SAĞLIK
Hantavirüste gıda hijyeni 15 Mayıs 2026 Cuma - 22:09:14 Acıbadem Kayseri Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Yasemin Ersoy, hantavirüsle ilgili Türkiye’de şu anda bir pandemi sürecinin olmadığını söyleyerek, "Gıdaların kemirgenlerden korunması önem arz ediyor" dedi. Prof. Dr. Yasemin Ersoy, hantavirüsün 2 ana klinik tablo ile görüldüğünü söyleyerek, "Hantavirüs bir anda gündemimize çok yoğun şekilde girdi. Adı üstünde viral bir hastalık aslında. En başlıca kaynağı ise kemiriciler. Kemiricilerin ve böcekçillerin idrarı , dışkısı ve tükürükleri bu virüsle enfekte ve bulaşta söz konusu olabiliyor. Hantavirüs aslında 1978’de ilk kemiricilerde saptandıktan sonra insanlarda görülmeye başlanmış. Kırktan fazla virüs türü var dünyada tanımlanmış. Fakat özellikle bu seyahat gemisiyle ilişkili hantavirüste Arjantin’de endemik görülen bir hantavirüsün olduğunu görüyoruz ki bu hantavirüs özellikle insandan insana bulaşın en kolay olduğu ya da bulaşabilen hantavirüs olarak söyleyebiliriz. Başlıca da aerosol dediğimiz damlacıklar yoluyla insanlara bulaşabilmektedir. Hantaviüs 2 ana klinik tabloya neden oluyor. Biri akciğerde ödemle görülen kardiyopulmoner sendrom ki bu tabloda genellikle 14 ile 17 günlük ortalama kuluçka süresi ki bu yedi haftaya kadar da uzun olabilir. Temastan sonraki hastalıklar ortaya çıkana, bulgular ortaya çıkana kadarki dönem. Bir hafta kadar süren ateş, kas ağrıları, halsizlik, baş ağrısı ile giden bir dönemin ardından hızla kötüleşme, hipertansiyon ve akciğer ödemi tablosuyla karşımıza çıkabiliyor. Bu tabloya gelmiş hastalarda 24 saat içerisinde ölüm riski oldukça artmış olduğunu görüyoruz. Diğeri ise renal sendrom yani böbrek tutulumuyla seyreden bir tablo. Bu ise böbrek yetmezliği kliniği şeklinde giden ileri dönemlerinde kanamalı tablolara neden olan bir hastalığa neden oluyor. Başlıca klinik tablolar böyle" dedi. Hantavirüsle ilgili alınacak önlemlerin başında gıdaların kemirgenler ve böceklerin dışkılarından korunması geldiğini söyleyen Prof. Dr. Ersoy, "Bu hantavirüs özellikle bir kemirici ve böcekçillere özel bir grup. Her kemirici grubunun hantavirüsü de ayrı diyebiliriz. Dolayısıyla bunların endemik görüldüğü kemiricilerde bu virüsün, hantavirüsün görüldüğü durumlarda özellikle yiyeceklere, gıdalara ve insanlara kemirici çıkartılarının, tükürüğünün, salyasının, dışkısının ulaşmaması lazım. Dolayısıyla korunma önlemlerimiz de başlıca bu noktada olacak. Gıdalara ve insanlara bu kemirici ve böcekçillerin ulaşmasını, çıkartılarının bulaşmasını engellemek en önemli nokta. Bu gemideki olayla ilgili olarak ise aerosol yoluyla, damlacıkla bulaşın olduğu tür demiştim bunun için zaten. Burada ise özellikle temas ve damlacık önemli, insandan insana bulaş söz konusu olduğu için zaten o kişiler şu anda karantina altındalar. Dolayısıyla rastgele bir temas söz konusu değil. Bu yönden de bir panik havasına gerek olmadığını, Dünya Sağlık Örgütü’nün ve Avrupa Enfeksiyon Kontrol Örgütü’nün de burada bir salgın olmadığını belirttiklerini ve vakaların takip sürecinde olduğunu söylememiz lazım. Şu anda bir salgın riski yok, bir pandemi riski yok görünmekte. Dolayısıyla bir vaka varsa o insanla temas konusunda dikkatli olunması lazım tabi ki. Fakat şu anda gemiden ayrılan insanlar karantinada olduğu için şu anda insandan insana bulaşla ilgili panik olmaya, tedirgin olmayı gerektiren bir durum olmadığını söylemek isterim" ifadelerini kullandı.
15 Mayıs 2026 Cuma - 19:26 Muş Devlet Hastanesi’nde "Vefa Masası" kuruldu Muş Devlet Hastanesi’nde şehit aileleri, gaziler, engelli bireyler ve 65 yaş üstü vatandaşların hastane işlemlerini kolaylaştırmak amacıyla "Vefa Masası" hizmete açıldı. Muş Vatan Kahramanları Şehit ve Gazi Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin girişimleri sonucu, Muş İl Sağlık Müdürlüğü ile Muş Devlet Hastanesi Başhekimliği iş birliğinde kurulan "Vefa Masası", vatandaşların sağlık hizmetlerine daha kolay ulaşmasını hedefliyor. Uygulama kapsamında hastane içerisindeki işlemlerde destek sağlanacak, yaşanan sorunların çözümü için rehberlik hizmeti verilecek. Açılış programında konuşan Muş İl Sağlık Müdürü Dr. Erol Emre Ömür, Engelliler Haftası kapsamında hayata geçirilen uygulamanın önemli bir sosyal destek hizmeti olduğunu belirtti. Ömür, engelli bireyler, şehit aileleri, gaziler ve yaşlı vatandaşların hastaneye girişlerinden çıkışlarına kadar her aşamada destekleneceğini ifade ederek, devletin tüm vatandaşlara eşit sağlık hizmeti sunma sorumluluğu bulunduğunu söyledi. Muş Bedensel Engelliler Derneği Başkanı Bedri Korkmaz ise kentte uzun süredir hissedilen önemli bir eksikliğin giderildiğini belirterek, engelli bireylerin yaşadığı sorunları doğrudan iletebileceği bir birimin kurulmasının memnuniyet verici olduğunu kaydetti. Korkmaz, uygulamanın engelli vatandaşların yanı sıra şehit aileleri ve gazilerin sorunlarının çözümüne de katkı sağlayacağını dile getirdi. Muş Vatan Kahramanları Şehit ve Gazi Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Yusuf Olcan da yapılan görüşmeler sonucunda projenin hayata geçirildiğini belirterek, destek veren Muş İl Sağlık Müdürlüğü ile hastane yönetimine teşekkür etti. Olcan, "Vefa Masası"nın şehit aileleri, gaziler ve engelli bireyler için önemli bir hizmet olacağını ifade etti. Programa Muş Kamu Hastaneleri Birliği Başkanı Uzm. Dr. Ayşe Rümeysa Doğruyol, Muş Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Yalçın Güzel, şehit ve gazi yakınları, gaziler, engelli bireyler ve vatandaşlar katıldı.
15 Mayıs 2026 Cuma - 18:04 "Küresel panik yersiz, bireysel korunma şart" Dünya gündemine oturan MV Hondius keşif gemisindeki hantavirüs vakaları, pandemilerin gölgesindeki kamuoyunda yeni bir endişe dalgasına neden oldu. Konuyu akademik bir perspektifle değerlendiren İstanbul Arel Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel virüsün yayılım dinamiklerini ve bulaşma risklerini mercek altına alarak kritik değerlendirmelerde bulundu. Pandemilerin ardından dünya, yeni bir virüs haberiyle bir kez daha tetikte. Arjantin’den ayrılan MV Hondius adlı keşif gemisinde görülen hantavirüs vakaları, İsviçre’den ABD’ye uzanan geniş bir temaslı takibini beraberinde getirdi. İstanbul Arel Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel, merak edilen tüm soruları yanıtladı. "Bu virüs yeni bir düşman değil" Süreci değerlendiren Dr. Aylin Dağ Güzel, öncelikle hantavirüsün tarihsel arka planına dikkat çekerek, "Hantavirüsler aslında tıp dünyası için yeni değil. Biz bu grubu, Bunyaviridae ailesine mensup, zarflı RNA virüsleri olarak 1978 yılından beri yakından tanıyoruz. Temel olarak kemirgenler ve böcekçiller aracılığıyla yayılım gösteren bu virüslerin bugün tanımlanmış en az 40 türü bulunuyor. Her virüs tipi, kendine özgü bir kemirgen türüyle konakçılık ilişkisi kurar. Yani aslında doğada uzun yıllardır var olan zoonotik bir etkenden bahsediyoruz" dedi. "Andes virüsünü diğerlerinden ayıran kritik fark" MV Hondius gemisindeki vakaların neden bu kadar ses getirdiğine açıklık getiren Güzel, "Andes" türünün altını çizerek, "Şu an dünya gündemini meşgul eden asıl mesele, Arjantin’e özgü olan Andes Hantavirüsü (ANDV). Bu türü diğerlerinden ayıran çok kritik, hatta benzersiz bir nokta var: Andes virüsü, dünyada insandan insana bulaşabildiği belgelenmiş tek Hantavirüs türüdür. Gemiyle bağlantılı 8 vakanın 6’sının kesinleşmesi ve 3 kayıbın olması, virüsün vücut sıvılarında (kan, tükürük, idrar) tespit edilebilmesi endişeleri artırdı. Ancak literatürdeki veriler ve Dünya Sağlık Örgütü’nün güncel raporları, bu karşılaştığımız MV Hondius gemisindeki vakaların insandan insana bulaşma sonucu olmadığı, hastalığın geçişinin bu yolla son derece nadir gerçekleştiğini gösteriyor. Şu an için yaygın ve süregelen bir pandemi riskinden bahsetmek doğru olmaz; ancak temaslı takibi ve izolasyon hayati önemdedir" diye konuştu. "İki farklı coğrafya, iki farklı hastalık" Hastalığın seyrine ve coğrafi dağılımına dair detaylı bilgi veren Dr. Güzel, "Hantavirüs dediğimizde tek bir hastalıktan bahsetmiyoruz. Amerika kıtasında Sin Nombre ve Andes gibi virüsler, ağır akciğer tutulumu ve yüksek ölüm oranıyla seyreden Hantavirüs Kardiyopulmoner Sendromu’na (HCPS) yol açıyor. Bizim de içinde bulunduğumuz Avrupa ve Asya coğrafyasında ise Puumala ve Dobrava gibi virüsler; ateş, kanama ve akut böbrek yetmezliği ile karakterize olan Renal Sendromla Seyreden Hemorajik Ateş (HFRS) tablosuna neden oluyor" dedi. Türkiye için risk analizi ve korunma yolları Türkiye’deki durumu da değerlendiren Dr. Güzel, vatandaşlara yönelik şu uyarılarda bulundu: "Türkiye’de hantavirüslerin yaban hayatındaki kemiricilerdeki varlığı, ilk kez 2004 yılında yayınlanmış bir saha çalışmasında bildirilmiştir. Zonguldak-Bartın’da 2009’da da ilk vaka rapor edilmiştir. Ancak Türkiye’deki vakalar genellikle Avrupa tipi (Renal Sendromla Seyreden Hemorajik Ateş -HFRS) olup, ölüm oranları Amerika kıtasına kıyasla oldukça düşüktür. Genellikle kırsal alanlarda, atıl bırakılmış depolarda veya kemirgenlerin yoğun olduğu bölgelerde, virüslü atıkların solunmasıyla ortaya çıkan sporadik vakalar görüyoruz. Vatandaşlarımıza en büyük uyarım; kapalı, uzun süre kullanılmayan depo ve bodrum gibi alanlara girmeden önce mutlaka ortamı havalandırmalarıdır. Temizlik yaparken kuru süpürmeden kaçınılmalı, virüsün havaya karışmasını önlemek için ortam dezenfektanla ıslatılmalıdır. Riskli alanlarda maske (mümkünse N-95), koruyucu gözlük ve eldiven kullanımı bir seçenek değil, zorunluluktur." "Erken tanı hayat kurtarır" Hastalığın başlangıçta griple (influenza) çok kolay karıştırılabileceğini belirten Güzel, son olarak tedavi süreçlerine ilişkin şöyle dedi: "İlk evrede yüksek ateş, halsizlik ve şiddetli kas ağrıları görülür. Eğer kişi son dönemde kemirgenlerin bulunduğu bir ortamda bulunduysa ve bu belirtilere nefes darlığı veya böbrek ağrısı ekleniyorsa, vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Şu an için onaylanmış bir aşımız ya da virüse özgü spesifik bir ilacımız yok. Ancak erken tanı sonrası sağlanan yoğun bakım desteği ve sıvı dengesinin korunması, hayatta kalma şansını en üst seviyeye çıkarıyor. Özetle; 12 Mayıs 2026 itibarıyla küresel bir panik havasına gerek yok, ancak bireysel korunma ve profesyonel izlem bugün her zamankinden daha önemli."
15 Mayıs 2026 Cuma - 17:02 Kansere karşı sesler yükseldi: Sağlık, eğitim ve sanat tek çatı altında buluştu KOCAELİ (İHA) – Kocaeli’de Büyük Anadolu Hastaneleri tarafından kanserde farkındalık oluşturmak amacıyla hayata geçirilen "S.E.S Projesi – Sağlık, Eğitim, Sanat Buluşması" etkinliğinde sağlık, eğitim ve sanat bir araya geldi. Toplum sağlığını yalnızca tedavi hizmetleriyle değil, koruyucu sağlık yaklaşımı ve sosyal sorumluluk projeleriyle de desteklemeyi hedefleyen Büyük Anadolu Hastaneleri, bu etkinlikle bir özel günü toplumsal faydaya dönüştürdü. Hastanenin Darıca’daki yeni hizmet binasında faaliyetlerine başlamasının ikinci yıl dönümü olan tarihi, farkındalık hareketinin ses getirdiği bu özel organizasyonla taçlandırıldı. Gebze’de bir alışveriş merkezinde gerçekleştirilen etkinlikte, kansere karşı toplumsal farkındalık oluşturulması ve erken tanının önemine dikkat çekilmesi amaçlandı. Yoğun katılımla düzenlenen organizasyonda vatandaşlar, sağlık alanındaki bilgilendirme programlarının yanı sıra çeşitli sanat ve kültür etkinliklerine katıldı. Programda, Büyük Anadolu Hastanesi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Nilgün Yönten ile TBMM Başhekimi ve Genel Cerrah Prof. Dr. Mustafa Şahin, kanserde erken tanının hayati önemi ve korunma yolları üzerine değerli bilgiler paylaştı. Program kapsamında öğrenciler tarafından müzik dinletileri ve folklor gösterileri sahnelenirken, tiyatro performansları ve sanat atölyeleri de katılımcılardan ilgi gördü. Sağlık mesajlarının sanat ve eğitim etkinlikleriyle desteklendiği organizasyonda, kansere karşı toplumsal bilinç oluşturulmasının önemine vurgu yapıldı. "S.E.S Projesi" ile sağlık, eğitim ve sanat kavramlarının bir araya getirilerek kansere karşı toplumsal farkındalık oluşturulmasının hedeflendiği belirtildi. Programa çok sayıda protokol üyesi ve vatandaşlar katıldı.
"Yüzyılın En İyi Beyin Cerrahı" seçilen Prof. Dr. Gazi Yaşargil, Diyarbakır’da anıldı
11 Haziran 2025 Çarşamba - 17:09 "Yüzyılın En İyi Beyin Cerrahı" seçilen Prof. Dr. Gazi Yaşargil, Diyarbakır’da anıldı Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Prof. Dr. Gazi Yaşargil‘in vefatı nedeniyle anma programı düzenlendi. Programa Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, Başhekim Doç. DR. Mehmet Özel ve sağlık çalışanları katıldı. Programda konuşan Asiltürk, bugün burada tarifsiz bir hüznün ve derin bir minnetin gölgesinde toplandıklarını ifade etti. Tıp dünyasının kutup yıldızı, insanlığa adanmış bir ömrün sahibi, beyin cerrahisinin yaşayan efsanesi, Diyarbakır’ın gururu Prof. Dr. Gazi Yaşargil’i ebediyete uğurlamanın derin acısını yaşadıklarını belirten Asiltürk, onun sadece bir hekim değil, insan beyninin sınırlarında dolaşan, imkânsızı mümkün kılan, bir milleti olduğu kadar insanlığı da onurlandıran bir bilim çınarı olduğunu söyledi. Asiltürk, geliştirdiği teknikler, mikrocerrahiye kazandırdığı yenilikler ve yetiştirdiği yüzlerce hekimle tıp tarihine adını altın harflerle yazdırdığını belirterek, "Dünyanın dört bir yanındaki ameliyathanelerde onun adını taşıyan yöntemlerle insanlar hayata tutunurken, bizler onun mirasını yaşatmaya devam ediyoruz. İşte bu hastane Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi sadece bir sağlık kurumu değil, onun ilminin, emeğinin ve vizyonunun yaşayan bir abidesidir. Bugün ismini taşıyan bu hastanede, onun bilimsel mirasına sahip çıkmak ve onu yeni kuşaklara tanıtmak bizlerin en büyük sorumluluğudur" dedi. Prof. Dr. Gazi Yaşargil’in adı, bu hastanede yalnızca bir tabela değil; burada yürütülen her bilimsel çalışma, her tedavi, her umut dolu iyileşme onun ışığında sürdürülmekte olduğunu kaydeden Asiltürk, "Acımız büyük. Ancak gururumuz daha da büyük. Diyarbakır böyle bir değeri bağrından çıkardığı için ne kadar övünse azdır. Kendisini bilim yolculuğuna adayan bu büyük insanı, saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz. Ailesine, sevenlerine, tüm sağlık camiasına ve milletimize başsağlığı diliyoruz. Mekânı cennet, ilmi baki olsun" ifadelerini kullandı.
"Yüzyılın En İyi Beyin Cerrahı" seçilen Prof. Dr. Gazi Yaşargil vefatının ardından Diyarbakır’da anıldı
11 Haziran 2025 Çarşamba - 17:07 "Yüzyılın En İyi Beyin Cerrahı" seçilen Prof. Dr. Gazi Yaşargil vefatının ardından Diyarbakır’da anıldı Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Prof. Dr. Gazi Yaşargil‘in vefatı nedeniyle anma programı düzenlendi. Programa Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, Başhekim Doç. Dr. Mehmet Özel ve sağlık çalışanları katıldı. Programda konuşan Asiltürk, bugün burada tarifsiz bir hüznün ve derin bir minnetin gölgesinde toplandıklarını ifade etti. Tıp dünyasının kutup yıldızı, insanlığa adanmış bir ömrün sahibi, beyin cerrahisinin yaşayan efsanesi, Diyarbakır’ın gururu Prof. Dr. Gazi Yaşargil’i ebediyete uğurlamanın derin acısını yaşadıklarını belirten Asiltürk, onun sadece bir hekim değil, insan beyninin sınırlarında dolaşan, imkânsızı mümkün kılan, bir milleti olduğu kadar insanlığı da onurlandıran bir bilim çınarı olduğunu söyledi. Asiltürk, geliştirdiği teknikler, mikrocerrahiye kazandırdığı yenilikler ve yetiştirdiği yüzlerce hekimle tıp tarihine adını altın harflerle yazdırdığını belirterek, "Dünyanın dört bir yanındaki ameliyathanelerde onun adını taşıyan yöntemlerle insanlar hayata tutunurken, bizler onun mirasını yaşatmaya devam ediyoruz. İşte bu hastane Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi sadece bir sağlık kurumu değil, onun ilminin, emeğinin ve vizyonunun yaşayan bir abidesidir. Bugün ismini taşıyan bu hastanede, onun bilimsel mirasına sahip çıkmak ve onu yeni kuşaklara tanıtmak bizlerin en büyük sorumluluğudur" dedi. Prof. Dr. Gazi Yaşargil’in adı, bu hastanede yalnızca bir tabela değil; burada yürütülen her bilimsel çalışma, her tedavi, her umut dolu iyileşme onun ışığında sürdürülmekte olduğunu kaydeden Asiltürk, "Acımız büyük. Ancak gururumuz daha da büyük. Diyarbakır böyle bir değeri bağrından çıkardığı için ne kadar övünse azdır. Kendisini bilim yolculuğuna adayan bu büyük insanı, saygı, minnet ve rahmetle anıyoruz. Ailesine, sevenlerine, tüm sağlık camiasına ve milletimize başsağlığı diliyoruz. Mekânı cennet, ilmi baki olsun" ifadelerini kullandı.
Çocuklarda yazın sık görülen tehdit: Gastroenterit
11 Haziran 2025 Çarşamba - 16:21 Çocuklarda yazın sık görülen tehdit: Gastroenterit Kahramanmaraş’ta Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ali Rıza Namlı, yaz aylarında çocuklarda sıkça rastlanan gastroenterit vakalarına karşı aileleri uyardı. Kahramanmaraş Özel Sular Akademi Hastanesi’nde görev yapan Uzman Dr. Ali Rıza Namlı bulantı, kusma ve ishalle kendini gösteren hastalığın, özellikle bebeklerde ve bağışıklık sistemi zayıf olan çocuklarda ciddi sıvı kaybına yol açabileceğini belirtti. Dr. Namlı, mide ve bağırsak iltihabı şeklinde gelişen gastroenteritin halk arasında mide gribi olarak bilindiğini ifade etti. Namlı, "Hastalığın en yaygın nedeni rota ve norovirüslerdir. Bu virüsler genellikle kontamine su ve gıdalar yoluyla ya da enfekte kişilerle temasla bulaşır. Bağışıklığı düşük çocuklarda ise hastalık çok daha ağır seyredebilir. Eğer çocuk ağızdan sıvı alamıyor, idrarı azalmışsa veya ateşi düşmüyorsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı. Çünkü sıvı kaybı tedavi edilmediğinde çocuklar için ölümcül sonuçlar doğurabilir" dedi. "Beslenme tedavinin ayrılmaz parçası" Hastalık sürecinde çocukların az ve sık beslenmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Namlı, "Yoğurt çorbası, haşlanmış patates, pirinç ve muz gibi hafif yiyecekler tercih edilmeli. Şekerli, yağlı ve baharatlı gıdalardan uzak durulması gerekiyor. Gastroenterit vakalarının önemli bir kısmı hijyen eksikliğinden kaynaklanabilir. Tuvalet sonrası ellerin mutlaka sabunla yıkanması gerekiyor. Ayrıca çocukların ortak oyuncak ve eşyaları kullanmadan önce dezenfekte edilmesi büyük önem taşıyor" diye konuştu.
Esenyurt’ta haşerelere karşı kapsamlı mücadele
11 Haziran 2025 Çarşamba - 16:18 Esenyurt’ta haşerelere karşı kapsamlı mücadele Esenyurt Belediyesi Park ve Bahçeler ile Veteriner İşleri Müdürlüğü ekipleri, kenelere ve diğer zararlı haşerelere karşı ilaçlama çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Esenyurt Belediyesi, yaz aylarının gelmesiyle birlikte ilçe genelinde ilaçlama çalışmalarını hızlandırdı. Park ve Bahçeler Müdürlüğü ile Veteriner İşleri Müdürlüğü ekipleri, bitki sağlığını korumak ve haşere popülasyonunu azaltmak için ilçe genelinde seferberlik başlattı. Akçaburgaz Mahallesi Mesire Alanı’ndan başlatılan çalışmalarda yeşil alanlarda, park ve bahçelerde bitki hastalıkları ile zararlı organizmalara karşı bitki koruma ilaçlamaları yapılırken, Veteriner İşleri Müdürlüğü ekipleri ise özellikle haşere, kene ve sineklere karşı yoğun bir mücadele yürütüyor. "Daha yaşanabilir bir Esenyurt için çalışıyoruz" Ziraat Mühendisi Serkan Deniz, ilaçlama çalışmalarını Esenyurt’un her yanına yaydıklarını ifade ederek, "Esenyurt Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü olarak yürüttüğümüz ilaçlama çalışmalarımız, bitki hastalıkları ve zararlılara karşı mücadele amacıyla yapılmaktadır. Buradaki temel amacımız; bitki sağlığını korumak, hastalık ve zararlı organizmaları en aza indirgemektir. Bu çalışmalarımız her yıl Mayıs ayında başlayıp Ağustos ayının sonuna kadar aralıksız devam etmektedir. Esenyurt’un daha sağlıklı ve yeşil bir çevreye kavuşması için bu hizmetlerimiz aralıksız sürecek. Önümüzdeki dönemlerde de bu çalışmalarımızı geliştirerek devam ettirmek istiyoruz. Daha yaşanılabilir bir Esenyurt için çalışmalarımız aralıksız olarak devam ediyor" dedi. "İlaçlamalarımız Ağustos sonuna kadar kesintisiz sürecek" Esenyurt Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü İlaçlama Uzmanı Salih Acet ise Esenyurtlu vatandaşların yazı daha sağlıklı ve rahat geçirebilmeleri için var güçleriyle çalıştıklarını ifade ederek şunları kaydetti: "İlaçlama ekibi olarak haşere ve sineklere karşı yılın 12 ayı boyunca aralıksız çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Özellikle sokak ilaçlamalarımız yaz aylarında daha yoğun şekilde devam ediyor. Bu kapsamda Haziran ayında başlayan sinek ilaçlamalarımız Ağustos sonuna kadar kesintisiz olarak sürüyor. Bugün Esenyurt Akçaburgaz Mahallesi Mesire Alanı’ndayız. Burada özellikle kenelere ve diğer zararlı haşerelere karşı ilaçlama çalışmalarımızı yürütüyoruz. Amacımız, vatandaşlarımızın bu alanları güvenle kullanabilmesini sağlamak. Esenyurt’un daha sağlıklı ve yaşanabilir bir ilçe olması için çalışmalarımıza aralıksız devam ediyoruz. Tüm vatandaşlarımızın da bu konuda bilinçli davranmasını rica ediyoruz."
Asya uzun boynuzlu kenesi Türkiye faunasına girdi
11 Haziran 2025 Çarşamba - 16:17 Asya uzun boynuzlu kenesi Türkiye faunasına girdi Türkiye’de ilk kez tespit edilen Asya uzun boynuzlu kenesi, erkek bireye ihtiyaç duymadan çoğalabilmesi nedeniyle hızla yayılma riski taşıyor. Türkiye’de ilk kez, Uzak Doğu kökenli ve istilacı bir tür olan "Haemaphysalis longicornis" (Asya uzun boynuzlu kenesi) tespit edildi. Çin, Japonya ve Avustralya gibi ülkelerde yaygın olarak görülen bu kene türü, İstanbul’da bir köpekte kene enfestasyonu şikâyeti üzerine yapılan bilimsel incelemeler sonucunda belirlendi. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Keskin’in verdiği bilgilere göre, köpekten toplanan 100’den fazla kene örneğinin büyük kısmı Türkiye’de yaygın olarak bulunan "Ixodes ricinus" ve "Rhipicephalus sanguineus" türüne ait çıktı. Ancak yapılan detaylı morfolojik ve moleküler analizler sonucunda 9 dişi ve 11 nimfin (yetişkin forma benzeyen), Türkiye’de daha önce varlığı bilinmeyen "Haemaphysalis longicornis" türüne ait olduğu ortaya kondu. "Uzakdoğu menşeili kene erkek olmadan üreyebiliyor" Asya uzun boynuzlu kenesinin Amerika Birleşik Devletleri’nde 2017 yılında ilk kez tespit edildiğini ve 2024 yılına kadar 20’den fazla eyalete yayıldığını hatırlatan Gaziosmanpaşa Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Keskin, "Yeni tespit edilen kene türü ‘Haemaphysalis longicornis’ adında bir kene türü. Menşei uzak doğu, yani doğal olarak Uzak Doğuda yaşayan bir kene türüdür. Özellikle Çin, Japonya, Avustralya gibi bölgelerde yaşayan bir kene türüdür. Ülkemize de bir şekilde gelmiş ve varlığını tespit etmiş olduk. İnvazif dediğimiz bir kene türüdür. Yani yeni bir bölgeye gittiğinde ulaştığında o bölgede hızlı bir şekilde çoğalabilen bir kene türü. 2017 Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir araştırmada bu kenenin ilk defa Amerika’ya girdiği tespit ediliyor. 2024 yılına kadar bu kenenin 20’den fazla eyalete yayıldığı tespit ediliyor. Kene popülasyonunda erkeği olmadan partenogenetik yolla çoğalabiliyor. O yüzden yayılma potansiyeli yüksek bir kenedir. Asya uzun boynuzlu kenesi diye geçiyor. İsmi palpleri üzerinde boynuz benzeri bir çıkıntının olmasından kaynaklanıyor. Haberlerde insan üzerinden çıktı diye geçti ama ona açıklık getirmek istiyorum. Yeni keneyi biz insan üzerinden toplamadık. İstanbul’da bir vatandaşımızın köpeği üzerinde bulması üzerine, vatandaşımızdan mümkünse keneleri bize göndermesini ve inceleyebileceğimizi söyledik. Arkadaşımız bize keneyi gönderdiğinde üzerinden 100’den fazla kene çıktı. Bu keneleri incelediğimizde daha önce ülkemizde varlığı bilinen, "Ixodes ricinus" ve "Rhipicephalus sanguineus" türlerine ait keneler olduğunu gördük. Yaptığımız çalışmada bir miktar kenenin, 9 dişi, 11 tane nimfin (yetişkin forma benzeyen) ülkemiz fanusuna ait olmayan, ülkemizde daha önce varlığı bilinmeyen bir keneye ait olduğunu da tespit ettik. Hemen dünya literatürünü taradık. Afrika’dan bize kuş göçleriyle çok kene gelebiliyor. Önce Afrika türlerine baktık. Daha sonra özellikle Amerika Birleşik Devletleri’ndeki bu istilasında duyunca bir onları da karşılaştıralım dedik. Daha sonra örneğimizi morfolojik olarak ‘Haemaphysalis longicornis’ yani Türkçe tabiriyle Asya uzun boynuzlu kenesi olduğunu tespit ettik. Biz bu teşhisi genetik olarak da doğrulamak istedik. Genetik tiplemeye de gittik. Örneğimizin özellikle Çin’de yayılış gösteren bir popülasyonla oldukça yakın akraba olduğunu tespit ettik. Böylece literatüre girmiş oldu. Hemen çalışmayı uluslararası bir dergide yayınladık. Böylece bilim dünyasına tanıtılmış oldu. Ülkemizde de tanıtılmış oldu" dedi.