Son Dakika
|
Şampiyon Galatasaray kupasını aldı
Milletvekili İsmail Ok’a yanlış ilaç verilmesi davasında savcı mütalaasını açıkladı
Kıymet Rümeysa Tezcan, Avrupa şampiyonu
Şampiyon Galatasaray üstü açık otobüsle şehir turu attı
Baklava kutusunda rüşvet davasında karar çıktı!
Tepebaşı Belediyesi operasyonunda gözaltı sayısı 25’e yükseldi
Üsküdar Belediyesi’ne yönelik irtikap operasyonu: 7 gözaltı
Trump: "Xi, İran ile anlaşma sağlanması için yardım teklif etti"
Türkiye ile Kazakistan arasında 13 anlaşma imzalandı
Tepebaşı’nda şirket kurup paraları kripto hesaplara aktarmışlar
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Türkiye’s TV Dramas Conquers Ecuador
Beşiktaş’ta şampiyonluk sonrası büyük çöküş
İsrail'den Gazze Şeridi'ne hava saldırısı: 7 ölü
Antalya’da 40 metrelik falezlerden düşen şahıs hayatını kaybetti
Zonguldak’ta akaryakıt istasyonuna dalan otomobil dehşet saçtı: 5’i çocuk 6 yaralı
Kıymet Rümeysa Tezcan, Avrupa şampiyonu
Osmaniye’de sağanak: Evleri ve tarlaları su bastı
Marketten alınan çiğköfte öğrencileri zehirledi
SAĞLIK
Bayburt’ta kronik hastalıklara karşı farkındalık standı açıldı
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:27:58
Kronik hastalıkların önlenmesi, erken dönemde fark edilmesi ve vatandaşların sağlıklı yaşam konusunda bilgilendirilmesi amacıyla Bayburt İl Sağlık Müdürlüğünce Cumhuriyet Caddesi’nde farkındalık standı açıldı. Türkiye Kronik Hastalıkları Önleme ve Kontrol Programı kapsamında Yakutiye Camii önünde açılan stantta, kronik hastalıkların erken teşhisi, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ve koruyucu sağlık hizmetlerinin önemi vatandaşlara anlatıldı. Stantta; böbrek hastalıkları, kalp-damar hastalıkları, astım, aşırı tuz tüketimi, hipertansiyon, fiziksel aktivite, obeziteyle mücadele, çölyak hastalığı, cilt kanseri ve kanser taramaları hakkında bilgilendirme yapıldı. Kronik hastalıkların toplum sağlığı açısından önemli bir başlık olduğuna dikkat çekilen bilgilendirme faaliyetinde, erken dönemde tespit edilen birçok hastalıkta tedavi sürecinin daha etkili ilerlediği vurgulandı. Vatandaşlara sağlıklı yaşam alışkanlıkları konusunda hatırlatmalar yapılarak, bilgilendirici broşürler dağıtıldı. Etkinlikte, vatandaşların kronik hastalıklara karşı bilinç düzeyinin artırılmasına ve koruyucu sağlık hizmetlerine daha kolay erişmesine katkı sunuldu.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:19
Kağızman Devlet Hastanesi’nde sağlık hizmetleri masaya yatırıldı
Kars’ta sağlık alanındaki çalışmalar ve vatandaşlara sunulan hizmetlerin geliştirilmesine yönelik temaslar sürüyor. Bu kapsamda Kağızman Devlet Hastanesi’nde gerçekleştirilen ziyaret programında, bölgedeki sağlık yatırımları, hastanenin mevcut durumu ve yürütülen hizmetler üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Gerçekleştirilen ziyarete AK Parti Kars İl Koordinatörü Ferhat Dağ, İl Başkanı Muammer Sancar, Merkez İlçe Başkanı Mehmet Nuri Kişli, İlçe Başkanı İbrahim Eyidoğan ile ilçe yönetim kurulu üyeleri katıldı. Heyet, Kağızman Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Harun Tecir, İdari ve Mali İşler Müdürü Fesih Altay, Müdür Yardımcısı Hikmet Aras ve Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Nurhayat Can tarafından karşılandı. Ziyarette hastanede yürütülen sağlık hizmetleri, hasta memnuniyetinin artırılmasına yönelik çalışmalar, sağlık personelinin sahadaki faaliyetleri ve ilçenin sağlık altyapısına ilişkin ihtiyaçlar ele alındı. Özellikle vatandaşların sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması, hastanedeki teknik donanım ve sağlık hizmet kalitesinin artırılması konusunda karşılıklı fikir alışverişinde bulunuldu. Heyet, sağlık çalışanlarının fedakar çalışmalarının toplum açısından büyük önem taşıdığını belirterek, Kağızman Devlet Hastanesi’nin ilçede önemli bir sağlık merkezi olarak hizmet verdiğini ifade etti. Hastane yönetimiyle yapılan görüşmede, sağlık alanındaki gelişmelerin yanı sıra gelecekte planlanan çalışmalar hakkında da değerlendirmeler yapıldı. Ziyaret sonunda misafirperverliklerinden dolayı Başhekim Op. Dr. Harun Tecir başta olmak üzere hastane yönetimine teşekkür edilirken, sağlık çalışanlarına görevlerinde başarı temennilerinde bulunuldu.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:09
Başhekim Sarıkaya’dan, hipertansiyona karşı ‘sessiz katil’ uyarısı
Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya, "sessiz katil" olarak bilinen hipertansiyonun belirti vermeden ilerlediğini belirterek, hastalığın ilk bulgusunun doğrudan kalp krizi veya beyin kanaması olabileceği uyarısında bulundu. Dünya genelinde ve Türkiye’de her üç yetişkinden birini etkileyen hipertansiyon, modern çağın en yaygın ancak en sinsi sağlık sorunlarından biri olarak kabul ediliyor. Uzun vadede kalp, beyin, böbrek ve tüm damar sisteminde ağır tahribatlara yol açan bu hastalık, kontrol altına alınmadığında kalp krizi, inme ve böbrek yetmezliği gibi hayati sonuçlara zemin hazırlıyor. Hipertansiyonun bu tehlikeli seyrine karşı farkındalık oluşturmak amacıyla her yıl 17 Mayıs, "Dünya Hipertansiyon Günü" olarak kutlanıyor. İHA muhabirine konuşan Hastane Başhekimi ve Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Remzi Sarıkaya, hipertansiyonun kan basıncının yüksek seyretmesi hali olduğunu belirtti. Hipertansiyonun hem dünyada hem de Türkiye’de oldukça sık görüldüğünü ifade eden Başhekim Sarıkaya, "Vatandaşlarımızın neredeyse yüzde 30’unu etkilemektedir. Hipertansiyon sessiz bir seyir gösterdiği için uzun vadede kalp, beyin, böbrek ve damar yapılarının olduğu her organı etkilemektedir. Kalp krizlerinin en sık nedeni olmasının yanı sıra; inmelerin, böbrek yetmezliklerinin ve atardamar hastalıklarının da en önemli nedenlerinin başında gelmektedir" dedi. "Diyet ve egzersiz kurallarına dikkat etmemiz lazım" Hastaların genellikle hipertansiyon hastası olduğunun farkında olmadığını dile getiren Sarıkaya, "Hastalığın ilk belirtileri doğrudan beyin kanaması, kalp krizi veya aort diseksiyonu dediğimiz damar çatlaması gibi ciddi durumlar olabilir. Böyle bir tabloyla karşılaşmamak için, özellikle ailesinde hipertansiyon öyküsü bulunan kişilerin ve 40 yaşın üzerindeki bireylerin mutlaka belli aralıklarla tansiyon takibi yapması gerekmektedir. İleride tansiyon hastası olmak istemiyorsak, hastalık henüz ortaya çıkmadan bazı diyet ve egzersiz kurallarına dikkat etmemiz lazım. Özellikle tuz kullanımı, ülkemiz ve bölgemiz için vurgulanması gereken önemli bir sorun olarak görülmektedir. Tuzun azaltıldığı bir diyet, bizi hipertansiyona karşı korumaktadır" diye konuştu. "Hipertansiyonu ‘sessiz katil’ olarak adlandırıyoruz" Hipertansiyonun erken teşhis edilmesiyle tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu ifade eden Sarıkaya, sözlerini şöyle sürdürdü: "Erken dönemde teşhis koyup ilaçlarla kontrol altına aldığınızda, hayati riskleri neredeyse yok denecek düzeye düşürebiliyorsunuz. Bu nedenle tansiyonumuzu ölçelim, kurallara uyalım, diyetimize dikkat edelim ve tedavimizi aksatmayalım. Hipertansiyonu, bu sessiz ve sinsi ilerleyişinden dolayı ‘sessiz katil’ olarak da adlandırıyoruz. 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü, her yıl tüm dünyada bu hastalığa dikkat çekmek ve erken tanıyı vurgulamak için kaydedilmektedir. Biz de tüm vatandaşlarımızı bu anlamlı günde tansiyonlarını ölçmeye davet ediyoruz."
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:03
"Hipertansiyonla mücadelede en güçlü adım düzenli tansiyon ölçümüdür"
Hipertansiyonun sinsi ilerleyen bir hastalık olduğuna dikkat çeken Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Tekin Akpolat, "Hipertansiyonla mücadelede en güçlü adım düzenli tansiyon ölçümüdür. Tansiyon ölçmek, tedavinin bir parçasıdır ve hayat kurtarır" dedi. 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü kapsamında uzmanlar, belirti vermeden ilerleyen hipertansiyonun ancak düzenli ölçümle erken dönemde tespit edilebileceğine dikkat çekiyor. Liv Hospital Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Tekin Akpolat, Dünya Hipertansiyon Günü kapsamında açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Akpolat, bu yılın temasının "Kan basıncınızı düzenli ölçün, sessiz katili yenin" olduğunu hatırlatarak hipertansiyonun toplum sağlığı açısından en önemli risklerden biri olduğuna vurgu yaptı. "Hipertansiyon çoğu zaman belirti vermez" Hipertansiyonun sinsi ilerleyen bir hastalık olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Akpolat, birçok hastanın şikâyet hissetmediği için tansiyon ölçümü yaptırmadığını belirtti. Prof. Dr. Akpolat, "Belirti olmaması, hastalığın olmadığı anlamına gelmez. Tansiyon ölçmemek, tedavi edilebilir bir hastalığın erken evrede yakalanma şansını kaybetmek demektir" dedi. Erken tanının önemine işaret eden Akpolat, hipertansiyonun başlangıç aşamasında yakalanmasının organ hasarını önleyebileceğini veya geri çevirebileceğini ifade etti. "Türkiye’de her 3 kişiden 1’inde görülüyor" Hipertansiyonun toplumda yaygın bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Akpolat, Türkiye’de her üç yetişkinden birinde yüksek tansiyon görüldüğünü, ancak bu kişilerin yaklaşık yarısının hastalığının farkında olmadığını söyledi. Günümüzde otomatik tansiyon cihazları sayesinde ölçümün son derece kolay hale geldiğini belirten Akpolat, düzenli kontrolün ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı. "Tedavide ilk adım yaşam tarzı değişikliği" Hipertansiyon tedavisinde ilk basamağın ilaç değil yaşam tarzı düzenlemeleri olduğunu belirten Prof. Dr. Akpolat, sağlıklı yaşamın önemini şöyle özetledi: "Tuz tüketiminin azaltılması (kaya tuzu dahil), kilo kontrolü ve ideal kiloya ulaşma, düzenli fiziksel aktivite, alkol kullanımının sınırlandırılması, sigaranın bırakılması, stres yönetimi, doktor önerisi olmadan takviye kullanılmaması." Prof. Dr. Akpolat, özellikle bilinçsiz takviye kullanımının tansiyon üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğine dikkat çekti. "Tansiyon ilaçları bağımlılık yapmaz" Yaşam tarzı değişikliklerinin yeterli olmadığı durumlarda ilaç tedavisinin devreye girdiğini belirten Prof. Dr. Akpolat, tansiyon ilaçlarının bağımlılık yapmadığını ve doğru kullanıldığında yaşam süresini uzatan en etkili tedaviler arasında yer aldığını ifade etti. Prof. Dr. Akpolat, şöyle devam etti: "Hipertansiyon tedavisinde kullanılan ilaçlar, sadece tansiyonu düşürmekle kalmaz; kalp, beyin ve böbrek gibi hayati organları da korur" dedi. "Tansiyon ölçümü tedavinin ayrılmaz parçasıdır" Sözlerini düzenli ölçümün önemine dikkat çekerek tamamlayan Prof. Dr. Akpolat, şu çağrıda bulundu: "Hipertansiyonla mücadelede en güçlü adım düzenli tansiyon ölçümüdür. Tansiyon ölçmek, tedavinin bir parçasıdır ve hayat kurtarır."
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
14 Mayıs 2026 Perşembe- 11:52
Sivas’ta eczacılar Eczacılık Günü’nde bir araya geldi,
2
15 Mayıs 2026 Cuma- 13:15
Mersin’de cerrahi ve onkoloji alanındaki gelişmeler sempozyumda ele alındı
3
14 Mayıs 2026 Perşembe- 23:35
Bakan Memişoğlu: "Hantavirüs konusunda bir salgın riski yok"
4
15 Mayıs 2026 Cuma- 11:16
Ağrılarından kapalı ameliyatla kurtuldu
5
15 Mayıs 2026 Cuma- 11:54
Kütahya’da iş kazası sonrası felç kalan hastaya kişiye özel çözüm
04 Haziran 2025 Çarşamba - 13:54
Prof. Dr. Akbaş’tan büyük başarı: 2 bininci kalp ameliyatı geride kaldı
Kocaeli Medikal Park Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Haluk Akbaş, hastane bünyesindeki 2 bininci kalp ameliyatını başarıyla gerçekleştirdi. Prof. Dr. Akbaş, minimal invaziv küçük kesi ile yapılan ameliyatları özellikle genç ve yaşlı hastalara tavsiye ederek bu yöntemle iyileşme sürecinin büyük avantaj sağladığını belirtti. Kocaeli Medikal Park Hastanesi’nde 2 bininci ameliyatını gerçekleştiren Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Haluk Akbaş, klasik ameliyatlardan çok kapalı minimal invaziv ameliyatlarında hastaların daha çabuk iyileştiğini ve günlük hayatlarına geri döndüğüne dikkat çekti. Açık ameliyatların iyileşme süresi bakımından daha uzun zaman aldığı söyleyen Kalp ve Damar Cerrahisi Prof. Dr. Haluk Akbaş, "Açık ameliyatlarda herkesin bildiği gibi göğüs kemiği ortadan 15-20 santim kesiliyor. Göğüs kafesini ikiye ayırıyoruz. Eğer bir bypass ameliyatı yapacaksak bacaktan da damarları açarak, keserek çıkartıyoruz. Bu bir kapak ameliyatı ise bir aort anevrizması ise sadece göğsü açmak yeterlidir. Ama klasik açık ameliyatlardaki dezavantaj şudur. Göğüs kemiği kesildiği için bir tür kırık söz konusudur göğüs kemiğine alçı yapma şansımız da yoktur bu nedenle göğüs kemiğini çelik tellerle yaklaştırıp korse ile sağlamlaştırıyoruz. Ancak bu kemiğin kaynaması hastanın yaş ve cinsiyetine göre değişir, ortalama 3 ay kadar sürer. Bu süre zarfında yan dönmeyecek, oturup kalkarken, banyo tuvalete girerken yardım alacak, arabası ve bisikletini kullanmayacak gibi birçok kısıtlama oluyor. Göğümsünde büyükçe bir kesi ve yara var. Şeker hastalığı varsa biraz zaman alıyor" diye konuştu. "Genç kadın hastalarda estetik kaygılar açısından kapalı yöntem ideal" Kapalı minimal invaziv yönetimin genç, aktif hastalar ile yaşlı ve kemik erimesi olan bireyler için büyük avantaj sunduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Akbaş, genç kadın hastalarda ise estetik kaygılar açısından kapalı yöntemin ideal olduğunu ifade etti. Akbaş, "Kapalı ameliyatlarda meme altından 6-7 santimlik küçük kesi yapıyoruz. Kaburga arasından kalbe ulaşıyoruz. Arka planda, kalbe açık ameliyatta ne yapıyorsak kapalı ameliyatta da aynısını yapıyoruz. Dolayısıyla göğüs kafesiniz açılmıyor, kemiğiniz kesilmiyor, anatominiz bozulmuyor ve iyileşme olarak sadece yumuşak dokunun iyileşmesini bekliyorsunuz. Hastalar çabuk iyileşme gösteriyor. Taburcu ediyoruz, hasta arabasına binip kendi kullanarak evine gidebiliyor. Özellikle aktif dinamik hayatın içinde olan genç hastalarda ya da oldukça yaşlı kemik erimesine maruz kalmış hastalarda özellikle bunu tavsiye ediyorum. Genç kadın hastalarda muhteşem bir ameliyat. Ameliyat kesisi tamamen meme altında kalıyor ve görünmüyor bu nedenle de genç kadın hastalar mükemmel bir estetik sonuç sağlıyor." diye konuştu. "2 bin sayısı gurur vericidir" Kalp cerrahisinde 35 yılı geride bırakan Prof. Dr. Akbaş, özel hastane şartlarında 2 bin ameliyata ulaşmanın kolay olmadığını vurgulayarak, "2 bin sayısı gurur vericidir. Uzun yılardır aynı ekiple çalışıyorum. Bazı işler ekiple yapılmalıdır. Hastanenin alt yapısı da oldukça iyi, bizde tecrübeli bir kadro ile bu üretimi yapıyoruz. Bu çok gurur vericidir." dedi. Kalp cerrahisinin yüksek risk barındıran, stresli ve mental dayanıklılık gerektiren bir branş olduğunu dile getiren Prof. Dr. Haluk Akbaş, "Her ameliyat bir ip üzerinde yürümek gibi; hastayı ölümden çekip hayata döndürmeye çalışıyoruz." sözleriyle mesleğin önemini vurguladı. 2 bininci ameliyatını gerçekleştiren Prof. Dr. Haluk Akbaş ve ekibi için hastane yönetimi, meslektaşları ve çalışanlar pasta kesimi yaparak tebrik etti.
