Son Dakika
|
Mersin’deki fabrika yangınında acı haber: 1 işçi hayatını kaybetti
Trump, 9 yıl aradan sonra tarihi zirve için Çin'de
Fransa'da kruvaziyer gemisinde 'norovirüs' şüphesi
Özkan Yalım’ın verdiği ek ifade ortaya çıktı: "Özgür Özel’e 1.2 milyon TL verdim"
Bakan Fidan, Belçikalı mevkidaşı Prevot ile bir araya geldi
Sel felaketinin boyutu gün ağarınca ortaya çıktı!
Bıçaklı saldırıya uğrayan taksici dehşet anlarını anlattı!
Niğde’de 27 öğrenci yedikleri yemekten rahatsızlandı
Emeklilerin bayram ikramiyelerinin hesaplara yatacağı tarih belli oldu
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'Dünya Çiftçiler Günü Programı'nda açıklamalar
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Ekrem İmamoğlu'nun çocukluk arkadaşı Le Meridien Otel'deki görüntüsü hakkında "karşılaşma" savunması yaptı
Netanyahu’dan BAE’ye gizli ziyaret
Galatasaraylı futbolcu Torreira’ya saldıran şüpheli tutuklandı
Bakan Gürlek: "Ceza infaz sistemimizi insanı merkeze alan yaklaşımla güçlendirmeyi sürdürüyoruz"
Mersin’deki fabrika yangınında acı haber: 1 işçi hayatını kaybetti
Ateşte tavlanan emek: 45 yıldır kalaycılığı yaşatıyor
Bakan Fidan, Belçikalı mevkidaşı Prevot ile bir araya geldi
SAĞLIK
5 saat süren mikro operasyon başarıyla tamamlandı: Kendi dokusuyla hayata tutundu
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 18:18:27
Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde, kanser nedeniyle memesi alınan bir hastaya, kendi dokusu kullanılarak mikro cerrahi yöntemle yeni meme oluşturuldu. Şehirde ilk kez uygulanan bu operasyonla, hastanın karın bölgesinden alınan doku damarlarıyla birlikte göğüs bölgesine nakledildi. Rahatsızlığı nedeniyle Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvuran hastada gerçekleştirilen operasyon iki aşamalı olarak tamamlandı. İlk olarak genel cerrahi ekibi tarafından gerçekleştirilen işlemin ardından, Plastik Cerrahi Uzmanları Dr. Muaz Zuhurlu ve Dr. Emre Berkay Zeyrek devraldı. Yaklaşık 5 saat süren operasyonda, "serbest doku aktarımı" adı verilen mikro cerrahi yöntemi uygulandı. Operasyon kapsamında hastanın karın bölgesinden alınan doku, mikroskop altında damar bağlantıları yapılarak göğüs bölgesine taşındı. Uzmanlar, hastanın kendi dokusunun kullanıldığı bu yöntemin, yapay materyallere oranla vücutla daha uyumlu ve kalıcı sonuçlar sunduğunu ifade etti. Yaşam kalitesini artırıyor Uygulanan yöntemin meme kanseri sonrası rehabilitasyon sürecinde ve hastanın yaşam kalitesinin artırılmasında önemli rol oynadığı belirtildi. Sakarya’da ilk kez gerçekleştirilen bu mikro cerrahi müdahalesinin, bölgedeki benzer durumdaki hastalar için bir tedavi alternatifi oluşturması hedefleniyor. Hastanın sağlık durumunun iyi olduğu ve takip sürecinin devam ettiği öğrenildi.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 16:45
Edirne’de bayram öncesi fahiş fiyat ve etiket denetimi sıklaştı
Edirne Ticaret İl Müdürlüğü ekipleri, yaklaşan Kurban Bayramı öncesi kent genelinde fiyat etiketi, haksız fiyat artışı ve gramaj denetimlerini artırdı. Merkez ve ilçelerde gerçekleştirilen kontrollerde çok sayıda iş yeri ve ürün mercek altına alındı. Kurban Bayramı öncesi vatandaşların mağduriyet yaşamaması amacıyla yerel ve ulusal marketler başta olmak üzere temel gıda, ihtiyaç ürünleri ve şekerleme satışı yapılan işletmelerde denetim yapıldı. Ekipler, raf ve kasa fiyatlarını karşılaştırırken, ürün etiketleri ile faturaları da inceledi. Yeme içme hizmeti sunan işletmelerde ise fiyat listeleri ve gramaj kontrolleri gerçekleştirildi. Mayıs ayı boyunca kent merkezi ve ilçelerde 178 iş yerinde yapılan denetimlerde bin 525 ürün incelendi, 44 üründe aykırılık tespit edilerek idari işlem uygulandı. Haksız fiyat artışı kapsamında denetlenen 44 firmadan 6’sı ve 10 ürün hakkında ise Bakanlığa bildirimde bulunuldu. Fiyat etiketi ve fiyat listesi kurallarına uymayan işletmeler hakkında cezai işlem başlatılırken, vatandaşlar bayram öncesi sürdürülen sıkı denetimlerden memnuniyet duyduklarını ifade etti.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 16:08
"Yapay zekanın tesellisi tehlike saçıyor, muhakeme yeteneğini bloke ediyor"
Uzmanlar, yapay zekanın insan beynini bloke ederek muhakeme yeteneğini zayıflattığı ve yanlış yönlendirmelerle bireyleri intihara kadar sürükleyebileceği uyarısında bulundu. Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Elif Yöyen, yapay zekayla kurulan duygusal bağın sosyal izolasyonu derinleştirdiğini ve insanın problem çözme yeteneğini körelttiğini belirtti. Yapay zekayı arkadaş olarak kullanan gençlerin sosyal olarak kendini izole etmeye meyilli olduğunu belirten Yöyen, yapay zekanın özellikle gençler üzerinde bilinçsiz kullanım sonucunda büyük hasarlara yol açabileceğini vurguladı. "Yapay zeka bize hükmetmeye başlıyor" Değişen toplum yapısıyla beraber insanların yalnızlaştığını ve çözümü yapay zekada aradığını belirten Yöyen, "İnsanoğlu yalnızlığa tahammül edebilen bir varlık değildir. İnsan beyni sosyal bir varlıktır. Dolayısıyla insanlar bu sosyalleşme ihtiyaçlarını yapay zekayla sohbet ederek gidermeye çalışıyorlar ve tabii ki oradan aldıkları küçük tavsiyelerle de hayatlarına yön vermeye çalışıyorlar. Fakat bu tavsiyeler aslında kişilerin kendi gerçekte küçük de olsa sorunlarında, problem çözebilme becerilerini azaltıyor. Kız arkadaşınla kavga ettiysen ona bir çiçek al ve özür dile. Oldukça robotik davranmaya başlıyoruz ve yapay zeka bize hükmetmeye başlıyor. Bu anlamda insanın problem çözme ve düşünme, muhakeme edebilme süreçlerini bloke ettiği için masum bile görünse insan beynini bloke eden bu yapısıyla değersiz olduğunu düşünüyorum yapay zekanın" dedi. "Gençler neden buna ihtiyaç duyuyor" Kendini rahat ifade edemeyen ve toplumda kendilerine yer bulamayan gençlerin yapay zekayı arkadaş gibi kullandıklarını vurgulayan ve bu konuda gençlerin ailelerine ve arkadaşlarına büyük rol düştüğünü ifade eden Yöyen, "Öyle görünüyor ki yapay zekayla sohbet eden gençler daha sosyal ve ailesel ilişkileri anlamında kendini geri çekmiş. Daha sosyal anlamda izolasyonuna kendini sürüklemiş, yalnızlaşmış çocuklar. Aileler ya da onların çevresinde bulunanların buna biraz dikkat etmesi gerekiyor" diye konuştu. "Kendi kendinize terapi de yapamazsınız" Terapi uygulamasının bir uzman eşliğinde yapılması gerektiğini belirten Yöyen, "Terapi bir başka kişi tarafından size uygulanabilen bir hizmettir. Evet ağırlıklı olarak konuşma üzerine yapılmış olan bir tedavi biçimidir ama nasıl konuşacağımızı, ne zaman konuşacağımızı, ne zaman geri bildirim vereceğimizi, neyi nasıl yansıtacağımızı özel tekniklerle öğreniyoruz. Bu anlamda kendi kendine terapi diye bir şey yok. Sadece bu kendi var olan sorunlarını yüksek sesle dile getirmek ve bu sorunun varlığını kabul etmek bu konuda bir farkındalık geliştirmek olabilir" ifadelerini kullandı. Yapay zeka algoritmasının verilen bilgilerle şekillendiğini belirten Yöyen, terapi ve tedavi süreçlerinde bir uzman yönlendirilmesiyle kullanılması gerektiğini vurgulayarak, "Yapay zeka ’gel bana derdini anlat, gel bana halini anlat, ben sana teşhis koyayım ve seni yönlendireyim’ gibi bir uygulamada bulunmaz. Bu yüzden sorumluluk tamamen yapay zekayı kullanan bireyin kendisinde olması gerekiyor. Kişinin verdiği bilgilerle yapay zeka şekillendiği ve algoritma öyle yönlendirildiği için kendini doğru ifade edemediğinde yapay zekadan alacağı geri bildirimle depresyon derinleşebilir. ’Artık gerçekten hiçbir çıkar yol bulamıyorum’ diyerek insanları intihara sürükleyebilir" ifadelerini kullandı.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 15:59
Prof. Dr. Çelik: "Obezite artık kozmetik bir sorun değil kronik bir hastalıktır"
Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sebahattin Çelik, obezitenin artık estetik bir sorun olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, bu durumun çağın en korkutucu salgını haline geldiğini söyledi. Avrupa Obezite Günü dolayısıyla dünya genelinde ve Türkiye’de artış gösteren kilo problemleri, modern toplumların en büyük sağlık tehditlerinden biri olarak kabul ediliyor. Sadece fiziksel değil, psikososyal etkileriyle de bireylerin yaşam kalitesini düşüren obezite, küresel ölçekte bir pandemi halini alırken, uzmanlar bu durumun kronik bir hastalık olarak ele alınması gerektiği uyarısında bulunuyor. Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde yaklaşık 7 yıldır faaliyette olan Van Obezite Merkezi, bölgedeki obezite ile mücadelede lokomotif rolü üstleniyor. Günümüze kadar 2 binden fazla danışanın sağlık hizmeti aldığı merkezde, başvuranların yüzde 60’ı başarılı bir şekilde kilo vermeyi başardı. Merkezde takip edilen hastaların 200’ü ise cerrahi yöntemlerle tedavi edilerek sağlığına kavuştu. "Obezite, sadece biyolojik nedenlerle açıklanacak bir durum değil" İHA muhabirine konuşan Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sebahattin Çelik, günümüzde obezitenin ciddi bir salgın halini aldığını belirtti. Prof. Dr. Çelik, "Günümüzde, çağımızın en önemli salgınlarından biri obezitedir. Obezite artık estetik ya da kozmetik bir sorun olarak algılanmıyor, algılanmamalıdır da. Halen estetik amaçlarla obezite tedavisine başvuran ya da bu şekilde düşünen insanlar var; ancak bu kesinlikle yanlıştır. Çünkü obezite; kanserden şeker hastalığına, tansiyona kadar birçok hastalığın ana nedenlerinden biri olarak kabul ediliyor. Ayrıca obezite, sadece biyolojik nedenlerle açıklanacak bir durum da değildir; psikolojik ve sosyolojik yönleri olan, ’multifaktöriyel’ dediğimiz bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla bu, sadece şu ilaçla ya da şu ameliyatla düzelecek biyolojik bir problem değildir; psikolojiyi ve sosyal desteği de gerektiren, birçok bölümü ilgilendiren bir hastalıktır. Bu nedenle obeziteyle mücadele de birçok alanı kapsamaktadır" dedi. "Bu bir suçluluk durumu değil, bir hastalıktır" Eskiden insanların açlıktan vefat ettiğini günümüzde ise aşırı kilodan dolayı sağlığını kaybedenlerin sayısının daha fazla olduğuna dikkat çeken Çelik, "Bunları, obezitenin ne kadar ciddi bir problem haline geldiğini vurgulamak için söylüyorum. Öte yandan, obez popülasyondaki insanları suçlamamamız gerekiyor. Bu bir suçluluk durumu değil, bir hastalıktır. Dolayısıyla hastalıkla daha akılcı yöntemlerle mücadele etmemiz gerekmektedir. Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye genelinde obezite oranı yüzde 30-31 civarında gözüküyor. Van ilimizde de maalesef obezite yüksek oranda seyrediyor. Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde, İl Sağlık Müdürlüğümüzün de katkılarıyla 2019 yılında kurduğumuz Obezite Merkezimiz, şu anda 2 bine yakın danışanıyla aktif hizmet vermeye devam ediyor. Buraya gelen danışanlarımızın çok başarılı bir şekilde tedavi olduklarını ve verilerimize göre ciddi kilo kaybı sağladıklarını biliyoruz" diye konuştu. Obezitenin çok inatçı bir hastalık olduğunu, kilo verdikten sonra tekrar kilo almalarının mümkün olduğunu hatırlatan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kilo verip tekrar geri almak, hastaların yüzde 60’ında izlediğimiz bir durumdur. Ameliyat ettiğimiz hastalarda bile 2-3 yıl sonra bir kısmının geri kilo aldığını görüyoruz. Bu durum şunu gösteriyor: Obezite sadece mideyi küçülterek, bir hap alarak ya da bir iğne yaparak çözülecek bir konu değildir. Bu bir kozmetik sorun değil; şeker hastalığı gibi ömür boyu mücadele gerektiren kronik bir sağlık sorunudur. Şayet iyi donanımlı bir merkezde takip edilirse, hastaların tekrar kilo alma oranı azalacaktır."
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
12 Mayıs 2026 Salı- 14:14
İç Hastalıkları Uzmanı Yeler: "Günlük tuz tüketimini 5 gramla sınırlandırın"
2
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 17:28
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Şu ana kadar 5 kişide herhangi bir klinik belirti veya semptoma rastlanmamıştır"
3
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 12:08
Çavdarhisar’da ithal damızlık sığırların sağlık kontrolleri yapıldı
4
12 Mayıs 2026 Salı- 12:34
Lilly Türkiye’nin oluşturduğu deneyim alanında obezite masaya yatırıldı
5
12 Mayıs 2026 Salı- 09:09
Ağrıyı göz ardı eden bel fıtığı hastalarına uyarı: "Sinir baskısı ilerleyebilir"
21 Haziran 2025 Cumartesi - 11:23
Tavşanlı’da lösemili çocuklar için etkinlik düzenlendi
Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde lösemili çocuklar yararına yiyecek içecek standı açıldı. Halk Eğitim Merkezi Yiyecek Bölümü öğreticisi Tuba Kaya, kursiyerler ve Tavşanlı Girişimci Kadınlar Derneği iş birliğiyle lösemili çocuklar yararına anlamlı bir hayır çarşısı düzenledi. Etkinlik, Tavşanlı Girişimci Kadınlar Derneği’nin Mülayim Tepe’deki dernek binası ve çevresinde gerçekleştirildi. Tuba Kaya, etkinliğe gösterilen yoğun ilgiden memnuniyet duyduğunu belirterek, "Katılımın bu denli yüksek olması bizi çok mutlu etti. Lösemili çocuklarımız için bir nebze de olsa katkı sağlayabildiysek ne mutlu bize" dedi. Kaya, etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçenlere ve özellikle Tavşanlı Girişimci Kadınlar Derneği yönetimine teşekkürlerini iletti. Derneğin yer tahsisi ve desteklerinin başarıyla gerçekleşmesinde büyük rol oynadığını vurguladı. Etkinlik, lösemiyle mücadele eden çocuklar için farkındalık oluşturmanın yanı sıra, toplumsal dayanışmanın önemini bir kez daha hatırlattı. Katılımcılar, bu tür sosyal sorumluluk projelerinin artarak devam etmesi temennisinde bulundu.
21 Haziran 2025 Cumartesi - 11:21
Keçiören Belediyesi’nden özel gereksinimli bireylere ağız ve diş sağlığı eğitimi
Keçiören Belediyesi tarafından özel gereksinimli bireylere ağız ve diş sağlığı eğitimi verildi. Keçiören Belediyesi ile Yıldırım Beyazıt Üniversitesi iş birliğinde, engelli bireylerin ağız ve diş sağlığına yönelik farkındalık kazanmalarını amaçlayan kapsamlı bir eğitim programı düzenlendi. Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi’nde görevli Doç. Dr. Özer Alkan, Doç. Dr. Mahmure Ayşe Tayman ve Doç Dr. Yeşim Kaya tarafından yapılan sunumda, katılımcılara diş sağlığını koruma yolları ve oluşan sorunlar neticesinde izlenmesi gereken yollar konusunda detaylı bilgi verildi. İki ana bölümden oluşan eğitimin, ilk bölümünde ağız ve diş sağlığının temel prensipleri ele alındı. Uzmanlar, diş fırçalamanın önemi, fırçalamanın süresi ve tekniği ile doğru diş fırçası seçimi konularında detaylı bilgi verdi. Ayrıca, düzenli ve doğru şekilde yapılmayan diş bakımının ilerleyen dönemlerde neden olabileceği sorunlara dikkat çekildi. Katılımcılara ağız ve diş taraması yapıldı Programın 2’nci bölümünde ise ortodonti başlığı altında çene ve kemik yapısının diş sağlığı üzerindeki etkileri anlatıldı. Katılımcılara çeşitli örnek vakalar üzerinden, çene bozuklukları ve dişsel anomaliler hakkında bilgi verildi. Bu tür rahatsızlıkların özellikle 6-12 yaş aralığında tespit edilip tedavi edilmesinin, hem sağlık hem de yaşam kalitesi açısından büyük önem taşıdığı vurgulandı. İnteraktif şekilde gerçekleştirilen programda bazı engel gruplarında sık görülen hastalıklar ve tedavileri konusunda detaylı bilgilendirme yapıldı. Doğru yapılmış ağız ve diş bakımının genel vücut sağlığı açısından da önem taşıdığına vurgu yapılan eğitimin sonunda katılımcılara uzmanlar tarafından ağız ve diş taraması yapılarak aileler bilgilendirildi. "Keçiören’de kimse yalnız değildir" Eğitim programına katılan Keçiören Belediye Başkan Yardımcıları Emir Can Tunç ve Celal Biçer, özel gereksinimli bireyler ve ailelerini yalnız bırakmadı. Engelli bireyler ve ailelerine seslenen Başkan Yardımcısı Emir Can Tunç, "Belediye Başkanımız Mesut Özarslan Keçiören’de kimse yalnız değildir demişti. Her yerde ve her zaman yanınızda olacağımıza söz vermiştik. Sizlerin her ihtiyacında yanınızda olmaya devam edeceğiz. Bu kapsamda eğitim ve etkinliklerimiz devam edecek" dedi.
21 Haziran 2025 Cumartesi - 10:58
Uzmanından uyarı: "Kene, türünden bağımsız olarak birçok hastalığı taşıyabiliyor"
Etlik Şehir Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği’nde görev yapan Doç. Dr. Aslı Haykır Solay, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı taşıyan kenenin, türünden bağımsız olarak Lyme ve Tularemi gibi birçok hastalığı taşıyabildiğini söyledi. Uzmanlar, yaz aylarının gelmesiyle ortaya çıkan ve taşıdığı Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının yanı sıra birçok hastalığı da bulaştırabilen kenelerin ısırması sonucu acil servise başvuran hasta sayısında artış olduğuna dikkat çekiyor. Salgıladığı anestezik salgı sayesinde kenelerin vücuda tutunduğunun fark edilemediğine vurgu yapan uzmanlar, açık alana giden vatandaşlar için vücutlarını kapatabilen ve açık renkli kıyafetlerin giyilmesi önerisinde bulunuyor. Etlik Şehir Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği’nde görev yapan Doç. Dr. Aslı Haykır Solay, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, kene salyasında bulunan anestezik salgıdan dolayı kene tutulumunun hissedilemediğine dikkati çekti. "Kene türünden bağımsız olarak birçok hastalığı taşıyabiliyor" Solay, iklim değişikliğiyle beraber kene sayılarında ciddi artış olduğunu ifade ederek, "Kış aylarının ardından soğuğun azalmasıyla kene sayıları arttı. Aslında kene türünden bağımsız olarak bunlar birçok hastalığı taşıyabiliyorlar. Kırım Kongo Kanamalı Ateşin yanı sıra özellikle ABD ve Avrupa’da görülen, Türkiye’de sıklığı çok değil ama var olduğu bilinen Lyme hastalığı ve Tularemi hastalığı kene ile bulaşabiliyor. Birçok hastalığı bulaştırdığı için korunma en önemlisi ve güvenlisi" önerisinde bulundu. "Bitkisel yağlar gibi koruyuculuğu gösterilen yöntemler var ama bunlar standardize değil" Fiziksel olarak korunmanın çok önemli olduğuna vurgu yapan Doç. Dr. Solay, "Dünya Sağlık Örgütü ve Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’nin (CDC) önerdiği bazı kimyasal ürünler var. Kıyafetler Permetrin içeren ürünlerle temas ettirilmelidir. Bu 24 saat kenenin tutunmasını engelliyor. Onun dışında cildimize sürebileceğimiz ürünler var. Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği Picaridin denen bir ürün var. Bunlar da güvenli, keneden uzak kalmak için 24 saat boyunca kullanabileceğimiz ürünler. Kekik yağı, nane yağı, okaliptüs ve papatya yağı gibi bitkisel yağlar birçok mecrada konuşuluyor. Bunlarla ilgili birçok çalışma var ve değişik oranlarda koruyuculuğu gösterilen yöntemler var ama bunlar standardize değil" ifadelerini kullandı. "Kene evde çıkarılabilir" Solay, sözlerine şöyle devam etti: "Kene evde çıkarılabilir. Önemli olan elle sıkmamak, herhangi bir kimyasal ürünü kenenin üzerine dökmemek önemli çünkü bu tarz durumlarda içerisinde olan bakteriyi daha fazla vücuda bulaştırma ihtimali oluyor. Bu nedenle bir cımbızla, vücuda en yakın olan bölümünden tutup, kontrollü bir şekilde aşağı-yukarı yaparak yavaşça bırakılması lazım. Başının içerisinde kalmaması ve gövdesinden de kesinlikle sıkılmaması lazım. Her kene tutan hastaneye gelmek zorunda değil. Her kene ısıran da hastalıkta görülmüyor ama bir danışmanlık almalarını önermeliyim. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi ile ilgili bir 10 gün kendimizi takip etmemiz lazım. Ateş, baş ağrısı ve herhangi bir yerden kanama olup olmadığını gözlemlememiz lazım."
21 Haziran 2025 Cumartesi - 10:27
Darp sonucu hayatını kaybeden oğlunun bağışlanan kalbini, dua ederek uğurladı
Antalya’nın Kaş ilçesinde darp sonucu ağır yaralanan 33 yaşındaki Muzaffer Ancın’ın beyin ölümü, tedavi gördüğü Antalya Şehir Hastanesi’nde gerçekleşti. Ailesinin bağış kararıyla kalp, akciğer, karaciğer ve iki böbreği farklı illerdeki hastalara nakledilmek üzere yola çıkarıldı. Baba Mustafa Ancın, oğlunun kalbini ameliyathaneden çıkarken ellerini açıp dua ederek uğurladı.Kaş ilçesinde 9 Haziran’da darp sonucu ağır yaralanan 33 yaşındaki Muzaffer Ancın, kaldırıldığı Antalya Şehir Hastanesi’nde yaşam mücadelesini kaybetti. Darp sonrası bilinci kapalı şekilde hastaneye getirilen Ancın’ın, 3-4 gün süren yoğun bakım tedavisinin ardından beyin ölümü gerçekleşti. Ailesinin onayıyla organ bağışı işlemleri başlatıldı.Antalya İl Sağlık Müdürlüğü ve Ulusal Organ Nakli Koordinasyon Merkezi’nin yönlendirmesiyle yapılan planlamada, Ancın’ın kalbi, karaciğeri acil koduyla, sol böbreği tam doku uyumuyla Antalya’daki hastanelere nakledilmek üzere yola çıkarıldı. Akciğeri İstanbul’a ve sağ böbreği ise yine tam uyumlu alıcıya ulaştırılmak üzere Bursa’ya gönderildi.Organ nakli koordinasyon sürecinin tamamlanmasının ardından Antalya Şehir Hastanesi Başhekim Yardımcısı Uzm. Dr. Cennet Doğanay, şu ifadelere yer verdi:"Hastanemizde tedavi görmekte olan ve 19 Haziran 2025 tarihinde yapılan tetikler sonucunda beyin ölümü gerçekleştiği tespit edilen 33 yaşındaki değerli hastamız Muzaffer Ancın’ın ailesi son derece anlamlı ve insanlık namına önemli bir karar alarak organ bağışında bulunmuştur. Aile insanlık adına gösterdikleri bu davranış için minnettarız. Acımız büyük, kelimeler yetersiz. Ancak zor zamanda gösterdikleri yüce gönüllülük, başka hastalara umut, sağlık ve yaşam sevinci oldu. Antalya Şehir Hastanesi olarak bu onurlu ve insanlık adına son derece anlamlı kararı veren Ancın’ın kıymetli ailesine en derin taziyelerimizi sunuyor ve aynı zamanda gösterdikleri yüksek vicdan ve duyarlılıktan ötürü şükranlarımızı ifade ediyoruz. Bu onurlu karar sayesinde akciğer ve kalp uygun alıcılarına tedarik edilmek üzere yola çıkarılmış, karaciğer acil kodu ile başka bir merkezde bekleyen hastaya, sağ ve sol böbrek tam doku uyumu ile iki hastamıza umut olmuştur. Organ bağışı, hayat kurtarır. Bir insanın alacağı bu karar birden fazla kişiye yeniden yaşam şansı sunar. Bu örnekte olduğu gibi bir bağış beş kişiye yaşam sunmaktadır. Vatandaşlarımızı organ bağışı konusunda duyarlılığa davet ediyor ve hayatın bir gün kendilerine ya da sevdiklerine ne getireceğini unutmadan bu sorumluluğu paylaşmaya davet ediyoruz.""Tek tesellimiz, oğlumun organlarının başkalarına hayat verecek olması"Muzaffer Ancın’ın babası Mustafa Ancın ise, organ bağışı kararını acılarını bir nebze hafifleten bir umut olarak tanımladı. Gözyaşlarını tutamayan ve "Üzüntümüz büyük ama tek tesellimiz, oğlumun organlarının başkalarına hayat verecek olması" diyen Ancın, "Onlar yaşadıkça ve insanlık için, vatan, millet için iyilikler yaptıkça inşallah oğlum da hissedecek. Ahiretin kurtulmasına sebep olacak. Biz bu teselliyle hayatımızı devam ettireceğiz. Üzüntümüz çok büyük ama bir yandan da buruk bir sevincimiz var. Böyle bir şey herkese nasip olmaz. Evladıma nasip oldu. Ben bunun için çok gururlu bir babayım. İnşallah evladımın, oğlumun organları başka kişilere hayat olur, can olur. Bu canlar oğlumu unutmasınlar. Yaşadıkları sürece oğluma dualarını esirgemesinler. Organlar kime gitti bilmiyorum. Kime giderse gitsin ama her can kutsaldır. Hangi cana hayat olacaksa onlar da evladımı yaşamları boyunca dualarında unutmasınlar."Organların hastaneden çıkışı sırasında, Muzaffer Ancın’ın ailesi gözyaşları içinde vedalaştı. Mustafa Ancın oğlunun kalbi ameliyathaneden çıkartılırken ellerini açıp dua etti. Ancın ve aile üyeleri diğer organları da ameliyathane kapısında uğurladı. Ambulanslara nakil kutuları taşınırken edilen dualar, vedanın sessiz ama anlamlı bir parçası oldu.
21 Haziran 2025 Cumartesi - 10:01
Kene tutundukça, hastalık riski artıyor: "Gerekirse kendiniz çıkarın"
Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Cengiz Uzun, Uzun, kene vücutta kaldıkça hastalık riskinin arttığını ifade etti.
21 Haziran 2025 Cumartesi - 09:38
Gürcü hastanın 50 binde bir görülen skolyoz eğriliğini Türk hekimler iyileştirdi
Skolyoz eğriliği nedeniyle tedavisi için Gürcistan’dan Türkiye’ye gelen Juna Bakhtadze Türk hekimleri sayesine hayata tutundu.
21 Haziran 2025 Cumartesi - 09:30
Kene tutundukça, hastalık riski artıyor: "Gerekirse kendiniz çıkarın"
Kene vakalarının artması endişeye neden olurken Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Cengiz Uzun, kenenin fark edilir edilmez çıkarılması gerektiğini belirterek yöntemini anlattı. Uzun, kene vücutta kaldıkça hastalık riskinin de arttığını ifade etti. Yaz aylarının gelmesiyle kene kabusu yeniden ortaya çıktı. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına bağlı olarak Sivas’ta 8, Kayseri’de ise 4 kişinin hayatını kaybetmesi tedirginliğe neden olurken, uzmanlardan önemli uyarılar geldi. BHT Clinic İstanbul Tema Hastanesi’nden Klinik Mikrobiyoloji ve İnfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Cengiz Uzun, son yaşanan kene vakaları sonrası dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Her kene, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi’ne neden olmuyor Hyalomma türüne ait kenelerin KKKA’ya neden olduğunu belirten Dr. Öğretim Üyesi Cengiz Uzun, ölüm oranının dünyada ortalama yüzde 10’la 30 arası olduğunu, Türkiye’de ise bu oranının yüzde 5 olduğunu ifade etti. KKKA’nın yaklaşık 20 yıldır Türkiye’de de görüldüğünü söyleyen Uzun, ekolojik dengenin değişmesi, ormanlık alanların azalması ve kuş popülasyonunun azalmış olmasının kene vakalarında artışa neden olabileceğini ifade etti. "İstanbul’da vakalar arttı ama bulaş yok" İstanbul’da kene tutunması vakalarında artış olduğunu belirten Dr. Cengiz Uzun, "İstanbul’da son verilere göre 6-7 bin kişi kene tutunması şikayetiyle sağlık kuruluşlarına başvurdu. Şunu biliyoruz ki İstanbul’da KKKA yok. Şimdiye kadar İstanbul’daki kenelerden bulaşan bir hastalık yok. Bu hastalık özellikle Kelkit Vadisi, yani Amasya, Tokat, Samsun, Sivas, Yozgat o bölgede var olan bir hastalık. İstanbul’da da o tür keneler var ama bir bulaş şu ana kadar bildirilmiş değil" diye konuştu. Dünyada 500-600 civarında, Türkiye’de ise tespit edilmiş 50 civarında kene türü olduğunu belirten Uzun, "Tabi ki bunların hepsi bu virüsü taşıyıp yaymıyor. Hyalomma dediğimiz bir cins var, onunla bulaşan bir mikroorganizma" dedi. "Kene vücutta ne kadar az tutunursa o kadar iyi" Kene fark edilir edilmez çıkarılması gerektiğini belirten ancak kesinlikle çıplak elle dokunulmaması uyarısında bulunan Dr. Cengiz Uzun, "Böyle bir tutunma durumunda ‘Ellemeyin, sağlı kuruluşunda çıkarılsın’ gibi bir tutum var. Ancak buradaki en önemli şey, kene vücutta ne kadar az kalırsa o kadar iyi. Kişi keneyi tespit ettiğinde sağlık kuruluşuna çok kısa sürede varamayacaksa o zaman kendisinin çıkarmasını istiyoruz. Keneyi tutunduğu yere yakın yerinden yakalayarak bir cımbızla veya bir peçeteyle yukarı doğru çekerek çıkartabilirler. Olabildiğince hoyrat davranmadan, yavaşça çıkartmak gerekiyor. İçeride parça kalmasının çok önemli olmadığını biliyoruz artık. Keneyi bir an önce çıkartmak, orayı su ve sabunla yıkayıp bir an önce sağlık kuruluşuna başvurmak gerekiyor" ifadelerini kullandı. "Belirti ortaya çıkarsa sağlık kuruluşuna tekrar başvurun" Sağlık kuruluşuna ilk başvuruda yapılan test sonuçlarının, 10 gün içerisinde herhangi bir belirti ortaya çıkması durumunda yapılacak test sonuçlarıyla karşılaştırıldığını söyleyen Uzun, sözlerini şöyle sürdürdü: "10 gün içerisinde herhangi bir ateş, halsizlik, gribal bir durum, karın ağrısı, ishal, diş etlerinde, cilt altında kanamalar gibi şikayetleri olursa, hemen hastaneye başvurmalarını istiyoruz. Kenenin ilk tutunduğu dönemde yapılan test sonuçlarıyla karşılaştırıyoruz." "Kene yeni tutunduysa daha kolay çıkar" "Bir yere pikniğe gittiğinizde sağlık kuruluşuna varmanız birkaç saat sürecekse kenenin o durumda kalmamasında fayda var" diyen Dr. Cengiz Uzun, "Eğer erken fark ederseniz kene zaten çok kolay çıkacaktır, çünkü henüz tam olarak beslenmemiştir, iyice büyümemiştir. Normalde kan emerek kendisinin 10 katına kadar çıkar. O kanı emmemiştir halihazırda. O yüzden çok daha rahat çıkar, tutunması fazla değildir" dedi. "Eve gittiğinizde vücudunuzu kontrol edin" Kene tutunmasına karşı alınabilecek tedbirlere de değinen Dr. Cengiz Uzun, yeşil alanlarda olabildiğince kapalı giyinilmesi tavsiyesinde bulunarak, eve gidince tüm vücudun gözden geçirilmesi gerektiğini belirtti. Kenelerin özellikle bacaklara, kollara, kasık bölgesine ve koltuk altlarına tutunduğunu ifade eden Uzun, kene kovucu losyonların ise çok etkili olmadığını söyledi. Çocuklar ve kronik hastalığı olanlarda risk daha fazla Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığının kalp hastaları, şeker hastaları, kanser hastaları gibi kronik hastalığı olanlar ve çocuklar için daha riskli olduğunu belirten Dr. Cengiz Uzun, sözlerini şöyle noktaladı: "KKKA’nın şu an için bir aşısı ve belirgin bir tedavisi yok, sadece destek tedavi uygulanıyor. Vücuttaki pıhtılaşmayı sağlayan hücrelerde ve proteinlerde düşüşler oluyor. Destek tedavi ile onu yerine koymamız gerekiyor. Şu an için herhangi bir viral ilaç yok. Denenen ve verilip verilmemesi konusunda tartışmalar yaşanan ilaçlar var."
21 Haziran 2025 Cumartesi - 08:48
Çocuklarınızın kıyafetleri vücutlarına oturmuyorsa dikkat
Skolyoz hastalığında 10-18 yaş aralığındaki kız çocuklarının risk grubunda olduğunu belirten Medicana Sağlık Grubu Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Mehmet Atıf Erol Aksekili ebeveynlere "Ağrı olmadan da skolyoz belirtileri dikkate alınmalı. Çocukların kıyafetleri vücutlarına düzgün oturmuyor ise bir uzmana başvurmak gerekir. Skolyoz, erken teşhis ve doğru tedavi ile kontrol altına alınabilir" sözleriyle farkındalık çağrısında bulundu. Skolyoz, her 30 çocuktan 1’inde görülmesine rağmen farkındalığın çok önemli olduğu, erken teşhis ve tedavi ile iyileştirilebilen ortopedik bir rahatsızlık olarak biliniyor. Hafif eğrilikler egzersiz ve korse tedavisi ile kontrol altına alınabilirken; ilerlemiş vakalarda cerrahi müdahale gerekebiliyor. Medicana International Ankara Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Mehmet Atıf Erol Aksekili skolyozun her yaşta görülebileceğini fakat en sık 10-18 yaş arası ergenlik döneminde, özellikle kız çocuklarında ortaya çıktığını belirterek erken teşhis için ailelerin dikkat etmesi gereken noktaları şöyle paylaştı: "Ebeveynler, çocuklarının duruşunu düzenli olarak gözlemlemelidir. Omuzların eşit olmaması, kalçaların asimetrik durması, belde veya sırtta çıkıntıların oluşması, kıyafetlerin vücuda düzgün oturmaması gibi durumlar gözlemlendiğinde bir uzmana başvurulmalıdır. Skolyoz her zaman ağrıya neden olmaz. Özellikle erken evrelerde sinsi ilerleyebilir ve ağrısız olabilir. Bu nedenle, ağrı olmadan da skolyozun belirtileri dikkate alınmalıdır. Skolyozun oluşumunda genetik faktörler önemli bir rol oynamaktadır. Bu sebeple ailesinde skolyoz öyküsü olan kişilerde bu hastalığın görülme riski daha yüksek olacağı için ebeveynler mutlaka bu bilinç ile çocuklarını takip etmelidir. Yanlış oturma, duruş bozukluğu, omurgaya uygun olmayan yatak, ağır çanta kullanımı, hareketsizlik gibi faktörler skolyoza doğrudan neden olmazken duruş bozukluklarına ve kas dengesizliklerine yol açarak mevcut eğriliği artırabilmektedir. Özellikle ağır çanta taşımanın ve hareketsizliğin çocukların omurga sağlığına olumsuz etkileri çok fazladır. Skolyoz, erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilir bir hastalıktır. Çocuklarımızın omurga sağlığını korumak için düzenli kontrolleri ihmal etmemek önemlidir." Skolyoz varken yüzmek riskli, ameliyat sonrası yararlı Cerrahi operasyona ihtiyaç duyulan durumlar için de modern cerrahi teknikler sayesinde felç riskinin yüzde 1’den az olduğunu, ameliyat sonrası normal yaşama dönüşün genellikle 3-6 ay arasında değiştiğini vurgulayan Prof. Dr. Mehmet Atıf Erol Aksekili skolyoz ve spor ilişkisine dair de şunları söyledi: "Spor, skolyoz tedavisinde destekleyici bir rol oynar. Ancak örneğin tenis gibi tek taraflı yüklenme gerektiren sporlar veya yüzme gibi sporlar, eğriliği artırabilir. Bu nedenle, skolyozlu bireyler için fizyoterapist eşliğinde uygun egzersizler önerilir. Skolyoz ameliyatı sonrası ise spor yapmak mümkün, doktorun önerdiği süre beklenmeli ve hafif egzersizlerle başlanmalıdır. Yüzme, yoga ve pilates gibi sporlar tedaviyi destekleyebilmektedir."
20 Haziran 2025 Cuma - 21:25
Darp sonucu hayatını kaybeden oğlunun bağışlanan kalbini, dua ederek uğurladı
Antalya’nın Kaş ilçesinde darp sonucu ağır yaralanan 33 yaşındaki Muzaffer Ancın’ın beyin ölümü, tedavi gördüğü Antalya Şehir Hastanesi’nde gerçekleşti. Ailesinin bağış kararıyla kalp, akciğer, karaciğer ve iki böbreği farklı illerdeki hastalara nakledilmek üzere yola çıkarıldı. Baba Mustafa Ancın, oğlunun kalbini ameliyathaneden çıkarken ellerini açıp dua ederek uğurladı.
20 Haziran 2025 Cuma - 18:14
Sağlık Bakanı Memişoğlu: "Gelişmiş ülkelerin hayal bile edemeyeceği bazı şeyleri yaptık"
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Eskiden insanlarımız kalp ameliyatı olmak için bile başka ülkelere inerken bugün o ülkelerdeki insanlar her türlü sağlık hizmetini almak için Türkiye’ye gelir hale gelmişler" dedi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu Bolu’yu ziyaret etti. İlk olarak Bolu Valiliği’ne gelen Bakan Memişoğlu’nu, Bolu protokolü karşıladı. Cuma namazının ardından tarihi yukarı çarşı esnafını gezen Bakan Memişoğlu, arkasındaki heyetle birlikte vatandaşlarla sohbet etti. Şehirdeki hastaneleri ziyaret eden Bakan Kemal Memişoğlu, AK Parti binasında partililerle buluştu. AK Parti İl Başkanı Suat Güner ve AK Parti Bolu Milletvekili Yüksel Coşkunyürek’le birlikte konuşma yapan Memişoğlu, Türkiye’nin sağlık sektöründe geldiği seviyeyi anlattı. Türkiye’de yalnızca tek ve çift kişilik, içinde banyo ve tuvalet bulunan hasta yataklarının sayısının 184 bin olduğunu söyleyen Bakan Memişoğlu, 2002 yılı öncesinde bu sayının 10 binin altında olduğu ifade etti. "23 sene çok kolay bir süreç yaşamadık" 23 sene boyunca kolay bir süreç yaşamadıklarını ifade eden Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde, gerçekten Türkiye dünyada örnek alınan bir sağlık hizmeti sunuyor. Bunu biz dille söylüyoruz ama 23 sene çok kolay bir süreç yaşamadık. Türkiye bu süreci gerçekten inanılmaz bir liderlik süreciyle yönetti. Esasında hayallere sığmayan ve çoğu insanın düşüncesinde yer olmayan bir sağlık altyapısı ve sağlık hizmetine dönüşmüş ve gelişmiş durumdayız. Bunu belki çok anlatamıyoruz. Baktığınız zaman Türkiye’de 184 bin yatak kapasitesi sadece tek kişilik, çift kişilik, tuvaletli, banyolu hasta yatağı var. Bu yatakların hepsi son 20 senede yapılmıştır. 2002 senesinde bu yataklardan özel sektörde dahil 10 bin bile yoktu. 2002 senesinde insanlar sağlık sisteminde hizmet alma imkanını bulamıyordu. Neden? Çünkü 2002 senesinde her bir vatandaşımız ortalama 2 kez sağlıkla ilgili bir ihtiyacını karşılıyor. Bugün Avrupa’nın ortalamasının çok üstüne çıktı. Ortalama olarak 12.4 kez her bir vatandaşımız sağlıkçıya ulaşabilir halde. Eskiden insanlarımız kalp ameliyatı olmak için bile başka ülkelere inerken bugün o ülkelerdeki insanlar her türlü sağlık hizmetini almak için Türkiye’ye gelir hale gelmişler" dedi. "13 aşıyı ücretsiz yapan çocuklarına başka bir ülke yok" Koruyucu sağlık hizmetinde de Türkiye’nin ileri seviyede olduğunu söyleyen Bakan Memişoğlu, "Sadece bir senede insanlarımıza 1 milyar kez dokunan bir sağlık hizmetinden bahsediyoruz. Ama bunu söylerken de şunu ifade etmek istiyorum. Tedavi tarafından değil aynı zamanda koruyucu tarafımızla çok gelişmiş durumdayız. Bugün 13 kalemde aşı yapıyoruz. 13 aşıyı ücretsiz yapan çocuklarına başka bir ülke yok. İlaçla ilgili bazen eleştiriliyoruz. Her birimizin bu buzdolabında yüzlerce ilaç var. Her birimizin en az iki tane mr filmi var. Onun için bunların başarmak hayal bile edilemezdi 20 sene öncesinde. 20 senede inanılmaz bir gelişim, inanılmaz bir başarı, inanılmaz bir gelişim yaptık. Bunları şu anda Avrupa’da veya gelişmiş ülkelerin hayal bile edemeyeceği bazı şeyleri yaptık. O yüzden de sağlık hizmetini daha iyisini yapmak için hep beraber çalışıyoruz" diye konuştu.
20 Haziran 2025 Cuma - 16:15
Üroloji Uzmanı Opr. Dr. Ahmet Tüfekçi, SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde
Üroloji Uzmanı Opr. Dr. Ahmet Tüfekçi, SANKO Üniversitesi Hastanesi’nde hasta kabulüne başladı. Opr. Dr. Ahmet Tüfekçi, 1992 yılında Kilis’te doğdu. 2011 yılında Kilis Hacı Mehmet Koçarslan Anadolu Lisesi’nden mezun olan Opr. Dr. Tüfekçi, 2017 yılında ise Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni tamamladı. Uzmanlık eğitimini 2018-2023 yılları arasında Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı’nda tamamladı. 2023-2025 yılları arasında Gaziantep Şehir Hastanesi’nde görev yaparak devlet hizmet yükümlülüğünü yerine getirdi. Avrupa Üroloji Derneği tarafından düzenlenen "European Board of Urology (EBU: Avrupa Üroloji Kurulu)" sınavının 2023 yılında gerçekleştirilen yazılı aşamasını başarıyla tamamlayan Opr. Dr. Tüfekçi, 2024 yılında sözlü sınavdan tam puan alarak birincilikle geçti ve "FEBU (Fellow of European board of Urology: Avrupa Üroloji Yeterliliği)" unvanı ile diploma almaya hak kazandı. Laparoskopik cerrahiler, üriner inkontinans tedavileri ve üriner sistem taş hastalıkları alanlarında birçok kursa katılan Opr. Dr. Tüfekçi’nin uluslararası hakemli dergilerde yayımlanmış bilimsel makaleleri, ulusal ve uluslararası kongrelerde sunulmuş bildirileri ve üriner sistem taş hastalıkları ile ilgili yazdığı kitap bölümleri bulunmaktadır. Evli ve iki çocuk babası olan Opr. Dr. Ahmet Tüfekçi’nin ilgi alanları: Üriner sistem taş hastalıkları, Prostat hastalıkları, Üroonkolojik ve androlojik hastalıklar, Laparoskopik ve açık ürolojik cerrahiler, Endoskopik cerrahiler.
20 Haziran 2025 Cuma - 15:57
Doç. Dr. Ünüvar: "Keneden korunmak için vücudu örten açık renkli uzun kollu giysileri tercih edin"
Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi, Hastane Enfeksiyon Kontrol Kurulu Başkanı Doç. Dr. Gamze Kalın Ünüvar; Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) dolayısıyla risk altında olan bireyleri uyardı. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), Bunyaviridae ailesine ait Nairovirus cinsi tarafından neden olunan ciddi ve sıklıkla ölümcül seyreden viral hemorajik bir hastalık olduğuna değinen Doç. Dr. Gamze Kalın Ünüvar; hastalığın ilk kez 1944 yılında Kırım’da ve ardından 1956 yılında Kongo’da tanımlandığını, KKKA virüsünün esas olarak Hyalomma cinsi keneler aracılığıyla insanlara bulaştığını söyledi. Hastalığın; virüsü taşıyan kenelerin ısırmasıyla ya da hasta hayvanların kan ve dokularıyla teması sonucu insana geçtiğini, sağlık çalışanlarının, enfekte hastaların kan veya vücut sıvılarıyla korunmasız teması sonucunda risk altında olduklarını kaydetti. KKKA’nın klinik belirtilerine değinen Doç. Dr. Gamze Kalın Ünüvar; "Yüksek ateş, şiddetli baş ağrısı, halsizlik, kas ağrıları, kusma ve ishal şeklinde başlar. İleri evrelerde ise burun kanaması, deri altı kanamaları, diş eti kanaması ve iç organlarda kanamalar gibi ciddi hemorajik belirtiler gelişebilir. Hastalığın kuluçka süresi genellikle 1-3 gün arasında değişir, ancak bu süre bulaş yoluna bağlı olarak 9 güne kadar uzayabilir. Klinik belirtiler ve epidemiyolojik öykü ile birlikte laboratuvar testleri (PCR, ELISA gibi serolojik testler) kullanılarak tanı konulur" ifadelerini kullandı. "KKKA, yüksek morbidite ve mortalite oranlarıyla önemli bir halk sağlığı tehdididir" Doç. Dr. Gamze Kalın Ünüvar, "Hastaya, esas olarak destekleyici tedavi sağlanmalıdır. Özgül antiviral tedavide ribavirin kullanılabilmekle birlikte, etkinliği tam olarak kanıtlanmamıştır. Erken tanı ve hastanın izolasyonu, destekleyici tedavilerle birlikte ölüm oranlarını azaltabilir" dedi. Doç. Dr. Gamze Kalın Ünüvar; KKKA enfeksiyonunun önlenmesinde en önemli adımların kenelerle temasın önlenmesi, kene kovucu maddelerin kullanımı (özellikle yüzde 20-yüzde 30 DEET içeren ürünler) ve hastaların izole edilmesinin olduğunu, ayrıca sağlık çalışanlarının korunmasında standart enfeksiyon kontrol önlemlerinin titizlikle uygulanmasının kritik önem taşıdığını söyledi. Doç. Dr. Gamze Kalın Ünüvar; "Tarla, bağ, bahçe, orman ve piknik alanları gibi kene yönünden riskli alanlara gidilirken, kenelerin vücuda girmesini engellemek veya vücuda tutunan keneleri tespit etmek maksadıyla mümkün olduğu kadar vücudu örten açık renkli uzun kollu giysilerin tercih edilmesi, pantolon paçalarının çorap içine sokulması, böcek kovucu spreylerin kullanılması, vücutta kene olup olmadığının sık sık kontrol edilmesi ve kenelerin mümkün olan en kısa sürede uygun yöntemlerle çıkarılması önemlidir. Sonuç olarak KKKA, yüksek morbidite ve mortalite oranlarıyla önemli bir halk sağlığı tehdididir. Bu nedenle, hastalık hakkında farkındalığın artırılması, erken tanı, etkin koruyucu önlemler ve eğitim faaliyetleri hastalığın kontrolü için vazgeçilmezdir" şeklinde konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder