SAĞLIK
Hantavirüste gıda hijyeni 15 Mayıs 2026 Cuma - 22:09:14 Acıbadem Kayseri Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Ersoy, hantavirüsle ilgili Türkiye’de şu anda bir pandemi sürecinin olmadığını söyleyerek, "Gıdaların kemirgenlerden korunması önem arz ediyor" dedi. Prof. Dr. Yasemin Ersoy, hantavirüsün 2 ana klinik tablo ile görüldüğünü söyleyerek, "Hantavirüs bir anda gündemimize çok yoğun şekilde girdi. Adı üstünde viral bir hastalık aslında. En başlıca kaynağı ise kemiriciler. Kemiricilerin ve böcekçillerin idrarı , dışkısı ve tükürükleri bu virüsle enfekte ve bulaşta söz konusu olabiliyor. Hantavirüs aslında 1978’de ilk kemiricilerde saptandıktan sonra insanlarda görülmeye başlanmış. Kırktan fazla virüs türü var dünyada tanımlanmış. Fakat özellikle bu seyahat gemisiyle ilişkili hantavirüste Arjantin’de endemik görülen bir hantavirüsün olduğunu görüyoruz ki bu hantavirüs özellikle insandan insana bulaşın en kolay olduğu ya da bulaşabilen hantavirüs olarak söyleyebiliriz. Başlıca da aerosol dediğimiz damlacıklar yoluyla insanlara bulaşabilmektedir. Hantaviüs 2 ana klinik tabloya neden oluyor. Biri akciğerde ödemle görülen kardiyopulmoner sendrom ki bu tabloda genellikle 14 ile 17 günlük ortalama kuluçka süresi ki bu yedi haftaya kadar da uzun olabilir. Temastan sonraki hastalıklar ortaya çıkana, bulgular ortaya çıkana kadarki dönem. Bir hafta kadar süren ateş, kas ağrıları, halsizlik, baş ağrısı ile giden bir dönemin ardından hızla kötüleşme, hipertansiyon ve akciğer ödemi tablosuyla karşımıza çıkabiliyor. Bu tabloya gelmiş hastalarda 24 saat içerisinde ölüm riski oldukça artmış olduğunu görüyoruz. Diğeri ise renal sendrom yani böbrek tutulumuyla seyreden bir tablo. Bu ise böbrek yetmezliği kliniği şeklinde giden ileri dönemlerinde kanamalı tablolara neden olan bir hastalığa neden oluyor. Başlıca klinik tablolar böyle" dedi. Hantavirüsle ilgili alınacak önlemlerin başında gıdaların kemirgenler ve böceklerin dışkılarından korunması geldiğini söyleyen Prof. Dr. Ersoy, "Bu hantavirüs özellikle bir kemirici ve böcekçillere özel bir grup. Her kemirici grubunun hantavirüsü de ayrı diyebiliriz. Dolayısıyla bunların endemik görüldüğü kemiricilerde bu virüsün, hantavirüsün görüldüğü durumlarda özellikle yiyeceklere, gıdalara ve insanlara kemirici çıkartılarının, tükürüğünün, salyasının, dışkısının ulaşmaması lazım. Dolayısıyla korunma önlemlerimiz de başlıca bu noktada olacak. Gıdalara ve insanlara bu kemirici ve böcekçillerin ulaşmasını, çıkartılarının bulaşmasını engellemek en önemli nokta. Bu gemideki olayla ilgili olarak ise aerosol yoluyla, damlacıkla bulaşın olduğu tür demiştim bunun için zaten. Burada ise özellikle temas ve damlacık önemli, insandan insana bulaş söz konusu olduğu için zaten o kişiler şu anda karantina altındalar. Dolayısıyla rastgele bir temas söz konusu değil. Bu yönden de bir panik havasına gerek olmadığını, Dünya Sağlık Örgütü’nün ve Avrupa Enfeksiyon Kontrol Örgütü’nün de burada bir salgın olmadığını belirttiklerini ve vakaların takip sürecinde olduğunu söylememiz lazım. Şu anda bir salgın riski yok, bir pandemi riski yok görünmekte. Dolayısıyla bir vaka varsa o insanla temas konusunda dikkatli olunması lazım tabi ki. Fakat şu anda gemiden ayrılan insanlar karantinada olduğu için şu anda insandan insana bulaşla ilgili panik olmaya, tedirgin olmayı gerektiren bir durum olmadığını söylemek isterim" ifadelerini kullandı.
15 Mayıs 2026 Cuma - 19:26 Muş Devlet Hastanesi’nde "Vefa Masası" kuruldu Muş Devlet Hastanesi’nde şehit aileleri, gaziler, engelli bireyler ve 65 yaş üstü vatandaşların hastane işlemlerini kolaylaştırmak amacıyla "Vefa Masası" hizmete açıldı. Muş Vatan Kahramanları Şehit ve Gazi Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin girişimleri sonucu, Muş İl Sağlık Müdürlüğü ile Muş Devlet Hastanesi Başhekimliği iş birliğinde kurulan "Vefa Masası", vatandaşların sağlık hizmetlerine daha kolay ulaşmasını hedefliyor. Uygulama kapsamında hastane içerisindeki işlemlerde destek sağlanacak, yaşanan sorunların çözümü için rehberlik hizmeti verilecek. Açılış programında konuşan Muş İl Sağlık Müdürü Dr. Erol Emre Ömür, Engelliler Haftası kapsamında hayata geçirilen uygulamanın önemli bir sosyal destek hizmeti olduğunu belirtti. Ömür, engelli bireyler, şehit aileleri, gaziler ve yaşlı vatandaşların hastaneye girişlerinden çıkışlarına kadar her aşamada destekleneceğini ifade ederek, devletin tüm vatandaşlara eşit sağlık hizmeti sunma sorumluluğu bulunduğunu söyledi. Muş Bedensel Engelliler Derneği Başkanı Bedri Korkmaz ise kentte uzun süredir hissedilen önemli bir eksikliğin giderildiğini belirterek, engelli bireylerin yaşadığı sorunları doğrudan iletebileceği bir birimin kurulmasının memnuniyet verici olduğunu kaydetti. Korkmaz, uygulamanın engelli vatandaşların yanı sıra şehit aileleri ve gazilerin sorunlarının çözümüne de katkı sağlayacağını dile getirdi. Muş Vatan Kahramanları Şehit ve Gazi Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Yusuf Olcan da yapılan görüşmeler sonucunda projenin hayata geçirildiğini belirterek, destek veren Muş İl Sağlık Müdürlüğü ile hastane yönetimine teşekkür etti. Olcan, "Vefa Masası"nın şehit aileleri, gaziler ve engelli bireyler için önemli bir hizmet olacağını ifade etti. Programa Muş Kamu Hastaneleri Birliği Başkanı Uzm. Dr. Ayşe Rümeysa Doğruyol, Muş Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Yalçın Güzel, şehit ve gazi yakınları, gaziler, engelli bireyler ve vatandaşlar katıldı.
