Son Dakika
|
Trump: "Xi, İran ile anlaşma sağlanması için yardım teklif etti"
Türkiye ile Kazakistan arasında 13 anlaşma imzalandı
Tepebaşı’nda şirket kurup paraları kripto hesaplara aktarmışlar
MSB'den deniz yetki alanları kanun çalışması açıklaması
Tepebaşı Belediyesi’ne operasyon
Rusya'dan Ukrayna'ya 56 füze ve 670'ten fazla İHA ile saldırı: 1 ölü
Arnavutköy’de aile kavgası kanlı bitti: Kuzenini başından vurdu
Mersin’deki fabrika yangınında acı haber: 1 işçi hayatını kaybetti
Trump, 9 yıl aradan sonra tarihi zirve için Çin'de
Fransa'da kruvaziyer gemisinde 'norovirüs' şüphesi
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Bakan Memişoğlu: "Hantavirüs konusunda bir salgın riski yok"
Ordu’da yedikleri yemek sonrası rahatsızlanan 21 işçi hastanelik oldu
Avrupa Taekwondo şampiyonu yine Türkiye
Tarım işçilerini taşıyan minibüs tıra çarptı: 12 yaralı
Rusya’nın Kiev’e yönelik saldırısında ölü sayısı 8’e yükseldi
Bursa’da balkondan düşen kadın ağır yaralandı
CENTCOM: "İran’a yönelik ablukada 70 geminin rotası değiştirildi"
SAĞLIK
Bakan Memişoğlu: "Hantavirüs konusunda bir salgın riski yok"
14 Mayıs 2026 Perşembe - 23:35:35
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Hantavirüs konusunda herkes bilsin ki şu anda böyle bir salgın riski yok. Toplumumuz bu konuda müsterih olsun. Spekülasyonlar değil, Sağlık Bakanlığımızın açıklamaları dikkate alınmalıdır" dedi.
14 Mayıs 2026 Perşembe - 21:47
Antalya’da sağlık turizmi zirvesine 100’den fazla ülkeden katılım
Antalya’da düzenlenen Sağlık Turizmi Zirvesi’nde 100’ün üzerinde ülkeden gelen büyükelçi, diplomatik temsilci, yatırımcı, akademisyen ve sektör temsilcileri sağlık turizmi alanındaki iş birliği fırsatlarını değerlendirdi. Antalya’da 14-15 Mayıs tarihlerinde gerçekleştirilen Antalya Sağlık Turizmi Zirvesi, sağlık turizmi alanında uluslararası katılımla düzenlendi. Zirvede, Türkiye’nin sağlık turizmindeki küresel hedefleri, yatırım imkanları ve uluslararası iş birlikleri ele alındı. Sağlık Turizmi Konfederasyonu Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen zirvenin açılışında konuşan Bay, Türkiye’nin sağlık turizmindeki stratejik gücüne dikkat çekerek Antalya’nın uluslararası sağlık destinasyonu olma yolunda önemli bir merkez haline geldiğini söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sağlık turizmi, yatırım ve uluslararası tanıtım vizyonunun yansımalarının öne çıktığı zirvede, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi temsilcileri de yer aldı. Zirveye Kamboçya, Lübnan, Bangladeş, Somali, Afganistan, Maldivler ve Pakistan başta olmak üzere 100’ün üzerinde ülkeden temsilciler katıldı. Kazakistan Antalya Başkonsolosluğu, Moldova temsilcileri ile Bakü’den sağlık yatırım çevreleri de organizasyonda yer aldı. 27. Dönem Antalya Milletvekili İbrahim Aydın yaptığı konuşmada tarım, orman ve sürdürülebilir kalkınma politikalarına değinerek üretim ve kalkınma alanlarında verilen destekleri anlattı. Uluslararası konuşmacılar Travis Fox ve Mitchell Fox ise küresel sağlık turizmi, sağlık diplomasisi ve yatırım fırsatlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Proje Danışmanı Mehmet Tekeli de Türkiye’nin sağlık turizmindeki büyüme potansiyeli ve yatırım süreçlerine ilişkin bilgiler paylaştı. Zirvede düzenlenen oturumlarda ülkeler arası sağlık iş birlikleri, uluslararası hasta hareketliliği, sağlık yatırımları, akademik ortaklıklar ve sürdürülebilir sağlık turizmi modelleri ele alındı.
14 Mayıs 2026 Perşembe - 20:05
Gözaltına alınan Rasim Ozan Kütahyalı Adana’ya getirildi
Adana merkezli 21 ilde yürütülen yasa dışı bahis, nitelikli dolandırıcılık, rüşvet ve kara para aklama suçlarına yönelik operasyonda gözaltına alınan Rasim Ozan Kütahyalı Adana’ya getirildi. Sağlık kontrolden geçen Kütahyalı, "İyiyim baba, bir yanlış anlaşılma var, öğreneceğiz" dedi. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında emniyet birimleri Adana merkezli 21 ilde yasa dışı bahis, kara para aklama, rüşvet ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından oluşan şebekeye yönelik operasyon yaptı. Aralarında Rasim Ozan Kütahyalı’nın da bulunduğu toplam 200 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Yapılan operasyonda Rasim Ozan Kütahyalı’nın da aralarında olduğu 128 şüpheli gözaltına alındı. Rasim Ozan Kütahyalı karayolu ile Adana’ya getirildi. Adana Adli Tıp Biriminde sağlık kontrolünden geçen Kütahyalı basın mensuplarının sorularına, "İyiyim baba, bende öyle bir hareketlilik yok. Bir yanlış anlaşılma var. Öğreneceğiz, yanlış anlaşılma var" cevaplarını verdi. Sağlık kontrollerinin ardından Kütahyalı ve yanında getirilen 2 kişi sorgulanmak üzere emniyete götürüldü. (SCİ-
14 Mayıs 2026 Perşembe - 18:40
Batman’da bir ilk: 71 yaşındaki hastaya biyolojik aort kapak ameliyatı yapıldı
Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde kalp ve damar cerrahisi alanında kentte ilk kez biyolojik aort kapak replasmanı ameliyatı gerçekleştirildi. Başarılı operasyonla 71 yaşındaki hasta sağlığına kavuştu. Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Kalp ve Damar Cerrahisi ekibi tarafından gerçekleştirilen operasyonla, 71 yaşındaki Besna Gökhan’ın aort kapağı biyolojik kapakla değiştirildi. İleri yaş grubundaki hastalar için önemli avantajlar sağlayan yöntem sayesinde hastanın ömür boyu yoğun kan sulandırıcı ilaç kullanma zorunluluğu ortadan kaldırıldı. Yaklaşık 4-5 saat süren ameliyatın ardından hastanın 4 gün yoğun bakımda takip edildiği, daha sonra servise alındığı öğrenildi. Hastanın sağlık durumunun iyi olduğu ve kısa süre içerisinde taburcu edileceği belirtildi. Operasyonu gerçekleştiren Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ahmet İbrahim Balkaya, biyolojik kapağın Batman’da ilk kez uygulandığını belirterek, "Hastamızın yaşı nedeniyle biyolojik kapak takma kararı aldık. Ameliyatımız yaklaşık 4-5 saat sürdü. Yoğun bakım sürecinde hastamızı 4 gün takip ettik. Herhangi bir sorun yaşanmadı. Şu an tüm değerleri gayet iyi. Hastamızda nefes darlığı ve göğüs ağrısı şikayeti kalmadı. Her şey yolunda giderse yarın taburcu edeceğiz" dedi. Hasta yakını Şükrü Gökhan ise doktorlara teşekkür ederek, "Annem ameliyattan önce nefes darlığı çekiyordu, hareket edemiyordu ve çok halsizdi. Doktorlarımız başarılı bir ameliyat gerçekleştirdi. Şu an durumu çok iyi. Emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
28 Ağustos 2024 Çarşamba- 10:51
Bursalı avukattan Prof. Dr. Mehmet Ceyhan’a suç duyurusu
2
14 Mayıs 2026 Perşembe- 11:52
Sivas’ta eczacılar Eczacılık Günü’nde bir araya geldi,
3
12 Mayıs 2026 Salı- 14:14
İç Hastalıkları Uzmanı Yeler: "Günlük tuz tüketimini 5 gramla sınırlandırın"
4
14 Mayıs 2026 Perşembe- 23:35
Bakan Memişoğlu: "Hantavirüs konusunda bir salgın riski yok"
5
13 Mayıs 2026 Çarşamba- 15:59
Prof. Dr. Çelik: "Obezite artık kozmetik bir sorun değil kronik bir hastalıktır"
16 Haziran 2025 Pazartesi - 12:58
Prof. Dr. Özer: "576 yatak kapasitesiyle, yılda 3 milyon laboratuvar testi ve 20 bin ameliyat yapıyoruz"
Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Merkez Müdürü Prof. Dr. Birol Özer, "Adana’da 26 Haziran 1998’de başladığımız sağlık yolculuğumuz bugün 700 binin üzerinde poliklinik hizmeti, 576 yatak kapasitesi, yılda 3 milyon laboratuvar testi ve 20 bin ameliyat ile Türkiye’nin referans kurumlarından biri olma noktasına geldi" dedi. Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi, "İyi Klinik Uygulamalar Temel Eğitim Programı" kapsamında önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Toplantıda klinik araştırmalardaki güncel gelişmeler, bilimsel etik ilkeler, uygulama deneyimleri ve gelecek vizyonu ele alındı. "Klinik araştırmalar, bir bilimdir ve sorumluluktur" Açılışta konuşan Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Merkez Müdürü Prof. Dr. Birol Özer, merkezin büyüklüğünü, altyapısını ve araştırma kapasitesini vurgularken, klinik uygulamaların bu yapı içinde vazgeçilmez bir yer tuttuğunu ifade etti. Prof. Dr. Birol Özer, "Adana’da 26 Haziran 1998’de başladığımız sağlık yolculuğumuz bugün 700 binin üzerinde poliklinik hizmeti, 576 yatak kapasitesi, yılda 3 milyon laboratuvar testi ve 20 bin ameliyat ile Türkiye’nin referans kurumlarından biri olma noktasına geldi. Girişimsel radyoloji ünitemiz haftanın 7 günü 24 saat kesintisiz hizmet vermektedir. Özellikle beyin damar tıkanıklıklarında ilk 6 saatte yapılan müdahaleler hastanın yaşam kalitesini belirlemektedir ve bu kritik süreçleri başarıyla yönetiyoruz. Klinik uygulamalar, sadece tedavi geliştirmek değil; nitelikli bilgi üretmek, etik değerleri yaşatmak ve sağlıkta kaliteyi sürdürülebilir kılmak demektir" dedi. Prof. Özer ayrıca merkezin sadece hasta tedavisiyle değil, bilimsel üretim ve eğitime katkısıyla da öne çıktığını belirterek, "Aile hekimlerine yönelik her ayın son Perşembe günü düzenlediğimiz eğitimler ve yılda 50’nin üzerindeki bilimsel etkinlik, araştırma kültürünü yaygınlaştırmadaki kararlılığımızın göstergesidir" ifadelerine yer verdi. "Mevcut sayıyı katlayarak artırmak zorundayız" Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Ayar, yaptığı konuşmada klinik araştırmalarda ülke vizyonunu net ifadelerle ortaya koydu. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun "üreten, koruyan, geliştiren" yaklaşımıyla başlayan dönüşüme vurgu yapan Ayar, klinik araştırmaların bu sürecin önemli bir parçası olduğunu belirterek, "Klinik araştırmalarda ülke olarak olması gereken seviyeye ulaşmak için hedefimiz çok net: Mevcut araştırma sayılarını katlayarak artırmak. Bu yalnızca bir nicelik artışı değil; nitelikli, bilimsel, güvenli ve etik değerlere dayalı bir büyüme olmalı" dedi. Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun (TİTCK) ilaç, tıbbi cihaz, kozmetik ürünler ve gıda takviyeleri gibi birçok alanda faaliyet gösterdiğini aktaran Ayar, kurumun günlük 2 binin üzerinde resmi yazışmayla düzenleme ve yönlendirme görevini yerine getirdiğini ifade etti. Klinik araştırmalarla ilgili olarak biri ilaç, diğeri tıbbi cihazlara odaklanan iki ayrı dairenin aktif çalıştığını da sözlerine ekledi. "Etik değilse bilim sayılmaz" ICON PLC Klinik Operasyonlar Direktörü Ebru Öncü, eğitim programının yalnızca teknik bilgi aktarmayı değil, araştırmacılar arası etkileşim ve ortak değerlerin inşasını da hedeflediğini vurgulayarak, "Klinik araştırmalar yalnızca bilgi üretimi değil; etik kurallar çerçevesinde yürütülmesi gereken, uluslararası standartlara uygun, toplum sağlığına doğrudan katkı sağlayan çok yönlü bir süreçtir. Bu eğitim, iş birliğini ve bilimsel dayanışmayı güçlendirmek açısından da çok kıymetlidir" diye konuştu. "Her gün bir şey öğreniyoruz" Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Tıbbi Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Özgür Özyılkan, geçmiş deneyimlerinden yola çıkarak klinik araştırmaların eğitim, tecrübe ve etikle bütünleşmesi gerektiğini belirtti. "Ben bu yola 1988’de çıktım. Her gün bir şey öğrenmek mümkün. Bugün burada olmak, birlikte gelişmek için büyük bir fırsat" diyen Özyılkan, merkezin ulaştığı bilimsel düzeyin uluslararası arenada dikkat çektiğini de sözlerine ekledi. Eğitim başlıklarıyla güçlü bir program Klinik araştırma tanımı, faz çalışmaları, iyi klinik uygulamalar, yasal düzenlemeler, etik ilkeler, gönüllü onam formları, hasta vizitleri, advers olay raporlanması ve takibi gibi başlıkların ele alındığı eğitim programı gün boyu interaktif olarak devam etti. Program sonunda yapılan değerlendirme testi sonucunda katılımcılara TİTCK onaylı katılım ve başarı belgesi verildi.
16 Haziran 2025 Pazartesi - 12:27
Mardin’de kan bağışı kampanyası
Mardin’de Türk Kızılayı ve valilik öncülüğünde kan bağışı kampanyası başlatıldı. 15 Temmuz Şehitleri ve Demokrasi Parkında düzenlenen kampanyanın açılış programına, Mardin Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Tuncay Akkoyun da katıldı. Programda konuşan Vali Akkoyun, kan bağışının hayat kurtaran bir iyilik hareketi olduğunu belirterek, kampanyanın 16-17-18 Haziran tarihlerinde Mardin genelinde yürütüleceğini söyledi. Kanın üretilemeyen ve çoğaltılamayan hayati bir ihtiyaç olduğunu vurgulayan Vali Akkoyun, "Kan, üretilemeyen ve çoğaltılamayan hayati bir ihtiyaçtır. Dolayısıyla, vatandaşlarımızın ihtiyaç duyduğu kanın temin edilmesi noktasında bizler de üzerimize düşeni yaparak bu büyük kan bağışı kampanyasını hayata geçiriyoruz. Vatandaşlarımıza özellikle tavsiyemiz bu kampanyaya katılmaları ve kan bağışını bir alışkanlık haline getirmeleridir" dedi. Kan bağışı yapan vatandaşlarla görüşme fırsatı bulduğunu anlatan Vali Akkoyun, "Bugün kan bağışı yapan hemşehrilerimizle görüştüğümüzde beni en çok mutlu eden konu, hemen hemen tamamının birden fazla kez kan bağışında bulunmuş olmasıydı. Hatta bir hemşehrimiz, 20’nin üzerinde kan bağışı yapmış. Bu gerçekten çok kıymetli" ifadelerini kullandı. Kan bağışının yalnızca ihtiyacın karşılanması açısından değil, toplumsal farkındalık ve sorumluluk açısından da önemli olduğuna işaret eden Vali Akkoyun, "Burada dikkat çekmek istediğimiz bir diğer önemli husus ise kanın sadece temin edilmesi değil; aynı zamanda kan bağışı alışkanlığının yaygınlaştırılmasıdır. Bu da en az kanın kendisi kadar hayati bir meseledir. Unutmayalım ki verilen her bir ünite kan, üç vatandaşımıza can olmaktadır. Ve bir gün, bizlerin de bu kana ihtiyaç duyabileceğini asla aklımızdan çıkarmamalıyız. Bizler, bu iyilik hareketini tüm yurtta yaygınlaştırmak zorundayız" diye konuştu. Kızılay’ın yalnızca Türkiye’de değil, dünyanın dört bir yanında mağdurlara yardım eli uzattığını belirten Vali Akkoyun, "Hilal-i Ahmer, sadece Anadolu değil, tüm insanlığın umudu olmuş, medeniyetimizin çok önemli bir kurumudur. Hilal-i Ahmer, nerede bir mağdur, nerede bir ihtiyaç sahibi varsa, nereden bir yardım çağrısı gelmişse, dünyanın dört bir yanına koşmuş, gönül coğrafyamızda her daim mazlumun yanında olmuştur" şeklinde konuştu. Geçen yıl düzenlenen kampanyada bin 47 ünite kan hedefi koyduklarını, ancak bu hedefin iki gün içerisinde bin 80 üniteye ulaştığını aktaran Vali Akkoyun, "Bu yıl ise Mardin olarak çıtayı biraz daha yukarı taşıyoruz. İnşallah bu yıl, 16-17-18 Haziran tarihlerinde gerçekleştireceğimiz kan bağışı kampanyasında hedefimiz 2 bin 47 ünite kan. Ben inanıyorum ki bu hedefin çok çok üzerinde bir kan bağışı gerçekleşecektir" dedi. Vali Akkoyun, kampanyanın daha ilk saatlerinde yoğun katılım sağlandığını belirterek, kampanyaya destek veren tüm Mardinlilere teşekkür etti.
16 Haziran 2025 Pazartesi - 12:25
Mardin’de kan bağışı kampanyası
Mardin’de Türk Kızılay’ı ve valilik öncülüğünde kan bağışı kampanyası başlatıldı. 15 Temmuz Şehitleri ve Demokrasi Parkında düzenlenen kampanyanın açılış programına, Mardin Valisi ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Tuncay Akkoyun da katıldı. Programda konuşan Vali Akkoyun, kan bağışının hayat kurtaran bir iyilik hareketi olduğunu belirterek, kampanyanın 16-17-18 Haziran tarihlerinde Mardin genelinde yürütüleceğini söyledi. Kanın üretilemeyen ve çoğaltılamayan hayati bir ihtiyaç olduğunu vurgulayan Vali Akkoyun, "Kan, üretilemeyen ve çoğaltılamayan hayati bir ihtiyaçtır. Dolayısıyla, vatandaşlarımızın ihtiyaç duyduğu kanın temin edilmesi noktasında bizler de üzerimize düşeni yaparak bu büyük kan bağışı kampanyasını hayata geçiriyoruz. Vatandaşlarımıza özellikle tavsiyemiz bu kampanyaya katılmaları ve kan bağışını bir alışkanlık haline getirmeleridir" dedi. Kan bağışı yapan vatandaşlarla görüşme fırsatı bulduğunu anlatan Vali Akkoyun, "Bugün kan bağışı yapan hemşehrilerimizle görüştüğümüzde beni en çok mutlu eden konu, hemen hemen tamamının birden fazla kez kan bağışında bulunmuş olmasıydı. Hatta bir hemşehrimiz, 20’nin üzerinde kan bağışı yapmış. Bu gerçekten çok kıymetli" ifadelerini kullandı. Kan bağışının yalnızca ihtiyacın karşılanması açısından değil, toplumsal farkındalık ve sorumluluk açısından da önemli olduğuna işaret eden Vali Akkoyun, "Burada dikkat çekmek istediğimiz bir diğer önemli husus ise kanın sadece temin edilmesi değil; aynı zamanda kan bağışı alışkanlığının yaygınlaştırılmasıdır. Bu da en az kanın kendisi kadar hayati bir meseledir. Unutmayalım ki verilen her bir ünite kan, üç vatandaşımıza can olmaktadır. Ve bir gün, bizlerin de bu kana ihtiyaç duyabileceğini asla aklımızdan çıkarmamalıyız. Bizler, bu iyilik hareketini tüm yurtta yaygınlaştırmak zorundayız" diye konuştu. Kızılay’ın yalnızca Türkiye’de değil, dünyanın dört bir yanında mağdurlara yardım eli uzattığını belirten Vali Akkoyun, "Hilal-i Ahmer, sadece Anadolu değil, tüm insanlığın umudu olmuş, medeniyetimizin çok önemli bir kurumudur. Hilal-i Ahmer, nerede bir mağdur, nerede bir ihtiyaç sahibi varsa, nereden bir yardım çağrısı gelmişse, dünyanın dört bir yanına koşmuş, gönül coğrafyamızda her daim mazlumun yanında olmuştur" şeklinde konuştu. Geçen yıl düzenlenen kampanyada bin 47 ünite kan hedefi koyduklarını, ancak bu hedefin iki gün içerisinde bin 80 üniteye ulaştığını aktaran Vali Akkoyun, "Bu yıl ise Mardin olarak çıtayı biraz daha yukarı taşıyoruz. İnşallah bu yıl, 16-17-18 Haziran tarihlerinde gerçekleştireceğimiz kan bağışı kampanyasında hedefimiz 2 bin 47 ünite kan. Ben inanıyorum ki bu hedefin çok çok üzerinde bir kan bağışı gerçekleşecektir" dedi. Vali Akkoyun, kampanyanın daha ilk saatlerinde yoğun katılım sağlandığını belirterek, kampanyaya destek veren tüm Mardinlilere teşekkür etti.
16 Haziran 2025 Pazartesi - 12:23
Muğla’nın sağlığına kadın eli değecek
Muğla İl Sağlık Müdürlüğü’nde Dr. Eriş Başaran Akça görevi Dr. Ali Burak Mülayim’den teslim alarak Muğla’nın ilk kadın İl Sağlık Müdürü oldu. 2023 yılında Dr. İskender Gencer’in görevden alınması ile göreve gelen Dr. Ali Burak Mülayim, geçen hafta içinde görevden alınmıştı. Dr. Mülayim’in yerine ise Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı da yapan Dr. Eriş Başaran Akca atadı. Muğla İl Sağlık Müdürlüğü görevine atanan Eriş Başaran Akça, düzenlenen devir teslim töreniyle görevine resmen başladı. Dr. Akca görevi Dr. Ali Burak Mülayim’den devralarak Muğla’da ilk defa bir kadın İl Sağlık Müdürlüğü görevine atanmış oldu.
16 Haziran 2025 Pazartesi - 11:24
Dr. Şanlı: "V-NOTES tekniğini hastalarımıza başarıyla uygulamaktayız"
Dünyada ve ülkede kullanımı yaygınlaşan V-NOTES tekniğini hastalara başarıyla uyguladıklarını dile getiren Dr. Cengiz Şanlı, "V-NOTES tekniği, hastanın doğal açıklarından girip herhangi bir yara izi ve kesi izi bırakmadan yapılan cerrahi anlamına gelmektedir" dedi. Bölgenin sağlık üssü Elazığ Fethi Sekin Şehir Hastanesi’nde dünyada trendi her gün artmakta olan V-NOTES (Vaginal Natural Orifice Transluminal Endoscopic Surgery) cerrahisi başarıyla uygulanmaya devam ediyor. Karın ağrısı şikayetiyle kadın hastalıkları kliniğine başvuran 60 yaşındaki hasta, izsiz cerrahi olarak da bilinen V-NOTES tekniği ile sağlığına kavuştu. Operasyon hakkında bilgi veren Dr. Öğretim Üyesi Cengiz Şanlı, "Kliniğimizde bilimin ve teknolojinin son gelişmelerini takip ederek hastalarımıza hizmet vermekteyiz. Dünyada ve ülkemizde giderek trendi artmakta olan V-NOTES tekniğini hastalarımıza başarıyla uygulamaktayız. V-NOTES tekniği, hastanın doğal açıklarından girip herhangi bir yara izi ve kesi izi bırakmadan yapılan cerrahi anlamına gelmektedir. Son vakamızda, hastamız bize yıllardır süren karın ağrısı ile başvurdu. Yaptığımız muayenelerde hastamızın idrar torbasında ve rahimde sarkmalar olduğunu tespit ettik. Hastamızla istişare ederek histerektomi (rahim alınması) ve sistosel (idrar torbası sarkmasının düzeltilmesi) ameliyatları kararı aldık. Hastamıza V-NOTES tekniğini uyguladık. Vajinadan batın içerisine girerek hastanın vücudunda herhangi bir kesi, herhangi bir dikiş yapmadan ameliyatımızı komplikasyonsuz bir şekilde başarıyla tamamladık" diye konuştu. Dr. Şanlı, "V-NOTES tekniğiyle birlikte hasta hem kozmetik açıdan rahat etmekte hem de yirmi dört saat gibi kısa bir süre içerisinde konforlu bir şekilde normal hayatına adapte olabilmektedir. Hastamıza hem kozmetik hem de post-operatif döneminde rahatlık sağlaması açısından V-NOTES avantajlı bir tekniktir. V-NOTES izsiz cerrahi tekniği kadın hastalıklarında karın bölgesinde hiçbir kesi yapılmadan gerçekleştirilen vajinal doğal açıklıktan uygulanan bir cerrahi teknik olarak biliniyor. Vajinal yoldan cerrahi aletlerin ve kameranın yerleştirilmesiyle gerçekleştiriliyor" şeklinde konuştu.
16 Haziran 2025 Pazartesi - 10:54
Elazığ’da tehlikeli madde ve tıbbi atık yönetimi eğitimi
Fırat Üniversitesi Hastanesi’nde tehlikeli madde ve tıbbi atık yönetimi eğitimi verildi. Fırat Üniversitesi Hastanesi çalışanlarına yönelik ‘Tehlikeli Madde Sınıfını Gösteren Simgeler ve Tehlikeli Madde, Tıbbi Atık Yönetimi’ konulu eğitim verildi. Hastanenin konferans salonunda gerçekleştirilen eğitime çok sayıda sağlık çalışanı katıldı. Sıfır Atık Projesi’nin hem çevrenin korunmasına hem de ekonomiye katkı sağladığını aktaran Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanı Hatice Kural, "Bu proje sayesinde kaynaklar daha verimli kullanılacaktır. İsrafın önüne geçileceği için maliyetler düşecek çevre ve canlılar için riskler azalacak, ağaçlar ihtiyaç kadar kesilecek ve havaya salınan sera gazı miktarında azalma olacaktır. Hastanelerde üretilen tüm atıklar hasta, hasta yakınları, ziyaretçiler ve hastane çalışanlarının sağlığını tehdit etmeyecek şekilde toplanması, taşınması, ayrılması gerekiyor. Ayrıca geçici depolanması ve kurumdan uzaklaştırılması ile ilgili standart bir yöntem belirlenerek, hastanelerde oluşan atıkların özelliklerine göre kaynağında ayrı toplanıp sağlığa zarar vermeyecek şekilde uzaklaştırılmasının önem arz ediyor. Atmosferdeki kızılötesi ışınları absorbe edebilen gaz bileşenlerine sera gazı deniliyor. Bu gazlar, atmosferdeki ısıyı tutarak sıcaklığı artırıyor. Böylece sera etkisiyle küresel ısınmaya ve dolayısıyla iklim değişikliğine neden oluyor. Kanserojen, toksik, patlayıcı, tutuşabilir, korozif, tahriş edici gibi özelliklerinden dolayı insan sağlığı ve çevre açısından risk teşkil eden; doğrudan ya da dolaylı biçimde dış ortama bırakılması zorunlu olan her türlü maddeler, tehlikeli atık kapsamında değerlendiriliyor" diye konuştu.
16 Haziran 2025 Pazartesi - 10:37
Prof. Dr. Solmaz: "Aşırı şeker tüketimi kanser riskini artırıyor"
Rafine şekerlerin insülin direncini, obeziteyi ve iltihabı artırarak kanser gelişimini kolaylaştırabileceğine dikkat çeken İç Hastalıkları ve Yetişkin Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Soner Solmaz "İşlenmiş ve şekerli gıdalar yerine taze meyve ve sebzeler, tam tahıllar, sağlıklı yağlar ve yağsız proteinler tüketilmelidir" dedi. Acıbadem Adana Hastanesi İç Hastalıkları ve Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Soner Solmaz aşırı şeker tüketiminin yalnızca genel sağlığı değil, aynı zamanda kanserin gelişimi ve tedavi sürecini de olumsuz etkilediğini ifade ederek kanser ve şekerli gıdalar hakkında önemli bilgiler verdi. Solmaz, özellikle rafine şekerlerin aşırı tüketiminin obezite, insülin direnci ve kronik enflamasyon gibi kanserle ilişkilendirilen sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek "Şeker, bir karbonhidrat olarak vücuda glikoz formunda enerji sağlar. Vücudun normal işlevi için glikoza ihtiyaç vardır, ancak aşırı alımı hastalığın ilerlemesini destekleyebilecek metabolik ortamı oluşturur" diye konuştu. "Şekerin tetiklediği mekanizmalar kansere zemin hazırlar" Aşırı şeker tüketiminin özellikle meme, kolorektal ve pankreas kanserleri gibi birçok kanser türüyle ilişkilendirilen obeziteye katkıda bulunduğunu vurgulayan Solmaz, "Obezite, kanser hücrelerinin büyümesini teşvik edebilen insülin ve insülin benzeri büyüme faktörlerinin (IGF’ler) seviyelerinin artmasına neden olur. Ayrıca, yağ dokusu iltihaplı sitokinler üreterek kanser gelişimine elverişli bir ortam oluşturabilir" dedi. Yüksek şekerli diyetlerin, vücudun hücrelerinin insüline karşı duyarsız hale geldiği insülin direncine yol açabileceğini belirten Solmaz, bu durumun yalnızca tip 2 diyabetin öncüsü olmadığını, aynı zamanda kan dolaşımında sürekli yüksek insülin ve glikoz seviyelerinin dolaşmasına neden olduğunu söyleyerek bunun özellikle karaciğer, kolon ve pankreas kanserlerinde, kanser hücrelerinin büyümesini destekleyebileceği uyarısında bulundu. Şekerin yol açtığı bir diğer önemli riskin sistemik enflamasyon olduğunu anlatan Solmaz, "Rafine şeker açısından zengin bir diyet, bağışıklık sisteminin doğal yanıtı olan iltihabı kronikleştirerek sağlıklı hücrelere zarar verir, DNA onarımını bozar ve tümör hücrelerinin gelişebileceği bir ortam oluşturur" dedi. "Tedavi sürecinde şekerli gıdalara yönelim riski artırabilir" Kanser tedavisi sırasında hastaların iştah, tat ve sindirim sorunları yaşayabildiğini, bu nedenle bazı hastaların hızlı enerji sağlamak için şekerli yiyeceklere yönelebildiğini aktaran Solmaz şöyle devam etti: "Bu tercih uzun vadede faydalı olmayabilir. Şeker, geçici olarak enerji sağlar ama sürdürülebilir değildir. Özellikle iştahsızlık yaşayan hastalar, yüksek şekerli gıdalara yönelse de bunu uzun vadeli enerji sağlayan, besin açısından yoğun gıdalarla dengelemeleri gerekir. Kompleks karbonhidratlar, sağlıklı yağlar ve protein içeren dengeli beslenme hem daha istikrarlı enerji sağlar hem de bağışıklığı destekler. Yüksek şekerli gıdalar yerine kompleks besinlerle beslenmek, tedavi sürecinde vücudun toparlanmasını hızlandırır." "Kan şekeri dalgalanması tedaviyi olumsuz etkileyebilir" Kanser tedavisi gören bazı hastalarda diyabet veya insülin direnci gibi mevcut sağlık sorunlarının da bulunduğunu hatırlatan Solmaz, "Bu hastalarda şeker tüketimi dikkatli şekilde planlanmalı. Kontrolsüz kan şekeri dalgalanmaları, bağışıklık sistemini zayıflatabilir ve tedaviye yanıtı olumsuz etkileyebilir. Şeker tüketimi tüm kanser hastaları için sıfıra indirilmesi gerekmese de ölçülü tüketim esas olmalı. Önemli olan dengeli bir diyetle fazla şekerin oluşturabileceği zararları önlemektir. Şekerin vücutta yol açabileceği riskleri kontrol altına almak mümkündür" diye konuştu. "Tam ve doğal besinlere öncelik verilmeli" Kanser tedavisi sürecinde hastaların işlenmemiş ve besin değeri yüksek gıdalar tüketmesinin büyük önem taşıdığını ifade eden Solmaz, "İşlenmiş ve şekerli gıdalar yerine taze meyve ve sebzeler, tam tahıllar, sağlıklı yağlar ve yağsız proteinler tüketilmelidir. Bu gıdalar antioksidan, lif, vitamin ve mineral açısından zengindir, vücudu destekler ve iyileşmeye katkı sağlar" dedi. Doğal olarak meyvelerde ve süt ürünlerinde bulunan şekerin ölçülü tüketilmesinde bir sakınca olmadığını dile getiren Solmaz, "Ancak meşrubat, kek, kurabiye, şekerleme gibi ürünlerdeki eklenmiş şeker tüketimi sınırlandırılmalıdır. Amerikan Kanser Derneği de eklenen şekerlerin tüketimini, obezite ve metabolik hastalık riskine karşı azaltmayı önermektedir" ifadelerini kullandı. "Kompleks karbonhidratlar daha dengeli enerji sağlar" Basit şekerlerin ani kan şekeri yükselmelerine neden olabileceğini söyleyen Solmaz, bu nedenle nişastalı sebzeler, tam tahıllar ve baklagiller gibi kompleks karbonhidratlara ağırlık verilmesini önererek "Kompleks karbonhidratlar sabit enerji sağlar ve özellikle halsizlik yaşayan hastalarda daha stabil bir beslenme profili sunar" dedi. Kanser tedavisinde şeker tüketiminin dikkatli yönetilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Solmaz, sözlerini şöyle tamamladı: "Şeker tamamen zararlı değildir ancak miktarı, türü ve tüketim şekli çok önemlidir. Rafine şekerin fazlası, bağışıklık sistemini baskılayabilir, iltihabı artırabilir ve tedavinin etkinliğini azaltabilir. Bu nedenle, kanser hastaları beslenme konusunda mutlaka profesyonel destek almalı ve kişiye özel planlarla ilerlemelidir. Şeker alımının bilinçli bir şekilde yönetilmesi, yaşam kalitesini yükseltmenin yanı sıra tedavi başarısını da artırır."
16 Haziran 2025 Pazartesi - 10:25
Sessiz tehlike pusuda
Havaların ısınmasıyla birlikte doğayla temasın arttığı bu günlerde, kene ısırığıyla bulaşan ve ölümcül sonuçlara yol açabilen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) yeniden gündeme gelirken, Medicana Konya Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzm. Dr. Doğaç Uğurcan, özellikle mayıs-ekim ayları arasında kene kaynaklı bulaşıcı hastalıklara karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguladı. Uzm. Dr. Doğaç Uğurcan, kenelerin tamamının virüs taşıyıcısı olmadığını ancak riskin ciddiyetine dikkat çekerek, "Her kene KKKA virüsünü taşımaz ama bu, tedbiri elden bırakmamız anlamına gelmez. Bu hastalık, yüksek ateş ve iç kanamayla seyreden, zamanında müdahale edilmezse ölümle sonuçlanabilen ciddi bir enfeksiyondur" dedi. KKKA virüsünün Türkiye’de ilk kez 2000’li yıllarda görülmeye başladığını hatırlatan Uzm. Dr. Doğaç Uğurcan, "Başlangıçta yılda yaklaşık 2 bin vaka görülüyordu. Sağlık Bakanlığı’nın 2017 verilerine göre bu sayı 200-300’e kadar düştü. Ancak hala riskli bölgelerde vaka görülüyor. Özellikle Kastamonu, Sivas, Erzurum gibi Kuzey Anadolu illerinde daha sık rastlanıyor" bilgisini paylaştı. "Konya’da risk düşük ama özellikle seyahatlere dikkat" Paylaşılan risk haritasında Konya’daki kene türlerinin genellikle hastalık taşıyıcısı olmadığını belirten Uzm. Dr. Doğaç Uğurcan, yine de tedbirin elden bırakılmaması gerektiğini ifade etti. Düzenli ilaçlama yapılan bölgelerde riskin daha az olacağını da hatırlatan Uzm. Dr. Doğaç Uğurcan, "Şehir içindeki park ve bahçeler düzenli ilaçlandığı için risk daha az. Ancak ormanlık ve sulak alanlarda risk artıyor. Ayrıca seyahatle başka bölgelerden kene getirme ihtimali de unutulmamalı. Bunun için seyahat dönüşlerinde kıyafetler, araba ve valizler kontrol edilmeli" diyerek uyarıda bulundu. "KKKA ağır grip gibi başlar, iç kanamayla devam eder" Uzm. Dr. Doğaç Uğurcan, hastalığın belirtilerini ise şöyle sıraladı: "Kene ısırığından sonra 2-3 gün içinde halsizlik, boğaz ağrısı, kırgınlık gibi ağır grip belirtileri görülür. Ardından yüksek ateş, burun ve diş eti kanamaları, idrarda ve dışkıda kan gibi daha ciddi belirtiler ortaya çıkar; iç organlarda da kanamaya neden olur. Ancak kene ısırığının bulunduğu bölgede şişme gibi bir belirti olmadığı için ısırığı fark edemeyebilirsiniz; bu nedenle kırsal alanlardan, park ya da bahçeden geldikten sonra vücudu kontrol etmekte fayda var." İlk müdahale hayati Kene ısırıklarında doğru müdahalenin önemine değinen Uzm. Dr. Doğaç Uğurcan, ilk müdahaleyle ilgili ise şunları aktardı: "Kenenin baş kısmı deri içerisinde kalmamalı. Yağ, kolonya gibi maddelerle çıkarılmaya çalışılmamalı. Bu durumda en doğru yol, acile gidip uzman yardımı almaktır. Hastanelerde bu işlem için özel kene makasları kullanılmaktadır. Bu nedenle daha önceden bir eğitim ya da kene çıkarma tecrübeniz yoksa en doğru yol, hastanelere başvurmak." "Hastalığın aşısı yok, erken tanı şart" KKKA’nın henüz bir aşısının olmadığını belirten Uzm. Dr. Doğaç Uğurcan, "Bu hastalıkta sadece tedavi edici ilaçlar var. Ancak bu ilaçlar bağışıklık kazandırmıyor. Bu nedenle erken tanı çok kritik. Isırık sonrası yüksek ateş, burun ve diş eti kanaması gibi belirtilerle karşılaşıldığında, geçmişte kene teması olmuşsa acil olarak hastaneye başvurulmalı" dedi. "Kendinizi ve sevdiklerinizi koruma altına alın" Kene ısırığının hafife alınmaması gerektiğini belirterek, bu hastalığın insandan insana da bulaşabileceğini vurgulayan Uzm. Dr. Doğaç Uğurcan, solunum ve kan yoluyla bulaşan bu hastalığa karşı tedbirli olunması gerektiğini belirtti. "Attığınız her adımda kendinizi ve sevdiklerinizi korumak için tedbir şart" diyen Uğurcan, kenelere karşı korunmak için de şu bilgileri verdi: "Kırsal alanlara gidildiğinde şort yerine uzun pantolon, tişört yerine uzun kollu kıyafet tercih edilmeli. Kenelerin sevmediği ve daha fark edilebilir olan açık renkli kıyafetler giyilmeli. Çorap giyilmeli, pantolon paçaları çorap içine sokulmalı. Sinek kovucu spreylerin çoğunda kenelerin sevmediği maddede bulunduğu için sinek kovucular tercih edilebilir. Doğadan döndükten sonra, kenelerin sevdiği alanlar olan vücut kıvrımları; boyun, kulak arkası, koltuk altı, diz arkası gibi bölgeler mutlaka kontrol edilmeli". Uğurcan son olarak, hayvanların KKKA hastalığı kapmadığını belirterek yalnızca taşıyıcı konumda olabileceğini aktardı; evcil hayvanların da eve dönüş sonrası kontrol edilmesi konusunda uyarıda bulundu.
16 Haziran 2025 Pazartesi - 10:19
Kazada ölen motosikletlinin organları 5 hastaya umut oldu
Niğde’de 8 Haziran’da geçirdiği motosiklet kazasında ağır yaralanan ve 6 günlük yaşam mücadelesini kaybeden Ahmet Tatar’ın bağışlanan organları 5 hasta için umut oldu. Yoğun bakım servisinde 6 gün süren yaşam mücadelesinin ardından dün beyin ölümü gerçekleşen Ahmet Tatar’ın ailesi, bu zorlu süreçte organ bağışında bulunma kararı aldı. Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde gerçekleştirilen donör organizasyonuyla, Tatar’ın kalbi, karaciğeri, böbrekleri ve korneaları alınarak hava ambulansı ile farklı illerde nakil bekleyen hastalara gönderildi. Organ nakli süreciyle ilgili açıklama yapan Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Kürşad Ramazan Zor, "6 gün önce trafik kazası nedeniyle hastanemize getirilen Ahmet Tatar’ın yoğun bakım sürecinde beyin ölümü gerçekleşti. Ailesi bu zorlu süreçte büyük bir özveriyle organ bağışında bulunma kararı aldı. Tatar’ın organları beş hastaya umut olacak. Allah’ın izniyle bu organlarla hayat bulan hastalar şifalarına kavuşacak. Aileye sabır ve başsağlığı diliyorum" ifadelerini kullandı. "Bir oğlum gitti ama 5 genç sağlığına kavuşur inşallah" Ahmet Tatar’ın babası Hasan Tatar ise yaptığı açıklamada, "Oğlumuzu kaybetmenin acısını yaşıyoruz. Ancak onun organlarını başka hastalara umut olacak. İnşallah nakil olan hastalar sağlığına kavuşur. Bir oğlum gitti ama 5 genç sağlığına kavuşur inşallah. Bu süreçte yanımızda olan, destek veren herkese teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Ahmet Tatar’ın cenazesinin, Hacıabdullah’da düzenlenecek törenin ardından toprağa verileceği öğrenildi.
16 Haziran 2025 Pazartesi - 10:08
Uzmanlardan ’Yakarca’ uyarısı
Yaz aylarında artan sıcaklıklar, Manisa’da tropikal hastalık riskini de beraberinde getiriyor. Manisa Celal Bayar Üniversitesi (MCBÜ) Tıp Fakültesi Tıbbi Parazitoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Özbilgin, özellikle gözle görülmesi zor, sivrisineğin 6’da 1’i kadar olan "Yakarca" isimli sineklere karşı vatandaşları uyardı. Prof. Dr. Özbilgin, Yakarca sineklerinin Leishmania adlı paraziti taşıyarak insanlarda ölümcül olabilecek hastalıklara yol açabildiğini belirtti. Özbilgin, "Bu parazitin neden olduğu hastalığın iki türü var. Biri halk arasında Şark Çıbanı olarak bilinen deri tipi, diğeri ise karaciğer ve dalağa kadar ilerleyerek ölüme neden olabilen sistemik formudur" dedi. Her yıl 60 bin kişi ölüyor Dünyada her yıl yaklaşık 2,5 milyon kişinin Leishmania paraziti nedeniyle hastalandığını belirten Özbilgin, bu hastalıktan 60 bin kişinin hayatını kaybettiğini söyledi. İklim değişikliği yayılmayı hızlandırıyor Küresel ısınmanın etkilerine de dikkat çeken Prof. Dr. Özbilgin, "Yakarcalar sıcak havalarda çoğalıyor. İklim değişikliği, bu sineklerin yaşam alanını genişletiyor. Ayrıca doğada köpek, fare, sıçan gibi birçok hayvanın bu paraziti taşıması da riski artırıyor" diye konuştu. MCBÜ’de beş türün tamamı teşhis edilebiliyor Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Parazitoloji Laboratuvarı’nda dünyada görülen beş farklı Leishmania türünün tamamının teşhis edilebildiğini vurgulayan Özbilgin, "Bu özellik Türkiye’de sayılı merkezde bulunuyor. Böylece doğru tanıyla tedavi süreci hızlanıyor" ifadelerini kullandı. Yaralar geç iyileşiyor, çocuklar riskte Hastalığın en belirgin özelliğinin bir ay sonra çıkan ve uzun süre geçmeyen yaralar olduğunu söyleyen Özbilgin, "Bu yaralar bazen 6 ay ile 1 yıl arasında iyileşiyor. Çocuklarda ise kilo kaybı, dalak ve karaciğer büyümesi, kansızlık gibi belirtiler görülebilir" dedi. Manisa’da tropikal iklim etkisi Manisa’nın İzmir’den bile daha sıcak bir yapıya sahip olduğunu kaydeden Özbilgin, "Manisa’da mikro klima etkisi nedeniyle tropikal iklim şartları yaşanıyor. Bu da tropikal hastalıkların görülmesini kolaylaştırıyor. ’Yakarca’lar da bu ortamda rahatlıkla çoğalıyor" dedi. "Korunmak mümkün ama dikkat gerek" Vatandaşlara korunma yollarını anlatan Prof. Dr. Özbilgin, "Cibinlik kullanmak, çöplüklerin ilaçlanması, açık bölgeleri kapatacak kıyafetler giymek gerekiyor. Özellikle yazın yüz ve ellerde görülen çıban benzeri yaralar ciddiye alınmalı. Eğer çevrede birkaç kişide benzer yaralar varsa mutlaka hekime başvurulmalı" uyarısında bulundu. Köpeklere deltamethrin tasma önerisi Evcil köpeklerin hastalık zincirini kırmak için önemli olduğunu belirten Özbilgin, "Deltamethrin içeren tasmalar köpekleri korur. Bu tasmalar sinekleri uzak tuttuğu için hem hayvan hem insan korunmuş olur" dedi. Bakanlık tanı ve tedavi sürecini takip ediyor Tanı konulan vakaların Sağlık Bakanlığı tarafından tedavi altına alındığını kaydeden Özbilgin, tedavi sonrası hastaların düzenli olarak takip edildiğini de sözlerine ekledi.
16 Haziran 2025 Pazartesi - 10:01
Op. Dr. Murat Demir, Akciğer rezeksiyonu ile ilgili bilgi verdi
Medical Point Gaziantep Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Murat Demir, "Akciğer rezeksiyonu, çeşitli akciğer hastalıklarının tedavisinde uygulanan cerrahi bir yöntemdir ve son yıllarda göğüs cerrahisinde önemli bir yer edinmiştir" dedi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Murat Demir, bu işlemin özellikle akciğer kanseri, kronik enfeksiyonlar ve bazı doğumsal anomalilerin tedavisinde başvurulan etkili bir yöntem olduğunu söyledi. "Akciğer rezeksiyonu, genellikle akciğer dokusunun bir kısmının ya da tamamının cerrahi olarak çıkarılması işlemidir" Op. Dr. Murat Demir, "Akciğer Kanseri: Erken evrede teşhis edilen tümörlerin tamamen çıkarılması için tercih edilir. İyi Huylu Tümörler: Akciğerde benign (iyi huylu) kitlelerin alınmasında kullanılır. Kronik Enfeksiyonlar: Tekrarlayan ya da uzun süren enfeksiyonlarda hasarlı dokunun çıkarılması gerekebilir. Travma ve Diğer Durumlar, ciddi travmalar veya cerrahi müdahale gerektiren başka hastalıklarda da rezeksiyon uygulanabilir. Lobektomi akciğerin bir lobunun çıkarılması. Segmentektomi, daha küçük bir akciğer segmentinin alınması. Pnömonektomi, akciğerin tamamının cerrahi olarak çıkarılması. Rezeksiyon işlemi, genellikle genel anestezi altında gerçekleştirilir. Cerrahın tercihine ve hastanın durumuna göre açık cerrahi ya da kapalı (video yardımlı torakoskopik cerrahi - VATS) yöntemleri uygulanabilir. Ameliyat sonrasında hastalar genellikle kısa bir süre yoğun bakımda izlenir. Ağrı kontrolü, solunum fizyoterapisi ve erken mobilizasyon, iyileşme sürecinde önemli rol oynar" dedi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Murat Demir, "Sigara ve tütün ürünlerinden uzak durun. Düzenli sağlık kontrollerinizi ihmal etmeyin. Hava kirliliği ve zararlı gazlara maruz kalmamaya özen gösterin. Bağışıklık sisteminizi güçlendirecek sağlıklı yaşam alışkanlıkları geliştirin. Erken teşhis ve doğru cerrahi müdahale, hastaların yaşam süresini ve kalitesini ciddi oranda artırıyor. Özellikle akciğer kanseri gibi hayati öneme sahip hastalıklarda rezeksiyon ameliyatları hayat kurtarıcıdır" diye konuştu.
16 Haziran 2025 Pazartesi - 09:23
Beyin kanaması geçiren prematüre bebek ambulans uçakla Ankara’ya sevk edildi
Ağrı’nın Patnos ilçesinde beyin kanaması geçiren prematüre bebek ambulans uçakla Ankara’ya sevk edildi. Patnos ilçesinde 28 haftalık ve bin 350 gram olarak dünyaya gelen prematüre bebek Halil İbrahim Yanar, doğumunun 8’inci gününde beyin kanaması geçirdi. Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesine alınan bebek, yenidoğan ve beyin cerrahisi uzmanlarının takibinde tedavi edildi. Burada gerekli cerrahi müdahaleler yapılan Halil İbrahim’in, 76’ncı günde ileri düzey beyin cerrahisi operasyonu için Bilkent Şehir Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesine sevkine karar verildi. Halil İbrahim tedavisi için ambulans uçakla Ankara’ya sevk edildi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder