SAĞLIK
Hantavirüste gıda hijyeni 15 Mayıs 2026 Cuma - 22:09:14 Acıbadem Kayseri Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Ersoy, hantavirüsle ilgili Türkiye’de şu anda bir pandemi sürecinin olmadığını söyleyerek, "Gıdaların kemirgenlerden korunması önem arz ediyor" dedi. Prof. Dr. Yasemin Ersoy, hantavirüsün 2 ana klinik tablo ile görüldüğünü söyleyerek, "Hantavirüs bir anda gündemimize çok yoğun şekilde girdi. Adı üstünde viral bir hastalık aslında. En başlıca kaynağı ise kemiriciler. Kemiricilerin ve böcekçillerin idrarı , dışkısı ve tükürükleri bu virüsle enfekte ve bulaşta söz konusu olabiliyor. Hantavirüs aslında 1978’de ilk kemiricilerde saptandıktan sonra insanlarda görülmeye başlanmış. Kırktan fazla virüs türü var dünyada tanımlanmış. Fakat özellikle bu seyahat gemisiyle ilişkili hantavirüste Arjantin’de endemik görülen bir hantavirüsün olduğunu görüyoruz ki bu hantavirüs özellikle insandan insana bulaşın en kolay olduğu ya da bulaşabilen hantavirüs olarak söyleyebiliriz. Başlıca da aerosol dediğimiz damlacıklar yoluyla insanlara bulaşabilmektedir. Hantaviüs 2 ana klinik tabloya neden oluyor. Biri akciğerde ödemle görülen kardiyopulmoner sendrom ki bu tabloda genellikle 14 ile 17 günlük ortalama kuluçka süresi ki bu yedi haftaya kadar da uzun olabilir. Temastan sonraki hastalıklar ortaya çıkana, bulgular ortaya çıkana kadarki dönem. Bir hafta kadar süren ateş, kas ağrıları, halsizlik, baş ağrısı ile giden bir dönemin ardından hızla kötüleşme, hipertansiyon ve akciğer ödemi tablosuyla karşımıza çıkabiliyor. Bu tabloya gelmiş hastalarda 24 saat içerisinde ölüm riski oldukça artmış olduğunu görüyoruz. Diğeri ise renal sendrom yani böbrek tutulumuyla seyreden bir tablo. Bu ise böbrek yetmezliği kliniği şeklinde giden ileri dönemlerinde kanamalı tablolara neden olan bir hastalığa neden oluyor. Başlıca klinik tablolar böyle" dedi. Hantavirüsle ilgili alınacak önlemlerin başında gıdaların kemirgenler ve böceklerin dışkılarından korunması geldiğini söyleyen Prof. Dr. Ersoy, "Bu hantavirüs özellikle bir kemirici ve böcekçillere özel bir grup. Her kemirici grubunun hantavirüsü de ayrı diyebiliriz. Dolayısıyla bunların endemik görüldüğü kemiricilerde bu virüsün, hantavirüsün görüldüğü durumlarda özellikle yiyeceklere, gıdalara ve insanlara kemirici çıkartılarının, tükürüğünün, salyasının, dışkısının ulaşmaması lazım. Dolayısıyla korunma önlemlerimiz de başlıca bu noktada olacak. Gıdalara ve insanlara bu kemirici ve böcekçillerin ulaşmasını, çıkartılarının bulaşmasını engellemek en önemli nokta. Bu gemideki olayla ilgili olarak ise aerosol yoluyla, damlacıkla bulaşın olduğu tür demiştim bunun için zaten. Burada ise özellikle temas ve damlacık önemli, insandan insana bulaş söz konusu olduğu için zaten o kişiler şu anda karantina altındalar. Dolayısıyla rastgele bir temas söz konusu değil. Bu yönden de bir panik havasına gerek olmadığını, Dünya Sağlık Örgütü’nün ve Avrupa Enfeksiyon Kontrol Örgütü’nün de burada bir salgın olmadığını belirttiklerini ve vakaların takip sürecinde olduğunu söylememiz lazım. Şu anda bir salgın riski yok, bir pandemi riski yok görünmekte. Dolayısıyla bir vaka varsa o insanla temas konusunda dikkatli olunması lazım tabi ki. Fakat şu anda gemiden ayrılan insanlar karantinada olduğu için şu anda insandan insana bulaşla ilgili panik olmaya, tedirgin olmayı gerektiren bir durum olmadığını söylemek isterim" ifadelerini kullandı.
15 Mayıs 2026 Cuma - 19:26 Muş Devlet Hastanesi’nde "Vefa Masası" kuruldu Muş Devlet Hastanesi’nde şehit aileleri, gaziler, engelli bireyler ve 65 yaş üstü vatandaşların hastane işlemlerini kolaylaştırmak amacıyla "Vefa Masası" hizmete açıldı. Muş Vatan Kahramanları Şehit ve Gazi Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin girişimleri sonucu, Muş İl Sağlık Müdürlüğü ile Muş Devlet Hastanesi Başhekimliği iş birliğinde kurulan "Vefa Masası", vatandaşların sağlık hizmetlerine daha kolay ulaşmasını hedefliyor. Uygulama kapsamında hastane içerisindeki işlemlerde destek sağlanacak, yaşanan sorunların çözümü için rehberlik hizmeti verilecek. Açılış programında konuşan Muş İl Sağlık Müdürü Dr. Erol Emre Ömür, Engelliler Haftası kapsamında hayata geçirilen uygulamanın önemli bir sosyal destek hizmeti olduğunu belirtti. Ömür, engelli bireyler, şehit aileleri, gaziler ve yaşlı vatandaşların hastaneye girişlerinden çıkışlarına kadar her aşamada destekleneceğini ifade ederek, devletin tüm vatandaşlara eşit sağlık hizmeti sunma sorumluluğu bulunduğunu söyledi. Muş Bedensel Engelliler Derneği Başkanı Bedri Korkmaz ise kentte uzun süredir hissedilen önemli bir eksikliğin giderildiğini belirterek, engelli bireylerin yaşadığı sorunları doğrudan iletebileceği bir birimin kurulmasının memnuniyet verici olduğunu kaydetti. Korkmaz, uygulamanın engelli vatandaşların yanı sıra şehit aileleri ve gazilerin sorunlarının çözümüne de katkı sağlayacağını dile getirdi. Muş Vatan Kahramanları Şehit ve Gazi Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Yusuf Olcan da yapılan görüşmeler sonucunda projenin hayata geçirildiğini belirterek, destek veren Muş İl Sağlık Müdürlüğü ile hastane yönetimine teşekkür etti. Olcan, "Vefa Masası"nın şehit aileleri, gaziler ve engelli bireyler için önemli bir hizmet olacağını ifade etti. Programa Muş Kamu Hastaneleri Birliği Başkanı Uzm. Dr. Ayşe Rümeysa Doğruyol, Muş Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Yalçın Güzel, şehit ve gazi yakınları, gaziler, engelli bireyler ve vatandaşlar katıldı.
15 Mayıs 2026 Cuma - 18:04 "Küresel panik yersiz, bireysel korunma şart" Dünya gündemine oturan MV Hondius keşif gemisindeki hantavirüs vakaları, pandemilerin gölgesindeki kamuoyunda yeni bir endişe dalgasına neden oldu. Konuyu akademik bir perspektifle değerlendiren İstanbul Arel Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel virüsün yayılım dinamiklerini ve bulaşma risklerini mercek altına alarak kritik değerlendirmelerde bulundu. Pandemilerin ardından dünya, yeni bir virüs haberiyle bir kez daha tetikte. Arjantin’den ayrılan MV Hondius adlı keşif gemisinde görülen hantavirüs vakaları, İsviçre’den ABD’ye uzanan geniş bir temaslı takibini beraberinde getirdi. İstanbul Arel Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel, merak edilen tüm soruları yanıtladı. "Bu virüs yeni bir düşman değil" Süreci değerlendiren Dr. Aylin Dağ Güzel, öncelikle hantavirüsün tarihsel arka planına dikkat çekerek, "Hantavirüsler aslında tıp dünyası için yeni değil. Biz bu grubu, Bunyaviridae ailesine mensup, zarflı RNA virüsleri olarak 1978 yılından beri yakından tanıyoruz. Temel olarak kemirgenler ve böcekçiller aracılığıyla yayılım gösteren bu virüslerin bugün tanımlanmış en az 40 türü bulunuyor. Her virüs tipi, kendine özgü bir kemirgen türüyle konakçılık ilişkisi kurar. Yani aslında doğada uzun yıllardır var olan zoonotik bir etkenden bahsediyoruz" dedi. "Andes virüsünü diğerlerinden ayıran kritik fark" MV Hondius gemisindeki vakaların neden bu kadar ses getirdiğine açıklık getiren Güzel, "Andes" türünün altını çizerek, "Şu an dünya gündemini meşgul eden asıl mesele, Arjantin’e özgü olan Andes Hantavirüsü (ANDV). Bu türü diğerlerinden ayıran çok kritik, hatta benzersiz bir nokta var: Andes virüsü, dünyada insandan insana bulaşabildiği belgelenmiş tek Hantavirüs türüdür. Gemiyle bağlantılı 8 vakanın 6’sının kesinleşmesi ve 3 kayıbın olması, virüsün vücut sıvılarında (kan, tükürük, idrar) tespit edilebilmesi endişeleri artırdı. Ancak literatürdeki veriler ve Dünya Sağlık Örgütü’nün güncel raporları, bu karşılaştığımız MV Hondius gemisindeki vakaların insandan insana bulaşma sonucu olmadığı, hastalığın geçişinin bu yolla son derece nadir gerçekleştiğini gösteriyor. Şu an için yaygın ve süregelen bir pandemi riskinden bahsetmek doğru olmaz; ancak temaslı takibi ve izolasyon hayati önemdedir" diye konuştu. "İki farklı coğrafya, iki farklı hastalık" Hastalığın seyrine ve coğrafi dağılımına dair detaylı bilgi veren Dr. Güzel, "Hantavirüs dediğimizde tek bir hastalıktan bahsetmiyoruz. Amerika kıtasında Sin Nombre ve Andes gibi virüsler, ağır akciğer tutulumu ve yüksek ölüm oranıyla seyreden Hantavirüs Kardiyopulmoner Sendromu’na (HCPS) yol açıyor. Bizim de içinde bulunduğumuz Avrupa ve Asya coğrafyasında ise Puumala ve Dobrava gibi virüsler; ateş, kanama ve akut böbrek yetmezliği ile karakterize olan Renal Sendromla Seyreden Hemorajik Ateş (HFRS) tablosuna neden oluyor" dedi. Türkiye için risk analizi ve korunma yolları Türkiye’deki durumu da değerlendiren Dr. Güzel, vatandaşlara yönelik şu uyarılarda bulundu: "Türkiye’de hantavirüslerin yaban hayatındaki kemiricilerdeki varlığı, ilk kez 2004 yılında yayınlanmış bir saha çalışmasında bildirilmiştir. Zonguldak-Bartın’da 2009’da da ilk vaka rapor edilmiştir. Ancak Türkiye’deki vakalar genellikle Avrupa tipi (Renal Sendromla Seyreden Hemorajik Ateş -HFRS) olup, ölüm oranları Amerika kıtasına kıyasla oldukça düşüktür. Genellikle kırsal alanlarda, atıl bırakılmış depolarda veya kemirgenlerin yoğun olduğu bölgelerde, virüslü atıkların solunmasıyla ortaya çıkan sporadik vakalar görüyoruz. Vatandaşlarımıza en büyük uyarım; kapalı, uzun süre kullanılmayan depo ve bodrum gibi alanlara girmeden önce mutlaka ortamı havalandırmalarıdır. Temizlik yaparken kuru süpürmeden kaçınılmalı, virüsün havaya karışmasını önlemek için ortam dezenfektanla ıslatılmalıdır. Riskli alanlarda maske (mümkünse N-95), koruyucu gözlük ve eldiven kullanımı bir seçenek değil, zorunluluktur." "Erken tanı hayat kurtarır" Hastalığın başlangıçta griple (influenza) çok kolay karıştırılabileceğini belirten Güzel, son olarak tedavi süreçlerine ilişkin şöyle dedi: "İlk evrede yüksek ateş, halsizlik ve şiddetli kas ağrıları görülür. Eğer kişi son dönemde kemirgenlerin bulunduğu bir ortamda bulunduysa ve bu belirtilere nefes darlığı veya böbrek ağrısı ekleniyorsa, vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Şu an için onaylanmış bir aşımız ya da virüse özgü spesifik bir ilacımız yok. Ancak erken tanı sonrası sağlanan yoğun bakım desteği ve sıvı dengesinin korunması, hayatta kalma şansını en üst seviyeye çıkarıyor. Özetle; 12 Mayıs 2026 itibarıyla küresel bir panik havasına gerek yok, ancak bireysel korunma ve profesyonel izlem bugün her zamankinden daha önemli."
15 Mayıs 2026 Cuma - 17:02 Kansere karşı sesler yükseldi: Sağlık, eğitim ve sanat tek çatı altında buluştu KOCAELİ (İHA) – Kocaeli’de Büyük Anadolu Hastaneleri tarafından kanserde farkındalık oluşturmak amacıyla hayata geçirilen "S.E.S Projesi – Sağlık, Eğitim, Sanat Buluşması" etkinliğinde sağlık, eğitim ve sanat bir araya geldi. Toplum sağlığını yalnızca tedavi hizmetleriyle değil, koruyucu sağlık yaklaşımı ve sosyal sorumluluk projeleriyle de desteklemeyi hedefleyen Büyük Anadolu Hastaneleri, bu etkinlikle bir özel günü toplumsal faydaya dönüştürdü. Hastanenin Darıca’daki yeni hizmet binasında faaliyetlerine başlamasının ikinci yıl dönümü olan tarihi, farkındalık hareketinin ses getirdiği bu özel organizasyonla taçlandırıldı. Gebze’de bir alışveriş merkezinde gerçekleştirilen etkinlikte, kansere karşı toplumsal farkındalık oluşturulması ve erken tanının önemine dikkat çekilmesi amaçlandı. Yoğun katılımla düzenlenen organizasyonda vatandaşlar, sağlık alanındaki bilgilendirme programlarının yanı sıra çeşitli sanat ve kültür etkinliklerine katıldı. Programda, Büyük Anadolu Hastanesi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Nilgün Yönten ile TBMM Başhekimi ve Genel Cerrah Prof. Dr. Mustafa Şahin, kanserde erken tanının hayati önemi ve korunma yolları üzerine değerli bilgiler paylaştı. Program kapsamında öğrenciler tarafından müzik dinletileri ve folklor gösterileri sahnelenirken, tiyatro performansları ve sanat atölyeleri de katılımcılardan ilgi gördü. Sağlık mesajlarının sanat ve eğitim etkinlikleriyle desteklendiği organizasyonda, kansere karşı toplumsal bilinç oluşturulmasının önemine vurgu yapıldı. "S.E.S Projesi" ile sağlık, eğitim ve sanat kavramlarının bir araya getirilerek kansere karşı toplumsal farkındalık oluşturulmasının hedeflendiği belirtildi. Programa çok sayıda protokol üyesi ve vatandaşlar katıldı.
Uzmanlardan ilk gün et tüketimi ve saklanması ile ilgili tavsiyeler
05 Haziran 2025 Perşembe - 10:30 Uzmanlardan ilk gün et tüketimi ve saklanması ile ilgili tavsiyeler Kurban Bayramına saatler kala, ilk gün et tüketimi ve etlerin saklanması noktasında uzmanlardan uyarı geldi. Kurban Bayramında et tüketimi ile ilgili uyarılarda bulunan Medicana Konya Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzm. Dyt. Beyza Vural Öten, "Kurban Bayramı’nda etin nasıl saklandığı ve tüketildiği sağlığımız açısından oldukça önemli. Taze et kesildikten sonra en az 24 saat dinlenmesini öneriyoruz" dedi. "Ölüm katılığı, kasların sertleşme durumu 24 saat boyunca devam ediyor" Taze etlerin hemen tüketilmesinin sindirim sistemini yorduğuna değinen Beslenme ve Diyet Uzmanı Beyza Vural Öten, "Çünkü ölüm katılığı kasların sertleşme durumu 24 saat boyunca devam ediyor. Et kesildikten 2 ila 6 saat içerisinde başlıyor, 24 saat süre dolana kadar devam ediyor. Bu etin tüketilmesi, sert etin tüketilmesi sağlığımız açısından nasıl bir problem teşkil ediyor dersek, çiğnemesi güç, sindirimi zor, hazmı zor bir et olduğu için sindirim sistemimizi yorabiliyor. 24 saat dinlendikten sonra et daha yumuşamış olacağı için sindirme, hazmı da daha kolay olmuş olacak" şeklinde konuştu. "Eti marine ederken biberiye kullanılmasını öneriyorum" Geleneksel olarak ilk gün et tüketme alışkanlığının ise haşlama veya kavurma olarak tüketilmesine dikkat çeken Diyetisyen Beyza Vural Öten, "Burada eğer yapılacaksa haşlama ya da kavurma olarak tüketilmesini öneriyorum. Çünkü ızgaraya çok elverişli bir et olmamış oluyor. Eti kavururken de asla iç yağ, kuyruk yağ kullanmadan kendi yağıyla kısık ateşte, içerisinde mevsim sebzeleri ekleyerek tüketilmesi en uygun şekli. Çünkü iç yağ, kuyruk yağı koyduğumuz zaman hem tansiyon, hem kalp damar hastalıkları, kolesterol problemleri yaşayabiliriz. Ayrıca etin sindirimine yardımcı olabilecek, sindirim enzimlerini aktive edecek bir baharat var biberiye. Ben mutlaka eti marine ederken biberiye kullanılmasını öneriyorum. Marinasyonunda olabilir, baharat olarak etin içine eklenebilir" ifadelerini kullandı. "Eti direkt buzdolabına koymak, ette çürümeye sebep olabilir" Etin saklanma aşamasını da anlatan Diyetisyen Beyza Vural Öten, "Etin dinlenmesi için tepsi üzerinde hava akımı olacak, serin, karanlık bir yerde beklemesi gerekiyor. Çünkü etin içerisinde hala vücut sıcaklığı devam ettiği için direkt buzdolabına koymak, ette çürümeye sebep olabilir. Ya da bir poşetin içine hava almadan bekletiyor olmak yine ette renk bozulmasına, dokunun bozulmasına, kokusunun değişmesine sebep olabilir. Önce karanlık ve hava akımı olabilecek bir yerde eti dinlendirmek gerekiyor. Daha sonra artı 4 derecede buzdolabı 5-6 gün kadar bekleyebilir. Kesilen kurban etleri parçalara ayrıldıktan sonra derin dondurucuya girmeden önce yıkanmadan, kanı akıtılarak parçalara ayrıldıktan sonra gıdayla saklamaya uygun poşetlerde mümkünse vakumlayarak derin dondurucuda saklanmalı" diye konuştu.
Uzmanından kronik hastalara et tüketimi uyarısı
05 Haziran 2025 Perşembe - 10:29 Uzmanından kronik hastalara et tüketimi uyarısı Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisyen Gamze Çakaloğlu, Kurban Bayramı’nda et tüketimi miktarının arttığını söyleyerek, kronik rahatsızlığı olan ve yüksek risk grubunda bulunanların dikkatli olması gerektiğini belirtti. Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisyen Gamze Çakaloğlu, Kurban Bayramı’nda kırmızı et ile tatlı tüketiminin arttığını, kronik rahatsızlığı olan ve yüksek risk grubunda bulunanların (çocuklar ve yaşlılar) dikkatli olması gerektiğini söyledi. Bayramlarda psikolojik olarak daha fazla yemek yeme hissinin ortaya çıktığını aktaran Çakaloğlu, ağır ve aşırı yemenin sindirim zorlukları, gaz sancısı, hazımsızlık, mide bulantısı ve ani tansiyon yükselmesi gibi rahatsızlıklara neden olabileceğini belirtti. Kırmızı eti öğlen, sebzeyi akşam tüketin Kalp-damar, diyabet ve hipertansiyon hastalarının normal beslenme düzeninin dışına çıkmamaları gerektiğini söyleyen Diyetisyen Çakaloğlu, dengeli ve sağlıklı beslenmek için yiyecek seçimine, porsiyon kontrolüne ve besin gruplarının dağılımına özen gösterilmesi gerektiğini de aktardı. Çakaloğlu, bayramda mideyi koruyacak 7 öneriyi de şöyle sıraladı: 1- Yağlı etlerin doymuş yağ ve kolesterol içerikleri yüksektir. Görünür yağlar ayrılsa dahi kırmızı etin ortalama yağ içeriği yüzde 20’dir. Bu yüzden kalp-damar, diyabet, hipertansiyon hastaları yağsız veya az yağlı etleri tercih etmeli. 2- Yeni kesilmiş hayvanların etlerindeki sertlik hem pişirmede hem de sindirimde zorluk oluşturur, midede şişkinlik, hazımsızlık gibi sıkıntılara neden olur. Özellikle mide rahatsızlıkları bulunanlar, eti 24 saat bekletmeden tüketmemeli. 3- Pişirme yöntemi olarak haşlama, fırınlama ve ızgara gibi yöntemler tercih edilmeli, kızartmalardan ve kavurma yönteminden kaçınılmalı. 4- Kurban bayramının geleneksel yemeği haline gelen kavurmanın içine tereyağı veya kuyruk/iç yağı eklemeden kendi suyunda kısık ateşte pişirilmeli. 5- Genel olarak sakatat tüketimi de artmaktadır. Ancak kolesterol hastaları ile kalp-damar hastalığı riski taşıyan kişiler sakatat tüketiminden kaçınmalıdır. 6-Kavurma ve kırmızı et öğle öğününde tüketilmeli, akşam öğününde ise sebze, kuru baklagil gibi posa içeriği yüksek yemekler tercih edilmelidir. 7- Günlük 2 ila 2,5 litre su tüketimine özen gösterilmeli."
"Kurban Bayramı’nda fazla et tüketimi kan şekerini yükseltebilir"
05 Haziran 2025 Perşembe - 10:17 "Kurban Bayramı’nda fazla et tüketimi kan şekerini yükseltebilir" Kurban Bayramı’nda et tüketimine dikkat edilmesi uyarısında bulunan Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Esra Tutal, "Kısa sürede yoğun miktarda et ve yağ tüketimi çarpıntı, tansiyon yükselmesi ve kan şekerinde yükselmelere yol açabilir" dedi. Liv Hospital Samsun’dan Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Esra Tutal, Kurban Bayramı’nda aşırı et ve yağ tüketiminin istenmeyen sonuçlara yol açabileceğini belirterek dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgilendirmede bulundu. Uzm. Dr. Tutal, "Kısa sürede yoğun miktarda et ve yağ tüketimi, çarpıntı, tansiyon yükselmesi ve kan şekerinde yükselmelere yol açabilir. Ayrıca yine bu dört günlük sürede et ve yağ tüketiminin yanı sıra tatlı tüketimindeki artış da kilo alınmasına neden olabilir" dedi. "Şerbetli tatlılardan uzak durun" Diyabeti olan hastaların bayram ziyaretlerinde şerbetli tatlı tüketiminden kaçınmaları gerektiğine vurgu yapan Uzm. Dr. Tutal, "Şerbetli tatlı tüketiminden ziyade mümkünse az şekerli dondurma veya meyve tüketmeleri, içecek olarak ayran veya az şekerli ev yapımı komposto ya da bitki çaylarının tercih edilmesi, kan şekeri kontrolünün bozulmaması açısından gereklidir" ifadelerini kullandı. "Ara öğün tüketimine devam edilmeli" Bayramı sağlıklı geçirmek için bazı kurallara uyulması gerektiğini işaret eden Tutal, "Bilinçli bir beslenme programı, ara öğün tüketimine devam edilmesi ve diyabetik hastaların düzenli olarak kan şekeri takibine devam etmesi ile bayram dönemi sorunsuz bir şekilde geçirilebilir. Diyabetli hastaların doktorlarının verdiği diyet programlarına harfiyen uymaları sonucunda sağlıklı bir bayram geçirilecektir" diye konuştu.
Çanakkale’de ilk kez denen cerrahi yöntemle 15 yaşındaki çocuğun kalbindeki delik kapatıldı
05 Haziran 2025 Perşembe - 09:20 Çanakkale’de ilk kez denen cerrahi yöntemle 15 yaşındaki çocuğun kalbindeki delik kapatıldı Çanakkale’de ilk kez Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesinde denen cerrahi yöntemle 15 yaşındaki çocuğun kalbindeki 4 santimetrelik doğumsal delik kapatıldı. Mehmet Akif Ersoy Çanakkale Devlet Hastanesi’nden ameliyat hakkında yapılan açıklamaya göre; 15 yaşındaki çocuğun, polikliniğe müracaatı üzerine yapılan tetkikler sonucu kalbinde 4 santimetrelik Atrial Septal Defekt (doğumsal delik) tespit edildi. Meme altından yapılan kesiyle gerçekleştirilen operasyonda hastanın göğüs kemiği açılmadan tedavi edildi. Bu yöntemle gerçekleştirilen ameliyatlar sayesinde hastaların konforu en üst düzeye çıkarken iyileşme süreçleri de önemli ölçüde hızlanıyor. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanları Dr. Engin Gürcü ve Dr. Buğra Destan tarafından gerçekleştirilen başarılı bir operasyon sonrasında çocuk, tedavisi ardından kısa sürede taburcu edilerek sağlığına kavuştu. Tedavi edilmemesi erken yaşta kötü sonuçlar doğurabiliyor Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Engin Gürcü, ameliyatın ardından yaptığı açıklamada, "Hastanemizin çocuk kardiyoloji polikliniğine müracaat eden çocuk hastaya yapılan ekokardiyografi ve tetkikleri sonucunda Atrial Septal Defekt (ASD) tanısı konuldu. Kalbinde yaklaşık 4 cm’lik doğuştan olan delik olduğunun tespit edilmesi üzerine, hastaya bilgilendirme yaptık.ASD, kalbin sol ve sağ kulakçığı (atriyum) arasında kan geçişine izin veren bir delik bulunması durumudur. Kan akış yönü, sol kulakçıktaki temiz kanın, sağ kulakçıktaki kirli kana karışması şeklindedir. Kalbin sağ kulakçığına ve buradan da sağ karıncığına ve akciğer atardamarına fazla kan gitmesi söz konusudur. Bu durumda, kalbin sağ kulakçık ve karıncığında genişleme ve akciğer atardamar basıncında artış meydana gelir. Tedavi edilmeyen hastalarda 30-40 yaş civarında, kalp kapaklarında yetersizliklere ve ritim düzensizlikleri ile birlikte beyine pıhtı atması nedeniyle felç geçirmeye neden olabilir. Kalp yetmezliği gelişebilir" dedi. Bu yöntemle hastalar daha kısa sürede iyileşiyor Çanakkale’de denen bu yöntemin hastalarda daha kısa sürede iyileşme sağladığını belirten Dr. Engin Gürcü, "Standart açık kalp ameliyatı, göğüs kafesinin ön kısmının tamamıyla açılması yoluyla yapılır. Çok zor bir teknik olan meme altından yapılan kesi ile gerçekleştirilen bu tür operasyon uygulanan hastalarımız daha kısa zamanda hastaneden çıkar ve hatta çok kısa bir sürede normal günlük yaşantısına dönebilir. Kardiyoloji Uzmanımız Dr. Erdinç Öz , Çocuk Kardiyolojisi uzmanlarımız Dr. Derya Aydın ve Dr. Doğan Çağrı Tanrıverdi ile birlikte hastanın kalbindeki deliğin kapalı yöntem olan anjiyografik şemsiye yöntemi ile kapatılamayacak kadar büyük olduğu, bu nedenle açık kalp ameliyatı olması gerektiğine karar verdik. Başarılı geçen ameliyat sonucu hastamızı şifa ile hastanemizden taburcu ettik" ifadelerini kullandı. Mehmet Akif Ersoy Çanakkale Devlet Hastanesi Başhekimi Op.Dr. Hasan Keser ise başarılı geçen ameliyat ile ilgili şunları aktardı: "Genç hastamıza ilimizde ilk kez uygulanan bu teknik sayesinde başarılı bir sonuç elde edildi. Hastamızın sağlığına kavuşarak ayrılması bizler için çok önemli. Emeği geçen uzman hekimlerimize ve tüm ekip arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum."
Öğr. Gör. Dr. Semercioğlu: "Aşırı ve kontrolsüz kırmızı et tüketimi sağlık risklerini artırmaktadır"
05 Haziran 2025 Perşembe - 09:05 Öğr. Gör. Dr. Semercioğlu: "Aşırı ve kontrolsüz kırmızı et tüketimi sağlık risklerini artırmaktadır" SANKO Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğr. Gör. Dr. Benan Semercioğlu, kırmızı etin, yüksek proteinin yanı sıra demir, çinko ve B12 vitamini bakımından zengin olduğunu belirterek, doymuş yağ ve kolesterol içeriği nedeniyle aşırı ve kontrolsüz kırmızı et tüketiminin sağlık risklerini artırdığını söyledi. Kırmızı et tüketiminin belirgin şekilde arttığı Kurban Bayramı’nda etin hazırlanması, saklanması ve tüketim miktarının halk sağlığı açısından kritik önem taşıdığını vurgulayan Öğr. Gör. Dr. Semercioğlu, özellikle hipertansiyon, kardiyovasküler hastalıklar, diyabet ve böbrek hastalıkları gibi kronik rahatsızlıkları olan bireylerin et tüketiminin porsiyon kontrolüyle sınırlanmalı, günlük toplam protein alımının dengelenmesi gerektiğinin altını çizdi. Ete ilave edilen tuz miktarına da dikkat edilmesi gerektiğine vurgu yapan Öğr. Gör. Dr. Semercioğlu, "Etin kesim sonrası en az 12-24 saat dinlendirilmeden tüketilmesi sindirim sorunlarına yol açmaktadır. Bu nedenle etin sertlik sürecinin tamamlanması beklenmeli, et hijyenik şartlarda saklanmalı ve mümkünse haşlama, ızgara veya fırınlama gibi sağlıklı pişirme yöntemleri tercih edilmelidir. Kavurma ve kızartma gibi yüksek ısıda pişirme işlemleri heterosiklik aminler (HA) ve polisiklik aromatik hidrokarbonlar (PAH) gibi potansiyel kanser yapıcı maddelerin oluşumuna neden olmaktadır. Ayrıca et mangalda veya ızgarada pişirilirken etle ateş arasındaki uzaklığın kömürleşmeye neden olmayacak şekilde (en az 15-20 cm) ayarlanması gerekmektedir. Kurban etini dikkatli bir şekilde muhafaza ederek besin zehirlenmelerinin önüne geçmek için eti buzlukta (-2C) birkaç hafta, derin dondurucuda ise (-18C) daha uzun süre saklamak uygundur. Et çözdürülmesi de çok dikkat edilmesi gereken bir konudur. Çünkü yanlış çözdürme işlemleri besinlerde hastalık yapıcı mikroorganizmaların çoğalmasına neden olmaktadır. Donmuş etler oda sıcaklığında, tezgâhın üzerinde çözdürülmemeli, buzdolabında, mikrodalga fırında veya akan soğuk su altında çözdürme işlemleri gerçekleştirilebilir. Çözdürülmüş etlerin ise tekrar dondurulmaması gerekmektedir" ifadelerini kullandı. Kurban Bayramı’nda kültürel alışkanlıkların farkında olarak dengeli ve bilinçli tercihler yapılmasıyla sağlıklı bir beslenme düzeni oluşturmanın önemine dikkat çeken Öğr. Gör. Dr. Semercioğlu, "Bayram sofralarında sebze, tam tahıl ve lif içeriği yüksek besinlere yer verilmesi, kırmızı etin olumsuz etkilerini dengelemeye yardımcı olacağına, şerbetli tatlıların yerine meyveli ve sütlü tatlıların tercih edilmesinin daha sağlıklı bir seçenek olacaktır" diye konuştu.
Kurban etini 24 saat dinlendirmeden tüketmeyin
05 Haziran 2025 Perşembe - 08:51 Kurban etini 24 saat dinlendirmeden tüketmeyin Dinlendirilmemiş et tüketimi, kalp ağrısı ile karıştırılan kramplara yol açabiliyor. Kurban Bayramı’nın yaklaştığı bu günlerde, kalp ve damar sağlığı konusunda uyarılarda bulunan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Köksal, özellikle kalp hastalarının et tüketiminde dikkatli olması gerektiğini vurguladı. Köksal, "Bayramın heyecanı içinde yapılan bilinçsiz et tüketimi hem sindirim sistemini hem de kalbi zorlayabilir" dedi. Kurban Bayramı sofralarının vazgeçilmezi olan kırmızı etin bilinçsizce tüketilmesinin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten Köksal, "Kırmızı et, kolesterolün temel kaynaklarından biridir. Bu nedenle kalp, hipertansiyon ve diyabet hastaları günde 100 gramı geçmeyecek şekilde et tüketmelidir. Eti mutlaka yağsız seçin ve haşlama, ızgara ya da fırında pişirme yöntemlerini tercih edin" dedi. Köksal, etin kesildikten hemen sonra tüketilmemesi gerektiğine dikkat çekerek, "Yeni kesilmiş kurban eti normalden daha serttir ve sindirim sistemi için zorludur. Gaz, şişkinlik, kramp tarzı ağrılar ortaya çıkarabilir. Bu ağrılar, özellikle kalp hastaları tarafından kalp kriziyle karıştırılabilir. Bu nedenle en az 24 saat dinlendirilmiş et tercih edilmelidir. Kavurma gibi kızartma yöntemiyle pişirilen yemekler, sağlıklı pişirme teknikleri arasında yer almaz. Özellikle karaciğer, dalak ve böbrek gibi sakatatlar yoğun kolesterol içerir. Kalp hastaları bu tür gıdalardan kesinlikle uzak durmalı. İlaçlar aksatılmamalı, hafif tempolu yürüyüşler devam etmeli. Et tüketimi ise kontrollü ve dengeli olmalı. Tuz ve yağ tüketimi minimumda tutulmalı. Bu basit önlemler kalp sağlığınızı önemli ölçüde koruyacaktır" dedi.
Uzmanından bayram uyarısı: "Etin hemen tüketilmesi sindirim sistemini zorluyor"
05 Haziran 2025 Perşembe - 06:19 Uzmanından bayram uyarısı: "Etin hemen tüketilmesi sindirim sistemini zorluyor" Zonguldak’ta diyetisyen Gizem Güneş, Kurban Bayramı’nda et tüketimi konusunda dikkatli olunması gerektiğini belirterek, özellikle etlerin hemen tüketilmesinin sindirim sistemini zorladığını söyledi. Kurban kesiminin ardından etlerin en az 24 saat dinlendirilmesinin önemine dikkat çeken Güneş, "Öncelikle kurban kesildikten yaklaşık 24-48 saat mutlaka +4 derecede buzdolabında beklenmesi gerekiyor. Çünkü kurban kestikten hemen sonra tüketirsek sindirim biraz daha zorlaşıyor. Dolayısıyla bu da aslında hem midemizi hem de karaciğerimizi çok fazla yoruyor" dedi. Marine işleminin, pişirme sırasında etin yapısında oluşabilecek zararlı bileşenleri azaltabileceğini söyleyen Güneş, "Etleri marine edebiliriz. Biberiye, limon, zeytinyağı gibi malzemelerle etleri marine ederek zararlı içeriklerin oluşumunu azaltabiliriz. Zaten biberiye burada çok önemli. İçeriğindeki antioksidan içerikleri sayesinde etin oksidatif etkilerini azaltarak karaciğerimizin yükünü hafifletir" diye konuştu. "Etle birlikte yoğurt tüketimi midenin dengesini ayarlıyor" Et ile birlikte yoğurt tüketmenin uygun olmadığı yönündeki yaygın inanışın bilimsel dayanağı olmadığını belirten Güneş, "Halk arasında et ve yoğurt aynı anda yenmez dese de son yapılan araştırmalarda görüyoruz ki aslında yoğurdun içerisinde bulunan probiyotikler etin sindirimini kolaylaştırıyor. Hazımsızlığı engelliyor ve midenin pH’ını ayarlıyor. Dolayısıyla et ve yoğurt tüketimi gayet uygun. Bunun için tabii ki ev yoğurdu tercih edersek çok daha güzel olur" ifadelerini kullandı. Güneş; zerdeçal, limon ve su karışımının yağ sindirimine katkı sağlayabileceğini belirterek, "Su, zerdeçal, limonla safra sıvısını artırarak yağın sindirimini destekleyebiliriz. 1 su bardağı ılık suya 1 dilim limon, yaklaşık yarım çay kaşığı kadar da zerdeçal koyarak öğünlerinizden yarım saat önce tüketirsek safranın üretimini artırıp oradaki yağın sindirimini hızlandırabiliriz. Bu da sizi çok daha iyi hissettirir ve bayramı daha sağlıklı geçirmenizi sağlar" dedi. "Kahvaltıyı atlayanlar bayramlarda gün içerisinde yüzde 25 daha fazla yemek yiyor" Bayram sabahlarında kahvaltının atlanmaması gerektiğini vurgulayan Güneş, "Yapılan araştırmalarda görülmüş ki kahvaltıyı atlayanlar özellikle bayramlarda gün içerisinde yüzde 25 daha fazla yemek yiyor. Bu yüzden güzel, protein ağırlıklı bir kahvaltıyla başlamak çok önemli. Yumurta, bol yeşillik gibi besinlerle demir emilimini artırabiliriz. Özellikle kırmızı etle birlikte tüketilen yeşilliklere limon sıkarak C vitamini desteği sağladığımızda sindirimin daha iyi olmasını da sağlayabiliriz. O yüzden kahvaltıyı atlamamamız önemli" dedi.
Kayıtlı hayvan, sağlıklı kurbanın teminatı oldu
04 Haziran 2025 Çarşamba - 19:22 Kayıtlı hayvan, sağlıklı kurbanın teminatı oldu Sivas İl Tarım ve Orman Müdürü Seyit Yıldız, yaklaşan Kurban Bayramı öncesi kurban pazarlarında yapılan denetimlere katıldı. Veteriner hekimlerin de yer aldığı denetimlerde yetiştiricilere "Kayıtlı Hayvan, Sağlıklı Kurban" konulu bilgilendirme lifletleri dağıtıldı. Sivas İl Tarım ve Orman Müdürü Seyit Yıldız, yaklaşan Kurban Bayramı öncesi kurban pazarlarında yapılan denetimlere katıldı. Ziraat Odası Başkanı Hacı Çetindağ, Hayvan Sağlığı ve Yetiştiriciliği Şube Müdür Vekili Canan Kalın ve görevli veteriner hekimlerin de yer aldığı denetimlerde yetiştiricilere "Kayıtlı Hayvan, Sağlıklı Kurban" konulu bilgilendirme lifletleri dağıtıldı. Sivas merkezde 18 veteriner hekim ve 1 veteriner sağlık teknikeri görevlendirildiğini aktaran Yıldız, tüm ilçelerde de satış yerleri ve yol kontrolleri için her gün bir veteriner hekimin görev başında olacağını söyledi. Yıldız, kurbanlık kapasitesinde herhangi bir sorun bulunmadığını ifade etti. Kurbanlık alımında dikkat edilmesi gereken hususlara değinen Yıldız, şüpheli durumların İl ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine bildirilmesi gerektiğini belirtti. Denetim sırasında yapılan açıklamada konuşan Sivas İl Tarım ve Orman Müdürü Seyit Yıldız, "’Güvenilir ve sağlıklı kurbanlık hayvan satın alınabilmesi için Kurban Bayramı süresince; Kurban Hizmetleri Komisyonu ve Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Komisyon kararları Hükümlerince hareket edilerek vatandaşların mağdur olmamaları için bir dizi tedbirler alınmıştır" diye konuştu. "TARIM CEBİMDE mobil uygulaması kullanıma açılmıştır" Kurbanlık hayvanların sorgulanabilmesi için Bakanlık tarafından hazırlanan "Tarım Cebimde" mobil uygulamasına dikkat çeken Yıldız, "TÜRKVET’te kayıtlı hayvanların tür, ırk, cinsiyet ve doğum tarihi bilgilerinin sorgulanabilmesi için Bakanlığımız tarafından TARIM CEBİMDE mobil uygulaması hazırlanarak kullanıma açılmıştır. Mobil uygulama ile kurbanlığınızın Sağlık Durumu, Irkı, Aşıları ve diğer tüm bilgilerini hızlı ve kolay bir şekilde ücretsiz olarak kontrol edebilirler" dedi.
Alanya’da Engelsiz Yaşam Merkezi çocukların geleceğine dokunuyor
04 Haziran 2025 Çarşamba - 18:27 Alanya’da Engelsiz Yaşam Merkezi çocukların geleceğine dokunuyor Alanya Belediyesi Engelsiz Park ve Yaşam Merkezi, 2024-2025 eğitim öğretim yılı boyunca okullarda yürüttüğü sağlık ve gelişim destek programıyla binlerce öğrenciye dokundu. Uzman ekip yıl boyu 29 okulu ziyaret ederek 5 branşta 2 bin 465 çocuğa ulaştı. Alanya Belediyesi Engelsiz Park ve Yaşam Merkezi’nin diyetisyen, fizyoterapist, çocuk gelişimi uzmanı, psikolog ve odyologdan oluşan uzman ekibi, çocukların erken dönemde tanı alması ve gelişimlerinin desteklenmesi amacıyla okulları ziyaret ederek çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Bu kapsamda Kızılcaşehir İlköğretim Okulu’na giden ekip, kapsamlı bir tarama yaptı. Uzman ekibe, Alanya Belediyesi Başkan Danışmanı Faruk Konukçu, Belediye Sosyal Yardım İşleri Müdürü Hüseyin Doğan, Belediye Engelsiz Park ve Yaşam Merkezi Sorumlusu Münir Altıoğlu ve Kızılcaşehir Muhtarı Hüseyin Demirer eşlik etti. "Çocuklarımızın geleceği için bugünden yanlarındayız" Belediye Başkan Danışmanı Faruk Konukçu yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Engelsiz Park ve Yaşam Merkezimizin uzman ekibiyle birlikte, çocuklarımızın sağlıklı gelişimini desteklemek ve fırsat eşitliğini artırmak amacıyla ilçe genelindeki okullarımıza düzenli olarak ulaşıyoruz. Çünkü biz çocuklarımızın geleceği için bugünden yanlarındayız. Erken tanı ve eğitim desteği, çocuklarımızın geleceğini şekillendiren en önemli adımlardan biridir. Alanya Belediyesi olarak, sosyal belediyeciliğin en güçlü örneklerinden birini hayata geçirmenin gururunu yaşıyoruz. Bu çalışmalara önümüzdeki dönemlerde de artan bir ivmeyle devam edeceğiz." 29 okulda 5 branşta 2 bin 465 çocuğa ulaşıldı 5 branşta uzman desteğiyle 29 okulda binlerce çocuğa ulaşılan programda odyolog, 1043 öğrenciye işitme taraması yaparak 70 öğrenciyi sağlık kuruluşlarına yönlendirdi. Fizyoterapist, 347 öğrenciye skolyoz taraması uygulayıp 104 öğrenciyi ortopedik sorunlar için takip altına aldı. Diyetisyen, 347 öğrenciye sağlıklı beslenme eğitimi vererek obezite ve diğer sağlık sorunlarına karşı önlem aldı. Psikolog, 350 öğrenciye engelli farkındalığı eğitimi sunarak empati ve hoşgörüye dikkat çekti. Çocuk gelişimi uzmanları ise 378 öğrenciyle akıl ve zeka oyunlarıyla gelişimsel farklılıkları belirleyip, özel eğitime ihtiyaç duyan çocuklar için erken yönlendirmeler yaptı.
80 yaş üstü hastalar için E-Rapor kolaylığı başladı
04 Haziran 2025 Çarşamba - 17:02 80 yaş üstü hastalar için E-Rapor kolaylığı başladı Sağlık Bakanlığı, 80 yaş ve üzeri yatağa bağımlı hastaların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak amacıyla sağlık raporlarının yenilenmesine ilişkin önemli bir düzenlemeye gitti. Balıkesir Aile Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’ne bağlı Balıkesir Huzur Evindeki yaşlılar, Sağlık Bakanlığı’nın hayata koyduğu uygulama ile hastaneye gitmeden e-rapor sürecinin yenilenmesinden faydalandı. Evde Sağlık Hizmetleri ekipleri, huzurevini ziyaret ederek hastalarla, doktorlar arasında cep telefonu üzerinden görüntülü görüşmeyi sağladı. Hastalar, hastaneye gitmeden doktorlarına bağlanarak muayene edildi, ilaçları ve raporları elektronik ortamda düzenlendi. Bu sistem ile sağlık raporlarının (ilaç, tıbbi mama, cihaz ve benzeri) yenilenmesi, hastaların ya da hasta yakınlarının başvurusuna gerek kalmadan gerçekleştirilebilecek. Yeni uygulama kapsamında, hastalık tanısı konmuş ve sağlık raporu bulunan 80 yaş üstü ve/veya yatağa bağımlı tüm hastalar, mevcut raporlarının bitiş tarihine göre değerlendirilecek. Bu değerlendirme ve hastaların mevcut tıbbi ihtiyaçları doğrultusunda sağlık raporlarının otomatik olarak yenilenmesi sağlanacak. Uygulamanın amacının, yaşlı ve hareket kısıtlılığı olan bireylerin sağlık raporlarına kesintisiz erişimini sağlamak ve hizmet süreçlerini kolaylaştırmak olduğu belirtildi. Yetkililer, söz konusu e-Rapor sürecinin evde sağlık hizmetlerinin dijitalleşmesinde önemli bir adım olduğunu ve hasta odaklı hizmet anlayışını güçlendireceğini belirtti.
Oğlunun kalp masajı babasına hayat verdi
04 Haziran 2025 Çarşamba - 16:13 Oğlunun kalp masajı babasına hayat verdi Manisa’da evinin bahçesinde aniden fenalaşarak kalp krizi geçiren 72 yaşındaki Mehmet Emin Demirel, oğlunun zamanında yaptığı kalp masajı ve ardından hastanede uygulanan başarılı müdahaleler sayesinde hayata tutundu. Manisa’nın Soma ilçesinde ailesiyle birlikte yaşayan Mehmet Emin Demirel, kalp krizi geçirdiği sırada oğlunun hızlı refleksiyle hayata döndü. İlk yardım eğitimi almış olan oğlu Tahsin Demirel, babasına 112 ekipleri gelene kadar kalp masajı yaptı. 112 sağlık ekiplerinin olay yerine hızlıca ulaşmasının ardından, Mehmet Emin Demirel Manisa Şehir Hastanesi’ne sevk edildi. "Oğlunun yaptığı doğru müdahale hayat kurtarıcı" Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Halil Ekren, hastanın geliş süreci ve yapılan müdahalelerle ilgili, "Mehmet Emin Amcamız, Soma’dan 112 ekipleri tarafından kalp krizine bağlı ani kalp durması sonrası hastanemize acil olarak getirildi. Evde kalp krizi geçirdikten sonra ilk müdahale oğlu tarafından yapıldı. 112 ekibi hızla olay yerine ulaştıktan sonra tıbbi müdahaleye devam etti. Yaklaşık 35-40 dakika süren bir kalp müdahalesinin ardından kliniğimize ulaştığında hastamızın bilinci kapalıydı. Solunum cihazına bağlı olarak acil anjiyografi işlemine alındı. Yapılan incelemelerde iki damarının tamamen tıkalı olduğunu tespit ettik. Hemen her iki damarına da stent uygulandı ve damarlar açıldı. Amcamız daha sonra bilincine kavuştu, solunum cihazından ayrıldı, iyileşti ve taburcu edildi. Bugün de sağlıklı bir şekilde kontrolüne geldi. Buradaki en önemli nokta, hastamız için evde ailesinin yaptığı ilk müdahalenin, özellikle oğlunun yaptığı kalp masajının, hayat kurtarıcı olmasıdır. 112 ekibinin hızla olay yerine ulaşıp tıbbi müdahaleyi sürdürmesi, hastamızın hayata tutunmasını sağladı. Bizim klinikte yaptığımız işlemler de elbette çok önemliydi, ancak en hayati aşama yakınlarının yaptığı ilk yardım müdahalesi ve 112’nin hızlı ve etkin müdahalesiydi. Bizler ilk yardım müdahalesi konusunda eğitimi olmayan kişilerin müdahalede bulunmasını önermiyoruz. Bu tür durumlarda, ilk yardım eğitimi almış kişilerin ambulans gelene kadar müdahale etmesi daha doğru ve güvenli olacaktır." bilgilerini verdi. Hasta Mehmet Emin Demirel ise, "Benim hanım rahatsızdı, oğlumla birlikte Soma’ya geçecekti. Biz de kahvaltımızı yaptık. Sonrasında köpeğe ekmek vermeye gittim, ama ne olduğunu hatırlamıyorum. Bayılmışım. Sonra beni Manisa’ya getirmişler, onu da hatırlamıyorum. Şimdi çok iyiyim. Sanki dünyalar benim oldu." diyerek sağlık durumunun iyi olduğunu ifade etti. İlk yardım eğitimini maden ocağında aldılar Oğlu Cemal Demirel ise, "Babam köpeklere ekmek vermeye gidiyor. O sırada annemler hastaneden geliyor. Evde çay demliyorlar. Sonra babamın gelmediğini fark ediyorlar. Bir bakıyorlar, köpeklerin yanında yere düşmüş halde buluyorlar. Aradan 5-10 dakika geçmiş, başında kan var, kan kurumuş. O esnada abim ve eşi 112’yi ararken, abim hemen kalp masajına başlıyor. Biz üç kardeşiz, hepimiz Soma Kömür İşletmelerinden emekliyiz. Orada 6 ayda bir veya ayda bir düzenli olarak ilk yardım eğitimi alıyoruz. Bu nedenle ilk yardım konusunda bilgiliyiz. Abim, babamın boğazına dili kaçmasın diye tek eliyle müdahale ederken, diğer eliyle de kalp masajına devam etmiş. 112 ekibi gelene kadar hiç durmadan müdahaleye devam etti ve babamı hayatta tuttu" dedi.