SAĞLIK
Zonguldak’ta Eczacılık Günü paneli düzenlendi 12 Mayıs 2026 Salı - 19:12:23 14 Mayıs Eczacılık Günü kapsamında 17. Bölge Zonguldak Eczacı Odası tarafından düzenlenen panelde, eczacıların sağlık sistemindeki rolü ve mesleki sorunlar ele alındı. Oda konferans salonunda gerçekleştirilen panele,TEB Genel Başkanı Ecz. Mehmet İrfan Demirci, Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, Bartın Belediye Başkanı Muhammet Rıza Yalçınkaya, Zonguldak İl Sağlık Müdürü Mustafa Özkan Gün, BEUN Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zehra Safi Öz, Tüm Eczacı Kooperatifleri Birliği Başkanı Sait Yücel ve çok sayıda akademisyen ile eczacı katıldı. Programda konuşan TEB Genel Başkanı Mehmet İrfan Demirci, eczacıların sağlık sistemindeki önemine dikkat çekerek, "Birinci basamak sağlık hizmetinin merkezinde eczacılar olmalı" dedi. İnternet üzerinden ilaç ve gıda takviyesi satışına ilişkin düzenlemelere de tepki gösteren Demirci, bu uygulamaların kabul edilemez olduğunu ifade etti. Esra Geyikli ise açılış konuşmasında mesleki dayanışmanın önemine vurgu yaparak, bu tür organizasyonların sektör açısından büyük değer taşıdığını söyledi. Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem de eczacıların toplum sağlığının korunmasında büyük emek ve sorumluluk üstlendiğini belirterek, " Toplum sağlığının korunmasında büyük emek ve sorumluluk üstlenen tüm eczacılarımızın Eczacılık Bayramı’nı kutluyor, özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
12 Mayıs 2026 Salı - 19:10 Dünya Sağlık İçin Hareket Et Günü’nde yürüdüler Zonguldak İl Sağlık Müdürlüğü ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğinde 10 Mayıs Dünya Sağlık için Hareket Et Günü etkinlikleri kapsamında Kemal Köksal Şehir Stadyumu’nda "Sağlıklı ve Hareketli Yaşama Merhaba " yürüyüşü düzenlendi. İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı Koordinasyonunda düzenlenen yürüyüş etkinliğinde sağlık çalışanlarının yanı sıra Fener İlkokulunda eğitim gören minik öğrenciler düzenlenen etkinliğe katılarak renkli görüntülere sahne oldular. Yürüyüşün ardından Fener İlkokulu öğrencilerine yönelik eski Milli Atlet Hüseyin Orhun Demircan tarafından öğrencilere Şehir stadyumda koşu ve çeşitli fiziksel aktiviteler de bulundurdu. Programın ardından minik öğrencilere elma ikram edildi. Güzel bir organizasyon altında düzenlenen Yürüyüşün ardından bir açıklama yapan Zonguldak İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Özkan Gün , Fiziksel aktif olmanın ve düzenli sağlık kontrolleri yaptırmanın önemine dikkat çekerek , ‘’Toplumda fiziksel aktivitenin artırılması hükümetler, tüm kurum ve kuruluşlar ile sivil toplum örgütleri dahil herkesin sorumluluğunda olup her yaş ve cinsiyetten engelli bireyler de dahil toplumun her kesimi için günlük 30-60 dakika orta yoğunlukta bir fiziksel aktivite ciddi hastalıkları önlemek için güçlü bir araç ve uygun maliyetli bir halk sağlığını iyileştirme yöntemidir. Ülkemizde de 10 Mayıs Sağlık İçin Hareket Et Günü, her yıl Bakanlığımızın Koordinasyonunda diğer paydaş kurum, kuruluşlar ve sivil toplum örgütleri ile birlikte toplum bilincini ve farkındalığını arttırmak amacı ile 81 ilimizde düzenlenen çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır. Fiziksel aktivite, günlük yaşam içerisinde kas ve eklemlerimizi kullanarak enerji tüketimi ile gerçekleşen herhangi bir bedensel hareket olarak tanımlanmaktadır. Bireylerin fiziksel ve ruhsal sağlığının geliştirilmesinde temel araçlardan biridir. Bir halk sağlığı sorununu gidermenin yanında, aynı zamanda toplum refahını, çevrenin korunmasını teşvik eder ve gelecek nesillere yönelik bir yatırım oluşturur. Sağlığın korunması ve geliştirilmesi için haftada 150 dakikalık (haftanın 5 günü 30 dakikalık) orta şiddette bir egzersiz yetişkinler açısından yeterlidir. 1-4 yaş arası çocuklar, gün içinde farklı şiddetlerde toplam 180 dakikalık fiziksel aktivite yapmalıdırlar. 5-18 yaş arasındaki çocuk ve ergenler için ise, günde 60 dakika, orta şiddetliden yüksek şiddetli aktivitelere doğru şiddeti değişen aktiviteler önerilmektedir.’’ diyerek sağlıklı yaşam için fiziksel aktivitenin önemini vurguladı.
12 Mayıs 2026 Salı - 18:23 Yağışlar sonrası çiftçilere hububat tarlalarında hastalık riski uyarısı: "Hastalık çıkmadan önce alınan tedbirler verimi korur" Sivas Valiliği ile Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, il genelinde etkili olan yağışlı hava ve sonrasında artan sıcaklıkların hububat alanlarında sarı pas ve septorya kök çürüklüğü hastalığı riskini artırdığına dikkat çekerek çiftçilere uyarıda bulundu. Sivas’ta son günlerde etkili olan yağışlı hava ve ardından yükselen sıcaklıklar nedeniyle hububat alanlarında sarı pas ve septorya kök çürüklüğü hastalığı riski arttı. Sivas Valiliği ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, üreticilere tarlalarını sık sık kontrol etmeleri ve hastalık belirtilerine karşı erken mücadele başlatmaları çağrısında bulundu. Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Sinan Berk, "İlimizde son dönemlerde etkili olan yağışların ve serin hava şartlarının etkisiyle hububat alanlarında sarı pas hastalığı ve septorya kök çürüklüğü riski ciddi şekilde artmıştır. Bu hastalıklar yüksek ve sık ekim yapılan, aşırı azotlu gübre kullanılan ve hava sirkülasyonunun yetersiz olduğu alanlarda hızla yayılmaktadır. Hastalık çıktıktan sonra değil, çıkmadan önce alınan tedbirler verimi korur" dedi. "Geç kalınan müdahale ürün kaybı demektir" İl ve ilçe müdürlüklerinde görev yapan teknik ekiplerin sezon boyunca arazi kontrollerini sürdürdüğünü belirten Berk, üreticilerin gelişmeleri yakından takip etmelerinin önem taşıdığını ifade ederek, "Geç kalınan müdahale ürün kaybı demektir. Bereketli ve kayıpsız bir sezon diliyoruz" diye konuştu. "Hastalık görüldüğü anda müdahaleye başlanmalıdır" Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğünde görevli Ziraat Mühendisi Cihangir Bölücek ise pas hastalıklarıyla mücadelede öncelikle kültürel önlemlerin uygulanması gerektiğini belirtti. Bölücek, "Ekim normlarına uyulmalı, sık ekimden kaçınılmalı ve dengeli gübreleme yapılmalıdır. Azotlu gübrenin fazla kullanılması hastalığın yayılmasını artırır. Ayrıca dayanıklı ve toleranslı çeşitlerin tercih edilmesi önemlidir. Tüm bu tedbirlerin ardından hava şartlarına bağlı olarak hastalık yaygınlaşıyorsa, tarlalar düzenli kontrol edilmeli ve hastalık görüldüğü ilk anda mücadeleye başlanmalıdır" ifadelerini kullandı. Sarı pas hastalığı Ziraat Mühendisi Banu Hasdemir de sarı pas hastalığının belirtileri hakkında bilgi vererek, "Sarı pas hastalığında yapraklarda makine dikişi şeklinde sıralı sarı çizgiler ve tozlanma görülür. Tarlaya girildiğinde pantolona sarı renk bulaşıyorsa hastalık aktif şekilde yayılıyor demektir. Septorya hastalığında ise yapraklarda kahverengi lekeler oluşur, zamanla yapraklar kurur ve bitkinin gelişimi zayıflar. Kök çürüklüğünde köklerde zarar meydana gelir, bitkide sararma, cılız kalma ve yatmalar görülür" dedi. Nemli bahar aylarında hızla yayılıyor Bu hastalıklarla mücadele edilmediği takdirde yüzde 50’ye varan verim kayıplarının yaşanabileceğini belirten Hasdemir, ürün kalitesinde düşüş, tohumluk ve yemlik değerinde azalma görülebileceğini, bazı durumlarda ise yem olarak kullanılan ürünlerde acılaşmaların ortaya çıkabileceğini söyledi. Öte yandan uzmanlar, sarı pas hastalığının "Puccinia striiformis" mantarının neden olduğu ciddi bir mantari hastalık olduğunu belirterek, özellikle serin ve nemli bahar aylarında hızla yayılarak önemli verim kayıplarına yol açabildiğine dikkat çekti.
12 Mayıs 2026 Salı - 18:06 Sivas’ta hastanın göğüs duvarındaki 8 kiloluk tümör başarıyla çıkarıldı Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı operasyonla, 77 yaşındaki hastanın göğüs duvarındaki yaklaşık 8 kiloluk dev tümör alındı. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı operasyonla, 77 yaşındaki Saniye Elmalı uzun yıllardır yaşam kalitesini olumsuz etkileyen ciddi sağlık probleminden kurtarıldı. Göğüs Cerrahisi, Genel Cerrahi ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekiplerinin ortaklaşa yürüttüğü operasyon, multidisipliner yaklaşımın başarılı örneklerinden biri oldu. Hastanın uzun yıllardır göğüs duvarında bulunan büyük bir kitle ile yaşamını sürdürdüğünü belirten Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Mahmut Özbey, süreçle ilgili yaptığı açıklamada, "Bu tür göğüs duvarı tümörleri nadir görülen olgulardır. Hastamız uzun yıllardır bu kitle ile yaşamış ve daha sonra kliniğimize başvurmuştur. Yapılan değerlendirmelerin ardından cerrahi müdahale kararı aldık. Ancak bu tür büyük ve kompleks ameliyatlar ekip çalışmasını gerektirir. Göğüs Cerrahisi, Genel Cerrahi ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekipleriyle birlikte multidisipliner bir yaklaşım sergiledik. Ameliyatımız başarıyla tamamlandı ve hastamızın genel durumu oldukça iyi" ifadelerini kullandı. Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Sinan Soylu ise hastanın ameliyat sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Hastamızda sağ göğüs bölgesinde, kaburga travmasına bağlı geliştiği düşünülen ve göğüs duvarını etkileyen büyük bir kitle mevcuttu. Göğüs Cerrahisi ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekipleriyle birlikte planlı bir operasyon gerçekleştirdik. Oldukça kapsamlı bir cerrahiydi ancak ekip uyumu sayesinde operasyon başarıyla tamamlandı. Hastamızın genel durumu şu an stabil ve iyidir" dedi. Operasyonda Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Handan Derebaşınlıoğlu da yer aldı. Ameliyat sırasında hastadan çıkarılan kitlenin yaklaşık 7 kilo 750 gram ağırlığında olduğu açıklandı. Sağlığına kavuşan Saniye Elmalı ise duygularını, "Uzun yıllardır bu rahatsızlıkla yaşıyordum. Artık dayanacak gücüm kalmamıştı. Hocam ve tüm ekibe minnettarım. Derdimden kurtardılar, hepsinden Allah razı olsun" sözleriyle ifade etti. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi yetkilileri, bu tür zorlu vakalarda farklı branşların ortak çalışmasının hem başarı oranını artırdığını hem de hastalara daha güvenli tedavi imkânı sunduğunu vurguladı. Modern tıbbi altyapısı, alanında uzman akademik kadrosu ve hasta odaklı sağlık hizmet anlayışıyla dikkat çeken Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi, gerçekleştirdiği başarılı operasyonlarla bölgenin önemli sağlık merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor. Üniversite, bilimsel birikimi ve güçlü sağlık kadrosuyla yalnızca Sivas’a değil, çevre illere de nitelikli sağlık hizmeti sunmaya devam ediyor.
Somon balığı yağından sabun üretti
26 Haziran 2025 Perşembe - 09:15 Somon balığı yağından sabun üretti Giresun’un Eynesil ilçesinde pratisyen hekim olarak görev yapan Dr. Semih Gürel, evinde kurduğu laboratuvarda somon balığı yağından sabun üretti. Pandemi döneminde sabun üretimine ilgi duymaya başlayan Gürel, ilk olarak fındık yağı ile denemeler yaptı. Daha sonra somon balığı yağını kullanarak formülünü geliştirdi. Norveç’ten özel olarak temin ettiği balık yağıyla üç aylık bir çalışmanın ardından tamamen doğal içerikli, katkısız bir sabun ortaya çıkardı. Dr. Gürel, somon balığı yağından sabun üretiminin dünyada bir ilk olduğunu iddia ederek "Daha önce bitkisel yağlarla yapılan sabunları gördük ama somon balığı yağı ile üretilmiş bir sabun yoktu. Kendi formülümü oluşturarak bunu başardım. Hiçbir katkı maddesi kullanmıyorum ve tüm süreci evimde, laboratuvar ortamında kendim yürütüyorum" dedi. Cilt hastalıklarına iyi geliyor Sabunun cilt üzerindeki etkilerine de dikkat çeken Gürel, "Özellikle egzama, sedef ve kuruluk gibi cilt rahatsızlıklarında olumlu etkiler gözlemlendi. Balık yağı kozmetik alanda büyük bir potansiyele sahip. Bu sabun bitkisel sabunların sağlayamadığı faydaları sunmaktadır. Cilt sağlığı açısında oldukça faydalı olduğunu söyleyebilirim" diye konuştu. Sabunda balık kokusu olmuyor Balık yağı sabunu hakkında en çok sorulan sorulardan birinin "Kokar mı?" olduğunu belirten Gürel, "Sabunlaşma süreciyle birlikte yağ kimyasal olarak değişiyor. Sabun kokusu dışında hiçbir koku kalmıyor. Balık yağı olduğu anlaşılmıyor bile. Ev ortamında tamamen doğal yollarla üretilmektedir. Sabun hamuru yaklaşık iki saat boyunca karıştırıp el emeğiyle yoğrularak kurutulmaktadır. İlk denemeleri aile ve arkadaşlar üzerinde gerçekleştirdim ve olumlu geri dönüşler aldım" şeklinde konuştu. Şimdilik ürünlerini sosyal medya üzerinden satışa sunan Gürel, sabunu için patent başvurusu yapmaya hazırlanıyor. Gürel, hedefinin ise bu yerli ve özgün ürünü yurt dışına ihraç etmek ve Türkiye’nin doğal kozmetik alanında söz sahibi olmasına katkı sağlamak olduğunu sözlerine ekledi.
Op. Dr. Mehmet Feryat Demirhan: "Çocuklarda kafa travmaları ihmal edilmemeli"
26 Haziran 2025 Perşembe - 09:11 Op. Dr. Mehmet Feryat Demirhan: "Çocuklarda kafa travmaları ihmal edilmemeli" Çocuklarda yazın kazaların daha sık olduğunu belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Mehmet Feryat Demirhan, özellikle yaşanabilecek kafa travmalarının göz ardı edilmemesinin altını çizdi. Demirhan, "Kafa travması sonrası çocukta bilinç düzeyinde bozulma veya koma, geçici bilinç kaybı, davranış değişiklikleri, bulantı ve/veya tekrar eden kusmalar olayı ciddiye almanıza yönelik belirtilerdir. Bu durumlarda acil olarak hastaneye başvurulması şarttır" dedi. Yazın gelip havaların ısınması sonucu çocukların daha fazla dışarıda zaman geçirmeye başlaması, kaçınılmaz olarak kaza risklerini de artırıyor. Özellikle düşmelerde meydana gelen kafa travmalarının çocuklarda yaygın görülen yaralanmalar arasında ilk sıralarda geldiğini belirten Medical Park Karadeniz Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Mehmet Feryat Demirhan, konuyla ilgili açıklamalarda bulundu. "Baş ağrısı, kusma, uyku hali, mide bulantısı, kusma ve havaleye dikkat" Kafa travmalarının en sık nedenlerinin trafik kazaları, bisikletten düşme, oyun bahçelerinde kaydıraktan düşme, ev ortamında koltuktan düşme gibi olaylar sonucu meydana geldiğini ifade eden Op. Dr. Mehmet Feryat Demirhan, "Kafa travmaları çocuklarda hiçbir semptom vermeyeceği gibi, baş ağrısı, kusma, uyku halinin olması, mide bulantısı, kusma, nöbet (havale) ile kendini gösterebilir" diye konuştu. Op. Dr. Mehmet Feryat Demirhan, kafa travması sonrasında görülebilecek belirtiler hakkında şu bilgileri paylaştı: "Kafa travması sonrası çocuklarda hiçbir anormal beyin bulgusu görülmeyeceği gibi en sık sırasıyla kafa kemikleri kırıkları, kafa kemiklerinin çökme kırıkları (kemiklerde seviye farkı oluşması), epidural hematom (beyin kemikleri ile beyin zarı arası kanama), subdural hematom (beyin zarı ile beyin yüzeyi arası kanama), intraserebral hematom (beyin dokusu içi kanamalar) ve beyin ödemi görülebilir." "Önemli olan kafa travmasının oluş mekanizması ve şiddeti" Kafa travmalarına nasıl müdahale edilmesi gerektiğine değinen Op. Dr. Demirhan, "Hafif kafa travmalarında, herhangi bir şikâyeti ve muayene bulgusu olmayan çocuklarda belirgin bir beyin hasarının ortaya çıkma ihtimali düşüktür. Önemli olan kafa travmasının oluş mekanizması ve şiddetidir. Kafa travması sonrası çocukta bilinç düzeyinde bozulma veya koma, geçici bilinç kaybı, davranış değişiklikleri, bulantı ve/veya tekrar eden kusmalar olayı ciddiye almanıza yönelik belirtilerdir" uyarısında bulundu. "Hastane ortamında ayrıntılı muayene ve tetkik şart" Travma sonrası hastanın mutlaka hastane ortamında ayrıntılı muayene ve tetkik edilmesi gerektiğini söyleyen Op. Dr. Demirhan, "Muayene sonrası Direkt Kafa Grafileri (Röntgen), Bilgisayarlı Tomografi veya MR isteyebiliriz. Muayene sonucunda herhangi bir problem görmediğimizde; hastadan bazen hiçbir tetkik istemeyebilir ve hasta yakınlarını travma konusunda bilgilendirerek evine göndeririz. Bazen de gerekli müdahalenin yapılması sonrası travmanın durumuna göre cerrahi de dâhil olmak üzere gerekli tedavi planı oluşturulur" dedi. "Bu belirtilerden bir ya da birkaçı görülürse acilen hekime başvurun" Op. Dr. Demirhan, hafif kafa travması sınıfında değerlendirilen, erişkin veya çocuk hastalarda taburculuktan birkaç gün sonrasına kadar "Bilinç kaybı, bilinç bulanıklığı, bayılma, anlama ve konuşma problemi. 5-6 kez fışkırır tarzda kusma. Uyanık olunması beklenen saatlerde bebeğin uyuklaması. Bebeklerde etrafa ilginin azalması, emme veya yeme bozukluğu. Burun veya kulaktan saydam sıvı ya da kan gelmesi. Baş ağrısı yakınması. Denge kaybı veya yürümede problem. Bulanık, çift görme veya ani görme kaybı. Her iki kolda veya bacakta güçsüzlük. Epilepsi yani sara nöbeti veya kasılmalar" gibi belirtilerden bir ya da birkaçı görüldüğünde en kısa sürede bir uzmana başvurulması gerektiğini belirtti:
Sel suları ile kirlenen denizde yüzmek enfeksiyon riskini artırıyor
26 Haziran 2025 Perşembe - 09:10 Sel suları ile kirlenen denizde yüzmek enfeksiyon riskini artırıyor Sel suları ile kirlenen denizlerde yüzmenin enfeksiyon riskini artırdığını belirten uzmanlar, özellikle yaz aylarında denize girecek vatandaşlara dikkatli olmaları uyarısında bulundu. İmperial Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Hava Aydın, artan yağışlar ve sel sularının halk sağlığı açısından ciddi riskler taşıdığına dikkat çekerek özellikle yaz aylarında denize giren vatandaşların dikkatli olmaları gerektiğini vurguladı. Sel ve kirli sularla denize taşınan mikroorganizmaların enfeksiyonlara neden olabileceğini kaydeden Aydın, "Karadeniz bölgemiz yıl boyunca yoğun yağış alan bir coğrafyaya sahiptir. Yağışların fazla olması, toprakta bulunan mikroorganizmaların veya atık sulardaki zararlı mikroorganizmaların yüzey sularına, derelere, nehirlere ve yer altı su şebekelerine geçişini kolaylaştırmaktadır. Bu durum, çeşitli enfeksiyon risklerini beraberinde getirmektedir. Özellikle sel suları ve kirli sular aracılığıyla bu mikroorganizmalar denize kadar taşınabilmekte ve deniz suyunu kirletebilmektedir. Bu kirli sularla temas sonucunda bazı enfeksiyon hastalıkları ortaya çıkabilmektedir. Özellikle denize girme ya da suyla doğrudan temas yoluyla enfeksiyonların bulaşması mümkündür. En yaygın görülenler bağırsak enfeksiyonlarıdır. Bununla birlikte Hepatit A ve Hepatit E gibi bulaşıcı hastalıklar da kirli sular yoluyla vücuda alınabilir. Ayrıca açık yarası olan kişilerde, özellikle yaşlılarda ve diyabet gibi kronik hastalığı bulunan bireylerde, kirli sularla temas sonucunda yara enfeksiyonları sıkça görülmektedir. Bu enfeksiyonlar genellikle ayak ve bacaklarda meydana gelmekte, tedavi sürecini zorlaştırmaktadır. Bu nedenle, yalnızca temizliği onaylanmış ve denetlenen alanlarda denize girilmesini öneriyoruz. Herhangi bir hastalık belirtisi (örneğin ishal, ateş, mide bulantısı, yara iltihabı vb.) görülmesi durumunda, vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulması büyük önem taşımaktadır. Çünkü bu enfeksiyonlara yol açan mikroorganizmalar oldukça çeşitlidir ve doğru tedavi ancak uygun tanıyla mümkündür. Gelişigüzel ilaç kullanımı enfeksiyonun seyrini kötüleştirebilir" dedi. Havuzlarda da risk var "Kirli sulardan kaynaklanan enfeksiyonlar yalnızca denizlerde değil, havuz gibi toplu kullanım alanlarında da görülebilir" diyen Aydın, "Özellikle göz ve kulak enfeksiyonları yaygındır. Kirli havuz sularının yutulması halinde mide bulantısı, karın ağrısı, ishal, ateş, kulak ağrısı gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Gözde iltihaplanma, kaşıntı ve alerjik reaksiyonlar da bu duruma eşlik edebilir. Bu nedenle havuzların düzenli dezenfekte edilmesi ve kişisel hijyen kurallarına uyulması, olası enfeksiyonların önlenmesi açısından son derece önemlidir" diye konuştu.
HBX Ar-Ge ekipleri kahvede yenilik yaptı: Buzlu enerjik ve anti stres kahve ürettiler
26 Haziran 2025 Perşembe - 09:09 HBX Ar-Ge ekipleri kahvede yenilik yaptı: Buzlu enerjik ve anti stres kahve ürettiler Türkiye’de yetişmemesine rağmen Türk Kahvesi olarak dünyaya yayılan ve özellikle Yörüklerin vazgeçilmez içeceği olan Türk Kahvesi Efeler Diyarı Aydın’da Z kuşağına uyarlandı. ADÜ Teknokent’te yaklaşık 20 yıldır ilginç çalışmaları ile gündeme gelen ve 18 ayrı patent alan Karya Farma HBX Ar-Ge ekipleri Türk Kahvesi’nin buzlu, enerjik ve anti stres modelini geliştirdiğini açıkladı. . Türkiye’ye ilk olarak 16. Yüzyılda Yemen Valisi Özdemir Paşa tarafından İstanbul’a getirildiği belirtilen ve Türkler tarafından bulunan özgün pişirme yönteminden dolayı dünyaya Türk Kahvesi olarak yayılan kahve, Aydın’da yeni bir tada kavuşturuldu. Son zamanlarda sağlıksız bulunan ve adeta bağımlılık yaptığı belirtilen asitli içeceklere karşı bu yeni nesil kahveyi geliştirdiklerini belirten Karya Farma HBX Ar-Ge Kurucusu Hakan Başlık, geliştirdikleri kahvenin yazın buzlu olarak tüketildiğini kaydetti. Modern çağın hızla artan stres, yorgunluk ve enerjisizlik sorunlarına karşı yaptıkları bu çalışmaya ‘HBX Ice Coffee Anti-Stress + Energy’ adını verdiklerini belirten Başlık, "Tatlı, acı, ekşi ve tuzlu tat moleküllerinin uyumla bir araya gelmesiyle geliştirilen bu özel formülasyon, hem zihni rahatlatıyor hem de bedeni enerjiyle donatıyor. Bu ürün yalnızca bir içecek değil; fonksiyonel, bilimsel ve doğal bir yaşam destekleyici olarak konumlanıyor. HBX Ice Coffee, klasik kahvelerden farklı olarak kahve çekirdekleri değil, yüksek antioksidan içerikli meyve çekirdekleri ile geliştirildi. Bu doğal kombinasyon, özel bitkisel moleküller ve omega 3-6-9 yağ asitleriyle desteklenerek hem bedensel hem zihinsel etkiyi aynı anda sunuyor. İçeriğinde hiçbir yapay katkı maddesi bulunmayan bu içecek, aynı zamanda safran gibi kıymetli bileşenlerle zenginleştirilerek anti-stres ve enerji desteğini doğal yollarla bir araya getiriyor" diyerek sundukları ürünün hem sinir sistemini yatıştıran hem de zihinsel ve fiziksel enerjiyi artıran bileşenleriyle günlük yaşamda ihtiyaç duyulan dengeyi sağlamaya yardımcı olduğunu kaydetti. Ürünü yedide yetmişe herkes içebileceğini özellikle uzun nöbet ve arazi görevi yapan meslekleri icra edenler ile odaklanma sorunu yaşayan öğrencilere tavsiye ettiklerini belirten Hakan Başlık, "40 yıllık hatırı olan kahvenin keyfini ve faydasını arttırdık" dedi.
Aydın’da yaşayanlara ‘sıcak’ uyarısı: Sıcaklık gölgede 43 derece olacak
26 Haziran 2025 Perşembe - 09:03 Aydın’da yaşayanlara ‘sıcak’ uyarısı: Sıcaklık gölgede 43 derece olacak Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre Aydın, yılın en sıcak günlerinden birini yaşayacak. Gölgede 43 dereceye kadar yükselecek olan sıcak havaya karşı uzamanlar vatandaşları uyardı. Özellikle hamile, yaşlı ve kronik rahatsızlığı bulunanların öğlen saatlerinde zorunlu olmadıkça dışarı çıkmamaları önerildi. Yüksek sıcaklıkların güneş ve sıcak çarpması gibi sağlık risklerini beraberinde getirebileceğini belirten uzmanlar, yaşlılar, çocuklar, hamileler ve kronik rahatsızlığı bulunan bireylerin daha dikkatli olması gerektiği belirtildi. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre Aydın bugün güne sabah saatlerinde 31 derece sıcaklıkla başlayıp öğlen saatlerinde bu sıcaklığın 43 dereceye kadar yükseleceği belirtildi. Nem ile birlikte hissedilen sıcaklığın daha fazla olacağı belirtilirken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Ezgi Aydın, bunaltıcı sıcakların hamilelik sürecini zorlaştırabildiğini bu günlerde Aydın’da yaşayan Anne adaylarının daha dikkatli olması gerektiğini belirtti. Aydın’ın aşırı sıcağının tedbirl olunmadığında hamileler için çeşitli problemler oluşturabileceğini belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Aydın, "Anne adayları kendileri ve bebeklerinin sağlığı için yılın en sıcak günlerinin yaşandığı bu dönemde daha dikkatli olmalı. Hamilelikte cilt hormonal değişikliklere bağlı olarak daha hassas olabiliyor. Bu nedenle sıcak ve nemli hava bebek bekleyen anne adaylarını diğerlerine göre daha fazla etkiliyor" diyerek bu günlerde Aydın’da yaşayan herkesin kıyafet seçiminden sıvı tüketimine kadar sağlığına dikkat etmesini önerdi.
Klima yoluyla bulaşan hastalıklara dikkat!
26 Haziran 2025 Perşembe - 08:08 Klima yoluyla bulaşan hastalıklara dikkat! Erzincan’da sıcaklık değerlerindeki yükseliş, klima kullanımını da arttırırken beraberinde ciddi sağlık sorunlarına da neden olabiliyor. Uzmanlar, sıcak havalarda konforlu olabilmek ve verimli çalışabilmek için kullanılan klimaların aynı zamanda insan sağlığı açısından ciddi sorunlara da yol açabildiğini belirtti. Klima yoluyla bulaşan en önemli hastalığın "klima hastalığı" olarak da adlandırılan "lejyoner hastalığı" olduğunu belirten uzmanlar, "Lejyoner hastalığı, Legionelle Pneumophilia adlı bir bakterinin sebep olduğu bir zatürredir. Bu bakteri, klimaların filtre sistemlerinde, uygun nem ve ısıda çoğalıp buralardan ortam havasına dağılmaktadır. Salgınlar sıklıkla otel ve hastanelerde olmakla birlikte, tek tek vakalar olarak da bildirilmiştir. İnsandan insana bulaştığı görülmemiştir. Akciğerlere girişi için tespit edilen en önemli yollar, solunum cihazları, havalandırma sistemleri ve hastanelerde solunum yollarına uygulanan birtakım işlemlerdir. Hastalık vücut direnci düşük kişilerde daha kolay yer edebilir. Şeker hastaları, alkolikler, kemoterapi hastaları, kronik böbrek ve akciğer hastalığı olan kişilerde oluşumu daha yüksek oranlardadır. En yaygın kolaylaştırıcı faktör sigara içilmesidir" dedi. Özellikle iyi temizlenmeyen klimalarda üreyebilecek küf mantarlarının alerjik rinit ve alerjik astıma sebep olabileceğinin de unutulmaması gerektiğini ifade eden uzmanlar, araçlardaki klimaların doğru kullanılmamasının da sinüzit, kulak iltihapları ve yüz felci gibi sorunlara neden olabildiğini, bu yüzden araçlarda klima kullanırken havanın direkt yüze ve göğse değil, ön cama doğru yönlendirilmesi bu sorunların oluşmasını engelleyeceğini belirtti.
Sıcak hava dalgası geliyor! Su içmek için susamayı beklemeyin
26 Haziran 2025 Perşembe - 08:06 Sıcak hava dalgası geliyor! Su içmek için susamayı beklemeyin Bunaltıcı sıcaklar tüm Türkiye’yi etkisi altına aldı. Sıcaklık ve nemin artışıyla birlikte vücut ısısında görülen artışın başta beyin olmak üzere diğer hayati öneme sahip organlara da olumsuz etkide bulunduğunu ifade eden Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Merve Bayram; su içmenin önemine değinerek, su içmek için susamanın beklenmemesi gerektiği konusunda uyarıda bulundu. Hava sıcaklığında yaşanan yoğun artış vücutta da belirli değişimleri beraberinde getiriyor. Metabolizma, artan vücut ısısını terleme ile dengede tutmaya çalışsa da, aşırı sıcak havalarda yeterli olamıyor. Artan vücut ısısı da başta beyin olmak üzere diğer hayati öneme sahip organlara olumsuz yönde etki ediyor. Tüketilen besinlere oldukça dikkat edilmesi gerektiğini belirten Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Bayram, özellikle kronik hastalığı bulunanların, yüksek sıcak havalarda beslenmelerine daha çok dikkat etmeleri konusunda uyarılarda bulundu. Su tüketiminde zorlanan kişiler için öneriler Sıvı, vücudun olmazsa olmazı. Özellikle yaz aylarında daha da önemli hâle gelen sıvı takviyesi, hayati bir öneme sahip. Terleme ile vücutta sıvı, mineral ve elektrolit kaybı görülüyor. Sıvı ve mineral kaybını önlemek için günde en az 2-2,5 litre su içmenin önemine değinen Bayram, "Su içmek için susamayı beklemeyin. Su tüketiminde zorlanan kişiler de, su içimini kolay hale getirmek için suyun içine taze meyve parçaları, nane, limon, zencefil, salatalık gibi yiyecekler ekleyebilirler. Soğuk bitki çayları, ev yapımı limonata, ayran ve maden suyu da sıvı tüketimini artırmaya yardımcı olabilir. Kahve, çay ve gazlı içecekler su tüketme eğilimini azalttığı için, vücutta sıvı kaybının yerine geçmeyecekleri unutulmamalı. Yeterli sıvı tüketiminin olup olmadığı idrar renginden anlaşılabilir. Eğer, idrar rengi renksize yakınsa sıvı alımı yeterlidir fakat koyu sarı ise sıvı alımı yetersizdir, dikkat edilmesi gerekir" şeklinde belirtti. "Hem sağlığı hem de çevreyi olumlu yönde etkilediği kanıtlanmış Akdeniz tipi beslenme" Vitamin, mineral ve su içeriği yüksek sebze ve meyvelerin tüketimi sıcak havalarda büyük önem taşıyor. Meyvenin fruktoz içerdiğinin unutulmaması gerektiğini ve aşırıya kaçılması hâlinde olumsuz sonuçlar doğurabileceğini belirten Bayram, "Sıcak havalarda aşırı yağlı, baharatlı ve şekerli besinlerden kesinlikle uzak durulmalı. Kızartmalar, aşırı yağlı besinler ve sakatatlar yerine ızgara, haşlama ve buğulama şeklinde yapılan yağsız etler tercih edilmeli. Balığın da haftada minimum 2 kere tüketilmesine özen gösterilmeli. Aşırı baharatlı yiyecekler bağırsak hareketlerini artırabilir ve vücutta sıvı kaybına yol açabilir. Bunların yerine sıvı, vitamin ve mineral açısından zengin sebze, meyve ve tam tahıllı yiyecekler tüketilmelidir. Hem sağlığı hem de çevreyi olumlu yönde etkilediği kanıtlanmış Akdeniz tipi beslenme buna en güzel örnek" dedi. Akşam yemeği saatinin çok geçe bırakılmaması, mümkünse en geç saat 20.00 gibi yenmesi gerektiğinin altını çizen Merve Bayram, "Uyumadan 2-3 saat öncesinde minik bir ara öğünle günün bitirebileceğini" dedi. "Tüketilecek besinlerin güneşte uzun süre bekletilmemesine dikkat" Bayram, sözlerini şöyle sonlandırdı: "Gıda güvenliği özellikle sıcak günlerde daha da önemli bir hâle geliyor. Sıcak havalarda özellikle et ve et ürünleri, tavuk, balık, yumurta, süt ve süt ürünleri içeren yiyecekler daha çabuk bozulmakta ve besin zehirlenmelerine yol açabilmekte. Tüketilirken kesinlikle dikkat edilmesi gerekiyor. Sebze ve meyveler iyice yıkanmalı. Ayrıca, temiz olmayan su kullanımı ve bu sularda yıkanan sebze ve meyvelerin tüketilmesi ishale yol açabilir. Tüketilecek besinlerin güneşte uzun süre bekletilmemesine de dikkat edilmelidir."
Ağrı’da solunum sıkıntısı yaşayan bebek helikopter ambulansla Tatvan’a sevk edildi
25 Haziran 2025 Çarşamba - 19:37 Ağrı’da solunum sıkıntısı yaşayan bebek helikopter ambulansla Tatvan’a sevk edildi Ağrı’da 37 haftalık olarak dünyaya gelen ve doğumun ardından solunum sıkıntısı yaşayan bebek, Sağlık Bakanlığı’na ait helikopter ambulansla Bitlis’in Tatvan ilçesindeki Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. Ağrı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 37 haftalık ve 3 kilo 800 gram ağırlığında dünyaya gelen bebek, doğumun hemen ardından solunum problemi yaşadı. Sağlık ekiplerinin acil müdahalesiyle entübe edilen bebek, yenidoğan yoğun bakım ünitesine alınmak istendi. Ancak hastanede uygun yoğun bakım yatağı bulunamaması üzerine tedavi amaçlı sevk kararı alındı. Ağrı İl Sağlık Müdürlüğü koordinesinde, Sağlık Bakanlığı’na bağlı helikopter ambulans devreye alındı. İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Esra Beşer’in koordinesiyle gerçekleşen sevk işlemi kapsamında bebek, Tatvan Devlet Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’ne güvenli şekilde ulaştırıldı. Sevkin ardından açıklama yapan Ağrı İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Esra Beşer, "Yenidoğan bebeğimizin sağlık durumu yakından takip edilmektedir. Tatvan’daki yoğun bakım ünitesine ulaşımı hızlı ve güvenli şekilde sağlanmıştır. Sağlık hizmetlerimiz, vatandaşlarımızın her an yanında olmak için gece gündüz demeden çalışmalarını sürdürüyor" ifadelerini kullandı. Bebeğin tedavisi Bitlis’in Tatvan ilçesindeki Devlet Hastanesi’nde devam ederken, sağlık durumunun stabil olduğu öğrenildi.
‘HealthTürkiye’ uygulaması kullanıma sunuldu
25 Haziran 2025 Çarşamba - 17:21 ‘HealthTürkiye’ uygulaması kullanıma sunuldu Uluslararası Sağlık Hizmetleri, sağlık turizminin geliştirilmesine yönelik ‘HealthTürkiye’ uygulamasını hayata geçirdi. Uluslararası Sağlık Hizmetleri A.Ş. (USHAŞ), Türkiye’nin sağlık turizmi alanındaki dijital altyapısını güçlendirmek amacıyla yeni bir adım attı. Türkiye’nin uluslararası sağlık hizmetleri alanındaki resmi platformu olan HealthTürkiye’nin mobil uygulaması kullanıma sunuldu. Tüm mobil mağazalardan ücretsiz indirilebilen uygulama ile kullanıcıların konumuna göre en yakın sağlık kuruluşlarını ve turistik noktaları önererek hastaların tedavi süreçlerini kolaylaştırması hedefleniyor. Uygulama sayesinde uluslararası hastalar sağlık hizmetlerindeki imkanların yanı sıra konaklama ve gezi planlamalarına da kolayca ulaşabilecek. Kullanıcılarına teklif durumu, iletişim talepleri ve güncel kampanyalar gibi konular da anlık bildirim olarak gönderilmesi planlanıyor. "HealthTürkiye platformunda hastalarımız doktorlarını tercih edebiliyor" Uygulama kapsamında hastaların kendi doktorlarını ve hastanelerini seçebildiklerini ve aldığı hizmetleri rahatlıkla görebileceklerini belirten USHAŞ Genel Müdürü Behlül Ünver, "HealthTürkiye platformunu her geçen gün daha çok geliştiriyor ve misafirlerimize, hastalarımıza kolaylıklar sunmaya çalışıyoruz. HealthTürkiye platformunda misafirlerimiz hastanelerini tercih edebiliyorlar, doktorlarını seçebiliyorlar. Kurumlarda hangi hizmetlerin alındığını rahatlıkla görebiliyorlar. Mobil uygulamayla bu işi daha kolay hale getirdik. Telefonlardan HealthTürkiye uygulamasını mekan fark etmeksizin dünyanın her yerinde indirebilirler. Buradan randevu alabilirler, hekimlerini seçebilirler. Diğer taraftan vize kodunu buradan da yine talep edebilirler, oluşturabilirler. Türkiye’ye giriş noktasında bu avantajları bu uygulama sayesinde sağlamış olurlar. Dolayısıyla bu düzenlemeler hastalarımızın ve Türkiye’ye gelecek olan misafirlerimizin daha kolay ve daha hızlı bir şekilde dijital ortamdan kurumlara ulaşmasını sağlamak amacıyla yaptık" diye konuştu. "İnsanların sağlık tesislerine ulaşmasını kolaylaştırmamız gerekiyor" Turistlerin ve Türkiye’deki vatandaşların sağlık kurumlarına ve tesislerine ulaşımının kolaylaştırılması için bu uygulamayı hizmete sunduklarını söyleyen Ünver, "İnsanların sağlık tesislerine, kurumlara ulaşmasını kolaylaştırmamız gerekiyor ve bununla ilgili birçok uygulamalarımız olacak. Mümkün olduğu kadar hastalarımıza ve misafirlerimize daha kolay ve daha çabuk ulaşılabilir bir sistem ulaştırmaya çalışıyoruz. Sağlık son derece önemli, güven tesis etmek son derece önemli. Bunun da doğru kurumlarla yapılabiliyor olması gerek. Sadece sosyal mecralarda yapılan reklam ya da birtakım görsel mecraların kullanılmasıyla değildir. Türkiye’de sağlık hizmetinin hangi kurumdan nasıl alınmasıyla ilgili süreç önemlidir. O yüzden bu durumu çok önemsiyoruz ve bu alanın her geçen gün gelişmesini sağlıyoruz. Bu platform sadece hastalarımız ve misafirlerimize yönelik bir alan değil. Diğer taraftan Sağlık Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Turizm Bakanlığı ile entegre bir sistem. Dolayısıyla bunların hem hızlı ve doğru şekilde teyit edilmesi noktasında da bu platformu önemsiyoruz" ifadelerini kullandı.
Çocuklarda lenf bezi büyümesi masum olmayabilir
25 Haziran 2025 Çarşamba - 17:14 Çocuklarda lenf bezi büyümesi masum olmayabilir DÜZCE(İHA) – Doç. Dr. Hatice Mine Çakmak, çocukların enfeksiyonlardan korunması, düzenli hekim kontrolleri, aşıların zamanında yapılması ve ailelerin bilinçli olması erken tanı açısından çok önemli olduğunu söyledi. Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hatice Mine Çakmak, çocuklarda lenf bezleri büyümesi (Lenfadenopati) hakkında bilgiler verdi. Lenfadenopatiyi, lenf bezlerinin büyümesi veya yapısal olarak değişmesi durumu olarak açıklayan Doç. Dr. Çakmak, "Çocuklarda sıklıkla üst solunum yolu enfeksiyonları gibi nedenlerle ortaya çıkar. Genellikle boyun bölgesinde yumuşak, hareketli, bazen ağrılı şişliklerle kendini gösterir. Ancak altta yatan nedene göre sistemik belirtiler de eşlik edebilir" dedi. "Çocukluk çağında yaygın görülüyor" Çocukluk çağı lenfadenopatisinin oldukça yaygın görüldüğüne işaret eden Çakmak, özellikle 1–5 yaş arası çocuklarda bağışıklık sisteminin gelişim sürecinde sık enfeksiyon geçirmeleri nedeniyle daha sık gözlendiğine vurgu yaptı. Çocuklarda lenfadenopatinin en sık nedeninin enfeksiyonlar olduğunu bildiren Öğretim Üyesi Çakmak, "Bunlar arasında viral, bakteriyel ve daha nadiren tüberküloz gibi özgül enfeksiyonlar yer alır. Ayrıca otoimmün hastalıklar, ilaç reaksiyonları ve nadiren maligniteler de neden olabilir" diye konuştu. Belirtilere dikkat Lenfadenopatinin kanserle ilişkilendirilebildiğini ancak çocukluk çağı lenfadenopatilerinin ekseriya iyi huylu olduğunu ifade eden Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Çakmak, uzun süreli sert, sabit, ağrısız lenf bezleri, gece terlemesi, kilo kaybı ve ateş gibi sistemik semptomlarla birlikteyse malignite açısından dikkatli olunması gerektiğinin altını çizdi. Lenf büyümesinin altta yatan nedene yönelik tedavi ile genellikle gerilediğini açıklayan Çakmak, "Enfeksiyona bağlı olanlar çoğu zaman kendiliğinden ya da uygun tedaviyle iyileşir. Altta malignite yatması durumunda hastalığın türüne göre tedavi seçenekleri çeşitlilik gösterir" şeklinde konuştu. "Tanı gecikirse hastalık ilerleyebilir" Lenfadenopatiye yol açan viral enfeksiyonlarda genellikle destek tedavisi yeterli olduğunu dile getiren Çakmak, "Nadiren antiviral denen virüslere özgün ilaçlar verilir. Bakteriyel nedenlerde uygun antibiyotik tedavisi başlanır. Tüberküloz gibi özgül enfeksiyonlarda ise özel tedavi protokolleri uygulanır" dedi. Özellikle bakteriyel lenfadenopatilerin tedavi edilmediğinde apseleşme, çevre dokulara yayılım veya kronikleşme gibi komplikasyonlar gelişebildiğine işaret eden Hatice Mina Çakmak, "Altta yatan malignite varsa (lösemi, lenfoma veya solid tümör metastazı), tanı gecikirse hastalık evre olarak ilerleme gösterebilir ve buna bağlı tedavi yoğunlaşabilir’’ ifadelerine yer verdi. Doç. Dr. Hatice Mine Çakmak, çocuklardaki lenfadenopatiyi fark etmek için ailelerin dikkat etmesi gerekenler hakkında ise "Boyunda, koltuk altında veya kasıkta oluşan şişliklerin hepsinin Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları tarafından muayene edilmesi gerekmektedir. Bu bölgelerde hassasiyet, kızarıklık, eşlik eden ateş, lenf nodunda günden güne hızlı büyüme, iştahsızlık veya halsizlik sonradan eklenirse tekrar hızla hastaneye getirilmelidir. Enfeksiyon bulgusu olmaksızın 2 haftadan kısa sürede hızlı büyüme, iki haftalık izlemde büyümeyen, 6 haftalık izlemde gerilemeyen 3 cm’den büyük lenfadenopatiler, köprücük kemiğinin üstünde lenf nodu varlığı, anormal akciğer filmi, karaciğer, dalak büyüklüğünün eşlik etmesi, enfeksiyon veya sistemik hastalık gösterilememesi durumunda lenf nodundan biyopsi yapmaktayız" dedi. Çocukların enfeksiyonlardan korunması, düzenli hekim kontrolleri, aşıların zamanında yapılması ve ailelerin bilinçli olması erken tanı açısından çok önemli olduğunun altını çizen Doç. Dr. Çakmak, açıklamasını "Lenfadenopati çoğu zaman iyi huyludur ve enfeksiyonlarla ilişkilidir. Ancak geçmeyen, büyüyen, sert veya eşlik eden sistemik semptomlarla giden durumlar dikkatle izlenmelidir. Ailelerin paniğe kapılmadan ama ihmal etmeden hekimlerine başvurmaları en doğru yaklaşımdır" ifadeleri ile sonlandırdı.
Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Enerji Verimliliği KABEV Projesi hayata geçiyor
25 Haziran 2025 Çarşamba - 16:28 Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Enerji Verimliliği KABEV Projesi hayata geçiyor Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütülen Kamu Binalarında Enerji Verimliliği (KABEV) Projesi kapsamında enerji tasarrufu ve sürdürülebilirliğe yönelik çalışmalar tüm hızıyla devam ediyor. Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi, KABEV Projesi’nin bölgedeki en önemli uygulama alanlarından biri olarak öne çıkıyor. Yaz mevsiminin sonuna doğru hayata geçirilmesi planlanan proje ile birlikte hastane ana binası ve kadın doğum ek binasına toplam 1400 kWe gücünde Güneş Enerjisi Santrali (GES) kurulacak, ısıtma ve soğutma sistemleri yenilenecek, enerji izleme sistemleri devreye alınarak tüketim anlık olarak takip edilecek. Proje sayesinde hem çevresel sürdürülebilirlik sağlanacak hem de hastanenin enerji maliyetlerinde önemli oranda tasarruf elde edilecek. Kapsamlı dönüşüm ile Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi, bölgenin örnek çevreci kamu sağlık tesisi olma yolunda önemli bir adım atmış olacak. Enerji verimliliğini artırmak ve kamu kaynaklarını etkin kullanmak amacıyla geliştirilen proje, hem çevresel hem de ekonomik anlamda önemli kazanımlar sağlayacak. Yer teslimi için sözleşmenin Haziran ayı sonunda imzalanması bekleniyor. Projenin hayata geçirilmesinde emeği geçen başta Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na, İl Sağlık Müdürlüğü Destek Hizmetleri Başkanlığı’na, Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Teknik Hizmetler Müdürlüğü’ne ve projeye katkı sunan tüm mühendis ve teknik personele teşekkür ederiz. Bu iş birliği sayesinde hastanemiz, sadece sağlık hizmetlerinde değil, enerji yönetiminde de örnek gösterilecek bir kurum olma yolunda ilerliyor.