04 Haziran 2025 Çarşamba - 13:41
Tatvan’da doğan bebek Ankara’ya sevk edildi
Bitlis’in Tatvan ilçesinde dünyaya gelen Alparmak soyadlı erkek bebek, doğumdan kısa süre sonra sağlık durumu nedeniyle Ankara’ya sevk edildi. 1 Haziran 2025 tarihinde Tatvan Devlet Hastanesinde doğan bebekte "pulmoner hipertansiyon" ve "konjenital pnömoni" tanıları konuldu. Durumunun ciddiyeti üzerine yenidoğan yoğun bakım ünitesinde yapılan ilk müdahalelerin ardından bebeğin daha ileri tetkik ve tedavisi için Ankara Etlik Şehir Hastanesine nakli gerçekleştirildi. Yetkililer, bebeğin sağlık durumunun yakından takip edildiğini ve gerekli tüm müdahalelerin titizlikle sürdürüldüğünü belirtti.
04 Haziran 2025 Çarşamba - 12:13
Kurban eti konusunda uzmandan 24 saat uyarısı
Bağcılar Belediyesi’nde görevli diyetisyen Kübra Kaynar, vatandaşlara sağlıklı et tüketimi konusunda önemli uyarılarda bulundu. Kesilen etlerin hemen tüketilmemesi gerektiğine dikkat çeken Kaynar, "Etin 24 saat bekletilmesi sağlık açısından çok önemli. Böylece daha sağlıklı, lezzetli ve yumuşak et yemiş oluruz" dedi. Kurban Bayramı’na sayılı günler kaldı. Bağcılar Belediyesi personeli diyetisyen Kübra Kaynar da yaklaşan bayram öncesi kurban etinin tüketimiyle ilgili açıklamalarda bulundu. Kaynar, etin nasıl yenmesi gerektiğinden yemek sonrası yapılacaklara kadar birçok konuya değindi. "Misafirliklere tok gidelim" Kesimin ardından belirli bir süre geçmesi gerektiğini ifade eden Kaynar, "Etler kesildikten sonra hemen yenmemeli. Ölüm katılığı diye bir durum oluşuyor. Etin sindirimi daha zor oluyor. Etin 24 saat bekletilmesi sağlık açısından çok önemli. Böylece daha sağlıklı, lezzetli ve yumuşak et yemiş oluruz. Yemeklerde sadece et ağırlıklı da gitmememiz gerekiyor. Özelikle diyabet, tansiyon, böbrek rahatsızlığı ve gut hastalığı grubunda olanların dikkatli olması lazım" dedi. Etin yanında tatlıya da dikkat çeken Kaynar, "Her gittiğimiz evde bize tatlı ikram ediliyor. Misafirliklere tok gitsek daha iyi olur. Çünkü tatlıyı fazla kaçırabiliyoruz. Şerbetli tatlılardan uzak durmamız ve sütlü tatlıları tercih etmemiz gerekiyor" diye konuştu. Egzersizi ihmal etmeyelim Kalori alımı arttığı için fiziksel aktiviteye önem verilmesi gerektiğini belirten Kaynar, şunları söyledi: "Bayramda tatildeyiz. İşe de gitmiyoruz. Tüm günü evde geçirmemeliyiz. Egzersizlere zaman ayırmalıyız. Çok kilo almadan süreci tamamlamamız açısından egzersizlere zaman ayırmalıyız. Bu açıdan yürüyüş önemli. Egzersizi ihmal etmeyelim."
04 Haziran 2025 Çarşamba - 12:02
Erşan’dan Kurban Bayramı öncesi sağlık uyarıları
Kayseri İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan, yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde vatandaşlara yönelik hem sağlık hem de güvenlik açısından çeşitli bilgiler paylaştı. Bayramın sağlıkla, huzurla ve sorunsuz bir şekilde geçmesi için dikkat edilmesi gereken konulara değinen Dr. Erşan; kurban kesimi, hijyen, et tüketimi ve bayram seyahatleriyle ilgili uyarılarda bulundu. Gelişi güzel, açık alanlarda yapılan kesimlerin çevre sağlığını tehdit ederek bulaşıcı hastalık riskini artırdığına dikkat çeken Dr. Erşan, "Kurban kesimi, mutlaka yetkili kurumlar tarafından belirlenmiş ve denetlenen alanlarda yapılmalı. Kesim işlemleri sırasında eldiven ve maske gibi kişisel koruyucu ekipmanlar kullanılmalı. Kurbanlık hayvanların veteriner kontrolünden geçmiş olması ve hijyenik şartlarda kesilmesi, hem halk sağlığı hem de bireysel sağlık açısından büyük önem taşımaktadır. Kesim sonrasında hayvanlarla temas eden kişiler mutlaka ellerini bol su ve sabunla yıkamalı. Ayrıca kesim alanlarının temizliğine dikkat edilmeli, kurbanlık hayvanların hastalık belirtisi bulunan iç organları ve diğer atıklar çevreye zarar vermeyecek şekilde bertaraf edilmelidir. Bu basit önlemlerle enfeksiyon riskini azaltmak mümkündür" diye konuştu. "Et tüketiminde ölçü önemli" Kurban Bayramı’nda et tüketiminin arttığına işaret eden Dr. Erşan, özellikle kronik rahatsızlığı bulunan kişilerin beslenmelerine dikkat etmeleri gerektiğini vurguladı: "Kurban eti, kesimin ardından en az 12 ila 24 saat dinlendirilerek tüketilmelidir. Bu, hem etin lezzeti hem de sindirimi açısından önemlidir. Aşırı yağlı ve kavrulmuş et tüketiminden kaçınılmalı. Kalp hastaları, tansiyon ve diyabet hastaları kırmızı eti az miktarda ve mümkünse haşlama veya ızgara olarak tüketmelidir. Etlerin saklama şartları da hayati önem taşımaktadır. Çiğ ve pişmiş etler birbirine temas etmeyecek şekilde, buzdolabında uygun ısılarda muhafaza edilmelidir. Gıda zehirlenmelerinin önüne geçmek için hijyen kurallarına mutlaka uyulmalıdır." Seyahat edenler için uyarılar Bayram süresince seyahate çıkacak vatandaşları da unutmayan Dr. Erşan, artan trafik yoğunluğuna ve muhtemel kaza risklerine karşı uyarılarda bulundu ve "Bayram tatilinde yolculuk yapacak vatandaşlarımız, yola