SAĞLIK
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:26 Uzmandan hantavirüs uyarısı: "Küresel salgın riski düşük ancak korunma önlemleri önemli" Hantavirüslerin kanamalı ateş grubunda yer alan ve çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşan enfeksiyon hastalıkları olduğuna dikkat çeken Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, "Virüs genellikle kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salgılarıyla temas sonucu bulaşmaktadır. Özellikle açık ve sulak alanlarda dikkatli olunmalı, hijyen kurallarına uyulmalı ve riskli ortamlarda gerekli korunma önlemleri alınmalıdır" dedi. Son günlerde bir gemide görülen vakalarla yeniden gündeme gelen hantavirüs enfeksiyonlarına ilişkin uzmanlar uyarılarda bulundu. Kemirgenler aracılığıyla bulaşan hastalığın özellikle riskli meslek gruplarında daha sık görülebildiği söyleyerek, korunma önlemlerinin önemine dikkat çekildi. VM Medical Park Samsun Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, hantavirüslerin kanamalı ateş grubunda yer alan ve çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşan enfeksiyon hastalıkları olduğunu belirterek, "Virüs genellikle kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salgılarıyla temas sonucu bulaşmaktadır. Bu nedenle tarım çalışanları, doğada aktif görev yapan kişiler ve veterinerler gibi risk gruplarında hastalık daha sık görülebilmektedir" diye konuştu. "İki farklı klinik tabloya yol açabiliyor" Hantavirüs enfeksiyonlarının iki ana klinik formunun bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Akciğer tutulumu ile seyreden tipi daha çok Amerika kıtasında görülürken, böbrek yetmezliği bulgularıyla seyreden formu ülkemizde özellikle Karadeniz Bölgesi’nde karşımıza çıkmaktadır" şeklinde konuştu. "İnsandan insana bulaş genellikle görülmüyor" Hastalığın ateş, halsizlik, yorgunluk ve bazı vakalarda kanama gibi belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirten Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Türkiye’de ilk vakalar 2000’li yıllarda Zonguldak ve Giresun’da bildirilmiştir. Aynı dönemde Samsun’da da takip ettiğimiz vakalar bulunmaktaydı. Son dönemde gündeme gelen salgında rol oynayan Andes alt tipinin nadir de olsa insandan insana bulaşabileceği bilinmektedir. Tedavi süreci genellikle destekleyici yaklaşımlarla yürütülmektedir" ifadelerini kullandı. "Korunma önlemleri önem taşıyor" Hantavirüsten korunmak için kemirgenlerle temastan kaçınılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Özellikle açık ve sulak alanlarda dikkatli olunmalı, hijyen kurallarına uyulmalı ve riskli ortamlarda gerekli korunma önlemleri alınmalıdır" açıklamasında bulundu. "COVID-19 benzeri pandemi beklenmiyor" Hastalığın bulaşma yolları nedeniyle COVID-19 benzeri küresel bir salgın riskinin beklenmediğini dile getiren Prof. Dr. Leblebicioğlu şunları söyledi: "Mevcut bilgiler ışığında hantavirüsün dünya çapında bir pandemiye yol açması beklenmemektedir."
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:25 Profesörden ’Hantavirüs’ uyarısı: "Kapalı alanlar risk taşıyor" Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, son günlerde gündeme gelen hantavirüs vakalarına ilişkin uyarılarda bulundu. Virüsün genellikle kemirgenlerden bulaştığını belirten Geyik, özellikle uzun süre kapalı kalan depo, gemi ve ambar gibi alanlarda dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Büyük Anadolu Kocaeli Darıca Hastanesi’nde Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, gündemde olan hantavirüs ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Bir turistik seyahat gemisinde görülen hantavirüs enfeksiyonu toplumda endişe oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Hantavirüsler; başta fareler ve kemirgenler olmak üzere bazı yabani kemiriciler tarafından taşınan, insanlarda ciddi solunum ve böbrek yetmezliği tablolarına yol açabilen viral enfeksiyon etkenleridir. Önceki yıllarda ülkemizde de tespit edilmiş hastalıklardandır. Özellikle uzun süre kapalı kalan yaşam alanları, gemiler, depolar, ambarlar, konteynerler, liman sahaları, yiyecek stok alanları ve uzun süre kullanılmamış ortamlar bulaşma riski açısından önemlidir" dedi. Hantavirüs bulaş yolları Hantavirüsün insandan insana kolay bulaşan bir hastalık olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "En sık bulaş yolu: Enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı ve salyası ile kirlenmiş ortamların solunması, fare dışkısı bulunan alanların süpürülmesi sırasında virüsün havaya karışması, kirli yüzeylere temas sonrası ağız, burun veya göze dokunulması ve nadiren kemirgen ısırıklarıdır" şeklinde konuştu. "1–8 hafta içinde ortaya çıkabilir" Belirtiler genellikle kemirgen teması sonrası 1–8 hafta içinde ortaya çıkabildiğini söyleyen Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Hastalık başlangıçta grip benzeri belirtilerle ortaya çıkar. Yüksek ateş, halsizlik, aşırı yorgunluk, baş/kas/karın/sırt ağrıları, bulantı ve kusma sık görülen bulgulardır. Ağır vakalarda ise: öksürük, nefes darlığı, akciğer tutulumu, böbrek fonksiyon bozukluğu, tansiyon düşüklüğü ve yoğun bakım gereksinimi olabilir. Bize yakın coğrafyada klinik olarak genellikle böbrek hasarı ve hemorajik ateşle seyreden "böbrek sendromuna" rastlanırken Amerika coğrafyasında ise nefes darlığı, hipotansiyon, akciğer ödemi ve solunum yetmezliği ile karakterize hastalık tablosu daha çok görülür" ifadelerini kullandı. Korunma için hayati önlemler Fare ve kemirgen kontrolü şart olduğunu söyleyen Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Gıda depoları kapalı tutulmalı, açıkta yiyecek bırakılmamalı, çöp alanları düzenli temizlenmeli, gemilerde ve limanlarda profesyonel kemirgen kontrolü yapılmalıdır. Kemirgen dışkısı görülen alanlarda kuru süpürme veya elektrikli süpürge kullanımı virüsü havaya yayabilir. Temizlik sırasında eldiven ve maske takılmalı, çamaşır suyu içeren dezenfektanlar kullanılmalıdır. Uzun süre kapalı kalan depo, ambar, gemi kamarası veya konteynerler uzun süre havalandırılmalıdır. Riskli alanlarda:N95/FFP2 maske, eldiven, koruyucu gözlük takılmalıdır" açıklamasında bulundu. Risk altında olanlar ve risk durumu Dr. Mehmet Faruk Geyik şunları söyledi: Gemi personelleri, liman çalışanları, depo ve ambar çalışanları, temizlik personelleri, kampçılar ve kırsal alan çalışanları, uzun süre kapalı alan temizliği yapan kişiler risk altındadır. Hantavirüs nadir görülen ancak ciddi seyredebilen bir enfeksiyondur. Şu an için toplumda yaygın bir salgın olduğuna bir veri bulunmamaktadır. Ateş, yoğun halsizlik, nefes darlığı veya kemirgen teması öyküsü bulunan kişilerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması önerilir. Toplum sağlığının korunması için doğru bilgiye dayalı hareket etmek, hijyen kurallarına uymak ve resmi sağlık otoritelerinin açıklamalarını takip etmek hayati önem taşımaktadır."
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:18 Erzurum’da "tam buğday ekmeği yaygınlaştırma kampanyası" tanıtım toplantısı düzenlendi "Tam Buğday Ekmeği Yaygınlaştırma Kampanyası" tanıtım toplantısı, Erzurum Şehir Hastanesi Konferans Salonu’nda geniş katılımla gerçekleştirildi. Program, tam buğday ekmeğiyle ilgili hazırlanan tanıtım filminin izletilmesiyle başladı. Ardından protokol üyeleri açılış konuşmalarını gerçekleştirdi. Toplantıda, Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda Kontrol Genel Müdürü Ersin Dilber, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdür Yardımcısı Dr. Murat Ağırtaş, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Kılıç ve Erzurum Valisi Aydın Baruş katılımcılara hitap etti. Programda, Sağlık Bakanlığı adına sunum yapan Prof. Dr. Zehra Büyüktuncer Demirer, sağlıklı beslenmenin toplum sağlığı açısından önemine dikkat çekti. Demirer, yaptığı konuşmada, "Sağlık kaybının çok önemli bir kısmı, yaklaşık dörtte biri beslenme alışkanlıklarından kaynaklanıyor. Yanlış beslenme bugün birçok hastalığın temel sebeplerinden biri haline gelmiş durumda. Her yıl milyonlarca insan, sağlıksız beslenmeye bağlı hastalıklarla karşı karşıya kalıyor. Özellikle kanser vakalarının önemli bir bölümü ve tip 2 diyabet hastalıkları, yanlış diyet alışkanlıklarıyla ilişkilendiriliyor. Dolayısıyla burada yapılması gereken şey çok açık. Öncelikle risk faktörlerini doğru belirleyeceğiz. Beslenmede nerede hata yaptığımızı tespit edeceğiz ve bunların iyileştirilmesi için planlı politikalar geliştireceğiz. Bugün burada özellikle üzerinde durduğumuz konu ise tam tahıl tüketiminin artırılmasıdır. Çünkü bu, sağlık açısından en önemli koruyucu faktörlerden biri olarak görülüyor. Bunu ortaya koyan yalnızca tek bir çalışma da yok. Yapılan başka araştırmalarda da tam tahıl tüketiminin yetersiz olmasının, ölüm oranları ve hastalık yüküyle doğrudan ilişkili olduğu ortaya konuldu. 28 ülkede, 6 milyondan fazla insanın verileri üzerinde gerçekleştirilen çalışmalarda, yeterli tam tahıl tüketiminin sağlık açısından en önemli koruyucu unsurlardan biri olduğu değerlendirildi" dedi. Sunumun ardından protokol üyeleri tarafından imza töreni gerçekleştirildi. Daha sonra protokol üyeleri tam buğday ürünlerinin sergilendiği stantları gezdi. Programa konuşmacıların yanı sıra Erzurum Tarım ve Orman Müdürü Alpaslan Kenger, Erzurum İl Sağlık Müdürü Gürsel Bedir, Erzurum Kültür ve Turizm İl Müdürü Ahmet Yer, Şehir Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Mesud Fakirullahoğlu, kurum müdürleri, STK temsilcileri, davetliler ve vatandaşlar katıldı.
Kars VHO Başkanı Ercan Ödül "Sat-1 Serotipli Şap Hastalığı" hakkında bilgilendirme yaptı
10 Temmuz 2025 Perşembe - 16:10 Kars VHO Başkanı Ercan Ödül "Sat-1 Serotipli Şap Hastalığı" hakkında bilgilendirme yaptı Kars Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Ercan Ödül, ulusal düzeyde büyükbaş-küçükbaş hayvan hareketlerinin durdurulmasına sebep olan "Sat-1 Serotipli Şap Hastalığı" ile alakalı basın açıklaması yaptı. Başkan Ercan Ödül, Şap hastalığın geviş getiren hayvanlarda büyük ekonomik kayıplara neden olduğunu, ateş, ağızda köpük ve salya görülmesi, yem alımının azalması ve ayaklarda yaralar ile karakterize, özellikle 1 yaşından genç hayvanlarda ölüme sebebiyet veren, akut ve çok bulaşıcı viral bir hastalık olduğunu belirtti. Ödül, "7 farklı serotipi (A, O, C, Asia 1, SAT1, SAT2, SAT3) vardır. South Africa Territories olarak adlandırılan Sat alt serotiplerinden Sat-1 Serotipi ülkemizde uzun yıllar sonra ilk defa tespit edilmiştir. Bu nedenle yetiştiricilerimiz tarafından uzun yıllardır bilinen standart şap hastalığı klinik tablosundan daha agresif seyirli olabilir. Şap hastalığı hayvanlardan insanlara da bulaşabilen fakat insanlarda (bağışıklık düzeyine bağlı olmakla birlikte) çok hafif seyirli bir hastalıktır. Şap hastalığı gösteren büyükbaş ve küçükbaş hayvanların etlerinin standart pişirme teknikleri ile tüketilmesinde hiçbir sakınca bulunmamaktadır. Direkt temas, enfekte ve duyarlı hayvanlar arasında en yaygın bulaşma formudur. Şap hastalığı mihraklarının yaklaşık %95’ inde bulaşma direk temasla olur. Şap virusu hayvanların soludukları havada enfeksiyondan beş gün sonrasına kadar bulunabilmektedir. Şap hastalığının en önemli epidemiyolojik özelliklerinden birisi de virusun hava yolu ile çok uzak mesafelere taşınması nedeniyle hastalığın yayılmasıdır" dedi. Ödül, "Bir de virusun mekanik olarak taşınması yolu ile bulaşma şekli vardır. İnsan ve hastalığın konakçısı olmayan hayvanlar (Kuşlar, fareler) kontamine materyaller (Yem, ot, su, vs.), nakil araçları, et, et ürünleri, süt, süt ürünleri, suni tohumlama ve embriyo transferi yolları ile virus mekanik olarak taşındığı için enfeksiyon kaynağı olabilir. Bu nedenle Ulusal Hastalık Kontrol Merkezi tarafından hastalığın yayılmasını önlenmesi için şap hastalığına duyarlı tüm hayvanların il içi ve il dışı hareketlerini durdurma kararı alınmıştır" diye konuştu. Tüm üreticilerin ülke genelinde il içi ve il dışı hayvan hareketlerini durdurmaya yönelik alınan karara uymasının önemine değinen Ödül, "Köy içinde dahi işletmeler arası hayvan hareketi yapılmaması, bu süreçte farklı işletmelerin hayvanlarının ortak sulukları kullanmamaları, hayvan sahiplerinin birbirlerinin işletmelerine girmemeleri, işletmelerde giyilen elbiseler ve ayakkabıların işletme dışında kullanılmaması, enfekte işletmelerin düzenli bir biçimde dezenfeksiyon yaptırmaları ve tüm yetiştiricilerimizin bilinen biyogüvenlik önlemlerine uyması hastalığın bölgemizde yayılmasının önlememizi sağlayacaktır. Ulusal düzeyde hayvan hareketlerinin durdurulduğu bu sürecin uzamaması için yetiştiricilerimizin yukarıda bahsettiğimiz önlemleri alması ve hastalık belirtisi gördüklerinde hemen İl-İlçe Tarım Müdürlüklerimize bilgi vermelerini rica ediyoruz" şeklinde konuştu.
