerimiz devam etmekte. Online eğitimlerimizdeki amacımız da ilçelerde olan kişiler için, yine ikinci, üçüncü doğumları olanlar için ulaşılabilir olmak, bilgiyle faydalandırmak diyoruz. Gebelik süreci, bebeğin anne karnındaki gelişim aşamaları, yine gebelikte sık rastladığımız bulantı, kusma, kas ağrısı gibi bir çok şikayete çözüm önerilerini konuşuyoruz. Gebelik döneminde yapılması gereken tarama testlerini konuşuyoruz. Her salı günü ağız ve diş sağlığı konusunda diş hekimimiz Fulya Koca geliyor ve gebelerimizin ağız-diş muayenesini yapıyor, eğitimini veriyor. Yenidoğan da ağız bakımı nasıl yapılmalı, bunları aktarıyor bize. Her salı günleri yine ben, gebelikte ve lohusalık döneminde beslenme nasıl olmalı bunu konuşuyoruz. Doğum çantamıza neler koymalıyız, neler koymamalıyız bunları konuşuyoruz. Her çarşamba doğum ağrısıyla baş etmede ilaçsız yöntemlerimiz, aromaterapi, müzik, akupunktur bunlardan bahsediyoruz. Her çarşamba fizyoterapist eşliğinde egzersiz ve pilatesimiz var. Burada da 20. gebelik haftasını doldurmuş olması gerekiyor. Doktor tarafından herhangi bir egzersiz yapmasında sakınca olmaması gerekiyor. Pelvis kaslarını esnetmek için iyi olmuş oluyor egzersiz. Hem de buraya geldiklerinde sosyalleşmiş oluyorlar. Her perşembe eş refakat destekli eğitimimiz oluyor. Buradaki amacımız da eşinizin, yakınınızın doğumda ve gebelik sürecinde, lohusalık döneminde gebeye nasıl destek olması gerektiğini. Yine baba adaylarına özellikle alt değiştirme, gaz çıkartma gibi uygulamalar yaptırıyoruz birebir. Büyüklerin "sarılık olmasın" diye sarı örtü, tuzlama gibi bunların sakıncalarını konuşuyoruz. Buradaki amacımız tamamen " gebelerimize destek " diyoruz. Cuma günleri anne sütü eğitimini veriyoruz. Emzirme pozisyonlarını gösteriyoruz. Doğum sonrası nelere dikkat etmeliyiz bunları aktarıyoruz. Eğitim bitiminde katılım belgesi veriyoruz. Mor bileklik uygulamamız var. Yine eğitim bitiminde kadın doğum servisi ile doğumhaneyi gezdiriyoruz ki nasıl bir ortama geleceklerini görsünler, güven duygusu oluşsun diye. Kastamonu’da gebe okuluna gelmeyen gebe kalmasın" şeklinde konuştu. "İlk hamile kaldığımdaki o cahiliyet şu anda yok" Gebe Hicran Çelebi Ekin ise 28 haftalık hamile olduğunu belirterek, her gebeye bir ebe uygulamasını çok faydalı bulduğunu dile getirerek, "Benim sağlığımdan, hamileliğimden, doğacak bebeğimin sağlığından her şeye bana bilgi veriyorlar. Emzirme olsun, bebekle alakalı doğum öncesi, doğum sonrası bakımı, kendi bakımım, bebeğin bakımı her şeyi bana çok detaylı şekilde anlatmaya çalışıyorlar. Şu an ilk hamile kaldığımdaki o cahiliyet diyeyim size, o şeyim yok mesela. Doğum daha yapmamış olsam da neyle nasıl karşılaşacağımı, nasıl tepki vereceğimi anlatıyorlar. İnternette görmüştüm, sağlık ocağımda da bana söylediler. Gebe Okulu’nda bu tarz bir eğitim aldığımıza dair. Ben de şimdi hamileyim, bilmiyorum, acemiyim. Telefonla da arayıp zaten sürekli söylemişlerdi, ‘Gebe Okulu’muz var, böyle böyle eğitim veriliyor.’ diye. Katılmak istedim, katıldım, faydasını da gördüm. Hala daha da geliyorum. İstediğim kadar da gelebileceğim söylendi, doğuma kadar. Bence herkesin kesinlikle gelmesi gerekiyor. Çünkü doğumda zaten direkt bir acemiliğe düşüyorsunuz, sudan çıkmış balık misali. En azından burada size ne yapmanız gerektiğini, nasıl davranmanız gerektiğini, yalnız olmadığınızı, her şeyi anlatıyorlar. Siz de kendinizi diğer gebelerle birlikte çok rahat hissediyorsunuz" ifadelerini kullandı. "Gebelik rehberiyle doğumunuza hazırlık yapabilirsiniz" Anne adaylarından mobil uygulamayı telefonlarına indirmesini isteyen ebe Duygu Çulluk da, "Bu uygulamayla hafta hafta gebeliğinizi takip edebilirsiniz. Beslenme ve egzersiz önerilerine ulaşabilir. Gebelik rehberiyle doğumunuza hazırlık yapabilirsiniz. Emzirme ve lohusalık desteği alabilirsiniz. Aşı ve muayene hatırlatma ile bebeğinizin aşılarını ve muayenelerini kolayca takip edebilirsiniz. Bebeğinizin 0-2 iki yaş gelişimini kaydedip anı günlüğü oluşturabilirsiniz. Bebeğiniz için seçmiş olduğunuz isimleri kaydedip puanlayabilirsiniz" dedi.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:21 8 yıldır devam eden dava aileyi mağdur etti Diyarbakır’da 8 yıl önce Özel Bağlar Hastanesine açtıkları davaya gidip gelen aile mağduriyet yaşıyor. 6 çocuk annesi Nefes Çakırbeyli daha önce 3 çocuğunu sağlıklı bir şekilde dünyaya getirmiş ve 2015 yılında ikiz çocuklarının olacağı haberini aldı. Özel hastane arayışına geçen aile, 2016 yılında Özel Bağlar Hastanesinde ikiz çocuklarını dünyaya getirdi. 1 kızının yaklaşık 2 ay diğer kızının ise 4 aydan fazla yoğun bakımda kaldığını iddia eden aile, bir kızlarının hastanenin ihmalkarlığı nedeniyle yüzde 99 engelli olduğunu söyledi. Ailenin iddiasına göre kızlarının oksijensiz kaldığı ve hastanede bulundukları zaman zarfında gerekli müdahalelerin yapılmadığını söylediler. Aile bir kızlarının gelişimini normal şekilde olduğunu diğer kızlarının ise sadece uzandığını ve hiç ses çıkarmadığını fark etti. Bunun üzerine başka bir Özel hastaneye gittiklerinde ise acı haberi aldılar. 10 ay sonra kızlarının hem bedensel hem de zihinsel engelli olduğunu öğrenen aile soluğu mahkemede aldı. 2018 yılında açılan davanın halen sürmesi ise aileyi mağdur etti. Anne Nefes Çakırbeyli, ikizlerinde önce 3 çocuğunun sağlıklı olduğunu söyledi. Çakırbeyli, "3 çocuğumu da Devlet Hastanesinde doğurdum. İkizlerimin olacağını öğrendiğimde daha rahat ve daha temkinli bir biçimde doğum yapmak için Özel Hastane tercih etmek istedim. Özel Bağlar Hastanesine gittim. Benim çocuğum canından oldu. Benim çocuğumun sadece görüntüsü var. Hareket edemiyor. Sadece işaret dili ile anlaşabiliyoruz. Benim kızım konuşamıyor, duyamıyor ve yürüyemiyor. Benim kızım ağır engelli yüzde 99 engeli var. Kızım yoğun bakımda 4 ay kaldı. İkizi Toprak Nisa 2 ay kaldı. Ömür’üm ise 4 ay yoğun bakımda kaldı. Beynine oksijen gitmedi. Bebeğimi ne zaman alabilirim diye sorduğumuzda. Yoğun bakım ünitesi sorumluları ‘oksijeni bebeğin ağzından çektiğimizde bebek morarıyor, nefes alamıyor. Biz o yüzden bebeği şuan size veremeyiz’ dendi bize. Aradan 2 gün geçti bize dediler ‘Gelip bebeğinizi alabilirsiniz’. 2 gün önce bana veremeyiz dediğiniz bebeği nasıl bana veriyorsunuz. Zaten kızım yoğun bakımda oksijensiz kalmış, beynine oksijen gitmemiş, morarmış, ağır bir hasar almış daha sonra bizi arayıp ‘gelin bebeğinizi alın’ diyorlar. Bana çocuğun engellidir denmedi. Hiçbir şekilde açıklama yapılmadı. Çocuğumu kucağıma koydular ve hadi git dediler" ifadelerini kullandı. 10 ay sonra kızının gelişiminin olmadığını fark eden Çakırbeyli, başka bir özel hastaneye gittiğini ve burada kızının hem zihinsel hem de fiziksel engelli olduğunu öğrendiğini söyledi. Çakırbeyli, "Aradan 10 ay geçti. Kızımın ikizi emeklemeye başladı, diş çıkarmaya başladı. Hareketleri normal önceki 3 çocuğum gibi gayet normaldi ama Ömür kızım sadece tavana bakıyordu ve hiç ses etmiyordu. Buda beni tedirgin etti. Özel bir hastaneye gittik doktor benim kızımın ayak tabanına ve parmaklarına dokunur dokunmaz ‘senin kızın engelli’ dedi. Orada dünyam başıma yıkıldı. Benim hiçbir şekilde aklımın ucundan geçmiyordu ki Özel Bağlar Hastanesi de bize böyle bir açıklama yapmadı. 8 yıl önce dava açtım hastaneye. Bir avukatla görüştüm kızımın tüm epik kriz dosyaları, hastanede ne tedavi gördüğü, hangi ilaçları kullandığını tüm belgelerini verdim kendisine. Bir dava 8 yıl sürmez. Bu bana hiç mantıklı gelmiyor. Neden benim kızımın davası bir türlü sonuçlanmıyor. Ben 1 avukatla davaya gidiyorum onlar ise 3-4 avukatla geliyorlar. Neden bunlar bu kadar güçlü, arkaları bu kadar güçlü. Bizim kimsemiz yok diye mi bize bunu yapıyorlar. Bir çocuğun hayatı bitmiş halen kendilerini savunmaya çalışıyorlar. İlk önce Devletimden istediğim tek şey. O Özel Bağlar Hastanesini araştırsınlar, denetlesinler. Sadece Ömür değil, Ömür gibi kaç tane çocuğun hayatını mahvetmişler araştırılsın. Özel Bağlar Hastanesi için ne gerekiyorsa yapılsın ve ceza alsınlar. Benim çocuğumun davası artık sonuçlansın ki benimde içim artık rahat etsin. Benim şuan 6 çocuğum var 5 çocuğum sağlıklı sadece Ömür’üm yarım kaldı. İkizi okula gidiyor anne diyor ‘bugün Ömür yürümüş olsaydı aynı sırada, aynı sınıfta okumuş olacaktık. Anne ben üzülüyorum. Neden benim ikizim benimle birlikte oyunlar oynamıyor, okula gelemiyor.’ şeklinde konuştu. Kızını yoğun bakımdayken görmeye gittiğinde çok enteresan bir şeye şahit olduğunu dile getiren Çakırbeyli, sözlerine şöyle devam etti: "Ben kızımı görmeye gittiğimde ağlayan bir sürü bebek vardı kuvözde. Çığlık çığlıyaydı hepsi. Oradaki hemşirler, hemşireler hepsi genç stajyer öğrencilerdi. Ben neden bu çocuklar bu kadar ağlıyor, neden müdahale etmiyorsunuz dediğimde. Bana dönüp ‘mama saatlerine var’ deyip geçiştirdiler. Şimdi düşünüyorum kafama yeni yeni oturmaya başlıyor. Belki o gün Ömür’ümün yoğun bakımda olduğu dönem Ömür gibi birçok bebek hasar almıştır. Sadece bunu araştırsalar yeter" Yetkililere ve avukatlara yardım çağrısında bulunan acılı anne şu ifadeleri kullandı: "Vicdanlı, merhametli benim kızımın davasıyla ilgilenen avukatların bana yardım etmesini istiyorum. Cumhurbaşkanımdan, Devletime, Sağlık Bakanlığına, Adalet Bakanlığından bu konuya bir el atmalarını istiyorum. Bir insanın canı bu kadar ucuz olmamalı. Bir kızın, bir çocuğun hayatını bu kadar kolay bitirip hiç bir şey olmamış gibi hayatlarına devam edemezler. O hastane araştırılsın artık başka annelerin evlatları yara almasın. Başka anneler ağlamasın. Çocukların hayatları bitmesin" Özel Bağlar Hastanesi yetkililerinden yapılan açıklamada ise dava sürecinin devam ettiği, bu nedenle konuya ilişkin açıklamayı dava sürecinden sonra yapılacağı söylendi.
Ağrı’da çocuklara yönelik sağlık eğitimi
31 Mayıs 2025 Cumartesi - 12:27 Ağrı’da çocuklara yönelik sağlık eğitimi Ağrı Valiliği himayesinde İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile İl Sağlık Müdürlüğü iş birliğinde yürütülen "Sağlıklı Gelecek, Sağlıklı Çocuk" programı kapsamında düzenlenen etkinliklerde öğrenciler doyasıya eğlendi. İsmet Ömeroğlu İlkokulu bahçesinde gerçekleştirilen etkinliğe Vali Mustafa Koç’un eşi Neslihan Gül Koç, Vali Yardımcıları Tuncay Karataş ve Ahmet Raşit Orhan, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Erhan Tenekeci, İl Milli Eğitim Müdürü Hasan Kökrek, İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Esra Beşer, İl Tarım Müdürü Mehmet Hüseyinoğlu, okul yöneticileri, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Program çerçevesinde ilk olarak öğrencilere sağlıklı yaşam, hijyen, dengeli beslenme ve fiziksel aktivitenin önemi hakkında teorik bilgiler verildi. Uzman doktorlar tarafından verilen eğitimlerin ardından okul bahçesinde kurulan stantlar gezilerek öğrencilerle birebir iletişim sağlandı. Etkinlik alanında sağlık taramaları, oyunlar, spor aktiviteleri ve çeşitli atölye çalışmaları da gerçekleştirildi. Çocukların yoğun ilgi gösterdiği programda öğrenciler hem öğrendi hem de keyifli anlar yaşadı. Etkinlikte konuşan Neslihan Gül Koç, "Çocuklarımızın sağlıklı bir geleceğe hazırlanmasına katkı sunan bu anlamlı programa emek veren tüm paydaşlara teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı. İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Esra Beşer ise yaptığı açıklamada, "Öğrencilerimiz artık gönüllü birer sağlık elçisi. Sağlık bilincinin küçük yaşlarda kazandırılması büyük önem taşıyor." dedi.
’Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ projesi Niğde’de hayata geçti
31 Mayıs 2025 Cumartesi - 12:13 ’Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ projesi Niğde’de hayata geçti Sağlık Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı arasında okul sağlığı hizmetlerinin etkin bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla imzalanan ’Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ iş birliği protokolü kapsamında Niğde Hazım Tepeyran İlkokulu’nda etkinlik düzenlendi. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan programa Niğde Valisi Cahit Çelik, Belediye Başkan Yardımcısı Muharrem Çiftçibaşı, İl Sağlık Müdürü Dr. Doğan Bahadır İnan, İl Milli Eğitim Müdürü Elif Özbek öğretmenler, öğrenciler ve veliler katıldı. Niğde İl Sağlık Müdürlüğü ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliği ile Hazım Tepeyran İlkokulu’nda düzenlenen programda okul öncesi ile 1., 2., 3. ve 4. sınıf öğrencilerine 112 Acil Sağlık Hizmetleri, afet bilinci, sağlıklı beslenme, kişisel hijyen, ağız ve diş sağlığı gibi birçok konuda teorik ve uygulamalı bilgiler verildi. Programda konuşan Vali Cahit Çelik; projenin yalnızca bir eğitim faaliyeti olmadığını çocukların bedensel, zihinsel ve ruhsal gelişimini destekleyen kapsamlı bir vizyonu ifade ettiğini söyledi. Vali Çelik; "Sağlık ve Milli Eğitim Bakanlıklarımızın bu örnek iş birliği sayesinde, okul sağlığı hizmetlerinin ilimizde daha etkin ve yaygın bir şekilde yürütülmesini hedefliyoruz" dedi. Niğde İl Sağlık Müdürü İl Sağlık Müdürü Dr. Doğan Bahadır İnan ise 1. basamak sağlık hizmetlerini arttırmak, sağlık okur yazarlığı konusunda halkı bilinçlendirmek için çalışmaların sürdüğünü aktardı. Sağlıklı bireylerin güçlü toplumun temeli olduğunu söyleyen İl Milli Eğitim Müdürü Elif Özbek ise "İl Milli Eğitim Müdürlüğü olarak sağlıklı yaşamı teşvik edici projeleri desteklemeye devam edeceğiz. Geleneksel çocuk oyunları, beslenme eğitimi, ruh sağlığı atölyeleri ve veli seminerlerini devam ettireceğiz" şeklinde konuştu. Yapılan konuşmaların arından öğrenciler tarafından halk oyunu gösterisi sunuldu okul bahçesinde açılan stantlar protokol üyeleri tarafından ziyaret edildi, öğretmen Adem Altıparmak koordinatörlüğünde fiziksel aktivite etkinliği gerçekleştirildi.
Pasif içicilik alarmı: Kanser ve kalp hastalığı riski yüzde 27 artıyor
31 Mayıs 2025 Cumartesi - 12:05 Pasif içicilik alarmı: Kanser ve kalp hastalığı riski yüzde 27 artıyor Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Fadime Tülücü, Dünya Tütünsüz Gününde uyardı. "Sigara içen ebeveynlerin çocuklarında bronşit, zatürre, astım gibi solunum yolu rahatsızlıkları daha sık görülüyor" dedi. Sigara, önlenebilir olmasına rağmen günümüzde hala dünyanın en yaygın ve en ölümcül halk sağlığı sorunlarından biri olmaya devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre, her gün yaklaşık 14 bin, her yıl ise 5,5 milyon insan sigaraya bağlı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybediyor. Uzmanlar, bu sayının 2030 yılına kadar yılda 8,5 milyona ulaşacağını öngörüyor. 31 Mayıs "Dünya Tütünsüz Günü" vesilesiyle açıklamalarda bulunan Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Yeniboğaziçi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Fadime Tülücü, sigaranın sağlık üzerindeki yıkıcı etkilerine dikkat çekti. Sigara kullanımının masum bir alışkanlık değil kronik bir hastalık olduğunu ve ölümcül sonuçlar doğurduğunu vurgulayan Doç. Dr. Tülücü, "Sigara, önlenebilir bir ölüm nedenidir ve bırakmak için mutlaka tıbbi destek alınmalıdır" dedi. 7 binden fazla kimyasal madde bulunuyor Sigaranın içinde yedi binden fazla kimyasal madde bulunduğuna ve bunlardan en az 81’inin kansere neden olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Tülücü, "Sigarayı deneyen her üç çocuktan biri bağımlı hale geliyor" ifadelerini kullandı. Bireylerdeki gen haritasının farklılığı nedeniyle, bağımlılık derecesi gibi kişilerde yaptığı hastalık yapma etkilerinin de farlılık gösterdiğini sözlerine ekledi. Sigaranın başta akciğer olmak üzere tüm organlarda kalıcı hasar bıraktığını belirten Doç. Dr. Tülücü; sigaranın KOAH, akciğer kanseri, kalp ve damar hastalıkları gibi birçok ciddi sağlık sorununa yol açtığını söyledi. Ayrıca damarları daraltarak kalp krizi riskini artırdığını ve bağışıklık sistemini zayıflatarak vücudu enfeksiyonlara karşı savunmasız bıraktığını ifade etti. Sadece içeni değil, çevresindekini de öldürüyor "Pasif içicilik de aktif içicilik kadar tehlikelidir" diyen Doç. Dr. Fadime Tülücü, özellikle sigara içen ebeveynlerin çocuklarında bronşit, zatürre, astım, gibi solunum yolu rahatsızlıklarının daha sık görüldüğüne dikkat çekti. Bu durumun, çocuklarda akciğer gelişimini yavaşlatabileceğini ve akciğer kapasitesinde azalmaya yol açabileceğini belirtti. Maruz kalan kişilerde damar hastalıkları riski yüzde 27 oranında artıyor Pasif sigara dumanına maruz kalan erişkin bireylerde, akciğer kanseri riskinin yüzde 21; kalp ve damar hastalıkları riskinin ise yüzde 27 oranında arttığını vurgulayan Doç. Dr. Tülücü, bu maruziyetin uzun yıllar devam etmesi durumunda risk oranlarının iki katına kadar çıkabileceğini ifade etti. Kadınlarda pasif içiciliğe bağlı olarak meme kanseri riskinin yüzde 70 oranında yükseldiğini belirten Doç. Dr. Tülücü, genel ölüm riskinin ise 2 ila 10 kat arttığını söyledi. Gebelikte kullanılan sigara büyüme geriliğine neden oluyor Gebelik döneminde sigara içilmesi ya da çocukların sigara dumanına maruz kalmasının büyüme geriliği ve boy kısalığı gibi gelişimsel sorunlara yol açabileceğini vurgulayan bulunan Doç. Dr. Fadime Tülücü, sigaranın nörotoksik etkilerinin öğrenme güçlüğü, hafıza problemleri ve gençlerde okul başarısında düşüş gibi sonuçlara neden olabileceğini dile getirdi. İleri yaşlarda ise bu etkilerin demans ve Alzheimer riskini artırdığını belirtti. Her 10 kişiden 7’si sigarayı bırakmak istiyor Sigara bırakma sürecinde "istek, destek ve tedavi" unsurlarının son derece önemli olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Fadime Tülücü, her 10 kişiden 7’sinin sigarayı bırakmak istediğini ancak yalnızca yüzde 40’ının bunu başarıyla gerçekleştirebildiğini belirtti. Sigarayı bırakmak isteyen bireylerin mutlaka doktor kontrolünde bir tedavi süreci yürütmesi gerektiğine dikkat çeken Doç. Dr. Tülücü, "Bu süreçte tekrar başlama oldukça yaygındır, dolayısıyla düzenli takip gereklidir. En etkili sonuçlar ise ilaç tedavisi ve davranışsal terapi yöntemlerinin birlikte uygulanmasıyla elde ediliyor" dedi.
’’Kesim yapılırken hijyen kurallarına dikkat edilmeli’’
31 Mayıs 2025 Cumartesi - 11:39 ’’Kesim yapılırken hijyen kurallarına dikkat edilmeli’’ Kurban kesiminde hijyen kurallarına vurgu yapan Aile Hekimi Uzm. Dr. Didem Altay Gazi ’’Özellikle kurban kesimi sırasında hijyen kurallarına uyulmaması durumunda ciddi sağlık problemleriyle karşı karşıya kalabiliriz. Herhangi bir olumsuzluk yaşamamak için öncelikle yetkili kesim yerlerini tercih etmeliyiz. En önemlisi kurbanlık seçerken hayvanın sağlıklı olmasına dikkat etmemiz gerekir’’ dedi. Kurban bayramına sayılı günler kaldı. Bayramın birinci günü birçok alanda kurban kesimleri yapılacak. Kurban kesimi sırasında dikkat edilmesi gerekenler ve hijyen kurallarına uyulmaması durumunda hangi hastalıklar ortaya çıkabileceği konusunda Liv Hospital Aile Hekimi Uzm. Dr. Didem Altay Gazi, şu açıklamalarda bulundu: ’’Kurban bayramı, sadece dini vecibelerin yerine getirilmesiyle sınırlı kalmamalı; hayvan sağlığı, insan sağlığı ve çevre güvenliği açısından da dikkatle ele alınmalıdır. Özellikle kurban kesimi sırasında hijyen kurallarına uyulmaması durumunda ciddi sağlık problemleriyle karşı karşıya kalabiliriz. Herhangi bir olumsuzluk yaşamamak için öncelikle yetkili kesim yerlerini tercih etmeliyiz. Ama tabi ki en önemlisi kurbanlık seçerken hayvanın sağlıklı olmasına dikkat etmemiz gerekir. Kurbanı kesecek kişinin uzman olmasına dikkat edilmesi gerekirken hijyen açısından en önemli unsurların başında kesim sırasında kullanılacak olan bıçak ve diğer aletlerin hijyenik olmasıdır. ’’Malta humması ve Şarbon’a dikkat’’ Kesim sırasında hijyen kurallarına uyulmaması durumunda hem kesim yapan kişilerde hem de kesilen kurbanın etini tüketen kişilerde bazı hastalıklara neden olabilir. Özellikle hayvandan insana bulaşabilen Malta humması, şarbon ve kist hidatiği ile karşı karşıya kalabiliriz. Yüksek ateş, terleme, kas ağrıları, halsizlik ve iştahsızlık gibi belirtiler varsa eğer Malta hummasına yakalanmış olabilirsiniz. Malta Humması özellikle hasta hayvanların etinin ve sütünün çiğ olarak tüketilmesi ya da enfekte hayvanların kanı veya dokusuyla temas edilmesi durumunda insana bulaşabilir. ’’Deride oluşan yaralar şarbona işaret olabilir’’ Bacillus anthracis adlı bakterinin yol açtığı şarbon, şarbonlu hayvanların eti ya da kanıyla temas edilmesi, deri, solunum ve sindirim sistemi yoluyla bulaşabilir. Özellikle deride oluşan kabarık ve siyah yaralarla kendini gösterir. Şarbonda ayrıca yüksek ateş ve solunum sıkıntısı da görülür. ’’Kesilen hayvanların iç organları imha edilmeli’’ Kurban kesiminden sonra özellikle hayvanların iç organlarının imha edilmesi gerekir. Çünkü büyükbaş ve küçükbaş hayvanların bağırsaklarında bulunan echinococcus paraziti, köpeklerin bu organları yemesi durumunda vücudundan insana bulaşarak kist hidatiği hastalığına neden olabilir. Etin pişirilmeden ya da az pişirilerek tüketilmesi durumunda da parazit insana geçebilir. Kist hidatiği hastalığı; karın ağrısı, karında şişlik, nefes darlığı şeklinde kendisini belli eder. ’’Etin temizlenmemesi gıda kaynaklı enfeksiyonlara neden olabilir ’’ Etin temizlenmemesi durumunda mide bulantısı, kusma, ishal ve yüksek ateş gibi belirtilerle ortaya çıkan salmonelloz enfeksiyonu ile karşılaşabilirsiniz. Coli enfeksiyonu ise özellikle EHEC suşları ciddi bağırsak enfeksiyonlarına ve böbrek yetmezliğine neden olabilir. Listeria monocytogenes bakterisinin neden olduğu Listeriozis enfeksiyonu, hamileler ve bağışıklığı zayıf bireylerde ciddi komplikasyonlara yol açabilir. ’’Çiğ etle temas eden yüzeyler iyice temizlenmeli’’ Hem kendimizin hem çevremizdekilerin sağlığını korumak adına, kesim sırasında özellikle koruyucu eldiven ve önlük kullanılmalıdır. Etler buzdolabında 4 derecede muhafaza edilmelidir. Etler iyice pişirildikten sonra tüketilmelidir. Özellikle çiğ et ve pişmiş gıdalar ayrı kaplarda tutulmalı, çiğ etle temas eden yüzeyler iyice temizlenmelidir.’’
Kulak Burun Boğaz uzmanı uyardı: "Ölüme sebebiyet veren kanser türlerinin içinde en sık karşılaşılan 5. tür baş boyun kanserleridir"
31 Mayıs 2025 Cumartesi - 11:34 Kulak Burun Boğaz uzmanı uyardı: "Ölüme sebebiyet veren kanser türlerinin içinde en sık karşılaşılan 5. tür baş boyun kanserleridir" Boyun bölgesinde 2 haftadan uzun süren şişliklerin baş ve boyun kanserlerinin habercisi olabileceğini belirten Kulak Burun Boğaz uzmanı Prof. Dr. Ertap Akoğlu "Baş boyun kanserleri erken yakalanırsa tedavi edilebilirler. Bu kanserlerin erken belirti vermesi erken tanı konulabilmesini sağlar" dedi. Acıbadem Bodrum Hastanesi Kulak Burun Boğaz uzmanı Prof. Dr. Ertap Akoğlu ölüme sebebiyet veren kanser türlerinin içinde en sık karşılaşılan 5. tür kanser olan baş boyun kanserleri hakkında önemli bilgiler verdi. Sıklıkla gırtlak ve tiroid kanserleri görülse de tıpkı yüz cildi kanserleri ve tükürük bezi tümörleri gibi bu bölgedeki her doku türünün bir kanseri olabileceğini ifade etti. Kanserin bulunduğu yere göre belirti verdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Akoğlu "Gırtlak kanseri ses kısıklığına veya nefes darlığına yol açabilir. Tiroid kanseri, boyunda beliren bir şişlik, bir yumru olarak kendini gösterebilir. Ağızdaki bir yara, dudakta iyileşmeyen bir yara, yüz cildindeki kabuklu veya renkli bir büyüme, sinsi bir burun akıntısı bir kanser işaretçisi olabilir" dedi. "Boyun şişlikleri genellikle ağrısız olur" Hastalığı erkenden fark edebilmek için belirtileri iyi gözlemlemek gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Akoğlu "Baş boyun kanserleri genellikle vücutta herhangi bir yere yayılmadan önce boyundaki lenf düğümlerine yayılır. Boyunda 2 haftadan uzun sürede geçmeyen şişlikler en kısa zamanda bir doktor tarafından görülmelidir. Tabii ki tüm şişlikler kanser demek değildir. Ancak şişlik ya da şişlikler ağız, gırtlak, guatr kanseri, bazı lenf kanserleri ve kan kanserinin ilk belirtisi olabilir. Böyle şişlikler genellikle ağrısız ve gittikçe büyüme eğilimindedir" diye konuştu. "Gırtlak kanseri ses değişimine neden olur" Pek çok gırtlak kanserinin ses değişimine neden olduğunu belirten Prof. Dr. Akoğlu yine 2 haftadan uzun süren ses kısıklığı ya da ses değişimleri halinde doktora başvurmak gerektiğini vurguladı. Bir KBB ve baş boyun uzmanının ses tellerini kolay ve ağrısız yöntemlerle muayene edebileceğini söyledi. Dil ve dudak kanserlerinin genelinin geçmeyen yara ve şişliğe neden olduğuna işaret eden Prof. Dr. Akoğlu "Yara ve şişlikler iltihaplanmadıkça ağrısızdır. Kanama görülebilirse de sıklıkla hastalığın ileri dönemlerine kadar görülmez. Yara ya da şişlik boyundaki bir kitleye eşlik ederse bu son derece ciddiye alınmalıdır. Diş doktorunuz ya da doktorunuz biyopsi (doku örnekleme testi) gerekip gerekmediğini değerlendirip bu işlem için sizi bir baş boyun cerrahına sevk edebilir" dedi. "Yutma zorluğu varsa doktora başvurun" Prof. Dr. Akoğlu kanamaların sıklıkla kanser haricinde bir nedene bağlı olduğuna değinerek yine de ağız, burun, boğaz ve akciğer tümörlerinin kanamaya neden olabildiğini; bu nedenle birkaç günden fazla bir süre tükürük veya balgamda kanama görülürse yine buna dikkat etmek gerektiğini anlattı. Boğaz ve yemek borusu kanserlerinin katı gıdaların ve bazen sıvıların yutulmasını zorlaştırdığını belirten Prof. Dr. Akoğlu "Gıda belli bir noktada batma hissi uyandırıp ya mideye gider ya da ağızdan geri gelir. Bu durumda bir doktora başvurmalısınız. Genellikle X ışınlı baryum yutma filmi ya da yutturulan bir tüp yoluyla yemek borusunun direkt muayenesi ile neden ortaya konulur" dedi. "Deri kanserleri soluk bir yara şeklinde başlar" Baş boyunda çok sık karşılaşılan deri kanserinin erken başlanan tedaviye iyi yanıt verdiğini söyleyen Prof. Dr. Akoğlu en sık alın, yüz, kulak gibi cildin güneşe maruz kaldığı yerlerde görülürse de cildin herhangi bir yerinde olabileceğini dile getirdi. Deri kanserinin sıklıkla küçük soluk bir yara şeklinde başlayıp yavaş büyüyerek, ortasında gamze şeklinde bir çukur ve hatta ülser oluşturarak ilerlediğini; bu alanın bir kısmı iyileşirken daha büyük bir bölümünün ülser olarak kaldığını ve bazı deri kanserlerinde renk değişimi görüldüğünü sözlerine ekledi. "Tedaviyi baş boyun cerrahı koordine eder" Baş boyun kanserlerinin tedavisinin erken teşhise bağlı olduğunun altını çizen Prof. Dr. Akoğlu şunları kaydetti: "Kanser tedavisinde pek çok ayrı uzmanlık alanının birlikte çalışması gerekir. Baş-boyun kanserlerinde bu orkestrasyonu sağlayan kişi bir baş-boyun cerrahı olacaktır. Tedaviler, esasen cerrahi, radyoterapi (ışınla tedavi), daha seyrek olarak kemoterapi (ilaçla tedavi), ve bazen de birleşik tedaviler şeklinde olacaktır. Baş boyun kanserleri erken yakalanırsa tedavi edilebilirler. Baş boyun kanserinin erken belirti vermesi erken tanı konulabilmesini sağlar."
Sigara her nefeste dişleri içten çürütüyor
31 Mayıs 2025 Cumartesi - 10:19 Sigara her nefeste dişleri içten çürütüyor Sigara ve tütün ürünleri yalnızca akciğerleri değil, ağız sağlığını da ciddi şekilde tehdit ediyor. Diş ve diş eti hastalıklarının temel nedenlerinden biri olan bu alışkanlık, aynı zamanda ağız kanseri riskini de artırıyor. 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü kapsamında, Biruni Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nden Prof. Dr. Burcu Karaduman, sigara ve elektronik sigaranın ağız sağlığındaki olumsuz etkilerine dikkat çekerek "Tütün ve tütün ürünlerinin tamamı ağız ve diş sağlığın da yıkıcı etkiye sahip. Sigara bırakıldıktan ilk 20 gün içinde hasar onarım süreci başlıyor" şeklinde konuştu. Ağız sağlığına çifte tehdit Prof. Dr. Karaduman’a göre sigara, ağız içindeki kan akışını yavaşlatarak diş etlerinin savunma sistemini zayıflatıyor. Tükürük üretimini azaltarak ağız florasının doğal dengesini bozuyor. Bunun sonucu olarak ağız kokusu, diş çürükleri ve diş taşı oluşumu gibi problemler yaygınlaşıyor. Sigara içenlerde diş eti kanaması gibi uyarı belirtileri daha az görülüyor çünkü nikotin damarları daraltarak bu sinyalleri gizleyebiliyor; bu da hastalığın fark edilmeden ilerlemesine neden olabiliyor. Elektronik sigaralar da ciddi risk taşıyor Elektronik sigaraların da masum olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Karaduman, bu cihazların sıvı nikotin, ağır metaller ve uçucu organik bileşikler gibi zararlı maddeler içerdiğini belirtti. Bu bileşenler ağızda iltihaplanma ve diş eti hastalıklarına yol açabiliyor. Geçici tat kaybının da kullanıcılar arasında sık görüldüğünü ifade eden Karaduman, elektronik sigaraların ağız kuruluğu oluşturarak diş eti problemlerini tetikleyebileceğini de söyledi. Sigarayı bırakınca neler değişir Karaduman, sigaranın bırakılmasının ardından diş etlerinde genellikle birkaç hafta içinde iyileşme gözlendiğini, ilk 20 gün içinde kan dolaşımının toparlandığını, bağışıklık sisteminin güçlendiğini ve ağız florasının yeniden denge kazandığını ifade etti. Bu süreçte geçici olarak diş eti kanamaları yaşanabileceğini, bunun iyileşme sürecinin doğal bir parçası olduğunu ve paniğe gerek olmadığını, bu durumda bir diş hekimiyle görüşmenin faydalı olacağını vurguladı. Diş kaybı sadece estetik değil Diş kaybının yalnızca estetik bir mesele olmadığını vurgulayan Karaduman, özellikle arka diş eksikliklerinin çiğnemeyi zorlaştırdığını, ön diş kayıplarının ise konuşma ve özgüveni olumsuz etkilediğini söyledi. Dişlerin aynı zamanda yüz şeklinin korunmasında da önemli bir işlevi olduğunu hatırlattı. Ağız kanserinin farkındalığı düşük Türkiye’de ağız kanseri konusundaki farkındalığın yetersiz olduğuna dikkat çeken Karaduman, her yıl yüzlerce kişinin bu hastalıkla karşılaştığını ve dilin yanları, ağız tabanı ile dudakların en çok etkilenen bölgeler olduğunu belirtti. 7-10 günden uzun süren yaralar, kırmızı veya beyaz lekeler, şişlikler ya da protezlerin aniden uyumsuz hale gelmesi gibi durumların ağız kanserinin erken belirtileri olabileceğini ifade etti.
Hakkari’de hayvan hareketlerine yasak getirildi
31 Mayıs 2025 Cumartesi - 10:08 Hakkari’de hayvan hareketlerine yasak getirildi Hakkari’nin Derecik ilçesinde tespit edilen şap hastalığından dolayı, hayvan hareketlerine ikinci bir emre kadar yasaklandı. Hakkari Valiliği İl Kurban Hizmetleri Komisyonu, Vali Yardımcısı Furkan Berber başkanlığında toplandı. Toplantıda, yaklaşan Kurban Bayramı öncesi kurbanlık hayvan kesimlerinin dini hükümlere, sağlık şartlarına ve çevre temizliğine uygun şekilde yapılabilmesi için önemli kararlar alındı. "Şap Hastalığı (SAT-1) tespit edildi" Hakkari’nin Derecik ilçesi merkezi, Orta Mahallesi, Başaklı Küme Evlerinde faaliyet gösteren bir hayvancılık işletmesinden 30 Nisan 2025’te alınan numunenin laboratuvar sonucu 11 Mayıs 2025 tarihinde açıklandı. Yapılan incelemelerde, hayvanlarda şap hastalığının SAT-1 serotipi tespit edildi. Bu serotip, Türkiye’de daha önce görülmemiş olup etkili bir aşısı da henüz bulunmamaktadır. Bu nedenle hastalığın yayılımının ciddi riskler taşıdığı ifade edildi. "Hayvan hareketlerine ikinci bir emre kadar yasak" Hakkari Hayvan Sağlığı Zabıtası Komisyonu, Vali Ali Çelik başkanlığında 2025/1 sayılı kararla aşağıdaki tedbirleri uygulamaya koydu: İl içi ve il dışı tüm hayvan hareketleri ikinci bir emre kadar yasaklandı. İl genelinde biyogüvenlik önlemleri en üst düzeyde uygulanacak. İl ve ilçe müdürlükleri, kordon, karantina ve dezenfeksiyon işlemlerini titizlikle yürütecek. Hastalığın görüldüğü bölgelerdeki tüm hayvancılık işletmeleri karantina altına alınacak. "Ülke geneline yayılması durumunda Kurban ibadeti tehlikeye girebilir" Yetkililer, hastalığın sadece Hakkari’yi değil, ülke genelinde hayvancılığı ve Kurban Bayramı ibadetlerini etkileyebilecek ölçüde riskli olduğunu vurguladı. Şap (SAT-1) hastalığının yayılması, telafisi zor ekonomik kayıplara neden olabilir. "Aşılama oranı yüzde 92’ye ulaştı" Hakkari genelinde 10 farklı ilden gelen toplam 156 veteriner hekimin katkısıyla büyükbaş ve küçükbaş hayvanların yüzde 2 92’si aşılandı. Ancak, aşının etkinliğinin tam olarak sağlanabilmesi için son aşılamadan itibaren en az 21 gün geçmesi gerektiği belirtildi. Özellikle Derecik ve Şemdinli ilçelerinde hastalığın görüldüğü mihrak noktalarının aktifliği devam etmekte.