Son Dakika
|
Şampiyon Galatasaray kupasını aldı
Milletvekili İsmail Ok’a yanlış ilaç verilmesi davasında savcı mütalaasını açıkladı
Kıymet Rümeysa Tezcan, Avrupa şampiyonu
Şampiyon Galatasaray üstü açık otobüsle şehir turu attı
Baklava kutusunda rüşvet davasında karar çıktı!
Tepebaşı Belediyesi operasyonunda gözaltı sayısı 25’e yükseldi
Üsküdar Belediyesi’ne yönelik irtikap operasyonu: 7 gözaltı
Trump: "Xi, İran ile anlaşma sağlanması için yardım teklif etti"
Türkiye ile Kazakistan arasında 13 anlaşma imzalandı
Tepebaşı’nda şirket kurup paraları kripto hesaplara aktarmışlar
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Türkiye’s TV Dramas Conquers Ecuador
İsrail'den Gazze Şeridi'ne hava saldırısı: 7 ölü
Antalya’da 40 metrelik falezlerden düşen şahıs hayatını kaybetti
Zonguldak’ta akaryakıt istasyonuna dalan otomobil dehşet saçtı: 5’i çocuk 6 yaralı
Kıymet Rümeysa Tezcan, Avrupa şampiyonu
Osmaniye’de sağanak: Evleri ve tarlaları su bastı
Marketten alınan çiğköfte öğrencileri zehirledi
Sunrooftan çıktı, ceza yiyince beddua etti
SAĞLIK
Hantavirüste gıda hijyeni
15 Mayıs 2026 Cuma - 22:09:14
Acıbadem Kayseri Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Ersoy, hantavirüsle ilgili Türkiye’de şu anda bir pandemi sürecinin olmadığını söyleyerek, "Gıdaların kemirgenlerden korunması önem arz ediyor" dedi. Prof. Dr. Yasemin Ersoy, hantavirüsün 2 ana klinik tablo ile görüldüğünü söyleyerek, "Hantavirüs bir anda gündemimize çok yoğun şekilde girdi. Adı üstünde viral bir hastalık aslında. En başlıca kaynağı ise kemiriciler. Kemiricilerin ve böcekçillerin idrarı , dışkısı ve tükürükleri bu virüsle enfekte ve bulaşta söz konusu olabiliyor. Hantavirüs aslında 1978’de ilk kemiricilerde saptandıktan sonra insanlarda görülmeye başlanmış. Kırktan fazla virüs türü var dünyada tanımlanmış. Fakat özellikle bu seyahat gemisiyle ilişkili hantavirüste Arjantin’de endemik görülen bir hantavirüsün olduğunu görüyoruz ki bu hantavirüs özellikle insandan insana bulaşın en kolay olduğu ya da bulaşabilen hantavirüs olarak söyleyebiliriz. Başlıca da aerosol dediğimiz damlacıklar yoluyla insanlara bulaşabilmektedir. Hantaviüs 2 ana klinik tabloya neden oluyor. Biri akciğerde ödemle görülen kardiyopulmoner sendrom ki bu tabloda genellikle 14 ile 17 günlük ortalama kuluçka süresi ki bu yedi haftaya kadar da uzun olabilir. Temastan sonraki hastalıklar ortaya çıkana, bulgular ortaya çıkana kadarki dönem. Bir hafta kadar süren ateş, kas ağrıları, halsizlik, baş ağrısı ile giden bir dönemin ardından hızla kötüleşme, hipertansiyon ve akciğer ödemi tablosuyla karşımıza çıkabiliyor. Bu tabloya gelmiş hastalarda 24 saat içerisinde ölüm riski oldukça artmış olduğunu görüyoruz. Diğeri ise renal sendrom yani böbrek tutulumuyla seyreden bir tablo. Bu ise böbrek yetmezliği kliniği şeklinde giden ileri dönemlerinde kanamalı tablolara neden olan bir hastalığa neden oluyor. Başlıca klinik tablolar böyle" dedi. Hantavirüsle ilgili alınacak önlemlerin başında gıdaların kemirgenler ve böceklerin dışkılarından korunması geldiğini söyleyen Prof. Dr. Ersoy, "Bu hantavirüs özellikle bir kemirici ve böcekçillere özel bir grup. Her kemirici grubunun hantavirüsü de ayrı diyebiliriz. Dolayısıyla bunların endemik görüldüğü kemiricilerde bu virüsün, hantavirüsün görüldüğü durumlarda özellikle yiyeceklere, gıdalara ve insanlara kemirici çıkartılarının, tükürüğünün, salyasının, dışkısının ulaşmaması lazım. Dolayısıyla korunma önlemlerimiz de başlıca bu noktada olacak. Gıdalara ve insanlara bu kemirici ve böcekçillerin ulaşmasını, çıkartılarının bulaşmasını engellemek en önemli nokta. Bu gemideki olayla ilgili olarak ise aerosol yoluyla, damlacıkla bulaşın olduğu tür demiştim bunun için zaten. Burada ise özellikle temas ve damlacık önemli, insandan insana bulaş söz konusu olduğu için zaten o kişiler şu anda karantina altındalar. Dolayısıyla rastgele bir temas söz konusu değil. Bu yönden de bir panik havasına gerek olmadığını, Dünya Sağlık Örgütü’nün ve Avrupa Enfeksiyon Kontrol Örgütü’nün de burada bir salgın olmadığını belirttiklerini ve vakaların takip sürecinde olduğunu söylememiz lazım. Şu anda bir salgın riski yok, bir pandemi riski yok görünmekte. Dolayısıyla bir vaka varsa o insanla temas konusunda dikkatli olunması lazım tabi ki. Fakat şu anda gemiden ayrılan insanlar karantinada olduğu için şu anda insandan insana bulaşla ilgili panik olmaya, tedirgin olmayı gerektiren bir durum olmadığını söylemek isterim" ifadelerini kullandı.
15 Mayıs 2026 Cuma - 19:26
Muş Devlet Hastanesi’nde "Vefa Masası" kuruldu
Muş Devlet Hastanesi’nde şehit aileleri, gaziler, engelli bireyler ve 65 yaş üstü vatandaşların hastane işlemlerini kolaylaştırmak amacıyla "Vefa Masası" hizmete açıldı. Muş Vatan Kahramanları Şehit ve Gazi Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin girişimleri sonucu, Muş İl Sağlık Müdürlüğü ile Muş Devlet Hastanesi Başhekimliği iş birliğinde kurulan "Vefa Masası", vatandaşların sağlık hizmetlerine daha kolay ulaşmasını hedefliyor. Uygulama kapsamında hastane içerisindeki işlemlerde destek sağlanacak, yaşanan sorunların çözümü için rehberlik hizmeti verilecek. Açılış programında konuşan Muş İl Sağlık Müdürü Dr. Erol Emre Ömür, Engelliler Haftası kapsamında hayata geçirilen uygulamanın önemli bir sosyal destek hizmeti olduğunu belirtti. Ömür, engelli bireyler, şehit aileleri, gaziler ve yaşlı vatandaşların hastaneye girişlerinden çıkışlarına kadar her aşamada destekleneceğini ifade ederek, devletin tüm vatandaşlara eşit sağlık hizmeti sunma sorumluluğu bulunduğunu söyledi. Muş Bedensel Engelliler Derneği Başkanı Bedri Korkmaz ise kentte uzun süredir hissedilen önemli bir eksikliğin giderildiğini belirterek, engelli bireylerin yaşadığı sorunları doğrudan iletebileceği bir birimin kurulmasının memnuniyet verici olduğunu kaydetti. Korkmaz, uygulamanın engelli vatandaşların yanı sıra şehit aileleri ve gazilerin sorunlarının çözümüne de katkı sağlayacağını dile getirdi. Muş Vatan Kahramanları Şehit ve Gazi Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Yusuf Olcan da yapılan görüşmeler sonucunda projenin hayata geçirildiğini belirterek, destek veren Muş İl Sağlık Müdürlüğü ile hastane yönetimine teşekkür etti. Olcan, "Vefa Masası"nın şehit aileleri, gaziler ve engelli bireyler için önemli bir hizmet olacağını ifade etti. Programa Muş Kamu Hastaneleri Birliği Başkanı Uzm. Dr. Ayşe Rümeysa Doğruyol, Muş Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Yalçın Güzel, şehit ve gazi yakınları, gaziler, engelli bireyler ve vatandaşlar katıldı.
15 Mayıs 2026 Cuma - 18:04
"Küresel panik yersiz, bireysel korunma şart"
Dünya gündemine oturan MV Hondius keşif gemisindeki hantavirüs vakaları, pandemilerin gölgesindeki kamuoyunda yeni bir endişe dalgasına neden oldu. Konuyu akademik bir perspektifle değerlendiren İstanbul Arel Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel virüsün yayılım dinamiklerini ve bulaşma risklerini mercek altına alarak kritik değerlendirmelerde bulundu. Pandemilerin ardından dünya, yeni bir virüs haberiyle bir kez daha tetikte. Arjantin’den ayrılan MV Hondius adlı keşif gemisinde görülen hantavirüs vakaları, İsviçre’den ABD’ye uzanan geniş bir temaslı takibini beraberinde getirdi. İstanbul Arel Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel, merak edilen tüm soruları yanıtladı. "Bu virüs yeni bir düşman değil" Süreci değerlendiren Dr. Aylin Dağ Güzel, öncelikle hantavirüsün tarihsel arka planına dikkat çekerek, "Hantavirüsler aslında tıp dünyası için yeni değil. Biz bu grubu, Bunyaviridae ailesine mensup, zarflı RNA virüsleri olarak 1978 yılından beri yakından tanıyoruz. Temel olarak kemirgenler ve böcekçiller aracılığıyla yayılım gösteren bu virüslerin bugün tanımlanmış en az 40 türü bulunuyor. Her virüs tipi, kendine özgü bir kemirgen türüyle konakçılık ilişkisi kurar. Yani aslında doğada uzun yıllardır var olan zoonotik bir etkenden bahsediyoruz" dedi. "Andes virüsünü diğerlerinden ayıran kritik fark" MV Hondius gemisindeki vakaların neden bu kadar ses getirdiğine açıklık getiren Güzel, "Andes" türünün altını çizerek, "Şu an dünya gündemini meşgul eden asıl mesele, Arjantin’e özgü olan Andes Hantavirüsü (ANDV). Bu türü diğerlerinden ayıran çok kritik, hatta benzersiz bir nokta var: Andes virüsü, dünyada insandan insana bulaşabildiği belgelenmiş tek Hantavirüs türüdür. Gemiyle bağlantılı 8 vakanın 6’sının kesinleşmesi ve 3 kayıbın olması, virüsün vücut sıvılarında (kan, tükürük, idrar) tespit edilebilmesi endişeleri artırdı. Ancak literatürdeki veriler ve Dünya Sağlık Örgütü’nün güncel raporları, bu karşılaştığımız MV Hondius gemisindeki vakaların insandan insana bulaşma sonucu olmadığı, hastalığın geçişinin bu yolla son derece nadir gerçekleştiğini gösteriyor. Şu an için yaygın ve süregelen bir pandemi riskinden bahsetmek doğru olmaz; ancak temaslı takibi ve izolasyon hayati önemdedir" diye konuştu. "İki farklı coğrafya, iki farklı hastalık" Hastalığın seyrine ve coğrafi dağılımına dair detaylı bilgi veren Dr. Güzel, "Hantavirüs dediğimizde tek bir hastalıktan bahsetmiyoruz. Amerika kıtasında Sin Nombre ve Andes gibi virüsler, ağır akciğer tutulumu ve yüksek ölüm oranıyla seyreden Hantavirüs Kardiyopulmoner Sendromu’na (HCPS) yol açıyor. Bizim de içinde bulunduğumuz Avrupa ve Asya coğrafyasında ise Puumala ve Dobrava gibi virüsler; ateş, kanama ve akut böbrek yetmezliği ile karakterize olan Renal Sendromla Seyreden Hemorajik Ateş (HFRS) tablosuna neden oluyor" dedi. Türkiye için risk analizi ve korunma yolları Türkiye’deki durumu da değerlendiren Dr. Güzel, vatandaşlara yönelik şu uyarılarda bulundu: "Türkiye’de hantavirüslerin yaban hayatındaki kemiricilerdeki varlığı, ilk kez 2004 yılında yayınlanmış bir saha çalışmasında bildirilmiştir. Zonguldak-Bartın’da 2009’da da ilk vaka rapor edilmiştir. Ancak Türkiye’deki vakalar genellikle Avrupa tipi (Renal Sendromla Seyreden Hemorajik Ateş -HFRS) olup, ölüm oranları Amerika kıtasına kıyasla oldukça düşüktür. Genellikle kırsal alanlarda, atıl bırakılmış depolarda veya kemirgenlerin yoğun olduğu bölgelerde, virüslü atıkların solunmasıyla ortaya çıkan sporadik vakalar görüyoruz. Vatandaşlarımıza en büyük uyarım; kapalı, uzun süre kullanılmayan depo ve bodrum gibi alanlara girmeden önce mutlaka ortamı havalandırmalarıdır. Temizlik yaparken kuru süpürmeden kaçınılmalı, virüsün havaya karışmasını önlemek için ortam dezenfektanla ıslatılmalıdır. Riskli alanlarda maske (mümkünse N-95), koruyucu gözlük ve eldiven kullanımı bir seçenek değil, zorunluluktur." "Erken tanı hayat kurtarır" Hastalığın başlangıçta griple (influenza) çok kolay karıştırılabileceğini belirten Güzel, son olarak tedavi süreçlerine ilişkin şöyle dedi: "İlk evrede yüksek ateş, halsizlik ve şiddetli kas ağrıları görülür. Eğer kişi son dönemde kemirgenlerin bulunduğu bir ortamda bulunduysa ve bu belirtilere nefes darlığı veya böbrek ağrısı ekleniyorsa, vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Şu an için onaylanmış bir aşımız ya da virüse özgü spesifik bir ilacımız yok. Ancak erken tanı sonrası sağlanan yoğun bakım desteği ve sıvı dengesinin korunması, hayatta kalma şansını en üst seviyeye çıkarıyor. Özetle; 12 Mayıs 2026 itibarıyla küresel bir panik havasına gerek yok, ancak bireysel korunma ve profesyonel izlem bugün her zamankinden daha önemli."
15 Mayıs 2026 Cuma - 17:02
Kansere karşı sesler yükseldi: Sağlık, eğitim ve sanat tek çatı altında buluştu
KOCAELİ (İHA) – Kocaeli’de Büyük Anadolu Hastaneleri tarafından kanserde farkındalık oluşturmak amacıyla hayata geçirilen "S.E.S Projesi – Sağlık, Eğitim, Sanat Buluşması" etkinliğinde sağlık, eğitim ve sanat bir araya geldi. Toplum sağlığını yalnızca tedavi hizmetleriyle değil, koruyucu sağlık yaklaşımı ve sosyal sorumluluk projeleriyle de desteklemeyi hedefleyen Büyük Anadolu Hastaneleri, bu etkinlikle bir özel günü toplumsal faydaya dönüştürdü. Hastanenin Darıca’daki yeni hizmet binasında faaliyetlerine başlamasının ikinci yıl dönümü olan tarihi, farkındalık hareketinin ses getirdiği bu özel organizasyonla taçlandırıldı. Gebze’de bir alışveriş merkezinde gerçekleştirilen etkinlikte, kansere karşı toplumsal farkındalık oluşturulması ve erken tanının önemine dikkat çekilmesi amaçlandı. Yoğun katılımla düzenlenen organizasyonda vatandaşlar, sağlık alanındaki bilgilendirme programlarının yanı sıra çeşitli sanat ve kültür etkinliklerine katıldı. Programda, Büyük Anadolu Hastanesi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Nilgün Yönten ile TBMM Başhekimi ve Genel Cerrah Prof. Dr. Mustafa Şahin, kanserde erken tanının hayati önemi ve korunma yolları üzerine değerli bilgiler paylaştı. Program kapsamında öğrenciler tarafından müzik dinletileri ve folklor gösterileri sahnelenirken, tiyatro performansları ve sanat atölyeleri de katılımcılardan ilgi gördü. Sağlık mesajlarının sanat ve eğitim etkinlikleriyle desteklendiği organizasyonda, kansere karşı toplumsal bilinç oluşturulmasının önemine vurgu yapıldı. "S.E.S Projesi" ile sağlık, eğitim ve sanat kavramlarının bir araya getirilerek kansere karşı toplumsal farkındalık oluşturulmasının hedeflendiği belirtildi. Programa çok sayıda protokol üyesi ve vatandaşlar katıldı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
14 Mayıs 2026 Perşembe- 11:52
Sivas’ta eczacılar Eczacılık Günü’nde bir araya geldi,
2
15 Mayıs 2026 Cuma- 13:15
Mersin’de cerrahi ve onkoloji alanındaki gelişmeler sempozyumda ele alındı
3
14 Mayıs 2026 Perşembe- 23:35
Bakan Memişoğlu: "Hantavirüs konusunda bir salgın riski yok"
4
15 Mayıs 2026 Cuma- 11:54
Kütahya’da iş kazası sonrası felç kalan hastaya kişiye özel çözüm
5
15 Mayıs 2026 Cuma- 11:16
Ağrılarından kapalı ameliyatla kurtuldu
08 Haziran 2025 Pazar - 13:10
Başkan Zeyrek’in durumu ciddiyetini koruyor
Bayramın birinci günü akşamı evindeki havuzun makine kısmında elektrik çarpması sonucu ağır yaralanan ve 70 dakikalık kalp masajıyla hayata döndürülen Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in yoğun bakımdaki tedavisi 34 saati geride bıraktı. Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. İsmet Topçu, "Bakanlığın da destekleriyle çok değerli bilim insanlarına ulaşıldı. Onlarla da bir grup kurularak tedavinin devamı konusunda istişarelerde bulunuldu. Ferdi Başkanımıza en doğru tedavi yöntemini belirleyerek şu an tedavi devam ediyor." dedi.Manisa’nın Yunusemre ilçesi Keçiliköy Mahallesindeki evinde havuzun motor kısmının bulunduğu makine bölümünde elektrik çarpması sonucu ağır yaralanan ve 70 dakikalık kalp masajıyla hayata döndürülen Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in tedavisi Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi yoğun bakım ünitesinde devam ediyor. Hastanenin başhekimi Prof. Dr. İsmet Topçu ve CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper günlük basın açıklamasını yaparak Zeyrek’in son durumuyla ilgili açıklamalarda bulundu."Hasar büyük bir hasar"Yoğun bakımdaki tedavinin 34 saati geçtiğini kaydeden Manisa Celal Bayar Üniversitesi Başhekimi Prof. Dr. İsmet Topçu, "Yaşanan olay sonrası 112 tarafından başkanımızın evinde yaklaşık 20 dakika süren bir canlandırma akabinde acil servise getirilme acil serviste de yaklaşık 50 dakika devam eden CPR sonrasında yanıt alınması üzerine hastamızı yoğun bakım almıştık. O saat itibariyle 34. saatte yoğun bakımda tamamladık. Bu süre içerisinde dün de bilgilendirme yapmıştık yine kalp, akciğere vücut dışında oksijen sağlamak, onu yeniden canlandırabilmek için tedavi desteği devam ediyordu. Yine böbrekler de aynı şekilde destekler devam ediyor. Şu an itibariyle tabii bu süreç dün de söylemiştim çok dinamik bir süreç. Her an değişebilir. Hani buradan iyi ya da kötü diye bir şey söylemek çok doğru olmayabilir. Şu an itibariyle elimizden gelen tüm gayreti gösteriyoruz. Tabii bunun tek başına bir kişinin bir tedavi devam ettirebileceği bir süreç değil. Şu an kalp damar cerrahisi sonra nöroloji, anestezi, yoğun bakım olmak üzere tüm hekimler sürekli olarak hastanın başında 24 saat öğretim görevlilerimiz çalışıyor. Bunun dışında yine tabii bakanlığın da destekleriyle ülkemizde bu konularda çok değerli olan bilim adamlarına, bilim insanlarına ulaşıldı. Onlarla da bir grup kurularak yine yapılan tedavilerin etkinliği ya da tedavinin yönlendirilmesi devamı konusunda istişarelerde bulunuldu. Ferdi Başkanımıza en doğru tedavi yöntemini belirleyerek şu an tedavi devam ediyor. Tabii süreç zorlu bir süreç. Hasar büyük bir hasar. Tabii uzun bir süre hipoksi kalmış olması ciddi organ hasarına ve ciddi bir elektrik yanığı, elektrik kazası şeklinde karşımızda." dedi."Ülkedeki tüm uzmanlarla istişare halindeyiz"Ülkedeki tüm uzmanlarla istişare halinde olduklarını kaydeden Başhekim Topçu, "Ama şu konuda tüm kamuoyu rahat olabilir. Hastamız için tüm ekip şu an 24 saat boyunca sürekli çalışıyor. Ve tüm Türkiye’den de uzmanlarla istişare halindeyiz. Onlarla da yönlendirme yapıyoruz. Bunun dışında bizim ulaşamadığımız zaman bize ulaşan yine bilim insanları, yoğun bakım uzmanları ya da kalp damar cerrahi uzmanları bize süreçle ilgili yardımcı oluyorlar. Onlarla ilgili yönlendirme oluyor. Tedavisi için en doğru adımları atmaya çalışıyoruz." şeklinde konuştu."Ciddi elektrik yanığı"Elektrik yanığı hakkında da bilgi veren Başhekim Topçu, "Hastanın ne kadar süre elektrik akımına kapıldığını bilmiyoruz. Ses gelince şalterin indirildiği ve en kısa sürede buradaki hasarın önlenmesinin çalışıldığını biliyoruz. Bu durum beni hasarın boyutu üzerinde etkileyebilir. Bu da yanığın büyüklüğünü gösterebilir ama bunda benim şu an onu saptayabilmem ya da bu böyle bir şu kadar süre kaldıysa şu kadar hasar olmuştur gibi bir şey söylemek doğru değil. Öyle bir yaklaşım da yok zaten. Hasar oluştu. Oluşan hasarın klinik boyutu karşılığı ne? Bizim bu karşılığında neler yapabiliriz? Onun üzerine duruyoruz. Yoksa voltajın şu kadar kaldı. Onlarla ilgili voltajla ilgili bir şeyimiz yok. Bu durum bildiğiniz bir normal yanık gibi değil ama sonuçta iç organları etkileyen kalbi durdurabilen ya da akciğerde ya da böbrekte hasara yol açabilen bir travma söz konusu. Yani bir hasar, bir elektrik yanığı söz konusu. O anlamda söyledim. Durumu ile ilgili bekleyeceğiz. Net bir şey söylemem doğru olmaz. Bu yanlış olur. Yanlış bilgi vermiş oluruz size. Düne göre şu an durumu stabil diyebilirim. Buradan farklı manalar çıkmasın diye söylüyorum. Çünkü değişebilir, an ve an değişebilir. Şöyle bizler için hakikaten zor bir hasta. Çok da değerli de bir insan ama çok da zor bir hasta. Hekimlerimiz bu tedavi sürecine hakikaten çok özen gösteriyor ve şu an ekip sürekli 24 saat sürekli başında. Halen de başındalar. Devam ediyor." ifadelerini kullandı."Dualarınızla Ferdi Başkan’ımızı hep birlikte sağlığına kavuşturacağız inşallah"Ferdi Zeyrek’in hastaneye kaldırılmasından hemen sonra hastaneye gelen ve ayrılmayan CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper ise, "Önce süreci duymadan neredeyse hiç yemek yemeden saatlerdir bizi yalnız bırakmadan çalışan tüm Celal Bayar çalışanlarına, hocalarımıza, bu ekibimize, tüm hemşire arkadaşlarımıza, güvenlik görevlilerimize kadar tüm Celal Bayar çalışanların hepsine öncelikle çok teşekkür ediyoruz. Süreci tüm Türkiye’de takip ediyor. Tüm Türkiye’nin de gözü burada, biliyoruz. Ve dualarımız çok kıymetli, çok önemli. Tüm Türkiye’den Hocalarımız Sayın Başhekimimizle de iletişim halindeler. Yani tüm dünyadan hekimlerimiz bir şekilde burada haber almak için ya da elimizden bir şey gelir mi diye uğraşıyorlar ama gerçekten inanılmaz başarılı bir ekip var. Ben yıllarca da burada yoğun bakımda çalışmış olan bir insan olarak, Celal Bayar Üniversitesinin yoğun bakımının ne kadar iyi olduğunu da biliyorum. Hepsinin emeklerine tekrar tekrar teşekkür ediyorum. İyi olacak. Dualara ihtiyacı var tabii ki. İyi olacak. Bugün Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız, Mansur Başkanımız burada. Kendisi dışarıda. Cemil Başkanımız burada. Cemil Başkanımız hep buradaydı zaten olayın başından ve kendisinin hekim olmasından ötürü. Yine Dilek Hanım gelecekler. Dilek İmamoğlu bugün aramızda olacak, burada olacak. İstanbul’dan, Bursa’dan, Manisa’dan, Manisa’nın tüm ilçelerinden, İzmir’den, Bursa’dan insanlar inanılmaz takdir akın geliyorlar ve destek için geliyorlar. Yani sadece manevi destek olalım, burada dua edelim diye bizlerle birlikteler. Siz de görüyorsunuz zaten bahçede sürekli ziyaretçilerimiz var. Önemli olan dediğimiz gibi dualarınızı eksik etmemeniz. Ferdi başkan güçlüdür. Tekrar söylüyoruz ve bir şey daha rica edeceğiz. Lütfen başhekimimizin yaptığı açıklamanın dışında hiçbir açıklamaya da itibar etmeyin. Çünkü inanılmaz farklı haberler görüyoruz. Biz sürekli olayın içerisinde olmamıza rağmen biz farklı haberler okuyoruz ve biz bile diyoruz ki yani böyle bir şey olmamış olmasına rağmen bu konuda daha dikkatli davranılmalı. Bu konuda çok hassas olmamız gereken bir dönemdeyiz. Lütfen baş hekimimiz zaten gerekli açıklamayı yapıyor. Sağlıklı açıklamalarda sadece başhekimimiz tarafından verilen açıklamalardır. Onun dışındaki hiçbir açıklamayı da lütfen hiç kimse itibar etmesin. Dualarınızla Ferdi Başkan’ımızı hep birlikte sağlığına kavuşturacağız inşallah. Çok teşekkür ediyorum" dedi."Önceliğimiz Ferdi Başkanımızın aramıza dönmesi"Bir gazetecinin soruşturma süreciyle ilgili sorusuna Özalper şu cevabı verdi: "Savcılık takip ediyor şu anda. Savcının takip ettiği durumda bizim bu konuyla ilgili çok fazla yorum yapmamız doğru bulmuyorum. Yani bizim için önemli olan şu anda Ferdi Başkanımızın sağlıklı bir şekilde yeniden aramıza geriye dönmesi. Savcılıkta yani bu konuda savcılığa da Sağlık Bakanlığımıza da ayrıca teşekkür ediyoruz. Yani Sağlık Bakanımız sürekli olarak Genel Başkanımız Özgür Özel ile iletişim halinde. Tüm siyasi liderlere teşekkür ediyoruz. Yani herkes Genel Başkanımız da şu anda bahçede şimdi hemen onun da yanına gideceğiz. Mansur Başkanımız da yanında. Yani bu süreçte Savcılık takip ediyor arkadaşlar. Yani savcılığa da ayrıca teşekkür ediyoruz. Hassas bir dönem bizim için öncelikli olan Ferdi Başkan’ın sağlıklı aramıza geri dönmesi. Çok teşekkür ediyorum."Öte yandan Ferdi Zeyrek’in ailesine destek olmak için hastane bahçesine Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve eşi de gelerek Nurcan Zeyrek ve kızı Nehir Zeyrek ile görüştü.
08 Haziran 2025 Pazar - 12:21
Dayanılmaz ağrıları dindiriyorlar hastalar taburcu olmak istemiyor
Antalya Döşemealtı Devlet Hastanesi’nde 21 Nisan’da hizmete giren Palyatif Merkezi, kanser hastaları ve yoğun bakımdan çıkan hastalara umut oluyor. Merkezde ağrıları kontrol altına alınan 76 yaşındaki Emine Çelebi, "Ağrılarım kesildi. Çok memnunum" ifadelerini kullanırken, Çelebi’ye refakat eden kızı Derya Büyükgöz ise, "Annem eve gitmek istemiyor, burayı daha rahat buluyor. Hocamıza da ‘beni taburcu etme’ diyor" şeklinde konuştu. Döşemealtı Devlet Hastanesi bünyesinde 21 Nisan’da hizmete başlayan Palyatif Merkezi, ağır hastalıklarla mücadele eden hastalara ve hasta yakınlarına destek sağlıyor. Kanser hastaları ile yoğun bakımdan çıkan hastaların ağrılarını hafifletmeye ve bakım süreçlerini kolaylaştırmaya yönelik hizmet veren merkez, bugüne kadar sekiz hastayı taburcu etti. Merkezde görev yapan Anestezi Uzmanı Dr. Osman Çelik, palyatif bakımın multidisipliner bir yaklaşımla yürütüldüğünü belirterek şunları söyledi: "Palyatif merkezimiz 21 Nisan itibariyle ilk hasta kabulüne başladı. Bugün itibariyle sekizinci hastamızı taburcu etmiş bulunmaktayız. Palyatif bakım multidisipliner bir disiplin. Diyetisyenler, fizyoterapistler, hemşirelerle birlikte bu bakımı yapıyoruz. Anestezi hekimleri olarak da burada aylık rotasyon şeklinde hizmet veriyoruz." "Dayanılmaz ağrılara müdahale ediyoruz" Dr. Çelik, merkezin temel amacının ağrıların azaltılması ve hasta yakınlarının bakım konusunda bilgilendirilmesi olduğunu belirterek şöyle devam etti: "Kanser hastaları ya da yoğun bakımdan çıkan hastalara yönelik evde bakım eğitimleri yapıyoruz. Ağrıları hafifletmek için basamak tedavileri uyguluyoruz. Anestezi uzmanı olmamızın avantajıyla hem medikal hem de girişimsel tedavilerle hızlı ve yüz güldürücü sonuçlar elde ediyoruz. Taburcu olan hastalarımız buradan ayrılırken çok memnun olduklarını ifade ediyorlar." "Multidisipliner bakım" Merkezde fizik tedavi uygulamalarının da yapıldığını belirten Dr. Osman Çelik, "Fizik tedavi hizmetiyle hastaların kas egzersizlerini de yaptırıyoruz. Bu süreçte hem ağrıların kontrolü hem de beslenme ve hareket kapasitesinin artırılması hedefleniyor. Tek başımıza değil, tüm ekip olarak bu hizmeti veriyoruz" dedi. "Dayanılmaz ağrıları vardı" Palyatif Merkezi’nde ağrıları kontrol altına alınan 76 yaşındaki Emine Çelebi ise şu ifadeleri kullandı: "Şu anda iyiyim. Ağrılarım kesildi. Allah razı olsun hocamdan. İyiyim, çok iyiyim. Memnunum. Ayak şikâyetiyle çok sancım vardı. Yine oluyor da hocam bir iğne vuruyor, azaltıyor." Emine Çelebi’nin kızı Derya Büyükgöz de merkezde verilen hizmetten duyduğu memnuniyeti şöyle dile getirdi: "Annem diyabetik ayakla geldi, ayağı ampute oldu, beş parmağı. Buraya geldiğinde çok sancıları vardı. Narkotik ilaçlarla duruyordu. Burada Osman hocamız sağ olsun, bacağından yaptığı iğneyle siniri tamamen uyuşturdu. Şu anda ağrısı yok. Çok memnunuz. Bu hastanede, personelinden doktoruna herkes çok iyi, çok güler yüzlü. Annem eve gitmek istemiyor, burayı daha rahat buluyor. Hocamıza da ‘beni taburcu etme’ diyor." Döşemealtı Devlet Hastanesi’nde hizmete başlayan Palyatif Merkezi’nin, ileri evre hastalıklarla mücadele eden hastalar ve hasta yakınları için önemli bir destek noktası olması hedefleniyor.
08 Haziran 2025 Pazar - 12:18
Başkan Zeyrek’in durumu ciddiyetini koruyor
Bayramın birinci günü akşamı evindeki havuzun makine kısmında elektrik akımına kapılması sonucu ağır yaralanan ve 70 dakikalık kalp masajıyla hayata döndürülen Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in yoğun bakımdaki tedavisi 34 saati geride bıraktı. Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. İsmet Topçu, "Bakanlığın da destekleriyle çok değerli bilim insanlarına ulaşıldı. Onlarla da bir grup kurularak tedavinin devamı konusunda istişarelerde bulunuldu. Ferdi Başkanımıza en doğru tedavi yöntemini belirleyerek şu an tedavi devam ediyor" dedi. Manisa’nın Yunusemre ilçesi Keçiliköy Mahallesindeki evinde havuzun motor kısmının bulunduğu makine bölümünde elektrik akımına kapılması sonucu ağır yaralanan ve 70 dakikalık kalp masajıyla hayata döndürülen Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek’in tedavisi Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi yoğun bakım ünitesinde devam ediyor. Hastanenin başhekimi Prof. Dr. İsmet Topçu ve CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper günlük basın açıklamasını yaparak Zeyrek’in son durumuyla ilgili açıklamalarda bulundu. "Hasar büyük bir hasar" Yoğun bakımdaki tedavinin 34 saati geçtiğini kaydeden Manisa Celal Bayar Üniversitesi Başhekimi Prof. Dr. İsmet Topçu, "Yaşanan olay sonrası 112 tarafından başkanımızın evinde yaklaşık 20 dakika süren bir canlandırma akabinde acil servise ulaştırılma, acil serviste de yaklaşık 50 dakika devam eden CPR sonrasında yanıt alınması üzerine hastamızı yoğun bakım almıştık. O saat itibariyle 34. saatte yoğun bakımda tamamladık. Bu süre içerisinde dün de bilgilendirme yapmıştık yine kalp, akciğere vücut dışında oksijen sağlamak, onu yeniden canlandırabilmek için tedavi desteği devam ediyordu. Yine böbrekler de aynı şekilde destekler devam ediyor. Şu an itibariyle tabii bu süreç dün de söylemiştim çok dinamik bir süreç. Her an değişebilir. Hani buradan iyi ya da kötü diye bir şey söylemek çok doğru olmayabilir. Şu an itibariyle elimizden gelen tüm gayreti gösteriyoruz. Tabii bunun tek başına bir kişinin bir tedavi devam ettirebileceği bir süreç değil. Şu an kalp damar cerrahisi sonra nöroloji, anestezi, yoğun bakım olmak üzere tüm hekimler sürekli olarak hastanın başında 24 saat öğretim görevlilerimiz çalışıyor. Bunun dışında yine tabii bakanlığın da destekleriyle ülkemizde bu konularda çok değerli olan bilim adamlarına, bilim insanlarına ulaşıldı. Onlarla da bir grup kurularak yine yapılan tedavilerin etkinliği ya da tedavinin yönlendirilmesi devamı konusunda istişarelerde bulunuldu. Ferdi Başkanımıza en doğru tedavi yöntemini belirleyerek şu an tedavi devam ediyor. Tabii süreç zorlu bir süreç. Hasar büyük bir hasar. Tabii uzun bir süre hipoksi kalmış olması ciddi organ hasarına ve ciddi bir elektrik yanığı, elektrik kazası şeklinde karşımızda" dedi. "Ülkedeki tüm uzmanlarla istişare halindeyiz" Ülkedeki tüm uzmanlarla istişare halinde olduklarını kaydeden Başhekim Topçu, "Ama şu konuda tüm kamuoyu rahat olabilir. Hastamız için tüm ekip şu an 24 saat boyunca sürekli çalışıyor. Ve tüm Türkiye’den de uzmanlarla istişare halindeyiz. Onlarla da yönlendirme yapıyoruz. Bunun dışında bizim ulaşamadığımız zaman bize ulaşan yine bilim insanları, yoğun bakım uzmanları ya da kalp damar cerrahi uzmanları bize süreçle ilgili yardımcı oluyorlar. Onlarla ilgili yönlendirme oluyor. Tedavisi için en doğru adımları atmaya çalışıyoruz" şeklinde konuştu. "Ciddi elektrik yanığı" Elektrik yanığı hakkında da bilgi veren Başhekim Topçu, "Hastanın ne kadar süre elektrik akımına kapıldığını bilmiyoruz. Ses gelince şalterin indirildiği ve en kısa sürede buradaki hasarın önlenmesinin çalışıldığını biliyoruz. Bu durum beni hasarın boyutu üzerinde etkileyebilir. Bu da yanığın büyüklüğünü gösterebilir ama bunda benim şu an onu tespit edebilmem ya da bu böyle bir şu kadar süre kaldıysa şu kadar hasar olmuştur gibi bir şey söylemek doğru değil. Öyle bir yaklaşım da yok zaten. Hasar oluştu. Oluşan hasarın klinik boyutu karşılığı ne? Bizim bu karşılığında neler yapabiliriz? Onun üzerine duruyoruz. Yoksa voltajın şu kadar kaldı. Onlarla ilgili voltajla ilgili bir şeyimiz yok. Bu durum bildiğiniz bir normal yanık gibi değil ama sonuçta iç organları etkileyen kalbi durdurabilen ya da akciğerde ya da böbrekte hasara yol açabilen bir travma söz konusu. Yani bir hasar, bir elektrik yanığı söz konusu. O anlamda söyledim. Durumu ile ilgili bekleyeceğiz. Net bir şey söylemem doğru olmaz. Bu yanlış olur. Yanlış bilgi vermiş oluruz size. Düne göre şu an durumu stabil diyebilirim. Buradan farklı manalar çıkmasın diye söylüyorum. Çünkü değişebilir, an ve an değişebilir. Şöyle bizler için hakikaten zor bir hasta. Çok da değerli de bir insan ama çok da zor bir hasta. Hekimlerimiz bu tedavi sürecine hakikaten çok özen gösteriyor ve şu an ekip sürekli 24 saat sürekli başında. Halen de başındalar. Devam ediyor" ifadelerini kullandı. "Dualarınızla Ferdi Başkan’ımızı hep birlikte sağlığına kavuşturacağız inşallah" Ferdi Zeyrek’in hastaneye kaldırılmasından hemen sonra hastaneye gelen ve ayrılmayan CHP Manisa İl Başkanı İlksen Özalper ise, "Önce süreci duymadan neredeyse hiç yemek yemeden saatlerdir bizi yalnız bırakmadan çalışan tüm Celal Bayar çalışanlarına, hocalarımıza, bu ekibimize, tüm hemşire arkadaşlarımıza, güvenlik görevlilerimize kadar tüm Celal Bayar çalışanların hepsine öncelikle çok teşekkür ediyoruz. Süreci tüm Türkiye’de takip ediyor. Tüm Türkiye’nin de gözü burada, biliyoruz. Ve dualarımız çok kıymetli, çok önemli. Tüm Türkiye’den Hocalarımız Sayın Başhekimimizle de iletişim halindeler. Yani tüm dünyadan hekimlerimiz bir şekilde burada haber almak için ya da elimizden bir şey gelir mi diye uğraşıyorlar ama gerçekten inanılmaz başarılı bir ekip var. Ben yıllarca da burada yoğun bakımda çalışmış olan bir insan olarak, Celal Bayar Üniversitesinin yoğun bakımının ne kadar iyi olduğunu da biliyorum. Hepsinin emeklerine tekrar tekrar teşekkür ediyorum. İyi olacak. Dualara ihtiyacı var tabii ki. İyi olacak. Bugün Ankara Büyükşehir Belediye Başkanımız, Mansur Başkanımız burada. Kendisi dışarıda. Cemil Başkanımız burada. Cemil Başkanımız hep buradaydı zaten olayın başından ve kendisinin hekim olmasından ötürü. Yine Dilek Hanım gelecekler. Dilek İmamoğlu bugün aramızda olacak, burada olacak. İstanbul’dan, Bursa’dan, Manisa’dan, Manisa’nın tüm ilçelerinden, İzmir’den, Bursa’dan insanlar inanılmaz takdir akın geliyorlar ve destek için geliyorlar. Yani sadece manevi destek olalım, burada dua edelim diye bizlerle birlikteler. Siz de görüyorsunuz zaten bahçede sürekli ziyaretçilerimiz var. Önemli olan dediğimiz gibi dualarınızı eksik etmemeniz. Ferdi başkan güçlüdür. Tekrar söylüyoruz ve bir şey daha rica edeceğiz. Lütfen başhekimimizin yaptığı açıklamanın dışında hiçbir açıklamaya da itibar etmeyin. Çünkü inanılmaz farklı haberler görüyoruz. Biz sürekli olayın içerisinde olmamıza rağmen biz farklı haberler okuyoruz ve biz bile diyoruz ki yani böyle bir şey olmamış olmasına rağmen bu konuda daha dikkatli davranılmalı. Bu konuda çok hassas olmamız gereken bir dönemdeyiz. Lütfen baş hekimimiz zaten gerekli açıklamayı yapıyor. Sağlıklı açıklamalarda sadece başhekimimiz tarafından verilen açıklamalardır. Onun dışındaki hiçbir açıklamayı da lütfen hiç kimse itibar etmesin. Dualarınızla Ferdi Başkan’ımızı hep birlikte sağlığına kavuşturacağız inşallah. Çok teşekkür ediyorum" dedi. "Önceliğimiz Ferdi Başkanımızın aramıza dönmesi" Bir gazetecinin soruşturma süreciyle ilgili sorusuna Özalper şu cevabı verdi: "Savcılık takip ediyor şu anda. Savcının takip ettiği durumda bizim bu konuyla ilgili çok fazla yorum yapmamız doğru bulmuyorum. Yani bizim için önemli olan şu anda Ferdi Başkanımızın sağlıklı bir şekilde yeniden aramıza geriye dönmesi. Savcılıkta yani bu konuda savcılığa da Sağlık Bakanlığımıza da ayrıca teşekkür ediyoruz. Yani Sağlık Bakanımız sürekli olarak Genel Başkanımız Özgür Özel ile iletişim halinde. Tüm siyasi liderlere teşekkür ediyoruz. Yani herkes Genel Başkanımız da şu anda bahçede şimdi hemen onun da yanına gideceğiz. Mansur Başkanımız da yanında. Yani bu süreçte Savcılık takip ediyor arkadaşlar. Yani savcılığa da ayrıca teşekkür ediyoruz. Hassas bir dönem bizim için öncelikli olan Ferdi Başkan’ın sağlıklı aramıza geri dönmesi. Çok teşekkür ediyorum." Öte yandan Ferdi Zeyrek’in ailesine destek olmak için hastane bahçesine Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ve eşi de gelerek Nurcan Zeyrek ve kızı Nehir Zeyrek ile görüştü.
08 Haziran 2025 Pazar - 11:40
Prof. Dr. Özkan: "Diş çekiminden ölen çocuklar ve gençler: Diş çekiminde hayati önlemler"
Uzman Diş Hekimi ve Ağız Diş Çene Cerrahı Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, son dönemde diş çekimi sonrası özellikle çocuk ve gençlerde meydana gelen ölümcül vakalara dikkat çekerek, bu tür işlemlerin sadece basit bir diş çekimi olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayarak, "Detaylı klinik ve radyografik değerlendirme yapılmadan, cerrahi prensiplere uygun şekilde planlanmadan gerçekleştirilen diş çekimleri, ciddi komplikasyonlara ve ne yazık ki hayatı tehdit eden sonuçlara yol açabiliyor" dedi. "Diş çekiminde hayati müdahale, sistemli hazırlıkla başlar" Diş çekiminin, sadece bir dişi yerinden çıkarmakla sınırlı olmayan; çene kemiği, dişeti, sinir yapıları ve çene eklemi gibi birçok anatomik yapının korunmasını gerektiren cerrahi bir işlem olduğunu söyleyen Özkan, "Özellikle çocuklarda çene kemiği henüz gelişimini tamamlamadığı için diş çekimi sırasında yapılacak en küçük ihmal, telafisi zor komplikasyonlara neden olabilir. Dişin kök yapısı, çene kemiğinin yoğunluğu, hastanın yaşı ve dişin konumu gibi faktörlerin çekim öncesinde klinik ve radyolojik olarak değerlendirilmesi gerekir. Her hastaya özel bir cerrahi planlama zorunludur" diye konuştu. "Cerrahi uygulamalarda teknik titizlik şart" Diş çekimi öncesinde antiseptik uygulamalarla bölge steril hale getirilmesi gerektiğine dikkat çeken Özkan şöyle devam etti: "Ardından lokal anestezi yapılır. Dişe erişim sağlamak için gerekirse dişeti dokusunda minimal kesiler açılır. Dişin çevresindeki kemik yapısı, özel aletlerle düzeltilerek travmasız bir çekim hedeflenir. Dişin çekildiği alandaki çene kemiği törpülenerek düzeltilmezse, iyileşme zorlaşır ve enfeksiyon riski artar. Bu kemik düzleştirme işlemi, çekimin cerrahi bütünlüğü için şarttır. İlk 72 Saat: sessiz tehlike dönemi Çekim sonrası ilk 72 saat, kan pıhtısının yara bölgesinde stabil hale gelmesi ve yeni kemik oluşumunun başlaması açısından kritik bir dönemdir. Bu sürede yapılacak basit ama etkili önlemler, olası komplikasyonları önleyebilir." Prof. Dr. Özkan, "Çocuk ve genç hastalarda bu pıhtı oluşmaz ya da erken bozulursa, gelişen enfeksiyonlar hızlıca yayılıp sistemik komplikasyonlara yol açabilir. Bu durum ne yazık ki ölümle sonuçlanabilecek kadar ciddi hale gelebilir," diyerek konunun ciddiyetini vurguladı. 2Hasta Sorumluluğu ve Tıbbi Takip" Özkan, diş çekimi sonrası ilk hafta boyunca yapılması gerekenleri ise şöyle sıraladı: "Sigara ve elektronik sigaradan kesinlikle uzak durulmalı, soğuk kompres uygulamaları ve steril gazlı bezlerle kanama kontrol altına alınmalı, antibiyotik ve antiseptik ağız gargaraları hekimin önerdiği şekilde kullanılmalıdır." 2Diş çekiminde oluşan komplikasyonlar önlenebilir mi?" Diş çekimi sırasında karşılaşılabilecek en ciddi riskler arasında çene sinir hasarı, kemik kırığı, uzun süreli kanama ve çene eklem hasarı yer aldığnıı belirten Özkan, "Özellikle alt çene bölgesindeki gömülü veya zorlu diş çekimlerinde, kontrolsüz kuvvet uygulanması çene eklemini zedeleyebilir. Diş çekiminde kullanılan aletlerin sterilizasyonunun eksiksiz yapılması, hastanın sistemik hastalıklarının bilinmesi ve operasyonun kişiye özel planlanması yaşanacak trajedilerin önüne geçer," diyerek tüm sürecin ne kadar hassas yönetilmesi gerektiğini tekrar hatırlatıyor" dedi. "Sıradan görünen ama hayati bir işlem" Diş çekiminin, özellikle gelişim çağındaki bireylerde basit bir işlem değil; doğru planlama, hassas cerrahi uygulama ve dikkatli hasta takibi gerektiren hayati bir müdahale olduğuna işaret eden Özkan, cümlesini şöyle sürdürdü: "Diş çekimi öncesi detaylı analiz, cerrahi titizlik ve ilk 72 saate özel bakım uygulamaları; komplikasyon riskini azaltarak, çocukların ve gençlerin hayatını kurtarabilecek düzeyde önem taşır."
08 Haziran 2025 Pazar - 11:33
Acıbadem Kent'te çocuk onkoloji kliniği açıldı
Acıbadem Kent Onkoloji Merkezi’nde, Prof. Dr. Nur Olgun’un başkanlığında Çocuk Onkoloji Kliniği hizmete açıldı. İzmir’de özel sağlık sektöründe kurulmuş ilk çocuk onkoloji kliniği olma özelliğini taşıyan klinikte, 0-18 yaş arasında çocukluk çağı kanserlerinin tedavisini gerçekleştirdiklerini belirten Prof. Dr. Olgun, "Ayrıca çocukluk çağı kanseri tedavisi görmüş, izleme alınmış hastaların uzun dönemde görülebilecek kemoterapi ilişkili yan etki takiplerini de yapıyoruz" dedi.
08 Haziran 2025 Pazar - 10:53
Çocuğunuz olmaz denilen çift, aldıkları tedavilerle gebelik haberi aldı
Diyarbakır’da çocuğunuz olmaz denilen çift, yumurta gençleştirme, akupunktur ve fitoterapi gibi tedaviler alarak iki yıl sonra gebelik haberi aldı. Fatma ve İsmail Gümüş çifti, sağlık sorunları nedeniyle çocuk sahibi olamayınca tedavi almak istedi. Erkek faktörü nedeniyle başka sağlık merkezlerinde tedavi alan çift, ‘çocuğunuz olmaz’ denilerek başarısız sonuçlar aldı. Tavsiye üzerine Kadın Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. Hakan Çoksüer’e başvuran çift, yapılan tetkikler sonucunda yumurta gençleştirme, akupunktur ve fitoterapi gibi tedaviler alarak iki yıl sonra gebelik haberi aldı. Çoksüer, hastanın azosperm nedeniyle kliniklerine başvurduğunu söyledi. Daha önce hiç hücre bulunamadığını belirten Çoksüer, " Hiç çocuğun olmaz denilmiş ve tedaviler başarısız sonuçlanmış. Sonra kliniğimize geldiler. Yumurta gençleştirme tedavisi yaptık. Akupunktur, fitoterapi uygulaması yaptık. Sonrasında tüp bebek uygulaması yaptık. Tüp bebek uygulamasında anne ile ilgili bir sıkıntı yoktu. Erkek faktörlü süreçti. Aynı zaman piezzo elektrik uygulaması yaptık. Ve embriyo haline gelerek transferi gerçekleştirdik. Daha sonra gebelik haberi aldık. Kalp atışını duyduk. Doğru klinik, doğru tedavi ve inanmak başarmanın ana anahtarıdır" dedi. Gümüş çifti ise, yaşadıkları duygunun tarifsiz olduğunu ifade ederek kendilerine yardımcı olan herkese çok teşekkür ettiklerini dile getirdi.
08 Haziran 2025 Pazar - 09:50
İşte uzmanlarından bayram uyarıları
Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü uzmanları, yaptığı paylaşımda vatandaşları uyararak çiğ etin oda sıcaklığında ve dış ortamda uzun süre bekletilmemesi gerektiğini ifade etti. Erzurum İl Sağlık Müdürlüğü yaptığı paylaşımda, Kurban Bayram’ında kırmızı et ile birlikte tatlılar ve hamur işlerinin de tüketim miktarı ve sıklığının arttığını hatırlatarak, "Özellikle obezite, yüksek tansiyon, kalp-damar, mide ve diyabet (şeker) hastalığı olan kişilerin beslenmelerine daha fazla dikkat etmesi gerekir. Bayram boyunca yiyecek seçiminize, porsiyon kontrolüne ve besin gruplarının dengeli olmasına dikkat edin" şeklinde uyarıda bulundu. Çiğ et doğranan kesme tahtasını ve bıçağı diğer gıdaları doğrarken kullanılması gerektiğini ifade eden uzmanlar, şu tavsiyelerde bulundular "Bunları kullanmadan önce mutlaka su ve bulaşık deterjanıyla iyice yıkayın. Çiğ ete dokunduktan sonra mutlaka ellerinizi en az 20 saniye su ve sabunla yıkayın. Bulaşıcı hastalıklardan korunmak için bulunduğunuz ortamı sık sık havalandırın. Çiğ eti oda sıcaklığında ve dış ortamda uzun süre bekletmeyin. Etleri birer yemeklik porsiyonlara ayırıp buzdolabı poşeti veya yağlı kâğıt içinde buzlukta (-2C) birkaç hafta, derin dondurucuda (-18C) birkaç ay saklayabilirsiniz. Etlerin pişirilmesinde haşlama ve ızgara gibi yöntemler tercih edin, kızartma yönteminden ve fazladan yağ eklenmesinden kaçının"
08 Haziran 2025 Pazar - 09:47
6 aydan küçük bebeğinizi denize sokmayın
Tatil sezonunun başlamasıyla birlikte bebeklerin havuz veya denize ne zaman girebilecekleri konusunda aileleri uyaran Denizli Özel Tekden Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Tunç Aydın, "Bebekler 6. aydan sonra denize gönül rahatlığıyla girebilir. Ancak açık havuzlar için 1 yaşından sonra gitmelerini öneriyoruz" dedi. Denizli Özel Tekden Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Tunç Aydın, tatil sezonunun başlamasıyla birlikte bebeklerin deniz veya havuza ne zaman ve nasıl girmeleri gerektiği konusunda önemli bilgiler paylaştı. Uz. Dr. Aydın, ebeveynlere bebeklerin 6. aydan önce deniz ve havuza girmelerini önermediklerini ama 6. aydan sonra gönül rahatlığıyla denize götürebileceklerini ama açık havuzlar için ise 1 yaşından sonra gitmeleri konusunda uyardı. Deniz suyu sıcaklığının 32-34 derece aralığında olması ve gölge bir alanda girmeleri daha iyi olacağını ve mutlaka deniz ve havuza girdikten sonra çocukların ve bebeklerin mayoları değiştirilmesi gerektiğini belirten Uz. Dr. Aydın, "Bebeklerin ve çocukların deniz ve havuza girdikten sonra ıslak kalmamaları sağlanmalı. Yine vücudu mümkün olan en kısa zamanda kurutulması gerekiyor. Sonrasında nemlendiriciyle vücut koruma altına alınmalı" dedi. "Bebeklerde 6 aydan küçükler direkt güneşe maruz kalmamalı" 6 aydan küçük bebeklerin direkt güneşe maruz kalmamalarını dile getiren Uz. Dr. Tunç Aydın, "6 aydan küçük bebeklerde direkt güneşte maruz kalmayı önermiyoruz. 6. aydan sonra ise mümkün ise saat 10.00 ile 16.00 aralığında güneşin dik geldiği saatlerde güneşe direkt maruz kalmamalı. 6 aydan büyük bebeklerimizde güneş kremi kullanımı başlayabilir. 6 aydan öncesinde mümkün olduğunca güneş kremi kullanımı da istemiyoruz. 6 aydan sonrasında mineral filtreli güneş kremlerini ailelerimiz gönül rahatlığıyla kullanabilir. Dikkat etmemiz gereken şeyler içerisinde katkı maddesi, koruyucu, alkol, paraben gibi maddeler içermiyor olması. Güneş koruyucu olarak 30 ve 50 faktör aralığındaki güneş kremlerini ailelerimiz gönül rahatlığıyla tercih edebilir" diye konuştu.
07 Haziran 2025 Cumartesi - 19:35
ADÜ Teknokent’te heyecan verici çalışma: Kanser hücrelerine karşı akıllı moleküler tuzak
Adanan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Teknokent’te çalışmalarını sürdüren Karya Farma HBX Ar-Ge ekipleri çağın en korkutucu hastalığı kansere karşı ezber bozan bir yöntemi ele aldı. Çalışmada sağlıklı hücrelere zarar vermeden yalnızca kanserli hücreleri hedefleyen yeni nesil biyomoleküler formülasyon ile kansere karşı mücadele edildiği başarılı sonuç alındığı açıkladı. Türkiye’de Adnan Menderes Üniversitesi Teknokent bünyesinde faaliyet gösteren Karya Farma HBX Ar-Ge ekibi, 18 yılı aşkın süredir yürüttüğü çalışmaların sonucunda, yalnızca kanserli hücreleri hedef alarak onları kendi kendini yok etmeye zorlayan özel bir formülasyon geliştirdiğini açıkladı. Bu moleküler yapı ile hücre içi ölüm sinyallerini yeniden devreye sokarak, vücut için zararlı olan tümör hücrelerini seçici olarak ortadan kaldırıldığı belirtildi. Çalışma ile ilgili bilgi veren Ar-Ge ekibinden kimyager Aslı Aktaş, "Klasik kemoterapinin aksine sistemik yıkıma neden olmayan bu formül, özellikle tümörlü hücrelerin ‘ölüm reseptörleri’ üzerindeki etki mekanizmasına odaklanıyor. Hücre zarına bağlanarak doğal apoptoz (programlanmış hücre ölümü) sürecini tetikleyen bileşikler, yalnızca kanserli hücrelere özgü biyolojik yolları hedef alıyor. Böylece sağlıklı hücreler zarar görmeden korunuyor. Tedavi toksisitesi minimuma iniyor. Kanserli doku içsel olarak çökertiliyor. Bağışıklık sistemi yeniden aktive ediliyor" diyerek çağın en korkutucu hastalıkları arasında yer alan kansere karşı mücadele ettiklerini söyledi. Bu çalışma ile beyin tümörleri, meme, prostat ve kolon kanserleri, lösemi (kan) kanseri serileri ve rahim kanseri hücreleri başta olmak üzere toplamda 23 farklı kanser hücre serisi üzerinde test yapıldığını kaydeden Aktaş, "Yapılan testlerde tümör hücrelerinde yüksek oranda apoptoz (hücre ölümü) oluştu. Bu durum laboratuvar ortamında net olarak gözlemlendi. Aynı zamanda sağlıklı hücre serileriyle yapılan karşılaştırmalarda herhangi bir toksik etkiye rastlanmadı" dedi. "Aydın’ın zeytin ve inciri kanserle mücadelede başrolde yer aldı" Çalışmalarında fen bilimlerini kullanırken, kadim kültürleri de kesinlikle ihmal etmediklerini belirten Karya Farma HBX Ar-Ge Kurucusu Hakan Başlık, adeta doğanın kodları ile biyoteknolojik sentez yaptıklarını kaydetti. Başlık, "Geliştirilen bu formülasyon; zeytin yaprağı flavonoidleri, incirden elde edilen polifenoller, propolis bileşenleri, asetik asit fraksiyonları ve Ege ile Anadolu’ya özgü endemik bitki özleri ile zenginleştirildi. Bu doğal bileşenler, özel bir Ar-Ge süreci ile yüksek frekanslı biyomoleküler yapıya dönüştürüldü. Yaptığımız bu çalışma ile insanlığa faydalı olmak en büyük hedefimiz. Şu ana kadar 18 ayrı patente imza attık. Hedefimize emin adımlarla ilerliyoruz" diye konuştu.
07 Haziran 2025 Cumartesi - 18:38
Ağrı’da Kurban Bayramı’nın ilk gününde 136 "acemi kasap" acil servise başvurdu
Ağrı İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Esra Beşer, Kurban Bayramı’nın ilk gününde kent genelindeki hastanelerin acil servislerine 136 kişinin kurban kesimi sırasında yaralanarak başvurduğunu bildirdi. Ağrı İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Esra Beşer, yaptığı açıklamada, bayramın ilk gününde kurban kesimi esnasında dikkatsizlik ve deneyimsizlik sonucu çeşitli yerlerinden yaralanan vatandaşların sağlık kuruluşlarına başvurduğunu belirtti. Ağrı merkez ve ilçelerdeki devlet hastanelerinin acil servislerinde gerekli önlemlerin alındığını aktaran Beşer, "İl genelinde Kurban Bayramı’nın ilk gününde 136 vatandaşımız, kurban kesimi sırasında yaşadıkları kazalar nedeniyle hastanelerimize başvurdu. Yaralıların büyük çoğunluğu el, kol ve bacak gibi uzuvlardan hafif şekilde yaralanmış durumda. Ciddi hayati tehlike taşıyan bir vakamız bulunmamaktadır" dedi. Beşer, bayram boyunca sağlık ekiplerinin görev başında olduğunu vurguladı.
07 Haziran 2025 Cumartesi - 15:34
TVHB Merkez Konseyi Başkanı Eroğlu: "Dünyada her yıl 600 milyona yakın insan beslenme yetersizliğinden hayatını kaybediyor"
Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, "Dünyada her yıl 600 milyona yakın insan beslenme yetersizliğinden dolayı hayatını kaybediyor. Gıda güvenliği olmadığı için hayatını kaybediyor. Bunun yüzde 30’u da daha çok 5 yaş ve altındaki çocuklar" dedi. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, 7 Haziran Dünya Gıda Güvenliği kapsamında yaptığı basın açıklamasında, veteriner hekimlerin gıda güvenliği konusunda önemli rolü olduğunu vurguladı. "Bu yılın teması ’Gıda Güvenliği: Bilimin Eyleme Dönüşmesi’" Eroğlu, her yıl çeşitli etkinlikler ve açıklamalar yaptıklarını söyleyerek, "Her yıl Gıda Güvenliği Günü bir tema ile kutlanıyor. Bu yılın teması da ’Gıda Güvenliği: Bilimin Eyleme Dönüşmesi’ Gıda Güvenliği için sadece bilimsel gelişmeler ya da araştırmaları değil, onların sonucunun gıda güvenliği hedefini gerçekleştirmek için uygulamalara geçilmesi gerekiyor. Bunun için de tüm paydaşların, yani kamu, üreticiler, tüketiciler, diğer muhataplarıyla birlikte bu temaya uygun eylemlerin, somut sonuçların alınması gerekiyor" dedi. "Veteriner hekimler gıda güvenliği sürecinde etkili" Veteriner hekimliğinin gıda güvenliği sürecinde 4 noktada etkili olduklarını anlatan Eroğlu, "Dünya Gıda Güvenliği dolayısıyla veteriner hekimlerin tabii ki bir kez daha insan beslenmesinde, sağlıklı ve dengeli beslenmesindeki rolleri de ortaya çıkıyor. Veteriner hekimler gıda güvenliği sürecinde dört noktada etkili oluyorlar. Bunlardan bir tanesi bulunabilirlik, yani sağlıklı gıdaya ulaşabilmek için veteriner hekimlerin görevleri var. İkincisi buna erişim, yani güvenli gıdalara erişim. Üçüncüsü kalite ve kullanım. Dördüncüsü de istikrarlı bir şekilde bunun devam ettirilmesi. İnsan beslenmesinde vitaminler, protein, mineraller önemli yer tutuyor. Sağlıklı ve dengeli beslenmenin tanımının içerisinde de zaten bunlar var" ifadelerini kullandı. "Gizli açlık dünyada çok yaygın vaziyette" Eroğlu, düzenli beslenme olmadığı zaman gizli açlığın ortaya çıktığını belirterek, "Yani biz besleniyoruz ama ihtiyacımız olan bağışıklık sistemimizi, vücudumuzun direncini, hastalıklara karşı koruyucu amaçlı olabilecek gıdaları alamayınca gizli açlık, ki dünyada bu çok yaygın vaziyette" şeklinde konuştu. Ülkeler arasında iki konuda yarış olduğunu dile getiren Eroğlu, "Bunlardan bir tanesi artan nüfusun gıda ihtiyacını karşılamak. İkincisi de kaliteli ürün elde edebilmek. Kaliteli ürün elde edilme noktasında da veteriner hekimlerin önemli rolleri biraz önce söylediğimiz anlamda ortaya çıkıyor. Bir insanın sağlıklı olabilmesi için sağlıklı hayvan olacak. Sağlıklı gıda, ondan elde edilecek sağlıklı gıda ve sağlıklı toplum" açıklamasında bulundu. "Sağlıklı gıdaya ulaşma noktasında milyonlarca insan istenen şekilde beslenme durumunda değil" Veteriner hekimler gıda güvenliği konusundaki rollerinden bahseden Eroğlu sözlerine şöyle devam etti: "Veteriner hekimler gıda güvenliği konusunda çiftlikten sofraya kadar gıda güvenliğinin bütün arkalarında görev yapan meslek mensupları. Hayvanın sağlıklı yetiştirilmesinden kesimine kadar, kesiminden sonraki süreçteki etlerin değerlendirilmesi, sağlıklı kontrol altında kesimlerden sonra onların nasıl tüketileceği, tüketilmesi gerektiğiyle ilgili süreçte de yine veteriner hekimler önemli rol üstleniyorlar. Kurbanların da sağlıklı bir şekilde halkımıza sunulabilmesi için vatandaşımıza ve etlerin güvenli bir şekilde tüketilmesi konusunda da veteriner hekimlerin kontrolü önem arz ediyor. Yine dünyada başka bir stratejik yaklaşım, her ülke, her toplum kendi tükettiklerini üretmek zorunda. Kendi tüketeceklerini üretemeyenler başkalarının ürettiklerini tüketirler ama onlara belirlediği kaliteden ve fiyattan. Dolayısıyla bağımlı duruma gelirler, pazar olmaktan kurtulamazlar ve gıda bağımsızlığını da bir anlamda kaybederler. Bugün dünyada 1 milyona yakın insan temiz suya ulaşamıyor. Yine sağlıklı ve dengeli besleme noktasında, sağlıklı gıdaya ulaşma noktasında milyonlarca insan istenen şekilde beslenme durumunda değil." "Dünyada her yıl 600 milyona yakın insan beslenme yetersizliğinden dolayı hayatını kaybediyor" Eroğlu, insanların daha mutlu yaşayacağı, istediği gıdaya ulaşabileceği bir alan oluşturulması gerektiğine dikkati çekerek, "Dünyada her yıl 600 milyona yakın insan beslenme yetersizliğinden dolayı hayatını kaybediyor. Gıda güvenliği olmadığı için hayatını kaybediyor. Bunun yüzde 30’u da daha çok 5 yaş ve altındaki çocuklar. Yani geleceğimizin sağlıklı bir toplum olabilmesi, geleceğimizde sağlıklı bir yaşam için mutlaka güvenli gıda tüketilmesi gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu. Veteriner hekimliğinin gıdanın insanlara arzı konusunda öne çıkan bir meslek olduğunu sözlerine ekleyen Eroğlu, "Veteriner hekimler hayvan sağlığıyla ilgilenen bir meslek olarak görülüyor ama asıl hizmetleri insan sağlığınadır ve koruyucu hekimliğedir" ifadelerine yer verdi. Eroğlu, ülkede güvenli gıda ihtiyacının önemine vurgu yaparak, şöyle dedi: "Alışverişe gittiğiniz zaman herhangi bir markette bir ürün alırken tabii biz hayvansal ürünleri kastediyoruz, onun etiketine bakmanız, kimliğine bakmanız gerekiyor. Son kullanma tarihine, üretim tarihine, ruhsatının olup olmadığına dikkat edilmeli." Eroğlu, 7 Haziran Dünya Gıda Güvenliği Günü’nü kutlayarak, tüm ülkelerde insanların sağlıklı ve güvenli gıda tüketmesine vesile olmasını diledi.
07 Haziran 2025 Cumartesi - 13:11
Aydın’da kekikler şifa için kaynatılmaya başlandı
Türkiye’de en çok endemik bitki varlığına sahip illerin başında gelen Aydın’da haziran ayının girmesi ile birlikte kekik suyu çıkarma işlemleri başladı. Aydın’ın dağ köylerinde asırlık yöntemlerle çıkarılan kekik suyunun, vücudu pek çok hastalığa karşı koruduğu biliniyor. Aydın’da dağlarda kendiliğinden yetişen kekiklerin özel yöntemle çıkarılan suyu asırlardır insanlar için şifa kaynağı olmaya devam ediyor. Karın ağrısından enfeksiyona kadar pek çok rahatsızlığa iyi geldiği bildirilen kekik suyu her evde acil durum ilacı bulunduruluyor. Aydın dağlarında bahar mevsimi ile kendiliğinden çıkan kekiklerin toplanma vaktinin geldiğini belirten Köşk Ilıdağ Mahallesi sakinlerinden Muhammet Karabulut, Kara Mıstan olarak tanınan dedesi Merhum Mustafa Karabulut’tan aldığı tarifle kekik suyu çıkardığını belirtti. Kekik suyunun faydalarının saymakla bitmeyecek kadar çok olduğunu belirten Karabulut, "Eskiden ulaşım ve sağlık hizmetleri bu kadar yaygın olmadığı için Yörük olan dedelerimiz kekik suyu ve zeytin yağını ilk yardım malzemesi gibi kullanırmış. Ulaşım ve iletişimin yaygınlaşması ile bir dönem kekik suyu unutulmaya başladı. Eskiden para ile alınıp satılan kekikler yıllarca toplanmadı. Pandemi dönemi ile kekik suyu yeniden kıymete bindi. Şehirdeki pek çok tanıdığımız bizden kekik suyu istemeye başladı. Eskiden kendi ihtiyacımız kadar yapardı, şimdi gelen siparişe göre kekik suyu çıkarıyoruz" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder