SAĞLIK
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:26 Uzmandan hantavirüs uyarısı: "Küresel salgın riski düşük ancak korunma önlemleri önemli" Hantavirüslerin kanamalı ateş grubunda yer alan ve çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşan enfeksiyon hastalıkları olduğuna dikkat çeken Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, "Virüs genellikle kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salgılarıyla temas sonucu bulaşmaktadır. Özellikle açık ve sulak alanlarda dikkatli olunmalı, hijyen kurallarına uyulmalı ve riskli ortamlarda gerekli korunma önlemleri alınmalıdır" dedi. Son günlerde bir gemide görülen vakalarla yeniden gündeme gelen hantavirüs enfeksiyonlarına ilişkin uzmanlar uyarılarda bulundu. Kemirgenler aracılığıyla bulaşan hastalığın özellikle riskli meslek gruplarında daha sık görülebildiği söyleyerek, korunma önlemlerinin önemine dikkat çekildi. VM Medical Park Samsun Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, hantavirüslerin kanamalı ateş grubunda yer alan ve çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşan enfeksiyon hastalıkları olduğunu belirterek, "Virüs genellikle kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salgılarıyla temas sonucu bulaşmaktadır. Bu nedenle tarım çalışanları, doğada aktif görev yapan kişiler ve veterinerler gibi risk gruplarında hastalık daha sık görülebilmektedir" diye konuştu. "İki farklı klinik tabloya yol açabiliyor" Hantavirüs enfeksiyonlarının iki ana klinik formunun bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Akciğer tutulumu ile seyreden tipi daha çok Amerika kıtasında görülürken, böbrek yetmezliği bulgularıyla seyreden formu ülkemizde özellikle Karadeniz Bölgesi’nde karşımıza çıkmaktadır" şeklinde konuştu. "İnsandan insana bulaş genellikle görülmüyor" Hastalığın ateş, halsizlik, yorgunluk ve bazı vakalarda kanama gibi belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirten Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Türkiye’de ilk vakalar 2000’li yıllarda Zonguldak ve Giresun’da bildirilmiştir. Aynı dönemde Samsun’da da takip ettiğimiz vakalar bulunmaktaydı. Son dönemde gündeme gelen salgında rol oynayan Andes alt tipinin nadir de olsa insandan insana bulaşabileceği bilinmektedir. Tedavi süreci genellikle destekleyici yaklaşımlarla yürütülmektedir" ifadelerini kullandı. "Korunma önlemleri önem taşıyor" Hantavirüsten korunmak için kemirgenlerle temastan kaçınılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Özellikle açık ve sulak alanlarda dikkatli olunmalı, hijyen kurallarına uyulmalı ve riskli ortamlarda gerekli korunma önlemleri alınmalıdır" açıklamasında bulundu. "COVID-19 benzeri pandemi beklenmiyor" Hastalığın bulaşma yolları nedeniyle COVID-19 benzeri küresel bir salgın riskinin beklenmediğini dile getiren Prof. Dr. Leblebicioğlu şunları söyledi: "Mevcut bilgiler ışığında hantavirüsün dünya çapında bir pandemiye yol açması beklenmemektedir."
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:25 Profesörden ’Hantavirüs’ uyarısı: "Kapalı alanlar risk taşıyor" Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, son günlerde gündeme gelen hantavirüs vakalarına ilişkin uyarılarda bulundu. Virüsün genellikle kemirgenlerden bulaştığını belirten Geyik, özellikle uzun süre kapalı kalan depo, gemi ve ambar gibi alanlarda dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Büyük Anadolu Kocaeli Darıca Hastanesi’nde Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, gündemde olan hantavirüs ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Bir turistik seyahat gemisinde görülen hantavirüs enfeksiyonu toplumda endişe oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Hantavirüsler; başta fareler ve kemirgenler olmak üzere bazı yabani kemiriciler tarafından taşınan, insanlarda ciddi solunum ve böbrek yetmezliği tablolarına yol açabilen viral enfeksiyon etkenleridir. Önceki yıllarda ülkemizde de tespit edilmiş hastalıklardandır. Özellikle uzun süre kapalı kalan yaşam alanları, gemiler, depolar, ambarlar, konteynerler, liman sahaları, yiyecek stok alanları ve uzun süre kullanılmamış ortamlar bulaşma riski açısından önemlidir" dedi. Hantavirüs bulaş yolları Hantavirüsün insandan insana kolay bulaşan bir hastalık olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "En sık bulaş yolu: Enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı ve salyası ile kirlenmiş ortamların solunması, fare dışkısı bulunan alanların süpürülmesi sırasında virüsün havaya karışması, kirli yüzeylere temas sonrası ağız, burun veya göze dokunulması ve nadiren kemirgen ısırıklarıdır" şeklinde konuştu. "1–8 hafta içinde ortaya çıkabilir" Belirtiler genellikle kemirgen teması sonrası 1–8 hafta içinde ortaya çıkabildiğini söyleyen Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Hastalık başlangıçta grip benzeri belirtilerle ortaya çıkar. Yüksek ateş, halsizlik, aşırı yorgunluk, baş/kas/karın/sırt ağrıları, bulantı ve kusma sık görülen bulgulardır. Ağır vakalarda ise: öksürük, nefes darlığı, akciğer tutulumu, böbrek fonksiyon bozukluğu, tansiyon düşüklüğü ve yoğun bakım gereksinimi olabilir. Bize yakın coğrafyada klinik olarak genellikle böbrek hasarı ve hemorajik ateşle seyreden "böbrek sendromuna" rastlanırken Amerika coğrafyasında ise nefes darlığı, hipotansiyon, akciğer ödemi ve solunum yetmezliği ile karakterize hastalık tablosu daha çok görülür" ifadelerini kullandı. Korunma için hayati önlemler Fare ve kemirgen kontrolü şart olduğunu söyleyen Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Gıda depoları kapalı tutulmalı, açıkta yiyecek bırakılmamalı, çöp alanları düzenli temizlenmeli, gemilerde ve limanlarda profesyonel kemirgen kontrolü yapılmalıdır. Kemirgen dışkısı görülen alanlarda kuru süpürme veya elektrikli süpürge kullanımı virüsü havaya yayabilir. Temizlik sırasında eldiven ve maske takılmalı, çamaşır suyu içeren dezenfektanlar kullanılmalıdır. Uzun süre kapalı kalan depo, ambar, gemi kamarası veya konteynerler uzun süre havalandırılmalıdır. Riskli alanlarda:N95/FFP2 maske, eldiven, koruyucu gözlük takılmalıdır" açıklamasında bulundu. Risk altında olanlar ve risk durumu Dr. Mehmet Faruk Geyik şunları söyledi: Gemi personelleri, liman çalışanları, depo ve ambar çalışanları, temizlik personelleri, kampçılar ve kırsal alan çalışanları, uzun süre kapalı alan temizliği yapan kişiler risk altındadır. Hantavirüs nadir görülen ancak ciddi seyredebilen bir enfeksiyondur. Şu an için toplumda yaygın bir salgın olduğuna bir veri bulunmamaktadır. Ateş, yoğun halsizlik, nefes darlığı veya kemirgen teması öyküsü bulunan kişilerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması önerilir. Toplum sağlığının korunması için doğru bilgiye dayalı hareket etmek, hijyen kurallarına uymak ve resmi sağlık otoritelerinin açıklamalarını takip etmek hayati önem taşımaktadır."
Yaz geldi bayılmalar arttı
09 Temmuz 2025 Çarşamba - 12:41 Yaz geldi bayılmalar arttı Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Osman Yılmaz, hava sıcaklığının artmasıyla bayılma vakalarında artış olduğunu, her bayılmanın ciddi bir hastalık belirtisi olmadığını belirtip bayılma türlerini açıkladı. Artar sıcaklarla birlikte bayılma vakalarında da artış gözlendi. Nem oranının yükselmesi ve vücuttaki sıvı kaybının artması, uzun süre güneş altında kalmak, yetersiz beslenme ve uyku düzeni bayılma riskini artırıyor. Medicana Sivas Hastanesinde görevli Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Osman Yılmaz, her baygınlığın ciddi bir hastalığın göstergesi olmadığını ifade edip bayılma türleri hakkında bilgiler verdi. "Bayılma nedenlerini bilmek gerekiyor" Yılmaz, bayılmanın insan hayatı boyunca karşılaşılan bir durum olduğunu söyleyerek, "Senkop yani bayılma, bir insanın hayatı boyunca gerek kendisi gerekse yakınları aracılığıyla karşılaştığı bir durumdur. Beyin hücrelerinin ihtiyacı olan su, şeker ve oksijen gibi maddelerin azalması sonucu ortaya çıkan geçici bilinç kaybı halidir. Basit senkop nedenlerini de tanımak önemli. Biyolojik hastalık durumlarına bağlı bayılma nedenleri vardır. Biyokimyasal ve endokrin bozukluklar, kan şekerinin aşırı yükselmesi sonucu oluşan hiperglisemi ve kan şekerinin aşırı düşmesiyle oluşan hipoglisemi de bilinç kaybına yol açabilir. Epilepsi gibi nörolojik hastalıklar da bayılmaya neden olabilir. Kalp ve organ yetersizlikleri, kalp ve damar hastalıkları, doğuştan gelen kalp kapağı sorunları da senkop nedenlerindendir. Psikiyatrik bozukluklar özellikle kadınlarda ve genç kızlarda görülür. Kişinin içinde bulunduğu psikolojik durumdan kurtulamaması bayılmalara yol açabilir" dedi. "Tetikleyen bazı faktörler var" Sıcak havalarda sıvı kaybına bağlı bayılma durumunun ortaya çıktığını belirten Yılmaz, "Basit bayılma nedenlerinden biri de ortostatik hipotansiyondur. Bu durumda kişi oturur ya da yatar pozisyondayken aniden ayağa kalktığında tansiyon düşüklüğü nedeniyle bulunduğu yere tutunamadan bayılır. Bir diğer bayılma türü ise vazomotor senkoptur. Beynin dolaşımı ve kalp işleyişini kontrol edemediği durumlarda ortaya çıkar. En bilinen örnekler kan görme, ani korku ya da aşırı heyecan yaşanmasıdır. Ortostatik hipotansiyonu tetikleyen bazı faktörler vardır. Aşırı yorgunluk, düzensiz uyku, açlık ve sıvı kaybı bu nedenler arasında yer alır. Özellikle yaz aylarında sıvı kaybının artması bu bayılma türünü daha sık hale getirir. Bacak kasları zayıf olan kişilerde bayılma daha kolay gerçekleşir. Uzun süre sporla uğraşan kişilerde kalp atım hızı ortalama 45-50 arasında seyreder. Bu kondisyon açısından iyi bir durumdur ancak bu kişiler oturdukları yerden aniden kalktıklarında kalp hızları aniden yükselemediği için bayılma yaşayabilirler" diye konuştu. "Bilinç kaybı meydana gelebilir" Sıcak havalarda bayılmanın iki temel nedeni olabileceğini ifade eden Yılmaz, "Sıcak havalarda bayılmanın iki temel nedeni olabilir. Biri biyolojik hastalıklara bağlı bayılmalar, diğeri ise basit bayılma halleridir. Güneş çarpması gibi durumlar doğrudan sinir sistemini etkileyebilir. Güneşin başa doğrudan etki etmesiyle bilinç kaybı meydana gelebilir. Bir diğer yaygın neden ise aşırı sıcaklara bağlı sıvı kaybıdır. Sıvı kaybı beyne giden kan akışını azaltır ve bu da bayılmaya yol açar. Bayılan bir kişiye ilk müdahale profesyonel destek gelene kadar yapılmalıdır. Kişinin solunumu ve nabzı kontrol edilmelidir. Rahat nefes alması sağlanmalı, baş hafifçe geriye doğru çekilmeli ve dilin arkaya kaçmaması için baş hafif yana çevrilerek sabitlenmelidir. Sıkı kıyafetler gevşetilmeli, örneğin kravat ya da başörtüsü gibi eşyalar çıkarılmalıdır. Ortam sakin olmalı ve kişinin vücut pozisyonu doğru ayarlanmalıdır. Ayılmayı kolaylaştırmak için ayaklar gövdenin üzerine yükseltilmelidir" şeklinde konuştu.
Akciğer sağlığı için erken tanı uyarısı: "Hayat kurtarıyor"
09 Temmuz 2025 Çarşamba - 12:34 Akciğer sağlığı için erken tanı uyarısı: "Hayat kurtarıyor" Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Aziz Uluışık, solunum yolu hastalıklarında erken tanının hayati öneme sahip olduğunu vurgulayarak, "Geçmeyen öksürük ya da nefes darlığı gibi belirtiler ihmal edilmemeli. Erken tanı yaşam kalitesini artırır, gereksiz tedavilerin önüne geçer" dedi. Liv Hospital Samsun Göğüs Hastalıkları Kliniği’nden Uzm. Dr. Aziz Uluışık, özellikle çevresel etkenler, hava kirliliği, sigara kullanımı ve alerjenlerin solunum sistemini ciddi şekilde tehdit ettiğini belirtti. Son yıllarda hem alerjik hem de kronik akciğer hastalıklarında artış yaşandığını ifade eden Uluışık, erken tanı ve koruyucu yaklaşımın halk sağlığı açısından büyük önem taşıdığını söyledi. "En sık karşılaşılan solunum yolu hastalıkları" Toplumda yaygın olarak görülen bazı akciğer hastalıklarını sıralayan Uluışık, şu hastalıklara dikkat çekti: "Astım ve KOAH (Kronik obstrüktif akciğer hastalığı), zatürre (pnömoni), alerjik rinit ve alerjik bronşit, tüberküloz, bronşektazi, akciğer kanseri, uyku apnesi." "İnatçı öksürük varsa gecikmeyin" Solunum yolu hastalıklarının genellikle benzer semptomlarla ortaya çıktığını söyleyen Uluışık, "Geçmeyen ya da tekrarlayan öksürük, eforla artan solunum sıkıntısı, gece uykudan uyandıran nefes darlığı, göğüs ağrısı ve sigara kullananlarda balgam artışı dikkat edilmesi gereken işaretlerdir. Bu tür belirtiler varsa gecikmeden bir göğüs hastalıkları uzmanına başvurmak gerekir" diye konuştu. "Tanı ne kadar erken, başarı o kadar yüksek" Bahar aylarında artan polenlerin alerjik hastalıkları tetiklediğini belirten Uluışık, "Alerjik rinit, astım ve kronik öksürük gibi sorunlar başka hastalıklarla karıştırılabiliyor. Bu yüzden şikâyetler uzarsa mutlaka alerji ve solunum fonksiyon testleri yapılmalı. Erken tanı tedavi başarısını artırır, organ hasarını önler, bulaşıcı hastalıkların yayılmasını engeller" ifadelerini kullandı. "Basit önlemler hayat kurtarabilir" Göğüs hastalıklarından korunmak için alınabilecek önlemleri de sıralayan Uluışık, şunları önerdi: Sigara içmeyin, içilen ortamlardan uzak durun. Tozlu, kirli ya da kimyasal içerikli ortamlarda mutlaka maske takın. Polen sezonunda açık havada uzun süre kalmaktan kaçının. Evde nemi azaltın, küf oluşumuna karşı önlem alın. Grip ve zatürre aşılarınızı ihmal etmeyin. Düzenli sağlık kontrollerinizi yaptırın." Solunum ve alerjik hastalıkların yalnızca fiziksel değil, psikolojik olarak da hayatı etkilediğine dikkat çeken Uluışık, bilinçli ve düzenli takip ile bu hastalıkların büyük ölçüde kontrol altına alınabileceğini vurguladı.
Yaz geldi, bayılmalar arttı
09 Temmuz 2025 Çarşamba - 12:34 Yaz geldi, bayılmalar arttı Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Osman Yılmaz, hava sıcaklığının artmasıyla bayılma vakalarında artış olduğunu, her bayılmanın ciddi bir hastalık belirtisi olmadığını belirtip bayılma türlerini açıkladı. Artar sıcaklarla birlikte bayılma vakalarında da artış gözlendi. Nem oranının yükselmesi ve vücuttaki sıvı kaybının artması, uzun süre güneş altında kalmak, yetersiz beslenme ve uyku düzeni bayılma riskini arttırıyor. Medicana Sivas Hastanesinde görevli Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Prof. Dr. Osman Yılmaz, her baygınlığın ciddi bir hastalığın göstergesi olmadığını ifade edip bayılma türleri hakkında bilgiler verdi. "Bayılma nedenlerini bilmek gerekiyor" Osman Yılmaz, bayılmanın insan hayatı boyunca karşılaşılan bir durum olduğunu söyleyerek, "Senkop yani bayılma, bir insanın hayatı boyunca gerek kendisi gerekse yakınları aracılığıyla karşılaştığı bir durumdur. Beyin hücrelerinin ihtiyacı olan su, şeker ve oksijen gibi maddelerin azalması sonucu ortaya çıkan geçici bilinç kaybı halidir. Basit senkop nedenlerini de tanımak önemli. Biyolojik hastalık durumlarına bağlı bayılma nedenleri vardır. Biyokimyasal ve endokrin bozukluklar, kan şekerinin aşırı yükselmesi sonucu oluşan hiperglisemi ve kan şekerinin aşırı düşmesiyle oluşan hipoglisemi de bilinç kaybına yol açabilir. Epilepsi gibi nörolojik hastalıklar da bayılmaya neden olabilir. Kalp ve organ yetersizlikleri, kalp ve damar hastalıkları, doğuştan gelen kalp kapağı sorunları da senkop nedenlerindendir. Psikiyatrik bozukluklar özellikle kadınlarda ve genç kızlarda görülür. Kişinin içinde bulunduğu psikolojik durumdan kurtulamaması bayılmalara yol açabilir" dedi. "Tetikleyen bazı faktörler var" Sıcak havalarda sıvı kaybına bağlı bayılma durumunun ortaya çıktığını belirten Yılmaz, "Basit bayılma nedenlerinden biri de ortostatik hipotansiyondur. Bu durumda kişi oturur ya da yatar pozisyondayken aniden ayağa kalktığında tansiyon düşüklüğü nedeniyle bulunduğu yere tutunamadan bayılır. Bir diğer bayılma türü ise vazomotor senkoptur. Beynin dolaşımı ve kalp işleyişini kontrol edemediği durumlarda ortaya çıkar. En bilinen örnekler kan görme, ani korku ya da aşırı heyecan yaşanmasıdır. Ortostatik hipotansiyonu tetikleyen bazı faktörler vardır. Aşırı yorgunluk, düzensiz uyku, açlık ve sıvı kaybı bu nedenler arasında yer alır. Özellikle yaz aylarında sıvı kaybının artması bu bayılma türünü daha sık hale getirir. Bacak kasları zayıf olan kişilerde bayılma daha kolay gerçekleşir. Uzun süre sporla uğraşan kişilerde kalp atım hızı ortalama 45-50 arasında seyreder. Bu kondisyon açısından iyi bir durumdur ancak bu kişiler oturdukları yerden aniden kalktıklarında kalp hızları aniden yükselemediği için bayılma yaşayabilirler" diye konuştu. "Bilinç kaybı meydana gelebilir" Sıcak havalarda bayılmanın iki temel nedeni olabileceğini ifade eden Yılmaz, "Sıcak havalarda bayılmanın iki temel nedeni olabilir. Biri biyolojik hastalıklara bağlı bayılmalar, diğeri ise basit bayılma halleridir. Güneş çarpması gibi durumlar doğrudan sinir sistemini etkileyebilir. Güneşin başa doğrudan etki etmesiyle bilinç kaybı meydana gelebilir. Bir diğer yaygın neden ise aşırı sıcaklara bağlı sıvı kaybıdır. Sıvı kaybı beyne giden kan akışını azaltır ve bu da bayılmaya yol açar. Bayılan bir kişiye ilk müdahale profesyonel destek gelene kadar yapılmalıdır. Kişinin solunumu ve nabzı kontrol edilmelidir. Rahat nefes alması sağlanmalı, baş hafifçe geriye doğru çekilmeli ve dilin arkaya kaçmaması için baş hafif yana çevrilerek sabitlenmelidir. Sıkı kıyafetler gevşetilmeli, örneğin kravat ya da başörtüsü gibi eşyalar çıkarılmalıdır. Ortam sakin olmalı ve kişinin vücut pozisyonu doğru ayarlanmalıdır. Ayılmayı kolaylaştırmak için ayaklar gövdenin üzerine yükseltilmelidir" şeklinde konuştu.
Osmaniye’de ilk kez kapalı ameliyatla böbrek tümörü başarıyla alındı
09 Temmuz 2025 Çarşamba - 12:12 Osmaniye’de ilk kez kapalı ameliyatla böbrek tümörü başarıyla alındı Osmaniye Devlet Hastanesinde ilk kez gerçekleştirilen kapalı cerrahi operasyonuyla 65 yaşındaki böbrek hastası sağlığına kavuştu. Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde yaşayan 65 yaşındaki Fatma Karaköse sol böbreğinde ağrı şikayetiyle Osmaniye Devlet Hastanesi’ne başvurdu. Papılan tetkiklerde sol böbreğin orta kısmında yaklaşık 3 santimetrelik tümör tespit edildi. Karaköse’ye böbreğin sağlam dokusunu koruyup sadece kitlenin alınacağı ve bu işlemin "laparoskopik parsiyel nefrektomi" kapalı cerrahi yöntemiyle yapılacağı anlatıldı. Ameliyatı kabul eden Karaköse, Osmaniye Devlet Hastanesi Üroloji Kliniği’nden Dr. Sinan Karazindiyanoğlu liderliğindeki cerrahi ekibin gerçekleştirdiği başarılı operasyonla sağlığına kavuştu. Osmaniye Devlet Hastane ’sinde ilk kez yapılan ve başarılı geçen ameliyat böbrek tümörlerinin tedavisinde minimal invaziv bir yöntem sunarak hastaların iyileşme sürecini hızlandırıyor, tümörlü böbreğinin tamamının alınmasını önlüyor ve konforlu bir tedavi süreci sağlıyor. Türkiye’de belirli merkezlerde yapılabilen bir ameliyatın ilk kez Osmaniye Devlet Hastanesi’nde yapıldığını belirten Dr. Sinan Karazindiyanoğlu, "65 yaşında Fatma Karaköse isimli hastamız, sol yan ağrısı şikayetiyle Kadirli Devlet Hastanesi’ne başvuruyor. Kadirli Devlet Hastanesi’nde yapılan tetkiklerin de sol böbreğinde, böbreğin orta kısmında yaklaşık 3 cm boyutunda bir kitle tespit edilmesi üzerine tarafımıza sevkle başvurdu. Biz yaptığımız inceleme ve tetkikler neticesinde laparoskopik parsiyel nefrektomi ameliyatı hastaya uygulamaya karar verdik. Deneyimli cerrahi ve servis ekibimizle bu ameliyatı gerçekleştirdik. Bu ameliyat kapalı yöntemle yani deliklerden girerek, böbek dokusunu koruyarak yani böbreğin tamamını almadan sadece tümöral kitle kısmını kapalı yöntemle çıkarıp hastamızı minimal invaziv bir şekilde bu ameliyatı gerçekleştirmeyi içerir. Ameliyatımız başarılı geçti. Hastamızın bu ameliyatın avantajlarından biri postop. Post operatif dönemde daha az ağrısının olması, daha az kanamanın olması ve daha çabuk hastaneden taburcu edilmeye imkan sağlamasıdır. Laparoskopik parsiyel nefrektomi ameliyatı daha önce sadece Türkiye’de belirli merkezlerde yapılabilen bir ameliyattı. Bundan sonra Osmanlı Devlet Hastanemizde de bu ameliyatın yapılacağını halkımıza duyuruyoruz. Endikasyon dahilinde tarz vakaları çevre illerden de sevkle bekliyoruz. Bu konuda gerekli deneyim ve gerekli ekipmana sahip olduğumuzu belirtmek isterim" dedi.
Osmaniye’de ilk kez kapalı ameliyatla böbrek tümörü başarıyla alındı
09 Temmuz 2025 Çarşamba - 12:10 Osmaniye’de ilk kez kapalı ameliyatla böbrek tümörü başarıyla alındı Osmaniye’de ilk kez böbreğinde 3 cm tümör tespit edilen 65 yaşındaki hasta, gerçekleştirilen "Laparoskopik Parsiyel Nefrektomi" kapalı cerrahi operasyonlarla böbrek fonksiyonları korunarak sağlığına kavuştu. Osmaniye’nin Kadirli ilçesinde yaşayan 65 yaşındaki Fatma Karaköse’nin sol böbreğinde 3 santimetrelik tümör tespit edildi. Fatma Karaköse’ye böbreğin sağlam dokusunu koruyup sadece kitlenin alınacağı ve bu işlemin kapalı laparoskopik yöntemle uygulanacağı anlatıldı. Ameliyatı kabul eden Karaköse’ye Osmaniye Devlet Hastanesi Üroloji Kliniği’nden Dr. Sinan Karazindiyanoğlu liderliğindeki cerrahi ekip tarafından gerçekleştirilen operasyon, başarılı bir şekilde tamamlandı. Osmaniye Devlet Hastane ’sinde ilk kez yapılan ve başarılı geçen ameliyat böbrek tümörlerinin tedavisinde minimal invaziv bir yöntem sunarak hastaların iyileşme sürecini hızlandırıyor, tümörlü böbreğinin tamamının alınmasını önlüyor ve konforlu bir tedavi süreci sağlıyor. Türkiye’de belirli merkezlerde yapılabilen bir ameliyatın ilk kez Osmaniye Devlet Hastanesi’nde yapıldığını belirten Dr. Sinan Karazindiyanoğlu, "Hastamız 65 yaşında Fatma Karaköse isimli hastamız, sol yan ağrısı şikayetiyle Kadirli Devlet Hastanesi’ne başvuruyor. Kadirli Devlet Hastanesi’nde yapılan tetkiklerin de sol böbreğinde, böbreğin orta kısmında yaklaşık 3 cm boyutunda bir kitle tespit edilmesi üzerine tarafımıza sevkle başvurdu. Biz yaptığımız inceleme ve tetkikler neticesinde Laparoskopik Parsiyel Nefrektomi ameliyatı hastaya uygulamaya karar verdik. Deneyimli cerrahi ve servis ekibimizle bu ameliyatı gerçekleştirdik. Bu ameliyat kapalı yöntemle yani deliklerden girerek, böbek dokusunu koruyarak yani böbreğin tamamını almadan sadece tümöral kitle kısmını kapalı yöntemle çıkarıp hastamızı minimal invaziv bir şekilde bu ameliyatı gerçekleştirmeyi içerir. Ameliyatımız başarılı geçti. Hastamızın bu ameliyatın avantajlarından biri postop. Post operatif dönemde daha az ağrısının olması, daha az kanamanın olması ve daha çabuk hastaneden taburcu edilmeye imkan sağlamasıdır. Laparoskopik Parsiyel Nefrektomi ameliyatı daha önce sadece Türkiye’de belirli merkezlerde yapılabilen bir ameliyattı. Bundan sonra Osmanlı Devlet Hastanemizde de bu ameliyatın yapılacağını halkımıza duyuruyoruz. Endikasyon dahilinde tarz vakaları çevre illerden de sevkle bekliyoruz. Bu konuda gerekli deneyim ve gerekli ekipmana sahip olduğumuzu belirtmek isterim." Dedi.
"Araçta bırakılan çocuklar dakikalar içinde hayati tehlikeyle karşı karşıya"
09 Temmuz 2025 Çarşamba - 11:51 "Araçta bırakılan çocuklar dakikalar içinde hayati tehlikeyle karşı karşıya" "Yaz mevsiminde artan sıcaklıklar çocuklarda sıvı kaybı, güneş yanığı ve sıcak çarpması gibi sağlık risklerini beraberinde getirebiliyor. Ancak basit önlemlerle çocuklar yazı sağlıklı geçirebiliyor" diyen Uzm. Dr. Belgin Özbek, yaz aylarında çocuk sağlığını korumak için alınması gereken önlemlere dikkat çekti. "Araçta bırakılan çocuklar dakikalar içinde hayati tehlikeyle karşı karşıya" dedi. Yüksek sıcaklıklar, çocuklarda sağlık sorunlarına yol açabiliyor. "Güneşin dik geldiği saatlerde dışarıda bulunmak, yeterli sıvı alınmaması, mevsim şartlarına uygun olmayan giysiler veya korunmasız güneşe maruz kalma gibi faktörler özellikle çocukları sıcak havalarda savunmasız hale getirebiliyor" diyen Medicana Kadıköy Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Belgin Özbek, yaz aylarında çocuk sağlığının korunmasına yönelik ailelerin dikkat etmesi gereken temel konulara değindi. "Çocuklar yetişkinlere göre çok daha hızlı şekilde su kaybeder" Uzm. Dr. Belgin Özbek, yaz sıcaklarında çocukların daha kolay sıvı kaybına uğradığını belirterek şöyle konuştu: "Sıcak havalarda çocuklar yetişkinlere göre çok daha hızlı şekilde su kaybeder ve bu da halsizlik, baş ağrısı, bayılma gibi sorunlara neden olabilir. Bu dönemde çocukların sık sık su içmeleri sağlanmalı, doğrudan güneş ışınlarına maruz kalmamaları için gölgede zaman geçirmelerine özen gösterilmelidir." Sıvı kaybına karşı önlem alınmalı Uzm. Dr. Belgin Özbek, yaz sıcaklarında çocuklarda terlemeyle artan sıvı kaybının ciddi sonuçlara yol açabileceğini ifade ederek "Günlük su tüketimi yaşa ve kiloya göre düzenlenmeli. Sade suyun dışında doğal meyve suları, süt gibi sıvılar da tercih edilebilir ancak şekerli ve gazlı içeceklerden uzak durulmalıdır" dedi. Güneş koruyucu önlemler ihmal edilmemeli Güneşe maruz kalmanın çocuklarda cilt yanıklarına neden olabileceğini belirten Uzm. Dr. Belgin Özbek, geniş kenarlı şapka, güneş gözlüğü ve çocuklara uygun güneş koruyucu kremlerin kullanımının önem taşıdığını söyledi. Güneş ışınlarının en dik geldiği saatlerde (11.00-16.00 saatlerinde) çocukların dışarıya çıkarılmaması gerektiğini ifade eden Uzm. Dr. Belgin Özbek, açık renkli ve ince giysilerin tercih edilmesinin çocuğun vücut ısısını dengelemek açısından faydalı olduğunu kaydetti. Oyun saatlerine dikkat edilmeli Dış mekân aktiviteleri için en uygun zamanın sabah erken saatler ya da akşam serinliği olduğunu hatırlatan Uzm. Dr. Belgin Özbek, çocukların özellikle öğle saatlerinde dışarıda oynatılmaması gerektiğini kaydetti ve ekledi: "Bu saatlerde dış ortam sıcaklığı çok yüksektir ve çocuklarda sıcak çarpması riski artar. Bu nedenle oyun saatleri iyi planlanmalı, gölgeli ve serin alanlar tercih edilmelidir." Araçta yalnız bırakmak hayati risk taşıyor Uzm. Dr. Belgin Özbek, yaz aylarında en ciddi risklerden birinin çocukların araç içinde bırakılması olduğunu hatırlatarak "Park edilmiş araçların içindeki sıcaklık, dakikalar içinde tehlikeli seviyelere ulaşabilir. Hiçbir durumda çocuklar araçta yalnız bırakılmamalıdır. Bu durum sıcak çarpması ve hatta hayati tehlike doğurabilir" uyarısında bulundu. Hafif ve serinletici besinler tercih edilmeli Ağır, yağlı ve sindirimi zor yemeklerin yerine yaz aylarında çocuklar için sebze ağırlıklı, hafif protein içeren ve bol meyve içeren beslenme önerisinde bulunan Uzm. Dr. Belgin Özbek diğer uyarılarını şöyle sıraladı: "Özellikle karpuz, kavun, salatalık gibi su oranı yüksek gıdaların tercih edilmesi hem sıvı ihtiyacını karşılar hem de serinletici etki sağlar. Beslenme dışında çocuklar gün içinde sıkça serin suyla duş almalı. Bu hem vücut ısısını dengeler hem de ferahlama sağlar. Bunun yanında sıcak çarpması, güneş yanığı veya sıvı kaybına bağlı bayılma gibi durumlara karşı aile bireylerinin temel ilk yardım bilgisine sahip olması da önemlidir. Bu tür durumlarda zaman kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması büyük önem taşır."
Akhisar Devlet Hastanesinde bir ilk başarıldı
09 Temmuz 2025 Çarşamba - 11:49 Akhisar Devlet Hastanesinde bir ilk başarıldı Akhisar Mustafa Kirazoğlu Devlet Hastanesi, kalın bağırsak kanserinde kapalı cerrahi yöntemini başarıyla uygulayarak ilçede bir ilke imza attı. Akhisar Mustafa Kirazoğlu Devlet Hastanesi kalın bağırsak kanserinde bir ilki başardı. Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ender Bademkıran ve ekibi tarafından gerçekleştirilen ameliyatla, kolonoskopi sonrası rektosigmoid bileşkede kötü huylu tümör tespit edilen 63 yaşındaki kadın hasta, yalnızca 4 küçük kesi ile kapalı yöntemle ameliyat edildi. Hasta, ameliyatın ardından beşinci günde sağlıklı şekilde taburcu edildi. Dünya genelinde son 15 yıldır yaygın olarak uygulanan laparoskopik cerrahinin artık Akhisar’da da uygulanabiliyor olması, farklı illere tedaviye giden ilçedeki vatandaşlar için büyük bir kazanım oldu. Op. Dr. Ender Bademkıran; hastanede mevcut cerrahi ekip olan Op. Dr. Halil İbrahim Çabuk, Op. Dr. Tolga Güçoğlu ve Op. Dr. Ekin Ulusoy ile birlikte; fıtık, safra kesesi ve apandisit ameliyatlarının rutin olarak kapalı yöntemle yapıldığını belirtti. Ayrıca yakın zamanda mide fıtığı ve reflü cerrahilerinin de bu yöntemle gerçekleştirilmesinin planlandığını ifade etti. "Sağlıkta ilkleri başarmaya devam edeceğiz" Hastane Başhekimi Uzm. Dr. Hamza Bambal yaptığı açıklamada, "Bu tür nitelikli ameliyatların ilçemizde yapılabiliyor olması bizim için büyük bir onur. Akhisar Mustafa Kirazoğlu Devlet Hastanesi olarak bugüne kadar vatandaşlarımıza kaliteli sağlık hizmeti sunma gayretinde olduk ve bu anlayışla yolumuza devam ediyoruz. Değerli hekimlerimiz ve deneyimli sağlık ekibimizle birlikte, sağlık hizmetlerimizi Avrupa standartlarında sunmaya ve Akhisar’da ilkleri gerçekleştirmeye devam edeceğiz. Tüm vatandaşlarımıza sağlıklı günler diliyorum" dedi.
Akrep zehrinden umut doğdu
09 Temmuz 2025 Çarşamba - 11:15 Akrep zehrinden umut doğdu Dr. İlker Mamur’un öncülüğünde geliştirilen akrep zehri temelli özel gıda takviyesi, kanser tedavi sürecinde bağışıklığı destekleyerek hastaların yaşam kalitesini artırıyor. Klinik ortamda uygulanan bu doğal takviye, 4,5 yıl süren bilimsel gözlem ve deneyim sonucu hayata geçirildi. Türkiye’de, 4,5 yılı aşkın süredir süren bilimsel gözlem, hasta deneyimi ve içerik geliştirme süreçleri sonucunda akrep zehri temelli özel bir gıda takviyesi formülü geliştirildi. Ankara’da bulunan Dr. İlker Mamur liderliğinde yürütülen bu çalışmalar, Küba’daki uygulamalara benzerlik gösterse de, ciddi yan etkiler oluşturmadan çok daha etkili sonuçlar vadediyor. Akrep zehrindeki peptitlerin gücü Formülün temelini, akrep zehrinde doğal olarak bulunan bazı protein ve peptitlerin bağışıklık sistemiyle etkileşimi oluşturuyor. Bu bileşenler, klinik değerlendirmelerde iltihabi yanıtı azaltma, bağışıklığı destekleme ve hücre yenilenmesini tetikleme gibi etkilerle dikkat çekti. Klinik uygulamalarında bu özel takviyenin, kanser hastalarında tedavi sürecine destek olarak, halsizlik ve yorgunluğun hafiflemesi, bağışıklık sisteminin korunmasına katkı, kemoterapiye bağlı yan etkilerin azalması ile ağrı, iştah kaybı ve uyku bozukluklarında iyileşme sağladığı belirtiliyor. Dr. Mamur, "Bu destekleyici uygulama, hastaların yaşam kalitesini artırmada önemli bir rol oynuyor. Ancak her bireyin ihtiyacı farklı olduğundan uygulama yalnızca hekim kontrolünde ve kişiye özel planlamayla yapılmaktadır." dedi. Satışı yok, yalnızca klinik uygulama Bu özel formül, şeker, kolajen ve ardıç katranı gibi doğal içeriklerle desteklenerek kontrollü dozlarda uygulanıyor. Ürün sadece ilgili klinikte kullanılıyor, satışı veya evde kullanımı bulunmuyor. Laboratuvar çalışmaları halen devam ederken, temel hedefin insan sağlığına saygılı, yan etkisiz ve bilimsel temellere dayalı bir destek mekanizması kurmak olduğu belirtiliyor. Dr. Mamur, "Doğal olanla bilimin dengesini koruyarak ilerlemek istiyoruz." diyerek bu alandaki kararlılıklarını vurguladı.
Boğulma vakalarına karşı uzmanından uyarılar
09 Temmuz 2025 Çarşamba - 11:01 Boğulma vakalarına karşı uzmanından uyarılar Yaz aylarının gelmesi ile birlikte her yıl onlarca kişi boğularak hayatını kaybediyor. Of Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Şaban Uysal içinde bulunduğumuz yaz döneminde boğulma vakalarına dikkat çekerek açıklamalarda bulundu. Of Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Şaban Uysal yaz aylarında yaşanan boğulma vakalarıyla ilgili yaptığı açıklamada, "Suda boğulmaların büyük çoğunluğu kaza sonucu gerçekleşmekte olup ölümlerin büyük bir kısmı da 20 yaş altında ve özellikle 1-4 yaş aralığı ile 15-19 yaş aralığında olmaktadır. Suda boğulmaların en sık sebepleri; Yüzme bilmeyenlerde, derinliği ve zemin yapısını bilmedikleri alanda serinlemek istediğinde olur. Yüzme bilenlerde ise, akıntı, dibi balçık yapılı zemin, çarpma, kramp, suda riskli hareketler, baygınlık, epilepsi, kalp hastalıkları ve su sporları kazaları gibi sebepler ile olmaktadır. Boğulmalar tatlı su ya da tuzlu suda olabilmektedir" dedi. Boğulma tip olarak ikiye ayrılır Boğulmanın tip olarak kuru boğulma ve su yutarak boğulma olarak ikiye ayrıldığını belirten Uysal, "Kuru boğulma, suda boğulmaların yüzde 20’sini oluşturur. Çok az su yutulduğu halde boğazda spazm olur ve akciğerlere hava girişi olmaz. Su yutarak boğulma ise boğulmaların yüzde 80’ini oluşturur. Çok su yutulup yutulan suyun miktarı kadar tatlı su veya tuzlu su olması, içeriğinde mikrop veya yosun olup olmaması da önemlidir. Tatlı su boğulmalarında, akciğere gelen kan tamamen temizlenmeden tekrar dolaşıma katılır. Damarlar tarafından kan fazla çekilip dolaşıma geçer. Kalp yetmezliği gelişir. Hayati tehlikesi tuzlu suya göre daha erken olur. Tuzlu su boğulmalarında ise yutulan sudaki yoğunluk fazla olduğu için kan, damarlardan akciğere fazla sızar. Bu durum uzun sürebilir. Her iki durumda da vücut oksijensiz kalır. Karbondioksit kanda yükselir. Organ yetmezliği ve kalp durması olur. Tuzlu su ile boğulma olayını atlatanların 48 saat gözlem altında bulundurulması gerekmektedir" diye konuştu. İlk yapılması gerekenler Boğulma anında ilk yapılması gerekenleri de vurgulayan Uysal, "Suda boğulmakta olan bir kişiye ilk yapılması gereken, can yeleği, can simidi gibi batmaz bir cisim ya da yüzme aracı verilmelidir. Bunlar da yoksa uzun sopa, kayık küreği ve ip gibi araçlar ile de yardım edilebilir. Yüzerek can kurtarma yöntemlerini bilmeyenlerin suya atlayarak kazazedeyi kurtarmaya çalışmaları yanlış bir durum olup çoğu kez kurtarıcının da hayati tehlikesine neden olmaktadır. Su yutmuş kişi sudan çıkarılır çıkarılmaz; Ağzındaki takma diş, yabancı cisimler hemen çıkarılmalıdır. Boyun kısmında omurga yaralanması olabileceği unutulmamalıdır. Başı iyice arkaya yatırılıp ensesinin altına destek amaçlı katlanmış elbiseler konabilir. Alt çenesi iki elle kavranıp aşağı ve geriye çekilir. Suni solunum ve kalp masajına en kısa zamanda başlanmalıdır. Bu işlemler bu konuda bilgi ve tecrübesi olan kişiler tarafından yapılmalıdır. Mümkünse bu işlemler iki kişi tarafından yapılmalı ve en az bir saat sürmelidir. Yeterli kan dolaşımı hızlıca sağlanmalıdır. Uygun koşullar sağlanınca da kazazede hastaneye nakledilmelidir. Vücut ısısı düşük olan boğulma tehlikesi atlatanları battaniyeye sarıp ısıtmak diğer önemli bir durumdur" ifadelerini kullandı. Doğru bilinen yanlışlara da dikkat çeken Of Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Şaban Uysal, "Akciğere dolan suyu; kazazedeyi baş aşağı pozisyona getirerek çıkarmaya çalışmak zaman kaybı olup, özellikle mideye kaçan suyun boşalmasını sağlamaktan başka bir işe yaramamaktadır. Ayrıca bu yapay solunum ve kalp masajı ile hayata döndürülebilecek vakalarda da gecikmeye neden olmaktadır. Boğulma riski atlatanlar hemen eve gitmemeli, en az 24-48 saat hastanede gözlem altında tutulmalıdır. Özellikle çocukların mutlaka yüzmeyi bilen kişiler ve ebeveynlerin kontrolünde yüzmesi, her ne kadar yüzmeyi çok iyi bilsek de boğulma riskinin her zaman olduğunu düşünerek çok dikkatli olunmalı" dedi.
İHA’ya verdiği röportaj sonrası minik Zeynep’e ilk yardım elini Doç. Dr. Akdağ uzattı
09 Temmuz 2025 Çarşamba - 10:22 İHA’ya verdiği röportaj sonrası minik Zeynep’e ilk yardım elini Doç. Dr. Akdağ uzattı Eskişehir’de doğuştan iki kulağının kepçesi olmayan, ancak takılan cihazla çok az duyabilen minik Zeynep’e ilk yardım elini Konya Selçuk Üniversitesi (SÜ) Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Osman Akdağ uzattı. Anne Nurten Demir, maliyeti 750 bin TL olan kulak kepçesinin birini Doç. Dr Akdağ’ın karşılama sözünü verdiğini, kulağın kanal yolu için de İstanbul’daki bir merkezle görüşüp kayda değer bir indirim aldıklarını anlatarak seslerini duyurdukları için İhlas Haber Ajansı’na teşekkür etti. Odunpazarı ilçesi Erenköy Mahallesinde yaşayan ve doğuştan kulak kepçeleri olmayan 7 yaşındaki Zeynep Demir’in annesi Nurten Demir, Erenköy Mahalle Muhtarı Sıdıkanur Karabulut aracılığıyla İhlas Haber Ajansı muhabirine ulaşmış, verdiği röportajda kızının tek kulağının tedavisi için en az 1 milyon 200 bin lira gerektiğini belirtmişti. Maddi durumlarının kötü olduğunu söyleyen anne Demir İHA’ya verdiği röportaj sonrası, bir televizyon programına katılmış, aileye ulaşan ve Türkiye’de bu ameliyatı yapabilen sayılı doktorlardan SÜ Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Osman Akdağ, minik Zeynep’i muayene etmek için kliniğine davet ederken, ameliyatı konusunda yardımcı olabileceğini belirtmişti. Bir kulak kepçesi doktordan diğer kulak aileden Konya’ya gidip Doç. Dr. Osman Akdağ ile görüşen Nurten Demir ve kızı Zeynep, tek kulağın masrafları olan 750 bin TL’nin doktor tarafından karşılanacağı sözünü aldı. Aile diğer kulağın masraflarını karşılayacak. Öte yandan İstanbul’daki bir merkezde de kulağının kanal yolu açılacağı konusunda söz alan anne Demir, yapılan görüşmelerde de kayda değer bir indirim aldı. Yapılan haberler sonrasında kızının tedavisi için ülkenin 4 bir yanından yardım, telefon alan ve son olarak tedavisi için gerekli yerlerden indirim sözleri alan anne Nurten Demir İhlas Haber Ajansı’na seslerini duyurdukları için teşekkür ediyor. "Zeynep’in kulağı açılabilir artık büyümüş’ dediler" Kulağı yapılacağı için oldukça heyecanlı olan 7 yaşındaki Zeynep Demir, "Annemi çok seviyorum, çok mutluyum kulağım açılacağı için. Vapura bindik sonra doktora gittik, babaanneme gittik, Hilal ablama gittim. ‘Zeynep’in kulağı açılabilir artık büyümüş’ dedi" ifadeleri ile heyecanını paylaştı. "1 milyon 500 TL harcayacağımıza 750 bin harcayacağız" Konuyla alakalı konuşan Zeynep Demir annesi Nurten Demir, "Sizlerin sayesinde Konya’ya gittik Osman hocayla görüştük. Sağ olsun Osman hocamız da çok güzel ilgilendi bizimle tek kulağının sözünü verdi. Ameliyat çok maliyetli zaten, hocamız ‘Benim sizin için yapabileceğim bu, tek kulağı bende olacak tek kulağını siz kendiniz yaptırırsınız’ dedi. Çünkü hastane masrafları da var, ben ameliyatın sözünü size veriyorum dedi. Şu an fiyat 750 bin diye biliyorum, benim sorduğum zaman öyleydi şu anki fiyatı bilmiyorum. 1 milyon 500 TL harcayacağımıza 750 bin harcayacağız, sadece kepçesi için. İstanbul’a gittik kanal yolu için orada Serkan hocamız var onla görüştük" dedi. "Tek kulağı için başta 750 bin dediler" Kulağın kanal yolu açılması için İstanbul’daki bir merkezden indirim sözü aldığını belirten anne Demir, "Daha önceden de görüşmüştük zaten uygun bulmuştu kanal yolu açılımına. Çünkü Zeynep cihazsız da yüksek sesleri duyabiliyor. Benim çabam o yüzden zaten öyle bir şansı var, biz de o yolları deniyoruz. Doktorumuzun da gayet başarılı olduğunu biliyorum. Tekrar randevu aldık gittik, sağ kulağı daha uygun olduğu için ameliyat gününü Ağustos’un 5’ine aldık. Zeynep çünkü bir kere ameliyat olmayacak dört kere ameliyat olacak toplamda belki daha fazla sürecek. Şimdi kanal yolu olacak, bir sene sonra diğer kanal yolunu olacak ondan sonra tekrar Osman hocayla yollarımız devam edecek. Orda da kaburgadan kıkırdak alınacak. Bizim için oradaki 1 lira bile çok önemli olduğu için dedik in çık Zeynep hiç önemli değil kızım biz senin için bu yoldayız. Çıktık oradan ‘Anne kulağınla duymak nasıl bir duygu’ dedi. ‘Kızım biz buradan çıkacağız bir ay sonra Allah’ın izniyle o duyguyu alacaksın.’ Çünkü ben bir ay sonra Zeynep’in tek kulağıyla da belli bir seviyede duyabileceğine inanıyorum. ‘Ben heyecanlıyım anne de sen neden bu kadar heyecanlısın kulağı açılacak olan benim’ diyor. ‘Ben senin için çabalıyorum onun için heyecanlıyım bu kadar’ dedim. Oradan çıktıktan sonra İstanbul’u fethettik. Suyu çok seviyor, ameliyattan sonra bir sene suya girmesi yasak olacak. O yüzden biraz daha yaz dönemi geçsin diye Ağustos’un 5’ine aldık. Hoca da ‘Bir ayda iyileşme sürecini tamamlar okuluna gidebilir sıkıntı olmaz’ dedi" ifadelerini kullandı. "Sesimizi duyurduk sayenizde güzel şeyler oluyor" Son olarak herkese teşekkür eden Nurten Demir şöyle konuştu: "Herkese çok teşekkür ediyorum. Bizim destekçimiz çok maddi olarak, manevi olarak o kadar çok insan bizim arkamızda ki Zeynep’in arkasında ama biz yine de çok yetersiz kalıyoruz. İnanın destek olmak isteyen insanlar küçümsemesin bizlere yapacağı şeyleri, biz bu yolda onlar sayesinde belli bir yerlere gelebildik yoksa bizim için o hastane hayal gibi bir şeydi. Gerçekten fazla lüks bir yer ama doktorumuz çok başarılı onun için de yapacak bir şeyimiz yok. Çok teşekkür ediyorum Sıdıka hanıma, Osman abiye, sizi buraya getirmeye vesile olanlara, hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Sesimizi duyurduk sayenizde güzel şeyler oluyor."