SAĞLIK
Hantavirüste gıda hijyeni 15 Mayıs 2026 Cuma - 22:09:14 Acıbadem Kayseri Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Ersoy, hantavirüsle ilgili Türkiye’de şu anda bir pandemi sürecinin olmadığını söyleyerek, "Gıdaların kemirgenlerden korunması önem arz ediyor" dedi. Prof. Dr. Yasemin Ersoy, hantavirüsün 2 ana klinik tablo ile görüldüğünü söyleyerek, "Hantavirüs bir anda gündemimize çok yoğun şekilde girdi. Adı üstünde viral bir hastalık aslında. En başlıca kaynağı ise kemiriciler. Kemiricilerin ve böcekçillerin idrarı , dışkısı ve tükürükleri bu virüsle enfekte ve bulaşta söz konusu olabiliyor. Hantavirüs aslında 1978’de ilk kemiricilerde saptandıktan sonra insanlarda görülmeye başlanmış. Kırktan fazla virüs türü var dünyada tanımlanmış. Fakat özellikle bu seyahat gemisiyle ilişkili hantavirüste Arjantin’de endemik görülen bir hantavirüsün olduğunu görüyoruz ki bu hantavirüs özellikle insandan insana bulaşın en kolay olduğu ya da bulaşabilen hantavirüs olarak söyleyebiliriz. Başlıca da aerosol dediğimiz damlacıklar yoluyla insanlara bulaşabilmektedir. Hantaviüs 2 ana klinik tabloya neden oluyor. Biri akciğerde ödemle görülen kardiyopulmoner sendrom ki bu tabloda genellikle 14 ile 17 günlük ortalama kuluçka süresi ki bu yedi haftaya kadar da uzun olabilir. Temastan sonraki hastalıklar ortaya çıkana, bulgular ortaya çıkana kadarki dönem. Bir hafta kadar süren ateş, kas ağrıları, halsizlik, baş ağrısı ile giden bir dönemin ardından hızla kötüleşme, hipertansiyon ve akciğer ödemi tablosuyla karşımıza çıkabiliyor. Bu tabloya gelmiş hastalarda 24 saat içerisinde ölüm riski oldukça artmış olduğunu görüyoruz. Diğeri ise renal sendrom yani böbrek tutulumuyla seyreden bir tablo. Bu ise böbrek yetmezliği kliniği şeklinde giden ileri dönemlerinde kanamalı tablolara neden olan bir hastalığa neden oluyor. Başlıca klinik tablolar böyle" dedi. Hantavirüsle ilgili alınacak önlemlerin başında gıdaların kemirgenler ve böceklerin dışkılarından korunması geldiğini söyleyen Prof. Dr. Ersoy, "Bu hantavirüs özellikle bir kemirici ve böcekçillere özel bir grup. Her kemirici grubunun hantavirüsü de ayrı diyebiliriz. Dolayısıyla bunların endemik görüldüğü kemiricilerde bu virüsün, hantavirüsün görüldüğü durumlarda özellikle yiyeceklere, gıdalara ve insanlara kemirici çıkartılarının, tükürüğünün, salyasının, dışkısının ulaşmaması lazım. Dolayısıyla korunma önlemlerimiz de başlıca bu noktada olacak. Gıdalara ve insanlara bu kemirici ve böcekçillerin ulaşmasını, çıkartılarının bulaşmasını engellemek en önemli nokta. Bu gemideki olayla ilgili olarak ise aerosol yoluyla, damlacıkla bulaşın olduğu tür demiştim bunun için zaten. Burada ise özellikle temas ve damlacık önemli, insandan insana bulaş söz konusu olduğu için zaten o kişiler şu anda karantina altındalar. Dolayısıyla rastgele bir temas söz konusu değil. Bu yönden de bir panik havasına gerek olmadığını, Dünya Sağlık Örgütü’nün ve Avrupa Enfeksiyon Kontrol Örgütü’nün de burada bir salgın olmadığını belirttiklerini ve vakaların takip sürecinde olduğunu söylememiz lazım. Şu anda bir salgın riski yok, bir pandemi riski yok görünmekte. Dolayısıyla bir vaka varsa o insanla temas konusunda dikkatli olunması lazım tabi ki. Fakat şu anda gemiden ayrılan insanlar karantinada olduğu için şu anda insandan insana bulaşla ilgili panik olmaya, tedirgin olmayı gerektiren bir durum olmadığını söylemek isterim" ifadelerini kullandı.
15 Mayıs 2026 Cuma - 19:26 Muş Devlet Hastanesi’nde "Vefa Masası" kuruldu Muş Devlet Hastanesi’nde şehit aileleri, gaziler, engelli bireyler ve 65 yaş üstü vatandaşların hastane işlemlerini kolaylaştırmak amacıyla "Vefa Masası" hizmete açıldı. Muş Vatan Kahramanları Şehit ve Gazi Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin girişimleri sonucu, Muş İl Sağlık Müdürlüğü ile Muş Devlet Hastanesi Başhekimliği iş birliğinde kurulan "Vefa Masası", vatandaşların sağlık hizmetlerine daha kolay ulaşmasını hedefliyor. Uygulama kapsamında hastane içerisindeki işlemlerde destek sağlanacak, yaşanan sorunların çözümü için rehberlik hizmeti verilecek. Açılış programında konuşan Muş İl Sağlık Müdürü Dr. Erol Emre Ömür, Engelliler Haftası kapsamında hayata geçirilen uygulamanın önemli bir sosyal destek hizmeti olduğunu belirtti. Ömür, engelli bireyler, şehit aileleri, gaziler ve yaşlı vatandaşların hastaneye girişlerinden çıkışlarına kadar her aşamada destekleneceğini ifade ederek, devletin tüm vatandaşlara eşit sağlık hizmeti sunma sorumluluğu bulunduğunu söyledi. Muş Bedensel Engelliler Derneği Başkanı Bedri Korkmaz ise kentte uzun süredir hissedilen önemli bir eksikliğin giderildiğini belirterek, engelli bireylerin yaşadığı sorunları doğrudan iletebileceği bir birimin kurulmasının memnuniyet verici olduğunu kaydetti. Korkmaz, uygulamanın engelli vatandaşların yanı sıra şehit aileleri ve gazilerin sorunlarının çözümüne de katkı sağlayacağını dile getirdi. Muş Vatan Kahramanları Şehit ve Gazi Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Yusuf Olcan da yapılan görüşmeler sonucunda projenin hayata geçirildiğini belirterek, destek veren Muş İl Sağlık Müdürlüğü ile hastane yönetimine teşekkür etti. Olcan, "Vefa Masası"nın şehit aileleri, gaziler ve engelli bireyler için önemli bir hizmet olacağını ifade etti. Programa Muş Kamu Hastaneleri Birliği Başkanı Uzm. Dr. Ayşe Rümeysa Doğruyol, Muş Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Yalçın Güzel, şehit ve gazi yakınları, gaziler, engelli bireyler ve vatandaşlar katıldı.
15 Mayıs 2026 Cuma - 18:04 "Küresel panik yersiz, bireysel korunma şart" Dünya gündemine oturan MV Hondius keşif gemisindeki hantavirüs vakaları, pandemilerin gölgesindeki kamuoyunda yeni bir endişe dalgasına neden oldu. Konuyu akademik bir perspektifle değerlendiren İstanbul Arel Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel virüsün yayılım dinamiklerini ve bulaşma risklerini mercek altına alarak kritik değerlendirmelerde bulundu. Pandemilerin ardından dünya, yeni bir virüs haberiyle bir kez daha tetikte. Arjantin’den ayrılan MV Hondius adlı keşif gemisinde görülen hantavirüs vakaları, İsviçre’den ABD’ye uzanan geniş bir temaslı takibini beraberinde getirdi. İstanbul Arel Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel, merak edilen tüm soruları yanıtladı. "Bu virüs yeni bir düşman değil" Süreci değerlendiren Dr. Aylin Dağ Güzel, öncelikle hantavirüsün tarihsel arka planına dikkat çekerek, "Hantavirüsler aslında tıp dünyası için yeni değil. Biz bu grubu, Bunyaviridae ailesine mensup, zarflı RNA virüsleri olarak 1978 yılından beri yakından tanıyoruz. Temel olarak kemirgenler ve böcekçiller aracılığıyla yayılım gösteren bu virüslerin bugün tanımlanmış en az 40 türü bulunuyor. Her virüs tipi, kendine özgü bir kemirgen türüyle konakçılık ilişkisi kurar. Yani aslında doğada uzun yıllardır var olan zoonotik bir etkenden bahsediyoruz" dedi. "Andes virüsünü diğerlerinden ayıran kritik fark" MV Hondius gemisindeki vakaların neden bu kadar ses getirdiğine açıklık getiren Güzel, "Andes" türünün altını çizerek, "Şu an dünya gündemini meşgul eden asıl mesele, Arjantin’e özgü olan Andes Hantavirüsü (ANDV). Bu türü diğerlerinden ayıran çok kritik, hatta benzersiz bir nokta var: Andes virüsü, dünyada insandan insana bulaşabildiği belgelenmiş tek Hantavirüs türüdür. Gemiyle bağlantılı 8 vakanın 6’sının kesinleşmesi ve 3 kayıbın olması, virüsün vücut sıvılarında (kan, tükürük, idrar) tespit edilebilmesi endişeleri artırdı. Ancak literatürdeki veriler ve Dünya Sağlık Örgütü’nün güncel raporları, bu karşılaştığımız MV Hondius gemisindeki vakaların insandan insana bulaşma sonucu olmadığı, hastalığın geçişinin bu yolla son derece nadir gerçekleştiğini gösteriyor. Şu an için yaygın ve süregelen bir pandemi riskinden bahsetmek doğru olmaz; ancak temaslı takibi ve izolasyon hayati önemdedir" diye konuştu. "İki farklı coğrafya, iki farklı hastalık" Hastalığın seyrine ve coğrafi dağılımına dair detaylı bilgi veren Dr. Güzel, "Hantavirüs dediğimizde tek bir hastalıktan bahsetmiyoruz. Amerika kıtasında Sin Nombre ve Andes gibi virüsler, ağır akciğer tutulumu ve yüksek ölüm oranıyla seyreden Hantavirüs Kardiyopulmoner Sendromu’na (HCPS) yol açıyor. Bizim de içinde bulunduğumuz Avrupa ve Asya coğrafyasında ise Puumala ve Dobrava gibi virüsler; ateş, kanama ve akut böbrek yetmezliği ile karakterize olan Renal Sendromla Seyreden Hemorajik Ateş (HFRS) tablosuna neden oluyor" dedi. Türkiye için risk analizi ve korunma yolları Türkiye’deki durumu da değerlendiren Dr. Güzel, vatandaşlara yönelik şu uyarılarda bulundu: "Türkiye’de hantavirüslerin yaban hayatındaki kemiricilerdeki varlığı, ilk kez 2004 yılında yayınlanmış bir saha çalışmasında bildirilmiştir. Zonguldak-Bartın’da 2009’da da ilk vaka rapor edilmiştir. Ancak Türkiye’deki vakalar genellikle Avrupa tipi (Renal Sendromla Seyreden Hemorajik Ateş -HFRS) olup, ölüm oranları Amerika kıtasına kıyasla oldukça düşüktür. Genellikle kırsal alanlarda, atıl bırakılmış depolarda veya kemirgenlerin yoğun olduğu bölgelerde, virüslü atıkların solunmasıyla ortaya çıkan sporadik vakalar görüyoruz. Vatandaşlarımıza en büyük uyarım; kapalı, uzun süre kullanılmayan depo ve bodrum gibi alanlara girmeden önce mutlaka ortamı havalandırmalarıdır. Temizlik yaparken kuru süpürmeden kaçınılmalı, virüsün havaya karışmasını önlemek için ortam dezenfektanla ıslatılmalıdır. Riskli alanlarda maske (mümkünse N-95), koruyucu gözlük ve eldiven kullanımı bir seçenek değil, zorunluluktur." "Erken tanı hayat kurtarır" Hastalığın başlangıçta griple (influenza) çok kolay karıştırılabileceğini belirten Güzel, son olarak tedavi süreçlerine ilişkin şöyle dedi: "İlk evrede yüksek ateş, halsizlik ve şiddetli kas ağrıları görülür. Eğer kişi son dönemde kemirgenlerin bulunduğu bir ortamda bulunduysa ve bu belirtilere nefes darlığı veya böbrek ağrısı ekleniyorsa, vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Şu an için onaylanmış bir aşımız ya da virüse özgü spesifik bir ilacımız yok. Ancak erken tanı sonrası sağlanan yoğun bakım desteği ve sıvı dengesinin korunması, hayatta kalma şansını en üst seviyeye çıkarıyor. Özetle; 12 Mayıs 2026 itibarıyla küresel bir panik havasına gerek yok, ancak bireysel korunma ve profesyonel izlem bugün her zamankinden daha önemli."
15 Mayıs 2026 Cuma - 17:02 Kansere karşı sesler yükseldi: Sağlık, eğitim ve sanat tek çatı altında buluştu KOCAELİ (İHA) – Kocaeli’de Büyük Anadolu Hastaneleri tarafından kanserde farkındalık oluşturmak amacıyla hayata geçirilen "S.E.S Projesi – Sağlık, Eğitim, Sanat Buluşması" etkinliğinde sağlık, eğitim ve sanat bir araya geldi. Toplum sağlığını yalnızca tedavi hizmetleriyle değil, koruyucu sağlık yaklaşımı ve sosyal sorumluluk projeleriyle de desteklemeyi hedefleyen Büyük Anadolu Hastaneleri, bu etkinlikle bir özel günü toplumsal faydaya dönüştürdü. Hastanenin Darıca’daki yeni hizmet binasında faaliyetlerine başlamasının ikinci yıl dönümü olan tarihi, farkındalık hareketinin ses getirdiği bu özel organizasyonla taçlandırıldı. Gebze’de bir alışveriş merkezinde gerçekleştirilen etkinlikte, kansere karşı toplumsal farkındalık oluşturulması ve erken tanının önemine dikkat çekilmesi amaçlandı. Yoğun katılımla düzenlenen organizasyonda vatandaşlar, sağlık alanındaki bilgilendirme programlarının yanı sıra çeşitli sanat ve kültür etkinliklerine katıldı. Programda, Büyük Anadolu Hastanesi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Nilgün Yönten ile TBMM Başhekimi ve Genel Cerrah Prof. Dr. Mustafa Şahin, kanserde erken tanının hayati önemi ve korunma yolları üzerine değerli bilgiler paylaştı. Program kapsamında öğrenciler tarafından müzik dinletileri ve folklor gösterileri sahnelenirken, tiyatro performansları ve sanat atölyeleri de katılımcılardan ilgi gördü. Sağlık mesajlarının sanat ve eğitim etkinlikleriyle desteklendiği organizasyonda, kansere karşı toplumsal bilinç oluşturulmasının önemine vurgu yapıldı. "S.E.S Projesi" ile sağlık, eğitim ve sanat kavramlarının bir araya getirilerek kansere karşı toplumsal farkındalık oluşturulmasının hedeflendiği belirtildi. Programa çok sayıda protokol üyesi ve vatandaşlar katıldı.
Şırnak’ta şap hastalığı tespit edildi bir köy karantinaya alındı
05 Haziran 2025 Perşembe - 14:54 Şırnak’ta şap hastalığı tespit edildi bir köy karantinaya alındı Şırnak’ın Güçlükonak ilçesine bağlı Çobankazanı köyünde, sahada görev yapan ekiplerin yürüttüğü rutin kontroller sırasında bir işletmede şap hastalığına rastlandı. Olayın ardından bölgedeki hayvan hareketlerine ilişkin acil tedbirler devreye alındı. Güçlükonak ilçesine bağlı Çobankazanı köyünde 27 Mayıs’ta Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri tarafından yapılan rutin çalışmaları sırasında bir işletme de şap hastalığına yakalanan hayvan tespit etti. Ekipler tarafından acil eylem planı oluşturularak hastalık tespit edilen köy ve çevre köylerde ilçe Sağlık Zabıta Komisyonu’nun aldığı karar doğrultusunda, büyükbaş ve küçükbaş hayvanların giriş-çıkışları ikinci bir emre kadar yasaklandı. Şırnak Tarım ve Orman İl Müdürlüğü yetkilileri, şap hastalığının yayılımını önlemek amacıyla gözetim bölgesinde dezenfeksiyon çalışmaları ve hayvanlara yönelik sağlık taramaları başlatıldığını bildirdi. Ayrıca bölgede bulunan tüm çiftçilere yönelik bilgilendirme ve eğitim faaliyetleri yürütülüyor. Veteriner ekiplerinin sahadaki çalışmaları aralıksız sürerken, vatandaşların alınan önlemlere uymaları ve hayvan hareketleri konusunda dikkatli olmaları istendi. Hastalığın yayılımını önlemek için tüm tedbirler alınmıştır. Süreç hassasiyetle takip edildiği belirtildi.
Yoğun bakımda ruh sağlığı sanal gerçeklik projesi ile korunacak
05 Haziran 2025 Perşembe - 14:29 Yoğun bakımda ruh sağlığı sanal gerçeklik projesi ile korunacak Bartın Üniversitesinin (BARÜ) Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu tarafından desteklenen projesiyle yoğun bakım hastalarında yaşanan ruh sağlığı ve uyku bozukluklarının azaltılması amacıyla sanal gerçeklik (VR) teknolojisi kullanılacak. Bartın Üniversitesi (BARÜ) Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Sağlık Bakım Hizmetleri Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Elçin Sebahat Kasapoğlu yürütücülüğünde, Ece Kara’nın bursiyer olarak yer aldığı proje, TUBİTAK 1002-A Hızlı Destek Modülü kapsamında desteklenmeye hak kazandı. Dr. Öğr. Üyesi Elçin Sebahat Kasapoğlu ve Ece Kara’nın yaptığı açıklamada "Yoğun Bakım Hastalarında Sanal Gerçeklik Kullanımının Anksiyete, Deliryum ve Uyku Bozukluklarına Etkisi" başlıklı proje ile kapalı yoğun bakım ortamının hastalarda oluşturulan olumsuz etkileri azaltmak amacıyla sanal gerçeklik (VR) teknolojisi kullanılacağı belirtildi. Proje, hastalarda zaman ve mekân algılarında yaşanan bozulmaları önleyerek deliryum riskini azaltmayı, ortamın getirdiği stresi ve anksiyeteyi düşürmeyi, gece-gündüz döngüsünün hatırlatılmasıyla uyku kalitesini artırmayı amaçlıyor. Proje hakkında bilgiler veren Dr. Öğr. Üyesi Kasapoğlu, "Yoğun bakım üniteleri, kritik durumdaki hastaların hayati fonksiyonlarını sürdürmeleri için özelleşmiş birimlerdir. Ancak bu ortamda bulunan hastalar, uzun süreli immobilizasyon, invaziv girişimler, iletişim zorlukları, uykusuzluk ve çevresel faktörler gibi birçok fizyolojik ve psikolojik stresöre maruz kalabilmektedir. Bu durumlar, anksiyete, deliryum ve uyku bozuklukları gibi ciddi komplikasyonlara yol açarak hastaların iyileşme süreçlerini olumsuz etkilemektedir. Hazırladığımız projeyle sanal gerçeklik (VR) teknolojisi kullanarak bu olumsuzlukları gidermeye yönelik yenilikçi bir hemşirelik girişimi sunmayı hedefliyoruz" dedi. BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya ise TUBİTAK tarafından desteklenmeye hak kazanan çalışmaları dolayısıyla Dr. Öğr. Üyesi Elçin Sebahat Kasapoğlu ile Ece Kara’yı tebrik ederek başarılarının devamı diledi.
Hayat Hastanesi’nde hedef sürdürülebilir bir gelecek
05 Haziran 2025 Perşembe - 14:01 Hayat Hastanesi’nde hedef sürdürülebilir bir gelecek Hayat Hastanesi, çevreye duyarlı sağlık hizmetleri sunma vizyonu doğrultusunda, hem toplum sağlığı, hem de sürdürülebilir bir gelecek için çalışmalarını sürdürüyor. 5 Haziran Dünya Çevre Günü nedeniyle Hayat Hastanesi’nin çevre ve sürdürülebilirlik çalışmalarını paylaşan Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Betül Kabalar, sürdürülebilirlik ve çevre bilincinin sağlık sektöründeki önemine vurgu yaprak, "Hayat Hastanesi olarak bu anlayışla hareket ediyor ve daha yaşanabilir bir dünya için çalışmalar yapıyoruz" dedi. Açıklamasında 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nü kutlayan Betül Kabalar, "Sağlık sadece bireylerin değil, tüm canlıların ve ekosistemlerin sağlıklı bir çevrede yaşamalarıyla mümkündür" diye konuştu. Kabalar, sürdürülebilirlik çalışmaları kapsamında Orhaneli İlçesi Sırıl Mahallesi’nde 54 bin metrekarelik arazide kurulan 3 MW Güneş Enerji Santrali ile yıllık 4 milyon 400 bin KWH enerji üretimi yaptıklarını ve enerji ihtiyacının büyük bölümünü buradan karşıladıklarını kaydetti. Böylelikle doğalgaz ve kömür gibi fosil yakıt tüketimini minimuma indirdiklerini söyleyen Kabalar, "Bu sayede hem karbon ayak izimizi azaltıyor, hem de gelecek nesillere daha temiz bir dünya bırakmayı hedefliyoruz" dedi. Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Betül Kabalar, sürdürülebilirlik anlayışıyla ayrıca, atık yönetimi ve geri dönüşüm süreçlerini titizlikle uyguladıklarını, su tasarrufu ve enerji verimliliği alanlarında sürekli iyileştirme çalışmaları yürüttüklerini, ilaveten çevre dostu uygulamalar ve eğitim programlarıyla çalışanların ve toplumun çevre bilincini artırmayı hedeflediklerini de açıkladı. Kabalar, açıklamasını "Hayat Hastanesi olarak sağlıklı bir gelecek için yalnızca insan sağlığını değil, aynı zamanda doğamızın korunmasını da öncelikli görevimiz kabul ediyoruz. Hem çevreyi hem de toplumsal dayanışmayı önemseyerek sürdürülebilir bir gelecek için el ele vermeye ve daha güzel yarınlar için çalışmaya devam edeceğiz. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmak herkesin görevi" ifadeleriyle tamamladı.
Ağrı Veteriner Hekimler Odası’ndan kurbanlık uyarısı: Küpesiz hayvan almayın
05 Haziran 2025 Perşembe - 13:29 Ağrı Veteriner Hekimler Odası’ndan kurbanlık uyarısı: Küpesiz hayvan almayın Ağrı Veteriner Hekimler Odası Başkanı Osman Aldoğan, Kurban Bayramı öncesi vatandaşlara kurbanlık hayvan alımı ve kesimi konusunda önemli uyarılarda bulundu. Aldoğan, hayvanların sağlık durumları, belgeleri ve kesim koşullarına dikkat edilmesinin halk sağlığı açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Kurbanlık hayvan seçiminde dikkat edilmesi gereken hususlara değinen Aldoğan, "Büyükbaş hayvanlarda Tarım ve Orman Bakanlığı’na kayıtlı olduğunu gösteren kulak küpesi, pasaport ve Veteriner Hekim tarafından düzenlenmiş sevk raporu bulunmalıdır. Bu belgeler hayvanın sağlıklı olduğunu, bulaşıcı hastalıklardan ari olduğunu ve gerekli aşılarının yapıldığını gösterir. Küçükbaş hayvanlar için de aynı şekilde kulak küpesi, pasaport ve sevk raporu aranmalıdır" dedi. Kurbanlık alırken yaş tayininin ve hayvanın kurbanlık vasfını taşıyıp taşımadığının uzman kişilerce kontrol edilmesinin gerektiğini vurgulayan Aldoğan, vatandaşları bilinçli hareket etmeye çağırdı. Aldoğan, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından geliştirilen "TARIMCEBİMDE" mobil uygulaması sayesinde vatandaşların hayvanların kulak küpe numarası ile birçok bilgiye ulaşabileceğini belirtti. Kurban kesiminin, belediyelerin izin verdiği alanlarda veya Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan onaylı kesimhanelerde yapılması gerektiğine dikkat çeken Aldoğan, "Kesim işlemleri hijyenik ortamlarda, hayvan refahı gözetilerek ve ehil kişiler tarafından gerçekleştirilmelidir. Kesim sırasında ya da sonrasında ette veya organlarda herhangi bir şüpheli durum fark edilirse, mutlaka alandaki görevli veteriner hekime bilgi verilmeli, gerekirse tutanak tutulmalıdır" ifadelerini kullandı. Aldoğan açıklamasında, "Veteriner Hekimler Odası olarak, Yönetim Kurulumuz adına tüm İslam aleminin Kurban Bayramı’nı tebrik eder, bayramın sağlık, huzur ve bereket getirmesini Yüce Allah’tan niyaz ederiz" sözleriyle bayram mesajını da iletti. Aldoğan, insanlarda görülen hastalıkların %60’ının hayvan kökenli olduğuna, gıda kaynaklı risklerin ise %90’ının hayvansal ürünlerden kaynaklandığına dikkat çekerek, sağlıklı kurbanlık hayvan tüketiminin halk sağlığı açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.
Yanlış pişirilen et kansere davetiye çıkarabilir
05 Haziran 2025 Perşembe - 13:03 Yanlış pişirilen et kansere davetiye çıkarabilir Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu, sağlıklı bir bayram için doğru beslenme önerilerini sıraladı. Özbingül, "Eti sebzelerle pişirin, mangalda yüksek ısıdan kaçının, etleri dinlendirerek ve marine ederek tüketin" uyarılarında bulundu. Bayram dönemlerinde rutin beslenme düzeni büyük ölçüde değişebiliyor ve bu değişimler aşırıya kaçabiliyor. Tatlı ve et tüketiminin arttığı Kurban Bayramı’nda ise beslenmeye çok daha fazla dikkat etmek gerekiyor. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Diyetisyeni Banu Özbingül Arslansoyu, Kurban Bayramı’nda doğru beslenme önerilerinde bulunarak diyabet hastalarına şeker tüketiminde aşırıya kaçmamaları; hipertansiyon, kalp ve damar hastalıkları ile benzer kronik hastalığı olan kişilere ise et tüketimini kontrollü yapmaları gerektiğini hatırlattı. Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu, sağlıklı bir bayram için doğru beslenme önerilerinde de bulundu. "Etleri, sebzelerle pişirin" Kırmızı etin doymuş yağ ve kolesterolden zengin bir besin olduğunu söyleyen Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu, üzerinde görünen yağlı kısım etten ayrılsa bile kırmızı etteki ortalama yağ oranının yüzde 20 olduğunu söyledi. Kronik hastalığı olan bireylerin yağsız ya da az yağlı etleri tercih etmesi gerektiğini söyleyen Diyetisyen Özbingül Arslansoyu, etlerin haşlama ya da ızgara şeklinde tüketilmesine dikkat edilmesi gerektiğini hatırlatarak şu ifadeleri kullandı: "Etler haşlama ya da ızgara tercih edilmeli, kızartmadan kaçınılmalıdır. Etle yapılan yemekler kendi yağı ile pişirilmeli, ilave yağ eklenmemelidir. Etler E ve C vitamini içermez. Bu nedenle etlerin mutlaka sebzelerle birlikte pişirilmesi gerekir. Bu yöntem hem besin çeşitliliğini sağlayacak hem de bazı minerallerin vücut tarafından emilimini arttıracaktır." "Mangalın ısısına dikkat edin" Bayram denilince akla ilk gelenin mangal olduğunu söyleyen Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu, mangalda pişirilen etlere uygulanan yöntemin çoğunlukla yanlış olduğunu belirtti. Yanlış pişirme yöntemlerinin ette kanserojen maddelerin oluşmasına sebep olduğunu söyleyen Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu, etin yüksek sıcaklıkta pişip yanması sonucunda heterosiklik, aminler ve polisiklik aromatik hidrokarbon (PAH) denilen kanserojen maddelerin ortaya çıktığını belirtti. Özbingül Arslansoyu, bu maddelerin etten ateşe damlayan yağlar nedeniyle çıkan dumanın etle temasından oluştuğunu belirtti. "Etlerin baharat ve otlarla marine edilmesi kanserojen madde oluşumunu azaltıyor" Yüksek ateşin ette kanserojen maddelerin açığa çıkmasına ve B grubu vitaminlerin kaybına yol açtığını söyleyen Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu, mangalın harlı ateşte yapılmaması gerektiği konusunda uyarılarda bulunarak kömür közüyle et arasında en az 15 santimetrelik bir mesafenin bulunması gerektiğini ve etlerin alevle yakılarak pişirilmemesi gerektiğini söyledi. Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu, "Pişirme öncesi etlerin bazı baharat ve otlarla marine edilmesi kanserojen madde oluşumunu azaltır. Bu yüzden etlerinizi marine edin. Mangal ve ızgaralarınızı her kullanımdan sonra çok iyi temizleyerek, oluşmuş kanserojen maddelerin bir sonraki yemeğinize aktarılmasını önleyin. Ateşe damlayan yağ ile açığa çıkan kanserojen maddelerin oluşumunu azaltmak için yağlı etlerden kaçının" ifadelerini kullandı. "Etleri tüketmeden önce dinlendirin" Özellikle Kurban Bayramı’nda çok sayıda hayvanın kesilmesi ile kesim öncesi ve sonrasında gereken kontrol ve hijyen kurallarına uyulmaması ile hastalıkların ortaya çıktığını söyleyen Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu, kurbanlık hayvanın kesiminden sonra "rigor mortis" adı verilen ölüm sertliğinin ortaya çıktığını ve etlerin bekletilmeden bu sertlikle tüketilmesi durumunda midede şişkinlik ve hazımsızlık gibi sıkıntılara yol açacağını belirtti. Diyetisyen Banu Özbingül Arslansoyu şöyle devam etti: "Bunu önlemek için etler kesildikten hemen sonra 5-6 saat serin bir yerde (14-16 C), sonrasında 18-19 saat da buzdolabında bekletilmeli. Böylece etler, toplamda 24 saat bekletildikten sonra tüketmelidir. Etler kesinlikle çiğ ya da az pişmiş olarak tüketilmemeli, büyük parçalar halinde değil, birer yemeklik olacak şekilde küçük parçalara ayrılarak buzdolabı poşetinde, buzdolabında ya da derin dondurucuda saklanmalıdır. Bu şekilde hazırlanan etler buzdolabında 3 gün, derin dondurucuda 3 ay muhafaza edilebilmektedir. Kıyma olarak saklanacaksa bu sürenin daha da kısa olduğunu unutmayın. Etler dondurulduktan sonra buzdolabında çözdürülmeli, çözünen et hemen pişirilmeli, tekrar dondurulmamalıdır." Uzmanından bayram günü için beslenme önerileri Güne hafif bir kahvaltı ile başlayın Az ve sık aralıklarla beslenin Şerbetli tatlılar yerine sütlü ve meyveli tatlıları tercih edin Tabağınızın dörtte birini et, dörtte birini tahıl, kalan kısmını ise sebze yemekleri ve salatadan oluşturun Bol su tüketin Aç karnına bayram ziyaretine gitmeyin Fiziksel aktivitenizi arttırın.
Acil Servisi Uzmanı Dr. Qatada Aldabbas’tan uyarılar
05 Haziran 2025 Perşembe - 13:00 Acil Servisi Uzmanı Dr. Qatada Aldabbas’tan uyarılar Özel Hayat Hastanesi Acil Servisi’nden Uzm. Dr. Qatada Aldabbas, Kurban Bayramı’nda artan kesici alet kullanımı nedeniyle oluşabilecek yaralanmalara karşı vatandaşları uyardı. "Bayram coşkusunun, dikkatsizlik nedeniyle kazalara dönüşmemesi için önlem almak çok önemli" diyen Uzm. Dr. Qatada Aldabbas, özellikle kurban kesimi sırasında sıkça yaşanan el, kol ve bacak kesileri ile derin yaralanmalar konusunda önemli uyarılarda bulundu. Uzm. Dr. Qatada Aldabbas, "Kurban kesimi sırasında en sık karşılaştığımız yaralanmalar, el ve parmak kesileri, tendon yaralanmaları ve damar yaralanmalarıdır. Bu tip yaralanmalar bazen ciddi kanamalara yol açabilir. Özellikle kalabalık ve telaşlı ortamlarda dikkat dağınıklığı bu riskleri artırıyor" şeklinde konuştu. Uzm. Dr. Aldabbas, kurban kesimi sırasında şu önemli tedbirleri önerdi:Kesim işlemi uzman kişiler tarafından yapılmalı, mümkünse yetkili kesimhanelerde veya hijyenik ortamlarda gerçekleştirilmelidir.Kesim sırasında eldiven kullanılmalı ve kaymaz, sağlam bir yüzey tercih edilmelidir.Kesici aletlerin kontrolü ve keskinliği önceden kontrol edilmelidir.Olası yaralanmalarda kanamayı durdurmak için steril gazlı bez veya temiz bir bezle baskı uygulanmalı ve hemen sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Özel Hayat Hastanesi Acil Servisi’nden Uzm. Dr. Qatada Aldabbas açıklamasının sonunda, "Özellikle büyük ve derin kesilerde damar, sinir veya tendon hasarı söz konusu olabilir. Bu nedenle ilk yardım sonrasında mutlaka profesyonel bir sağlık değerlendirmesi yapılmalıdır" dedi.
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, yeni sağlık uygulamalarını ardı ardına açıkladı
05 Haziran 2025 Perşembe - 12:36 Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, yeni sağlık uygulamalarını ardı ardına açıkladı Denizli’de Şehir Hastanesi ve Acil Durum Hastanesi inşaat alanında incelemelerde bulunan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, 500 yataklı Acil Durum Hastanesinin yılsonuna kadar tamamlanarak hizmete açılacağını duyurdu. Sağlıkta yeni çalışmaların müjdesini de duyuran Bakan Memişoğlu, boy kilo ölçümlerinde 2 milyonu bulan sayının Temmuz ayında 10 milyona kişiye çıkarmayı hedeflediklerini açıkladı. Bir dizi ziyaret kapsamında Denizli’ye gelen Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ilk olarak Denizli Valiliğini ziyaret etti. Denizli Valisi Ömer Faruk Coşkun tarafından karşılanan Bakan Memişoğlu, Valilik ziyaretinin ardından ise inşası devam eden Şehir Hastanesi ve Acil Durum Hastanesi inşaat alanın geçti. Burada yetkililerden bilgiler alan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, daha sonra açıklamalarda bulundu. Denizli Acil Durum Hastanesi’nde çalışmaların sona gelindiğini ifade eden Bakan Memişoğlu, "Şehir Hastanesini bin yatakla insanlarımıza 2027 yılında sağlık hizmeti sunar hale getireceğiz. Bunun yanında çok önemsediğimiz 500 yataklı Acil Durum Hastanemizi de bu sene sonu itibariyle insanlarımızın hizmetine sunacağız. İnşaatımız hızlı ilerlemekte. Her türlü altyapıya haiz Acil Durum Hastanemiz hizmete girecek. Bu konuda arkadaşlarımız gece gündüz çalışıyor. 2026 yılı başından itibaren Denizlilerin hizmetine alacağız. Kale ilçesinde 25 yataklı bir hastane inşaatına başlayacağız. 2025 yılı sonunda temelini atmış olacağız. Sarayköy’de 100 yataklı Fizik Tedavi Hastanesini yatırım programımıza aldık. Çalışmalarına çok kısa sürede başlayacağız" dedi. "Kilo ölçümlerinde 2 milyon insana ulaştık. Hedefimiz Temmuz ayında 10 milyon insana ulaşmak" Sağlık alanında devam eden çalışmalar hakkında da bilgiler veren Bakan Memişoğlu, "Hareketli yaşamı teşvik etmeye çalışıyoruz. İnsanlarda bu bilinci oluşturmaya çalışıyoruz. Kilo vererek sağlıklı yaşam konusunda insanlarımızın gelmesini değil, biz sağlıkçılar olarak insanlarımıza ulaşıp, onlarda bunu farkındalığını oluşturarak sağlıklı kalmalarını sağlamaya çalışıyoruz. 80 yaş üzerindeki yaşlılarımızın raporları ve ilaçları bitmeden elektronik ortamda tespitini yaparak, ilaçlarını, raporlarını evlerine ulaştırır hale geldik. Şu ana kadar 16 bin yaşlımıza bu hizmeti verdik. Aynı zamanda yatalak olan insanlarımıza da bu hizmeti vermeye devam ediyoruz. Kilo ölçümlerinde 2 milyon insana ulaştık. Hedefimiz Temmuz ayında 10 milyon insana ulaşmak. Şu anda Sağlıklı Yaşam Merkezlerimize de başvurular yüzde 30 artmış durumda. Vatandaşlarımıza bu hassasiyetlerinden dolayı teşekkür ediyorum. Kilo bir süre sonra birçok hastalıkla yaşam kalitesini etkiliyor" ifadelerini kullandı.
Bu otel zengin mineralli termal sularıyla farklı bir deneyim sunuyor
05 Haziran 2025 Perşembe - 12:35 Bu otel zengin mineralli termal sularıyla farklı bir deneyim sunuyor Türkiye’nin önde gelen termal bölgelerinden Afyonkarahisar’da konumlanan Oruçoğlu Termal Otel misafirlerine mineral bakımından zengin, berrak ve özel bir termal su deneyimi sunuyor. Oruçoğlu Termal Otel’in CMO-Pazarlama Başkanı Kerem Canarslanlar, termal tatil denilince ilk akla gelen yer olan Afyonkarahisar’ın şifalı suları ile ilgili açıklamalarda bulundu. Canarslanlar, "Hayalinizdeki tatili düşünün, şifalı termal suların içinde bedeninizi arındırıyor, modern konforla çevrili bir ortamda dinleniyor, aynı zamanda kendinize yatırım yapıyorsunuz. Tüm bunları bir arada sunan bir yer var o da Oruçoğlu Termal Otel. Türkiye’nin termal cenneti Afyonkarahisar’da yer alan Oruçoğlu, sadece bir otel değil, hem ruhunuzu hem bedeninizi tazeleyen benzersiz bir deneyim sunuyor. "Otelimiz yalnızca konaklama değil, aynı zamanda bir doğal tedavi ve yenilenme merkezi" Oruçoğlu Termal Otel’in tercih edilme gerekçelerini anlatan Canarslanlar şunları söyledi: "Oruçoğlu Termal Otel’in en güçlü yanı, sahip olduğu doğal şifa kaynağı termal suyudur. Türkiye’nin önde gelen termal bölgelerinden biri olan Afyonkarahisar’da konumlanan tesis, misafirlerine mineral bakımından zengin, berrak ve özel bir termal su deneyimi sunuyor. Bu özel su, otelin SPA ve termal havuz alanlarında misafirlerin kullanımına sunularak, dinlendirici ve yenileyici bir atmosfer oluşturuyor. Oruçoğlu’nun sunduğu bu ayrıcalıklı deneyim, misafirlerine sıradan bir tatilin ötesinde bir rahatlama hissi yaşatıyor. Bu benzersiz kaynak sayesinde, Oruçoğlu Termal Otel yalnızca konaklama değil, aynı zamanda bir doğal tedavi ve yenilenme merkezi haline geliyor. Bir tatilin güzel geçmesi sadece doğayla değil, konforla da ilgilidir. Oruçoğlu Termal Otel, modern çizgilerle tasarlanmış 306 odasıyla her zevke hitap eden bir konaklama sunuyor. İster tek başınıza, ister ailenizle gelin, her ihtiyacınıza uygun bir oda mutlaka var." "Kısa tatiller için ideal bir kaçış noktası" Otelde kadınlara özel termal havuzlar, çocuklar için güvenli oyun alanları, aile banyoları ve özel küvetli odaların olduğunu ifade eden Canarslanlar, "SPA merkezinde aromaterapi masajlarından çamur banyolarına kadar zengin uygulamalar sunuluyor. Kendinize zaman ayırmak için daha fazla sebebe ihtiyacınız yok. Ayrıca, otelin restoranlarında sunulan sağlıklı ve yöresel lezzetler, tatilinizi adeta bir gastronomi şölenine dönüştürüyor. Oruçoğlu Termal Otel, konforu ve sağlık odaklı hizmetleriyle, tatilinizi sadece güzel değil, aynı zamanda iyileştirici hale getiriyor. Oruçoğlu Termal Otel, Afyonkarahisar şehir merkezine ve ana ulaşım yollarına çok yakın konumda. İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyükşehirlerden kara yoluyla rahatlıkla ulaşılabiliyor. Bu da Oruçoğlu’nu hem uzun hem de kısa tatiller için ideal bir kaçış noktası yapıyor" diye konuştu. "Lüks termal deneyimini çok daha uygun fiyatlarla yaşamanız mümkün" Otelde sunulan hizmetlerin tamamı, uzun yıllara dayanan tecrübe ile sunulduğuna dikkat çeken Canarslanlar, "Misafir memnuniyeti odaklı yaklaşım ve profesyonel hizmet anlayışı, Oruçoğlu’nu tekrar tekrar tercih edilen bir marka haline getiriyor. Personelin güler yüzü, hijyenik ortam ve müşteri odaklı çözümler sayesinde kendinizi gerçekten özel hissedeceksiniz. Oruçoğlu Termal Otel, sadece bir otel değil sağlığınız, konforunuz ve mutluluğunuz için düşünülmüş bütüncül bir yaşam alanı. Şifalı termal sularla dinlenmek, modern konforla rahatlamak ve sevdiklerinizle huzurlu vakit geçirmek istiyorsanız, aradığınız yer burası. Üstelik, dönemsel kampanyalar ve erken rezervasyon fırsatlarıyla bu lüks termal deneyimini çok daha uygun fiyatlarla yaşamanız mümkün. Sağlığınıza yatırım yaparken bütçenizi de düşünen bir tatil seçeneği arıyorsanız, Oruçoğlu tam size göre" dedi.
SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde anneye en değerli armağan
05 Haziran 2025 Perşembe - 12:10 SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde anneye en değerli armağan Adana’dan Gaziantep’e gelen 54 yaşındaki A.U., SANKO Üniversitesi Hastanesi Organ Nakil Merkezi’nde (TransplANTEPSANKO), kızı Y.D.’nin bağışladığı böbrekle sağlığına kavuştu. Mide bulantısı, kusma, iştahsızlık ve beslenememe şikayetleriyle doktora başvuran A.U.’ya yapılan tetkiklerin ardından böbrek yetmezliği tanısı konuldu. Organ nakli için farklı merkezleri araştıran aile, SANKO Üniversitesi Hastanesi’ni tercih etti. SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı / Nefroloji Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Mehtap Akdoğan ve Genel Cerrahi Anabilim Dalı / Organ Nakil Merkezi Sorumlu Hekimi Doç. Dr. Yücel Yüksel öncülüğünde, başarılı nakille anne ve kızı sağlıklı bir şekilde taburcu edildi. Nakil süreci hakkında konuşan organ bağışçısı Y.D., süreç hakkında şu bilgileri verdi: "Gaziantep’e Adana’dan geldik. Farklı hastanelerle görüşüp, bilgi aldık ama içimize en çok sinen yer SANKO Üniversitesi Hastanesi oldu. Tetkik ve ameliyat süreci çok sistemli ve hızlı ilerledi. Personelin ilgisi, hekimlerin yaklaşımı bizi çok memnun etti. Ameliyat da çok başarılı geçti." Ameliyat sonrası duygularını paylaşan anne A.U. ise anlamlı bağış için kızına teşekkür ederek, duygularını şöyle dile getirdi: "Ben böbrek alıcısıyım, kızıma çok teşekkür ediyorum. Bana canını verdi. Bu bana çok anlamlı ve duygu dolu bir hediye oldu. Hastanede herkes bizimle çok güzel ilgilendi. Şu anda kendimi çok daha iyi hissediyorum. Herkese, ama en çok da kızıma teşekkür ediyorum; onu çok seviyorum." Hem tıbbi başarı hem de güçlü aile bağının anlamlı örneği Organ naklinin, yalnızca cerrahi bir işlem değil aynı zamanda umut ve hayat armağanı olduğunu söyleyen Doç. Dr. Yücel Yüksel şu değerlendirmeyi yaptı: "Bu özel nakilde hem tıbbi başarı hem de güçlü bir aile bağının anlamlı örneğine tanıklık ettik. Kronik Böbrek yetmezliği tanısı konulan ve diyalize başlaması gerektiği söylenen annesi için hiç tereddüt etmeden annesine böbreklerinden birini bağışladı. Adana’dan gelen hastalarımızın yapılan tetkiklerinde organ nakline engel bir engel bulunmadı. Kızının sağ böbreği tamamen kapalı yöntemle alınırken, annesinin protein kaybına neden olan kendi sol böbreği nakil ameliyatında çıkartıldı ve kızının bağışladığı böbrek başarı ile nakledildi. Nakil ameliyatı esnasında kişinin kendi böbreğini alarak yerine böbrek nakli zor bir ameliyattır. SANKO Üniversitesi Hastanesi olarak bu ameliyatları sorunsuz yapmaktayız. Hastalarımızın sağlıklı ve mutlu olması bizler için en büyük mutluluk olmaya devam ediyor."
Muratpaşa Belediyesi’nden sağlıklı beslenme uyarısı
05 Haziran 2025 Perşembe - 11:48 Muratpaşa Belediyesi’nden sağlıklı beslenme uyarısı Muratpaşa Belediyesi Diyetisyeni Tuğçe Karakuş, Kurban Bayramı boyunca sağlıklı yaşam alışkanlıklarının sürdürülmesinin büyük önem taşıdığını vurguladı. Muratpaşa Belediyesi Diyetisyeni Tuğçe Karakuş, Kurban Bayramı’nda etin doğru ve sağlıklı tüketimi konusunda uyarılarda bulundu. "Kurban eti kesildikten sonra hemen tüketilmemeli" diyen Karakuş, etin buzdolabına alınmadan önce 10-12 saat dinlendirilmesi gerektiğini, aksi takdirde hazımsızlık gibi sindirim sorunlarına yol açabileceğini belirtti. Kırmızı etin pişirme yöntemlerine de değinen Karakuş, "Haşlama, ızgara ya da sote şeklinde pişirmek en sağlıklı yöntemlerdir. Kuyruk yağı ve sakatat kullanımından ise kaçınılmalıdır" dedi. Mangal yapacaklara da seslenen Karakuş, "Et, ateşten en az 15 cm uzaklıkta pişirilmeli" uyarısında bulundu. Karakuş ayrıca etin sindirimini kolaylaştırmak için yanında bol yeşillikli salata tüketimi, günde 2-2,5 litre su içilmesi ve günde 45 dakika yürüyüş yapılması önerilerinde bulundu. Kişiye özel diyet desteği Muratpaşa Belediyesi, ücretsiz sunduğu diyetisyenlik hizmetleriyle ilçe sakinlerinin sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmasına ve obeziteyle etkin bir şekilde mücadele etmesine destek oluyor. Görüşmeler sırasında bireylerin mevcut beslenme düzeni değerlendirilerek, kaçınılması gereken yiyecekler, sağlıklı kilo verme yöntemleri, dengeli beslenme prensipleri ve bağışıklık sistemini güçlendirecek öneriler paylaşılıyor. Her danışan için kişiye özel diyet listeleri hazırlanıyor ve düzenli takip sağlanıyor.
Diyetisyenden uyarı: "Kurban etini hemen tüketmeyin"
05 Haziran 2025 Perşembe - 11:41 Diyetisyenden uyarı: "Kurban etini hemen tüketmeyin" Kurban Bayramı’nda et tüketimi konusunda dikkatli olunması gerektiğini belirten Diyetisyen Senem Alemdar Teke, özellikle etlerin hemen tüketilmesinin sindirim sistemini zorladığını söyledi. Teke, "taze kesilmiş etler 12-24 saat arasında dinlemesi gerekiyor" diye konuştu. Kurban Bayramı’nın yaklaşmasıyla birlikte uzmanlardan peş peşe uyarılar geliyor. Diyetisyen Senem Alemdar Teke, bayramda et ve tatlı tüketiminin artmasıyla birlikte sindirim sorunları ve kilo alımı riskinin yükseldiğini belirtti. Teke, özellikle kurban etlerinin hemen tüketilmemesi gerektiğini vurgulayarak, sağlıklı ve dengeli bir bayram geçirilmesi için önemli tavsiyelerde bulundu. Senem Alemdar Teke, "taze kesilmiş kurban etini doğrudan tüketmek sindirimi zorlaştırır. Bu nedenle, 12 ile 24 saat arasında buzdolabında dinlendirilmiş etin tüketilmesini tavsiye ediyoruz" dedi. "Et ve tatlı tüketiminde aşırıya kaçmamak gerekiyor" Bayram dönemlerinde sağlıklı beslenmenin önemine dikkat çeken Diyetisyen Senem Alemdar Teke, özellikle et ve tatlı tüketiminde aşırıya kaçılmaması gerektiğini belirtti. Teke, "Bayramlar, bizim için hem kalorili hem birlik ve beraberlik içeren hem de aslında yeme-içme dönemleri olmaktadır. Bu dönemde en sık yapılan hataların başında, özellikle öğün saatlerini ayarlayamamak, çok sık ve porsiyonları ayarlamadan yemek, eti fazla tüketmek ve tatlıları abartmak gelmektedir. Bu dönemde genelde sebze tüketimini çok unutuyoruz. Özellikle gün içinde su tüketimini ihmal ediyor ve oldukça hareketsiz bir bayram geçiriyoruz. Bu da bayram sonrasında bize fazla kalori ve bir miktar kilo alımı olarak geri dönebiliyor. En sık yapılan hataların başında bu nedenle düzensizlik gelmektedir" diye konuştu. "Kurban etini doğrudan tüketmek sindirimi zorlaştırır" Taze kesilmiş kurban etinin hemen tüketilmemesi gerektiğini vurgulayan Alemdar Teke, "Bu süreçte, özellikle taze kesilmiş kurban etini doğrudan tüketmek sindirimi zorlaştırır. Bu nedenle, 12 ile 24 saat arasında buzdolabında dinlendirilmiş etin tüketilmesini tavsiye ediyoruz. Bu şekilde hem etin sindirimi bir miktar kolaylaşmakta hem de daha lezzetli bir et tüketilmiş olmaktadır. Pişirme yöntemleri açısından ise kavurma yerine haşlama ve ızgara gibi yöntemlerin tercih edilmesi sindirimi daha da kolaylaştırmaktadır. Ayrıca sindirimi desteklemek isterseniz, eti mutlaka sebzeyle birlikte tüketmelisiniz. Su tüketimine dikkat etmeli ve mutlaka gün içinde biraz hareket etmelisiniz. Bu şekilde sindirimi bir miktar daha kolaylaştırabilirsiniz" ifadelerini kullandı. "Bayramı kilo almadan atlatmanız mümkündür" Bayramı kilo almadan geçirmek için dengeli beslenmenin önemine değinen Diyetisyen Senem Alemdar Teke, "Bayramı kilo almadan atlatmanın en önemli yolu, özellikle öğünleri düzenli tüketmektir. Hepimiz maalesef sık yemek zorunda kalıyoruz. Bu nedenle, özellikle yağlı etlerden ve çok şerbetli tatlılardan bir miktar uzak durmak ya da bunları gün içine yayarak tüketmek gerekir. Ayrıca geç saatlerde yemek yememeye özen göstermek ve su tüketimine ekstra dikkat etmek önemlidir. Daha dengeli ve düzenli bir beslenme modeli izleyip porsiyon kontrolü yapabilirseniz, bayramı kilo almadan atlatmanız mümkündür" ifadelerine yer verdi.