SAĞLIK
Erzurum’da "tam buğday ekmeği yaygınlaştırma kampanyası" tanıtım toplantısı düzenlendi 09 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:18:50 "Tam Buğday Ekmeği Yaygınlaştırma Kampanyası" tanıtım toplantısı, Erzurum Şehir Hastanesi Konferans Salonu’nda geniş katılımla gerçekleştirildi. Program, tam buğday ekmeğiyle ilgili hazırlanan tanıtım filminin izletilmesiyle başladı. Ardından protokol üyeleri açılış konuşmalarını gerçekleştirdi. Toplantıda, Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda Kontrol Genel Müdürü Ersin Dilber, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdür Yardımcısı Dr. Murat Ağırtaş, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Kılıç ve Erzurum Valisi Aydın Baruş katılımcılara hitap etti. Programda, Sağlık Bakanlığı adına sunum yapan Prof. Dr. Zehra Büyüktuncer Demirer, sağlıklı beslenmenin toplum sağlığı açısından önemine dikkat çekti. Demirer, yaptığı konuşmada, "Sağlık kaybının çok önemli bir kısmı, yaklaşık dörtte biri beslenme alışkanlıklarından kaynaklanıyor. Yanlış beslenme bugün birçok hastalığın temel sebeplerinden biri haline gelmiş durumda. Her yıl milyonlarca insan, sağlıksız beslenmeye bağlı hastalıklarla karşı karşıya kalıyor. Özellikle kanser vakalarının önemli bir bölümü ve tip 2 diyabet hastalıkları, yanlış diyet alışkanlıklarıyla ilişkilendiriliyor. Dolayısıyla burada yapılması gereken şey çok açık. Öncelikle risk faktörlerini doğru belirleyeceğiz. Beslenmede nerede hata yaptığımızı tespit edeceğiz ve bunların iyileştirilmesi için planlı politikalar geliştireceğiz. Bugün burada özellikle üzerinde durduğumuz konu ise tam tahıl tüketiminin artırılmasıdır. Çünkü bu, sağlık açısından en önemli koruyucu faktörlerden biri olarak görülüyor. Bunu ortaya koyan yalnızca tek bir çalışma da yok. Yapılan başka araştırmalarda da tam tahıl tüketiminin yetersiz olmasının, ölüm oranları ve hastalık yüküyle doğrudan ilişkili olduğu ortaya konuldu. 28 ülkede, 6 milyondan fazla insanın verileri üzerinde gerçekleştirilen çalışmalarda, yeterli tam tahıl tüketiminin sağlık açısından en önemli koruyucu unsurlardan biri olduğu değerlendirildi" dedi. Sunumun ardından protokol üyeleri tarafından imza töreni gerçekleştirildi. Daha sonra protokol üyeleri tam buğday ürünlerinin sergilendiği stantları gezdi. Programa konuşmacıların yanı sıra Erzurum Tarım ve Orman Müdürü Alpaslan Kenger, Erzurum İl Sağlık Müdürü Gürsel Bedir, Erzurum Kültür ve Turizm İl Müdürü Ahmet Yer, Şehir Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Mesud Fakirullahoğlu, kurum müdürleri, STK temsilcileri, davetliler ve vatandaşlar katıldı.
09 Mayıs 2026 Cumartesi - 10:57 Göz kuruluğu ve göz hastalıklarında lazer tedavi yöntemleri önemli Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Yavuz Özpınar, son yıllarda lazer teknolojisinin kronik göz kuruluğu tedavisinde de kullanılmaya başlandığını, bu amaçla kullanılan yöntemlerden birinin de IPL (Intense Pulsed Light) tedavisi olduğunu söyledi. Medicana Konya Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Yavuz Özpınar, IPL tedavisinin özellikle Meibomian bez disfonksiyonuna bağlı göz kuruluğunda uygulanmakta olduğunu söyledi. İşlem sırasında göz çevresindeki cilde kontrollü ışık atımları uygulandığını ifade eden Op. Dr. Özpınar, bu ışık enerjisi ile göz kapaklarındaki yağ bezlerinin fonksiyonunun düzenlenebileceğini, iltihabi süreçlerin azaltılabileceğini ve gözyaşı film tabakasının daha stabil hale getirilebileceğini belirtti. Özpınar, ayrıca tedavinin genellikle birkaç seans şeklinde uygulandığının ve her seansın kısa sürede tamamlandığının altını çizdi. Lazer ile gözlük numarasının tedavisi Miyop, hipermetrop ve astigmat gibi kırma kusurlarının düzeltilmesi amacıyla yapılan lazer işlemleri halk arasında "göz çizdirme" olarak biliniyor. Bu işlemlerde hedeflenen yapının kornea yani gözün ön saydam tabakası olduğunu, kornea şeklinin değiştirilmesiyle ışığın retina üzerine doğru şekilde odaklanmasın sağlandığını belirten Op. Dr. Yavuz Özpınar, "Tedavide bu amaçla kullanılan başlıca lazer yöntemleri mevcuttur. Seçenekler arasında yer alan LASIK (Laser Assisted in Situ Keratomileusis) en yaygın uygulanan yöntemlerden biridir. İşlem sırasında korneanın yüzeyinde ince bir kapak (flap) oluşturulur. Bu kapak kaldırıldıktan sonra excimer lazer kullanılarak, korneanın alt tabakasına mikron düzeyinde şekil verilir. Ardından kapak tekrar yerine yerleştirilir. Görme genellikle hızlı şekilde düzelir ve iyileşme süresi kısadır. Bir diğer tedavi seçeneği iLASIK (Intralase LASIK), LASIK yönteminin daha gelişmiş bir versiyonudur. Bu teknikte kornea kapağı mekanik bıçak yerine femtosaniye lazer ile oluşturulur. Bu durum kapağın daha hassas ve kontrollü şekilde hazırlanmasını sağlar. Daha yüksek teknolojili bir yöntem olduğu için bazı hastalarda daha güvenli ve öngörülebilir sonuçlar sağlayabilir" dedi. Tercih edilen diğer lazer işlemlerinden olan PRK (Photorefractive Keratectomy) yönteminden de bahseden Op. Dr. Özpınar, "Bu yöntemde korneanın yüzey epitel tabakası kaldırılır ve excimer lazer doğrudan kornea yüzeyine uygulanır. Kapak oluşturulmaz. Bu nedenle kornea yapısı ince olan hastalarda tercih edilebilir. İyileşme süresi LASIK’e göre biraz daha uzun olabilir. TransPRK (Transepitelyal PRK), PRK yönteminin daha modern bir versiyonudur. Bu teknikte korneanın yüzey epitel tabakası mekanik olarak kaldırılmaz. Lazer hem epitel tabakayı hem de alttaki kornea dokusunu tek aşamada şekillendirir. Bu sayede işlem daha kısa sürede tamamlanabilir ve cerrahi temas azalır. SMILE (Small Incision Lenticule Extraction) daha yeni geliştirilen bir yöntemdir. Bu teknikte femtosaniye lazer kullanılarak kornea içinde ince bir doku parçası oluşturulur ve çok küçük bir kesiden çıkarılır. Böylece korneanın şekli değiştirilir. Kapak oluşturulmadığı için korneanın biyomekanik yapısı daha iyi korunabilir. Ayrıca bu lazer işlemleri genellikle damla ile yapılan anestezi altında uygulanır ve ağrısızdır. İşlem sonrası hastalar kısa sürede günlük hayatlarına dönebilirler ancak her hasta bu tedaviler için uygun olmayabilir. Kornea kalınlığı, göz numarası ve genel göz sağlığı mutlaka ayrıntılı bir muayene ile değerlendirilmelidir" ifadelerini kullandı. Lazer tedavisinde beklenen teknolojik gelişmeler Göz hastalıklarında lazer teknolojisinin sürekli geliştiğini ve gelecekte daha hassas, daha güvenli ve kişiye özel tedavilerin yaygınlaşmasının beklendiğini vurgulayan Op. Dr. Yavuz Özpınar, "Bu alandaki önemli hedeflerden biri daha yüksek hassasiyete sahip lazer sistemleri geliştirmektir. Yeni nesil cihazlar sayesinde kornea veya retina üzerinde mikron düzeyinde daha kontrollü işlemler yapılması mümkün hale gelmektedir. Bir diğer önemli gelişme alanı yapay zeka destekli lazer planlama sistemleridir. Bu sistemler hastanın kornea haritası, göz yapısı ve görme ihtiyaçlarını analiz ederek kişiye özel tedavi planlarının oluşturulmasına yardımcı olabilir. Böylece tedavi sonuçlarının daha öngörülebilir hale gelmesi amaçlanmaktadır. Ayrıca retina hastalıklarında daha hedefe yönelik mikro lazer uygulamaları üzerinde çalışmalar da devam etmektedir. Bu yöntemlerin amacı retina dokusuna minimum zarar vererek hastalıklı alanları tedavi edebilmek ve görme fonksiyonunu daha iyi koruyabilmektir. Gelecekte lazer teknolojisinin yalnızca kırma kusurlarının düzeltilmesinde değil, aynı zamanda presbiyopi (yaşa bağlı yakın görme sorunu) gibi durumların tedavisinde de daha etkin yöntemler sunması beklenmektedir. Bunun yanında lazerin ilaç taşıyıcı sistemlerle veya biyoteknolojik tedavilerle birlikte kullanıldığı yeni yaklaşımlar üzerinde de araştırmalar yapılmaktadır. Sonuç olarak lazer teknolojisi göz hastalıklarının tedavisinde önemli bir yere sahiptir ve gelişen teknoloji ile kullanım alanı giderek genişlemektedir. Daha hassas cihazlar, kişiye özel tedavi planları ve yeni cerrahi teknikler sayesinde gelecekte lazer tedavilerinin göz sağlığının korunmasında çok daha önemli bir rol oynaması beklenmektedir" diye konuştu.
‘İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyasında katılım 7,7 milyon kişiye ulaştı
14 Temmuz 2025 Pazartesi - 13:41 ‘İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyasında katılım 7,7 milyon kişiye ulaştı Sağlık Bakanlığı, ‘İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyasında katılımın 7,7 milyon kişiye ulaştığını açıkladı. Sağlık Bakanlığı tarafından toplumda sağlıklı yaşam bilincinin artırılması amacıyla hayata geçirilen ‘İdeal Kilonu Öğren Sağlıklı Yaşa’ kampanyası kapsamında, 10 Mayıs-4 Temmuz 2025 tarihleri arasındaki 8 haftada toplam 7 milyon 673 bin 623 kişinin boy ve kilo ölçümü yapıldı. Ölçümü yapılan kişilerin, yaklaşık yüzde 6’sının ‘zayıf", 33’ünün ‘normal’, yüzde 35’inin fazla kilolu ve yüzde 26’sının ‘obezite’ aralığında olduğu belirlendi. Erkeklerde ‘fazla ‘kiloluluk’ kadınlarda ise ‘obezite’ oranı fazla çıktı. 8’inci haftada 1,4 milyondan fazla ölçüm gerçekleştirildi Kampanyanın 28 Haziran - 4 Temmuz 2025 tarihlerini kapsayan 8’inci haftasında, şimdiye kadarki en yüksek katılım gerçekleşti. Bir hafta içinde 650 bin 510’u erkek, 763 bin 222’si kadın olmak üzere toplam 1 milyon 413 bin 732 kişinin boy-kilo ölçümü yapıldı. Ölçümü yapılanlardan sadece yüzde 6’sı ‘zayıf" aralığında çıktı Ölçümler sonucunda kampanya katılan kişilerin vücut kitle indeksi (VKİ) belirlendi. Bu verilerden hareketle yapılan analizde, 28 Haziran - 4 Temmuz 2025 tarihleri arasında kampanyaya katılan 1 milyon 413 bin 732 kişinin yüzde 6’sının zayıf (VKİ
12 yaşındaki hayali gerçek oldu: "Alo Doktorum" ile dünyaya şifa dağıtıyor
14 Temmuz 2025 Pazartesi - 12:30 12 yaşındaki hayali gerçek oldu: "Alo Doktorum" ile dünyaya şifa dağıtıyor Küçük yaşta annesiyle yaşadığı sağlık sistemi travmasını unutmayan Dr. Nilgün Yönten, yıllar sonra kurduğu "Alo Doktorum" sağlık danışma hattında kendi telefon numarasını paylaşarak herkese gönüllü sağlık danışmanlığı vermeye başladı. Gecenin bir yarısı bile arayan hastalara destek olan Yönten, bu hattın "ruhu olan bir hizmet" olduğunu ve telefon numarasını hiç değiştirmediğini söyledi. Henüz 12 yaşındayken annesiyle birlikte yaşadığı acı bir hastane deneyimi, Dr. Nilgün Yönten’in hayatında bir dönüm noktası oldu. "Bu ülkede doktor olacağım" diyerek yola çıkan Yönten, üniversite yıllarında 28 Şubat sürecinde başörtüsü nedeniyle okuldan atılmasına rağmen hedefine olan inancını hiç kaybetmedi. Tüm zorluklara rağmen doktor olan Yönten, kurduğu "Alo Doktorum" sağlık danışma hattı üzerinden cep telefonu numarasını paylaşarak binlerce insanın derdine derman oldu. Bugün sadece Türkiye’den değil, dünyanın dört bir yanından hastalar bu numarayı arıyor. "Telefonum herkese açıktır ve ben ölene kadar açık olmaya devam edecek" Hikayesini anlatan Dr. Nilgün Yönten, "Alo Doktorum aslında 12 yaşındaki bir çocuğun hayalinin gerçekleşmesiydi. Biliyorsunuz ülkemizde sağlık sistemi 80’li, 90’lı yıllarda çok daha zorluydu. Annem ile beraber bir muayene gitmiştim. Küçük olduğum için annemde muayeneye yanında bizleri de götürüyordu. Çok sıra bekledik. Sabah 05.00’te sıraya giriyorsunuz, muayene sıranız 11.00’e doğru geliyor. Muayeneye girdiğimizde annem biraz çekimser davrandı. Orada sağlıkçılardan bir arkadaş ‘Hanım, muayene olacaksan gel, olmayacaksan çık git’ dedi. Annem o gün ağlayarak dışarı çıkmıştı ve ben de onunla ağlamıştım. O gün kesinlikle ’doktor olmalıyım anne, bu ülkeye hizmet etmeyelim’ demiştim. Babamın da her zaman söylediği bir şey vardı; ‘Kız çocukları mutlaka okumalı’ derdi. Bu 2 sebep benim için çok kıymetliydi. Üniversite okuduğum dönemlerde baş örtüsü sorunları yaşadık. Okuldan atıldık. Okuldan atıldığımda ettiğim dua şuydu: ‘Allah’ım bana doktor olmayı nasip et. Bu ülkede herkese hizmet etmeyi düstur edineceğim’ diye yemin etmiştim. Bu sebepten dolayı benim bu telefonum herkese açıktır ve ben ölene kadar açık olmaya devam edecek" diye konuştu. "Yemen’den, Afrika ülkelerinden, Kanada’dan, Amerika’dan, İngiltere’den bile arıyorlar" İnsanların aramasından dolayı hiç yorulmadığını ve bundan beslendiği belirten Dr. Nilgün Yönten, "1997’de hekimlik hayatıma başladığım zaman telefon numaramı herkese vermeye başladım. Daha sonra internette telefonum yer almaya başladı. Google’da en üst sırada ‘Alo Doktorum’ hizmeti en üst sırada görülüyor ve bu şekilde yayılmaya başladı. Bu numaramı kapatmadım ve hep hizmet vermeye devam ettim. Dünyanın neresinde olursa olsun bu uygulama görülüyor. Beni sadece Türkiye’den değil, Yemen’den, Afrika ülkelerinden, Kanada’dan, Amerika’dan, İngiltere’den bile arıyorlar. Whatsap’tan yazıyorlar. Bu numara online bir hizmet olarak görülüyor ama bana ait olan bu numara kesinlikle duygusu, ruhu olan bir numaradır. Beni arayan kişi sanki benim yanımdaymış gibi, benim muayenemi almış gibidir. Bazen beni arayan kişinin tek tek tetkiklerini anlattığını bilirim. Bazen yarım saat sürüyor. Bazen gecenin 2’sinde arıyor. 7/24 fark etmeksizin arıyorlar. Unutamadığım çok fazla hikâye var. İnşallah bir gün bunun kitabını yazacağım. Heybemde o kadar çok insanlara dokunuş var ki keyif alıyorum. Diyorlar ki hiç mi yorulmuyorsun. Hayır tam tersi buradan besleniyorum" şeklinde konuştu. Yaşanılan olaylar Telefondan yaşadığı ve unutamadığı olayları anlatan Yönten, "2023 yılında Şubat depreminde insanlar sahra hastanelerine yetişmeye çalışıyorlar. Bir gün bir adam kızı için aradı. Göçük altında kalmış yürüyemiyor. Ben de ona yol gösterdim. Ne yapması gerektiğini söyledim. Hızlı bir şekilde sahra hastanesi ile iletişime geçtim. Emar (MR) çekinmesini sağladık. 4 yaşındaki kızının her gün videolarını çekiyordu bana atıyordu. Onunla beraber süreci yönetiyordum. Bu sadece deprem zamanındaki olaylarda bir tanesi. Aradan 6 ay geçtikten sonra bu baba bana mesaj attı. Ağlayarak okudum. Bana kim olduğumu sordu. Ben de Sağlık Bakanlığına bağlı bir doktorum dedim. Hattın bir özelliği de ben asla şu özel hastanenin yöneticisiyim, doktoruyum demiyorum. Bu numarayla ülkem için, memleketim için hizmet ediyorum. Kanada evli çift bana yazdı. Kilo vermek istediklerini belirttiler. Vücut kitle endekslerini bana attılar. Tetkiklerini istedim. Bana güvenerek geldiler ve vücut kitle endeksleri ameliyatı uygun değildi. Onlara daha rahat kilo vermeleri için mide balonu tedavi uyguladık. Gelmişken bir de ikimizde checkup yaptıralım dediler. Bu ülkeye dövizimizi bırakalım dediler. Bunlar güzel şeyler. Aynı zamanda ülkemi temsil ettiğimi düşünüyorum" ifadelerini kullandı.
12 yaşındaki hayali gerçek oldu: "Alo Doktorum" ile dünyaya şifa dağıtıyor
14 Temmuz 2025 Pazartesi - 12:27 12 yaşındaki hayali gerçek oldu: "Alo Doktorum" ile dünyaya şifa dağıtıyor Küçük yaşta annesiyle yaşadığı sağlık sistemi travmasını unutmayan Dr. Nilgün Yönten, yıllar sonra kurduğu "Alo Doktorum" sağlık danışma hattında kendi telefon numarasını paylaşarak herkese gönüllü sağlık danışmanlığı vermeye başladı. Gecenin bir yarısı bile arayan hastalara destek olan Yönten, bu hattın "ruhu olan bir hizmet" olduğunu ve telefon numarasını hiç değiştirmediğini söyledi. Henüz 12 yaşındayken annesiyle birlikte yaşadığı acı bir hastane deneyimi, Dr. Nilgün Yönten’in hayatında bir dönüm noktası oldu. "Bu ülkede doktor olacağım" diyerek yola çıkan Yönten, üniversite yıllarında 28 Şubat sürecinde başörtüsü nedeniyle okuldan atılmasına rağmen hedefine olan inancını hiç kaybetmedi. Tüm zorluklara rağmen doktor olan Yönten, kurduğu "Alo Doktorum" sağlık danışma hattı üzerinden cep telefonu numarasını paylaşarak binlerce insanın derdine derman oldu. Bugün sadece Türkiye’den değil, dünyanın dört bir yanından hastalar bu numarayı arıyor. "Telefonum herkese açıktır ve ben ölene kadar açık olmaya devam edecek" Hikayesini anlatan Dr. Nilgün Yönten, "Alo Doktorum aslında 12 yaşındaki bir çocuğun hayalinin gerçekleşmesiydi. Biliyorsunuz ülkemizde sağlık sistemi 80’li, 90’lı yıllarda çok daha zorluydu. Annem ile beraber bir muayene gitmiştim. Küçük olduğum için annemde muayeneye yanında bizleri de götürüyordu. Çok sıra bekledik. Sabah 05.00’te sıraya giriyorsunuz, muayene sıranız 11.00’e doğru geliyor. Muayeneye girdiğimizde annem biraz çekimser davrandı. Orada sağlıkçılardan bir arkadaş ‘Hanım, muayene olacaksan gel, olmayacaksan çık git’ dedi. Annem o gün ağlayarak dışarı çıkmıştı ve ben de onunla ağlamıştım. O gün kesinlikle ’doktor olmalıyım anne, bu ülkeye hizmet etmeyelim’ demiştim. Babamın da her zaman söylediği bir şey vardı; ‘Kız çocukları mutlaka okumalı’ derdi. Bu 2 sebep benim için çok kıymetliydi. Üniversite okuduğum dönemlerde baş örtüsü sorunları yaşadık. Okuldan atıldık. Okuldan atıldığımda ettiğim dua şuydu: ‘Allah’ım bana doktor olmayı nasip et. Bu ülkede herkese hizmet etmeyi dustur edineceğim’ diye yemin etmiştim. Bu sebepten dolayı benim bu telefonum herkese açıktır ve ben ölene kadar açık olmaya devam edecek" diye konuştu. "Yemen’den, Afrika ülkelerinden, Kanada’dan, Amerika’dan, İngiltere’den bile arıyorlar" İnsanların aramasından dolayı hiç yorulmadığını ve bundan beslendiği belirten Dr. Nilgün Yönten, "1997’de hekimlik hayatıma başladığım zaman telefon numaramı herkese vermeye başladım. Daha sonra internette telefonum yer almaya başladı. Google’da en üst sırada ‘Alo Doktorum’ hizmeti en üst sırada görülüyor ve bu şekilde yayılmaya başladı. Bu numaramı kapatmadım ve hep hizmet vermeye devam ettim. Dünyanın neresinde olursa olsun bu uygulama görülüyor. Beni sadece Türkiye’den değil, Yemen’den, Afrika ülkelerinden, Kanada’dan, Amerika’dan, İngiltere’den bile arıyorlar. Whatsap’tan yazıyorlar. Bu numara online bir hizmet olarak görülüyor ama bana ait olan bu numara kesinlikle duygusu, ruhu olan bir numaradır. Beni arayan kişi sanki benim yanımdaymış gibi, benim muayenemi almış gibidir. Bazen beni arayan kişinin tek tek tetkiklerini anlattığını bilirim. Bazen yarım saat sürüyor. Bazen gecenin 2’sinde arıyor. 7/24 fark etmeksizin arıyorlar. Unutamadığım çok fazla hikâye var. İnşallah bir gün bunun kitabını yazacağım. Heybemde o kadar çok insanlara dokunuş var ki keyif alıyorum. Diyorlar ki hiç mi yorulmuyorsun. Hayır tam tersi buradan besleniyorum" şeklinde konuştu. Yaşanılan olaylar Telefondan yaşadığı ve unutamadığı olayları anlatan Yönten, "2023 yılında Şubat depreminde insanlar sahra hastanelerine yetişmeye çalışıyorlar. Bir gün bir adam kızı için aradı. Göçük altında kalmış yürüyemiyor. Ben de ona yol gösterdim. Ne yapması gerektiğini söyledim. Hızlı bir şekilde sahra hastanesi ile iletişime geçtim. Emar (MR) çekinmesini sağladık. 4 yaşındaki kızının her gün videolarını çekiyordu bana atıyordu. Onunla beraber süreci yönetiyordum. Bu sadece deprem zamanındaki olaylarda bir tanesi. Aradan 6 ay geçtikten sonra bu baba bana mesaj attı. Ağlayarak okudum. Bana kim olduğumu sordu. Ben de Sağlık Bakanlığına bağlı bir doktorum dedim. Hattın bir özelliği de ben asla şu özel hastanenin yöneticisiyim, doktoruyum demiyorum. Bu numarayla ülkem için, memleketim için hizmet ediyorum. Kanada evli çift bana yazdı. Kilo vermek istediklerini belirttiler. Vücut kitle endekslerini bana attılar. Tetkiklerini istedim. Bana güvenerek geldiler ve vücut kitle endeksleri ameliyatı uygun değildi. Onlara daha rahat kilo vermeleri için mide balonu tedavi uyguladık. Gelmişken bir de ikimizde checkup yaptıralım dediler. Bu ülkeye dövizimizi bırakalım dediler. Bunlar güzel şeyler. Aynı zamanda ülkemi temsil ettiğimi düşünüyorum" ifadelerini kullandı. (FAU-
‘Yaz sıcaklarında klima kullanımına dikkat’
14 Temmuz 2025 Pazartesi - 10:12 ‘Yaz sıcaklarında klima kullanımına dikkat’ İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Özkan Akyol, klima hastalığının (lejyoner hastalığı) yaygın kas ve eklem ağrıları, baş ağrısı, halsizlik, huzursuzluk ve ateşle belirti verebileceğini vurgulayarak, özellikle sıcak günlerde klima kullanıma daha fazla dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Sıcak havalarda konforlu yaşamak ve verimli çalışabilmek için kullanılan klimalar, sağlık açısından ciddi sorunlara neden olabiliyor. Klima yoluyla bulaşan en tehlikeli hastalıkların başında ise klima hastalığı olarak da adlandırılan ‘lejyoner hastalığı’ geliyor. Liv Hospital Samsun Dahiliye Kliniği’nden Uzm. Dr. Özkan Akyol, ilk olarak 1976 yılında ABD’nin Pensilvanya eyaletinde lejyonerlerin yaptığı bir toplantıda bulunan kişilerde görülen klima hastalığının, toplantı salonundaki havalandırma sisteminden kaynaklandığının tespit edildiğini aktardı. "Komaya bile neden olabiliyor" Lejyoner hastalığının, ‘legionelle pneumophilia’ adlı bakterinin sebep olduğu bir tür zatürre olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Özkan Akyol, "Legionelle pneumophilia adlı bakteri klimaların filtre sistemlerinde uygun nem ve ısıda çoğalıp ortam havasına dağılmaktadır. Salgınlar sıklıkla otel ve hastanelerde olmakla birlikte, tek tek vakalar da bildirilmiştir. Klima hastalığının insandan insana bulaştığı görülmemiştir. Akciğerlere girişi için saptanan en önemli yollar solunum cihazları, havalandırma sistemleri ve hastanelerde solunum yollarına uygulanan birtakım işlemlerdir. Dolayısıyla, klimaların bulunduğu büyük otel ve işyerlerinde çalışan kişiler ve sağlık personeli riskli gruplardır" dedi. "Sigara içenler daha kolay yakalanıyor" Bakteriyi alan kişinin vücut direncinin de hastalığın oluşmasında önem taşıdığını belirten Uzm. Dr. Özkan Akyol, "Şeker hastaları, alkol bağımlıları, kemoterapi hastaları, kronik böbrek ve akciğer hastalığı olan kişiler hastalığa daha kolay yakalanır. En yaygın kolaylaştırıcı faktör ise sigara içilmesidir. Bu hastalarda tipik zatürreden farklı olarak akciğere ait şikayetler ön planda değildir. Yaygın kas ve eklem ağrıları, baş ağrısı, halsizlik, huzursuzluk ve ateş ön plandadır. Bunun yanı sıra, başlangıçta kuru öksürük hastaların önemli kısmında görülür. Bulantı, kusma, ishal gibi sindirim sistemi bulguları da yaygındır. Bunlara ek olarak ajitasyon, konsantrasyon bozukluğu ve hatta koma bile görülebilir" ifadelerine yer verdi. "Gribal enfeksiyona benzeyebilir" Hastalığın teşhisinde birtakım serolojik laboratuvar bulgularının yardımcı olabileceğini kaydeden Uzm. Dr. Özkan Akyol, tedavi konusunda ise şu bilgileri paylaştı: "Hastalığın tedavisi uygun doz ve sürede uygulanacak antibiyotiklerle yapılır. Klimaları yoğun kullandığımız şu günlerde, bahsettiğimiz bulguları basit bir gribal enfeksiyon olarak değerlendirmemeli, bunun klimaya bağlı bir zatürre olabileceğini akılda bulundurup tetkikler için uzman bir doktora başvurmakta fayda vardır. Bu hastalık dışında, özellikle iyi temizlenmeyen klimalarda üreyebilecek küf mantarlarının alerjik rinit ve alerjik astıma sebep olabileceğini de unutulmamalıyız. Araçlardaki klimaların doğru kullanılmaması da sinüzit, kulak iltihapları ve yüz felci gibi sorunlara neden olabilmektedir. Bu yüzden araçlarda klima kullanırken havanın direkt yüze ve göğse değil, ön cama doğru yönlendirilmesi bu sorunların oluşmasını engelleyecektir."