SAĞLIK - 13 Temmuz 2025 Pazar 12:03

Terlemeyle kaybettiğini yerine koy

A
A
A
Terlemeyle kaybettiğini yerine koy

Nöroloji hastalarının birçoğunun yaşlı hastaların oluşturduğunu belirten Uz. Dr. Nigar Ahmadova, bu hastaların özellikle aşırı sıcaklarda az su tüketiminden kaynaklanan şikayetler sonucu acile başvurduklarını söyledi. Aşırı sıcakların demanstan parkinsona nörolojik hastalığı olanlar için zorlayıcı olduğunu belirten Uz. Dr. Ahmadova, "Bu hastalar hastanelere bilinç değişikliği, baş dönmesi, halsizlik, bitkinlik şikayetleriyle başvuruyorlar. Altından çok terleyip az su tüketmek çıkıyor. Bu hastalar yeterli sıvı almalı, kendileri alamıyorsa yakınları tarafından bu ihtiyaçları karşılanmalı. Kronik hastalarda az su içmek ciddi sağlık sorunlarına neden olabiliyor" dedi.


Acıbadem Kent Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Nigar Ahmadova, normalin üstünde seyreden hava sıcaklıkları karşısında hekimlerin takip hastalarını uyarma ihtiyacı duyduğunu söyledi. Terlemenin çok olduğu bu sıcak günlerde az su tüketiminin hastaların sıcaktan çok daha fazla etkilenmesine yol açtığını belirten Uzm. Dr. Ahmadova, şöyle konuştu:



Sadece ilaç alırken su içiyorlar


"Herhangi bir sağlık sorunu olmayanların bile aşırı terlemeye, elektrolit kaybına karşı su tüketimini artırmasını gerektiren günlerden geçiyoruz. Risk grubunda bebekler, yaşlılar, özellikle de kronik hastalıkları, nörolojik hastalıkları olanlar var. Bu sıcak günlerde poliklinik ve acil servislere başvurularda parkinson, demans, epilepsi, inme, multiple skleroz hastalarında artış var. Genel şikayetleri hipotansiyon ( tansiyon düşüklüğü) , buna bağlı bilinç değişikliği, baş dönmesi, halsizlik, bitkinlik. Bunun nedeni de dehidrasyon yani vücudun yeterli sıvıyı kaybetmesi. Eğer kronik hastalar yeterli miktarda sıvı almazsa ortaya ciddi sağlık sorunları çıkabiliyor. Dehidrasyon yetersiz su alımından kaynaklanabileceği gibi ishal, kusma, terleme ve bazı hastalıklar sonucu da gelişebilir. Hastaların anamnezlerini aldığımızda su tüketimlerinin çok az olduğunu, sadece ilaçlarını alırken bir bardak su tükettiklerini öğreniyoruz. Bu çok yetersiz bir miktar. Böyle durumlarda hastaların bilinci uykuya meyilli olduğundan kendi rutin kullandıkları ilaçlarını da alamıyorlar, bu da hastanın durumunun daha da kötüleşmesine neden oluyor. Yeterli su tüketmenin gerekliliği bu sıcaklarda daha da önem kazanıyor. Yaşlı hastaların günde en az 1.5-2 litre su tüketmesini sağlamak gerekiyor. Terlemeyle kaybedilen sıvının yerine koyulması önemli. Yaşlı hastalarımız yeterli su içmiyorsa, bir bebek gibi düşünülmeli ve yakınları tarafından bu ihtiyaçları karşılanmalı" diye konuştu.



Genç hastalara da önemli uyarı


Öte yandan Uzm. Dr. Ahmadova, aşırı sıcaklarda migren ataklarının artıp, epilepsi nöbetlerinin tetiklenebileceğine, parkinson hastalığının motor semptomlarının şiddetlenebileceğine de dikkat çekti. Yaz döneminde sıcaklardan en çok etkilenen hasta gruplarından birinin de multiple skleroz hastaları olduğunu belirten Uzm. Dr. Ahmadova, MS hastalarının birçoğunun genç olduğunu ve sıcaktan, güneşten korunma konusunda tedbirsiz davrandıklarını belirterek, şu uyarılarda bulundu:


"Genç hastalarımıza da kesinlikle 12.00-18.00 saatleri arasında kendilerini güneşten korumalarını öneriyorum. Bu saatler arasında deniz kenarında bile olsalar mutlaka gölgede kalmalılar. Denizde ya da havuzda yüzerken aşırı sıcaktan, güneş çarpmasından kendilerini korumaları ve ilaçlarını düzenli kullanmaları gereklidir, önemlidir, hayatidir." dedi.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Ticaret Bakanı Ömer Bolat: "Dünyanın 16’ncı büyük ekonomisi olmayı başardık" Ticaret Bakanı Ömer Bolat, TÜGVA tarafından 2018’den beri düzenlenen Genç Yönetici Okulu 2026 Zirve Programı’na katıldı. Programda konuşan Bakan Bolat, "Bu yaşadığımız toplumda bizim ekonomik gelişmemizin sonucu 1.6 trilyon dolar. 23 yılda dünyanın 16’ncı büyük ekonomisi olmayı başardık. 2002’de 21’inciydik. 400 milyar dolar mal ve hizmet ihracat rakamına ulaştık, yaklaşık 8 katlık bir artışla oldu. Bunun yanında 19.5 milyon istihdamdan 32.5 milyon istihdama yükseldik" ifadelerini kullandı. TÜGVA tarafından 2018’den beri düzenlenen Genç Yönetici Okulu 2026 Zirve Programı’na Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın yanı sıra, TÜGVA Başkanı İbrahim Beşinci, TUSAŞ Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu, Gürmen Grup Yönetim Kurulu Başkanı Yasemin Gür Solmaz, ALTUR Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Abdürrahim Albayrak, Erdemoğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Erdemoğlu katıldı. Programda konuşan Bakan Bolat, "Şimdi Türkiye’mizde girişimcilik konusunda çok iyi bir ortam var. Niye? Çünkü Allah’a çok şükür ülkemiz dünyadaki ülkelerin çoğundan daha iyi durumda. Son 23 sene hep olumlu büyüme kaydetmişiz. Yıllık ortalama yüzde 5.4 reel büyümüşüz. Çok büyük badireler geçirdik, hepsinin üstesinden gelmişiz. 2008-2009 dünya krizi, 2020 Covid krizi, ondan önce 2010’lu yıllarda darbe teşebbüsleri, 2021’de yüksek enflasyon krizi, 2022’de Rusya-Ukrayna savaşı, enerji, gıda krizleri, 2023 tarihin en yıkıcı iki deprem felaketi Maraş’ta olan. Bu gibi ve son bir buçuk yılda da ticaret savaşları, İran-İsrail savaşı, Hindistan-Pakistan savaşı, şimdi Amerika-İsrail ve İran arasındaki Körfez savaşı, Körfez ülkeleri. Hep çalkantılı, kaotik bir dönemlerdeyiz. Bu dönemde istikrarı koruyabilen, ekonomisi güçlü olan ve toplumsal huzuru sağlayan ülkeler hızla yükselirler ve parlarlar. Herkes orayı adres görmek ister. Tabii şöyle bir de gerçek var; bu yaşadığımız toplumda bizim ekonomik gelişmemizin sonucu 1.6 trilyon dolar gibi dünyanın 16. büyük ekonomisi olmayı başardık 23 yılda. 21’inciydik 2002’de. 400 milyar dolar mal ve hizmet ihracat rakamına ulaştık yaklaşık 8 katlık bir artışla oldu bu. Ve bunun yanında 19.5 milyon istihdamdan 32.5 milyon istihdama yükseldik" ifadelerini kullandı. "Türkiye’nin kişi başına milli geliri 1990’da 3 bin dolardı. 2002 sonunda biz iktidara geldiğimizde 3 bin 600 dolardı. Nerede? 12 yıl boşa gitmiş. Şimdi kaç? 18 bin 40 dolar" Bakan Bolat, ekonomide istikrarın çok önemli olduğunun altını çizerken, milli gelirin 2002’den itibaren 6 kat arttığını belirtti. Bolat, "Diğer taraftan iş hayatına erken atılmak çok önemli. Erken yaşta lise yıllarında, üniversite yıllarında küçük küçük işlerle, tecrübelerle, başkasının yanında çalışmak da olur, kendi işini kurmaya çalışmak da olur. Siz çok şanslı bir çağdasınız. Çünkü gerçekten bizim çocukluğumuzun geçtiği 60’lar, 70’ler, delikanlılığımızın 70’leri, işte üniversite ve sonrası 80’li yıllarımız. 90’lar Türkiye için çok zorlu yıllardı, kötü yıllardı. Yani 1991-2002, 11 yılda Türkiye’de dokuz hükümet kuruldu. Dokuz ayrı koalisyonlar kuruldu böyle bir dönemde. İstikrar olmayınca ekonomik gelişme de olmadı. Çok basit bir örnek; Türkiye’nin kişi başına milli geliri 1990’da 3 bin dolardı. 2002 sonunda biz iktidara geldiğimizde 3 bin 600 dolardı. Nerede? 12 yıl boşa gitmiş. Şimdi kaç? 18 bin 40 dolar. Aynı dönem, yani aradan 2002 sonu 2025 sonu 23 yılda 18 bin 40 dolar. Bu nasıl oldu? İstikrarlı bir yönetim, ondan sonra ekonomide istikrar, gelişme, doğru politikalar ve tedbirlerle... Nüfus 20 milyondan fazla arttı; 65 milyondan 86 milyona çıktı, 21 milyon. Ve bu dönemde nüfus artmasına rağmen kişi başına milli geliri 18 bin dolara çıkarabildik. Ve 10 yılda bir gram ilerleme olmazken 90’lı yıllarda, 2002’den sonra toplam milli gelirimiz 238 milyar dolardan 1.6 trilyon dolara çıktı, 6 katı artış oldu. İhracat 8 katı arttı; mal ve hizmet ihracatı 50 milyar dolardan şimdi 396 milyar dolara çıktı" şeklinde konuştu. "İş hayatında güven çok önemlidir, siyasette de güven çok önemlidir" Güvenin hayattaki öneminin altını çizen Bakan Bolat, "İş hayatında güven çok önemlidir, siyasette de güven çok önemlidir, toplumsal hayatta da, aile hayatında da güven çok önemlidir. Kim evlilik yaparken sözüne güvenilmeyen birisiyle evlilik yapmak ister mi? Kimse istemez. Kim kimle ticaret yapmak isterken güvenilmeyen, borcuna sadık olmayan, dolandırıcılık yapan kişiyle çalışmak ister mi? İstemez. Siyasette aldatan, yolsuzluk yapan, efendim verdiği sözleri tutmayan, halka tepeden bakan, kibirli birisine güvenir misiniz, arkasından gider misiniz? Gitmezsiniz. Onun için hayatın her aşamasında buna da çok çok dikkat etmek lazım" dedi. Bakan Bolat, konuşmasının devamında, "Bunun dışında iyi iletişimde hem kişisel iletişim çok önemli biraz önce söylediğim konular... Hayatta her dakika krizler var, her dakika bir şey çıkar. Yöneticisiniz bir bakmışsınız sizin yöneticiler birbirine girmiş, kapışmışlar. Bir bakarsınız o ona küsmüş, o ona kırılmış; dinliyorsunuz ayrı ayrı, bir şey yok ortada. Sadece iyi iletişim kuramamaktan kaynaklanıyor veya ’benim dediğim doğrudur, benim dediğim olacak’ bağnazlığından kaynaklanıyor. Karşısındakini dinlemek ya da orta yolu bulmak, birbiriyle empati yapmak, kendini karşısındakinin yerine koymak... Bunlar çok kritik şeyler. Bana yapılmasını istemediğim şeyi ben de başkasına yapmamalıyım; bunun adı empatidir. Yani modern jargonda empati diyorlar ama Türkçesi bu: Bana yapılmasını istemediğim şeyi ben de başkasına yapmamalıyım. Bu kadar basit. O nedenle çalışanların, üretenlerin, doğruların yanında olmaya gayret edelim ve TÜGVA örneğindeki gibi gönüllü teşekküllerde teşkilatlanalım ve orada güçlenelim. İnsan sosyal bir varlıktır, insan yalnız yaşayamaz. Hepinize başarılar diliyorum" ifadelerini kullandı.
Samsun 10 yıldır tamamlanamayan 543 dairelik sitede Karadeniz fıkrası gibi durum: Tapu var, bina yok Samsun’un Atakum ilçesinde 10 yıl önce yapımına başlanan 543 dairelik dev konut projesinin tamamlanamaması yüzlerce aileyi mağdur etti. Teslim tarihleri yıllar önce geçmesine rağmen evlerine kavuşamayan hak sahipleri ilk kez toplu şekilde basın açıklaması yaptı. Ortada bulunmayan bazı dairelerin tapularının verilmesi ve hak sahiplerinin bu dairelere ait vergileri ödemesi ise "Karadeniz fıkrası gibi durum" yorumlarına neden oldu. Çobanlı Mahallesi’nde 2016 yılında temeli atılan Korupark Evleri Koruşehir Sitesi, 8 blok ve 543 bağımsız bölümden oluşacak şekilde planlandı. Projede bazı blokların yalnızca temeli atılırken, bazı bloklarda ise inşaat belli bir seviyeye kadar ilerledi. Hak sahipleri, sözleşmelere göre 2023 yılında teslim edilmesi gereken dairelerin halen teslim edilmediğini, inşaatın ise yaklaşık 7 aydır tamamen durduğunu ileri sürdü. Mağdurlar ilk kez toplanıp, basın açıklaması yaptı İlk kez toplu şekilde bir araya gelen mağdurlar adına açıklama yapan hak sahibi Tarık Çalık, yaklaşık 400 vatandaşın tüm ödemelerini yıllar önce tamamlamasına rağmen evlerine kavuşamadığını söyledi. Çalık, "Yapımına 2016’da başlanan 8 blok 543 bağımsız bölümden oluşan Koruşehir Sitesi, aradan geçen 10 yıla rağmen yaklaşık yüzde 50 seviyesinde kalmış ve hala tamamlanamamıştır. Bu süreçte konut alan vatandaşlar tüm ödemelerini seneler önce tamamlamalarına rağmen ne evlerine kavuşabilmiş ne de hak ettikleri tapuları alabilmiştir. Bu süreçte aileler mağdur edilmiş, ciddi maddi ve manevi kayıtlar yaşamıştır. Bununla birlikte herhangi bir olumsuzluk olmamasına rağmen tüm ödemelerini yapan 200 kişiye de tapuları verilmemiştir. Bunlardan daha da vahimi, müteahhit firmanın kalan inşaatı devam ettirmek için hak sahiplerinden 3 milyon TL daha ekstra ücret talep etmesidir. Talep edilen ekstra ücret hak ve hukuka aykırıdır" dedi. "354 tüketici buradan daire satın aldı" Hak sahiplerinin avukatı Ahmet Eren, "2016’da başlayan inşaatta temelden itibaren daire satışları başladı. 354 tüketici buradan daire satın aldı. Bunlardan 202’si borçlarını tamamen ödemesine rağmen tapuları tescil edilmemiştir. Tapuları tescil edilmeyen bu kişiler aynı zamanda çeşitli bahanelerle oyalanmışlardır. Bu kişilere tapuları verilmezken, 2025 yılında ise bazı kişilere tapu tescili yapılmıştır" diye konuştu. "14. kattaki dairemin tapusu var ancak inşaat 11. katta durdu" Yıllardır olmayan kattaki dairenin tapusuna sahip olduğunu ancak inşaatın bir türlü ilerlemediğine değinen mağdur Hacı Şakir Duran, "Benim tapum var ama evim yok. Arkamdaki yarım kalan binada 14. katta dairemin tapusu var ama evim yok. İnşaat 11. katta tıkanmış. Tapusu olmayanlar tapu tescil davası açsınlar. Yarın öbür gün bu şirket iflas ettiğinde tapusu olmayanların mal varlığı müteahhidin üstüne geçecek ve hak sahibi olmada sıkıntı yaşayacaklar" şeklinde konuştu. "Olmayan dairenin tapusu var ve vergisini ödüyorum" Hak sahiplerinden Ebuzer İnan ise, "Tapuyu 2020’de aldım. Tapuyu almam üzerinden 6 yıl geçti ama hala bina yok. Olmayan dairenin tapusu var ve ben olmayan dairenin vergisini ödüyorum. Bizlere sahip çıkılsın istiyoruz. Mağduriyetimiz giderilsin. Birçok inşaatta bu tarz sıkıntılar var fakat benimki trajikomik bir durum. Benim dairemin olduğu bina hiç ortada yok" ifadelerini kullandı.
İstanbul Vatandaşlar yerli ve milli ürünlere yoğun ilgi gösterdi SAHA 2026 sergilenen yerli ve milli ürünlere vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. 7’den 70’e herkes ürünlerle fotoğraf çektirdi. YILDIRIMHAN fuarın gözdesi oldu. "Kıtalararası balistik füze YILDIRIMHAN’ı görünce çok heyecanlandığını dile getiren Huriye Kaba, "Ben çok görkemli buldum. Çok büyük bir füze. Ülkem adına çok gurur verici. Çok heyecanlandım girerken tühlerim diken diken oldu. Yapan bütün mühendislerin ellerine emeklerine sağlık" ifadelerini kullandı.Türkiye’nin ve Avrupa’nın en büyük savunma, havacılık ve uzay sanayi kümelenmesi SAHA İstanbul organizasyonuyla İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı 5’inci gününde deva ediyor. Bir çok yerli ve milli ürünün sergilendiği fuar bugün halkın ziyaretine açıldı. Vatandaşlar yerli ve milli ürünlere yoğun ilgi gösterdi. Vatandaşlar fotoğraf çektirdiler. Fuar da yerli ve milli ürünlerin maketleri de dikkat çekti. 7’den 70’e herkes maketlerin yanında fotoğraf çektirdi.Tayfun Fakı, "Gurur duyoruz Allah bunların devamını nasip etsin. YILDIRIMHAN’ı da göreceğiz inşallah" dedi.Kıtalararası balistik füze YILDIRIMHAN’ı görünce çok heyecanlandığını dile getiren Huriye Kaba, "Ben çok görkemli buldum. Çok büyük bir füze. Ülkem adına çok gurur verici. Çok heyecanlandım girerken tühlerim diken diken oldu. Yapan bütün mühendislerin ellerine emeklerine sağlık" ifadelerini kullandı.