Son Dakika
|
Özgür Özel hakkında Adalet Bakanına yönelik sözleri nedeniyle soruşturma başlatıldı
Van’da sokak köpeği dehşeti: Parçalanmaktan son anda kurtuldu
Özkan Yalım: "Özel’in kullandığı Mercedes marka aracın VIP dönüşüm işlemleri belediye tarafından ödendi"
Pentagon, UFO dosyalarını yayınlamaya başladı
Diyarbakır’da inşaat halindeki otelde yangın
Muhittin Böcek'i oğlu Gökhan Böcek etkin pişmanlıktan yararlandı!
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir"
Baba ve oğlunu öldüren kanser hastası yaşlı adam tahliye edildi
Ankara’da yaşlı adamı ağır yaralayıp parasını gasp eden saldırgan tutuklandı
Bakan Gürlek'ten flaş açıklamalar: ''İBB Davasında ifadesini geri çeken kimse yok''
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Özgür Özel hakkında Adalet Bakanına yönelik sözleri nedeniyle soruşturma başlatıldı
Bursa'da geri dönüşüm deposunda korkutan yangın!
Tarlasında silahlı saldırıya uğrayan mahalle muhtarı hayatını kaybetti
Bolu Dağı’nda araç devrildi: Kilometrelerce araç kuyruğu oluştu
ABD, İran’a yönelik ablukayı ihlal ettiği öne sürülen 2 gemiyi vurdu
İranlı Sözcü Bekayi: "ABD’nin yanıtı hala değerlendirme aşamasında"
Profesör açıkladı: "Hantavirüs, kemirgenlerden bulaşıyor"
SAĞLIK
Uzmandan hantavirüs uyarısı: "Küresel salgın riski düşük ancak korunma önlemleri önemli"
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:26:28
Hantavirüslerin kanamalı ateş grubunda yer alan ve çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşan enfeksiyon hastalıkları olduğuna dikkat çeken Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, "Virüs genellikle kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salgılarıyla temas sonucu bulaşmaktadır. Özellikle açık ve sulak alanlarda dikkatli olunmalı, hijyen kurallarına uyulmalı ve riskli ortamlarda gerekli korunma önlemleri alınmalıdır" dedi. Son günlerde bir gemide görülen vakalarla yeniden gündeme gelen hantavirüs enfeksiyonlarına ilişkin uzmanlar uyarılarda bulundu. Kemirgenler aracılığıyla bulaşan hastalığın özellikle riskli meslek gruplarında daha sık görülebildiği söyleyerek, korunma önlemlerinin önemine dikkat çekildi. VM Medical Park Samsun Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Leblebicioğlu, hantavirüslerin kanamalı ateş grubunda yer alan ve çoğunlukla kemirgenler aracılığıyla insanlara bulaşan enfeksiyon hastalıkları olduğunu belirterek, "Virüs genellikle kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salgılarıyla temas sonucu bulaşmaktadır. Bu nedenle tarım çalışanları, doğada aktif görev yapan kişiler ve veterinerler gibi risk gruplarında hastalık daha sık görülebilmektedir" diye konuştu. "İki farklı klinik tabloya yol açabiliyor" Hantavirüs enfeksiyonlarının iki ana klinik formunun bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Akciğer tutulumu ile seyreden tipi daha çok Amerika kıtasında görülürken, böbrek yetmezliği bulgularıyla seyreden formu ülkemizde özellikle Karadeniz Bölgesi’nde karşımıza çıkmaktadır" şeklinde konuştu. "İnsandan insana bulaş genellikle görülmüyor" Hastalığın ateş, halsizlik, yorgunluk ve bazı vakalarda kanama gibi belirtilerle ortaya çıkabileceğini belirten Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Türkiye’de ilk vakalar 2000’li yıllarda Zonguldak ve Giresun’da bildirilmiştir. Aynı dönemde Samsun’da da takip ettiğimiz vakalar bulunmaktaydı. Son dönemde gündeme gelen salgında rol oynayan Andes alt tipinin nadir de olsa insandan insana bulaşabileceği bilinmektedir. Tedavi süreci genellikle destekleyici yaklaşımlarla yürütülmektedir" ifadelerini kullandı. "Korunma önlemleri önem taşıyor" Hantavirüsten korunmak için kemirgenlerle temastan kaçınılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Leblebicioğlu, "Özellikle açık ve sulak alanlarda dikkatli olunmalı, hijyen kurallarına uyulmalı ve riskli ortamlarda gerekli korunma önlemleri alınmalıdır" açıklamasında bulundu. "COVID-19 benzeri pandemi beklenmiyor" Hastalığın bulaşma yolları nedeniyle COVID-19 benzeri küresel bir salgın riskinin beklenmediğini dile getiren Prof. Dr. Leblebicioğlu şunları söyledi: "Mevcut bilgiler ışığında hantavirüsün dünya çapında bir pandemiye yol açması beklenmemektedir."
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:25
Profesörden ’Hantavirüs’ uyarısı: "Kapalı alanlar risk taşıyor"
Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, son günlerde gündeme gelen hantavirüs vakalarına ilişkin uyarılarda bulundu. Virüsün genellikle kemirgenlerden bulaştığını belirten Geyik, özellikle uzun süre kapalı kalan depo, gemi ve ambar gibi alanlarda dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Büyük Anadolu Kocaeli Darıca Hastanesi’nde Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, gündemde olan hantavirüs ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Bir turistik seyahat gemisinde görülen hantavirüs enfeksiyonu toplumda endişe oluşturduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Hantavirüsler; başta fareler ve kemirgenler olmak üzere bazı yabani kemiriciler tarafından taşınan, insanlarda ciddi solunum ve böbrek yetmezliği tablolarına yol açabilen viral enfeksiyon etkenleridir. Önceki yıllarda ülkemizde de tespit edilmiş hastalıklardandır. Özellikle uzun süre kapalı kalan yaşam alanları, gemiler, depolar, ambarlar, konteynerler, liman sahaları, yiyecek stok alanları ve uzun süre kullanılmamış ortamlar bulaşma riski açısından önemlidir" dedi. Hantavirüs bulaş yolları Hantavirüsün insandan insana kolay bulaşan bir hastalık olmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "En sık bulaş yolu: Enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı ve salyası ile kirlenmiş ortamların solunması, fare dışkısı bulunan alanların süpürülmesi sırasında virüsün havaya karışması, kirli yüzeylere temas sonrası ağız, burun veya göze dokunulması ve nadiren kemirgen ısırıklarıdır" şeklinde konuştu. "1–8 hafta içinde ortaya çıkabilir" Belirtiler genellikle kemirgen teması sonrası 1–8 hafta içinde ortaya çıkabildiğini söyleyen Prof. Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Hastalık başlangıçta grip benzeri belirtilerle ortaya çıkar. Yüksek ateş, halsizlik, aşırı yorgunluk, baş/kas/karın/sırt ağrıları, bulantı ve kusma sık görülen bulgulardır. Ağır vakalarda ise: öksürük, nefes darlığı, akciğer tutulumu, böbrek fonksiyon bozukluğu, tansiyon düşüklüğü ve yoğun bakım gereksinimi olabilir. Bize yakın coğrafyada klinik olarak genellikle böbrek hasarı ve hemorajik ateşle seyreden "böbrek sendromuna" rastlanırken Amerika coğrafyasında ise nefes darlığı, hipotansiyon, akciğer ödemi ve solunum yetmezliği ile karakterize hastalık tablosu daha çok görülür" ifadelerini kullandı. Korunma için hayati önlemler Fare ve kemirgen kontrolü şart olduğunu söyleyen Dr. Mehmet Faruk Geyik, "Gıda depoları kapalı tutulmalı, açıkta yiyecek bırakılmamalı, çöp alanları düzenli temizlenmeli, gemilerde ve limanlarda profesyonel kemirgen kontrolü yapılmalıdır. Kemirgen dışkısı görülen alanlarda kuru süpürme veya elektrikli süpürge kullanımı virüsü havaya yayabilir. Temizlik sırasında eldiven ve maske takılmalı, çamaşır suyu içeren dezenfektanlar kullanılmalıdır. Uzun süre kapalı kalan depo, ambar, gemi kamarası veya konteynerler uzun süre havalandırılmalıdır. Riskli alanlarda:N95/FFP2 maske, eldiven, koruyucu gözlük takılmalıdır" açıklamasında bulundu. Risk altında olanlar ve risk durumu Dr. Mehmet Faruk Geyik şunları söyledi: Gemi personelleri, liman çalışanları, depo ve ambar çalışanları, temizlik personelleri, kampçılar ve kırsal alan çalışanları, uzun süre kapalı alan temizliği yapan kişiler risk altındadır. Hantavirüs nadir görülen ancak ciddi seyredebilen bir enfeksiyondur. Şu an için toplumda yaygın bir salgın olduğuna bir veri bulunmamaktadır. Ateş, yoğun halsizlik, nefes darlığı veya kemirgen teması öyküsü bulunan kişilerin vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması önerilir. Toplum sağlığının korunması için doğru bilgiye dayalı hareket etmek, hijyen kurallarına uymak ve resmi sağlık otoritelerinin açıklamalarını takip etmek hayati önem taşımaktadır."
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:18
Erzurum’da "tam buğday ekmeği yaygınlaştırma kampanyası" tanıtım toplantısı düzenlendi
"Tam Buğday Ekmeği Yaygınlaştırma Kampanyası" tanıtım toplantısı, Erzurum Şehir Hastanesi Konferans Salonu’nda geniş katılımla gerçekleştirildi. Program, tam buğday ekmeğiyle ilgili hazırlanan tanıtım filminin izletilmesiyle başladı. Ardından protokol üyeleri açılış konuşmalarını gerçekleştirdi. Toplantıda, Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda Kontrol Genel Müdürü Ersin Dilber, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdür Yardımcısı Dr. Murat Ağırtaş, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Kılıç ve Erzurum Valisi Aydın Baruş katılımcılara hitap etti. Programda, Sağlık Bakanlığı adına sunum yapan Prof. Dr. Zehra Büyüktuncer Demirer, sağlıklı beslenmenin toplum sağlığı açısından önemine dikkat çekti. Demirer, yaptığı konuşmada, "Sağlık kaybının çok önemli bir kısmı, yaklaşık dörtte biri beslenme alışkanlıklarından kaynaklanıyor. Yanlış beslenme bugün birçok hastalığın temel sebeplerinden biri haline gelmiş durumda. Her yıl milyonlarca insan, sağlıksız beslenmeye bağlı hastalıklarla karşı karşıya kalıyor. Özellikle kanser vakalarının önemli bir bölümü ve tip 2 diyabet hastalıkları, yanlış diyet alışkanlıklarıyla ilişkilendiriliyor. Dolayısıyla burada yapılması gereken şey çok açık. Öncelikle risk faktörlerini doğru belirleyeceğiz. Beslenmede nerede hata yaptığımızı tespit edeceğiz ve bunların iyileştirilmesi için planlı politikalar geliştireceğiz. Bugün burada özellikle üzerinde durduğumuz konu ise tam tahıl tüketiminin artırılmasıdır. Çünkü bu, sağlık açısından en önemli koruyucu faktörlerden biri olarak görülüyor. Bunu ortaya koyan yalnızca tek bir çalışma da yok. Yapılan başka araştırmalarda da tam tahıl tüketiminin yetersiz olmasının, ölüm oranları ve hastalık yüküyle doğrudan ilişkili olduğu ortaya konuldu. 28 ülkede, 6 milyondan fazla insanın verileri üzerinde gerçekleştirilen çalışmalarda, yeterli tam tahıl tüketiminin sağlık açısından en önemli koruyucu unsurlardan biri olduğu değerlendirildi" dedi. Sunumun ardından protokol üyeleri tarafından imza töreni gerçekleştirildi. Daha sonra protokol üyeleri tam buğday ürünlerinin sergilendiği stantları gezdi. Programa konuşmacıların yanı sıra Erzurum Tarım ve Orman Müdürü Alpaslan Kenger, Erzurum İl Sağlık Müdürü Gürsel Bedir, Erzurum Kültür ve Turizm İl Müdürü Ahmet Yer, Şehir Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Mesud Fakirullahoğlu, kurum müdürleri, STK temsilcileri, davetliler ve vatandaşlar katıldı.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:00
Bayburt’ta öğrenciler hijyen ve sağlıklı yaşam konusunda bilgilendirildi
Dünya El Hijyeni Günü kapsamında öğrencilere el yıkama, el hijyeni, diyabet ve obeziteyle mücadelede sağlıklı beslenmenin önemi anlatıldı. Bayburt Devlet Hastanesi personelleri tarafından Şehit Recep Eşiyok İlköğretim Okulunda düzenlenen eğitimde, ’Temiz El Hayat Kurtarır’ sloganıyla el hijyenine dikkat çekildi. Enfeksiyon Kontrol Hemşiresi Elif Tuba Yazıcı, öğrencilere el yıkama alışkanlığının hastalıklardan korunmadaki önemini slayt eşliğinde anlattı. Eğitimde, günlük yaşamda doğru el yıkama yöntemleri ve hijyen kurallarına ilişkin bilgiler paylaşıldı. Diyabet Hemşiresi Zübeyde Kahveci ise diyabet ve obeziteyle mücadelede dengeli ve düzenli beslenmenin önemine değindi. Öğrencilere sağlıklı beslenme, hareketli yaşam ve diyabetten korunma konularında bilgilendirme yapıldı. Etkinlikte düzenlenen eğlenceli aktivitelerle öğrencilerde el hijyeni ve sağlıklı yaşam konusunda farkındalık oluşturuldu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
08 Mayıs 2026 Cuma- 21:25
Prof. Dr. Oytun Erbaş’tan hantavirüs açıklaması: "İnsandan insana bulaşmıyordu, bir varyantı var, And-v virüsü insandan insana bulaşıyor"
2
08 Mayıs 2026 Cuma- 14:44
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir"
3
09 Mayıs 2026 Cumartesi- 09:12
Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde ilk suda doğum: Kuzey bebek sağlıkla dünyaya geldi
4
07 Mayıs 2026 Perşembe- 15:13
DAKAF’26’da Lokman Hekim Van Hastanesi gençlerin kariyer hedeflerine ışık tuttu
5
08 Mayıs 2026 Cuma- 12:46
Profesör açıkladı: "Hantavirüs, kemirgenlerden bulaşıyor"
14 Temmuz 2025 Pazartesi - 10:12
Görülme sıklığı artan adenovirüs, yüzme havuzlarında da bulaşabiliyor
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Alper Aykanat, son dönemde çocuklar üzerinde görülme sıklığı oldukça artan adenovirüsün, serinlemek için girilen yüzme havuzlarından da bulaşabileceğini belirterek, uyarılarda bulundu.
14 Temmuz 2025 Pazartesi - 10:11
Atatürk Devlet Hastanesi’ne yeni Göğüs Cerrahisi Uzmanı
Aydın Atatürk Devlet Hastanesi’ne tayini çıkan yeni Göğüs Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Mehmet Ulu hasta kabulüne başladı. Aydın Atatürk Devlet Hastanesi’nden yapılan açıklamada, "Hastanemizde yeni Göğüs Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Mehmet Ulu hasta kabulüne başlamış olup, poliklinik binası birinci katta hizmet vermektedir. 2005 yılında Malatya İnönü Üniversitesi tıp Fakültesinden mezun oldu. 2013’ te Ankara Atatürk Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim Araştırma hastanesinden uzmanlığını aldıktan sonra sırasıyla Niğde Devlet Hastanesi, Elbistan Devlet Hastanesi’nde görev yaptı. Mayıs 2025 te Sağlık Bakanlığı tarafından hastanemize tayini yapılmıştır. 1980 Malatya Darende doğumludur. Çalışmalarında başarılar dileriz" denildi.
14 Temmuz 2025 Pazartesi - 10:07
Şaşılıkta erken müdahale görme kaybını ve psikolojik etkileri önleyebilir
Medical Point Gaziantep Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. İrfan Ergen, şaşılıkla ilgili en çok merak edilenleri ve güncel tedavi yöntemlerini anlattı. Op. Dr. İrfan Ergen, "Gözlerin paralel hizalanamaması durumu olarak bilinen şaşılık, genellikle çocukluk çağında ortaya çıksa da her yaşta görülebiliyor. Gözlerden birinin düz bakarken diğerinin içe, dışa, yukarı ya da aşağıya kayması hem görme kalitesini hem de kişinin sosyal yaşamını etkileyebiliyor. Ancak birçok aile, şaşılığı yalnızca kozmetik bir sorun olarak görüp tedavide geç kalabiliyor. Erken yaşta yapılan göz muayeneleriyle şaşılık fark edildiğinde, uygun tedavi yöntemleriyle hem göz tembelliği engellenebilir hem de çocuklar sağlıklı bir görmeye kavuşabilir" dedi. "Yeni doğan bebeklerde ilk üç aya kadar görülen geçici kaymalar normal kabul edilebilir" Op. Dr. Ergen, "Tıbbi adıyla strabismus, halk arasında şaşılık olarak bilinen bu durum, göz kaslarının koordineli çalışamaması sonucu gözlerin farklı yönlere bakması şeklinde tanımlanır. Bir göz düz bakarken diğer göz içe, dışa, yukarı veya aşağıya kayabilir. Yeni doğan bebeklerde ilk üç aya kadar görülen geçici kaymalar normal kabul edilebilir. Ancak altıncı aydan sonra devam eden ya da sonradan gelişen kaymalar mutlaka ciddiye alınmalı. Genetik faktörler, sinir felçleri, göz travmaları, kırma kusurları ve bazı sistemik hastalıklar şaşılığa yol açabilir" ifadelerini kullandı. "Estetik değil, fonksiyonel bir sorun" Dr. Ergen, "Şaşılık, iki gözün birlikte çalışmasını bozduğu için derinlik algısı kaybolabilir. Beyin, kayma olan gözden gelen görüntüyü zamanla bastırır. Bu da ’ambliyopi’ yani göz tembelliği gelişmesine neden olur. Özellikle 0-7 yaş arası dönemde müdahale edilmezse, bu görme kaybı kalıcı olabilir. Bazı çocuklarda sadece gözlük yeterli olurken, bazı durumlarda göz tembelliği için kapama tedavisi gerekir. Daha ileri vakalarda cerrahi müdahale gerekebilir. Yetişkinlerde ise çift görme varsa prizmatik camlar ve cerrahi kombinasyonları tercih edilebiliyor" şeklinde konuştu. "İlk göz muayenesi 1 yaşından önce yapılmalı" Dr. Ergen, şaşılığın erken teşhisinde ailelerin dikkatli olması gerektiğini belirterek, "Çocuklarda gözlerde simetri bozukluğu, sık göz kırpma, başı yana eğerek bakma, ışığa hassasiyet gibi belirtiler varsa vakit kaybetmeden göz doktoruna başvurulmalı. Aileler, çocuklarını 1 yaşına gelmeden en az bir kez göz muayenesine götürmeli. Şaşılık, zamanında müdahale ile tamamen tedavi edilebilen bir rahatsızlıktır. Son yıllarda geliştirilen mikrocerrahi tekniklerle, ameliyat sonrası iyileşme süresi kısalıyor ve estetik sonuçlar daha başarılı hale geliyor. Sonuç olarak, şaşılık hem görsel hem de psikolojik açıdan yaşam kalitesini etkileyen önemli bir sağlık sorunudur. Erken teşhis, düzenli takip ve doğru tedavi ile çocuklar sağlıklı bir görme ve özgüvene sahip olabilir. Göz sağlığı ihmal edilmemeli, çünkü çocukların dünyaya nasıl baktığı, gelecekte nasıl bir birey olacaklarını da etkiler" diye konuştu.
14 Temmuz 2025 Pazartesi - 10:03
Müdür Öztürk’ten Karamehmet Devlet Hastanesine ziyaret
Afyonkarahisar İl Sağlık Müdürü Dr. Hakkı Öztürk, Destek Hizmetleri Başkanı Ahmet Uyan ile birlikte hafta sonu İscehisar Karamehmet Devlet Hastanesini ziyaret ederek incelemelerde bulundu. Ziyarette, hastanenin fiziki yapısı, hizmet sunum süreçleri ve genel işleyişi yerinde incelendi. Hastane yönetiminden yürütülen çalışmalar hakkında detaylı bilgi alan Öztürk, sağlık hizmetlerinin etkinliği ve verimliliği üzerine değerlendirmelerde bulundu. Sağlık personeli ile bir araya gelen Öztürk, talep ve önerileri dinleyerek çözüm odaklı görüşmeler gerçekleştirdi. Hastalar ve hasta yakınlarıyla da yakından ilgilenen İl Sağlık Müdürü Öztürk, geçmiş olsun dileklerini ileterek sağlık durumları hakkında bilgi aldı.
14 Temmuz 2025 Pazartesi - 09:38
"Cilt kanserinden korunmak için güneşe karşı gerekli önlemi alın"
Cilt kanserinin bilinen en önemli nedeninin güneş ışınları olduğunu belirten Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Yakup Çil, "Bu yüzden güneşe çok maruz kalan yüz ve el bölgesi gibi vücut kısımlarında cilt kanserleri daha fazla görülmektedir. Özellikle açık güneşli havalarda şapka, güneş gözlüğü gibi ekipmanlar kullanmak, mevsim ayrımı yapmadan (çok güneşli yaz mevsiminde daha fazla) olmak üzere mutlaka güneşten koruyucu kremler kullanmak çok önemlidir" dedi. İstinye Üniversite Hastanesi Medical Park Gaziosmanpaşa’dan Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Yakup Çil, cilt kanserleri konusunda açıklamalarda bulundu. Cilt kanserlerinin insanlarda en sık görülen kanserlerden biri olduğuna değinen Prof. Dr. Çil, "Cilt, insandaki en büyük organdır. Çok değişik kanser türleri ciltte görülebilmekte olup en sık görülen kanser tipleri bazal hücreli kanser, skuamoz hücreli kanser ve malign melanomadır. Bu tipler arasında en kötü seyirli olan ve vücudumuzdaki diğer organlara en hızlı yayılan cilt kanseri tipi malign melanoma olup, çoğunlukla koyu rengi ile diğer iki cilt kanseri tipinden ayrılabilmektedir. Kişiler ciltlerinde çok hızlı yapı değiştiren cilt problemi gördüklerinde cilt kanserini akıllarına getirmelidir" diye konuştu. "Benlerin yakından takibi yapılmalı" Her insanın cildinde ben adı verilen çoğunlukla ciltten farklı renkte cilt problemlerinin bulunduğunu belirten Prof. Dr. Çil, "Tüm benler kötü huylu değildir fakat yakın takibi faydalıdır. Benlerin yakın olarak takip edilmesi, erken cilt kanseri tanısı konulmasına ve erkenden yapılacak olan tedavilerle cilt kanserinden kurtulmamıza olanak sağlar. Eğer benlerimizde hızlı bir büyüme, renginde hızlı değişim, sınırlarının bir anda genişlemesi ve kanama gibi daha önce bulunmayan ani değişiklikler ortaya çıkarsa aklımıza cilt kanseri gelmelidir. Mümkün olan en kısa sürede uzman muayenesi için müracaat etmemiz hayat kurtarıcı olabilir" dedi. "Güneş ışınları riski artırıyor" Cilt kanserinin bilinen en önemli nedeninin güneş ışınları olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Çil, "Bu yüzden güneşe çok maruz kalan yüz ve el bölgesi gibi vücut kısımlarında cilt kanserleri daha fazla görülmektedir. Özellikle açık güneşli havalarda şapka, güneş gözlüğü gibi ekipmanlar kullanmak, mevsim ayrımı yapmadan (çok güneşli yaz mevsiminde daha fazla) olmak üzere muhakkak güneşten koruyucu kremler kullanmak çok önemlidir. Ayrıca, mesleği gereği çok fazla değişik kimyasal maddeler ile uzun süre temas eden kişilerde de cilt kanseri gelişimine ait önemli kanıtlar mevcuttur. Bu nedenle bu tarz işlerde çalışan insanların koruyucu eldiven ve maskelerle uygun koruyucu kıyafetler giymesi çok önemlidir" açıklamasında bulundu. "Güneş koruyucu tüm mevsimlerde kullanılmalı" Güneş koruyucu kremlerin öneminden bahseden Prof. Dr. Çil, "Güneşin cildimize zarar verebilecek ışınlarının azalan ozon katmanı ve çevresel iklim değişiklikleri nedeniyle daha fazla yer yüzeyine ulaştığı bilimsel çalışmalar ile ortaya konulmuştur. Artan cilt kanserleri vakalarında en çok suçlanan nedenlerin başında güneş ışınları olduğunu unutmamalıyız. Uygun korumayı sağlayacak güneşten koruyucu kremleri doğru şekilde kullanmak gerekir. Her ne kadar yazın güneş ışınlarının zararlı etkileri daha fazla ortaya çıksa da, güneş ışınlarına maruz kalmaya devam ettiğimiz kış ayları ve bulutlu havalarda da güneşten koruyucu kremleri mutlaka kullanmalıyız" dedi. "Küçük yaşlarda oluşan cilt yanıklarına dikkat" Prof. Dr. Çil, "Çocukluk ve ergenlik döneminde meydana gelen cilt yanıkları, ilerleyen yaşlarda cilt kanseri oluşumunu artırabilir. Özellikle yanık skarı meydana gelmiş ve sürekli travmaya açık cilt bölgelerinde skuamoz hücreli cilt kanseri tipinin daha fazla oluşabildiği bilinmektedir" dedi. "Patolojik inceleme yapılır" Cilt kanserlerinde tanı konma sürecine ve tedavi seçeneklerine değinen Prof. Dr. Çil, şu bilgileri paylaştı: "Eğer cilt kanseri şüphesi varsa, öncelikle şüpheli cilt dokusundan küçük bir parça alınarak patolojik incelemeye gönderilir. Patolojik inceleme sonucu eğer cilt kanseri tanısı konulur ise daha ileri tahliller yapılarak kanserin diğer organlara yayılıp yayılmadığı ortaya konulmalıdır. Kanserli cilt dokusunun geniş olarak çıkarılması ve sonrasında da bu bölgenin yakın takibi gereklidir. Cilt kanserinin diğer dokulara yayılma durumu ve kanserin evresine göre gerekli görülür ise radyoterapi ve onkolojik medikal tedavi ilaçlarının da tedaviye eklenmesi gerekli olabilir." "Baş ve boyun bölgesinde daha fazla görülür" Cilt kanserlerinin baş ve boyun bölgesinde daha fazla görüldüğünü belirten Prof. Dr. Çil, "Cilt kanserleri güneşe çok daha fazla maruz kalan baş ve boyun bölgesinde daha fazla görülmektedir. Bu bölge de estetik açıdan çok önemli bir vücut bölgesidir. Öncelikle kanser şüphesi olan cilt bölgesinden çok küçük bir parça alınarak kesin patolojik tanının konulması, estetik açıdan sorun oluşturabilecek çok büyük yüz cilt kısmının çıkarılmasının önüne geçebilir. Yapılacak cilt kanser cerrahisinde, yüz gibi çok fazla estetik cilt ünitesi içeren hassas bölgede bu konuda uzmanlaşmış hekimlerin işlemi gerçekleştirmesi büyük öneme sahiptir. Cerrahi işlem bölgesinde fazla iz kalmaması için ameliyat bölgesini güneş ışınlarından korumak ameliyat sonrası dönemde de önemlidir" dedi. "Erken tanı önemli" Erken tanının önemine dikkat çeken Prof. Dr. Çil, "Erken konulan cilt kanseri tanısı, hastanın hem yaşamını uzatacak, hem de estetik olarak daha küçük bir ameliyat izi ile kişinin cilt kanserinden kurtulmasını sağlayacaktır. Gelişen tedavi yöntemleri ile çok geç kalınmadan cilt kanseri tanısı konulursa hastalar normal bir yaşam sürme şansını yakalayabilirler. Bu yüzden cildimizde şüpheli bir cilt problemi oluştuğunda, cilt kanserini de aklımızın bir köşesinde bulundurmak hayatımızın kurtulmasını sağlayabilir. Erken tanı, tüm kanserlerde olduğu gibi cilt kanserinde de hayat kurtarıcıdır" ifadelerini kullandı.
13 Temmuz 2025 Pazar - 16:53
Siirt’te Tip 1 diyabetli çocuklara sensör takılmaya başlandı
Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, Tip 1 diyabetli çocuklara yönelik "Sürekli Glukoz İzleme Sensörü" uygulaması başlatıldı. Hastanede kurulan Çocuk Endokrinoloji ve Diyabet bölümü bünyesinde yürütülen uygulama ile çocuk hastaların kan şekeri takip süreçlerinin daha kolay ve güvenli hale gelmesi hedefleniyor. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK), 2-18 yaş arası Tip 1 diyabetli çocuklar için sürekli glukoz izleme sensörlerini geri ödeme kapsamına almasının ardından Siirt’te de uygulama hayata geçirildi. Diyabet hemşiresi Sevim Kılınç tarafından çocuk hastalara sensör takılmaya başlandı. Konuyla ilgili açıklama yapan Çocuk Endokrinoloji Uzmanı Dr. Esra Koçyiğit, "Bu uygulama, Tip 1 diyabetli çocuklarımızın yaşam kalitesini artıracak, takip süreçlerini kolaylaştıracaktır. Sürecin SGK kapsamına alınması, aileler açısından da büyük bir kolaylık sağladı. Bu imkanın sağlanmasında emeği geçen başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere tüm yetkililere ve katkı sunan akademisyenlere teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı.
13 Temmuz 2025 Pazar - 14:05
Tatiliniz kabusa dönmesin: Güneş yanıklarına dikkat
Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayşe Özdemir; güneş yanıklarının daha çok açık renkli kişileri ve çocukları etkilediğini söyleyerek, "Güneş yanıkları ilerde gelişebilecek deri kanseri riskini arttıran bir etken" dedi. Acıbadem Kayseri Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Ayşe Özdemir, yaz aylarının gelmesiyle beraber görülmeye başlanan güneş yanıkları ile ilgili bilgiler verdi. Özdemir; "Yaz aylarının gelmesi ve tatil sezonunun başlamasıyla polikliniğimize en sık başvuru sebeplerinden birisi güneş yanıklarıdır. Güneş yanıkları, güneşe yada solaryum gibi ultraviyole ışıklarına mazur kalmakla oluşan kızarıklık, kaşıntı, yangı, derdi de sulu kabarıklar seyreden bir deri döküntüsü. Özellikle güneş mazuriyetinden birkaç saat sonra ortaya çıkar, kaşıntı ve kabarıklar şeklinde başlar. Etkilenen alanın zamanla soyulmasıyla iyileşir. Güneş yanığı daha çok açık tenli kişileri ve çocukları etkiler. Güneş yanığı oluştuğunda ilk yapmamız gereken, etkilenen bölgenin soğuk suyla altına tutulması ya da soğuk bezle etkilenen bölgenin sarılması ve serinletilmesidir. Bunun dışında bol su içilmesi, ağrı varsa ağrı kesici kullanılması, yatıştırıcı ve onarıcı etkili kremlerle etkilenen bölgenin rahatlatılması evde yapabileceğimiz önlemlerdir. Buna rağmen klinikte bir ilerleme olursa bir dermatoloji uzmanın görmesini önermekteyiz" diye konuştu. Güneş yanıklarının ilerde gelişebilecek deri kanseri riskini arttıran bir etken olduğunu kaydeden Özdemir; "Bu yüzden güneş yanıklarından korunulmasını öneriyoruz. Burada en önemli faktör güneş koruyucularına düşmektedir. Güneş koruyucu kullanımı deri kanserlerini yüzde 90 oranında azaltmaktadır. Güneş koruyucu en az 30 faktör olmalı, dışarı çıkmadan 15-20 dakika önce sürülmeli ve açık havadayken 3 saatte bir yenilenmelidir. Bunun haricinde bol su tüketilmesi, açık ve ince giysilerin tercih edilmesi, güneş gözlüğü kullanılması alabileceğimiz diğer önlemler arasındadır" diye konuştu.
13 Temmuz 2025 Pazar - 13:14
Siirt’te endoskopik kulak ameliyatıyla işitme kaybı önlendi
Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde uzun süredir kulak zarı çökmesi ve işitme kaybı şikayeti bulunan bir hasta, endoskopik yöntemle gerçekleştirilen başarılı bir ameliyatla sağlığına kavuştu. Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Gazi Zeydoğlu tarafından yapılan operasyonda, hastanın çökmüş durumdaki kulak zarı kıkırdakla desteklenerek çökme engellendi ve işitme kaybının ilerlemesi önlendi. Ameliyatta uygulanan endoskopik orta kulak cerrahisi sayesinde hem kemikçik zincirinin muayenesi sağlandı hem de kapalı yöntemle hastanın tedavi süreci hızlandırıldı. Ameliyat sonrası hastanın sağlık durumunun iyi olduğu ve işitme kaybı şikayetlerinde belirgin iyileşme kaydedildiği öğrenildi.
13 Temmuz 2025 Pazar - 12:03
Terlemeyle kaybettiğini yerine koy
Nöroloji hastalarının birçoğunun yaşlı hastaların oluşturduğunu belirten Uz. Dr. Nigar Ahmadova, bu hastaların özellikle aşırı sıcaklarda az su tüketiminden kaynaklanan şikayetler sonucu acile başvurduklarını söyledi. Aşırı sıcakların demanstan parkinsona nörolojik hastalığı olanlar için zorlayıcı olduğunu belirten Uz. Dr. Ahmadova, "Bu hastalar hastanelere bilinç değişikliği, baş dönmesi, halsizlik, bitkinlik şikayetleriyle başvuruyorlar. Altından çok terleyip az su tüketmek çıkıyor. Bu hastalar yeterli sıvı almalı, kendileri alamıyorsa yakınları tarafından bu ihtiyaçları karşılanmalı. Kronik hastalarda az su içmek ciddi sağlık sorunlarına neden olabiliyor" dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Nigar Ahmadova, normalin üstünde seyreden hava sıcaklıkları karşısında hekimlerin takip hastalarını uyarma ihtiyacı duyduğunu söyledi. Terlemenin çok olduğu bu sıcak günlerde az su tüketiminin hastaların sıcaktan çok daha fazla etkilenmesine yol açtığını belirten Uzm. Dr. Ahmadova, şöyle konuştu: Sadece ilaç alırken su içiyorlar "Herhangi bir sağlık sorunu olmayanların bile aşırı terlemeye, elektrolit kaybına karşı su tüketimini artırmasını gerektiren günlerden geçiyoruz. Risk grubunda bebekler, yaşlılar, özellikle de kronik hastalıkları, nörolojik hastalıkları olanlar var. Bu sıcak günlerde poliklinik ve acil servislere başvurularda parkinson, demans, epilepsi, inme, multiple skleroz hastalarında artış var. Genel şikayetleri hipotansiyon ( tansiyon düşüklüğü) , buna bağlı bilinç değişikliği, baş dönmesi, halsizlik, bitkinlik. Bunun nedeni de dehidrasyon yani vücudun yeterli sıvıyı kaybetmesi. Eğer kronik hastalar yeterli miktarda sıvı almazsa ortaya ciddi sağlık sorunları çıkabiliyor. Dehidrasyon yetersiz su alımından kaynaklanabileceği gibi ishal, kusma, terleme ve bazı hastalıklar sonucu da gelişebilir. Hastaların anamnezlerini aldığımızda su tüketimlerinin çok az olduğunu, sadece ilaçlarını alırken bir bardak su tükettiklerini öğreniyoruz. Bu çok yetersiz bir miktar. Böyle durumlarda hastaların bilinci uykuya meyilli olduğundan kendi rutin kullandıkları ilaçlarını da alamıyorlar, bu da hastanın durumunun daha da kötüleşmesine neden oluyor. Yeterli su tüketmenin gerekliliği bu sıcaklarda daha da önem kazanıyor. Yaşlı hastaların günde en az 1.5-2 litre su tüketmesini sağlamak gerekiyor. Terlemeyle kaybedilen sıvının yerine koyulması önemli. Yaşlı hastalarımız yeterli su içmiyorsa, bir bebek gibi düşünülmeli ve yakınları tarafından bu ihtiyaçları karşılanmalı" diye konuştu. Genç hastalara da önemli uyarı Öte yandan Uzm. Dr. Ahmadova, aşırı sıcaklarda migren ataklarının artıp, epilepsi nöbetlerinin tetiklenebileceğine, parkinson hastalığının motor semptomlarının şiddetlenebileceğine de dikkat çekti. Yaz döneminde sıcaklardan en çok etkilenen hasta gruplarından birinin de multiple skleroz hastaları olduğunu belirten Uzm. Dr. Ahmadova, MS hastalarının birçoğunun genç olduğunu ve sıcaktan, güneşten korunma konusunda tedbirsiz davrandıklarını belirterek, şu uyarılarda bulundu: "Genç hastalarımıza da kesinlikle 12.00-18.00 saatleri arasında kendilerini güneşten korumalarını öneriyorum. Bu saatler arasında deniz kenarında bile olsalar mutlaka gölgede kalmalılar. Denizde ya da havuzda yüzerken aşırı sıcaktan, güneş çarpmasından kendilerini korumaları ve ilaçlarını düzenli kullanmaları gereklidir, önemlidir, hayatidir." dedi.
13 Temmuz 2025 Pazar - 11:22
Uzmanlardan balıklama atlamayın uyarısı: "Felç kalabilirsiniz"
Yazın serinlemek için suya girmek keyifli olsa da büyük riskler taşıyor. Özellikle sığ sulara balıklama atlamak, omurga kırıkları ve felçle sonuçlanabilir. Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Ağırman, bu tür ciddi yaralanmaların yaz aylarında belirgin şekilde arttığı konusunda uyardı. Serinlemek için deniz, göl veya havuzlara yapılan bilinçsiz "balıklama atlayışlar", sonu felce varabilen omurga kırıkları için en büyük risklerden birini oluşturuyor. Bu tehlikeye dikkat çeken Medipol Mega Üniversite Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Ağırman da yaz aylarında bu tür vakalarda belirgin bir artış yaşandığını belirtti. Özellikle gençlerin gösteriş amacıyla yaptığı yüksekten balıklama atlamaların ciddi riskler taşıdığını vurgulayan Doç. Dr. Ağırman, "Yaz geldiğinde göl, deniz ve havuzlar serinlemek için tercih ediliyor ama bir anlık dikkatsizlikle hayat tamamen değişebiliyor. Zeminin ya da derinliğin bilinmediği ortamlarda balıklama atlamalar omurga kırıklarına, omurilik yaralanmalarına ve felce neden olabiliyor. Hatta soluk almayı sağlayan diyafram siniri de etkilenirse hayati tehlike dahi oluşabilir" dedi. Bilinmeyen zeminlere balıklama atlamanın en büyük tehlikesinin kafanın sert zemine çarpması olduğunun altını çizen Doç. Dr. Ağırman, "Bu durum boyun omurlarında kırığa ve omurilik hasarına yol açabilir. Önlenebilir bir felç tablosuna dönüşmemesi için tedbir şart. Kalabalık gruplarda birbirlerine özenip yüksek yerlerden atlayanlar daha büyük risk altında. Saniyeler içinde alınan bir karar, hayatlarının geri kalanını tekerlekli sandalyede geçirmelerine neden olabilir. Bu yüzden mutlaka zemini ve derinliği bilmeden atlamamaları gerekiyor" diye konuştu. Doç. Dr. Ağırman, olası bir travma anında yapılması gerekenleri şöyle sıraladı: "Eğer böyle bir durum yaşanırsa öncelik hastayı güvenli bir şekilde sudan çıkarmak ve boyun bölgesini kesinlikle hareket ettirmemektir. Mümkünse boyun sabitlenmeli ve acil sağlık hizmetlerine başvurulmalıdır. Bilinçsiz müdahaleler felç tablosunu daha da ağırlaştırabilir."
13 Temmuz 2025 Pazar - 11:17
Kahramanmaraş’ta robotik diz cerrahisi başladı
Kahramanmaraş’ta HG Hospital bünyesinde robot destekli diz cerrahisi uygulanmasıyla birlikte kentte robotik diz ve kalça protezi ameliyatları dönemi resmen başladı. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ökkeş Bilal’in gerçekleştirdiği ameliyatlarda yapay zeka destekli robotik sistem kullanılıyor. Bu yöntem sayesinde protezlerin hastaya özel açı ve konumlarla yerleştirildiği, ameliyat sonrası iyileşme süresinin ise önemli ölçüde kısaldığı belirtildi. Yeni yöntem sayesinde hastaların ameliyat sonrası aynı gün yürüyebildiği, bağ dokularına daha az müdahale edildiği için hastanede kalış sürelerinin de kısaldığı vurgulanıyor. Prof. Dr. Ökkeş Bilal, "Kahramanmaraş’ta bir ilk olarak robotik diz cerrahisine başlattık. Diz protezlerinde ve kalça protezlerinde artık dünya robot kullanmaya doğru gidiyor. Biz de HG Hospital Hastanesi olarak bunun gerisinde kalmayıp robotik diz protezi ameliyatlarına başladık. Robot kullanıldığında protezi kişiye özel yerleştirebiliyoruz ve bizim kullandığımız noktaları var. Konvansiyon yöntemde yaptığımızda bunları dizi robota tanıdıktan sonra robot kendisi hangi protezi hangi açıda nasıl yerleştireceğini bize öngörüyor. Biz de ona göre robotla beraber kişiye özgü protezleri yerleştiriyoruz. Tabii bu daha çabuk rehabilitasyonu ve hataları minimize etmeye çalışıyor. Hastalar ameliyat olduktan hemen sonra yürüyebiliyor. Bağlarda vesaire çok gevşetme yapmadığımız için hastalar hastanede kalış süresini azaltıyor. Şu ana kadar olan ameliyatlarda hastalar memnun, kendilerinin memnun olduğunu görüyoruz. Bundan sonra zaten dünyada bu trend protez ameliyatları robotla yapılma yoluna doğru gitmeye başladı. Herhalde bir gelecek 20 yılda bu yapay zekanın teknolojinin gelişmesiyle beraber konvansiyonel yöntemlerin kullanılmayacağını düşünüyorum" dedi.
13 Temmuz 2025 Pazar - 11:09
Prof. Dr. Özkan: "Diş koltuğunda öğürme refleksi mi yaşıyorsunuz? Nedeni bağırsaklarınız olabilir"
Diş hekimliğinde hastaların yüzde 15’inde görülen şiddetli öğürme refleksi, birçok diş tedavisinin yarım kalmasına, genel anesteziye ihtiyaç duyulmasına, hastalarda kalıcı diş hekimi korkusuna ve ağız sağlığının bozulmasına neden olduğunu anlatan Uzman Diş Hekimi ve Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Birkan Taha Özkan bu sorunun çoğunlukla sadece psikolojik olmadığını belirterek, "Özellikle gut hastalarında, bağırsak duvarına saplanan ürik asit kristalleri, vagus siniri yoluyla beyin sapındaki öğürme merkezini uyarıyor. Bu da diş koltuğunda kontrol edilemeyen öğürme krizlerine neden olabiliyor. Sorun, bağırsak-beyin ekseniyle doğrudan ilişkili" dedi. Özkan, yaptığı açıklamada öğürme refleksinin dil kökü, yumuşak damak ve boğaz gibi bölgelerin istemsiz uyarılmasıyla gelişen, doğal bir korunma mekanizması olduğuna değinerek, "Ancak refleksi aşırı duyarlı kişilerde şu durumlara yol açar: Tedavi yarım kalır. Kusma, nefes darlığı ve panik hissi gelişebilir. Diş hekimi korkusu kalıcı hale gelir. Çürükler ve diş eti hastalıkları ilerler. Genel anestezi riskleriyle başbaşa kalır" diye konuştu. Özkan’a göre öğürmeyi etkileyen en önemli tetikleyiciler ise şöyle : "Bağırsak beyin ekseni. Gut hastalarında bağırsaktaki iltihap ve kristaller, vagus siniriyle beyne refleks uyarımı gönderir. Nörolojik ve anatomik duyarlılık. Bazı kişilerde yumuşak damak ve dil kökü sinirleri aşırı hassastır. Basit bir temas refleksi tetikleyebilir." Özkan bundan kurtulmanınn önerilen 5 etkili çözüm yöntemini ise şöyle sıraladı: "Temassız lazer destekli tedavi. Fiziksel temas minimuma indirilir. Kanamasız ortam sağlanır. Refleks tetikleyici koku ve sıvılar oluşmaz. Çürük temizliği, kanal tedavisi, doku kesimi ve implant işlemleri hassasiyetle ve tek seansta tamamlanabilir sayesinde korku azalır. Sessiz motorlu el aletleri. Yüksek frekanslı sesler yerine ses desibeli düşük el cihazları (airatör ve mikromotorlar) kullanılır. Bu sayede işlem sırasında sessiz ortam sağlanır. Bu, hastanın kaygısını ve refleks yanıtını yüzde 90 oranında azaltır. Blok anestezi. Dil kökü ve yumuşak damakta bölgesel anestezi uygulanarak dil öğürme refleksi ve ağrı baskılanır. Sprey kullanılmaz çünkü öğürmeyi tetikleyebilir. Dil ekartasyonu ve ağız açıklığını sınırlama. Tedavi sırasında dile baskı uygulanmaz, dilin kontrollü ekarte edilmesiyle hareket sınırlandırılır. Ağız, mümkün olan en az açıklıkla tutulur; bu sayede refleks baskılanır. Tedavi aralıklarıyla dinlendirme protokolü. Seans boyunca çene eklemi korunur, hastanın refleks eşiği gözetilerek sık aralıklarla dinlendirme uygulanır. Aksi takdirde beynin stres merkezi olan hippokampus uyarılarak öğürme artar. El cihaz ve narin alet kullanımı. Küçük başlıklı el cihazları ve narin el altlerinini ağız içinde kullanılması ağzı içinde fazlalık hissini sonlandırır, dil yanak ve boğaz temasını minimumam indirir. Bu sayede konforlu ve öğürmeden kaçındıran bir tedavi yöntemi benimsenir." Özkan, tedavi öncesi hastaların, hafif bir öğünle gelmesi, burun tıkanıklığı varsa deniz suyu spreyi kullanması, derin nefes almayı (diyafram nefesi) öğrenmesi, kaygıların hekimle paylaşılması gerektiğini ve seans sırasında burundan yavaşça nefes alınması gerektiğini söyledi. Artık öğürme refleksi diş tedavilerine engel değil Özkan, "Lazer destekli işlemler, sessiz cihazlar, narin el aletler, kısa işlem süreleri ve kişiselleştirilmiş tedavi protokolleriyle gut hastalarında ve refleksi hassas bireylerde öğürme refleksini yüzde 83’e varan oranlarda baskılayabiliyoruz. Tedaviler tek seansta tamamlanabiliyor, diş hekimi korkusu sona eriyor. Refleksin nedenlerini hedef alarak çalışan bu yaklaşımlarla, hem fizyolojik hem psikolojik düzeyde çığır açan bir konfor sağlanmasını öneriyor" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder