SAĞLIK
Türkiye’den dijital dünyaya çağrı: Böbrek sağlığının da emojisi olsun 16 Mayıs 2026 Cumartesi - 09:46:21 Dijital dünyanın eksik kalan sembollerinden biri için Türkiye’den tüm dünyaya çağrıda bulunuldu. Türk Böbrek Vakfının öncülüğünde, uluslararası böbrek sağlığı kuruluşlarının desteğiyle "Böbrek Emojisi"nin resmî emojiler arasına girmesi için Unicode Konsorsiyumuna başvuru yapıldı. Düzenlenen etkinliğin en dikkat çekici simgesi, sevimli bir böbrek emojisinin üç boyutlu yazıcı teknolojisiyle üretilen 2,5 metre yüksekliğindeki dev maketi oldu. Meydanda toplanan yüzlerce gönüllü, diyaliz hastaları, organ nakli bekleyen çocuklar, aileler, öğrenciler ve sporcular hep birlikte böbrek sağlığı için ses verdi. Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, "Kalp, beyin ve akciğer emojileri var ancak vücudumuzun sessiz kahramanı olan böbrekler dijital dünyada hâlâ temsil edilmiyor. Oysa Türkiye’de her 7 kişiden biri böbrek hastası. Böbreklerimiz vücudun su ve tansiyon dengesini sağlayan hayati organlarımız arasında yer alıyor. Bu kampanyayla özellikle genç kuşaklarda farkındalık oluşturmayı amaçlıyoruz. Nasıl ki sevgi için kalp, düşünce için beyin emojileri kullanılıyorsa, böbrek emojisi de bundan böyle dengeyi ve sağlıklı yaşamı simgeleyen bir ifade olsun istiyoruz" dedi. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ayşe Ağbaş ise çocuklarda böbrek hastalıklarının çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğine dikkat çekti. Yanlış beslenme, obezite, işlenmiş gıdalar ve yetersiz su tüketiminin çocuk yaşta böbrek sağlığını tehdit ettiğini belirten Ağbaş, özellikle ergenlik döneminde obezite ve işlenmiş gıda tüketimine bağlı hipertansiyon vakalarının arttığını da söyledi. Dr. Ağbaş, sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite, yeterli su tüketimi ve erken kontrolün böbrek sağlığı için hayati önem taşıdığını vurguladı. Kampanyanın temel amacı, böbrek hastalıklarında erken teşhisin önemine dikkat çekmek, organ bağışı konusunda farkındalık oluşturmak ve özellikle genç nesillerde sağlıklı yaşam bilincini artırmak.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 09:37 "Yemek yerken mavi tabak kullanın" Eskişehir Acıbadem Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden, mavi rengin beyinde doğal bir ‘dur’ sinyali oluşturduğunu belirterek, sadece tabak rengini maviyle değiştirerek porsiyon kontrolünü kolaylaştırmanın ve kalori alımını yüzde 30 azaltmanın mümkün olduğunu söyledi. Eskişehir Acıbadem Hastanesi’nde Sadece tabak rengini değiştirerek porsiyon kontrolünü kolaylaştırmanın mümkün olduğunu belirten Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden, "Doğada mavi renkli gıdalar oldukça nadirdir. Evrimsel süreçte insanlar mavi, mor ya da siyah tonları genellikle zehirli veya yenilemez olarak algılamıştır. Bu durum beynimizde doğal bir ‘dur’ sinyali oluşturur" dedi. Yemek ile tabak arasındaki renk kontrastının porsiyon algısını doğrudan etkilediğine dikkat çeken Erden, beyaz tabakta açık renkli bir yemek porsiyonu olduğundan küçük algılanabileceğini ancak mavi tabak, çoğu yemekle yüksek kontrast oluşturarak porsiyonu daha net görmemizi sağlayacağından bahsetti. "Mavi renk yavaş yemenizi sağlar" Mavi tabağın psikolojik etkileri anlatan Erden, "Mavi renk sakinlik hissi verir ve nabzı yavaşlatır. Bu durum yemek yeme hızını düşürerek daha farkındalıklı beslenmeye yardımcı olur. Hızlı yemek yendiğinde tokluk hissi beyne geç ulaşır, bu da gereğinden fazla kalori alımına neden olur. Bazı araştırmalarda mavi ışık altında yemek yiyen kişilerin kırmızı veya sarı ortamlara göre yaklaşık yüzde 30 daha az kalori tükettiği gösterilmiştir. Koyu mavi tabaklar kullanmak, atıştırmalıkları mavi kaselerde sunmak ve ortam ışığını buna göre düzenlemek porsiyon kontrolüne destek olabilir. Kırmızı ve sarı iştahı artırırken, mavi renk doğanın ‘yavaşla ve dikkat et’ mesajıdır. Kilo verme sürecinde küçük çevresel değişiklikler bile önemli farklar oluşturabilir" şeklinde konuştu.
15 Mayıs 2026 Cuma - 22:09 Hantavirüste gıda hijyeni Acıbadem Kayseri Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Ersoy, hantavirüsle ilgili Türkiye’de şu anda bir pandemi sürecinin olmadığını söyleyerek, "Gıdaların kemirgenlerden korunması önem arz ediyor" dedi. Prof. Dr. Yasemin Ersoy, hantavirüsün 2 ana klinik tablo ile görüldüğünü söyleyerek, "Hantavirüs bir anda gündemimize çok yoğun şekilde girdi. Adı üstünde viral bir hastalık aslında. En başlıca kaynağı ise kemiriciler. Kemiricilerin ve böcekçillerin idrarı , dışkısı ve tükürükleri bu virüsle enfekte ve bulaşta söz konusu olabiliyor. Hantavirüs aslında 1978’de ilk kemiricilerde saptandıktan sonra insanlarda görülmeye başlanmış. Kırktan fazla virüs türü var dünyada tanımlanmış. Fakat özellikle bu seyahat gemisiyle ilişkili hantavirüste Arjantin’de endemik görülen bir hantavirüsün olduğunu görüyoruz ki bu hantavirüs özellikle insandan insana bulaşın en kolay olduğu ya da bulaşabilen hantavirüs olarak söyleyebiliriz. Başlıca da aerosol dediğimiz damlacıklar yoluyla insanlara bulaşabilmektedir. Hantaviüs 2 ana klinik tabloya neden oluyor. Biri akciğerde ödemle görülen kardiyopulmoner sendrom ki bu tabloda genellikle 14 ile 17 günlük ortalama kuluçka süresi ki bu yedi haftaya kadar da uzun olabilir. Temastan sonraki hastalıklar ortaya çıkana, bulgular ortaya çıkana kadarki dönem. Bir hafta kadar süren ateş, kas ağrıları, halsizlik, baş ağrısı ile giden bir dönemin ardından hızla kötüleşme, hipertansiyon ve akciğer ödemi tablosuyla karşımıza çıkabiliyor. Bu tabloya gelmiş hastalarda 24 saat içerisinde ölüm riski oldukça artmış olduğunu görüyoruz. Diğeri ise renal sendrom yani böbrek tutulumuyla seyreden bir tablo. Bu ise böbrek yetmezliği kliniği şeklinde giden ileri dönemlerinde kanamalı tablolara neden olan bir hastalığa neden oluyor. Başlıca klinik tablolar böyle" dedi. Hantavirüsle ilgili alınacak önlemlerin başında gıdaların kemirgenler ve böceklerin dışkılarından korunması geldiğini söyleyen Prof. Dr. Ersoy, "Bu hantavirüs özellikle bir kemirici ve böcekçillere özel bir grup. Her kemirici grubunun hantavirüsü de ayrı diyebiliriz. Dolayısıyla bunların endemik görüldüğü kemiricilerde bu virüsün, hantavirüsün görüldüğü durumlarda özellikle yiyeceklere, gıdalara ve insanlara kemirici çıkartılarının, tükürüğünün, salyasının, dışkısının ulaşmaması lazım. Dolayısıyla korunma önlemlerimiz de başlıca bu noktada olacak. Gıdalara ve insanlara bu kemirici ve böcekçillerin ulaşmasını, çıkartılarının bulaşmasını engellemek en önemli nokta. Bu gemideki olayla ilgili olarak ise aerosol yoluyla, damlacıkla bulaşın olduğu tür demiştim bunun için zaten. Burada ise özellikle temas ve damlacık önemli, insandan insana bulaş söz konusu olduğu için zaten o kişiler şu anda karantina altındalar. Dolayısıyla rastgele bir temas söz konusu değil. Bu yönden de bir panik havasına gerek olmadığını, Dünya Sağlık Örgütü’nün ve Avrupa Enfeksiyon Kontrol Örgütü’nün de burada bir salgın olmadığını belirttiklerini ve vakaların takip sürecinde olduğunu söylememiz lazım. Şu anda bir salgın riski yok, bir pandemi riski yok görünmekte. Dolayısıyla bir vaka varsa o insanla temas konusunda dikkatli olunması lazım tabi ki. Fakat şu anda gemiden ayrılan insanlar karantinada olduğu için şu anda insandan insana bulaşla ilgili panik olmaya, tedirgin olmayı gerektiren bir durum olmadığını söylemek isterim" ifadelerini kullandı.
15 Mayıs 2026 Cuma - 19:26 Muş Devlet Hastanesi’nde "Vefa Masası" kuruldu Muş Devlet Hastanesi’nde şehit aileleri, gaziler, engelli bireyler ve 65 yaş üstü vatandaşların hastane işlemlerini kolaylaştırmak amacıyla "Vefa Masası" hizmete açıldı. Muş Vatan Kahramanları Şehit ve Gazi Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin girişimleri sonucu, Muş İl Sağlık Müdürlüğü ile Muş Devlet Hastanesi Başhekimliği iş birliğinde kurulan "Vefa Masası", vatandaşların sağlık hizmetlerine daha kolay ulaşmasını hedefliyor. Uygulama kapsamında hastane içerisindeki işlemlerde destek sağlanacak, yaşanan sorunların çözümü için rehberlik hizmeti verilecek. Açılış programında konuşan Muş İl Sağlık Müdürü Dr. Erol Emre Ömür, Engelliler Haftası kapsamında hayata geçirilen uygulamanın önemli bir sosyal destek hizmeti olduğunu belirtti. Ömür, engelli bireyler, şehit aileleri, gaziler ve yaşlı vatandaşların hastaneye girişlerinden çıkışlarına kadar her aşamada destekleneceğini ifade ederek, devletin tüm vatandaşlara eşit sağlık hizmeti sunma sorumluluğu bulunduğunu söyledi. Muş Bedensel Engelliler Derneği Başkanı Bedri Korkmaz ise kentte uzun süredir hissedilen önemli bir eksikliğin giderildiğini belirterek, engelli bireylerin yaşadığı sorunları doğrudan iletebileceği bir birimin kurulmasının memnuniyet verici olduğunu kaydetti. Korkmaz, uygulamanın engelli vatandaşların yanı sıra şehit aileleri ve gazilerin sorunlarının çözümüne de katkı sağlayacağını dile getirdi. Muş Vatan Kahramanları Şehit ve Gazi Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Yusuf Olcan da yapılan görüşmeler sonucunda projenin hayata geçirildiğini belirterek, destek veren Muş İl Sağlık Müdürlüğü ile hastane yönetimine teşekkür etti. Olcan, "Vefa Masası"nın şehit aileleri, gaziler ve engelli bireyler için önemli bir hizmet olacağını ifade etti. Programa Muş Kamu Hastaneleri Birliği Başkanı Uzm. Dr. Ayşe Rümeysa Doğruyol, Muş Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Yalçın Güzel, şehit ve gazi yakınları, gaziler, engelli bireyler ve vatandaşlar katıldı.
80 yaş üstü hastalar için E-Rapor kolaylığı başladı
04 Haziran 2025 Çarşamba - 17:02 80 yaş üstü hastalar için E-Rapor kolaylığı başladı Sağlık Bakanlığı, 80 yaş ve üzeri yatağa bağımlı hastaların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak amacıyla sağlık raporlarının yenilenmesine ilişkin önemli bir düzenlemeye gitti. Balıkesir Aile Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’ne bağlı Balıkesir Huzur Evindeki yaşlılar, Sağlık Bakanlığı’nın hayata koyduğu uygulama ile hastaneye gitmeden e-rapor sürecinin yenilenmesinden faydalandı. Evde Sağlık Hizmetleri ekipleri, huzurevini ziyaret ederek hastalarla, doktorlar arasında cep telefonu üzerinden görüntülü görüşmeyi sağladı. Hastalar, hastaneye gitmeden doktorlarına bağlanarak muayene edildi, ilaçları ve raporları elektronik ortamda düzenlendi. Bu sistem ile sağlık raporlarının (ilaç, tıbbi mama, cihaz ve benzeri) yenilenmesi, hastaların ya da hasta yakınlarının başvurusuna gerek kalmadan gerçekleştirilebilecek. Yeni uygulama kapsamında, hastalık tanısı konmuş ve sağlık raporu bulunan 80 yaş üstü ve/veya yatağa bağımlı tüm hastalar, mevcut raporlarının bitiş tarihine göre değerlendirilecek. Bu değerlendirme ve hastaların mevcut tıbbi ihtiyaçları doğrultusunda sağlık raporlarının otomatik olarak yenilenmesi sağlanacak. Uygulamanın amacının, yaşlı ve hareket kısıtlılığı olan bireylerin sağlık raporlarına kesintisiz erişimini sağlamak ve hizmet süreçlerini kolaylaştırmak olduğu belirtildi. Yetkililer, söz konusu e-Rapor sürecinin evde sağlık hizmetlerinin dijitalleşmesinde önemli bir adım olduğunu ve hasta odaklı hizmet anlayışını güçlendireceğini belirtti.
Oğlunun kalp masajı babasına hayat verdi
04 Haziran 2025 Çarşamba - 16:13 Oğlunun kalp masajı babasına hayat verdi Manisa’da evinin bahçesinde aniden fenalaşarak kalp krizi geçiren 72 yaşındaki Mehmet Emin Demirel, oğlunun zamanında yaptığı kalp masajı ve ardından hastanede uygulanan başarılı müdahaleler sayesinde hayata tutundu. Manisa’nın Soma ilçesinde ailesiyle birlikte yaşayan Mehmet Emin Demirel, kalp krizi geçirdiği sırada oğlunun hızlı refleksiyle hayata döndü. İlk yardım eğitimi almış olan oğlu Tahsin Demirel, babasına 112 ekipleri gelene kadar kalp masajı yaptı. 112 sağlık ekiplerinin olay yerine hızlıca ulaşmasının ardından, Mehmet Emin Demirel Manisa Şehir Hastanesi’ne sevk edildi. "Oğlunun yaptığı doğru müdahale hayat kurtarıcı" Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Halil Ekren, hastanın geliş süreci ve yapılan müdahalelerle ilgili, "Mehmet Emin Amcamız, Soma’dan 112 ekipleri tarafından kalp krizine bağlı ani kalp durması sonrası hastanemize acil olarak getirildi. Evde kalp krizi geçirdikten sonra ilk müdahale oğlu tarafından yapıldı. 112 ekibi hızla olay yerine ulaştıktan sonra tıbbi müdahaleye devam etti. Yaklaşık 35-40 dakika süren bir kalp müdahalesinin ardından kliniğimize ulaştığında hastamızın bilinci kapalıydı. Solunum cihazına bağlı olarak acil anjiyografi işlemine alındı. Yapılan incelemelerde iki damarının tamamen tıkalı olduğunu tespit ettik. Hemen her iki damarına da stent uygulandı ve damarlar açıldı. Amcamız daha sonra bilincine kavuştu, solunum cihazından ayrıldı, iyileşti ve taburcu edildi. Bugün de sağlıklı bir şekilde kontrolüne geldi. Buradaki en önemli nokta, hastamız için evde ailesinin yaptığı ilk müdahalenin, özellikle oğlunun yaptığı kalp masajının, hayat kurtarıcı olmasıdır. 112 ekibinin hızla olay yerine ulaşıp tıbbi müdahaleyi sürdürmesi, hastamızın hayata tutunmasını sağladı. Bizim klinikte yaptığımız işlemler de elbette çok önemliydi, ancak en hayati aşama yakınlarının yaptığı ilk yardım müdahalesi ve 112’nin hızlı ve etkin müdahalesiydi. Bizler ilk yardım müdahalesi konusunda eğitimi olmayan kişilerin müdahalede bulunmasını önermiyoruz. Bu tür durumlarda, ilk yardım eğitimi almış kişilerin ambulans gelene kadar müdahale etmesi daha doğru ve güvenli olacaktır." bilgilerini verdi. Hasta Mehmet Emin Demirel ise, "Benim hanım rahatsızdı, oğlumla birlikte Soma’ya geçecekti. Biz de kahvaltımızı yaptık. Sonrasında köpeğe ekmek vermeye gittim, ama ne olduğunu hatırlamıyorum. Bayılmışım. Sonra beni Manisa’ya getirmişler, onu da hatırlamıyorum. Şimdi çok iyiyim. Sanki dünyalar benim oldu." diyerek sağlık durumunun iyi olduğunu ifade etti. İlk yardım eğitimini maden ocağında aldılar Oğlu Cemal Demirel ise, "Babam köpeklere ekmek vermeye gidiyor. O sırada annemler hastaneden geliyor. Evde çay demliyorlar. Sonra babamın gelmediğini fark ediyorlar. Bir bakıyorlar, köpeklerin yanında yere düşmüş halde buluyorlar. Aradan 5-10 dakika geçmiş, başında kan var, kan kurumuş. O esnada abim ve eşi 112’yi ararken, abim hemen kalp masajına başlıyor. Biz üç kardeşiz, hepimiz Soma Kömür İşletmelerinden emekliyiz. Orada 6 ayda bir veya ayda bir düzenli olarak ilk yardım eğitimi alıyoruz. Bu nedenle ilk yardım konusunda bilgiliyiz. Abim, babamın boğazına dili kaçmasın diye tek eliyle müdahale ederken, diğer eliyle de kalp masajına devam etmiş. 112 ekibi gelene kadar hiç durmadan müdahaleye devam etti ve babamı hayatta tuttu" dedi.
Oğlunun kalp masajı babasına hayat verdi
04 Haziran 2025 Çarşamba - 16:07 Oğlunun kalp masajı babasına hayat verdi Manisa’da evinin bahçesinde aniden fenalaşarak kalp krizi geçiren 72 yaşındaki Mehmet Emin Demirel, oğlunun zamanında yaptığı kalp masajı ve ardından hastanede uygulanan başarılı müdahaleler sayesinde hayata tutundu. Manisa’nın Soma ilçesinde ailesiyle birlikte yaşayan Mehmet Emin Demirel, kalp krizi geçirdiği sırada oğlunun hızlı refleksiyle hayata döndü. İlk yardım eğitimi almış olan oğlu Tahsin Demirel, babasına 112 ekipleri gelene kadar kalp masajı yaptı. 112 sağlık ekiplerinin olay yerine hızlıca ulaşmasının ardından, Mehmet Emin Demirel Manisa Şehir Hastanesi’ne sevk edildi. "Oğlunun yaptığı doğru müdahale hayat kurtarıcı" Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Halil Ekren, hastanın geliş süreci ve yapılan müdahalelerle ilgili, "Mehmet Emin Amcamız, Soma’dan 112 ekipleri tarafından kalp krizine bağlı ani kalp durması sonrası hastanemize acil olarak getirildi. Evde kalp krizi geçirdikten sonra ilk müdahale oğlu tarafından yapıldı. 112 ekibi hızla olay yerine ulaştıktan sonra tıbbi müdahaleye devam etti. Yaklaşık 35-40 dakika süren bir kalp müdahalesinin ardından kliniğimize ulaştığında hastamızın bilinci kapalıydı. Solunum cihazına bağlı olarak acil anjiyografi işlemine alındı. Yapılan incelemelerde iki damarının tamamen tıkalı olduğunu tespit ettik. Hemen her iki damarına da stent uygulandı ve damarlar açıldı. Amcamız daha sonra bilincine kavuştu, solunum cihazından ayrıldı, iyileşti ve taburcu edildi. Bugün de sağlıklı bir şekilde kontrolüne geldi. Buradaki en önemli nokta, hastamız için evde ailesinin yaptığı ilk müdahalenin, özellikle oğlunun yaptığı kalp masajının, hayat kurtarıcı olmasıdır. 112 ekibinin hızla olay yerine ulaşıp tıbbi müdahaleyi sürdürmesi, hastamızın hayata tutunmasını sağladı. Bizim klinikte yaptığımız işlemler de elbette çok önemliydi, ancak en hayati aşama yakınlarının yaptığı ilk yardım müdahalesi ve 112’nin hızlı ve etkin müdahalesiydi. Bizler ilk yardım müdahalesi konusunda eğitimi olmayan kişilerin müdahalede bulunmasını önermiyoruz. Bu tür durumlarda, ilk yardım eğitimi almış kişilerin ambulans gelene kadar müdahale etmesi daha doğru ve güvenli olacaktır." bilgilerini verdi. Hasta Mehmet Emin Demirel ise, "Benim hanım rahatsızdı, oğlumla birlikte Soma’ya geçecekti. Biz de kahvaltımızı yaptık. Sonrasında köpeğe ekmek vermeye gittim, ama ne olduğunu hatırlamıyorum. Bayılmışım. Sonra beni Manisa’ya getirmişler, onu da hatırlamıyorum. Şimdi çok iyiyim. Sanki dünyalar benim oldu." diyerek sağlık durumunun iyi olduğunu ifade etti. İlk yardım eğitimini maden ocağında aldılar Oğlu Cemal Demirel ise, "Babam köpeklere ekmek vermeye gidiyor. O sırada annemler hastaneden geliyor. Evde çay demliyorlar. Sonra babamın gelmediğini fark ediyorlar. Bir bakıyorlar, köpeklerin yanında yere düşmüş halde buluyorlar. Aradan 5-10 dakika geçmiş, başında kan var, kan kurumuş. O esnada abim ve eşi 112’yi ararken, abim hemen kalp masajına başlıyor. Biz üç kardeşiz, hepimiz Soma Kömür İşletmelerinden emekliyiz. Orada 6 ayda bir veya ayda bir düzenli olarak ilk yardım eğitimi alıyoruz. Bu nedenle ilk yardım konusunda bilgiliyiz. Abim, babamın boğazına dili kaçmasın diye tek eliyle müdahale ederken, diğer eliyle de kalp masajına devam etmiş. 112 ekibi gelene kadar hiç durmadan müdahaleye devam etti ve babamı hayatta tuttu." dedi.
Üniversite desteğiyle en az 200 sokak köpeği kısırlaştırıldı
04 Haziran 2025 Çarşamba - 16:01 Üniversite desteğiyle en az 200 sokak köpeği kısırlaştırıldı Birçok şehirde başıboş sokak köpeklerine yönelik çözüm üretilemezken Sivas’ta çok kısa sürede en az 200 sokak köpeği kısırlaştırıldı. Başıboş sokak köpeklerinin neden olduğu olumsuzluklar ülke gündeminden düşmezken Sivas, sokak köpeklerinin kısırlaştırılması noktasında örnek bir çalışmaya imza attı. Sivas Valiliği ve Cumhuriyet Üniversitesi iş birliğinde 200 sokak köpeği, Üniversite Hayvan Hastanesi’nde ameliyathane ortamında kısırlaştırıldı. Konuyla ilgili açıklama yapan, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Barış Atalay Uslu, "Türkiye’de sahipsiz köpekler için hala barınak yeri bakan iller olduğunu düşünürsek biz barınağımızda hazır bir şekilde çok sayıda kısırlaştırılma yaptık. Bu anlamda bir ilk olduğunu düşünüyoruz. Valiliğimizin aldığı hızlı aksiyon, Rektörlüğümüzün desteği ve bizim olaya erken başlamamız sayesinde birçok ile örnek olarak gösterilmekteyiz. Bildiğiniz gibi sahipsiz sokak hayvanları ciddi problemler oluşturmaya başlamıştı. Devletimiz kanun değişikliği ile birlikte sokak hayvanlarının korunmasını ve onların yaşatılmasını konusunda önlemler açıkladı. Sivas’ta kullanılmayan Kangal Merakum bölgesindeki kangal yetiştirme merkezi Sayın Valimizin inisiyatifi ile köpek barınağına dönüştürüldü. İlçelerden toplanan köpekler orada muhafaza edildi. Biz de Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Veteriner Fakültesi olarak rektörümüz teşvikleriyle orada kısırlaştırma işlemlerine başladık. Yaklaşık 200 üzerinde köpek kısırlaştırdık. Deneyimli teknik ekibimiz, Cerrahi Bilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Mustafa Yalçın ve Prof. Dr. İbrahim Yurdakul başkanlığında 200 kadar köpeği kısırlaştırma işlemi gerçekleştirdik. Bu da öğrencilerimize ciddi bir uygulama imkânı sağlamış oldu. Bu konuda yaptığımız işlemler konusunda Türkiye’de bir ilk olduğunu söyleyebiliriz" diye konuştu. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Veteriner Fakültesi öğrencisi Batuhan Alperen ise yaptığı açıklamada, "Hocalarımızla beraber gittik. Barınağa onları asiste ederek klinik uygulama imkânı bulduk çok da verimli bir uygulamaydı hepsine teşekkür ediyorum. Hocalarımızın emeğiyle Türkiye’de tek olan bir uygulamayı başlattılar. İnşallah devamının gelmesini diliyorum" şeklinde konuştu.
Kurban Bayramında "Kist Hidatik" tehlikesi
04 Haziran 2025 Çarşamba - 14:43 Kurban Bayramında "Kist Hidatik" tehlikesi Hayvan dışkılarında bulunan parazitler ile bulaşan "Kist hidatik" hastalığı, tedavi edilmediğinde ölümcül olabiliyor. Özellikle Kurban Bayramı’nda hayvan sakatatların gelişigüzel sokağa atılması, sakatatları tüketen evcil hayvanlar yoluyla hastalığın insanlara bulaşmasına davetiye çıkarıyor. Bayramda bu döngüyü kırmak için bir fırsat olduğunu dile getiren Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Sibel Yorulmaz Göktaş, hayvan kesimlerinin hijyenik alanlarda yapılması ve sakatatların çevreye atılmaması üzerinde durdu. Kurban Bayramının yaklaşmasıyla birlikte bazı enfeksiyon hastalıklarında artış görülebildiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Göktaş, bu hastalıklardan birinin de kist hidatik olduğunu belirtti. Halk arasında "Köpek kisti" olarak da bilindiğini dile getiren Göktaş, "Kist hidatik, ‘Ekinokokkoz’ adı verilen bir parazitin karaciğer ve akciğer gibi organlarda kist oluşturduğu ciddi bir hastalıktır. Bazen beyin, kalp gibi organlarda da parazit bulunabilmektedir. Bu parazit özellikle köpeklerin bağırsaklarında yaşar ve dışkı yoluyla çevreye yayılarak insanlara bulaşabilir" dedi. Hijyenik alanda kesim yapılmalı Özellikle kurban bayramı sırasında uygun olmayan hayvan kesiminin ve sakatatların kontrolsüzce çevreye atılmasının bu hastalığın yayılmasına zemin hazırladığını vurgulayan Göktaş, "Kurbanlık hayvanların karaciğer, akciğer gibi organlarında görülen şüpheli kistler, asla çevreye atılmamalı ya da sokak hayvanlarına verilmemelidir. Çünkü bu durum hastalığın yaşam döngüsünü devam ettirerek hem insanlar hem de hayvanlar için ciddi sağlık sorunlarına yol açmaktadır. Bu nedenle kurban kesimlerinin yetkili ve hijyenik alanlarda gerçekleştirilmesi çok önemlidir. Sakatatların özellikle sokak köpeklerine verilmemesi, açık alanlara bırakılmaması ve şüpheli organların çift poşete sarılarak derin çöp kutularına atılması ya da mümkünse kaynatılarak imha edilmesi önemlidir. Ayrıca evcil hayvanlarımızın düzenli veteriner kontrolleri, iç ve dış parazit tedavilerini aksatmazsak bu yaşam döngüsünün kırılmasına yardımcı oluruz" şeklinde konuştu. Önlem almak basit Kist hidatik hastalığı uzun süre belirti vermeyen ancak ciddi bir hastalık olduğunun altını çizen Göktaş, "Hastalık hayati organları tutabilir. İleri dönemlerde ciddi cerrahi müdahaleler gerektirmektedir. Bu yüzden önlem alması, tedaviden çok daha kolay ve hayat kurtarıcıdır. Unutmayalım ki kurban eti bereket getirir. Sakatatı bilinçli yok etmek sağlık getirir. Sağlığımız için duyarlı olalım. Çevremizi ve hayvanlarımızı koruyalım" diye konuştu.
Esnaf Hastanesi’nden başarılı beyin tümörü ameliyatı
04 Haziran 2025 Çarşamba - 14:43 Esnaf Hastanesi’nden başarılı beyin tümörü ameliyatı Muğla’nın Fethiye ilçesindeki Özel Lokman Hekim Esnaf Hastanesi’nde yüksek riskli bir beyin tümörü ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi. Fethiye’de hizmet veren Özel Lokman Hekim Esnaf Hastanesi, ileri cerrahi teknolojilerle gerçekleştirdiği önemli bir operasyonla bir kez daha dikkat çekti. Hastanenin Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Necati Uğur Hazar tarafından sağ parietal bölgede yerleşimli beyin tümörü olan bir hastaya, yüksek hassasiyet gerektiren bir ameliyat uygulandı. Tümör, çevre beyin dokularına zarar verilmeden başarıyla çıkarıldı. Operasyon sırasında navigasyon destekli cerrahi sistem ve nöromonitorizasyon teknolojisi eş zamanlı olarak kullanıldı. Bu gelişmiş yöntemler sayesinde tümörün yerleşimi, ameliyat öncesi görüntülemelerle milimetrik hassasiyetle belirlendi. Aynı anda hastanın motor ve duyusal fonksiyonları operasyon boyunca anlık olarak takip edildi. Op. Dr. Necati Uğur Hazar, ameliyat sonrası yaptığı değerlendirmede şunları ifade etti: "Öncelikli hedefimiz, yalnızca tümörü çıkarmak değil, aynı zamanda hastamızın hayati fonksiyonlarını en üst düzeyde koruyarak süreci başarıyla tamamlamaktı. Özel Lokman Hekim Esnaf Hastanesi’nin ileri teknolojiye sahip altyapısı sayesinde, hem tümörü temizlemeyi hem de muhtemel komplikasyonları önlemeyi başardık" Hastaneden yapılan açıklamada, hastanın sağlık durumunun iyi olduğu ve kısa sürede taburcu edilmesinin planlandığı bildirildi.
Diyetisyenden Kurban Bayramı için sağlıklı beslenme uyarıları
04 Haziran 2025 Çarşamba - 14:26 Diyetisyenden Kurban Bayramı için sağlıklı beslenme uyarıları Manisa İl Sağlık Müdürlüğü Diyetisyeni Burcu Bayraktar Yücefaydalı, Kurban Bayramı’nda dengeli beslenmenin önemine dikkat çekerek sadece et tüketiminin sağlıklı olmadığını belirtti. Bayraktar Yücefaydalı, bayram sofralarında etin yanında sebze, meyve, yoğurt gibi besinlerin de tüketilmesi gerektiğini vurguladı. Yeni kesilen etlerin dinlendirilmeden tüketilmesinin sindirim sorunlarına neden olabileceğini belirten Yücefaydalı, etlerin 24 saat dinlendirilmesini önerdi. Yücefaydalı ayrıca, etlerin haşlama, ızgara veya fırında pişirilmesinin tercih edilmesi gerektiğini ifade etti. Kavurmanın kendi yağında, kısık ateşte pişirilmesi gerektiğini söyleyen Yücefaydalı, sakatat tüketiminde ise kolesterol ve kalp hastalıkları riski taşıyan kişilerin dikkatli olması gerektiğini belirtti. Bayram boyunca tatlı tüketimine de dikkat edilmesi gerektiğini ifade eden Yücefaydalı, sütlü ve meyveli tatlıların tercih edilmesini önerdi. Kurban etinin hijyenik şartlarda kesilmesi, saklanması ve çözdürülmesinde dikkat edilmesi gerektiğini belirten diyetisyen, etlerin buzdolabında bir hafta, derin dondurucuda ise 6 aya kadar saklanabileceğini hatırlattı. Çiğ ya da az pişmiş etlerin tüketilmemesi gerektiğini söyleyen Yücefaydalı, bayramda günlük 30 dakikalık yürüyüşlerin sindirimi kolaylaştıracağını da ekledi.
Sağlıklı ve keyifli bayram sofralarının 8 püf noktası
04 Haziran 2025 Çarşamba - 14:21 Sağlıklı ve keyifli bayram sofralarının 8 püf noktası Klinik Diyetisyen Duygu Özbay, yeni kesilen etin sindiriminin zor olduğunu, bu yüzden en az 12-24 saat buzdolabında dinlendirmek gerektiğini söyledi. Bayramın getirdiği rehavet ile birlikte porsiyonlar artarken, et başta olmak üzere birbirinden lezzetli yemekler ve tatlılar sofraların baş köşesinde yerini alıyor. Ancak bu durum kimi zaman beraberinde hazımsızlık, şişkinlik ve midede yanma gibi sindirim sorunlarını da getirerek bayram günlerinin tadını kaçırabiliyor. Kurban Bayramı’nda dengeli ve ölçülü beslenerek hem bayram sofralarının keyfini çıkarmanın hem de sağlığı korumanın mümkün olduğunu söyleyen Medline Adana Hastanesi’nden Klinik Diyetisyen Duygu Özbay, dikkat edilmesi gereken noktaları anlattı. Diyetisyen Özbay 8 püf noktayı şu şekilde sıraladı: "1. Bayram kahvaltısı hafif olsun Bayram sabahı kurban telaşıydı, diğer hazırlıklardı derken aç kalınabiliyor ya da çok yağlı kahvaltılar yapılabiliyor. Gününüze hafif bir kahvaltıyla başlayın: Peynir, zeytin, haşlanmış yumurta, tam buğday ekmeği ve bol taze yeşillikle hazırlanmış bir kahvaltı hem sizi tok tutar hem de midenizi yormaz. 2. Eti dinlendirin Yeni kesilen etin sindirimi daha zor olur. Ayrıca taze kesilmiş et pişirildiğinde sert olabilir ve mideyi yorabilir. Bu yüzden eti kesildikten sonra en az 12-24 saat buzdolabında dinlendirin. Bu süre sonunda hem daha lezzetli pişer hem de sindirimi kolaylaşır. 3. Kızartma yerine ızgara veya haşlama tercih edin Kızartma işlemi etin yağ içeriğini artırır ve kalp sağlığınızı olumsuz etkileyebilir. Bunun yerine etleri ızgarada, fırında ya da haşlama olarak pişirirseniz daha sağlıklı olacaktır. Özellikle yağ ilavesi yapmadan pişirmek, gereksiz kalori alımını da engeller. 4. Sebzeleri unutmayın Bayramda sofralar genellikle et ağırlıklı olarak kurulur. Ama sadece et yemek kabızlık, hazımsızlık gibi sorunlara davetiye çıkartır. Sofranızda mutlaka zeytinyağlı sebze yemeklerine, taze salatalara ve lifli gıdalara (örneğin kepekli ekmek) yer verin. Bu sayede sindiriminiz rahatlarken beslenme dengesiniz de sağlanmış olur. 5. Yoğurt ve ayranla denge sağlayın Kırmızı etin içeriğinde demir ve protein bulunur, ancak aşırı tüketildiğinde sindirimi zorlayabilir. Yanında yoğurt ya da ayran gibi fermente süt ürünleri tüketmek, sindirimi destekler ve mideyi rahatlatır. Ayrıca probiyotik etkisiyle bağırsak sağlığınıza da katkı sağlar. 6. Aşırı et tüketiminden kaçının "Bayram zaten 4 gün, bir şey olmaz" demeyin. Gün içinde çok fazla et tüketmek; mide yanması, şişkinlik ve daha önemlisi kalp-damar hastalıkları açısından risk oluşturabilir. Günde 1-2 porsiyon (yaklaşık 90-150 gram) kırmızı et yeterlidir. Geri kalan öğünlerde sebze veya bakliyat ürünlerini tercih edin. 7. Tatlıda ölçülü olun Bayramın vazgeçilmezi olan baklava ve şerbetli tatlılar, bol miktarda şeker ve yağ içerir. Bu tatlılar kısa vadede kan şekerinizi hızla yükseltir, uzun vadede ise kilo alımına ve diyabete zemin hazırlayabilir. Tatlı tercihinizi sütlaç, güllaç, meyve tatlıları ve dondurma gibi daha hafif seçeneklerden yana kullanın. Miktarı ise 1 küçük porsiyon olarak sınırlayın. 8. Bol su için, hareketsiz kalmayın Et ağırlıklı beslenme vücutta daha fazla atık madde oluşmasına neden olur. Bunların vücuttan atılması için bol su içmek gerekir. Günde en az 6-8 bardak su içmeye özen gösterin. Ayrıca bayram boyunca hareketsiz kalmak yerine kısa yürüyüşler yaparak sindirim sisteminizi destekleyin ve kan dolaşımınızı hızlandırın."
Prof. Dr. Akbaş’tan büyük başarı: 2 bininci kalp ameliyatı geride kaldı
04 Haziran 2025 Çarşamba - 13:54 Prof. Dr. Akbaş’tan büyük başarı: 2 bininci kalp ameliyatı geride kaldı Kocaeli Medikal Park Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Haluk Akbaş, hastane bünyesindeki 2 bininci kalp ameliyatını başarıyla gerçekleştirdi. Prof. Dr. Akbaş, minimal invaziv küçük kesi ile yapılan ameliyatları özellikle genç ve yaşlı hastalara tavsiye ederek bu yöntemle iyileşme sürecinin büyük avantaj sağladığını belirtti. Kocaeli Medikal Park Hastanesi’nde 2 bininci ameliyatını gerçekleştiren Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Haluk Akbaş, klasik ameliyatlardan çok kapalı minimal invaziv ameliyatlarında hastaların daha çabuk iyileştiğini ve günlük hayatlarına geri döndüğüne dikkat çekti. Açık ameliyatların iyileşme süresi bakımından daha uzun zaman aldığı söyleyen Kalp ve Damar Cerrahisi Prof. Dr. Haluk Akbaş, "Açık ameliyatlarda herkesin bildiği gibi göğüs kemiği ortadan 15-20 santim kesiliyor. Göğüs kafesini ikiye ayırıyoruz. Eğer bir bypass ameliyatı yapacaksak bacaktan da damarları açarak, keserek çıkartıyoruz. Bu bir kapak ameliyatı ise bir aort anevrizması ise sadece göğsü açmak yeterlidir. Ama klasik açık ameliyatlardaki dezavantaj şudur. Göğüs kemiği kesildiği için bir tür kırık söz konusudur göğüs kemiğine alçı yapma şansımız da yoktur bu nedenle göğüs kemiğini çelik tellerle yaklaştırıp korse ile sağlamlaştırıyoruz. Ancak bu kemiğin kaynaması hastanın yaş ve cinsiyetine göre değişir, ortalama 3 ay kadar sürer. Bu süre zarfında yan dönmeyecek, oturup kalkarken, banyo tuvalete girerken yardım alacak, arabası ve bisikletini kullanmayacak gibi birçok kısıtlama oluyor. Göğümsünde büyükçe bir kesi ve yara var. Şeker hastalığı varsa biraz zaman alıyor" diye konuştu. "Genç kadın hastalarda estetik kaygılar açısından kapalı yöntem ideal" Kapalı minimal invaziv yönetimin genç, aktif hastalar ile yaşlı ve kemik erimesi olan bireyler için büyük avantaj sunduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Akbaş, genç kadın hastalarda ise estetik kaygılar açısından kapalı yöntemin ideal olduğunu ifade etti. Akbaş, "Kapalı ameliyatlarda meme altından 6-7 santimlik küçük kesi yapıyoruz. Kaburga arasından kalbe ulaşıyoruz. Arka planda, kalbe açık ameliyatta ne yapıyorsak kapalı ameliyatta da aynısını yapıyoruz. Dolayısıyla göğüs kafesiniz açılmıyor, kemiğiniz kesilmiyor, anatominiz bozulmuyor ve iyileşme olarak sadece yumuşak dokunun iyileşmesini bekliyorsunuz. Hastalar çabuk iyileşme gösteriyor. Taburcu ediyoruz, hasta arabasına binip kendi kullanarak evine gidebiliyor. Özellikle aktif dinamik hayatın içinde olan genç hastalarda ya da oldukça yaşlı kemik erimesine maruz kalmış hastalarda özellikle bunu tavsiye ediyorum. Genç kadın hastalarda muhteşem bir ameliyat. Ameliyat kesisi tamamen meme altında kalıyor ve görünmüyor bu nedenle de genç kadın hastalar mükemmel bir estetik sonuç sağlıyor." diye konuştu. "2 bin sayısı gurur vericidir" Kalp cerrahisinde 35 yılı geride bırakan Prof. Dr. Akbaş, özel hastane şartlarında 2 bin ameliyata ulaşmanın kolay olmadığını vurgulayarak, "2 bin sayısı gurur vericidir. Uzun yılardır aynı ekiple çalışıyorum. Bazı işler ekiple yapılmalıdır. Hastanenin alt yapısı da oldukça iyi, bizde tecrübeli bir kadro ile bu üretimi yapıyoruz. Bu çok gurur vericidir." dedi. Kalp cerrahisinin yüksek risk barındıran, stresli ve mental dayanıklılık gerektiren bir branş olduğunu dile getiren Prof. Dr. Haluk Akbaş, "Her ameliyat bir ip üzerinde yürümek gibi; hastayı ölümden çekip hayata döndürmeye çalışıyoruz." sözleriyle mesleğin önemini vurguladı. 2 bininci ameliyatını gerçekleştiren Prof. Dr. Haluk Akbaş ve ekibi için hastane yönetimi, meslektaşları ve çalışanlar pasta kesimi yaparak tebrik etti.
Kurban eti konusunda uzmandan 24 saat uyarısı
04 Haziran 2025 Çarşamba - 12:13 Kurban eti konusunda uzmandan 24 saat uyarısı Bağcılar Belediyesi’nde görevli diyetisyen Kübra Kaynar, vatandaşlara sağlıklı et tüketimi konusunda önemli uyarılarda bulundu. Kesilen etlerin hemen tüketilmemesi gerektiğine dikkat çeken Kaynar, "Etin 24 saat bekletilmesi sağlık açısından çok önemli. Böylece daha sağlıklı, lezzetli ve yumuşak et yemiş oluruz" dedi. Kurban Bayramı’na sayılı günler kaldı. Bağcılar Belediyesi personeli diyetisyen Kübra Kaynar da yaklaşan bayram öncesi kurban etinin tüketimiyle ilgili açıklamalarda bulundu. Kaynar, etin nasıl yenmesi gerektiğinden yemek sonrası yapılacaklara kadar birçok konuya değindi. "Misafirliklere tok gidelim" Kesimin ardından belirli bir süre geçmesi gerektiğini ifade eden Kaynar, "Etler kesildikten sonra hemen yenmemeli. Ölüm katılığı diye bir durum oluşuyor. Etin sindirimi daha zor oluyor. Etin 24 saat bekletilmesi sağlık açısından çok önemli. Böylece daha sağlıklı, lezzetli ve yumuşak et yemiş oluruz. Yemeklerde sadece et ağırlıklı da gitmememiz gerekiyor. Özelikle diyabet, tansiyon, böbrek rahatsızlığı ve gut hastalığı grubunda olanların dikkatli olması lazım" dedi. Etin yanında tatlıya da dikkat çeken Kaynar, "Her gittiğimiz evde bize tatlı ikram ediliyor. Misafirliklere tok gitsek daha iyi olur. Çünkü tatlıyı fazla kaçırabiliyoruz. Şerbetli tatlılardan uzak durmamız ve sütlü tatlıları tercih etmemiz gerekiyor" diye konuştu. Egzersizi ihmal etmeyelim Kalori alımı arttığı için fiziksel aktiviteye önem verilmesi gerektiğini belirten Kaynar, şunları söyledi: "Bayramda tatildeyiz. İşe de gitmiyoruz. Tüm günü evde geçirmemeliyiz. Egzersizlere zaman ayırmalıyız. Çok kilo almadan süreci tamamlamamız açısından egzersizlere zaman ayırmalıyız. Bu açıdan yürüyüş önemli. Egzersizi ihmal etmeyelim."
Erşan’dan Kurban Bayramı öncesi sağlık uyarıları
04 Haziran 2025 Çarşamba - 12:02 Erşan’dan Kurban Bayramı öncesi sağlık uyarıları Kayseri İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan, yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde vatandaşlara yönelik hem sağlık hem de güvenlik açısından çeşitli bilgiler paylaştı. Bayramın sağlıkla, huzurla ve sorunsuz bir şekilde geçmesi için dikkat edilmesi gereken konulara değinen Dr. Erşan; kurban kesimi, hijyen, et tüketimi ve bayram seyahatleriyle ilgili uyarılarda bulundu. Gelişi güzel, açık alanlarda yapılan kesimlerin çevre sağlığını tehdit ederek bulaşıcı hastalık riskini artırdığına dikkat çeken Dr. Erşan, "Kurban kesimi, mutlaka yetkili kurumlar tarafından belirlenmiş ve denetlenen alanlarda yapılmalı. Kesim işlemleri sırasında eldiven ve maske gibi kişisel koruyucu ekipmanlar kullanılmalı. Kurbanlık hayvanların veteriner kontrolünden geçmiş olması ve hijyenik şartlarda kesilmesi, hem halk sağlığı hem de bireysel sağlık açısından büyük önem taşımaktadır. Kesim sonrasında hayvanlarla temas eden kişiler mutlaka ellerini bol su ve sabunla yıkamalı. Ayrıca kesim alanlarının temizliğine dikkat edilmeli, kurbanlık hayvanların hastalık belirtisi bulunan iç organları ve diğer atıklar çevreye zarar vermeyecek şekilde bertaraf edilmelidir. Bu basit önlemlerle enfeksiyon riskini azaltmak mümkündür" diye konuştu. "Et tüketiminde ölçü önemli" Kurban Bayramı’nda et tüketiminin arttığına işaret eden Dr. Erşan, özellikle kronik rahatsızlığı bulunan kişilerin beslenmelerine dikkat etmeleri gerektiğini vurguladı: "Kurban eti, kesimin ardından en az 12 ila 24 saat dinlendirilerek tüketilmelidir. Bu, hem etin lezzeti hem de sindirimi açısından önemlidir. Aşırı yağlı ve kavrulmuş et tüketiminden kaçınılmalı. Kalp hastaları, tansiyon ve diyabet hastaları kırmızı eti az miktarda ve mümkünse haşlama veya ızgara olarak tüketmelidir. Etlerin saklama şartları da hayati önem taşımaktadır. Çiğ ve pişmiş etler birbirine temas etmeyecek şekilde, buzdolabında uygun ısılarda muhafaza edilmelidir. Gıda zehirlenmelerinin önüne geçmek için hijyen kurallarına mutlaka uyulmalıdır." Seyahat edenler için uyarılar Bayram süresince seyahate çıkacak vatandaşları da unutmayan Dr. Erşan, artan trafik yoğunluğuna ve muhtemel kaza risklerine karşı uyarılarda bulundu ve "Bayram tatilinde yolculuk yapacak vatandaşlarımız, yola çıkmadan önce araçlarının teknik bakımlarını mutlaka yaptırmalı. Sürücüler uykusuz ya da yorgun şekilde direksiyon başına geçmemeli. Emniyet kemeri sadece bir yasal zorunluluk değil, aynı zamanda hayat kurtarıcıdır; lütfen ihmal etmeyelim. Trafik kurallarına uymak her zaman önemli ancak bayram döneminde çok daha fazla dikkat gerektiriyor. Bayramı sevdiklerimizle birlikte huzur içinde geçirebilmek için önce kendi can güvenliğimizi sağlamalıyız" şeklinde konuştu. "Sağlıklı ve huzurlu bir bayram dileğiyle" Dr. Mehmet Erşan, tüm vatandaşların Kurban Bayramı’nı kutlayarak sözlerini şu şekilde tamamladı: "Bayramlar, yardımlaşma ve dayanışmanın en güzel yaşandığı zamanlardır. Bu manevi havayı yaşarken sağlığımıza dikkat etmeyi ihmal etmeyelim. Alacağımız küçük önlemler yaşanabilecek olumsuz durumların önüne geçebilir. Tüm vatandaşlarımızın Kurban Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyor; sağlık, huzur ve mutluluk dolu bir bayram geçirmelerini temenni ediyorum" dedi.