çıkmadan önce araçlarının teknik bakımlarını mutlaka yaptırmalı. Sürücüler uykusuz ya da yorgun şekilde direksiyon başına geçmemeli. Emniyet kemeri sadece bir yasal zorunluluk değil, aynı zamanda hayat kurtarıcıdır; lütfen ihmal etmeyelim. Trafik kurallarına uymak her zaman önemli ancak bayram döneminde çok daha fazla dikkat gerektiriyor. Bayramı sevdiklerimizle birlikte huzur içinde geçirebilmek için önce kendi can güvenliğimizi sağlamalıyız" şeklinde konuştu. "Sağlıklı ve huzurlu bir bayram dileğiyle" Dr. Mehmet Erşan, tüm vatandaşların Kurban Bayramı’nı kutlayarak sözlerini şu şekilde tamamladı: "Bayramlar, yardımlaşma ve dayanışmanın en güzel yaşandığı zamanlardır. Bu manevi havayı yaşarken sağlığımıza dikkat etmeyi ihmal etmeyelim. Alacağımız küçük önlemler yaşanabilecek olumsuz durumların önüne geçebilir. Tüm vatandaşlarımızın Kurban Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyor; sağlık, huzur ve mutluluk dolu bir bayram geçirmelerini temenni ediyorum" dedi.
04 Haziran 2025 Çarşamba - 12:02
Stresle başa çıkmak mümkün
Hayat Hastanesi’nden Uzman Klinik Psikolog Melike Yücel, İvazpaşa Spor Kulübü’nde düzenlenen seminerde katılımcılara stres, stresin belirtileri ve stresle başa çıkma yöntemleri hakkında bilgi verdi. Yücel seminerde, stresin kişinin zihinsel, duygusal ve fiziksel yapısını etkileyen önemli bir unsur olduğunu belirtti. Stresin, kişinin organizmasında "zorlanma" olarak ortaya çıktığını ve baş edilmediğinde yaşam kalitesini düşürdüğünü vurguladı. Yücel, stresin fiziksel, duygusal, zihinsel ve sosyal olmak üzere dört ana belirtisinin bulunduğunu ifade etti. "Baş ağrısı, uyku bozuklukları, mide problemleri gibi fiziksel belirtilerin yanı sıra; kaygı, öfke patlamaları, unutkanlık ve sosyal ilişkilerde bozulma gibi durumlar da stresin etkileri arasında yer alır" diyen Yücel, "Ayrıca pozitif stres kişiyi harekete geçirebilirken, negatif stres ise tükenmişliğe yol açabilir" ifadelerini kullandı. Stresin üç temel aşamasına da değinen Uzman Psikolog Yücel, "Stres alarm, direnme ve tükenme gibi üç temel aşamadan oluşur. Alarm aşamasında vücut tehlikeye karşı fiziksel tepkiler verirken; direnme aşamasında kişi stresle mücadele etmeye çalışır. Ancak stres uzun süreli hale geldiğinde tükenme aşamasına geçilir ve bu da bağışıklık sisteminin zayıflamasına, hatta psikolojik rahatsızlıklara neden olabilir" dedi. Yücel, bu sürecin farkında olmanın stres yönetiminde büyük rol oynadığını da sözlerine ekledi. Melike Yücel son olarak stresle başa çıkmanın yolları arasında doğru bilgi edinmenin, sosyal ilişkileri güçlendirmenin, zaman yönetimi ve motivasyonun önemli yer tuttuğunu ifade etti. Yücel dinleyicilere şu tavsiyelerde bulundu: "Günlük yapılacaklar listesi oluşturun, sosyal medya kullanımını sınırlandırın, duygularınızın farkına varın ve mutlaka destek alın."
04 Haziran 2025 Çarşamba - 11:50
Bilecik’te kurban satış pazarında hayvanlara gebelik testi yapılıyor
Bilecik’te kurban satış pazarında hayvanlara gebelik testi yapılıyor, kurbanlık vasfını kazanmamış hayvanların satışına ise izin verilmiyor. Bilecik Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü ekipleri vatandaşların daha sağlıklı ve güvenli bir şekilde kurbanlık hayvan alışverişini yapması amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. Ekipler kurban satış pazar alanında herhangi olumsuz ve uygunsuz bir duruma izin vermiyor. Bu kapsamda Belediye Başkan Yardımcısı Güven Sönmez, beraberinde Bilecik Belediyesi Veteriner Hekimi Mehmet Umut Ünal ile birlikte pazar alanında kontroller gerçekleştirdi. Yapılan denetimlerde gebe ve damızlık hayvanın olmadığı bilgisi paylaşılırken, denetimlerin devam edeceği bilgisi verildi. "Vatandaşlarımızın ibadetlerini en sağlıklı ve güvenli şekilde yapması temel hedefimiz" Yapılan denetimler ve kontroller hakkında bilgi veren Başkan Yardımcısı Güven Sönmez, "Veteriner İşleri Müdürlüğündeki arkadaşlarımız pazar alanında hizmet veriyor. İl dışından gelen hayvanların nakil belgesini alıyoruz. İçeriden getirilen küçükbaş hayvanların veteriner sağlık raporunu, büyükbaşlarda ise pasaportunu kontrol ediyoruz. Belediyemiz Veteriner İşleri Müdürlüğünde seyyar ultrason cihazı ile gebelik testi yapıyoruz. Kurbanlık vasfını kazanmamış hayvanların satışına izin vermiyoruz" ifadelerini kullandı. "İlimize hastalıklı hayvan girişini önlemek adına her türlü girişimde bulunuyoruz" Bilecik’e çevre illerden herhangi bir hastalıklı hayvan girişini önlemek adına da faaliyetleri olduğunu hatırlatan Sönmez, "Arkadaşlarımız Tarım İl Müdürlüğündeki ekiplerle koordineli şekilde çalışıyor. Kurulan bir komisyon var. Komisyon sadece pazar alanı değil kesim yerleri ve diğer noktalarda gerekli denetim ve kontrolleri yapıyor. Özellikle il dışından gelen ve geçen bütün hayvanlara yönelik belgeler titizlikle kontrol ediliyor" dedi.
04 Haziran 2025 Çarşamba - 11:40
Devlet hastanesine 8 ritim kolter cihazı bağışladı
DÜZCE (İHA) – Düzce Atatürk Devlet Hastanesi kardiyoloji bölümüne hayırsever Pulyat Yalçın tarafından 8 adet ritim holter cihazları bağışlandı. Düzce Atatürk Devlet hastanesi Kardiyoloji bölümünde kalbin elektriksel faaliyetlerini kaydeden ritim holter cihazlarına yenileri eklendi. Hayırsever Pulyat Yalçın, yeni aldığı 8 adet ritim holter cihazını Düzce İl Sağlık Müdürü Dr. Yasin Yılmaz’a verirken, Düzce Valisi Selçuk Aslan’da hayırsever kadını ve heyetini valilik makamında ağırladı. Cihazların sağlık hizmetinin kalitesini arttırmasında büyük ölçüde destek vereceğini belirten Vali Aslan, Pulyat Yalçın’a teşekkür plaketi verdi.
04 Haziran 2025 Çarşamba - 11:29
Boğazına havuç kaçan bebek, 10 dakikalık kalp masajıyla hayata döndü
Kahramanmaraş’ta boğazına havuç kaçan 6 aylık bebek, ailesi tarafından hızla hastaneye yetiştirildi, solunum yolu açılıp 10 dakika süren kalp masajıyla hayata döndürüldü. Olay, 10 gün önce kent merkezindeki bir evde meydana geldi. Erkese ailesinin çocuklarından 6 aylık olduğu öğrenilen Vail, evlerinde kardeşinin eline verdiği havucu ağzına götürdüğü sırada havuç parçası boğazına kaçarak, nefes alamamaya başladı. Durumu fark eden aile, hızlıca yakındaki hastaneye kendi imkanlarıyla ulaştı. Özel Sular Akademi Hastanesi acil servisine hızlıca getirilen bebek, solunum yollarının tamamen tıkandığı ve kalbi durduğu belirlenince müdahale altına alındı. Hastanede zamanında yapılan müdahale ve 10 dakikalık kalp masajıyla bebek yeniden nefes alarak hayata döndü. Büyük panik ve korku yaşayan aile bireylerinden baba Muhammet Erkese, "Oğlumun boğazına havuç kaçmıştı. Doktorlarımıza ve hastanemiz çalışanlarına teşekkür ederiz. O an ne yapacağımızı bilemedik, Allah hepsinden razı olsun" dedi. "10 dakikalık kalp masajıyla hayata döndürüldü" Bebeğin durumu ile ilgili bilgi veren Doç. Dr. Tahir Dalkıran, "Aldığı havuç boğazına takılı kalmış ve 10 dakikalık kalp masajı ile yeniden hayata döndürüldü. Biz de yoğun bakım ünitemizde 10 gün boyunca solunum cihazımız ile takip ettik. Şu anda nörolojik bir durumu yok ve kendisini taburcu etmeyi düşünüyoruz. Hastamız, hastaneye daha geç başvurmuş olsaydı kaybetmiş olabilirdik. Küçük çocukları olan anne-babalara çocukları yalnız bırakmamaları yönünde uyarılarımız da her zaman olduğu gibi mevcut" diye konuştu. Hastanede kısa süreli gözlem altına alınan bebeğin sağlık durumunun iyi olduğu ve taburcu edileceği öğrenildi.
04 Haziran 2025 Çarşamba - 11:23
"Kurban kesimi kesinlikle çocuklara izletilmemeli"
Çocuklara Kurban Bayramı’nın anlatılmasının çocuğun gelişim dönemine göre değişmesi gerektiğini belirten Psikolog Enise Öziç, "Soyut düşünce becerilerinin geliştiği dönemde, özellikle 11 yaş ve sonrasında Kurban Bayramı’nın hem ibadet hem manevi boyutu gerekçeleriyle birlikte aktarılabilir. Kurban kesiminin bir şiddet davranışı olarak değerlendirmesini önlemek adına, kurbanın dini bir ritüel olduğunun ve kesim işlemi ya da kan akıtılıyor olmasının bir zevk ve şiddet amacıyla gerçekleştirilmediği çocukla paylaşılmalıdır" dedi. Liv Sağlıklı Yaşam Merkezi’nden Klinik Psikolog Enise Öziç, Kurban Bayramı’nın çocuklara nasıl anlatılması gerektiği hakkında bilgilendirmede bulundu. Psk. Öziç, "Bayramlar ve bayramlara istinaden yapılan kutlamalar hem çocuklar hem yetişkinler adına bir araya gelme, mutluluğu paylaşma, sosyalleşme ve ziyaretlerle aidiyet ve sevgi bağlarını güçlendirme, kaybedilen insanların kabirlerini ziyaret edebilme ve kültürel ve dini değerlerin devamının sağlanabilmesi gibi birçok açıdan önemli bir işleve sahiptir" ifadelerini kullandı. "Hem ibadet hem manevi boyutu aktarılmalı" Çocuklara Kurban Bayramı’nın anlatılmasının çocuğun gelişim dönemine göre değiştiğini ifade eden Psk. Öziç, "Soyut düşünce becerilerinin geliştiği dönemde özellikle 11 yaş ve sonrasında Kurban Bayramı’nın hem ibadet hem manevi boyutu gerekçeleriyle birlikte aktarılabilir. Kurban kesiminin bir şiddet davranışı olarak değerlendirmesini önlemek adına kurbanın dini bir ritüel olduğunun ve kesim işlemi ya da kan akıtılıyor olmasının bir zevk ve şiddet amacıyla gerçekleştirilmediği çocukla paylaşılmalıdır. Kurban Bayramı’nın dini boyutuna ve yoksul insanlara yardım gibi sosyal boyutuna değinilmesi önemlidir" diye konuştu. "11 yaşından küçüklere bayramın yardımlaşma boyutu anlatılmalı" 11 yaşından küçük çocukların soyut düşünme beceresinin gelişmediğinin altını çizen Psk. Öziç, "11 yaşından daha küçük çocuklar ise soyut düşünebilme becerileri açısından yeterli gelişim seviyesinde olmadıkları için bu yaş döneminde daha kısa ve somut ifadeler ile kurban bayramının anlatılması önerilmektedir. Bu yaş dönemi çocuklarda kurban bayramının sosyal ve yardımlaşma yönüne vurgu yapılması yeterlidir. Soyut düşünce becerisi gelişmeyen çocuklara ise özellikle kurban kesiminin izletilmemesi, bu sürecin çocuklardan uzak bir yerde gerçekleştirilmesi önemlidir" şeklinde konuştu.
04 Haziran 2025 Çarşamba - 11:20
Tedavide yeni dönem: İnhaler cihaz eğitimleri artık bire bir veriliyor
Samsun Çarşamba Devlet Hastanesi, inhaler cihaz kullanımında yapılan birebir eğitimlerle solunum yolu hastalıklarının tedavisinde başarı oranını artırmayı hedefliyor. Göğüs Hastalıkları Polikliniği’ndeki yoğunluk nedeniyle aksayan eğitimler, artık Solunum Fonksiyon Testi Birimi’nde görevli eğitimli hemşireler tarafından bireysel olarak veriliyor. Yeni uygulamaya ilişkin açıklama yapan Hastane Başhekimi Dr. Öğr. Üyesi Aykut Özturan, "İnhaler cihazların yanlış kullanımı tedavi etkinliğini ciddi şekilde düşürüyor. Cihazın doğru teknikle kullanılmaması; ilacın akciğerlere ulaşamamasına, atakların artmasına, yan etkilere ve tedaviye güvensizliğe yol açabiliyor. Bu nedenle birebir eğitim hayati önemde" dedi. Başhekim Özturan, uygulamanın uzun vadeli bir sağlık yatırımı olduğunu vurgulayarak, "Amacımız hastaların cihazları etkin, güvenli ve doğru şekilde kullanmalarını sağlamak. Komplikasyon risklerini en aza indirmek için hasta eğitimini öncelik haline getiriyoruz" diye konuştu. "Eğitimle ataklar azalıyor, yaşam kalitesi artıyor" Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Dursun Ali Kaba ise uygulamanın tedavi başarısı üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, "İnhaler cihaz eğitimi eksikliği ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir. Yeni düzenleme sayesinde hastalara daha fazla zaman ayrılıyor ve cihazların doğru kullanımı detaylı şekilde gösteriliyor. Bu da ilacın etkinliğini artırıyor ve yaşam kalitesini yükseltiyor" ifadelerini kullandı. Çarşamba Devlet Hastanesi, bu yeni uygulamayla birlikte hem bireysel tedavi süreçlerini güçlendirmeyi hem de toplum genelinde solunum hastalıklarının kontrolünü daha etkin hale getirmeyi hedefliyor.
04 Haziran 2025 Çarşamba - 11:18
Boğazına havuç kaçan bebek, 10 dakikalık kalp masajıyla yaşama döndü
Kahramanmaraş’ta boğazına havuç kaçan 6 aylık bebek, ailesi tarafından hızla hastaneye yetiştirildi, solunum yolu açılıp 10 dakika süren kalp masajıyla yaşama yeniden döndürüldü. Olay, 10 gün önce kent merkezindeki bir evde meydana geldi. Erkese ailesinin çocuklarından 6 aylık olduğu öğrenilen Vail, evlerinde kardeşinin eline verdiği havucu ağzına götürdü. Havuç parçası boğazına kaçan bebek nefes alamamaya başladı. Durumu fark eden aile, hızlıca yakındaki hastaneye kendi imkanlarıyla ulaştı. Özel Sular Akademi Hastanesi acil servisine hızlıca getirilen bebek, solunum yollarının tamamen tıkandığı kalbi durduğu belirlenince müdahale altına alındı. Hastanede zamanında yapılan müdahale ve 10 dakikalık kalp masajıyla bebek yeniden nefes alarak yaşama döndü. Büyük panik ve koku yaşan aile bireylerinden baba Muhammet Erkese,"Oğlumun boğazına havuç kaçmıştı, ölmüştü ve hastanede yeniden dirildi. Doktorlarımıza ve hastanemiz çalışanlarına teşekkür ederiz. O an ne yapacağımızı bilemedik, Allah hepsinden razı olsun" dedi. 10 dakika kalp masajıyla hayata döndü Bebeğin durumu ile ilgili bilgi veren Doç. Dr. Tahir Dalkıran, "Aldığı havuç boğazına takılı kalmış ve 10 dakikalık kalp masajı ile yeniden hayata döndürüldü. Biz de yoğun bakım ünitemizde 10 gün boyunca solunum cihazımız ile takip ettik. Şuanda nörolojik bir durumu yok ve kendisini taburcu etmeyi düşünüyoruz. Hastamızın, hastaneye daha geç başvurmuş olsaydı kaybetmiş olabilirdik. Küçük çocukları olan anne-babalara çocukları yalnız bırakmamaları yönünde uyarılarımız da her zaman olduğu gibi mevcut" diye konuştu. Hastanede kısa süreli gözlem altına alınan bebek, sağlık durumunun iyi olduğu ve taburcu edileceği öğrenildi. (HLL-HİV-
04 Haziran 2025 Çarşamba - 11:16
Kurban Bayramı’nda bu kurallara dikkat
Memorial Kayseri Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzman Diyetisyen Betül Merd, kurban etlerinin saklanması ve tüketilmesi konusunda önemli bilgiler verdi. Yaklaşan Kurban Bayramı’nda doğru beslenme alışkanlıklarının da yeniden hatırlanması gerekiyor. Bayram boyunca kurban etlerinin uygun olmayan şartlarda saklanması ile etlerin ani ve aşırı miktarda tüketilmesi birçok sağlık sorununa davetiye çıkarabiliyor. Kesimden sonra etlerin hemen tüketilmemesi ve bayram boyunca bazı kurallara uymak hayati önem taşıyor. "Kesimden hemen sonra yenmemeli" Kurban etinin hemen tüketilmemesi gerektiğini söyleyen Uz. Dyt. Betül Merd, "Kurban kesildikten sonra etin hemen tüketilmemesi gerekmektedir. Ette bulunan mikroorganizmalar, ilk 24 saat içinde etin sert ve hazmı zor bir hale gelmesine neden olmaktadır. Bunun birkaç temel nedeni vardır; bunlardan biri etin sertliği. Kurban kesildikten sonra et, ‘ölüm katılığı’ yani rigor mortis dönemine girer. Bu nedenle et serttir. Etin bu evresi, kesimden sonraki ilk 12-24 saat içerisinde geçer. Diğer bir durum da sindirim zorluğu. Yeni kesilen et, henüz tam olarak dinlenmediği için mide tarafından sindirilmesi zordur. Hazım sorunu çekenlerin bu etleri tüketmemesi gerekir. Eti, buzdolabında en az 12-24 saat dinlendirdikten sonra tüketmeye başlamak hem sağlık hem de lezzet açısından en doğru olandır" dedi. "Kurban etleri nasıl saklanmalı?" Betül Merd, "Eti hijyenik ve uygun ortamlarda saklamak, hem besin değerini korumak hem de gıda zehirlenmelerini önlemek açısından hayati önem taşır. Buzdolabında kısa süreli saklama konusunda etler, kesilip parçalandıktan ilk 24 saat boyunca geniş tepsilere yayılarak +4 santigrat derecede buzdolabında dinlendirilmelidir. Bu süreçte kan etten çıkar. Bu hem hijyen hem de saklama süresi açısından önemlidir. Porsiyonlara ayrılan çiğ etler, buzdolabında 2-3 gün içinde tüketilmelidir. Derin dondurucuda uzun süreli saklamada da bir defada kullanılacak miktarlarda porsiyonlara ayrılan etler, buzdolabı poşetlerine veya vakumlu torbalara konulmalıdır. Derin dondurucuda (-18 derecede) 6-12 ay arasında saklanabilir. Çözündürmede de dondurulmuş etler, oda sıcaklığında değil yine buzdolabının içinde yavaş yavaş çözdürülmelidir. Mikrodalgada veya sıcak suya konularak çözdürme işlemi, bakteri oluşumuna neden olabilmektedir" ifadelerini kullandı. "Pişirme kurallarına uyulması önemli" Pişirme yönteminin etin kalitesini belirlediğini söyleyen Merd, "Etin kalitesini, pişirme yöntemi belirler. Lezzet, koku ve besin değerleri pişirme yöntemiyle doğrudan ilişkilidir. Mangalda ya da kızartılıp, çok uzun süre ısıya maruz kalan etler kanserojen etkinin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. Ayrıca mangalda veya barbeküde yüksek ısıda ve kısa bir sürede pişirilen etlerin içleri de çiğ kalabilmektedir. Etin yağda kızartılması, hem doymuş yağ miktarını artırır hem de sindirimi zorlaştırır. Izgara, haşlama veya fırında pişirme yöntemleri daha sağlıklı seçeneklerdir. Etin içinin tamamen piştiğinden emin olunmalıdır. Çiğ veya az pişmiş et, özellikle E. coli gibi bakteriyel enfeksiyonlara zemin hazırlar. Yağlı kısımlar mümkün olduğunca ayrılmalı, görünür yağlar temizlenmelidir" dedi. "Kurban eti tek başına tüketilmemeli" Betül Merd, kurban etinin tek başına tüketilmemesi gerektiğini söyleyerek, sözlerine şu şekilde devam etti: "Kurban Bayramı’nda protein tüketiminin artması nedeniyle sindirim sisteminin sağlığı için bu dönemde lif, vitamin ve mineral alımına da dikkat edilmelidir. Etin yanında mutlaka sebze yenilmelidir. Özellikle ızgara etin yanına bol limonlu yeşil salata, zeytinyağlı sebzeler ya da haşlanmış sebzeler yenmesi sağlıklı olacaktır. Et yemeğinin yanında bulgur pilavı, tam buğday ekmeği gibi lif oranı yüksek tahıllar yenmesi sindirimi kolaylaştıracaktır. Yoğurt ve ayran gibi süt ürünleri ile hem sindirim desteklenmekte hem de kalsiyum dengesi sağlanmaktadır. Kalp hastalığı, yüksek tansiyonu ile diyabet ve böbrek hastalığı olanlar kırmızı et tüketimine kesinlikle dikkat etmelidir. Mutlaka doktor veya diyetisyen tavsiyesiyle tüketim miktarı belirlenmelidir. Çocuklar ve yaşlılar için etin iyi pişmiş ve yumuşak olması gerekmektedir. Özellikle mide ve bağırsak sorunu olanların et tüketiminde dikkatli olması gerekir. Günde 1-2 porsiyon (100-150 gram) kırmızı et tüketimi makuldür. Bayramda tatlı tüketimi de artmakta ve bu nedenle şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar ya da meyve tercih edilmelidir. Gün içinde yeterli miktarda su içmek unutulmamalı. Yüksek protein alımı, böbrekleri zorlayabileceğinden su tüketimi önemli hale gelmektedir. Hareket etmek önemlidir. Bayramda yapılacak kısa yürüyüşler sindirimi desteklemektedir. Sonuç olarak, Kurban Bayramı’nı hem geleneklerimize uygun hem de sağlıklı bir şekilde geçirmek için kurallara uymak önemli hale gelmektedir. Özellikle etin doğru saklanması ve dengeli tüketimi ile bayram sofraları daha keyifli ve güvenli hale gelir. Unutmayalım ki sağlık, bayramda da en büyük nimettir."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder