SAĞLIK
Muş Devlet Hastanesi’nde "Vefa Masası" kuruldu 15 Mayıs 2026 Cuma - 19:26:09 Muş Devlet Hastanesi’nde şehit aileleri, gaziler, engelli bireyler ve 65 yaş üstü vatandaşların hastane işlemlerini kolaylaştırmak amacıyla "Vefa Masası" hizmete açıldı. Muş Vatan Kahramanları Şehit ve Gazi Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin girişimleri sonucu, Muş İl Sağlık Müdürlüğü ile Muş Devlet Hastanesi Başhekimliği iş birliğinde kurulan "Vefa Masası", vatandaşların sağlık hizmetlerine daha kolay ulaşmasını hedefliyor. Uygulama kapsamında hastane içerisindeki işlemlerde destek sağlanacak, yaşanan sorunların çözümü için rehberlik hizmeti verilecek. Açılış programında konuşan Muş İl Sağlık Müdürü Dr. Erol Emre Ömür, Engelliler Haftası kapsamında hayata geçirilen uygulamanın önemli bir sosyal destek hizmeti olduğunu belirtti. Ömür, engelli bireyler, şehit aileleri, gaziler ve yaşlı vatandaşların hastaneye girişlerinden çıkışlarına kadar her aşamada destekleneceğini ifade ederek, devletin tüm vatandaşlara eşit sağlık hizmeti sunma sorumluluğu bulunduğunu söyledi. Muş Bedensel Engelliler Derneği Başkanı Bedri Korkmaz ise kentte uzun süredir hissedilen önemli bir eksikliğin giderildiğini belirterek, engelli bireylerin yaşadığı sorunları doğrudan iletebileceği bir birimin kurulmasının memnuniyet verici olduğunu kaydetti. Korkmaz, uygulamanın engelli vatandaşların yanı sıra şehit aileleri ve gazilerin sorunlarının çözümüne de katkı sağlayacağını dile getirdi. Muş Vatan Kahramanları Şehit ve Gazi Aileleri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Genel Başkanı Yusuf Olcan da yapılan görüşmeler sonucunda projenin hayata geçirildiğini belirterek, destek veren Muş İl Sağlık Müdürlüğü ile hastane yönetimine teşekkür etti. Olcan, "Vefa Masası"nın şehit aileleri, gaziler ve engelli bireyler için önemli bir hizmet olacağını ifade etti. Programa Muş Kamu Hastaneleri Birliği Başkanı Uzm. Dr. Ayşe Rümeysa Doğruyol, Muş Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Yalçın Güzel, şehit ve gazi yakınları, gaziler, engelli bireyler ve vatandaşlar katıldı.
15 Mayıs 2026 Cuma - 18:04 "Küresel panik yersiz, bireysel korunma şart" Dünya gündemine oturan MV Hondius keşif gemisindeki hantavirüs vakaları, pandemilerin gölgesindeki kamuoyunda yeni bir endişe dalgasına neden oldu. Konuyu akademik bir perspektifle değerlendiren İstanbul Arel Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel virüsün yayılım dinamiklerini ve bulaşma risklerini mercek altına alarak kritik değerlendirmelerde bulundu. Pandemilerin ardından dünya, yeni bir virüs haberiyle bir kez daha tetikte. Arjantin’den ayrılan MV Hondius adlı keşif gemisinde görülen hantavirüs vakaları, İsviçre’den ABD’ye uzanan geniş bir temaslı takibini beraberinde getirdi. İstanbul Arel Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Aylin Dağ Güzel, merak edilen tüm soruları yanıtladı. "Bu virüs yeni bir düşman değil" Süreci değerlendiren Dr. Aylin Dağ Güzel, öncelikle hantavirüsün tarihsel arka planına dikkat çekerek, "Hantavirüsler aslında tıp dünyası için yeni değil. Biz bu grubu, Bunyaviridae ailesine mensup, zarflı RNA virüsleri olarak 1978 yılından beri yakından tanıyoruz. Temel olarak kemirgenler ve böcekçiller aracılığıyla yayılım gösteren bu virüslerin bugün tanımlanmış en az 40 türü bulunuyor. Her virüs tipi, kendine özgü bir kemirgen türüyle konakçılık ilişkisi kurar. Yani aslında doğada uzun yıllardır var olan zoonotik bir etkenden bahsediyoruz" dedi. "Andes virüsünü diğerlerinden ayıran kritik fark" MV Hondius gemisindeki vakaların neden bu kadar ses getirdiğine açıklık getiren Güzel, "Andes" türünün altını çizerek, "Şu an dünya gündemini meşgul eden asıl mesele, Arjantin’e özgü olan Andes Hantavirüsü (ANDV). Bu türü diğerlerinden ayıran çok kritik, hatta benzersiz bir nokta var: Andes virüsü, dünyada insandan insana bulaşabildiği belgelenmiş tek Hantavirüs türüdür. Gemiyle bağlantılı 8 vakanın 6’sının kesinleşmesi ve 3 kayıbın olması, virüsün vücut sıvılarında (kan, tükürük, idrar) tespit edilebilmesi endişeleri artırdı. Ancak literatürdeki veriler ve Dünya Sağlık Örgütü’nün güncel raporları, bu karşılaştığımız MV Hondius gemisindeki vakaların insandan insana bulaşma sonucu olmadığı, hastalığın geçişinin bu yolla son derece nadir gerçekleştiğini gösteriyor. Şu an için yaygın ve süregelen bir pandemi riskinden bahsetmek doğru olmaz; ancak temaslı takibi ve izolasyon hayati önemdedir" diye konuştu. "İki farklı coğrafya, iki farklı hastalık" Hastalığın seyrine ve coğrafi dağılımına dair detaylı bilgi veren Dr. Güzel, "Hantavirüs dediğimizde tek bir hastalıktan bahsetmiyoruz. Amerika kıtasında Sin Nombre ve Andes gibi virüsler, ağır akciğer tutulumu ve yüksek ölüm oranıyla seyreden Hantavirüs Kardiyopulmoner Sendromu’na (HCPS) yol açıyor. Bizim de içinde bulunduğumuz Avrupa ve Asya coğrafyasında ise Puumala ve Dobrava gibi virüsler; ateş, kanama ve akut böbrek yetmezliği ile karakterize olan Renal Sendromla Seyreden Hemorajik Ateş (HFRS) tablosuna neden oluyor" dedi. Türkiye için risk analizi ve korunma yolları Türkiye’deki durumu da değerlendiren Dr. Güzel, vatandaşlara yönelik şu uyarılarda bulundu: "Türkiye’de hantavirüslerin yaban hayatındaki kemiricilerdeki varlığı, ilk kez 2004 yılında yayınlanmış bir saha çalışmasında bildirilmiştir. Zonguldak-Bartın’da 2009’da da ilk vaka rapor edilmiştir. Ancak Türkiye’deki vakalar genellikle Avrupa tipi (Renal Sendromla Seyreden Hemorajik Ateş -HFRS) olup, ölüm oranları Amerika kıtasına kıyasla oldukça düşüktür. Genellikle kırsal alanlarda, atıl bırakılmış depolarda veya kemirgenlerin yoğun olduğu bölgelerde, virüslü atıkların solunmasıyla ortaya çıkan sporadik vakalar görüyoruz. Vatandaşlarımıza en büyük uyarım; kapalı, uzun süre kullanılmayan depo ve bodrum gibi alanlara girmeden önce mutlaka ortamı havalandırmalarıdır. Temizlik yaparken kuru süpürmeden kaçınılmalı, virüsün havaya karışmasını önlemek için ortam dezenfektanla ıslatılmalıdır. Riskli alanlarda maske (mümkünse N-95), koruyucu gözlük ve eldiven kullanımı bir seçenek değil, zorunluluktur." "Erken tanı hayat kurtarır" Hastalığın başlangıçta griple (influenza) çok kolay karıştırılabileceğini belirten Güzel, son olarak tedavi süreçlerine ilişkin şöyle dedi: "İlk evrede yüksek ateş, halsizlik ve şiddetli kas ağrıları görülür. Eğer kişi son dönemde kemirgenlerin bulunduğu bir ortamda bulunduysa ve bu belirtilere nefes darlığı veya böbrek ağrısı ekleniyorsa, vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Şu an için onaylanmış bir aşımız ya da virüse özgü spesifik bir ilacımız yok. Ancak erken tanı sonrası sağlanan yoğun bakım desteği ve sıvı dengesinin korunması, hayatta kalma şansını en üst seviyeye çıkarıyor. Özetle; 12 Mayıs 2026 itibarıyla küresel bir panik havasına gerek yok, ancak bireysel korunma ve profesyonel izlem bugün her zamankinden daha önemli."
15 Mayıs 2026 Cuma - 17:02 Kansere karşı sesler yükseldi: Sağlık, eğitim ve sanat tek çatı altında buluştu KOCAELİ (İHA) – Kocaeli’de Büyük Anadolu Hastaneleri tarafından kanserde farkındalık oluşturmak amacıyla hayata geçirilen "S.E.S Projesi – Sağlık, Eğitim, Sanat Buluşması" etkinliğinde sağlık, eğitim ve sanat bir araya geldi. Toplum sağlığını yalnızca tedavi hizmetleriyle değil, koruyucu sağlık yaklaşımı ve sosyal sorumluluk projeleriyle de desteklemeyi hedefleyen Büyük Anadolu Hastaneleri, bu etkinlikle bir özel günü toplumsal faydaya dönüştürdü. Hastanenin Darıca’daki yeni hizmet binasında faaliyetlerine başlamasının ikinci yıl dönümü olan tarihi, farkındalık hareketinin ses getirdiği bu özel organizasyonla taçlandırıldı. Gebze’de bir alışveriş merkezinde gerçekleştirilen etkinlikte, kansere karşı toplumsal farkındalık oluşturulması ve erken tanının önemine dikkat çekilmesi amaçlandı. Yoğun katılımla düzenlenen organizasyonda vatandaşlar, sağlık alanındaki bilgilendirme programlarının yanı sıra çeşitli sanat ve kültür etkinliklerine katıldı. Programda, Büyük Anadolu Hastanesi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Dr. Nilgün Yönten ile TBMM Başhekimi ve Genel Cerrah Prof. Dr. Mustafa Şahin, kanserde erken tanının hayati önemi ve korunma yolları üzerine değerli bilgiler paylaştı. Program kapsamında öğrenciler tarafından müzik dinletileri ve folklor gösterileri sahnelenirken, tiyatro performansları ve sanat atölyeleri de katılımcılardan ilgi gördü. Sağlık mesajlarının sanat ve eğitim etkinlikleriyle desteklendiği organizasyonda, kansere karşı toplumsal bilinç oluşturulmasının önemine vurgu yapıldı. "S.E.S Projesi" ile sağlık, eğitim ve sanat kavramlarının bir araya getirilerek kansere karşı toplumsal farkındalık oluşturulmasının hedeflendiği belirtildi. Programa çok sayıda protokol üyesi ve vatandaşlar katıldı.
SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde başarılı böbrek nakli
12 Haziran 2025 Perşembe - 10:52 SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde başarılı böbrek nakli Adıyaman’da yaşayan 40 yaşındaki A.Ç., SANKO Üniversitesi Hastanesi Organ Nakil Merkezi’nde gerçekleştirilen başarılı operasyonla, ablası M.Ç.’nin (41) bağışladığı böbrekle sağlığına kavuştu. Özel bir şirkette güvenlik görevlisi olarak çalışan A.Ç., iş yerinde nöbet sonrası yaşadığı şikayetler nedeniyle hastaneye başvurdu. Kusma ve halsizlik şikayetlerinin ardından yapılan tetkiklerde böbrek yetmezliği tanısı kondu. Yaklaşık üç ay diyaliz tedavisi gören A.Ç., araştırmaları sonucunda SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde yapılan başarılı nakil ameliyatlarını öğrendi. İki arkadaşının da tavsiyesiyle SANKO Üniversitesi Hastanesi’ne başvuran A.Ç.’nin Gaziantep’e gelmesiyle nakil süreci hızlı ve kontrollü bir şekilde planlandı. Yapılan tetkiklerin ardından, ablası M.Ç.’nin böbreğinin uygun olduğu belirlendi ve gerekli hazırlıkların ardından nakil başarıyla gerçekleştirildi. SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı / Nefroloji Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Mehtap Akdoğan, Genel Cerrahi Anabilim Dalı / Organ Nakil Merkezi Cerrahı Doç. Dr. Yücel Yüksel ve sağlık ekibinin koordinasyonuyla gerçekleştirilen nakil sonrası A.Ç., sağlığına yeniden kavuştu. Ablama minnettarım Adıyaman’ın merkeze bağlı Ali Bey Köyü’nden gelen hasta A.Ç. "Yaklaşık üç aydır diyalize giriyordum. İstanbul’da bir merkezde süreci değerlendirdim ancak SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde çok daha uygun şartlarla karşılaştım. Burada her şey çok hızlı ve sistemli ilerledi" dedi. "Doktorlarımızdan temizlik görevlilerine kadar herkesin ilgisi ve yaklaşımı olağanüstüydü" ifadelerini kullanan A. Ç. Şöyle devam etti: "Hemşirelerimiz, her çağrımızda hemen yanımıza geliyordu. Ameliyatımız da çok başarılı geçti. Ablam bana böbreğini verdi, ona minnettarım. Başta Prof. Dr. Yücel Yüksel ve Prof. Dr. Mehtap Akdoğan Hocalarım olmak üzere, tüm SANKO ailesine teşekkür ederim." Kardeşimin sağlığına kavuşması tarif edilmez bir duygu Böbrek vericisi M.Ç. ise, "SANKO Hastanesi’nde bize çok güven verdiler. Kardeşimin sağlığına kavuşmasına destek olmak, tarif edilemez bir duygu. Başta Hocalarımız olmak üzere, tüm SANKO ailesine teşekkür ediyor, şükranlarımı sunuyorum" dedi. SANKO Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı / Organ Nakil Merkezi Cerrahı Doç. Dr. Yücel Yüksel ise organ nakli süreci ile ilgili şu bilgileri verdi: "Organ nakli, sadece cerrahi bir operasyondan ibaret değildir. Bu aynı zamanda insanlar arasındaki dayanışmanın da en güzel örneklerinden biridir. Aile içindeki bu fedakarlık hepimizi etkiledi. Süreci multidisipliner ekip çalışmasıyla başarıyla tamamladık. SANKO Üniversitesi Hastanesi olarak ailenin tüm yaşananlardan sonra hastanemizden sağlıklı ve memnuniyetle ayrılması bizlerin en büyük armağanıdır."
Asya kökenli kene için hastalık bulaştırma riski şimdilik yok, patojen taraması yapılacak
12 Haziran 2025 Perşembe - 10:52 Asya kökenli kene için hastalık bulaştırma riski şimdilik yok, patojen taraması yapılacak Türkiye’de ilk kez görülen Asya uzun boynuzlu kenesinin şu an için hastalık taşıdığına dair herhangi bir bulgu bulunmadı. Türkiye’de ilk kez tespit edilen Asya uzun boynuzlu kenesi (Haemaphysalis longicornis) hakkında açıklamalarda bulunan Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Adem Keskin, şu an için ülkemizde tespit bu türe ait örneklerin herhangi bir hastalık etkeni taşıdığına dair bilimsel bir veri bulunmadığını belirtti. Keskin, kenenin sınırlı bir bölgede bulunduğunu, vatandaşlara panik yapmamaları çağrısında bulundu. Kenelerin doğada birçok canlıdan kan emerek yaşamını sürdüren dış parazitler olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Keskin, bu nedenle hastalık taşıma potansiyeline sahip olsalar da, bunun her zaman hastalık bulaşında rol alacağı anlamına gelmediğini vurguladı. Türkiye’de yaygın olarak bilinen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığının ana taşıyıcısının "Hyalomma marginatum" adlı kene türü olduğunu ifade eden Prof. Dr. Keskin, bu virüsün dünya genelinde 30’dan fazla kene türünde tespit edilebildiğini ancak bunların hepsinin bulaştırıcı olmadıklarını belirtti. Prof. Dr. Keskin; "Bir kenede hastalık etkeninin bulunması, onun hastalık bulaştıracağı anlamına gelmez" Dünyada binden fazla kene türü bulunduğunu belirten Keskin, "Keneler parazit canlılardır ve hastalık bulaştırma potansiyeli olan parazitlerdir. Ancak bir kenede hastalık etkeninin bulunması, onun hastalık bulaştıracağı anlamına gelmez" dedi. "Şu anda bu yeni tespit edilen türün (Haemaphysalis longicornis) KKKA gibi ciddi bir hastalık bulaştırdığına dair herhangi bir bulgu yok" Yeni tespit edilen "Haemaphysalis longicornis" türü için henüz herhangi bir bilimsel çalışmanın yapılmadığını ifade eden Keskin, konuyla ilgili projelerin hazırlandığını ve Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi tarafından desteklenen çalışmalar kapsamında toplanılan kenelerde patojen taraması yapılacağını söyledi. Bu taramalarla, söz konusu kene türünde patojen taraması yapılacak. "Şu anda bu yeni türün KKKA gibi ciddi bir hastalık bulaştırdığına dair herhangi bir risk söz konusu değil. Ülkemizde bu konuda net bir bulgu yok. İlgili kurumlarla temas halindeyiz, işbirliği içinde yapılacak bilimsel araştırmalar sonuçlandığında kamuoyuyla şeffaf şekilde paylaşacağız" diyen Prof. Dr. Keskin, yapılan çalışmalar tamamlanmadan kesin yargılarda bulunmanın doğru olmadığını da sözlerine ekledi.
İpekyolu Sağlık Müdürlüğünden sigara ve obezite ile mücadele standı
12 Haziran 2025 Perşembe - 10:07 İpekyolu Sağlık Müdürlüğünden sigara ve obezite ile mücadele standı Van’ın İpekyolu İlçe Sağlık Müdürlüğü, iki ayrı noktada kurduğu stantlarla vatandaşlara ücretsiz boy, kilo ve sigara bağımlılığı ölçümünü gerçekleştiriyor. İpekyolu İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri, sigara ve obezite ile mücadele çerçevesinde Cumhuriyet Caddesi ve Kent Parkta stant açtı. Stantta vatandaşların boy, kilo ve sigara bağımlılık derecesi noktasında ölçüm yapan ekipler, ayrıca kurumun ücretsiz hizmetleri hakkında da bilgilendirmelerde bulunuyor. Konuyla ilgili açıklamada bulunan Dr. Zelal Şahin, amaçlarının sağlıklı bir toplum ve sağlıklı bir gelecek olduğunu belirterek, "İpekyolu İlçe Sağlık Müdürlüğü olarak bugün burada boy ve kilo taramalarını yapmaya ayrıca sigara bağımlılık derecesini ölçmeye geldik. Fazla kilonun zararlarını anlatıp, kilosu fazla çıkanları diyetisyenimize yönlendiriyoruz. Aynı şekilde sigara bağımlılık derecesi yüksek olanları kurumumuzdaki sigara bırakma polikliniğine yönlendiriyoruz ve sigaranın zararları ile risklerini anlatıyoruz" dedi. Vatandaşların uygulanan hizmet karşısında ilk başta şaşırdıklarını aktaran Şahin, "Burada ne yapıyorsunuz’? diye çok soran oluyor. Ancak kurumumuzdaki ücretsiz hizmetleri duyunca şaşırıyorlar. Çünkü birçok vatandaşın bundan haberi yok. Bu anlamda hem tanıtım amacı açısından çok iyi oluyor hem de vatandaşlarımızı tarıyoruz" ifadelerini kullandı. Yaz dönemi boyunca bu hizmetin devam edeceğini belirten Dr. Zelal Şahin, "Hem Cumhuriyet Caddesi hem de Kent Parkta stant açtık ve bu taramalarımız havalar güzel olduğu sürece devam edecektir. Bu anlamda vatandaşlarımızı stantlarımıza bekliyoruz" diye konuştu. Vatandaşlar ise bu uygulamanın olumlu olduğunu belirterek, "Gayet güzel bir program. Vatandaşlar için güzel ve verimli olduğunu düşünüyoruz" dediler.
Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Cebrayilov: ’’Gözleri fazla ovuşturmak kornea dokusunun incelmesine neden olur’’
12 Haziran 2025 Perşembe - 10:03 Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Cebrayilov: ’’Gözleri fazla ovuşturmak kornea dokusunun incelmesine neden olur’’ Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Faiq Cebrayilov, vatandaşların güneşten korunmak için en doğal yol olarak şapka takmalarını, polenden dolayı da gözlerin fazla ovuşturulmaması gerektiğini belirtti. Elazığ Medilines Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Faiq Cebrayilov, mevsim geçişlerinde vatandaşların yaşadığı göz sorunları hakkında değerlendirmelerde bulundu. Polenlerden dolayı vatandaşların gözlerini sürekli ovuşturmasının göz korneasına zarar verebileceğini kaydeden Uzm. Dr. Cebrayilov, sıcaklıklardan korunmanın en doğal yollarından birisinin de şapka takmak olduğunu dile getirdi. Mevsim geçişlerinde genelde polenlerin havada uçuşmasıyla ilgili olarak, gözde polen alerjilerinin olduğunu aktaran Medilines Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Faiq Cebrayilov, "Bu mevsimde bazı çilek, kiraz gibi meyve ve yiyecekler de alerjiyi tetikleyebilir. Polen alerjisi olan vatandaşlarımızın, polenlerden uzak durmasını öneriyoruz. Alerji için göz damlaları var. Tedavisi sağlanabiliyor. Ama yine de alerjini tetikleyeceği meyvelerden, yiyecek ve polenlerden uzak durmalarını öneriyoruz. Genelde polen alerjilerinin havada uçuşan toz polenlerin gözle temas etmesiyle ilgili olduğu için, masum bir alerji çeşidi olmuyor. Burada gözde genelde mikroba da rastlanabiliyoruz. Buna göre, göz muayenelerini yapıp sadece alerjiyse alerjiyi tedavi ediyoruz. Mikropta eklenmişse, aynı zamanda bakteri tedavisi de yapıyoruz. Genellikle bu mevsimde, aynı zamanda Aden virüs ve grip salgınları da gözde bakteriye sebep olur. Bu yüzden, alerji ile bakteriyel konjonktürler karışabilir. Tedavilerinde biraz farklılıklar var. Bazen de aynı anda her ikisine de rastlanabilir. Eğer ki bir çocuğun gözüne toz gelmişse o zaman hem alerji hem de tozda olan mikroplardan dolayı, bakterileri de tedavi etmemiz gerekir. Genellikle, göz alerjisi tedavi olmadan bile kendiliğinden iyileşebilen bir durumdur. Ama bazen ilaç kullanılmasına rağmen, gözü ovuşturmaya devam edersek daha da ciddi sonuçlar elde edilerek kornea incelmelerine sebep olabilir. Kinetekorus da göz açısından ciddi bir durumdur. Bazen lazer ile gözü kuvvetlendirmek gerekmektedir. Bu alerji kornea nakline sebep olur gibi algılanmaması gerekir ama az rastlanan bir durumdur. Yine de buna dikkat etmemiz gerekir. Özellikle, çocuklarda gözleri fazla ovuşturmamaları için uyarmamız gerekir. Fazla ovuşturma, kornea dokusunun incelmesine sebep olur. Kinetekorus dediğimiz hastalığa davetiye çıkarabilir. Bazen birkaç gün, göz içinde kızarıklar olabilir. Ama uzun süren kızarıklar da gözde kaşıntıya sebebiyet verecek düzeyde kızarıklık varsa, göz doktoruna başvurulmalıdır" dedi. "UV ışınlarından koruyucu kaplaması olan güneş gözlükleri öneriyoruz" Güneş ışınlarının bazen alerjiyi tetikleyebildiğini aktaran Uzm. Dr. Cebrayilov, ’’Bu da alerjiyle bağlantılı bir konudur. Güneşe, ışığa karşı alerjisi olan vatandaşlarımız var. Onun dışında UV ışınlarının retinaya zarar vermesi gibi durum var. Bu yüzden, güneş ışınlarından korunmak için şapka takılmasını öneriyoruz. Güneş gözlüklerinin sadece siyah olmaması gerekir. Siyah olduğu zaman, karanlık efekti oluşturduğu için göz bebeğinde genişlik oluşturuyor. Bu da, ışınların retinaya daha çabuk ulaşmasını sağlıyor. UV ışınlarından koruyucu kaplaması olan güneş gözlükleri öneriyoruz. Karanlık etkisi olduğu için, güneş gözlüğün üstüne düşüyor ve göz bebekleri daha da çok zarar görüyor. Çakma dediğimiz, UV ışınlarından koruyucu kaplaması gözlükler gözlüksüz dolaşmaktan daha zararlıdır" diye konuştu.
PharmUp 6’ncı dönem girişimleri Paris Vivatech Fuarı’nda
12 Haziran 2025 Perşembe - 10:01 PharmUp 6’ncı dönem girişimleri Paris Vivatech Fuarı’nda PharmUp Girişimcilik Programı kapsamında girişimciler, 6’ncı dönem Demo Day’in tamamlanmasının ardından Paris’te düzenlenen Uluslararası Startup ve Teknoloji Fuarı VivaTech’i deneyimleme fırsatı buldular. 2019 yılından bu yana devam eden PharmUp Girişimcilik Programı kapsamında girişimciler, 6’ncı dönem Demo Day’in tamamlanmasının ardından 11-14 Haziran tarihleri arasında Paris’te düzenlenen Uluslararası Startup ve Teknoloji Fuarı VivaTech’i deneyimleme fırsatı buldular. Hızlandırma ve eğitim destekleri sunan program ile her yıl girişimci mezunlar Vivatech’e katılma olanağı da yakalıyorlar. Fuar dünyanın dört bir yanından ve her sektörden girişimleri, dünya çapındaki inovasyon profesyonelleri, yatırımcıları ve kurumları bir araya getiriyor. Bütüncül sağlık hizmetlerini dijital olarak sunan Hidoctor, AI destekli ebeveynlik platformu ile kişiselleştirilmiş rehberlik sağlayan Cubtale, küçük ölçekli sağlık işletmeleri için hasta edinimi ve klinik yönetimini dijitalleştiren Medibulut ve nörodejeneratif hastalıklarda ve bilişsel bozuklarda erken tanı ve kişiselleştirilmiş beyin sağlığı önerileri sunan Beynex, bu yıl program kapsamında, Vivatech Fuarı’na katılan girişimler oldu. Yeni mezunların yanı sıra Care4Rare mezunları da Vivatech’te Yapılan açıklamaya göre, Vivatech’e yine bu sene yeni mezunların yanı sıra Sanofi’nin PharmUp projesinin tematik programlarından biri olarak ilk kez 2023 yılında başlatılan Care4Rare programının mezunları da davet edildi. Nadir hastalıklarla mücadele edenlerin en çok kullandığı medikal cihazlardan biri olan TAK kateterlerin, ev ortamında kullanıcı tarafından en az 10 kez sterilize edilip tekrar kullanımını sağlayacak bir kişisel sterilizasyon sunan Inorare, dünyada ilk kez, hastane dışında yapay zekâ destekli mobil ultrason teknolojisi ile erken aşama yüksek riskli kanser vakalarının tespitini mümkün kılan teknolojisiyle Pons ile doktorların yüklediği anonim hasta profillerini inceleyen, bugüne kadar yayınlanmış vaka çalışmalarıyla eşleşme sunan, doktorun teşhis ve tedavisini bilimsel kanıtlarla desteklemesini sağlayan, yapay zeka tabanlı karar destek mekanizması RareSum Vivatech’e katılan Care4Rare mezunları arasında yer aldı. Sanofi, Care4Rare programı ile Sağlık Bakanlığı Nadir Hastalıklar Sağlık Strateji Belgesi ve Eylem Planı’na uygun birçok dijital çözüm ve paydaşlarla iş birliği fırsatları oluşturmayı, lizozomal depo hastalıkları başta olmak üzere nadir hastalıklar alanındaki hastaların tanı, tedavi ve günlük yaşam süreçlerindeki öncelikli sorunlarına girişimci gözü ile çözümler bulmayı hedefliyor. PharmUp’ta 2019’dan beri 27 girişimciye destek verildi PharmUp Girişimcilik Programına 2019’dan bu yana 300 girişim başvuru yaptı. Tedavi çözümlerinde çığır açan girişimlerin 27’si programdan mezun oldu, bu mezunlardan yüzde 87’si ise ürünlerini ticarileştirdi veya pazara sundu.
Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Cebrayilov: ’’Gözleri fazla ovuşturmak kornea dokusunun incelmesine neden olur’’
12 Haziran 2025 Perşembe - 09:55 Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Cebrayilov: ’’Gözleri fazla ovuşturmak kornea dokusunun incelmesine neden olur’’ Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Faiq Cebrayilov, vatandaşların güneşten korunmak için en doğal yol olarak şapka takmalarını, polenden dolayı da gözlerin fazla ovuşturulmaması gerektiğini belirtti. Elazığ Medilines Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Faiq Cebrayilov, mevsim geçişlerinde vatandaşların yaşadığı göz sorunları hakkında değerlendirmelerde bulundu. Polenlerden dolayı vatandaşların gözlerini sürekli ovuşturmasının göz korneasına zarar verebileceğini kaydeden Uzm. Dr. Cebrayilov, sıcaklıklardan korunmanın en doğal yollarından birisinin de şapka takmak olduğunu dile getirdi. Mevsim geçişlerinde genelde polenlerin havada uçuşmasıyla ilgili olarak, gözde polen alerjilerinin olduğunu aktaran Medilines Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Faiq Cebrayilov, "Bu mevsimde bazı çilek, kiraz gibi meyve ve yiyecekler de alerjiyi tetikleyebilir. Polen alerjisi olan vatandaşlarımızın, polenlerden uzak durmasını öneriyoruz. Alerji için göz damlaları var. Tedavisi sağlanabiliyor. Ama yine de alerjini tetikleyeceği meyvelerden, yiyecek ve polenlerden uzak durmalarını öneriyoruz. Genelde polen alerjilerinin havada uçuşan toz polenlerin gözle temas etmesiyle ilgili olduğu için, masum bir alerji çeşidi olmuyor. Burada gözde genelde mikroba da rastlanabiliyoruz. Buna göre, göz muayenelerini yapıp sadece alerjiyse alerjiyi tedavi ediyoruz. Mikropta eklenmişse, aynı zamanda bakteri tedavisi de yapıyoruz. Genellikle bu mevsimde, aynı zamanda Aden virüs ve grip salgınları da gözde bakteriye sebep olur. Bu yüzden, alerji ile bakteriyel konjonktürler karışabilir. Tedavilerinde biraz farklılıklar var. Bazen de aynı anda her ikisine de rastlanabilir. Eğer ki bir çocuğun gözüne toz gelmişse o zaman hem alerji hem de tozda olan mikroplardan dolayı, bakterileri de tedavi etmemiz gerekir. Genellikle, göz alerjisi tedavi olmadan bile kendiliğinden iyileşebilen bir durumdur. Ama bazen ilaç kullanılmasına rağmen, gözü ovuşturmaya devam edersek daha da ciddi sonuçlar elde edilerek kornea incelmelerine sebep olabilir. Kinetekorus da göz açısından ciddi bir durumdur. Bazen lazer ile gözü kuvvetlendirmek gerekmektedir. Bu alerji kornea nakline sebep olur gibi algılanmaması gerekir ama az rastlanan bir durumdur. Yine de buna dikkat etmemiz gerekir. Özellikle, çocuklarda gözleri fazla ovuşturmamaları için uyarmamız gerekir. Fazla ovuşturma, kornea dokusunun incelmesine sebep olur. Kinetekorus dediğimiz hastalığa davetiye çıkarabilir. Bazen birkaç gün, göz içinde kızarıklar olabilir. Ama uzun süren kızarıklar da gözde kaşıntıya sebebiyet verecek düzeyde kızarıklık varsa, göz doktoruna başvurulmalıdır" dedi. "UV ışınlarından koruyucu kaplaması olan güneş gözlükleri öneriyoruz" Güneş ışınlarının bazen alerjiyi tetikleyebildiğini aktaran Uzm. Dr. Cebrayilov, ’’Bu da alerjiyle bağlantılı bir konudur. Güneşe, ışığa karşı alerjisi olan vatandaşlarımız var. Onun dışında UV ışınlarının retinaya zarar vermesi gibi durum var. Bu yüzden, güneş ışınlarından korunmak için şapka takılmasını öneriyoruz. Güneş gözlüklerinin sadece siyah olmaması gerekir. Siyah olduğu zaman, karanlık efekti oluşturduğu için göz bebeğinde genişlik oluşturuyor. Bu da, ışınların retinaya daha çabuk ulaşmasını sağlıyor. UV ışınlarından koruyucu kaplaması olan güneş gözlükleri öneriyoruz. Karanlık etkisi olduğu için, güneş gözlüğün üstüne düşüyor ve göz bebekleri daha da çok zarar görüyor. Çakma dediğimiz, UV ışınlarından koruyucu kaplaması gözlükler gözlüksüz dolaşmaktan daha zararlıdır" diye konuştu.
Kan verene eşofman ve tişört hediye
12 Haziran 2025 Perşembe - 09:53 Kan verene eşofman ve tişört hediye Türk Kızılay’ın Kocaeli şubesinde 14 Haziran Dünya Kan Bağışçıları Günü’nde kent merkezinde yeni kan alma noktası açılıyor. Açılış gününde vatandaşları teşvik etmek ve farkındalığı artırmak için tüm kan bağışı yapan gönüllülere eşofman ve tişört hediye edilecek. Alınan bilgiye göre, 157’nci kuruluş yılını kutlayan Türk Kızılay, Kocaeli’de cumartesi günü yeni kan alma noktasının açılışını yapacak. Milli İrade Meydanı’nda metro hattı istasyon çalışmaları nedeniyle kaldırılmak zorunda kalan Anıtpark’taki Kızılay kan alma noktası, Kent Meydanı’ndaki yeni yerine taşınıyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından yer tahsisi yapılan yeni kan alma noktası, cumartesi günü saat 11.00’de gönüllü kan bağışçılarını kabul etmeye başlayacak. Dünya Kan Bağışçıları Günü’nde hizmete girecek olan yeni hizmet noktasında kan bağışı konusunda farkındalık oluşturacak ve halkı teşvik edecek etkinlikler düzenlenecek. Çocuklar için oyun alanlarının oluşturulacağı açılış gününde kan bağışında bulunan 2 bin kişiye de eşofman altı ve tişört hediye edilecek. Kızılay, düzenli olarak kan bağışında bulunan gönüllülerine de aynı gün saat 16.00 ile 18.00 arasında altın, gümüş ve bronz madalya ile plaket takdim edecek. "Tüm bağışçılarımıza teşekkür ediyorum" Türk Kızılay Kocaeli Şube Başkanı İbrahim Pay, "157 yıl önce bugün 1868’de bu iyilik çınarı, bir grup gönüllü doktor ve asker tarafından kuruldu. Bugün Türk Kızılay olarak bölgenin en büyük insani yardım kurumu olmanın haklı gururunu yaşıyoruz. Türk Kızılay olarak nerede insan ıstırabı olsa, acısı olan topluluk olsa onların yaralarını sarmaya o bölgede faaliyetlerimizi göstermeye devam ediyoruz. Tabii ki bunu kıymeti bağışçılarımızın desteğiyle gerçekleştiriyoruz. Bu iyilik çınarını sulayan, besleyen bağışçılarımıza da teşekkürü borç biliyorum" dedi. Kan bağışı yapan 2 bin kişiye eşofman ve tişört hediye edilecek Yeni kan alma noktasının açılışıyla ilgili de bilgi veren İbrahim Pay, "14 Haziran’da Dünya Kan Bağışçıları Günü’nde Kent Meydanı’nda günü şenlendirmek, neşelendirmek, tanıtmak ve kan bağışını kentimizde yaymak amacıyla organizasyon yapacağız. ‘Sporla Güçlen, Kanınla Umut Ol. Harekete Geç, Hayat Kurtar’ sloganımızla vatandaşlarımıza sağlıklı ve zinde olmalarını, sonrasında da kan bağışında bulunarak hayat kurtarmalarını söylüyoruz. Bunu teşvik etmek için de 14 Haziran’a özel kan bağışında bulunan hemşerilerimize teşekkür hediyemiz olacak, alt eşofman ve tişört. Bunu da hatıra olarak kendilerine takdim edeceğiz. Günün önemine binaen bir hatıra olacak. Vatandaşlarımız çocuklarını alıp Kent Merkezi’ne gelsinler. Oyun alanımızda çocuklarımız oynasın, kendileri de kan bağışında bulunsunlar. Güzel bir organizasyon olmasını diliyorum. Yeni mekanımız Yeni Cuma tramvay durağının yan yola bakan kısmında. Durağın diğer yanı Kent Meydanı. Etkinliğimizi 14 Haziran Cumartesi günü saat 11.00 ile 21.00 arasında Kent Meydanı’nda yapacağız. Bu organizasyonla da yeni mekanımızı kullanıma açmış olacağız ve kan bağışı kabulüne başlayacağız" diye konuştu. "Yaz sıcakları ve tatile gitme nedeniyle bağışlar düşüyor" 18-65 yaş aralığındaki sağlıklı her bireyin kan verebileceğinin altını çizen Türk Kızılay Kocaeli İl Başkanı İbrahim Pay, kışın hastalıkların arttığı dönem ile yazın sıcakların yükseldiği ve vatandaşların tatile gittiği dönemlerde kan bağışının düştüğünü söyledi. Pay, "Kan bağışında 2 kritik dönemimiz oluyor. Biri kışın hastalıkların, gribal enfeksiyonların çoğaldığı dönem. Diğeri de yazın sıcaklığın arttığı, insanların şehir merkezinden uzaklaşıp tatile gittiği dönem. Bu dönemlerde kan bağışı sayılarımız maalesef düşüyor. Cumartesi günü yapacağımız etkinlik de bunun için önemli. Önümüzdeki bir aylık boyunca kan ihtiyacını stoklayabilirsek bizim için güzel olacak. Cumartesi günü tüm hemşehrilerimizi bekliyoruz. 18-65 yaş arasında her sağlıklı birey kan bağışında bulunabilir" şeklinde konuştu. İlçelerde kan bağış noktaları aralıksız çalışıyor Son olarak kent genelindeki kan bağışı noktalarını ve çalışma saatlerini hatırlatan Pay, "Yahya Kaptan’daki merkezimiz haftanın 7 günü 16.30’da kadar açık. Gebze Meydan’da da 7 gün boyunca 16.30’a kadar kan alma noktamız çalışıyor. Diğer ilçelerimizde de haftanın belirli günlerinde periyodik olarak kan bağışı alıyoruz. Vatandaşlarımız telefonumuzu arayıp bilgi alabilirler" ifadelerini kullandı.
Geniz eti alınmazsa çene yapısı bozuluyor
12 Haziran 2025 Perşembe - 09:47 Geniz eti alınmazsa çene yapısı bozuluyor Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Faruk Atlı "Geniz etinin 3 yaşından sonra halen erimemişse mutlaka alınması gerekiyor, 6 yaş sonrası çene gelişimini bozuyor, üst dişler öne çıkıyor, alt çene geride kalıyor" dedi. Kahramanmaraş Özel Sular Akademi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Faruk Atlı, çocuklarda görülen geniz eti büyümesinin sadece burun tıkanıklığına değil, ilerleyen yaşlarda kalıcı yüz ve çene yapısı bozukluklarına neden olabileceğini söyledi. Uzman Dr. Faruk Atlı, geniz etinin doğuştan her bebekte bulunduğunu ve 3 yaşına kadar kendiliğinden erime ihtimali olduğunu ifade ederek detaylı bilgi verdi. Dr. Atlı, "Geniz eti normalde kulağı mikroplardan korumak için var. Ancak bulunduğu yer itibariyle burun arkasını tıkayarak çocuklarda ağız açık uyuma, hırıltı, salya akması gibi sorunlara neden oluyor. Ayrıca orta kulakta havalanma sorunlarına da sebep oluyor. Geniz etinin 3 yaşından sonra halen erimemişse mutlaka alınması gerektiğini ifade ediyorum. 6 yaş sonrası çene gelişimini bozuyor. Üst dişler öne çıkıyor, alt çene geride kalıyor. Bu çocuklar ileride hem estetik hem de fonksiyonel problemler yaşıyor. Diş telleriyle düzeltilemeyen durumlar oluşuyor. İleri evrede çene ameliyatı bile gerekebilir" ifadelerini kullandı. ’Burun tıkanıklığı sadece nefes değil, sistem sorunu’ Burun ve boğazın vücudun giriş kapısı olduğunu ve buradaki tıkanıklıkların tüm sistemi etkilediğini vurgulayan Dr. Atlı, "Burnun tıkalı olması sinüsleri, kulakları ve sindirim sistemini bile etkiler. Özellikle çocuklukta bu durum, gelecekte telafisi zor olan hasarlara yol açabilir. Aileleri çocuklarının gece uyku düzenlerini dikkatle gözlemlemeleri konusunda uyarıyoruz. Hırıltı, ağız açık uyuma, sık boğaz enfeksiyonu gibi durumlarda bir KBB uzmanına başvurmaları gerekir" şeklinde konuştu.
Geniz eti alınmazsa çene yapısı bozuluyor
12 Haziran 2025 Perşembe - 09:41 Geniz eti alınmazsa çene yapısı bozuluyor Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Faruk Atlı"Geniz etinin 3 yaşından sonra halen erimemişse mutlaka alınması gerekiyor, 6 yaş sonrası çene gelişimini bozuyor, üst dişler öne çıkıyor, alt çene geride kalıyor"dedi. Kahramanmaraş Özel Sular Akademi Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Faruk Atlı, çocuklarda görülen geniz eti büyümesinin sadece burun tıkanıklığına değil, ilerleyen yaşlarda kalıcı yüz ve çene yapısı bozukluklarına neden olabileceğini söyledi. Uzman Dr. Faruk Atlı, geniz etinin doğuştan her bebekte bulunduğunu ve 3 yaşına kadar kendiliğinden erime ihtimali olduğunu ifade ederek detaylı bilgi verdi. Dr. Atlı, "Geniz eti normalde kulağı mikroplardan korumak için var. Ancak bulunduğu yer itibariyle burun arkasını tıkayarak çocuklarda ağız açık uyuma, hırıltı, salya akması gibi sorunlara neden oluyor. Ayrıca orta kulakta havalanma sorunlarına da sebep oluyor. Geniz etinin 3 yaşından sonra halen erimemişse mutlaka alınması gerektiğini ifade ediyorum. 6 yaş sonrası çene gelişimini bozuyor. Üst dişler öne çıkıyor, alt çene geride kalıyor. Bu çocuklar ileride hem estetik hem de fonksiyonel problemler yaşıyor. Diş telleriyle düzeltilemeyen durumlar oluşuyor. İleri evrede çene ameliyatı bile gerekebilir"ifadelerini kullandı. ’Burun tıkanıklığı sadece nefes değil, sistem sorunu’ Burun ve boğazın vücudun giriş kapısı olduğunu ve buradaki tıkanıklıkların tüm sistemi etkilediğini vurgulayan Dr. Atlı, "Burnun tıkalı olması sinüsleri, kulakları ve sindirim sistemini bile etkiler. Özellikle çocuklukta bu durum, gelecekte telafisi zor olan hasarlara yol açabilir. Aileleri çocuklarının gece uyku düzenlerini dikkatle gözlemlemeleri konusunda uyarıyoruz. Hırıltı, ağız açık uyuma, sık boğaz enfeksiyonu gibi durumlarda bir KBB uzmanına başvurmaları gerekir"şeklinde konuştu.