15 Mayıs 2026 Cuma - 18:04 "Küresel panik yersiz, bireysel korunma şart" Dünya gündemine oturan MV Hondius keşif gemisindeki hantavirüs vakaları, pandemilerin gölgesindeki kamuoyunda yeni bir endişe dalgasına neden oldu. Konuyu akademik bir perspektifle değerlendiren İstanbul Arel Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel virüsün yayılım dinamiklerini ve bulaşma risklerini mercek altına alarak kritik değerlendirmelerde bulundu. Pandemilerin ardından dünya, yeni bir virüs haberiyle bir kez daha tetikte. Arjantin’den ayrılan MV Hondius adlı keşif gemisinde görülen hantavirüs vakaları, İsviçre’den ABD’ye uzanan geniş bir temaslı takibini beraberinde getirdi. İstanbul Arel Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel, merak edilen tüm soruları yanıtladı. "Bu virüs yeni bir düşman değil" Süreci değerlendiren Dr. Aylin Dağ Güzel, öncelikle hantavirüsün tarihsel arka planına dikkat çekerek, "Hantavirüsler aslında tıp dünyası için yeni değil. Biz bu grubu, Bunyaviridae ailesine mensup, zarflı RNA virüsleri olarak 1978 yılından beri yakından tanıyoruz. Temel olarak kemirgenler ve böcekçiller aracılığıyla yayılım gösteren bu virüslerin bugün tanımlanmış en az 40 türü bulunuyor. Her virüs tipi, kendine özgü bir kemirgen türüyle konakçılık ilişkisi kurar. Yani aslında doğada uzun yıllardır var olan zoonotik bir etkenden bahsediyoruz" dedi. "Andes virüsünü diğerlerinden ayıran kritik fark" MV Hondius gemisindeki vakaların neden bu kadar ses getirdiğine açıklık getiren Güzel, "Andes" türünün altını çizerek, "Şu an dünya gündemini meşgul eden asıl mesele, Arjantin’e özgü olan Andes Hantavirüsü (ANDV). Bu türü diğerlerinden ayıran çok kritik, hatta benzersiz bir nokta var: Andes virüsü, dünyada insandan insana bulaşabildiği belgelenmiş tek Hantavirüs türüdür. Gemiyle bağlantılı 8 vakanın 6’sının kesinleşmesi ve 3 kayıbın olması, virüsün vücut sıvılarında (kan, tükürük, idrar) tespit edilebilmesi endişeleri artırdı. Ancak literatürdeki veriler ve Dünya Sağlık Örgütü’nün güncel raporları, bu karşılaştığımız MV Hondius gemisindeki vakaların insandan insana bulaşma sonucu olmadığı, hastalığın geçişinin bu yolla son derece nadir gerçekleştiğini gösteriyor. Şu an için yaygın ve süregelen bir pandemi riskinden bahsetmek doğru olmaz; ancak temaslı takibi ve izolasyon hayati önemdedir" diye konuştu. "İki farklı coğrafya, iki farklı hastalık" Hastalığın seyrine ve coğrafi dağılımına dair detaylı bilgi veren Dr. Güzel, "Hantavirüs dediğimizde tek bir hastalıktan bahsetmiyoruz. Amerika kıtasında Sin Nombre ve Andes gibi virüsler, ağır akciğer tutulumu ve yüksek ölüm oranıyla seyreden Hantavirüs Kardiyopulmoner Sendromu’na (HCPS) yol açıyor. Bizim de içinde bulunduğumuz Avrupa ve Asya coğrafyasında ise Puumala ve Dobrava gibi virüsler; ateş, kanama ve akut böbrek yetmezliği ile karakterize olan Renal Sendromla Seyreden Hemorajik Ateş (HFRS) tablosuna neden oluyor" dedi. Türkiye için risk analizi ve korunma yolları Türkiye’deki durumu da değerlendiren Dr. Güzel, vatandaşlara yönelik şu uyarılarda bulundu: "Türkiye’de hantavirüslerin yaban hayatındaki kemiricilerdeki varlığı, ilk kez 2004 yılında yayınlanmış bir saha çalışmasında bildirilmiştir. Zonguldak-Bartın’da 2009’da da ilk vaka rapor edilmiştir. Ancak Türkiye’deki vakalar genellikle Avrupa tipi (Renal Sendromla Seyreden Hemorajik Ateş -HFRS) olup, ölüm oranları Amerika kıtasına kıyasla oldukça düşüktür. Genellikle kırsal alanlarda, atıl bırakılmış depolarda veya kemirgenlerin yoğun olduğu bölgelerde, virüslü atıkların solunmasıyla ortaya çıkan sporadik vakalar görüyoruz. Vatandaşlarımıza en büyük uyarım; kapalı, uzun süre kullanılmayan depo ve bodrum gibi alanlara girmeden önce mutlaka ortamı havalandırmalarıdır. Temizlik yaparken kuru süpürmeden kaçınılmalı, virüsün havaya karışmasını önlemek için ortam dezenfektanla ıslatılmalıdır. Riskli alanlarda maske (mümkünse N-95), koruyucu gözlük ve eldiven kullanımı bir seçenek değil, zorunluluktur." "Erken tanı hayat kurtarır" Hastalığın başlangıçta griple (influenza) çok kolay karıştırılabileceğini belirten Güzel, son olarak tedavi süreçlerine ilişkin şöyle dedi: "İlk evrede yüksek ateş, halsizlik ve şiddetli kas ağrıları görülür. Eğer kişi son dönemde kemirgenlerin bulunduğu bir ortamda bulunduysa ve bu belirtilere nefes darlığı veya böbrek ağrısı ekleniyorsa, vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Şu an için onaylanmış bir aşımız ya da virüse özgü spesifik bir ilacımız yok. Ancak erken tanı sonrası sağlanan yoğun bakım desteği ve sıvı dengesinin korunması, hayatta kalma şansını en üst seviyeye çıkarıyor. Özetle; 12 Mayıs 2026 itibarıyla küresel bir panik havasına gerek yok, ancak bireysel korunma ve profesyonel izlem bugün her zamankinden daha önemli."
15 Mayıs 2026 Cuma - 17:02 Kansere karşı sesler yükseldi: Sağlık, eğitim ve sanat tek çatı altında buluştu KOCAELİ (İHA) – Kocaeli’de Büyük Anadolu Hastaneleri tarafından kanserde farkındalık oluşturmak amacıyla hayata geçirilen "S.E.S Projesi – Sağlık, Eğitim, Sanat Buluşması" etkinliğinde sağlık, eğitim ve sanat bir araya geldi. Toplum sağlığını yalnızca tedavi hizmetleriyle değil, koruyucu sağlık yaklaşımı ve sosyal sorumluluk projeleriyle de desteklemeyi hedefleyen Büyük Anadolu Hastaneleri, bu etkinlikle bir özel günü toplumsal faydaya dönüştürdü. Hastanenin Darıca’daki yeni hizmet binasında faaliyetlerine başlamasının ikinci yıl dönümü olan tarihi, farkındalık hareketinin ses getirdiği bu özel organizasyonla taçlandırıldı. Gebze’de bir alışveriş merkezinde gerçekleştirilen etkinlikte, kansere karşı toplumsal farkındalık oluşturulması ve erken tanının önemine dikkat çekilmesi amaçlandı. Yoğun katılımla düzenlenen organizasyonda vatandaşlar, sağlık alanındaki bilgilendirme programlarının yanı sıra çeşitli sanat ve kültür etkinliklerine katıldı. Programda, Büyük Anadolu Hastanesi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Nilgün Yönten ile TBMM Başhekimi ve Genel Cerrah Prof. Dr. Mustafa Şahin, kanserde erken tanının hayati önemi ve korunma yolları üzerine değerli bilgiler paylaştı. Program kapsamında öğrenciler tarafından müzik dinletileri ve folklor gösterileri sahnelenirken, tiyatro performansları ve sanat atölyeleri de katılımcılardan ilgi gördü. Sağlık mesajlarının sanat ve eğitim etkinlikleriyle desteklendiği organizasyonda, kansere karşı toplumsal bilinç oluşturulmasının önemine vurgu yapıldı. "S.E.S Projesi" ile sağlık, eğitim ve sanat kavramlarının bir araya getirilerek kansere karşı toplumsal farkındalık oluşturulmasının hedeflendiği belirtildi. Programa çok sayıda protokol üyesi ve vatandaşlar katıldı.
Kurban sakatatlarını sokak köpeklerine vermeyin
07 Haziran 2025 Cumartesi - 12:05 Kurban sakatatlarını sokak köpeklerine vermeyin Memorial Kayseri Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Türkmen Bahadır Arıkan, etçil beslenen hayvanların bağırsaklarında yaşayan ’kist hidatik’ parazitinin insanlarda organ yetmezliği ve ölüme sebep olabileceğini, Kurban Bayramı’nda kistli sakatatların derin bir şekilde gömülmesi gerektiğini söyleyerek, "Kistli sakatat ile bulaşan kist hidatik, insanlara zoonotik hastalık olarak bulaşabilir" dedi. Hastalığın zoonotik olarak insanlara bulaştığını söyleyen Memorial Kayseri Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Türkmen Bahadır Arıkan, "Kist hidatik hastalığı zoonotik bir hastalıktır. Zoonotik demek hayvanlardan bize bulaşan hastalıklardır. Kist hidatik dediğimiz bir parazit aslında ve köpeklerin, çakal gibi etçil hayvanların bağırsaklarında yaşıyor. Bağırsağında yaşadığı hayvanda yumurtalayarak dışkı ile çevreye atılıyor. Köpeğin dışkısı ile çevreye atılan yumurtalar maalesef çok dirençli ve bir yıla kadar soğukta ve çevrede yaşayabiliyor. Su ve toprakla özellikle yere yakın marul, salatalık, maydanoz gibi sebzelere temas edebiliyor. Maalesef bunların da iyi yıkanmaması sonucunda vücudumuza giriyor. Bağırsaklardan kana karışıyor, özellikle yüzde 70-80 oranında en fazla karaciğere oradan ilerlerse akciğer ve hatta tüm organlara göze, beyne, deriye yayılıyor. Öncelikle küçük kaldığı için sessiz olan ama büyüdükçe göz kayıplarına, karaciğer ve akciğer yetmezliklerine neden olan hatta ölüme neden olabilen ve ülkemizde de hayvancılık çok fazla olduğu için çok görünen zoonotik bir enfeksiyondur" dedi. Arıkan, sakatatların sokak köpeklerine verilmesinin yeniden enfekte olmasına sebebiyet vereceğini söyleyerek, "Hayvanın bir yaşam döngüsü var. Köpeklerde de bağırsaklarında yaşıyor ama köpeklerin de enfekte olabilmesi için aynı bizim enfekte olduğumuz gibi koyun, keçi ve sığır gibi hayvanlar da enfekte olabiliyor. Bu enfekte olan hayvanların sakatatlarında çok görünüyor. Kurban kesimi esnasında kistli, kötü görünen sakatatların alınması halinde bunların çevreye atılması veya köpeğe verilmesi halinde köpekler tekrar enfeksiyon kapıyor. Eğer burası kırılırsa yani bu sakatatlar köpeklere verilmez ve derin bir çukura gömülür çevreye atılmazsa köpeklerin enfeksiyon oranları azalacak ve bu hastalık tamamen ülkemizden silinebilir. Bu konuda Avustralya ve çeşitli ülkelerin iyi çalışmaları var. Sağlık Bakanlığımız da bu konuda çalışıyor ama özellikle Kurban Bayramı’nda çocuklarımızın enfekte olmaması için hayati tehlikeye, körlüğe ve kalp yetmezliklerine neden olan bu zoonotik enfeksiyondan korunmak için kontrolsüz kesimler olmamalıdır. Hayvanların özellikle kistli sakatatları gömülmeli ve mümkünse hayvanlara özellikle köpeklere çiğ et ile bulaştırılmamalı" ifadelerini kullandı. "Kistli sakatatlar derin olarak gömülmeli" Kurban Bayramı’nda hayvanlardan çıkan kistli sakatatların derin bir şekilde gömülmesi gerektiğini söyleyen Arıkan, sözlerine şu şekilde devam etti: "Kist hidatik hayvanda fark edilmesi zor bir durum. O yüzden kist hidatik ihtimaline karşı köpekler yılda 4 defa ilaçlanmalıdır. Bu hastalıktan nasıl korunabiliriz dersek de; öncelikle çocuklarımız köpekleri sevme esnasında temas ettiği zaman elini bol sabunlu su ile yıkamalıdır. Çünkü derilerinde de yumurtalar olabiliyor. İkinci olarak da devlet tarafından, belediyeler tarafından yılda 4 defa köpekler antiparazitik olarak ilaçlanmalı. En önemli kısımlarından biri Kurban Bayramı’nda köpekler kist hidatik olan sakatatlarla buluşturulmamalı. Bir sonraki nokta da dışkılayan hayvanların dışkılarının bir poşetle alınması, ağzı kapatılması ve çöpe atılması yani dışkının çevre ile temasının kesilmesi gerekmektedir. Kurban kesimindeki sakatatlar, özellikle bizim yemediğimiz kötü görünen kistli sakatatları hayvanlarla buluşturmamalı ve onlara vermediğimiz gibi çevreye de atmamalıyız. Bunları derin bir şekilde gömmemiz gerekir."
Kurban Bayramı’nda kene tehlikesine dikkat
07 Haziran 2025 Cumartesi - 11:27 Kurban Bayramı’nda kene tehlikesine dikkat Bayramda artan hayvan hareketliliğine dikkat çeken Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, "Kırım Kongo Kanamlı Ateş hastalığının görüldüğü bölgelerde büyükbaş hayvanların sevki öncesinde keneye karşı veteriner kontrolünde ilaçlanması, riski ciddi ölçüde azaltacaktır" dedi. VM Medical Park Samsun Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, Kurban Bayramı’nda hayvanlarla temasın artmasıyla birlikte Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) başta olmak üzere, çeşitli zoonotik hastalıkların yayılma riskinin ciddi oranda yükseldiğini vurguladı. "Hayvanlarda belirti yok, risk yüksek" Virüslerin hayvanlarda belirti göstermeden taşınabildiğini belirten Prof. Dr. Leblebicioğlu, özellikle celepler, kasaplar, mezbaha çalışanları ve veteriner hekimlerin yüksek risk grubunda olduğunu söyledi. Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Kurban kesimi, mutlaka belirlenmiş, denetimli alanlarda gerçekleştirilmelidir. Kesim işlemi sırasında enfeksiyonların yayılmasını önlemek amacıyla çalışanlara eğitim verilmesi büyük önem taşır" diye konuştu. Hayvan sevkiyatında KKKA uyarısı Bayram öncesi artan hayvan hareketliliğine dikkat çeken Prof. Dr. Leblebicioğlu, KKKA hastalığının görüldüğü bölgelerden yapılan sevkiyatların, virüsün farklı bölgelere taşınmasına neden olabileceğini söyledi. Dr. Leblebicioğlu, "Büyükbaş hayvanların sevk öncesinde keneye karşı veteriner kontrolünde ilaçlanması, riski ciddi ölçüde azaltacaktır. Kurbanlıklar, yalnızca ruhsatlı pazarlarda satışa sunulmalı; açık alanlarda, kontrolsüz satış ve kesimlerden kaçınılmalıdır" şeklinde konuştu. "Kesim alanında eldiven ve önlük şart" Kesim sırasında kullanılan ekipmanın da bulaşma riskini azaltmada kritik olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Leblebicioğlu şunları söyledi: "Sıvı geçirmez önlük, kalın eldiven gibi koruyucu ekipmanlar kullanılmalı, hayvan derisine çıplak elle temas edilmemelidir. Deri sıyrıldıktan sonra üzerindeki keneler yeni bir konak arayabilir. Bu noktada dikkatli olunmalıdır. Kesim artıklarının açık alanda bırakılması, enfekte materyalin diğer hayvanlarca tüketilmesine ve dolayısıyla enfeksiyonun yayılmasına neden olabilir. Bu tür atıklar, derin çukurlara gömülerek imha edilmeli ve alan evcil hayvanlara kapatılmalıdır. Vücuda tutunmuş bir kene varsa, elle koparılmamalı veya ezilmemelidir. Bu işlem steril pens veya özel aletlerle yapılmalı, mümkünse en kısa sürede bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Kene vücutta ne kadar uzun süre kalırsa, bulaştırma riski de o kadar artar. Kene tutunmasının ardından ortaya çıkabilecek ateş, halsizlik, kas ağrısı, kanama gibi belirtiler hayati önemde. Bu belirtiler KKKA’nın erken uyarı işareti olabilir. Gecikmeden bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekir. Parklardaki kenelerin çoğu KKKA taşımaz. Ancak çevre ilaçlaması dengesiz sonuçlar doğurabilir. Aynı şekilde, kene popülasyonunu azaltmak amacıyla doğaya salınan bazı kanatlı hayvanlar, tam tersine, kenelere konak olarak hizmet ederek bu popülasyonun artmasına neden olabilir."
Samsun’daki ambulans helikopter 5 yılda bin 190 hastanın imdadına yetişti
07 Haziran 2025 Cumartesi - 11:22 Samsun’daki ambulans helikopter 5 yılda bin 190 hastanın imdadına yetişti Sağlık Bakanlığı bünyesinde hizmet veren Samsun’daki ambulans helikopter sorumluluk sahasında son 5 yılda bin 190 hastayı hastanelere ulaştırdı. Ayda ortalama 25 vakaya giden ambulans helikopter en çok kalp hastalıklarına, beyin ve sinir hastalıkları ile trafik kazalarına müdahale ediyor. 2019 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından Samsun’a konuşlandırılan ambulans helikopter, kalp hastalarından yeni doğanlara, solunum sıkıntısı yaşayanlardan acil primer vakalara kadar toplam bin 190 hastanın imdadına yetişti. Kritik tıbbi ekipmanlarla donatılmış helikopterde 2 kaptan, 1 doktor ve 1 sağlık personeli görev yapıyor. Helikopter, bölgedeki acil sağlık hizmetlerinde hayati rol üstlenmeye devam ediyor. "Yoğun bakım hizmeti veriyor, tüm tıbbi işlemler gerçekleştirilebiliyor" Sağlık Bakanlığı Samsun İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Kemal Serhan Sandıkçı, "Helikopter ambulans hizmeti 2019 yılından itibaren ilimiz merkezli olarak hizmet vermektedir. İlimizde bulunan ambulans helikopterimiz Türkiye’de hizmet vermeye başlayan ilk ambulans helikopterlerden biridir. Sağlık Bakanlığı bünyesinde halen 15 helikopter ambulans hizmete devam etmektedir. Helikopterimiz Samsun, Sinop, Amasya ve Kastamonu’nun bazı ilçelerine hizmet vermektedir. Ambulans helikopter havada yakıt ihmali yapmadan 400 kilometre gidebilmekte ve 2 buçuk saat uçabilmektedir. Helikopterde bir doktorumuz, bir yardımcı sağlık personelimiz 2 tane kaptan pilotumuz olmak üzere 4 kişi çalışmaktadır. Helikopter, hem primer vakalar hem de hastaneler arası nakil için uçuş yapmaktadır. İçerisindeki donanım sayesinde havada yoğun bakım hizmeti verebilmekte olup tüm tıbbi işlemler gerçekleştirebilmektedir. İçerisinde monte edebilen küvet sayesinde yeni doğan vakalarının nakli gerçekleştirilebilmektedir. Ambulans helikopterde en fazla kalp hastalarını taşımaktayız. Bunu travma hastaları, beyin ve sinir cerrahisi hastaları, solunum hastaları takip etmektedir. 2025 yılının ilk 4 ayını da kapsayan son 5 yıllık süreçte helikopter bin 190 hasta taşıdı. Aylık ortalama 25 hastaya hizmet vermektedir" dedi. "İnsanların mutlu olması bize onur ve gurur veriyor" Ambulans helikopteri kullanan Kaptan Pilot Bülent Erdemir, "Samsun 112 Komite Kontrol Merkezi tarafından tarafımıza görev tebliğ ediliyor. Akabinde öncelikli uçuş emniyeti gözeterek hastayı bulunduğu yerden alarak gerekli sağlık kuruluşuna ulaştırılmasını sağlıyoruz. Ayda ortalama hava şartlarına bağlı olarak 25 vakaya çıkmaktayız. Bazen bu sayı özellikle yaz aylarında artış göstermektedir. Görevimiz karşısında en çok karşılaştığımız zorluklar özellikle primer vakalarda vatandaşlarımızın helikoptere yaklaşmaları ve uzaklaşmaları konusudur. Helikopterimizde bulunan harici anons sistemi ile uyarılarda bulunarak emniyetli bir şekilde görevimizi icra etmeye çalışıyoruz. Uçuş esnasında hasta nakillerinde özellikle ekibimizde bulunan sorumlu doktorumuzdan hastanın durumu hakkında bilgi alıyoruz. Hastanın durumu eğer kritikse, biran önce ulaşması gerekiyorsa helikopterimiz normal seyir süratinden daha fazla bir süratle hastayı sağlık merkezine ulaştırmak için çaba sarf ediyoruz. Ambulans helikopter avantajı özellikle primer vakalarda ulaşımı zor olan bölgelerde olumlu katkısı oluyor. Örnek verirsek; Asarcık’tan Samsun Merkezine kara ambulansının yolculuğu 1,5 – 2 saat sürmesine rağmen biz vakayı aldığımızdan itibaren 25 dakikada hastayı merkeze ulaştırıyoruz. Unutamadığım bir sürü anım var. Ben ambulans helikopterde yaklaşık 8 senedir görev yapıyorum. Yaklaşık 3 ay önce Samsun İlkadım’dan kuvöz vakası bir bebek hastayı aldık. Bu bebeğin Ankara Etlik Şehir Hastanesi’ne nakili gerekiyordu. Helikopterimizin ağırlığı fazla olması sebebiyle babasından talep geldi. ‘Anne de gelebilir mi?’ dedi. Helikopterin ağırlığı fazla olması nedeniyle anneyi alamadık. Kendisinden şahsi cep telefonunu alarak ona bu şekilde yardımcı olabileceğimi söyledim. Yaklaşık 2 saatlik bir uçuş süresi sonucunda Ankara Etlik Şehir Hastanesi’ne indiğimde babasını aradım. Babasının mutluluğunu telefondaki ses tonundan hissettim. Bu durum bize çok büyük bir onur ve gurur veriyor" şeklinde konuştu. "Üzerine düşen vazifeyi en hızlı şekilde yerine getiriyor" Ambulans helikopterde görevli Doktor Serdar Özçakmak, "Daha çok acil durum gerektiren durumlarda nakil yapmaktayız. Ayrıca trafik kazaları, tarım aracı kazaları gibi durumlarda ilk müdahaleyi yapan ekip olarak görev yapmaktayız. 8 senedir hava ambulans merkezinde görev yapmaktayım. Helikopterimiz bölgede tüm acil durumlarda görev yapmaktadır. Üzerine düşen vazifeyi en hızlı şekilde yerine getirmektedir. Örneğin bir hastanın beyninde pıhtı attıysa, acilen o pıhtının çözülmesi için helikopter ambulansımız görev yapar. Yine kalp krizi gibi durumlarda, acil müdahale durumlarında ambulans helikoptere görev verilir" ifadelerini kullandı.
Samsun’daki ambulans helikopter 5 yılda bin 190 hastanın imdadına yetişti
07 Haziran 2025 Cumartesi - 11:20 Samsun’daki ambulans helikopter 5 yılda bin 190 hastanın imdadına yetişti Sağlık Bakanlığı bünyesinde hizmet veren Samsun’daki ambulans helikopter sorumluluk sahasında son 5 yılda bin 190 hastayı hastanelere ulaştırdı. Ayda ortalama 25 vakaya giden ambulans helikopter en çok kalp hastalıklarına, beyin ve sinir hastalıkları ile trafik kazalarına müdahale ediyor. 2019 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından Samsun’a konuşlandırılan ambulans helikopter, kalp hastalarından yeni doğanlara, solunum sıkıntısı yaşayanlardan acil primer vakalara kadar toplam bin 190 hastanın imdadına yetişti. Kritik tıbbi ekipmanlarla donatılmış helikopterde 2 kaptan, 1 doktor ve 1 sağlık personeli görev yapıyor. Helikopter, bölgedeki acil sağlık hizmetlerinde hayati rol üstlenmeye devam ediyor. "Yoğun bakım hizmeti veriyor, tüm tıbbi işlemler gerçekleştirilebiliyor" Sağlık Bakanlığı Samsun İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Kemal Serhan Sandıkçı, "Helikopter ambulans hizmeti 2019 yılından itibaren ilimiz merkezli olarak hizmet vermektedir. İlimizde bulunan ambulans helikopterimiz Türkiye’de hizmet vermeye başlayan ilk ambulans helikopterlerden biridir. Sağlık Bakanlığı bünyesinde halen 15 helikopter ambulans hizmete devam etmektedir. Helikopterimiz Samsun, Sinop, Amasya ve Kastamonu’nun bazı ilçelerine hizmet vermektedir. Ambulans helikopter havada yakıt ihmali yapmadan 400 kilometre gidebilmekte ve 2 buçuk saat uçabilmektedir. Helikopterde bir doktorumuz, bir yardımcı sağlık personelimiz 2 tane kaptan pilotumuz olmak üzere 4 kişi çalışmaktadır. Helikopter, hem primer vakalar hem de hastaneler arası nakil için uçuş yapmaktadır. İçerisindeki donanım sayesinde havada yoğun bakım hizmeti verebilmekte olup tüm tıbbi işlemler gerçekleştirebilmektedir. İçerisinde monte edebilen küvet sayesinde yeni doğan vakalarının nakli gerçekleştirilebilmektedir. Ambulans helikopterde en fazla kalp hastalarını taşımaktayız. Bunu travma hastaları, beyin ve sinir cerrahisi hastaları, solunum hastaları takip etmektedir. 2025 yılının ilk 4 ayını da kapsayan son 5 yıllık süreçte helikopter bin 190 hasta taşıdı. Aylık ortalama 25 hastaya hizmet vermektedir" dedi. "İnsanların mutlu olması bize onur ve gurur veriyor" Ambulans helikopteri kullanan Kaptan Pilot Bülent Erdemir, "Samsun 112 Komite Kontrol Merkezi tarafından tarafımıza görev tebliğ ediliyor. Akabinde öncelikli uçuş emniyeti gözeterek hastayı bulunduğu yerden alarak gerekli sağlık kuruluşuna ulaştırılmasını sağlıyoruz. Ayda ortalama hava şartlarına bağlı olarak 25 vakaya çıkmaktayız. Bazen bu sayı özellikle yaz aylarında artış göstermektedir. Görevimiz karşısında en çok karşılaştığımız zorluklar özellikle primer vakalarda vatandaşlarımızın helikoptere yaklaşmaları ve uzaklaşmaları konusudur. Helikopterimizde bulunan harici anons sistemi ile uyarılarda bulunarak emniyetli bir şekilde görevimizi icra etmeye çalışıyoruz. Uçuş esnasında hasta nakillerinde özellikle ekibimizde bulunan sorumlu doktorumuzdan hastanın durumu hakkında bilgi alıyoruz. Hastanın durumu eğer kritikse, biran önce ulaşması gerekiyorsa helikopterimiz normal seyir süratinden daha fazla bir süratle hastayı sağlık merkezine ulaştırmak için çaba sarf ediyoruz. Ambulans helikopter avantajı özellikle primer vakalarda ulaşımı zor olan bölgelerde olumlu katkısı oluyor. Örnek verirsek; Asarcık’tan Samsun Merkezine kara ambulansının yolculuğu 1,5 - 2 saat sürmesine rağmen biz vakayı aldığımızdan itibaren 25 dakikada hastayı merkeze ulaştırıyoruz. Unutamadığım bir sürü anım var. Ben ambulans helikopterde yaklaşık 8 senedir görev yapıyorum. Yaklaşık 3 ay önce Samsun İlkadım’dan kuvöz vakası bir bebek hastayı aldık. Bu bebeğin Ankara Etlik Şehir Hastanesi’ne nakili gerekiyordu. Helikopterimizin ağırlığı fazla olması sebebiyle babasından talep geldi. ‘Anne de gelebilir mi?’ dedi. Helikopterin ağırlığı fazla olması nedeniyle anneyi alamadık. Kendisinden şahsi cep telefonunu alarak ona bu şekilde yardımcı olabileceğimi söyledim. Yaklaşık 2 saatlik bir uçuş süresi sonucunda Ankara Etlik Şehir Hastanesi’ne indiğimde babasını aradım. Babasının mutluluğunu telefondaki ses tonundan hissettim. Bu durum bize çok büyük bir onur ve gurur veriyor" şeklinde konuştu. "Üzerine düşen vazifeyi en hızlı şekilde yerine getiriyor" Ambulans helikopterde görevli Doktor Serdar Özçakmak, "Daha çok acil durum gerektiren durumlarda nakil yapmaktayız. Ayrıca trafik kazaları, tarım aracı kazaları gibi durumlarda ilk müdahaleyi yapan ekip olarak görev yapmaktayız. 8 senedir hava ambulans merkezinde görev yapmaktayım. Helikopterimiz bölgede tüm acil durumlarda görev yapmaktadır. Üzerine düşen vazifeyi en hızlı şekilde yerine getirmektedir. Örneğin bir hastanın beyninde pıhtı attıysa, acilen o pıhtının çözülmesi için helikopter ambulansımız görev yapar. Yine kalp krizi gibi durumlarda, acil müdahale durumlarında ambulans helikoptere görev verilir" ifadelerini kullandı. (FAU
Niğde Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ’Her Gebeye Bir Ebe’ uygulaması başladı
07 Haziran 2025 Cumartesi - 10:00 Niğde Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ’Her Gebeye Bir Ebe’ uygulaması başladı Niğde Eğitim ve Araştırma Hastanesi; Sağlık Bakanlığı’nın ’Doğal Olan Normal Doğum’ temasıyla yürüttüğü Normal Doğum Eylem Planı kapsamında önemli bir hizmeti daha hayata geçirdi. ’Her Gebeye Bir Ebe’ uygulaması istikametinde kurulan Ebe Polikliniği, anne adaylarına birebir destek sunmak üzere hizmet vermeye başladı. Yeni açılan Ebe Polikliniği sayesinde; anne adaylarının doğuma daha bilinçli ve güvenli bir şekilde hazırlanması, doğum öncesi ve sonrası süreçte sürekli ebe desteği alması, ayrıca gebelere özel danışmanlık, bilgilendirme ve rehberlik hizmetlerinden faydalanmaları hedefleniyor. Niğde Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından yapılan açıklamada; polikliniğin, kadın hastalıkları ve doğum uzmanları tarafından yönlendirilen gebelere hizmet vereceği, her anne adayının artık doğuma kendi ebesiyle hazırlanma fırsatına sahip olacağı duyuruldu. Yapılan açıklamada, "Her Gebeye Bir Ebe uygulaması başlattığımız hastanemizde öte yandan Gebe Okulu da hizmet kalitesini artırarak yoluna devam ediyor. İlk tescilini 06 Ocak 2020 tarihinde alan Gebe Okulu, 13 Aralık 2024 tarihinde yayımlanan ’Gebe Okulları ile Doğuma Yönelik Hizmetlerin Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik’ istikametinde 10 Nisan 2025’te Niğde İl Sağlık Müdürlüğü tarafından denetime tabi tutuldu. Yapılan değerlendirme sonucunda tescil süreci başarıyla tamamlanarak yenilendi. Hizmetlerin oluşturulmasında ve geliştirilmesinde emeği geçen başta Gebe Okulu Koordinatör Ebesi Gizem Çoban olmak üzere tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ederiz. Bu yeni uygulamalarla birlikte Niğde’de anne adaylarına yönelik sağlık hizmetlerinin niteliği ve kapsamı önemli ölçüde güçlenmiş oldu" ifadelerine yer verildi. Gebe Okulu’nda gebelik öncesinden doğuma, doğumdan sonraki sürece kadar anne adaylarına ve ailelerine yönelik kapsamlı bilgi ve destek hizmetleri sunuluyor. Eğitimlerde hem sözel hem görsel materyallerden faydalanılıyor, ayrıca uygulamalı çalışmalarla anne adaylarının süreçleri bilinçli ve sağlıklı şekilde geçirmesi sağlanıyor. Eğitimler, hastanenin yeni binasında yer alan kadın doğum poliklinikleri içerisindeki modern eğitim salonunda gerçekleştiriliyor.
Kalp sağlığınız için Kurban Bayramı’nda ’tadımlık’ et tüketin
07 Haziran 2025 Cumartesi - 09:30 Kalp sağlığınız için Kurban Bayramı’nda ’tadımlık’ et tüketin Yaz aylarına denk gelen Kurban Bayramı’nda et tüketiminde aşırıya kaçılmaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Bilal Boztosun, özellikle kalp ve damar hastalarının bu dönemde beslenmelerine özen göstermesi konusunda uyarılarda bulundu. Kurban Bayramı’nın sıcak yaz günlerine denk gelmesiyle, Medipol Mega Üniversite Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bilal Boztosun’dan önemli bir uyarı geldi. Boztosun, "Özellikle kalp ve damar hastaları için bayram sofraları risk taşıyabilir. Dini vecibeler yerine getirilirken, sağlığınızı da göz ardı etmeyin. Et tüketimini ’tadımlık’ seviyede tutmak, kalp sağlığınızı korumak adına atılacak en önemli adımlardan biri. Etin yanı sıra, sofralarınızı çeşitli diğer besinlerle dengelemek, bayramı keyifli ve sağlıklı bir şekilde geçirmenizi sağlayacak. Unutmayın, bu bayramda kalbiniz için seçici olun" dedi. Et tüketiminde tadımlık miktarlar tercih edilmeli Bayramın manevi değerinin yanında sağlığın da korunması gerektiğini belirten Prof. Dr. Bilal Boztosun, "Kurban bizim için çok önemli bir ibadet. Bu günleri geçirirken sağlığımızı kaybetmeden değerlendirmeliyiz. Et tüketimimizi mümkünse haşlanmış olarak tercih edelim. Az miktarda diğer sebze ve meyvelerin tüketimini artırarak dengeli beslenmeye devam edelim. Yaz günleri olduğu için lütfen su alımını da ihmal etmeyelim. Et yerken aldığımız haz önemli ama fazla tüketim sindirimi zorlaştırır ve kalp sağlığını olumsuz etkiler" dedi. "Eti dinlendirin, tadını artırın" Etin dinlenmiş halde tüketilmesinin sağlık açısından daha doğru bir tercih olduğunu ifade eden Prof. Dr. Boztosun, şu ifadeleri kullandı: "Hemen kesilen eti pişirip yemek bizde bir adet. Ancak bu sağlık açısından pek önerilmiyor. Mümkün mertebe dinlenmiş, tabiri caizse ‘rahatlamış’ eti yemek lazım. Bu hem tadını artırır hem de hazmı kolaylaştırır." Kalp ve damar hastalarının daha dikkatli olması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Boztosun, "Tüketilen et miktarı ‘doyumluk’ değil ‘tadımlık’ olmalı. Özellikle belli bir yaşın üzerindeysek ve kalp-damar hastalığımız varsa etin miktarını sınırlamalıyız. Ağır yemeklerden uzak durmalı, eti mutlaka sebze ve lifli gıdalarla birlikte tüketmeliyiz. Böylece hem sağlığımızı hem de bayramın neşesini kaybetmeden bu özel günleri geçirebiliriz" dedi.
Vitamin ve mineral uyarısı
07 Haziran 2025 Cumartesi - 09:16 Vitamin ve mineral uyarısı Kütahya’da görev yapan Diyetisyen Sümeyye Korkmaz, vitamin ve mineral eksiklikleri konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Korkmaz, özellikle B12 vitamini ve demir eksikliğinin toplumda yaygın olduğunu belirterek, özellikle kadınlarda demir eksikliğinin çok sık görüldüğünü söyledi. Korkmaz, "Demir emilimini azaltan ya da engelleyen bazı beslenme alışkanlıkları var. Örneğin çay ve kahveyi, demir içeriği yüksek besinler veya demir takviyeleriyle birlikte tüketmeyin; en az iki saat arayla alın. Aynı şekilde süt, yoğurt ve ayran gibi süt grubu ürünler de demirin emilimini azaltır. Bu yüzden demirden zengin besinlerle birlikte tüketilmemeli" dedi. Demirden zengin besinler arasında et, tavuk, balık, kuru baklagiller, kuru meyveler, kuru yemişler ve yeşil yapraklı sebzeler bulunduğunu belirten Korkmaz, kolesterol problemi olmayanlar için ciğer gibi sakatatların da arada tercih edilebileceğini söyledi. B vitamini eksikliğinin de sık görüldüğünü ifade eden Korkmaz, "B3K2 formunu eksikliği olmasa bile, günde 10 kilo başına bir damla olarak kullanmayı öneriyorum. Ben de bu şekilde kullanıyorum. Ayrıca omega-3 veya krill yağı formları günlük kullanımda tercih edilebilir" diye ekledi. Korkmaz, vitamin ve mineral eksikliklerinin giderilmesinin sadece kan değerlerini değil, aynı zamanda metabolizma hızını, kilo kaybını ve ideal kiloda kalmayı da desteklediğini belirterek, "Umarım herkes ideal vitamin ve mineral dengesine ulaşır" temennisinde bulundu.
Uzmanından vitamin ve mineral uyarısı
07 Haziran 2025 Cumartesi - 09:08 Uzmanından vitamin ve mineral uyarısı Kütahya’da görev yapan Diyetisyen Sümeyye Korkmaz, vitamin ve mineral eksiklikleri konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Korkmaz, özellikle B12 vitamini ve demir eksikliğinin toplumda yaygın olduğunu belirterek, özellikle kadınlarda demir eksikliğinin çok sık görüldüğünü söyledi. Korkmaz, "Demir emilimini azaltan ya da engelleyen bazı beslenme alışkanlıkları var. Örneğin çay ve kahveyi, demir içeriği yüksek besinler veya demir takviyeleriyle birlikte tüketmeyin; en az iki saat arayla alın. Aynı şekilde süt, yoğurt ve ayran gibi süt grubu ürünler de demirin emilimini azaltır. Bu yüzden demirden zengin besinlerle birlikte tüketilmemeli" dedi. Demirden zengin besinler arasında et, tavuk, balık, kuru baklagiller, kuru meyveler, kuru yemişler ve yeşil yapraklı sebzeler bulunduğunu belirten Korkmaz, kolesterol problemi olmayanlar için ciğer gibi sakatatların da arada tercih edilebileceğini söyledi. B vitamini eksikliğinin de sık görüldüğünü ifade eden Korkmaz, "B3K2 formunu eksikliği olmasa bile, günde 10 kilo başına bir damla olarak kullanmayı öneriyorum. Ben de bu şekilde kullanıyorum. Ayrıca omega-3 veya krill yağı formları günlük kullanımda tercih edilebilir" diye ekledi. Korkmaz, vitamin ve mineral eksikliklerinin giderilmesinin sadece kan değerlerini değil, aynı zamanda metabolizma hızını, kilo kaybını ve ideal kiloda kalmayı da desteklediğini belirterek, "Umarım herkes ideal vitamin ve mineral dengesine ulaşır" temennisinde bulundu. (EFE-Y)