Erdemli’de 7 ayda 110 kişi sigarayı bırakmak için başvuru yaptı
10 Temmuz 2025 Perşembe - 15:50 Erdemli’de 7 ayda 110 kişi sigarayı bırakmak için başvuru yaptı Mersin’in Erdemli ilçesinde İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen sigara bırakma kampanyasının kamu kurumlarında devam ettiği, 7 ayda 110 kişinin sigarayı bırakmak için başvuru yaptığı bildirildi. İlçe Sağlık Müdürü Selim Mirza Loğlaroğlu’nun başkanlığında, Sigara Bıraktırma Polikliniği Sorumlu Hekimi Tuba Dilek Ateş’in koordinatörlüğünde gerçekleştirilen program kapsamında, ilçede bulunan kamu kurumlarında her ay birim bazında sigara bağımlılığına yönelik farkındalık eğitimleri veriliyor. Eğitimlerin ardından sigarayı bırakmak isteyen gönüllü personel, İlçe Sağlık Müdürlüğüne bağlı Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde faaliyet gösteren ’Sigara Bıraktırma Polikliniği’ne yönlendiriliyor. Burada kişiye özel uygulanan tıbbi destek ve danışmanlık hizmetleriyle sigarayı bırakma süreci yakından takip ediliyor. Bu kapsamda Erdemli Orman İşletme Müdürlüğü personeli Adem Coşar ve Erdemli İlçe Tarım Müdürü Mesut Yıldız sigarayı bıraktı. Sağlıklı bir yaşama adım atan Coşar ve Yıldız’a, başarı belgeleri Erdemli İlçe Sağlık Müdürü Selim Loğlaroğlu tarafından takdim edildi. 7 ayda 110 kişinin sigarayı bırakmak için başvuru yaptığını belirten Loğlaroğlu, sigaranın bırakılmasının hem bireysel sağlık, hem de toplum sağlığı açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, bu kampanya ile daha çok kişiye ulaşmayı hedeflediklerini söyledi. İlçe genelinde sürdürülen bu çalışmanın, kamu çalışanları nezdinde örnek teşkil ettiğinin de altını çizdi.
Uzmanı uyardı: "Şiddetli adet ağrısı normal değil"
10 Temmuz 2025 Perşembe - 15:16 Uzmanı uyardı: "Şiddetli adet ağrısı normal değil" Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Tuncer Kumcular, her 10 kadından yaklaşık 1’ini etkileyen endometriozisin şiddetli ağrı, kısırlık ve yaşam kalitesinde düşüşe neden olabileceğine dikkat çekerek, "Şiddetli adet ağrısı normal değildir. Böyle bir durumda doktorunuza danışarak erken müdahale şansını yakalayabilirsiniz" dedi. Endometriozisin rahim içini kaplayan endometrium dokusunun rahim dışında büyümesiyle ortaya çıkan bir hastalık olduğunu dile getiren VM Medical Park Samsun Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği’nden (Jinekoloji) Opr. Dr. Tuncer Kumcular, dikkat edilmesi gerekenler hakkında uyarılarda bulundu. Endometriozis belirtilerinin genellikle göz ardı edildiğini belirten Opr. Dr. Kumcular, "Şiddetli adet ağrısı, kronik kasık ağrısı, cinsel ilişkide ağrı, idrar yaparken veya dışkılama sırasında ağrı ve kısırlık gibi sorunlar yaşanabilir. Bu belirtiler, erken teşhis için önemli ipuçlarıdır. Erken teşhis, hastalığın ilerlemesini önlemede kritik bir rol oynamaktadır" diye konuştu. "Tedavi seçenekleri" Tedavi yöntemleri arasında ağrı kesiciler, hormon terapileri ve cerrahi müdahalelerin bulunduğunu vurgulayan Opr. Dr. Kumcular, "Laparoskopik cerrahi günümüzde altın standart yöntemdir. Bu yöntemle hastalığın etkileri azaltılabilir. Kadınların ağrılarını ’normal’ olarak kabul etmemeleri, uzmana başvurmaları büyük önem taşımaktadır" şeklinde konuştu. "Erken müdahale hayat kurtarır" Şiddetli adet ağrısının normal olmadığını belirten Kumcular, "Doktorunuza danışarak erken müdahale şansını yakalayabilirsiniz. Unutmayın, sağlığınız her şeyden önce gelir" ifadelerini kullandı.
20 yıllık burun deformasyonu Siirt’te giderildi
10 Temmuz 2025 Perşembe - 14:02 20 yıllık burun deformasyonu Siirt’te giderildi Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı operasyonla bir hastanın burun yapısındaki ileri düzey deformasyonlar giderildi. Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi, gerçekleştirdiği nitelikli cerrahilerle bölgedeki sağlık hizmetlerinde dikkat çekmeye devam ediyor. Hastanede görev yapan Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. İhsan Ceceli, gerçekleştirdiği revizyon burun ameliyatı ile hem estetik hem de fonksiyonel açıdan önemli bir başarıya imza attı. Yaklaşık 20 yıl önce geçirdiği ilk operasyon sonrası ciddi şekil bozuklukları ve nefes alma problemleri yaşayan bir hastanın burnu, kaburgasından alınan kıkırdak ile yeniden şekillendirildi. Operasyon sırasında hastanın burun yapısındaki ileri düzey deformasyonlar giderilirken, solunumu engelleyen yapısal bozukluklar da düzeltildi. Kaburga kıkırdağından alınan doku sayesinde hastaya doğal ve işlevsel bir burun yapısı kazandırıldı. Ameliyat sonrası açıklama yapan Op. Dr. İhsan Ceceli, "Hastamızın yaklaşık 20 yıl önce geçirdiği ameliyat sonrası burnunda ciddi şekil bozuklukları ve fonksiyonel sorunlar oluşmuştu. Yapılan muayene ve tetkikler sonucunda revizyon cerrahisinin gerekli olduğuna karar verdik. Bu tür ileri düzey müdahalelerde vücut kaynaklı dokuların kullanılması, hem estetik hem de fonksiyonel açıdan daha sağlıklı sonuçlar veriyor. Başarılı geçen operasyon sonrasında hastamız hem estetik olarak daha doğal bir burun yapısına kavuştu hem de nefes alma fonksiyonları düzeldi" ifadelerini kullandı.
Doç. Dr. Kader Uğur: "Hipofiz bezi hastalıklarında farkındalık oluşturmak hayati önem taşıyor"
10 Temmuz 2025 Perşembe - 13:44 Doç. Dr. Kader Uğur: "Hipofiz bezi hastalıklarında farkındalık oluşturmak hayati önem taşıyor" Doç. Dr. Kader Uğur, hipofiz bezi hastalıklarında hormonların aşırı veya yetersiz salgılanmasının pek çok farklı belirti ve hastalığa yol açabildiğini belirterek, "Hipofiz bezi hastalıkları konusunda toplumda farkındalık oluşturmak hayati önem taşıyor" dedi. Fırat Üniversitesi Hastanesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kader Uğur, toplumda farkındalığın oldukça düşük olduğu hipofiz bezi hastalıkları hakkında önemli bilgiler paylaştı. Doç. Dr. Uğur, "Hipofiz bezi beynin bir uzantısı olarak hormon salgılayan hayati bir iç salgı bezidir. Hipofiz bezi hastalıklarında hormonların aşırı veya yetersiz salınması pek çok farklı belirti ve hastalığa yol açabilir. Hipofiz bezini etkileyen tümörlerin çoğu iyi huyludur. En sık karşılaşılan tümör prolaktinomadır. Prolaktinoma, süt hormonu olarak bilinen prolaktin hormonunun aşırı salgılanmasına neden olur. Bu durumda kadınlarda adet görememe, memeden süt gelmesi, cinsel istekte azalma ve fonksiyon bozuklukları gibi sorunlar görülebilir. Sinsi ve geç tanı alan bir hastalık, nadir görülen bir diğer hipofiz tümörü olan akromegalide ise baş ağrısı, yüz hatlarında kalınlaşma, ayakkabı numarasının büyümesi, yüzüğün parmağa olmaması, aşırı terleme gibi belirtiler öne çıkar. Belirtilerin yavaş ilerlemesi nedeniyle hastalık genellikle geç tanı alır. Cushing hastalığı; karında kırmızı çatlaklara dikkat edilmeli. Daha nadir görülen cushing hastalığında ise nedensiz kilo artışı, karın bölgesinde mor/kırmızı çatlaklar, tip 2 diyabet ve yüksek tansiyon gibi belirtiler ortaya çıkar. Bu hastalıklar nadir olmasına rağmen zamanında tanı ve tedavi ile hem hastaların yaşam kalitesi artırılabilir hem de ciddi sağlık riskleri önlenebilir. Hipofiz bezi hastalıkları konusunda toplumda farkındalık oluşturmak hayati önem taşıyor" diye konuştu.
Prof. Dr. Akpınar: "Kalbinde sorun olmayan kişiler de yaz aylarında dikkatli olmalı"
10 Temmuz 2025 Perşembe - 12:32 Prof. Dr. Akpınar: "Kalbinde sorun olmayan kişiler de yaz aylarında dikkatli olmalı" Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Onur Akpınar, ani sıcaklık değişimleri ya da güneş altında uzun süre kalmanın kalp üzerinde stres oluşturabileceğini söyleyerek, "Kalbinde sorun olmayan kişilerin bile yaz aylarında dikkatli olması gerekir" dedi. Sıcak havaların etkisini gösterdiği yaz aylarında kalp sağlığını korumak belki de her zamankinden daha önemli hâle geliyor. Özellikle yaşlılar, kalp hastalığı olanlar ve kronik rahatsızlığı bulunan bireylerin sıcak havalarda daha dikkatli olması büyük önem kazanıyor. "Vücut ısısı, normalde metabolizma tarafından belirli bir dengede tutulur. Ancak dış ortam sıcaklığı yükseldiğinde kalp, vücut ısısını düşürmek için daha fazla çalışmak zorunda kalır. Bu durum özellikle kalp-damar hastalıkları olan bireylerde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir" diyen Medline Adana Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Onur Akpınar, sıcak havalarda kalp ile ilgili sorunlar yaşamamak için neler yapılması gerektiğini anlattı. Sıcak havalar tehdit ediyor Prof. Dr. Onur Akpınar, sıcaklık arttıkça vücudun terleme yoluyla serinlemeye çalıştığını ifade ederek, "Fakat aşırı terleme, vücuttan su ve elektrolit kaybına yol açar. Bu durum, tansiyon düşüklüğü, baş dönmesi ve bayılma gibi sorunlara neden olabilirken, kalp ritmini de olumsuz etkileyebilir. Yeterince sıvı alınmadığında kan daha yoğun hale gelir ve kalbin pompalama yükü artar. Bu durum ise kalp krizine kadar uzanabilecek riskler oluşturur. Özellikle kalp yetersizliği ya da damar tıkanıklığı olan bireyler için sıcak havalar tehlikeli olabilir. Günün en sıcak saatlerinde (genellikle 11.00 ile 16.00 arası) dışarıda bulunmamak, doğrudan güneş ışığına maruz kalmamak ve gölgede kalmak önemli koruyucu önlemler arasında yer alır. Ancak mutlaka dışarıya çıkmanız gerekiyor ise şapka veya şemsiye kullanın, açık renk ve pamuklu giysileri tercih edin" diye konuştu. Bol sıvı tüketin Bol su içmek, susamayı beklemeden sıvı almak ve tuz dengesine dikkat etmenin kalbin sağlıklı çalışmasına yardımcı olduğunu kaydeden Akpınar, "Ayrıca gazlı içeceklerden, aşırı kafeinden ve alkolden uzak durmak da faydalıdır. Yaz aylarında hafif, dengeli ve tuz oranı düşük beslenme tarzı tercih edilmelidir. Ağır, yağlı ve sindirimi zor yemekler kalbin yükünü artırır. Gün içerinde potasyum, magnezyun ve sodyum dengesini korumak için taze sebze ve meyve tüketmeye özen gösterin. Serin ortamlarda bulunmak, gerekirse vantilatör veya klima kullanmak kalp sağlığını korumak açısından yardımcı olur. Ancak klimalı ortamlarda ani ısı değişimlerinden kaçının. Klimanın üflediği havanın doğrudan üzerinize gelmesine izin vermeyin" dedi. Doktor kontrollerini aksatmayın Prof. Dr. Akpınar, bazı tansiyon ilaçları ve idrar söktürücülerin vücuttan su kaybını artırabildiğini ifade ederek, "Bazı ilaçlar ise güneş ışığı hassasiyeti nedeniyle ciltte reaksiyona yol açabilir. Bu ilaçları kullanan bireyler yaz aylarında doktorlarına danışmalı, doz ayarlaması konusunda bilgi almalıdır. Sıcak havalarda yapılan ağır egzersizler kalbi zorlayabilir ve ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Egzersiz yapmak isteyen kişiler, sporlarını sabah erkenden ya da akşam saatlerinde yapmalıdır. Yüksek sıcaklıklar yalnızca kalp hastalarını değil, sağlıklı bireyleri de etkileyebilir. Ani sıcaklık değişimleri ya da güneş altında uzun süre kalmak, kalp üzerinde stres oluşturabilir. Bu nedenle kalbinde sorun olmayan kişilerin bile yaz aylarında dikkatli olması gerekir" şeklinde konuştu.
Yüksekten düştü, 2 gün sonra ayağa kalktı
10 Temmuz 2025 Perşembe - 12:04 Yüksekten düştü, 2 gün sonra ayağa kalktı Manisa Şehir Hastanesi’nde ilk kez gerçekleştirilen kompleks pelvis kırık-çıkığı (leğen kemiği) ameliyatı başarıyla sonuçlandı. Çoklu travması bulunan 58 yaşındaki hasta, Ortopedi Uzmanı Op. Dr. Selçuk Şen ve multidisipliner ekibin gerçekleştirdiği operasyon sonrası yalnızca iki gün içinde yürüteç yardımıyla ayağa kalktı. Yüksekten düşme sonucu vücudunda çoklu kırıklar oluşan Mehmet Sena Baycur isimli hasta, acil serviste yapılan tetkiklerin ardından yoğun bakımda beyin cerrahisi, göğüs cerrahisi, genel cerrahi, üroloji ve anestezi uzmanlarının ortak takibi altına alındı. Uygun şartlar sağlandığında ise ameliyata alındı. Operasyonu gerçekleştiren Op. Dr. Selçuk Şen, yapılan müdahale ve sürece ilişkin, "Hastamız Mehmet Sena Baycur, 58 yaş erkek hasta. Hastamız, 17 Haziran 2025 tarihinde yüksekten düşme sonucu acil servisimize başvurdu. Acil serviste yapılan tetkik ve muayeneler sonucu, halk arasında leğen kemiği olarak bilinen sakrum, ilium, ischium, pubis kemiklerinin oluşturduğu pelvis yapısının simfizis pubis ve sakroiliak eklem yapılarında çıkık olduğu; kürek kemiği olarak bilinen sol skapula kemiğinde kırık olduğu ve çoklu kaburga kırıklarının olduğu tespit edildi. Kürek kemiği ve kaburga kırıkları için cerrahi müdahale düşünülmedi. Multidisipliner değerlendirme sonucunda hastamızı yoğun bakım şartlarında takip etme kararı alındı. Hastamız yoğun bakım takibinde beyin cerrahisi, göğüs cerrahisi, genel cerrahi, üroloji ve yoğun bakım uzmanları tarafından takip edildi. Gerekli tedaviler uygulandı. Yapılan konsültasyonlar ve anestezi uzmanlarımızın değerlendirmesi ile hastanın genel durumunun operasyona uygun olduğu kararlaştırıldı" bilgisini verdi. "Hastamız, 20 Haziran tarihinde operasyona alındı" Ameliyat hakkında bilgi veren Şen, "Simfizis pubis ekleminin çıkığı açık yöntemle, sol sakroiliak eklem çıkığı kapalı yöntem ile implantlar, yani halk arasında bilinen ismiyle ‘platiler’ kullanılarak eklemler yerine oturtuldu. Operasyon yaklaşık 2 saat kadar sürdü ve başarıyla sonlandırıldı. Bu tip pelvis ve kalça eklemi yuvası kemiği olarak bilinen asetabulum kemiklerinin kırıkları ve çıkıkları oldukça zorlu cerrahi vakalardır. Bu tip vakaların eğitiminin ve ameliyatlarının yapıldığı merkez sayısı bölgemizde ve ülkemizde oldukça az sayıdadır. Bu vakaları yapabilmek için iyi bir eğitim almak şart ve bu konuda tecrübeli olmak çok önemlidir. Aynı zamanda bu ameliyatları yapan cerrah kadar önemli olan; uygun ameliyat masası, uygun röntgen cihazı, yeterli seviyede röntgen teknisyenleri, ameliyatta kullanılması gereken cerrahi aletlerin yeterliliği ve kalitesi, uzman anestezi hekimlerinin olması bu vakaların olmazsa olmazlarındandır. Sonuç olarak şartlarımızı sonuna kadar kullanarak bu operasyonu hastanemizde ilk defa Ortopedi Uzmanımız Oğuzhan Çetinarslan ve anestezi uzman hekimlerimiz ile birlikte başarıyla gerçekleştirdik. Bu tip pelvis asetabulum kırık çıkıklarında çoğu zaman cerrahi şarttır. Cerrahisiz yapılan tedaviler sonucunda hastanın desteksiz normal şekilde yürüyebilmesi ve hayatını idame ettirebilmesi çok zor hale gelmektedir. Hastamızı ameliyat sonrasında 2. günde yürüteç yardımıyla ayağa kaldırdık. Kendisi şu anda yürüteç ile rahat şekilde ayağa kalkıp yürüyebiliyor. Hastamız yaklaşık 6 hafta yürüteç, koltuk değneği gibi destekler ile ayağa kalkacak. Zaman içerisinde iyileşme tamamlandığında destekleri de bırakarak normal şekilde ayağa kalkıp yürüyebileceğini öngörüyoruz" dedi. Geçirdiği zorlu ameliyatın ardından 2 gün sonra yürüteç yardımıyla da olsa ayağa kalkmanın mutluluğunu yaşayan Mehmet Sena Baycur isimli hasta ise şunları söyledi: "Yüksekten düştüm. Odan sonra komşular telefonla ambulans çağırdılar beni buraya getirdiler. Ayaklarımı hissetmiyordum. Ameliyat oldum ve şu anda herhangi bir ağrım sızım yok."
4 ilden 125 personelin katılımıyla enkazda arama kurtarma tatbikatı
10 Temmuz 2025 Perşembe - 11:10 4 ilden 125 personelin katılımıyla enkazda arama kurtarma tatbikatı Van’ın Muradiye ilçesinde, Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) koordinasyonunda 4 ilden 125 personelin katılımıyla düzenlenen eğitim kampı kapsamında enkazda arama kurtarma tatbikatı gerçekleştirildi. Van İl Sağlık Müdürlüğü tarafından düzenlenen eğitim kampı çerçevesinde Muradiye ilçesine bağlı Ünseli Mahallesi’ndeki metruk binalarda tatbikat yapıldı. Van, Bitlis, Ağrı ve Hakkari’den gelen toplam 125 UMKE personelinin katıldığı tatbikatta, senaryo gereği ilçede 7.6 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Deprem senaryosu sonrası olay yerine intikal eden UMKE ekipleri, yıkılan binaların enkazında kalan yaralıları kurtararak Acil Müdahale Çadırı’na ulaştırdı. Burada ilk müdahaleleri yapılan yaralılar, ambulanslarla hastanelere sevk edildi. Tatbikat ile ilgili İHA muhabirine konuşan Van İl Sağlık Müdürlüğü Afetlerde Sağlık Hizmetleri Sorumlusu Paramedik Levent Bayram, 2025 yılı bölge tatbikatının bugün itibariyle başladığını belirterek, "Ağrı, Bitlis, Hakkari ve Van illerinden toplam 125 personelin katılımıyla planladığımız tatbikatın startını verdik. Şu anda depremde arama kurtarma etabını tamamladık. Senaryo gereği 10 yaralı enkazdan çıkarıldı. Tüm müdahaleleri yapıldıktan sonra Acil Müdahale Çadırı’na taşındı. Burada ileri tetkik ve tedavileri yapıldıktan sonra hastanelere sevk edildi" dedi. Bayram, bu tür tatbikatların toplumda farkındalık oluşturmayı ve UMKE gönüllülerinin profesyonel yeterliliklerini artırmayı amaçladığını da sözlerine ekledi. Tatbikat kapsamında bugün ayrıca suda ve doğada kayıp arama, trafik ve helikopter kazalarında yaralı kurtarma uygulamaları da yapılacak.
İzmir’de Özel Karataş Hastanesinde yoğun bakım skandalı: Minik Vedat 1 yıldır komada
10 Temmuz 2025 Perşembe - 11:00 İzmir’de Özel Karataş Hastanesinde yoğun bakım skandalı: Minik Vedat 1 yıldır komada İzmir’de Özel Karataş Hastanesinde dünyaya gözlerini açan Vedat Eymen bebek, sağlıklı şekilde doğmasına rağmen akciğerlerinde sıvı olduğu gerekçesiyle yenidoğan yoğun bakıma alındı. Yoğun bakımın 6. gününde mama aspirasyonu sonucu kalbi ve solunumu duran bebek entübe edildi ve o günden bu yana komada. Aile, sağlıklı doğan çocuklarının ihmal sonucu engelli kaldığını iddia ederek sorumluların yargılanmasını istiyor. İzmir’de 5 Temmuz 2024 tarihinde Özel Karataş Hastanesi’nde sezaryenle dünyaya gelen Vedat Eymen Dağlı isimli bebek, doğumunun hemen ardından akciğerlerinde sıvı olduğu gerekçesiyle yenidoğan yoğun bakım ünitesine alındı. Sağlıklı ve hareketli bir şekilde doğan bebeğin burada tedavi süreci başladı. Anne Esra Dağlı ve baba Mustafa Dağlı’ya doktorlar, sürecin 7 gün süreceğini iletti. Ancak tedavinin 6. gününde hastane tarafından aileye, çocuğun mama aspirasyonu yaşadığı, ardından kalp ve solunumunun durduğu ve entübe edildiği bildirildi. Ailenin iddiasına göre, yoğun bakıma sağlıklı giren çocuk, oksijensiz kaldığı süre nedeniyle ağır beyin hasarı aldı ve bir yıldır komada. Dış dünyaya tepki vermeyen çocuk artık ağır engelli durumda ve her geçen gün ailesiyle birlikte hayatta kalma mücadelesi veriyor. "Peşini Bırakmayacağız" 1 yıldır koma halinde yaşayan çocuğunun hastane ihmali yüzünden engelli kaldığını söyleyen anne Esra Dağlı, "5 Temmuz 2024 yılında Özel Karataş Hastanesinde sağlıklı bir şekilde sezaryenle doğum yaptım. Eymen’in doktor muayenesinde ciğerinde su olduğunu ama ağlayarak kendi kendine ciğerindeki suyu atacağını söyleyerek bebeğimi yoğun bakıma aldılar. Her şey iyi gidiyordu ama 6. gün sabaha karşı bize bir telefon geldi. Bebeğin kustuğunu, kusmuğunu yuttuğunu solunumun ve kalbinin durduğunu, entüübe edildiğini söylüyorlar. Bebeğe 1 dakika içerisinde müdahale edildiğini söylüyorlar. Hastaneye gittiğimizde çocuğumuzun o halini gördük ve yıkıldık. Çocuğumu tam teşekküllü bir hastaneye götürmemizi söylediler ve buraya geldik. Burada da çocuğumuzun durumunun hiç iyi olmadığını söylediler. Şimdi Eymen tam 1 yaşında ve o günden beri koma halinde. Hiç bir şeye tepki vermeden böyle duruyor. Hareketleri yok, solunum cihazına bağlı olarak nefes alıp verebiliyor, beslenmesini de boru yardımıyla sağlıyoruz. Hastane ve yetkililer hakında davacı ve şikayetçi olduk. İlk başta bize bebeğe 1 dakika içinde müdahale ettiklerini söylediler ancak gerçek, biz kamera kayıtlarını izleyince ortaya çıktı. Bebeğime müdahale edilmemiş. Biz tüm yetkililerden yardım bekliyoruz. Davamızda haklıyız ve peşini bırakmayacağız" dedi.