Son Dakika
|
Bakan Gürlek açıkladı: ''İBB Davasında ifadesini geri çeken kimse yok''
Önünü kestiği yaşlı adamın parasını çalıp öldüresiye darp etti
Kübra Yapıcı cinayetinde yeni gelişme!
Hollanda’da bir kabin memuru hantavirüs şüphesiyle karantinaya alındı
Bingöl’de kayıp emekli öğretmen derede ölü bulundu
Endonezya’da yolcu otobüsü ile akaryakıt tankeri çarpıştı: 16 ölü, 4 yaralı
Cinayete kurban giden Kübra Yapıcı’nın ailesi: "10 kez müebbet alsınlar"
Kübra Yapıcı cinayetinde kan donduran detaylar
TCG Anadolu ve denizaltı SAHA EXPO kapsamında İstanbul’da
Bayraktar Kızılelma Endonezya yolcusu
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
İran: "ABD’nin teklifini değerlendirmeyi sürdürüyoruz"
7 Haziran'da 6 sandık: AK Parti'nin adayları belli oldu
Vatikan: "Papa ile Rubio arasındaki görüşme samimi geçti"
Niklas Süle, 30 yaşında futbolu bıraktı
İsrail, Beyrut’u vurdu: 2 ölü, 7 yaralı
Aracın hurdaya döndüğü kazayı burnu bile kanamadan atlattı
İlkay Akkaya konserinde bayraklı protestoda bulunan öğrencilere saldırı
SAĞLIK
Öğrenciler ikna etti, veliler kan verdi
07 Mayıs 2026 Perşembe - 20:24:36
Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde Türk Kızılayı tarafından düzenlenen hediyeli kan bağışı kampanyası vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Öğrencilerin ailelerini bağışa yönlendirdiği kampanyada ilk gün 80 ünite kan toplandı. Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde Manisa Türk Kızılayı ile Sarıgöl Türk Kızılayı Koordinatörlüğü tarafından ortaklaşa düzenlenen hediyeli kan bağışı kampanyası yoğun katılımla başladı. Sarıgöl Hükümet Konağı bahçesinde gerçekleştirilen kampanyada vatandaşlar kan bağışında bulunurken, bağışa destek veren öğrenci velilerine çeşitli hediyeler takdim edildi. Kampanyanın özellikle öğrencilerin ailelerini teşvik etmesiyle büyük ilgi gördüğü belirtildi. Sarıgöl Türk Kızılayı Koordinatörü Yusuf Tüfekçi, kampanyanın ilk gününde 80 ünite kan toplandığını ifade ederek, "İlçemizde bir öğrenci velisini kan bağışına getirdiğinde öğrencilerimize çeşitli hediyeler veriyoruz. Bu kampanya çok iyi tuttu. İlk gün 80 ünite kan topladık. Çocuklarımızın ailelerini ikna etmeleri çok güzel bir davranış. Bağışta bulunan tüm vatandaşlarımıza teşekkür ediyorum." dedi.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 16:55
Denizli’de ücretsiz HPV aşı uygulaması başladı
Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin ekonomik sıkıntılar nedeniyle sağlık hizmetlerine erişmekte zorluk çeken ailelere yönelik hayata geçirdiği ücretsiz HPV aşı uygulaması başladı. Kansere karşı büyük bir farkındalık oluşturulan aşılama programına erkeklerin de dahil edilmesi fark oluşturdu. Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin toplum sağlığını korumak ve sağlıkta fırsat eşitliği sağlamak amacıyla yüksek maliyetli sağlık hizmetlerine erişmekte zorluk çeken vatandaşlara yönelik başlattığı HPV aşı desteği fiilen uygulamaya geçti. Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nın yürüttüğü proje kapsamında ilk ziyaretler yapıldı. Evde Bakım ve Sağlık Hizmetleri Şube Müdürlüğü’nde görevli sağlıkçıların ilk doz HPV aşısını uyguladığı programa Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Veysel Danacıoğlu da eşlik etti. Aşılama programına katılan vatandaşlar bu maliyetli ve hayati derecede önemli aşıya ücretsiz ulaşabilmenin kendileri için büyük bir destek olduğunu belirterek sağlanan imkan dolayısıyla Başkan Çavuşoğlu’na teşekkürlerini iletti. Aşılama hizmeti vatandaşın ayağına götürülüyor Halkın yoğun ilgisiyle büyüyen projenin sağlık desteği olmanın ötesine geçerek kent genelinde bilinçlenme seferberliğine dönüştüğü belirtildi. Randevu sistemiyle hak sahiplerinin adreslerine gidilerek yerinde uygulanan aşılama programına erkek çocuk ve gençlerin de dahil edilmesi ise kanserle mücadelede bir fark oluşturdu. Söz konusu uygulamanın virüsün bulaş zincirini kırmak ve toplum bağışıklığını sağlamak adına büyük önemi olduğu belirtilirken, aşıların muhafazasından taşınmasına kadar tüm süreçlerin ‘soğuk zincir’ kurallarına uygun olarak yürütüldüğü kaydedildi. Proje kapsamda, Dünya Sağlık Örgütü önerilerine göre, 9-14 yaş arası kız ve erkek çocuklarına 2 doz, 15-30 yaş arası kadınlara 3 doz ve 15-21 yaş arası erkeklere 3 doz dokuz valanlı HPV aşısı yapılacak. Sağlıklı bir gelecek için Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, HPV aşısının henüz Sağlık Bakanlığı’nın rutin aşı uygulaması içerisinde yer almadığına dikkati çekerek, bugünün ekonomik şartlarında bu hizmete ulaşmanın pek çok aile için mümkün olmadığını söyledi. Hem sağlıkta adaletsizliği gidermeye katkı koymak hem de kansere karşı bir farkındalık oluşturmak için hayata geçirdikleri projenin amacına ulaştığını vurgulayan Başkan Çavuşoğlu, "Projemize gösterilen yoğun ilgi, ne kadar doğru bir iş yaptığımızı bizlere bir kez daha gösterdi. Şehrimizde sağlıklı bir gelecek inşa etmek için tüm imkanlarımızı seferber etmeye devam edeceğiz" dedi. HPV aşısı neden önemli? Genital siğil, prekanseröz genital lezyonlar (servikal, vajinal, vulvar, anal) ile serviks, vajinal, vulvar, anal, penil ve baş-boyun kanserleri gibi birçok kanser türüne karşı koruyucu özelliği kanıtlanmış olan HPV aşısı, modern tıbbın kanserle mücadelesindeki en güçlü silahı olarak kabul ediliyor. Türkiye’de rutin aşılama takviminde olmadığı için eczanelerden ücretli olarak temin edilebilen aşı özellikle 9-14 yaş arasında uygulandığında bağışıklık sistemini güçlendirerek en yüksek korumayı sağlıyor.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 15:52
Uzm. Psikoloğu Turan: "Çocukların sağlıklı gelişimi, yalnızca bireysel değil aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur"
SANKO Üniversitesi Hastanesi Uzm. Psikoloğu Gizem Başkılıç Turan, "Çocukların sağlıklı gelişimi, yalnızca bireysel değil aynı zamanda toplumsal bir sorumluluktur" dedi. ‘Riskli çocuk’ kavramının, çoğu zaman yanlış yorumlandığını söyleyen Uzm. Psikolog Turan, "Riskli çocuk, doğuştan tehlikeli olan değil; gelişim sürecinde çeşitli biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörlerin etkisiyle duygusal ve davranışsal zorluklar yaşama ihtimali artmış çocuğu ifade eder" ifadelerini kullandı. Riskli çocukların toplumda farklı şekillerde karşımıza çıkabildiğini belirten Uzm. Psikolog Turan, "Bazı çocuklar aşırı öfkeli, saldırgan ya da kurallara karşı gelme eğiliminde olabilirken; bazıları da içe kapanık, kaygılı, yalnız ve görünmez kalmayı tercih edebilir. Bu çocukların ortak noktası, duygularını düzenlemekte zorlanmaları, yaşadıkları zorluklar karşısında esnek davranamaması ve sağlıklı baş etme becerilerinin yeterince gelişmemiş olmasıdır" dedi. Anne-baba ve öğretmenler için erken farkındalığın oldukça önemli olduğuna vurgu yapan Uzm. Psikolog Turan, "Çocukta hızlı ve anlamsız davranış değişiklikleri, yoğun öfke patlamaları, arkadaş ilişkilerinde bozulma, okuldan kaçınma, akademik başarıda düşüş, kuralları sürekli ihlal etme ya da aşırı içe kapanma gibi belirtiler dikkatle izlenmelidir. Özellikle şiddet içerikli konuşmalar, kendine veya başkalarına zarar verme ifadeleri mutlaka ciddiye alınmalıdır. Bu durumların ortaya çıkmasında tek bir neden yoktur. Aile içi çatışmalar, ihmal ya da tutarsız ebeveyn tutumları, travmatik yaşantılar, akran zorbalığı, dijital içeriklere kontrolsüz maruz kalma ve bazı nörogelişimsel ya da psikiyatrik yatkınlıklar bu süreci etkileyebilir. Yani çocuk davranışı, çoğu zaman çevresel ve duygusal birikimlerin bir yansımasıdır" ifadelerini kullandı. Riskli çocuklarda görülebilecek belirtiler Riskli olarak değerlendirilen çocuklarda sıklıkla görülebilecek belirtilerin dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), davranış bozukluğu, zıt olma-karşı gelme bozukluğu ya da travma sonrası stres olduğunu kaydeden Uzm. Psikolog Turan, "Ancak burada önemli olan, çocuğu bir tanıya göre değil de bütüncül bir değerlendirme yapmaktır. Bu süreçte bir çocuk ve ergen psikiyatristi ile birlikte kapsamlı bir değerlendirme yapılması önemlidir" ifadelerine yer verdi. Riskli çocukların tedavi ve destek süreci Riskli çocuklarda tedavi ve destek sürecinin çocuğun ihtiyacına göre planlandığını kaydeden Uzm. Psikolog Turan, "Psikoeğitim, oyun terapisi, aile danışmanlığı ve gerektiğinde çocuk psikiyatrik değerlendirme süreci, müdahalenin temel yapı taşlarını oluşturur. Aileyle iş birliği içinde ilerlemek, en güçlü koruyucu faktörlerden biridir. Çünkü çocuk, değişimi en çok güvenli ve destekleyici ilişkiler içinde öğrenir" dedi. Uzm. Psikolog Turan, riski çocuklara yardımcı olmak için yapılabileceklerle ilgili olarak ise, "Öncelikle yargılamak yerine anlamaya çalışmak gerekir. ‘Neden böyle davranıyor?’ sorusu yerine ‘Bu çocuk ne yaşıyor?’ sorusunu sormak çok daha kapsayıcıdır. Sınır koyarken aynı zamanda duygusal destek sunmak, tutarlı ve güvenli bir ilişki kurmak ve çocuğun kendini ifade edebileceği alanlar oluşturmak büyük önem taşır. Destek almak için rehberlik servisleri, çocuk psikologları, çocuk ve ergen psikiyatrisi birimleri ve aile danışmanlık merkezlerine başvurulabilir. Erken müdahale, riskli davranışların kalıcı hale gelmesini önlemede kritik rol oynar. Unutulmamalıdır ki her çocuk anlaşılmaya, görülmeye ve doğru destekle yeniden yön bulmaya ihtiyaç duyar. Riskli çocukları dışlamak değil, onlara ulaşmak toplum olarak en büyük sorumluluğumuzdur" diye konuştu.
07 Mayıs 2026 Perşembe - 15:24
"Genital estetik yaşam kalitesini destekleyebilir"
Genital estetik uygulamalarının amacının yalnızca görünümü düzeltmek olmadığına dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Berfin Ökmen Özkan, "Bu işlemlerde temel hedef, hastanın günlük yaşam konforunu artırmak ve cinsel sağlığını desteklemektir" dedi. Son yıllarda estetik uygulamalara olan ilginin artmasıyla birlikte kadınlarda genital estetik operasyonlar da daha sık gündeme gelmeye başladı. Uzmanlar, bu işlemlerin yalnızca estetik kaygılarla değil, çoğu zaman fonksiyonel ihtiyaçlar ve yaşam konforunu artırma amacıyla da tercih edildiğine dikkat çekiyor. Medikal Park Antalya Hastane Kompleksi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Berfin Ökmen Özkan, genital estetik operasyonlarının nedenlerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Kadınlarda genital bölge problemlerinin birçok farklı etkene bağlı gelişebileceğini belirten Op. Dr. Özkan, "Genetik faktörler, pelvik kasların zayıflığı, doğum sayısı ve doğum şekli, kronik öksürük ve kabızlık, obezite, hormonal değişimler ve menopoz gibi durumlar genital bölgede hem yapısal hem de fonksiyonel değişikliklere yol açabilir" şeklinde konuştu. "Estetik sorunların ötesinde fonksiyonel şikâyetler" Genital bölgedeki değişimlerin yalnızca dış görünümü etkilemediğini vurgulayan Op. Dr. Özkan, "İç dudaklarda sarkma ve asimetri, vajinal genişleme ve vulvar bölgede renk değişiklikleri estetik problemlerin yanı sıra özgüven kaybına ve cinsel yaşamda sorunlara neden olabilir. Bunun yanında tekrarlayan vajinal enfeksiyonlar, idrar kaçırma, vajinal kuruluk, ilişki sırasında ağrı ve vajinal bolluk gibi fonksiyonel şikâyetler de görülebilir. Bu işlemlerde temel hedef, hastanın günlük yaşam konforunu artırmak ve cinsel sağlığını desteklemektir" ifadelerini kullandı. "Her kadın kendine özgüdür" vurgusu Genital estetik uygulamalarında standart bir yaklaşımın olmadığını belirten Op. Dr. Özkan, her hastanın mutlaka ayrıntılı şekilde değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Op. Dr. Özkan, "Her kadının genital yapısı kendine özgüdür ve her farklılık bir hastalık ya da cerrahi ihtiyaç anlamına gelmez. Fonksiyonel bir problem olmadan yalnızca estetik kaygılarla yapılan işlemler bazı durumlarda istenmeyen sonuçlara ve cinsel işlev bozukluklarına yol açabilir. Bu nedenle ameliyat öncesi doğru bilgilendirme büyük önem taşır. Hastanın beklentileri, şikâyetleri ve anatomik yapısı birlikte değerlendirilerek kişiye özel bir planlama yapılmalıdır. Uygun teknik ve deneyimli bir ekip ile yapılan işlemler, hem güvenli hem de başarılı sonuçlar açısından belirleyicidir" dedi. "Cerrahi yöntemlerle konfor ve özgüven artabiliyor" Genital estetikte en sık uygulanan cerrahi işlemlerden birinin labioplasti olduğunu ifade eden Op. Dr. Özkan, şu bilgileri paylaştı: "Labioplasti, iç dudaklardaki doku fazlalığı, asimetri ve şekil bozukluklarının düzeltilmesini sağlar. Bu durum özellikle dar kıyafet giyerken rahatsızlık yaşayan, hijyen sorunları olan ya da cinsel ilişki sırasında problem yaşayan kadınlarda önemli bir konfor artışı sağlayabilir. Artan konforla birlikte özgüven de yükselir ve bu durum günlük yaşam kalitesine olumlu yansır." Vajinoplasti ve perinoplasti işlemlerine de değinen Op. Dr. Özkan, "Bu işlemler özellikle doğum sonrası gelişen vajinal genişleme ve perine bölgesindeki deformasyonların düzeltilmesinde tercih edilir. Normal doğuma bağlı oluşan doku hasarları ve dikiş izleri bu yöntemlerle giderilebilir" dedi. "Cerrahi dışı uygulamalara yönelim artıyor" Son yıllarda cerrahi dışı yöntemlerin de giderek daha fazla tercih edildiğini belirten Op. Dr. Özkan, bu uygulamaların hızlı ve konforlu olması nedeniyle öne çıktığını söyledi. Özkan, "Genital dolgu, PRP, ip askı ve lazer uygulamaları gibi yöntemler ağrısız ve kısa sürede uygulanabilmeleri sayesinde hastalar tarafından sıkça tercih ediliyor. Bu işlemler sonrasında hastalar günlük yaşamlarına ara vermeden devam edebiliyor" diye konuştu. Bu yöntemlerin farklı şikâyetlere yönelik çözümler sunduğunu belirten Op. Dr. Özkan, "Yaşlanma ya da kilo kaybına bağlı olarak dış dudaklarda oluşan sarkma ve hacim kaybı dolgu uygulamaları ile düzeltilebilir. Vajinal kuruluk, ilişki sırasında ağrı ve haz azalması gibi durumlarda lazer uygulamaları ve PRP etkili seçenekler arasında yer alır" dedi. Ayrıca idrar kaçırma, tekrarlayan vajinal enfeksiyonlar ve vajinal bolluk gibi şikâyetlerde de lazer uygulamalarının tercih edilebildiğini ifade eden Özkan, "Bikini bölgesinde kararma ve renk değişiklikleri yaşayan hastalarda ise vulvar lazer ya da genital peeling uygulamaları yapılabilir" diye konuştu. "Uzman değerlendirmesi şart" Genital estetik uygulamalarında en önemli noktanın doğru hasta seçimi ve kişiye özel yaklaşım olduğunu bir kez daha vurgulayan Op. Dr. Özkan, sözlerini şöyle tamamladı: "Her yöntem her hasta için uygun olmayabilir. Bu nedenle detaylı bir muayene ve doğru planlama ile ilerlemek gerekir. Uygun hastalarda yapılan doğru uygulamalar, hem fiziksel hem de psikolojik açıdan yaşam kalitesini belirgin şekilde artırabilir."
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 09:16
Diş eti hastalıkları Alzheimer’a neden olabiliyor
2
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 16:35
Akdeniz anemisi, erken tanı ve doğru takiple kontrol altına alınıyor
3
07 Mayıs 2026 Perşembe- 10:13
Maarifin kalbinde marifetli gençlik tansiyon ölçtü
4
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 10:21
Opr. Dr. Zaim: "Bahar aylarında göz şikayetleri artabilir"
5
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 09:46
Diyarbakır’da "Her Gebeye Bir Ebe" uygulamasıyla anne adaylarına birebir destek
28 Temmuz 2025 Pazartesi - 11:24
Mersin’de görme engellilere bağımsız yaşam eğitimi
Mersin Büyükşehir Belediyesi Engelsiz Yaşam Merkezi, görme engellilerin yaşam kalitesini artırmak ve bağımsız hareket etmelerini sağlamak amacıyla esnek ve kapsayıcı eğitimlerini sürdürüyor. Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı bünyesinde hizmet veren Engelsiz Yaşam Merkezi, özel bireylerin toplumsal yaşama daha aktif katılım sağlamalarına yönelik çalışmalarına devam ediyor. Merkezde 2022 yılından bu yana düzenlenen ‘Bağımsız Hareket Kursu’, görme engelli bireylerin günlük yaşamda bağımsız hareket edebilmeleri için kapsamlı bir eğitim sunuyor. Engelsiz Yaşam Merkezi; bağımsız hareket eğitiminin ötesine geçerek, görme engelli bireylerin yaşam kalitesini artırmayı ve onların kendi ayakları üzerinde durabilecekleri bir sistem oluşturmayı hedefliyor. Eğitimler, bireylerin ihtiyaç duyduğu her alanda esnek ve kapsayıcı bir anlayışla sürdürülüyor. Katılımcılar, günlük yaşamda karşılaşabilecekleri konularda uygulamalı olarak destekleniyor Kurs kapsamında görme engelli bireylere; çevrelerini güvenli şekilde tanıma, yönlerini bulma, baston kullanımıyla rehberli ya da rehbersiz yürüme gibi temel hareket becerileri kazandırılıyor. Haftada bir gün 4 ders saati olarak düzenlenen kursa, şu anda 10 öğrenci devam ediyor. Eğitim sürecinde katılımcılar yalnızca hareket becerileri değil, günlük yaşamda karşılaşabilecekleri birçok konuda da uygulamalı olarak destekleniyor. Engelsiz Yaşam Merkezinin uygulama evinde, bulaşık yıkamadan kahve pişirmeye, ütü yapmaktan yatak düzenlemeye kadar çeşitli ev içi beceriler öğretiliyor. Görme engelli bireyler ’Teksin’ uygulamasını kullanarak, toplu taşıma araçlarını bağımsız şekilde kullanmayı öğreniyor. Merkezde verilen eğitimlerde, trafikte yön ve hız algısı kazanma, araç seslerini ayırt edebilme ve sinyalizasyon olmayan yollarda güvenli geçiş gibi kritik beceriler üzerinde de duruluyor. Sosyal hayata katılımı teşvik etmek amacıyla restoran, kafe ve market gibi alanlara da grup halinde gidilerek, katılımcıların özgürce sipariş vermeleri ve ödeme yapmaları sağlanıyor. Mersin Büyükşehir Belediyesi Kongre ve Sergi Sarayı’nda bulunan kütüphaneyi de ziyaret eden kursiyerler, burada yer alan Braille Alfabesi ile basılmış kitaplara da erişebiliyor. "Amacımız, bireylerin en az yardımla ya da yardımsız hayatlarını sürdürebilmesi" Sağlık İşleri Dairesine bağlı Engelsiz Yaşam Merkezinde Bağımsız Hareket Becerileri ve Brill Alfabesi alanında usta öğretici olarak görev yapan Kadriye Kılıç, görme engelli bireylere günlük hayatlarını yardım almadan ve rahatlıkla sürdürebilecekleri her şeyi öğrettiklerini belirterek, "Kursumuz 13 yaş ve üzeri az gören ya da tamamen görme kabiliyet kaybeden bireylere yönelik. Ancak sağlıklı iletişim kurabildiğimiz takdirde, 11 yaşa kadar olan gruplar da derslerimizden faydalanabiliyor" dedi. Özel bireylerin, hayatta daha aktif rol alabilmeleri adına çaba sarf ettiklerini söyleyen Kılıç, "Amacımız; kişinin, en az yardımla ya da hiç yardım almadan günlük hayatını sürdürebilmesi" diye konuştu. "Engelsiz Yaşam Merkezi ile engelleri beraber aşıyoruz" Kurs hakkında detaylı bilgiler de aktaran Kılıç, "Kursumuz ortalama 1 yıl sürüyor. Fakat kişinin durumuna göre bu değişiklik gösterebiliyor" sözlerine yer verdi. 3 ay boyunca Engelsiz Yaşam Merkezinde çalışmalar gerçekleştirdiklerini belirten Kılıç, süreç boyunca özel bireylerin her alanda yanlarında olduklarını vurgulayarak, "Normal gelişimli insanlarla, özel bireylerin yapabilecekleri şeyler aynı. Fakat özel bireylerin biraz daha zor. Bu durumu da kişinin kendine olan yaşama sevinci ve özgüveni ile destekleyerek, aynı seviyeye taşıyabilir. Engelsiz Yaşam Merkezi ile engelleri beraber aşıyoruz" dedi.
28 Temmuz 2025 Pazartesi - 11:16
Uzmanından uyarı: "Yangın dumanı akciğerlerimizi hızla yaşlandırıyor"
Orman yangınları sırasında ortaya çıkan dumanın, havada asılı kalan ince partiküller şeklinde solunum sistemine girdiğini belirten Medicana Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Gazi Gülbaş, bu partiküllerin akciğer yaşlanmasını hızlandırdığına dikkat çekti. Türkiye’nin birçok yerinde yaşanan orman yangınları sonrası ortaya çıkan duman, kül ve zehirli gazların; solunum yollarını doğrudan etkileyerek sistemik toksisiteye yol açabilen ciddi bir sağlık tehdidi oluşturduğunu belirten Medicana International Ankara Hastanesi Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Gazi Gülbaş, erken müdahale, korunma önlemleri ve düzenli tıbbi takibin hayati önem taşıdığını vurguladı. Yangın dumanının, karbon monoksit, karbon dioksit, partikül madde, formaldehit, akrolein, benzen, siyanür ve nitrojen oksitler gibi birçok zararlı madde içerdiğini belirten Prof. Dr. Gülbaş, "Özellikle ince partiküller olarak bu zehirli maddeler solunum yoluyla kolayca akciğerlere ulaşır ve sistemik dolaşıma karışabilir. Uzun süreli yangın dumanına maruziyet, akciğer yaşlanmasını hızlandırır. Bu durum, Avustralya’da 45 gün süren taş kömürü maden yangınında duman soluyan bireylerde akciğer yaşlanmasının ortalama 4,7 yıl hızlandığının tespit edilmesiyle kanıtlanmıştır" dedi. Solunum yetmezliğine neden olabiliyor Maruziyetin yoğunluğu ve süresinin önemli olduğunu ancak kısa süreli düşük yoğunluklu maruziyetlerde bile belirtiler gözlenebildiğini belirten Prof. Dr. Gülbaş, "Nefes darlığı, ses kısıklığı, karbonlu balgam, hırıltıya yol açabilmektedir. Yoğun maruziyet sonucu ani akciğer hasarı ve solunum yetmezliği, zatürre, hava yolu darlığı ve akciğer dokusunda sertleşmeye bağlı nefes darlığı ve solunum yetmezliği gelişir. Özellikle KOAH ve astım hastalıklarında duman maruziyeti hastalıkların hızla ilerlemesine neden olur" ifadelerini kullandı. Yüksek akımlı oksijen tedavisi alınmalı Yangın dumanına maruz kalan kişilerin en kısa sürede dumanlı ortamdan uzaklaştırılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Gülbaş, tedavi süreciyle ilgili şu bilgileri verdi: "Hızlıca kontrollü bir şekilde yüksek akımlı oksijen tedavisine başlanmalı, nefes açıcı ve balgam sökücü ilaçlar uygulanmalı, sıvı tedavisi verilmelidir. Bu tedavilere rağmen solunum yetmezliği devam eden bireylerde solunum cihazı ile solunum desteği sağlanmalıdır. Karbon monoksit ya da siyanür maruziyeti söz konusuysa uygun antidot tedavisi uygulamalıdır."
28 Temmuz 2025 Pazartesi - 10:56
Uzmanı açıkladı: "Eklem hastalıklarında artroskopi cerrahisi ile iyileşmek mümkün"
Dirsek hastalıklarında tercih edilen artroskopik cerrahiden bahseden Opr. Dr. Barış Özgürol, "Dirsek karmaşık bir eklem olup, genellikle yaralanmalar, aşırı kullanım, yaşlanma, iltihaplanma ve genetik faktörler gibi birçok nedenden etkilenebilir. Artroskopik cerrahi ise dirsek eklemindeki hastalıkların tedavisinde kullanılan minimal invaziv (kapalı) bir tekniktir" dedi. Liv Hospital Samsun Ortopedi ve Travmatoloji Uzm. Opr. Dr. Barış Özgürol, dirsek hastalıkları hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Dr. Özgürol, "Dirseğin karmaşık bir eklem olduğunu belirten Op. Dr. Özgürol, "Genellikle yaralanmalar, aşırı kullanım, yaşlanma, iltihaplanma ve genetik faktörler gibi birçok nedenden etkilenebilir. Artroskopik cerrahi ise dirsek eklemindeki hastalıkların tedavisinde kullanılan minimal invaziv (kapalı) bir tekniktir" diye konuştu. "Dirsek hastalıkları" Dirsek ekleminde çeşitli hastalıklar ve durumlar gelişebileceğini söyleyen Dr. Özgürol, bu hastalıkları şöyle sıraladı: "Dirsek kıkırdak hasarı, tenisçi dirseği, golfçü dirseği, dirsek sıkışma sendromu ve dirsek bağ yırtıkları." "Modern cerrahi tekniklerinden biridir" Artroskopi hakkında bilgi veren Op. Dr. Özgürol, "Artroskopi, eklemdeki hastalıkları tedavi etmek için kullanılan minimal invaziv (kapalı) bir cerrahi tekniktir. Artroskopik cerrahi, eklemdeki hasarlı dokuları tedavi etmek için küçük bir kamera ve özel cerrahi aletler kullanılarak yapılır. Modern cerrahi tekniklerden biri olup, dirsek eklemi içindeki hastalıkların tanı ve tedavisinde kullanılan bir ameliyat yöntemidir. Bu işlem eklemi tamamen açmak yerine, 1-2 adet yaklaşık 1,5 santimlik küçük kesilerle gerçekleştirilir" şeklinde konuştu. "Dirsek artroskopisinin tercih edileceği durumlar" Dr. Özgürol, dirsek artroskopisinin kullanılacağı durumlarla ilgili, "Kıkırdak ve kemik hasarının onarılması: Artroskopi, dirsek eklemindeki hasarlı kıkırdak ve kemikleri onarmak için kullanılır. Bu, ağrıyı azaltabilir ve eklem fonksiyonunu iyileştirebilir. Bağ yırtıklarının tedavisi: Dirsekteki bağ yaralanmalarının onarılması için artroskopi kullanılabilir. İltihaplanmış dokuların temizlenmesi: Dirsek eklemindeki iltihaplanmış dokular ve sıvı birikintileri artroskopi ile temizlenebilir, bu da ağrıyı hafifletir. Sıkışma sendromlarının tedavisi: Eklemdeki sıkışmaların çözülmesi ve hareketliliğin artırılması amacıyla artroskopik cerrahi uygulanabilir" ifadelerini kullandı. "Daha hızlı iyileşme mümkün" Artroskopik cerrahinin avantajlarından bahseden Dr. Özgürol, "Küçük kesilerle gerçekleştirildiği için çevre dokulara minimal düzeyde zarar verilir. Ameliyat sırasında yapılan küçük kesiler, estetik açıdan daha iyi sonuçlar sağlar ve iyileşme sürecini hızlandırır. Geleneksel cerrahiye kıyasla yumuşak dokulara daha az müdahale edildiği için ameliyat sonrası ağrı daha azdır. Doku iyileşmesi daha hızlı olur ve hasta günlük yaşamına daha kısa sürede dönebilir. Küçük kesiler ve minimal doku hasarı, enfeksiyon riskini önemli ölçüde azaltır. Hastalar genellikle ameliyat günü taburcu edilir ve hastanede uzun süre kalmaları gerekmez. Kamera sayesinde eklem içi yapılar yüksek çözünürlükte ve detaylı bir şekilde görüntülenir. Ameliyat sonrası eklem hareket açıklığı ve fonksiyonu daha iyi korunur ve geri kazanılır" açıklamasında bulundu.
28 Temmuz 2025 Pazartesi - 10:42
Yaz aylarında çocuklarda karın ağrısına dikkat
Yaz aylarında artan sıcaklık ve enfeksiyon riskine bağlı olarak çocuklarda karın ağrısı şikayetleri artış gösteriyor. Memorial Bodrum Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Mithat Günaydın, basit nedenlerin yanı sıra cerrahi müdahale gerektiren ciddi hastalıkların da karın ağrısına yol açabileceğini belirterek, aileleri dikkatli olmaları konusunda uyardı. Karın ağrısının altında yatan nedenlerin dikkatle araştırılması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Günaydın, çocukluk çağında görülen karın ağrılarının genellikle idrar yolu enfeksiyonu, ishal veya bağırsak parazitleri gibi ilaçla tedavi edilebilecek rahatsızlıklardan kaynaklandığını söyledi. Ancak yaklaşık 50 farklı hastalığın bu belirtiyle ortaya çıkabileceğini ve bunların yüzde 1 ila yüzde 3’ünün cerrahi müdahale gerektirdiğini hatırlattı. İnvajinasyon sessiz ilerliyor Cerrahi nedenler arasında akut apandisit ve invajinasyonun öne çıktığını belirten Günaydın, invajinasyonun özellikle süt çocuklarında görüldüğünü ve ishal sonrası gelişebildiğini kaydetti. Yaz aylarında artan bakteriyel ve viral ishaller nedeniyle bu riskin yükseldiğine dikkat çekti. Çilek jölesi gibi dışkıya dikkat Kusma, karında "sucuk gibi" kitlenin hissedilmesi ve çilek jölesi şeklinde dışkının invajinasyon belirtisi olabileceğini ifade eden Günaydın, böyle bir durumda çocuk cerrahisine başvurulması gerektiğini söyledi. Gecikme durumunda bağırsakta kangren oluşabileceğini ve genel durumun hızla bozulabileceğini belirtti. Tanıda kan tahlilleri, karın grafisi ve ultrasonun kullanıldığını belirten Günaydın, invajinasyonun tedavisinde ilk olarak ağızdan beslenmenin kesildiğini, mideye tüp yerleştirildiğini ve sıvı-elektrolit tedavisine geçildiğini aktardı. Gerekli durumlarda radyoloji eşliğinde su veya hava yöntemiyle bağırsakların açılmaya çalışıldığını, nadiren de olsa cerrahi müdahalenin gerekebileceğini söyledi. Apandisit yazın daha sık görülüyor Yaz aylarında sık karşılaşılan bir diğer durumun da apandisit olduğunu vurgulayan Günaydın, göbek çevresinde başlayıp sağ alt karna yerleşen ağrıyla kendini gösterdiğini ifade etti. Apandisite iştahsızlık, ateş ve kusmanın da eşlik edebileceğini belirten Günaydın, tanının fizik muayene, laboratuvar tetkikleri ve ultrasonografiyle konulabileceğini söyledi. Tedavinin cerrahi olduğunu, patlamamış apandisit vakalarında hastanın 1-2 gün içinde taburcu olabileceğini ekledi. Ağrıyı hafife almayın Yaz aylarında karın ağrısı yaşayan çocukların, cerrahi ihtimal göz önünde bulundurularak dikkatle izlenmesi gerektiğini söyleyen Doç. Dr. Mithat Günaydın, erken tanı ve doğru müdahale ile ciddi komplikasyonların önüne geçilebileceğini ifade etti.
28 Temmuz 2025 Pazartesi - 10:15
Dr. Tütüncüler: "Çocukların klima altında uzun süre kalması çeşitli sağlık sorunlarına yol açabilir"
Gaziantep Özel Hatem Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Bilge Tütüncüler, yaz boyunca ebeveynlerin klima kullanımı konusunda dikkatli olmaları konusunda uyarıda bulundu. Yaz sıcaklarının etkisini artırdığı bu günlerde, klima kullanımı çocuk sağlığı açısından önem kazandı. Gaziantep Hatem Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı, özellikle 0-6 yaş aralığındaki çocukların klima altında uzun süre kalmasının çeşitli sağlık sorunlarına yol açabileceği uyarısında bulundu. Ayrıca çocukların ani ısı değişikliklerinden korunması gerektiğini ifade eden uzman, dış ortamdan gelen çocukların terliyken hemen klimalı ortama sokulmaması gerektiğini, bu durumun hastalıklara davetiye çıkarabileceğini söyledi. Uzman doktor, sıcak havalarda serinlemek için kullanılan klimaların bilinçsizce çalıştırılmasının çocuklarda solunum yolu enfeksiyonlarına, kas ağrılarına ve alerjik reaksiyonlara neden olabileceğini belirtti. Klimanın doğrudan çocuğa üflememesi gerektiğini vurgulayan Dr. Bilge Tütüncüler, "Bugün poliklinikte ailelerden sıkça aldığımız bir soruya yanıt vermek istiyorum. Havalar giderek ısınıyor ve özellikle yenidoğan bebeği olan aileler ‘Klima kullanabilir miyiz, nelere dikkat etmeliyiz?’ diye soruyor. Öncelikle şunu belirtmek gerekir. Yenidoğan bebeklerin terleme ve ısı düzenleme mekanizmaları henüz tam gelişmemiştir. Hava sıcaklıkları arttıkça bebeklerde uykusuzluk, halsizlik, cilt sorunları hatta bazı durumlarda genel sağlık durumunda bozulmalar görülebilir. Bu nedenle, uygun şartlar sağlandığında klima kullanımı faydalıdır. Ancak klima kullanırken dikkat edilmesi gereken bazı önemli noktalar var. Klima hava çıkışı bebeğe doğrudan temas etmemelidir. Hava akımını yukarıya doğru yönlendirin. Zaten soğuk hava aşağıya ineceği için ortam serinleyecektir. Bebeği doğrudan klimanın karşısına koymayın. Mümkünse çocuğu klimanın çaprazına yerleştirin. Bu, daha dengeli ve konforlu bir serinleme sağlar. Ek hava akımı oluşturacak vantilatör gibi cihazlar kullanmayın. Klimanın fan ayarını orta ya da düşük seviyede tutmanız yeterli olacaktır. Klima çalıştıkça odanın nemi azalabilir. Sağlıklı bir ortam için nem oranı yüzde 40-50 arasında olmalıdır. Eğer nem azaldıysa oda nemlendiricilerinden faydalanabilirsiniz" dedi. "Klimayı çalıştırmadan önce odayı mutlaka havalandırın" Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Bilge Tütüncüler, "Klimayı çalıştırmadan önce odayı mutlaka havalandırın. Klima çalışırken bebeğin ince bir örtüyle örtülmesi yeterlidir. Bebeğin ne terlediğinden ne de üşüdüğünden emin olun. Oda termometreleri bu konuda size yardımcı olur. Yanlış klima kullanımı bazı sağlık sorunlarına neden olabilir. Burun tıkanıklığı, üst solunum yolu enfeksiyonları, bronşiolit ya da zatürre gibi sorunlar oluşabilir. Ayrıca ortamın nemi düşükse bebeğinizin cildi, gözleri ve burun içi kuruyabilir. Bebeğiniz alerjik ya da enfeksiyonlara yatkınsa filtre temizliği çok önemlidir. Klima filtrelerini ayda bir kez temizleyin veya değiştirin. Klimanın genel bakımını da yılda bir kez mutlaka yaptırın. Bebeği klimalı bir ortamdan dışarı çıkarırken dikkatli olun. Ani sıcaklık değişimleri zararlı olabilir. Bebeği dış ortama kademeli olarak alıştırarak çıkarın" diye konuştu.
28 Temmuz 2025 Pazartesi - 09:53
Ticari yatta yaralanan vatandaşa tıbbi tahliye
Muğla’nın Marmaris ilçesi açıklarında seyreden ticari yatta bulunan bir vatandaş yaralanması üzerine Sahil Güvenlik ekipleri tarafından tıbbi tahliyesi gerçekleştirildi. Marmaris Sığ Liman önlerinde seyreden ticari yatta bulunan vatandaş yaralanması üzerine yardım çağrısı yapıldı. Bölgedeki Sahil Güvenlik botu tarafından teknede yaralanan vatandaş kıyıda bekleyen 112 ambulans ekiplerine teslim edildi.
28 Temmuz 2025 Pazartesi - 09:45
Eskişehir’de hepatit tarama ve tedavi hizmetleri
Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, kent genelinde hepatit tarama ve tedavi hizmetlerinin yaygın şekilde sunulduğunu belirterek Tedaviler sosyal güvenlik kapsamındadır ve vatandaşlarımızdan herhangi bir ücret talep edilmemektedir" dedi. 28 Temmuz Dünya Hepatit Günü dolayısıyla yaptığı açıklama yapan Dr. Bildirici, viral hepatitlerin geç belirti verdiğini ve erken tanının hayat kurtardığını belirtti. Viral hepatitlerin dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirten Doç. Dr. Bildirici, hastalığın siroz ve karaciğer kanserine kadar ilerleyebileceğine dikkat çekti. Bildirici, "Viral hepatitler geç belirti verir, sonuçları çok ciddi olabilir. Erken tanı hayat kurtarır" ifadelerini kullandı. Hastalığın genellikle belirti göstermeden ilerlediğini ve bu nedenle bireylerin enfekte olduğunu fark etmeden taşıyıcı olabildiğini belirten Bildirici, toplumsal farkındalığın artırılmasının hayati önem taşıdığını vurguladı. "Yeni nesil tedavilerle iyileşme oranı yüksek" Erken tanının önemine değinen Bildirici, "Viral hepatitler, fark edilmediğinde karaciğerde kalıcı hasarlara neden olabilir. Ancak zamanında tanı konulursa, özellikle yeni nesil tedavi yöntemleriyle yüksek oranda iyileşme sağlanabilmektedir. Vatandaşlarımızdan beklentimiz, riskli bir durumla karşılaştıklarında veya şüphe duyduklarında gecikmeden sağlık kuruluşlarımıza başvurmalarıdır" dedi. Hepatit nedir, nasıl bulaşır? Hepatit hastalığına ilişkin bilgi de veren Bildirici, karaciğerin iltihaplanması anlamına gelen hepatitin, tüberkülozdan sonra dünyada en fazla ölüme neden olan enfeksiyon hastalıklarından biri olduğunu ifade etti. Hepatit A, B, C, D ve E virüslerinin farklı bulaşma yolları, klinik seyirleri ve tedavi yöntemleri olduğuna dikkat çeken Bildirici, özellikle Hepatit B ve C’nin uzun vadede ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi. Aşı, hijyen ve test hayati önemde Bildirici, Hepatit A’nın kirli su ve gıdalarla bulaştığını ve çocukluk çağına eklenen aşı uygulamalarıyla görülme sıklığının azaldığını söyledi. Hepatit B ve C’nin ise genellikle enfekte kan ve vücut sıvılarıyla bulaştığını, steril olmayan tıbbi uygulamalar, enjeksiyon paylaşımı ve kişisel eşya kullanımıyla yayılabileceğini kaydetti. Hepatit B’ye karşı geliştirilen aşının Türkiye’de başarıyla uygulandığını belirten Bildirici, Hepatit C için henüz bir aşı bulunmamasına rağmen, yüzde 95’in üzerinde tedavi başarısı sağlayan yeni nesil ilaçların Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılandığını dile getirdi. "Kişisel önlemler toplum sağlığını etkiler" Bulaş riskinin büyük oranda önlenebilir olduğunun altını çizen Bildirici, "Tıraş bıçağı, diş fırçası gibi kişisel eşyaların paylaşılmaması, enjeksiyon ve cerrahi işlemlerde tek kullanımlık ve steril malzeme tercih edilmesi, dövme, piercing, hacamat gibi işlemlerin denetimsiz yerlerde yaptırılmaması çok önemlidir" dedi. Ayrıca doğum öncesi testlerle taşıyıcılığın belirlenebileceğini ve anneden bebeğe geçişin önlenebileceğini aktaran Bildirici, her bireyin bu konuda duyarlı davranmasının toplum sağlığına katkı sağlayacağını belirtti. Test ve tedavi hizmetlerine erişim mümkün Eskişehir’de hepatit tarama ve tedavi hizmetlerinin yaygın şekilde sunulduğunu belirten Bildirici, "İlimizdeki aile sağlığı merkezleri, toplum sağlığı merkezleri ve hastanelerimizde hepatit tarama testleri yapılabilmekte; hastalık tespit edilen bireyler gerekli uzmanlık birimlerine yönlendirilerek tedavi süreçleri başlatılmaktadır. Tedaviler sosyal güvenlik kapsamındadır ve vatandaşlarımızdan herhangi bir ücret talep edilmemektedir" dedi. "Hepatit testlerinizi yaptırmaktan çekinmeyin" Açıklamasının sonunda vatandaşlara çağrıda bulunan Doç. Dr. Yaşar Bildirici, "Karaciğer hastalıkları genellikle sessiz ilerler. Ancak erken tanı sayesinde hastalığın ilerlemesi önlenebilir. Hepatit testlerinizi yaptırmaktan çekinmeyin. Sağlık kuruluşlarımız, tanı ve tedavi süreçlerinde vatandaşlarımızın yanındadır. Hepatit farkındalığını birlikte artırarak, hem kendimizi hem sevdiklerimizi koruyabiliriz" ifadelerini kullandı.
28 Temmuz 2025 Pazartesi - 07:12
Sıcak çarpması, beyin kanaması ve kalp krizine neden olabilir!
Hava sıcaklıklarının arttığı son günlerde uyarılarda bulunan uzmanlar, sıcak çarpmasının sağlıklı kişilerde de beyin kanaması, kalp krizi gibi birçok hastalığa neden olabileceğini aktardı.
27 Temmuz 2025 Pazar - 23:45
Bursa İl Sağlık Müdürlüğü’nden "kimsesiz hasta" ile ilgili açıklama
Bursa İl Sağlık Müdürlüğü, sosyal medyada yer alan kimsesiz hasta ile alakalı görüntüler hakkında açıklamada bulundu. Bursa İl Sağlık Müdürlüğünün sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Sosyal medyada konu olan Çekirge Devlet Hastanesi önünde yatan kronik alkol bağımlısı A.U. isimli kimsesiz hasta, ilgili paylaşımlar olmadan önce hastane personelleri tarafından temizlenip, kıyafetleri değiştirilip, beslenme ihtiyacı karşılandıktan sonra acil servisten kaçmıştır. Birkaç saat sonra vatandaşlar tarafından hastane dışında yerde yatarken bulununca 112 tarafından tekrar Çekirge Devlet Hastanesi Acil Servisine getirilmiştir. Hastane personelleri tarafından yeniden temizlenip, kıyafetleri değiştirilip, gerekli tetkikler yapıldıktan sonra Sosyal Hizmet uzmanları tarafından bakımevine yerleştirilinceye kadar hastanede yatışı yapılmıştır. Daha önce de Çekirge Devlet Hastanesi Sosyal Hizmet uzmanları tarafından aynı hasta ile ilgili prosedürler yapılarak bakımevine yerleştirilmiş, ancak alkol bağımlılığından dolayı bulunduğu bakımevinden kaçmış olduğu öğrenilmiştir" denildi.
27 Temmuz 2025 Pazar - 14:29
Şehit yakınları ve gazilere, MHRS randevu önceliği ile ücretsiz sağlık raporu hizmeti
Sağlık Bakanlığınca, şehit ve gazi yakınlarına, poliklinik hizmetlerinde olduğu gibi Merkezi Hekim Randevu Sistemi’nde de (MHRS) randevu önceliği ile aile hekimliği birimlerinden isteğe bağlı alınan bazı özel amaçlı ücretsiz sağlık raporu hizmeti sağlanacak. Sağlık Bakanlığı, şehit yakınları, gaziler ve gazi yakınlarının sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak için çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda; son 1 yılda MHRS üzerinden yaklaşık toplam 150 bin kişi öncelikli randevu hizmetinden faydalandı. Aile hekimliği birimlerinden isteğe bağlı alınan bazı özel amaçlı sağlık raporları ücretli hale gelirken, gaziler (sadece kendileri) ile şehit yakınları (eş ve çocukları) bu uygulamadan muaf tutuldu. Şehit yakınları, gaziler ve gazi yakınlarına MHRS’de randevu önceliği Şehit yakınları, gazi ve gazi yakınlarına poliklinik hizmetlerinde olduğu gibi; MHRS’de de randevu önceliği sağlanıyor. Geçen bir yıllık sürede MHRS üzerinden bu kapsama giren yaklaşık 150 bin kişiye öncelikli randevu hizmeti sunuldu. Şehit yakınlarına ve gazilere ücretsiz rapor hizmeti Resmi Gazete’de 15 Ocak tarihinde yayımlanan kanun değişikliği ve 5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu’nda yapılan düzenleme kapsamında, aile hekimliği birimlerinden isteğe bağlı alınan bazı özel amaçlı sağlık raporları ücretli hale gelmişti. Gaziler (sadece kendileri) ile şehit yakınları (eş ve çocukları) bu uygulamadan muaf tutuldu. Sürücü belgesi ve iş sağlığı ve güvenliği raporu da ücretsiz veriliyor Düzenleme kapsamında; sürücü belgesi, sporcu lisansı, genel tıbbi değerlendirme, iş sağlığı ve güvenliği, akli meleke, yivsiz av tüfeği ruhsatı ve hac/umre için gereken parmak izi gibi isteğe bağlı özel amaçlı sağlık raporları, şehit yakınları ve gazilere ücretsiz olarak sunuluyor.
27 Temmuz 2025 Pazar - 13:50
Kayseri’de sigaraya savaş açıldı
Kayseri Şehir Hastanesi, Sağlık Bakanlığı’nın başlattığı tütün ve tütün ürünleriyle mücadelenin 16. yılı kapsamında "Dumansız Türkiye" temalı yeni kampanyaya 2 sigara bırakma polikliniği ile destek veriyor. Sağlık Bakanlığı tarafından tütün ve tütün ürünleriyle mücadele çalışmalarına yeniden hız kazandırmak için "Dumansız Türkiye" vizyonu belirlendi. Kampanya kapsamında Kayseri Şehir Hastanesi’nde bulunan 2 sigara bırakma polikliniğindeki sağlık çalışanları da vatandaşların sigarayı bırakması için mücadele ediyor. Kayseri Şehir Hastanesi Aile Hekimi Polikliniği Sigara Bıraktırma Polikliniği Sorumlu Hekimi Doç. Dr. Hümeyra Aslaner, "Sağlıklı bir gelecek için ve dumansız bir Türkiye için sigara ile olan mücadelenin daha kararlı olması gereken bir dönemdeyiz. Dünyada yaklaşık olarak 1 milyar 300 milyon kişi tütün ve tütün ürünü kullanmaktadır. Türkiye’de de yaklaşık olarak 20 milyon kişi sigara ile bağımlılık ile mücadele etmektedir. Sigara sadece bağımlılık yapmaz. Bunun yanı sıra her yıl yaklaşık 8 milyon kişi sigaraya bağlı nedenlerden dolayı hayatını kaybetmektedir. Bu da Türkiye’de 100 bin kişiye tekamül etmektedir. Bu 8 milyon kişinin yaklaşık 1 milyon 200 bini sigara içmediği halde sigara dumanına maruz kaldığı için yaşama veda etmektedir. Bu tablo çok iç karartıcı gözükebilir. Lakin ülkemiz bu konuyla ilgili güzel bir mücadele vermektedir. Sigara ile mücadele konusunda ülkemiz en başarılı ülkelerden bir tanesidir. Gerek farkındalık oluşturmak için kampanyalar yapılmakta gerek yasalarla gerek denetimlerle bu süreç başarılı bir şekilde devam ettirilmektedir. Bunun yanı sıra dumansız hava alanları artırılmakta ve sigara bıraktırma poliklinikleri yaygınlaştırılmaktadır. Sigara bıraktırma poliklinikleri bizde de olduğu üzere ALO 171 ve MHRS randevu sistemi üzerinden ulaşabileceğiniz polikliniklerdir. Hastalarımız istedikleri şekilde bize başvurabilirler. Biz burada bilimsel yöntemlerle ilaç vererek ve psikososyal danışmanlık hizmetleri vererek süreci kolaylaştırıyoruz. Dumansız bir Türkiye için sağlıklı bir gelecek için dumansız bir hayata geçin" ifadelerini kullandı. "Hastalarımızı yakın takiple gerek psikososyal destekle gerek ilaç tedavisiyle destekliyoruz" Kayseri Şehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Uzmanı Dr. Fatma Özdemir de, "Yaklaşık 25 yıldır bakanlığımızın yürüttüğü ‘Dumansız Hava Sahası’ projesi ülkemizde fazlasıyla ses getirdi. Bizde hekimler olarak elimizden geldiğince buna destek vermek istedik. Hastalarımızın bu anlamda farkındalığı da arttı. Hastanelere başvurmaları gerektiğini bunun bir hastalık olduğunu fark ettiler. Son zamanlarda da dumansız Türkiye ile ilgili çalışmalar bakanlığımız tarafından hızlandırıldı. Kişilerin bilinçlendirilmesiyle de başvurularımız arttı. Bize ulaşmak çok kolay. Bir polikliniğe randevu alır gibi hastalarımız MHRS üzerinden sigara bıraktırmak polikliniklerine randevu alarak gelebiliyorlar. Hekimleriyle birlikte değerlendirmeler yapılıyor. Bağımlılığın derecesi belirleniyor. Bizim bir bağımlılık ölçeğimiz var. Kişinin derecesi yüksek geldiğinde kişiye bir ilaçla bırakma imkanı sunuyoruz. Türkiye’de ve dünyada bu ilaç kullanılıyor. Sağlık Bakanlığı’mız tarafından bu ilaç ücretsiz karşılanmaktadır. Kişi bu ilacı kullanıyor ve 3 hafta sonra tekrardan muayene için çağırıyoruz. Çünkü bizim için önemli olan kişinin sigarayı bırakması değil. Bunun sürdürülebilir olması çok önemli. Hastalarımızı yakın takiple gerek psikososyal destekle gerek ilaç tedavisiyle destekliyoruz. Burada önemli olan bu batağa tekrar düşmemeleri ve tekrar bu bağımlılığa geri dönmemeleri. O yüzden biz Kayseri Şehir Hastanesi olarak aktif olarak hizmet vermekteyiz" diye konuştu. 15 yıllık sigara bağımlısı sigaradan kurtuldu Kayseri Şehir Hastanesi’nde bulunan sigara bırakma polikliniğine başvuran ve burada sigarayı bırakan 15 yıllık sigara tiryakisi Yaşar Güney de, "Daha önceden defalarca sigarayı bırakmayı denedim. En sonunda ALO 171’den bura ile irtibata geçtim. Sigara Bıraktırma Polikliniğine MHRS üzerinden randevu aldım. Doktorlarımıza muayenemi oldum. Bana ücretsiz olarak Melikgazi Sağlık Merkezi’nden ilaç yazdılar. İlacımı kullandım. 25 gün sonra tekrardan kontrole geldim. Ben bu süre içerisinde sigarayı bıraktım. Kontrollerim hala devam ediyor. Sigarayı bırakmak kullandığım ilaçla zor olmadı. Ben daha önceden Ramazan aylarında bırakmayı çok denedim ama bırakamadım. Bu ilacı kullanmaya başladıktan sonra ilk 3 gün ilaçla birlikte sigarayı da kullandım. Sonrasında zaten vücut kendisi istemiyor. Sağlık Bakanlığımıza ilacımızı ücretsiz olarak verdiği için teşekkür ederim" dedi.
27 Temmuz 2025 Pazar - 13:21
10 yaşındaki Merve’nin kalbindeki iki delik kapatıldı
MANİSA (İHA) – Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi’nde yapılan operasyonla, 10 yaşındaki Merve’nin kalbindeki iki delik kapatılarak sağlığına kavuşması sağlandı. Bursa’da yaşayan Erhan ve Emir Demirhan çifti, kızları Merve’nin kalbinde biri büyük, diğeri küçük olmak üzere iki delik bulunduğunu, uzun süredir çözüm aradıklarını belirtti. Birçok doktora başvurmalarına rağmen sonuç alamadıklarını ifade eden baba Erhan Demirhan, "Kızımın kalbinde biri büyük diğeri küçük iki delik vardı. Çok sayıda doktora ve üniversite hastanesine gittik ama çözüm bulunamadı. En sonunda Bursa’da hocamızı bulduk. Kendisi o süreçte Manisa’ya atanmıştı, biz de arkasından geldik. Doktor bey koltuk altından girerek ameliyat edebileceğini söyledi. Söylediği gibi de MCBÜ Hafsa Sultan Hastanesi’nde ameliyatı yaptı. Doktorumuza ve tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ediyoruz, kızımız çok iyi" dedi. Başarılı bir operasyon geçirerek sağlığına kavuşan 10 yaşındaki Merve Demirhan ise "Ağustos ayında 11 yaşına gireceğim. Tedavi için Bursa’dan geldik. Benim kalbimde iki tane delik vardı, bir tanesi küçük öbürü büyüktü. Büyük olan 6 milim kadar falandı. Bu yüzden ameliyat ile kapatmak lazımmış. İkisi ayrı yerlerde olduğu için de anjiyo ile kapatılamazmış. Bu yüzden Manisa’da CBÜ hastanesinde ameliyatımı gerçekleştirdiler. Biraz ağrım var ama ameliyat sonrası normal olduğunu söylediler. Ben kolay yorulan biri değildim fakat yorulduğumda kalbim acıyordu, bu biraz sıkıntı oluşturuyordu. Şimdi inşallah artık kalbim ağrımayacak" diye konuştu. Ameliyatı gerçekleştiren MCBÜ Hafsa Sultan Hastanesi Çocuk Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Serkan Seçici, yaklaşık 2 aydır Manisa’da görev yaptığını belirterek, "Hastamızı Bursa’dan tanıyordum. Manisa’ya geldikten sonra ameliyat olmak istediler. Yaklaşık 2 gün önce Merve’yi koltuk altından küçük bir kesiyle ameliyat ettik, kalbindeki iki deliği kapattık. Süreç sorunsuz geçti, yarın taburcu etmeyi planlıyoruz. Bundan sonra daha kompleks ameliyatları da yapmayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. MCBÜ Hafsa Sultan Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. İsmet Topçu, Manisa’da çocuk kalp damar cerrahisi alanında yeni bir dönemin başladığını vurgulayarak, "Manisa ve bölgemiz için büyük bir eksiklikti. Serkan hocamızın gelmesiyle birlikte artık çocuk kalp cerrahisi gerektiren vakalar üniversite hastanemizde yapılabilecek. Bursa’dan gelen hastamız şifa buldu, bu bizim için bir ilk oldu" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder