SAĞLIK
Doç. Dr. Evigen’den hantavirüse karşı kritik uyarı 08 Mayıs 2026 Cuma - 22:12:25 Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen, son günlerde Dünya Sağlık Örgütünce (DSÖ) farklı ülkelerde vakaları bildirilen hantavirüse karşı vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. Arjantin’den hareket eden "MV Hondius" isimli gemide doğrulanan ve 3 kişinin ölümüne neden olan hantavirüs vakalarının ardından konu gündeme geldi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen ise hantavirüs hakkında bilgi vererek, virüsün farelerin dışkı, idrar ve tükürüğü yoluyla insanlara bulaştığını söyledi. "İnsandan insana bulaşmıyor" Hastalığın ciddi sağlık sorunlarına ve ölüme yol açabileceğini belirten Evirgen, virüsün şu an için insandan insana bulaşmadığını ifade etti. Özellikle fare ve kemirgen temasının yoğun olduğu alanlarda hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Evirgen, vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu. "Karadeniz Bölgesi’nde zaman zaman rastlanabiliyor" Hantavirüsün yeni ortaya çıkan bir virüs olmadığını ve Türkiye’de geçmiş yıllarda da özellikle Karadeniz Bölgesi’nde nadiren görüldüğünü belirten Doç. Dr. Ömer Evirgen, "Bu aralar hantavirüs enfeksiyonu sosyal medyada sıkça gündeme geliyor. Hantavirüs enfeksiyonu ülkemizde de geçmişte nadiren görülen bir hastalık. Özellikle Karadeniz Bölgesi’nde zaman zaman rastlanabiliyor. Virüs, farelerin idrarı, dışkısı ve tükürüğünün toprağa veya gıdalara bulaşmasıyla yayılabiliyor. Bu atıkların bulunduğu ortamda oluşan tozun solunması ya da kirli yüzeylere temas ettikten sonra elin ağız, burun veya göze götürülmesiyle insanlara bulaşabiliyor" dedi. "Şu an için hantavirüse yönelik kesin bir tedavi bulunmuyor" Hastalığın ilk belirtilerinin grip benzeri şikayetlerle başladığını ifade eden Evirgen, "Bu hastalık genellikle ateş, kas ve eklem ağrıları, halsizlik ve ishal gibi belirtilerle başlıyor. İlerleyen süreçte ise iki farklı ağır tablo ortaya çıkabiliyor. Bunlardan biri solunum yetmezliği, diğeri ise böbrek yetmezliği ve kanamayla seyreden formdur. Ciddi ve hayati risk taşıyan bir hastalıktır. Şu an için hantavirüse yönelik kesin bir tedavi bulunmuyor. Hastalara yoğun bakım şartlarında destek tedavisi uygulanıyor" ifadelerini kullandı. "COVID dönemindeki gibi bir kapanma süreci beklemiyoruz" Korunma yöntemlerine ilişkin de açıklamalarda bulunan Evirgen, COVİD gibi bir kapanma süreci beklemediklerini de söyleyerek, "Bu virüsten korunmak için özellikle kırsal alanlarda ve farelerin yaşam alanlarının bulunduğu ortamlarda dikkatli olunması gerekiyor. Tozlu ortamlarda maske kullanılmalı, eller yıkanmadan gıdalara temas edilmemeli ve yüz bölgesine dokunulmamalıdır. Bu virüs COVID-19 gibi değil. Yakın temas ve enfekte tozların solunmasıyla bulaşıyor. Şu an için insandan insana bulaştığına dair net bir bilgi bulunmuyor. Bu nedenle COVID dönemindeki gibi bir kapanma süreci beklemiyoruz" diye konuştu.
08 Mayıs 2026 Cuma - 16:52 Boynundaki 542 gramlık kitle başarıyla çıkarıldı Bilecik’te yıllardır boynunda giderek büyüyen tiroid kitlesi nedeniyle nefes almakta güçlük çeken 54 yaşındaki hasta, başarılı operasyonla yeniden sağlıklı nefes almaya başladı. Diyabet ve akciğer hastalığı da bulunan 54 yaşındaki İrfan Bozan, Sakarya’dan Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne müracaat etti. Yapılan muayene ve tetkikler sonrasında Bozan’ın boynundaki kitle zamanla büyüyerek göğüs boşluğuna kadar ilerlediği görüldü. Günlük yaşamını ciddi şekilde etkileyen kitle nedeniyle nefes darlığı yaşayan hasta, sırt üstü yatamayacak duruma geldi. Daha önce başvurduğu çeşitli sağlık merkezlerinde ameliyatın yüksek risk taşıdığı belirtilen Bozan, uzun süre operasyon olamadı. Dev tiroid ameliyatıyla sağlığına kavuştu Tedavi umuduyla il dışından Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği’ne başvuran hasta için yapılan detaylı değerlendirmeler ardından ameliyat kararı alındı. Operasyon, Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Doğuşcan Kurular tarafından başarıyla gerçekleştirildi. Yaklaşık 2,5 saat süren operasyon sırasında, solunum yollarına baskı oluşturan ve göğüs boşluğuna kadar uzanan 542 gram ağırlığındaki dev tiroid dokusu başarıyla çıkarıldı. Ameliyat sonrası yakından takip edilen hastanın nefes alıp vermesinde belirgin rahatlama sağlandığı öğrenildi. Başarılı operasyonun ardından kısa sürede sağlığına kavuşan İrfan Bozan, taburcu edilerek günlük yaşamına yeniden döndü. Yetkililer, özellikle nefes darlığı, yutma güçlüğü ve boyunda büyüyen şişlik gibi belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, erken teşhis ve zamanında müdahalenin hayati önem taşıdığına dikkat çekti.
08 Mayıs 2026 Cuma - 16:10 Anneler Günü öncesi "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" sempozyumu Anne Çocuk Eğitim ve Araştırma Derneği (AÇEAD) tarafından "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" temasıyla aile sempozyumu düzenlendi. Anneler Günü dolayısıyla gerçekleştirilen "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" sempozyumunda sağlıklı gebelik süreci, annenin beden ve ruh sağlığının korunması, yenidoğan bakımında dikkat edilmesi gerekenler ve anne sütünün önemi gibi konular ele alındı. Sempozyumda ayrıca çocuk ruh sağlığında koruyucu yaklaşım, çocuk gelişiminde aile desteğinin önemi ve annelik sürecinde karşılaşılan sorunlara yönelik çözüm önerileri bilim insanları tarafından değerlendirildi. Çocuk gelişiminde annenin rolünün önemine değinen AÇEAD Başkanı Prof. Dr. Nilgün Altuntaş, "Annenin hem biyolojik hem psikolojik olarak sağlıklı olması çok önemli. Annelik edebiyatta duygu, şefkat ile tanımlanır ama aslında bu sadece şefkat dediğimiz duygudan ibaret değil. Biyolojik de bir gücü var annenin. Şimdi bilimsel olarak gösterilenler bunlar. Çünkü beyin gelişiminin özellikle ilk üç yılda yüzde 80’i tamamlanıyor ve yaşamın o ilk döneminde de annenin bebeğin gelişimine çok büyük katkısı var" dedi. "Anne, doğurmanın dışında sağlıklı olarak kalmasını da sağlar" Anne ve çocuğun ilk temasının önemine vurgu yapan Altuntaş, "Temasın devam etmesi, dokunuş, bunlar nörolojik gelişimi desteklemektedir. Arkasından emzirme süreci gelir. Anne, sütüyle de aynı şekilde yine hem immün sistemini güçlendirir, bağışıklığını güçlendirir. Bunun yanında hayata tutunmasını, hem de sağlıklı kalmasını sağlar aynı zamanda sütüyle. Annenin sesinin de bebeğin nörolojik gelişimini iyileştirdiği son çalışmalarda gösterilmiş durumda. Anne her yönüyle gerçekten çocuğu hem hayatta tutmaya, doğurmanın dışında hayatta kalmasına ve sağlıklı olarak kalmasına da etki eder" diye konuştu. "Destek öncelikli olarak eşinden olmalı" Kadınların hem ev içerisinde hem de sosyal hayatında büyük sorumluluklarının olduğunu ifade eden Altuntaş, "Bizim toplumun merkezinde olduğu için, toplumun temeli olduğu için anneyi bu büyük sorumlulukları altında kesinlikle güçlendirmemiz gerekir. Destek olunması gerekir. Bu destek öncelikli olarak eşinden olmalı, çevresinden, biz sağlıkçılardan bir destek. Tabii ki devletten de bir destek mutlaka olması gerekir. Çünkü biz kadının aslında sessizce toplumu dönüştürdüğünü, dünyayı değiştirdiğini biliyoruz. O nedenle de kadına yapılacak olan yatırım, onu güçlendirmeye yönelik olarak yapılan yatırım çok önemli bir halk sağlığı yatırımı durumuna geliyor" dedi. Hayata en iyi başlangıçlardan birinin normal doğum, bir diğerinin ise anne sütüyle beslenilmesi olduğunu belirten Altuntaş, "Emzirme gerçekten en önemli yatırım. Bunun için bizim çok uğraşmamız gerekiyor. Ben öğrencilerime de anlatırken ‘Bunu bir vatan hizmeti olarak göreceksin’ diyorum. Nasıl askerlik yapılıyorsa ben o şekilde yapıyorum. Gerçekten bizim ülkeye yaptığımız çok büyük bir iyilik olarak görüyorum emzirmenin yaygınlaştırılmasını. Çünkü anne zaman zaman bırakacak düzeye gelebiliyor sorunlarla boğuşurken. O yüzden anne sütü çok kıymetli. Zaten sadece besin de değil anne sütü. Aynı zamanda immünolojik olarak bir sürü içerisinde hücre var. Bir damlasında bir milyondan fazla hücrenin olduğu bir sıvı. Yaşayan bir sıvı ve o kadar dizayn edilmiş ki bebek büyüdükçe o da değişerek ona uyum sağlayan bir sıvı. Enfeksiyonlardan, alerjiden, kanserden koruyor" diye konuştu.
Manisa CBÜ Tüp Merkezinde ilk buluşma gerçekleştirildi
17 Temmuz 2025 Perşembe - 17:05 Manisa CBÜ Tüp Merkezinde ilk buluşma gerçekleştirildi Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tüp bebek merkezinde gördükleri tedaviyle çocuk sahibi olan aileler ve bebekleri, düzenlenen özel bir etkinlikte bir araya geldi. MCBÜ Tüp bebek merkezinde tüp bebek tedavisiyle çocuk sahibi olan aileler ve bebekleri, Başhekimlik toplantı salonunda bir araya geldi. Toplantıya Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Oktay Üçer, MCBÜ Hafsa Sultan Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. İsmet Topçu, Başhekim yardımcısı Prof. Dr. İhsan Şebnem Örgüç ile MCBÜ Tüp Bebek Merkezi Müdürü Prof. Dr. Burcu Artunç Ülkümen ve tüp bebek tedavisiyle çocuk sahibi olan aileler ve bebekleri katıldı. Toplantıda konuşan Manisa Celal Bayar Üniversitesi (MCBÜ) Hafsa Sultan Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. İsmet Topçu, MCBÜ Tüp bebek merkezinde tüp bebek tedavisiyle çocuk sahibi olan aileler ve bebeklerinin, ilk kez düzenlenen özel bir etkinlikte bir araya geldiğini söyledi. Başhekim Prof. Dr. Topçu, "2013 yılından bu yana hizmet veren Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tüp Bebek Merkezi, kurulduğundan bu yana yüzlerce çifte gebelik sevincini yaşatarak, Manisa ve çevre illerden gelen hastalara umut olmaya devam ediyor. Tecrübeli kadrosu ile son teknolojik gelişmeleri takip ederek, yüksek başarı oranları, etik ilkelere bağlılık ve çifte özel tedavi yaklaşımları ile fark oluşturuyor." diye konuştu. Başhekim Topçu, "Tüp Bebek Merkezi’nde bugün yaklaşık 20 tane aile bir araya geldi ve ağlama sesinin bu kadar güzel olduğu bir topluluk daha yok görmedik. Tabii ki biz bizim için çok büyük bir mutluluk. 10 yılı aşkın bir süredir bizim üniversitesinde tüp bebek merkezi kuruldu. İlimizde kurulan ilk tüp bebek merkezi ve çok yüksek başarı oranıyla çalışıyor. Bizler de bugün ilk defa böyle bir buluşma gerçekleştirdik. Tüp bebek tedavisiyle olan çocuklarımız ve yine anne babalarla bir aradaydık. Bunu doktorlarla çalışanlarınızla beraber. O yüzden güzel bir gün oldu. Bu buluşmayı tekrarlayacağız. Bu birincisiydi, bundan sonra her yıl bu tip etkinliklerin devamı gelecek. Hastanemiz tüp bebek merkezini ben kesinlikle tavsiye ederim. Çok yüksek başarı oranı olan bir merkezimiz. Biz de böyle bir esere sahip olduğumuz için çok mutluyuz." dedi. MCBÜ Tüp Bebek Merkezi Müdürü Prof. Dr. Burcu Artunç Ülkümen ise konuşmasında, "Her çiftin hikâyesini önemsiyor, her yolculuğu titizlikle planlıyoruz. bu süreç sadece en güncel teknolojilerin kullanıldığı tedaviyi değil, aynı zamanda güven, anlayış ve destek sunuyoruz. Tüp bebek tedavisiyle çocuk sahibi olan aileler ve bebekleri, düzenlenen özel bir etkinlikte bir araya geldi. Etkinlikte, zorlu bir tedavi sürecinin ardından dünyaya gelen bebekler, aileleriyle birlikte umut ve sevincin simgesi oldu. Etkinliğin amacı öncelikle bu zorlu süreci ve sonuçlarını kutlamak. Emek verdiğimiz, eşlik ettiğimiz yeni hayat hikayelerinin mutlu sonları bizim için de çok değerli manevi bir tatmin. Süreci yaşayan ama hala mücadele eden ailelere umut vermek, aynı süreçlerden geçen aileleri bir araya getirerek, paylaşmak ve güçlenmek; yalnız değilsiniz demek, sizlerin varlığı, yeni başlayanlar için en güçlü motivasyon. Tüp Bebek Tedavileri tıbbi bir gereklilik; utanılacak-saklanacak bir durum değil, toplumda bu tedavilere dair önyargıları azaltmak, sizlerle takip sürecinde de iletişimi sürdürmek. Eylül ayı itibarı ile Tüp Bebek tedavi sürecinde olan, tüp bebek tedavisi ile gebe kalan ailelerimizle düzenli aralıklar ile eğitim programları yapılmasını planlamaktayız. Psikolog, diyetisyen, çocuk doktorlarımızın destekleri ile küçük grup eğitimleri gerçekleştireceğiz." diye konuştu. Yapılan konuşmaların ardından tüp bebek merkezi sayesinde bebek sahibi olan aileler birbirleriyle tanışarak sohbet ettiler. Etkinlik, hastane önünde toplu hatıra fotoğraf çekimi ile sona erdi.
Adana’ya Plazma Bağış Merkezi kuruluyor
17 Temmuz 2025 Perşembe - 16:39 Adana’ya Plazma Bağış Merkezi kuruluyor Türkiye’de kurulacak ilk Plazma Bağış Merkezi için Türk Kızılay ile Adana Ticaret Odası’nca ilgili protokol imzalandı. Türk Kızılay tarafından kurulacak ilk Plazma Bağış Merkezi için Adana seçildi. İlgili protokol Türk Kızılay Genel Sekreteri Y. Ramazan Saygılı ve Adana Ticaret Odası Başkanı Yücel Bayram tarafından imzalandı. Adana Ticaret Odası’nın (ATO) tarihi hizmet binası bu amaçla kiralanırken merkezin kurulmasına ilişkin teknik ve idari hazırlıklar hızla sürüyor. Konuyla ilgili açıklama yapan Türk Kızılay Genel Sekreteri Y. Ramazan Saygılı, "Plazma ürünleri, insan kanının sıvı kısmı olan plazmadan elde edilen ve tedavide hayati önem taşıyan beşeri ilaçlardır. Bu ürünler, başta kan hastalıkları, bağışıklık sistemi yetersizlikleri ve nadir genetik rahatsızlıklar olmak üzere, yaşamı tehdit eden pek çok hastalığın tedavisinde kullanılmakta; birçok durumda tek tedavi seçeneği olarak öne çıkmaktadır. Ülkemiz, plazma ürünleri konusunda halen tamamen yurt dışına bağımlı durumdadır. Ülkemizin bu alandaki dışa bağımlılığını sonlandırmak ve yerli üretim kapasitesini oluşturmak amacıyla Plazma Fraksinasyon Projesi başlatılmıştır. Bu proje için Adana’nın seçilmesi bizler için ayrı bir gurur kaynağıdır. Ayrıca sosyal sorumluluk konusunda duyarlılık gösteren Adana Ticaret Odası’na bu merkezin kurulumunda bizlere verdiği destekten dolayı teşekkür ederim" dedi. Adana Ticaret Odası’nın tarihi hizmet binasının Plazma Kan Merkezi olarak kullanılması için kiraya verdiklerini belirten ATO Başkanı Yücel Bayram, "Adana Ticaret Odamızın tarihi hizmet binası birçok ilke imza atmış tarih kokan bir binadır. Bizim için manevi bir öneme sahiptir. Türk Kızılay ile nerdeyse aynı yaşa sahip Adana Ticaret Odası böyle manevi bir projenin destekçisi olmaktan gurur duymaktadır. ATO olarak birçok sosyal projede imzamız vardır. İnsanlığa faydalı bu tür projelerin her zaman destekçisi olduk, olmaya da devam edeceğiz. Türk Kızılay ile imzaladığımız protokolle Adana’da kurulacak bu ilk merkez hem teknik altyapı hem de plazma bağışçısı kazanımı açısından model teşkil edecek; ülke genelinde kurulacak diğer Plazma Bağış Merkezlerine öncülük edecektir. Adana Plazma Bağış Merkezi’nin faaliyete geçmesiyle birlikte, plazma bağışı kültürünün yaygınlaşması sağlanacak; yerli plazmadan stratejik öneme sahip ilaçların üretiminin önü açılacak ve dışa bağımlılığı azaltan, sağlık sistemine güvence oluşturan milli bir kapasite oluşturulması sağlanacaktır. Hizmet binamızı kiraya verirken Kızılay ile kararlaştırdığımız konulardan biri de, binamızın tarihi dokusuna ve dış cephesine müdahale edilmemesi hususu olmuştur" dedi.
Akseki’ye yeni sağlık merkezi ve 112 istasyonu yapılıyor
17 Temmuz 2025 Perşembe - 16:06 Akseki’ye yeni sağlık merkezi ve 112 istasyonu yapılıyor Antalya’nın Akseki ilçesine 4 hekimli aile sağlığı merkezi, 112 acil sağlık hizmetleri istasyonu ve ilçe sağlık müdürlüğü hizmet binasından oluşacak sağlık kompleksi yapılacak. Akseki ilçesinde sağlık hizmetlerine erişimi artırmak ve vatandaşlara daha hızlı hizmet sunmak amacıyla yüklenici firma tarafından Akseki Aile Sağlık Merkezi ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonunun yapımına başlandı. 1030 metrekare büyüklüğünde inşa edilen sağlık kompleksi, 4 hekim birim kapasiteli olacak şekilde planlandı. Mevcut sağlık ocağı bahçesine yapılıyor Mevcut Akseki Sağlık Ocağı bahçesine yapımı başlanan sağlık kompleksi tamamlandığında yaklaşık 1030 metrekare büyüklüğünde Zemin+1 katlı bir yapı şeklinde hizmet verecek olan yapının zemin katında teknik zorunlu mekanlar ve ıslak hacimler dışında Aile Sağlığı Merkezine ait sağlık birimleri ile 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonuna ait bölümler yer alacak. Üst katında ise yine Aile Sağlığı Merkezine ait bazı birimlerin yanı sıra İlçe Sağlık Müdürlüğü Hizmet Binası olarak kullanılacak bölümler yer alacak. Antalya İl Sağlık Müdürlüğü tarafından ihale iş ve işlemleri yürütülerek açık ihale usulü ile ihale edilen, anahtar teslimi götürü bedel tutarı olarak 39 milyon 590 bin TL bedel üzerinden ihale edilen sağlık kompleksinin, 17.05.2026 tarihine kadar tamamlanması planlandığı bildirildi. Modern donanımlı sağlık tesisi Tamamlandığında bölge halkına önemli katkılar sağlayacak olan sağlık merkezi, modern donanımlara sahip Aile Sağlık Merkezi ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu ile hizmet verecek. Vatandaşların daha kaliteli ve hızlı sağlık hizmeti alabilmesi için planlanan proje, ilçenin sağlık altyapısını güçlendirecek. Yetkililer, projenin tamamlanmasıyla birlikte ilçede sağlık hizmetlerinin daha etkin ve erişilebilir hale geleceğini vurguladı. İlçede sağlık altyapısını güçlendirecek bu önemli yatırımın en kısa sürede tamamlanarak hizmete açılacağını belirten AK Parti Akseki ilçe başkanı Halis Gündoğdu, şu ifadeleri kullandı: "Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine daha kolay erişimini sağlamak amacıyla hayata geçirilen bu projeyi en kısa sürede tamamlayarak hizmete sunacağız"
Alzheimer ve Demans hastaları etkinliklerle hayata tutunuyor
17 Temmuz 2025 Perşembe - 15:30 Alzheimer ve Demans hastaları etkinliklerle hayata tutunuyor Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban, Alzheimer ve Demans Danışma ve Dayanışma Merkezi sözünü hayata geçirdi. Alzheimer ve Demans hastalarına yönelik çalışmalarını sürdüren merkez sayesinde hastalar hem hayat kalitesini artırıyor hem de çeşitli etkinlikler ile sosyalleşiyor. Toplumun önemli bir kesimini etkileyen Alzheimer ve Demans hastalarının hayatları Yunusemre Belediyesi ile güzelleşiyor. Yunusemre Belediyesi ve Türkiye Alzheimer Derneği Manisa Şubesi işbirliği ile Ferdi Zeyrek Millet Çarşısı 2.katında faaliyete geçirilen Alzheimer ve Demans Danışma ve Dayanışma Merkezi hasta ve hasta yakınlarına yönelik olarak yürüttüğü çalışmalarını sürdürüyor. Merkezde Alzheimer ve Demans hastalarına yönelik olarak gerçekleştirilen el işi, resim, müzik, fiziksel aktivite ve çeşitli oyunlarla hayat kaliteleri artırılırken, hasta yakınlarına ise bu hastalıklar ile ilgili baş etme yöntemleri, hastalık hakkında farkındalığın artırılması ve yasal haklar konusunda bilgilendirmelerde bulunuluyor. "Amacımız hayat kalitelerini artırmak" Yunusemre Belediyesi Alzheimer ve Demans Danışma ve Dayanışma Merkezi Sorumlusu Duygu Selcan Gündüz, amaçlarının hasta ve hasta yakınlarının hayat kalitelerini artırmak olduğunu belirtti. Gündüz, "Faaliyete başlayan merkezimizde hasta ve hasta yakınlarının hayat kalitelerini artırmak amacıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Çeşitli etkinliklerle bu merkezde hizmet veriyoruz. Merkezimizde bize çalışmalarımızda destek sağlayan Türkiye Alzheimer Derneği Manisa Şubemize, Celal Bayar Üniversitesi hocalarımıza ve Belediye Başkanımız Semih Balaban’a teşekkür ediyorum." diye konuştu. "Mutlulukları paha biçilmez" Demans hastası Sultan Eşbah’ın eşi Ali Eşbah, merkezden duyduğu memnuniyeti ifade etti. Eşbah konu ile ilgili olarak yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Amacımız eşimin mutluluğu ve huzuru. Eşim buraya geldiğinde aktiviteler yaptığında kendisini mutlu hissediyor. Hem sosyalleşiyor, hem uğraşlar ediniyor. Buradan eve gittiğimizde mutlu oluyor. Biz de onun mutluluğu ile mutlu oluyoruz. Böyle bir merkezi hizmete açtığı için Yunusemre Belediye Başkanımız Semih Balaban ve ekibine çok teşekkür ediyorum." "Eşim bazen beni tanımıyor" Alzheimer hastası Hatice Güngör’ün eşi Yaşar Güngör ise konu ile ilgili olarak yaptığı açıklamada şöyle konuştu: "Allah kimsenin başına vermesin. Zor bir rahatsızlık. 55 yıllık eşim bazen beni bile tanımıyor. Rahatsızlığını geç fark ettik. Bu merkez bizim için faydalı oluyor. Bizim gibi hastası olan herkese bu merkezi tavsiye ederim." Yunusemre Belediyesi Ferdi Zeyrek Millet Çarşısı 2. katta hizmet veren Yunusemre Belediyesi Alzheimer ve Demans Danışma ve Dayanışma Merkezi’nden faydalanmak isteyen vatandaşlar konu ile ilgili 444 62 09 numaralı çağrı merkezinden detaylı bilgi alabilecek.
Kene ısırmasında destekleyici tedavi: ‘Ozon’
17 Temmuz 2025 Perşembe - 14:12 Kene ısırmasında destekleyici tedavi: ‘Ozon’ İdeal Tıp Merkezi GETAT ve Acil Sorumlu Hekimi Dr. Mehmet Kınacı, ozon tedavisinin Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığında etkisinin olabileceğini söyleyerek, "Genel bağışıklık desteği dolayısıyla ozon, kene ısırmasında destekleyici tedavi olarak düşünülebilir" dedi. Ozon tedavisinin destekleyici tedavi olarak düşünülebileceğini söyleyen Dr. Mehmet Kınacı, "Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA), keneler aracılığıyla insanlara bulaşan ve ciddi klinik sorunlara yol açabilen viral bir hastalıktır. Bu hastalık etkeni Bunyaviridae ailesinden Nairovirus grubundan zarflı bir virüstür. Genellikle enfekte kenenin insanı ısırmasıyla bulaşır. Ayrıca hasta insanların kan veya vücut sıvılarıyla temas eden kişiler de risk altındadır. En önemlisi kene temasını önlemek. Çalılık, otluk alanlara giderken kapalı, açık renkli kıyafetler giymek; pantolon paçalarını çorap içine sokmak; dönüşte mutlaka vücudu ve giysileri kontrol etmek gerekir. Kene fark edilirse de çıplak elle dokunmadan, uygun şekilde çıkarmak çok önemlidir. Ozon, bağışıklık sistemini güçlendirici ve virüslerin çoğalmasını baskılayıcı etkileriyle biliniyor. Özellikle grip ve koronavirüs gibi bazı viral enfeksiyonlarda destek tedavisi olarak faydalı olabileceğini gösteren bilimsel çalışmalar mevcut. KKKA özelinde henüz yeterli klinik çalışma yok. Ancak genel bağışıklık desteği ve anti-viral potansiyeli nedeniyle ozon tedavisini, klasik tedavinin yanında destekleyici olarak düşünebiliriz" dedi. Kınacı, ozonun bazı virüslere karşı etkisinin bilimsel olarak kanıtlandığını söyleyerek, "Tekrar belirtelim ki Ozon tedavisi asıl tedavinin yerine geçmez; ancak şu 4 mekanizmayla bu hastalıkta Ozon önemli bir destek olabilir. Biraz önce de dediğim gibi, Ozonun korona virüs gibi bazı virüslere karşı etkinliği birçok bilimsel çalışmayla kanıtlanmış durumda. Mesela Ozon, zarfla kaplı virüslerde virüsün zarf yapısını parçalayabiliyor. Nairovirüs de zarflı bir virüs olduğu için benzer mekanizmalarla antiviral etkinlik söz konusu olma potansiyeli vardır. 2. olarak Her enfeksiyon ile bağışıklık sistemimiz mücadele ediyor biliyorsunuz. Biz bağışıklık sistemi modulasyonu için destek olarak zaten Ozon tedavi uygulayabiliyoruz. 3. olarak da, Bilimsel çalışmalarla Ozon tedavisinin hücrelerde pleotropic transcription factor de denilen NRF2 yolunu aktive ettiği biliniyor. Bunun sonucu olarak hücrelerde antiviral savunma genlerinin artışı söz konusu. Bu genler, interferon benzeri savunma yollarını uyararak virüsün hücre içinde tutunmasını zorlaştırabilir. 4. olarak da KKKA hastalığında, karaciğer, böbrek ve beyin gibi organlarda hipoksi gelişebilir. Hipoksi dokularda oksijenin yetersiz olmasıdır. Peki biliyorsunuz, Ozon dediğimiz molekül zaten 3 adet oksijen atomundan oluşmuyormuydu? Bakınız bilimsel çalışmalar gösteriyor ki, direkt oksijenlenme etkisi dışında, ozon tedavisi 2,3 difosfogliserat üzerinden oksijen taşıyan hemoglobinlerin oksijen bırakma kapasitesini artırarak da, doku oksijenlenmesini iyileştirebiliyor" ifadelerini kullandı. Doğaya çıkarken önlem alınması gerektiğini söyleyen Mehmet Kınacı, "Doğaya çıkınca dikkatli olun, keneye karşı önlem alın. Vücudu düzenli kontrol edin. Kene ısırığında paniğe kapılmadan en kısa sürede bir sağlık kuruluşuna başvurun. Bağışıklığınızı güçlü tutun; yeterli uyku, dengeli beslenme ve stres yönetimi çok önemli ve tabii ki bilimsel temelleri olan, doğru ellerde yapılan ozon tedavisini de destek amaçlı düşünebilirsiniz" dedi.
Prof. Dr. Ürünsak: "Kısırlıkta tedavi kişiye özeldir"
17 Temmuz 2025 Perşembe - 14:10 Prof. Dr. Ürünsak: "Kısırlıkta tedavi kişiye özeldir" Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Ferhat Ürünsak, kısırlık tedavisinin kişiye özel olduğunu belirterek, "Bazı çiftlerde yalnızca ilaçla tedavi, bazı çiftlerde aşılama uygulaması yeterliyken, bazılarında ise tüp bebek tedavisi gerekir. Doğru tedavi için ilk değerlendirmede nedene yönelik doğru tanı konması son derece önemlidir" dedi. Kısırlık, bir çiftin korunmasız ve düzenli cinsel ilişkiye rağmen bir yıl boyunca gebelik elde edememesi durumu olarak tanımlanıyor. Araştırmalar, günümüzde her 100 çiftten 15’inin bu sorunla karşılaştığını, çeşitli nedenlere bağlı olarak doğal yollarla gebelik elde edilemediğini ortaya koyuyor. Çocuk sahibi olmak isteyen ama doğal yollarla bu hayaline ulaşamayan birçok çift için günümüzde modern tıbbın sunduğu tüp bebek tedavisinin umut kaynağı olduğunu söyleyen Medline Adana Hastanesi Kadın Hastalıkları, Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Ferhat Ürünsak, kısırlığa yol açan nedenleri ve yapılabilecekleri anlattı. Kısırlık, yalnızca kadına özgü bir sorun değil Çocuk sahibi olamama durumunun yüzde 37’si kadına, yüzde 8’i erkeğe, yüzde 35’i ise hem kadın, hem de erkeğe bağlı olabileceğini kaydeden Prof. Dr. Ürünsak, "Yüzde 20 kadar çiftte ise kadın ve erkekte bir problemin tespit edilemediği, yani açıklanamayan infertilite söz konusudur. Bu nedenle kısırlık sorunu ile karşılaşıldığında mutlaka kadın ve erkeğin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Her tedavi kişiye özeldir. Bazı çiftlerde yalnızca ilaçla tedavi, bazı çiftlerde aşılama uygulaması yeterliyken, bazılarında ise tüp bebek tedavisi gerekir. Doğru tedavi için ilk değerlendirmede nedene yönelik doğru tanı konması son derece önemlidir. Bundan dolayı her hastanın özel olarak değerlendirilmesi başarı için önemli bir adımdır" dedi. Geç kalmadan bir uzmana başvurmak gerekebilir Bilinen bir problem yoksa kadının yaşı 35 yaş altı çiftlerde 1 yıl, 35 yaş üzerinde çiftlerde 6 ay içerisinde gebelik oluşmuyorsa araştırma ve tedaviye başlanması gerektiğinin altını çizen Ürünsak, "Kadının 40 yaş ve üzerindeki olduğu çiftlerde ise hiç beklenmeden bir uzmana danışılması önerilir. Kadınlarda 35 yaş sonrası yumurta sayısı ve kalitesi azalmaya başlar. Bu durum gebelik şansını azaltırken düşük yapma ve genetik sorunlu gebelik riskini de artırır. Bu nedenle çocuk sahibi olmayı planlayan kadınların zaman kaybetmeden bir uzmana başvurarak yumurtalık rezervlerini değerlendirmeleri, gerekiyorsa yumurta dondurma gibi koruyucu yöntemleri düşünmeleri önemlidir. Düzensiz adet görme, aşırı tüylenme veya kilo problemi olan kadınlarda yumurtlama sorunu olabilir. Ancak, yapılacak bazı testler yardımı ile bu durum zaman kaybetmeden tespit edilebilir" diye konuştu. Sperm sayısı ve kalitesi önemlidir Semen analizi ile sperm sayısı, hareketliliği ve yapısının değerlendirildiğini ifade eden Prof. Dr. Ürünsak, "Bu, kısırlık nedeninin anlaşılmasında yol gösterici olması açısından ilk değerlendirmede ve tedavi öncesinde mutlaka yapılması gereken bir testtir. Sigara, alkol, aşırı kilo, stres ve uykusuzluk hem kadın hem de erkekte doğurganlığı azaltabilir. Sağlıklı beslenme alışkanlıkları edinmek ve düzenli egzersiz yapmak bu süreçte oldukça destekleyicidir. Geçirilmiş enfeksiyonlar veya ameliyatlar kadın üreme sistemindeki tüplerin tıkanmasına yol açabilir. Tüpler tıkalıysa, sperm yumurtaya ulaşamaz ve doğal yolla gebelik gerçekleşmez. Bu durum genellikle rahim filmi (HSG) ile tespit edilir. Gerekirse ek olarak laparoskopik değerlendirme de yapılmalıdır. Tüplerin tamamen tıkalı olduğu durumlarda en etkili tedavi yöntemi tüp bebek uygulamasıdır. Çünkü bu yöntemde yumurtalar sperm ile laboratuvar ortamında döllenir ve embriyo doğrudan rahime yerleştirilir" şeklinde konuştu. Erken tanı ve doğru tedavi başarı şansını artırır Gebeliği geciktiren bir sorun fark edildiğinde zaman kaybetmeden bir uzmana başvurmayı öneren Prof. Dr. Ürünsak, "Böyle bir durumda yapılacak testler kısırlığın kaynağını hızla ortaya koyar. Sorun netleştiğinde ise kişiye özel, bilimsel olarak kanıtlanmış tedavi yolu belirlenir. Böylece deneme-yanılma ile zaman kaybetmek yerine, en etkili adımı en başta atarak gebelik şansı artırılmış olur. Anne ve baba adaylarında tüm testlerin normal çıktığı, ancak gebeliğin gerçekleşmediği durumlar "açıklanamayan kısırlık" olarak adlandırılır. Bu çiftlerde aşılama ve tüp bebek tedavisi çoğu zaman başarıya ulaşır. Önemli olan, umutsuzluğa kapılmadan sürecin doğru bir şekilde yönetilmesidir. Kısırlık süreci çiftler üzerinde büyük duygusal baskılar oluşturabilir. Bu dönemde çiftlerin birbirine destek olması ve gerektiğinde psikolojik yardım alması, tedavinin başarısını olumlu etkileyen önemli bir adımdır" dedi.
Pamukkale Üniversitesi Hastanesi çalışanları 3. kez iş bıraktı
17 Temmuz 2025 Perşembe - 13:23 Pamukkale Üniversitesi Hastanesi çalışanları 3. kez iş bıraktı Denizli Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Hastanesinde görevli bir grup sağlık çalışanı, eşit çalışma şartları ve eşit ücret talebiyle 1 günlüğüne 3’üncü kez iş bırakma eylemi gerçekleştirdi. Eyleme 250 personel katılım sağlarken, mesaide olmamalarına rağmen 100 personelde eyleme katılarak destek verdi. Pamukkale Üniversitesi Hastanesinde görev yapan Türk Sağlık İş Sendikası üyesi sağlıkçılar Mart ayında PAÜ yönetimi tarafından çalışanlar arasında ayrım yapıldığını iddia ederek, yataklı servisler önünde 1 saatlik eylemin ardından 2’inci kez 2 saatlik iş bırakma eylemi gerçekleştirilmişti. Sağlık çalışanları diğer personeller gibi haftalık 40 saatlik çalışma ve eşit maaş taleplerini yineleyerek 3. kez işi bırakma eylemi gerçekleştirildi. PAÜ sağlık çalışanları sloganlar ve pankartlarla seslerini duyurmaya PAÜ Rektörlüğüne duyurmaya çalıştılar. 250 personel 1 günlüğüne işi bırakırken, mesaisi olmamasına rağmen eylemi desteklemek için gelen 100 işçi de arkadaşlarını yalnız bırakmadı. "Biz 2 yıl öncesinin zammını değil, bugünün şartlarına uygun, hakkımız olan ücreti istiyoruz" Yaklaşık bir yılı aşkın süredir eylem gerçekleştirdiklerini ama muhatap olan herhangi bir yetkiliyle karşılaşmadıklarını ifade eden Türk Sağlık İş Denizli İl Temsilcisi Zeki Kılıç, "Bugün yine burada toplanmamızın nedeni çok açık: 2023 yılında aldığımız zamlarla geçinmeye çalışmak zorunda bırakılıyoruz. Ekonomik gerçekler ortada; alım gücümüz her geçen gün düşüyor ve bizler görmezden geliniyoruz. Bizler, Denizli’nin ve çevre illerin halkına sağlık hizmeti sunan emekçiler olarak asla vatandaşlarımızı mağdur etmek ya da sorun çıkarmak istemiyoruz. Bizim tek isteğimiz, insanca ve refah içinde yaşayabileceğimiz bir ücret almaktır. Şunu açıkça ifade ediyoruz, Biz 2 yıl öncesinin zammını değil, bugünün şartlarına uygun, hakkımız olan ücreti istiyoruz. 86 milyon insanın bildiği gerçeği hatırlatıyoruz: 2 yıl önceki alım gücü ile bugünkü alım gücü aynı değildir. Yaklaşık bir yılı aşkın süredir bu meydanlarda sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Her platformda derdimizi anlatıyoruz. Ancak çözüm odaklı yaklaşan, bizleri muhatap alıp masaya davet eden hiçbir yetkiliyle karşılaşamadık" dedi. "Biz çözüm istiyoruz, hakkımız olanı istiyoruz" Rektörlükten randevu talep oluşturduklarını ve haklarını istediklerini belirten Kılıç, "Defalarca Denizli’mizdeki bürokratlara, siyasilere ve seçilmiş devlet yetkililerine seslendik. Ama çözüm bulamadık. Önümüzdeki günlerde Rektörümüzden randevu talep edeceğiz. Çünkü inanıyoruz ki Rektörümüz, bu sorunu çözmek adına bizleri dinleyecek ve ortak bir yol bulacaktır. Bizim talebimiz net ve adildir, Aynı kadroda, aynı birimde, aynı işi yaptığımız arkadaşlarımızla eşit ücret almak ve haftalık çalışma süresinin, Rektörlükte görev yapan aynı kadrodaki arkadaşlarımızla eşitlenmesidir. Eminiz ki Rektörümüzle bu konuları görüştüğümüzde sağduyu galip gelecek ve ortak bir çözüm bulunacaktır. Çünkü biz artık vatandaşlarımızın mağdur olmasını istemiyoruz. Biz çözüm istiyoruz. Biz hakkımız olanı istiyoruz" diye konuştu.
ANKA’da kalbine kapalı ameliyatla şifa buldu
17 Temmuz 2025 Perşembe - 13:15 ANKA’da kalbine kapalı ameliyatla şifa buldu Alanya’da yaşayan 60 yaşındaki Murat Çalıkoğlu, nefes darlığı ve göğüs ağrısı şikayetiyle başvurduğu Devlet Hastanesi’nde yapılan tetkikler sonucunda kalp krizi geçirdiği tespit edilerek acil anjiyoya alındı. Anjiyo sonrası üç ana damarının tıkalı olduğu belirlenen Çalıkoğlu’na açık kalp ameliyatı önerildi. Açık kalp ameliyatı olmak istemeyen Murat Çalıkoğlu, yaptığı araştırmalar sonucunda Kapalı kalp ameliyatı alanında Türkiye’nin önde gelen isimlerinden biri olan Prof. Dr. Gökhan Gökaslan’a ulaştı. Prof. Dr. Gökaslan ve ekibi tarafından yapılan detaylı değerlendirme ve tetkikler sonucunda hastanın kapalı yöntemle ameliyat edilebileceği belirlendi. Başarılı geçen kapalı kalp ameliyatı sonrası Murat Çalıkoğlu, sadece 4 gün gibi kısa bir sürede taburcu edilerek sağlıklı bir şekilde evine döndü. Ameliyatın kapalı yöntemle gerçekleştirilmiş olması, hastanın sosyal hayatına erken dönmesini sağladı. "4 gün sonra tabırcu oldu" Murat Çalıkoğlu, "Açık kalp ameliyatından çekiniyordum. Bu süreçte bana hem güven veren hem de başarılı bir ameliyatla sağlığıma kavuşturan Prof. Dr. Gökhan Gökaslan hocama Kalp ve Damar Cerrahisi Koordinatörü Mustafa Artar, kalp merkezinin kıymetli ekibi, ayrıca misafirperverlikleri ve profesyonellikleri için ANKA Hastanesi’ne teşekkür ederim" dedi. Kapalı kalp ameliyatı Ameliyatı gerçekleştiren Prof. Dr. Gökaslan, "Hastamızın üç ana damarında ciddi tıkanıklık vardı. Kapalı kalp ameliyatı yöntemiyle hem riski azalttık hem de iyileşme süresini hızlandırdık. Hastamızı sağlığına kavuşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz" diye konuştu.
OFM Hastanesi, Kazakistan’daki sağlık fuarında Türkiye’yi temsil etti
17 Temmuz 2025 Perşembe - 12:39 OFM Hastanesi, Kazakistan’daki sağlık fuarında Türkiye’yi temsil etti Özel OFM Antalya Hastanesi, Kazakistan’ın Almatı kentinde düzenlenen 13. ALZ Uluslararası Sağlık Turizmi Fuarı’nda Türkiye’yi temsil etti. Fuarda, uluslararası sağlık turizmi sektörünün önde gelen kurumlarıyla buluşan hastane, hem tanı ve tedavi alanındaki medikal altyapısını hem de hasta odaklı hizmet modelini katılımcılarla paylaştı. Dünyanın dört bir yanından sağlık profesyonellerini aynı çatı altında buluşturan etkinlikte; Türkiye, Azerbaycan, Almanya, İspanya, Finlandiya, Hindistan, Sri Lanka ve Kazakistan’dan birçok sağlık kurumu ve aracı kuruluş yer aldı. Fuara katılan sektör temsilcileri, iş birliği fırsatlarını değerlendirme ve bilgi alışverişinde bulunma imkânı yakaladı. Resmi açılış törenine üst düzey katılım Almatı’daki fuarın açılışı, Türkiye Cumhuriyeti Almatı Başkonsolosu Evren Müderrisoğlu, Ticaret Bakanlığı Uluslararası Hizmet Ticareti Genel Müdür Yardımcısı Alperen Kaçar, Almatı Valiliği Turizm Başkan Vekili Gaziz Tolebek, T.C. Almatı Ticaret Ataşesi Ekrem Alper Bozkurt ve Hizmet İhracatçıları Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Üzeyir Işık ve OFM Antalya Hastanesi Başhekim Yardımcısı Uz.Dr. Ulaş Karadamar’ın katılımlarıyla gerçekleştirildi. Ayrıca Kazakistan, Azerbaycan, Özbekistan, Kırgızistan ve Rusya sağlık turizmi derneklerinin başkanları da törende yer aldı. Antalya’nın sağlık turizmi potansiyeli vurgulandı Fuarda katılımcılarla birebir görüşmeler gerçekleştiren hastane yetkilileri, Antalya’nın sahip olduğu sağlık altyapısı ve turizm potansiyelini detaylı şekilde anlattı. Uluslararası arenada yeni iş birliklerine kapı aralayan hastane, sağlık turizmi hedefleri doğrultusunda global ölçekteki çalışmalarına devam ediyor. Antalya’nın sağlık turizmindeki yükselen marka değerine katkı sağlamayı amaçlayan hastanenin Kurumsal Halkla İlişkiler Müdürü Hakan Engin, Kazakistan’ın Almatı şehrinde düzenlenen 13. ALZ Uluslararası Sağlık Turizmi Fuarı’na ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Global pazarda güçlü bir yer edinmeye çalışıyoruz Fuara katılımı "bölgesel ve uluslararası sağlık turizmi açısından önemli bir adım" olarak nitelendiren Engin, "Hastane olarak, Almatı’da düzenlenen bu değerli organizasyonda yer almaktan büyük memnuniyet duyduk. Sağlık turizmi artık sadece tedavi değil; güven, kalite ve insani yaklaşımın birleştiği bir hizmet modeli gerektiriyor. Biz de bu anlayışla Antalya’nın sahip olduğu potansiyeli ve hastanemizin sunduğu yüksek standartlı sağlık hizmetlerini uluslararası paydaşlarla paylaşma fırsatı bulduk. Fuar boyunca gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde, Antalya’nın sadece turizm değil, aynı zamanda güvenilir sağlık hizmetleri sunan bir merkez olarak da ilgi gördüğünü gözlemledik. Bu tür platformlar, karşılıklı güvene dayalı iş birliklerinin kurulması ve sürdürülebilir sağlık turizmi ağlarının geliştirilmesi açısından çok kıymetli. OFM Antalya Hastanesi olarak, hasta güvenliği, etik değerler ve ileri teknolojiye dayalı hizmet anlayışımızla global pazarda güçlü bir yer edinmeye kararlıyız. Almatı’da edindiğimiz bağlantılar ve deneyimler, önümüzdeki dönemde gerçekleştireceğimiz yeni iş birlikleri için önemli bir zemin oluşturdu. Türkiye’nin sağlık turizmi elçisi olma sorumluluğuyla çalışmalarımızı sürdüreceğiz" dedi.