Son Dakika
|
Özgür Özel hakkında soruşturma başlatıldı
Özkan Yalım: "Özel’in kullandığı Mercedes marka aracın VIP dönüşüm işlemleri belediye tarafından ödendi"
Pentagon, UFO dosyalarını yayınlamaya başladı
Diyarbakır’da inşaat halindeki otelde yangın
Muhittin Böcek'i oğlu Gökhan Böcek etkin pişmanlıktan yararlandı!
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir"
Baba ve oğlunu öldüren kanser hastası yaşlı adam tahliye edildi
Ankara’da yaşlı adamı ağır yaralayıp parasını gasp eden saldırgan tutuklandı
Bakan Gürlek'ten flaş açıklamalar: ''İBB Davasında ifadesini geri çeken kimse yok''
Önünü kestiği yaşlı adamın parasını çalıp öldüresiye darp etti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Galatasaray’a tebrik mesajı
Jandarma Genel Komutanlığı SAHA EXPO’da sergilediği teknolojik ürünleriyle dikkat çekti
Dünyada ilk hibrit motorlu ALKA-KAPLAN HİBRİT aracı, dronları havada yakarak imha ediyor
İGA: "DHMİ’ye borcumuz bulunmamaktadır"
Macaristan’ın yeni Başbakanı Peter Magyar, yemin ederek göreve başladı
Yüksekova’da patlama: 1 çoban yaralı, 3 koyun telef oldu
Putin: "Zafer her zaman bizimdi ve her zaman bizim olacak"
SAĞLIK
Sağlık Bakanlığı: "Uluslararası bir seyahat gemisinde bulunan 3 vatandaşımız yarın ülkemize getirilecektir"
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 23:59:42
Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada "Uluslararası bir seyahat gemisinde bulunan ve sağlık durumları yakından takip edilen 3 vatandaşımız yarın ülkemize getirilecektir" denildi. Sağlık Bakanlığının sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Uluslararası bir seyahat gemisinde bulunan ve sağlık durumları yakından takip edilen 3 vatandaşımız yarın ülkemize getirilecektir. İlgili uluslararası otoritelerle koordinasyon içinde yürütülen takip sürecinde, vatandaşlarımızda herhangi bir semptom ve hastalık bulgusu olmadığı bildirilmiştir. Ülkemize ulaştıkları andan itibaren, karantinaya alınacak ve sağlık süreçleri Bakanlığımızca titizlikle yürütülecektir" açıklamasında bulunuldu.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 16:43
Alanya’da tüketim tarihi geçmiş ürün satan zincir market mühürlendi
Alanya Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekiplerinin denetimlerinde son kullanma tarihi geçmiş tavuk ürünleri sattığı tespit edilen zincir market şubesi mühürlendi. Alanya Belediyesi, halk sağlığını korumaya yönelik denetimlerini sürdürüyor. Kurban Bayramı öncesinde hijyen ve gıda denetimlerini artıran Zabıta Müdürlüğü ekipleri, Avsallar Mahallesi’nde faaliyet gösteren bir zincir market şubesinde, son tüketim tarihi geçmiş ve paket üzerindeki kullanım tarihi okunamayacak şekilde tahrip olmuş tavuk ürünlerinin satışa sunulduğunu tespit etti. İşletme hakkında tutanak tutulurken, söz konusu durum belediye encümenine sevk edildi. Ayrıca encümen kararıyla işletmeye idari para cezası uygulanırken, market şubesi mühürlenerek 3 gün süreyle ticari faaliyeti durduruldu. Alanya Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik, halk sağlığının her şeyden önce geldiğini belirterek, gıda konusunda tavizsiz bir anlayışla çalıştıklarını ifade etti. Başkan Özçelik, vatandaşların sağlıklı ve güvenli alışveriş yapabilmesi için denetimlerin devam ettiğini kaydetti.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:26
Uzmandan hantavirüs uyarısı: "Küresel salgın riski düşük ancak korunma önlemleri önemli"
Hantavirüslerin kanamalı ateş grubunda yer alan ve çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşan enfeksiyon hastalıkları olduğuna dikkat çeken Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, "Virüs genellikle kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salgılarıyla temas sonucu bulaşmaktadır. Özellikle açık ve sulak alanlarda dikkatli olunmalı, hijyen kurallarına uyulmalı ve riskli ortamlarda gerekli korunma önlemleri alınmalıdır" dedi. Son günlerde bir gemide görülen vakalarla yeniden gündeme gelen hantavirüs enfeksiyonlarına ilişkin uzmanlar uyarılarda bulundu. Kemirgenler aracılığıyla bulaşan hastalığın özellikle riskli meslek gruplarında daha sık görülebildiği söyleyerek, korunma önlemlerinin önemine dikkat çekildi. VM Medical Park Samsun Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, hantavirüslerin kanamalı ateş grubunda yer alan ve çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşan enfeksiyon hastalıkları olduğunu belirterek, "Virüs genellikle kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salgılarıyla temas sonucu bulaşmaktadır. Bu nedenle tarım çalışanları, doğada aktif görev yapan kişiler ve veterinerler gibi risk gruplarında hastalık daha sık görülebilmektedir" diye konuştu. "İki farklı klinik tabloya yol açabiliyor" Hantavirüs enfeksiyonlarının iki ana klinik formunun bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Akciğer tutulumu ile seyreden tipi daha çok Amerika kıtasında görülürken, böbrek yetmezliği bulgularıyla seyreden formu ülkemizde özellikle Karadeniz Bölgesi’nde karşımıza çıkmaktadır" şeklinde konuştu. "İnsandan insana bulaş genellikle görülmüyor" Hastalığın ateş, halsizlik, yorgunluk ve bazı vakalarda kanama gibi belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirten Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Türkiye’de ilk vakalar 2000’li yıllarda Zonguldak ve Giresun’da bildirilmiştir. Aynı dönemde Samsun’da da takip ettiğimiz vakalar bulunmaktaydı. Son dönemde gündeme gelen salgında rol oynayan Andes alt tipinin nadir de olsa insandan insana bulaşabileceği bilinmektedir. Tedavi süreci genellikle destekleyici yaklaşımlarla yürütülmektedir" ifadelerini kullandı. "Korunma önlemleri önem taşıyor" Hantavirüsten korunmak için kemirgenlerle temastan kaçınılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Özellikle açık ve sulak alanlarda dikkatli olunmalı, hijyen kurallarına uyulmalı ve riskli ortamlarda gerekli korunma önlemleri alınmalıdır" açıklamasında bulundu. "COVID-19 benzeri pandemi beklenmiyor" Hastalığın bulaşma yolları nedeniyle COVID-19 benzeri küresel bir salgın riskinin beklenmediğini dile getiren Prof. Dr. Leblebicioğlu şunları söyledi: "Mevcut bilgiler ışığında hantavirüsün dünya çapında bir pandemiye yol açması beklenmemektedir."
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:25
Profesörden ’Hantavirüs’ uyarısı: "Kapalı alanlar risk taşıyor"
Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, son günlerde gündeme gelen hantavirüs vakalarına ilişkin uyarılarda bulundu. Virüsün genellikle kemirgenlerden bulaştığını belirten Geyik, özellikle uzun süre kapalı kalan depo, gemi ve ambar gibi alanlarda dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Büyük Anadolu Kocaeli Darıca Hastanesi’nde Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, gündemde olan hantavirüs ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Bir turistik seyahat gemisinde görülen hantavirüs enfeksiyonu toplumda endişe oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Hantavirüsler; başta fareler ve kemirgenler olmak üzere bazı yabani kemiriciler tarafından taşınan, insanlarda ciddi solunum ve böbrek yetmezliği tablolarına yol açabilen viral enfeksiyon etkenleridir. Önceki yıllarda ülkemizde de tespit edilmiş hastalıklardandır. Özellikle uzun süre kapalı kalan yaşam alanları, gemiler, depolar, ambarlar, konteynerler, liman sahaları, yiyecek stok alanları ve uzun süre kullanılmamış ortamlar bulaşma riski açısından önemlidir" dedi. Hantavirüs bulaş yolları Hantavirüsün insandan insana kolay bulaşan bir hastalık olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "En sık bulaş yolu: Enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı ve salyası ile kirlenmiş ortamların solunması, fare dışkısı bulunan alanların süpürülmesi sırasında virüsün havaya karışması, kirli yüzeylere temas sonrası ağız, burun veya göze dokunulması ve nadiren kemirgen ısırıklarıdır" şeklinde konuştu. "1–8 hafta içinde ortaya çıkabilir" Belirtiler genellikle kemirgen teması sonrası 1–8 hafta içinde ortaya çıkabildiğini söyleyen Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Hastalık başlangıçta grip benzeri belirtilerle ortaya çıkar. Yüksek ateş, halsizlik, aşırı yorgunluk, baş/kas/karın/sırt ağrıları, bulantı ve kusma sık görülen bulgulardır. Ağır vakalarda ise: öksürük, nefes darlığı, akciğer tutulumu, böbrek fonksiyon bozukluğu, tansiyon düşüklüğü ve yoğun bakım gereksinimi olabilir. Bize yakın coğrafyada klinik olarak genellikle böbrek hasarı ve hemorajik ateşle seyreden "böbrek sendromuna" rastlanırken Amerika coğrafyasında ise nefes darlığı, hipotansiyon, akciğer ödemi ve solunum yetmezliği ile karakterize hastalık tablosu daha çok görülür" ifadelerini kullandı. Korunma için hayati önlemler Fare ve kemirgen kontrolü şart olduğunu söyleyen Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Gıda depoları kapalı tutulmalı, açıkta yiyecek bırakılmamalı, çöp alanları düzenli temizlenmeli, gemilerde ve limanlarda profesyonel kemirgen kontrolü yapılmalıdır. Kemirgen dışkısı görülen alanlarda kuru süpürme veya elektrikli süpürge kullanımı virüsü havaya yayabilir. Temizlik sırasında eldiven ve maske takılmalı, çamaşır suyu içeren dezenfektanlar kullanılmalıdır. Uzun süre kapalı kalan depo, ambar, gemi kamarası veya konteynerler uzun süre havalandırılmalıdır. Riskli alanlarda:N95/FFP2 maske, eldiven, koruyucu gözlük takılmalıdır" açıklamasında bulundu. Risk altında olanlar ve risk durumu Dr. Mehmet Faruk Geyik şunları söyledi: Gemi personelleri, liman çalışanları, depo ve ambar çalışanları, temizlik personelleri, kampçılar ve kırsal alan çalışanları, uzun süre kapalı alan temizliği yapan kişiler risk altındadır. Hantavirüs nadir görülen ancak ciddi seyredebilen bir enfeksiyondur. Şu an için toplumda yaygın bir salgın olduğuna bir veri bulunmamaktadır. Ateş, yoğun halsizlik, nefes darlığı veya kemirgen teması öyküsü bulunan kişilerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması önerilir. Toplum sağlığının korunması için doğru bilgiye dayalı hareket etmek, hijyen kurallarına uymak ve resmi sağlık otoritelerinin açıklamalarını takip etmek hayati önem taşımaktadır."
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
09 Mayıs 2026 Cumartesi- 09:12
Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde ilk suda doğum: Kuzey bebek sağlıkla dünyaya geldi
2
08 Mayıs 2026 Cuma- 21:25
Prof. Dr. Oytun Erbaş’tan hantavirüs açıklaması: "İnsandan insana bulaşmıyordu, bir varyantı var, And-v virüsü insandan insana bulaşıyor"
3
09 Mayıs 2026 Cumartesi- 10:04
Acil Tıp Teknisyenleri bu eğitimler sonrası hastaya hızlı bir şekilde ulaşıyor
4
09 Mayıs 2026 Cumartesi- 12:18
Erzurum’da "tam buğday ekmeği yaygınlaştırma kampanyası" tanıtım toplantısı düzenlendi
5
09 Mayıs 2026 Cumartesi- 09:24
Samsun Eğitim ve Araştırma Hastanesi tüm birimleriyle, Şehir Hastanesine taşındı
10 Temmuz 2025 Perşembe - 11:00
İzmir’de Özel Karataş Hastanesinde yoğun bakım skandalı: Minik Vedat 1 yıldır komada
İzmir’de Özel Karataş Hastanesinde dünyaya gözlerini açan Vedat Eymen bebek, sağlıklı şekilde doğmasına rağmen akciğerlerinde sıvı olduğu gerekçesiyle yenidoğan yoğun bakıma alındı. Yoğun bakımın 6. gününde mama aspirasyonu sonucu kalbi ve solunumu duran bebek entübe edildi ve o günden bu yana komada. Aile, sağlıklı doğan çocuklarının ihmal sonucu engelli kaldığını iddia ederek sorumluların yargılanmasını istiyor. İzmir’de 5 Temmuz 2024 tarihinde Özel Karataş Hastanesi’nde sezaryenle dünyaya gelen Vedat Eymen Dağlı isimli bebek, doğumunun hemen ardından akciğerlerinde sıvı olduğu gerekçesiyle yenidoğan yoğun bakım ünitesine alındı. Sağlıklı ve hareketli bir şekilde doğan bebeğin burada tedavi süreci başladı. Anne Esra Dağlı ve baba Mustafa Dağlı’ya doktorlar, sürecin 7 gün süreceğini iletti. Ancak tedavinin 6. gününde hastane tarafından aileye, çocuğun mama aspirasyonu yaşadığı, ardından kalp ve solunumunun durduğu ve entübe edildiği bildirildi. Ailenin iddiasına göre, yoğun bakıma sağlıklı giren çocuk, oksijensiz kaldığı süre nedeniyle ağır beyin hasarı aldı ve bir yıldır komada. Dış dünyaya tepki vermeyen çocuk artık ağır engelli durumda ve her geçen gün ailesiyle birlikte hayatta kalma mücadelesi veriyor. "Peşini Bırakmayacağız" 1 yıldır koma halinde yaşayan çocuğunun hastane ihmali yüzünden engelli kaldığını söyleyen anne Esra Dağlı, "5 Temmuz 2024 yılında Özel Karataş Hastanesinde sağlıklı bir şekilde sezaryenle doğum yaptım. Eymen’in doktor muayenesinde ciğerinde su olduğunu ama ağlayarak kendi kendine ciğerindeki suyu atacağını söyleyerek bebeğimi yoğun bakıma aldılar. Her şey iyi gidiyordu ama 6. gün sabaha karşı bize bir telefon geldi. Bebeğin kustuğunu, kusmuğunu yuttuğunu solunumun ve kalbinin durduğunu, entüübe edildiğini söylüyorlar. Bebeğe 1 dakika içerisinde müdahale edildiğini söylüyorlar. Hastaneye gittiğimizde çocuğumuzun o halini gördük ve yıkıldık. Çocuğumu tam teşekküllü bir hastaneye götürmemizi söylediler ve buraya geldik. Burada da çocuğumuzun durumunun hiç iyi olmadığını söylediler. Şimdi Eymen tam 1 yaşında ve o günden beri koma halinde. Hiç bir şeye tepki vermeden böyle duruyor. Hareketleri yok, solunum cihazına bağlı olarak nefes alıp verebiliyor, beslenmesini de boru yardımıyla sağlıyoruz. Hastane ve yetkililer hakında davacı ve şikayetçi olduk. İlk başta bize bebeğe 1 dakika içinde müdahale ettiklerini söylediler ancak gerçek, biz kamera kayıtlarını izleyince ortaya çıktı. Bebeğime müdahale edilmemiş. Biz tüm yetkililerden yardım bekliyoruz. Davamızda haklıyız ve peşini bırakmayacağız" dedi.
10 Temmuz 2025 Perşembe - 10:29
Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik Resmi Gazete’de
"Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik" Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Resmi Gazete’de yayımlanan ‘Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik’ yürürlüğe girdi. Düzenleme ile hasta takibine esas olan altı aylık süre, daha sık izlenmesi gereken gruplar hariç olmak üzere, bir yıla çıkartıldı. Aile hekiminin hizmet verdiği nüfus yapısı değerlendirme kriterleri arasında yerini alırken; akılcı ilaç kullanımının teşviki ve kronik hastalık taramalarını artırmaya yönelik de önemli adımlar atıldı. Hizmet takibinde 6 aylık süre 1 yıla çıkarıldı Yapılan düzenlemeyle, aile hekimliği birimlerine yapılan başvuruların takibine esas süre uzatıldı. Son altı ayda aile hekimliğine başvurmama kriteri bir yıla çıkarıldı. 15-49 yaş arası kadınlar veya kronik hastalığı olan kişiler gibi daha sık izlenmesi gereken gruplar için ise mevcut hizmet süreleri korunarak sistemin hassasiyeti devam ettirilecek. Aile hekiminin hizmet sunduğu nüfus yapısı değerlendirmeye alındı Yeni düzenlemeyle, aile hekimliği birimlerinin hizmet sunduğu nüfusun yapısı da değerlendirmeye alındı. Özellikle gebe, bebek, çocuk, yaşlı gibi daha sık izlenen ve kapsamlı hizmet sunulan kişilerin bulunduğu veya bu oranların düşük olduğu bölgelerdeki farklı iş yükleri dikkate alınarak parametreler güncellendi. Yeni düzenlemeyle, nüfusu yüksek fakat özellikli gruptaki kişi sayısının az olduğu aile sağlığı birimlerinin iş yükü de dikkate alınarak nüfus sayısı karşılığı oluşan puan sınırı 3 bine kadar yükseltildi. Akılcı ilaç kullanımında kriterler genişletildi Akılcı ilaç kullanımı kapsamında yapılan değerlendirmelerde geçerli olan kriter sayısı artırıldı. Bundan böyle sadece il ortalaması değil; Türkiye ortalaması, geçmiş dönem performansı ve uluslararası karşılaştırmalar gibi farklı ölçütler de değerlendirmeye dâhil edilecek. Böylece bu alandaki kriter sayısı birden dörde çıkartılmış oldu. Bu değişiklikle, akılcı ilaç kullanımının teşvik edilmesi ve toplum sağlığının korunması hedefleniyor. Muayene hesaplamalarında kişi sayısı dikkate alınacak Günlük muayene sayısı ve hedef muayene sayısı hesaplama usulleri düzenlendi. Bu hesaplamalar artık doğrudan kişi sayıları üzerinden yapılacak. Ayrıca kronik hastalık taramaları ve muayene oranlarına ilişkin süreçlerde; aile sağlığı çalışanlarını teşvik etmeye yönelik adımlar atıldı.
10 Temmuz 2025 Perşembe - 09:55
Midyat Devlet Hastanesi Başhekimliğine Peköz atandı
Mardin’in Midyat İlçe Devlet Hastanesi Başhekimliğine, Acil Tıp Uzmanı Mehmet Burak Peköz atandı. Pratisyen hekim olarak Bitlis 112 komuta kontrol merkezinde göreve başlayan Peköz, 1 yıla yakın görev yaptıktan sonra Başhekim yardımcısı olarak atandı. Vatani görevini yaptıktan sonra Acil Tıp Uzmanlığı eğitimini Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi’nde bitiren Peköz, Şırnak Şehit Aydoğan Aydın Devlet Hastanesinde mecburi görevini tamamladıktan sonra Midyat Devlet Hastanesi Başhekimliğine atandı.
10 Temmuz 2025 Perşembe - 09:54
Hemoroit tedavisinde lazer dönemi
Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Özlem Karaca Ocak, hemoroit (basur) tedavisinde lazer teknolojisinin başarılı sonuçlar verdiğini söyledi. Ocak, kısa sürede ve ağrısız şekilde uygulanan lazer yönteminin, hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde artırdığını vurguladı. Toplumda oldukça yaygın görülen hemoroit hastalığının makat bölgesinde ele gelen şişlik, sarkma ve kanama gibi şikâyetlerle kendini gösterdiğini ifade eden Medicana International Samsun Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Özlem Karaca Ocak, "Hem erkeklerde hem kadınlarda sık rastlanan bu sağlık sorunu, artık lazerle çok daha kolay şekilde tedavi edilebiliyor. Uzun süren ağrılı iyileşme süreçleri tarihe karışıyor" dedi. 10 dakikada tedavi, aynı gün taburcu Lazerle hemoroit tedavisinin sadece 10 dakika sürdüğünü belirten Dr. Karaca Ocak, işlemin hastaneye yatış gerektirmediğine dikkat çekerek, "Günübirlik bir işlem olarak uygulanan lazer yöntemi, hemoroit nedeniyle yıllarca sıkıntı çeken hastalar için konforlu bir alternatif sunuyor. Uygun teknikle yapılan tedavilerde aynı bölgede yeniden şikâyet oluşması da beklenmez" diye konuştu. "Uygun tedavi edilmezse tekrarlayabilir" Tedavinin başarıya ulaşması için uzman hekim tarafından planlanması gerektiğini belirten Dr. Karaca Ocak, "Her hemoroit vakası lazer için uygun değildir. Doğru hasta seçimi ve uygun yöntemle yapılan tedavilerde başarı oranı oldukça yüksektir. Ancak tedavi edilmediği takdirde bu rahatsızlık ilerleyebilir ve tekrar edebilir" uyarısında bulundu.
10 Temmuz 2025 Perşembe - 09:48
Çocuklarda dijital bağımlılığı önlemenin pratik yolları
Günümüzde hem sosyal çevrenin etkisi hem de teknolojik aletlere rahatça ulaşılması çocuklarda da ekran maruziyetini artırıyor. "Bu durum çocuklarda bazı sorunlara neden olabiliyor" diyen Uzm. Klinik Psikolog Tuğçe Çolakoğlu, uzun süreli ekran kullanımının çocuklara etkileri hakkında uyarılarda bulundu. Yaş ve gelişim düzeyine uygun süre ve içeriklerle geçen ekran sürelerinin pozitif etkileri çocuklarda görülürken; uygun sürede kullanılmayan ekranın birçok negatif etkisi olabiliyor. Medicana International İstanbul Hastanesi’nden Uzm. Klinik Psikolog Tuğçe Çolakoğlu, "Bu negatif etkiler, çocukların farklı yaş gruplarında dijital bağımlılık geliştirmesine sebep olabilir. Dijital bağımlılık çocukların sosyal olarak soyutlama, dikkat ve odaklanma sorunları, duygu düzenleme sorunları (yüksek düzeyde öfke ve gerginlik gibi), uyku ve beslenme sorunları yaşamasına sebep olabilir" açıklaması yaptı. 2 yaş öncesinde çocuklara ekran kullandırılmamalı Öncelikle teknoloji kullanımını tamamen kısıtlamanın günümüz dünyasında gerçekçi ve işlevsel olmadığını belirten Uzm. Klinik Psikolog Tuğçe Çolakoğlu, "Dolayısıyla teknolojinin olumlu yönlerinden çocuklarımızın faydalanması belirli sınırlandırmalarla sağlanabilir. Bu bağlamda sınırlar değerlendirildiğinde, 2 yaşından önce çocukların ekran kullanımını onaylamamalıyız. Bu yaş çocukların oyunlarla, iletişimle gelişimlerinin desteklenmesi gereken çok önemli bir dönem. 2-6 yaş arasında ise ekran kullanımını belirli sınırlar içerisinde onaylayabiliriz. Bu dönemde çocukların ekran kullanım süresinin günde 1 saati geçmediğinden emin olmak önemlidir" dedi. Yemek esnasında ekran kullanımı yapılmamalı 2-6 yaş döneminde çocuğun kendine ait bir tablet/telefon/bilgisayarı olmasından ziyade ortak kullanılan bir cihaz ile ekran kullanımını gerçekleştirmesi gerektiğine değinen Uzm. Klinik Psikolog Tuğçe Çolakoğlu şunları söyledi: "Ebeveyn gözetiminde ekran kullanımı sağlanmalıdır. Kullanım yeri olarak hem ekran bağımlılığı riskini azaltmak hem de içerik kontrolünü sağlayabilmek için çocukların bu cihazları odalarında değil, oturma odası gibi ailecek vakit geçirilen yerlerde kullanılması, yemek eşliğinde ise kullanılmaması önerilebilir. Ek olarak, çocuklarla evde oynadığımız diğer oyunlar esnasında televizyonun açık olmaması, çocuğun odasında bir televizyonun bulunmaması ekran süresini kısıtlayabilmek için önemli adımlardır. 6 yaşın üzerindeki çocuklar için ekran süresine sınırlandırma getirirken bir "Aile medya planlaması" programı yapmak faydalı olabilir. Bu yaş grubu çocukların gün içerisinde ihtiyacı olan uyku saati, okulda geçirdiği saat, okul sonrası aile zamanı, ödev, kişisel bakım, hobi vb. Saatleri belirleyip geriye kalan süre içerisinde yaşına uygun bir şekilde günlük ekran süresi belirlemek hem çocuğun kendi günü içerisindeki kontrolünü kendisine verebilmek açısından hem de oradaki sınırlandırmayı beraber yapabilmek açısından kolaylaştırıcı bir yol olabilir." Teknoloji kullanımında çocuklarınızla ortak kararlar alın Uzm. Klinik Psikolog Tuğçe Çolakoğlu, şunları söyledi: "Tüm bu süreçler içerisinde, teknoloji kullanımı başladığı andan itibaren çocuğu yaşına uygun bir biçimde gizlilik ve kendini koruma konusunda bilinçlendirerek; koruyarak gözetimde tutmak önemlidir. Ekran kullanım süresinde de maruz kalınan içerik konusunda da anne - babaların ortak tutumları çocukların teknolojiyle olan ilişkilerinde özellikle ilk adımlarını daha sağlıklı atabilmesini sağlayabilir. Dolayısıyla ebeveynler olarak ortak bir tutum içerisinde ve çocuğun isteklerini, ihtiyaçlarını da görerek, çocuğu da dâhil ederek ortak kararlarla bu ilk adımlar atılabilir." Çocuğunuza ‘yasak’ kelimesini kullanmayın Çocukların içerik izleyebileceği yaygın kullanılan platformlarda yaş sınırlaması konulması gerektiğine dikkat çeken Uzm. Klinik Psikolog Tuğçe Çolakoğlu, "Bazen çocuklar o dönemde çok popüler olan dizi, film veya oyunları yaşına uygun olmamasına rağmen duyup merak edebilirler. Bu durumda eğer ki henüz izlemediyse, bunun yaşına uygun olmadığını ona açıklamak gerekir. Her zaman çocuğa bir şeyi neden yapmaması gerektiğini açıklamak kolay olmayabilir. Bu noktada ‘Yasak’ kelimesi kullanmadan, ona rol model olarak ve izlememesinin gerekçesini yaşına uygun bir şekilde açıklayarak bu içerikleri izlemesini önleyebiliriz. Yanlarında bu tarz içerikleri izlememek, oynamamak ve şiddet içeren içeriklere karşı net bir duruş sergilemek bu noktada önemlidir. Eğer çocuğunuzun yaşına uygun olmayan, şiddet vb. içerikli oyunları oynadığını gördüyseniz bu konuyu, ‘Şöyle bir oyun duydum, bazı çocuklar oynuyormuş. Sen de bunu oynadın mı? Gördün mü? Benim gördüğüm kadarıyla oyunda bir yaş sınırı var, o yüzden senin güvenliğin konusunda endişelendim. Biliyorsun, online oyun bile olsa kimsenin kimseye şiddet uygulamaya hakkı yoktur’ gibi bilgilendirici bir konuşmayla çocuğun size açılmasını teşvik ederken iletişiminizi de güçlendirebilirsiniz" diye konuştu.
10 Temmuz 2025 Perşembe - 09:46
Yürüteçle bile yürüyemiyordu ameliyat oldu yürümeye başladı
Hatay’da yürüteçle bile yürümekte zorlanan bir kişi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen’in uyguladığı ilaç tedavisi ameliyat ile yürüteci atıp normal insanlar gibi yürümeye başladı. Hatay’da yaşayan 66 yaşındaki Recai Köylü, bel ağrısı şikayetiyle bir çok doktor ve hastaneye gitmesine rağmen ağrı kesici verilerek geri gönderildi. Köylü bu süreçte yürüme yetisini kaybetti. Yürüteç ile bile güçlükle yürümeye başladı. Köylü, hastalığının ilerlemesi üzerine Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen’i bularak muayeneye geldi. Şen, yaptığı muayene de bacaklarında güç kaybı olduğunu belirleyip önce bir ay ilaç tedavisi uygulayıp daha sonrada ameliyat etti. Hasta ameliyat sonrası yürüteci atıp normal insanlar gibi yürümeye başladı. Köylü, "Bir sürü hocalara, doktorlara gittim. İğne ve ağrı kesici verip geçiştirdiler. Bana herkes bel ağrın var derken ben 1 ay önce Orhan hocaya geldim. Ayaklarımın felç olduğunu söyledi. 2 büklüm geldim, çok şükür ameliyat oldum ve artık çok rahatım" dedi. Şen, "Hastamız bize 1 ay önce geldiğinde 4 ayaklı yürüteç ile birlikte bile yürümekte zorluk çekiyordu. Farklı yerleri gezmiş ama sürekli ilaç tedavisi ve fizik tedaviye yönlendirilmiş. Ben muayene esnasında ayaklarındaki ve dizlerindeki güçlük kaybını fark ettim. Bana geldiğinde hastamız hep bel ağrısından vazgeçti ama asıl sorun ayaklardaki kuvvet kaybıydı. Hastamızın gerekli ilaç tedavisinin ardından 1 ay önce belde dar kanal ameliyatını yaptık. Sonuç hastamız yürümeye başladı. Hiçbirimiz kardiyoloji ve anestezinin görüşünü almadan hastaya ’Masada kalırsın’ dememeliyiz. Biz gerekli kontrolleri yaptıktan sonra hastamızı ameliyat ettik ve sonuç çok iyi oldu" diye konuştu.
10 Temmuz 2025 Perşembe - 09:45
Yürüteçle bile yürüyemiyordu ameliyat oldu yürümeye başladı
Hatay’da yürüteçle bile yürümekte zorlanan bir kişi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen’in uyguladığı ilaç tedavisi ameliyat ile yürüteci atıp normal insanlar gibi yürümeye başladı. Hatay’da yaşayan 66 yaşındaki Recai Köylü, bel ağrısı şikayetiyle bir çok doktor ve hastaneye gitmesine rağmen ağrı kesici verilerek geri gönderildi. Köylü bu süreçte yürüme yetisini kaybetti. Yürüteç ile bile güçlükle yürümeye başladı. Köylü, hastalığının ilerlemesi üzerine Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen’i bularak muayeneye geldi. Şen, yaptığı muayene de bacaklarında güç kaybı olduğunu belirleyip önce bir ay ilaç tedavisi uygulayıp daha sonrada ameliyat etti. Hasta ameliyat sonrası yürüteci atıp normal insanlar gibi yürümeye başladı. Köylü, "Bir sürü hocalara, doktorlara gittim. İğne ve ağrı kesici verip geçiştirdiler. Bana herkes bel ağrın var derken ben 1 ay önce orhan hocaya geldim. Ayaklarımın felç olduğunu söyledi. 2 büklüm geldim, çok şükür ameliyat oldum ve artık çok rahatım" dedi. Şen, "Hastamız bize 1 ay önce geldiğinde 4 ayaklı yürüteç ile birlikte bile yürümekte zorluk çekiyordu. Farklı yerleri gezmiş ama sürekli ilaç tedavisi ve fizik tedaviye yönlendirilmiş. Ben muayene esnasında ayaklarındaki ve dizlerindeki güçlük kaybını fark ettim. Bana geldiğinde hastamız hep bel ağrısından vazgeçti ama asıl sorun ayaklardaki kuvvet kaybıydı. Hastamızın gerekli ilaç tedavisinin ardından 1 ay önce belde dar kanal ameliyatını yaptık. Sonuç hastamız yürümeye başladı. Hiçbirimiz kardiyoloji ve anestezinin görüşünü almadan hastaya ’Masada kalırsın’ dememeliyiz. Biz gerekli kontrolleri yaptıktan sonra hastamızı ameliyat ettik ve sonuç çok iyi oldu" diye konuştu.
10 Temmuz 2025 Perşembe - 09:40
Erenler’e yeni sağlık kompleksi yapılıyor
Afyonkarahisar İl Sağlık Müdürü Dr. Hakkı Öztürk, hayırsever Resul Araç tarafından yaptırılan ve Erenler Mahallesi’nde hem Aile Sağlığı Merkezi (ASM) hem de Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu (ASHİ) olarak hizmet verecek sağlık kompleksi inşası devam ediyor. Ziyarette Sağlık Müdürü Öztürk’e, Destek Hizmetleri Başkanı Ahmet Uyan ve Resul Araç da eşlik etti. Bina hakkında detaylı bilgi alan ve süreçle ilgili değerlendirmelerde bulunan Öztürk, bölge halkına önemli katkılar sunacak bu yatırımın örnek bir hayır hizmeti olduğunu vurguladı. Modern altyapı ve donanımıyla dikkat çeken sağlık kompleksinin, önümüzdeki günlerde hizmet vermeye başlaması planlanıyor. 4 hekimli olarak planlanan Aile Sağlığı Merkezi’nin yanı sıra Halil Araç 112 ASHİ’de UMKE ekipleri de görev yapacak.
10 Temmuz 2025 Perşembe - 09:20
Antioksidan zengini böğürtlen vitamin ve mineral kaynağı
Prof. Dr. Turan Karadeniz, kansere karşı böğürtlen tüketilmesinin faydalı olacağını belirterek, "Yapılan araştırmalar böğürtlenin kanser ve tümör hücrelerinin büyümesini engellediğini ortaya koymuştur" dedi. Böğürtlende ‘ellagic asit’ bulunduğunu, yapılan araştırmaların bu asidin kanser ve tümör hücrelerinin büyümesini engellediğini ortaya koyduğunu anlatan Prof. Dr. Karadeniz, "Laboratuvar ortamlarında yapılan çalışmalarda, kanserin başlangıcını ellagic asidin engellediği görülmüştür. İçeriğinde bol miktarda ellagic asit bulunan böğürtlen, bu nedenle kansere karşı birebir yararlıdır. Kanser ve tümör hücrelerinin büyümesini engellediği araştırmalarla ortaya konulan böğürtlenin kansere karşı tüketilmesi faydalı olacaktır" diye konuştu. Böğürtlenin sağlık açısından sunduğu önemli faydalar şunlardır: Antioksidan zengini Böğürtlen, yüksek miktarda antioksidan içerir. Antioksidanlar, serbest radikallerin neden olduğu hücre hasarını önleyerek kanser gibi kronik hastalıkların riskini azaltır. Vitamin ve mineral kaynağı Böğürtlen, C vitamini, K vitamini, E vitamini, folat ve manganez gibi önemli vitaminler ve mineraller açısından zengindir. C vitamini bağışıklık sistemini güçlendirirken, K vitamini kemik sağlığı için gereklidir. Yüksek lif içeriği Böğürtlen, yüksek lif içeriği ile sindirim sistemine yardımcı olur. Lif, bağırsak hareketlerini düzenler ve kabızlığı önler. Ayrıca, lif tüketimi kalp sağlığını da destekler. Kalp sağlığını destekler Böğürtlende bulunan antosiyaninler ve diğer flavonoidler, kalp sağlığını korur. Bu bileşikler, kan basıncını düşürmeye, kolesterol seviyelerini dengelemeye ve damarların sağlığını korumaya yardımcı olabilir. Kan şekerini düzenler Böğürtlen, düşük glisemik indeksi sayesinde kan şekerini düzenlemeye yardımcı olabilir, bu da diyabet hastaları için faydalıdır. Beyin sağlığına faydaları Böğürtlende bulunan polifenoller, beyin sağlığını koruyarak yaşa bağlı bilişsel gerilemeyi yavaşlatabilir. Bu bileşikler, hafızayı ve öğrenme yeteneklerini destekler. Cilt sağlığını destekler Böğürtlenin içeriğindeki C vitamini ve antioksidanlar, cilt sağlığını korur. C vitamini, kollajen üretimini destekleyerek cildin elastikiyetini artırır ve yaşlanma belirtilerini azaltır.
10 Temmuz 2025 Perşembe - 09:07
Hava değişikliklerine karşı çocukları koruyun
Sık sık değişen hava sıcaklığı en fazla çocukları tehdit ediyor. Özellikle ilköğretim çağındaki öğrenciler değişen hava sıcaklıklarından en fazla etkilenen grup içinde yer alıyor. Uzmanlar, ilköğretim ve ana sınıflarına devam eden öğrenciler arasında soğuk algınlığının çok sık görüldüğünü ve bunun ihmal edilmesi halinde daha ağır hastalıklara sebebiyet verdiğini söylüyor. Çocukların kolay hastalanmasının, beslenmede eksiklikler olduğunu gösterebileceğine dikkat çeken uzmanlar, çocukların özellikle bu mevsimlerde bol sıvı ve C vitamini ihtiva eden gıdalarla beslenmesi gerektiğini vurguluyor. Hava sıcaklıklarının sürekli farklılaştığı bu dönemde havaları günlük güneşlik görüp çocuklara ince giydirmemek gerektiğini söyleyen uzmanlar, mevsim değişiklikleri yüzünden çocukların en çok hastalandığı dönemde olduğumuza işaret ediyor. Çocuklarda vücut ısısı 38 derecenin üzerine çıktığında ateşlenmenin başladığına dikkat çeken uzmanlar, ateşin dereceyle yapılan koltuk altı ölçümlerinden anlaşılabileceğini belirtiyor. Uzmanlar, vücut ısısının 38 dereceyle 38.9 derece arasında olduğunda, eğer çocuk iyi görünüyorsa ve herhangi bir rahatsızlık belirtisi yoksa endişelenecek bir durum olmadığını söylüyor. Ateşin yükselmesi durumunda ailelerin doktora başvurmadan önce, kendi imkânlarıyla ateşi düşürmek için uğraşmasını tavsiye eden uzmanlar, "Çocuğunuz ateşlendiğinde önce soyulması gerekir. Ortam ısısı 22-24 derecenin üzerinde olmamalı, bol sıvı verilmelidir. Ilık duş aldırılabilirse bu da faydalı olur. Eğer çocuğun yaşı 12’den büyükse, bazı ateş düşürücü ilaçlar kullanılabilir’’ dedi.
10 Temmuz 2025 Perşembe - 09:00
"Uzun süre güneşlenmek varis şikayetlerini artırabilir"
Sıcak havaların varis hastalarında şikayetlere neden olabileceğini belirten Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Onur Gürer, "Aşırı sıcak, damar genişlemesini artırdığı için varisli bireylerde şikâyetlerin artmasına neden olabilir. Uzun süre güneş altında kalmak ya da çok sıcak suyla banyo yapmak, damar içi basıncı yükseltir. Bu yüzden bu kişiler, güneşlenme süresini kısıtlamalı ve banyo sırasında aşırı sıcak su kullanmamalıdır" dedi. VM Medical Park Maltepe Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Onur Gürer, varis hakkında açıklamalarda bulundu. Varisin kısaca tanımını yapan ve belirtilerinden bahseden Prof. Dr. Gürer, "Varis, toplardamarların işlevini tam yerine getirememesi sonucu damar duvarının genişleyip kıvrımlı bir hal almasıdır. Genellikle bacaklarda görülür. En sık karşılaştığımız belirtiler arasında bacaklarda dolgunluk hissi, ağrı, yanma, gece krampları ve uzun süren oturma veya ayakta kalma sonrası belirginleşen şişlik yer alır. İlerleyen evrelerde ciltte renk değişikliği ve yara oluşumu da gözlenebilir" diye konuştu. "Sıcak havalar şikayetlerde artışa yol açabilir" Sıcak havaların varis hastalarında şikayetlere neden olabileceğini söyleyen Prof. Dr. Gürer, "Sıcaklık, damar yapısını doğrudan etkileyen bir faktördür. Yüksek sıcaklık toplardamarların gevşemesine, dolayısıyla çapının genişlemesine neden olur. Bu genişleme, damar içindeki kanın geri dönüşünü zorlaştırır ve bacaklarda göllenmeye sebep olur. Özellikle yaz aylarında hastalarımızın şikâyetlerinin artmasının temel sebebi budur" dedi. "Yüksek sıcaklıklar damar genişlemesine neden olabilir" Yüksek sıcaklıkların damar genişlemesine neden olabileceğini de ifade eden Prof. Dr. Gürer, "Isı, damar duvarında bulunan düz kas hücrelerinin gevşemesine yol açar. Bunun sonucunda damar çapı genişler ve kan akışı yavaşlar. Sağlıklı bir toplardamar bu değişikliği kaldırabilirken, yapısı bozulmuş varisli damarlar bu durumdan olumsuz etkilenir ve şikâyetler artar" şeklinde konuştu. "Bacaklarda yanma ve ağrı hissi varisle ilgili olabilir" Yaz aylarında bacaklarda görülen şişlik, ağrı ve yanma hislerinin varisle ilgili olabileceğini aktaran Prof. Dr. Gürer, "Bu tip şikâyetler sıklıkla varis hastalığının belirtisidir. Özellikle sıcak havalarda damar genişlemesiyle birlikte toplardamarlarda biriken kan, dokularda ödem ve basınç artışına sebep olur. Bunun sonucunda hastalar ağrı, şişlik ve yanma hissinden yakınır. Bu belirtiler, altta yatan bir damar probleminin işareti olabilir" dedi. "Güneşlenmek veya sıcak duş almak riskli" Güneşlenmek veya sıcak duş almanın varis hastaları için riskli olabileceğini belirten Prof. Dr. Gürer, "Aşırı sıcak, damar genişlemesini artırdığı için varisli bireylerde şikâyetlerin artmasına neden olabilir. Uzun süre güneş altında kalmak ya da çok sıcak suyla banyo yapmak, damar içi basıncı yükseltir. Bu yüzden bu kişilere güneşlenme süresini kısıtlamalarını ve banyo sırasında aşırı sıcak su kullanmamalarını öneriyorum" açıklamasında bulundu. "Özellikle 11.00 ila 16.00 saatleri arasında dışarı çıkılmamalı" Sıcak havalarda varisli bireylerin dışarı çıkış saatlerine dikkat etmeleri gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Gürer, "Özellikle 11.00 ila 16.00 saatleri arası, sıcaklığın en yüksek olduğu dönemdir. Bu saatlerde dışarı çıkmak, varis şikâyetlerini artırabilir. Eğer dış ortamda bulunmak gerekiyorsa gölge alanlar tercih edilmeli ve mümkünse hareket edilmelidir" dedi. "Sıcak havalarda su tüketimi artırılmalı" Sıvı tüketiminin öneminden bahseden Prof. Dr. Gürer, "Yeterli sıvı alımı, kanın akışkanlığını koruması açısından son derece önemlidir. Susuzluk durumunda kanın kıvamı artar ve dolaşımı zorlaşır. Bu da toplardamarlarda basınç yükselmesine neden olabilir. Özellikle sıcak havalarda su tüketimini artırmak, varis şikâyetlerini hafifletmeye yardımcı olur" dedi. "Yüzme oldukça faydalıdır" Fiziksel aktivitelerin ihmal edilmemesinin altını çizen Prof. Dr. Gürer, "Bacak kaslarını çalıştıran her hareket, toplardamarların işlevini destekler. Yüzme, bu açıdan en faydalı egzersizlerden biridir. Bisiklet sürme ve yürüyüş de benzer şekilde dolaşımı artırır. Yaz aylarında bu egzersizleri sabah erken veya akşam saatlerinde yapmak daha sağlıklı olur" şeklinde konuştu. "Varis çorabında ince ve nefes alabilen modeller tercih edilmeli" Varis çoraplarının, toplardamar basıncını düzenlemek adına oldukça etkili olduğunu anlatan Prof. Dr. Gürer, "Yaz aylarında ince ve nefes alabilen yazlık modeller tercih edilmelidir. Aşırı sıcak günlerde çorabı günün serin saatlerinde kullanmak ya da mümkünse bacakları sık sık yüksekte tutmak, dolaşımı desteklemek adına alternatif yöntemler arasında sayılabilir" dedi. "Köpük tedavisi uygulanabilir" Yaz aylarında varis tedavilerinin (lazer, köpük vb.) yapılabileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Gürer, şu bilgileri paylaştı: "Özellikle köpük skleroterapisi, işlem süresi kısa, anestezi gerektirmeyen ve hasta konforu oldukça yüksek bir tedavi yöntemidir. İşlem sonrası hasta hemen günlük yaşantısına dönebilir, yürüyerek taburcu edilir. İyileşme süresi kısadır ve tedavi sonrası ciddi bir iş gücü kaybı yaşanmaz. Yaz döneminde yapılmasının tek dezavantajı, işlem sonrası varis çorabı kullanımı ve güneşten korunma gerekliliğidir. Ancak modern tekniklerle bu süreç hastalar için oldukça konforlu ve güvenli şekilde yönetilmektedir." "Tatil sürecinde varisli bireylere öneriler" Varisli bireylerin tatilde nelere dikkat etmeleri gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Gürer, "Uzun süre hareketsiz kalınan yolculuklarda damar içi basınç artabilir. Bu nedenle yolculuk sırasında kısa yürüyüşler yapmak, bol su tüketmek ve varis çorabı kullanmak faydalı olur. Ayrıca aşırı sıcak saatlerde uzun süre güneş altında kalmaktan kaçınılması, akşamları bacakların yukarı kaldırılarak dinlendirilmesi önerilir" ifadelerini kullandı.
10 Temmuz 2025 Perşembe - 08:26
Kahramanmaraş’ta glütensiz gıda desteği
Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi, çölyak hastalarına yönelik glütensiz gıda paketi desteğini kesintisiz sürdürüyor. Çölyak hastalarının diyetlerine uygun olarak hazırlanan destek paketleri, vatandaşların beğenisini kazanıyor. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışı doğrultusunda Başkan Fırat Görgel öncülüğünde hayata geçirdiği destek projeleriyle vatandaşların yanında olmaya devam ediyor. Bu kapsamda çölyak hastalarına yönelik başlatılan glütensiz gıda paketi desteği aralıksız sürüyor. Çölyak hastalarının hayatını kolaylaştırmak ve onların özel beslenme ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla başlatılan projede, glütensiz ürünlerden oluşan özel gıda paketleri vatandaşlara ulaştırılıyor. Büyükşehir Belediyesi ekipleri tarafından özenle hazırlanan paketlerde; glütensiz makarna, un, arpa şehriye, tarhana çorbası, susamlı çubuk kraker, puding, gofret, pirinç, bulgur, kuru fasulye ve kakaolu helva gibi gıda ürünleri yer alıyor. Glütensiz gıda paketleri, çölyak hastalarının diyetlerine uygun olarak hazırlanıyor ve hastaların güvenle tüketebileceği şekilde vatandaşlara teslim ediliyor. Destekten yararlanan vatandaşlar, duydukları memnuniyeti dile getirerek Başkan Fırat Görgel’e ve Büyükşehir Belediyesine teşekkür etti. Glütensiz gıda desteğinden faydalanan Ayşegül Yenisolak, "Çocuğum 10 yıldır tıbbi diyabet, 1 yıldır da çölyak hastası. Büyükşehir Belediyemiz sağ olsun bizlere destek olmak için glütensiz gıda paketi gönderiyor. Marketlerde bulmakta zorlandığımız birçok ürün bu paketlerde yer alıyor. Başkanımız Fırat Görgel’e çok teşekkür ediyoruz" dedi. Bir diğer vatandaş Gülendam Göde ise, "Kızım çölyak hastası. Büyükşehir Belediyemiz bizlere glütensiz gıda paketi desteğinde bulunuyor. Bu destekten çok memnunuz. Teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı. 2023 yılında oğluna çölyak tanısı konulduğunu belirten Ayça Ağaoğlu da, "Glütensiz ürünlere ulaşmakta güçlük çekiyorduk. Büyükşehir Belediyemiz bu konuda bizlere büyük bir destek sağladı. Glütensiz gıda paketleri sayesinde bu sorunumuz ortadan kalktı. Oğlum da biz de çok mutluyuz" şeklinde konuştu. Büyükşehir Belediyesinin hayata geçirdiği glütensiz gıda paketi desteğinden faydalanmak isteyen vatandaşlar, https://kahramanmaras.bel.tr/duyuru/2024/12/09/glutensiz-gida-paketi-basvuru-formu adresi üzerinden çevrimiçi başvuru yapabiliyor.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder