Son Dakika
|
Cinayete kurban giden Kübra Yapıcı’nın ailesi: "10 kez müebbet alsınlar"
Kübra Yapıcı cinayetinde kan donduran detaylar
TCG Anadolu ve denizaltı SAHA EXPO kapsamında İstanbul’da
Bayraktar Kızılelma Endonezya yolcusu
BioNTech, Covid-19 aşısının üretimini durduruyor
Borsa İstanbul’da yeni rekor
CHP Kurultayı davası 1 Temmuz’a ertelendi
Artvin’de Sarp Sınır Kapısı yolunda heyelan
'rüşvet alma', 'rüşveti temin etme', 'irtikap
Yardım derneğine 72 milyon liralık vurgun operasyonu: 21 gözaltı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
İlkay Akkaya konserinde bayraklı protestoda bulunan öğrencilere saldırı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun’u karşıladı
İçişleri Bakanı Çiftçi, subay ve astsubay adaylarıyla bir araya geldi
İran Meclis Başkanı Galibaf’tan halka birlik çağrısı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Ferhan’ı kabul etti
Plan-S ve Türk Telekom’dan uydu tabanlı mobil haberleşme ağları için stratejik Ar-Ge iş birliği
Bakan Gürlek, Çağla Tuğaltay’ın ailesiyle bir araya geldi
SAĞLIK
Akdeniz anemisi, erken tanı ve doğru takiple kontrol altına alınıyor
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 16:35:12
Memorial Diyarbakır Hastanesi Hematoloji Bölümünden Prof. Dr. Vekfi Gürhan Kadıköylü, Akdeniz anemisinin doğru tanı, düzenli takip ve uygun tedavi ile hastaların yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabileceğini söyledi. Genetik geçişli bir hastalık olan talasemide taşıyıcılığın erken dönemde tespit edilmesi büyük önem taşıyor. Memorial Diyarbakır Hastanesi Hematoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Vekfi Gürhan Kadıköylü, doğru tanı, düzenli takip ve uygun tedavi ile hastaların yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabileceğini vurguladı. Talasemilerin, otozomal resesif geçiş gösteren, eritrosit (kırmızı kan hücrelerine) kırmızı rengini veren protein yapısındaki hemoglobin zincirlerinden birinin veya bir kaçının hatalı sentezi sonucu ortaya çıkan hipokrom mikrositer anemi ile karakterize bir grup hastalık olduğunu belirten Prof. Kadıköylü, "Talasemi, alfa, beta, gama, delta olarak tanımlanan hemoglobin zincirinin veya zincirlerinin az sayıda veya hiç yapılamaması ile oluşur. Alfa zincir yapımı azlığı alfa talasemiye, beta zincir yapım azlığı beta talasemiye neden olmaktadır. Dünya nüfusunun yüzde 3’ü beta talasemi taşıyıcısı, Güneybatı Asya’da nüfusun yüzde 5-10’u alfa talasemi taşıyıcısıdır. Ülkemizde Çukurova, Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde talasemi taşıyıcılığı çok sıktır" dedi. "Sessiz taşıyıcı hematolojik olarak normal iken talasemi minörda (taşıyıcı, heterozigot) hafif hipokrom mikrositer anemi görülür" diyen Kadıköylü, "Talasemi taşıyıcılığında herhangi bir yakınma olmaz iken tedaviye gerek yoktur. Genetik danışmanlık mutlaka verilmeli ve hasta anne, baba ve kardeşleri taşıyıcılık yönünden taranmalıdır. Talasemi intermediada (hasta, homozigot) kan transfüzyonu ihtiyacı çok değildir ancak orta derecede bir anemi mevcut olup anemiye bağlı halsizlik, çabuk yorulma, çarpıntı ve efora toleranssızlık ortaya çıkabilir. Hemoglobin düzeyi 6-10 g/dl arasında olup enfeksiyon, cerrahi gibi durumlarında kan transfüzyonu gerekir. Sarılık, dalak büyüklüğü, idrar renginde koyulaşma, yüzdeki ve uzun kemiklerdeki değişiklikler, demir emiliminin artışı ve sık kan transfüzyonuna bağlı olarak kalp, karaciğerde ve diğer organlarda demir birikimi nedeniyle çeşitli bulgular görülür" diye konuştu. Talaseminin majorda klinik bulguların genellikle 6 ay-2 yaş arasında ortaya çıktığını aktaran Kadıköylü, "İlk 4-6 ayda anemiye bağlı bulgular görülür. Solukluk, kısa boy, yüz kemikleri çıkık görünümlü, baş büyüktür, büyüme geriliği, karında şişlik, sarılık, karaciğer ve dalak büyüklüğü, kemik kırıkları tespit edilir. Bu hastalar küçük yaşlardan itibaren kan transfüzyonlarına bağımlıdır. Talasemi tanısında rutin hemogram (hemoglobin ve hematokrit düşüklüğü, bunlarla uyumsuz olarak eritrosit sayısında yükseklik, hipersplenizm gelişirse lökosit ve trombosit sayısında düşüklük), periferik yayma (hipokromi, mikrositoz, bazofilik noktalanma, eritrosit öncül hücrelerinin görülmesi), demir parametreleri (demir ve demir doygunluğunda normallik/artış, normal/yüksek ferritin düzeyleri) yardımcıdır. Ancak tanı hemoglobin elektroforezinde hemoglobin yapımına bağlı olarak HbA azalması, HbA2 ve HbF artışı tespit edilir. Genetik olarak mutasyonlar tespit edilebilirir" şeklinde konuştu. Talasemili hastalarda kan transfüzyonun amacının doku oksijenlenmesini sağlamak olduğunu kaydeden Prof. Kadıköylü, "Büyümeyi engellemeyecek, kemik iliğindeki yetersiz kan yapımını baskılayabilecek hemoglobin düzeyinin sağlanmasıdır. Hemoglobin düzeyinin 9-10 g/dl’nin altına düşürmemek için taze eritrosit süspansiyonları verilmelidir. Talasemide demir şelasyon tedavisi vücutta demir birikiminin önlenmesi, mevcut demir birikiminin azaltılması ve böylece artmış vücut demir birikimine bağlı gelişen kalp (en sık ölüm nedenidir, göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, ritm bozukluğu), karaciğer (siroz ve kanser), endokrin (gelişme-büyüme geriliği, kemik gelişimde zayıflık, kırıklar, ergenlikte gecikme, hipogonadizm, tiroid ve paratiroid bezinde yetersiz çalışma, diyabetes mellitus), enfeksiyonlara yatkınlık gibi komplikasyonların önlenmesidir. Demir birikiminin önlenmesi ve takip için serum ferritin düzeyi (1000 ng/ml’nin altında tutulmalı) izlenmelidir. Karaciğer ve kalpte demir birikiminin tespit edilmesi için magnetik rezonans (MR) incelemesi gereklidir. Demir şelasyonu için desferrioksamine (pompa ile kullanılmaktadır, günümüzde çok tercih edilmemektedir), deferiprone (ağızdan kullanılır, kan değerlerinde kısmi düşüklük yapabilir) ve deferasiroks (ağızdan kullanılır, en çok tercih edilen ilaçtır, böbrek fonksiyonları izlenmelidir) gibi ilaçlar kullanılmaktadır" dedi. Splenektominin çocuklarda ölümcül enfeksiyon riski nedeniyle erken çocukluk çağında önerilmemekte olduğunu söyleyen Kadıköylü, "5 yaşından sonra yapılmalıdır. Splenektomiden 3-6 hafta önce pnömokok, hemofilus influenza, meningokok aşıları yapılmalı, splenektomi sonrasında antibiotik proflaksisi kullanılmalıdır. Kemik iliği (kök hücre) nakli talasemide tek kesin tedavi şeklidir. Bütün talasemi majör hastalarına tanı sonrası sağlıklı kardeşi varsa doku grupları (HLA) araştırılmalı, donörü olma ihtimali değerlendirilmelidir. HLA uygun kardeşten donör bulma şansı yaklaşık %25’tir. Kök hücre nakli kemik iliği, periferik kan, göbek kordon kanından yapılabilir. Karaciğer büyüklüğü ve biyopsi fibrozis varlığı, şelasyon tedavisine uyuma göre hastalar kök hücre nakli açısından sınıflandırılarak risk değerlendirilmesi yapılır. Talasemide en önemli nokta koruyucu/önleyici tıptır. Eğitimler okul çağında başlanmalı ve evlilik öncesi taramalar yapılmalıdır. Talasemi taşıyıcısı olan anne-babalara genetik danışmanlık verilmelidir. Prenatal tanı için fetal kan örnekleri 19-20. haftada, amniyosentez 16-20. haftalarda, koryon-villus örnekleri 10-11. haftada DNA analizi yapılır" ifadelerini kullandı.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 14:37
Van’da gebe anneye aynı anda hem sezaryen hem beyin ameliyatı yapıldı
Van Eğitim ve Araştırma Hastanesine görme kaybı şikayetiyle başvuran 35 haftalık gebe hasta, aynı seansta gerçekleştirilen sezaryen ve endoskopik hipofiz ameliyatlarıyla sağlığına kavuştu. Bingöl’de yaşayan 3 çocuk annesi 35 yaşındaki Bircan Kolak, ani gelişen görme kaybı şikayetiyle Van Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurdu. 35 haftalık gebe olan Kolak’ta yapılan tetkikler sonucunda, hipofiz bezinde meydana gelen kanamanın görme sinirlerine baskı yaptığı tespit edildi. Hayati risk ve kalıcı görme kaybı ihtimali üzerine Beyin Cerrahisi uzmanları Op. Dr. Fatih Gök ve Op. Dr. Mustafa Arıcı ile Kadın Doğum ekibi acil operasyon kararı aldı. Ameliyathanede gerçekleştirilen koordineli müdahale ile önce sezaryen operasyonuyla bebek sağlıklı bir şekilde dünyaya getirildi. Ardından Op. Dr. Gök ve Op. Dr. Arıcı tarafından kapalı yöntemle endoskopik hipofiz cerrahisi uygulandı. Başarılı geçen operasyonların ardından yeniden görmeye başlayan Bircan Kolak ve bebeği hayati tehlikeyi atlattı. Anne ve bebeğin sağlık durumunun iyi olduğu, yakın zamanda taburcu edilecekleri bildirildi. Konuya ilişkin konuşan Hastane Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya Van Eğitim ve Araştırma Hastanesinin çevre illerden de sevk alan ileri sevk merkezi olduğunu belirtti. Başhekim Sarıkaya, "Komplike, zor vakaların bile güzel bir şekilde yönetildiği bir seviyeye geldik. Bundan dolayı çok mutluyuz. Artık birden fazla ameliyat gerektiren durumlar, gebelik gibi riskli durumların da eşlik ettiği hastalıkları sevk etmeden merkezimizde başarılı bir şekilde yönetebiliyoruz. Ben bu ameliyatı yapan tüm ekip arkadaşlarıma canı gönülden teşekkür ediyorum, hastamıza da acil şifalar diliyorum" dedi. "Cerrahimizi başarılı bir şekilde gerçekleştirdik" Hem kadın doğum hem de beyin cerrahisi bölümünün iki kademeli bir ameliyatı başarıyla gerçekleştirdiklerini dile getiren Beyin Cerrahisi Op. Dr. Fatih Gök ise "Önce sezaryenle hastamızın bebeğini sağlıklı bir şekilde yenidoğan yoğun bakıma gönderdik. Ardından görme kaybına sebep olan iki şah damarı arası bölgede, hormonal aktivitenin yüksek olduğu bir bölgede olan tümörünü yaklaşık 12 milimetrelik bir alandan endoskopik olarak burundan girilerek çıkardık. İki şah damarı arasından girilerek cerrahimizi başarılı bir şekilde gerçekleştirdik. Tabii bu bölgenin belli başlı anatomik göstergeleri vardı, onları kullanarak ameliyatımızı yaptık ama sonuçta bayağı riskli bir ameliyattı. Yaklaşık 5 saat süren bir ameliyatın sonunda başarılı bir şekilde sonuca eriştik. Ameliyattan sonra hastamızla görüştüğümüzde görmesinin gayet düzeldiğini, daha net gördüğünü teyit ettik. Şu anda hem hastamız hem çocuğu sağlıklı. Takip sürecimiz de bir hafta kadar sürdü. Hormonel dengelerini sağladıktan sonra taburculuğunu planlayacağız artık" diye konuştu. "Üst düzey bir ameliyattı" Beyin Cerrahisi Op. Dr. Mustafa Arıcı da bu ameliyatın genellikle üçüncü basamak hastanelerde yapılabilen üst düzey bir ameliyat olduğunu belirterek, "Post-op takibi çok önemlidir; post-op takibinde herhangi bir komplikasyon, sıkıntı yaşamadık. Multidisipliner bir şekilde takiplerimizi gerçekleştirdik. Hastamızı şifa ile taburcu etmeyi bekliyoruz" dedi. Gebe olan eşinin aynı zamanda FSH (Kas) hastası olduğunu ve görme problemi geliştiğini anlatan Erhan Kolak ise şunları söyledi: "Van’daki doktorlar bize yer açtılar. Onlar bu süreçte bize yardımcı oldular. Her gün, her saatte hastayla ilgilendiler; hastanın bütün problemlerine baktılar, çözdüler. Ondan sonra bizi taburcu ettiler, Allah onlardan razı olsun. Eşim iki ameliyat geçirdi; biri sezaryen bir de beyin cerrahi ameliyatı. İkisini de Allah’a çok şükür atlattık, bir sıkıntı yok. Doktorlara çok teşekkür ediyorum."
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 14:25
Muratlı’da sağlıklı beslenmenin temel ilkelerin anlatıldı
Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen "Sağlıklı ve Dengeli Beslenmenin Önemi" programı Muratlı ilçesinde gerçekleştirildi. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi, sağlıklı yaşam bilincini artırmaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Süleymanpaşa’da başlayan "Sağlıklı ve Dengeli Beslenmenin Önemi" programının ikinci etabı Muratlı Gençlik Merkezi’nde vatandaşların katılımıyla yapıldı. Programda, Kültür Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı’na bağlı Gençlik Hizmetleri ve Spor Şube Müdürlüğü’nde görev yapan Diyetisyen Dr. Hamit Can tarafından sağlıklı beslenmeye ilişkin detaylı bilgiler paylaşıldı. Dr. Can, dengeli beslenmenin temel ilkelerinin yanı sıra yetersiz ve dengesiz beslenmenin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti. Etkinlikte ayrıca vücut kitle endeksi, kalori açığı, glisemik indeks ve insülin direnci gibi konular ele alınırken, günlük protein, karbonhidrat ve yağ tüketimine ilişkin öneriler de katılımcılarla paylaşıldı. Beslenmeye bağlı kronik hastalıklar, diyet türleri ve besin grupları hakkında da bilgilendirme yapıldı. Program, katılımcıların sorularının yanıtlandığı interaktif bölümle sona ererken, etkinliğin önümüzdeki günlerde Tekirdağ genelinde farklı noktalarda devam edeceği belirtildi.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 13:44
Dr. Kilim: "Çocuklarda demir eksikliği sessiz bir tehdit"
Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Esra Kilim, demir eksikliğinin özellikle 6 ay ile 5 yaş arasındaki çocuklarda sık görüldüğünü ve zamanında önlem alınmadığında ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti. Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Esra Kilim, demir eksikliğinin özellikle 6 ay ile 5 yaş arasındaki çocuklarda sık görüldüğü belirtti. Demir eksikliğine zamanında önlem alınmadığında ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten Dr. Kilim, "Çocuk sağlığı açısından kritik öneme sahip olan demir, büyüme ve gelişmenin temel yapı taşlarından biridir. Ancak son yıllarda yapılan gözlemler, çocuklarda demir eksikliğinin giderek daha yaygın hale geldiğini ve çoğu zaman fark edilmeden ilerlediğini ortaya koymaktadır. Demir, vücutta oksijen taşıyan hemoglobinin üretimi için gereklidir. Eksikliği durumunda ise kansızlık (anemi), bağışıklık sisteminde zayıflama ve gelişimde gerileme gibi sonuçlar ortaya çıkabilir" dedi. "Belirtiler her zaman belirgin olmayabilir" Ailelerin dikkat etmesi gereken başlıca belirtiler hakkında bilgi veren Dr. Kilim, "Sürekli yorgunluk ve halsizlik. İştahsızlık. Soluk cilt rengi. Dikkat eksikliği ve öğrenme güçlüğü. Sık hastalanma. Bu belirtiler başka sağlık sorunlarıyla karıştırılabileceği için düzenli doktor kontrolleri büyük önem taşımaktadır" ifadelerini kullandı. "Risk faktörleri artıyor" Uzm. Dr. Esra Kilim, demir eksikliğinin önlenebilir bir sağlık sorunu olduğunun altını çizerek, dengeli ve çeşitli beslenme alışkanlıklarının kazandırılmasının önemine dikkat çekerek, "Dengesiz beslenme alışkanlıkları, işlenmiş gıdaların artan tüketimi ve demir açısından zengin besinlerin yeterince alınmaması, demir eksikliğinin başlıca nedenleri arasında yer alıyor. Özellikle sadece süt ağırlıklı beslenen çocuklarda risk daha yüksek görülmektedir. Kırmızı et, yumurta, yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller ve pekmez gibi demir açısından zengin besinlerin düzenli tüketilmesi önerilmektedir. Ayrıca, C vitamini içeren gıdalar demir emilimini artırdığı için beslenme planına dahil edilmelidir" şeklinde konuştu. "Erken tanı, sağlıklı gelecek" Dr. Kilim, "Çocuklarda demir eksikliği erken teşhis edildiğinde kolaylıkla tedavi edilebilmektedir. Bu nedenle ebeveynlerin bilinçli olması ve çocuklarının gelişimini yakından takip etmesi büyük önem taşımaktadır" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 09:16
Diş eti hastalıkları Alzheimer’a neden olabiliyor
2
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 10:21
Opr. Dr. Zaim: "Bahar aylarında göz şikayetleri artabilir"
3
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 10:56
Uzmanı uyardı: "Rota virüsünden korunmada en etkili yöntem aşıdır"
4
05 Mayıs 2026 Salı- 22:34
Kayseri Devlet Hastanesi’nde ‘el hijyeni’ eğitimi
5
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 10:15
Uzmanından uyarı: "Safra kesesi taşı olan herkes ameliyat olmak zorunda değil"
31 Temmuz 2025 Perşembe - 13:12
Prof. Dr. Kıvrak: "Kardiyovasküler hastalıkların erken tanısında yapay zeka önemli bir rol üstleniyor"
Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tarık Kıvrak, "Kardiyovasküler hastalıkların erken tanısında yapay zeka önemli bir rol üstleniyor" dedi. Pandemi sonrasında yapay zekanın sağlık alanında hızla yerini aldığını belirten Fırat Üniversitesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tarık Kıvrak, "Gerekli teknolojik ilerlemelerle birlikte yapay zekanın tanı, tedavi ve hastalığın ilerleyen dönemlerde nasıl bir seyir izleyebileceğine dair önemli öngörüler sunuyor. Özellikle kardiyovasküler hastalıkların erken tanısında yapay zeka önemli bir rol üstleniyor. Günümüz teknolojilerinin yapay zeka ile entegre hale gelmesine rağmen hala hekim temelli bilgi birikiminin önemi farklıdır. Hastalıkların tanı ve yönlendirme aşamalarında bazı kısıtlayıcı durumlarla karşılaşılabiliyor. Özellikle acil servislerdeki iş yoğunluğu nedeniyle zaman zaman ciddi hastalıklar gözden kaçabiliyor. Bu da insan kayıplarına yol açabiliyor. Kardiyovasküler alanda kullanılan yapay zeka teknolojileri bu tür olumsuzlukların önüne geçmede etkili olabilecektir. Yeni geliştirilen teknolojiler sayesinde kalp yetmezliği, pulmoner hipertansiyon, miyokart enfarktüsü, hipertansiyon gibi toplumda sıkça rastlanan ve hastaların uzun dönemde sağlıklı yaşamlarını sürdürmesini engelleyen hastalıkların erken tanısı hekime ihtiyaç duymadan konulabilir. Bu sistemler klinik ve pratikte hızla uygulanmaya başladı" dedi. Özellikle kanser gibi hastalıkların erken tanısında da yapay zeka destekli sistemlerin önemli bir rol oynadığının altını çizen Prof. Dr. Kıvrak, "Yapay zekanın dermatolojik kanserlerde hekimlerle neredeyse eşdeğer, hatta bazı uzman olmayan hekimlerden daha başarılı tanılar koyabildiğini, ayrıca kronik hastalıkların tedavi süreçlerinin planlanmasında, bakım hastalarına uygun beslenme uygulamalarının belirlenmesinde, kanser hastalarının onkolojik sınıflamalarında ve tedavi protokollerinin uygulanmasında da bu sistemler etkili bir biçimde kullanılabilir. İnsan DNA’sının tamamen çözümlenmesiyle birlikte, yapay zeka destekli algoritmaların ilerleyen dönemlerde DNA’daki hastalık risklerini önceden tespit edebileceğini ve hastaya özel tedavi planlamalarının yapılabileceğini, yapay zeka destekli sistemlerin her hasta için en uygun tedavi seçeneğini belirleme konusunda hekimlerin işini kolaylaştırdığını ve bu uygulamaların yakın gelecekte klinik pratiğe daha hızlı entegre edileceğini düşünüyoruz. Klinik uygulamalarda kullanılan tedavilerin genellikle kontrollü çalışmalar denilen, farklı ırklardan geniş hasta grupları üzerinde yapılan araştırmalara dayanıyor. Amerika veya Avrupa’da geliştirilmiş ve uygulanmış tedavi protokolleri Türkiye, Afrika ve Asya gibi farklı coğrafyalarda da kullanılıyor ancak her toplumun ilaçlara verdiği yanıt farklılık gösterebildiyor. Bu durum yapay zeka destekli sistemler sayesinde her topluma özel tedavilerin daha doğru ve etkili bir şekilde uygulanmasının önünü açacaktır. Her hastaya her tedavi uygun olmuyor. Yapay zeka destekli sistemler ile reseptör bazlı değerlendirmeler yapılarak kişiye özel tedavi yaklaşımlarının en azından orta vadede klinik pratiğe gireceğini öngörüyoruz" diye konuştu.
31 Temmuz 2025 Perşembe - 13:05
Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kıvrak: Yapay zeka, uzmanlaşmamış hekimlerden daha başarılı tanılar koyabiliyor
Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tarık Kıvrak, "Kardiyovasküler hastalıkların erken tanısında yapay zekanın önemli bir rol üstleniyor" dedi. Pandemi sonrasında yapay zekanın sağlık alanında hızla yerini aldığını belirten Fırat Üniversitesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tarık Kıvrak, "Gerekli teknolojik ilerlemelerle birlikte yapay zekanın tanı, tedavi ve hastalığın ilerleyen dönemlerde nasıl bir seyir izleyebileceğine dair önemli öngörüler sunuyor. Özellikle kardiyovasküler hastalıkların erken tanısında yapay zeka önemli bir rol üstleniyor. Günümüz teknolojilerinin yapay zeka ile entegre hale gelmesine rağmen, hala hekim temelli bilgi birikiminin önemi farklıdır. Hastalıkların tanı ve yönlendirme aşamalarında bazı kısıtlayıcı durumlarla karşılaşıldığını, özellikle acil servislerdeki iş yoğunluğu nedeniyle zaman zaman ciddi hastalıkların gözden kaçabildiğini ve bunun da insan kayıplarına yol açabildiğini, Kardiyovasküler alanda kullanılan yapay zeka teknolojilerinin, bu tür olumsuzlukların önüne geçmede etkili olabilecektir. Yeni geliştirilen teknolojiler sayesinde, kalp yetmezliği, pulmoner hipertansiyon, miyokart enfarktüsü, hipertansiyon gibi toplumda sıkça rastlanan ve hastaların uzun dönemde sağlıklı yaşamlarını sürdürmesini engelleyen hastalıkların erken tanısının, hekime ihtiyaç duymadan konulabilir. Bu sistemlerin klinik ve pratikte hızla uygulanmaya başladı" cümlelerini kullandı. Özellikle kanser gibi hastalıklarda da erken tanıda yapay zeka destekli sistemlerin önemli bir rol oynadığının altını çizen Prof. Dr. Kıvrak, "Yapay zekanın, dermatolojik kanserlerde hekimlerle neredeyse eşdeğer hatta bazı uzman olmayan hekimlerden daha başarılı tanılar koyabildiğini, ayrıca kronik hastalıkların tedavi süreçlerinin planlanmasında, bakım hastalarına uygun beslenme uygulamalarının belirlenmesinde, kanser hastalarının onkolojik sınıflamalarında ve tedavi protokollerinin uygulanmasında da bu sistemlerin etkili bir biçimde kullanılabilir. İnsan DNA’sının tamamen çözümlenmesiyle birlikte, yapay zeka destekli algoritmaların ilerleyen dönemlerde DNA’daki hastalık risklerini önceden tespit edebileceğini ve hastaya özel tedavi planlamalarının yapılabileceğini, yapay zeka destekli sistemlerin, her hasta için en uygun tedavi seçeneğini belirleme konusunda hekimlerin işini kolaylaştırdığını ve bu uygulamaların yakın gelecekte klinik pratiğe daha hızlı entegre edileceğini düşünüyoruz. Klinik uygulamalarda kullanılan tedavilerin genellikle kontrollü çalışmalar denilen, farklı ırklardan geniş hasta grupları üzerinde yapılan araştırmalara dayanıyor. Amerika veya Avrupa’da geliştirilmiş ve uygulanmış tedavi protokollerinin Türkiye, Afrika ve Asya gibi farklı coğrafyalarda da kullanıldığını ancak her toplumun ilaçlara verdiği yanıtın farklılık gösterebildiğini, bu durumun, yapay zeka destekli sistemler sayesinde her topluma özel tedavilerin daha doğru ve etkili bir şekilde uygulanmasının önünü açacaktır. Her hastaya her tedavinin uygun olmuyor. Yapay zeka destekli sistemler ile reseptör bazlı değerlendirmeler yapılarak kişiye özel tedavi yaklaşımlarının, en azından orta vadede klinik pratiğe gireceğini öngörüyoruz" diye konuştu. (MK-CK-
31 Temmuz 2025 Perşembe - 12:53
Sağlık-Sen Heyeti, Cizre Devlet Hastanesi Başhekimi ile görüştü
Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanı Sabgatullah Anmal ve yönetim kurulu üyeleri, Cizre Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Mehmet Halit Sapan ile makamında bir araya gelerek sağlık çalışanlarının sorun ve beklentileriyle ilgili bilgilendirmede bulundu. Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanı Sabgatullah Anmal, beraberindeki şube yönetimi, ilçe ve hastane iş yeri temsilcileri ve sendika üyeleri ile birlikte Cizre Devlet Hastanesi Başhekimliği görevine atanan Dr. Mehmet Halit Sapan’ı makamında ziyaret edip hastane çalışanlarının çalışma koşulları ve sürdürülebilir sağlık hizmeti altyapısı ile ilgili bilgilendirmede bulundu. Başkan Anmal; "Başhekim Dr. Mehmet Halit Sapan’ın, yöneticilik deneyimi ile Cizre Devlet Hastanesine de yeni bir vizyon getirmesini umuyoruz. Üstlendiği görevlerde vizyoner liderliği, çalışkanlığı ve çözüm odaklı yöneticiliğinin, Cizre Devlet Hastanesi’nde de hizmet kalitesini daha da ileri taşıyacağına inanıyoruz" dedi. Cizre Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Mehmet Halit Sapan ise vatandaşlara en kaliteli sağlık hizmetin sunulması için kurumlarında sağlanan tüm imkanları seferber edip üzerlerine düşeni yapmaya çalıştıklarını söyledi. Sapan, Sağlık-Sen Başkanı Anmal ve beraberindeki yönetim kurulu ve sendika üyelerinin yapmış olduğu ziyaretten duyduğu memnuniyeti ifade ederek, heyete teşekkür etti. Ziyaret sonunda, Sağlık-Sen heyeti tarafından Başhekim Dr. Mehmet Halit Sapan’a bir plaket takdim edildi.
31 Temmuz 2025 Perşembe - 12:49
Kadın hastanın karnından 10 kiloluk kitle tespit edildi
Bursa’da karın bölgesindeki şişlik nedeniyle hastaneye başvuran 40’lı yaşlardaki kadın hastanın yapılan tetkiklerinde karın içinde yaklaşık 10 kilogram ağırlığında büyük bir kitle tespit edildi. Doruk Nilüfer Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı ameliyatla kitle patlatılmadan çıkarıldı. Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Coşkun Özer, hastanın ilk muayenesinde karşılaştığı manzaranın doğuma hazırlanan birini andırdığını belirterek, "Gerçekte 10 kiloluk bir kitleyle karşı karşıyaydık. Karın bölgesinde büyük, hareketli, kistik bir yapı mevcuttu. Hastamız uzun süre farklı hastanelere başvurmuş, birçok tetkik yapılmış ancak bir türlü ameliyata alınmamıştı. Bize geldiğinde hem fiziksel hem de psikolojik olarak oldukça yorgundu" dedi. Kitle patlatılmadan çıkarıldı Bu denli büyük bir cerrahinin riskleri nedeniyle çok disiplinli bir ekip çalışması yürütüldüğünü vurgulayan Dr. Özer, "Kadın doğum, radyoloji ve anestezi uzmanlarımızla birlikte çalıştık. Kitlenin yerleşimini detaylı inceledik ve olabilecek komplikasyonlara karşı her adımı titizlikle planladık. Başarılı bir operasyon oldu" ifadelerini kullandı. Ameliyat sırasında kitlenin patlatılmadan çıkarılmasının en önemli öncelik olduğunu belirten Özer, "Bu tür kistlerde en büyük risklerden biri, içinde kanser hücresi bulunması ve kitlenin ameliyat sırasında etrafa yayılmasıdır. Bu, hastanın prognozunu ciddi şekilde etkileyebilir. Biz ekip olarak çok dikkatli çalıştık ve kitleyi kontrollü şekilde çıkardık. Ardından frozen (hızlı) biyopsi yapıldı ve sonuç temiz geldi. Bu, tüm ekip için büyük bir rahatlama oldu" dedi. Operasyon öncesi yaşam kalitesi oldukça düşen hastanın artık sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürdüğünü belirten Dr. Özer, "Kabızlık, idrar yapmada zorluk, mide bulantısı ve kasık ağrılarıyla yaşıyordu. Sırt üstü yatamıyor, adeta hamile bir kadın gibi hareket ediyordu. Şimdi kontrol altında, rahat bir şekilde yaşamına devam ediyor" şeklinde konuştu. Cerrahinin insan hayatına olan katkısına da dikkat çeken Dr. Özer, "Biz cerrahlar hastalara dokunmayı, onların yaşamına nefes olmayı seviyoruz. Bu yüzden ‘kanseri değil, cerrahisini seviyoruz’ diyoruz" dedi. "Kadınlar vücutlarındaki değişimleri ihmal etmemeli" Kadınlara önemli bir uyarıda bulunan Dr. Özer, "Karın, meme veya vücudun herhangi bir bölgesinde fark edilen kitle, şişlik, ağrı ya da şekil değişiklikleri asla hafife alınmamalı. ‘Geçer’, ‘önemsizdir’ diyerek ertelenmesi, ileride çok ciddi sonuçlara neden olabilir. Erken teşhis hayat kurtarır" ifadelerini kullandı.
31 Temmuz 2025 Perşembe - 12:44
Göktürk bebek kendisine uzanacak yardım elini bekliyor
Denizli’de kas hastalığı teşhisi konulan 2,5 yaşındaki Göktürk İlgün’ün ailesi, yurt dışında yapılacak olan gen tedavisi için hayırseverlerden yardım eli bekliyor. Denizli’de yaşayan İlgün ailesi, küçük oğulları Göktürk’ün hayatta kalabilmesi için zamana karşı yarışıyor. Henüz 2,5 yaşında olan Göktürk, ölümcül kas hastalığı ile mücadele ediyor. Kasları her geçen gün zayıflayan minik çocuk, Birleşik Arap Emirlikleri’ne bağlı Dubai’de yapılacak olan tedavi için Valilik onaylı kampanya başlattı. 10 Mart 2023’te Denizli’de dünyaya gelen Göktürk, doğumdan sonra karaciğer enzimlerindeki yükseklik nedeniyle 15 gün yoğun bakımda kaldı. İlgün ailesi, oğullarının gelişiminde bazı farklılıklar fark edince doktorlara başvurdu ve 8 aylıkken Göktürk’ün kaslarını her geçen gün eriten genetik bir kas hastalığı tanısı konuldu. Göktürk’ün annesi Gülsüm İlgün, okul öncesi öğretmeni olmasına rağmen çocuklarıyla ilgilenebilmek için çalışamadığını aynı zamanda baba Mehmet İlgün ise inşaat işçisi olarak ailesini geçindirmeye çalıştığını belirtti. Tüm aile, minik Göktürk’ün yaşaması için kenetlenmiş durumda olduğunu belirtti. Hastalığın ardından çocuğun sağlığını kavuşması için gece gündüz koşturduğunu ifade eden Mehmet İlgin, "Bu hastalık, zamanla yürüme, oturma, konuşma ve nefes alma gibi temel yetileri yok eden, ilerleyici ve ölümcül bir kas hastalığı. Ancak umut var. Yurt dışında uygulanan gen tedavisiyle hastalığın ilerleyişi durdurulabiliyor. Bu tedaviye ne kadar erken başlanırsa, Göktürk’ün yaşam kalitesi ve süresi o kadar artıyor. Fakat bu tedavi için gereken meblağ, tam 2,9 milyon dolar" dedi. "Göktürk için umut ol, bir nefes, bir adım, bir yaşam ver" Her bir kişinin yapacağı küçük bir katkının önemli olduğunu vurgulayan baba Mehmet İlgin, "Valilik onaylı bağış kampanyaları 1 ay önce başlatıldı. Ancak şimdiye dek yalnızca %1’lik bir kısmı toplanabildi. Oysa Göktürk’ün zamana ihtiyacı yok, onun acil desteğe ihtiyacı var. Her bir kişinin yapacağı küçük bir katkı, Göktürk’ün hayata tutunmasını sağlayabilir. Belki bir gün okula gitmesini, koşmasını, gülerek kardeşleriyle oyun oynamasını izleyebiliriz. Ama önce birlikte el ele vermemiz gerekiyor. Göktürk için umut ol, bir nefes, bir adım, bir yaşam ver" diye konuştu.
31 Temmuz 2025 Perşembe - 12:28
Karın ağrısı şikayetiyle gittiği hastanede karnından 30 santimlik dev kitle çıkarıldı
Samsun’da karın ağrısı şikayetiyle hastaneye başvuran erkek hastanın karnında tespit edilen 2 buçuk kilo ağırlığında ve 30 santimetre büyüklüğündeki kitle, yapılan başarılı operasyonla alındı. Nadir görülen bu vaka, erken teşhisin hayati önemini bir kez daha gözler önüne serdi.
31 Temmuz 2025 Perşembe - 12:16
Sinop’ta iş sağlığı ve güvenliği masaya yatırıldı
Sinop İl Sağlık Müdürlüğü’nde, çalışan güvenliğini artırmaya yönelik "İş Sağlığı ve Güvenliği Kurul Toplantısı" düzenlendi. İl Sağlık Müdürlüğü Toplantı Salonunda Sağlık Hizmetleri Başkanı Dt. Halil İbrahim Ustaoğlu başkanlığında gerçekleştirilen toplantıya, Destek Hizmetleri Başkan Yardımcısı Ali Kuzu ve çeşitli birimlerden temsilciler katıldı. Toplantıda, İl İş Sağlığı ve Güvenliği Koordinatörü Erdem Tuna ve İş Güvenliği Uzmanı Özge Çetin tarafından sunumlar gerçekleştirildi. Çalışan güvenliğini artırmaya yönelik değerlendirmelerin yapıldığı toplantıda, mevcut iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili uygulamalar gözden geçirilerek sağlık tesisleri için yeni koruyucu ve önleyici tedbirler ele alındı.
31 Temmuz 2025 Perşembe - 12:16
Gaziosmanpaşa’ya 7 yeni sağlık merkezi kuruluyor
Gaziosmanpaşa’nın sağlık altyapısı dev yatırımlarla güçleniyor. Gaziosmanpaşa Belediye Başkan Vekili Eray Karadeniz’in girişimleri ve Sağlık Bakanlığı’nın destekleriyle ilçeye Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi, Sağlıklı Yaşam Merkezi ve 5 yeni Aile Sağlığı Merkezi kuruluyor. Gaziosmanpaşa Belediye Başkan Vekili Eray Karadeniz, Ankara’da Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nu ziyaret ederek ilçedeki sağlık yatırımlarına ilişkin istişarelerde bulundu. Başkan Vekili Karadeniz, ziyaretin ardından yaptığı açıklamada, Gaziosmanpaşa’nın farklı mahallelerinde hayata geçirilecek yeni projeleri müjdeledi. Bu kapsamda Sağlık Bakanlığı’nın destekleriyle Karayolları Mahallesi’nde kurulacak olan Ağız ve Diş Hastalıkları Hastanesi yatırım programına alındı. Bunun yanı sıra ilçenin 5 farklı mahallesinde Aile Sağlığı Merkezi, Barbaros Hayrettin Paşa Mahallesi’nde ise tam donanımlı bir Sağlıklı Yaşam Merkezi hizmete açılacak. "Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine hızlı ve kolay şekilde ulaşmasını hedefliyoruz" Başkan Vekili Eray Karadeniz, ilçede hayata geçirilecek sağlık yatırımlarına ilişkin yaptığı açıklamada, "Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine hızlı ve kolay şekilde ulaşmasını hedefliyoruz. Bu önemli yatırımların ilçemize kazandırılmasında desteklerini esirgemeyen Sağlık Bakanımız Sn. Kemal Memişoğlu’na ve her zaman yanımızda olan TBMM İçişleri Komisyonu Başkanımız Sn. Süleyman Soylu’ya tüm hemşerilerimiz adına teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
31 Temmuz 2025 Perşembe - 12:07
"Guatr tek bir hastalık değildir"
Guatrın tek bir hastalık olmadığına dikkat çeken Endokrinoloji Uzmanı Dr. Gülçin Ecemiş, "Halkımızda guatr denildiğinde sanki tek bir hastalıkmış gibi yanlış bir algı mevcuttur. Oysa ki guatr sözcüğü şemsiyesi altında çok sayıda hastalık yer almaktadır" dedi. Liv Hospital Samsun Endokrinoloji Kliniği’nden Uzm. Dr. Gülçin Ecemiş, ‘guatr’ hakkında açıklamalarda bulundu. Uzm. Dr. Ecemiş, "Halkımızda guatr denildiğinde sanki tek bir hastalıkmış gibi yanlış bir algı mevcuttur. Guatr sözcüğü şemsiyesi altında çok sayıda hastalık yer almaktadır. Tiroit bezinin her türlü hastalığına guatr denilmektedir. Bezin aşırı çalışması, yetersiz çalışması, büyümesi veya içinde nodül dediğimiz yapılanmaların oluşması gibi durumların her biri ayrı bir guatr nedenini oluşturmaktadır" diye konuştu. Hipotirodizm hakkında bilgi veren Uzm. Dr. Ecemiş, "Hipotiroidizm tiroit bezi hormonlarının kısmen veya tam olarak yapılamaması ve kan dolaşımına verilememesinden kaynaklanan bir hastalıktır. Halsizlik, uyuşukluk, güçsüzlük, baş ağrısı, kilo alma, üşüme, kadınlarda adet kanamalarında düzensizlik (genellikle kanama şiddetlenir ve uzun sürer), deride kuruluk, saç, kaşlar ve diğer kıllarda dökülme, tırnaklarda kırılma, kabızlık, seste boğukluk, terlemede azalma, el ve ayaklarda karıncalanma, yüz, kol ve bacaklarda şişlik, işitmede azalma, eklem ve kas ağrıları hafızada azalma, ruhsal değişiklikler görülür. Ancak, hafif seyirli hipotiroidi vakalarında belirtiler silik olur veya herhangi bir belirti görülmeyebilir" dedi. "Sinirlilik görülebilir" Hipertiroidinin tanımını yapan Uzm. Dr. Ecemiş, "Hipertiroidi, tiroit bezinin fazla çalışmasına bağlı olarak tiroit hormonlarının fazla miktarda salgılanması sonucu ortaya çıkan klinik tabloya verilen isimdir. Tirotoksikoz, değişik nedenlerle, örneğin fazla miktarda tiroit tableti alınması ya da tiroiditlerde olduğu gibi tiroit depolarından kana ani olarak tiroit hormonlarının boşalması sonucu kanda tiroit hormonlarının yükselmesine verilen isimdir. İki durumda da klinik olarak aynı tablo ortaya çıkar. Klinik belirtileri; sinirlilik, aşırı heyecan ve duygusallık, kilo kaybı, sıcağa tahammülsüzlük, titreme, çarpıntı, saç dökülmesi, cilt ve tırnaklarda değişiklik, adet düzensizliğidir" açıklamasında bulundu. "Nodüllerin önemi" Tiroit bezinde bir yumru mevcutsa, buna ’tiroit nodülü’ denildiğini söyleyen Dr. Ecemiş, "Eğer tiroit bezi hem iri hem de nodüllü ise, buna nodüler guatr, hem iri hem de birden çok yumru mevcutsa buna da muti nodüler guatr denilir. Nodüllerin hasta ve hekim açısından üç önemli özelliği vardır. Birinci özellik nodülün kanser olup olmadığıdır. İkinci özellik nodül veya nodüllerin otonom yani başına buyruk çalışarak aşırı hormon üretimi ile hipertroidi denilen hastalığa yol açıp açmadığıdır. Üçüncü özellik ise iri nodüllerde rastlanan nefes borusuna baskı yapıp yapmadığıdır. Her üç durum hasta için değerlendirildikten sonra nihai tedavi planı yapılmalıdır" şeklinde konuştu. "Tanı konma süreci" Guatr şüphesi ile polikliniğe gelen hastaların öncelikle palpasyon ile boyun bölgesinin muayene edildiğini dile getiren Uzm. Dr. Ecemiş, "Muayene sırasındaki cilt bulguları, ağrı hassasiyeti önemlidir. Sonrasında ultrasonografi ile tiroit bölgesi ve komşu yapılarak dikkatlice değerlendirilir. Laboratuvar tetkiklerinde sT3, sT4, TSH ve gereğinde tiroit otoantikorları (anti-tiroglobulin, anti-TPO) istenerek teşhise dair değerlendirme tamamlanmış olur" diye konuştu. "Tedavi yolları" Tedavi yollarına değinen Uzm. Dr. Ecemiş şöyle devam etti: "Tiroit fonksiyon testlerindeki bozukluk hipotiroidi ile uyumlu ise, tedavi eksik olan hormonların yerine konması esasına dayanır ve levotroxin replasmanı yapılır. Eğer hastada mevcut bozukluk tirotoksikoz ile uyumlu ise, metimazol ve propiltiurasil gibi anitiroidal ilaçlarla tedavi uygulanır. Burada tirotoksikoz nedeni önemlidir. Hastanın ultrasonografi ile değerlendirilmesinde nodül ya da nodüllerin varlığı tedavide belirleyicidir. Bu çeşit fonksiyon bozukluğu olan hastalarda nükleer tıp bölümünce uygulanan tiroit sintigrafisi tetkiki önem arz etmektedir. Tirotoksikozu olan hastalarda nodül olup olmaması ve eğer nodül/nodüller mevcut ise tiroit sintigrafisindeki karakterine göre nihai tedavi seçenekleri; medikal tedavi, bazı hasta grubunda operasyon ya da radyoaktif iyot tedavi seçenekleri olarak değerlendirilebilir. Hastanın tiroit ultrasonografisinde nodül/nodülleri tespit edildiğinde, özellikle 1 cm üzerindeki nodüllerden tiroit ince iğne aspirasyon biyopsisi, tiroit fonksiyon testleri ve bazı durumlarda sintigrafi sonucuna göre uygulanabilmektedir." "Ameliyat tercih edilebilir" Guatr hastalığında ameliyat gerektiren durumlardan bahseden Uzm. Dr. Ecemiş, "Hipotiroidi ile uyumlu gautr hastalıklarında nodül yok ise levotroxin tedavsi ile takip yeterlidir, bu grupta ameliyata bası semptomu gibi bir durum yoksa ihtiyaç duyulmaz. Hipertiroidi durumunda; nodül ya da nodüller varlığı, büyüklükleri ve ultrasonografik özellikleri, tiroit sintigrafisindeki nodül karakteristiği ve tiroit ince iğne aspirasyon biyopsi sonucuna göre ameliyat önerilmektedir. Burada hastanın yaşı ve mevcut rahatsızlıkları da arz etmektedir. Ameliyat sonrasında hastalar ömür boyu levotroxin replasmanına ihtiyaç duyarlar. İlacı düzenli kullanmaları belirli aralıklarla tiroit fonksiyon testleri ile takip edilmeleri gereklidir. Estetik olarak topikal bir takım tedavilerle yara izi nerdeyse fark edilmeyecek kadar azaltılabilir" dedi.
31 Temmuz 2025 Perşembe - 11:57
Sıcak hava sinirlendiriyor
Psikolog Selver Yazıcı, sıcak havalarla birlikte görülen uyku bozuklukları ve beslenme değişikliklerinin agresifliğe sebep olabileceğini söyledi. Sıcaklarda uykuyu almanın ve düzenli beslenmenin önemli olduğunu söyleyen Selver Yazıcı, "Hava soğuyor insan psikolojisi değişiyor, hava ısınıyor insan psikolojisi değişiyor, bahar geliyor, kış geliyor, insan psikolojisi değişiyor. Havaların, insanın serotonin ve melatonin hormonları üzerinde çok büyük etkisi var. Bu anlamda, uykuyu düzenli almak ve beslenmeyi düzenli yapmak oldukça önemlidir. Bir danışman olarak şunu çok duyuyorum; ‘Gece hava o kadar sıcak oluyor ki pencereyi açıyorum. Klima olmadığı için sabaha kadar uyuyamıyorum. Gün içerisinde de uykusuz olduğum için işime odaklanamıyorum; konuştuğumu anlamıyorum, çok sinirli ve çok gergin oluyorum’. Bunun dışında sıcak havaların, insan vücuduna fazla terleme ile gelen susuzluk ya da beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler gibi durumlardan dolayı, ister istemez insanlarda bir sinir ve agresiflik hali olabiliyor" dedi. Yazıcı, düzenli beslenme ve bol su ile bu durumun önüne geçilebileceğini söyleyerek, "Fiziksel olarak; düzenli beslenerek ve bol bol su içerek bu durumun önüne geçebiliriz. Psikolojik olarak yapılabileceklerde ise ben her zaman şu durumu tavsiye ediyorum; eğer gerekliyse terapiste gidin. Artık ülkemizde terapiyi normalleştirme zamanı geldiğini düşünüyorum. Gerçekten, susuzluk, uykusuzluk, düzensiz beslenme ve sıcak havaların etkisiyle bir sinir kaybı yaşanabiliyor. Bu anlamda, kişilere terapiste gitmelerini, problemlerini konuşarak çözmelerini, düzenli beslenmelerini ve bol su içmelerini öneriyorum" ifadelerini kullandı.
31 Temmuz 2025 Perşembe - 11:47
Diyarbakır’da 4 işletmeye ceza, bin 527 kilo ürün imha edildi
Diyarbakır’da gıda denetimlerinde 4 işletmeye yasal işlem uygulanırken, bin 527 kilo ürün imha edildi. Diyarbakır İl ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlükleri, vatandaşların güvenilir gıdaya erişimini sağlamak için denetimlerini aralıksız sürdürüyor. Bu kapsamda kent genelinde yaz aylarında artış gösteren tüketim ürünlerine yönelik kontroller sıklaştırıldı. Yapılan denetimlerde izinsiz üretim gerçekleştirdiği tespit edilen 4 işletmeye 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu kapsamında işlem uygulandı, bin 527 kilogram ürün imha edildi. Yetkililer, denetimlerin yıl boyunca devam edeceğini, vatandaşların da şüpheli ürün ya da işletmeleri "Alo 174 Gıda Hattı"na bildirebileceğini hatırlattı.
31 Temmuz 2025 Perşembe - 11:41
İldem’e 600 yataklı hastane yapılacak
Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç; Kayseri’nin doğuya doğru gelişirken, sağlık altyapısının da güçlendiğini belirterek, 90 bin metrekarelik bir arsanın İldem-Gesi bölgesinde 600 yataklı yeni hastane için tahsis edildiğini duyurdu. Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç; yerinde incelemeler gerçekleştirdiği İldem-Gesi bölgesinde yapımı süren içme suyu deposu şantiyesinde önemli açıklamalarda bulundu. Başkan Büyükkılıç, bölgeye kazandırılacak 600 yataklı yeni hastane müjdesini vererek, şehrin doğuya doğru büyüdüğünü ve kamu yatırımlarıyla bu gelişmenin desteklendiğini vurguladı. Yeni hastane projesinin bakanlık tarafından onaylandığını belirten Büyükkılıç; Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in de desteğiyle 90 bin metrekarelik bir arsanın sağlık hizmetleri için tahsis edildiğini ifade etti. Milli Emlak’ın da onayıyla bu sürecin tamamlandığını söyleyen Başkan Büyükkılıç; "Şehir hastanemizin bir eksikliği tamamlanıyor. 600 yataklı Gesi-İldem bölgesine hastaneyi bakanlığımız onayladı. Milli Eğitim Bakanımız burada fedakârlığı yaparak 90 bin metrekarelik arsanın kullanımına Milli Emlak’ımızın onayıyla müsaade etti. Uyumun, iktidarla yerel yönetimin dayanışmasının en güzel örnekleri sergileniyor" dedi. Başkan Büyükkılıç, özellikle Kayseri Şehir Hastanesi’nin yükünü hafifletecek bu yeni sağlık kompleksinin, bölge halkının sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştıracağını belirtti. Başkan Büyükkılıç açıklamasında; "Böyle güzel bir şehrin hizmetkârı olmak bizlere nasip olmuş, Mevla’mıza şükrediyoruz" diyerek, duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Yusuf Tekin ve yatırıma katkı sunan tüm kurum ve yetkililere teşekkür eden Büyükkılıç, bu yatırımların Kayseri’nin vizyonuna güç kattığını söyledi. Yeni hastane sayesinde İldem ve Gesi bölgeleri hem sağlık hem de sosyal açıdan daha da canlanacak.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder