SAĞLIK
08 Mayıs 2026 Cuma - 11:56 Glütensiz yaşama güvenilir destek Dünya Çölyak Günü kapsamında glütensiz beslenmeye dikkat çeken Sinangil Un, Türkiye’de paketli glütensiz un üretimini başlatan marka olarak çölyaklı bireylerin güvenilir ve ulaşılabilir ürüne erişimini destekliyor. 2006 yılından bu yana glütensiz un üretimi gerçekleştiren marka, unun yanı sıra glütensiz ekmek ve atıştırmalık ’Sinangil Gluten YOK’ ürünleriyle de çölyaklıların günlük yaşamını kolaylaştırıyor. Türkiye’nin önde gelen un markalarından Sinangil, glütensiz ürün çeşitleriyle bu ihtiyacı karşılarken, glütensiz yaşamı daha pratik hale getiren çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Sinangil Gluten YOK ürünleri yaygın perakende ve online satış kanallarının yanı sıra indirim marketleri de dahil olmak üzere farklı satış noktalarında tüketicilerle buluşuyor. Glütensiz ürünlere erişim temel bir ihtiyaç Dünya Çölyak Günü kapsamında açıklamalarda bulunan Eksun Gıda Grubu Başkanı ve CEO’su Hasan Abdullah Özkan, şunları söyledi: "Çölyaklı bireyler için glütensiz ürün temel bir ihtiyaç niteliği taşıyor. Sinangil markamızla 2006 yılında Türkiye’de paketli glütensiz un üretimini başlatırken bu ihtiyacı merkeze alan bir adım attık. Bugün geldiğimiz noktada 20 yıllık deneyimimizle çölyaklıların güvenle tercih edebileceği, ulaşılabilir ve ekonomik ürünler sunmaya odaklanıyoruz. Bu ürünlerle evlerinde, okullarında, iş yerlerinde ve sosyal hayatlarında daha rahat hareket edebilmelerine katkı sağlıyoruz." "Çölyak farkındalığının artmasına katkı sunmayı sürdüreceğiz" Sinangil, ürün yaklaşımının yanı sıra çölyak farkındalığını artırmaya yönelik çalışmalara da destek veriyor. "Çölyaklı bireylerin mücadelesini kolaylaştırmak için yalnızca ürün geliştirmekle yetinemeyiz" diyen Hasan Abdullah Özkan, "Bu alanda farkındalığın artması, doğru bilginin yaygınlaşması ve glütensiz ürünlere erişimin hayatın doğal bir parçası haline gelmesi gerekiyor. Bu anlayışla geçtiğimiz yıllarda Çölyak Vakfı’yla birlikte Çölyak ve Glütensiz Yaşam Zirveleri gerçekleştirdik. Doktorlardan beslenme uzmanlarına, sivil toplum paydaşlarından sektör temsilcilerine kadar farklı alanlardan isimlerle çölyaklı bireylerin yaşamını kolaylaştıracak başlıkları ele aldık. Önümüzdeki dönemde Sinangil Gluten YOK ürünlerimizle glütensiz beslenme ihtiyacına yanıt verirken, STK iş birliklerimizle de doğru bilginin yaygınlaşmasına ve çölyak farkındalığının artmasına katkı sunmayı sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.
08 Mayıs 2026 Cuma - 11:50 Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer: "İnme yalnızca tedavi edilen değil, önlenebilen bir sağlık sorunudur" Girişimsel Nöroloji Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer, 10 Mayıs İnme Farkındalık Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, inmenin yalnızca tedavi edilmesi gereken değil, aynı zamanda büyük ölçüde önlenebilen bir sağlık sorunu olduğunu vurguladı. Antalya’da inme hastalığına dikkat çekmek amacıyla açıklamalarda bulunan Memorial Antalya Hastanesi Girişimsel Nöroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer, inmenin nedenleri, risk faktörleri ve erken müdahalenin önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İnme riskini azaltmak büyük ölçüde kişinin elinde İnmenin çoğu zaman aniden geliştiğini ancak altta yatan risk faktörlerinin büyük bölümünün kontrol altına alınabileceğinin mümkün olduğunu belirten Uzm. Dr. Elif Sarıönder Gencer, "Özellikle kontrolsüz yüksek tansiyon ve sigara kullanımı ülkemizde en sık görülen nedenler arasında yer almaktadır. Diyabet, yüksek kolesterol, obezite, hareketsiz yaşam, aşırı alkol tüketimi, düzensiz beslenme ve kalp ritim bozuklukları da inme riskini artıran önemli faktörler arasında bulunmaktadır. İnme çoğu zaman öncesinde sessiz ilerleyen damar risklerinin sonucudur. Düzenli sağlık kontrolleri, tansiyon, şeker ve kolesterol takibi, sigaranın bırakılması, sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivitenin artırılması ile inme riski belirgin şekilde azaltılabilir. Birden fazla risk faktörü bir araya geldiğinde risk katlanarak artar. Bu nedenle korunmada en etkili yaklaşım, tüm riskleri birlikte ele almaktır" dedi. Yaş ve genetik değiştirilemese de farkındalık hayat kurtarır İnmede ileri yaş, erkek cinsiyet, aile öyküsü ve daha önce geçirilmiş geçici iskemik atak gibi değiştirilemeyen risk faktörlerinin de önemli olduğunun altını çizen Gencer, "Bu kişilerin daha yakından izlenmesi gerekir. Kalp hastalıkları, boyun damarlarında darlık, pıhtılaşma bozuklukları, hormonal etkenler, kronik stres ve bazı enfeksiyonlar da inme riskini artırabilir" şeklinde konuştu. İnmede en kritik mesaj: Belirtileri tanıyın, zaman kaybetmeyin "İnme belirtileri genellikle aniden başlar" diyen Gencer, "Erken fark edilen her dakikanın tedavi açısından büyük önem taşır. İnmede zaman beyindir. Müdahalede geçen her dakika, beyin hücrelerinde geri dönüşü olmayan kayıplara yol açabilir. Bu nedenle belirtiler başladığında beklemek, şikayetlerin geçmesini umut etmek ya da zaman kaybetmek çok ciddi sonuçlara neden olabilir" ifadelerini kullandı. İnmenin en sık görülen belirtileri İnmenin en sık görülen belirtilerini; yüzde ani kayma veya asimetri, kol ya da bacakta ani güçsüzlük ve uyuşma, konuşmada bozulma, peltekleşme ya da konuşulanı anlayamama, ani görme kaybı, denge kaybı veya yürüme bozukluğu ile ani başlayan şiddetli baş ağrısı olarak sıralayan Gencer, "Bu belirtilerden biri bile görüldüğünde vakit kaybetmeden 112 Acil aranmalıdır. Çünkü hızlı başvuru, tedavi şansını belirleyen en önemli unsurdur" dedi. Erken müdahale kalıcı sakatlık riskini azaltıyor Girişimsel nöroloji alanındaki gelişmeler sayesinde, özellikle damar tıkanıklığına bağlı inme tablolarında uygun hastalara zamanında müdahale edilebildiğini belirten Gencer, "Erken tanı ve doğru tedaviyle inme sonrası gelişebilecek kalıcı kayıplar azaltılabilir. İnme sonrası sakatlık ani, beklenmedik ve kalıcı olabilir. Ancak bu tablo her zaman kaçınılmaz değildir. Hastanın doğru zamanda, doğru merkezde, uygun tedaviye ulaşması; yaşamını, hareket kabiliyetini ve konuşmasını koruma açısından belirleyici olabilir. İnme artık yalnızca sonucu kabullenilen bir hastalık değildir; erken müdahaleyle seyri değiştirilebilen bir acildir" dedi. İlk saatler hayati önem taşıyor "Belirtilerin başlamasından sonraki ilk saatler kritiktir" diyen Gencer, "Özellikle ilk 4,5 saat çok önemlidir. Ancak bazı hastalarda ileri değerlendirmelerle daha geç dönemde de uygun tedavi seçenekleri vardır. Bu nedenle "geç kaldım" düşüncesiyle beklenmemesi, her inme şüphesinde mutlaka en kısa sürede hastaneye başvurulması gerekir" diye konuştu. Toplumsal farkındalık tedavinin ilk adımıdır İnmenin yalnızca ileri yaş hastalığı olmadığını açıklayan Gencer, şöyle dedi: "On yıllarda daha genç yaş gruplarında da daha sık görülmektedir. Toplumun her kesiminin inme belirtilerini bilmesi gerekmektedir. İnme tedavisinde başarı yalnızca hastanedeki müdahaleye değil, hastanın yakın çevresinin farkındalığına da bağlıdır. İnmeden korunmak da, inme geçirildiğinde kalıcı sakatlığı önlemek de mümkündür. Bunun için risk faktörlerini ciddiye almak, belirtileri tanımak ve zaman kaybetmeden doğru merkeze başvurmak gerekir. İnmede hızlı davranmak, hastanın geleceğini değiştirebilir."
08 Mayıs 2026 Cuma - 11:43 TOGÜ’de diş korkusu olanlara uzman klinik çözümü Diş tedavisinden çekinen vatandaşlar için Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesinde hizmete giren uzman klinikte, deneyimli uzman hekimler görev yaparken birçok işlem kısa sürede tamamlanabiliyor. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Diş Hekimliği Fakültesi bünyesinde 8 ay önce hizmete açılan uzman kliniği, vatandaşlara tek bölümde kapsamlı diş tedavisi imkanı sunuyor. Tamamı uzman diş hekimlerinden oluşan kadrosuyla hizmet veren klinikte, öğrenciler görev almıyor. Günlük yaklaşık 30 hastanın tedavi edildiği klinikte dolgu, kanal tedavisi ve diş taşı temizliği gibi işlemler bekleme süresi olmadan gerçekleştirilebiliyor. "Uzman klinikle, bölümler arası randevunun önüne geçtik" TOGÜ Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Işıl Sarıkaya, uzman kliniğinin özellikle randevu süreçlerinde yaşanan yoğunluğu azaltmak amacıyla kurulduğunu belirtti. Klinik bünyesinde öğrencilerin değil, uzmanlığını tamamlamış diş hekimlerinin görev yaptığını ifade eden Sarıkaya, "Bu kliniğin temel amacı özellikle işi acil olan vatandaşlarımızın bölümler arasında randevu alma zorluklarının önüne geçmek. Tek bir bölümde bütün tedavilerini gerçekleştirme fırsatı sunmak için kurduk" dedi. Aynı klinikte birçok işlem yapılıyor Bazı hastaların diş korkusu nedeniyle fakülte ortamında çekingen davrandığını belirten Sarıkaya, uzman klinikte tüm işlemlerin deneyimli uzman hekimler tarafından gerçekleştirildiğini söyledi. Günlük 30 hastanın müracaat ederek tedavi alabildiğini kaydeden Sarıkaya, ortodonti ve implant gibi ameliyat gerektiren büyük işlemler dışında birçok tedavinin aynı klinikte kısa sürede tamamlanabildiğini ifade etti. Fakültede yeni nesil hasta kayıt sistemi Öte yandan fakültede dijital dönüşüm kapsamında hasta kabul sistemlerinin de yenilendiği bildirildi. Sarıkaya, üniversitenin Dijital Dönüşüm Ofisi tarafından geliştirilen yeni sistem sayesinde vatandaşların çipli kimlik kartlarıyla kayıt işlemlerini yapabildiğini belirterek, hastaların sıra ve işlem süreçlerini dijital ekranlar üzerinden takip edebildiğini söyledi.
Prof. Dr. Gürdal Yılmaz: "Bu yıl 21 KKKA vakası geldi bu hastalardan ikisi hayatını kaybetti"
23 Temmuz 2025 Çarşamba - 09:29 Prof. Dr. Gürdal Yılmaz: "Bu yıl 21 KKKA vakası geldi bu hastalardan ikisi hayatını kaybetti" Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gürdal Yılmaz, bu yıl hastaneye sevk edilen Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) vaka sayısının 21 olduğunu ve bu hastalardan ikisinin yaşamını yitirdiğini söyledi. Prof. Dr. Yılmaz, vakalarda özellikle Haziran ayı ve Kurban Bayramı ile birlikte artış gözlendiğini, önceki yıllarda da benzer bir seyir izlendiğini belirterek, "Daha önce, 15 Temmuz itibarıyla vakaların azalmasını beklediğimizi söylemiştik. Şu anda servisimizde sadece bir hastamız yatıyor" dedi. Vaka sayılarında azalma beklediklerini kaydeden Yılmaz, KKKA’nın her zaman görülebileceği yönünde hareket etmek gerektiğine dikkat çekerek uyarılarda bulundu. Bölgede vakalarda bir miktar artış olsa da, sevk gerektirecek kadar ağır hasta sayısının az olduğunu kaydeden Yılmaz, "Bu yıl hastanemize sevk edilen KKKA vakası sayısı 21 oldu. Bu hastalardan ikisi hayatını kaybetti. Daha önce, 15 Temmuz itibarıyla vakaların azalmasını beklediğimizi söylemiştik. Şu anda servisimizde sadece bir hastamız yatıyor. Önceki dönemlerde hastanemizde 3 ila 5 hasta tedavi görüyordu. Haziran ayı ve Kurban Bayramı ile birlikte vaka sayısında artış yaşandı ve 20’li rakamlara ulaşıldı. Geçen yıl da benzer oranlarda vakamız vardı. Gümüşhane’deki meslektaşlarımızla yaptığımız görüşmelere göre bölgede bir miktar artış olsa da sevk gerektirecek kadar ağır hasta sayısı az, bize toplamda 21 hasta yönlendirildi" diye konuştu. "Görülebileceğini bilerek hareket etmeliyiz" KKKA’nın her zaman görülebileceği yönünde hareket etmek gerektiğine dikkat çeken Yılmaz, "Bundan sonra vaka sayısında azalma bekliyoruz. Önceki yıllarda da benzer bir seyir izlenmişti. Genellikle 15 Temmuz’dan sonra vaka sayısı düşmeye başlar, 15 Ağustos’tan itibaren vaka pek gelmiyordu. Nadiren tek tük vakalarla karşılaşabiliyoruz. Geçmişte Ekim ayında da vaka gördüğümüz oldu; bunlar genellikle doğrudan keneyle temas sonucu, özellikle hayvanlar üzerindeki kenelerin insanlara geçip ısırmasıyla oluşan vakalardı. KKKA’nın her zaman görülebileceğini bilerek hareket etmeliyiz. Üstelik sadece KKKA değil, keneler aracılığıyla bulaşan birçok hastalık mevcut. Bu nedenle ormanlık ve çimenlik alanlara giderken mutlaka önlem alınmalı. Pantolon paçalarının çorapların içine sokulması, en etkili koruyucu yöntemlerden biridir. Ayrıca piknik ya da tarla gibi açık alan faaliyetlerinden sonra eve döndüğümüzde tüm vücudumuzu dikkatlice kontrol etmeliyiz. Çünkü kene vücutta ne kadar uzun süre kalırsa enfeksiyon riski de o kadar artar" ifadelerini kullandı.
Halk Sağlığı Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol: "İstiyoruz ki ‘Dumansız Türkiye’ olsun"
23 Temmuz 2025 Çarşamba - 09:21 Halk Sağlığı Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol: "İstiyoruz ki ‘Dumansız Türkiye’ olsun" Halk Sağlığı Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol, "İstiyoruz ki dumansız bir Türkiye olsun. Ülkemizin tertemiz havası, dumansız bir şekilde o temizliğini ve kalitesini korumuş olsun" dedi. Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan ‘Dumansız Türkiye Kampanyası’ ve sağlık alanına yönelik düzenlemeler içeren kanun teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda kabul edildi. Kabul edilen kanunla sigara kullanımını azaltmaya dair uygulamalar getirildi. Halk Sağlığı Genel Müdürü Doç. Dr. Muhammed Emin Demirkol, ‘Dumansız Türkiye Kampanyası’ kapsamında yürütülen çalışmalar hakkında açıklamalarda bulundu. "Bireysel ceza işletmeyle beraber uygulanacak" Ülke genelinde tütün ve tütün ürünleriyle mücadeleye hız kesmeden devam ettiklerini belirten Müdür Demirkol, "Dumansız Türkiye kampanyası, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde tütünle mücadele konusunda almış olduğumuz yolun önemli aşamalardan biri. Bu kapsamda 2025 yılı içerisinde başlatmış olduğumuz çapraz denetimlerimizi çok daha fazla yapmaya başlayacağız. Dün itibariyle 3 büyük ilimiz İstanbul, İzmir ve Ankara başta olmak üzere tüm illerimizde ve çevre illerimizden gelen ekiplerimizin de desteğiyle aktif bir çapraz rutin denetimi başlatıyoruz. Emniyet Müdürlüğümüzün ve kolluk kuvvetlerimizin de desteklediği ekiplerimiz kapalı alanda sigara içme ihlalinin ortadan kalkması için yoğun çalışıyorlar. Bu kapsamda sadece 2025 yılı içerisinde çapraz denetimlerde 4 bine yakın cezai müeyyide uygulandı. Bu denetimde daha da hassas olduğumuz konu artık içen bireye de ceza uygulanmasıdır. Yani bireysel cezanın da işletmeyle beraber uygulanacağını tekrar hatırlatmak istiyoruz" diye konuştu "Vatandaşımız sigarayı bırakmayı istiyor" Kampanyanın Türkiye’nin 81 ilde aktif çalıştığını ve vatandaşlara sınırsız hizmet verdiğini ifade eden Demirkol, "İdeal kilonu öğren ve sağlıklı yaşa uygulaması kapsamında 10 milyona yakın vatandaşımızın sokakta boy ve kilosunu ölçtük. Bu uygulama sırasında hemen yanına açtığımız stantta sigara konusunda da bilgilendirme çalışmalarımız etkin bir şekilde devam ettik. Yüzde 85 oranında sigara bırakma polikliniğine başvuru arttı. Demek ki vatandaşımız sigarayı bırakmayı istiyor. Sadece bir destek, elini tutan bir yapı istiyor. Biz bu eli sımsıkı tutma noktasında yoğun bir çalışmayı arttırarak devam ettiriyoruz. Toplamda 700’e yakın sigara bırakma polikliniğimiz oldu. Son 3 ay içerisinde 150’ye yakın sigara bırakma polikliniği açtık. Hedefimiz bu yıl sonunda bine yakın sigara bırakma polikliniği hayata geçirmek" şeklinde konuştu. "Sigara her yıl 100 bin kişinin öldüğü büyük bir pandemi" Sigaranın dünyada her yıl 8 milyon kişinin ölümüne neden olan önlenebilir bir sebep olduğuna değinen Demirkol, "Yılda 1 milyonu sadece pasif etkilenimle ölüyor dünyada. Türkiye’de ise her yıl 100 bine yakın vatandaşımız sigara ve sigaraya bağlı sebeplerle ölüyor. Çok büyük bir oran bu. Pandemide bir canımız ne kadar önemliydi değil mi? Sigara aslında her yıl 100 bin kişinin öldüğü büyük bir pandemi. Sigara ve tütün ürünleri bu denetimlerde elektronik sigara, puf gibi satışı yasak olanların da kolluk kuvvetleriyle yakın denetimi yapılacak. Bununla ilgili bir tespit yapıldığında ise el koyulacak. Bununla ilgili yakın takiplerimiz devam edecek. İstiyoruz ki dumansız bir Türkiye olsun. Ülkemizin tertemiz havası, dumansız bir şekilde o temizliğini ve kalitesini korumuş olsun" açıklamasında bulundu.
Halk Sağlığı Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol: "İstiyoruz ki ‘Dumansız Türkiye’ olsun"
23 Temmuz 2025 Çarşamba - 09:18 Halk Sağlığı Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol: "İstiyoruz ki ‘Dumansız Türkiye’ olsun" Halk Sağlığı Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol, "İstiyoruz ki dumansız bir Türkiye olsun. Ülkemizin tertemiz havası, dumansız bir şekilde o temizliğini ve kalitesini korumuş olsun" dedi. Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan ‘Dumansız Türkiye Kampanyası’ ve sağlık alanına yönelik düzenlemeler içeren kanun teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda kabul edildi. Kabul edilen kanunla sigara kullanımını azaltmağa dair uygulamalar getirildi. Halk Sağlığı Genel Müdürü Doç. Dr. Muhammed Emin Demirkol, ‘Dumansız Türkiye Kampanyası’ kapsamında yürütülen çalışmalar hakkında açıklamalarda bulundu. "Bireysel ceza işletmeyle beraber uygulanacak" Ülke genelinde tütün ve tütün ürünleriyle mücadeleye hız kesmeden devam ettiklerini belirten Müdür Demirkol, "Dumansız Türkiye kampanyası, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde tütünle mücadele konusunda almış olduğumuz yolun önemli aşamalardan biri. Bu kapsamda 2025 yılı içerisinde başlatmış olduğumuz çapraz denetimlerimizi çok daha fazla yapmaya başlayacağız. Dün itibariyle 3 büyük ilimiz İstanbul, İzmir ve Ankara başta olmak üzere tüm illerimizde ve çevre illerimizden gelen ekiplerimizin de desteğiyle aktif bir çapraz rutin denetimi başlatıyoruz. Emniyet Müdürlüğümüzün ve kolluk kuvvetlerimizin de desteklediği ekiplerimiz kapalı alanda sigara içme ihlalinin ortadan kalkması için yoğun çalışıyorlar. Bu kapsamda sadece 2025 yılı içerisinde çapraz denetimlerde 4 bine yakın cezai müeyyide uygulandı. Bu denetimde daha da hassas olduğumuz konu artık içen bireye de ceza uygulanmasıdır. Yani bireysel cezanın da işletmeyle beraber uygulanacağını tekrar hatırlatmak istiyoruz" diye konuştu "Vatandaşımız sigarayı bırakmayı istiyor" Kampanyanın Türkiye’nin 81 ilde aktif çalıştığını ve vatandaşlara sınırsız hizmet verdiğini ifade eden Demirkol, "İdeal kilonu öğren ve sağlıklı yaşa uygulaması kapsamında 10 milyona yakın vatandaşımızın sokakta boy ve kilosunu ölçtük. Bu uygulama sırasında hemen yanına açtığımız stantta sigara konusunda da bilgilendirme çalışmalarımız etkin bir şekilde devam ettik. Yüzde 85 oranında sigara bırakma polikliniğine başvuru arttı. Demek ki vatandaşımız sigarayı bırakmayı istiyor. Sadece bir destek, elini tutan bir yapı istiyor. Biz bu eli sımsıkı tutma noktasında yoğun bir çalışmayı arttırarak devam ettiriyoruz. Toplamda 700’e yakın sigara bırakma polikliniğimiz oldu. Son 3 ay içerisinde 150’ye yakın sigara bırakma polikliniği açtık. Hedefimiz bu yıl sonunda bine yakın sigara bırakma polikliniği hayata geçirmek" şeklinde konuştu. "Sigara her yıl 100 bin kişinin öldüğü büyük bir pandemi" Sigaranın dünyada her yıl 8 milyon kişinin ölümüne neden olan önlenebilir bir sebep olduğuna değinen Demirkol, "Yılda 1 milyonu sadece pasif etkilenimle ölüyor dünyada. Türkiye’de ise her yıl 100 bine yakın vatandaşımız sigara ve sigaraya bağlı sebeplerle ölüyor. Çok büyük bir oran bu. Pandemide bir canımız ne kadar önemliydi değil mi? Sigara aslında her yıl 100 bin kişinin öldüğü büyük bir pandemi. Sigara ve tütün ürünleri bu denetimlerde elektronik sigara, puf gibi satışı yasak olanların da kolluk kuvvetleriyle yakın denetimi yapılacak. Bununla ilgili bir tespit yapıldığında ise el koyulacak. Bununla ilgili yakın takiplerimiz devam edecek. İstiyoruz ki dumansız bir Türkiye olsun. Ülkemizin tertemiz havası, dumansız bir şekilde o temizliğini ve kalitesini korumuş olsun" açıklamasında bulundu.
BEUN’da ritim bozuklukları için yeni tedavi yöntemi uygulanmaya başlandı
23 Temmuz 2025 Çarşamba - 08:16 BEUN’da ritim bozuklukları için yeni tedavi yöntemi uygulanmaya başlandı Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı’nda; ritim bozukluğu yaşayan hastalar için yakma (ablasyon) ve dondurma (kriyoablasyon) işlemleri uygulanmaya başlandı. Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Doktor Öğretim Üyesi İlke Erbay, bölgede önemli bir eksikliği giderdiklerini belirterek, "Ritim bozukluğu olan hastalarda yakma ve dondurma işlemlerini kapsayan bir yöntemdir. Bunun daha öncesinde bölgemizde kısa bir süre içerisinde de gerçekleştirilmiş olup şu anda tekrardan devamlılığını sağlayacağız" dedi. 6 aylık eğitim sonrası uygulamaya başlandı Dr. Öğr. Üyesi İlke Erbay, tedavi yönteminin Zonguldak’a kazandırılmasında önemli bir eğitim süreci geçirdiğini ifade ederek, "Kurumumuz tarafından 6 ay boyunca Türkiye’nin önemli aritmi merkezlerinden biri olan Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Aritmi Kliniği’nde eğitim aldım ve bunun sonrasında bir sertifika aldım. Orada görmüş olduğum eğitim sonrasında bölgemize bu hizmeti getirmiş olmanın mutluluğunu yaşıyorum" diye konuştu. Aritmi tedavisinde sevkler azalacak Erbay, bölgede birçok aritmi hastasının İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük merkezlere sevk edildiğini belirterek, "Bu ritim bozukluğu hastalarımızda özellikle ölümcül ritim bozukluğu olan ya da hayat kalitesini düşüren ritim bozukluğu olan hastalarımızda yakma işlemleri ve dondurma işlemlerini kurumumuzda ve bölgemize hizmeti sunmaya başladık. Zaten vakalarımıza hızlı bir şekilde başladık" ifadelerini kullandı. "Bölge için büyük kazanım" Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi’nin Batı Karadeniz için önemli bir aritmi merkezi olacağını vurgulayan Erbay, "Bölge içerisinde çok fazla vakamız var ve bu vakalarımız genellikle büyük merkezlere başvurmak zorunda kalıyorlardı. Artık Batı Karadeniz de aritmi üslerinden bir tanesi olmaya başlayacak Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi olarak. Bunu duyurmanın vermiş olduğu gururu yaşıyoruz" dedi. "Hastalarımıza sağlıklarını kavuşturmayı amaçlıyoruz" Hastaların tedaviye gösterdiği ilgiden memnuniyet duyduklarını belirten Erbay, "Hastalarımız bunu öğrendikten sonra özellikle ve bize başvuran, aritmi açısından başvuran hastalarımızın sayısında ciddi bir artış oldu. Özellikle almış olduğumuz vakalardan sonrasında haftanın belli günlerinde biz bu hizmeti vermeye devam edeceğiz. Bölge içerisinde zaten çok fazla aritmi hastası olduğu için bu hastalarımıza da sağlıklarını kavuşturmayı amaçlıyoruz" diye konuştu.
Türkiye ile Kamboçya arasında sağlık ve ticarette stratejik iş birliği
22 Temmuz 2025 Salı - 18:29 Türkiye ile Kamboçya arasında sağlık ve ticarette stratejik iş birliği Türkiye ile Kamboçya arasında sağlık ve ticaret alanlarında stratejik iş birliği adımları atılıyor. Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay ve beraberindeki heyet, 21 Temmuz 2025 tarihinde Kamboçya Krallığı’nın Ankara Büyükelçisi Ekselansları Sok Chea’nın davetlisi olarak Kamboçya Büyükelçiliği’ni ziyaret etti. Ziyaret kapsamında iki ülke arasında sağlık turizmi, geleneksel ve tamamlayıcı tıp uygulamaları, sağlık yatırımları ve nitelikli insan kaynağı gibi stratejik alanlarda iş birliğinin geliştirilmesine yönelik kapsamlı değerlendirmelerde bulunuldu. Prof. Dr. Aysun Bay, Türkiye’nin sağlık altyapısı, dijital sağlık çözümleri ve medikal teknoloji alanındaki kapasitesi ile sağlık turizmindeki küresel başarısı hakkında bilgi verirken, SATKOF’un ulusal ve uluslararası düzeyde yürüttüğü projeleri katılımcılara sundu. Gerçekleştirilen görüşme, iki ülke arasında sürdürülebilir sağlık turizmi iş birliklerinin geliştirilmesi, karşılıklı delegasyon ziyaretlerinin düzenlenmesi ve ortak eğitim programlarının planlanması yönünde olumlu sonuçlandı. Toplantıda ayrıca Türkiye ile Kamboçya arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerde yaşanan gelişmelere de dikkat çekildi. Özellikle iki ülke arasındaki ticaret hacmindeki artış ve karşılıklı turist sayısındaki yükseliş memnuniyetle karşılandı. Bu kapsamda, Aralık 2025’te başlatılması planlanan İstanbul-Phnom Penh direkt uçuşunun ticaret, turizm ve halklar arası etkileşimi artıracağı vurgulandı. Kamboçya Büyükelçisi Ekselansları Sok Chea, Türk iş insanlarını ve yatırımcılarını Kamboçya’daki fırsatları değerlendirmeye davet ederek, ülkenin sunduğu çeşitli ticaret avantajlarını şöyle sıraladı: 679 milyonluk ASYA pazarı, ASYA+1 ticaret anlaşmaları, 2,2 milyar kişilik Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması, Kamboçya-Çin İkili Serbest Ticaret Anlaşması, Kamboçya-Güney Kore İkili Serbest Ticaret Anlaşması, Kamboçya-BAE Kapsamlı Ekonomik Ortaklık Anlaşması." Büyükelçilik yetkilileri, Türk firmalarının Kamboçya’da yatırım yapmaları, şirket kurmaları ve iş faaliyetlerini sürdürebilmeleri için gerekli bakanlıklar ve kurumlarla koordinasyon sağlamaya hazır olduklarını ifade etti. SATKOF Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, Türkiye’nin sağlık alanındaki bilgi birikimi ve tecrübesini dost Kamboçya ile paylaşmaktan büyük memnuniyet duyduklarını belirterek, kurulacak sağlık köprülerinin her iki ülke adına kalıcı ve verimli iş birliklerine dönüşmesini temenni ettiklerini söyledi.
Manisa İl Sağlık Müdürü Zeren’den sıcaklık uyarısı
22 Temmuz 2025 Salı - 17:02 Manisa İl Sağlık Müdürü Zeren’den sıcaklık uyarısı Manisa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mehmet Fatih Zeren, Manisa’da hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte doğabilecek sağlık sorunlarına karşı uyarılarda bulundu. Özellikle yaşlılar, gebeler, engelliler, kronik hastalığı olanlar ve aşırı kilolu olanlar gibi riskli gruplar, sıcak havanın zararlı etkilerinden korunmak için bazı basit fakat etkili kurallara uyması gerektiğini belirten İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mehmet Fatih Zeren, "Vücut ter yoluyla sürekli sıvı kaybeder; bu yüzden susamayı beklemeden günde en az 2-2,5 litre su tüketilmelidir. Yoğun spor ya da dışarıda bedensel etkinlik yaparken her saat başı 2-4 dört su bardağı su içilmesi önerilir. Bu tüketim ihtiyaca göre artırılmalıdır. Risk grubundaki kişiler, sıcakla ilişkili hastalıkların belirtileri yönünden gün içinde kontrol edilmelidir. Vücut sıcaklığını kontrol altında tutmak için sık sık duş alınmalı, imkan yoksa ayaklar, eller, yüz ve ense soğuk suyla ıslatılmalı ya da silinmelidir. Sağlık sorunu olanların günün daha sıcak ve güneşin zararlı etkilerinin daha yoğun olduğu özellikle 12.00-16.00 saatleri arasında dışarı çıkmaktan kaçınmalıdır. Dışarı çıkılması gerekiyorsa mümkün olduğunca gölge ve klimalı alanlarda bulunulmalı, yoğun efor gerektiren uğraşlardan kaçınılmalı, sık sık dinlenilmelidir. Ayrıca, güneşin zararlı etkilerinden korunmak için açık renkli ve bol giysiler tercih edilmeli, şapka, güneş gözlüğü ve güneşten koruyucu cilt ürünleri kullanılmalıdır. Park halindeki araçlar içinde beklenilmemeli, çocuklar ve evcil hayvanlar araç içinde asla bırakılmamalıdır. Güneş ışınları cilde ve gözlere de zararlıdır. Güneş ışınlarının kuvvetli olduğu saatlerde UV koruması olan bir güneş gözlüğü tercih edilmesi, hassas cilt problemi olan kişilerin güneşin olumsuz etkilerinden koruyucu kremler kullanması bizlere gereken korumayı sağlayacaktır. Dışarıda ve açıkta satılan yiyeceklerin, tüketiminden kaçınılmalı, et, yumurta, süt, balık çabuk bozulma riski yüksek olan besinler açıkta bekletilmemeli. Güneşe veya sıcağa uzun süre maruz kaldıktan sorna geçmeyen sürekli bir baş ağrısı, çift görme, sık kusma ve bulantı gibi belirtiler görülürse, derhal bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" dedi.
Kadın Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Atılgan: "Covid-19 aşısı sonrası bazı kadınlarda adet döngüsünde bir günlük uzama gözlemlenmiştir"
22 Temmuz 2025 Salı - 14:24 Kadın Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Atılgan: "Covid-19 aşısı sonrası bazı kadınlarda adet döngüsünde bir günlük uzama gözlemlenmiştir" Kadın Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Remzi Atılgan, Covid-19 aşısı sonrası bazı kadınlarda adet döngüsünde bir günlük uzama gözlemlendiğini bu konunun bilimsel araştırmaya ihtiyacı olduğunu savundu. Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Remzi Atılgan, kadınlardaki adet kanamalarının dikkate alınması gerektiğini belirtti. Kadınlarda sık görülen adet kanama bozuklukları hakkında açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Atılgan, "Üreme çağındaki kadınlarda gebelik dışı gelişen anormal uterin kanamaların genellikle rahim iç zarı kaynaklı oluyor. Bu tür kanamalar, şiddetli kanama, adet dışı düzensiz kanama, adet döngüsünde uzunluk değişiklikleri ve adet ortası kanamalar şeklinde kendini gösterebiliyor. Adet döngüsü, bir adet kanamasının ilk gününden bir sonraki adet kanamasının ilk gününe kadar geçen süredir ve genellikle 24-38 gün arasında değişir. 24 günden kısa döngüler sık adet, 38 günden uzun döngüler ise seyrek adet olarak tanımlanır. Hiç adet görmemek ise amenore olarak adlandırılır. Kanamanın 8 günden uzun sürmesi anormal kabul edilirken, 18-25 ve 42-45 yaş aralığında bu süre 9 güne kadar uzayabilir. Anormal adet kanamalarının nedenleri arasında rahim içi polipler, adenomyozis, myomlar, endometriyal hiperplazi, rahim kanseri, pıhtılaşma bozuklukları, yumurtlama sorunları, ilaç kullanımı veya cerrahi müdahaleler sayılabilir. Menopoz öncesi polip kaynaklı kanamalarda kanser riski düşük olmakla birlikte, her anormal kanama ciddi şekilde değerlendirilmelidir. Tanıda kan testleri, ultrasonografi, rahim iç zarı biyopsisi ve rahim ağzını incelemeye yarayan histeroskopi gibi yöntemler kullanılır. Polip veya myom tespit edildiğinde cerrahi işlemle alınarak patolojiye gönderilir ve tedavi planlanır. Sezaryen sonrası oluşan skar defektleri, sürekli lekelenme, kötü kokulu vajinal akıntı, cinsel ilişki sırasında ağrı ve karın-kasık ağrılarına neden olabilir. Adet kanaması bu skar boşluğunda birikerek şikayetlere yol açar ve değerlendirilmesi gerekir. Covid-19 aşısı sonrası bazı kadınlarda adet döngüsünde bir günlük uzama gözlemlenmiştir ancak bu konuda daha fazla bilimsel araştırmaya ihtiyaç vardır. Ergenlikte özellikle menarş sonrası ilk iki yılda döngü bozuklukları yaygındır ve genellikle geçicidir. Ancak 2-3 yıldan uzun süren bozukluklarda, polikistik over sendromu, tiroid hastalıkları, Cushing sendromu, böbrek üstü bezi bozuklukları, hiperprolaktinemi ve diyabet gibi hastalıklar araştırılmalıdır. Aşırı adet kanaması yaşayan, menopoz sonrası kanama yaşayan ve 14 yaşını geçmesine rağmen hiç adet görmemiş kadınların mutlaka kadın doğum uzmanına başvurması gerekiyor" dedi.
Tunceli’de yeni aile sağlığı merkezi ile acil sağlık hizmetleri istasyonu açıldı
22 Temmuz 2025 Salı - 14:22 Tunceli’de yeni aile sağlığı merkezi ile acil sağlık hizmetleri istasyonu açıldı Tunceli’de sağlık altyapısını güçlendirmek amacıyla yeni aile sağlığı merkezi ile acil sağlık hizmetleri istasyonu hizmete alındı. Aile sağlığı merkezi ve acil sağlık hizmetleri istasyonunda incelemelerde bulunan Vali Şefik Aygöl, merkezlerin hayırlı olması temennisinde bulundu. Tunceli merkez Atatürk Mahallesi’nde yaklaşık 15 bin vatandaşa hizmet verecek 5 Nolu Aile Sağlığı Merkezi ve 3 Nolu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu hizmete başladı. Tunceli Valisi Şefik Aygöl, ilin sağlık altyapısını güçlendirecek olan yatırımları yerinde inceleyerek ilgililerden bilgi aldı. İl Sağlık Müdürü Dr. Muhammed Duran’ın da eşlik ettiği incelemelerinin ardından açıklama yapan Vali Şefik Aygöl, "Atatürk Mahallesi’nde iki hafta önce hizmete aldığımız beş hekimlik aile sağlık merkezimizin önündeyiz. Bugün itibariyle burası hizmete açıldı. Beş hekimlik kapasitesi var ancak şu anda iki hekimle hizmete başladı. En kısa zamanda diğer hekimlerimiz de göreve başlayacak. Yaklaşık 15 bin vatandaşımıza hizmet verecek çok modern ve güzel bir alan oluşturuldu. Ayrıca yan tarafta da 112 acil sağlık hizmetleri istasyonu da göreve başladı. Burada da özellikle Atatürk Mahallesi’ndeki vakalara çok hızlı müdahale edilsin diye konuşlanma yapıldı. Ben özellikle hemşehrilerimize, sağlık sektörüne, vatandaşlarımıza hayırlı olsun. Bu çalışmanın bir örneği de Cumhuriyet Mahallesi’nde yapıyoruz. İnşallah onun da bir ay içinde hizmete alacağız, çalışmalar devam ediyor. Şehrimize, vatandaşlarımızı hayırlı, uğurlu olsun" dedi.
İnme inen hasta şifayı Manisa Şehir Hastanesinde buldu
22 Temmuz 2025 Salı - 13:13 İnme inen hasta şifayı Manisa Şehir Hastanesinde buldu Manisa’da 68 yaşındaki hasta bilinç bozukluğu, konuşma bozukluğu ve bir tarafında güç kaybı gibi şikayetlerle geldiği Manisa Şehir Hastanesinde başarılı bir şekilde tedavi edilerek taburcu oldu. Manisa Şehir Hastanesi’nde inme nedeniyle tedavi gören 68 yaşındaki Yusuf Sezer adlı hastaya ilişkin, erken müdahalenin önemini vurgulayan tedavi süreci başarıyla sonuçlandı. bilinç bozukluğu, konuşma bozukluğu ve bir tarafında güç kaybı gibi şikayetlerle hastanye gelen Sezer’e, Girişimsel Nöroloji Hekimimiz Doç. Dr. Ezgi Sezer Eryıldız tarafından müdahale edildi. Damar tıkanıklığına yol açan pıhtının cerrahi olarak çıkarılması işlemi uygulanan hasta Yusuf Sezer sağlığına kavuştu. Yapılan işlem hakkında bilgi veren Girişimsel Nörolog- Doç. Dr. Ezgi Sezer Eryıldız, "Hastamız Yusuf Sezer, 68 yaşında. Bize inme semptomları sonrasında erken bir saatte ulaştı. Geldiğinde bilinç bozukluğu, konuşma bozukluğu ve bir tarafında güç kaybı gibi bulguları mevcuttu. Yaptığımız görüntüleme yöntemleriyle, hastamızın şah damarının tıkalı olduğunu tespit ettik. Hızla anjiyo ünitesine alarak trombektomi işlemini uyguladık. Başarılı geçen bu işlem sonrasında, hastamızda dakikalar içerisinde felce dair bulgular geriledi. Ardından, bu beyin damar tıkanıklığının neden geliştiğine dair gerekli incelemeleri yaptık ve hastamızın tedavisini düzenledik. Şu an hastamız, inme öncesindeki gibi yaşamına devam edebiliyor" dedi. İnmede her saniyenin çok önemli olduğunu hatırlatan Eryıldız, "Bizim hastalarımızdan beklentimiz, inmede her saniyenin çok kıymetli olduğunu unutmamaları ve kendilerinde ya da yakınlarında konuşma bozukluğu, ağızda kayma, bir tarafta güç kaybı gibi belirtiler fark ettiklerinde derhal 112’yi aramalarıdır. Çünkü biz ne kadar erken müdahale edersek, o kadar fazla beyin hücresini kurtarabiliriz. Böylece hastalarımızın felç kalma riski de önemli ölçüde azalır" diye konuştu. Yaşadıklarını anlatan hasta Yusuf Sezer, "Yatağa uzanmıştım, daha 10 dakika bile olmamıştı. Bir anda ter bastı beni. Terledikten sonra, hanım kafama buz koydu. Elim kendime geldiğinde, sağ koluma bir baktım; sağ kolumu hiç hissetmiyordum. Ayağım da tutmuyordu, adeta bir bebek gibi. Felç olduğumu o an anladım. Eşim hemen ambulansı aradı. Ambulanslar beni Şehir Hastanesi’ne getirdi. İyi bir doktora denk geldik, güzel müdahale ettiler. Hepsine çok teşekkür ediyorum. Şu anda çok iyiyim. Elimde, ayağımda kesinlikle hiçbir sıkıntı yok" dedi.