Son Dakika
|
Baba ve oğlunu öldüren kanser hastası yaşlı adam tahliye edildi
Ankara’da yaşlı adamı ağır yaralayıp parasını gasp eden saldırgan tutuklandı
Bakan Gürlek'ten flaş açıklamalar: ''İBB Davasında ifadesini geri çeken kimse yok''
Önünü kestiği yaşlı adamın parasını çalıp öldüresiye darp etti
Kübra Yapıcı cinayetinde yeni gelişme!
Hollanda’da bir kabin memuru hantavirüs şüphesiyle karantinaya alındı
Bingöl’de kayıp emekli öğretmen derede ölü bulundu
Endonezya’da yolcu otobüsü ile akaryakıt tankeri çarpıştı: 16 ölü, 4 yaralı
Cinayete kurban giden Kübra Yapıcı’nın ailesi: "10 kez müebbet alsınlar"
Kübra Yapıcı cinayetinde kan donduran detaylar
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Yol ortasındaki hindi kavgası trafiği durdurdu
İngiltere: "3 Britanyalı, hantavirüse yakalandı"
Trendyol Süper Lig’de 33. hafta heyecanı
Kağıthane’de metrobüs yangını!
İran: "ABD’nin teklifini değerlendirmeyi sürdürüyoruz"
7 Haziran'da 6 sandık: AK Parti'nin adayları belli oldu
Vatikan: "Papa ile Rubio arasındaki görüşme samimi geçti"
SAĞLIK
Vatandaşlardan Kızılay’ın kan bağışı kampanyasına destek
08 Mayıs 2026 Cuma - 13:03:08
Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde Türk Kızılay tarafından düzenlenen kan bağışı kampanyasına vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Sarıgöl Belediye Başkanı Tahsin Akdeniz de kampanyayı ziyaret ederek bağışçılarla bir araya geldi. Hükümet Konağı bahçesinde hizmet veren mobil kan bağışı noktasını ziyaret eden Başkan Akdeniz’e, Türk Kızılay Sarıgöl Temsilcisi Yusuf Tüfekçi eşlik etti. Vatandaşlarla sohbet eden Başkan Akdeniz, kan bağışının toplumsal dayanışmanın en önemli örneklerinden biri olduğunu söyledi. Başkan Akdeniz yaptığı açıklamada, "Toplumsal dayanışmanın en güzel örneklerinden biri olan kan bağışı konusunda vatandaşlarımızın gösterdiği duyarlılık bizleri memnun etti. Tüm hastalarımıza acil şifalar diliyor, ‘kan bağışı hayat kurtarır’ diyerek herkesi bu önemli kampanyaya destek olmaya davet ediyorum." dedi. Öte yandan öğrencilerin de ailelerini kan bağışı konusunda bilinçlendirdiği ve velilerini bağış yapmaları için teşvik ederek kampanyaya destek sağladığı öğrenildi.
08 Mayıs 2026 Cuma - 12:54
Hantavirüs riskine karşı uzman uyarısı: "Hijyen kurallarına uymak hantavirüsten koruyor"
Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Kayhan Uğuz, hijyen kurallarına uymanın hantavirüsten korunmada önemli olduğunu belirterek, "Tarım işçileri, kamp yapan kişiler, çiftçiler, depo çalışanları ve kırsal bölgelerde yaşayan bireyler hantavirüs açısından daha yüksek risk grubunda yer alırlar" dedi. Son günlerde dünyada ve Türkiye’de sıkça gündeme gelen hantavirüs vakaları, toplumda endişeye neden oldu. Hantavirüs, genellikle fare ve kemirgenlerin idrarı, dışkısı veya salyasıyla temas sonucu bulaşabilen ciddi bir enfeksiyon hastalığı olarak tanımlanıyor. Özellikle kapalı ve uzun süre kullanılmamış alanların temizliği sırasında havaya karışan virüs parçacıkları solunum yoluyla vücuda girebiliyor. Medline Adana Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Kayhan Uğuz, "Toplumda paniğe değil, doğru bilgiye ihtiyaç bulunuyor. Bilinçli olmak ve basit önlemlerle hantavirüs riskini büyük ölçüde azaltmak mümkündür" diyerek korunma yollarını anlattı. Hastalığı genellikle kemirgenler taşıyor Dr. Kayhan Uğuz, hantavirüsün, genellikle enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı ve salyasıyla temas sonucu bulaştığının altını çizerek, "Özellikle uzun süre kapalı kalmış depo, ahır, bodrum ve kırsal alanlardaki yapılarda risk daha yüksektir. Temizlik sırasında havaya karışan virüs partiküllerinin solunması enfeksiyonun en yaygın bulaş yolları arasında yer alır. Özellikle farelerin bulunduğu alanlarda koruyucu ekipman kullanılmadan yapılan temizlikler ciddi bir risk oluşturabilir. Hantavirüs enfeksiyonu ilk günlerde grip benzeri belirtilerle ortaya çıkabilir. Ateş, halsizlik, kas ağrısı, baş ağrısı ve mide bulantısı en sık görülen şikâyetler arasındadır. Hastalığın ilerleyen dönemlerinde ise nefes darlığı, öksürük ve ciddi akciğer problemleri gelişebilir. Bu nedenle belirtilerin hafife alınmaması önemlidir. Özellikle kemirgen teması öyküsü bulunan kişilerin zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurması gerekir" diye konuştu. Erken tanı önemli Hantavirüste erken teşhisin hastalığın kontrol altına alınabilmesi açısından büyük önem taşıdığını kaydeden Dr. Uğuz, şunları söyledi: "Hastalığın kesin tanısı laboratuvar testleriyle konulurken, hastanın temas öyküsü de tanı açısından önemlidir. Özellikle solunum sıkıntısı yaşayan hastaların acil değerlendirilmesi gerekir. Gerekli durumlarda akciğer ve böbrek fonksiyonlarını değerlendirmek için ek tetkikler de yapılabilir. Günümüzde hantavirüse karşı özel bir antiviral tedavi bulunmasa da erken dönemde uygulanan destek tedavileri sayesinde hastaların iyileşme şansı yüksektir. Tarım işçileri, kamp yapan kişiler, çiftçiler, depo çalışanları ve kırsal bölgelerde yaşayan bireyler hantavirüs açısından daha yüksek risk grubunda yer alırlar. Ayrıca uzun süre kullanılmamış ev veya iş yerlerini temizleyen kişiler de dikkatli olmalıdır. Fare ve kemirgenlerin yaşam alanlarına girmesini önlemek için gıda ürünlerinin kapalı şekilde saklanması ve yaşam alanlarının düzenli temizlenmesi de çok önemlidir." Hijyen kurallarına uymak koruyor Hantavirüsten korunmada en önemli adımın hijyen kurallarına dikkat etmek olduğunu vurgulayan Dr. Uğuz, "Hijyen kurallarına uymak hantavirüsten korunmada önemli. Kapalı alanlar temizlenmeden önce mutlaka havalandırılmalı, temizlik sırasında maske ve eldiven kullanılmalı. Özellikle fare veya başka kemirgenlerin dışkısının görüldüğü alanların süpürülmesi yerine dezenfektan kullanılarak temizlenmesi gerekir" dedi.
08 Mayıs 2026 Cuma - 12:46
Profesör açıkladı: "Hantavirüs, kemirgenlerden bulaşıyor"
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, hantavirüsün kemirgenlerden bulaştığını belirterek, sokak hayvanlarının özellikle fare ve sıçan popülasyonunun kontrolünde önemli rol oynadığını söyledi. Atlantik Okyanusu’nda seyreden bir yolcu gemisinde ortaya çıkan şüpheli hantavirüs vakalarının ardından açıklamalarda bulunan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, virüsün bulaşma yolları ve alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi. Hantavirüsün esas olarak fare ve sıçan gibi kemirgenler aracılığıyla taşındığını ifade eden Özkaya, insanların ise kemirgen dışkısı, idrarı veya yuva kalıntılarının bulunduğu ortamlarda havaya karışan virüs parçacıklarını soluyarak enfekte olabileceğini kaydetti. Özkaya, özellikle uzun süre kapalı kalan kulübe, ahır, çatı katı, garaj ve depo gibi alanların temizliği sırasında riskin arttığını belirterek, "Kurumuş kemirgen dışkıları süpürülürken ya da temizlik yapılırken havaya yayılan parçacıkların solunması bulaş açısından tehlike oluşturabilir" dedi. "İlk belirtiler grip ile karıştırılabiliyor" Hantavirüsün ilk belirtilerinin çoğu zaman grip ile karıştırıldığını ifade eden Özkaya, "Ateş, kas ağrısı, halsizlik, baş ağrısı, mide bulantısı ve kusma gibi belirtiler görülebilir. Bazı hastalarda süreç ilerlediğinde nefes darlığı, öksürük ve akciğerlerde sıvı birikimi gelişebilir. Özellikle kemirgen teması sonrası nefes darlığı yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurması gerekir" diye konuştu. "İnsandan insana bulaş riski yok denecek kadar az" Hantavirüsün çoğu vakada insandan insana bulaşmadığını vurgulayan Özkaya, salgın riskinin düşük olduğunu söyledi. Türkiye açısından büyük bir tehdit beklemediklerini belirten Özkaya, "Ülkemizde şehir yaşamında kemirgenlerle temas oldukça sınırlı. Kırsal bölgelerde ise sokak hayvanları kemirgen popülasyonunun kontrolünde önemli rol oynuyor. Bu nedenle hantavirüsün ülkemiz için ciddi bir salgın tehdidi oluşturacağını düşünmüyoruz" ifadelerini kullandı. Uzmanından korunma önerileri Kemirgenlerin yaşam alanlarından uzak tutulmasının önemine değinen Özkaya, yiyeceklerin kapalı kaplarda saklanması, çöplerin açık bırakılmaması ve kemirgen giriş noktalarının kapatılması gerektiğini söyledi. Temizlik sırasında ise alanların önce havalandırılması, eldiven ve maske kullanılması gerektiğini belirten Özkaya, kurumuş dışkıların doğrudan süpürülmemesi gerektiği uyarısında bulundu.
08 Mayıs 2026 Cuma - 12:20
Talasemiyle yaşamak zor, önlemek mümkün
Halk arasında Akdeniz anemisi olarak bilinen talasemi, bebeklik döneminden itibaren kansızlık, solukluk ve halsizlik gibi belirtilerle kendini gösteren zorlu bir sağlık sorunu. Çocuk Hematoloji Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Didem Atay, 8 Mayıs Dünya Talasemi Günü nedeniyle yaptığı açıklamada hastalığın seyri ve korunma yöntemleri hakkında hayati bilgiler paylaştı. Genetik geçişli ve yaşam boyu tedavi gerektiren ciddi bir kan hastalığı olan talasemi (Akdeniz anemisi), erken çocukluk döneminde ortaya çıkarak aileleri uzun soluklu bir mücadeleye sürüklüyor. 8 Mayıs Dünya Talasemi Günü kapsamında önemli uyarılarda bulunan Medipol Mega Üniversite Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Didem Atay, bu zorlu hastalıkta en etkili yaklaşımın tedavi etmekten ziyade genetik taramalarla hastalığı baştan önlemek olduğunu vurguladı. Talasemi erken dönemde belirti verebiliyor Talaseminin süt çocukluğu döneminden itibaren belirti verebildiğini belirten Prof. Dr. Atay, "Bu hastalık kansızlık, solukluk ve halsizlik gibi bulgularla ortaya çıkabilir. Bazı hastalar henüz 6 aylıkken düzenli kan nakli almak zorunda kalabiliyor. Bu durum hem çocuk hem de aile için uzun ve zorlu bir süreci beraberinde getiriyor. Talasemi yaşam boyu takip gerektirirken, multidisipliner yaklaşım oldukça önemli" dedi. Düzenli tedavi ve takip şart Talasemi tedavisinde düzenli kan transfüzyonlarının ve demir şelasyon tedavisinin temel olduğunu belirten Prof. Atay, "Bunun yanında hastaların büyüme ve gelişimleri, hormon düzeyleri ve kalp sağlığı düzenli olarak takip edilmelidir. Demir birikiminin organlara zarar verip vermediği yakından izlenmelidir. Günümüzde uygun hastalarda kök hücre nakli ile kalıcı tedavi sağlanabiliyor. Bu süreç deneyimli ekipler tarafından yürütülmesi tedavi için oldukça önemli" ifadelerini kullandı. En etkili yöntem hastalığı önlemek Talasemide en önemli adımın hastalığı önlemek olduğunu belirten Prof. Dr. Atay, "Talasemi tarama programlarıyla taşıyıcı bireylerin belirlenmesi büyük önem taşıyor. Taşıyıcı çiftlerin genetik danışmanlık alarak sağlıklı çocuk sahibi olması mümkün. Bu nedenle korunma en etkili yöntemdir" dedi. Prof. Dr. Atay, hastalık gelişmesi durumunda ise doğru tedavi ve güçlü bir ekip çalışmasıyla başarılı sonuçlar elde edilebildiğini ifade etti.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
07 Mayıs 2026 Perşembe- 15:13
DAKAF’26’da Lokman Hekim Van Hastanesi gençlerin kariyer hedeflerine ışık tuttu
2
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 16:35
Akdeniz anemisi, erken tanı ve doğru takiple kontrol altına alınıyor
3
07 Mayıs 2026 Perşembe- 13:13
Dünyada bir ilk: Güven Hastanesi yapay zeka destekli mobil MR sistemini ameliyatta kullanıma sundu
4
07 Mayıs 2026 Perşembe- 10:13
Maarifin kalbinde marifetli gençlik tansiyon ölçtü
5
07 Mayıs 2026 Perşembe- 14:27
Uzmanından uyarı: "3 aydan uzun süren bel ağrısına dikkat"
22 Temmuz 2025 Salı - 10:00
Karın zarı kanserleri tedavisi eğitim programı İzmir’de gerçekleştirildi
Karın zarı kanserlerinin tedavisinde uygulanan en ileri cerrahi yöntemlerden biri olan "Sugarbaker Prosedürü", İzmir’de Acıbadem Kent Hastanesi ev sahipliğinde düzenlenen uluslararası eğitim programında Türk doktorlara anlatıldı. Kolon, rektum ve jinekolojik kanserlere bağlı karın zarı yayılımı olan hastalara uygulanan bu ameliyatlar, canlı yayınla toplantı salonuna aktarıldı. Katılımcı doktorlar, ameliyatları anbean takip ederken, hangi hastaya hangi yöntemin uygulandığına dair ayrıntılı bilgi alma ve tartışma fırsatı buldu. İkinci gün ise video destekli teorik eğitimler ve vaka tartışmaları ile hekimlerin bilgileri pekiştirildi. İki gün süren "Peritoneal Yüzey Tümörlerinde Canlı Cerrahi & HİPEK Kursu bu alanının öncü bilim insanları ile kolon/ rektum- jinekolojik cerrahlar ile onkologları buluşturdu. Kursa karın zarı kanseri hastalarında sağkalım oranlarını artırma ve nüksleri azaltma konusunda çalışmalar yapan, bulduğu yöntem 5 kıtada uygulanan Amerikalı bilim adamı Prof. Dr. Paul H.Sugarbaker ile peritoneal yüzey malignitelerinde uluslararası deneyime sahip uzman Avustralya’dan Assoc. Prof. CherryKoh Türk hekimlere tecrübelerini aktardı. İki gün süren kursun ilk gününde 5 hasta ameliyat edildi. Türk Kolon ve Rektum Cerrahisi Derneği ile PSOGI (Peritoneal Surface Oncology Group International) iş birliğinde düzenlenen kursa, kendi adıyla bilinen yöntemi geliştiren dünyaca ünlü Amerikalı cerrah Prof. Dr. Paul H. Sugarbaker ve Avustralya’dan Prof. Cherry Koh da katıldı. Donanım ve dikkat cerrahi başarıyı yükseltiyor Kursun açılışında konuşan Prof. Dr. Sugarbaker, erken tanının ve doğru cerrahinin önemine dikkat çekti. Sugarbaker, "Bazı kanser türleri, gözle görülmeyecek kadar küçük yayılımlar gösterebilir. Cerrahın fark edemediği bu hastalık odakları, ileride ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle cerrahlar, hem teknik olarak donanımlı hem de dikkatli olduklarında tedavi başarıları yükselir" diye konuştu. Program sonunda da Türk meslektaşlarının ilgisini memnuniyetle karşıladığını belirten Prof. Sugarbaker, "Burada öğrendikleriniz, gelecekte birçok hastanın hayatında fark oluşruracak" dedi. Hasta seçimi kadar doğru teknik de hayati önem taşıyor Kursun eş başkanlığını yürüten Acıbadem Kent Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı, Türk Kolon ve Rektum Cerrahisi Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Aras Emre Canda ise şunları söyledi: "Karın zarı (periton), karın boşluğunu ve iç organları örten zar yapısıdır. Bazı ileri evre kanserlerde (örneğin kolon, rektum ya da yumurtalık kanseri), tümör hücreleri bu zar üzerine yayılabilir. Bu duruma ‘karın zarı metastazı’ denir. Klasik yöntemlerle tedavisi zor olan bu tabloya yönelik özel cerrahi yaklaşımlar geliştirildi. ‘Sugarbaker Prosedürü’ olarak bilinen yöntemde, önce karın zarındaki tümörlü dokular temizleniyor (sitoredüktif cerrahi), ardından karın içine ısıtılmış kemoterapi ilacı veriliyor (HİPEK). Bu yöntem, hastaların yaşam süresini uzatma ve hastalığın tekrar etme riskini azaltma açısından büyük önem taşıyor. Dünyanın birçok ülkesinde 20 yılı aşkın süredir uygulanan bu tedavi, Türkiye’de de deneyimli merkezlerde yapılabiliyor. Karın zarı kanserleri için uygulanan bu özel tedavinin başarısı, hastaların doğru seçilmesine ve cerrahların teknik bilgiye hakim olmasına bağlı. Canlı cerrahiler ve video destekli eğitimlerle meslektaşlarımız bu yöntemleri doğrudan yerinde gözlemledi ve tartışma şansı buldu. Bu eğitim, ileri cerrahinin hasta yaşamına nasıl katkı sunduğunu gösteren çok değerli bir deneyimdi."
22 Temmuz 2025 Salı - 09:49
Yediklerimiz ağrılarımızı tetikliyor
Hastalıkların önemli bir bölümünün beslenme ile ilişkisi olduğu bilinirken, özellikle eklem ve kas hastalıklarında beslenmenin rolü oldukça fazla oluyor. Medicana Sağlık Grubu Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Uzm. Dr. Sinan Bağçacı, bazı besinlerin eklem ve kas ağrılarını tetiklediğini vurguladı. Uzmanlar, kötü beslenme alışkanlıklarının birçok hastalığa neden olabileceğini belirtiyor. Beslenmeyle alakalı bilinen hastalıkların arasında kas ve eklemlerle ilgili olanlar olduğuna değinen Medicana Konya Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Uzm. Dr. Sinan Bağçacı; eklemi oluşturan bağ dokuları, tendon yapıları ve kıkırdak dokularının beslenmeden oldukça sık ve doğrudan etkilendiğini söyledi. Tütsülenmiş ya da kızarmış gıdalardan kaçınılmalı Gıdaların eklem ve kas ağrısına neden olmasını açıklayan Uzm. Dr. Sinan Bağçacı, "İnsanların aldığı gıdaların insan vücudunda oluşturduğu metabolik etki ile açığa çıkan oksidasyon ismini verdiğimiz vücuda stres yükü yükleyen moleküller açığa çıkması sonucu dokular zedelenebilmektedir. Özellikle ülkemizde çok tercih edilen tütsülenmiş ya da kızartılmış gıdalardan kaçınmak gerekir. Ayrıca gluten içeren yiyecekler, şeker ilaveli gıdalar, bazı bitkisel yağlar, işlenmiş gıdalar, yüksek tuzlu yiyecekler ve alkol eklem sağlığını bozmaktadır" dedi. Bağırsak florasını bozmayın Bunun tam tersine antioksidan içeriği yüksek ve antiinflamatuar özelliklere sahip gıdaların tüketiminin, eklem dokularında dejeneratif süreçlerin önüne geçebileceğini kaydeden Uzm. Dr. Sinan Bağçacı, şu bilgileri verdi: "Eklem ve kas tendon yapıların sağlığında ince ve kalın bağırsak florası ismini verdiğimiz mikrobiyata isimli bakterilerin de rolü büyüktür. Bağırsak geçirgenliği oldukça fazla ise ya da küçük monomer yapısına sahip olan iltihabı yanıtı uyaran gıdalar tüketilirse, flora bozulursa mikrobiyota birçok kas eklem hastalığı ya da romatizmal hastalıkları tetikleyici rol alabilmektedir." Eklem sağlığı için Akdeniz tipi beslenme tercih edilmeli Bağırsak sağlığının kireçlenmede rolü olabileceğini kaydeden Uzm. Dr. Sinan Bağçacı, "Vegan ve vejetaryen beslenmenin eklem sağlığı üzerinde olumlu etkileri bulunur. Özellikle Akdeniz tipi beslenme faydalıdır. Özellikle omega-3, antioksidan ve kalsiyum içeriği yüksek besinler, eklem dokusunu korur. Sarımsak, zencefil, brokoli, ıspanak, balık, zeytinyağı ve üzüm, avokado eklemler için yararlı olduğu bilinen gıdalardır. Doğru beslenme, iltihapları azaltarak, kas ve eklem dokularını destekleyerek ağrıların hafifletilmesine yardımcı olur’’ şeklinde konuştu.
22 Temmuz 2025 Salı - 09:36
Yaz aylarında kene vakaları artıyor
Yaz mevsiminde keneler tarafından taşınan Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi virüsü vakaları arttı. Küresel ısınmayla beraber yaz mevsimi uzadıkça, yaşam süresi de giderek artan kenelerin taşıdıkları Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi virüsü ile insanlar için önemli bir risk faktörü olduğunu belirten Medicana Sağlık Grubu Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Gülay Kılıç, erken tanı ve uygun tedavinin virüsle mücadelede hayati olduğunu söyledi. İklim değişikliği ve küresel ısınma, kenelerin yaşam döngüsünü uzatması ile taşıdıkları Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) virüsü vakalarının daha sık görüldüğünü belirten Kılıç, açıklamalarda bulundu. Uzun yıllardır bilinen Kırım-Kongo Kanamalı Ateşinin ülkemizde resmi tespitinden bu yana geçen 23 yılda yaklaşık 17 bin vakanın kayıtlara geçtiğini ve bu vakalardan yaklaşık 800’ünün ölümle sonuçlandığını paylaşan Uzm. Dr. Gülay Kılıç, küresel ısınmayla beraber uzayan yaz ayları nedeniyle, sıcak hava şartlarında yaşayan kenelerin yaşam sürelerinin uzamasıyla birlikte son yıllarda vakalarda artış görüldüğünü söyledi. Bireysel önlemler hayati Aşısı olmayan bu virüsle mücadelede bireysel önlemlerin hayati önem taşıdığını vurgulayan Uzm. Dr. Gülay Kılıç, kenelerden korunmanın en etkili yolunun keneyle teması önlemek olduğunun altını çizerek, "Özellikle kırsal, çalılık, ormanlık ve mera alanlarında açık renkli, uzun kollu gömlek ve pantolonlar tercih edilmelidir. Pantolon paçaları çorapların içine sokulmalıdır. Eve dönünce kıyafetler hemen çıkarılıp yıkanmalıdır" ifadelerine yer verdi. "Vücutta kıvrımlı bölgelere mutlaka bakılmalı" Doğadan dönüldükten sonra mümkünse vücut kontrollerinin ikinci bir kişinin yardımıyla yapılması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Gülay Kılıç, "Keneler genellikle diz arkası, kasık, koltuk altı, boyun çevresi, kulak arkası, saç dipleri, bel ve karın bölgesi gibi nemli ve kıvrımlı bölgeleri tercih ederler. Ayrıca keneler uçarak değil, yürüyerek vücuda tutunduklarından; ayaklar, bacaklar ve diz arkaları özellikle dikkatle kontrol edilmelidir. Her ihtimale karşı, bu muayenenin 1-2 saat sonra tekrar edilmesi önemlidir" diye konuştu. "45 derece açıyla yukarıya doğru hızla çekilmeli" Geçmişte kenenin mutlaka hastanede çıkarılması önerilirken; güncel yaklaşımlar, kenenin doğru yöntemle ve vakit kaybetmeden bulunulan yerde çıkarılabileceğini belirten Uzm. Dr. Gülay Kılıç sözlerine şöyle devam etti: "Erken tespit ve hemen vücuttan çıkarmak çok önemli. Kene fark edildiğinde paniğe kapılmadan, ona elle temas etmeden, varsa cımbız, bez ya da kağıt yardımıyla, öldürmeden ve sıkmadan, 45 derece açıyla yukarı doğru hızlıca çıkarılmalıdır. Eğer çıkarma işlemi evde yapılamıyorsa ya da hastalık belirtileri ortaya çıkmışsa, vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır."
22 Temmuz 2025 Salı - 09:35
Testisinde 20 santimlik tümör çıktı
Kahramanmaraş’ta bir hasta, idrar şikâyetiyle başvurduğu hastanede yapılan muayene sonucu testisinde 20 santimetrelik tümörle karşılaştı. Tümör, yapılan ameliyat ile hastadan alındı. Uzmanlar, geç kalınan bu tür vakaların önlenmesi için erkeklerin kendilerini düzenli olarak muayene etmeleri ve utanmadan doktora başvurmaları gerektiğini söylüyor.
22 Temmuz 2025 Salı - 09:06
Alzheimer riskini azaltmak mümkün
Diyabet, hipertansiyon ve obezite gibi rahatsızlıkların Alzheimer riskini doğrudan etkilediğini vurgulayan Prof. Dr. Aslı Demirtaş Tatlıdede, yaşam tarzı değişiklikleriyle demans riskini yaklaşık yüzde 45 oranında azaltmanın mümkün olduğunu söyledi. Sağlık Bakanlığı’nın diyabet, hipertansiyon ve obezite gibi rahatsızlıklara yönelik önleme ve farkındalık çalışmaları devam ederken, Bahçeşehir Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Aslı Demirtaş Tatlıdede, bu kronik hastalıkların beklenenden çok daha kritik bir boyutu olduğunu söyledi. Lancet Demans Önleme, Müdahale ve Bakım Daimi Komisyonu’nun raporuna dikkat çeken Demirtaş Tatlıdede, "Gündemdeki bu kronik hastalıklarla savaşımız sadece kalp ve damar sağlığımızı değil, aynı zamanda beyin sağlığımızı ve Alzheimer riskini doğrudan etkiliyor. Beynimizin iyi çalışabilmesi için damar sağlığımız büyük önem taşıyor. Diyabet, hipertansiyon, yüksek kolesterol (LDL), sigara kullanımı ve aşırı alkol tüketimini kontrol altına alarak demans riskini yüzde 14 oranında azaltabiliyoruz" dedi. Damar sağlığımızı destekleyen tüm faktörler beyin sağlığımız açısından önemli koruyucu etkilere sahip olduğunu belirten Tatlıdede, beynimize dışarıdan uyarı akışını sağlayan kanallarımız olan görme ve duyma kayıplarının tedavisinin demans riskinde yüzde 9’luk oldukça önemli bir azalma sağladığını, izole olmamak, kaliteli sosyalleşmeyi artırmak, depresyon varsa tedavi ettirmenin ise bu riski yüzde 8 azalttığını vurguladı. Aktif bir yaşam, sağlıklı beyin Obeziteyi orta yaştan itibaren azaltmak ve haftada en az 150 dakika olacak şekilde düzenli egzersiz öneren Prof. Dr. Aslı Demirtaş Tatlıdede, fiziksel aktivitenin beyin sağlığı için vazgeçilmez olduğunu belirtti. Hava kalitesinin de beyin sağlığına etkisine dikkat çekerek, "Temiz hava solumak da beyin sağlığı için kritik, çünkü kirli havadaki bazı maddeler beyinde yangı dediğimiz iltihap benzeri bir reaksiyona yol açabiliyor. Aynı zamanda beynimizi kafa travmaları ve dışarıdan gelebilecek hasarlardan korumamız gerekiyor’’ dedi. Beyninize yapacağınız her yatırım değerli Eğitim süresi arttıkça demans riskinin azaldığını ve yetişkinlikte de zihinsel olarak aktif kalmanın altını çizen Prof. Dr. Demirtaş Tatlıdede sözlerine şöyle devam etti: "Yeni bir dil ya da müzik aleti öğrenmeye çalışmak, keyif aldığınız ama zihninizi zorlayıcı aktivitelerde bulunmak hastalığın ortaya çıkmasını geciktirecektir. Beynimize yaptığımız bu yatırımlar, beyin fonksiyonlarının korunmasına ve hastalıkla daha iyi başa çıkılmasına yardımcı oluyor." Yapay zeka, beyni geliştirir, yanlış kullanım ise tembelleştirir Teknoloji kullanan yaşlılarda bilişsel bozulma riskinin yüzde 42 daha düşük olduğunu gösteren çalışmalar olduğunu belirten Prof. Dr. Aslı Demirtaş Tatlıdede, yapay zekanın beyin yaşlanması üzerinde olumlu ve olumsuz etkilerinin kullanım şekliyle ilgili olduğunu söyledi. Yapay zeka tabanlı platformların bireysel ihtiyaçlara göre uyarlanabilmesi ve kişiselleştirilmiş öğrenme deneyimi sağlamasının verimli kullanma açısından önemli olduğunu vurgulayarak; her bireyin kendi hızına ve öğrenme tarzına uyum sağlayan egzersizlerle beyinde daha etkin anlama, öğrenme ve hatırlama ile bilişsel kazanımın artabileceğini vurguladı. Bilişsel gerilemeyi erken aşamada fark etmeyi amaçlayan dijital biyoteç çalışmalarının umut verici olduğuna dikkat çeken Demirtaş Tatlıdede, zihinsel sağlık desteği amacıyla kullanılan uygulamaların stresi azaltmaya, dikkati iyileştirmeye ve bilişsel dayanıklılığı artırmaya yardımcı olabileceğini belirterek "Ancak olumsuz açıdan değerlendirdiğimizde beynimizi tembelleştirme riski olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü GPS navigasyon sistemleri, tanımadığımız ortamlarda seyahatlerimize yardımcı olmakla birlikte uzun vadede mekânsal işlevler ve navigasyon becerileriyle ilgili beyin bölgelerini etkileyebilir. ChatGPT gibi yapay zeka platformları uzun vadede bireyin bilgiyi değerlendirme, analiz etme ve kendi fikir ve görüşlerini geliştirme yeteneğini sınırlayabilir’’ diye konuştu. "Beyninizi genç tutmak sizin elinizde’’ Yaşlanma süreci herkeste aynı şekilde ilerlemediği gibi beynin iyi yaş alması sağlamak ve yaşlanma sürecini önemli ölçüde yavaşlatmamın mümkün olduğunu söyleyen Prof. Dr. Aslı Demirtaş Tatlıdede şunları söyledi: "Gerçekten çok iyi yaşlanan, ‘süper yaşlı’ dediğimiz bir grup var, bu kişiler 80 yaşındayken beyinleri orta yaş seviyesinde fonksiyon gösterirler. Süper yaşlıların yaşıtlarına kıyasla sosyal ilişkilerinin daha güçlü, meraklı, sürekli yeni şeyler öğrenen, fiziksel olarak daha aktif ve gün içinde daha hareketli olduklarını görüyoruz. Bu faktörlere dikkat ederek beynin iyi yaş almasını sağlamak ve yaşlanma sürecini önemli ölçüde yavaşlatmak mümkün. Beyninizi genç tutmak sizin elinizde."
22 Temmuz 2025 Salı - 08:57
Siirt’te gerçeği aratmayan KBRN alarm tatbikatı
Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer (KBRN) olaylara hazırlık kapsamında gerçeği aratmayan bir "Turuncu Kod" tatbikatı gerçekleştirdi. Tatbikat senaryosuna göre, yol yapım çalışmaları sırasında iki belediye işçisi, içerisinde hidroklorik asit (HCL) bulunan bir varille temas etmeleri sonucu baygınlık geçirdi. Durumun KBRN vakası olduğu değerlendirilerek ilgili birimlere hızla bilgi verildi ve AFAD ekipleri olay yerine yönlendirildi. AFAD ekiplerinin müdahalesiyle gazdan etkilenen işçilere olay yerinde "sıcak bölge"de arındırma işlemi uygulanırken, ardından hastalar Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. Eş zamanlı olarak hastane yönetimi tarafından Turuncu Kod alarmı devreye alınarak kriz yönetimi süreci başlatıldı. Başhekim koordinasyonunda ilgili birimlerin organize edildiği tatbikatta, AFAD ekipleri hem olay yerinde hem de hastane ortamında radyasyon ölçümleri gerçekleştirdi. Yapılan değerlendirmelerde herhangi bir radyasyon tehdidine rastlanmadı. Tüm süreçlerin başarıyla tamamlanmasının ardından Turuncu Kod alarmı sonlandırıldı. Yetkililer, tatbikatın KBRN vakalarına karşı hazırlığı güçlendirmek amacıyla gerçekleştirildiğini belirtti.
21 Temmuz 2025 Pazartesi - 17:11
Minik Meva için nefes kesen 4 dakikalık operasyon
Tarihi Akdamar Adası’nda rahatsızlanan Meva bebek, Van Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin nefes kesen 4 dakikalık operasyonuyla sağlık ekiplerine teslim edildi. Van Gölü’ndeki en büyük adalardan biri olan ve üzerindeki kilisesiyle her yıl binlerce yerli ve yabancı turistin uğrak mekanı olan Akdamar Adası, bu kez Van polisinin nefes kesen kurtarma operasyonuna sahne oldu. Adayı gezen anne ve babasının beraberinde adaya getirdiği Meva isimli bebeğin havale geçirmesi üzerine 112 Acil Çağrı Merkezinden destek istenildi. Bunun üzerine Akdamar Adası’nda görevli Van Emniyet Müdürlüğünün deniz polisi ekibi havale geçiren 11 aylık Meva bebeğe ilk müdahaleyi yaparak ailesiyle birlikte 4 dakika içinde Gevaş İskelesi’ne ulaştırdı. Burada sağlık ekiplerine güvenli şekilde teslim edilen Meva bebek, hastaneye kaldırıldı.
21 Temmuz 2025 Pazartesi - 17:07
Van’da aort damarında genişleme olan hasta başarılı operasyonla hayata tutundu
Van’da aort damarında genişleme tespit edilen hasta, Van Eğitim ve Araştırma Hastanesinde geçirdiği başarılı ameliyatın ardından sağlığına kavuştu. Van’ın Tuşba ilçesinde ikamet eden iki çocuk babası Veysel Polater (35), göğüs ve baş ağrısı ile halsizlik şikayetleri üzerine ailesi tarafından Van Eğitim ve Araştırma Hastanesine getirildi. Yapılan tetkik ve muayenelerin ardından Polater’e "aort anevrizması" teşhisi konuldu. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Operatör Dr. Murat Sezgin ve ekibi tarafından ameliyata alınan hasta, yaklaşık 4 saat süren başarılı bir operasyon geçirdi. Polater’in aort damarındaki anevrizma, Bentall adı verilen cerrahi yöntemle onarıldı. Ameliyat sonrası hastanede bir hafta boyunca kontrol altında tutulan hasta, taburcu edilerek evine gönderildi. "Zor bir operasyon olmasına rağmen başarıyla tamamlandı" Konuya ilişkin konuşan Kalp Damar Cerrahisi Op. Dr. Murat Sezgin, poliklinik kontrollerinde hastanın aort damarında 49 milimetrelik bir genişleme tespit ettiklerini belirtti. Daha sonra operasyon planı yaptıklarını ifade eden Op. Dr. Sezgin, "Yaklaşık 10 gün önce gerçekleştirdiğimiz ameliyat, tıpta ‘Bentall’ olarak adlandırılan; aort kapağı, koroner bypass ve aort damarının birlikte değiştirildiği kapsamlı bir ameliyattı. Kalp merkezimizde gerçekleştirdiğimiz 9’uncu Bentall ameliyatıydı. Zor bir operasyon olmasına rağmen başarıyla tamamlandı. Veysel şu an sağlığına kavuştu ve kontrolleri yapıldı. Bugün taburculuk günü" dedi. "Tüm zorluklara rağmen başarılı bir ameliyat oldu" Bu tür ameliyatlarda erken kararın önemine dikkat çeken Sezgin, "Çünkü Veysel’in kalbinde sadece iki yaprakçıklı bir kapak vardı. Bu durum, aort diseksiyonu (damar yırtılması) riskini artırıyor. Erken tanı koyup müdahale etme kararımız da bu riskin önüne geçmek içindi. Ailesiyle görüştüğümüzde merkezimizi tercih ettiler ve burada başarılı bir ameliyat gerçekleştirdik. Ameliyat yaklaşık dört saat sürdü. Tek bir koroner bypass değil, aynı anda aort kapağı, aort kökü ve çıkan aort (asendan aort) değiştirildi. Bu da operasyonu oldukça kompleks hale getiriyor. Ancak tüm zorluklara rağmen başarılı bir ameliyat oldu ve hastamız sağlığına kavuştu. Merkezimizi tercih eden tüm hastalarımıza en iyi hizmeti sunmak için elimizden geleni yapıyoruz" diye konuştu. Kalp ritim bozukluğu şikayetiyle hastaneye geldiğini ifade eden Veysel Polater, burada yapılan başarılı operasyonun ardından sağlığına kavuştuğunu belirterek, ameliyatı gerçekleştiren doktor ve ekibine teşekkür etti.
21 Temmuz 2025 Pazartesi - 13:35
Milletvekili Çalkın’dan Sat 1 şap hastalığı açıklaması
AK Parti Kars Milletvekili Adem Çalkın, Sat 1 Şap Hastalığı ile ilgili açıklamalarda bulundu. Milletvekili Adem Çalkın, şap hastalığının ortaya çıktığı ilk günden itibaren, hastalığın sürecini, yapılan çalışmaları Hükümetin 81 ilde ve Kars’ta birebir takip ettiğini, gerek Türkiye’de, gerekse Kars’ta her türlü önlemin alındığını söyledi. Milletvekili Çalkın, "Kars’ımızda; 8 Temmuz’dan itibaren koruyucu aşılama çalışmaları 100 veteriner hekim desteği ile sahada devam etmektedir. Serhat şehrimizde 190 bin doz aşı şimdiye kadar temin edilmiş olup, aşılar sahada uygulanmaktadır. Tarım ve Orman İl Müdürlüğümüzün yapmış olduğu çalışmalar sayesinde, şap hastalığı yayılması azalmıştır" dedi. Bazı zayiatlar olduğunun farkında olduklarını ifade eden Çalkın, "Bunlarla ilgili çalışmalarımız sürüyor. Hastalık mihraklarında ve riskli bölgelerde haftanın her günü dezenfeksiyon çalışmaları yürütülmekte, yetiştiricilere yönelik bilgilendirme ve farkındalık faaliyetleri gerçekleştirilmektedir. Kars’ımız genelinde faaliyet gösteren özel veteriner klinikleri ve eczanelerde ilaç ve biyolojik ürün denetimleri düzenli olarak yapılmakta olup, ilaç temini ve uygulamasına ilişkin herhangi bir aksaklık bulunmamaktadır" diye konuştu. Kars genelinde hastalığın yayılım hızı azalmakla birlikte birçok mihrakta hastalıkta sönüş sürecine geçildiğine dikkat çeken Çalkın, "Ülkemizde ve Kars’ımızda şap hastalığından etkilenen, zarar gören üreticilerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum, her türlü imkanı ile devletimiz sahadadır, üreticilerimizin yanındadır" şeklinde konuştu.
21 Temmuz 2025 Pazartesi - 13:27
Siirt’te ağız ve diş sağlığı evde sağlık uygulaması hayata geçirildi
Siirt’te ağız ve diş sağlığı, evde sağlık uygulaması kapsamında, evde sağlık hizmeti başlatıldı. Yürütülen uygulama ile ağız ve diş sağlığı hizmetine erişimde güçlük yaşayan, evde sağlık hizmeti alan vatandaşların, yerinde muayene ve tedavi süreçleri gerçekleştirilecek. Bu sayede özellikle yaşlı ve yatağa bağımlı sağlık kuruluşlarına gidemeyen bireylerin diş sağlığı ihtiyaçlarının karşılanması hedefleniyor. Siirt İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Besim Hacıoğlu, uygulamanın başladığı ilk evde hasta olan 87 yaşındaki A.E. ve ailesini ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerini iletti. Hacıoğlu, uygulamanın özellikle yatağa bağımlı ve yaşlı bireylerin ağız ve diş sağlığı hizmetlerine erişimini kolaylaştıracağını belirterek, "Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine ev ortamında da erişimini mümkün kılmak adına önemli bir adım attık. Türkiye’de ilk kez hayata geçirilen bu uygulamayı ilimizde başlatmaktan dolayı büyük mutluluk duyuyoruz. Yeni uygulama ile yatağa bağımlı bireylerin evde diş muayenesi, protez bakımı ve ağız sağlığı kontrollerinin düzenli şekilde yapılması hedeflenirken, Türkiye genelinde örnek teşkil edecek model bir çalışma olarak yaygınlaştırılması planlanıyor" dedi. Yatalak durumda olduğu için hastaneye gidemeyen A.E., sağlık hizmetinin evine kadar ulaşmasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Siirt İl Sağlık Müdürlüğü’ne ve tüm sağlık çalışanlarına teşekkür etti.
21 Temmuz 2025 Pazartesi - 12:18
Göz seğirmesi, bazı sağlık sorunlarının habercisi olabilir
Göz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Orhan Selçuk Güneş, göz seğirmelerinin genellikle zararsız bir durum olabileceği gibi bazı sağlık sorunlarının da habercisi olabileceğini söyledi. Samsun Büyük Anadolu Hastaneleri Göz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Orhan Selçuk Güneş, göz seğirmeleri hakkında bilgi verdi. Göz kapağı seğirmesinin bazen haftalarca sürebildiğine dikkat çeken Opr. Dr. Orhan Selçuk Güneş, günlerce hatta haftalarca sürebilen göz kapağı kasılmalarının, yorgunluk, stres ve yoğun kafein tüketimi gibi etkenlerle ilişkili olabileceğini belirtti. Özellikle çay, kahve ve kola tüketiminin arttığı yoğun dönemlerde seğirmelerin daha sık görüldüğünü ifade eden Güneş, ekran kullanımının da bu tabloyu etkileyen faktörler arasında yer aldığını ifade etti. Göz seğirmesinin muhtemel nedenlerinden de bahseden Opr. Dr. Orhan Selçuk Güneş, göz seğirmesinin genellikle kısa süreli olduğunu ve kendiliğinden geçtiğini vurgularken, bazı durumlarda altında farklı sebeplerin yatabileceğine dikkat çekiyor. Bu nedenleri yoğun stres ve kaygı durumu, yeterince uyumamak, kafein ve enerji içeceği fazlalığı, uzun süre ekran karşısında kalmak ve magnezyum eksikliği olarak belirten Opr. Dr. Güneş, bu rahatsız edici durumun önüne geçmek için yaşam tarzında basit düzenlemelerin yeterli olabileceğine dikkat çekti. Seğirmeyi önlemek için öneride bulunan Güneş, uyku düzenine dikkat edilmesi, ekran başında geçirilen sürenin azaltılması, kafein tüketiminin sınırlandırılması, günlük su alımının artırılması ve magnezyum açısından zengin gıdaların (ıspanak, badem, avokado gibi) tüketilmesi gerektiğini belirterek, şunları söyledi: "Seğirmenin haftalarca sürmesi, yüzün diğer bölgelerinde kasılmaların görülmesi ya da görmede bozulma gibi durumların ciddi bir nörolojik sorunun habercisi de olabilir. Bu tür belirtiler yaşayan bireylerin mutlaka bir göz doktoruna başvurması gerekmektedir. Gözlerimiz dünyaya açılan penceremizdir. Her bireyin periyodik olarak göz muayenesinden geçmesi, muhtemel sorunların erken tespiti açısından büyük önem taşır."
21 Temmuz 2025 Pazartesi - 12:09
Zübeyde nine, köyünden doktora görüntülü ulaşıp muayene oldu
Sağlık Bakanlığı’nın talimatıyla başlatılan ’Uzaktan Hasta Değerlendirme Sistemi’ (UHDS), Mersin’in kırsal bölgelerinde de uygulanmaya başladı. Toroslar ilçesine bağlı Musalı Mahallesi’nde yaşayan 81 yaşındaki Zübeyde Bulut, evinden çıkmadan UHDS ile doktora ulaştı. Vatandaşların sağlık hizmetlerine daha hızlı, kolay ve güvenli bir şekilde ulaşabilmesi amacıyla Sağlık Bakanlığı tarafından geliştirilen ’Uzaktan Hasta Değerlendirme Sistemi’ (UHDS), Türkiye genelinde uygulanmaya başladı. Sistem sayesinde hastalar, Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden randevu alarak evlerinden çıkmadan doktorlarıyla görüntülü görüşme yapabiliyor. Mersin’de de uygulanmaya başlayan sistemin ilk örneklerinden biri, Toroslar ilçesi Musalı Mahallesi’nde yaşandı. 81 yaşındaki Zübeyde Bulut, MHRS üzerinden randevu alarak Tarsus Devlet Hastanesi’nde görevli doktorla görüntülü görüşme gerçekleştirdi. Görüşme sırasında rahatsızlığını anlatan Zübeyde nine için doktor, gerekli değerlendirmeleri yaptıktan sonra e-reçete düzenledi. Reçete, kısa mesaj yoluyla doğrudan Bulut’un cep telefonuna gönderildi. Uygulama; tanı koyma, daha önce teşhis edilmiş hastalıkların takibi, tıbbi danışmanlık, konsültasyon, e-reçete, e-rapor işlemleri ile hasta izlem ve yönlendirme gibi birçok hizmeti kapsıyor. Özellikle yaşlılar, kronik hastalar, kırsal bölgelerde yaşayanlar ve hastaneye gitmesi zor olan bireyler için büyük kolaylık sağlıyor. Ayrıca hastaya gerekli görülmesi durumunda, fiziksel muayene için sağlık kuruluşuna başvurması da önerilebiliyor. "Görüntülü ve sesli bir şekilde online olarak görüşme gerçekleştirilir" Mersin İl Sağlık Müdürlüğü Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanlığı Hastane Hizmetleri biriminde görevli Şule Bilici, Sağlık Bakanlığı tarafından hayata geçirilen Uzaktan Hasta Değerlendirme Sistemi (UHDS) ile vatandaşların, sağlık tesislerine fiziki olarak gitmeden Merkezi Hekim Randevu Sistemine randevu oluşturulup, görüntülü ve sesli görüşme hizmet alabildiğini belirterek, "Vatandaşlarımız bu sisteme ’Alo 182’ üzerinden, MHRS web sayfasından ve mobil uygulamalar üzerinden randevu alabilmektedir. Randevu sonrasında hastalarımıza randevu saatine ilişkin link gönderilmektedir MHRS üzerinden. Daha sonra ise hastamız bu linki seçerek, ilgili hekim ve ilgili branşta görüntülü ve sesli bir şekilde online olarak görüşme gerçekleştirilir. Yapılan bu online çevrim içi görüşmede ise hastamız, hekim değerlendirmesi sonrasında e-reçetesi yazılabilir, tıbbi danışmanlık hizmeti verilmektedir. Tüm bu sürece ilişkin yapılan tüm kayıtlar da yine Sağlık Bakanlığımızın dijital ortamda güvenli bir şekilde saklanmaktadır. Bu sistemle birlikte ilimizde de sağlık hizmet sunumunun dijitalleşmesi önem kazanırken, ayrıca sağlık hizmet sunumunun kalitesi de artırılacaktır" diye konuştu. "Doktorumuzla görüntülü olarak konuştuk" Zübeyde ninenin torunu Bilge Bulut ise sistemden memnun kaldıklarını belirterek, "Babaannem 80 yaşının üzerinde olduğu için, rahatsızlıkları oluyor. Şehre hastaneye gidemiyoruz. Bugün uzaktan değerlendirme sistemi ile doktorumuzla görüntülü olarak konuştuk. Bizimle çok güzel ilgilendi, çok memnun kaldık. Reçetemizi yazdırdık, mesaj olarak geldi. Çok teşekkür ediyoruz" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder